ın Gizemli Yolculuğu









Sonbahar gelince bazı ın ortadan kaybolup, ilkbaharda yeniden ortaya çıkmaları, onların başka bir yöreye mi gittiklerini, yoksa kış uykusuna mı yattıklarını bilemeyen ilk doğa bilimcilerin hep aklını ıştırmıştır. Her ne kadar çağdaş doğa bilimin temelini atan ünlü Aristo, turnaların Anadolu yaylalarından Nil deltası bataklıklarına uçtuklarının bilincinde olsa da kırlangıç, toygar, üveyik gibi küçük ın yerin altında kış uykusuna yattıklarını düşünüyordu.



Çok daha sonraları, 1600lerde bile Avrupalılar kuzeye özgü Yosun Kazlarının her ilkbahar bir cins deniz kabuklusunun içinden çıktığını sanıyorlardı.


Bugün, her yıl milyarlarca kuşun ilkbahar sonbaharınbaşlarındabinlerce kilometrelik göçlerine başladıklarını biliyoruz. Hem Avrasyadan, hem Kuzey Amerikadan toplam 400 türe ait 10 milyar kuşun kışı Afrikada veya Orta Güney Amerikadageçirdikleri saptanmış bulunuyor. Göç sayesinde , yıl boyu aktif kalarak dünyanın farklı yörelerindeki mevsimlik beslenme yuvalanma olanaklarından yararlanıyorlar. Bu açık avantaja şın, göçün maliyeti ağır olduğu gibi bu kadar uzun soluklu bir yolculuğun üstesinden gelebilmek için kuşta köklü fizyolojik değişimler gerekiyor.


KUŞLAR GÖÇ EDERLER?
Bu sorun, hala ornitolojide (kuş bilimi) en zorlu sorulardan birisi. Genellikle kuş göçleri üreme üreme dışı dönemlerin aynı bölgede geçirilmesinin avantajlı ya da mümkün olmadığı durumlarda görülür. Ancak, bazen daha yakındaelverişli kışlama alanları varken türün binlerce kilometre öteye göç ettiğini açıklamak her zaman kolay değil. Göç, olanca risklerine şın hala vazgeçilemediğine göre kuşlara hatırı sayılır yararlar sağlıyor olmalı. Uzun göç yolculuğu, tamamlamak için harcanan enerjinin yanısıra yorgunluk, kaybolma, yırtıcılara yem olma gibi riskleri nedeniyle tehlikeli bir girişim. Kuzey Yarımküreden güneye göçen küçük ın yarısından fazlası asla geri dönmüyor. Örneğin diğer akrabalarının aksine çok daha geç, Ağustos ayında yuva yapan Ada Doğanı bu gibi küçük göçmenlerle beslenerek yaşamak için evrilmiş bir yırtıcı. Buna, insanoğlunun olumsuz hava koşullarının etkilerini eklersek göç kışlama sırasında ölüm oranının yüksekliği bizi şaşırtmamalı.
ın, kış aylarının olumsuz çevre koşullarından güneye kaçmaları kolay anlaşılsa da belki de daha ilginç bir soru uygun koşullar tropikal bölgelerde yıl boyu hüküm sürdüğü halde tekrar kuzeye döndükleri. Burada önemli nokta, her ne kadar kış boyunca düşmanca koşullar hüküm sürse de, kuzey enlemlerinde ilkbahar yaz ayları boyunca üremek için tropikal bölgelere göre daha uygun özelliklerin bulunması. Tropikal enlemlerde gece-gündüz uzunluğu neredeyse sabit olduğu halde, ilkbahar yaz boyunca kuzey enlemlerde gündüzler gecelerden belirgin derecede uzun. Diğer taraftan ılıman tropikal bölgelerde yerli kuş popülasyonlarının yoğunluğu özellikle üreme sırasında yüksek rekabet oluştururken, daha az türe sahip kuzey enlemlerinde bu rekabet daha düşük. Bu bakış açısına göre, kuzey enlemlerdeki çoğu göçmen kuş türleri kuzeydeki geçici yaz bolluğundan faydalanan tropikal kökenli kuşlardır.
Aynı türün farklı coğrafyalarda yaşayan toplulukları göç davranışını sonradan kazanabilir ya da kaybedebilirler. Örneğin Küçük İskete son yüzyıl içinde Akdeniz havzasından kuzeye, Avrupaya yayıldı. Atasal Akdeniz toplulukları yerliyken, yeni kuzey popülasyonları artık göçmen oldular. Tam tersine bir gelişme, Güney Afrikada kışlayan Kara Leylek Arıkuşu gibi bazı göçmen türlerinin bir kısmının artık oarada üreyen yerli türlere dönüşmeleri.
Genel olarak, tropikal bölgeye göç eden geride ılıman bölgede kalanlara göre kışı daha iyi atlatırken, geride kalan yerli türler üreme açısından göçmenlerden daha lı oldular. Tropikal bölgelerdeki yerli türler ise uzun yaşamayı düşük üremeye feda ederler. Kurdukları yuvaların pek azı lıdır, yavru sayıları düşüktür her çift yılda birçok kere üremeyi dener, ama erginler uzun ömürlüdürler.
Göç, yerel koşullar yakındaki yörelere fırsatçı hareketleri teşvik ettiği durumlarda evrilir. Popülasyonun sadece bir kısmında başlayan bu davranış eğer avantajlı ise, bir süre sonra göç etmeyen toplulukların yeryüzünden silinmesi sonucunda o türün tüm bireyleri için bir kural haline gelir.


FARKLI GÖÇ ŞEKİLLERİ
Farklı türlerin kışlama üreme alanları arasında izledikleri rota ya da kışlama alanlarında yerleşme şekilleri değişik göç şekilleri oluşturuyor. En belirgin farklılıklardan biri süzülen kuşlarla, kanat çırpan aktif uçucular arasında. Uçabilmek için termallere bağımlı süzülen , geniş su kitlelerini aşamadıklarından kıyı kenarını izleyerek gündüzleri uçarlar denizleri karaların birbirlerine en çok yaklaştıkları bölgelerden geçerler. Diğer taraftan pek çok ötücü kuş, yağmurcun su kuşu yer şekillerine bağlı kalmaksızın geniş bir cephe şeklinde geceleri göç ederler.


SÜPER YAKIT: İÇYAÐI
Göç eden ın büyük çoğunluğu bir seferde uzun mesafeleri aşabilmek için deri altında yağ depolar. Yağ parçalandığında, aynı miktarda karbonhidrat veya proteinle şılaştırılırsa onların iki katı enerji su üretir. Biriktirilen yağ, bazen vücut ağırlığının iki katına çıkmasına olabilir. Bu denli çok yağın kısa sürede biriktirilebilmesi için uygun metabolik davranışsal değişikliklerin oluşması gerekiyor. Bu değişiklikler arasında aşırı yeme (hiperfagi), metabolizmalarının nitelik değiştirmesi, iç organların bazılarının küçülmesi sayılabilir. Yağ, normal zamanlarda küçük ın vücutlarının % 3 ila %5ine şılık gelir. Oysa göç sırasında bu değer %25e, bazı ında %45 ulaşabiliyor.
Yapılan araştırmalar, küçük ın bir saatlik bir uçuş sırasında vücut ağırlıklarının yaklaşık %1ini kaybettiklerini göstermiş. Ünlü göç araştırmacısı Peter Berthold, ağırlının %40ı yağ olan bir göçmen kuşun 100 saat boyunca durmadan uçabileceğini bu süre zarfında 2500 km. yol katedeceğini hesaplamış. Yakıtı tasarruflu kullanma açısından hiçbir insan yapısı motor ın metabolizmasıyla baş edemez!


GÖÇÜN ZAMANLAMASI
Ankarada her yıl Martın 15i civarında leylekleri görmek o kadar doğaldır ki neredeyse takviminizi onların gelişine göre ayarlayabilirsiniz. ın iç ritimleri, onlara yılın hangi döneminde olduklarını oldukça hassas biçimde anlatır. Yabani ı kafeslerde besleyen meraklıların en az 200 yıldan beri bildikleri yol huzursuzluğu değişen gün uzunluğunun kuşun hormonları üzerinde yarattığı etkinin en belirgin sonuçlarından. Güneşin batımıyla birlikte kafesteki kuş, göç etmesi gereken yöne doğru durmaksızın hamle yaparak içgüdülerine şı koyamaz.
Göçmen aynı zamanda hava koşullarını da dikkate alırlar. Uygun hava basıncı rüzgar koşulları oluşmadıkça uzun süreli bir yolculuğa çıkmazlar. Bu bilgileri elde ettikleri tam olarak anlaşılamamıştır, ancak düşük frekanslı sesleri duyabilmeleri hava basıncını layabilmeleri gibi özelliklerini kullandıkları sanılmakta.


YÖN BULMA
Başta posta güvercinleri üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde bugün kuşlarda yön bulmanın temelini biliyoruz. Örneğin. birçok kuş türünün tepeler, vadiler, hatta büyük kentlerdeki gökdelenler gibi görsel işaretleri hatırladıkları kullandıkları ortaya konulmuş. Ancak onlar için asıl yön gösterici, aynen bir zamanların deneyimli denizcileri için olduğu gibi güneş yıldızlar. Göç sırasında kalıtsal olarak gidecekleri yönü gündüzleri güneşin durumuna bakarak saptayabilirler. 1950lerden başlayarak yapılan deneylerde, ın içsel saatlerine göre güneşin hangi yönde olduğunu saptayabildikleri gösterilmiş. Bu deneylerde kullanılan bireyler, yapay bir ışıklandırma rejimi ile günün aydınlık karanlık dönemleri doğal güne göre birkaç saat kaydırılmış bir kafes ortamına yerleştirilmişler. Sonbaharda güneye uçmaları gereken bu , kendi iç saatlerine göre günortası (saat ), gerçekte ise akşamüstü saat 18 iken güneşi gördükleri zaman açıkça batıya - yani güneşin öğlen saatinde olduğunu sandıkları konuma - yönelmişler. aynı zamandadünyanın kendi etrafında dönmesinden kaynaklanan, güneşin konumunun her saat 15 derece kadar değişmesini de dikkate alabilirler.
Gece göç eden ise, yıldızların konumuna bakarak yönlerini saptarlar. Planetaryumlarda (tavanına gece gökyüzü görüntüsü yansıtılabilen daire biçimli kapalı salon) yapılan deneylerde, yapay olarak kuzey-güney ekseni 180 derece döndürüldüğünde ın da yönlerini aynı şekilde çevirdikleri görülmüş. Kuşbilimci Stephen Emlen yavru kiraz ı üzerinde yaptığı sırayla belli takımyıldızların görünmelerini engellediği titiz deneylerle ın hangi yıldızları kullandıklarını araştırmış. Deneyler sonucu, yavruların Kutup ı yerineBüyük Ayı, Küçük Ayı, Draco, Cepheus Cassopeia takım yıldızlarının konumlarını daha henüz yuvadayken ezberledikleri anlaşılmış. Emlen bir başka deneyinde de güneşin süreleri üzerinde oynayarak kafesteki ın bir üne sonbaharda, diğer üne ilkbaharda oldukları izlenimini vermiş. Her iki grup, planateryumda aynı gece gökyüzünün altına konduklarında bir grup kuzeye, öteki grup güneye yönelmişler!
Havanın kapalı olduğu zamanlarda da yla yön bulan ın varlığı, araştırmacılara ın yön tayininde bilmediğimiz başka bir duyuları olduğunu düşündürür. Nitekim, aralarında güvercinin de bulunduğu bazı türlerin yerkürenin manyetik alanını layabildikleri gösterilmiş. ıkoca araştırmacılar Wiltschko Wiltschkonun öncülük ettiği deneylerde, kafalarının yakınına ters manyetik alan oluşturulması güvercinlerin beklenenin tam tersi yöne gitmelerine olmuş.


C.CAN BİLGİN

kaynak: hayvanlar.us

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kuşların Gizemli Yolculuğu hayvan, bilgi, hayvanlar konusu
Benzer yazılar:
    Benzer yazı yok