HZ. HÜNKAR HACIBEKTAŞ VELİ ’Yİ ANMA TÖRENLERİ
Yedi asır evvel yani, 1337 ile 38 yıllarında Hakk’ın rahmetine ermiş olan; Seyyid Muhammed Hacı Bektaş Veli (k.s.a) hazretleri M.1242 ile 47 yıları arsında Horasan bölgesinin Nişabur şehrinde dünyaya gelmiş olduğunu çeşitli kaynaklardan öğrenmiş oluyoruz. Bazı kaynaklar ise, doğum tarihini 1209. Vefat tarihini de 1271 olarak verirler.
Hz. Hünkar Hacı Bektaş Veli (k.s.a) hazretlerinin babası 18. göbekten Hz. Muhammed’e ulaşan Seyyid İbrahim Sani hazretlerdir.
Annesi, Nişabur’un tanınmış ailelerinden Şeyh Ahmet efendinin kızı Hâtem Hatundur. Hz. Hünkar Hacıbektaş Veli (k.s.a) okuma çağına gelince, Türkistan piri Hace Ahmet Yesevi halifelerinden Lokman Perende’ye teslim edilir. Hz. Pir yirmi yedi yaşına kadar bu dergâhta çeşitli ilimler tahsil ederek Tanrı sırrına erişmişlik derecesine ulaşır. Bu dergâhta Mürşitlik icazetini alan Hz. Hünkâr’a Anadolu’yu irşat için görev verilir. 1269 ile 1270 yılarında Nişabur’dan ayrılan Hz.Pir, İran’ın Tus şehrinde İmam Rıza’nın türbesini ziyaret eder, oradan da Kerbela’ya geçerek Hz.İmam Hüseyin (a.s)’i ziyaret eder. Bu ziyaretin Muharrem ayına denk gelmesinden dolayı Kerbela’da kalıp kırk gün yas çeker ve matemden çıktıktan sonra Necef’e geçerek Hz. İmam Ali (a.s)’nin türbesini ziyaret eder, oradan da Mekke ve Medine’ye gidip Kâbe’yi, ve Hz. Resulullah (s.a.v.)’ın türbesini ziyaret eder. Medine de olan Cennetül Bakıy mezarlığında bulunan Hz. Fatıma’tü Zehra’nın ve diğer imamların kabirlerini de ziyaret eder. Suriye’nin Samara şehrinde olan Hz. İmam Hasan’ül Askeri’nin kabrini ve Muhammed Mehdi (a.s) ‘nin makamını da ziyaret eden Hz.Hünkâr cetlerinden manevi feyz alarak 1271 yılında Anadolu’ya gelir.
Hz.Pirin Anadolu’ya geliş sebeplerinden biri Moğol istilası ve Bizans Kuşatması karşısında dağılan Anadolu Müslümanlarını toplayıp birleştirmek idi.
Diğer önemli nedenlerinden biri de, din adına halka enjekte edilen Arap dil ve kültürüne karşı, Türk dilini ve kültürünü geliştirip Anadolu insanının dini inançlarını kendi dil ve kültürüyle yaşamasını sağlamaktı.
Hz. Pir, bu düşüncesini bir özlü sözüyle şöyle ifade etmiştir. “Bir millet kendi dini buyruğunu diliyle okuyup anlarsa o dine hurafe girmez.” Yani herkes kafasına göre yorum yapıp insanları aldatmaz.
Nevşehir’in Sulucakarahöyük’ü mekan tutan Hz.Pir, Anadolu da ilk aydınlatma mücadelesini, beylikler ve ağalar tarafından yoksulluğa ve bilgisizliğe terk edilen üretici halk kitlesinden başlar. Anadolu insanını gerek dini gerekse pozitif ilim konularında aydınlatan Hz.Hünkar Hacı Bektaş Veli, kıtlık ve sefalet içerisinde olan insanlara yardım elini uzatmış; işinden aşına hastasından çaresizine kadar herkesin sorunlarını ve sıkıntılarını alternatif çözümlerle gidermiş ve Hakk adına dergâha gelen her lokma yoksul halka dağıtılmıştır.
Yoksul bir köylü olan Yunus Emre de O yüce Veli’nin dergahından buğday istemeye gelip “nasip” alan erenlerden biridir. Hz. Hünkâr, Arap örfünden kalma üç talkla boşanma olayını kaldırmış, boşanmanın ancak yüz kızartıcı hallerde meydana gelebileceğini belirterek, zina halleri dışındaki boşanmalara “yol düşkünlüğü” gibi ağır ceza-i kurallar koymuştur. Aynı zamanda kadın ve erkeğin eşitliğini savunarak Anadolu kadınlarının bilinçlenmeleri, sanat sahibi olmaları, bilinçli nesiller yetiştirmeleri ve haklarını korumaları için; “Bacıyan-ı Rum” örgütünü kurmalarına öncülük yapmıştır.. Ünü Anadolu’ya günden güne yayılan bu ilim ve fazilet sahibi yüce Veli, cahil ve bağnaz din adamları tarafından, hurafe ve bidatlere mahkum edilmiş umutsuz insanların üzerine bir güneş gibi doğarak, dertlerine derman, gönüllerine iman ve yaralarına da merhem olmuştur.
Hz. Hünkâr’daki tevhid birliğinin feyzini ve kokusunu alan Sufilik, Melamilik, Hurufilik, Kalenderlilik, Haydarilik, Ahilik, Mevlevilik, ve Baba-i kolu O yüce Piri serçeşme yani mürşit olarak kabul etmiş ve İslam-i güzellikleri onun tasavvuf düşüncesinde yoğurup bir Anadolu Motifini meydana getirmişlerdir.
Hz. Hünkâr’ın en güçlü silahı olan ilim, irfan ve aşk güneşi, Anadolu’nun üzerinde ki cehalet karanlığının kara bulutlarını dağıtmış, 73 milleti gönül bahçesine konuk etmek için şu dörtlüğü ile insanlığı; hırsın, kinin ve her türlü kötülüğün ilacı olan aşka, muhabbete ve ilime davet etmiştir.
Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir gül açan bağımızda
Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda
Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda
Bu davet, evrende yaşayan bütün varlıkların dost olması, tabiatla bütünleşmesi ve bütün varlıkları anlaya bilmesi için insan oğlunun mutlaka bilgi sahibi olması gerektiğini, sevgi ve muhabbetin bilgiden doğduğunu dile getirmiştir.
Hz.Pirin bu hümanist düşünceleri ve bilimin vazgeçilmez yenilikleri tabiattaki zıtlıkları bir araya getirerek Anadolu Aleviliğinin temel felsefesini oluşturmuştur. Hz.Hünkâr’ın savunduğu düşünceleri, sevgi ve hoşgörüsü bugün İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin üstünde hümanist bir felsefe içermektedir. Onun aydın düşünceleri Anadolu Beyliği’ni devlet statüsüne kavuşturduğu gibi; Türkiye Cumhuriyeti’nin de kurulmasına ışık tutmuştur.
Özlü sözleri, ilim ve fazileti insanları hem düşündürmüş hem de keşifle manâ yolculuğuna çıkarmıştır.İlime çok önem veren Hz.Pir, insanlığın kurtuluşunun ve karanlığın yok edilmesinin tek çaresi akılların aydınlanması ile mümkün olacağını şöyle dile getirmiştir.
“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Buna müteakip: “İlmin girmediği yer suyu olmayan kente benzer” buyurmuştur.
O yüce Veli öğle bir Mürşittir ki, onun nazar ettiği yerde karanlık barınmaz, ona dönen batılın kılıçları onun aşk kokusu ile sarhoş olur da O Kutb’ül arifin pervanesi olur da aşkından bülbül kesilir. Yedi yüz küsür yıldır sevenlerinin gönlünde sevgisi eksik olmayan Hz. Pir, her zaman gerçek iman ehli olanların ruhlarının manevi mürşidi olmuş, manada, aşkta ve özlemde her zaman sevdikleri ile beraber olmuştur. Otuz dokuz yıldan beri her yıl 16 ile 18 ağustos arası Hz.Piri anma törenleri yapılmaktadır. Hz.Hünkâr Hacı Bektaş Veli (a.s) 21.yy. başında dahi o birleştirici ve bir araya getirici özelliğini kaybetmeyerek dünyanın dört bir yanında yaşayan Alevi, Bektaşileri bir araya getirip buluşturmaktadır. Bu törene Marmara Bölgesinden anma törenine katılan kurumlarımız şu güzergâh üzerindeki türbeleri de ziyaret ederek Hz. Pir’e varırlar. Sivrihisar Mihalıçcık bölgesinde Yunus Emre’yi, Kırıkkale‘de Hasan Dede’yi, Kırşehir’de Ahi Evren-i, ve Keskinde Haydar Sultanı da ziyaret ederler. Hatta bu güzergâh üzerinde kurumlarımızın uğrağı olan Hasan Dede türbesinde, mola verilip Hasan Dede’nin türbesi de ziyaret edildikten sonra, Hasan Dede cem evinde cânlarımız ibadet ederek, manevi huzur bulurlar.
Hasan Dede’nin, Horasan erenlerinden olup Konya-Karaman üzerinden gelerek, şimdiki Kırıkkale Hasan Dede kasabasına yerleştiğini yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Adı gecen kaynakta, Yakup Oğlu Hasan Dede’nin doğumu kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı kaynaklarda M. 1489 olarak verilmiştir.
Hasan Dede’nin “yol” zinciri, Suca Baba, Otman Baba ve Hz. Hünkar Hacı Bektaş Veli hazretlerine ulaşıyor. Yani Hasan Dede hazretleri “Ehl-i Beyt” sevgisi ile dopdolu bir Hakk aşık-ı ve fedakarıdır. Bir yurt sever olduğun Kanuni Sultan Süleyman’ın Macar illerinden Nemçe illerine Viyana’ya yaptığı seferlerde bir çok aşiretin başına o günün mahlasıyla Hasan paşa olarak geçip savaşlara katılmasından, bizlere miras bıraktığı eserlerinden ve soyu olan evlatlarının Muhammed-Ali yoluna olan bağlılıklarından anlıyoruz. Hasan Dede aynı zamanda bir tasavvuf şairidir.
Kuldur Hasan Dedem kuldur
Manayı söyleyen dildir.
Elif Hakka doğru yoldur
Cim ararsan dal bizdedir.
Hasan Dede hazretleri hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyen canlarımız kaynak olarak gösterdiğiniz eserlerden faydalanabilirler.
Ziyaretçiler Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine vardıktan sonra konaklama işlemleri tamamlanır, devlet erkânı halkı selamlamaya gelir. Tören boyunca Hacı Bektaş Veli barış ödülü, paneller, söyleşiler ve halk ozanlarının deyişleriyle birlikte çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. İkinci günü bir çok kurumun katılımıyla spor sergi sarayında birlik cemi yapılarak katılan ziyaretçilere bir çok konularda bilgi verilip birlik ve beraberlik hakkında gelecek hakkında ve güncel konular hakkında bazı mesajlar verilip ayın 18’inci günü geriye dönüşler yapılır.
Sevgili Ehl-i Beyt muhipleri, yedi asırdan beri Anadolu insanının gönlünde taht kurmuş Hz. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi ziyarete gittiğimizde, içimiz buruk bir şekilde geriye döndüğümüz oluyor. Nedeni ise, oraya ayak bastığımız an kendimizi seçim propagandası yapılan siyasi bir arenada buluyoruz.
Siyasetçilerin amigoluğunu yapanların söyledikleri her yalana alkış tutan insanlarımızı görünce hayal kırıklığına uğruyoruz. Çünkü, yıllardır siyasilerin, Alevi-Bektaşi’lerin tabiî hakları konusunda verdikleri hiçbir sözü yerine getirmedikleri halde, gene gözümüze baka baka aynı vaatlerde bulunmaları ve insanlarımızın da bu aslı olmayan vaatlere alkış tutmaları, bizlerin enayi yerine koyulması anlamı taşıyor ve ciddi bir şekilde onurumuz kırılıyor.
Hz. Pirin dergâhını ziyarete gelen bazı insanlarımızı da önemli yanlışlıklar içerisinde görmemiz, ayrı bir üzüntü kaynağıdır. Şöyle ki; bu kutsal ziyaretin mânasını tam kavrayamayan bazı insanlarımız, yedikleri ve içtikleri gıda maddelerinin artıklarını çöp kutularına atmak yerine rast gele caddelere atarak bu güzel mekânı kirlettiklerini görüp üzülmekteyiz.
Bir başka üzüntümüz; yıllardır, Aleviliği İslâm’ın dışına çıkarmaya çalışan riyâkâr insanların gerçek kimliklerini ve art niyetlerini saklayıp, Hazreti pirin dergâhının bahçesine kadar sokularak zehirli yapıtlarını saf insanlarımıza satmalarına sorumluların göz yumup müsaade etmeleridir.
Bundan böyle yapacağımız ziyaretlerde insanlarımızın, bu gibi çirkin ve yanlış davranışlara ve olaylara müsaade etmemelerini umut ediyoruz.
(Mehmet ÖZDURMAZ)
Benzer yazılar:
fazlada işe yaramaz ama idare edere ebn hayatıunı eserlrti yazdım ama baska sey cıkıyor fazla gebenemiyorum