SUNUŞ
Millî İstihbarat Teşkilâtı, Büyük Önder ATATÜRK’ün bundan 80 yıl
önce verdiği, “…muasır devletlerde olduğu gibi, bizde de
modern bir istihbarat teşekkülü kurmak mecburiyetindeyiz…”
direktifleri doğrultusunda kurulmuş ve her dönemde biraz daha gelişerek,
güçlü ve güven veren bir kurum haline gelmiştir.
Her devlet için, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine, varlığına,
bağımsızlığına, güvenliğine ve Millî gücünü meydana getiren bütün unsurlarına
karşı içten ve dıştan gelecek mevcut ve muhtemel tehditler hakkında bilgi toplamak
ve istihbarat oluşturmak vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.
Millî İstihbarat Teşkilâtımız da, Türkiye Cumhuriyeti devlet
yapısı içerisinde görevleri ve sorumlulukları itibariyle böylesine önemli bir
konumdadır. Nitekim, kanun koyucu, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve
Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu ile MİT’i, ülkenin genel siyasetinin yürütülmesinden
sorumlu Başbakan’a doğrudan bağlayarak, Millî Güvenlik İstihbaratı’nı devlet çapında
oluşturma ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırma ve ülkemize
yönelik istihbarata karşı koyma ile görevlendirerek, yasal sorumluluklarını ve
devlet yapısındaki önemini belirlemiştir.
21. yüzyılda teknolojinin ulaştığı düzey ve sürekli gelişme, globalleşmenin getirdiği sorunlar ve açılımlar hiç şüphe
yok ki istihbarat Teşkilâtlarını da etkilemektedir. Bu etkileme, sadece yapılanmayla
sınırlı kalmamakta, ilgi alanlarının yanı sıra metod ve prensiplerin, istihbarat
yöntemlerinin de yenilenmesine, karşılıklı ülke çıkarları çerçevesinde yabancı
istihbarat Teşkilâtlarıyla işbirliğinin geliştirilmesine de neden olmaktadır.
Ancak, bir kurumun kanunu, yetkileri, teknolojik kapasitesi, bütçesi ve
diğer kurumlar ile koordinasyon becerisi ne kadar hayati olsa da, hasılasındaki
en önemli etkenin, kurumdaki insan kalitesine ve profesyonelliğine bağlı olduğunu
düşünmekteyiz.
Teşkilâtımızda, her kademenin verdiği tecrübeler ile yetişen
kadroların, üst yönetimde yer almaları ile hedeflenen kalite ve profesyonelliğe
ulaşmada çok önemli aşamaların geçildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Hatırlanacağı üzere, ilk Web Sayfamızdaki “Sunuş”ta, ülkemizin son derece enerjik,
bilinçli gençlerine, istihbarat mesleğini tanıtmaya çalışmıştık. Bu çabanın meyvelerini,
son senelerde çok net bir şekilde aldığımızı belirtebiliriz. Kurumumuza, belirlediğimiz
üniversitelerden mezun, iyi seviyede lisan bilen ve bu mesleğin zorluklarını aşabilecek
yeteneklere sahip gençlerin müracaatında büyük artış olmuştur.
Açtığımız imtihanlarda kabiliyet ve başarıları dışında hiçbir etkenin rol oynamadığı bir
sistem ile kurumumuza kazandırılan yeni neslin, dünyanın en zor ve yıpratıcı mesleğinde,
her kademede bilfiil çabalarıyla kazanacakları tecrübelerden sonra gelecekleri
Müsteşarlık dahil üst yönetim görevlerinde, Millî İstihbarat Teşkilâtı’nı mükemmel
bir şekilde yöneteceklerine güvenimiz tamdır.
Dünyada halen istikrarsızlık kaynağı olan pek çok sorunun ülkemizi doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilediği,
ayrıca uluslararası terörün aldığı boyut ile perde arkası destekler değerlendirildiğinde
ve en önemlisi yaşadığımız coğrafya dikkate alındığında, bu coğrafyada istikrar
içinde yaşamanın ne derece zor olduğu ve bunu temin için de diğer faktörlerin
yanında, çok yetenekli ve güçlü bir istihbarat kurumuna ihtiyaç duyulduğu apaçık
ortadadır.
Arzu edilen istihbarat ihtiyacının karşılanmasında, yurtiçinde
ve yurtdışında en kritik bölgelerde, zor şartlarda görev yapan, kapalı dünyalarında
sessizlik içinde çalışan mensuplarımızın, başarılarının temel unsuru, şüphesiz
milletinden alabildiği manevi destektir.
Yasal yetkileri çerçevesinde görevini sürdüren ve ulusal niteliğini 80 yıldan bu yana ısrarla koruyan Millî İstihbarat
Teşkilâtı’na destek vermenin, kişiler ve tüm kurumlar için bir görev ve onur meselesi
olduğuna inanıyoruz.
” Biz, büyük Türk Milleti’nin hizmetindeyiz.”
MİT Müsteşarı
Benzer yazılar:
çok kaşınacak insan lar var amma kimseleri bulamıyosun ğüvenemiyosun adamlar catır catır esrar satıyo bostancıda
daha öz yassanız olmaz mıydı????