nedir

Çocuklarda görülebilir. Buruna sivri, uzun cisimler sokmamak gerekir. Yabancı cismin olduğu tarafın karşısındaki burun köküne bastırılarak kişi sümkürtülür. Başarılı olunamazsa kişi nakledilir.Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.

İlkyardım YönetmeliğiRG Tarih : 22/05/2002 Sayı : 24762

İlkyardım Yönetmeliği

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı; fertlerin ve toplumun temel sağlık bilgisinin arttırılması, ilkyardım bilgi ve becerisinin toplumun her bireyine öğretilmesi, her kamu, özel kurum ve kuruluşunda personel sayılarına göre ilkyardımcı bulundurulması, bu doğrultuda eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardım eğitimi düzenleyecek kuruluş ve merkezlerin açılış, işleyiş ve denetimi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam

Madde 2 — Bu Yönetmelik; eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardım eğitimi düzenleyerek sertifika verecek ve bu eğitimi alacak olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarını, gerçek kişileri, özel hukuk tüzel kişileri, iktisadilik esaslarına ve özel hukuk hükümlerine göre çalışan kamu kurum ve kuruluşlarını kapsar.

Dayanak

Madde 3 — Bu Yönetmelik; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 9 uncu maddesinin (c) bendi, 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9 uncu maddesinin (a) bendi ve 43 üncü maddesine ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 179 uncu maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen;

a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını,

b) Bakan: Sağlık Bakanını,

c) Genel Müdürlük: Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünü,

d) Müdürlük: İl Sağlık Müdürlüklerini,

e) İlkyardım: Herhangi bir kaza yada yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması yada durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamaları,

f) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş: Bakanlıkça yeterliliği tespit edilerek onaylanmış kurum ve kuruluşları,

g) Merkez: İlkyardım eğitimi vermek amacıyla faaliyet gösteren ilkyardım eğitim kuruluşunu,

h) Müdür: Sağlık alanında en az iki yıllık yüksekokul mezunu olup ilkyardım eğitmeni sertifikası olan kişiyi, bir özel öğretim kurumunda program ilavesi olarak Merkez açılacaksa, Merkez Müdürünün koşullarını taşıyan Müdür Yardımcısını,

i) Eğitimci Eğitmeni: Sağlık alanında en az iki yıllık yüksekokul mezunu olup, eğitimci eğitimi veren kuruluşlar tarafından verilen eğitimci eğitimi programına katılarak serfika almış kişiyi,

j) İlkyardım Eğitimcisi: Eğitimci eğitimi veren kuruluşlar tarafından eğitilerek ilkyardım eğitmeni sertifikası almış sağlık personelini,

k) İlkyardımcı: İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda, hasta veya yaralıya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle, ilaçsız uygulamaları yapan ilkyardımcı sertifikası almış kişiyi,

l) Denetim Ekibi: İlkyardım eğitimi almış, en az biri hekim olan asgari iki kişilik sağlık personelinden oluşan ekibi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Eğitimci Eğitimi Verecek Kuruluşların Özellikleri, Başvuru ve Açılma İşlemleri

Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar

Madde 5 — Genel Müdürlük, Eğitim Hastaneleri, Tıp Fakülteleri, Kızılay ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, sağlıkla ilgili meslek kuruluşları ve Merkezler ilkyardım eğitimci eğitimi programları düzenleyebilir.

Eğitimci eğitimi vermek isteyen kuruluşlar; Müdürlükler aracılığı ile (Eğitimden Sorumlu Bölüm, Eğitim Konu ve Saatleri, Eğitimi Verecek Kişi ve Ünvanlarını belirtilen bir dilekçe ile) Genel Müdürlüğe başvuruda bulunurlar.

Başvuru, Genel Müdürlükçe değerlendirilerek, hazırlanacak bir ön rapor ile Bilim Komisyonuna sunulur.

Bilim Komisyonunca uygun görülen başvurulara, Bakanlıkça, EK 1’de belirtilen “Eğitimci Eğitimi Düzenleme Yetki Belgesi” ve EK 2’de belirtilen “Eğitimci Eğitmeni Çalışma Belgesi” düzenlenir.

Yetki Belgesinin geçerlilik süresi beş yıldır.

Yetki Belgesi düzenlenen kurum ve kuruluşlarca verilen eğitimci eğitmeni sertifikaları Bakanlıkça onaylanır.

Madde 6 — Eğitimci eğitmeni eğitimleri, onbeş iş gününden az olmamak üzere asgari yüzyirmi saattir. Eğitim sonunda yapılacak sınavlarda başarılı olanlara “Eğitimci Eğitmeni Sertifikası” (EK 3) düzenlenir.

İlkyardım eğitimcisi eğitimlerinin süresi ise; toplam on iş gününden az olmamak üzere asgari seksen saattir. Eğitim sonunda yapılacak sınavlarda başarılı olanlara “İlkyardım Eğitmeni Sertifikası” (EK 4) düzenlenir.

Eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitimcisi eğitimlerine katılımcı sayısı azami onaltı kişi olmalıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Merkezlerin Özellikleri, Başvuru, Açma İşlemleri ve Müdürlüğün Sorumlulukları

Merkezler

Madde 7 — Merkezler, müstakil olarak veya başka bir özel öğretim kurumunda program ilavesi olarak açılır.

Genel Müdürlük, Eğitim Hastaneleri, Tıp Fakülteleri, Kızılay ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü hizmet verdikleri mekanlarda aynı zamanda eğitim de verebilirler.

İlkyardım eğitimi, azami yirmi kişinin eğitim görebileceği, katılımcıların tamamının birbirlerini görebilmeleri için masa ve sandalyelerin ‘U’ şeklinde düzenlendiği, orta kısımda uygulamaların yapılabilmesine olanak veren yeterli bir alanın bulunduğu, kişi başına asgari üç buçuk metre karelik kullanım alanı olan, idare odası, eğitmen odası, lavabo ve tuvaletin bulunduğu mekanlarda verilir.

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait Merkezler, eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardım eğitimini, fiziki mekanın belirtilen asgari standartları taşıması halinde, aynı il sınırları içerisinde olmak şartıyla bir başka mekanda da verebilir.

Eğitimde kullanılacak asgari araç ve gereçler EK-5’de belirtilmiştir.

Merkez Açma Yetkisi Bulunanlar

Madde 8 — İlkyardımcı yetiştirmek amacıyla bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri, iktisadilik esaslarına ve özel hukuk hükümlerine göre çalışan kamu kurum ve kuruluşlarına bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşımaları halinde Merkez açma izni verilir. En az on kişinin müracaat etmesi halinde Müdürlükçe de eğitim düzenlenebilir.

Merkez Açma İşlemleri

Madde 9 — Merkez açacak olanlar, bizzat kendileri veya Müdürleri vasıtasıyla, Müdürlüğe bir dilekçe ile başvururlar. Başvuruya istinaden, Müdürlük çevre sağlığı birimince fiziki mekan, Denetim Ekibincede ilkyardım araç-gereçleri görülerek müşterek bir ön inceleme raporu hazırlanır.

Ön inceleme raporu uygun olan başvurularda, aşağıdaki belgeler bir dosya halinde hazırlanır;

a) Merkezin ünvanını, sahibini veya sahiplerini, faaliyet göstereceği adresini belirten ve Merkezin açılışı ile ilgili işlemlerin başlatılmasını talep eden başvuru dilekçesi,

b) Merkez, bir ticaret şirketi tarafından açılacak ise ticaret sicil gazetesinin aslı veya noter tasdikli örneği,

c) Vakıf veya derneklerden noter tasdikli tüzük veya ana sözleşmenin bir örneği,

d) Müdürün nüfus cüzdanı örneği,

e) Merkezlerde çalışacak eğitimcilerin Bakanlıkça verilmiş veya onaylanmış “İlkyardım Eğitimcisi Sertifikaları”nın birer örneği,

f) Merkezde çalışacak ilkyardım eğitimcisi, herhangi bir kamu kuruluşunda görev yapıp yapmadıklarını beyan eden dilekçeleri ile görev yaptıklarını beyan edenlerin dilekçe ekinde görev yaptıkları kamu kurum ve kuruluşlarından 2368 sayılı Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanunda öngörülen tazminatların, söz konusu sağlık personeli için düzenlenecek personel çalışma belgesinin tarihinin bildirilmesinden itibaren, maaşlarından kesilmeye başlanılacağını bildirir belgeleri,

g) Merkezlerde çalışacak ilkyardım eğitimcisi hekim ise meslek kuruluşu tarafından düzenlenmiş meslek kuruluşuna kayıtlı olduklarını bildirir belgenin bir örneği,

h) Açılacak Merkezin binası kiralık ise noterden tasdikli kira sözleşmesi,

i) Bina Merkeze ait ise tapu senedinin noter tasdikli bir örneği,

j) İntifa hakkına sahip ise ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden alınacak belge,

k) Merkezin bütün odalarını gösterir en az 1/100 ölçekli plan örneği,

l) Tapu kütüğünde mesken olarak kayıtlı bir ana gayrimenkulun bağımsız bölümlerinde açılacak olan Merkezler için 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 24 üncü maddesi ikinci fıkrası gereğince kat malikleri kurulu muvafakat belgesi,

m) Bina işyeri ise İmar Müdürlüğünden alınacak işyeri belgesi,

n) Bu Yönetmeliğin EK-5 sayılı cetvelinde gösterilen araç, gereç ve malzeme listesinin ve çalışma planının Müdür tarafından onaylı birer örnekleri,

o) İlgili mevzuata göre, yangına karşı gereken tedbirlerin alındığına dair yetkili mercilerden alınan belge.

Bu belgeler iki nüsha halinde eklenir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında açılacak Merkezlerde yanlızca ikinci fıkranın (a), (e) bendlerinde belirtilen belgeler ve eğitimin yapılacağı mekanın 1/100 ölçekli plan örneği istenir.

Başvurunun Değerlendirilmesi

Madde 10 — Başvuru dosyası Müdürlük tarafından incelenerek eksiklikleri var ise, ilgililere yazılı olarak bildirilir. Bu inceleme sonucunda uygun görülen Merkezlere, Müdürlük tarafından “İlkyardım Eğitim Merkezi Uygunluk Belgesi” (EK 6), “Müdürlük Belgesi” (EK 7) ve “İlkyardım Eğitimcisi Çalışma Belgesi” (EK 8) düzenlenir. Belgelerin aslı, Müdüre imza karşılığında verilir, suretleri başvuru dosyasında saklanır.

Müdürlüğün Sorumlulukları

Madde 11 — Müdürlüğün, Merkezin açılış, işleyiş ve denetimleri ile diğer hususlardaki sorumlulukları şunlardır;

a) “Eğitimci Eğitimi Düzenleme Yetki Belgesi” almak için yapılan başvuruları yerinde denetlemek ve başvuru dosyalarının incelemesini yapmak, inceleme sonucunda uygun görülen başvuru dosyalarını Genel Müdürlüğe iletmek,

b) “İlkyardım Eğitim Merkezi Uygunluk Belgesi” almak için yapılan başvuruları yerinde denetlemek ve başvuru dosyalarının incelemesini yapmak, inceleme sonucunda uygun görülenlere bu Yönetmelikte belirtilen belgeleri düzenlemek,

c) Merkezleri, Yönetmelikte belirlenen sürelerde Denetim Ekipleri marifetiyle olağan veya olağanüstü denetlemek,

d) Sınavlara gözetmen olarak Denetim Ekibi görevlendirmek,

e) Sınavda başarılı olanlara “İlkyardımcı Sertifikası” (EK 9) ve “İlkyardımcı Kimlik Belgesi” (EK 10) düzenlemek,

f) Eğitimci Eğitimi veren Kuruluş ve Merkezlere ve ilkyardımcılara ait kayıtları EK 11’de belirtilen şekilde tutmak.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşların ve Merkezlerin Çalışma Esasları ve Personel Standartları

Eğitmen Sayısı

Madde 12 — Eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni yetiştiren kuruluş ve Merkezler, her beş katılımcıya bir eğitmen olacak şekilde çalışırlar.

Müdür

Madde 13 — Müdür sadece bir Merkezde, Müdürlük görevini üstlenebilir. Merkezde tam gün süreyle çalışır. İdari işlerden bizzat, eğitim ile ilgili işlerden de eğitmenlerle birlikte sorumludur.

Müdür;

a) Merkezin açılış ve işleyişi ile ilgili her türlü işlemleri yürütmek,

b) İlkyardım eğitiminin standartlara uygun verilmesini ve sürdürülmesini sağlamak, gerekli iç denetimleri yürütmek,

c) İlkyardım eğitimlerini planlayarak çalışmaları düzenlemek,

d) Denetim sırasında yetkililere gereken bilgi ve belgeleri sunmak ve denetime yardımcı olmak,

e) Şirket ortaklarında meydana gelen değişiklikleri on beş gün içinde Müdürlüğe bildirmek,

f) İlkyardım eğitmeni ve adres değişikliklerini zamanında Müdürlüğe bildirmek,

g) Merkezde görevine son verilen veya ayrılan eğitimcilerin çalışma izin belgelerini engeç bir hafta içerisinde Müdürlüğe iade etmek,

görevlerini yerine getirir.

Müdür, adına düzenlenmiş bir “İlkyardım Eğitimcisi Çalışma Belgesine” sahip olmak şartı ile, isterse Merkezde eğitmenlik de yapabilir.

Müdür, Merkezdeki görevini sona erdirmek istediğinde veya kuruluş tarafından Müdürün görevine son verilmek istendiğinde, durumun Müdür ya da Merkezin yetkilileri tarafından Müdürlüğe bir hafta öncesinden yazılı olarak bildirilmesi şarttır.

Eğitimci Eğitmeni

Madde 14 — Eğitimci Eğitmeni adına düzenlenmiş “Eğitimci Eğitmeni Çalışma Belgesi” ile çalışabilir. Eğitimci eğitmenleri;

a) Verdikleri eğitimlerin standartlara uygunluğundan,

b) Başta kuruluşun işleyişi ve kendi çalışma alanı ile ilgili aksaklıklar olmak üzere gördükleri bütün aksaklıkları, kuruluş yetkilisine yazılı olarak bildirmekten,

sorumludurlar.

İlkyardım Eğitimcisi

Madde 15 — “İlkyardım Eğitimcisi Adına düzenlenmiş Çalışma Belgesi” ile çalışabilir. İlkyardım eğitimcileri;

a) Verdikleri eğitimlerin standartlara uygunluğundan,

b) Başta Merkezin işleyişi ve kendi çalışma alanı ile ilgili aksaklıklar olmak üzere gördükleri bütün aksaklıkları Müdüre yazılı olarak bildirmekten,

sorumludurlar.

İlkyardımcı

Madde 16 — İlkyardımcı olmak isteyenler nüfus cüzdanı örneği ile Merkeze başvururlar.

Kapsam bölümünde belirtilen tüm kurum ve kuruluşlarda istihdam edilen her yirmi personel için bir “İlkyardımcı”nın bulundurulması zorunludur.

Mekanik cihazların yoğun bulunduğu, yangın riski yüksek olan ve yeraltı maden ocakları gibi kaza riski yüksek olan işyerlerinde her on personel için bir “İlkyardımcı”nın bulundurulması zorunludur.

Bu madde kapsamında bulunan işyerlerinde bu Yönetmeliğin yayımından itibaren 3 yıl içerisinde ilkyardımcı bulundurulması zorunludur.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Eğitim Konuları, Süresi, Yeterlilik, Sertifika, Ücretler

Eğitim Konuları

Madde 17 — Eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitimcisi ve ilkyardım eğitimi konularının temel içeriği, ulusal ve uluslararası standartlar doğrultusunda Bakanlık tarafından belirlenir.

Bakanlıkça onaylanan ve tavsiye edilen, bilimsel nitelikte yayın ve araştırma yapan kamu kurum ve kuruluşlarının eğitim programlarını destekleyici içerikteki yayınlarından Bakanlıkça uygun görülenler, eğitim materyali ve eğitim aracı olarak kullanılabilir.

Bilim Komisyonu, gerekli gördüğü hallerde bu Yönetmelikte belirtilen eğitim konuları ve ilkyardım eğitiminde kullanılacak malzeme araç ve gereçler listesinde güncelleme yapabilir. Söz konusu değişiklikler Bakanlık tarafından duyurulur.

Eğitim konularının temel içeriğinin teorik ve uygulama saatleri, EK 12a ve EK 12b sayılı cetvellerde belirtilmiştir.

İlkyardım eğitimcisi eğitiminde, EK 12a ve EK 12b sayılı cetvellerde belirtilen konular verilir. İlkyardım eğitiminde ise sadece EK 12b sayılı cetvellerde belirtilen konular verilir.

Merkezlerde uygulanacak olan çalışma planı ve dönem planlarına uygun hazırlanan günlük programlar, Müdürlüğün onayından sonra uygulanır. Onaylanmamış programlar ile eğitim verilemez.

İlkyardım Eğitim Süresi

Madde 18 — İlkyardım eğitim süresi; toplam beş iş gününden az on iş gününden çok olmamak üzere asgari kırk saat olarak düzenlenir.

Merkezlerdeki teorik ve uygulamalı dersler haftanın günlerine dengeli olarak dağıtılır.

Merkezlerin Çalışma Saatleri ve Planı

Madde 19 — Merkezler, 07.00 ile 24.00 saatleri arasında çalışırlar. Resmi tatil günlerinde hizmet veremezler.

Yeterlilik

Madde 20 — Katılımcılar, eğitim süresinin tamamına devam etmek zorundadırlar. Eğitim sonunda katılımcıların başarılı sayılmaları için, teorik ve uygulamalı sınavlardan ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden asgari 85 puan almış olmaları şartı aranır. Sınavlarda başarılı olamayan katılımcılar, yetersiz oldukları konularda eğitime katılarak, tekrar sınava tabi tutulurlar. İki defa sınava girmesine rağmen başarısız olanlara, kuruluşlar tarafından “Katılımcı Belgesi” düzenlenir.

Sınav soruları Müdürlükçe hazırlanır. Teorik ve uygulamalı sınavlar, Denetim Ekibi gözetiminde yapılır.

Özel öğretim kurumu bünyesinde faaliyet gösteren Merkezlerde yapılacak sınavlarda, gözetmen olarak Denetim Ekibi bulunur.

Müdür, sınav kağıtlarını beş yıl süre ile saklamak ve Bakanlığın denetimine açık tutmakla mükelleftir.

Sertifika

Madde 21 — Eğitimci eğitmeni ve ilkyardım eğitmeni sertifikası Bakanlıkça, ilkyardımcı sertifikası ve ilkyardımcı kimlik belgesi Müdürlükçe onaylanır.

Eğitimci eğitmeni ve ilkyardım eğitmeni sertifikalarının geçerlilik süresi sekiz yıldır. Geçerlilik süresi dolan sertifika sahipleri, yapılacak değerlendirme sınav sonucuna göre asgari on altı saatlik bir güncelleme eğitimine tabi tutularak sertifikaları yenilenir.

İlkyardımcı sertifikaları ve ilkyardımcı kimlik belgesinin geçerlilik süresi beş yıldır. Bu sürenin sonunda yapılacak değerlendirme sınav sonucuna göre güncelleme eğitimi verilir. Güncelleme eğitimi, en az sekiz saat olacak şekilde düzenlenir.

Ücretler

Madde 22 — Eğitimci eğitimi veren kuruluşların, eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitimcisi yetiştirme ve Merkezlerin ilkyardım eğitim ücreti ile sınavlarda gözetmen olarak bulunacak Denetim Ekibine verilecek ücretlere ilişkin teklifler, İl Sağlık Müdürü ya da görevlendireceği bir yardımcısının başkanlığında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü temsilcisi, eğitim veren tüm kuruluşların birer temsilcisi ile İlkyardım ve Acil Sağlık Hizmetleri Şube Müdüründen oluşan komisyonca; fiyat indeksleri, yerel koşullar ve emsal ücretler göz önünde bulundurularak tespit edilir.

Tespit edilen ücretler, Bakanlıkça aynen ya da değiştirilerek onaylandıktan sonra uygulanır.

Ücretler bir yıl geçmeden artırılamaz. Ancak toptan eşya fiyatları endeksi artışları % 25’i geçtiği takdirde, ücret saptanmasından en az altı ay geçmek koşuluyla bu süre beklenmeden artırma isteminde bulunulabilir.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Bilim Komisyonu Kurulması ve Çalışma Esasları

Bilim Komisyonu

Madde 23 — Eğitimci eğitimi, ilkyardım eğitimcisi ve ilkyardım eğitimi ile ilgili normların oluşturulması, güncelleştirilmesi, eğitim materyallerinin onaylanması ile ilgili tavsiye kararlarını almak üzere Bakanlıkça bir Bilim Komisyonu oluşturulur.

Komisyon, Bakanlık Müsteşarı’nın başkanlığında aşağıdaki üyelerden oluşur;

Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, Bakanlık Sağlık Eğitimi Genel Müdürü, Eğitim Hastanelerinin ilgili tıp dallarından asgari bir klinik şef ve/veya şef yardımcısı, en az iki Tıp Fakültesinin Acil Tıp ve/veya Halk Sağlığı Anabilim Dalından iki öğretim görevlisi, Sivil Savunma Genel Müdürü ve Kızılay Genel Müdürü.

Komisyonun Çalışma Şekli ve Görevleri

Madde 24 — Komisyon, Bakanlığın daveti üzerine toplanır. Komisyon Başkanı, gerektiğinde Komisyonu olağanüstü toplantıya çağırabilir.

a) Komisyon gündemi; Komisyon Başkanı, Genel Müdürlük ve/veya komisyon üyelerinin tekliflerine göre tespit edilir.

b) Komisyon gündemi, Bakanlık tarafından, toplantı daveti ile birlikte en az onbeş gün öncesinden yazılı olarak üyelere bildirilir.

c) Komisyonun sekreterlik hizmetlerini Genel Müdürlük yürütür.

d) Komisyon, gündem maddelerini inceler ve raporunu hazırlar. Komisyonun tavsiye kararları, yazılı metin haline getirilerek üyelerce imzalanır ve uygulamaya konulur.

e) Komisyon, gerektiğinde ulusal ve uluslararası kişi ve kuruluşlardan bilimsel görüş isteyebilir.

f) Komisyon, hazırlanmış eğitim materyallerinin uygunluğu ile ilgili inceleme yaparak görüş bildirir.

ALTINCI BÖLÜM

Kayıt, Arşiv ve Denetim

Kayıt ve Arşiv

Madde 25 — Eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitimcisi ve ilkyardımcı olmak üzere yetkili kurum veya kuruluşlara başvuran kişilerin (Kimlik No, Adı Soyadı, Sertifika No, Sertifika Geçerlilik Bitiş Tarihi, Adres, Telefon No, diğer) kayıtları yapılır.

Bu kayıtların bir örneği beş yıl süre ile saklanır.

Teftiş ve Denetim Defteri

Madde 26 — Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar ve Merkezlerde, Bakanlık veya Müdürlük tarafından yapılacak olağan veya olağanüstü denetimlerde teftiş sonuçlarının yazılması için kullanılan, Müdürlük tarafından onaylanmış ve EK 13’te gösterilen teftiş ve denetim defteri bulundurulur.

Denetim

Madde 27 — Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar ve Merkezler, Müdürlük tarafından oluşturulan Denetim Ekipleri tarafından düzenli olarak denetlenir.

Olağan denetimler, Genel Müdürlük veya Müdürlüğün talebi, şikayet ve soruşturma üzerine yapılacak olağan dışı denetimler hariç olmak üzere, yılda en az bir defa yapılır.

Denetimlerde, EK 14a ve EK 14b sayılı cetvellerde gösterilen “Denetleme Formu” kullanılır. Denetim ile ilgili bulgular ve sonuçlar, Teftiş ve Denetim Defterine yazılır.

Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişlerince yapılacak denetimlerde, Denetim Ekibi bulundurulmalı veya denetim sonuçları Müdürlüğe bildirilmelidir.

1475 sayılı İş Kanununa tabi işyerlerinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca teftiş ve denetlemeye yetkili memurlarca bu Yönetmeliğin 16 ncı maddesi kapsamında yapılacak denetimlerde Denetim Ekibi bulundurulmalı veya denetim sonuçları Müdürlüğe bildirilmelidir.

Bu denetimlerde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için denetleme formunda belirtilen süreler verilir. Birden çok eksikliğin aynı anda tespit edildiği durumlarda, eksikliklerin giderilmesi için süresi en uzun olan hüküm uygulanır. Bu süre içerisinde eksikliği gidermediği tespit edilen kuruluşlara, belirtilen faaliyet durdurma cezası uygulanır.

Faaliyeti geçiçi olarak durdurulan Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar, üç ay içerisinde eksikliklerini gidermedikleri takdirde “Yetki Belgesi” iptal edilmek üzere Müdürlükçe, Bakanlığa bildirilir.

Merkezlerin Uygunluk Belgesi iptal işlemleri Müdürlükçe yapılır.

Bir takvim yılı içerisinde Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlara ve Merkezlere yönelik olarak gerçekleştirilen olağan ve olağanüstü denetimlerde, bu Yönetmelik hükümlerine uygunluğun tam olarak devam ettiğinin tespit edilmesi veya herhangi bir eksikliğin tespit edilmediği durumda, başarılı çalışmalarını teşvik etmek amacıyla Müdürlüğün teklifi ve Valiliğin onayı ile bu Kuruluş ve Merkezlere hizmet teşekkür belgesi düzenlenebilir.

YEDİNCİ BÖLÜM

Yasaklar, Reklam, Tanıtım ve Bilgilendirme

Yasaklar

Madde 28 — Bu Yönetmelik kapsamındaki Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar ve Merkezler bu Yönetmelik hükümlerine ve aşağıda belirlenen hususlara uymak zorundadırlar:

a) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar “Yetki Belgesi”, Merkezler ise “Uygunluk Belgesi” almadıkça eğitim için katılımcı kaydı yapamaz ve eğitime başlayamazlar.

b) Eğitimin tamamına devam etmeyen katılımcılar, sınava giremezler. Bu katılımcılar, tekrar eğitime alınırlar.

c) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşlar, “Eğitimci Eğitmeni Çalışma Belgesi” olmayan eğitmenleri çalıştıramaz.

d) Merkezler, “İlkyardım Eğitimcisi Çalışma Belgesi” olmayan eğitimcileri çalıştıramaz.

e) Eğitici eğitmenleri ve ilkyardım eğitimcileri, resmi kurum ve kuruluşların dışında yalnızca bir kuruluşta çalışabilirler.

f) Herhangi bir kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan ve aynı zamanda Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluşta veya Merkezde çalışmak isteyen sağlık personelinin kamu görevini yaptığı kuruluş ile çalışmak istediği Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş veya Merkezin aynı yerleşim yeri sınırları içerisinde olması şarttır. Büyükşehir belediyesi olan yerlerde büyükşehir belediye sınırları, diğer yerlerde ise belediye sınırları dikkate alınır. Bu kısıtlamanın dışına, ancak haklı sebeplerin mevcudiyeti ve buna istinaden Müdürlüğün uygun görüşü ve Valiliğin yazılı onayı ile çıkılabilir.

g) Bakanlıkça onaylanmış ücretlerin dışında ücret talep edilemez.

h) Kuruluşların dış tabelalarında sadece uygunluk belgesinde belirtilen kuruluş ismi ve unvanı yazılır.

i) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkez bünyesinde olmayan faaliyetler ve fiyatlar konusunda reklam verilemez.

j) Bir sağlık kurum veya kuruluşu bünyesi dışında açılan eğitimci eğitimi ve ilkyardım eğitimi verilen yerlerde tıbbi malzeme, araç ve gereç bulundurulamaz ve sağlık hizmeti verilemez.

k) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkezde, kişi ve kuruluşların eğitim haricindeki diğer işleri yürütülemez.

l) Bu Yönetmelik kapsamındaki Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkezler, tabela veya basılı evraklarında, başka bir ünvan veya mevcut ünvanlarının yabancı dildeki karşılıklarını kullanamazlar.

m) Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkezler, resmi kurum ve kuruluşlarca kullanılan isimleri, yanlış algılamaların ve haksız rekabetin önlenmesi amacıyla, ticari isim olarak kullanamazlar.

Müeyyideler

Madde 29 — Bu Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uymayanlar ile yasaklara aykırı hareket edenlere bu Yönetmelikte öngörülen müeyyideler uygulanır. Bunlar, cezai ve hukuki sorumlulukları bakımından genel hükümlere tabidir.

İlkyardımcı bulundurmayan kurum ve kuruluşlara, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 295 inci maddesi hükmü doğrultusunda işlem yapılır.

Reklam, Tanıtım ve Bilgilendirme

Madde 30 — Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkezler; insanları yanıltıcı, paniğe sevk edici ve yanlış yönlendirici reklam, tanıtım ve bilgilendirmede bulunamazlar.

Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş ve Merkezler tarafından, ilkyardım ve kazalardan korunma ve önlemeye yönelik bilgiler içeren materyaller hazırlanabilir. Bu materyaller Müdürlüğün onayından sonra kullanılabilir.

Geçici Madde 1 — Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce Bakanlık, Üniversiteler, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü ve Kızılay tarafından verilmiş olan “Eğitimci Eğitmeni Sertifikaları” ile “İlkyardım Eğitimcisi Sertifikaları” Bakanlıkça, “İlkyardımcı Sertifikaları” ise Müdürlükçe bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde onaylandığı takdirde geçerlilik kazanır.

Diğer kurum ve kuruluşlar, Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde “Eğitimci Eğitimi Veren Kuruluş” ve/veya “Merkez” statüsüne geçtikleri takdirde, geçmişte verdikleri “Eğitimci Eğitmeni Sertifikaları” ve “İlkyardım Eğitimcisi Sertifikaları” Bakanlıkça, “İlkyardımcı Sertifikaları” ise Müdürlükçe onaylandığı takdirde geçerlilik kazanır.

Yurtdışından alınmış olan sertifikaların geçerliliği Bilim Komisyonunca belirlenir.

Yürürlük

Madde 31 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 32 — Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.

Süt, süt bezlerinde yapılır. Kanallar yolu ile meme başını çevreleyen kahverengi bölgenin altındaki süt havuzlarında birikir. Emilen sütün 1/3’ü buradan gelir. Bebek emdiğinde önce bu sütü alır. Sütün geriye kalan 2/3’ü ise beyinden gelen refleks sonucu bezlerdeki sütün serbestleşmesi ile salgılanır (şekil 2.1). Bu refleks (boşalma refleksi) sırasında anne göğsünde iğnelenmeler hissedebilir.Bebek emer —-> Mesaj beyine ulaşır —-> Süt bezlerinde süt serbestleşir —-> Süt kanallara boşalır —-> Anne meme başı etrafında iğnelenme hissi duyar —-> Diğer göğüsten de süt damlayabilir —-> Süt bebeğe akar —-> Bebek emmeye ve yutmaya devam eder.

Stresli, ruhsal açıdan sıkıntıda olan annelerde bu refleks baskılanabilir ve çocuk sütün bu ikinci kısmını alamaz. Bu durumda bazı özel tekniklerle sütün ikinci kısmının gelmesi ile bu refleksin oluşması sağlanabilir.

Süt yapımı için en iyi uyarı aç bir bebeğin emmesidir. Göğüsler dolu olmasa da doğumdan hemen sonra annenin bebeğini emzirmeye başlaması süt yapımının uyarılması ve devamı için çok önemlidir. Bu nedenle bebeği doğar doğmaz anne memesine koyarak emzirmesini sağlayınız. Erken emzirme ile süt salgısı daha erken başlar ve bollaşır, bebek dehidratasyon ve hipoglisemiden korunur.

Erken ve sık emzirme, göğüslerin tam boşalmasını ve süt yapımının artmasını sağlayan en önemli faktörlerdir. Bebek, göğüsleri boşalttıkça, süt bezleri boşalan yeri doldurmak için daha fazla süt yapar.

Anneye özellikle ilk günlerde ve haftalarda bebeğe her istedikçe meme verilmesi öğütlenmelidir. Bu anne sütünün bol ve devamlı olmasını sağlayacaktır.

ÖĞRENCİ, DERSLERİNDE NASIL BAŞARILI OLUR?

Milli Prodüktivite Merkezi nin ilköğretim 4, 5 ve 6. sınıfta okuyan 96 öğrenci ile ilgili öğretmenler ve 46 veli üzerinde yaptığı zaman yönetimi konusundaki araştırmaya göre velilerin sıkça tekrarladığı çok çalış cümlesi, başarıyı getirmediği gibi kaygıyı artırıyor. Araştırmada başarıya ulaşmak için zaman kavramının önemine vurgu yapılıyor. Zaman kavramının çocuklarda beş yaşından itibaren gelişmeye başladığına dikkat çekilirken, başarı için neler yapılması gerektiği üzerinde duruluyor. Velilerden çocuklarına güvenmeleri ve onlara zaman ayırmaları istenirken çok çalış baskısının kaygıyı artırmaktan öte rol oynamadığı anlatılıyor. Velilerin hedef belirlemede çocuklara yardımcı olması istenirken öğrencinin motivasyonunu artıran en önemli faktörün ana-baba takdiri olduğu üzerinde duruluyor. Velilere, çocuğunuzu takdir edin uyarısında bulunuluyor. MPM nin araştırmasına göre zamanı verimli kullanmalarını sağlamak için çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren bazı alışkanlıkların kazandırılması gerekiyor.

Öğrenciler neler yapmalı?

* Amaç ve hedeflerinizi belirleyin.

* Plan yapma alışkanlığı kazanın ve önceliklerinizi belirleyin.

* Kişisel gelişime zaman ayırın (kitap okuma alışkanlığı, hobi alışkanlığı vb.).

* Çok çalışmak başarıyı getirmez, planlı çalışarak başarıyı elde edebilirsiniz.

* Düzensiz aralıklarla sadece sınavlarda ders çalışacağınıza, her gün yarım saat ders çalışarak başarıyı elde edebilirsiniz.

* Zamanınızı planlayarak arkadaşlarınıza vakit ayırın.

* Ders sırasında not tutma alışkanlığı edinin.

* Erteleme alışkanlığından vazgeçin.

* Başarılı olacağınız konusunda kendinize güvenin.

 

 

 

 

 

  

 

 

 

COCA COLA VE PEPSİ YASAĞI YAYGINLAŞIYOR!

Hindistan ve İngiltere den sonra Letonya da okullarda Coca Cola ve Pepsi Cola nın satışını yasakladı. İşte Letonya nın yasaklama gerekçesi…

Letonya hükümeti, yapay renklendirici, koku, tatlandırıcı ve kafein içeren ve aralarında Coca Cola ve Pepsi Colanın da bulunduğu yiyecek ve içeceklerin okullarda satışını yasakladı.

Letonya Sağlık Bakanlığı yayımladığı bildiride, Yapay renklendirici ve kokular alerjik reaksiyona yol açabilir. Çocukların organizması kimyasal ürünlere karşı daha duyarlıdır denildi.

Yasaklamanın 1 Kasım 2006 dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtildi.

Okul kantinlerinde, şeker, meyvalı gazoz, cips ve sakız gibi gıda maddelerinin yerine, tuzsuz fındık, kuru meyve, sekersiz meyve suyu, maden suyu ve hafif yemek türleri gibi gıdalar bulunacak.

İngiltere Middlesbrough nehri üzerine 1911 yılında kurulan bu köprü araçları karşıdan karşıya geçiren bir teleferik olarak hizmet veriyor. 

Зубы на шею (5 фото) 1

Зубы на шею (5 фото) 2

Зубы на шею (5 фото) 3

Зубы на шею (5 фото) 4

Зубы на шею (5 фото) 5

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

Гвоздяной и спичечный креатив

İNSAN KENDİ DEĞERİNİ NASIL BULUR?
 
Yazan: Hıncal Uluç
 
8 Numaralı parşömen.. Değerimi katlamak..

Bugün değerimi yüze katlayacağım.
İnsan dehasına değen dut yaprağı, ipek haline gelir.
İnsan dehasına değen killi toprak, kalelere dönüşür.
İnsan dehasına değen selvi ağacı, sandık olur.
İnsan dehasına değen bir avuç koyun postu, krallara giysi olur.
Eğer yaprak, kil, odun ve post insan eliyle yüz kat, bin kat değer kazanabiliyorlarsa, aynı şey niçin benim adımı taşıyan toprak için geçerli olmasın?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Kendisini üç gelecek bekleyen bir buğday tanesi gibiyim. Buğday tanesi, bir çuvala konduktan sonra bir domuza yedirilmek üzere ahıra boşaltılabilir. Ya da ekmek yapılmak üzere öğütülebilir. Ya da altın başağının bir taneden binlerce üretmesi için toprağa ekilebilir. Ben, tek bir farkla, bir buğday tanesi gibiyim. Buğday tanesi, domuza yedirilmek, ekmek için öğütülmek ya da çoğaltmak için toprağa ekilmek arasında bir seçim yapamaz. Oysa ben seçebilirim. Hayatımı ne bir domuza yedirteceğim, ne de başkaları tarafından parçalanıp yenilmek üzere başarısızlık ve ümitsizlik taşları arasında öğüteceğim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Büyüme ve çoğalması için buğdayın toprağın karanlıklarına ekilmesi gerekir. Başarısızlıklarım, ümitsizliklerim, cahilliğim ve becerisizliklerim, olgunlaşmak için dikildiğim karanlıktır. Nasıl ki buğday tanesi yağmurla, güneşle, ılık rüzgarlarla beslenir, filiz sürüp serpilirse, vücudumu ve aklımı, düşlerimi gerçekleştirmek için öyle beslemeliyim. Buğday tanesi başak vermek için tabiatın lütfunu beklemek zorundadır. Ben ise beklemek zorunda değilim, çünkü kendi yazgımı seçme gücüne sahibim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Peki bunu nasıl yapabilirim? İlk önce, günle, haftayla, ayla yılla ve hayatımla ilgili hedefler koyacağım. Nasıl ki buğday tanesinin kabuğunu çatlatıp filiz vermesi için yağmur yağması gerekiyorsa, hayatımın önüne billurlaşması için öyle hedefler koymalıyım. Hedefler koyarken, geçmişteki en iyi icraatımı dikkate alacak ve bunu yüzle çarpacağım. Gelecekteki yaşantımın kuralı bu olacaktır. Hedeflerimi hiçbir zaman çok yüksek görmeyeceğim. Mızrağımı aya doğrultup yalnızca bir kartala saplamak, onu kartala doğrultup yalnızca kayaya çarpmaktan daha iyi değil midir?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Hedeflerimin yüksekliği, tam isabet sağlayıncaya kadar sık sık tökezlesem bile, beni korkutmamalıdır. Tökezlersem, doğrulacağım, düşüşlerin beni endişelendirmeyecektir, çünkü tam isabet sağlamak için herkes tökezlemek durumumdadır. Yalnızca bir solucan tökezlememe özgürlüğüne sahiptir. Ben, solucan değilim. Ben, soğan bitkisi değilim. Ben, koyun değilim. Ben; insanım. Başkaları, killeriyle bir kulübe yapa dursunlar. Ben, benimkiyle bir kale inşa edeceğim.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Güneş nasıl buğday taneciğinin fide vermesi için toprağı ısıtırsa, bu parşömenlerdeki sözler de benim hayatımı öyle ısıtacak ve düşlerimi gerçek kılacaktır. Bugün, dün yaptığım her eylemi aşacağım. Bugünün dağına gücümün yettiği kadar tırmanacağım, yarın ise bugünkünden daha da yükseklere varacağım, öbür gün ise yarından da yükseklere. Başkalarının yaptıklarını geçmek önemli değildir, önemli olan kendi yaptıklarımı aşmamdır.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Ilık rüzgar nasıl buğday tanesinin olgunlaşmasına yön verirse, rüzgarlar da benim sesimi başkalarına taşıyacak ve sözlerim hedeflerimi açıklayacaktır. Bir kere ağzımdan çıktılar mı, artık itibarımı kaybetmeden geri dönemem. Kendi peygamberim gibi olacağım; söylediklerimle alay etse bile, herkes planlarımı, düşlerimi bilecek ve böylece söylediklerim tamamlanmış eylemlere dönüşünceye kadar kaçmak için hiçbir mazeretim olmayacak.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Çok geri hedefler koymak gibi bir suç işlemeyeceğim.
İşi, başarısızlığa izin vermeden yerine getireceğim.
Elimi her zaman erişebileceğim yerin daha yükseğine uzatacağım.
Pazardaki performansımla hiçbir zaman memnun olmayacağım.
Her zaman hedeflerimi, gerçekleşir gerçekleşmez yükselteceğim.
Her zaman hedeflerimi dünyaya açıklayacağım.
Ancak, başarılarımı hiçbir zaman ilan etmeyeceğim. Bırakayım insanlık beni övsün ve ben de bu övgüyü tevazuyla kabul etme bilgeliğine sahip olayım.
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Bir buğday tanesi yüzle çarpıldığında yüz adet başak üretir. Bunu on kez yüzle çarparsanız, yeryüzündeki bütün kentleri doyurursunuz. Bir buğday tanesinden daha üstün değil miyim?
Bugün değerimi yüze katlayacağım.
Bunu yapacak, sonra yine değerimi yüze katlayacağım, tekrar tekrar. Büyüklüğüm karşısında, bu parşömenlerdeki sözlerin bende yarattığı gibi, şaşkınlık ve hayranlık duyulacak.

TÜRK OLMANIN KURALLARI…
HürriyetTürk olmanın kurallarını biliyor musunuz?
Cüneyt UZUNOĞULLARI

Türkiye�de şirketlerin yüzde 97�sini Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) oluşturuyor. Üretimin yüzde 50�si bu şirketler aracılığıyla yapılıyor. Neredeyse her Türk�ün hayali bir küçük işletme kurmak.

Kurulan işletmeler ağırlıklı olarak aile şirketi niteliğinde.

Her insan topluluğunun karakteristik özellikleri vardır. Farklı durumlarda bir ülke insanının verdiği tepkiler bütünü ve tepkilerin altında yatan düşünüş biçimi kimliğimizin oluşturulmasına aracılık eder.

İnternette, �Türk olmanın kuralları� başlıklı bir yazı dolaşıyor.

Bu yazıda Türk olmanın 76 kuralı sıralanmış. Sıralama öyle güzel yapılmış ki, okuyunca ortak kimliğimiz gözümüzün önüne geliyor.

ÖZELLİKLERİMİZ

İşte bizi biz yapan özelliklerden bazıları:

- Rüzgarlı havalarda küller uçmasın diye küllüğe su koyar.

- Sakal traşı olduktan sonra kanayan yerlerine küçük kağıtlar yapıştırır.

- Evdeki yaşlılar kullansın diye TV kumandasındaki tuşların Türkçe çevirisini yapar.

- İçtiği çay soğumasın diye çay tabağının içine sıcak su koyar.

- Denize girip yandıktan sonra aşırı derecede yanan sırtına yoğurt sürer

- Simit yedikten sonra masada kalan susamları parmağını ıslatarak toplar ve yutar.

- Mutfak tüpü gaz kaçırıyor mu, kaçırmıyor mu diye ateşle kontrol eder.

- Diş fırçasıyla saçını boyar.

- Sahilde mayosunu kabinde giymez, çevresindekilere havlu tutturup işini oracıkta halleder.

- Kolayı çalkalayıp fışkırtarak asitsiz içmeyi akıl edebilir.

İŞ YAPIŞ BİÇİMİMİZ

Liste böylece uzayıp gidiyor…

Listeden çıkan sonuç şu: �Türkler pratik zekalıdır. Kalıcı, zahmetli çözümler yerine kısa dönemli çözümler bulurlar ve akıllarına gelen ilk fikri uygularlar.�

Bu bakış açısı kaçınılmaz bir şekilde iş yapma biçimimize yansıyor.

Uzun uzun düşünmeden, planlamadan, araştırmadan adım atmaya, bir işe balıklama dalmaya bayılıyoruz.

Küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin önemli bir bölümü, �Çay tabağına sıcak su koyularak bardağı ılık tutma yöntemiyle� kurulup yaşatılıyor.

EKSİKLER

İşletmeler; sermaye birikimi, iş deneyimi, pazarlama ve finans yönetimi becerisi açısından eksik kalıyor.

Pratik zeka ve girişimci ruhla kurulan işletmelerin patronları bu yetersizlik nedeniyle birer iş bitirme uzmanı olmak zorunda.

Birçok işletmede; muhasebeci, tamirci, pazarlamacı, ihracat uzmanı, üretim müdürü aynı kişi.

Bu pratik zeka ve yaratıcılıkla iş yapma yöntemi bir yere kadar çalışıyor.

Ancak, işletmelerin uzun süreli yaşaması, uluslararası rekabette öne geçmesi için başka koşullar ve özellikler gerekiyor.

DAHA FAZLA İHRACAT

Ülkemizdeki Ticaret ve Sanayi Odaları, Avrupa Birliği İş Geliştirme Birimi, Kosgeb, birlikler, yerel oluşumlar Kobİ�lerin çağın gereklerine göre örgütlenmesi ve daha fazla ihracat yapması için çalışıyor.

Kobİ�lere özellikle, bilişim teknolojilerini nasıl verimli bir şekilde kullanacağı ve finans yönetimi dersleri veriliyor.

Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecinde alışkanlıklarımız ve davranış biçimimiz değişecek. Daha az pratik zekalı ama daha planlı programlı olacağız.

Bu değişim insan kaynağımızı ve tabii ki Kobİ�lerimizi etkileyecek. Diş fırçasıyla saçımızı boyadığımız günleri ise hafif bir gülümseme ile anacağız.

GENÇLER ALKOL YÜZÜNDEN ÖLÜYOR
(Bu Hafta 2 Defa Okundu)

Gelişmiş ülkelerde gençlerin dörtte birinin ölüm sebebinin alkol olduğu bildirildi.

Avustralya da yapılan ve tıp dergisi Lancet te yayınlanan araştırmaya göre, 2002 de gelişmiş ülkelerde 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 27 si alkol yüzünden hayatını kaybetti.

Gelişmiş ülkelerdeki ölüm nedenleriyle ilgili verilerin değerlendirilmesi suretiyle yapılan araştırmada, gençlerin yüzde 4 ünün de uyuşturucu yüzünden öldüğünün belirlendiği kaydedildi.

Deakin Üniversitesi�nce yapılan araştırmanın başkanı Prof. , araştırmanın, alkol ucuz ve kolaylıkla ulaşılabilir olduğu vakit gençlerin daha çok problemle karşılaşacağını gösterdiğini söyledi.

Toumbourou, hükümetlerin gençlerin alkol alışkanlığı konusuna ciddiyetle eğilmesini istedi. Araştırmada, yetkililerce alınacak çeşitli önlemlerle, tütün, alkol ve uyuşturucu kullanımının azaltılması gerektiği belirtildi.

Daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak isteyenler için araştırmanın orjinal bilgileri ve özeti aşağıda sunulmuştur:

The Lancet DOI:10.1016/S0140-6736(07)60369-9

Interventions to reduce harm associated with adolescent substance use

JW Toumbourou, T Stockwell, C Neighbors, GA Marlatt, J Sturge, J Rehm.

Summary

A major proportion of the disease burden and deaths for young people in developed nations is attributable to misuse of alcohol and illicit drugs. Patterns of substance use established in adolescence are quite stable and predict chronic patterns of use, mortality, and morbidity later in life. We integrated findings of systematic reviews to summarise evidence for interventions aimed at prevention and reduction of harms related to adolescent substance use. Evidence of efficacy was available for developmental prevention interventions that aim to prevent onset of harmful patterns in settings such as vulnerable families, schools, and communities, and universal strategies to reduce attractiveness of substance use. Regulatory interventions aim to increase perceived costs and reduce availability and accessibility of substances. Increasing price, restricting settings of use, and raising legal purchase age are effective in reducing use of alcohol and tobacco and related harms. Screening and brief intervention are efficacious, but efficacy of a range of treatment approaches has not been reliably established. Harm-reduction interventions are effective in young people involved in risky and injecting substance use.

SUNUŞ

Millî İstihbarat Teşkilâtı, Büyük Önder ATATÜRK’ün bundan 80 yıl
önce verdiği, “…muasır devletlerde olduğu gibi, bizde de
modern bir istihbarat teşekkülü kurmak mecburiyetindeyiz…”
direktifleri doğrultusunda kurulmuş ve her dönemde biraz daha gelişerek,
güçlü ve güven veren bir kurum haline gelmiştir.

Her devlet için, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, anayasal düzenine, varlığına,
bağımsızlığına, güvenliğine ve Millî gücünü meydana getiren bütün unsurlarına
karşı içten ve dıştan gelecek mevcut ve muhtemel tehditler hakkında bilgi toplamak
ve istihbarat oluşturmak vazgeçilmez bir ihtiyaçtır.

Millî İstihbarat Teşkilâtımız da, Türkiye Cumhuriyeti devlet
yapısı içerisinde görevleri ve sorumlulukları itibariyle böylesine önemli bir
konumdadır. Nitekim, kanun koyucu, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve
Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu ile MİT’i, ülkenin genel siyasetinin yürütülmesinden
sorumlu Başbakan’a doğrudan bağlayarak, Millî Güvenlik İstihbaratı’nı devlet çapında
oluşturma ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Millî
Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırma ve ülkemize
yönelik istihbarata karşı koyma ile görevlendirerek, yasal sorumluluklarını ve
devlet yapısındaki önemini belirlemiştir.

21. yüzyılda teknolojinin ulaştığı düzey ve sürekli gelişme, globalleşmenin getirdiği sorunlar ve açılımlar hiç şüphe
yok ki istihbarat Teşkilâtlarını da etkilemektedir. Bu etkileme, sadece yapılanmayla
sınırlı kalmamakta, ilgi alanlarının yanı sıra metod ve prensiplerin, istihbarat
yöntemlerinin de yenilenmesine, karşılıklı ülke çıkarları çerçevesinde yabancı
istihbarat Teşkilâtlarıyla işbirliğinin geliştirilmesine de neden olmaktadır.

Ancak, bir kurumun kanunu, yetkileri, teknolojik kapasitesi, bütçesi ve
diğer kurumlar ile koordinasyon becerisi ne kadar hayati olsa da, hasılasındaki
en önemli etkenin, kurumdaki insan kalitesine ve profesyonelliğine bağlı olduğunu
düşünmekteyiz.

Teşkilâtımızda, her kademenin verdiği tecrübeler ile yetişen
kadroların, üst yönetimde yer almaları ile hedeflenen kalite ve profesyonelliğe
ulaşmada çok önemli aşamaların geçildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Hatırlanacağı üzere, ilk Web Sayfamızdaki “Sunuş”ta, ülkemizin son derece enerjik,
bilinçli gençlerine, istihbarat mesleğini tanıtmaya çalışmıştık. Bu çabanın meyvelerini,
son senelerde çok net bir şekilde aldığımızı belirtebiliriz. Kurumumuza, belirlediğimiz
üniversitelerden mezun, iyi seviyede lisan bilen ve bu mesleğin zorluklarını aşabilecek
yeteneklere sahip gençlerin müracaatında büyük artış olmuştur.

Açtığımız imtihanlarda kabiliyet ve başarıları dışında hiçbir etkenin rol oynamadığı bir
sistem ile kurumumuza kazandırılan yeni neslin, dünyanın en zor ve yıpratıcı mesleğinde,
her kademede bilfiil çabalarıyla kazanacakları tecrübelerden sonra gelecekleri
Müsteşarlık dahil üst yönetim görevlerinde, Millî İstihbarat Teşkilâtı’nı mükemmel
bir şekilde yöneteceklerine güvenimiz tamdır.

Dünyada halen istikrarsızlık kaynağı olan pek çok sorunun ülkemizi doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilediği,
ayrıca uluslararası terörün aldığı boyut ile perde arkası destekler değerlendirildiğinde
ve en önemlisi yaşadığımız coğrafya dikkate alındığında, bu coğrafyada istikrar
içinde yaşamanın ne derece zor olduğu ve bunu temin için de diğer faktörlerin
yanında, çok yetenekli ve güçlü bir istihbarat kurumuna ihtiyaç duyulduğu apaçık
ortadadır.

Arzu edilen istihbarat ihtiyacının karşılanmasında, yurtiçinde
ve yurtdışında en kritik bölgelerde, zor şartlarda görev yapan, kapalı dünyalarında
sessizlik içinde çalışan mensuplarımızın, başarılarının temel unsuru, şüphesiz
milletinden alabildiği manevi destektir.

Yasal yetkileri çerçevesinde görevini sürdüren ve ulusal niteliğini 80 yıldan bu yana ısrarla koruyan Millî İstihbarat
Teşkilâtı’na destek vermenin, kişiler ve tüm kurumlar için bir görev ve onur meselesi
olduğuna inanıyoruz.

” Biz, büyük Türk Milleti’nin hizmetindeyiz.”


MİT Müsteşarı

MİT’İN GÖREV, YETKİ VE SORUMLULUKLARI

  Millî İstihbarat Teşkilâtı 6 Temmuz 1965 tarih ve 644 sayılı Millî İstihbarat
Teşkilâtı Kanunu’yla “Başbakanlığa” bağlı olarak kurulmuştur. 18 yılı
aşkın bir süre yürürlükte kalan bu Yasa, uygulamada ortaya çıkan aksaklıkların
giderilebilmesi, boşlukların doldurulabilmesi ve hızla gelişen ve değişen dünya
koşullarına uygun hale getirilebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar sonucunda
yerini, 1 Ocak 1984 tarihinden itibaren 2937 sayılı Devlet
İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilâtı Kanunu’na bırakmıştır.

2937 sayılı Yasa’da Teşkilâtın kuruluşu ve ana görevleri genel hatlarıyla belirtilmiş;
birimlerin sayısı, adları, ayrıntılı görevleri ve iç örgütlenme ile ilgili diğer
hususlar Başbakanın onaylayacağı gizli yönetmeliklere bırakılmak suretiyle,
hem gizlilik sağlanmış, hem de değişen koşullarda hızlı hareket edebilme olanağına
kavuşulmuştur.

2937 sayılı Yasa’yı 644 sayılı Yasa’dan ayıran bir diğer özellik de Teşkilâtın
2937 sayılı Yasa ile doğrudan “Başbakana” bağlanmasıdır. Anayasa
gereğince Hükümetin genel siyasetinin yürütülmesinden Bakanlar Kurulu ile birlikte
Başbakanın sorumlu olduğu göz önünde tutularak, MİT doğrudan Başbakan’a bağlanmıştır.

 

İllüzyon Fransızca dan dilimize geçmiş bir kelime olup ‘Yanılsama’ anlamına gelmektedir.illüzyon tiyatro,dans,matematik,fizik,kimya,beden dili,türkçe resim gibi kavramların harmanlanıp seyirciye sunulmasıyla oluşan esas amacı insanları şaşırtmak olan görsel bir sahne sanatıdır.ülkemizde yeni yeni gelişmekte olan bu sanatın insanlar üzerinde çok büyük etkileri vardır.

Sizin için küçük, TV’niz için büyük bir adım: D-Smart

  D-Smart, Türkiye’deki dijital yayıncılığa bambaşka boyutlar getirerek televizyon izleme alışkanlıklarınızı yeniden şekillendiriyor.

  Yüzden fazla kanal, eğlence, neşe ve şans dünyasını evinize getiren D-Smart, üstelik sizden hiçbir aylık abonelik ücreti talep etmiyor.

  D-Smart’taki ‘izledikçe öde’ sistemi ile uygun fiyatlara kaliteli filmleri takip edebilme ve harcamalarınızı sadece izlemek istediğiniz filmlere yani keyfinize göre şekillendirebilme imkanı sunuyor.

  Böylece, televizyon izlemek için her ay ekstra masraf yapmak zorunda olmadan;
D-Smart’ın sunduğu ayrıcalıklardan yararlanıyor, dijital televizyon izleme keyfine ulaşıyorsunuz.

  D-Smart dijital platformuna uyumlu uydu alıcıları ile ayrıcaklı olarak şifreli özel kanalları izlenebilmektedir.

  Bir kere D-Smart platformuna aktivasyon yaptırılmış ise mevcut kullanıcılardan geriye dönük olarak kesinlikle bir ücret talep edilmeyecektir. Ancak her gün hızla gelişen D-Smart dijital platfromuna katılmakta geç kalanlar ise aynı imkanlara ileride sahip olamayabilirler.

  D-Smart platfromunda yakında başlayacak çeşitli izledikçe öde sistemi ile ücretli olacaktır. Ancak bugün mevcut olan film kanalları için ücret talep edilmeyecektir. Kulllanılmayan hizmetler için de ücret ödenmeyecektir.

  D-Smart uydu alıcınız, D-Smart yayınlarında herhangi bir problem olduğu takdirde bile aktif durumdadır ve uydudaki kanalları izlemeye devam etmenize olanak verir.

  Kısaca, D-Smart yüksek görüntü ve ses kalitesindeki televizyon yayınını alıştığınızdan çok daha kolay, keyifli ve ekonomik bir yolla evlerinize getiriyor ve sizleri dopdolu bir ayrıcalıklar dünyasına davet ediyor.

 

KANAL SIRALAMASI  
1    D-Smart Promo
2    MovieSmart
3    MovieSmart2
4    Comedy Smart
13    D YeşilÇam
14    D Max
15    Discovery
16    Animal Planet
17    Discovery Civilization
18    Discovery Science
19    Discovery Travel&Living
21    Kanal D
22    Show TV
23    Star TV
24    ATV
25    TRT1
26    Kanal 7
27    Samanyolu TV
28    Fox
30    TÜRK
31    NTV
32    TRT2
33    HABERTURK
34    Kanal 24
35    CINE 5
36    CNBC-E
37    E2
38    TV8
39    KanalTürk
41    D Spor
42    BJK TV
43    FB TV
44    GS TV
46    T.A.Y TV
47    Yaban TV
49    Akıllı TV
51    D Çocuk
52   
56    D plus
57    World Fashion Channel
58    Fashion One
61    Dream TV
62    Dream Türk
63    Türkiye
64    Number 1 TV
65    PowerTürk TV
66    Genç TV
67    Viva
68    Kral TV
69    Tatlıses TV
70    TVT
71    TGRT Haber
72    Haber 7
73    Samanyolu Haber
74    Sky Turk
75    TV NET
76    Kanal 1
77    Flash TV
78    Ulusal Kanal
79    TRT 3
80    TRT 4
81    Kanal A
82    Kanal B
83    Business Channel
84    Yeniçağ TV
85    Avrasya TV
86    Technology Channel
87    D Shopping
88    Shopping TV
89    Fix TV
90    Emlak TV
91    Expo-Channel
92    Gala
93    ATA TV
94    TV5
95    Mehtap TV
96    MPL
97    Mesaj TV
98    Cem TV
101    AL JAZEERA CHANNEL
102    AL JAZEERA CHANNEL ENGLISH
103    Al Jazeera Childrens Channel
104    Al Jazeera Documentary
105    Az TV
106    Lider TV
111    Loca 1
112    Loca 2
119    Passion TV
151    Karadeniz TV
152    Çay TV
153    Ordu TV
154    Kaçkar TV
155    Yıldız TV
156    Tempo TV
157    Kanal Türk TV
158    Rumeli TV
159    Kon TV
160    Olay TV
161    Doğu TV
162    Ege TV
163    BRT1
164    Türkmeneli TV
165    Başkent TV
166    Channel
167    Kıbrıs Genç TV
199    Eurasiasat PROMO
201    World
202    Bloomberg TV
203    Euronews
204    VoA TV
205    Today
206    TV5 Monde
207    24 Français
208    RAI Gulp
209    RAI Due
210    RAI News 24
211    RAI Sport Satellite
212    RAI Tre
213    RAI Uno
214    Rete 4
215    TVE Int.
216    TRT International
217    DW-TV
220    Super
221   
222    Vox Schweiz
223    Channel1 (Perviy Kanal Europa)
224    EBC 1
225    Polsat 2
226    TV
228    Adjara TV
229    Wind Int.
230    Abu TV
231    TV
232    Saudi Arabian TV 1 Satellite
233    Saudi Arabian TV 2
240    Infinity
241    TV8 Mont Blanc
242    NT1
243    RTP Internacional
244    Gulli
250    BVN TV
251    Mare TV
252    ERT World
253    F Men
254    Family Life TV
255    Fashion TV
256    Luxe TV
260    Sports Channel
261    Motori TV
262    Planeta Sport
263    Real TV
264    Sport
270    2 Channel
271    Carpe Diem
272    Challenger TV
273    Music Box Ru
274    RTR Planeta
276    102.5 TV
277    Number One Channel
500    Radyo D
501    Slow Turk
502    Turk Radyo
510    Power XL
511    N1 FM
512    Show Radyo
513    Radyo 5
514    Radyo Viva
515    Radyo Klas
516    Radyo Nostalji
517    Kral FM
518    Best FM
519    TRT 1 Radyo
520   
521    TRT FM
522    TRT Gap Radyo
523    TRT 3 Radyo
524    TRT 4 radyo
525    FM
526    Radyo Mydonose
527    Voice of
528    TGRT FM
529    Radyo Tatlıses
530    Meltem Radyo
531    Radyo 7

SATIN ALMA - Sipariş

Arçelik Beko Botech Goldmaster Next&Nextstar Sunny

bayilerinden D-Smart uyumlu dijital uydu alıcılarını satın alabilirsiniz.

Model Bilgileri:

  • Arçelik: AS-800 Smart CI
  • Beko: BS-800 smart CI
  • Sunny: AT-1040CIX
  • Next: 9500 CIS
  • Goldmaster: DTV-19500 CIM
  • Botech: BTX-700D

Ayrıca seçkin bayilerimizin iletişim bilgileri ve daha fazla bilgi için 0 212 478 03 03 numaralı Müşteri Hizmetleri’mizi arayabilirsiniz.

 

ÇERKESLER:

İnsan irkinin 300.000 yil once ortaya çiktigi ülke, hemen tüm dünya dillerinde yer alan, ulasilmaz, afsunlu, gizemli, atlas renkli, düsler, mutluluklar ve büyük acilarin yasandigi ülke; Çerkes boylarinin kutsal ata yurdu; dogudan batiya, kuzeyden güneye, binlerce yildir toplumlarin, uygarliklarin geçtigi tarih kavimler kapisi…

Kafkasya, degisik etnik kokenli toplumlarin bir arada barindigi bir bolgedir. İnsan irkinin üçyüz bin yil once Kuzeybati Kafkasya’da ortaya çiktigi savinin detaylarina inince, Kuzeybati Kafkasya’da türeyen insan soyunun oncelikle yakin çevreye, Transkafkasya’ya, kuzey-doguya ve güney-batiya yayildiklari gorülmektedir. Bu savlari bir dereceye kadar dogrulayan bulgular ve kanitlar vardir. nitekim, simdi Krasnodar topraklari içerisinde, Karadeniz kiyilari boyunca çok sayida palaeolitik yerlesim alanlari bulunmustur. Bunlara ilk yerlesen insanlarin avci ve besin toplayicisi olduklari anlasilmaktadir.

İnsanoglunun besin toplayici olan ekonomik yapisindan, üretim ekonomisine, hayvancilik ve tarima geçisine kadar binlerce yil geçmistir. Bu donemde üretim araçlarinin halen tas ve kemikten yapilmis olmasina karsin, güçlü bir anaerkil toplum düzeninin de oldugunu biliyoruz. Anaerkil toplum düzeni sürecinin baslangicinda metal henüz bilinmemektedir. yüzlerce yil sonra metalle tanisan insanoglu, ilk olarak bakir ve tunçu kullanmaya baslamistir. ancak altin, daha çok dekoratif amaçlarla ve taki esyasi üretiminde kullanilmistir.

Kuzeybati Kafkasya erken metal çagina M.o. 3000 yillarinda, daha baska deyisle, günümüzden 5000 yil once ulasmistir. Bu donem yaklasik olarak, mezar alanlari üzerinde mezar tümseklerinin ortaya çiktigi doneme rastlamaktadir. Arkeologlar, bu donemde bu bolgede yasayan insanlari ilginç bir siniflamaya tabi tutmuslardir: Kaya mezar - Katakomp mezar toplumlari ve ahsap mezar kabileleri gibi. Baska bir siniflama yasanan topraklara ve bolgelere yapilmaktadir. Maykop (Miyekuape) veya Kuzey Kafkasya boylari siniflamasinin oldugu gibi.

Anilan mezar ornekleri Krasnodar’da ve ozellikle Adigey Cumhuriyeti baskenti olan Maykop’daki müzede sergilenmektedir. Bu maket mezarlarda, mezarlarin açildigi andaki durumlari, olülerin gomülüs biçimleri, mezardan çikan esyalarin ozellikleri detayli bir biçimde belirtilmektedir. Bu mezarlari birakan insanlarin genelde ugras alani hayvanciliktir. Ancak, topragi islemeyi de bir ek is olarak yaptiklari anlasilmaktadir.

Kuzeybati Kafkasya’nin daglik bolgelerinde ve Karadeniz kiyilarinda ortaya çikan Dolmen kültürü, adini alisilmadik neolitik oda mezarlar yada kayalarda oyulmus mezarlardan almistir. Kuzeybati Kafkasya dolmelerinin geçmisi, M.o. 2.binin ortalarindan son çeyregine kadar olan doneme rastlamaktadir. Bu mezarlar, Kuban nehrinin sag yakasinda yer alan bozkir hattindaki kuyu-mezar kültürü topluluklarina ait mezar tepeleri ile yasittir. Orada olüler üzerleri kereste ile kapatilan çukurlara gomülürdü. Bu mezarlar genellikle esya bakimindan çagdisi olan diger mezarlara gore fakir olmalarina karsin, olünün kimi zaman dort tekerlekli bir araba ile gomüldügü de olurdu. Bu mezarlarda altin küpeler disinda metal esyaya çok az rastlanmistir.

M.o. 3000′de Kuban nehrinin güneyinde Maykop kültürü dogup gelismistir. bu kültür, giderek etkilerini doguda Dapistan’a Batida Novorosissk ve Taman topraklarina kadar hissettirmistir. Bu kültürün en parlak doneminde demir disindaki tüm metallerin islendigi anlasilmaktadir. Bu donemde Maykop kültürü içerisinde çarkli çomlek tezgahinin kullanildigi anlasilmaktadir. Uygarligin ozellikleri Yakin-dogu ve ozellikle Mezopotomya uygarligi havasini vermektedir. Bu denli erken bir donemde çomlekçi çarkinin bulunmasini, Mezopotomya uygarliginin etkisi olarak degerlendiren arastirmacilar da vardir. Ancak bu yaklasim çok gerçekçi degildir.. Maykop kültüründe olüler çok zengin altin ve gümüs esyalarla dolu mezarlara gomülmektedir. Bu mezar tepeleri içerisinde soz konusu kültüre adini veren Maykop Mezar Tepesi her yonü ile diger mezar tepelerinden farklidir.

Günümüzden 4000 yil once, M.o. 2000′in ilk yarisinda, antik Kuzey Kafkasya kültürünün ilk bulgulari, Katakomp mezar kabilesinin kültürel ve tarihsel degerleri Kuban steplerine dogru yayilmistir. Bu kültür diger Kuzey Kafkasya kabileleri ile yakin bir iliskiye girmis ve bu iliski sonucu kabileler giderek nehrin diger yakasina sürülmüslerdir. Bu yer degisikligi ile ilgili olarak bu bolgelere yabanci kabileler kendi olü gomme yontemlerini de getirmislerdir. Bu kabilelerin olülerini, altini açik biraktiklari çukurun yan tarafina gomerek üzerlerini büyük bir toprak tepecik ile orttiklerini gormekteyiz. Bu doneme ait mezar bolgelerinde çok sayida metal esyaya rastlanmistir. Son yillarda bu bolgelerde ahsap mezar kültürüne ait ve geçmisi M.o. 2000 yillarinin sonlarina uzanan mezarlar bulunmustur. Kuzay Kafkasya’da kabile gelisiminin son asamasi olan Tunç çagi, burada bulunan metal isleme sahasinin varligi ile karakterize olmaktadir. Bakir cevherinin çikarilip eritildigi, alasimlarindan, ozellikle tunçtan çesitli esyalarin yapildigi anlasilmaktadir. Bu donemin sonu, demirin ortaya çikisin tanigi ve yeni bir çagin habercisi olmustur.

Kuzeybati Kafkasya’da demir M.o. 8. yüzyildan bu yana bilinmektedir. Engels’e gore demir cevherinin eritilerek demir elde edilmesi, “demir kiliç ile birlikte saban dmiri ve balta demiri” donemini baslatmistir. Tarihte devrim yaratma islevi üstlenen, tüm hammaddelerin sonuncusu ve en onemlisi olan demir insanligin hizmetine bu çaglarda girmistir. Demir genis alanlarda tarim yapmayi ve ormanlarin temizlenerek tarima elverisli hale getirilmesini saglamistir. Demir insanogluna, tasin ve digre metallerin hiçbirisinin dayanamayacagi sertlik ve keskinlikle araç ve gereçler bagislamistir. Demirin tarim araçlari haline donüsmesi, yavas yavas besin toplayici toplumdan hayvancilik ve tarima dayali topluma geçsi saglamistir. Bu geçis erkek gücüne gereksinim duydugu için toplumda erkegin islevinin ve sayginliginin artmasini da getirerek babaerkil toplum düeninin de habercisi olmustur.

Üretici güçlerin ve aletlerin gelismesi hayvanciligi belli olçüde onemsizlestirmistir. Daha sonra bu yorelere yerlesenler, yerlesik düzene geçenler, kendi yasam biçimlerini, topragi isleme yontemlerini gelistirerek, topragin sabanla islendigi daha gelismis bir donemi baslatmis, ayni zamanda sosyal degisimler de yasanmistir. Daha gelismis bir ekonomi, servetin belirli ailelerde toplanmasini ve zamanla bu ailelerin bir klan aristokrasisi çevresinde toplanarak toplulugun diger kesimlerinin kendilerine baglanmasi sonucunu getirmistir. Bu donemde ayrica genis kabile birliklerinin biçimlendigi, belirgin hale geldigi donemdir.

Kabile birliklerinin biçimlendigi bu donemde, bugünkü Çerkes boylarinin atalari olan Meot, sind, Zikhi, Kerket, Pses, Henioch, Zanig ve daha baska boylar bu tarihten baslayarak maddi ve kültürel gelisimlerini, daha baska bir deyimle etnik bütünlesmeyi tamamlamaya baslamistir.

Bugünkü Kuzey Kafkasya’nin otokton halki olan Çerkes boylari, kimilerinin savundugu gibi Sami irkindan olmayip, Orta Dogu’dan kuzeye goç etmemistir. Tarihin hiçbir çaginda sicak denizlerden, sicak iklimlerden kuzeye, daha soguk bolgelere hiç bir goçe rastlanmaz. Baska bir deyisle, İslam dininin etkisi ile Kavm-i Necip olarak anilmaya baslanan Arap halki ile ya da Sami irki ile Kuzey Kafkasya boylarinin hiç bir ilgisi bulunmamaktadir.

Dogu’dan kaynaklanan kimi stilize motiflerin yada esyalarin benzesimini dayanak olarak gosteren Çerkeserin kokenini Orta Asya steplerine ve Turan illerinde arayanlar da yanilgiya düsmektedirler. Çerkesler Kuzey Kafkasya topraklarinda etnik konsolidasyonlarini tamamayan otokton topluluklardir.

Eski Kuzey Kafkasya halklari ve kabilelerinin adlarinin bugün bilinmesini, komsulari tarafinda birakilan yazili anitlara borçluyuz. Bu yazili belgelerde adi geçen boylar; Kimmer, İskit, Sarmat, Tauri, Sind, Meot, Kerket, Zikhi, Henioch, Zanig, Pses, Psil ve Kolchi’dir. M.o. 1. yüzyilda ve Hiristiyanlikdoneminin ilk yillarinda Kuzey Kafkasya nüfusunu Meotlar ile diger Kuzey Kafkasya’li dagli kabileler olusturmaktaydi. Meotlar Azak Denizi’nin dogu kiyilari, Kuban nehrinin alt ve orta havzalarinda yasiyordu. Nehrin sag yakainda kalan topraklari, bugünkü Tamizbekskaya yerlesim bolgesine kadar uzaniyordu. Meotlarin çagdisi olan Antik Grekler (Yunanlilar) M.o. 6. yüzyilda ilk kez Meotlardan soz etmektedirler. ote yandan Meotlarin M.o. 8. ve 7. yüzyilin ilk yarisi arasindaki donemde, kokü Tunç Çagi’na kadar uzanan bir kültüre sekil verdikleri gerçegi de arkeolojik bulgulardan anlasilmaktadir.

“Meot” sozcügü bir çok küçük kabileyi kapsayan kollektif bir isimdir. Hiristiyanligin baslangiç doneminde yasamis olan eski Grek cografyacisi Strabo, “Meotlarin, Sind, Dandari, Toreates, Ayres, Arreches, Torpotes, Obicliakenes, Doskhi ve diger bir çok kabileden olustugunu” yazar. Yanlizca antik edebiyat kaynaklarinda degil, bu konuyu isleyen Bosphor Kralligi topraklarindan çikartilan tas tabletlerde de Azak Denizi’nin güney kiyilari ve Kuban havzasi antik kabilelerinin isimleri açiklanmaktadir. Bu isimler Meot kabilelerini olusturan ve Bosphor Kralliginin da unsurlari olan Sind, Dandari, Toreatesi Pses ve Sarmat kabileleridir. Bu toplulukalar daha kuzeylerde, Don ve Volga irmaklari arasindaki, daha once Meotlara ait olan topraklari isgal etmis gorünmektedir (ozellikler Sarmatlar). Don ve Kuban nehirleri arasinda dogal bir sinirin bulunmamasi ve Sarmatlarin goçebe bir topluluk olmasi nedeniyle, bu toplulugu kah kuzeyde kah güneyde, Kuban Havzasi’nda gorebilmekteyiz.

Bugünkü Çerkeslerin atalari olanve M.o. 1000 yillarinin ilk yarisinda etnik konsolidasyon (pekisme) sürecini tamamlamis olan Kuban bozkirinin bu sahipleri incelendiginde, devamli bir yer degisiminin yasandigi gorülmektedir. ornegin İskitlerin, bu bozkirda yasayan kabileleri geride birakarak, bozkiri geçtikleri ve Kafkas Daglari’ndaki geçitleride asip Transkafkasya’ya (bugünkü Gürgüstan, Ermenistan ve Azarbaycan topraklari) gittikleri, bu yoreleri yagmaladiklari, M.o. 6. yüzyilin baslarinda ise tersine bir akin baslatarak eski topraklarina dondükleri bilinmektedir. Bu yorede sürekli İskit yerlesimi bulunmamaktadir. Dolayisiyle bu bolgede bulunan kalintilarda İskit yapiti pek azdir.

ote yandan Antik Yunan kolonileri (Phanugoria kenti) yaklasik 2500 yil once Sind’lerin saldirisi ve isgali ile Taman yarimadasindan çekilmistir. Kuban bolgesinde ve azak Denizi’nin dogu kiyisinda yasayan Meotlarla çagdas Yunan kolonilerinin içerisinde en gelismis olani süphesiz Phanugoria site devletiydi. Bu kentin yerlesim yeri bugünkü Seneggo kasabasi yakinlarinda bulunmaktadir. Bolgedeki diger Grek kolonileri, Cepi ve Hermonacca’dir. Bu kolonilerin gelisimleri, kirsak sinirlari birlesmis, ayri birer bagimsiz devlet statüsünde ve M.o. 6. ve 4. yüzyillardaki Grek uygarliginin sosyopolitik yapisini belirleyen “polis”ler seklinde olusmustur. Kerç ve Taman yarimadasindaki bu site devletlerin tarihsel gelisimi, giderek Panticapeum’un baskent oldugu Bosphor İmparatorlugu ile birlesme sonucunu getirmistir. Bu imparatorluk koleci bir devletti; hükümdarlari devamli dogu ve güneye inme agirlikli bir politika izlemislerdir. Bu politikanin sonucu olarak Asagi Kuban bolgesinde yasayan Meotlarin Sind koluna ait topraklar isgal edilmistir. Daha sonra diger Meot boylari da bu kralligin sinirlari içerisine girmistir. Zamanla bütün bu kabileler imparatorluk sinirlari içerisinde birbirlerine baglandiklari gibi, kültürel olarak da belirli bir yere kadar kaynasmislardir.

Yukarida da belirtildigi gibi bu tür goçler, yer degistirmeler uzun yillar sürmüstür. ornegin Strabon’a gore bir Sarmat kabilesi olan Sirakisler, M.o. 2. yüzyilda Kuban bolgesine gizlice sizarak Kafkas Daglari’nin güneyine kadar inmislerdir. Güçlü goçebe kabilelerden olusan Sarmatlarin yasam biçimi, üstün tarim yasami ve yontemleri bilen Meotlarin etkisiyle degismistir. Strabo Sirakisleri tanimlarken, “kimi gruplarin çadirda yasayip topragi sürdüklerini” anlatmaktadir. Bu tür kültürel degisim, Kuzey Kafkasya’da yerlesik tarim nüfusunun artmasina neden olmustur. M.o. 1. yüzyilin sonlarina dogru Sarmat sizmalari arttigi için bolgede güçlü bir “Sarmatlasma” olayi gorülmektedir. Ancak kültürel yasamda bir degisme olmamistir. Sarmat çogunluguna karsin Meot kültürü, dil ve geleneksel, yasam tarzini sürdürerek genislemis, yeni gelenleri kendi kültürü içinde asimile etmistir. Sayica daha az olan Meot kültürü bu gücünü M.S. 3. yüzyila kadar sürdürmüs, bu yüzyilda Alan saldirisina ugramasi topraklarindan (Kuban nehrinin sag yakasindan) sürülmüslerdir. Yeni gelen Alanlar da aslinda Sarmat kokenliydi. Sarmat kabilelerinin bir kolu olan Alanlarin farkliligi İran dili konusmalariydi. İran dili konusan Sarmat kabilelerinden, yani Alanlardan soz eden kaynaklara M.S. 1. yüzyila ait belgeler arasinda rastlamaktayiz. Alanlar dogu Kuban bolgesine 1. ve 2. yüzyil arasinda gelmislerdir. Diger kabilelerle yakin baglar kuran alanlar, Daryal Geçidi ve Hazar Kapisi yolu ile Transkafkasya ve Asya’ya geçmislerdir.

M.S. 3. yüzyilda Alanlarla Sarmat boylari birleserek Alan-Sarmat kabile birligini olusturmuslardir. Giderek güçlenen Alan baskisina dayanamayan yerli kabileler Kuban’in sol yakasina geçip akraba olduklari diger Meot kabilelerine siginmistir. Boulece daha az verimli olan topraklara salt güvenlik nedeniyle yerlesmislerdir. Bu kabileler Kuban’in sol yakasindaki orman-bozkir alanlarina, Kuban irmaginin taskin batakliklar ile kapli ova ve agaçlik bolgelerine yerlesmistir.

Alan-Sarmat kabile birligi uzun süre yasamadi, M.S. 375′de Asya’dan Bati’ya yürüyüse geçen Hun dalgalari, Kuban bozkirini asarak Taman’a dogru ilerlerken, arkalarinda harabe, yangin, açlik ve olüm birakarak Alan-Sarmat kabile birliginin yikilmasina neden olmustur. Yagmalanip yikilan, güçsüz birakilan Kuban’in sag yakasi bundan boyle goçebe boylarinin yerlesim yeri olmaya baslamistir. Meotlar ve akrabalari olan Zikhi’ler etnik anlamda pekismelerini tamamlayarak bugünkü Çerkes toplumunun atalari olarak tarih sanesinde güçlenmeye baslamistir.

anahtarlar: (çerkez) Cerkes ler kimdir? Cerkes nedir?, çerkez nedir, çerkez kimlerdir

Çiçek Bakımı

Evde bitlikleri nereye koymalıyız ?

Bir bitki satın aldığınızı veya size bir çiçek hediye edildiğini düşünelim. Bu çiçek için en uygun yer neresi olabilir?
Evinizin içerisinde her nokta bitki yetiştirmek, onları başarılı bir şekilde büyütmek için uygun değildir. Seçilen yerin bitkinin belirli temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekir, bitkinin yerleştirildiği yer bitkiler için gerekli ışığı almalı yeterli nem ve uygun sıcaklık sağlanmalıdır. Işık, nem ve sıcaklık başarılı bitki yetiştirmenin üç önemli faktörüdür. Bitkileri ev içerisinde koyacağınız yere karar verirken bu faktörleri daima dikkate almalısınız.

Daima hatırımızda tutacağımız noktalardan birisi de bitkiler pencereye çok yakın kondukları taktirde uzun süre direkt güneş ışığına maruz kalmalarıdır. Bitkilerin büyük bir bölümü doğrudan güneş ışığını sevmezler. Bitkilerle ilgili diğer bir problem de bitkilerin pencerelerin çok yakınına konulduğunda ortaya çıkar. Özellikle kışın dış ve iç sıcaklık arasındaki fark şaşırtıcı derecede büyüktür. Bitkinin bir tarafı odanın ılımlı havasından yararlanırken diğer tarafı camdan geçip gelen soğuk havanın etkisine maruz kalacaktır. Bitkilerin zarar görmesine neden olacak derecede uzun süre pencerelere dayanmasına dikkat edilmelidir.

Işık

Günümüzde salon bitkileri çoğunlukla seralarda yetiştirilir. Ancak bu konu sözü edilen bitkilerin gelişme alışkanlıklarının değişmesi olarak düşünülmemelidir. Bitkilerin doğal çevrelerinde ışığa gereksinimleri olduğu için salon bitkilerine uygun miktarda ışık sağlanması gerekir. Bitkilerin gerektiği şekilde gelişme ve büyümeleri için ışık çok önemli bir faktördür. Söz konusu bitkiler çok karanlık bir yere konulduğunda bitki sağlıklı görüntüsünü kaybeder. Oysa pencere kenarına ya da yakınına konulduklarında sağlıklı geliştikleri görülür. Açık renkli bir duvar karşısında bitkilerin daha iyi gelişmeleri ve koyu renkli bir duvar karşısında ise kötüleşmesinin nedeni de budur. Eğer çiçekler karanlık bir yere konulmak zorunda kalırsa bu sorun yapay bir ışık kullanılarak çözümlenebilir. Yapay ışık uygulamada en iyi yöntem florasan lambaların kullanılmasıdır. Bitkiler başka bir odadan yansıtılmış ışık sağlanan bir yere konuldukları zaman daha iyi gelişirler. Direkt ışık kaynağı almayan bir odada bile özenli bir yönlendirme yapılabildiğinde bitkiler uygun bir gelişme sağlayabilecek yeterli yansıtılmış ışığı alabilirler.

Sıcaklık

Evlerde yetiştirilen salon bitkileri,seralardan gelmiş olsalar bile, bizim sahip olduğumuzdan daima ılık iklim kökenlidir. Afrika menekşeleri ve çöl kaktüsleri gibi bitkiler fazla sıcaklık isterler ve dışarıya bahçeye konulduklarında yaşamlarını sürdüremezler. Sürekli ve sık sık değişikliklerin olduğu yerler onlara zararlı olacaktır. Hol radyatörlerinden sıcaklık uçup giderken ön kapı her zaman soğuk hava akımlarına açıktır. Bu çeşit düzensiz sıcaklık değişiklikleri bitki için zararlıdır. Yazın sıcaklık kışa göre 5-10°C daha fazla olmalıdır. 97-99. sayfalarda resimlerle açıklanan bitkiler için ideal sıcaklıklar belirtilmiştir.

27-28°C (80°F)
Yüksek hava nen de salon bitkileri için maksimum sıcaklık
22-23°C (72°F)
Salon bitkilerinin büyük çoğunluğu için maksimum sıcaklık.
15-16°C (60°F)
Tropikal salon bitkiler için en düşük sıcaklık.
12-13°C (45°F)
Bilinen salon bitkileri için minimum sıcaklık.
5-10°C(36°F-42°F)
Dayanıklı salon bitkileri için kış sıcaklığı.

Nem

Bitkiler yetişme ve gelişmeleri için gereken besin maddelerini kökleri vasıtasıyla emdikleri suyla birlikte alırlar. Saksıdaki toprak nispeten. Steril musluk suyu ile sulanırsa kompostta bulunan besin elementlerini alabilir. Bir süre sonra toprak fakirleşir veya besin maddeleri süzülür gider. Bu nedenle bitkilere düzenli aralıklarla, bitki bakım rehberinde belirtildiği gibi haftada bir ya da 15 günde bir, suya ilave edilmiş bitki besini formunda ekstra besin maddesi verilmesi gerekir.
Yarayışlı bitki besin maddelerinin çeşitli tipleri vardır. Bunlarla birlikte daima kullanılma önerileri göz önünde tutulmalıdır.
Çok sayıda besin elementlerini içerdiği için yağmur suyu musluk suyundan daha yararlıdır.
Bu nedenle, eğer mümkünse, yağmur suyunun bitkilere püskürtülmesi en iyi yoldur. Bu yalnızca bitkilere yararlı olmakla kalmaz, aynı zamanda kireçsiz olduğu için yapraklar üzerinde çirkinliğe neden olan beyaz lekeleri de azaltır. Püskürtmeden kaynaklanan bu lekeler hoş değildir, ancak sıvı, sprey formunda kullanılabilen yaprak parlatıcıları “Life Shine” ile kolayca uzaklaştırılabilirler. Eğer sıvı for-mundaysa,madde az miktarda suda çözülür ve bu solüsyonla yapraklar silinir. Böylelikle yapraklar güzel ve sağlıklı bir parlaklık kazanırlar.
Püskürtme özellikle, kışın ısıtma sistemleri nedeniyle kurulaşan atmosferde daha büyük önem taşır.
Bitkiler, yaprakları arasında iyi bir şekilde dağıtılmış buhar veya suya ihtiyaç duyarlar. Fazla su zarara neden olabilir. Ancak bitki spreyleriyle hafif bir yağmurlama kesinlikle herhangi bir zarar meydana getirmez.

Uygun Su miktarı

Yeterince “nemli tutulması gerekir” sözü bitkinin su ihtiyacı konusunda bir açıklık getirmemektedir. Bitkilerin su ihtiyacının ne zaman ve ne kadar olacağını bilebilmek için tecrübe gerekmektedir. Burada parmak uçlarınız zamanla tecrübe kazanacak ve ıslak (suyun topraktan sızması), orta nemli ve kuru (parmağın nem hissetmemesi) arasındaki farkı hissedecektir. Bu basit yöntemi uyguladığınız sürece günden güne fark eden toprak neminin derecesini ölçer hale gelebilirsiniz. Aynı zamanda saksının dibi ve altındaki tabağı da sık sık kontrol edilmelidir. Saksının drenajı iyi yapılmalı su dipte birikmemelidir.

Uygun Su çeşidi

Pek çok yerde musluk suyu iyi bir sulama suyu olamaz. İçindeki kireçten ileri gelen sertlik fazla olursa Açelya, Ortanca, Orkide gibi kirece duyarlı bitkiler bundan zarar görürler. Musluk suyunun sertliği, basit yumuşatıcılarla düşürülebilir. Yumuşak su, yağmur suyundan, buzdolabı defrost suyundan veya bazı su kaynaklarından sağlanabilir. Sudan ileri gelen zararlı maddeler saksı toprağının yüzünde toplanır. Her yıl saksı toprağının üst katmanını atıp, saksı değiştirmek bitki için oldukça faydalıdır.

Suya batırarak sulama

Suya batırma sadece yazın ve iyi drenajlı saksılardaki geniş, çalı tipli bitkilerde uygulanan bir metodudur. Uygun bir kabı veya mutfak lavabosunun ılık su ile doldurulup bitkinin içine daldırılmasıdır. Bu şekilde sulamada saksıdan kirli havanın atıldığını gösteren pek çok hava kabarcığının çıktığı gözlenir. Yaklaşık 10 dakika sonra bitki sudan çıkarılarak saksıdan hiç su süzülmeyinceye kadar yarım saat kurutulur. Sonra pencere kenarına yerleştirilir. Taze hava su süzüldükçe köklere doğru nüfus ederek, kökleri uyaracaktır.Bu istemin yazın haftada bir yapılması bitkinin sağlıklı gelişebilmesi açısından çok büyük önem taşır.

Tatiller

Tatile çıktığınızda evdeki bitkilerinizin bakımı nasıl olacaktır? Çoğu kişinin karşılaştığı