Uçuş Makinasının Özellikleri









ı incelediğimizde, vücutlarının tüm özelliklerinin uçuş için özel olarak tasarlandığını görürüz. Öz kütlenin düşürülmesi böylece ağırlığın azaltılması için kemiklerin içi boş olarak yaratılmış vücuda hava keseleri yerleştirilmiştir.



Dışkının katı olmayıp yarı sıvı olması vücutta gereksiz su tutulmasını böylece ağırlığın artmasını engeller. Tüyler de hacimlerine şılık son derece hafif yapılardır. Kuşlardaki bu özel yapıları sırayla inceleyelim.


1- İskelet


Kuş kemiklerinin içi boş olmasına rağmen, iskelet, ın sahip olduğu kuvvete oranla fazlasıyla güçlüdür. Örneğin 18 cm. uzunluğundaki kocabaş kuşu, bir zeytin çekirdeğini kırmak için gagasıyla ona 68,5 kg.lık bir basınç uygulayabilir. Kara canlılarınınkinden daha “derli-toplu” bir yapıya sahip olan kuş iskeletinde omuz, kalça göğüs kemerleri birbirine kaynaşmış bir şekilde birleşiktir. Bu tasarım kuşa daha sağlam bir yapı kazandırmaktadır. İskeletin bir başka özelliği, başta belirttiğimiz gibi diğer bütün omurgalı canlıların iskeletinden hafif olmasıdır. Örneğin bir güvercinin iskeleti, ın vücut ağırlığının toplamının sadece % 4.4ünü oluşturmaktadır. Bir Fregat kuşunun kemiklerinin toplamı ise 118 gr gelmektedir bu miktar, ın tüylerinin toplam ağırlığından daha azdır.


2- Solunum Sistemi


Kara canlılarıyla ın solunum sistemleri de birbirlerinden tamamen farklı prensiplerle çalışır. Bunun sebebi ın oksijen ihtiyacının kara canlılarına göre çok daha fazla olmasıdır. Örneğin, bir kolibri kuşunun oksijen ihtiyacı bir insanınkinin neredeyse 20 katıdır. Dolayısıyla, bir kara canlısının akciğeri, kuşun ihtiyacı olan yeterli oksijeni sağlayamaz. Bu nedenle, ın akciğerleri çok farklı bir tasarımla yaratılmıştır. Kara canlılarının akciğerleri “çift yönlü” bir yapıya sahiptir: Nefes alma sırasında, hava akciğerdeki dallanmış kanallar boyunca ilerler küçük hava keseciklerinde son bulur. Oksijen-karbondioksit alışverişi burada gerçekleştirilir. Ancak daha sonra, kullanılmış olan bu hava, tam ters yönde hareket eder geldiği yolu izleyerek akciğerden çı, ana bronş yoluyla da dışarı atılır. Kuşlarda ise hava kanalı boyunca “tek yönlü” hareket eder. Akciğerlerin giriş çıkış kanalları birbirlerinden farklıdır hava daimi olarak içinde tek yönlü olarak akar. Böylece kuş, havadaki oksijeni kesintisiz olarak alabilir. Böylece kuşun yüksek enerji ihtiyacı şılanmış olur. Bu durumu konunun uzmanı H.R.Duncker şöyle ifade eder: “Kuşlarda ana bronş, dokusunu oluşturan tüplere ayrılır. Parabronşi diye adlandırılan bu tüpler sonunda tekrar birleşerek, havanın akciğerler boyunca tek bir yönde devamlı akımını sağlayacak sistemi meydana getirirler… Kuşlardaki akciğerlerin yapısı genel solunum sisteminin çalışması tümüyle kendine özgüdür. Kuşlardaki bu “avien” sistemi başka hiçbir omurgalı akciğerinde bulunmaz. Bu sistem bütün kuş türlerinde aynıdır.” Ünlü bir biyokimyacı olan Michael Denton bir yazısında bu kadar mükemmel bir sistemin kademeli evrimle oluşamayacağını şöyle açıklar: “Böyle tamamen değişik bir solunum sisteminin, azar azar küçük değişiklerle standart omurgalı dizaynından evrimleşmiş olduğu iddiası, düşünülmeden ortaya atılmış bir tezdir. Solunum faaliyetinin bu evrim süresince hiç aksamadan korunması, organizmanın nı sürdürmesi için gereklidir. En küçük bir eksik fonksiyon ölümle sonuçlanacaktır. Kuş akciğeri de, içinde dallanmış olan parabronşlar bu parabronşlara hava sağlanmasını garanti eden hava kesesi sistemi ile birlikte en üst düzeyde gelişmiş olana kadar beraberce, iç içe geçmiş mükemmel bir şekilde işlevini yapana kadar, bir solunum organı olarak görev yapamaz.” Kısacası, kara tipi akciğerden hava tipi akciğere geçiş, ara geçiş safhasında bulunan bir akciğerin hiçbir işlevselliğinin olmaması sebebiyle mümkün değildir. Akciğeri çalışmayan bir canlı ise birkaç dakikadan fazla yaşayamaz. Çünkü mutasyonların kendisini tesadüfen kurtarmalarını bekleyecek milyonlarca yılı yoktur. Kuş akciğerinin bu benzersiz yapısı, uçuş için gerekli olan yüksek miktarda oksijen ihtiyacını şılamaya yönelik, çok mükemmel bir tasarımın varlığını göstermektedir. Yalnızca kuşlara özgü bu anatominin bilinçsiz mutasyonların amaçsız bir sonucu olamayacağını görmek için, biraz sağduyu yeterlidir. Açıktır ki kuş akciğeri, canlıların Allah tarafından yaratıldıklarının sayısız delilinden sadece biridir.


3-Denge Sistemi


Allah tüm canlılar gibi ı da kusursuz bir biçimde yaratmıştır. Bu gerçek, her detayda kendini belli eder. ın vücutları uçuştaki muhtemel bir dengesizliği engellemek için özel bir tasarımla var edilmiştir. ın uçuş sırasında öne doğru eğikleşmesini engellemek için, kafası özel olarak hafif kılınmıştır: Ortalama bir kuşun kafasının ağırlığı, vücut ağırlığının yalnızca %1 ini oluşturur. Tüylerin aerodinamik yapısı da ın denge sistemindeki önemli bir özelliktir. Özellikle kanat kuyruk bölgelerindeki tüyler, kuşa çok etkili bir denge sistemi sağlar. Bu özellikler, bir doğanın (falcon pereginus) saatte 384 km. hızla avına dalarken, hiçbir şekilde dengesini yitirmemesini sağlar.


4- Güç Enerji Problemi






Bir olaylar zinciri şeklinde ortaya çıkan her bir süreç, ister biyoloji, ister kimya veya bilimlerini ilgilendirsin, “enerjinin korunumu prensibi”ne uygun olarak gelişir. Bunu özetle “belli bir işin yapılabilmesi için belirlenmiş miktarda enerji gereklidir” şeklinde de anlatabiliriz. Enerjinin korunumu prensibinin çarpıcı bir örneğini, ın uçuşunu gözlemlediğinizde bulabilirsiniz. Göçmen ın, uçuşa başlamadan önce, yolculuklarını tamamlamalarını sağlayacak miktarda enerji depolamaları şarttır. Buna şın, uçmanın bir diğer şartı da mümkün olduğunca hafif olabilmektir. Uçabilmek için, bedeli ne olursa olsun fazla kilolardan kaçınılmalıdır.


Bu arada yakıtın da mümkün olduğunca verimli olması şarttır. Yani yakıt minimum ağırlıkta tutulurken, verdiği enerjinin maksimum olması gereklidir. Bunların için çözümlenmiş olması gereken problemlerdir. İlk adım en ekonomik uçuş hızının tespit edilmesidir. Eğer kuş çok yavaş uçacak olsa, havada asılı kalması için çok enerji sarf etmesi gerekecektir. Çok hızlı uçacak olsa, bu sefer de meydana gelen hava direncini aşmak için çok yakıt tüketmesi gerekecektir. Bu durumda yakıtın en az tüketilmesi için ideal değerde bir uçuş hızının gerektiğini görürüz. Bu arada şunu da hatırlatmak gerekir ki, iskeletlerinin kanatlarının aerodinamik yapılarındaki farklılar nedeniyle her kuş için farklı bir ideal hız geçerlidir. Bu enerji sorununu yağmur kuşu (Pluvialis dominica fulva) üzerinde inceleyelim: Bu kuş, kışı geçirmek için her yıl Alaskadan Hawaiiye göç eder. Durmaksızın yaptığı uçuşu sırasında rotası üzerinde hiç ada bulunmaz. Dolayısıyla kuşun uzun yolculuğu sırasında hiçbir dinlenme imkanı yoktur. Varış, başlangıç noktasından 4000 km uzaktadır bu mesafe aralıksız yaklaşık 250 bin kanat çırpışını gerektirir. Yolculuğun tümü 88 saaten fazla sürer. Kuşun yolculuğa başlarken ağırlığı 200 gramdır. Bunun 70 gramı, yolda yakıt olarak kullanılacak yağlardan oluşur. Ancak kuş bilimciler, bir yağmur kuşunun bir saat uçmak için harcadığı enerjiyi tespit etmiş kuşun 88 saatlik uçuş için en az 82 gram yakıt harcayacağı sonucuna varmışlardır. Yani kuşun gramlık bir açığı vardır hesaplara göre Hawaiye varmadan yüzlerce kilometre önce enerjisinin bitmesi denize düşmesi gerekmektedir. Ama bu hesaba rağmen yağmur ı hiçbir zaman denize düşmez her sene yla Hawaiye ulaşır.


Peki bu canlıların sırrı ? Bu ı yaratan Allah, onlara uçuşlarını kolaylaştıracak verimlileştirecek bir yöntem ilham etmiştir. gelişigüzel bir şekilde değil, sürü halinde uçar. Uçarken de belirli bir sıraya girer havada bir “V” şekli oluşturur. Bu V şekli, şılaştıkları hava direncini azaltır. Bu uçuş düzeni o kadar etkilidir ki, bu sayede yaklaşık % 23lük bir enerji tasarrufu sağlar. Bu şekilde, yere indiklerinde fazladan 6-7 gram daha yağları kalmış olur. Bu artan yağ ise gereksiz değildir; rüzgarların ters yönden esmesi durumunda kullanılacak yedek yakıttır. Bu olağanüstü durum şısında şu soruları sormak gerekir:
Uçuş için ne kadar yağ gerektiğini kuş nereden bilir?
Bu kadar yağı tam yolculuk öncesi ayarlayabilir?
Uçuş mesafesini tam olarak ne kadar yakıt tüketileceğini hesaplar?
Kuş Hawainin Alaskadan daha iyi koşullarda olduğunu nereden bilir?


ın bu bilgilere ulaşmaları, bunlara uygun hesaplar yapmaları bu hesaplara uygun toplu uçuşlar gerçekleştirmeleri imkansızdır. Bu ise, yaptıkları işlerin gerçekte kuşlara “ilham edildiğini”, bu canlıların üstün bir güç tarafından yönlendirildiklerini gösterir. Nitekim Kuranda “dizi dizi uçan ”a dikkat çekilmekte bu canlıların Allahın kendilerine ilham ettiği bir bilince sahip oldukları verilmektedir: Görmedin mi ki, göklerde yerde olanlar dizi dizi uçan , gerçekten Allahı tesbih etmektedir. Her biri, kendi duasını tesbihini şüphesiz bilmiştir. Allah, onların işlediklerini bilendir. (Nur Suresi, 41) Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan ı görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah)tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. (Mülk Suresi, 19)


Yolu buluyorlar?


Uçmak çok fazla güç gerektirir. Bu nedenle , vücut kütlelerine oranla en fazla kas dokusuna sahip canlılardır. Metabolizmaları da kasların harcadığı güçle doğru orantıda ayarlanmıştır. Bir canlının metabolik hızı, ısıdaki 10 derecelik bir artışla ortalama iki katına çı. Bir serçenin 42 derecelik, bir ardıç kuşunun 43.5 derecelik vücut sıcaklıkları ise, metobolizmalarının ne kadar hızlı çalıştığını gösterir. Bir kara omurgalısına ancak ölüm getirecek olan bu vücut ısısı, enerji tüketimini böylece gücü artıran bir etken olarak, için hayati önem taşır. bu derece fazla enerji sarf ettikleri için, yedikleri besinleri de çok iyi biçimde sindirecek bir yapıya sahiptir. ın sindirim sistemi, alınan besinin en verimli şekilde değerlendirilmesini sağlar. Örneğin büyümekte olan yavru leylek, yediği 3 kg. besinle 1 kg. ağırlık kazanır. Bu oran, aynı besinlerle beslenen memelilerde 10 kg.a şılık 1 kg. ağırlıktır. ın dolaşım sistemi de, yine yüksek enerji ihtiyacına uygun olarak yaratılmıştır. İnsanın kalbi dakikada ortalama 78 kere çarparken, bu sayı serçede 460, sinek kuşunda 615tir. Aktif uçma çok yüksek bir enerji gerektirdiği için, kan dolaşımı da kara canlılarına göre çok daha hızlı gerçekleşmektedir. Bu yüksek metabolik hız enerji sarfiyatı için gerekli olan oksijen, özel “hava tipi” akciğerler aracılığıyla vücuda alınır. bu denli yüksek enerji harcarlar, ama bu enerjiyi de çok yüksek verimle kullanır. Kara canlılarıyla şılaştırıldığında, enerji sarfiyatları kadar verimlilikleri de çok yüksektir. Örneğin göç sırasında bir kırlangıç her kilometre 2.5 kilokalori harcarken, bu küçük bir memelide 41 kilokaloridir. ı kara canlılarından ayıran bu özelliklerin hiçbiri mutasyonlarla ortaya çıkamaz. Eğer rastgele mutasyonlarla bu özelliklerden herhangi birisinin meydana geldiği farz edilse bile -ki bu imkansızdır- bu özellik dahi tek başına hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Uçmak için gerekli olan yüksek miktarda enerjiyi sağlayan metabolizmanın oluşması, hava tipi bir olmaksızın hiçbir işe yaramayacak, aksine yetersiz oksijen alımından dolayı canlının boğularak ölmesine yol açacaktır. Öncelikle hava tipi akciğerin oluşması durumunda ise, canlı gereğinden çok daha fazla oksijen alacak bunun sonucunda zarar görecektir. Bir başka imkansızlık iskelet yapısından kaynaklanır: Kuş, bir şekilde hava tipi bir akciğere metabolik adaptasyonlara sahip olsa bile, yine de havalanamayacaktır. Zira canlı ne kadar güçlü olursa olsun, bir kara canlısının ağır nispeten ayrık iskelet yapısıyla havalanması mümkün değildir. Kanatların oluşması ise, başta da değindiğimiz gibi, apayrı yine kusursuz bir “tasarım” gerektirir.


kaynak: www.hayvanlaralemi.net

kaynak: hayvanlar.us

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
Uçuş Makinasının Özellikleri hayvan, bilgi, hayvanlar konusu
Benzer yazılar:
    Benzer yazı yok