nedir

5 Yaşından Beri Her Gün Birkaç Aldı, Bu Hale Geldi. Doktorlar Ona Çare Bulamıyorlar.

5 yaşından beri her gün birkaç aldı, bu hale geldi. Doktorlar ona çare bulamıyorlar.

Şişman ın dramı

En şişman nesil oluşuyor

İngiltere onu konuşuyor. Çünkü o, henüz 15 yaşında tam 209 . Doktorlar almasını önleyemiyor. Kendisi ise yemekten vazgeçemiyor.

Georgia Davies, 5 yaşına kadar son derece normal bir çocuktu. Ancak 5 yaşındayken babasının ölümü üzerine yaşadığı şok sonucunda yeme alışkanlığı değişti. Artık kendisini yemekten alıkoyamayan Georgia “Doktorlar her an ölebileceğimi söyledi. En az 125 vermem gerekiyor. Ama ben, yemekten vazgeçemiyorum. Başka insanlar uyuşturucu müptelası. ise benim için eroin gibi” diyor.

denemeleri sızlıkla sonuçlanması üzerine, tek çarenin mide küçültme ameliyatı olduğu söylenen Georgia’ya, bu ameliyat da, yaşı çok küçük diye yapılamıyor.

Okula gidemeyen, artık birkaç adım atmak dışında 10 metre bile yürüyemeyen, ayakta zor duran şeker hastası da olan Georgia’nın tek umudu Amerika’daki Wellspring Akademis’nde obez çocuklar için uygulanan ancak oldukça riskli olan bir .

Uzanlar, Georgia’nın, çocuklar arasında giderek artan obezitenin en korkunç örneği olduğunu bu vakaların çoğalabileceği sında bulundu.

İlaç gibi ekmek
hastalarına iyi gelecek ekmek üretildi

15.07. 17:36
Sofraların vazgeçilmez tadı ekmek artık birçok hastalığa da iyi gelmeye başladı. damar hastalıkları ile mücadele etmede yardımcı olan ‘Çeşni Bahar’ adlı bir ekmek üretildi.

Ekmeğin içinde bulunan soya proteini zengin baharatlarda bir yandan besliyor diğer yandan da lezzetine lezzet katıyor. Ekmeğin içerisinde soya, yulaf unu, çavdar arpa unları, kekik, nane, kırmızı , çemen otu, çörek otu, karabiber, tarçın, havlıcan, kimyon, zencefil, biberiye. Zerdeçal, karanfil, fesleğen gibi birçok faydalı baharat bulunuyor. Görünüşü oldukça küçük ama bir o kadar da doyurucu. Halk Ekmek Genel Müdürü, Ali İlkbahar çeşni bahar adlı ekmeğin zengin bir vitamin deposu olduğunu yapmadığını söyledi. İlkbahar çeşni bahar ekmeğinin damar hastaları tarafından da oldukça fazla tercih edildiğini belirterek, ekmeğin poşette satıldığını fiyatının da 70 yenikuruş olduğunu söyledi.
damar hastalarının da tercih ettiği çeşni bahar ekmeğini fiyatı ise sadece 70 Yenikuruş olduğunu belirtti.

Kene çıkarmada süper çözüm!
Vücuda yapışması sonucu ölümlere olan kene, kesik enjektörle vakumlanarak çıılabilir

08.07. 19:32

Enjektörün uç kısmını bıçakla kesiliyor, düzgün olması için zımpara yapılıyor enjektörün içine 3 damla sabunlu su koyuluyor. Daha sonra ucu kesilmiş enjektör kenenin bulunduğu bölgeye koyularak üzerinde vakum etkisi yaptırılıyor. Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor.

Bolu’da, İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkartmak için kolay pratik bir çözüm yolu buldu. Tanyar, enjektörün ucunu keserek hava basıncı ile keneyi çıkartıyor.

Köroğlu Avcılar Kulübü’nün başkanlığını da yapan Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkartmak için yeni bir yöntem buldu. Kenenin deriyi kesmeden operasyon gerektirmeden çıkartılacağını günlerce düşünen Fahrettin Tanyar, çözümü hava basıncında buldu.

Enjektörün uç kısmını bıçakla kesen düzgün olması içinde zımpara yapan Tanyar, enjektörün içine 3 damla sabunlu su koyuyor. Daha sonra ucu kesilmiş enjektör kenenin bulunduğu bölgeye koyularak üzerinde vakum etkisi yaptırılıyor. Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor.

Tanyar, enjektörle kene çıkartma yöntemini aşama aşama fotoğraflayarak İl Müdürlüğü’ne gönderdi. İl Müdürlüğü yetkilileri de enjektör yöntemini deneyerek sonucun olumlu olduğu ına vararak, yeni kene çıkartma tekniğini olumlu buldu.

Enjektörle kene çıkartma tekniğini ilk olarak kendi üzerinde denediğini olumlu sonuç aldığını belirten Tanyar, “Arazide sürekli bulunan askerlerimiz, avcılarımız, köylülerimiz, hayvancılık yapan insanlarımız hiç olmazsa kuruluşuna gitmeden önce keneyi çıkartabilecekler. Enjektörün hava basıncıyla keneyi yapıştığı yerden çok basit bir şekilde alabilirler. Halkımıza faydalı olacağını düşünüyorum. Bunu hazırladığım fotoğraflarla İl Müdürlüğünü’de sundum. Müdürlüğü yetkilileri de denemişler olumlu olduğunu söylediler. Kendi deneylerimizle de olumlu sonuç aldık. Kullanılmasının yararlı olacağı düşüncesiydeyim” dedi.

dunyabulteni.net

Lobların doğuştan amfizem olması, (ayrıca lob amfizemi diye de bilinir), bebeğin ciğerlerine hava girmesi fakat çıkarken sorunla şılaşması durumunda ortaya çı. Akciğerler aşırı oranda şişer ciğerler çevresindeki alana nüfuz eder. Çoğu vakalarda, loblardan yalnızca biri, genellikle üstteki etkilenir.Belirtiler

-İnatçı kısa soluk alıp verme;

-Hırlama;

-Dudakların tırnak altlarının mavimsi bir alması (siyanoz)

Doğuştan lob amfizemi hemen daima iki haftalık olduğu esnada ortaya çı. Çoğu vakalarda, hiçbir bulunamaz; bebeğin ciğerleri tam gelişmemiştir ya da hava yolunu tıkayan bir şey vardır.

Hiçbir belirti göstermeyen ya da yalnızca hafif arada sırada meydana gelen belirtiler olan bebeklerde, belli bir yapılması gerekli değildir. Bununla beraber, bazı durumlarda hastalıktan etkilenen lobun cerrahi müdahaleyle alınması gerekebilir.

Seyrek olarak bir bebeğin fazladan bir ya da daha çok meme başının olduğu görülür.Meme başları ile birlikte göğüs dokusu da bulunur veya bulunmaz. Bazen meme başında bir areol (ayla; meme etrafındaki siyah daire) eksiktir. Her ne kadar fazla meme başları genellikle göğüs bölgesinin çevresinde yer alırsa da ara sıra boyunda, sırtta, kalçada vulvada bulundukları da gözlenmiştir.

Kuzey Amerikalıların tahmini olarak %1 ile 2 sinde fazla meme başı bulunur. Bu durum kadınlarda eşit oranda gerçekleşmekle birlikte zencilerde, Japonlarda Ibranilerde daha yaygın olarak ortaya çıkabilmektedir.

Kusurun üriner anomalilerle bağıntılı olduğu sanılmaktadır.

Yeni doğan bebeğinizde normalden fazla sayıda meme başı varsa bunların estetik amaçlarla alınması mümkündür.

Her ne kadar ergenlik, mentruasyon ( görme) gebelik sonrasında ortaya çıkan hormonal değişimlere yanıt verebilseler de, meme başları nadiren tıbbi bir soruna işaret ederler. Böyle bir yanıt söz konusu iken, fazla olan meme başı genişleyerek ağrılı bir hal alabilir. Üçüncü bir göğüse sahip olunması ayrıca ruhsal travmaya olabilir. Dahası, fazla bir meme başı, mastit, abse gibi göğüs hastalıkları bakımından da normal meme başlarına ek bir risk kaynağı işlevi görür.

Bir , bir göğsü ya da meme başı eksik olarak da doğabilir. Bazen göğüs altında bulunan kasın gelişmemiş olduğu görülmektedir. Böyle bir durum söz konusu ise bebeklik ya da ilk çocukluk döneminde hiçbir şey yapılamaz. Ancak, çocuk erginlik dönemine eriş estetik nedenlerle ameliyat yapılabilir.

Osteogenesis imperfekta kemiklerde anormal bir kırılganlığın olduğu nadir bir kalıtımsal hastalıktır. Doğum esnasında ya da çocuk yürümeye başladığında kırıklar meydana gelebilir. Ergenlikte daha sonraki dönemlerde sık olarak işitme bozuklukları görülür.Belirtiler

- Kırıklarla sonuçlanabilen kemik zayıflaması,

- Koyu mavi ya da siyah göz akı,

- El, kol, ayak bacakta şekil bozuklukları, özellikle ayak kavsinde,

- Düztabanlık,

- Boy kısalığı.

Hastalığın çeşitli tipleri vardır. En hafif tiplerinde, çocuk ergenlik dönemine yaklaştıkça kırıkların oluşma olasılığı azalır.

Teşhis

Teşhis radyografi ile konur.

Hastalığın ağır tipleri çoğu kez ölümcüldür. Birçok çocuk bu nedenle bebeklikte ya da daha ileriki dönemlerde solunum sorunları nedeniyle ölür.

Hastalığın hafif tiplerinin kırık riskini azaltmayı hedefler. Kırıkların tam olarak edilmesi şekil bozukluklarının düzeltilmesi önemlidir. Çocuklarında bu görülen anneler, tekrar hamile kalmadan önce doktorlarına başvurmalıdırlar.

Pamukçuk, ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur; yanakların iç tarafına, dilin üzerine ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınırsa, altında deri yanmış gibi görünür kanayabilir. Pamukçuk, sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir.Belirtiler : Bebeğin ağzında, ağzının içinde çevresinde süte benzer bir tabaka.

Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. emzirilirken rahatsızdır hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız, bebeğinizin doktoruna başvurunuz. Teşhis koymak için çoğunlukla sadece bakmak suretiyle muayene yeterli olmaktadır.

Sağlıklı bir yeni doğmuş genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat, özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa, nystatin adı verilen bir antimartar madde bu süreci hızlandırmaktadır.

Pişik; alt bezinin bebeğinizin tenine temas ettiği noktada hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çı. İlerlemiş durumlarda, içi su dolu kabarcıklar buna benzer biçimde bebeğe acı veren deri değişiklikleri görülebilir. Eğer pişik infekte olursa bu deri döküntüleri parlak kırmızı bir alabilir genişleyebilir. Bu döküntüler bezin temas alanının dışına çıkarak yayılabilir. |Pişiğin nedeni genel olarak derinin tahriş olmasıdır.
- Bu tahrişin nedeni alt bezinin küçük gelmesi, çok sıkı bağlanmış olması ya da gerekli sıklıkta değiştirilmemesidir.
- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri temizlemek için kullandığınız sabun temizleyiciler de tahrişe olabilir.
- Aynı zamanda kullanıp atılan tipte hazır alt bezlerinin bazıları veya bebeğinizin ı temizlemek için kullandığınız hazır ıslak bezler de tahrişe olabilir.
- Alt bezinin üzerine bebeğe giydirilen sentetik esaslı giyecekler alt bezinin temas ettiği alanda ısı nemin yükselmesine olur.
- Tahriş olmuş derinin ısı neminin yükselmesi ise bazı mikropların üremesi için ideal ortamı yaratır. Bu durumda pişik “infekte” olur. Eğer pişik infekte olmuşsa bu genellikle bir mantar infeksiyonudur buna olan da genellikle Candida adıyla bilinen bir mantardır. Böyle bir durumda aynı zamanda deriyi etkileyen başka mikroplar da (bakteriler) olabilir. Infeksiyon pişiğin tedavisini daha güç bir hale getirebilir.
Pişiğin Önlenmesi
- Temel kural; alt bezinin kapladığı alanın temiz, kuru serin tutulmasıdır. Bu nedenle bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli olabildiğ altı açık tutulmaya özen gösterilmelidir. Böylece bebeğin teni hava aldıkça kuruyacaktır. Uyku sırasında bebeğin ı kumaş bezle bağlamak geçerli bir yöntemdir. Bu durumda bebeğin altı uykuya daldıktan hemen sonra kontrol edilmeli ıslaksa hemen değiştirilmelidir. Bu kontrolün bebeğin uykuya dalmasından hemen sonra yapılmasının nedeni bebeklerin idrarlarını genellikle bu arada yapmalarıdır.
- Doktorunuz size kısa bir süre için kortizonlu bir preparat önerebilir. Ancak borik asit, kamfor, fenol, metil salisilate veya benzoin tinktür içeren herhangi bir bileşiği doktorunuz özel olarak önermediği sürece kullanmamalısınız, bu bebeğinizin cildine zarar verebilir.
- Şayet bebeğinizin pişiği infekte olmuşsa doktorunuza danışın.
- Pişik durumunda talk pudrası mısır nişastası önerilmez; talk pudrası bebeğinizin ciğerlerine zarar verebilir, eğer bir mantar infeksiyonu varsa mısır nişastası bunu kötüleştirebilir.
- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bezleri yıkadıktan sonra 15 dakika kadar kaynatarak tüm mikropların ölmesini kimyasal maddelerin uzaklaştırılmasını sağlamalısınız.
-Bazı hazır alt bezleri içerdikleri emici bir jel sayesinde derinin kuru kalmasını sağlayabilirler. Bu tip alt bezlerinin kullanımı bazı bebeklerde pişik oluşmasını önleyebilir.
- Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta alt bezlerinin sıklıkla değişmesi gerektiğidir.
- Bebeğinizin alt bezini saat başı kontrol edin ıslandığı zaman hemen değiştirin.
- Alt bezi değişiminde bebeğinizin ı dikkatle temizlemelisiniz. Bu temizliği yaparken ılık, çok hafif sabunlu veya duru su kullanabilirsiniz.
- Bebeğinize yeni alt bezi bağlamadan önce ın iyice kuruduğundan emin olmalısınız.
- Bebeğinizin cildini nemden korumak için çinko oksit içeren kremler, A De vitamini içeren kremler veya vazelin kullanabilirsiniz.
- Alt bezinin üzerine sentetik malzemeden yapılmış giysiler giydirmeyin
- Eğer pişik devam ediyorsa kullandığınız alt bezinin tipini, alt temizliğinde kullandığınız “ıslak” mendilleri veya sabunu değiştirmelisiniz.
- Eğer kumaş alt bezi kullanıyorsanız bu bezleri yıkadıktan sonra kimyasal maddelerden mikroplardan arındırmak için en az 15 dakika süreyle kaynatmalısınız.
Aşağıdaki Durumlarda Doktorunuza Müracaat Edin:
- Pişik henüz 6 haftalık iken ortaya çıkarsa,
- Içi su dolu kabarcıklar küçük yaralar oluşmuşsa,
- Bebeğinizin ateşi varsa,
- Bebeğiniz kaybediyor veya her zamanki kadar yemiyorsa,
- Içi su veya cerahat dolu büyükçe kabartılar meydana çıkmaya başlamışsa,
- Kırmızı döküntüler kollara yüze veya saçlı deriye doğru yayılıyorsa
- Yukarıdaki önerilerini bir haftadır uyguladığınız halde durumda herhangi bir düzelme görülmüyorsa hemen doktorunuza başvurun!|Yukarıdaki Bilgilerin Hazırlanmasında Bazı İlaç Firmalarına Ait Dokümanlardan Yararlanılmıştır.

Her çocuk ciğerleri çökük olarak doğar, ciğerlerin doğumdan sonra birkaç nefeste şişmesi bebeğin solup alıp vermeye başlaması doğumun olağanüstü yönlerinden birisidir. Bununla beraber, ciğerleri ilk defa şişirebilmek için dikkate değer basınç değişimleri meydana gelir. Bazen akciğerler her yöne bir çırpıda şişmezler basınç değişikliği henüz taze olan hava keseciklerine (alveoli) kırılmalara yol açar. Bu kırıklar, ciğeri çevreleyen göğsün iç duvarını oluşturan alanlar arasındaki zarlara (plevra) hava sızmasına olurlar. Bu alana (ki, plevral boşluk diye adlandırılır) büyük oranda hava sızması durumunda, ciğerler çöker (pnömotoraks) soluma güçleşir.Belirtiler

- Artan aktivite;

- Nefes alıp verme kısalığı;

- Hızlı hırıltılı soluma;

- Dudakların tırnak altlarının mavimsi bir alması (siyanoz)

- Ciğerlerin aniden çökmesi (Acil Durum).

Teşhis

Eğer az miktarda hava sızarsa, artmış oranda aktivite gösterecek nefes kısalığı, hızlı hırıltılı soluma, siyanoz (mavi dudaklar tırnak altları) meydana gelecektir. Bununla beraber, eğer fazla oranda hava sızmışsa, bu durumda ciğer aniden çökecektir. Bebeğin doktoru bu durumda sızıntının nerede olduğunu belirlemek için göğüs röntgeni alınmasını isteyebilir.

Pnömotoraks, eğer akciğerler aniden sönerse çok tehlikeli olabilir. Fakat çoğu vakalarda, sızan hava oranı azdır kendi kendine absorbe olmaktadır (emilmektedir).

Bazen hiçbir uygulamak gerekmez. Kimi zaman, bebeğe soluması için 1 ila 2 saat süreyle yüzde 100 oksijen vermek suretiyle pnömotoraks düzeltilebilmektedir. Ciğerlerin aniden sönmesi durumunda, acil bir önlem olarak, göğüs içine kaçmış olan havaların çıkartılması gerekebilir. Bu işlem, göğüs duvarı ile akciğerler arasındaki boşluğa bir boru sokmak suretiyle .

Heme pigmenti (renkli madde) adı verilen hemoglobin (eritrosit (kırmızı kan hücresi) içerisinde bulunur), miyoglobin (kırmızı kas hücresi içerisinde bulunur) sitokrom adı verilen maddelerin üretiminde temel maddelerden olan maddelerin üretimindeki anormalliklerin ortaya çıktığı bir grup kalıtsal hastalıklara porfiri adı verilir.Akut intermittan porfiri; herediter koproporfiri; konjenital eritropoietik porfiri; eritropoietik protoporfiri adı verilen tipleri gözlenebilir.

Porfiri hastalarının üç temel özelliği vardır: (1) fotodermatit (ışığa hassasiyet buna bağlı kızarıklıklar), (2) nöropsikiyatrik (sinirsel psikolojik) şikayetler (3) ın ağrısı kramplar gibi bulgular.

Porfiri hastalığı, otozomal dominant (baskın) veya otozomal resesif (çekinik) olarak çocuklara geçebilir. Geçişin tipi ebeveyndeki porfiri tipine bağlıdır. Bazı porfiri tipleri çocukluk döneminde ortaya çıkarken, bazıları ergenlikte bazıları da yetişkin yaşlarda ortaya çı.

Klasik bir akut porfiri atağında genellikle çok şiddetli ın ağrısını takiben kabızlık eder. Akut atak sırasında kişilik değişiklikleri ile birlikte uzuvların uçlarında ıncalaşma hissizlik, kuvvetsizlik, paralizi, duyu bozuklukları kas ağrıları meydana gelebilir. Bu akut ataklar hayatı tehdit edici olabilir; kan elektrolit (sodyum, potasyum gibi) dengesizlikleri, kan basıncında düşme şok gelişimi gözlenebilir.

Atak sonrasında idrarda kırmızılık meydana gelebilir. Konjenital eritropoietik porfiride, idrar sürekli kırmızıdır.

Güneş ışığına maruz kalındığında, ciltte kızarıklık, ağrı, sıcaklık hissi, su toplanması şişlik meydana gelebilir. Meydana gelen bu değişiklikler yavaş yavaş düzelir sıklıkla görünüm bozukluğuna olan nedbe dokusu veya değişikliği bırakarak düzelir.

Belirtiler Bulgular

- kırmızı idrar

- dişerde anormal renkler

- güneşışığına şı aşırı duyarlılık

- güneşışığına bağlı ciltte su toplanması

- güneşışığına bağlı ciltte ödem (şişme)

- fotodermatit

- kramp tarzında ın ağrıları

- kabızlık

-

- kol bacaklarda ağrı

- sırt ağrısı

- kişilik değişiklikleri

- ıncalanma hissizlik

- kas ağrıları

- kas zayıflığı paralizi

- çarpıntı

- derin tendon reflekslerinin kaybolması

- elektrolit değişiklikleri (sodyum seviyesinde düşme - hiponatremi)

- böbrek fonksiyonlarında azalma (idrar testleri ile )

da Kullanılan Analizler

- kan biyokimyası

- serum kreatinin

- kreatinin klerensi

- BUN

- serum potasyum

- arterial kan gazları

- kanda porfirin ölçümleri

- enzim testleri (üroporfirinojen dekarboksilaz, protoporfirinojen oksidaz, porfobilinojen PGB deaminaz, koproporfirinojen oksidaz, ALA dehidrataz, üroporfirinojen III kosentaz, ferroşelataz)

- idrarda Watson-Schwartz testi

- Hoesch testi (yüksek PBG miktarının ölçümü)

Akut Atak

- elektrolit dengesinin sağlanması devamı

- kan gazlarının edilmesi

- hastaya karbohidrat verilmesi (serum glukoz şekinde olabilir)

- ağrının giderilmesi

- ajitasyon huzursuzluk için hastanın sedatize edilmesi (yatıştırıcı ilaç)

- hipertansiyon için propranolol verilmesi

- intravenöz hematin (damar içine) verilmesi

Uzun Süreli

- ün tüm türlerinden uzak durun

- atağa olabilecek ilaçlardan uzak durun

- bol karbonhidratlı alın

- güneş ışığından uzak durun

- cildinizi yaralanmalardan özellikle koruyun

- beta-karoten alın (havuç)

- splenektomi (dalağın çıılması) gerekebilir

Porfiriler hayatı tehdit eden hastalıkalrdır; ancak iyi bir bakım ile uzun süre sorunsuz dönemler geçirebilir.

Gelişebilecek Problemler

- İlerleyici kas paralizileri

- solunum yetmezliği

- safra taşları

- şekil görüntü bozuklukları

- koma

ABD�de yapılan bir araştırmada, prematüre doğan kişilerin yetişkinliklerinde de gelişme sorunlarıyla şı şıya kaldıkları ortaya çıktı. New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanan araştırma, 1.5 kilonun altında doğan 242 arasında yapıldı.Araştırmada, kontrol grubunda bulunan normal kiloda doğan 233 kişiye oranla bu kişilerden daha azının lise mezunu olduğu belirlendi. Düşük kilolu bebeklerin IQ�larının daha düşük, kör, sağır felç olma olasılıklarının yüksek olduğu saptandı. Araştırmaya katılan düşük kilolu doğan kişilerin yüzde 51�inin IQ�sunun normal olduğu, yüzde 74�ünün liseyi bitirdiği, yüzde 25�ininse yüksek okula devam ettiği belirtildi. Normal kiloda doğanların ise yüzde 83�ünün liseyi bitirdiği, yüzde 40�ının yüksek okula devam ettiği bildirildi.

Ancak araştırmada, çok düşük kilolu doğanların uyuşturucu bağımlılığı gibi riskli davranışlara girmeleri olasılığının da düşük olduğu belirlendi. Bu kişilerin cinsel olarak da daha az aktif oldukları saptandı. Doğan bebeklerin yüzde biri 1.5 kilonun altında oluyor. 2.5 yukarısı, normal doğum kilosu olarak kabul ediliyor.

Raşitizm kemiklerde kalsiyum depolanmasının yetersiz olmasına bağlı olarak ortaya çıkan şekil bozukluklarına verilen genel addır. Nedenleri çeşitlidir. Her yaşta görülebilir. En sık olarak görülen, dolayışıyla raşitizm denilince ilk akla gelen D vitamini eksikliğine bağlı olarak süt çocukluğu döneminde gelişen raşitizmdir.
D vitamini eksikliği olur?

D vitamini diğer vitaminlerin çoğundan farklı olarak besinlerle alınmasının yanında güneş ışığının ı ile ciltte . Ciltte yapılan bu D vitamini vücudun gereksinimini şılayan temel kaynaktır. Besinlerle alınan ya da ciltte yapılan vitamin D karaciğerde böbreklerde bir dizi işlemden geçerek etki gücü en yüksek olan D vitamini şekline dönüşür. D vitamini eksikliği de bu aşamalardan herhangi birindeki bir soruna bağlı olarak gelişebilir; Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak, D vitamini kalsiyumdan zengin besinler almamak, barsaklardan emilim bozukluğu, karaciğer ya da böbrek yetersizliği gibi. Bunlara ek olarak, uzun süreli olarak kullanılan bazı ilaçlar da D vitamini metabolizmasını etkileyerek raşitizme yol açabilir. Epilepsi (sara hastalığı) tedavisinde kullanılan difenilhidantoin (epdantoin) fenobarbital (luminal) bu ilaçlar arasında yer alır.

Vitamin D hangi besinlerde bulunur?

Eğer besinler özel olarak D vitamininden zenginleştirilmemişse, genellikle sıradan bir beslenme günlük gereksinimi şılamaya yetmez. Bunun istisnası balık ürünleri özellikle balık yağıdır.

Anne sütünde yeterince D vitamini var mıdır?

Anne sütündeki D vitamini miktarı -60 IU civarındadır. Bu miktar günlük D vitamini ihtiyacı olarak saptanan 400 IU�e kıyasla azdır. Anne sütündeki D vitamininin daha kolay emildiği, dolayısıyla daha etkin olduğu ileri sürülse de, bugün anne sütünün tek başına süt çocuğunun D vitamini gereksinimini şılamayacağına inanılmaktadır. Bu durum özellikle annede D vitamini eksikliği varsa daha büyük önem taşır. Ana rahminde fötusun D vitamin ihtiyacı annenin depolarından şılanır. Fötus doğumdan sonra kendini bir süre idare edebilecek kadar D vitaminini de çeşitli dokularında depolar. Eğer annede D vitamini depoları yeterli değilse ya D vitamini eksik olarak, ya da yetersiz D vitamini depolamış olarak doğar. Bu durum da doğumdan sonra yeterli D vitamini alınmaz ya da yeterince güneş ışığına maruz kalınmazsa D vitamini eksikliğine bağlı raşitizmin oluşmasını kolaylaştırır.

Raşitizmin nelerdir?

Raşitizmin yaşa göre değişir. En sık görüldüğü dönem olan ilk yaş içerisindeki belirtiler kandaki kalsiyum fosfor düzeylerinin düşüklüğüne bağlıdır. Bu belirtiler; sebebi izah edilemeyen huzursuzluk gibi müphem belirtilerden havale geçirmeye kadar değişir. Raşitizmli bebeklerin kasları gevşek güçsüzdür. Bu nedenle geç oturur, geç emekler geç yürürler. Buna şın zeka gelişimleri bu durumdan etkilenmez. Nedeni bilinmeyen hastalıkla ilişkisi kesin olarak gösterilmemiş ama anneler tarafından sıkça söylenen bir belirti de baş terlemesidir.

Raşitizmin diğer ise kemiklerde kalsiyum birikiminin yetersizliğine bağlıdır. Bıngıldak yaşa göre büyüktür kapanması gecikir. El ayak bilekleri geniştir. Kaburgaların üzerinde tespih tanesi gibi şişkinlikler fark edilebilir. Göğüs kafesinin alt kısmında oluk benzeri bir çökme oluşabilir. Diş çıkması gecikir. Raşitizmli çocukların alınları geniş belirgin, ınları ise şiş gözükür. Eğer edilmezse büyüme yavaşlar bir süre sonra çocuk boyca yaşıtlarına göre geri kalır. Çocuk yürümeye başladıktan sonraki en önemli bulgu bacaklardaki eğriliktir (O ya da V bacak).

Bu belirtilerin önemli bir kısmı raşitizme özgü değildir. Bununla beraber bu belirtilerin bir kaçı bir araya gelirse raşitizm bulunup bulunmadığına ilişkin tetkiklerin yapılması gereklidir.

Raşitizmin vitamin D eksikliği dışında ortaya çıkması mümkün müdür?

Evet. Raşitizm nadir de olsa başka durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu durumlar ya böbrek hastalıklarına ya da doğuştan beri bulunup belirtilerini daha geç dönemde veren genetik/ailevi bozukluklara bağlıdırlar. Bu hastalıkların sonuçları her birine özgü olduğu için, vitamin D eksikliğine bağlı raşitizmden ayırt edilmesi önemlidir.

Raşitizm teşhis edilir?

Çoğunlukla klinik bulgular teşhis için yeterli olmakla beraber kesin teşhis için ya kemik filmi çekilmesi /veya kan tahlili ile kalsiyum, fosfor alkalen fosfataz düzeylerinin ölçülmesi gerekli olacaktır.

Raşitizmin zor mudur?

Raşitizmin oldukça kolaydır. Tedavinin esası eksikliğin giderilip, depoları doldurmaya yetecek D vitamininin verilmesinden ibarettir. çok nadir durumlar dışında ağız yolu ile verilir. D vitamini her gün günlük ihtiyacın 5-20 misli dozda (2000-8000 IU/gün) iki ila üç ay süre ile verilir. Bir başka yolu da yüksek doz D vitamininin (600 000 IU) bir defada ağızdan verilmesidir. Her iki tedavinin de kendine özgü avantaj dezavantajları olup, hangi tedavinin seçileceği ı hekim tarafından verilmelidir. Eğer kalsiyum eksikliğine bağlı belirtiler ağırsa kalsiyum düzeyleri düşükse tedaviye ağız yolu ile kalsiyum verilmesi de eklenir.

Raşitizm tedavisinin riskli yanları var mı dır?

D vitamini eğer gereğinden uzun veya fazla dozda kullanıldığı takdirde D vitamini zehirlenmesi denilen, böbrek yetmezliği ölüme kadar gidebilecek bir hastalığa yol açabilir. Bu nedenle D vitamini tedavisinin hekim kontrolünde uygulanması gereklidir.

Raşitizmden korunulabilir mi?

Evet. Raşitizmden korunmanın temel koşulu gebe emzikli annelerle çocukların yeterince güneş ışığına maruz kalmalarının sağlanmasıdır. D vitamini yapımını sağlayan ultraviyole ışını pencere camından geçmez. Bu nedenle arzu edilen yararın sağlanabilmesi için güneş ışığına direkt olarak maruz kalınması gereklidir. Amerika Birleşik Devletleri�nde yapılan bir çalışmada sadece bez bağlı olarak haftada 10 dakika, baş, yüz, el ayaklar açık olarak haftada 2 saat güneş ışığında bulunmanın korunmak için yeterli olduğu gösterilmiştir. Bununla beraber, biz bu sürenin yarı çıplak olarak günde 10 dakikadan, giysili olarak günde 30 dakikadan daha fazla olması gerektiğine inanmaktayız. Annelerin bebeklerin en önemli D vitamini kaynağı olduğu akılda tutulmalı gebe ya da emzikli kadınlar da benzer şekilde güneş ışığına maruz kalmaya çalışmalıdırlar. Bu durum dini inanışlar nedeni ile kadınların örtündüğü ülkemizde çok daha önemlidir.

Yukarıdaki korunma tedbirlerine ek olarak, ağız yolu ile D vitamini verilmesi ile de korunma mümkündür. Annelerde D vitamin eksikliği riski de göz önünde tutularak, anne sütü alan tüm çocuklara günde 400 IU D vitamini verilmelidir. Hazır mama ile beşlenen çocuklarda bu mamalar yeterince D vitamini içerdiği için böyle bir uygulamaya gerek yoktur. D vitamini verilmesi anne sütü kesildikten sonra da devam etmeli en az 1 yıl süre ile uygulanmalıdır. Bu noktada, anne sütünün ilk dört ile altı ay içerisinde D vitamin içeriği dışında çocuğun büyüme gelişmesi için tek başına yeterli olduğunu hatırlamak, diğer yararları göz önünde tutulduğunda anne sütünün için en iyi besin olduğunu bir kez daha vurgulamak yararlı olacaktır.

Diğer bir önemli korunma yolu da, en sık tüketilen besinlerin, daha hazırlanma aşamasındayken D vitamini yönünden zenginleştirilmesidir. Bati ülkelerinde 1930�lu yıllardan beri sürdürülen bu uygulama bir miktar başlangıç yatırımı gerektirse de kolay ucuz bir yöntemdir. Sadece süt ekmeğin D vitamini yönünden zenginleştirilmesi yalnız raşitizmin değil, ileri yaşlarda D vitamini eksikliği sonucu artan kemik erimesi (osteoporoz) buna bağlı kırık riskinin de azalmasına hizmet edecektir.

D vitamini ile ilgili yanlış inanışlar var mıdır?

Başlangıçta da söz edildiği gibi D vitamini eksikliğinde diş çıkması gecikebilir. Bu nedenle dişlerini çıkarmakta geciken tüm çocuklarda D vitamini verilmesinin yararı olduğu inanışı yaygındır. �Diş iğnesi� adı ile hekim önerisi dışında kullanılan yüksek doz D vitamini enjeksiyonları yukarıda belirtildiği gibi D vitamini zehirlenmesinin ciddi sonuçlarına olabilir. Diş çıkmasında gecikmenin çok değişik nedenleri olabilir. D vitamini eksikliği bunlardan sadece biridir. Altta yatan esas bilinmeden diş çıkması geciken her çocuğa yüksek doz D vitamin verilmesi yanlıştır.

Safra kanalı tıkanması (safra kesesi yolunun kapalı olması) az rastlanan bir konjenital (doğuştan gelen) kusurdur tahminen 50.000 ila 75.000 bebekte 1 ortaya çıkmaktadır. Yeni doğmuş bir bebekte kara sarılık ile safra kanalı tıkanıklığını birbirinden ayırmak çok güçtür. Eğer karaciğer testleri normal ise teşhisi teyit için bir de karaciğer biyopsisi yapılabilir.Safra kanalı tıkanması olan bebeklerde, diğer ın bölgesi anormallikleri de daha fazla olur. Bebeğin dışkısı safrasızdır karaciğeri anormal derecede büyüyebilir.

Eğer bebeğinizde safra kanalı tıkanması varsa, doktorunuz tıkanıklığın kesin yerini belirlemek için bir keşif ameliyatı yapabilir. Tıkanıklık nadiren cerrahi olarak düzeltilebilir. Bununla beraber, Kasai hepatoportoenterostomi olarak adlandırılan bir operasyon ile barsaklara özel bir bağlantı yapmak suretiyle safranın boşaltılması yoluna gidilebilir. Basarı elde edilebilmesi için ameliyatın 3 aylık civarında iken yapılması çok önemlidir.

Safra kanalı tıkanıklığı olan çocuklar, ameliyat sonrasında bile inatçı bir karaciğer yangısından şikayetçi olurlar. Bazılarına daha sonra karaciğer nakli gerekebilir.

Öğrencilerin hayatlarının her döneminde şılarına çıkan sınavlar beraberinde sınav kaygısını da getiriyor. Okul sınavları, , ÖSS derken öğrenciler sınav stresinin bunaltıcı etkise giriyor. Sınav kaygısı etkileri sınav kaygısı ile baş etmenin yolları�

Kaygı, kişinin bir uyaranla şı şıya kaldığında yaşadığı, bedensel, duygusal zihinsel değişimlerle kendini gösteren bir lmışlık durumudur. Sınav kaygısı ise sınav öncesi öğrenilen bilginin sınav sırasında kullanılmasına engel olan nın düşmesine yol açan yoğun duygu halidir diyor Sema Hastanesi�nden psikolog Zeynep Elif Özkan.

Sınav Kaygısının Nedenleri

� Ailenin beklenti düzeyinin yüksek olması,

� Hedefi gözünde büyütme

sızlık sınav sonuçları hakkında saplantılı düşünceler

� Çalışma zamanını dağınık plansız kullanma

� Verimsiz çalışma alışkanlıkları

� Sınavın kötü geçeceğine inanma

� Sınav esnasında yanlış kodlama yapma düşüncesi

� Sorumlulukları erteleme

sız değerlendirilme korkusu

� Dikkati toplayamama

� Aşırı heyecanlı olma korkusu

Sınav kaygısının, fiziksel duygusal belirtiler verebileceğini söyleyen Psikolog Zeynep Elif Özkan, anlattı.

� Fiziksel belirtiler: Kaygının oluşturduğu fizyolojik m sonucu bedenden gelen bedenin olağan işleyiş dengesinin dışına çıktığı mesajını veren sinyallerdir. ın ağrısı, bağırsak hareketlerinde değişme (ishal, kabızlık), mide şikayetleri, nefes darlığı, çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme, terleme, titreme, baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuz uyku, kabus görme, aşırı uyku, ya da uykusuzluk, yorgunluk , yeme alışkanlıklarında değişme (iştahsızlık ya da aşırı yeme) organize olamama konsantrasyon bozukluklarıdır.

� Duygusal belirtiler: Endişe performansa yönelik zihinsel bir süreçtir. Sınav sonucuna ilişkin olumsuz düşünce, inanç beklentilerden oluşur. Sinirlilik, karamsarlık, hayal kırıklığı, , mutsuzluk, tedirginlik, beklentilere cevap verememekten kaynaklanan huzursuzluktur.

Sınav kaygısıyla başa çıkma önerileri

� Düşünce buna bağlı olarak duygu davranış biçiminizin objektif gerçeklere dayandırılması gerekir. Kendi kalıplaşmış düşüncelerinizin farkına varıp bu düşüncelerin alternatiflerini geliştirme sınav kaygısıyla başa çıkmanın önemli bir bölümüdür.

� Değerlendirmeleriniz yaklaşım biçiminiz problemi çözmenize dolayısıyla size yardımcı olmalıdır. Duygusal davranışsal tepkileriniz eğer problemi çözmenize yardımcı olmuyorsa yaklaşım yorumlayış biçiminiz gerçekçi değildir. Sağlıklı bir yaklaşım biçiminin çatışma gerginlik yaratmayan türden olması gerekir.

� Yapanı değil yapılanı değerlendirmek gerekir. Yani kendi kişiliğinizin değil, o dersteki bilgi birikiminizin değerlendirildiğini gözden kaçırmamak gerekir.

� Gereklilikler �meli, - malılar, kanunlar yerine tercihleriniz olmalıdır. Aksaklık ya da hatalar arzu edilmez. Ancak bu eksiklikler hatalar elinizi kolunuzu bağlayıp kilitlenmeyi değil olumlu bir şekilde yaklaşarak, akılcı bir şekilde öğrenmemizi sağlayan araçlardır.

� Çevrenizin sizinle ilgili değerlendirme eleştirileri elbette ki önemlidir. Ancak yaptıklarınızdan hareketle kişiliğinizle ilgili değerlendirme yargılara varılıyorsa bu onların hatasıdır.

� Etkili ders çalışma tekniklerini öğrenerek uygulamalısınız.

� Zamanı etkili kullanma yöntemlerini uygulayarak, kişisel gereksinimlerinize önem verin

� Stresten uzaklaşacak sosyal aktivitelere zaman ayırın.

� Sıkıntılarınızı paylaşacak insanlarla birlikte olun.

� Fiziksel egzersizler yapın. Bu egzersizler adrenalin tükenmesini seratonin üretilmesini sağlar.

� Düzenli beslenin, uyku düzeninize dikkat edin.

� Sınavın yaşamın öğrenmenin bir parçası olarak görün. Sınavı ölüm kalım meselesi olarak lamayın.

� Tüm bunları gerçekleştirmek için çaba harcıyor ancak kendi kendinize sınav kaygınızla başa çıkamıyorsanız bir uzman desteği almanız gerekebilir. Bu konuda destek alın.

Omurgaya önden ya da arkadan bakıldığında görülen eğilmelere skolyoz adı verilir. Normalde vücut yapımızda bu yönde bir eğriliğimiz yoktur. Yandan baktığımızda ise normal eğriliklerimiz görülebilmektedir. Örneğin sırtımızda hafif bir kamburluk (kifoz) belimizde de hafif bir çukurluk (lordoz) bulunmaktadır.

2. Skolyoz�un oluşum spesifik bir oluşum nedeni var mıdır? Nedenleri nelerdir?

Skolyoz çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Mesela spastik çocuklarda ya da çocukluk çağında felç geçirenlerde görülüyor. Ancak sıklıkla şılaştığımız skolyozlar, daha çok 10�lu yaşlarda ortaya çıkan nedeni tam olarak halen bilinmeyen (idiyopatik) grupta görülen skolyozlar ile anne karnındaki etmenler nedeniyle ortaya çıkan doğuştan itibaren bulgu veren doğumsal (konjenital) skolyozlardır. Birincinin nedenini tam olarak bilmiyoruz. Konjenital skolyoza ise gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, şeker hastalığı, bazı vitamin eksikliklerinin olduğu düşünülmektedir.

3. Skolyoz�un özellikle görüldüğü belli yaş aralıkları söz konusu mudur?

En sık görülen skolyoz, nedeni bilinmeyen (idiyopatik) tiptir. Erken çocuklukta başlayan tipleri varsa da en tipik başlama görülme yaşı ergenlik öncesi yıllardır.

4. Kaç farklı tip skolyoz vardır?

Eğer tüm sınıflandırmadan bahsedersek neredeyse 20 tipe kadar çıkabiliriz. En sık görülenleri idiyopatik, doğumsal (konjenital), çeşitli sinir kas hastalıklarına eşlik eden (paralitik) skolyoz tipleridir. İdiyopatik skolyoz dışındaki tipler ile günlük hayatta şılaşma olasılığı düşüktür.

5. Skolyoz daha çok kadınlarda mı erkeklerde mi görülür? Bu konuda yapılmış istatiksel bir bulgu var mıdır elinizde?

Aslında, erkeklerde görülme sıklığı eşit (Yaklaşık %1). Ancak en sık görülen tip olan idiyopatik skolyoz kızlarda çok daha yüksek bir oranda klinik olarak bulgu verecek büyüklüğe erişmektedir.

6. Çocuklarda görülen skolyoz hangi tip skolyozdur?

Çocuklarda en sık görülen skolyoz idiyopatik tip skolyozdur.

7. Skolyoz�un nelerdir? Kendini ele verir?

Aileler genellikle çocuklarında bir duruş bozukluğu olduğunu fark ediyorlar ama bunun adını koyamıyorlar. Duruş bozukluğu bir omuzun yüksekliği ya da bel girintilerinde asimetri şeklinde görülebilir. Ancak durum, sırtta hafif kamburluk belirince yani oldukça ileri bir dönemde, aile tarafından bir omurga sorunu olarak lanıyor. Peki çocukta meydana gelmekte olan deformasyonu erken dönemde yabiliriz? Bunun için kolay güvenilir bir test yapılabilir. Çocuğumuza kollarını da aşağıya sarkıtarak öne eğilmesini söyleyelim, eğildiği zaman baş tarafından yada kalçalar tarafından sırtına bakalım. Eğer sırt simetrik ise skolyoz olması ihtimali çok düşüktür. Eğer sağ sol arasında birkaç milimetreden fazla fark varsa, o zaman skolyozdan şüphelenip mutlaka Bir doktora başvurmak gerekir.

Anne babalar çocuklarında skolyoz olup olmadığını anlayabilirler? Nelere dikkat etmeliler?

Bu yaştaki çocuklar ne yazık ki vücutlarını özellikle ailelerinden saklıyorlar, bu nedenle özellikle tutucu ailelerde skolyoz çok geç fark ediliyor. Biraz önce anlattığım test oldukça güvenilir sonuçlar veriyor. Ergenlik öncesi çocuklarda, ergenliğin sonuna dek 6 ayda bir tekrarlanarak yapılabilir.

8. Skolyoz hastası olan bir çocuğun günlük yaşamı etkilenir? Çocuk ne gibi sıkıntılarla şı şıyadır?

Erken dönemlerde, ya da skolyoz eğer ilerlemeden belli bir büyüklükte kalır ise, hayatı hiç etkilemiyor. Zaten çocuklar eğrildiklerini hissetmedikleri için tanı bazen çok geç konulabiliyor. Belli bir dereceden sonra çocuk aile görüntü bozukluğunu fark ediyor. Eğer bu ciddi boyutlara varmış ise çocukta bir sakatlık hissi oluşturabiliyor. Ancak çok ileri skolyozlarda, oldukça nadir olarak, göğüs kafesinin daralması nedeniyle sorunları ortaya çıkabiliyor.

9. Çocuklarda görülen skolyozda kaç derecelik eğim oluşmuşsa tehlikeli boyuttadır? Tehlikeleri nelerdir?

Skolyoz eğriliğinin bir ölçümü var bu ölçüm sonucunda eğriliğe dereceler veriliyor. 10 dereceden itibaren skolyozun varlığından bahsediliyor, üst sınırı yok, 120-130 dereceye kadar gidebilir. İki tehlike var; birincisi, skolyozun teşhis edildikten sonra ilerlemesi, ikincisi de sorunlarına olması. İkincisi için 90-100 dereceyi geçmesi gerekli ki bu oldukça nadir görülen bir durumdur. İlerleme ise gerçek bir tehlike oluşturmaktadır. Buna yol açan ana , çocuğun büyümesinin devam etmesidir. Kural olarak skolyoz var ise, çocuk büyüdükçe artmaya devam edecektir.

10. Çocukta skolyoz olduğunun anlaşılmasından itibaren ne tür müdahaleler ? Cerrahi müdahele gerekmeksizin mümkün müdür? Hangi aşamada cerrahi müdaheleye başvurulur?

skolyozun tespit edildiği andaki derecesine çocuğun o dönemden sonraki olası büyüme miktarına göre değişir. Ana amaç çocuğun gereksiz bir cerrahi müdahale ile şılaşmamasıdır. Bu çok ayrıntılı farklı doktorlar tarafından farklı anlatılabilecek bir konu ama kısaca kendi uygulamamı anlatırsam; büyümesi tamamlanmış çocuklarda (2 yıldır gören), sırtta 50 derece, belde 35 dereceyi aşmadıkça cerrahi müdahaleye gerek yoktur. Çünkü bu durumda skolyozun ciddi bir ilerleme şansı yoktur hayatı çok etkilememektedir. Büyümesi devam eden çocuklarda ise her ne kadar genel uygulama 20 dereceyi aşan skolyozda korse tedavisiyse de, ben korse kullanmanın gerçekten çok yararlı olduğundan emin değilim. Bu nedenle kendi hastalarımı kullanıp kullanmama konusunda bilgilendirip serbest bırakıyorum. Halen büyüyen çocukta 40 dereceyi aşan skolyozda, erişkin vücudunu kazanmış hastalarda ise biraz önce belirttiğim sırt bel derecelerini aşınca cerrahi müdahale öneriyorum.

11. Günümüzde skolyoz cerrahisinde hangi teknik yöntemler uygulanmaktadır? Bu konuda dünya ile şılaştırıldığında Türkiye nerededir?

Bu konudaki teknolojiyi biz geliştirmiyoruz ama çok yakından izliyoruz. Doğal olarak bu konuda da dünyada çeşitli akımlar geliyor, yükseliyor, bir kısımından zamanla vazgeçiliyor. Şu andaki en etkili olduğu düşünülen uygulama sırttan omurlara vidalar yerleştirilip bunların bir çift çubuk ile birbirilerine bağlanmasından oluşuyor. Bu uygulama Türkiye�nin iyi omurga merkezlerinde yapılabiliyor.

. Cerrahi müdahale sonrası skolyoz eğrisinin düzelmesi yüzde kaç ihtimaldir? Tamamen düzelir çocuk günlük aktivitelerini normal olarak yerine getirebilir diyebilir miyiz?

Şu anda iyi ellerde derece olarak düzelme oranı %70 ila %80 civarındadır. Bu röntgende bakıldığında küçük bir skolyozun olması, ancak çocuğa dışarıdan bakıldığında normal görünmesi anlamına gelir.

13. Cerrahi müdahale sonrası ne kadar zamanda iyileşerek ayağa kalkabilir?

ilk gün yatağından ayağa kaldırılır. İkinci ya da üçüncü gün tuvalete gidebilecek hale gelir. Genellikle üçüncü gün, kendi kendine yürüyüp tuvalete gider hale gelince taburcu edilir. Birinci aydan itibaren, biraz korunarak, okula devam etmelerine izin veriyorum. Üçüncü ayda yüzme, altıncı ayda koşma, ilk yıldan sonra her türlü spor serbest bırakılır.

14. Ameliyat sonrasında hastanın özellikle dikkat etmesi gereken durumlar nelerdir?

Ameliyat sonrası erken dönemde hastaların çok ağrıları oluyor. Ancak zamanla geçiyor. Biraz önce bahsettiklerim dışında özellikle dikkat gerektiren bir şey yok. Çocuklar zaten ağrıları nedeniyle kendilerini koruyorlar.

15. Çocukta skolyoz oluşumunun doğum ile ilgisi var mıdır? Doğum anı veya hamilelik süresinde yaşanan bir problem çocukta skolyoz�a olabilir mi?

Genel olarak bahsettiğimiz idiyopatik tip skolyozun doğumla bir ilgisi yoktur. Gebelikte yaşanan sorunlar, doğumsal (konjenital) skolyoza olabiliyor. Konjenital skolyoz, idiyopatikten daha ciddi bir sorundur. Çoğunlukla ameliyatsız edilememektedir.

16. Skolyoz, Türkiye�deki çocuklarda diğer ülkeler ile şılaştırıldığında hangi oranda görülür?

Bildiğim kadarıyla Türkiye�deki sıklığı konusunda bir istatistik yok, bu durumda aynı oranda demek durumundayız.

17. Spor egzersizin skolyoz üzerindeki etkisi ? Egzersiz yapmak sonradan oluşabilecek skolyoz�u önlemede etkili midir? Ya da skolyozlu bir hastanın egzersiz yapması faydalı mıdır? Ameliyat sonrası egzersiz yapmalı mıdır?

Bu sorunun iki parçası var aslında. Sıklıkla skolyoz sı alan hastalara hemen bir egzersiz programı önerilir. Ancak egzersizlerin hastalığın ilerlemesini yavaşlattığına ilişkin en ufak bir objektif delil bulunmamaktadır. Bu durum, skolyozlu çocuklar spor yapmamalıdır anlamına gelmiyor. Spor yapan skolyoz hastaları kendi bedenlerini daha iyi lıyorlar özellikle cerrahi operasyon geçirecekler ise cerrahi müdahale sonrasında çok daha kolay normal hayata dönebiliyorlar. Cerrahi müdahale sonrasında zaten spora yapmalarını teşvik ediyoruz. Elbette bu egzersizler belli bir program dahilinde verilmektedir.

Prof. Dr. Emre Acaroğlu, Hacettepe Üniv. Fak. Ortopedi Travmatoloji AD.

Dünya Örgütü, sünnetin 10 yılda 300 bin kişiyi AIDS olup ölmekten kurtarabileceğini açıkladı.
Dünya Örgütü (WHO) Afrika da sayıları milyonlara ulaşan HIV AIDS vakalarının önüne geçmek için sünnet olunmasını tavsiye etti.

Dünya Örgütü dün yayınladığı ayrıntılı raporda Müslümanlık dininin temel geleneklerinden biri olan sünnetin gelecek 10 yıl içinde 300 bin kişiyi ölümden kurtaracağı belirtildi.

Sünnet olmanın AIDS virüsü kapma riskini azalttığını söyleyen uzmanlar, yaklaşık 2 milyon yeni enfeksiyon vakasının da bu sayede önlenebileceğini söylüyor. Uzmanlar sünnetin bu etkisinin virüsün kolayca etkili olabileceği bulaşabileceği deri tabakasının penisten ayrılması sayesinde oluştuğunu belirtiyor. Sünnet sonrası ise AIDS virüsleri deri üzerinde kendilerine tutunacak daha az yer buluyor. HIV virüsü şimdiye kadara 25 milyon ölüme oldu. 40 milyon kişi de halen virüsü taşıyor. WHO sünnetin korunma etkisinin en çok Afrika daki farklı kabileler arasında yapılan şılaştırmalarda ortaya çıktığını söylüyor.

Bir-üç yaşında çok televizyon izleyen çocuklar okul çağında dikkat dağınıklığı çekiyor, kafaları çabuk ışıyor!Çok küçük yaşta televizyon izlemek, ileriki yaşlarda konsantrasyon sorununa yol açıyor. ABD de 1375 çocuk arasında yapılan araştırma, bir-üç yaşlarında televizyon izleyen çocukların, okul çağına geldiğinde dikkat toplamakta zorlandığını gösterdi.

Seattle daki Çocuk Hastanesi Bölge Merkezi nin yürüttüğü araştırma, okul öncesi dönemde çocukların günde televizyon izledikleri her saatin gelecek yaşamlarında yüzde 10 luk bir dikkat dağılımına olduğunu gösterdi. Araştırmanın, televizyon izlemenin dikkati yoğunlaştırma süresini kısalttığına ilişkin bulguları desteklediği Amerikan Pediatri Akademisi nin iki yaşından küçüklere asla televizyon izlettirilmemesi yönündeki tavsiyesini haklı çıkardığı belirtildi.

Bir-üç yaş arasındaki iki grup çocuk üzerinde yapılan araştırma, televizyonun çocukları aşırı şekilde uyardığını gelişmekte olan beyinlerini sürekli olarak yeniden şekillendirdiğini ortaya çıkardı. Hükümetin desteklediği araştırmada ailelere çocukların TV izleme alışkanlıkları yedi yaşına geldiklerinde dikkat bozukluğu yaşayıp yaşamadıklarına dair sorular soruldu. Sürekli TV izleyen çocukların konsantrasyon zorluğu çektiği, durmaksızın düşünmeden hareket ettiği çabucak kafalarının ıştığı belirtildi.

Araştırmaya göre, ABD de bir yaşındaki çocukların yüzde 36 sı hiç TV izlemiyor. Günde bir- iki saat televizyon izleyen çocuk oranı yüzde 37. Bunların da yüzde 10-20 sinde dikkat sorunu yaşama riski yüksek. Günde üç-dört saat televizyon izleyen yüzde 14 lük kesimin ise hiç televizyon izlemeyen çocuklara göre dikkat bozukluğu riski yüzde 30-40 artıyor.

Üç yaşındaki çocuklarda televizyon izlemeyenlerin oranı sadece yüzde 7. Amerikan Pediatri Akademisi, sosyal, duygusal zihni yeteneklerini olumsuz etkilediği için iki yaş altındaki çocuklara asla televizyon izlettirilmemesi sında bulunmuştu.

Yeni doğmuş bir bebeğin, özellikle ilk defasında, tırnaklarını kesmek çok korkutucu olabilir. Bu yüzden anne babalar bebeklerinin tırnağını kesmeyi mümkün olduğu kadar geciktirmelidirler.Fakat tırnaklarının uzamasına gereğinden fazla izin verildiğinde kendilerini tırmalayabilirler.

İyi bir tırnak makası edinin, ideal olarak tırnak makasları bebeklerin etlerine zarar vermeyecek yapıda olmalıdır. Küçük manikür makasları çok işe yarayabilir. Bazı anne babalar normal tırnak makası kullanmayı tercih ederler.

Bebeğin tırnaklarını uykuda iken kesmek daha kolaydır; çünkü bu esnada hareketsizdir. Bununla beraber, yüzü koyun yatan bebeklerin tırnaklarını kesmek kolay olmayabilir.

Bu işi bebeğiniz uyanıkken yapmak isterseniz, ondan hiç beklemeyin. Bebeğiniz daha makası ortaya çıkardığınız andan itibaren huysuzluğa başlayacaktır. Bebeğinin tırnaklarını keserken onu incitmekten korkan heyecanlı bir anne ya da baba ise bu durumdan daha da heyecanlanacaktır.

En iyisi bu işi iki kişiyle birlikte yapmaktır. Bu yüzden bebeğinizin tırnağını keserken ellerini tutacak birinin yardımcı olmasını sağlamalısınız.

Bilim adamları, tırnak yiyen çocukların IQ�larının olumsuz etkilenebileceğini bildirdi. Araştırmacılar, riski, toz toprakta doğal olarak bulunan tozlu ortamlarda oynayan çocukların tırnak içine dolan şuna bağlıyor. şun zehirlenmesinin çocuklarda gelişim sorunlarına yolaçtığı biliniyor.Rusya�daki Ural Çevresel Salgın Hastalıklar Bilimi Merkezi araştırmacıları, tırnak yiyen çocukların şun zehirlenmesi riski taşıdığını da belirtti. Araştırmacılar, riski, tozlu ortamlarda oynayan çocukların tırnak içlerine toplanan, toz toprakta doğal olarak bulunan şuna bağladı. şun zehirlenmesinin, çocuklarda gelişim sorunlarına yol açtığı biliniyor. Daha önceki araştırmalar, şunun sinir sistemini de etkileyebildiğini ortaya koymuştu. Ural bölgesindeki kentlerde yaşayan çocuklar üzerinde araştırma yapan bilim adamları, çocukların üçte ikisine yakınında şun seviyesinin yüksek olduğunu gözledi.

Bilim adamları, şun değerlerinin yüksek olmasında, çocukların evlerinin işlek yollara yakınlığı, toprak, ya da boya yeme alışkanlıklarının yanı sıra tırnak yeme alışkanlığının da önemli etken olduğunu saptadı.

Parafimoz; sünnetsiz bir penisteki sünnet derisinin, geriye çekilmiş şekilde kalıp, penis başını örtecek şekle dönememesidir. Bu oluşumda derhal bir üroloğa veya bir hastanenin acil durum kliniğine başvurmak şarttır. Tam veya yarım sünnet şeklinde bir tıbbi müdahale ile sünnet derisinin gevşetilmesi gerekebilir.Belirtiler

- Sünnetsiz penis ucunda ağrılı şişme;

- Geri çekilmiş sünnet derisinin penis başını örtecek şekilde eski haline çekilememesi;

- Sünnetsiz penis ucunun çok fazla şişmesi (acil).

Hemen müdahale edilirse, peniste kalıcı bir zararın ortaya çıkması önlenebilir.

Bir asır öncesine kadar annenin bebeğin yaşamını tehdit eden diabet, günümüzde beslenme uzmanının hazırladığı kişiye özel beslenme planıyla kontrol altına alınabiliyor.
Hamilelikte diyabet, yani şeker hastalığı hem anne hem de için tehlikeli bir hastalıktır. Bebeğin düşmesinden, annede körlük (diabetik retinopati) böbrek yetmezliği (diabetik nefropati) riskini yüzde 50 artıran diyabet, hamilelikte dikkatle edilmesi gereken bir hastalıktır.Bundan bir asır öncesine kadar anne ölümlerine yol açan diyabet, günümüzde düzenli kontroller iyi bir beslenme planıyla kontrol altına alınabilir.

Hamilelikte diyabet oluşur?Daha fazla…
Anne karnında büyümekte olan (fetus), besinlerini plasenta kanalıyla anneden alır. Dolayısıyla annenin kanında yükselen şeker miktarı, plasenta aracılığıyla bebeğe yansır. , annesinden aldığı fazla şekere, insülini artırarak cevap verir. İnsülin ise bebeğin hızla büyüyüp, iri olmasına olur. Doğum ağırlığı 4 kilonun üzerindeki iri , ciddi riskleri taşır.

Hamilelikte diabet ikiye ayrılır.
· Gebelikte ortaya çıkan diyabet (gestasyonel diyabet)
· Gebelikten önce diyabetik olan kişilerin hamileliği

Gebelik sırasında çıkan diyabet
Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabete, gestasyonel diyabet adı verilir. Hamilelerin aşırı yemesi ani alması sonunda, pankreasta salınan insülin hormonunun yetersiz kalmasıyla ortaya çı. Çoğunlukla bebeğin doğumuyla birlikte kaybolan gestasyonel diyabet, gebeliğin 24. 28. haftaları arasında yapılan şeker tarama veya şeker yükleme testleri ile anlaşılır.

Gestasyonel diyabetin nelerdir?
· Sık sık idrara çıkmak,
· Ağız kuruluğu,
· Sinirlilik ,
· Enerji boşalımı,
· Halsizlik, bitkinlik, yorgunluk,
· Doymama hissi.

Bu belirtilere sahipseniz, hemen doktorunuzu p, kan şekerinize baktırmalısınız. Kan şekerinizde yükselmeyle birlikte, bebeğinizde de ani artışı varsa, siz gestasyonel diyabet hastasısınız demektir. Doğum yapana kadar, mutlaka uzman bir ekiple birlikte hareket etmelisiniz. Endokrinolog, doğum uzmanının yanı sıra, diyabet konusunda uzman bir diyetisyenle, sağlıklı bir doğuma dikkatle hazırlanmalısınız.

Pek çok anne adayını tedirgin eden gestasyonel diyabet, aslında iyi bir beslenme planıyla kontrol altına alınabilir.

Kimler risk grubunda?
Daha önceki hamileliklerinde gestasyonel diyabet geçirenler,
Önceki gebeliklerinde iri veya anomalili doğuranlar,
Birden çok düşük yapanlar,
Aşırı kilolu olanlar,
Yakın akrabalarında diyabet olanlar,
Hamilelik boyunca aşırı alanlar risk grubunda yer alır.
Diyabetlinin hamileliği
Eğer diyabetli iseniz anne olmaya verdiyseniz, gebelikten en az 6 ay öncesinden hazırlanmanız gerekir. Çünkü kan şekerinizin yüksekliği, hamile kaldığınız andan itibaren karnınızdaki bebeğinizin sağlığını etkiler. Özellikle bebeğinizin organlarının gelişiminin gerçekleştiği ilk 3 ayda, kontrollerinizi yaptırmalısınız!

Bu aylarda, diyabetli annenin kan şekeri, hızla fetusa geçtiği için, ilk üç ayda annenin kan şekeri yüzde 10-20 oranında düşme eğilimi gösterir. Bu dönemlerde, annenin gece hipoglisemisine şı dikkatli olması gerekir. Hipoglisemi kendisini; ani soğuk terlemeleri, yenilse bile geçmeyen baş ağrısı, titreme, sinirlilik , halsizlik, ani bitkinlik , bazen de baygınlık olarak gösterir.

. haftadan sonra hamilelik, karbonhidrat metabolizmasına yük olur. Çünkü, plasentadan insülin etkisini zorlaştıran hormonlar, . haftadan sonra salınmaya başlar. Zaten güçsüz olan pankreas dengeyi sağlayamaz hamilelerin insülin ihtiyaçları artar. Diyabetik anneye, hamilelik öncesine göre daha çok insülin uygulandığı için iri olma olasılığı diyabetik almayan anneye göre 5-9 kat artar.

Bu tür durumlarla şılaşmamak için, diyabetik hamileler kan şekerini, düzenli olarak kontrol ettirmeli.

Kan şekeri kontrol edilmezse ne olur?
· Diyabetli bir gebede kan şekeri kontrol altına alınmazsa, ilk hafta içinde bebeğini düşürebilir. Bu durum, bebeği kaybetmenin yanı sıra, annenin nı da riske atar.
· İnsülin salgısına bağlı olarak, yeterince beslenmediği için düşük tartılı veya anne karnındaki aşırı insülin salgısı nedeniyle, iri olarak doğabilir. İster düşük tartılı, isterse iri olsun, edilmeyen diyabetik annelerin bebekleri, doğumdan sonra hipoglisemi adı verilen kan şekeri düşüklüğü bekler.
· Ayrıca iri bebekleri bekleyen başka sorunlar da var. Örneğin, doğum sırasında gerçekleşebilecek omuz çıkıkları, sinir yaralanmaları, solunum sistemi sorunları, sarılık bunlardan sadece bir kısmı…
· En önemli risklerden birisi de, bebekteki anomalilerdir. Kontrol altına alınmayan diyabetik annelerin bebeklerinde, diğer bebeklere göre çok daha fazla anomalilere rastlanır. Başta , böbrek sinir sistemi olmak üzere, bebeğin bütün organlarında anomali görülebilir.

Diyabetik hamileler beslenmeli?

Diyabetik hamilelerin beslenme planı, mutlaka beslenme