nedir

şişmanlık hastalığı ve zararları

Aşırı kilolu olmak her açıdan negatif bir özelliketir bizler için.

her türlü sorununa kucak açabilir vücudumuz bu durumda.yapılan araştırmalara göre de kilosu normalin üzrinde olan kişilerin beyinlerinin daha hızlı yaşlandığı ortaya çıılmış.

Bilim adamlarının ilettiği bilgiye dayanarak söyleyebiliriz ki ,aşırı kilolu veya obez orta yaşlı kişilerin beyinlerinde, sağlıklı işleyiş göstergesi olan belirli kimyasallar düşük seviyelerde olmaktadır. Read the rest of this entry »

kanser2.jpgAllah kimsenin başına vermesin ama başa gelince de çekiliyor işte. hastalığı.insanların kabusu ne yazık ki deyince tüylerimiz ürperiyor..

kanserin , çeşitleri, cilt kanseri, ağız kanseri, gırtlak kanseri, İdrar Yolu Mesane Kanseri, Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri,Servikal (Rahim Boynu) , Kanseri,Kolorektal (Kalın Bağırsak Rektum) ,Testis Kanseri vs..böyle uzayıp gidiyor bu liste.bu yazımızda kanserin nedenleri, , türleri korunma yollarını size sunacağız.

Read the rest of this entry »

Lifli besinler hakkında bilinmesi gerekenlerin başında, iki grup lifli besin olduğunun bilinmesi gelir: suda eriyen erimeyen lifler.

Suda erimeyen lif içeren besinler (kuru erik gibi), dışkının miktarını artırarak, bağırsak faaliyetlerinin düzenlenmesinde son derece fayda sağlarlar. Bu tür suda erimeyen lifler, bitkilerin vücudumuz tarafından sindirilemeyen kısımlarıdır kompleks karbonhidratlardan meydana gelirler. Sindirim sisteminin iyi bir şekilde işlemesi için bu tür lifli besinlerin yeterince alınması gerekir. Read the rest of this entry »

maydan.jpgGenç görünmek, zinde ç olmak, cildinize canlılık, tazelik kazandırmak, vücudunuzdan toksin atmak, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlara şı direnç arttırmak, dolaşım bozukluğu yaşamadan vermek, ruh sağlığınızı güçlendirmek istiyorsanız Prof. İbrahim Saraçoğlu’nun Tempo okurları için hazırladığı ‘maydanoz beyaz lahana kürünü’ uygulayın.

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan gençlik kürü , maydanozun faydaları, zayıflatır mı, için, , hayat, suyunun, faydası, maydanozu ,tüketmeliyiz

Maydanoz Kürü

Kökleri hariç, saplarıyla birlikte 15-20 tane taze maydanozu havanda iyice ezin, üzerine yarım limon sıkın Read the rest of this entry »

par2.jpgMaydanozun vitamin kaynağı olduğunu belirten Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri ü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Eşiyok, yapraklarının A, C K vitaminleriyle demir bakımından zengin olduğunu söyledi.

Maydanozun potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum klorin yönünden de zengin olduğunu aktaran Eşiyok, “Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını şılıyor. Read the rest of this entry »

54316.jpgBilinçsiz yanlış yöntemlerle vücudunuza zarar verebilirsiniz. Günümüzde hareketsiz yoğun yaşantı içerisinde, insanların vücutlarında birçok rahatsızlıklar meydana gelmektedir. Bu rahatsızlıkların başında gelen şişmanlık, hem fizyolojik hem de sosyolojik açıdan insanları etkilemektedir. Şişmanlığın insan vücudunda oluşturduğu bu olumsuz etkilerden kurtulmak için birçok yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin içinde, vücuttaki şişmanlığın giderilmesi açısından yanlış zararlı uygulamalar insanları ya ulaştıramayacağı için etkisiz olacaktır.

Şişmanlığın giderilmesi için uygulanacak yöntemler vermeye yönelik olmamalı, vücutta yağ kitlesini azaltıp kas kitlesini artıracak yöntemler olmalıdır. Yağ yakmak amacıyla uygulanan yanlış yöntemler şunlardır: Read the rest of this entry »

yemek1.jpg ya da şişmanlık, vücutta sağlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yağ sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle İndeksi” nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index’in baş harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

İsterseniz kolay bir örneği birlikte hesaplayalım: Read the rest of this entry »

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda azalmıyor tersine artıyor.

Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. UYKU PROBLEMLERİ
Yapılan araştırmalar, günde saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, saat daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor.

Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir ünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ
Pek çok bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor.

Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden yapmaya başlamaları sırasında gelebilecek kilolara şı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEk
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin alışkanlıklarını hem hem de açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et büyük porsiyonlarda yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz. 6. NİKOTİN
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi açısından çok bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. alımını önlemek, almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az daha çok yapmak.

7. YAŞ
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. STRES
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

NTV

Erektil Disfonksiyon olarak da bilinen sertleşme sorunları, milyonlarca erkeği etkiliyor. 40 yaşın üzerindeki her 3 erkekten ikisi sertleşmeyi sağlama ya da sürdürmede bazı sorunlar yaşıyor bu erkeklerin çoğunda sorun en azından zaman zaman görülüyor. Psikolojik nedenlerin yanında sertleşme sorununun her zaman fiziksel bir nedeni bulunuyor. Çok sık görülen bu sorundan tıbbi müdahale ile kurtulmak mümkün. Ancak hastaların sessizliklerini bozup bir doktor desteği alması şart!

Pfizer’ın internet sitesinde yer alan bu yazı sertleşme sorununuz olup olmadığını saptamanıza doktorunuzla cinsel sağlığınız ile ilgili konuşmayı başlatabilmenize yardımcı olmak amacıyla hazırlandı. Üç adımdan oluşan yazının ilk adımda sertleşme sorunlarını tedavisini daha iyi anlamanız, ikinci adımda kendi cinsel sağlığınızı anlamanız, üçüncü adımda ise doktorunuzla cinsel sağlığınız üzerine konuşmanız sizin için uygun olan seçeneklerini tartışmanız amaçlanıyor.

 

 

1. Adım: Gerçekleri bilmek

SERTLEŞME SORUNLARI (EREKTİL DİSFONKSİYON) HAKKINDA

Sertleşme sorunu, yeterli düzeyde cinsel performans için gerekli sertleşmeyi sağlayamama /veya sürdürememe durumu olarak mlanır. Her zaman, hiç sertleşme sağlayamama anlamına gelmez. ’de sertleşme sorunu bulunan erkeklerin % 80’inden fazlasında tam bir işlev kaybı değil, hafif ya da orta derecede sertleşme sorunu bulunduğu saptanmıştır.

Erkeklerde cinsel sağlığın genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğu çoğunlukla gözardı edilir. Gerçekte, sertleşme sorunu bulunan hastaların yalnızca küçük bir üne tanı konulur, bu da sertleşme sorunu yaşayanların çoğunun soruna sessizce katlanmakta olduğu anlamına gelir. Sertleşme sorunu birçok erkeğin konuşmaktan rahatsızlık duyabileceği bir konudur.

Gerçek: ’de 40 yaşı üzerindeki erkeklerin % 69’u çeşitli derecelerde sertleşme sorunu yaşıyor..

SERTLEŞME SORUNU HAKKINDAKİ YANLIŞ İNANIŞLAR

1. “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorundur.”

Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuştu. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni bulunur.

2. “Sertleşme sorunu yanlızca yaşlı erkeklerde görülür.”

Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama /veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuş. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülez. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

3. “Cinsel ilişki için çok sınız.”

Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif ın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

4. “ hastalığınız varsa cinsel ilişkiye girmek krizine yol açabilir.”

hastalığı önemli bir tıbbi durumdur ancak cinsellikten zevk alamayacağınız anlamına gelmez. hastalığı nedeniyle gören pek çok erkekte, sertleşme sorunu da güvenli etkili bir şekilde edilebilir. Sertleşme sorunu ile ilgili herhangi bir tedaviye başlamadan önce, kalbinizin cinsel aktivite için fiziksel gereksinimleri şılayabilecek güçte olup olmadığını doktorunuza sormalısınız.

SERTLEŞME NASIL OLUŞUR?

ldığınız zaman beyniniz bir dizi olayı başlatmak üzere sinyal gönderir. Penis içindeki kan damarları gevşeyip genişleyerek penise gelen kan akımını hızlandırır. Aynı anda penis içinde uzanan, korpora kavernoza adı verilen süngersi oluşumlar da şişer toplardamarlar üzerinde baskı oluşturarak penis dışına çıkan kan akımını kısıtlarlar. İçeri giren kanın dışarı çıkandan daha fazla olması sonucunda penis büyüyerek sertleşme meydana gelir.

Bu süreç çok basit olmakla birlikte sertleşmenin, beyin, kan damarları, sinir hormonların bir bütün olarak mükemmel bir denge içinde çalışmasının bir sonucu olduğunu unutmamak gerekir. Eğer bu sürecin bir parçası bile sağlıklı yürümüyorsa, erkeğin sertleşme sağlama veya sürdürme yeteneği etkilenebilir.

Gerçek: Sigara, şişmanlık, alışkanlığı veya ilaç kullanımı, normal dolaşım ya da sinirsel işlevleri bozarak sertleşme sorunlarının oluşumuna katkıda bulunabilir.

SERTLEŞME SORUNU NASIL OLUŞUR ?

Eğer sertleşme sorununuz varsa, sertleşmeyi sağlayan süreç bozulmuş olabilir. Sertleşmenin sağlanması sürdürülmesi için gereken penise gelen kan akımı, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, şeker hastalığı veya damar sertleşmesi gibi tıbbi bir bozukluğun sonucunda azalabilir.

Beyin penis arasındaki bağlantı, omurilik yaralanması, multiple skleroz, inme ya da veya kalın bağırsak ameliyatı gibi durumların yol açtığı sinir zedelenmeleri nedeniyle engellenebilir.

Sertleşmeyi sağlama sürdürme sürecini engelleyen diğer faktörler arasında, karaciğer ya da böbrek hastalıkları, depresyon, stres çeşitli ilaçlar bulunur.

SERTLEŞME SORUNUNA YOL AÇABİLECEK NEDENLER

Yaşam biçimiyle ilgili faktörler:

Sigara

alışkanlığı

Stres

Şişmanlık  

Sık görülen tıbbi durumlar:

Şeker hastalığı

hastalığı

Yüksek tansiyon

Yüksek kolesterol

Damar sertliği

Depresyon

kanseri ameliyatı

Bağırsak kanseri ameliyatı

Böbrek yetersizliği

Omurilik yaralanması

Multipl skleroz

Bazı ilaçlar (uzun süre kullanıldığında):

İdrar söktürücüler (diüretikler)

Tansiyon ilaçları

Kolesterolü düşüren ilaçlar

Şeker hastalığı ilaçları

Depresyon ilaçları

tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar

Bazı ülser ilaçları

RİSKİNİZİ NASIL AZALTIRSINIZ?

Sertleşme sorunlarının oluşma riskini azaltmanın belki de en iyi yolu sağlıklı bir yaşam sürdürmektir. Sigara içmek, fazla yağlı gıdalar tüketmek aşırı almak, sertleşme sorunlarının görülme olasılığını önemli ölçüde artıran durumların ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Bunlardan kaçınmak riski azaltmak açısından önemlidir.

Doktorunuza yapacağınız düzenli kontrol ziyaretleri de, şeker hastalığı veya yüksek kan basıncı gibi sertleşme sorununa olan hastalıkların belirlenmesine yardımcı olabilir.

Gerçek: Sertleşme sorunu ile ilgili endişelenmek durumu müzminleştirebilir veya şiddetlendirebilir. Eşinizle sorunları açıkça konuşmanız bu endişeyi hafifletmeye yardımcı olabilir.

SERTLEŞME SORUNLARI YAŞLANMANIN KAÇINILMAZ BİR SONUCU DEĞİLDİR!

Yaşlanma ile birlikte erkeklerin cinsel lmaya şı verdikleri yanıtlarda doğal olarak bazı değişikliklerin meydana geldiğini bilmekte yarar var: Sertleşmeyi sağlamak orgazma ulaşmak daha uzun zaman alabilmekte, doğrudan uyarı gereksinimi daha fazla artmakta sertleşmeler arasında daha çok zamana ihtiyaç duyulabilmekte.

Ancak yaşlandıkça cinsellikten zevk alma yeteneğimizin azaldığı yanlış bir inanıştır. Yapılan çok sayıda çalışmada aktif ın tüm yaş gruplarında normal olduğu kanıtlanmıştır.

Sertleşme güçlüklerinin oranı 40 yaşın üzerinde artmakla birlikte, sertleşme sorunları yaşlanmanın doğrudan bir sonucu olarak düşünülmemektedir. Daha çok, erkekler yaşlandıkça sertleşme sorunu görülme sıklığını şiddetini, yüksek kan basıncı şeker hastalığı gibi yaşa bağlı hastalıklar artırıyor gibi görünmektedir.

SORUNDAN KAÇMAK ÇÖZÜM DEĞİLDİR ?

Pek çok halen, davranışlarını değiştirerek veya bir çözüm bularak sertleşme sorunları ile tek başlarına başa çıkabileceklerine inanıyor. Daha da kötüsü bazı erkekler sorundan kaçarak, kendileri performansları üzerinde baskı oluşturacak şekilde kendilerini suçluyor. Bu baskılar kaçınılmaz olarak stres endişeleri artırıp, bunun sonucunda da performansı daha fazla düşürüyor.

Sertleşme sorununun genellikle dolaşım /veya sinir sistemine ait fiziksel bozuklukların yol açtığı tıbbi bir durum olduğunu unutmamak çok önemli. Sorunu kendi başına çözmeye çalışmak veya kendine baskı yapmak sertleşme sorununu ortadan kaldırmaz. Sertleşme sorunu tıbbi bir durum olduğundan, en iyi yanıt doktorunuz tarafından önerilen tıbbi tedavilerle elde edilir. Doktorunuzla sorunu konuşmanız bu nedenle büyük önem taşır. 

 

2. Adım: Sorunu mak

SİZDE SERTLEŞME SORUNU VAR MI?

Sertleşme sorunu olan hastaların çoğu, sertleşmeyi sağlama veya sürdürmede hafif ya da orta derecede bir zorluk yaşarlar, orgazm boşalma yeteneği gibi işlevler genellikle normaldir.

Sertleşme sorununun şunlardır:

Sertleşmeyi sağlayamama ya da sürdürememe

Cinsel birleşme için yeterli sertlikte sertleşme sağlayamama

Cinsel birleşme sırasında sertleşmeyi sürdürememe

Tam bir cinsel birleşme için yeterli süreli sertleşme sağlayamama

Cinsel birleşmenin tatmin edici olmaması

Sertleşme sorununun sizin de yaşadığınız bir sorun olup olmadığını anlamanıza yardımcı olması için, broşürün son üne bakınız arka kapağın iç tarafında yer alan kısa değerlendirme formunu yanıtlayınız.

İpucu: Sertleşme sorununu doktorunuzla konuşmak en iyi yaklaşımdır.

SERTLEŞME SORUNU EŞİNİZİ NASIL ETKİLEYEBİLİR?

Sertleşme sorununu bulunan pek çok , durumlarıyla çok fazla meşgul olduklarından, sertleşme sorununun eşleri ilişkileri üzerinde ne kadar olumsuz bir etki yaratabildiğinin farkına varmamaktadır.

Örneğin, sertleşme sorunu olan erkekler duygusal olarak eşlerinden uzaklaşmaya başladıklarını farkedebilirler. Erkekler hayal kırıklığı, , kızgınlık, boyun eğme kaçınma duygularıyla mücadele ederken, eşleri de aynı derecede yıkıcı duygular hissedebilmekte kendilerini reddedilmiş, çekici olmayan hatta sevilmeyen biri olarak görebilmektedirler.

Eşlerindeki sertleşme sorununu iş stresi veya yorgunluk gibi dış kaynaklı faktörlerin sonucu olarak görmeleri de sorunu ağırlaştırmaktadır. Eşler sertleşme sorununun belirtilere yol açan tıbbi bir durum olabileceğini anlayamayabilir veya başında farkedemeyebilirler. Sonuç olarak tüm ilişki stres altına girebilir.
Eşiniz size yardımcı olmak isteyebilir, ancak eşlerin sertleşme sorununun belirtilerini tartışmaya istekli olmamaları da sık rastlanan bir durumdur. Bu kişiler bilinçli olarak sessiz kalarak üzerinizde fazladan bir yük oluşturmamaya çalışırlar konuşmayı sizin başlatmanızı bekleyebilirler.

Yakınlık sağlıklı bir ilişkiyi sürdürebilmek için eşinizle iletişim kurmanız önemlidir. Onlarla sertleşme sorununun nedenleri olası tedavileri hakkında konuşmanız temeldir sertleşme sorununun her ikiniz üzerinde yaratabileceği endişe stresin azaltılmasına yardımcı olacaktır.

 

3. Adım: Sorunun

DOKTORUNUZLA KONUŞMAK

Eğer sertleşme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuza danışmak sorunun çözümü için en adımdır. Günümüzde doktorlar bu durumla rutin olarak ilgileniyor sertleşme sorunundan etkilenen başka pek çok hastanın sorularına çözüm bulmaya çalışıyor.

Doktorunuz kesin tanı koymak için standart bir muayene yapabilir tıbbi özgeçmişinizle ilgili sorular sorabilir. Bu soruları açık dürüstçe yanıtlamanın çözümün anahtarı olduğunu unutmayın.

İpucu: Eğer konuşmayı kolaylaştıracaksa, doktorunuzla sertleşme sorunu ile ilgili randevunuzda eşinizin de bulunmasını isteyebilirsiniz.

TEDAVİ SEÇENEKLERİ

Sizin için uygun seçeneği bulmak

Hemen hemen tüm sertleşme sorunları edilebilir. Aslında birçok seçeneği bulunduğunu henüz bilmiyor olabilirsiniz.

Bütün tedavilerin kendine özgü üstünlükleri riskleri var. Sizin için hangi seçeneğin uygun olduğuna yanlızca doktorunuz verebilir.
Ağızdan

Bu, sertleşme sorununun altında yatan nedenden bağımsız olarak etki gösteren ağızdan alınan haptır. İlaç kullanıldığında, erkekte doğal sertleşme sürecinin oluşabilmesi için cinsel uyarı gerekir. Ağızdan genel olarak etkili güvenilirdir.

Vakum

Bu tedavide, bir vakum pompası, kapalı plastik bir silindir sıkıştırıcı bir halkadan oluşan bir vakum aygıtı (VCD) kullanılır. Penisin bu silindirin içine yerleştirilip pompa kullanılarak havanın dışarı atılmasıyla oluşturulan negatif basınç, sertleşmeyi sağlayan dokuların kanlanmasını sağlar böylece sertleşme oluşturulur, daha sonra penisin tabanına yerleştirilen sıkıştırıcı bir bant ile sertleşmenin devamı sağlanır.

Transüretral

Transüretral , penisin idrar yolu ağzından bir kanül veya süpozituar uygulama sisteminin yerleştirilmesinden oluşur.

Penise Enjeksiyon

Penise enjeksiyon , cinsel birleşmenin öncesinde, bir iğne aracılığıyla bir ilacın doğrudan penisin kenarından penis kasına enjekte edilmesinden oluşur.

Penis İmplantları (Protezleri)

Bu , peniste sertleşmeyi sağlayan dokuların yerine bir protez yerleştirilmesinden oluşur. İmplantların başlıca iki tipi vardır: Bir, iki veya üç bileşenli şişirilebilir (hidrolik) aygıtlar orta sertlikte yumuşak protezler. Bu iki tip aletin uygulanması da, geri dönüşsüz bir ameliyat gerektirdiğinden genellikle yalnızca diğer seçeneklerinin sız olduğu hastalarda düşünülmektedir.

Profesyonel Danışmanlık

Psikoterapi /veya tek başına davranışçı , sertleşme sorununun hiçbir fiziksel nedeninin bulunmadığı bazı hastalarda veya tıbbi girişimleri ameliyatı reddeden hastalarda yararlı olabilir.

TEDAVİDEN SONRA NELER BEKLENMELİ?

Cinsel sağlığınızı iyileştirmek sertleşme sorununuzu etmek kendinize olan güveninizi yeniden kazanmanızı sağlar. Böylece pek çok , eşiyle özel yaşamını tekrar kurabilir cinsel duygularını yeniden yaşayabilir. Ancak unutulmaması gereken birkaç nokta var:

Tedaviler doğrudan cinsel isteği artırmaz.

Siz doktorunuzun seçimi hemen her zaman sonuç vermeyebilir. Eğer beklediğiniz sonuçları alamazsanız doktorunuzu arayınız. Onunla birlikte sizin için en uygun tedaviyi dozunu belirleyebilirsiniz.

, ilişkinizin temelinde yatan diğer sorunları çözmez.
Eşiniz doktorunuzla iletişim yollarını açık tutmanız, tedavinin etkisinin kalıcı olmasına yardımcı olur.

Unutmayın, sertleşme sorununuz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuzla konuşmak bu sorunun tedavisinde atacağınız en adımdır.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Uzman Diyetisyen Canan Ulus, şişmanlığın psikolojik sorunlardan diyabet, kısırlıktan rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa sebep olduğunu bildirdi.

’de bayanlarda yüzde 27-30, erkeklerde ise yüzde -15 arasında görülen şişmanlığın üstesinden doktor kontrolü altında gelinebileceğine dikkat çeken Canan Ulus, “Şişmanlık birçok hastalığa olduğu gibi kendisi de bir hastalıktır. Özellikle son yıllarda çocuklarda yanlış beslenmeden kaynaklanan şişmanlığa rastlanmaktadır. Bilinçli bir şekilde şişmanlıktan kurtulmanın çareleri aranmalıdır” dedi.

Vücudun yağ dengesinde oluşan bozulmaların olduğu şişmanlığın yaşam kalitesini bozduğunu, bunun yanı sıra birlikte görülen hastalıklar nedeniyle erken yaşta ölümlerin söz konusu olduğunu vurgulayan Ulus, “Fiziksel estetik görünüm bozukluğu dolayısıyla sızlık, ortama uyamama gibi sorunları da beraberinde getirmekte, hatta psikolojik rahatsızlıklara bile olabilmektedir” diye konuştu.

Ulus, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner hastalığı, yetmezliği, felçler, üreme ile ilgili hastalıklar, kanserler, safra kesesi hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, eklem problemleri, ürik asit yüksekliği, reflü hastalığı idrar kaçırmanın şişmanlıkla birlikte olabilecek hastalıklar olduğuna değindi.

Tip 2 diyabetiklerin yüzde 80′inin şişman olmasının tesadüf olmadığına işaret eden Ulus, yine ideal kilonun yüzde 20’sinin üzerine çıkıldığında hipertansiyon gelişme riskinin de 8 kat arttığına dikkat çekti. Ulus, “Ayrıca artışı ile birlikte kolon, rectum, kanserlerinde bunlardan ölümde de bir paralel artış söz konusudur. Kilolu hanımlarda sık görülen siklus bozuklukları polikistik over sendromu kısırlık gibi problemlere de genellikle şişmanlık eşlik etmektedir” şeklinde konuştu.
edilmesi zorunlu olan şişmanlıktan kurtulmaya veren bireylerin öncelikle dahiliye doktorlarına görülmesi, ardından diyetisyen kontrol takibinde diyete başlaması gerektiğini vurgulayan Ulus, diyetisyenin uygun diyetle birlikte hastaya yapması gerekenleri söyleyeceğini vurguladı. Ulus, şişmanlıktan kurtulmada irade sabrın önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Fazla kilolardan kurtulmak veya sağlıklı kiloda kalmak bazen kolay kolay lamaz…

Fazlalıklarınızdan kurtulmak için nıza yeni bir yön vermeniz köklü bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapmanız gerekir. Bunun için yanlışlarınızı yüreklice ortaya koymanız, doğru kalıcı çözümler bulmanız şarttır. Öncelikle şunu kabul etmelisiniz: “Fazla kiloluluk veya şişmanlık bir sağlıksızlık durumudur”. Fazla kilolu olmanın arkasında çoğu kez fazla kalori tüketiminin yattığı doğrudur. Fazla büyük porsiyonlar halinde , mideyi abur-cubur yiyecek içeceklerle bir çöp kutusuna çevirmek, zamansız beslenmek önemli bir sorundur ama emin olun ki suçlu her zaman yeme-içme yanlışlarınız olmayabiliyor. Yani sorun her zaman midenizden kaynaklanmıyor. Eğer vermeyi ya da mücadelesini başarmayı istiyorsanız ilaçlar, pasif , mucize iğneler, haplar şuruplarla zayıflamayı unutun bugünkü sayfamızın tümünü dikkatle okuyun.


Okuduktan sonra saklamayı, fırsat buldukça yeniden okumayı da ihmal etmeyin.


Suçlu o kadar çok ki
Suçlu her zaman siz olmayabilirsiniz, sorun yapınız veya genetik kurgunuz da olabilir. Kısacası sorun bazen de bedeninizden kaynaklanır. Durum böyle olduğunda ihtiyacınız kadar, hatta daha az kalori tüketmenize rağmen kolayca alabilirsiniz. Çünkü metabolizmanız yavaştır. Fazladan aldığınız 50-100 kaloriyi bile yakamaz. Metabolizma yavaşlığının sebebi bazen genetik kurgunuz bazen de tiroit bezinizin hastalığı veya bağırsak floranızın dengesizliğidir. Yeni bazı araştırmalar virüs enfeksiyonlarının bile yağ hücrelerinin metabolizmasını bozduğunu gösteriyor. Sorun bazen de aşırı insülin üretiminiz, yüksek dozda kortizol yapımınızdır. Hipofiz bezi hastalıklarının, şeker hastalığının daha pek çok hormonal-metabolik problemin (menopoz, andropoz…) sizi zorla, fazla kilolu biri yapabileceğini de hatırlatalım. Bu durumda ihtiyacınız olan şey “daha az ” değildir. Altta yatan tıbbi-metabolik problemi çözmek ya da -aktivite dengesini yeniden düzenlemektir. Bu durumda diyetisyenler de, uzmanları da, psikologlar da size yardımcı olamazlar. Size sadece doktorunuz yardımcı olabilir.


Tembelseniz işiniz zor
Sorun bazen de aşırı tembelliğiniz, hareketsizliğinizden kaynaklanır. Herhangi bir nedenle bir eklem sorunu yaşadığınızda, ayağınız burkulduğu veya tendonlarınız zorlandığında bir süre için hareketinizi azaltmak zorunda kalmış olmalısınız. Bu dönemlerde birkaç haftada 3-5 aldığınızı hatırlıyor musunuz? Farkına varmadan tembelleşmeye başladıysanız, örneğin artık eskisine oranla günde 1000 adım daha az attığınızda bile alabilirsiniz. Bu gibi durumlarda her gün 70-80 kalori daha az yakarsınız. Bu günlük 70-80 kalorilik birikimler ayda 3000-3500, yılda 30-40 bin kalori demektir. Bu da her yıl ortalama 5 almak anlamına gelir (7000-7500″lik bir kalori birikimi size bir aldıracaktır). Sağlıklı bir yönetimi için aktivitenin neyi ifade ettiğini bu örnek size yeterince anlatacaktır. Bu durumda olanların kilosunu yönetmekte uzmanları, uzmanlarından daha etkili rol arkadaşlarıdır.


Suçlu ruhsal sorunlar olabilir
Bazı hastaların sorunu ise yeme davranışındaki problemlerde yatmaktadır. Bunlar kahvaltıyı atlayan, öğle yemeklerini geçiştiren ancak akşam eve dönünce buzdolabının kapağından ellerini çekemeyen, çoğu kez hızlı, çiğnemeden, neredeyse yutarcasına beslenen, fazla kilolu ya da şişmanlardır. Onlar gün boyu unuttukları buzdolaplarına gece boyunca neredeyse yapışık kalırlar. Bazıları neredeyse mutfakta yaşarlar. Bunların içinde gece yarısı tatlı uykularından uyanıp buzdolabına tekrarlayan ziyaretler yapanlar bile var. Böyle bir sorununuz varsa size uzmanı, danışmanı ya da doktor değil, deneyimli bir psikolog daha çok yardımcı olacaktır.

kaynak: bayanca.net

yiyeceklerle dolu bir bir süre sonra sizi sı amaca ulaşamazsınız. Oysa tatlıyı, ekmeği kesmeden, sevdiğiniz yiyeceklerin de yer aldığı bir beslenme şekli ile moraliniz bozulmadan verebilirsiniz…

yapanların en büyük sorunlarından biri de yasaklı yiyeceklerdir, uzun sıkıcı reçeteleri ağız tadına uymaz bir süre sonra sıkıcı bir hale gelir. Oysa Beslenme Uzmanı Dilara Acımış Koçak”ın bu konuda farklı bir düşüncesi var; “Diyetinizde sevdiğiniz yiyecekler de mutlaka yer almalıdır. Tatlıyı, ekmeği kesmeden de verebilirsiniz” diyor. Neyi, ne zaman hangi yiyeceğin yerine yemeniz gerektiğini bilirseniz diyetiniz lı olur.
Ara öğünleri atlamayın
Ekmeğin içinde çok değerli olan B vitamini bulunduğundan diyetten tamamen çıkarmak doğru olmaz. Kepek ekmeği lif içerdiğinden çok daha sağlıklıdır. Ayrıca ara öğünlerle birlikte mutlaka 6-7 öğün yemelisiniz.


Üç saatte bir yediğinizde bir sonraki öğünde daha az aç olur dolayısıyla aşırıya kaçmazsınız. Diyetinizde mutlaka ara öğünler olmalıdır. Böylece kan şekeriniz düşmez, tatlı ihtiyacınız daha az olur.
Şişmanlık genetik
Çalışmalar aynı kaloriyi almalarına rağmen 6 öğün yiyenlerin 3 öğün yiyenlere göre çok daha kolay verdiğini göstermiş. Öte yandan şişmanlıkta yüzde 30-40 oranında genetik faktör etkili. Yüzde 60- 70 oranında ise çevre sosyal n etkileri var. 1965- 1971 yılları arasında ”de şişmanlık oranı ortalama yüzde 28 iken günümüzde bazı illerde 36″lara, 40″lara çıkmış.
“Su içsem yarıyor”
Bu sözü şimdiye kadar çok duymuşsunuzdur. Ancak bu deyimin gerçeklik payı yok çünkü suyun enerji değeri yok. Vücudunuzda ne kadar çok kas varsa metabolik hızınız o kadar yüksek, yani yağ yakma kapasiteniz o kadar iyi demektir. Yanlış bir diyetle veren kişi yağ dokusundan çok kas dokusunu kaybettiyse 1gr. kas kütlesi kaybı ile 2.7 gr. su da kaybetmiş demektir. Peki bu durumda ne olur? Metabolik hız düştüğünden kişi az yese de besinleri yakma kapasitesi düştüğünden kilosu artacaktır, aynı şekilde kaybedilen su da bir miktar dengeleneceği için “su içsem yarıyor” diyecektir.
Şişmanlık hızla yayılıyor
- Eğitim durumuna mesleğe göre şişmanlığın görülme sıklığına bakıldığında üniversite mezunu olan kişilerde şişmanlık oranı yüzde 8, ortaokul mezunu olanlarda yüzde 16, ilkokul mezunu olanlarda yüzde 24, okuma yazma bilmeyenlerde ise yüzde 35 oranında olduğu görülmüş.
- Dünya Örgütü”ne göre 2020 yılına kadar yılda ortalama 3 milyon olan aşırı obezitenin yol açtığı ölümlerin sayısı 5 milyona yükselecek.
Bunları dikkate alın!
- Çay şekersiz açık içilebilir.
- Günlük 10 bardak su içilmelidir.
- Günlük 2 kahve şekersiz içilebilir.
- Günlük 1 soğuk içecek içilebilir.
- Öğle salatalarına 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenebilir.
- Sebze yemekleri 1 kg. sebzeye 2 kaşığı zeytinyağı ile pişirilmelidir.
- Et, tavuk yemekleri ızgara, haşlama veya fırında pişirilebilir.
- Salatalık gün boyunca serbest olarak yenilebilir.
- Öğün atlanmamalı tam yapılmalıdır.
egzersizle desteklenmeli
mutlaka ile desteklenmelidir. Çünkü yapan kişinin yağ dokusu daha çabuk kaybolur. başlangıcında vücut ağırlığında önemli bir azalma olmayabilir çünkü yağ dokusu azalırken başta kas kütlesi olmak üzere yağsız vücut kitlesi artar. Kas kitlesi arttığı için kaybı az olabilir fakat sağlıklı sağlanır. Sporun sıklığı, tipi, hızı, şiddeti, süresi tekrar sayısı önemlidir. Ancak egzersize başlamadan önce kontrolünden geçilmeli, kişiye özel olarak önerilecek olan egzersizler yapılmalıdır.
Yağları yakamıyoruz?
Unutmayın ki doğru kaybı vücut yağ dokusundaki azalma ile olur. Bu da yağsız doku kitlesinin yani kas ağırlığının korunması demektir. Bazal metabolik hız vücudumuzdaki yağ yağsız doku ile orantılıdır. Kas kütleniz azaldıkça yağ yakma kapasiteniz de azalır.

kaynak: bayanca.net

“Yaşamak İçin ” adlı kitabı 4 milyon satan Amerikalı Beslenme Uzmanı Bill Phillips, öneriyor: Günde 6 öğün yiyin. Rejim vermeden zayıflatan diyetisyen: “Ara öğünlerde vanilyalı, çilekli, enerji veren içecekleri tüketin” diyor


Kendinizi formda zinde hissediyor musunuz? Gerçekten sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor musunuz? Bu sorulara tatmin edici yanıt verenlerin sayısı oldukça az. Çoğu kez, beslenmek için değil, yalnızca doymak için yiyoruz. Aşırı şişmanlık hastalığı, diyabet krizi gibi ciddi sorunlarına zemin hazırlıyor. Yalnızca ABD”de her gün bin kişinin şişmanlık buna bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Obezitenin faturası da oldukça kabarık. Geçtiğimiz yıl ABD”de yanlış beslenmeye teşvik edecek reklamlarının maliyeti 15 milyon . Obezitenin bir numaralı sorunu olduğu ABD”de artık yeni bir beslenme anlayışı var.


Beslenme Uzmanı Bill Phillips, satış listelerini alt üst eden “Yaşamak İçin ” (Eating for Life) adlı kitabında sağlıklı formda bir yaşamı ömür boyu sürdürmenin ipuçlarını veriyor. Phillips, doğru bildiklerinizin aslında yanlış olduğuna dikkat çekiyor.


için önce sevdiğimiz şeyleri yeriz, sonra onlarla savaşmak için spora ya da rejime sarılırız. “ şeytan, rejim kurtuluş” düşüncesini kafanızdan silin. Tek yapmanız gereken, ne yiyeceğinizi bilmek. Besinleri yanlar, zamanla kendi tariflerini yaratmayı kavrıyor dilediklerini yiyerek ömür boyu formlarını koruyor.


yemeyi öğrenin
Rejimler nefesi tutmaya benzer. Başarmak için kendimizi zorlarız. Ancak bunu kısa bir süre yapabiliriz. Tekrar havaya ihtiyacımız olduğunda tüm çabalarımız boşa gider. Yapmamız gereken “ yapacağımızı değil, yiyeceğimizi bilmek.” Unutmayın hiçbir yöntem açlığınızı yok edemez.


Fast-food beyni uyuşturuyor
Şişmanlığın bir numaralı nedeni olarak fast-food gösteriliyor. Bilim adamlarının son bulgularına göre; yağ, tuz şeker beyinde eroin morfin etkisi yapıyor. Formda kalmanızı sağlayacak ideal mönü


Kahvaltı
- Omlet buğday gevreği (1 kişilik)
İçindekiler: 1 , 1 porsiyon light buğday gevreği, yarım bardak yağı azaltılmış süt şeker.


Hazırlanışı: Çok az zeytinyağı koyduğunuz tavayı ısıtın. Çırptığınız yumurtayı tavaya koyun dört dakika pi. Omletinizi tabağa koyun. Başka bir kabın içine koyduğunuz gevreğin üzerine süt ekleyin. Kahvaltınız hazır.


Ara öğün
- Vanilyalı besleyici içecek (marketlerden temin edebilirsiniz)


Öğle yemeği
- Pitalı salata (2 kişilik)


İçindekiler: 2 porsiyon yağsız biftek, 1 yemekkaşığı su, 2 kepekli pita ekmeği, 2 kaşığı az yağlı krem peynir, 2 kaşığı yağsız krema, 2 kaşığı salsa sos, 1 kap doğranmış marul, 1 doğranmış , 1 paket yağsız cheddar peynirin dörtte biri.


Hazırlanışı: Biftekleri pembeleşinceye kadar suyla pi. Pita ekmekleri sekizer dilime ayırın ısıtılan fırına verin. Hafif kahverengi olana kadar yaklaşık 7 dakika pi. Biftekler soğurken krem peyniri, kremayı salsa sosunu bir kapta iyice ıştırın ışımı iki tabağa bölün. Biftekleri bu sosun üzerine yerleştirin marul, , cheddar peynirini üzerine ekleyin. Tabakların kenarlarına sekizer dilim pita ekmeklerini dizin.


Ara öğün
- 1 elma bir porsiyon yağsız dil peyniri


Akşam yemeği
- Tavuklu erişte çorbası (2 kişilik)


İçindekiler: 1/2 kaşığı zeytinyağı, 1 doğranmış soğan, 1 soyulmuş doğranmış havuç, 1 doğranmış kereviz sapı, 1 defne yaprağı, yarım çay kaşığı karabiber, 3 fincan yağsız tavuk suyu, 1/2 fincan su, 2 porsiyon doğranmış tavuk göğsü, 2 porsiyon erişte, bir tutam taze , 1 kaşığı doğranmış dereotu.


Hazırlanışı: Bir tavada zeytinyağını ısıtın. Soğanları ekleyin kavurun. Havucu, kerevizi, defne yaprağını, karabiberi, tavuk suyunu suyu ekleyin. Yüksek ateşte kaynayana kadar bekleyin. Çiğ tavukları ışıma atın tekrar kaynatın. Kaynadıktan sonra erişteleri ıştırın 8 dakika ağır ateşte pi. Defne yapraklarını çıın. dereotunu ekleyin.


Gece: Fındıklı brownie


yapanların yağa ihtiyacı var


Beslenmeyle ilgili yanlışlar, zayıflamaya formda kalmaya engel oluyor. Beslenme Uzmanı Bill Phillips, yanlışlara dikkat çekerek doğru bilgileri şöyle belirtiyor:


Yanlış: vermek için haplarından faydalanmak şart.


Doğru: Milyonlarca insan hapların ı olmadan istedikleri kiloya ulaşmayı başardı. Doğru beslenme bütün haplardan daha etkilidir.


Yanlış: Düzenli yapanlar her istediklerini yiyebilir.


Doğru: vücudun besinlere olan ihtiyacını artırır. Besin fakiri bir vücut daha büyük sorunlar çıkarabilir. Sporun yararlı olması için vücudun vitamin, protein, karbonhidrat yağlara ihtiyacı var.


Yanlış: vermenin en iyi yolu düşük karbonhidrat rejimleri uygulamaktır.


Doğru: Düşük karbonhidrat rejimleri enerjimizi düşürür bizi depresif yapar. Bu tip programlardan uzak durmalıyız.


Tatlı severlere- Fındıklı brownie


İçindekiler: Yarım fincan soya unu, yapay tadlandırıcı, bir fincanın dörtte biri kadar kepekli buğday unu, bir fincanın dörtte biri kadar şekersiz kakao, kanola yağı, yarım çay kaşığı kabartma tozu, bir çay kaşığının dörtte biri kadar tuz, 2 çay kaşığı vanilya, 3 akı, bir fincanın dörtte biri kadar su, bir fincanın üçte biri kadar parçalanmış fındık.


Hazırlanışı: Tepsiyi enerjisi azaltılmış yağla sıvayın. Soya unu, buğday unu, tatlandırıcı, kakao, kabartma tozu tuzu ıştırın. Başka bir kapta kanola yağı, vanilya, akı suyu ıştırın. İki ışımı çırpıp tepsiye dökün. Üzerine fındıkları döküp pi.

kaynak: bayanca.net

vermek kadar gelinen kiloyu korumak da önemli. Dr. Murat Topoğlu”nun vermek istediğiniz kiloya uygun reçeteleri tarifleriyle bu mümkün…

Obezzite, çağımızın hem en büyük bir hastalığı olmanın yanı sıra 50″nin üzerinde değişik hastalıklara yol açtığı da artık biliniyor. Amerika”da şişmanlık oranı nüfusun neredeyse %60″ını oluşturuyor. Yapılan bir araştırmada ”de 25 yaşın üzerindeki kadınlarımızın yaklaşık %40 ı, erkeklerimizin ise %20 si fazla kilolu sınıfına giriyor.


Mutlaka üç öğün
İşin özü, belirli yiyecekleri diyetinizden çıkarmaktan ibaret. Her şeyden önce süresince tek bir öğünü bile kaçırmamanız şart. Eğer “Ne olacak canım, yemeyiveririm” derseniz, metabolizmanız rotasından çı bir sonraki öğünde yağ rezervlerini artırmak için elinden geleni yapar. Bu nedenle günde mutlaka üç öğün yemelisiniz.


Sabah öğlen hiçbir şey yemeyip, akşam yemeğinde bütün günü telafi etmek için karnınızı tıka basa doldurmamaya dikkat etmelisiniz.

3 haftada 5 Kg. incelten


Pazartesi
Sabah : 1 dilim ekmek, bir parça yarım yağlı peynir çay, kahve, ada çayı, ıhlamur yoğurt (şekersiz)
Öğle : Bir kase salata; yanında yoğurt limon az tuz sirke nar ekşisi
Akşam : Bir tabak ıspanak yanında yoğurt


Salı
Sabah : Bir armut 10 light bisküvi
Öğle : Bir kase cacık (az tuzlu yağsız)
Akşam : 5 ekmeksiz hazırlanmış köfte


Çarşamba
Sabah : Bir greyfurt
Öğle : 100 gr haşlama veya fırında tavuk
Akşam : Bir tabak fırında mantar


Perşembe
Sabah : Bir dilim kepek ekmeği 3-4 siyah veya yeşil zeytin
Öğle : Bir tabak mevsim salatası
Akşam : Bir tabak yağsız menemen


Cuma
Sabah : 10 light çubuk kraker, Bir meyve suyu (sıkma)
Öğle : Bir tabak sebze musakka (tatlı kaşığı zeytinyağlı)
Akşam : 1 porsiyon bonfile ızgara


Cumartesi
Sabah : Peynirli sandviç
Öğle : 1 simit yanında çay (şekersiz)
Akşam : 1 porsiyon bonfile tavuk


Pazar
Sabah : 2 meyve
Öğle : Salata süzme yoğurt 1 kase
Akşam : 2 tavuk but veya 2 kanat yağda kızartılmayacak


Bu sırasında haftada 3 kez yürüyüş veya yapılmalı. Günde 2-3 litre(10-15 bardak) su mutlak içilmelidir. Diyete bu şekilde 3 hafta devam edilmelidir.

kaynak: bayanca.net

Soğuk rüzgar cildinizi olumsuz yönde etkileyebiliyor. Ancak biraz dikkat özenle daha bakımlı, sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz…
Cilt, eller dudaklar…. Kısacası tüm vücudumuz kış şartlarından olumsuz etkilenebiliyor… İşte kış güzelliği için bazı öneriler…
Dudaklarım çok kuruyor
Her şeyden önce dudaklarınızı yalamaktan vazgeçin. Böyle bir huyunuz varsa ne kadar tedbir alsanız da dudaklarınızın kuruması kaçınılmaz olacaktır. Ara sıra dudak koruyucu sürmenin yeterli olmadığını unutmayın. Düzenli bir şekilde kullanın.
Nemlendirici işe yarar mı?
Cildiniz çok kuru ise nemlendirici losyon yerine krem kullanmanızda yarar var. Kremlerin içinde bulunan zengin yağ bileşimlerinin kuru olmayan ciltlere ağır geldiği biliniyor. Ancak, özellikle kış mevsiminde kuru olan ciltleri rahatlatıyor.
Dirsekler kirli gibi görünüyor?
Cildin bu bölgelerinin deri yapısı oldukça kalın.