Tarık Buğra 2 Eylül 1918 tarihinde Akşehir”de doğdu. İlk orta tahsilini Akşehir”de tamamladı. Konya Lisesi”ni bitirdi. (1936) Çeşitli aralıklarla İstanbul Üniversitesi”nin , Hukuk fakültelerinde ikişer üçer yıl okuyup vazgeçti.

Akşehir”de çıkardığı Nasrettin Hoca gazetesi ile gazeteciliğe başladı. İstanbul”a gelince Milliyet, Yeni İstanbul, Tercüman gazetelerinde fıkralar yazdı, sanat sayfaları düzenledi. Haftalık Yol dergisini çıkardı.

Tarık Buğra, gazetecilikle olan ilgisini 1983 yılı sonuna kadar devam ettirdi. Onun gazete yazılarının da değişik kendine has özellikleri vardır. Hiçbir zaman basmakalıp düşünce ideolojilerin çisi olmamıştır. Zaman zaman dil, sanat konularına da yer verdiği bu yazılarında hür, bağımsız meseleler şısında tarafsız bir yazar olma vasfını kaybetmemiştir. Tarık Buğra, dünyasına küçük hikâyelerle girdi. Cumhuriyet gazetesinin açtığı bir yarışmada “Oğlumuz” adlı hikâyesi ile ikinci olması, onun için bir dönüm noktası olmuştur denilebilir. Daha sonra Çınaraltı İstanbul dergilerinde hikâyeler yazmaya devam etti. Bu hikâyeler kronolojik bir sıra ile incelendiğinde ilk dikkati çeken şeyin, yazarın bir acemilik/çıraklık dönemi olmayışıdır. Hemen her yazarda takibedilen zaman içinde ustalaşma, Tarık Buğra”da görülmüyor. O, daha ilk hikâyesinde usta bir yazar olduğunu ortaya koymuştur. Hikâyelerinde daha çok yakın çevre, aile hayatı, sevda ilişkileri, küçük kasaba intibaları gibi ferdî dar çerçeveli konular göze çarpar. Tarık Buğra olay değil, atmosfer hikâyecisidir. Hikâyelerinden, onun “hüzn”ü bilen bir yazar olduğu anlaşılmaktadır. Onun hikâye romanlarında çocukluğun, ilk ın, vefasızlıkların, kırılmışlıkların yarıda kalmış şeylerin hüznü vardır. Denilebilir ki onur eserlerinin atmosferini hep bir hüzün bulutu idare eder. Yayınlanmış dört tiyatro eserinden İbişin Rü-yası”nda ünlü Naşit”in ndan bir ü, son derece duygulu, iki kişi arasında geçen fırtınalı bir atmosferi içinde anlattı. İlk adı Dört Yumruk olan, daha sonra Akümülatörlü Radyo adıyla yayınlanan Devlet Tiyatroları”nda sahnelenen eserinde ise yarıda kalmış saadetlerin hikâyesini anlatmıştır. Ayakta Durmak İstiyorum Yüzlerce Çiçek Birden Açtı oyunları ise daha beşerî planda, hürriyete bağımsızlığa hasret insanın dramı hikâye edilmiştir. Onun romanları ise değişik bir gelişme göstermektedir.

1955″te yayınlanan Siyah Kehri-bar”da, İtalya”da Mussolini devrinde geçen olaylar anlatılmış, dikta rejimlerinin hür zora gelmez mizaçlar üzerinde yarattığı olumsuz tesirler belirtilmiştir. İbişin Rüyası, daha sonra oyun haline getirilmiş olan ıdır. Yalnızlar ise, Akümülatörlü Radyo oyununun romanlaştırılmışıdır.

dünyamızda Tarık Buğra”ya sağlam sarsılmaz bir yer sağlayan eseri Küçük Ağa”dır. Bu eserde, bunun devamı olan Küçük Ağa Ankarada Firavun İmanı romanlarında Millî Mücadele ilk defa değişik bir açıdan ele alınmıştır. Daha çok devletin resmi görüşünden hareket eden Kurtuluş Savaşı romanlarının tam aksine bu üç romanda meseleler, insan / millet açısından ele alınmış, yeni doğru bir yorumla ortaya konulmuştur. Bu “tarihi açıdan Millî Mücadele”de insanın yeri, milletin yeri ?” sorularının cevaplarını araştırır. Yazar, Yağmur Beklerken ında Serbest Fırka denemesinin, Gençliğim Eyvah”da ise 1970″li yıllarda ”nin bir numaralı meselesi haline gelen anarşik olayların değişik yönlerini, perde arkasını tasvir tahlil eder.

Tarık Buğra, Osmancık ı ile de, Osmanlı devletinin kuruluş yıllarını anlatmıştır. Bu eserde de cihan devletini kuran irade, şuur karakterin tahlili vardır. Tarık Buğra, kahramanlarını idealize etmez. Onun romanlarındaki bütün tipler tabiidir. İnsanı, en gerçek inkâr edilemez yanından -mizacından- insanın en soylu duygusundan -hüzünlerinden- ele almıştır. Bu özellikleriyle Tarık Buğra, realizmin romancılığındaki en usta yazarlarından birisidir. Tarık Buğra”da belli kalıplaşmış bir fikri ispatlama, yorumlama propogandasını yapma endişesi yoktur. O, ı, olarak düşünür. Tarık Buğra”yı bugün gelecekte sarsılmaz yapan özellik onun bu tutumudur. Ona göre , hatta sanat “kâinatı insanları bir mizaca göre yeniden yaratmaktır.” Bu açıdan bakılınca Tarık Buğra, bir tahlil ustası olarak göze çarpar. Onun bazı romanlarında insan, bazılarında mesele ön plândadır, fakat ikisi de her zaman dengelidir. Tarık Buğra tiyatro gibi yarına kalıcı eserlerin en mükemmel kültür çesi ile yazılacağını savunmuştur. Sanat eseri için her türlü basmakalıbı reddeden bağımsız bir sanat anlayışını benimsemiş olan Tarık Buğra, çesi, canlı yoğun üslûbu, derin tipleri ile hikâye, tiyatro yazarlarının başında yer almıştır.

Hisar dergisi gazetesinde de yazan Tarık Buğra, 26 Şubat 1994 tarihinde İstanbul”da öldü.

Eserleri:
Hikâye:
Oğlumuz (1949),
Yarın Diye Bir Şey Yoktur (1952),
İki Uyku Arasında (1954), Hikâyeler (1964, yeni ilavelerle 1969)
Tiyatro:
Ayakta Durmak İstiyorum,
Akümülatörlü Radyo,
Yüzlerce Çiçek Birden Açtı – 1979)
Gezi Yazıları:
Gagaringrad (Moskova Notları) (1962),
Fıkra Deneme: Gençlik üsü (1964),
Düşman Kazanmak Sanatı (1979),
Politika Dışı (1992).
:
Siyah Kehribar (1955),
Küçük Ağa (1964),
Küçük Ağa Ankarada (1966),
İbişin Rüyası (1970), Firavun İmanı (1976),
Gençliğim Eyvah (1979),
Dönemeçte (1980), Yalnızlar (1981),
Yağmur Beklerken (1981),
Osmancık (1983).
Senaryo oyunu:
Sıfırdan Doruğa-Patron (1994).

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Tarık Buğra (1918 - 1994) kimdir? ne yapmıştır? eserleri, hayatı, bilgileri, resimleri, ölümü, hakkında bilgi konusu
Benzer yazılar:
    Benzer yazı yok