nedir



gif” align=left border=0>Yönetici ınız: Ay (Duyguların temsilcisi)
Grubunuz: Su, negatif
Burcunuzun cinsiyeti: Dişi
Üstün yeteneğiniz: Sabırlı olmak
Özelliğiniz: Merhametli, yumuşak huylu, iyi niyetli olmak
Emeliniz: Büyük sahibi olmak
Amacınız: Daima yükselmek
Anahtar sözcüğünüz: Koruyuculuk
Yenmeniz gereken huyunuz: Dikkatsizlik
Uğurlu gününüz: Pazartesi
Uğurlu sayılarınız: 2, 4, , 88, 456, 9742
Uğurlu taşınız: Yakut aytaşı
Uğurlu renkleriniz: Beyaz, gümüş, açık gri, mor, bazen de koyu siyah
Uğurlu çicekleriniz: Nilüfer, beyaz gül, zambak
Uğurlu kokularınız: Misk, müge, leylak
Hoşlandığınız müzik: Romantik şarkılar
Olası hastalıklarınız: Göğüs solunum yolu hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, ülser
lı olacağınız meslekler: Turizm, otelicilik, ithalat-ihracat, pilotluk, gemicilik, petrolcülük sivil maddelerle ilgili olan meslekler, kimyagerlik, eczacılık
Burcun ünlüleri: Barbara Cartland, Bedrettin Dalan, Bill Cosby, Brigitte Nielsen, David Hasselhoff, Ernest Hemingway, Giorgio Armani, Isabella Adjani, Jul Sezar, Kenan Evren, Lady Diana, Louis Armstrong, Müjde Ar, Nathalie Wood, Pierre Cardin, Sezen Aksu, Sylvester Stallone, Türkan Şoray, , Yul Brynner


YENGEÇ GENEL ÖZELLİKLER
Siz Yengeçler, biraz çelişkili bir yapıdasınız, gülmeyi seversiniz, mizah duygunuz güçlü, arkadaş canlısı, sempatik, yardımsever bir yoldaşsınız. Sizi yüzeysel olarak yan biri, zaman zaman melankolik bir ruh haliyle acı çektiğinizi düşünebilir.
“Gökyüzüne sevinçle haykıran veya ölümüne üzülen” biri olduğunuz doğrudur. Bu özelliğinizi, Ay”ın gizemli bir burcunda doğmanıza borçlusunuz. Yengeç, insanlığın doğuşunun burcu sayılır yaşamla ölümün sırlarını kendinde birleştirir.


Astrolojiden biraz anlayan biri, sorunlarınızı rahatsız edilmeden çözmek için günden güne kendinizi toplumdan soyutlamanıza hayret eder. Tüm Zodyak”taki hemen hemen en gizemli burç Yengeçtir. Kimsede bu kadar şıtlık bir arada bulunmaz: Sevinç acı, iyilik kötülük, melankoli taşkınlık. Yengeç, kendini bulamamış biriyse, kapalı duygularını sevgiyle ıştırır. Kendisine yöneltilen her düşünceyi tartışmasız kabullenir, kısa zaman sonra bu kendisinin mi, yoksa başkasının fikrimi bilemez. Az itiraz etmeye çalışır taraf olmamak için kendini herkesten uzak tutar. Bu yönüyle kötü bir yoldaştır. Çizilen bu portre aslında onun çok kısmi bir gölgesidir. Yengeç, Zodyak”ın dördüncü burcudur Ay tarafından yönetilir. Bu nedenle su gurubundan sayılır. Bu onun, hayat dolu bu maddeyle olan ilişkisini çok iyi açıklar. Bu burcun üreme organları üzerindeki hükümdarlığı yüzünden Yengeç, genelde her şeyi beslemek, büyütmek korumak isteyen en insancıl burç olarak nır. Yengecin korumacılığının her şeyden önde gelmesi böyle açıklanabilir. Bunun yanı sıra en büyük özelliği, ruhsal olarak kendisiyle barışık olmasıdır. Bunu kazanmak, korumak kimsenin yıkmasına izin vermemek için her şeyini ortaya koyar. Bir soruna ancak kendi varlığını tehdit edecek hareketlerini kısıtlayacak hale geldiğinde el atar. Ama hemen öne atılmaz, tersine burcunun ı gibi önce birkaç adım geriye gider, taktikler geliştirir, gözüne kestirir sonunda işini bitirmek için şimşek gibi üstüne atılır. Beklenmeyen bir durumdan sakınmak için tüm anlayış dikkatini ona yöneltir. Bu arada, çabalarının kendi yerini sağlamlaştırmak amacına yönelik olup olmadığını -her ne kadar Yengecin hırslı olduğu söylenemese de- düşünülebilir. Verdiği yardıma hazırlığı, Yengecin duygusallığıyla oldukça ilgilidir. Paranın sokaktan bulunmadığını kabul etse bile, kendisine bir şeyler ifade eden insanlar ailesi için her şeyini feda etmeye daima istekli hazırdır. Diğer insanların sıkıntıları sizi üzer, ama olaya müdahale etmeden önce başka birinden gelip gelmediğini ın türünü öğrenmeyi beklersiniz. Eğer bu görünmezse, son dakika “kurtarıcı”sı olarak ortaya çı yardımlarınızı sunarsınız. Hep pasif olan her şeyin sonunu bekleyen bir yapıya sahip olan Yengecin, iş dünyasında hırslı olduğu söylenemez. Bozuk parayı bile doyum sağlayıcı bir şey olarak görmek, güvenlik ihtiyacından kaynaklanır.


Yengecin nadiren yaptığı dikkat çekici bir hareket insanı şaşırtır, o kendini arka planda tutarak sessiz derinden çalışır. Yapısından dolayı Yengeç bir şeye ulaşmak için geceyi beklemez. Ama verdiği kararlar önceden sezilmez. Önceden çok iyi hesapladığı caydırıcı hareketlerin fikrini değiştirmesine izin vermez. Bütün Yengeçler özel yaşamlarında olduğu kadar, mesleki yaşamlarında da çok kaygılıdırlar. Biraz daha soğukkanlılık, yararlarına olurdu, çünkü bilindiği gibi yeni pişen , soğumadan yenmez. Yengecin değişken ruh , bir saatin dakikliği gibi düşünülebilir, çünkü her etapta Ay”ın etkisi altındadır. Diğer yandan Yengeçler, kendilerini koruyan kurallarla, kendilerinin veya başkalarının deneyimlerinden seve seve faydalanırlar. Bunun yanı sıra duygusal bir varlık olduklarından duygularının kendilerini yönetmesine izin verirler. Örneğin, ilk şılaşmada olumlu izlenim edindikleri insanlar hakkında kararlarını nadiren tekrar gözden geçirmek zorunda kalırlar. Duyguları çok kolay yaralanır. Yanlış bir kelime ile derinden sarsılır yuvalarına çekilirler. Haklı eleştirileri bile çok zor kaldırabilirler. Ona, dünyanın gerçeklerle çok az ya da hiç ilgisi olmayan resmini çizen güçlü fantezileri, onu hüzünlü iç dünyasının derinliklerine iter. Sık sık, kendine güvenli bir sığınak kabul ettiği geçmişe döner. Aile anlayışının kökleri de burada yatar. Yengeç erkeği de ı da çok evcimendir. Ailelerini her şeyden çok sever kendilerini bunun için feda ederler. Diğer yandan Yengeç, parlak mizah anlayışı ile toplumda hemen fark edilen biridir. Her şeyden önce, gösterişli konuşmasıyla dinleyicileri etrafına toplar. Genelde ilgi odağı olmayı sever hayran olunmasa da kendisine saygı gösterilmesini ister. Bu ihtiyaç bütün hareketlerinin gerçek nedenidir.


Bir aşık olarak Yengeç,- tersini bekleyebilirdi?
- duygulu, arzulu oldukça tutkuludur. Her eşte ideal hayat arkadaşını arar, ama tabii ki hayal kırıklıklarından kurtulamaz bunları daha sonra güçlükle unutabilir. Bu nedenle, kusursuz eş arayışından vazgeçmelidir. Kendinden emin hareketlerinize rağmen aslında kolay yaralanan bir insansınız.

kaynak: bayanca.net

2 Mayıs 1975 yılında Londra, İngiltere”de doğdu.

İngiliz futbolcu.Ted-Sandra Beckham çiftinin üç çocuğundan en küçüğüdür. yaşamı, çoculuğunda babasıyla birlikte oynadığı Ridgeway Park”tan yüzyılın takımı Real ”e uzanır.

Doğduğu yer olan Leytonstone“un yerel kulübü Leyton Orient”in ardından çocukluğundan beri rüyalarını süsleyen Manchester United kulübünün üyesi olan Beckham ,Alex Ferguson“la aralarında çıkan anlaşmazlık sonucu 10 yıl aradan sonra evim dediği Old Trafford“tan ayrılarak,Real ”le 4 yıllık sözleşme imzaladı.Yıldızlar topluluğunda geçirdiği 4 yılın ardından ,Ağustos 2007 itibariyle Los Angeles Galaxy takımına transfer oldu.

Eşi Victoria Beckham, 90″lara damgasını vurmuş Spice Girls grubunun eski üyelerindendir. Brooklyn, Romeo Cruz isimlerinde 3 oğlu vardır.

Adını 1998 Dünya Kupası 2. turunda Arjantin”li rakibi Diego Simeone”ye attığı tekme sonucu gördüğü kırmızı kartla duyurmuştur.Bu hareketiyle ülkesinin kupa dışı kalmasına olan Beckham,2002 Dünya Kupası elemelerinde 90+2. dakikada kullandığı serbest vuruşun ağları bulmasıyla ,gemisini kurtaran kaptan olarak ,ülkesini finallere taşımıştır.

2006 Dünya Kupası sonrası 31 yaşında İngiltere Milli Takım”a seçilmemiştir. Fakat bir yıl aradan sonra yine Brezilya maçında tercih edilen isim olmuştur. Arkadaşı “un üyesi olduğu Scientology tarikatına girdiği söylenen futbolcu,bu sezon Real ile sözleşmesini yenilemediği için bedelsiz olarak Los Angeles Galaxy takımına transfer oldu. Kendisi ise Los Angeles Galaxy takımıyla yıllığı 50 milyon olmak üzere 5 yıllık sözleşme imzaladı. Böylece dünyanın en çok kazanan futbolcusu oldu.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

22 Ocak 1975’te Elazığ’da doğdu. İlk, orta lise eğitimini Elazığ’da tamamladı. Elazığ Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan Çoban, Antalya Ankara’da işletmeciliği yaptı. Kurtlar Vadisi, Kenan Çoban’ın ilk dizi deneyimi.

Atletizm, , tekvando sporlarını ata binmeyi seviyor. Boş vakitlerinde yapıyor, sinemaya gidiyor. En çok aksiyon filmlerini seviyor. En beğendiği yabancı aktörler Mel Gibson, .

En büyük hayali, özel harekatta vurucu tim olarak görev almak.

Kendini disiplinli titiz biri olarak mlayan Kenan Çoban: “Her yaptığım işi severim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım, verilen her görevi yerine getiririm hiçbir işim yarım kalmaz.” diyor.

Kenan Çoban Abdülhey Kurtlar Vadisi

Abdülhey ?
Aslan Bey KGT tarafından Polat’ı korumakla görevlendirilmiştir. Bir parkta çöpçü olarak Polat’ın şısına çıkmasının ardından bir süre sonra Polat`ın sağ kolu olmuştur. Kuzey Irak`a daha önce gizli örgütteyken defalarca görev için gelmiştir. Daha sonra Polat Alemdar“la aynı örgütte yer almıştır. Irak`ı orada yaşayanları en iyi o maktadır. Abdülhey`de Polat Alemdar gibi savaş sanatında silah kullanımında uzmanlaşmıştır. Sessizdir, konuşması istenmediği sürece konuşmaz. Harekete geçmeden önce sonuçlarını araştırır. Aceleyle veya sinirle hareket etmez.

Filmografi
Kurtlar vadisi - Irak, 2006, Abdülhey
Kurtlar vadisi, 2004-2005, Abdülhey

Kenan Çoban Abdülhey Kurtlar Vadisi

Kurtlar Vadisi Kenan Çoban (Abdülhey)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

30 Ağustos 1972’de California San Diego’da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin ı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood’da bir partide tanıştığı çı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki sı Japonya, Avustralya, Paris’te çalışmaya, Mademoiselle Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına Calvin Klein, Levi’s gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına oldu. 1994’de Jim Carrey’in başrol oynadığı “The Mask / Maske” adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. kez geri çağrıldıktan sonra başrol oyuncusu rolünde oynaması kararlaştırıldı.

“The Mask” filminden sonra “The Last Supper”da rol alan Diaz, Hollywood”un yetenekli ı ile başrolü paylaştığı “Feeling ”da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir ı canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan , daha sonraları ile “She”s the One” ile “Head Above Water”da rol aldı. “Head Above Water / İz Peşinde” filmindeki lı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.

Romantik komedi filmi “My Best Friend”s Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor”da Julia Roberts”a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. “My Best Friend”s Wedding”in ardından Trainspotting”in yönetmeni Danny Boyle”un, “A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat” (1995) adlı filminde, ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre”den ayrılan , 1998 yılında “There”s Something About Mary / Ah ” adlı filmde birlikte oynadığı üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.

Bir kara mizah örneği olan “Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken”de Christian Slater”la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok yaratan “Being / Olmak”da de rol aldı. Filmde, John Cusack”ın ısını canlandırdı bu rol ona 1999 Altı Küre Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone”un üstlendiği, başrollerinde , gibi usta oyuncuların yer aldığı “Any Given Sunday / Kazanma Hırsı”nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci”yi canlandırdı.

2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle şılaşan gişe rekorları kıran “Charlie”s Angels / Charlie’nin Melekleri”nde üç melekten “Natalie”yi canlandıran , 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera şısındaydı. oyuncu, ile birlikte rol aldığı “Vanilla Sky”da ”lu yayıncı David Aames”e aşık rolünde izleyici şısına çıktı.

Diaz, 2002 yılında gösterime giren başrollerini Daniel Day Lewis”le paylaştığı “Gangs of / Çeteleri”nden sonra, yine aynı yıl ” The Sweetest Thing / Ateşli Tatlı” ” The Slackers” adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı “Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz” adlı filmdeki lı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

11 Eylül 1940’da Amerika”nın New Jersey eyaletinde dünyaya gelen yönetmen De Palma, Philadelphia’da büyüdü. Babası bir ortopedi cerrahıydı. Baba mesleği önemli çünkü usta yönetmen herzaman kana şiddete olan merakını babasını iş başında izlerken kazandığını söylüyor.

Önceleri fiziğe meraklı olan De Palma, konunun eğitimini almak üzere Columbia Üniversitesi’ne başladı. Kısa süre sonra fikrini değiştiren sanatçı, önce tiyatro, ardından da sinema okudu. 1960’da çektiği ilk orta metrajlı filmi “Ikarus”dan sonra “6601224, The Story of an IBM Card” kendisine çeşitli ödüller getiren “Wotan’s Wake” geldi.

İLK UZUN METRAJ DENEYİMİ
Brian De Palma, ilk uzun metrajlı filmi olan “The Wedding Party”yi Sarah Lawrence Üniversitesi’nde okurken çekti. Yarı doğaçlama olan bu komedi yapıt aynı zamanda Robert De Niro Jill Clayburgh’ün ilk filmleri olma özeliğini taşıyor. Bu ilk filmin ardından, De Palma pek çok belgesel “The Responsive Eye” gibi kısa filmlere imza atmanın yanı sıra, Modern Sanatlar Müzesi’nde bir sergi açtı.

Sanatçı ikinci uzun metraj filmi “Murder A la Mod”u 1967 yılında çekti. Bu kaliteli bir gerilimdi Hitchcock’a gönderme yapıyordu. 60’lı yıllarda hüküm süren yerleşik kurumlar şıtı tavır, De Palma’yı hiciv tarzı filmer yapmaya itti. Bunlardan “Greetings” Berlin Festivali’nde Gümüş Ayı Ödülü kazandı; “Hi Mom” ise Amerikalı genç yönetmenler arasında üst sıralara yerleşmesini sağladı.

HOLLYWOOD’DAN VİZE
Bundan sonra De Palma büyük Hollywood stüdyolarının dikkatini çekti. Yine de kendisine ilk büyük sını getiren çalışma, mütevazı bağımsız bir yapım olan “Sisters” oldu. Önceki filmlerindeki yarı doğaçlama tarzı geride bırakan sanatçı, yazım yapılandırma, görüntü planlama ritim gibi unsurlardaki yeteneğini ortaya koyarak en iyi Hollywood yönetmenleriyle eşdeğerde olduğunu kanıtladı.

De Palma bu sından iki yıl sonra müzikal gerilim tarzındaki “Phantom of the Paradise”ı çekti 1975 Avoriaz Festivali’nde Büyük Ödül’e layık görüldü. 1976’da Paul Schrader’la birlikte yazıp yönettiği başrollerini Cliff Robertson ile Genevieve Bujold’un paylaştığı romantik gerilim “Obsession”ı, Sissy Spacek ile Piper Laurie’ye Oscar adaylığı getiren dünya çapında bir ya imza atan “Carrie” izledi.

Nancy Allen, John Travolta Amy Irving’in de rol aldığı bu , hâlen en iyi Stephen King uyarlamalarından biridir. Gerek son sahnesi, gerekse diğer sahneleri yıllar boyunca pek çok kez taklit edildi.

HITCHCOCK’A SAYGI
De Palma, organizasyon şıtı filmlerin modasının yakında geçeceğini görecek kadar ileri görüşlü bir insandı. Bu yüzden “Sisters” filminde “Grand Prix” “The Boston Strangler” gibi 60’ların filmlerinde popüler olan “split-screen” tekniğini kullanarak, Alfred Hitchcock’u taklit etmeye başladı. De Palma “Sisters”da Hitchcock’tan esinlendiğini kabul etmekle kalmadı, aynı zamanda Hitchcock’un müzik yönetmeni Bernard Herrman’la çalışarak Hitchcock’a olan saygısının ı çizdi.

“Obsession” da De Palma’nın Hitchcock’un “”sunu taklit ettiği birkaç filmden biriydi bu yönetmenin 360 derece kamera panlara merakını ortaya koyuyordu. De Palma’nın o zamana kadarki en lı filmi “Carrie”de, split-screen tekniğine geri dönüş görüldü. Öykü De Palma’nın özelliklerinden biri olan “ters şok” sonla bir kabus olduğu anlaşılarak bitiyor.

“DRESSED TO ” İLE GERİLİME DÖNÜŞ
De Palma 1977 yılında Kirk Douglas, John Cassavetes Amy Irving’in rol aldığı “The Fury”yi yönetti. Bu casus filmi, kültle politik kurguyu birleştiren bir yapımdı. 1978’de, Sarah Lawrence’taki öğrenci arkadaşlarının ıyla Kirk Douglas ile Nancy Allen’ın başrol oynadığı yarı otobiyografik bir olan “Home Movies”i çekti.

De Palma 1980’de tekrar gerilim türüne döndü Michael Caine, Nancy Allen Angie Dickinson’ın rol aldığı “Dressed to ”i yönetti. Ardından “Blow Out”u hem yazan hem de yöneten De Palma, bu filmde iki favori temasını işledi: Röntgencilik manipülasyon.

1982’de senaryosunu Oliver Stone’un yazdığı aşırı şiddet içeren “Scarface”in yeni uyarlamasında Michelle Pfeifer’la çalıştı. 1984 yılında yönettiği “Body Double” Melanie Griffith’in de çıkış filmi oldu. Kendisine şöhreti getiren türünü arkasında bırakan Brian, müthiş bir görsel destan olan “Untouchables”ı yönetti. Fillm başrol oyuncularından Sean Connery’ye Oscar, sinemaseverlere de Kevin Costner Andy Garcia’yı kazandırdı.

1989’da Michael J. Fox Sean Penn’in rol aldığı savaş filmi “Casualties of War”u, 1990’da Tom Wolfe’un hiciv tarzı ından uyarlanan başrollerini Tom Hanks, Melanie Griffith ile Bruce Willis’in paylaştığı “The Bornfire of the Vanities” izledi. De Palma 1992’de John Lightow Lolita Davidovich’in rol aldığı “Raising Cain” ’nun başrolünü canlandırdığı “Carlito’s Way”le gerilim tarzına dönüş yaptı.

İLK BİLİMKURGU DENEYİMİ
Ünlü yönetmen, dizisi olarak büyük başarı kazanan “Mission Imposible”ı 1996’da filmleştirerek, , John Voight, Emanuelle Beart Jean Reno’yu biraraya getirdi. Bu uluslararası bir ya imza attı. Ardından gelen “Snake Eyes”ın başrolünde ise Nicholas Cage Gary Sinise vardı. İlk bilimkurgu çalışması olan “Mission to Mars”ta yine Gary Sinise başrolleri Tim Robbins, Don Cheadle Connie Nelson’la paylaştı. Yönetmen bu filmel dünyevi gerilim şiddeti bıraktı ama bu kez de bunları güneş sisteminde başka bir yere taşıdı.

ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI
Çoğu Amerikalı yönetmen gibi stüdyo sisteminin sağladığı imkanlardan yararalanmayı seven De Palma tüm gücü elinde tutan yapımcı, avukat, pazarlama departmanlarının katı stüdyocu tavrından hoşlanmadığını söylüyor.

‘FEMME FATALE’ ÜZERİNE
Kara sinemaya has bir estetik tarzının kullanıldığı filmin çekimlerinde bu tarza zıt düştüğü halde çok hareketli bir kamera sisteminden yararlanılmış. Filmde kara sinema kategorisine girmesine izin vermeyecek kadar fazla kamera hareketi var. Ayrıca görsel hafızayla oynama konusundaki yeteneğiyle dikkat çeken yönetmen, bu filmde de tekrarlanan sahnelerle, gerçekliğe hafif dokunuşlarda bulunuyor.

Brian’ın kostümler konusunda net fikirlere sahip olduğu söyleniyor. ‘The Bornfire of the Vanities’ de çevresi siyah beyaz giysili figüranlar tarafından sarılan Bruce Willis, diğer kadınların siyah beyaz giydiği halde, turuncu bir elbise giyen Melanie Griffith gibi… Benzer ayrıntılara “Femme Fatale”de de sıkça rastlıyoruz.

“SAHNELERİ BİR RESSAM GİBİ PLANLIYOR”
Filmin başrol oyuncularından Antonio Banderas, De Palma ile ilgili düşüncelerini “dığım yönetmenler arasında Brian görsel yetisi en gelişmiş olanı. Sahneleri bir ressam gibi planlıyor, saklamıyor oyuncuların 6-7 dakika aralıksız oynamalarına izin verirken, kamerayla karmaşık hareketleri yakalıyor. Realizme pek aldırmaması sürekli olarak yaptıklarını doğrulama uğraşmaması da hoşuma gidiyor. Brian da, Almadovar Kubrick gibi karakterlerin her davranışını açıklama ihtiyacı duymuyor” şeklinde dile getiriyor.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Gerçek adı William Bradley Pitt olan aktör, 18 Aralık 1963’de Oklahama’da dünyaya geldi. Okul müşaviri bir anne ile taşımacılık şirketinde çalışan bir babanın üç çocuğundan biri olan Brad Pitt, ailesinin Missouri’ye taşınmasıyla birlikte Kickapoo Lisesi’nde okumaya başladı. Okul yıllarında her Amerikalı genç gibi, beyzbol, koro, tiyatro politikaya ilgi duyan Pitt’in en büyük tutkusu sinemaydı. Gazetecilik reklam için Missouri Üniversitesi’ne giren aktör, 1987 yılında mezun olması için yalnızca iki kredisi kalmışken okuldan ayrıldı.

ı olmayı kafasına koyan Pitt, California’ya gitti. Ardından Los Angeles’a geçen aktör, ufak tefek işlerde çalışarak geçimini sağlamaya çalıştı. Ailesine Pasedena’daki Sanat Okulu’nda okuduğunu söyleyen aktörün en büyük hayali ileride büyük bir olup ailesinin yüzünü kara çıkarmamaktı. Garsonluktan şoförlüğe, tamirciliğinden tavuk kıyafetiyle broşür dağıtmaya kadar pek çok iş yapan Pitt, ilk rolüne “Dallas” dizisiyle kavuştu. Hormonlarıyla hareket eden bıçkın bir delikanlıyı canlandıran aktör, “Happy Together” ardından “Cutting Class” adlı vasatı geçemeyen filmlerde oynadı.

İlk ciddi oyunculuk deneyimini “Thelma & Louise”de yaşayan Pitt, Geena Davis’e ilk orgazmını yaşatan bir gezginciyi canlandırdı. Bu filmin ardından “Too Young to Die?” adlı TV filminde oynayan genç aktör, rol arkadaşı Juliette Lewis ile yaşamaya başladı. Üç sene birlikte olan Pitty-Lewis çifti, belki de Hollywood tarihindeki en uzun birlikteliklerden birine imza attılar. Çift, birlikte “California” filminde oynadıktan sonra ayrıldı.

1994 yapımı “Legends of the Fall / İhtiras Rüzgârları” adlı epik filmde romantik bir karakteri canlandıran Pitt, oyunculuğundan ziyade yakışıklılığıyla dikkat çekti. People dergisinin “Yaşayan En Seksi Adam” ilan ettiği aktör, Neil Jordan’ın yönetmenliğini üstlendiği 1994 yapımlı, “Interview With the Vampire / Vampirle Görüşme”de Antonio Banderas gibi ünlü oyuncularla birlikte oynadığı filmde bir vampiri canlandırdı. 1992 yılında oynadığı Robert Redford’un “A River Runs Through It / Bizi Ayıran Nehir” adlı filminden bu yana en iyi performansını sergileyen Pitt, bu filmle elindeki potansiyel yeteneğin farkına vardı.

Ardından 1995 yılında, başrollerinde Morgan Freeman, Kevin Spacey Gwyneth Paltrow gibi çok büyük oyuncuların yer aldığı “Seven / Yedi” adlı gerilim filminde, ruh hastası bir katilin peşinden koşan çaylak bir polisi canlandırdı. Yönetmenliğini David Fincher’ın üstlendiği filmde oldukça lı bulunan aktör, filmde ısını canlandıran Paltrow ile uzun bir birlikteliğe ilk adımını attı. Paltrow ile yaklaşık iki buçuk yıl birlikte olan aktör, bir ara nişanlılık devresi geçirmiş olmasına rağmen ilişkiyi noktaladı. Pitt, 2000 yılı içerisinde “Friends” dizisinin sevimli kahramanı Jennifer Aniston ile evlendi.

1996 yılında, uğrunda Apollo 13″teki astronot rolünü geri çeviren Terry Gilliam’ın fantastik bilim kurgusu “Twelve Monkeys / ” filminde bir akıl hastasını canlandıran aktör, bu rolüyle en iyi yardımcı oyuncu dalında Küre aldı. Ardından 1997’de Harrison Ford ile baş rolünü paylaştığı “The Devil’s Own / Sessiz Düşman” adlı filmde karizmatik bir I.R.A. liderini oynadı. “Seven Years in Tibet / Tibet’te Yedi Yıl” filminde Avusturyalı gezgin Heinrich Harrar’ı canlandıran aktör, ününü giderek arttırarak başına 10 milyon alabilen bir haline geldi.

Anthony Hopkins’in de baş rol oynadığı, Martin Brest’in kasvetli filmi “Meet Joe Black / Joe Black”de ölümü canlandıran Brad Pitt, 1999 yılında Seven”ın yönetmeni David Fincher ile ikinci kez bir araya geldi “Fight Club / Dövüş Klübü” adlı filmde rol aldı. Edward Norton Helene Bohem Carter ile birlikte başrolü paylaşan aktör, Chuck Palahniuk’un ından uyarlanan tüketim toplumunu acımasızca eleştiren filmde Tyler Durden isimli bir sabun satıcısını canlandırdı.

2000 yılında “Snatch / Kapışma” filminde farklı bir tarzla sinemaseverlerin şısına çıkan aktör, bu filmde Robert Redford Catherine McCormack ile başrolü paylaştı. 2001″de üç lı filmde rol alan aktör, bunlardan ilki “The Mexican / Meksikalı” filminde Julia Roberts’la başrolü paylaştı. Filmde bir mafya çetesinde kurye olarak çalışan Jerry Welbach”ı canlandırdı. 2001 yılında oynadığı “Ocean”s Eleven” adlı ikinci filmde George Clooney, Julia Roberts, Andy Garcia Matt Damon’la baş rolleri paylaştı. Tony Scott’un yönetmenliğini üstlendiği, üçüncü diğer olan “Spy Game”de ise Robert Redford’la başrolleri paylaşan aktör, bu filmde CIA uzmanı Nathan Muir’in ( Robert Redford ), “İzci” lâkaplı genç çalışma arkadaşını canlandırdı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Tam adı Nicole Mary Kidman olan sanatçı, 20 Haziran 1967″de Amerika”da doğdu. Babası Anthony Kidman, biyokimyager klinik psikoloğu, annesi Janelle Kidman ise hemşire eğitmendi. Sanatçı doğduktan sonra hep beraber, babasının bir araştırması için Washington D.C.”ye giden aile, 3 yıl sonra asıl ülkeleri Avustralya”ya Sydney”e geri döndüler. 10 yaşında drama okuluna giden Kidman, 14 yaşına geldiğinde oyunculuğu okulla birlikte götürmeye başlamıştı. Kidman 17 yaşındayken annesine göğüs kanseri teşhisi kondu.

1983 yılında Bush Christmas adlı Avustralya filmiyle oyunculuğa başlayan Nicole Kidman, Sam Neill Billy Zane ile birlikte rol aldığı, Phillip Noyce”un 1989 yapımı “Dead Calm” adlı filmle dikkatleri üzerine çekti. 1990″da Robert Duvall ile oynadığı romantik macera filmi “Days Of Thunder”ın ardından Kidman, 24 Aralık 1990″da ile evlendi. Daha evleneli ancak birkaç ay olmuşken, Dustin Hoffman Bruce Willis ile başrolleri paylaştığı “Billy Bathgate” için kamera şısına geçti. Ron Howard’ın tarihsel filmi “Far and Away”de Cruise ile birlikte aldığı rol onu kariyerinde bir adım daha ileri taşıdı. 1992’de gösterime giren , hem ticari başarı elde etti, hem de eleştirmenlerin beğenisini kazandı.

Nicole KidmanKidman’ın bundan sonra rol alacağı “My Life” “Malice” de benzer sonuçlar elde edeceklerdi. 1995 yılında “Batman Forever”ın ünlü isimlerle dolu kadrosuna dahil oldu. 1995 yılında başrol oyuncusu olarak rol aldığı “To Die For”daki yırtıcı, şöhret hayalleri kuran ev ı rolündeki sıyla izleyenleri şaşırttı “To Die For”, Kidman”a Komedi/Müzikal Filmi En İyi Oyuncu dalında Küre kazandırdı.

Kidman, Henry James’in “Bir ın Portresi/The Portrait of a Lady” isimli eserinden uyarlanan filmin başrolünü aldı. Bir sonraki yıl George Clooney ile birlikte Steven Spielberg’in yönettiği gerilim filmi olan “Barışçı/The Peacemaker”da rol aldı. Nicole Kidman çifti, 1997 yılında Stanley Kubrick’in erotik psikolojik gerilim filmi “Gözü Tamamen Kapalı/Eyes Wide Shut” için birlikte kamera şısına geçtiler. Filmde evli bir çifti canlandırdılar , 1999 yılında gösterime girdi. Kidman’ın filmdeki rolünün Cruise’den küçük olması sebebiyle aktris, 1998 yılı içinde çekilen “ın Büyüsü/Practical Magic”de de yer alma imkanı buldu. Kidman’ın filmdeki rol arkadaşı Sandra Bullock idi iki sanatçı bu filmde seksi cadıları canlandırdılar.

Nicole Kidman Küre”ye aday gösterildiği gerilim “Diğerleri/The Others” ile “Kırmızı Değirmen/Moulin Rouge” adlı filmlerde rol aldı. Kırmızı Değirmen”deki rolüyle Küre Ödülü”ne layık görülürken, Oscar”a da aday gösterildi. Kidman-Cruise çifti, 2001 yılı başında beraberliklerine son verme ı verdiler ünlü çift, ayrılma sebebi olarak kariyerlerinin görüşmelerine bir aile yaşantısı sürdürmelerine mani olmasını gösterdiler. 2001 yılı Hollywood Festivali”nde Yılın Aktrisi seçilen Nicole Kidman”ın yardımcı rolde yer aldığı “Birthday Girl” adlı İngiliz filminde Vincent Cassel Mathieu Kassovitz ile birlikte rol aldı.

2002 yapımı “Saatler/The Hours”da Meryl Streep Julianne Moore ile başrolleri paylaşan Nicole Kidman, bu filmdeki rolüyle Küre”yi bir kez daha kazanarak Oscar”a aday gösterildi.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Stanley Kubrick, 26 Temmuz 1928″de, ”un Bronx semtinde doğdu. 17 yaşında Look dergisinde çı olarak çalışmaya başladı burada çalıştığı birkaç yıl içinde tüm Amerika”yı baştan sona gezdi. Tüm bu geziler Kubrick”in dünyayı masına yardımcı oldu. Üniversitenin öğrencisi olmamasına rağmen Columbia Üniversitesi”nde Lionel Trilling, Mark Doren, Moses Hadas gibi ünlü profesörler tarafından verilen derslere katıldı Modern Sanatlar Müzesi”nin ı her değiştiğinde yakından etti. Washington Square”deki Marshal Manhattan klüplerinde paralı satranç maçları yaptı.

1951″de, 23 yaşındayken, Kubrick o ana kadar kazandığı tüm parayla bir çekmeye verdi. Bu, Look dergisinde iken fotoğraflarını çektiği boksör Walter Cartier”i konu alan 16 dakikalık kısa bir belgesel filmiydi. Filmi çekmek için kullandığı tüm ekipmanı kullanmayı, kiraladığı yerdeki satıcıdan öğrenmişti. Yönetmenlikten montaja, sesten görüntü yönetmenliğine kadar herşeyi kendisi yaptı. , RKO adlı bir şirket tarafından satın alındı ”taki Paramount sinemasında gösterilerek Kubrick”e ufak bir kâr getirdi. Tüm zamanını çekmeye ayırabilmek için Look dergisindeki işinden ayrıldı. RKO, “Flying Padre” adlı kısa bir belgesel çekmesi için teklif yaptı. Bu, Rahip Fred Stadtmueller”ı anlatan 9 dakikalık bir filmdi. Yine bu filmde de montajdan görüntü yönetmenliğine kadar her alanda Kubrick”in imzası vardı. 1953 yılında Uluslararası Denizciler Federasyonu için “Seafarers” adında 30 dakikalık bir kısa belgesel çekmek için anlaştı. Bu Kubrick”in renkli olarak çektiği ilk oldu. 1955″te yine dıklarından aldığı borçla 40.000 dolara ikinci uzun metrajlı filmi “Killer”s Kiss”i çekti.

1956″ta yapımcı James B. Harris ile tanıştı ilk stüdyo filmi “The Killing”i çekmek için Hollywood”a gitti. “The Killing” filminden sonra MGM şirketinin yapım sorumlusu, Kubrick Harris ile anlaşma imzaladı. Kubrick, yazarı Calder Willingham ile birlikte Stefan Zweig”ın “The Burning Secret” adlı ından bir senaryo uyarladı ama bu proje hiçbir zaman hayata geçirilmedi. Sonraları Kubrick Willinghom, Humphrey Cobb”un Paths of Glory ından bir senaryo uyarladılar. Kirk Douglas filmde oynamayı kabul edene kadar tüm stüdyolar filmi reddetti. Sonuç ise Kubrick”in ilk klasik filmi oldu çoğu zaman savaş hakkında yapılmış en iyi filmler arasında gösterildi. Kubrick, bundan sonraki birkaç yılı hayata geçiremediği projeler üzerinde çalışarak geçirdi. Bunlar Kirk Douglas”ın oynamasını planladığı “I Stole 16 Million Dollars” Amerikan İç Savaşını konu alan bir başka senaryoydu. Ayrıca Marlon Brando ile birlikte 6 ay, “One Eyed Jacks” filmi için birlikte çalıştı. Daha sonra Brando filmi kendisi yönetmeye verdi. 1959″da Kirk Douglas, “Spartacus” filminin yapımcılığını üstlenmişti. Çekimler başladıktan iki hafta sonra yönetmen Anthony Mann kovuldu Douglas, Kubrick”e filmi yönetmesini teklif etti. Kubrick”in çektiği Akademi Ödüllerinde büyük başarı kazandı.

Soğuk Savaş yılları Kubrick”i oldukça etkiledi Red Alert ından Dr. Stranglove adlı bir senaryoyu uyarladı. gösterildiğinde büyük bir hit oldu senaryo, yönetmen yapımcı dallarında Kubrick, Oscar”a aday gösterildi. Kubrick”in bir sonraki planı Napolyon ile ilgili bir yapmaktı. Fakat bütçenin çok yüksek olması sebebiyle bunu gerçekleştiremedi. Gelecekte geçen iki bilimkurgu filminden sonra Kubrick yön değiştirdi William Makepeace Thackery”nin ından uyarladığı bir 18. Yüzyıl hikayesi olan “Barry Lyndon”u yaptı. 11 milyon dolara malolan bu dram filmi gişede çok büyük bir başarı elde etmese de eleştirmenler tarafından çok beğenildi. 7 dalda Oscar adayı oldu.

Kubrick yine yazar, yönetmen yapımcı dallarında aday oldu kazanamadı. Kubrick”in bir sonraki filmi “Full Metal Jacket” için aradan 7 yıl geçti. Ünlü “Platoon” filminin hemen arkasından vizyona girmesine rağmen hem seyirciler hem de eleştirmenlerce büyük bir başarı olarak görüldü. Tüm bunlara rağmen sadece senaryo dalında Oscar”a aday gösterildi. “Dr. Strangelove” filminin orjinal negatiflerinin kaybolması üzerine eldeki baskılardan yapılabilecek en kaliteli kopyayı oluşturdu. Kubrick, Mayıs 1990″da Martin Scorsese, Woody Allen, Francis Coppola, Steven Spielberg, Robert Redford, Sydney Pollack, George Lucas gibi yönetmenlerle beraber filmlerin korunması yenilenmesi üzerinde çalışan Foundation”ı kurdu.

1993″ün Kasım ayında L.A Times”da Stanley Kubrick”in yapay zekayı konu alan “AI” adlı bir bilimkurgu filmini yönetip yapımcılığını üstleneceği bildirildi. 1991″de, Kubrick efektlerin yetersiz olacağını düşündüğü için projeyi durdurmuştu. Ama “Jurassic Park”taki teknolojiyi gördükten sonra çok etkilenmiş filmi bir sene içinde çekmeye vermişti. Gelecekte geçen filmde yüksek ürünü robotlar olacak buzulların erimesi üzerine aralarında ”un da bulunduğu şehirler sular altında kalacaktı. Çok gizli bir şekilde yürütülen projede Warner Bross hiç bir açıklama yapmıyordu. Kubrick, filmi yapmak için bir Nazi hikayesini konu alan “Wartime Lies” adlı filmi yapmaktan vazgeçti.

1995″in Aralık ayının ortalarında, Warner Bross, Stanley Kubrick”in “AI” adlı için çalışmalarını sürdürdüğünü ama daha önce başrollerinde Nicole Kidman”ın oynayacağı “Eyes Wide Shut” adlı filmi çekeceğini bildirdi. Eylül 1997″de 54. Uluslararası Venedik Festivalinde, Kubrick”e, Aslan ödülü verildi. Mart 1999″un ilk haftasında Kubrick, “Eyes Wide Shut” filminin bir öngösterimini Warner Bross”un stüdyo başkanları, Nicole Kidman için yaptı. Tepkiler çok iyiydi Kubrick, için çok heyecanlıydı. Bir iddiaya göre bunun şimdiye kadar yaptığı en iyi olduğunu söylemişti. 7 Mart 1999″da Stanley Kubrick uykusunda krizinden hayata gözlerini yumduğunda 70 yaşındaydı.

Gençliğinden ölümüne değin ilgisini yitirmediği üç tutkusu yani jazz, çılık satranç rejisine çok önemli katkılar yaptılar. Setlerde, çekimler arasında oyuncularıyla maç yapmasıyla nan yönetmeni satranca ilgisi planlarındaki matematiksel kesinliğe katkıda bulunmuş mizansen montaj anlayışını geliştirmiştir. Profesyonel çılığı planlarını gerçekçi anlayışla yüceltmiş, estetik birikimini artırmış ışık kullanımını mükemmelleştirmiştir. Jazz tutkusu ise ritim kurgu anlayışını geliştirmiş, müzik seçiminin de yetkinleşmesini sağlamıştır.

Kubrick”in en belirleyici özelliğinden biri de entelektüelliğidir. Sahip olduğu eşsiz kültürel donanımı filmlerine mutlaka aktarır. Her Kubrick filmi, özellikle olgunluk döneminde yaptıkları, yanıtlarından daha fazla soruyu arkalarında bırakırlar. On üç Kubrick filmi, bilimkurgudan savaş filmine, tarihsel epikten tutku öyküsüne çok değişik bir yelpazeye yayılırlar. Hemen yönetmenin belirli bir tür için gerçekleştirdiği laboratuar çalışması o türün kilometre taşlarından biridir. 2001, Doktor Garipaşk Portakal filmlerinin üçü de bilimkurgudur, ama birbirlerine hiç benzemezler.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Gerçek adı Margaret Mary Emily Anne Hyra olan Meg Ryan, 19 Kasım 1961″de ABD”de doğdu. Liseyi doğduğu yer olan Fairfield Connecticut”ta bitirdikten sonra Üniversitesi, Gazetecilik ü”nde eğitimini devam ettirdi. Gece derslerinin parasını şılamak için kısa süreli TV dizilerinde küçük çaplı rollerde oynadı. Annesi aracılığıyla oyunculuğa ilk adımını atan aktris, ilk deneyimini “Rich and Famous” filmiyle yaşadı.

George Cukor’ın 1981 yapımı olan filmde Candice Bergen’in ını canlandıran Ryan, performansıyla iyi bir izlenim bıraktı. Okula devam edebilmek için daha fazla işe ihtiyaç duyan aktris, isteğine kısa sürede kavuştu. Ryan, 1982 yılında başladığı “As the World Turns” adlı her gün yayınlanan dizide iki sene boyunca rol aldı. 1983 yılında “Amityville 3-D “adlı filmde rol aldıktan sonra kendine daha uygun olan roller aramaya başlayan , 1986 yılında başrolünde ’un yer aldığı “Top Gun” filminde Goose adlı genç bir pilotun arkadaşını canlandırdı. Filmde çok kısa bir rolü olmasına rağmen dikkat çekmeyi başaran Ryan, ertesi yıl “Innerspace” adlı komedi filminde ile birlikte rol aldı. Quaid ile olan arkadaşlığı set dışında da devam eden aktris, aktörle ” D.O.A.” adlı filmde birlikte oynadıktan sonra 1991 yılında evlendi.

1989 yılında kariyerinin en çok beğeni toplayan filmine imza atan Ryan, yönetmenliğini Rob Reiner’ın üstlendiği “When Harry Met Sally”da rol aldı. Ertesi yıl Tom Hanks ile “Joe Versus the Volcano” adlı filmde oynayarak ününü pekiştirdi. her ne kadar sız bulunsa da, Hanks-Ryan ikilisinin ileride çok iyi işler yapacağının sinyallerini verdi. 1991 yılında Oliver Stone’un “The Doors” filminde Jim Morrison’ın ( Val Kilmer ) uyuşturucu bağımlısı sevgilisi Pamela’yı canlandırdı. Bu filmdeki performansıyla da oldukça taktir toplayan Ryan, komedinin dışında da lı olabileceğini gösterdi. Yeteneğini sergilemeye devam eden aktris, 1993 yılında “Flesh and Bone” adlı dramatik bir filmde rol aldı. Quaidle birlikte oynadığı , seyircinin fazla dikkatini çekmedi, ama Ryan’ın oyunculuğu yine beğeni topladı. Aynı yıl içerisinde Tom ile birlikte “Sleepless in Seattle” adlı filmde rol alan Ryan, komediye hızlı bir dönüş yaptı. Bu filmdeki performansıyla Küre’ye aday gösterilen aktris, ardından “I.Q.” adlı romantik komedide oynadı. 1994 yılında Robert Downey Jr. ile ” Restoration” adlı filmde dramatik bir oyunculuk sergileyen Ryan, daha sonra “When a Man Loves a Woman” adlı filmde alkolik bir ı canlandırdı.

Romantik komedi serilerine bir süre daha devam eden Ryan, 1998 yılında bu türün bir başka örneğini Tom Hanks ile yeniden tekrarladı “You’ Got ” adlı filmde oynadı. Aynı yıl Nicolas Cage ile birlikte “City of Angels” adlı romantik bir dramda oynadı. Bu filmin ardından, çok farklı bir karakterle ” Hurlyburly” adlı filmde Kevin Spacey Sean Penn ile birlikte oynayan Ryan, egzotik bir çıyı canlandırdı. 2000 yılına yeni bir romantik komedi filmiyle merhaba diyen aktris, Lisa Kudrow Diane Keaton ile birlikte “Hanging Up” adlı filmde rol aldı. Aktris aynı yıl içinde, Taylor Hackford”un yönettiği ” Yaşam Kanıtı ” isimli filmde de Russell Crowe ile birlikte kamera şısına geçti. Bu sırada yapımcılığa merak salan Ryan, ” Lost Souls” adlı bir filmin yapımcılığını üstlendi.

“Sleepless In Seattle” “When Harry Met Sally” filmleriyle iki kere en iyi oyuncu dalında Küreye aday oldu. Dramatik bir insan olarak da kendini kanıtlamış olsa da, 1980 1990″ların romentik komedilerine en büyük etkisi olan oyunculardandır.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Bir Avustralya yapımı olan ” Blood Oath ” ( 1990 ) adlı filmle sinema dünyasına atılan Russel Crowe bu tarihten itibaren 20″nin üzerinde filmde irili ufaklı roller aldı. Yeteneğinin gerçek anlamda keşfedilmesi ise 1997 yapımı ” L.A. Confidential ” filmiyle gerçekleşti. Gösterdiği performans ile En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Oscar”ın sahibi olan Basinger ile ” American Beauty ” ( Amerikan Güzeli ) ile 2000 yılının En İyi Oyuncu Oscar”ını kazanan Kevin Spacey”nin yer aldığı filmde 1950″lerin polis teşkilatının kirli yüzünü anlatılıyordu. Filmde, teşkilat içerisinde dönen entrikalara şı mücadele eden dürüst polisi canlandıran Crowe, lı oyunculuğu ile filmi sırtlayanlar arasında gösterildi.

Karizmatik yoğun oyunculuğu ile çok farklı duyguları geniş bir perspektifte içten bir şekilde sunmayı başaran aktör, son yıllarda başiarılı filmlere imza atarak kısa zamanda Hollywood yıldızlarının arasına girdi. Rol aldığı hareketli şiddet içerikli filmlerde kötü adamları canlandıran Crowe, özellikle masum sıcak bakışlarıyla karakterin insancıl doğasını yansıtabilmesi anlamında Sean Penn, Daniel Day Lewis Edward Norton gibi yeteneklere benzetiliyor.

1992 yılında rol aldığı ” Proof ” filmiyle En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Avustralya Enstitüsü Ödülü”nün sahibi olan Russel Crowe, bir sonraki sene ” Romper Stomper ” ile aynı enstitüden bu sefer En İyi Oyuncu ödülünü aldı. Sadist bir Nazi liderini canlandırdığı filmdeki olağanüstü performansı ile bir anda dikkatleri üzerinde toplayan aktör, 1994 yapımı ” The Sum of Us ” filminde utangaç, şirin bir homosexüel genci canlandırdı.

Sharon Stone”un yer aldığı ” The Quick and the Dead ” filmiyle Hollywood sinemasında adını duyurmaya başlayan Russel Crowe, 1995 yılında Denzel Washington ile başrollerini paylaştığı ” Virtuosity ” ile çıkışını sürdürdü.

Filmlerde canlandırdığı kötü adam tiplemelerinden çok da farklı bir karakteri olmadığını iddia eden aktör, özellikle kaba, uzlaşmaz soğuk tavırlarıyla beklenilenin aksine oldukça beğeni topluyor. Sert bir mizacı olduğunu her fırsatta dile getiren Russel Crowe, bu yönüyle oynadığı karakterleri canlandırmakta fazla zorlanmadığını vurguluyor Klasik Hollywood filmlerinde oynamak taraftarı olmadığını belirten oyuncu, özellikle deneyimli karakter oyuncuları ile çalışmaktan büyük zevk aldığını söylüyor. 1992 yılında Anthony Hopkins ile birlikte rol aldığı ” The Efficiency Expert ” bunlardan biri. Yetenekli aktörlerin yanı sıra yıldızların yanında da oynama fırsatı bulan Crowe, Bridget Fonda ile ” Rough Magic “, Basinger ile ” L.A.Confidiential ” Salma Hayek ile de ” Breaking Up ” gibi filmlerde yer aldı.

Hollywood dünyasında arkadaş olarak Nicole Kidman çiftinin kendisine yakın olduğunu belirten Russel Crowe, her ne kadar giderek ı yükselse de Hollywood”da kalıcı olmak istemediğini ilerde Avustralya”daki çiftliğini onarmak gibi projelerinin olduğunu söylüyor.

1999 yılına ” The Insider ” ile birlikte giren Russel Crowe, aynı yılı içerisinde üç filmde birden yer aldı: Yönetmenliğini Ridley Scott”un yaptığı ” Gladiator ” ile ” Yaşam Kanıtı ” ( Proof of Life ) ” Flora Plum “.

Bunlardan ” Gladyatör ” ile 2001 Oscar”larında ” En İyi Oyuncu ” dalı adayı olan Crowe, rakipleri Geoffrey Rush, Ed Harris, Tom Hanks Javier Bardem”i geride bırakarak Oscar heykelciğinin sahibi oldu.

Russell Crowe, 2001 yılında gösterime giren, “A Beautiful Mind” (Akıl Oyunları) filminde, Amerikalı ünlü çi John Nash”in nı canlandırdı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Cameron Diaz (1972 - …. )

 
Cameron  Diaz (1972 -  .... )