nedir

Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Ankara Patent Bürosu, ’nin lezzet haritasını çıkardı.81 ili kapsayan lezzet haritasına göre, , 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek içecekten oluşan zengin mutfağıyla lezzetli bir ülke.

Afyonkarahisar’ın ‘’sakala çarpan çorbası”, Aydın’ın ”kulak çorbası”, Bolu’nun ”kedi batmazı”, Denizli Çanakkale’nin ”kaçamakı”, Rize’nin ”enişte lokumu”, Şanlı’nın ”şıllık tatlısı”, Kocaeli’nin ”otur fatma tatlısı”, Kütahya’nın ”tosunumu”, ’ın ”bacaklı çorbası”, ’nın ”kesme ibik çorbası” ”eli böğründesi”, Balıkesir’in ”mafiş tatlısı”, Artvin’in ”püşürük çorbası”, Bartın’ın ”pumpum çorbası”, Malatya’nın ”şun geçmez köftesi”, Kırklareli’nin ‘’sulu kaçamak” ”kuru kaçamakı”, Isparta’nın ”kuyruğu sulusu” ”derdimi alanı”, ilginç isimli yiyecekler arasında yer alıyor.

Sakala çarpan çorba, yeşil mercimek tel şehriye ile yapılıyor. Kedi batmaz ise suda haşlanmış ceviz büyüklüğünde yuvarlak hamurların üzerine şekerli su tereyağı dökülerek yenen bir tatlı… Kesme ibik çorbası da küçük küçük kesilmiş hamur yoğurtla yapılıyor.

EN ZENGİN MUTFAK: GAZİANTEP

Çeşit açısından ’nin en zengin mutfağına sahip ili Gaziantep… Gaziantep mutfağı tam 291 çeşit , tatlı içecekten oluşuyor.

Malhıtalı (mercimekli) köfte, yoğurtlu ufak köfte, yağlı köfte, iç katması (kısır), tene katması, haveydi köftesi, omaç, sini köftesi, süzek yapması, cağırtlak kebabı, ayva kebabı, elma kebabı, lebeniye, öz çorbası, maş çorbası, şirinli çorba, beyran, topaç, Köse Sefer kabağı dolması, loğlazlı aş, çiğdem aşı, ekşili daraklık tavası, beyran, şiveydiz, acur oturtması, kakırdak böreği, loğlaz piyazı, yarpuz piyazı, at elması turşusu, çelem turşusu Gaziantep’in ünlü yemeklerinden bazıları…

İkinci sırada Elazığ geliyor. Elazığ mutfağı tam 154 çeşit , tatlı içecekten oluşuyor. Fasulye çorbası, lobik çorbası, anamaşı, kelecoş, taraklık, kındık köfte, küncülü köfte, muhaşerli köfte, işkene, sapan dolması, kibe dolması, çaypalası, pirpirim boranı, tavşan üfelemesi, kırmanlı pilav, simit pilav, nohut ekmeği, fodula, zarafat, patila, heside, dolanger, hürriyet kadayıfı, orcik, pilit gah, Elazığ’ın ünlü yemekleri arasında yer alıyor.

93 çeşit yiyecekle Ankara da zengin bir mutfağa sahip. Ankara’nın ünü il sınırları dışına taşan Ankara Tavası’nın dışında alabörtme, calla, bici, ilişkik, sızgıç, siyel, pıtpıt pilavı, tohma, altüst böreği, entekke böreği, hamman, papaç, yalkı, carcıran, köremez, tamtak tiridi, öllüğün körü, bırtlak, bezdirme, gizleme, kartalaç saçkıran gibi ilginç yöresel yemekleri de bulunuyor.

BÖLGELER İÇİNDE İÇ ANADOLU BİR NUMARA

Bölgeler arasında İç Anadolu, 455 çeşit yiyecek içecek çeşidiyle ilk sırada yer alıyor. Bu bölgeyi 425 çeşit ile Doğu Anadolu, 398 çeşit ile Güneydoğu Anadolu 397 çeşit ile Karadeniz Bölgesi izliyor. Akdeniz Marmara Bölgesi 184 çeşit, Ege Bölgesi 162 çeşit yiyecek içeceğe sahip.

PAYLAŞILAMAYAN TATLAR

’nin lezzet haritasında, pek çok ilin sahip çıktığı çok sayıda yiyecek de bulunuyor. Paylaşılamayan yiyeceklerin başında çiğ köfte künefe geliyor. Doğu Güneydoğu Anadolu’ya özgü olup bütün ’nin dığı bir yiyecek olan ”çiğ köfteye”, Şanlı, Adıyaman, Batman, Mardin Osmaniye, ”künefeye” ise Hatay Elazığ sahip çıkıyor. Mantı da pek çok ilin mutfağında yer almakla birlikte en ünlüsü Kayseri mantısı…

Aşurelik buğday, nohut lola kemiğinin su tuz ilave edildikten sonra çömlekte odun ateşiyle ısıtılmış fırında pişirilmesiyle yapılan keşkek ya da helise de çok sayıda ilimizin mutfağında yer alıyor. Afyonkarahisar, , Ankara, Balıkesir, Bilecik, Bitlis, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Elazığ, Mardin, Muğla, Ordu, Samsun Tunceli keşkekin özel sayıldığı iller arasında bulunuyor.

Lor peyniri, irmik, un, şeker margarinle yapılan bir tatlı olan ”höşmerim” ise Aksaray, , Ankara, Balıkesir, Bolu, Manisa Uşak’ın ortak lezzeti…

Daha çok İç Anadolu’da bilinen madımak da , Çorum Yozgat’ın yöresel mutfağı içinde önemli bir yere sahip.

İL İL DAMAK LEZZETİ

Kebabıyla şalgam suyuyla ünlü günel ilimiz Adana’da yüzük çorbası, süllüm karakuş tatlısı da yöre mutfağının vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Adıyaman’ın ise ”basalla”, ”yapıştırma” ”hıtap”ı ünlü…

En ünlü yiyeceği kaymaklı ekmek kadayıfı olan Afyonkarahisar’ın en ilginç yemeği ise sakala çarpan çorba… Zürbiye, sırtsırta, ağzı açık, pırasa musakka, ocak bükmesi, cızdırma, övme, hamursuz, cimcik, palize cücü kadayıf da Afyonkarahisar’ın özel yemekleri arasında bulunuyor. Pek çok ilin mutfağında yer alan ”karnıyarık”a Afyonkarahisar’da ”yanıyarma” deniyor.

Doğu illerimizden Ağrı’nın yöresel yemekleri ise abdigör köftesi, gösteberg et, selekeli (saç kavurma), haşıl, hengel, erdek, hasude, halise murtuğa. Aksaray’ın soğanlama, bamya çorbası çiğlemesi meşhur…

denince akla elma geliyor. 56 çeşit yemekle ’nin en zengin mutfakları arasında ilk sıralarda gelen ’da çatal çorbası, helle çorbası, kesme ibik çorbası, göbek dolması, patlıcan pehli, pastırma gağallemesi, dene hasudası, ayva gallesi, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, peluza, unutma beni, vişneli ekmek, eli böğründe, hengel, yakasal böreği, kaypak yanuç da hemen her evde sık sık pişirilen yemekler arasında…

ATO BAŞKANI AYGÜN

ATO Başkanı Sinan Aygün yaptığı açıklamada, konusunun sadece biyolojik bir ihtiyaç, ın doyurmak için yapılan bir eylem değil sosyal, kültürel ekonomik bir olay olduğunu belirterek, ”Bölgesel kalkınma için yerel ekonomik fırsatlar iyi değerlendirilmeli. Lezzet tatlarda ekonomik bir fırsat. Maraş dondurmasının, kırmızı biberin ihracatı her ile, ürüne örnek olmalı” dedi.

Yoğurt, pastırma, bulgur tarhana gibi yiyeceklerin buluşu olduğunu hatırlatan Aygün, ’nin, sağlıksız, damak tadımızla bağdaşmayan fast food kültürüne esir olmaması gerektiğini ifade etti.

Aygün, ’nin tımında kültürünün de ayrı bir yer teşkil etmesi gerektiğine dikkati çekti.

Ankara Patent Bürosu Genel Müdürü Kaan Dericioğlu da yaptığı açıklamada, coğrafi işaret (menşe adı veya mahreç işareti) tescili için bir zorunluluk olmadığını söyledi.

Dericioğlu şöyle dedi:
”Yapılan işlem yalnız bu adla başkalarının haksız yere ürün işaretlemelerini önlemek amaçlıdır. Belirtilen yörede üretim yapmayanlar bu işareti kullanamaz. Örneğin ’de üretildiği zaman Kahvesi, Baklavası, Lokumu birer coğrafi işaret ya da menşe adı olarak işaretlenebilir pazarlanabilir.

Bu işaretleyiş biçimi, Yunan Baklavası, Yunan Kahvesi, Güney Kıbrıs Lokumu olarak başka ülkelerdeki uygulamalara engel olamaz. Rumların ya da Yunanlılar, Lokumu, baklavası, Çiğ Köftesi demediği sürece sorun yoktur. Bu ürünleri dünyada kimse maz herkes ürünü olarak bilir.”

İL İL LEZZETLER

İllerin seçilmiş yemekleri şöyle:

Adana: Adana kebabı, şalgam suyu, yüzük çorbası, süllüm karakuş tatlısı.
Adıyaman: Basalla, yapıştırma, hıtap.
Afyonkarahisar: Sakala çarpan çorba, zürbiye, sırtsırta, ağzı açık, pırasa musakka, ocak bükmesi, cızdırma, övme, hamursuz, cimcik, palize, yanıyarma cücü kadayı.
Ağrı: Abdigör köftesi, gösteberg et, selekeli (saç kavurma), haşıl, hengel, erdek, hasude, halise murtuğa.
Aksaray: Soğanlama, bamya çorbası, çiğleme.
: Çatal çorbası, sakala çarpan çorbası, helle çorbası, kesme ibik çorbası, göbek dolması, patlıcan pehli, pastırma gağallemesi, dene hasudası, ayva gallesi, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, peluza, unutma beni, vişneli ekmek, eli böğründe, hengel, yakasal böreği, kaypak yanuç.
Ankara: Ankara Tavası, alabörtme, calla, bici, ilişkik, sızgıç, siyel, pıtpıt pilavı, tohma, altüst böreği, entekke böreği, hamman, papaç, yalkı, carcıran, köremez, tamtak tiridi, öllüğün körü, bırtlak, bezdirme, gizleme, kartalaç saçkıran.
Antalya: Antalya usulü piyaz, arap kadayıfı, karpuz kabuğu reçeli, bergamut reçeli.
Ardahan: Elma dolması, evelik aşı, bozbaş, ekmek aşı, pişi, kuymak (mıhlama).
Artvin: Laz böreği, hınkal, çergebaz, gendima, herisa, şilav, hasuta, kaysefe, zurbiyet, püşürük çorbası, soğan harşosu, çinçar çorbası.
Aydın: Kulak çorbası, pelvize tatlısı, paşa böreği, yuvarlama, ısırganotu böreği, ebegümeci kavurması, arapsaçı.
Balıkesir: Tirit, sura, saçaklı mantı, peynirli patlıcan, zerde tatlısı, mafiş tatlısı, börülce ekşilemesi.
Bartın: Pumpum çorbası, yumurtalı isbut, kabak burması, Amasra salatası.
Batman: Bumbar, Şam börek, perde pilavı.
Bayburt: Tel helvası, tatlı çorba, galaçoş, ekşi lahana, lor dolması, yalancı dolma.
Bilecik: Büzme, ovmaç çorbası, keklik kebabı, piruhi, samsı, pancar pekmezi, köpük helvası, kıtırcı helvası.
Bingöl: Dut pekmezi.
Bitlis: Büryan kebabı, şekalok yemeği, çorti köftesi, gari aşı, glorik, gebol, çireş pancarı, kengerli pilav.
Bolu: Yoğurtlu bakla çorbası, imaret çorbası, acı su bazlamacı, çantıklı pide, kedi batmaz, orman kebabı, kaldırık dolması, kaşık sapı, keşli cevizli erişte, kaşık atmaç, bakla çullaması, paşa pilavı, kabak hoşafı, palize, coş hoşafı, karavul şerbeti, ılcık şurubu, Bolu Beyi tatlısı, uğut tatlısı.
Burdur: Testi kebabı, kabak helvası, Burdur muhallebisi.
Bursa: Ekşili baş çorbası, etli gavata, kestaneli etli lahana dolması, mısır unu sarması, kaşarlı pırasa, patlıcan silkmesi, İnegöl köftesi, yörük kebabı, yufkalı hindi, ciğer sarması, Cennet köşkü, dilber dudağı, Kemalpaşa peynir tatlısı, incir dolması, zerde, kaymaçina, hamur bamyası, asude, dızmana.
Çanakkale: Bakla keşkeği, tumbi, turp otu salatası, kaçamak, lakerda, erik macunu, ahlat suyu.
Çankırı: Yaren güveci, mıkla, tutmaç, tatlısı.
Çorum: Leblebi, yanıç, cızlak, kömbe, hingal, borhani, helise, çullama, İskilip dolması, kara çuval helvası, teltel.
Denizli: Çaput aşı, alaçora, sıyırma, yoğurtlu patlıcan gömmesi, sura, kaçamak, gındıra çorbası.
Diyarbakır: Karpuz, cartlak kebabı, patlıcan meftunesi.
Düzce: Çerkez tavuğu, Arnavut böreği, Boşnak böreği, şıl böreği, göbete mantısı, lepsi, mamursa, haluj.
Edirne: Badem ezmesi, mamzama, akıtma, hardaliye, satır kebabı.
Elazığ: Fasulye çorbası, lobik çorbası, anamaşı, kelecoş, taraklık, kındık köfte, küncülü köfte, muhaşerli köfte, işkene, sapan dolması, kibe dolması, çaypalası, pirpirim boranı, tavşan üfelemesi, kırmanlı pilav, simit pilav, nohut ekmeği, fodula, zarafat, patila, heside, dolanger, hürriyet kadayıfı, orcik, pilit gah.
Erzincan: Tulum peyniri, tava leblebisi.
Erzurum: Çağ kebabı, den çorbası, hıngel, herle aşı, çeç pancarı, çaşır.
Eskişehir: Çiğ börek, abısta, harşıl, yufkalı büryan, met helvası.
Gaziantep: Alinazik kebabı, keme kebabı, yeni dünya kebabı, simit kebabı, antep fıstığı, baklava, malhıtalı (mercimekli) köfte, yoğurtlu ufak köfte, yağlı köfte, iç katması (kısır), tene katması, haveydi köftesi, omaç, sini köftesi, süzek yapması, cağırtlak kebabı, ayva kebabı, elma kebabı, lebeniye, öz çorbası, maş çorbası, şirinli çorba, beyran, topaç, Köse Sefer kabağı dolması, loğlazlı aş, çiğdem aşı, ekşili daraklık tavası, beyran, şiveydiz, acur oturtması, kakırdak böreği, loğlaz piyazı, yarpuz piyazı, at elması turşusu, çelem turşusu.

Giresun: Fındık, hamsi böreği, çalıçileği çorbası, mendek çorbası, yağlaş, karalahana diblesi, kiraz tuzlusu kavurması, hamsili mısır ekmeği, fasulye turşusu.
: Köme, kuşburnu, dut pekmezi, dut pestili, lemis, haşıl, kanzılı börek, siron.
Hakkari: Gulul çorbası, kepaye, jaji, lalepet, duğeba, kiflik.
Hatay: Kaytaz böreği, taş kadayıf, kereviç, semirsek, kuş gözü.
Iğdır: Bozbaş yemeği, helise, perzana, helise, cızdık, salmanca, fetir, kaysafa, patlıcan reçeli.
Isparta: Miyane, sakala sarkan, tapalak, banak, kabine, kuyruğu sulu, samsa, tosmankara, derdimi alan.
İstanbul: Kanlıca yoğurdu, Sultanahmet köftesi, uykuluk, badem ezmesi, beyinli Beykoz kebabı.
İzmir: Kumru, Ayvalık tostu, sura, İzmir köftesi, papaz yahnisi, mücmeri, radika salatası, gerdan tatlısı.
Kahramanmaraş: Dövme dondurma, , tarhana, leğen çorbası, tirşik çorbası, Maraş paçası, pıtpıt lapası, sömelek, un sucuğu, bastık, çullama, ilende, hapısa, ravanda.
Karabük: Kuyu kebabı, bükme, çingene baklavası, göbü, kara mancar, katlaç, malak, perohi, şaptak.
Karaman: Batırık, bidik, Ermenek helvası,cibe ilisıra dolması, kayısı musakka, mıkla, mülükü, paraköfte.
Kars: Bal, kaymak, kaşar, gravyer, herre (un çorbası), hangel, haşıl, feselli, tandırda kaz çekmesi, piti.
: Banduma, simit tiridi, köle hamuru, cırık tatlısı, delioğlan sarığı, fincan böreği, haluçga, avuz, şurra
Kayseri: Pastırma, sucuk, mantı, pehli, yağbari, pöç, kovalama, üzüm yemeği, fincan ağzı, nevzine, aside.
Kırıkkale: Alazlama, kömbe, külleme, batallaş, çalma, sarığı burma.
Kırklareli: Sulu kaçamak, kuru kaçamak, kaymakçına, külür, plaska, ısırgan otu çorbası, bıldırcın kağıt kebabı,
Kırşehir: Keykef, temal.
Kilis: Şıhıl mahşe, pekmez, kübbülmüşviyye, talı malhıta, köllük aşı, züngül, belluriye, cennet çamuru, firik pilavı, kibe, mazlum, mıkşi, teşrübe, mayanalı (anasonlu) kahke, haytayla, sucuk hapısası.
Kocaeli: Kandıra yoğurdu, pişmaniye, saray helvası, otur fatma tatlısı, çiğceli kavurma.
Konya: Düğün yemeği, etli ekmek.
Kütahya: Cimcik, dolamber böreği, namaz dolması, gökçümen hamursuzu, tosunum, ılcık çorbası, tekke çorbası, çene çarpan çorbası, kötdür tatlısı.
Malatya: Kayısı, kağıt kebabı, kınalı ekmek, pileke, taş küllüğü, gurut çorbası, analı-kızlı, şun geçmez köftesi, gilgirikli köfte, keloğlan köftesi, zeytinyağlı marul sarması, fasulye yaprağı sarması, kabak çiçeği dolması, soğan dolması, patlıcan dövmesi.
Manisa: Mesir macunu, Kula güç kapaması, şekerli pide, otlu pide, Manisa kebabı.
Mardin: Badem şekeri, ceviz sucuğu, ikbebet (içli köfte), semberuk, irok, kibe, kitel raha, lebeniyye
Mersin: Cezerye, tantuni, kerebici, zahter.
Muğla: Ara, dutmeç, çopur, döş dolması, balıklen, çıntar kavurması, ot ekşilemesi, galli patlıcan, ebegümeci kavurması, börülce kavurması, teltorlu börülce, yalankı, üzüm köftesi, ballı kabak, bestel, dülek reçeli.
Muş: Muş köftesi, çorti aşı.
Nevşehir: Düğü, kesme, katma aşı, ağpakla (fasulye, kemikli et), dıvıl, ayva dolması, Nevşehir tavası, sızgıt.
Niğde: Mangir çorbası, tava, üzüm boranası, ditme, unlu söğürme, papara, cılbır, halveter, kaşık kayganası.
Ordu: Melocan (diken ucu) kavurması, Sakarca mıhlaması,galdirik kavurması, ısırgan yağlaşı, mısır yağlaşı, hoşgıran kavurması, kabak muhallebisi, pallabye.
Osmaniye: Tirşik (pancar), yer fıstığı, toğgar, çiçcire, etli kömbe.
Rize: Anzer balı, Rize köftesi, Rize simidi, Hamsi çiğirtası, çumur, enişte lokumu, pepçura.
Sakarya: Pekmez, yoğurt.
Samsun: Samsun pidesi, turşu kavurması, yer pancarı, mısır çorbası, kocakarı gerdanı.
Siirt: Zivzik narı, Pervari balı, perde pilavı.
Sinop: Sinop kestanesi, nokul, içli tavas, mamalika.
: kebabı, peskutan çorbası, pezik turşusu.
Şanlı: İsot, şıllık tatlısı, paliza, bostana, kebabı.
Şırnak: Kutlık, serbıdev, hekeheşandi, şımşıpe, meyre, bırınzer, mahmılatık, fıreydin, suryaz.
Tekirdağ: Tekirdağ köftesi.
: kebabı, bacaklı çorba.
Trabzon: Vakfıkebir ekmeği, akçaabat köftesi.
Tunceli: Ovacık dağ sarımsağı, Şavak tulum peyniri, Pülümür balı, zerefet, sirekurt, sirepati, kavut, patila.
Uşak: Alacatene, haşhaş sürtmesi, ciğerli bulgur.
: Otlu peynir, balığı (inci kefali), ilitme, senseger.
Yalova: Yalova köftesi, yaprak pidesi, pavli, luhu şuş çirbuli, lalanga, çubiyiş gayi, papa , silohto, paponi.
Yozgat: Testi kebabı, şı.
Zonguldak: Çaycuma yoğurdu, Osmanlı çileği, Devrek simidi, beyaz baklava, ılcık, cevizli dolma.

AB BANKACILIK DİRTEKTİFLERİ

ile

TÜRK BANKACILIK MEVZUATININ ŞILAŞTIRMASI*

Sıra No.

Direktif

No.

Direktif Konusu

1.

73/183/EEC

Bankaların diğer finans kuruluşlarının “self-employed” faaliyetleri açısından yerleşme hakkı hizmet sunma serbestisi üzerindeki sınırlandırmaların kaldırılmasına ilişkin 28 Haziran 1973 tarihli Konsey Direktifi

2.

77/780/EEC

Kredi kurumlarının ihdasına faaliyete geçmelerine ilişkin kanunların idari hükümlerin koordinasyonu hakkında aralık 1977 tarihli Birinci Konsey Direktifi

3.

89/646/EEC

Kredi kurumlarının ihdasına faaliyete geçmelerine ilişkin kanunların, yönetmeliklerin idari hükümlerin koordinasyonu hakkında 77/780/EEC sayılı Direktif’te değişiklikler yapan 15 Aralık 1989 tarihli İkinci Konsey Direktifi

4.

93/22/EEC

Menkul kıymetler alanında yatırım hizmetlerine ilişkin 10 Mayıs 1993 tarihli Konsey Direktifi

5.

94/19/EC

Mevduat garanti sistemleri hakkında 30 Mayıs 1994 tarihli Avrupa Parlamentosu Konsey Direktifi

6.

89/299/EEC

Kredi kurumlarının öz kaynakları hakkında 17 Nisan 1989 tarihli Konsey Direktifi

7.

89/647/EEC

Kredi kurumlarının solvabilite (ödeme gücü) oranları hakkında 18 Aralık 1989 tarihli Konsey Direktifi

8.

93/6/EEC

Kredi kurumları da dahil olmak üzere yatırım şirketlerinin sermaye yeterliliği hakkında 15 Mart 1993 tarihli Konsey Direktifi

9.

92/30/EEC

Kredi kurumlarının konsolide bazda denetlenmesi hakkında 6 Nisan 1992 tarihli Konsey Direktifi

10.

92/121/EEC

Kredi kurumlarının geniş riziko sahalarının izlenmesi denetlenmesi hakkında 21 Aralık 1992 tarihli Konsey Direktifi

11.

86/635/EEC

Bankaların diğer finans kurumlarının yıllık hesapları konsolide hesapları hakkında 8 Aralık 1986 tarihli Konsey Direktifi

.

88/590/EEC

Ödeme sistemlerine özellikle kart sahibi ile kart tedarikçisi kurum arasındaki ilişkiye ilişkin 17 Kasım 1988 tarihli Komisyon Tavsiyesi

13.

97/5/EEC

Sınır-ötesi kredi transferlerine ilişkin 27 Ocak 1997 tarihli Avrupa Parlamentosu Konsey Direktifi

14.

87/102/EEC

Üye Devletlerin tüketici kredisine ilişkin kanunlarının, yönetmeliklerinin idari hükümlerinin uyumlu hale getirilmesine yönelik 22 Aralık 1986 tarihli Konsey Direktifi

15.

83/349/EEC

Konsolide Hesap Defteri Hakkında 13 Haziran 1983 tarihli Konsey Direktifi

16.

87/598/EEC

Elektronik Ödemeye İlişkin Bir Avrupa İşletme kodu hakkında 8 Aralık 1987 Tarihli Konsey Tavsiyesi

18.

90/109/EEC

Sınır-ötesi mali işlemlerle ilgili bankacılık faaliyetlerinin şeffaflığı hakkında Komisyon Önerisi

19.

91/308/EEC

Finansal sistemin aklama amacıyla kullanılmasının önlenmesine ilişkin 10 Haziran 1991 tarihli Konsey Direktifi

20.

2000//EEC

Kredi Kurumlarının Faaliyetlerinin Yürütülmesi Takibine İlişkin 20 Mart 2000 Tarihli Konsey Direktifi

21.

2000/28/EC

Kredi Kurumlarının Faaliyetlerinin Yürütülmesi Takibine İlişkin 2000//Ec Sayılı Yönergede Yapılan Değişikliklere Dair 18 Eylül 2000 2000/28/Ec Sayılı Avrupa Parlamentosu Konsey Yönergesi

22

 

2002/87/EC

Bir büyük mali ortaklığa bağlı olan kredi kuruluşları, sigorta şirketleri yatırım şirketlerinin ek denetimi hakkında hükümler getiren 73/239/EEC, 79/267/EEC, 92/49/EEC, 92/96/EEC, 93/6/EEC 93/22/EEC sayılı Konsey Direktiflerinde Avrupa Parlamentosu Konseyi’nin 98/78/EC 2000//EC Direktiflerinde değişiklik yapan 16 Aralık 2002 tarihli Direktirf



 

* Bu çalışma konuyla ilgili araştırmacılara yardımcı olması amacıyla azami özen gösterilmek suretiyle hazırlanmıştır. Çalışmanın en son güncelleme tarihi 30 Eylül 2002’dir (Muhasebe Uygulama Yönetmeliği’ne ilişkin yeni düzenleme henüz aktarılmamıştır.) Çalışmaya ilişkin öneri katkılarınızı bankacilik@tbb.org.tr e- adresine iletebilirsiniz.

Nazım hikmet , Genco Erkal, Fazıl Say, vatan haini, vatan hayini şiiri, , , , ,download, yükle, dinle , Tayyip Erdoğan’ın yasakladığı

VATAN HAİNİ
“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson´un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
“Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Sansür kararı Erdoğan’ındı

Fazıl Say öfkeli… “Karanlık güçlere teslim olmayacağız” dediği açıklamasında, bu iktidarın kendisine müzik sanatına şimdiye kadar dostça davranmadığını söylüyor.
Örnek olarak da kendi yazdığı “Metin Altıok ağıtı” adlı oratoryonun, iktidarın ilk kültür bakanınca sansürlendiğini hatırlatıyor.
“Bu olayı hiç unutamıyorum” diyor.
Onda bu kadar yer eden 3.5 yıl sonra patlamasına neden olan olayı kısaca hatırlatmak istiyorum.

‘İbret için yakılması…’
Bu sansüre tanığım.
Çünkü sansürlenen görüntüler, bizim “ belgeseli”ndendi.
2003 Temmuz’uydu.
Fazıl, katliamında yakılarak öldürülen ozan Metin Altıok için bir oratoryo bestelemişti.
“Kucağında büyüdüğü” Altıok, babası Ahmet Say’ın yakın arkadaşıydı. Ona yaraşır bir eser hazırlamıştı.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği gecede kendisine Kültür Bakanlığı’nın Devlet Çoksesli Korosu eşlik edecekti. Böylece devlet de, ağır ihmalinin neden olduğu bu konuda samimi bir adım atmış olacaktı.
Fazıl, bu büyük şairin sadece ’la anılmasına üzülüyordu. O yüzden eserini katliam üzerine değil, Altıok üzerine kurmuştu. Sadece konserin sonunda Altıok’un bir şiiriyle ’a atıf yapıyordu:
“Heybesinde yılan işaretleri/ baldıran zehri yüzüğünün içinde/ yanında kav taşıyan ben/ tekinsizim size göre/ ibret için yakılması gereken…”

Perde karartıldı
İşte bu şiir, fonda yangını Altıok’un son görüntüleri eşliğinde yayımlanacaktı.
Fazıl’ın isteği üzerine 3 dakikalık o filmi hazırladık.
Konser gecesi, seyirci koltuğunda yerlerimizi aldık. Ancak bir türlü başlamıyordu. Bir aksilik olduğu belliydi. Sanatçılar ancak 22.00′de yerlerini alabildiler. “Son şiir” başladığında gecikmenin nedenini anladım:
Bizim filmin gösterileceği perde karanlıktı.

‘Sansürlediler!’
Konser sonrası yayına gittiğimde Fazıl sinirden titriyor, “Sansürlediler” diye çırpınıyordu.
Bir ara ekip arkadaşlarıyla toplanıp sahneye çıkmamayı düşünmüş, ancak bir kez daha Altıok’u ’a kurban etmekten çekinmişti.
O gece ertesi gün, konunun tüm taraflarıyla konuştum; neler yaşandığını birinci elden öğrendim.
Perdedeki görüntüler önce İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nı rahatsız etmişti.
Bu haber, Kültür Bakanı’na uçurulmuştu.
Bakan Erkan Mumcu, “AKP içinde rahatsızlık yaratma ihtimaline rağmen bu zor projeye sahip çıktım. Ama o görüntülerde ısrar ederlerse koroyu çekerim” demişti.
Gün boyu telefon trafiği işlemiş, ancak gösteriye saatler kaldığı halde kriz çözümlenememişti.
Sonunda konu, Başbakan Erdoğan’a intikal etti.
Başbakan da hem Kültür Bakanı’nı hem de İstanbul Kültür Sanat Vakfı yönetimini arayıp son sözünü söyledi:
“O film yayımlanmasın!”
Yani -o dönem hem İKSV’den, hem Kültür Bakanlığı’ndan doğrulattığım bir bilgiyle söyleyebilirim ki- sansür kararı, aslen Başbakan’a aitti.

Asıl küfür
Konsere birkaç saat kala gelen bu dayatma Fazıl Say’ı çıldırtmıştı.
filmi kurban edilmiş; Metin Altıok’a niye ağıt yakıldığı, onun hayata nasıl veda ettiği izleyicilere gösterilememişti.
O gün kendisine reva görülen bu dayatmayı hiç hazmedemedi.
Hiçbir sanatçı da hazmetmemelidir.
Devletin bir sanat projesine destek olması, ona müdahale hakkını vermez.
Mumcu, bugün kararını savunurken “Devletin olanaklarıyla devlete küfredilir mi?” diye soruyor.
Devlet, bu katliamın sergilenmesini niye kendine küfür sayıyor ki?..
Devletin itibarına asıl gölge düşürenler, olayda ağır ihmali bulunanlardır.
Canileri korumak, mağdurları tahrikçilikle suçlamak, bir katliam otelini kebapçı yapmak… asıl bunlar “devlete küfür” sayılmalıdır.
Ne zaman kurbanlarından özür dileyip Madımak’ı müze yapabilirsek, ne zaman yeni bir Madımak yaşanmayacağını garantileyebilirsek, ne zaman sanatçılarımıza özgür bir çalışma ortamı sağlayabilirsek, o zaman Fazıl Say’a “Gitme” deme hakkımız olur.

Can DÜNDAR..

Siyanürle altın Kaz Dağları
16.10.2007, 09:59

Oksijen yeşil cenneti Kaz Dağları’nda 11 şirket 37 ayrı noktada altın arıyor. Halk madencileri istemiyor Oksijen yeşil cenneti Kaz Dağları’nda 11 şirket 37 ayrı noktada altın arıyor. Halk madencileri istemiyor.

 sabah.com.tr

HAVA: Kullanılacak 400 bin ton siyanürün 100 bin tonu havaya ışacak TOPRAK: Bitki örtüsü tarım en büyük darbeyi yiyecek SU: Sondaj çalışması sırasında bile içme suları bulanmaya başladı DENİZ: Dere kaynakların aktığı deniz bu kirlilikten nasibini alacak Çanakkale Balıkesir arasında dünyada oksijenin en bol üç yerinden biri olarak bilinen Kaz Dağları’nda altın diğer değerli metalleri çıkarmak için ruhsat isteyen 11 firma, doğa harikası bölgeyi tehdit ediyor. Homeros’un İlyada adlı eserinde İda (Kaz) Dağı diye bahsettiği bölge; havası, suyu, toprağı deniziyle geçmişi MÖ 2000′li yıllara kadar dayanıyor. Truva Savaşları’na klık eden, efsanelere konuk olan Kaz Dağları’nın eteklerinde ise ’nin en bereketli meyvesi sebzesi yetişiyor. Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür’e göre, Çanakkale, Etili, Bayramiç, Ezine, Ayvacık Küçükkuyu bölgelerinde çalışacak olan bu madenler, ömürleri boyunca toplam 300-400 bin ton arası siyanür kullanacak. Öngür, bu rakamın yaklaşık yüzde 30′unun yani 100 bin ton siyanürün havaya ışacağını söylüyor. Ayrıca bu madenler çalıştığı süre boyunca 1 trilyon ton kadar kayayı kazacak bütün Çanakkale ilçeleri kadar su tüketecek. ŞİRKET: ÇEVREYE HASSASIZ Şu ana kadar 37 ayrı noktada altın çıkarmak için ruhsat başvurusu yapan 11 firma arasında Kanada’nın dev maden firması Teck Cominco’nun da ortağı olduğu irili ufaklı çok sayıda firma bulunuyor. Bu firmalar, Gönen’den Çanakkale İl Merkezi’ne, Çan’dan Edremit Körfezi’ne kadar olan bölgenin hemen hemen tümü için arama ruhsatı almış durumda. Global Madencilik şirketi ise başta siyanür olmak üzere yapılan açıklamaların gerçeği yansıtmadığı görüşünde. Siyanür ile ilgili raporların incelenmediğine dikkat çeken yetkililer, “’de ithal edilerek kullanılan siyanür türevlerinin sadece yüzde 8′i altın madenciliğinde, yüzde 92’si ise çeşitli endüstri dallarında (boya, plastik, fotoğrafçılık, , ziraai ilaçlama vb.) kullanılmaktadır” açıklamasını yapıyor. Firma yetkilileri sadece Kaz Dağları değil ’nin tamamının hassas olduğuna inanıyoruz” diyor çalışmalarını çevre - insan faktörlerini en üst seviyede koruyarak sürdüreceklerini taahhüt ediyor. SORUN MADEN YASASI’NDA Çanakkale’de nereye gitseniz altın madenlerine şı bir pankart ya da bir imza kampanyasıyla şılaşılıyor. Bildiri dağıtan, imza toplayanlara halktan büyük destek var. Aramaların hızlanması turizm, zeytincilik halk sağlığıyla ilgili kaygıları artırıyor. Çanakkale Balıkesir’e bağlı belediye sivil toplum örgütleri birbiri ardına toplantılar düzenleyip, altın arama faaliyetlerinin durdurulması için çalışmaya başladı. Küçükkuyu Seğmen Otel’de 6 Ekim’de düzenlenen panele köy kentlerden binin üzerinde insan katıldı. Belediye başkanları sivil toplum kuruluşları temsilcileri 27 Ekim’de Çanakkale’ye gelmesi beklenen Enerji Bakanı Hilmi Güler’den Maden Yasası’nın değiştirilmesini istiyor. 2004′te 5177 sayılı kanunla, Maden Yasası’nda yapılan değişiklikler maden arama çalışmalarına sahil şeridi ya da milli park içinde bile olsa izin veriyor. Kazdağı Koruma Girişimi sözcülerinden Süheyla Doğan, ’deki ilgili kuruluşlarla birleşerek “Maden Yasası’na Hayır” kampanyası başlatmayı hedeflediklerini belirtiyor. BİZİ Küçükkuyu’da yakalayıp madenlere şı mücadelenin merkezindeki Bahçedere köyüne götüren 61 yaşındaki Hüseyin Yığın, “Biz biteriz” diyor. Altına isyanın özeti bu. “Ne zeytinlikler kalır ne suyumuz, el birliği edecek sonuna kadar gideceğiz” diye ekliyor. “SABAH gazetesinden gazeteciler geldi” anonsu tüm köyde yankılanıyor; kahve kısa süre içinde pazara inmemiş köylülerle doluveriyor. Her gazeteciye konuşmuyorlar, bazıları Bergama’daki madeni işleten Koza Madencilik’in temsilcileriyle gelmiş köye. “Sağ gösterip sol vurdular” diye ıyorlar. Gergin bir bekleyiş hâ. Bahçedere köylüleri, köyün yukarısındaki sondaj çalışmaları sırasında bile sularının kirlendiğini söylüyor. KANDIRDILAR Global Madencilik Taşımacılık firması, 38 bin dönüm arazide sondaj yapma izni almış. Köylüler, şirket yetkililerinin köye ilk gelişlerinde altın aradıklarından bahsetmediklerini, tatlı getirip kahvede beraber yediklerini söylüyorlar. Sondajın sonuna doğru altın aradıkları ortaya çıkınca araları bozulmuş. Sürenin dolmasının ardından, birkaç gün önce tekrar sondaj alanına gelen şirket yetkililerini bu defa ormana sokmamışlar. Orman Müdürlüğü, köylüleri haklı bulup izinleri biten madencileri geri göndermiş. Sondaj için orman içinde açılan yol, dozerlerle yıkılan kayın çam ağaçları ise Bahçederelileri kızdıran bir başka konu. KAZ DAĞLARI’NIN bilinen tarihi MÖ 2000′li yıllara kadar dayanıyor. Bu tarihlerde kurulmaya başlayan birçok kent Truva savaşları sırasında yok edilmiş. Homeros, İlyada’sında İda Dağı (Kaz Dağı ) için ‘Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası’ diye bahseder. İda Dağı, mitoloji efsaneler dağı olarak biliniyor. Kaz Dağları’ndaki üç ünlü efsaneden biri Yunan efsanesi İlyada diğeri Sarı Efsanesi Hasan ile Emine’nin ını anlatan öyküler. Doğal su kaynaklarıyla ünlü bölgede bin 500 metre yükseklikte bile yaz kış kurumayan kaynaklar mevcut. * Alman Parlamentosu, 2001′de Avrupa Birliği düzenlemelerini gerekçe göstererek siyanür kullanılmasına hiçbir hükümet biriminin izin veremeyeceğine karar verdi. * Çek Cumhuriyeti 2001′de siyanürlü altın çıılmasını yasakladı. * Yunanistan’da 2002′de siyanürle altın çıkarmak isteyen firmanın ruhsatı iptal oldu yasaklandı * Romanya’da 2000′de yaşanan bir siyanür sızıntısı sonrası Macaristan Yugoslavya’dan geçen Tuna Nehri kıyılarına binlerce ölü vurdu. Ülke, AB düzenlemelerini kabul ederek siyanürlü altın çıılmasını yasaklamaya hazırlanıyor. * ABD’de ise Wisconsin Montana eyaletlerinin hepsinde, Kolarado’nun 5 ayrı bölgesinde siyanür kullanılarak altın çıılması yasaklandı.

www.kazdaglari.net

Kazdağları siyanürle altın çıkarma çalışmaları - kazdağlarında siyanürle altın arayan şirketler - kazdağları siyanür

TÜRKİYE’NİN EN SEKSİ KADINI SEÇİLİYOR

 

Boxer dergisi tarafından düzenlenen ’nin en seksi kadını anketinde ilk sonuçlar alındı. 16 güzel, finalist olarak bir üst tura yükseldi. İşte o güzeller…

 

EN SEKSİ KİM
1. Saadet Işıl Aksoy
2. Sevil Uyar
3. Sevtuğ Kasapbaşıoğlu
4. Elif Ece Uzun
5. Didem Erol
6. Dilek Çelik
7. Nilay Dorsa
8. Ebru Kocaağa
9. Fatoş Kabasakal
10. Esra Eron
11. Tuğba Büyüküstün
. Funda
13. Fahriye Evcen
14. Gamze Karaman
15. Yasemin Ergene
16. Simge Tertemiz


Oy vermek için Tıklayın http://www.boxerdergisi.tv/

 

şte ’nin ilk 7 yıldızlı oteli…
Başbakan Erdoğan tarafından Haziran Pazar günü açılması beklenen “7 yıldızlı” olarak nitelendirilen otelde, 900 çalışan bulunuyor. Antalya’nın Belek turizm bölgesinde yapımı tamamlanan 400 bin metrekare alana kurulu 1700 yataklı Rixos Premium Hotel, Truva atı, Macera Nehri, animasyonların yapıldığı Fransız Sokağı ile konukları eğlenceye davet ediyor.
Otelde standart odalar 32, junior suitler 49, suitler 73, superior suitler 94, king suitler 325, villalar 164, superior villalar 264 metrekare…
Oteldeki biri 615, diğeri 1100 metrekare alana sahip 2 executive villada, özel hizmetliler, korumalar aşçılar görev yapıyor.

Otelde, 20 metre uzunluğunda 24.5 metre yüksekliğinde Truva atı da bulunuyor. Eğlence merkezi konumundaki Truva atının içinde her biri farklı özelliklere sahip, uzunlukları 125 ile 140 metre arasında değişen 5 tüp şeklinde kaydırak yer alıyor.
Sürprizlerle dolu otelde, 310 metre uzunluğunda oluşturulan Macera Nehri’nde 10 büyük kayık bulunuyor. Müşteriler, kayıklarla sahilden Truva atının bulunduğu eğlence parkına gidebiliyor. Macera nehrindeki yolculuk, şelalelerin arasından dalgaların devamlı değiştiği Poseidons Pool’a kadar devam ediyor.

Oteldeki park alanını gezerken rastlanan 8 mitolojik tanrı büstü ise gündüzleri kayaların arkasında saklanırken, akşamları ışıklandırıldıklarında tüm ihtişamıyla izlenebiliyor.
Kapalı bir mekanda kurulan Fransız Sokağı’nda, animasyonlarla gece aniden gündüze döndürülüyor, birden gök gürleyerek yağmur başlıyor.
Otelde geceleri gölde düzenlenen su lazer gösterileri ise ABD’nin ünlü kumar merkezi Las Vegas’taki otellerin su lazer gösterilerini aratmıyor.

Öte yandan, otele özel uçaklarıyla gelen konuklar, havaalanında limuzin veya helikopterle alınıp otele getirilecek. Özel yatlarıyla gelen müşteriler için de mendirek bulunuyor.
Hizmetçi koruma odaları, 2 yatak odası, odası, saunası, özel havuzu, çamaşır ütü odası, mutfağı olan özel villalarda konaklamak isteyenler, geceliğine 5 bin dolar ücret ödeyecek.
Oteldeki merkezinde de 40 uzman masör görev yapıyor. Her çeşit masajın yapıldığı otelde, ayrıca büyük bir hamam yer alıyor.
Dünyanın ünlü 42 markasının kendi satış mağazasının yer aldığı dev alışveriş merkezinin bulunduğu otelde Çinli akrobatlar, Kenyalı Brezilyalı dansçılardan oluşan animasyon ekibi bulunuyor.
Otel Genel Müdürü Edip Soyak, otelin zengin müşteriye hizmet vereceğini, bu nedenle her türlü lüksün düşünüldüğünü kaydetti.

Kaynak imedya.com
 
Yeni Meclis’te 46 bayan vekil olacak

Genel seçimlerin resmi olmayan kesin sonuçlarına 23. dönemde Meclis’teki kadın ağırlığı arttı. 22. dönemde 24 olan kadın milletvekili sayısı yeni dönemde 46 olacak.

 
 

Yeni Meclis'te 46 bayan vekil olacak

Genel seçimlerin resmi olmayan kesin sonuçlarına göre 23. dönemde Meclis’teki kadın ağırlığı arttı. 22. dönemde 24 olan kadın milletvekili sayısının yeni dönemde 46’ya ulaştı.

23. Dönem Meclisi’nde kadınlar daha çok milletvekili ile temsil edilecek. Yeni dönemde Meclis’e giren kadın milletvekilleri arasında, DTP’li bağımsız adaylar Aysel Tuğluk, Sebahat Tuncel, Pervin Buldan, Fatma Kurtulan, Ayla Akat, Bengi Yıldız, Gülten Kışanak, Emine Ayna, Sevahir Bayındır bulunuyor. Meclis’e girecek isimler arasında ayrıca cumhuriyet mitinglerine ile öne çıkan Prof.Dr. Nur Serter Prof.Dr. Necla Arat da yer alıyor.

AKP’den Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, eski bakan Güldal Akşit, eski milletvekili Halide İncekara, Fatma Şahin, genel başkan yardımcısı Nükhet Hotar Göksel gibi isimlerin yanı sıra Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, karikatürist Salih Memecan’ın eşi Mesude Nursuna Memecan, Mümtaz’er öne’nin eşi Özlem Piltanoğlu öne de Meclis’e girdi.

CHP’den ise 22. dönem Meclisinden Nevin Gaye Erbatur, Birgen Keleş, Özlem Çerçioğlu, Bihlun Tamaylıgil, Canan Arıtman gibi isimler yeniden Meclis’e girdi. CHP’den Baykal’ın danışmanı Nesrin Baytok Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu da Meclis’e giren isimler arasında yer aldı.
MHP’den ise iki kadın milletvekili Meclis’e girdi. Bu isimler de eski bakanlardan Meral Akşener ile Şenol Bal oldu.
Yeni dönemde Meclis’te yer alacak kadın milletvekilleri:

1-Fatoş Gorkan (AKP),
2-Nevin Gaye Erbatur (CHP),
3-Ağrı Fatma Kotan (AKP)
4-Zeynep Dağı (AKP)
5-Nesrin Baytok (CHP),
6-Ayşe Akbaş (AKP)
7-Canan Candemir Çelik (AKP),
8-Selma Aliye Kavaf (AKP),
9-Gülten Kışanak (Bağımsız),
10-Aysel Tuğluk (Bağımsız),
11-Fazilet Dağcı Çığlık (AKP)
-Fatma Şahin (AKP)
13-Özlem Müftüoğlu (AKP)
14-Edibe Sözen (AKP)
15-Mesude Nursuna Memecan (AKP)
16-Özlem Piltanoğlu öne(AKP)
17-Ayşe Jale Ağırbaş (CHP)
18-Fatma Nur Serter (CHP)
19-Nimet Çubukçu(AKP)
20-Ayşe Nur Bahçekapılı (AKP)
21-Canan Kalsın (AKP)
22-Bihlun Tamaylıgil (CHP)
23-Necla Arat(CHP)
24-Güldal Akşit(AKP)
25-Halide İncekara (AKP)
26-Birgen Keleş (CHP),
27-Meral Akşener (MHP),
28-Sebahat Tuncel (Bağımsız)
29-Nükhet Hotar Göksel (AKP),
30-Şükran Güldal Mumcu (CHP)
31-Şenol Bal (MHP),
32-Canan Arıtman (CHP),
33-Ayşe Türkmenoğlu (AKP),
34-Öznur Çalık, (AKP),
35-Durdu Özbolat (CHP)
36-Emine Ayna (Bağımsız)
37-Birnur Şahinoğlu (AKP)
38-Safiye Seymenoğlu (AKP)
39-Çağla Aktemur Özyavuz (AKP)
40-Gülşen Orhan (AKP),
41-Fatma Kurtulan (Bağımsız),
42-İlknur İnceöz (AKP)
43-Ayla Akat Ata (Bağımsız)
44-Bengi Yıldız (Bağımsız)
45-Sevahir Bayındır (Bağımsız)
46-Pervin Buldan (Bağımsız)

ANKA

MESAFE CETVELLERİ

İLLER ARASI MESAFE CETVELİ
İL İLÇE ARASI MESAFE CETVELİ

iller arası mesafe hesapla, iki il arası mesafe, uzaklık, şehir merkezine uzaklığı, ilçe merkezine uzaklık, mesafe hesapla, uzaklık hesapla

İstanbul, nasıl dünya kenti olur?

: 18 Temmuz 2005 Kaynak: Sabah Yazan: Mahmut Övür

AK Parti, İstanbul’a özel önem verdiğini belirterek iktidara geldi. Bu ‘özel önem’in nedeni belli, Başbakan Tayyip Erdoğan’a iktidar yolunu İstanbul açtı:

Şimdi sıra İstanbul’un önünün açılmasında.

Ancak, bir yılı ın İstanbul iktidarı döneminde altyapı, ulaşım, deprem kentsel dönüşüm konularında toplumu heyecanlandıran bir proje yok.

Atılan birkaç olumlu adımın hayata nasıl yansıyacağı ise henüz bilinmiyor.

Bu gerçeği, ‘İstanbul Sevdalısı’ Başbakan Erdoğan da biliyor. Bildiği için de İstanbul’u bir dünya markasına dönüştürmeye yönelik değişimci projeler peşinde.

Bu değişimin ilk adımında prestij projeleri var.

Haydarpaşa-Harem arasının yeniden inşa edilmesi.

Karaköy-Fındıklı arasında yer alan ‘Galataport Projesi.’

Sirkeci-Üsküdar hattında Raylı Tüp Geçiş sistemi.

Bunlar bilinenler; ama bir de bilindiği halde üzerinde toplumun ortak görüş yaratamadığı büyük projeler var.

Üçüncü Boğaz Köprüsü: Hükümet bu konuda kararlı. Sarıyer’den geçecek üçüncü köprünün yapılacağına kesin gözüyle bakılıyor.

İkinci Boğaz Projesi: Karadeniz’i Marmara’ya Çatalca üzerinden bağlayacak 10 milyar dolarlık bir proje olduğu söyleniyor. Ayrıntılarının ne olduğunu kimse kamuoyuna açıklamıyor. Ancak yabancı finans kaynaklarına anlatılıyor yatırımcı bulunması için yoğun çaba harcanıyor.

İkinci Tüp Geçiş Projesi: Başbakan Tayyip Erdoğan bu projeden ilk kez son ABD gezisinde söz etti.

Boğaz’ın iki yakası bu kez karayoluna açık tüp geçişle birleşecek. Yeri olma olasılığı konusunda ayrıntı yok. Bu projeler arasında en sıcak tartışılan Haydarpaşa. Projede 70 katlı gökdelenlerin yer alacağı haberi toplumun sert tepkisiyle şılaştı.

Ancak, Haydarpaşa’da hangi projenin hayata geçirileceği henüz kesinleşmiş değil. Ama şu gerçek, özel yasa çıkartılan bu projeyi Başbakan Tayyip Erdoğan, yakından takip ediyor Haydarpaşa Lisesi’nin de projenin içine katılmasını istiyor.
İstanbul’u dünyaya pazarlama adına ortaya atılan bu projeler bir kez daha iki tavrı şı şıya getiriyor.

Tıpkı ilk Boğaz Köprüsü’nün yapıldığı dönemde olduğu gibi. Köprünün yapılmasını isteyenlerle, istemeyenler ayrımı şimdi yeniden gündemde.

Acaba İstanbul tarihi kimliğini koruyarak mı, yoksa yabancı sermayeyi İstanbul’a çeken büyük projelerle mi dünyaya açılmalı?

Kısaca ilk aşamada 10 milyon turist çekmenin yolu hangisi?

Bu konu daha çok tartışılacağa benziyor.

Peki siz ne düşünüyorsunuz?

Yazan: Korhan Gümüş : 31 Ocak 2005

İnformel ilişkiler, doğrudan yönetim plansız vizyonsuz programlar kentin gelişiminin şısındaki en büyük engel.

İstanbul gibi kentler 19. yüzyıl ortalarından başlayarak bir dönüşüm geçirdiler. Modernleşme atılımları içinde kentlerin kamu hizmetlerini geliştirmeleri, havagazı, elektrik üretimi için büyük tesisler kurmaları, limanları depolarını yenilemeleri gerekiyordu. İstanbul bu ilk modernleşme atılımını Avrupa’daki büyük kentlerle aynı zamanda yaşadı. 1980’lere kadar İstanbul kendi elektriğini, gazını üretiyor, kentin merkezinde gelen malları depoluyor, işliyor, dağıtıyordu.

Üretiminin desantralize olması ile birlikte bu büyük tesisler bir anda işlevsiz, kent içindeki boşluklar gibi kaldılar. Enerji üretimi, depolama işlevlerin yeraldığı büyük tesisler kamunun elinde olduğu için hızla iş merkezlerine, konut alanlarına dönüşmedi. Bir zamanlar kentin can damarları olan fabrikalar, tersaneler, depolar, limanlar kendi kaderlerine terkedildiler. Kentteki değişim sonrasında çok uzun sayılabilecek bir süre geçti. İstanbul’da kamu yönetimlerinin en önemli tecrübesi yıkım faaliyetlerine girişmek veya birkaç tesisi ticari amaçlı kuruluşlara devretmekle sınırlı kaldı. Oysa Avrupa’da benzer bir dönüşümü yaşayan kentler ihtiyaçları yeni politikalarla yönlendirmeye çalıştılar bir deneyim ürettiler. İstanbul bu dönüşümü kolay telafi edilemeyecek hasarlar yaşayarak ıskaladı. İstanbul’un bugünkü durumu bir bakıma geçen yüzyılda kentlilere elektrik sunamayan, ulaşımını geliştiremeyen, kendini planlayamayan, uzmanlardan yararlanamayan ’’geri kalmış’’ yerleşim alanlarının durumuna benziyor.

Kentin içindeki havagazı fabrikaları, ters