nedir

F 838
Boyutlar    108.4 * 59 * 21 mm
Ağırlık    140 gr.
Standart Güç    3.7V
Pil    1800mAh
Bekleme Süresi    50 - 150 Saat
Konuşma Süresi    3 - 5 saat
Frekans    GSM900 / DCS1800 Mhz
GPRS    Var
WAP    Var
Dil    Multi-Language
LCD    260K col / 3.0 inch / QVGA / dokunmatik
Dual CPU    Var
Çift Sim Kart    Var
Dual standby    Var
Dual Bluetooth    Var
Analog TV    Var
Hoparlör    Çift hoparlör / Stereo / Bass
Kamera    2.0 Megapixel / Çift Kamera / Network
Giriş Modu    Elyazısı PDA Board
Multimedia Mesaj    Var
Zil Sesleri    64 Kanal /
Kaydı    Var
FM Radio    Var
Bağlantısı    USB
Hafıza    197K
Hafıza Kartı    Var, dahili 256M T- Hafıza Kartı
/MP4    Var
E-posta    Var
/ Alarm    Var
Not / Görüntüsü Yakalama    Var

Genel networkGSM 900 / GSM 1800duyurulma2000 çıkış
tarihiSatılıyorÖlçülerboyutları 105 x 42 x 17.5 mm ağrılık83 g (Slim Batarya)EkranTipMonokrom görüntüÖlçüler124 x 64 piksel, 4 satır - Aqua Yeşil back-lighting
- Sabit ikonlar
- Dinamik font Ölçüler
- SoftkeyZil TipiTipMonofonikUyarlamaBesteleyiciTitreşim EvetHafızaTelefon defteri100Arama kaydı10 aranan, 10 alınan çağrı, 10 sız aramaKart slotuHayır - 5 Mesaj şablonları
- 20 Sesli arama numara
- 140 sec Sesli notlarData(Veri)GPRSHayırHSCSDHayırEDGEHayır3GHayı rWLANHayırBluetoothHayırKızılötesi portuHayırUSB ÖzelliklerMesajlaşmaSMSTarayıcıWAP 1.1saatEvetAlarmEvetOyunlar11Renk3KameraHayır - Sesli arama
- Sesli notlar
- Planlayıcı ( çizelgesi (Schedule)r)
-
- Hızlı arama
- Built-in Tip ear microphone
- Menu kısayolları
- Dünya saatBatarya Standart BataryaBekleme süresi3.5 saatKonuşma süresi90 saat Slim BataryaBekleme süresi2.5 saatKonuşma süresi55 saat

Alm. Zahlsysteme, Fr. Les systemes de nambre, İng. Systems of numbers. Bir saymada ölçmede kullanılan işâretler.
Sayılar ilk defâ Âdem aleyhisselâm tarafından kullanılmıştır. Çünkü Âdem aleyhisselâm yeryüzüne indirildikten sonra kendisine gelip, , kimyâ, , eczâcılık bilgileri öğretilmişti. Âdem aleyhisselâmdan sonra insanlara hesap ilmini İdris aleyhisselâm öğretti. Bu bigiler daha sonraları nesilden nesile aktarıldı.
Sayılar hakkında günümüze kadar ulaşabilen bâzı bilgiler
mısır ** Yüzölçümü :1 000 000 km2 Nüfusu :55 milyon kişi Başkenti :KAHİRE Nil ırmağının hayat verdiği… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Mısırlılardan Babillilerden alınmıştır. Mısırlılar sayılarla yaptıkları işlemleri taş papirüs, Babilliler ise kil plaklar üzerine ettiklerinden dayanıklı olmuştur.
Mısırlılar, sayıları hiyeroglif denilen resimlerle gösteriyorlardı. Bu gösteriş şeklinden dolayı hem büyük sayıları yazmak çok zor, hem de işlem yapmaya müsait değildi.
Daha sonra sayılara
Yunan ** hakkında ansiklopedik bilgi. bibilgi.com’dan
Yunanlılarda rastlanmıştır. Bunların başlangıcı Euclid (Oklid) tarafından yazılan Elemanlar kitabı olmuştur. Yunanlılar, sayılara Mısırlılar Babillilerden farklı yeni bir şey ekleyememişlerdir. Romalılar, Roma rakamlarını ortaya koyarak çıkarma metodunu kullanarak
sayıları biraz daha basit yazmışlardır. Bunlar şu şekilde ifâde ediliyordu:
I (1), II (2), III (3), IV (4), V (5), VI (6), VII (7), VIII (8), IX (9), X (10), L (50), C (100), D (500), M (1000).
M.S. 3. yüzyılda
AVRUPA ** Okyanusya kıtasından sonra dünyadaki kıtaların en küçüğü. Avrupa sınırlarının, nereden başladığına dair, kesin bir sınır birliğine varılamamıştı… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Avrupanın karanlık bir devre girmesiyle, bu sahada yapılan çalışmalar da kaybolup gitmiştir. Bu duruma sebep Hıristiyanlık, Mûsevîlik dinlerinin bozulup, bunlarda söz sâhibi olan kişilerin yanlış görüşlerinden dolayı, insanların koyu bir taassuba düşmeleriydi. Avrupa bu durumdayken sayılar sayı sistemleri en büyük gelişmesini,
MÜSLÜMAN ** Alm. Muslim (m), Fr. Musulman (m), İng. Muslim. İslâm dînine inanıp kabul eden. Îmân edip de, ibâdet edene “Müslüman” veya “Müslim” denir. Mümin de, m… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Müslüman Araplar zamânında gösterdi. Günümüzde kullanılan rakamlar, Araplardan alınmadır. Bu rakamlarla dört işlem yapmak kolaydır. Roma rakamlarıyla pratik bir işlem yapmak imkânsızdır.
Mekkede doğan İslâm güneşinin, her yönden karanlık bir döneme düşen dünyâyı aydınlatmaya başlaması, insanların her yönden kurtulmasına sebep olmuştur. İslâmiyetin emirlerinden biri olan ilim öğrenmek öğretmek, Müslümanlar tarafından büyük bir gayretle yerine getirilmiştir. İslâm âlimleri ilk olarak, kendilerinden önceki bütün sayı sayı sistemlerini incelemişler bunları kitaplara geçirerek kaybolmaktan kurtarmışlardır.
780-850 yılları arasında yaşamış olan Mûsâ el-Harezmî rakamlara “0” (sıfır) ilâ ederek bugün kullandığımız sayıları meydana getirmiştir. Kitab el-Cebr vel-Mukâbele adlı kitabında en son sayı sistemlerini ortaya koymuştur.
Evet, sıfırın bulunuşu matematikte yeni bir devir açıyordu. İşte cebir geometrinin birden bire parlaması bir Müslüman âlimin sıfırı bulmasıyla başladı. Artık cebirin kullanışını trigonometri, dolayısıyla sinüs, kosinüs, tanjant kotanjant gibi keşifler tâkip etti. İkinci üçüncü dereceden denklemler çözülmeye başlandı. Bu şekildeki çalışmalar, dünyâ medeniyetinin temelini atarken, astronomi, kimyâ gibi ilimlerin de gelişmesine yardımcı oluyordu. Çünkü
AKDENİZ ** Alm. Mittelmeer (m), Fr. Méditerranee, İng. Mediterranean sea. Kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asyanın yer aldığı düny… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Akdeniz alanının hesaplanmasında, dünyâ çevresinin ölçülmesinde, kıble tâyininde, ramazanda da hilâlin görünüşünde takvimlerin hazırlanmasındaki çalışmalar yardımcı oluyordu. Bu bakımdan bilhassa Müslümanların arasında ilk öğrenilen ilim dalları arasına girdi.
Ebû Kâmil Şücâ (?-951) kök, kare, bir iki bilinmeyenli denklem sistemini kurup geliştirmiştir. El Birûnî, bugünkü modern matematiğin temeli olan sayıları ikililer şeklinde gösterme şeklini ilk defâ ortaya koymuştur.
Ebül-Vefâ muasırı (aynı zamanda yaşayan) İbn-i Lebbân yazdıkları eserlerinde altılı sistemin özelliklerini ele almışlar ilgili bilgileri açıklamışlardır. El-Kâşî, yazdığı eserde meşhur π (pi) sayısın ı ondalık sistemde 16 hâneye kadar altılı sistemde 9 hâneye kadar hesap etmiştir. Gıyâseddîn şid el-Kâşî (?-1429) ise, ondalık kesri keşfederek, ondalık sayı sistemlerini ortaya koymuştur.
On yedinci yüzyılın başlamasıyla sayı sistemlerinin muhtevâsı da gelişmiş pekçok yeni dallar araştırmaya açılmıştır. Jahonnes, Kepler, Blaise Pascal, Gerard, Desapguen, PereDes Carton gibi bilim adamları bugünkü modern sayı sistemlerini geliştirmişlerdir.
TABİÎ (DOĞAL) SAYILAR
Diferansiyel integral hesabın temelini teşkil eden tabiî (doğal) sayı denilen 0, 1, 2, 3, … şeklinde gösterilen sayılar bir sayma sıralama ihtiyâcı olarak ortaya çıkmıştır. Tabiî sayıların teşkil ettiği küme {0,1,2,3,4, …} şeklinde gösterilir.
Tabiî sayılar kümesinden sıfırı çıkartırsak geriye kalan sayılara sayma sayıları denir S= {1, 2, 3, 4….} şeklinde gösterilir. Günlük hayatta en çok kullanılan sayılardır: sayfa numaraları, bir otelin kat numaraları, bir salonun koltuk numaralarını göstermek için bu sayılar kullanılır. Bu şekilde sıralama göstermek için kullanılan sayılar kümesine “Ordinal” sayılar denir. Sayma sayıları aynı zamanda “Ne kadar?” sorusuna cevap olarak üç tâne, beş tâne gibi ifâdeleri söylemek için kullanılır. Böyle sayılara “Kordinal” sayılar denir. Bir kümenin elemanları sayılabilirse, kümeye sonlu sonlu bir kordinal sayıya sâhiptir denir. Meselâ, bir aydaki gün sayısı ne kadar çok olursa olsun, bir yıldaki dakika sayısı hep sonludur.
Kümenin elemanları sayılamıyorsa, küme sonsuz sonsuz bir kordinal sayıya sâhiptir denir. Meselâ, tabiî sayılar kümesi, sayma sayıları kümesi gibi.
Sayı Doğrusu: Matematikte sayı doğrusunun başlangıç noktası sıfırdır.
Sayı doğrusu üzerinde 0 (sıfır) ın sağında yer alan sayılara pozitif (işâreti artı), solunda yer alan sayılara negatif (işâreti eksi) sayılar denir.
Her sayı, ekseni üzerinde temsil edilen noktanın koordinatıdır; tersine eksen üzerindeki her nokta, sayıların koordinatlarının grafiğidir. Koordinatların ordinal özelliği noktaların sıralanışıyla aynıdır. Pozitif sayıların koordinatlarının kordinal özelliği, her noktanın ekseni başlangıç noktasından uzaklığının kaç
birim olduğunu gösterir. Negatif sayıların başlangıç noktasına olan uzaklığı koordinatının mutlak değeri alınarak bulunur.
(-4) noktanın başlangıç noktalarına olan uzaklığı |-4|= 4 br. olarak bulunur.
Sayı doğrusu üzerinde her noktaya bir sayı şılık gelir.
Tam sayılar: Birden başlayıp sonsuza kadar uzanan tam sayılara pozitif tam sayılar, -1den başlayıp sonsuza kadar uzanan tam sayılara negatif tam sayılar denir. Pozitif tam sayılar negatif tam sayılara sıfırı ilâ edersek tam sayılar meydana gelir. Bu sayıların meydana getirdiği kümeye tam sayılar kümesi denir.
Z= {…. -4, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, 4, 5…} şeklinde gösterilir.
Rasyonel sayılar: p q tam sayılar kümesinin birer elemanı qD 0 olmak üzere p/q şeklinde yazılabilen herhangi bir sayıya rasyonel sayı, bu sayıların meydana getirdiği kümeye rasyonel sayılar kümesi denir.
R= {… -3, -5/2, -2, -3/2, … -1, 0, 1/2, 1, 3/2…} şeklinde gösterilir.
Her tabiî tam sayı aynı zamanda birer rasyonel sayıdır.
İrrasyonel sayılar (Rasyonel olmayan): Bütün ölçmeler, birimler veya birimlerin kesirli kısımları ile . Dolayısıyla her ölçme, bir rasyonel sayı olarak ifâde edilebilir. Bununla berâber her uzaklık ölçümü bir rasyonel sayı ile gösterilse bile, rasyonel sayılarla ifâde edilemeyen uzunluklar da vardır. Meselâ, bir karenin kenarının uzunluğu 1 birim ise, köşegen uzunluğu İ2 birimdir. İ2 sayısı ise rasyonel sayı olarak ifâde edilmez. Bir çemberin çevresi çapı başka bir misal teşkil eder. Eğer bir çemberin çapının uzunluğu 3 birim ise, çevre uzunluğu 3n birim, eğer çap d birim ise çevre uzunluğu (rcd) birimdir. Fakat % sayısı rasyonel sayı olarak ifâde edilemez.
İ2, İ3, 7i gibi sayılara irrasyonel sayılar bu sayıların meydana getirdiği kümeye irrasyonel sayılar kümesi denir.
Sayılar bütün uzaklıklarda temsil edilebilir bütün reel sayılar göz önüne alınarak elde edilen bir doğru üzerindeki bütün noktaların koordinatları olarak işe yararlar. Bütün noktaların koordinatlarından meydana gelen doğruya sayı doğrusu denir. Bir sayı doğrusunun noktalarıyla reel sayılar arasında bire bir eşleme vardır.
Kompleks sayılar: x2-2= 0 denkleminin çözüm kümesi {-, İ2} dır.
x2+2= 0 denklemini hiçbir reel sayı gerçeklemez.
ÜL VARRRRRRR
z= a+ib kompleks sayıların genel ifâdesidir. İki kısımdan meydana gelir: 1) Reel kısım, 2) Sanal kısım. Asal sayılar: Kendisinden 1den başka çarpanı olmayan pozitif sayıya asal sayı denir. Asal sayılar: 2, 3, 5, 7, 11, 13, 17, 19, 23, 29,… sayılarından ibârettir.

hemen kilo vermek zayıflamak içinAcil diyete başlamalıyım diyenler, ya da isteyip nereden başlayacaklarını bilemeyen hanımlar için işte reçete !

için herşeyden önce düşük karbonhidratlı beslenmek gerekir. özellikle şekerli, unlu veya tatlı besinler beyaz ekmek yememek vermede önemli bir adımdır.

diyetinin düşük karbonhidratlı mı yoksa düşük yağlı mı olması konusu bilimadamlarının halen üzerinde tartıştığı bir konudur. Bu konuda son birkaç yıl içinde yapılan araştırmalar, diyette karbonhidrat alımını azaltmanın vermeyi hızlandırdığı yönündedir. Read the rest of this entry »

erkekleri mutlu etme yollarıEşinizin ya da sevgilinizin sizinle yeteri kadar mutlu olmadığını düşünüyorsanız onu daha fazla mutlu edeceğim diye üzülmeniz normal.

Peki erkekler mutlu olur ? bir erkeği memnun etmenin yolu nereden geçer ? erkeğinizi mutlu etmenin sırları işte burada..yazımızı okuyun aranız düzelsin !

Öncelikle şunu sorgulamalıyız : erkekler kadınlardan ne ister ?

Evli olan ancak eşini tam anlamıyla mutlu edemeyen bayanlara müjde. Vereceğimiz öğütleri uygularsanız, hem siz hem de eşiniz mutluluğu yakalayacaksınız. Read the rest of this entry »

dolgun dudaklara sahip olmakSizin de dudaklarınız tv yıldızlarının ki gibi dolgun çekici olabilir.onlara bakıp da imrenmeyin bu haberimizi okuyun onlardan eksik kalmayın !

dolgun dudaklara sahip olmak için sizin neyinizi eksik ?

Angelina Jolie gibi dudaklara sahip olmak için ne botoks ne de estetik yaptırın.bunların hiçbirine gerek yok.bu önerileri dikkate alın sizin de dudaklarınız yürek hoplatsın ! işte agız şeklinize göre dikkat etmeniz gereken ayrıntıları :

Read the rest of this entry »

uzun kirpikli olmakBakışlarınız keskin değilse güzelliğiniz sönük kalır.etkileyici bir bakış büyüleyici için göz ınıza özen göstermelisiniz.

uzun kabarık hatta ok gibi denebilcek kirpikler için dikat etmeniz gereken bazı noktalar var.bu noktalara dikkat ederek sizler de bakışlarınıza cazibe kazandırabilirsiniz.harika kirpiklere kavuşmak için tonlarca harcamanıza gerek yok, ınıza dikkat ederek de bunu sağlayabilirsiniz.

yaparken bu noktalara dikkat edin sizin de kirpikleriniz ok gibi bakanları vursun !

Read the rest of this entry »

<?
function calendar($time=NULL){

// $time must be a valid unix timestamp to be used.
if (!preg_match('#[0-9]{1,10}#i',$time))
$time = time();

// Make some useful vars.
$zt = ' '; $zn = "
"; $out = ''; $day = 0;
$wd = array('Su','Mo','Tu','We','Th','Fr','Sa');
$utd = 86400; // Seconds in a day.

// Get the year and month based on $time.
$info = explode(' ',date('Y m',$time));

// Unix timestamp of the first and last day of the month.
$ut1 = mktime(0,0,0,$info[1],1,$info[0]);
$ut2 = mktime(0,0,0,$info[1],date('t',$ut),$info[0]);

// Output line 1: Full month and year.
$out .= rtrim(str_pad(date('F Y',$ut1),20,' ',STR_PAD_BOTH)).$zn;

// Output line 2: Days of the week.
for ($i=0;$i<count($wd);$i++){
$out .= $wd[$i];
if ($i < count($wd)-1) $out .= $zt;
}
$out .= $zn;

// Output lines 3 and up.
for ($ut=$ut1;$ut<=$ut2;$ut+=$utd){
$day++;

// Output line 3: Empty days.
if ($day == 1){
for ($i=0;$i<date('w',$ut);$i++){
$out .= ' '.$zt;
}
}

// Output: The day.
$out .= str_pad($day,2,' ',STR_PAD_LEFT);

// Output: Newline or tab.
if (date('w',$ut) == 6 || $day == date('t',$ut))
$out .= $zn; else $out .= $zt;

// If last day, stop.
if ($day == date('t',$ut))
break;
}

// Return the calendar!
return $out;
}
?>

kaynak: ordan burdan

Biliyoruz ki formlar sitelerimizin vazgeçilmez elemanlarıdır. Hemen her alanda artık doldurulması gereken formlarla kaşılaşıyoruz. Bazen bu formalrda kullanıcıdan yapacağı işlem için bir girmesini isteriz. Bu durumda bazı olumsuzluklar kullanıcının şısına çı. Birincisi tarihi girmesi gereken yapıyı yani formatı bilmemesidir. İkincisi ise gireceği tarihin hangi güne denk geldiğinden emin olamamasıdır. Biz de diyoruz ki kullanıcılarımızın işini kolaylaştırıp onlara o anda kullanabilecekleri hızlı, basit bir sunmayalım ki? ;)
Uygulaması

Bu makalede anlatacağım uygulama The DHTML/Javascirpt Calender. Calender oldukça detaylı bir uygulama olup bir çok ayarı mevcuttur. Tam detaylı kullanımını dosyası olarak buradan öğrenebilir, PDF dosyası olarak buradan indirebilirsiniz. Ben ise en basit şekliyle uygulamayı formlarınıza dahil edeceğinizi .10.2007 gibi basit bir girişinin yapılacağını anlatacağım.

dosyalar :

html dosyasını ben hazırladım örnek formumuz bu dosyada bulunuyor. Diğer dosyaları css dosyasında herhangi bir düzenleme yapmıyoruz. Bu dosyalar takvimin çalışabilmesi için formumuzun bulunduğu dosyamıza(burada index.) eklememiz gereken dosyalar.
Kullanımı

Öncelikle formumuzu ekleyeceğimiz dosyamızı yaratıyoruz ki benim örneğimde bu dosya index. Ardından bu dosyaya Calender uygulamasının elemanları olan css dosyalarını ekliyoruz.
PLAIN TEXT
:

1.
<link rel="stylesheet" type="text/css" media="all" href="calendar-win2k-cold-1.css" title="win2k-cold-1" /><script type="text/" src="calendar.js"></script>
2.
<script type="text/" src="calendar-tr.js"></script>
3.
<script type="text/" src="calendar-setup.js"></script>

Ardından formumuza bir yazı alanı bir düğme ekliyoruz.
PLAIN TEXT
:

1.
<input type="text" id="giris" name="giris" />
2.
<button id="girisbut"></button>

Son olarak koymuş olduğumuz koymuş olduğumuz düğmeye yazı alanına uygulamasını bağlıyoruz. Bu işlem için de şu kodu kullanıyoruz.
PLAIN TEXT
:

1.
<script type="text/">
2.
Calendar.setup(
3.
{
4.
inputField : "giris", //yazı alanının id'si
5.
ifFormat : "%d.%m.%Y", // formatı
6.
button : "girisbut" //düşmenin id'si
7.
}
8.
);
9.
</script>

Bu işlemlerimizi yaptıktan sonra örneğimiz hazırdır. Hepsini biraraya getirip eksiklerini tamamlarsak en basit haliyle şunu elde ederiz.
PLAIN TEXT
:

1.
<>
2.

3.
<head>
4.
<meta http-equiv="content-type" content="text/xml; charset=-1254" />
5.

6.
<title>Yakuter &raquo; Js- Uyuglaması</title>
7.

8.
<link rel="stylesheet" type="text/css" media="all" href="calendar-win2k-cold-1.css" title="win2k-cold-1" /><script type="text/" src="calendar.js"></script>
9.
<script type="text/" src="calendar-tr.js"></script>
10.
<script type="text/" src="calendar-setup.js"></script>
11.

.
</head>
13.

14.
<body>
15.

16.
<input type="text" id="giris" name="giris" /><button id="girisbut"></button>
17.

18.
<script type="text/">
19.
Calendar.setup(
20.
{
21.
inputField : "giris",
22.
ifFormat : "%d.%m.%Y",
23.
button : "girisbut"
24.
}
25.
);
26.
</script>
27.

28.
</body>
29.
</>

Şunu unutmamanız gerekir ki bu uygulamanın tek amacı yazı alanına tarihi girmek. Bu tarihinin veritabanına kaydedilmesini bu uygulama ile yapamazsınız. Bunun için , ASP vb. bir programlama dili kullanmanız gerekir.
Son

Calender kesinlikle sadece bu basit uygulamadan ibaret değil. Ayrıca düğme yerine kullanarak takvimi aktif hale getirebiliyorsunuz. Takvimin bir pencere olarak açılması yerine sayfaya gömülü bir şekilde kullanılmasını sağlayabiliyorsunuz. Bu benzeri daha fazla detaya uygulamanın kendi sayfasından ulaşabilirsiniz.

test sayfası LİNK

DOWNLOAD

kaynak: ordan burdan

BİLET SATIŞ ELEMANI (GİŞE / BANKO)

TANIM

Sinema, tiyatro, toplu taşıma gibi hizmetler için rezervasyon satış işlemlerini yapan kişidir.

GÖREVLER

- Gişeyi/bankoyu açar, - Satış rezervasyon listesini kontrol eder, - Biletleri kaşeler, - Yer kuponlarını hazırlar, - Müşteri isteklerini belirler - Müşteriyi bilgilendirir, - keser, - iptal eder, - Açık verir, - iade fişi verir, - Misafir serbest giriş listesi hazırlar, - Günlük satış tutanağı (icmal) hazırlar, - Kasanın ara kontrolünü yapar, - Kasa hesabı yapar, - Kasayı muhasebeye teslim eder, - Meslekle ilgili hizmet içi eğitim, işbaşı eğitim vb. faaliyetlere katılır.

KULLANILAN ALET MALZEMELER

- , - Faks - Hesap makinesi, - Pos makinası(Viza ödemeleri için) - Kasa - - Kaşe, stampa, numaratör, , saat - , defter, fatura, hesap fişi MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

satış elemanı (gişe/banko) olmak isteyenlerin; - Ayrıntılara özen gösteren, - Güleryüzlü, sabırlı , - Temiz olmaya özen gösteren, - İkna yeteneğine sahip, - İnsanlarla iletişimde lı kimseler olması gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI KOŞULLARI satış elemanının çalışma ortamı temiz aydınlıktır. Çalışmalarında birinci derecede insanlarla ilgilidir. Ayrıca çalışma ortamı özel günlere mevsimlere bağlı olarak yoğunlaşabilir.

ÇALIŞMA ALANLARI İŞ BULMA OLANAKLARI

satış elemanlığı (Gişe/Banko), işgücü piyasasında kamu özel sektörde geniş iş olanaklarına sahip bir meslektir. İşi gereği, değişik kesimlerden, çok sayıda farklı yapıdaki insana satışı yapmanın yanısıra, bir tür danışma hizmeti de vermektedir. Meslek mensuplarının mesleğin gerektirdiği bilgi becerilerin yanısıra dış görünüş temizliğe de özen göstermeleri beklenmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER Bu mesleğin yeterli müracaat olması durumunda (en az 15 kişinin katılımıyla) Halk eğitim Merkezlerinde verilmektedir. MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

Mesleğin eğitimine girebilmek için; - En az ilköğretim okulu mezunu olmak, - Yeterli sayıda katılımcının bulunması gerekmektedir. EĞİTİMİN SÜRESİ İÇERİĞİ

Eğitim süresi toplam 80 saattir.

Gişe banko açabilme, satışı rezervasyon yapabilme, Günlük satış tutanağı hazırlayabilme konularında ders alırlar.

MESLEKTE İLERLEME

Meslekte ilerleme olmamaktadır. BURS, KREDİ ÜCRET DURUMU

Meslek süresince kazanç söz konusu değildir.

Eğitim sonrası kamuya ait kurum kuruluşlarda görev alan satış elemanları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun Genel İdari Hizmetleri sınıfında öngörülen derece kademedeki katsayı tazminatlara göre ücret alırlar.

Özel sektörde ilk işe başlayan satış elemanları asgari ücret alırlar. Hizmet süreleri arttıkça yabancı dil bilgisi, kullanma gibi faktörler dikkate alınarak ücret yükselebilmektedir.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER - İlgili Eğitim Kurumları, - İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan İş Kurumu İl Şube Müdürlükleri.

ASTRONOM

TANIM

Evrende bulunan güneş sistemi, galaksiler, kümeleri, samanyolu gibi kütlelerin oluşumunu, hareketlerini, fiziksel durumunu, kimyasal bileşimini, diğer maddelerle ışınımla olan etkileşimlerini, zaman uzay içindeki evrimini inceleyen kişidir.

GÖREVLER

-Optik radyo teleskopuna yerleştirilen kamera, spektrometre, radyometre, fotometre, mikrometre diğer özel larla, galaksilerin, yıldızların, sistemlerinin, güneşin, gezegenlerin, uyduların gökle ilgili diğer olguların, boyutlarını, kültürlerini, şekillerini, yapılarını, parlaklık hareketlerini gözetler, göreceli durumları hesaplar, -Gezegenler ile ay güneşin dünyaya göre durumlarını gösteren zaman tablolarını matematiksel olarak hesaplar, -Evren, sistemlerini, yıldızların yapısını gelişmesini, uzay zaman arasındaki ilişkileri, gök cisimlerinin hareketlerini teorik olarak inceler, -Güneş sistemlerinde meydana gelen değişiklikleri dürbünlü makinesi ile resimler, güneşteki patlamaları şiddetini saptar, astrografi aracılığı ile güneşteki lekeleri disk üzerine işaretler, lekelerin dönme eksenine göre enlem boylamını ölçer, lekeleri gruplandırır, -Elde edilen veri veya gözlem sonuçlarını bilgisayara yükler, çıkan sonuçları belirli sürelerde uluslararası güneş verileri toplama merkezine gönderir. Bilimsel araştırmalarda kullanmak için fotoelektrik, fotometre ile yıldızların ışık değişimlerini inceler, -Astronomik gözlemler sonucu, elde edilen bilgileri, kuramsal çalışmalar ıyla analiz eder. Kuramsal modelleri yeni gözlemlerle denetler.

KULLANILAN ALET MALZEMELER

-Aynalı mercekli teleskoplar, -Mikrometreler, Spektroskoplar, -Radyometre radyo teleskoplar, -Bolometreler, Radyasyon kaydedici cihazlar, -Astograflar, Kameralar, Dürbünlü makineleri.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Astronom olmak isteyenlerin, -Normalin üstünde genel yeteneğe sayısal düşünme yeteneğine sahip, - astronomi konularına ilgili bu alanlarda lı, -Görme organı sağlam, görüşü keskin, -Dikkatini uzun süre belli bir noktada yoğunlaştırabilen çok küçük ayrıntıları layabilen, -Doğa olaylarını derinlemesine incelemekten hoşlanan, meraklı sabırlı kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI KOŞULLARI

Astronomlar gözlemevlerinde, gözlemci üniversitelerde öğretim elemanı olarak görev yaparlar. Gözlemevlerinde ortam sessiz düzenlidir. Astronomlar gece gözlem yapmak için nöbet tutmak durumunda kalabilirler.
ÇALIŞMA ALANLARI İŞ BULMA OLANAKLARI -Astronomi ü bulunan fakültelerde araştırma görevlisi olarak akademik kariyere başlayabilirler. -Gözlemevlerinde astronom olarak görev alabilirler. -Diyanet İşleri Başkanlığının namaz vakitlerinin Hicri Takvimin hesaplanmasıyla ilgili biriminde astronom unvanıyla çalışabilirler. -Meteoroloji, programlama, konularıyla ilgili alanlarda kamu kurum kuruluşlarıyla, özel sektörde çalışabilirler. -Bu alanla ilgili eğitim görenlerin kendi alanlarında iş bulma olasılığı zayıftır. Son yıllarda üniversitelerimizde çalışan Astronomların sayısı 100 civarındadır. Ancak çoğu öğrenimleriyle ilgili iş bulamasalar da , bilgisayarla ilgili işlerde çalışabilmektedirler.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

Mesleğin , üniversitelerin fen fakültelerine bağlı “Astronomi Uzay Bilimleri” bölümlerinde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI

-Öğrenci Seçme Sınavı’nda (ÖSS) Astronomi Uzay Bilimleri lisans ı için yeterli Sayısal (SAY) puanı almak ,
EĞİTİMİN SÜRESİ İÇERİĞİ

Mesleğin eğitim süresi 4 yıldır. Lisans eğitiminde birinci yılda ağırlıklı dersler, sonraki yıllarda kullanım becerisini artırmayı hedefleyen dersler vardır.

MESLEKTE İLERLEME

-Lisans eğitiminden sonra yüksek lisans ,doktora yapabilir,araştırma görevlisi olabilir akademik kariyer yapabilirler. -Astronomi bilimi dallarından (Genel Astronomi, Astrofizik, Uzay Bilimleri vb.) herhangi bir alanda uzmanlaşabilirler. -- grubu (İstanbul Üni.Fen Fak.) ön lisans ını başarı ile bitirenler, ÖSYM tarafından açılan Dikey Geçiş Sınavı’nda lı oldukları takdirde, “Astronomi Uzay Bilimleri” lisans ına dikey geçiş yapabilirler. BENZER MESLEKLER: çi, çi, Uzay Mühendisi.

BURS, KREDİ ÜCRET DURUMU Meslek süresince kazanç söz konusu değildir. Ancak koşulları uyan öğrenciler Yüksek Öğretim Kredi Yurtlar Kurumu’nun vermiş olduğu krediden, çeşitli kuruluşlar tarafından sağlanan kredi burslardan faydalanabilirler.

Üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalışanlar Üniversiteler Kanununa göre ücret alırlar. Astronomiyle ilgili lisans almasına rağmen astronomi unvanıyla çalışmayanlar ise çalıştıkları yaptıkları işlere göre ücret alırlar.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER

-İlgili Eğitim Kurumları, - İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi, -Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan İş Kurumu İl Şube Müdürlükleri.

54316.jpgEv kadınlarının çalışan hemcinslerine göre daha kolay aldığı belirtiliyor.Yapılan bir araştırma, sürekli çok iş yapmaktan yakınan ev kadınlarının, çalışanlara oranla daha kilolu olduklarını ortaya çıkarttı. Uzmanlar, ev kadınlarının almasında elektrikli ev aletlerinin yanı sıra şısında yenilen kurabiye, kek pasta gibi gıdaların da önemli rolü olduğunu söylüyor.

Asker, devlet adamı, Cumhuriyeti’nin kurucusu, ilk Cumhurbaşkanı, Türklerin babası, çağımızın en büyük lideri. Eşi görülmez lara imza atmış, ülkesi için hayatı pahasına kahramanca savaşmış, çökmüş bir imparatorluktan yeni, çağdaş dinamik bir ülke yaratmış, bugün halkının bir bayrak altında bağımsız şekilde yaşamasını sağlamış turkiye’yi kurtarmıştır. Bayrağımızı topraklarımızı ona komuta ettiği binlerce Mehmetçiğe borçlu olduğumuz için yediden yetmişe şükran doluyuz. Zira , kaderimizi değiştirmiş, boyunduruk altında olmadan yaşamamız için bize bu ülkeyi bırakmıştır. Ülkemizin en büyük tarihi sınavı olan kurtulus-savasi’nda askerini komuta etmiş, ekonomik askeri açıdan yokluk sınırında olan ülkemizi azmi, sabrı, çalışkanlığı dehası sayesinde tek vücut haline getirip, bağımsızlığına kavuşturmuştur. Ülkemizin geleceğini her şeyin üstünde tutmuş, inkılâpları ilkeleriyle bugün ’nin çağdaş milletler içinde hak ettiği yerde olmasını sağlamıştır. Arkasında çok daha iyi bir dünya bırakarak hayata gözlerini yummuş olan , hiç kuşkusuz Türklerin en büyük şansıdır. Hayatı boyunca sevilen, tevazusu, hoşgörüsü, barışçı uzlaşmacı kişiliği, entelektüelliği, hümanizmi, görgüsü, karizması eşsiz özellikleriyle dünyanın da hayran olduğu , savaş yerine barışa, ayrılık yerine beraberliğe sahip çıkmış, bayrağı altındaki herkese tüm dünyaya şu önemli mesajı vermiştir: “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh”

, ’ ün tarihinde gönlünde ebediyen yaşayacaktır, ölümsüzdür.

’ün Kökenleri

Cumhuriyetimizin kurucusu, kahraman asker büyük devlet adamı ’ün kökenleri Karaman Beyliği’ne uzanmaktadır. Babasının ailesi, anadolu’nun Türkleşmesinde önemli rol oynamış olan “ıl-Oğuz” ya da “Kocacık Yörükleri” denilen Türkmenlerden geliyordu. ’in padişahlığı döneminde parçalanan Karaman Beyliği’nin Yörük aşiretlerindendiler Karaman’ın Taşkale Köyü’nden Rumeli’ye göç ettirilmişlerdi. ’ün büyük dedesi olan Kırmızı Hafız Efendi, anne tarafından “Gulalar” baba tarafındansa “Pınarlar” olarak anılan ailelerin mensubuydu. 1850 yılında, Hafız Ahmet Efendi kardeşi Hafız Mehmet Emin’le birlikte ticaret amacıyla Manastır şehrine gelmiş, daha sonra da Selanik’e yerleşmişti.

’ün anne tarafının kökenleriyse, Orta Anadolu’dan getirilerek Batı Makedonya’nın Sarıgöl Bucağı’na yerleştirilen, daha sonra Selanik’in Lankaza(Lagaza) bölgesine göç eden “Evlad-ı Fatihan” olarak anılan yörüklere uzanıyordu. ’ün büyükannesinin adı Ayşe, dedesi ise Sofi-Zade Feyzullah efendiydi, Hasan Hüseyin isimlerinde iki çocukları vardı. Zübeyde Hanım’a döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okuryazar oluşu nedeniyle Zübeyde Molla deniliyordu.

’ün babası Ali Rıza Bey, Manastır vilayetinin Debre-i Bala sancağına bağlı Kocacık nahiyesinde doğdu. Ali Rıza Bey, bir süre Selanik Evkaf kâtipliğinde bulunmuş, 1876 yılında Selanik Asakir-i Milliye Taburu’nda birinci mülazım olarak görev almış, 1877’deki Osmanlı-Rus Harbi’nde de savaşmış sonraları ticaret na atılmıştı. Gümrük Muhafaza Teşkilatı’nda memurluk yaparken Zübeyde Hanım’la 1871 yılında evlenmelerine müteakip ilk çocukları Fatma dünyaya geldi. Ardından Ahmet (1874), Ömer (1875), Mustafa (Kemal ) (1881), Makbule (Boysan, Atadan) (1885) Naciye (1889) isimlerinde beş çocukları daha oldu. Ancak Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer ise henüz sekiz yaşlarındayken, o dönemde Rumeli’yi kasıp kavuran kuşpalazı (difteri) salgınından hayatlarını kaybettiler.

(Yüzbaşı Bakir Tosun’un Tarihte Bozkır Çevresi Yelbeği adlı çalışmasında, ’ün soy ağacı hakkında detaylı bilgilere yer verilmiştir.)

’ün Doğumu

Mustafa Kemal ATATÜRK, 1881 yılında, Selanik’in Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi üzerinde bulunan evde dünyaya geldi. Ali Rıza Bey, çocukken kazayla beşikten düşürüp ölümüne yol açtığı hiç unutmadığı kardeşinin ismini yeni doğan oğluna verdi: Mustafa.

Sarı saçlı, mavi gözlü bir olan Mustafa, Rumi takvime göre 1296 yılında dünyaya geldiyse de, doğduğu ay gün hakkında kesin bir bilgi yoktu. Ancak kayıtlarda yer alan bilgilere göre Zübeyde Hanım oğlunu “Erbain Soğukları” sırasında doğurduğunu aklında kalan tarihin 23-aralik olduğunu belirtmişti. Bu farkı dolayısıyla 4-ocak 1881’i göstermektedir.

Selanik arşiv belgelerinden edinilen bilgilere göre, ’ün doğduğu şu anda müze olan ev, 1870 yılından önce Rodoslu hoca Hacı Mehmed tarafından yaptırılmış, önce İbrahim Zühdü, daha sonra da Abdullah Ağa eşi Ümmü Gülsüm’e satılmıştı.

Ali Rıza Bey, babasının Subaşı Mahallesi’ndeki evinde eşi Zübeyde Hanım çocuklarıyla birlikte 1878 yılına kadar ikamet etmiş, daha sonra ’ün doğacağı evi kiralayıp yerleşmişti. 1880 yılında belalısı bir Rum eşkıya tarafından kaçırılan Ali Rıza Bey’in ndan ümit kesildi. Sonradan yüksek bir haraç ödeyerek kurtuldu.

’ün doğduğu ev, etrafı yüksek duvarlarla çevrili, harem selamlığı olan üç katlı, klasik bir evdi. Dönemin belgelerine göre, bir bab fekani oda, bir divanhane, bir tahtessema, iki bab tahtani oda, bir çeşme avludan oluşuyordu. Dış yüzeyi pembe boyalı olup, alt pencerelerine emir, üst pencerelerine de ahşap kafesler yapılmıştı. evin ikinci katındaki sol tarafa düşen ocaklı odada dünyaya gelmişti.

29-ekim 1933’te, Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Dönümü dolayısıyla, Selanik Belediyesi, -Yunan dostluğu Balkan Konferansı’nın bir hatırası olarak, ’ün doğduğu evin çift kanatlı kapısının sağ köşesine mermer bir plaka yerleştirdi. Plakanın üzerinde çe, Elence Fransızca olarak şu ifade yer aldı: “ milletinin büyük müceddidi Balkan ittihadının müzahiri GAZİ MUSTAFA-KEMAL burada dünyaya gelmiştir. İş bu levha Cumhuriyetinin onuncu yıldönümü münasebetiyle konulmuştur.” ’ün doğduğu ev bugün Selanik’in Aya Dimitriya Mahallesi’ndeki Apostolu Pavlu Caddesi üzerinde 75 numaradadır, bitişiğinde Konsolosluğu vardır.

’ün Çocukluğu

mütevazı bir aileden geliyordu. Onun bu özelliğinin ileride halkın nabzını tutmasını bilmesinde, halkın eğilimlerini sezmesinde büyük faydası olacaktı. Yakınları onun bir halk çocuğu olmakla övündüğünü ifade etmişlerdi. 4 yaşındayken kardeşi Makbule Boysan Atadan dünyaya geldi. Diğer kardeşlerini çocuk yaştaki ölümleri nedeniyle hiç yamayan ’ün çocukluk yıllarına dair kayıtlarda yer alan bilgiler sınırlıdır. , okul çağına geldiğinde, konusunda annesiyle babası arasında görüş ayrılığı belirdi. Geleneklere bağlı olan Hacı Sofi gibi dinine bağlı bir aileden gelen Zübeyde Hanım, eğitim sisteminin ışık olduğu bu dönemde, ’ün dini eksende eğitim veren Mahalle Mektebi’ne gitmesinde ısrarcı davranıyordu. Aydın görüşlü olan Ali Rıza Bey’in tercihi ise yeni açılan döneme göre oldukça modern bir anlayışla kurulan Şemsi Efendi İlkokulu’ndan yanaydı. Zira okulun kurucusu olan okula kendi ismini veren Şemsi Efendi, okulunda ezbercilik yerine katif metodu uygulatıyordu, ayrıca okulun ünü de açmış olan aydın bir eğitimciydi. 1873 yılında Selanik’te valilik görevine başlayan Mithat Paşa, larından dolayı Şemsi Efendi’ye padişah nişanı vermişti.

Ali Rıza Bey’in önerisiyle okul konusundaki ikilem çözümlendi. Buna göre , önce ilâhîlerle î bir törenle mahalle okuluna başlayacak, birkaç gün sonra da Şemsi Efendi okuluna geçecekti. Şemsi Efendi Okulu’nda dönemin mahalle okullarından farklı olarak yeni öğretim metotları uygulanmakta kara tahta, tebeşir, silgi, öğretmen masası, okumayı kolaylaştıracak levhalar gibi yeni lar kullanılmaktaydı. ’ün pedagojik esaslara göre eğitim veren bu okulda öğrenim görmesi gelişmesinde oldukça etkili oldu. Zekâsı üstün yetenekleri ile kısa zamanda arkadaşlarının öğretmenlerinin sevgisini kazanan , matematikteki üstün sıyla da dikkat çekiyordu.

Bu arada gümrük memurluğunu bırakan, kereste ardından da tuz işine giren Ali Rıza Bey, Rum eşkıyalar tuzların erimesi nedeniyle ticaret ndan çekilmişti. Memuriyete tekrar giremeyen Ali Rıza Bey bir süre sonra hastalandı 1888’de nı kaybetti. Babası öldüğünde 7 yaşında, kardeşi Makbule ise henüz 3 yaşındaydı.

Babasının ölümü üzerine okuldan ayrılmak zorunda kalan ailesini zor günler bekliyordu. Eşini kaybettiğinde ı Naciye’ye hamile olan Zübeyde Hanım, 1890’ta doğum yaptı. Maddî durumu yetersiz olan Zübeyde Hanım çocuklarını alarak Langaza’da tarım işiyle uğraşan ağabeyi Hüseyin Ağa’nın çiftliğine yerleşti. 1901 yılında ’ün kardeşi Naciye, verem hastalığına yakalanıp nı kaybetti. Babasını kısa bir süre sonra kardeşini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşayan ’ün, dayısının çiftliğinde ailenin erkeği olarak aldığı sorumluluklar artmıştı. Çiftlikte geçen bu dönemde doğayla iç içe oldu, dayısına işlerinde yardımcı olduğu için el becerileri arttı. Ancak Zübeyde Hanım oğlunun öğreniminin yarım kalmasından üzüntü duyuyordu. Onun caminin imamından özel öğretmenden aldığı eğitim yetersiz kalınca Zübeyde Hanım ’ü, iyi bir eğitim görmesini sağlamak için halasının yanına, Selanik’e gönderdi.

Bu arada abisine daha fazla yük olmak istemeyen aldığı küçük emekli aylığı ile geçinmekte zorluk çeken Zübeyde Hanım, Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey ile evlendi. Ragıp Bey’in önceki evliliğinden dört çocuğu vardı. Bu , babasının hatırasına saygı gösterilmediğini düşünen ’ü kızdırmıştı. Annesinin ikinci kez evlenmesini içine sindiremeyen , uzun süre annesini aramadı. Ancak bu düş kırıklığı onun çalışma azmini arttırdı. Zira küçük yaşta babasını kaybetmesi de onun kendi ayakları üstünde durma gücünü kazanmasını hayatta lı bir şekilde mücadele etmesini sağladı. Prof. Dr. Şerafettin Turan’ın Mustafa Kemal ATATÜRK biyografisinde konuyla ilgili olarak şu bilgilere yer verilmişti:

Zübeyde Hanım’ın Ragıp Bey ile ikinci bir yapması, ana ile oğul arasında dikkatlerden kaçmayan bir sorun da yaratmıştı. Ragıp Bey, Teselya Yenişehir’den Selanik’e göçmüştü. Eşini yitirmiş, dört çocuğuyla dul kalmıştı. Süreyya Hakkı adlarında 2 oğlu ile birinin adı Rukiye olan 2 ı vardı. Zübeyde Hanım’la evlendiğinde Mustafa Makbule kardeşler için psikolojik de olsa bir üvey baba üvey kardeşler sorunu baş göstermişti. Makbule bu yeni hayata ayak uydurmakta gecikmemişti ama Mustafa üvey babanın bulunduğu çatı altında oturmak istememişti. yaşamının sonlarında üvey babasından söz ederken “Bana şı çok saygılı davranmış, büyük adam muamelesi etmiştir.” diye olumlu bir görüş sergilemişti ama evden ayrılışını İnan’a babasını yitiren bir çocuğun isyanı olarak şöyle açıklamıştı: “Anamın böyle bir aile bağı yapmasını takdir ettim. Ancak çocukluk duygum isyandan ibaretti.

Selanik Askeri Rüştiyesi

Selanik’teki halasının yanına taşındıktan sonra Mülkiye İdadisi’ne kaydolan , bu okulda Arapça öğretmenliği yapan Kaymak Hafız’dan sopa ile dayak yiyince, zaten orada okumasını istemeyen büyükannesi onu derhal okuldan aldırdı. O dönemde okul formasını çok beğendiği komşularının oğlu Askeri Rüştiye’ye gidiyordu. Ona özenen , asker olmasını istemeyen annesinin şı çıkmasına rağmen, gizlice, Selanik Askeri Rüştiyesi’nin sınavına girdi. Sınavı kazandığı haberini alan 1893’te yine gizlice bu okula kaydını yaptırdı. Selanik Askeri Rüştiyesi’nde, oldukça lı olan sınıf başkanıydı üstün zekâsıyla öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin de dikkatini çekiyordu. Genç öğrencisinin yeteneklerinden oldukça etkilenen Yüzbaşı Mustafa Efendi onu benzersiz kılmak için adına “Bilgi erdem bakımından olgunluk eksiksizlik” anlamına gelen Kemal ismini ekledi. Genç Mustafa, o günden sonra Mustafa Kemal olmuştu. , Selanik Askeri Rüştiyesi’ndeyken, öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Efendi’nin mazereti olduğu zamanlarda, onun yerine birçok kez dersi vermekle görevlendirilmişti. Zira büyük önder, bununla ilgili olarak daha sonra şunları söyleyecekti;

Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum. öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu.

turk-dil-kurumu Başuzmanı A.Dilaçar’ın, ’ün matematikteki üstün sıyla ilgili olarak 10-kasim 1971 tarihli yazısında belirttiğine göre, ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, üçüncü Dil Kurultayı’ndan (24–31-agustos 1936) hemen sonra 1936–1937 yılı kış aylarında kendi eliyle “Geometri” adlı bir yazdı. , öğretmenleri bu konuda yazacaklara kılavuz olması amacıyla 1937 yılında Kültür Bakanlığı’nca yayınlanmıştı. , “Geometri” isimli yapıtında; Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayım gibi geometri matematikle ilgili terimlerin isim babası oldu bu terimleri bilimine kazandırdı.

Daha sonra ünlü bilim çisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, ’ün “Geometri” kitabı için “Küçük fakat anıtsal bir yapıt” yorumunu yapacaktı. Yapıtında yer alan her mı, her kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz açık biçimde anlatan , bunları örneklerle de açıklamıştı. ’ün türettiği terimlerinin yaptığı geometri mlarının hemen hemen tümü bugüne değin değişmeksizin kullanıla gelmiştir. O’nun türettiklerinden sadece birkaç terim sonradan küçük ölçüde değiştirilmiştir.

, 1898’de Selanik Askeri Rüştiyesi’nden üstün yla mezun oldu. Artık askerî idadide (lise) öğrenimine devam etmesi gereken , Selanik’ten İstanbul’a gelmeyi düşünüyordu. Ancak sınav mümeyyizlerinden Hasan Bey’in tavsiyesiyle Manastır şehrindeki Manastır Askerî İdadisi’ne yazıldı.

Manastır Askerî İdadisi

Makedonya’nın en gelişmiş şehri olan Selânik’te, yeni fikirlere açık bir ortamda kendini geliştirme imkanı bulan , renkli etnik yapısıyla farklı ırkların bir arada yaşadığı bu şehirde büyük bir vizyon kazandı.

Manastır Askerî İdadisi’ndeki sırasında, arkadaşlarından Ömer Naci, ’ün edebiyata ilgi duymasında rol oynadı. Şiir hitabet sanatıyla yakından ilgilenmeye başlayan , Namık Kemal’den eserlerinden ciddi şekilde etkilendi. Kitabet öğretmeni Mehmet Asım Bey, ’ün şiir edebiyata olan eğilimini fark edip, onunla askerlik mesleğine yönelmesi gerektiğiyle ilgili konuştu. Ancak, için hitabet her zaman çok önemli oldu, ayrıca yazma tutkusu da devam etti. Konuyla ilgili olarak daha sonra şunları söyleyecekti:

Şiir yazmak hakkında idadi hocasının vazettiği memnuiyeti unutmuyordum. Fakat söylemek yazmak hevesi bakiydi. Teneffüs zamanlarında hitabet talimleri yapıyorduk. Saati ellerimize alıyor, “Bu kadar dakika sen, bu kadar dakika ben söyleyeceğim” diye müsabaka münakaşalar tertip ediyorduk.

Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Naküyiddin Yücekök Bey de ’le yakından ilgileniyordu. Zira lı bir öğrencisiydi bir kurmay subayının mutlaka bir yabancı dil öğrenmesi gerektiğine inandığı için Fransızca derslerine büyük önem veriyordu. Ancak Fransızcası diğer derslerine göre olan , bunu çözmek için tatil dönemlerinde gittiği Selanik’te College des Frères de la Salle’in özel kurslarına devam ederek lisanını geliştirdi. Yakın arkadaşı Fethi Okyar’ın da desteğiyle Fransız ihtilalinin öncüleri Voltaire, J.J. Rousseau gibi filozofları dı, siyaset konusundaki bilgisi arttı. O dönem ayrıca sonradan sürekli işbirliği yapacağı arkadaşları, Nuri Conker, Salih Bozok Fuat Bulca’yla da tanıştı. ’ü en çok etkileyen derslerden biri de tarihti. Zira öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (5. Dönem diyarbakir Milletvekili) geniş kapsamlı bir vizyonu ile ’e yeni ufuklar açtı. İdadide başlayan sevgisi hayatı boyunca devam etti.

Manastır Askerî İdadisi’ndeki sırasında ’ü en çok etkileyen olay 1897 tarihli -Yunan Savaşı olmuştu. Ordusu’nun savaş meydanında parlak bir zafer kazanmasına rağmen barış masasında zararlı çıkmasına içerleyen , coşkun bir vatan sevgisiyle dolmuştu. Bir arkadaşı ile gönüllü olarak savaşa katılmak için girişimde bulunsa da bu arzusunu gerçekleştirme imkânı bulamadı. Ancak sonsuz vatan sevgisiyle kabına sığmaz olan ’ün bu özelliği hayatı boyunca devam edecekti. Manastır Askerî İdadisi’nin en parlak öğrencilerinden biri olan , İdadideyken, bıkıp usanmaksızın çalıştı,kendisini son derece bilinçli olarak geleceğe hazırladı. Sonunda 1898 yılının kasım ayında bütün derslerden tam not alıp, 54 kişilik sınıfın ikincisi olarak, dereceyle okulunu bitirdi.

Okul sicilindeki bilgilere göre , son derece yetenekli, ama kendisiyle kolayca samimi ilişkiler kurulması güç bir karaktere sahipti. İdadî öğrenimi boyunca, vatansever, kendini her konuda geliştiren, ilerleme tutkusuyla dolu, çalışkan, azimli, kendine güveni sonsuz, seçkin iyi giyinen bir öğrenci oldu. Dünyayı günceli sürekli olarak eden, çalışkanlığının yanında sosyal hayatta da oldukça lı olan , dünyanın nimetlerinden faydalanan ama ya ulaşmak için de çok çalışan bir yapıdaydı.

İstanbul Harp Okulu Akademisi

, İstanbul’a gelerek 13-mart 1899’da Harp Okulu’ndaki eğitimine başladı. Apolet numarası 1283’tü. Okula başladıktan 2 ay sonra arkadaşları arasında sivrilerek sınıf çavuşu oldu. Burada yıllarca dost kalacağı arkadaşları Ali Fuat Cebesoy Asım Gündüz’le tanıştı.

Harp Okulu’ndaki birinci yılı gençlik hayalleri çok sevdiği İstanbul’un çarpıcı havası içinde geçiveren , sınavlarını yla vererek ikinci sınıfa başladı. İlk yıl, ağırlığı sosyal hayata vermesine rağmen oldukça lı olan , İkinci üçüncü sınıflarda dersleriyle çok daha fazla ilgilenmeye başladı. Zira Harp Okulu’nda dereceye girmek oldukça önemliydi. Çünkü kurmay sınıfına ayrılmak okulda üstün başarı göstermekle mümkündü. , 3. Sınıfta 459 öğrenci arasından 8. olarak dereceye girdi kurmaylığa hak kazandı. Sicil numarası 1317-P.8(1901-P.8)’di.

Mustafa Kemal 10-ocak 1902’de teğmen rütbesi ile Harp Akademisi’nde öğrenimine başladı. Sınıfta topçu süvari okullarından gelenlerle birlikte 43 öğrenci vardı.

Mustafa Kemal Harp Akademisi’nde iken onun üstün niteliklerini ilk keşfeden Osman Nizami Paşa olacaktı. Paşa, Ali Fuat’ın babası İsmail Fazıl Paşa’nın evinde kendisini mahçubiyetle dinleyen ’le konuşup şunları söylemişti;

Mustafa Kemal Efendi oğlum görüyorum ki, İsmail Fazıl Paşa seni takdir etmek hususunda yanılmamış. Şimdi ben de onunla hemfikirim. Sen bizler gibi yalnız Erkân-ı Harb zabiti olarak normal hayata atılmayacaksın. Keskin zekân yüksek kabiliyetin memleketin geleceği üzere müessir olacaktır. Bu sözlerimi bir kompliman olarak alma, sen de memleketin başına gelen büyük adamların daha gençliklerinde gösterdikleri müstesna kabiliyet zekâ emareleri görmekteyim. İnşallah yanılmamış olurum.

Gelecek günler Osman Nizami Paşa’nın görüşlerini haklı çıkaracaktı.

Harp Akademisi’nin öğretmenleri dil bilen, iyi yetişmiş seçkindiler. Akademideki sınıf arkadaşı Asım Gündüz’e göre, Fransızcasını ilerletmek için Fransız bir bayandan ders aldı. Bu dönemde paris’teki Jön gazeteleri ile Fransızca gazetelerini getirtiyor arkadaşlarını etkilemeye çalışıyordu. Siyasal düşüncelerinin Harbiye Okulu’nda olgunlaşmaya başladığını söyleyen , bir yandan öğreniminde lı olmak için sürekli çalışıyor bir yandan da ülkenin kaderine kafa yoruyordu. Zira ülkenin siyasetinde yanlışlar olduğunu fark etmişti. Ülkedeki yanlışlar hakkında herkesin bilgi sahibi olmasını isteyen , Harp Okulunda başladıkları el yazısı ile gazete hazırlama işine geri döndü