nedir

Piyasada bir süredir kapış kapış satılmakta olan

telefonlar, gelişmiş özellikleriyle kullanıcıları üzerinde iyi bir intiba bırakıyor. Aşağıda olarak satılmakta olan iki çeşit telefonu özelliklerini görebilirsiniz. Bu telefonlar sundukları özellikler ile de olsa alınabilir, yani kişinin insiyatifine kalmış birşey. Fakat sakın ola ki size gerçek gibi satılmasına izin vermeyin. ’nın resmi gelecek planında bu ürünler kesinlikle yer almamaktadır.


nokia_n99i.jpg

Özellikleri:
1.3 Megapiksel Kamera, FM radio, müzik Mp4 , Analog anten TV yayınlarını izleyebilme, , Bluetooth, GPRS, 256MB dahili hafıza 2.6 inç dokunmatik .

Yeni
nokia_n99i_2.jpg

Özellikleri:
3 Megapiksel kamera, 764KB dahili hafıza, 256MB Micro SD Kart, TV yayınlarını izleyebilme, , müzik Mp4 , GPRS, Bluetooth, Dokunmatik .

Cihazlar tamamen olduklarından hiçbir garanti içermemektedir. Yani bozulursa at çöpe…

merzifon’nın İlçesinin Tarihi Kimliği Gün Yüzüne Çıkartılıyor. İlçenin Uzun Yıllar İlgisizlik İhmaller Sonucu Kaybettiği Tarihi Özelliği, Vakıflar Genel Müdürlüğü Belediyesi’nin İşbirliği ile Yaptığı Restorasyon Çalışmalarıyla Yeniden Gün Yüzüne Çıkartılmaya Başlandı.

’nın ilçesinin tarihi kimliği gün yüzüne çıkartılıyor. İlçenin uzun yıllar ilgisizlik ihmaller sonucu kaybettiği tarihi özelliği, Vakıflar Genel Müdürlüğü Belediyesi’nin işbirliği ile yaptığı restorasyon çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkartılmaya başlandı.

’a tarihi şehir kimliğini yeniden kazandırmaya çalıştıklarına dikkat çeken Belediye Başkanı Kadri Aydınlı, Haftası etkinlikleri kapsamında eski Doğan Sineması’nın restorasyon çalışmasını başlatacaklarını bildirdi.

İlçe tarihine sahip çıkmanın sadece kendilerinin değil her vatandaşın görevi olduğunu aktaran Aydınlı, “Bu zamana kadar ilgisizlikten dolayı neredeyse yıkılmaya yüz tutmuş tarihi eserlerin yeniden canlandırılması için belediye olarak üzerimize düşen her şeyi yaptık yapmaya devam edeceğiz. Restorasyon çalışmaları tamamlanan Kara Mustafa Paşa Cami, Bedesten, Çelebi Mehmet Medresesi Camiinden sonra sıra eski Doğan Sineması olarak bilinen kültür merkezinin yeniden canlandırılarak eski günlerine döndürülmesine geldi. ’un vizyonuna yeni bir heyecan katacak olan eski Doğan Sineması’nın restorasyonunu Haftası etkinlikleri kapsamında başlatarak, ecdadın bize emanet ettiği bu güzide eseri kültür merkezi haline getirip ’u Kültür etkinliklerinde daha ileriye taşımak istiyoruz” dedi.

Aydınlı, ayrıca belediye olarak kentin tarihi kimliğini ön plana çıkaracak eserlerin yeniden hayata kazandırılabilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile kapsamlı bir çalışma içerisinde olduklarını bildirdi.

A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde şıdan şıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan
· erotofobi: korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: sız olma korkusu
· kanserofobi: olmaktan korkma
· kardiyofobi: hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler kilitli odalar onlar için verici yerlerdir. Hastanın korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek çlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt larından korkma
· orofobi:çtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü cuma olan günden korkma
· patofobi: olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe ın, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma

AGORAFOBİ Açık yer yada kalabalık korkusu
AİLUROFOBİ Kedilerden korkma
AKLUOFOBİ Karanlıktan korkma
AKROFOBİ Yüksek yerlerden korkma
AKUSTİKOFOBİ Belirli seslerden korkma
ALGOFOBİ Acı çekmekten korkma
AMATOFOBİ Toz korkusu
ANTLOFOBİ Sel korkusu
ARAKNOFOBİ Örümceklerden korkma
BELONEFOBİ İğnelerden korkma
BİBLİYOFOBİ Kitaplardan korkma
DENTOFOBİ Dişçiden korkma
EİSOPTROFOBİ Aynalardan korkma
ELEKTROFOBİ Elektrikten korkma
FARMAKOFOBİ İlaçlardan korkma
FAZMAFOBİ Hayaletlerden korkma
FEBRİFOBİ Yüksek ateşten korkma
FİLOFOBİ Aşık olmaktan korkma
FOBOFOBİ Korkmaktan korkma
FOTOFOBİ Işıklardan korkma
GAMETOFOBİ Evlenmekten korkma
HELYOFOBİ Güneşten korkma
HİPEGİYAFOBİ Sorumluluktan korkma
HİPNOFOBİ Uyumaktan korkma
İHTİYOFOBİ Balıklardan korkma
KARNOFOBİ Etten korkma
KİNOFOBİ Köpeklerden korkma
KLOSTROFOBİ Kapalı yer korkusu
KOULROFOBİ Palyançolardan korkma
KSENOFOBİ Yabancılardan korkma
LİMNOFOBİ Göllerden korkma
MANYOFOBİ Delirmekten korkma
MEKANOFOBİ Makinalardan korkma
MİZOFOBİ Kirlilikten korkma
MONOFOBİ Yalnızlıktan korkma
NELOFOBİ Camdan korkma
NİKTOFOBİ Geceden korkma
PANTOFOBİ Her şeyden korkma
PAPİROFOBİ Kağıttan korkma
PEDOFOBİ Çocuklardan korkma
PİROFOBİ Ateşten korkma
POLİTİKOFOBİ Politikacılardan korkma
PUPAFOBİ Kuklalardan korkma
SELONOFOBİ Aydan korkma
SİDEROFOBİ Yıldızlardan korkma
SKİOFOBİ Gölgelerden korkma
TAKOFOBİ Yüksek hızdan korkma
TANATOFOBİ Ölümden korkma
TERMOFOBİ Isıdan korkma
TRİSKAİDEKAFOBİ 13 Sayısından korkma
ZELOFOBİ Kıskançlıktan korkma

905 bin kişinin girdiği ’de 263 öğrenci bütün soruları doğru yanıtladı. İlköğretim başarı puanının katılmasıyla 97 birinci çıktı. Ham puan barajını aşamayan 31 bin 221 öğrencinin puanı hesaplanmadı

BİR İLÇENİN TAMAMI KOPYA ÇEKMİŞ

ÖZEL OKULLARDA İLK TERCİH ROBERT Lİİ

ONLARIN BİRİNCİLİKLERİ ÇOK FARKLI

ANKARA - Milli Eğitim Bakan Hüseyin Çelik, Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme Sınavı’nda () 263 öğrencinin sınavda yöneltilen 100 sorunun tamamını doğru yanıtladığını, ancak ilköğretim başarı puanı katılarak yapılan hesaplamaya göre 97 öğrencinin 500 tam puan aldığını söyledi.

100′lük sistemin etkisi

’nin bu yıl son kez gerçekleştirildiğini belirten Çelik, 8 Haziran tarihindeki sınava 905 bin 930 adayın katıldığını yapılan değerlendirme sonucunda 263 adayın 100 sorunun tamamını doğru yanıtladığının belirlendiğini bildirdi. Bu sonucun, İlköğretim Başarı Puanı katıldığında değiştiğini belirten Çelik, “Bildiğiniz gibi 5’lik not sisteminden 100’lük sisteme geçtik. Böylece milimetrik bir hesaplama yapma şansı ortaya çıktı çünkü 5’lik sistemde bazı haksızlıklara yol açılabiliyordu. 100’lük not sistemi üzerinden yapılan hesaplamaya göre ilköğretim başarı puanlarını ilave ettiğimiz zaman çapında 500 tam puan alan öğrenci sayısı 97 olmuştur” dedi.

En çok birinci İstanbul’dan

’de 97 öğrenci birinci olurken, 41 il birinci çıkardı. Buna göre, en çok birinci 18 öğrenciyle İstanbul’dan çıktı. İstanbul’u 10 öğrenciyle Ankara, 6 öğrenciyle İzmir izledi. 500 tam puan alarak birinci olan adayların illere göre dağılımı ise şöyle: Adana-4, Adıyaman-1, Afyonkarahisar-1, Ankara-10, Aydın-1, Bilecik-1, Bingöl-1, Bursa-3, Çanakkale-2, Çorum-1, Diyarbakır-1, Düzce-2, Edirne-1, Eskişehir-1, Gaziantep-3, Hatay-1, Isparta-1, İstanbul-18, İzmir-6, Kahramanmaraş-1, Kars-1, -1, Kayseri-1, Kırıkkale-1, Kırklareli-1, Kırşehir-2, Kocaeli-7, Konya-4, Kütahya-1, Malatya-2, Mersin-2, Muğla-3, Muş-1, Osmaniye-1, Sakarya-1, Samsun-2, -1, Tekirdağ-2, -1, -1, Zonguldak-1. Birinci olan 97 öğrencinden 52’sinin özel ilköğretim okullarından mezun oldukları belirlendi.

En lı iller

TM puan türünde başarı sıralamasına göre birincisi olan il geçen yıl da il birinci olan Burdur oldu. Bu puan türünde başarı sıralamasını göre ikinci il Eskişehir, üçüncü il Edirne, dördüncü il Nevşehir, beşinci il Isparta, altıncı il Kırşehir, yedinci il Çanakkale, sekizinci Ankara, dokuzuncu il Yalova onuncu il de Kırklareli oldu. MF puanına göre illerin başarı sıralamasında ise Burdur yine birinci il oldu. Burdur’u sırasıyla Eskişehir, Edirne, Isparta, Kırşehir, Nevşehir, Çanakkale, Ankara, Kırklareli Yalova izledi. Öte yandan, birinci çıkaran İstanbul MF TM puan türlerindeki il başarı sıralamasına göre 52. sırada, İzmir de her iki puan türünde 24. sırada yer aldı.

11 öğrenci doğru yanıt veremedi

Çelik’in verdiği bilgilere göre, sınava giren 905 bin 930 öğrenciden 31 bin 221’inin ham puan barajını aşamadıkları için puanları hesaplanamadı. çe- (TM) puan türüne göre 59 bin 822 aday, 160 puan barajını geçemezken 814 bin 887 aday tercih yapmaya hak kazandı. -Fen (MF) puan türüne göre ise 33 bin 287 aday, 160 puan barajını geçemedi. Bu puan türünde 841 bin 422 aday tercih yapmaya hak kazandı. Sınav sonuçlarına göre 212 adayın bazı testleri kopya taraması sonucu iptal edildi. Sınava giren 11 aday ise soruların hiçbirine doğru cevap veremedi.

Sıfır çeken demekler yanlış

Sınavda 31 bin 221 öğrencinin puanlarının 0.5’in altında kaldığı için hesaplanmaya değer bulunmadığını ifade eden Çelik, “Bunun, sizin dilinizdeki adı ’sıfır çeken öğrenciler’. Ben geçen yıllarda da buna açıklık getirmeye çalıştım. Bunların dağılımına baktığımızda 3 bin 348 öğrenci 26 doğru yapmıştır ancak yanlışlar doğruları götürdüğü zaman gerçek puanı 0.5’in altında kalmıştır” dedi.”Yanlışlar doğruları götürdüğü için bu öğrencilerin puanlarının hesaplanmaya değer bulunmadığını” kaydeden Çelik, “(Bu öğrenciler sıfır çekti) değerlendirmesi doğru bir değerlendirme olmayacaktır” diye konuştu.

En sız iller

MF TM puan türlerine sınavda en sız il Hakkari oldu. MF puan türüne göre Hakkari’yi Şırnak, Ardahan, Ağrı, , Kars, Iğdır, Bingöl, Mardin Bitlis etti. TM puan türünde de en sız olan Hakkari’yi Şırnak, Ağrı, Ardahan, , Kars, Iğdır, Bingöl, Mardin Muş izledi.

‘Sorulması gerektiği gibi sorduk’

Çelik, sınavdan sonra ’soruların kolay olduğu, çok birinci çıkacağı’ yönünde yorumlar yapıldığını belirterek, şöyle konuştu: “Biz istesek 1 tane birinci çıkarabilirdik. Üniversite sınavlarında sorulur gibi soru sorardık ama doğru olan bu değil. Öğrenciyi kendi kitabına, okuluna, müfredatına yönlendirmek bizim görevimizdir. İlköğretim öğrencisine, ilköğretim öğrencisine sorulması gerektiği gibi soru sormak esastır. nın sathına yayılmış olması, 41 vilayete yayılmış olması da özellikle eğitimimizin yapısı açısından sağlıklı bir durumdur. Şüphesiz ki daha lı iller var, daha sız olan iller var. İllerimizin sosyo-ekonomik sosyo-kültürel gelişimleri de maalesef buraya aynı şekilde yansıyor. Bu da beklenen bir şeydir, yıllardan beri de bu böyledir.”

Tercih süreci başladı

Bakan Çelik, sonuçların açıklanmasından sonraki süreci de açıkladı. Tercih sonuçları 25 Temmuz ’de, kesin kayıtlardan sonra boş kalan okul kontenjanları ise 5 Ağustos tarihinde açıklanacak. ’ye ikinci yerleştirme için başvuruları da 6-10 Ağustos tarihleri arasında yapılabilecek. İkinci yerleştirme sonuçları 5 Ağustos ’de, açıklanırken 23 Ağustos’ta ise ikinci yerleştirme sonucuna göre boş kalan kontenjanlar açıklanacak.Tercihte yükselme işlemi talepleri 24-25 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Sonuçlar ise 1 Eylül ’de açıklanacak.

‘Yüzdelik dilimlere dikkat edin’

Sınava ilişkin tüm detayların bakanlığın internet sitesinden öğrenilebileceğini kaydeden Çelik, tercih yapılırken adayların özellikle yüzdelik dilimlere dikkat etmelerini önerdi. Çelik, “Çocuklarımızın yüzdelik dilimlere dikkat etmeleri çok önemlidir. Aldıkları puanlardan ziyade, ’geçen yıl şu kadar puanla giriliyordu, bu sene şu kadar puanla giriliyor’ şeklindeki mukayeseden ziyade yüzdelik dilimi çok önemlidir, mukayesenin buna göre yapılması gerekiyor” dedi.

Birincilerin isimleri

Birinci olan öğrencilerin isimleri şöyle:Adıyaman Mustafa Baba İlköğretim Okulu Özgür Karabayır, İstanbul Özel Çamlıca Coşkun İlköğretim Okulu Enes Suyabatmaz, Bilecik 700. Yıl İlköğretim Okulu Bora Usanmaz, Konya Özel Konya Model İlköğretim Okulu Sema Nur Mutlu, Edirne Özel Edirne İlköğretim Okulu Sarp Kürüm, Gaziantep Özel Emine Nakıboğlu İlköğretim Okulu Yusuf İlker Yaman, Ankara Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Baran Tabur, İstanbul Kocaragıp Paşa İlköğretim Okulu Engin Kara, Muğla Adile İhsan Mermerci İlköğretim Okulu Erman Azdemir, İstanbul Özel Acarkent Doğa İlköğretim Okulu Berk Özbakır, Kırşehir 23 Nisan İlköğretim Okulu İsmail Yazıcı, Samsun Özel Ezgililer İlköğretim Okulu Kerim Bahadır Şeker, Kırklareli Özel Büyük Şimşek İlköğretim Okulu Semih Berk Öncel, Ankara Salih Alptekin İlköğretim Okulu Gizem Taş, Düzce Özel Düzce Kültür İlköğretim Okulu Melike Dertli, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Furkan Özcan, İstanbul Halil Atamavcı İlköğretim Okulu Ali Barış Kaba, Mersin Anamur İlköğretim Okulu Hasan Berkay Çelik, İstanbul Rasathane İlköğretim Okulu Can Ayvaz, Konya İhsan Özkaşıkcı İlköğretim Okulu Fatma Didem Kesler, Malatya Özel Turgut Özal İlköğretim Okulu Nezaket Ezgi Güven, Çanakkale 75. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulu Erdem Zuhal, İstanbul Özel Yeşilköy 2001 İlköğretim Okulu Mehmet , Muş Yavuz Selim İlköğretim Okulu Esmanur Fil, İstanbul 700. Yıl Osmangazi İlköğretim Okulu Ebru Özdemir, Özel Sultan Murat İlköğretim Okulu Çağatay Akkoyun, Kırıkkale Namık Kemal İlköğretim Okulu Çağrı Demirel, Ankara TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okulu Erknaz Ecehan Erk, Samsun Özel Delta İlköğretim Okulu Burak Ceyhun Karaca, Ali Fuat Darende İlköğretim Okulu Elifnur Erdem, İstanbul Özel Oğuzkaan İlköğretim Okulu Andaç Demir, İstanbul Esentepe İlköğretim Okulu Sinem Gündoğdu, Kırşehir Merkez İlköğretim Okulu Mukaddes Damla, Adana Özel Adana İlköğretim Okulu Bekir Batuhan Çelebi, Kayseri Özel Yılmaz Akansu İlköğretim Okulu Gökçe Canhilal, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Asel Öztürk, Gaziantep Özel Mutafoğlu İlköğretim Okulu Muhammed Yusuf Durmuş, Eskişehir MAT-FKB Özel Gelişim İlköğretim Okulu Gözde Berkil, İstanbul Milli Eğitim Vakfı Özel Basınköy İlköğretim Okulu Zeynep Rana Demir, Ankara Hamdullah Suphi İlköğretim Okulu Gülce Küreli, Kocaeli Değirmendere Uğur Mumcu İlköğretim Okulu Kutay Onaylı, İstanbul Özel Bahçelievler İhlas İlköğretim Okulu Mustafa Düremez, Afyonkarahisar Özel Zafer İlköğretim Okulu Metehan Çekiç, Ankara Özel Beypazarı İlköğretim Okulu Emine Büşra Çevik, Kars Özel Çelik Başarı İlköğretim Okulu Mert Can Aslanoğlu, Sakarya Özel Ufuk Işık İlköğretim Okulu Şule İdacı, Muğla Emirbeyazıt İlköğretim Okulu Mehlika Beste Yücedağ, Aydın Özel Muzaffer Ancın İlköğretim Okulu Erhan Çağırıcı, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Setenay Gel, Zonguldak İstiklal İlköğretim Okulu Betül Seda Güzelhan, Tekirdağ Özel Gürsoylar İlköğretim Okulu İbrahim Engin Hakvar, Kocaeli İlköğretim Okulu Yasemin Gümüş, İzmir Namık Kemal İlköğretim Okulu Fatma Nur Murat, Ankara Özel Yüksel Sarıkaya İlköğretim Okulu Ezgi Gökçe, İzmir Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu Halit Anıl Eray, İstanbul Özel Bilgi İlköğretim Okulu İpek Dursun, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Ali Emre Coşkun, Özel Serhat İlköğretim Okulu Özge Büşra Arar, İstanbul Özel Başakşehir Burç İlköğretim Okulu Leyla Elmas, Düzce Özel Yunusbey İlköğretim Okulu Osman Aydın, Bursa Karaoğlan İlköğretim Okulu Pınar Aydın, Kütahya Özel Başaran İlköğretim Okulu Burhan Işık, Seyhan Özel Çukurova Birfen İlköğretim Okulu Irmak Kepenek, Bingöl Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Hacer Dinler, Muğla Kenan Evren İlköğretim Okulu Onur Melih Gedik, Bursa Özel Emine Örnek İlköğretim Okulu Ayca Ceren Coşgunoğlu, Isparta İMKB İlköğretim Okulu Bayram Kurt, Çorum Fatih İlköğretim Okulu Enes Furkan Kurt, Adana Özel Bilimkent İlköğretim Okulu Ahmet Gülek, Diyarbakır Mustafa Kemal İlköğretim Okulu Hüseyin Çubuk, Ankara Hürriyet İlköğretim Okulu Zarife Nurbanu Mendi, Malatya TED Malatya Koleji Özel İlköğretim Okulu Hamit Doruk Aktan, Hatay Fatih Aliye Müderris İlköğretim Okulu Ozan Pastacıgil, Tekirdağ Talat Paşa İlköğretim Okulu Çağatay Geçko, İstanbul Özel Irmak İlköğretim Okulu Alpertunga Ertin, Ankara Hüseyin Hüsnü Tekışık İlköğretim Okulu Tunahan Aytaş, Konya Özel Meram Abdullah Aymaz İlköğretim Okulu Hayrunnisa Pektaş, İzmir Yalı İlköğretim Okulu Güliz Kıçlı, Kahramanmaraş Özel Rabia Arıkan İlköğretim Okulu Mustafa Kesim, Adana İsmet İnönü İlköğretim Okulu Oğuzhan Özer, İstanbul Gazi İlköğretim Okulu Mehmet Asım Gümüş, Bursa Özel Emine Örnek İlköğretim Okulu Çelik, Kocaeli Özel Yuvacık Atayurt İlköğretim Okulu Özlem Zürap, İzmir şıyaka İlköğretim Okulu Aysu Eryaşar, Osmaniye Özel Yeni Serhat İlköğretim Okulu Mervenur Baraklı, İstanbul Özel İstanbul Çevre İlköğretim Okulu Nevbahar Ece Bulaner, Konya H. Ahmet Yesevi İlköğretim Okulu Fatih İkbal Karaefe, Mersin Çankaya İlköğretim Okulu Ezgi Uğuz, İzmir Özel Yamanlar Özyurt İlköğretim Okulu Cihat Ögütçü, İzmir Özel Bergama Bakırçay İlköğretim Okulu Emre Kara, Gaziantep Özel Seçkin İlköğretim Okulu Mizgin ın, Ankara Bedriye Halil Naciye Mıhcıoğlu İlköğretim Okulu Giray Efe, İstanbul Özel Avcılar Fatih İlköğretim Okulu Efe Yasin Akman, Ankara Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu Zehra Uçar, Çanakkale Terzialan İlköğretim Okulu Murat Sağın, İstanbul Özel Merter Fatih İlköğretim Okulu Recep Çelebi, Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Cihat Erbay. (aa)

Cerrah Paşa’ nın hastanenin çesi [değiştir]

’de modern anlamda 14 Mart 1827 tarihinde II. Mahmut tarafından kurulan İstanbul Darülfününu ile başlamış, 1933 yılında gerçekleştirilen Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan Fakültesi ile devam etmiş 1967 yılında Fakültesi ikiye bölünerek Fakültesi doğmuştur.

Fakültenin kuruluş öncesi çesine bakarsak; Fakültesi adını bulunduğu semtten almaktadır. Buraya denmesinin nedeni Sultan III. Murat III. Mehmet döneminde saray cerrahı olan sadrazamlığa kadar yükselen Cerrah Mehmet Paşa’nın isminden kaynaklanmaktadır.
Cerrahpaşanın ilk yılı
Cerrahpaşanın ilk yılı

Fakültesinin temelini teşkil eden ilk ; şimdi fakültenin bulunduğu yerde bulunan “Takiyeddin Paşa Konağı”nın Belediye tarafından satın alınarak gerekli düzenlemelerin yapılması ile 10 Temmuz 1911 tarihinde açılan, sadece hastalara hizmet veren 80 yataklı “İstanbul Belediyesi Hastanesi”dir. 1912 yılında ahşap olan Takiyeddin Paşa Konağı yıkılarak yerine 150 yataklı, şimdi Fakültesi Müzesi’nin bulunduğu kagir bina buna ek olarak şimdiki Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu bina inşa edilmiştir. 1930 yılında şimdiki Psikiyatri ünün bulunduğu bina Dahiliye kliniği olarak inşa ettirilmiş yatak sayısı 250′ye ulaşmıştır.

14 Aralık 1930 tarihinde Hastanesini ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal şimdiki Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun bulunduğu binanın balkonunda oturarak ile ilgili görüşlerini “Bu at nalı şeklinde sahile kadar uzanmalıdır” sözleriyle dile getirmiş, ayrıca konuk defterine “Gördüklerimden memnun oldum, temizlik intizam ciddi, mesai takdire şayandır” şeklinde yazmıştır.

1933 Üniversite Reformu ile Haydarpaşa’da bulunan fakültesi İstanbul’un Avrupa yakasına nakledilmiş fakültesi merkezi Beyazıt’a, klinikler ise İstanbul’un 5 hastanesine (Şişli Etfal, Haseki, , Guraba, Bakırköy Akıl Hastaneleri) yerleştirilmiştir.

Üniversite fakültesinin öğretim üyesi öğrenci sayısındaki artış, öğrencilerin Haseki, Çapa arasındaki gidiş gelişlerinde yaşanan zorluklar nedeni ile 5 Ocak 1967 tarihinde toplanan Üniversite Fakültesi Profesörler Kurulu Fakültesi adı ile ikinci bir fakültesi kurulması ını alarak Üniversite Senatosuna teklif etmiş bu teklif 27 Temmuz 1967 tarihinde toplanan Üniversite Senatosunda kabul edilerek Fakültesi resmen kurulmuştur. Fakültesi ilk Dekanı Prof. Dr. Celal Öker 5 Eylül 1967 tarihinde göreve başlamıştır.

İstanbul Üniversitesi içinde bulunan tek “ Fakültesi” 1967 yılında İstanbul Fakülteleri olarak ikiye ayrılırken 140 yıllık köklü bir tarihin mirasına da ortak oldular.

II. Mahmut dönemi eseri olan 14 Mart 1827’de kurulan Tıphane Osmanlı Devleti’nin batılı anlamda açtığı ilk kuruluşlardandır. 15 Haziran 1826’da yeniçeri Ocağı ortadan kaldırılmış Batı usulü tümen, tabur bölüklere ayrılan, tüfenk kılıncı olan, ceket pantolon potin giyen yeni bir ordu kurulmuştur. Askerlik alanındaki yeni düzeni sağlam temellere dayandırmak için Yüksek Harp Okulu kurulurken, ordunun gereksinimi için de çağa uygun gerekiyordu.

Mustafa Behçet Efendi üçüncü defa görevlendirildiği Hekimbaşılığı sırasında Padişaha verdiği bir takrirle askerlerin savaşta barışta modern hekimlik kurallarına göre bakılması için yeni bir okulu kurulmasının gereğini belirtiyordu.

Bu mektep 14 Mart 1827 tarihinde Vezneciler’de Tulumbacıbaşı Konağında Tıphane adıyla kuruldu. Tıphane’de okutulan dersler: 1. sınıf: Arapça, , Fransızca, , Kimya, 2. sınıf: , Arapça, Teşrih, Nebatat, Hayvanat, 3. sınıf: Hıfz-ı sıhhat, Müfredatı, Fizyoloji, Askeri Cerrahi, 4. sınıf: Dahili hastalıklar, Harici Hastalıklar, Doğum. Beş yıl sonra Topkapı Sarayı’nın sahil kısmında bulunan üç koğuşlu Hastalar Odasında ayrıca Cerrahhane kuruldu.

Tıphane Cerrahhane 1836 yılında Topkapı Sarayı yakınındaki Kırmızı Kışla olarak da adlandırılan Otlukçu Kışlasına taşındılar. Fakat bu bina için küçük yetersiz olduğundan Galatasarayın’daki Enderun Ağalarına ait binaya taşınılmasına verildi. Bina onarıldıktan sonra 1838 tarihinde Tıphane Cerrahhane, Galatasarayı tıbbiyesi olarak isimlendirdiğimiz binaya taşındı bir süre sonra eğitimleri birleştirildi. 1839’da II. Mahmut’un da bulunduğu bir törenle açılan adı “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şâhâne” olarak değişen okulda Avusturya’dan gelen Dr. Charles Ambroise Bernard’ın (1808-1844) eğitimde önemli rolü oldu. Kadavra üzerinde anatomi öğretimi başladı. Bitki koleksiyonu, tabiat müzesi, jeolojik oluşumlar koleksiyonu, kütüphanesi, hidrolik basınç aletleri, deneyler için tüm lara sahip laboratuvarı, botanik gravür resimleri kimya laboratuvarına sahip Galatasarayı Tıbbiyesi 1849’da yandı. Mektep önce Hasköy’de bulunan Humbarahane Kışlasına, daha sonra 1865’te kolera salgını sebebi ile haline getirilen Humbarahane Kışlasından yine Hasköy’de bulunan Gergeroğlu Konağına nakledildi. Salgın sebebi ile öğretime bir süre ara verildi.

mektebi 1866’da Sirkeci’de bulunan Demirkapı Kışlasına taşındı 1874 yılına kadar burada eğitimine devam etti. 1874 yılında 1849’da yanan Galatasarayı binasının yerine yapılan yeni binaya taşındı. İdadi kısmı (lise) Galasarayında kalan Mektebi 1876 yılında tekrar Demirkapı’ya taşındı “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” adı verildi. İdadi kısmı da Kuleli’ye taşınınca binaya Galatasay Sultanisi (bugünkü Galatasaray Lisesi) yerleşti. Mektebi 1903 yılına kadar Demirkapı Kışlasında öğretim yaptı.

Mektebi 1892 yılında yapımına başlanan Haydarpaşa’daki binaya (Şu anda Marmara Üniversitesi’nin kullandığı bina) 1903 yılında taşındı. Tıphane Cerrahhanenin dört yıl olarak başlayan giderek gelişti, zaman içinde birçok mezunu çeşitli Avrupa şehirlerine ihtisas için gönderildi.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, kurulduğundan beri askeri bir okuldu, 1867 yılında bu Askeri Tıbbiye binası içinde Sivil (Mülki) Tıbbiye kuruldu önce Ahırkapı’da daha sonra Kadırga’da çeşitli binalarda öğretime başlandı. Mülki Tıbbiye de daha sonra Haydarpaşa’ya taşındı. 1909 yılında Askeri Sivil Tıbbiyeler Haydarpaşa’da birleştirilerek İstanbul Darülfününü Fakültesi adı verildi. O yıllarda görev yapan öğretim kadrosunda Dr. Esat Şerafettin (Köprülü) ( Botaniği), Dr. Mazhar Paşa (Anatomi), Dr. Tevfik Recep (Örensoy) (Histoloji Embriyoloji), Dr. Kemal Cenap (Berksoy) (Fizyoloji), Dr. Abdi Kurtaran (Cerrahi), Akil Muhtar (Özden) ( Fenni), Dr. Bahaettin Şakir ( Kanunu), Dr. Hamdi Suat (Aknar) (Patolojik Anatomi) gibi önemli hocalar bulunuyordu.

Tıbbiyemizin tarihi sadece eğitim tarihi değildir. Savaşlar da Tıbbiyenin tarihi için önem taşır. 20. yüzyılın başında Trablusgarb Balkan Savaşları sırasında Fakültesi hoca hekimlerinin gayretle çalışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı sırasında ise Haydarpaşa Fakülte binası Yedek Askeri haline getirildi. Öğretim üyeleri, yardımcıları, yeni mezunlar hatta talebeleri cephelere gittiler. Bu zor günlerde öğretimin aksamaması için gayret gösterildi fakülte kapatılmadı. Savaş sonunda İstanbul’a giren İşgal Orduları Fakültesini kapatmak istediler. 1919 Şubat ayında Fakülte Merkez binasına giren İngilizler burasını yarı yarıya işgal etmişlerdi. Binanın tamamını işgalden korumak için dönemin Fakülte Reisi Akil Muhtar Özden denge siyasetine baş vurarak 1920 yılında dört Fransız doktorunu öğretim kadrosuna atadı. 14 Mart’ın Bayramı olarak kutlanmasına da İstanbul’un işgali sırasında başlandı. Tıbbiyeliler bir 14 Mart’ta İşgalci güçlerin haksız tutum baskılarına şı gösteriler yaptılar. Aynı yıllarda Fakülte hocalarından Süleyman Numan Paşa (İç hastalıkları) Esat Işık Paşa (Göz hastalıkları) İngilizler tarafından Malta’ya sürgün edildiler. Tıbbiye savaş sırasında büyük yaralar aldı. Fakat on yıl süren savaş sırasında bu fedakar hekimler cephedeki görevleri ile birlikte zor koşullar altında bulaşıcı hastalıklarla da başarı ile savaştılar. Zaferden sonra tıbbi gelişimine hızla devam etti.

1924 ders yılından itibaren FKB (o dönemdeki ismiyle PCN) sınıfı açıldı. Dr. İhsan Hilmi Alantar (Çocuk), Dr. Behçet Sabit (Erduran) (Üroloji), Muzaffer Esat (Güçhan) (İç hastalıkları), Kazım İsmail (Gürkan) (Cerrahi), Şinasi Hakkı (Erel) (Cerrahi) gibi genç isimler Tıbbiye’nin eğitim kadrosuna girerek, savaş yıllarının boşluğunu kısa sürede giderdiler.Haydarpaşa’da öğretim devam ederken, hocalar tekrar İstanbul yakasına dönmek istediler. Bunun için ilk girişim 1925 yılında yapıldı. Fakat 1933 Üniversite Reformuna kadar eğitim Haydarpaşa’da devam etti.

1933 yılında İstanbul Darülfününu lağvedili yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. Bu kuruluşu gerçekleştiren gereğ İstanbul Üniversitesi Fakültesi Haydarpaşa’dan ayrıldı İstanbul yakasına taşındı. Fakülte idare merkezi bilimler Beyazıt’ta bulunan eski Harbiye Nezareti Binasına (üzerinde Arap harfleri ile Daire-i Umur-ı Askeriye yazan ihtişamlı kapıdan girilerek ulaşılan günümüzde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan büyük tarihi bina), klinikler Şişli Çocuk, Haseki, , Gureba Bakırköy’de bulunan hastanelere taşındılar. Nazi idaresi sebebi ile Almanya’dan ayrılmak zorunda kalan Musevi bilim adamlarından bazıları 1933 Üniversite Reformundan sonra ’ye geldiler. Çeşitli fakültelerde görev alan bu bilim adamlarından bazıları Fakültesinde öğretim üyeleri ile birlikte öğretim kadrosunda görev aldılar. Bunlardan Hans Winterstein (Fizyoloji), Werner Lipschitz (Biyokimya), Hugo Braun (Mikrobiyoloji), Rudolphe Nissen (Cerrahi), Wilhelm Liepmann ( Doğum), Leopard İgerscheimer (Göz)’i sayabiliriz.

İstanbul Üniversitesi Fakültesi’nin Kampüsü

Tarihi bir yerleşim alanı içinde bulunan İstanbul Üniversitesi Fakültesinin kısmında bulunan ilk binası Belediye tarafından satın alınıp 80 yatakla 10 Temmuz 1911 tarihinde hizmete açılan Taküyiddin Paşa konağıdır. Ahşap olan bu bina ihtiyaca cevap vermediğinden yıktırılarak yerine şimdi Kültür Biriminin bulunduğu yerde idare binası 150 yataklı yeni bir klinik yaptırıldı 1912 yılında hizmete açıldı. Bu bina bir koridorla şu anda Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu binaya bağlıydı. Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu bu yapı önce Cerrahi sonra Şişli Çocuk Hastanesinden nakledilen Üroloji Kliniğine aitti.kullandığı. Hastaneye girişi şu anda Kültür Biriminin bulunduğu binanın bodrum katındaki kemerli kapıydı.

Belediye yaptığı istimlâklerle hastaneyi genişletmeye devam etti. Şu anda Psikiyatri Anabilim Dalının bulunduğu bina 1930 yılında İç Hastalıkları Kliniği olarak hizmete girdi. Bir koridorla İç Hastalıklarına geçiş sağlanan Neşet Ömer Amfisi 1930 yılında Üniversite tarafından inşa edildi. Amfinin altında Patolojik Anatomi Enstitüsü kuruldu.

tarihimizde özel bir yeri olan Farmakoloji Kliniği (Şu anda İstanbul Üniversitesine bağlı olan Kardiyoloji Enstitüsü) 1938 yılında Prof. Dr. Akil Muhtar Özden’in çabaları ile inşa edildi. girişinin sağında günümüzün Göğüs Hastalıkları binası modern bir Göz Kliniği olarak Fakültesi tarafından 60 yataklı olarak 1940 yılında hizmete girdi. Şu anda Nöroşiruji Ortopedi Anabilim Dallarının bulunduğu bina I. Cerrahi Kliniği olarak 1943’te hizmete açıldı. Cerrahi pavyonuna yeni eklenen ameliyathane bloğu ile 3. Cerrahi servisi meydana getirildi. Şu anda Nöroloji ile Fiziksel Rehabilitasyon Anabilim Dallarının bulundu bina Belediye tarafından Verem Pavyonu olarak inşa edildi ve1947 yılında kullanıma girdi. Verem Pavyonunun 100 yatağı 1953 yılında Fakültesi’nin Fitizyoloji Kliniğine verildi.

Günümüzde Hastalıkları Doğum Anabilim Dalına bağlı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalının kullandığı bina 1946 yılında tamamlandı aynı yıl Bakırköy Akıl Hastanesi içinde bulunan Nörolojiye tahsis edildi.

1953 yılında temeli atılan Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı ile Çocuk Kliniğinin bulunduğu binalar kompleksi 1967 yılında tamamlandı Hasekide çalışmalarını sürdüren bu kürsüler yeni binalarına taşındılar.

İstanbul Üniversitesine bağlı tek Fakültesi’nin kampüsü grubu Belediye ile çalışmalarını sürdürürken, Çapa kampüsü grubu da Vakıf hastaneleri ile işbirliği içindeydi. Binaları satın alan İstanbul Üniversitesi 1967’de Vakıf Gureba, 1969’da Belediye ile ilgili bağlantılarını kestiler her iki kampüste de İstanbul Üniversitesi Fakültesine bağlı olarak tamamen yapılmaya başlandı.

İstanbul Fakültelerinin Kurulmaları

Haydarpaşa’dan ayrılan Fakültesi İstanbul yakasında çok geniş bir coğrafyada çalışıyordu. Bilimler Beyazıt’da, Klinikler Bakırköy, Şişli Çocuk Hastanesi, Haseki, Çapa ’daydı. Gerek idari yönden gerekse öğrencilerin bu geniş alanda öğrenim görmeleri zordu. Öğrenci sayısı artmıştı. 1967 yılında fakültesinin ikiye ayrılması Fakültesi’nin 7 Ocak 1967 günkü toplantısında kliniklerin çoğunun kampüsü içinde olması göz önüne alınarak “ Fakültesi” adıyla ayrılmasına verildi. Üniversite Senatosunun 27 Temmuz 1967 78 sayılı ı ile iki fakültesi kurulmuş oldu. Fakültelerinden biri İstanbul diğeri adlarını aldılar. Her iki fakülte dünyaca ünlü öğretim üyelerine sahipti.

, İstanbul Üniversitesinin tek fakültesi döneminden itibaren ; Ord. Prof. Dr. Fahri Arel (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Kâzım İsmail Gürkan (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Burhanettin Toker (Almanya’da cerrahi radyoloji ihtisası yapan Dr. Burhanettin Toker ’nın bir Cerrahi hastanesi olması için büyük çaba göstermiştir), Nissen (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Neş’et Ömer İrdelp (İç hastalıkları, Prof. Dr. Muzaffer Esat Güçhan (İç hastalıkları), Igerscheimer (Göz), (Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim İncedayı (Cildiye), Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil ( Doğum), Prof. Dr. Necdet Sezer (Göz), Prof. Dr. Sedat Tavat ( Kliniği), Prof. Dr. Necmettin Polvan (Nöroloji), Prof. Dr. Gıyas Korkut (Üroloji), Prof. Dr. Feyyaz Berkay (Nöroşirurji) gibi iz bırakmış hocalara sahip olmanın onurunu yaşar.

Fakültesi

Fakültesi’nin ilk yönetim kadrosu şu öğretim üyelerinden oluşuyordu: Prof.Dr.Celal Öker (Dekan), Prof.Dr.Meliha Terzioğlu, Prof.Dr.Kemal Önen, Prof.Dr.[[Suat Vural, Doç.Dr.Erdoğan Özdamar, Doç.Dr.Mecdi Ramazanoğlu. Yönetim kadrosu akıp giden zaman içinde görevlerini başka öğretim üyelerine devrettiler. Prof. Dr. C. Öker’den sonra sırasıyla Prof. Dr.Osman Barlas, Prof.Dr.Hikmet Altuğ, Prof.Dr.'i Demiroğlu, Prof.Dr.Bülent Berkarda, Prof.Dr.Nurettin Sözen, Prof.Dr.Şefik Kayahan, Prof.Dr.Faruk Yenel, Prof.Dr.Hürol İnsel, Prof.Dr.Nafi Oruç, Prof.Dr.Ahmet Nejat Özbal, Prof.Dr.Fikret Sipahioğlu Prof.Dr.Özgün Enver dekanlık görevini yürüttüler. Şu andaki dekan Prof.Dr.Halil Yanardağ’dır.

İki fakültesi bünyelerinde bulunmayan birimleri kurmaya başladılar. Fakültesi çevresindeki mahalleleri istimlak ederek hızlı bir büyüme sürecine girdi.

Fakültesi kurulduğu yıllarda yerleşim şöyleydi: Şu anda Kültür Birimi olan binanın bodrum katında poliklinikler, giriş katında Dekanlık, Fakülte sekreterliği, bürolar, Başhekimlik; birinci katında Eczane, ikinci katında diğer idari birimler bulunuyordu. Bir koridorla bağlantısı ikinci binanın (Bugünkü Meslek Yüksek Okulu) giriş katında Radyoloji üst katında Üroloji Kürsüsü yer alıyordu. Yer darlığı sebebi ile İdare binası ile Üroloji Radyoloji Kürsülerinin bulunduğu binalar arasına bir bina inşa edilmişti ( Kültür Birimi binasının restorasyonu sırasında bu bina yıktırılmıştır) burayı da Radyoloji Kürsüsü kullanıyordu.

Burhanettin Toker Anfisinin yanına inşa edilen binanın üst katı (Şu anda İş Bankasının yer aldığı bina) Profesörler Kurul Salonu, alt katı okuma salonuydu. Cerrahi binası kompleksi içinde Rehabilitasyon, Ortopedi, Acil poliklinik servisi, Merkez Laboratuvarı, kütüphane, öğrenci kantini yer alıyordu.

Bilimler İstanbul Fakültesinde kalmıştı. Belediyeden alınan Verem Pavyonunda gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra 1969 yılında kliniksiz kürsülere tahsis edildi.

Cerrahi Kliniğine (Bugün Nöroşirurji Ortopedi) kat ilavesi ile Anesteziyoloji Reanimasyon kürsüsü kuruldu.

Doğum Çocuk binaları kompleksi içinde Kulak Burun Boğaz, Psikiyatri, Cildiye kürsüleri bulunuyordu.

Cerrahi içinde kurulan Nöroşirurji Dr. Feyyaz Berkay döneminde kürsü oldu.

Bugünkü Fakültesi

Nöroloji şu anda 1979’da bilimlerin boşalttığı onarımdan geçen yenilenen eski Verem Pavyonunda faaliyetini sürdürmektedir. Celal Öker Reşat Garan amfilerinin de bulunduğu İç Hastalıklarının bulunduğu A Blok 1977 yılında hizmete girdi. Ekrem Kadri Unat, Meliha Terzioğlu Talia Bali Aykan amfilerinin yer aldığı Bilimler binası 1978-1979 yıllarında hizmete girdi. Göz, KKB, Üroloji Dermatoloji 1980 yılında İç Hastalıkları binasına bitişik blok olarak inşa edilen binalarına taşındılar. Genel Cerrahi, Çocuk, Damar, Plastik Cerrahisi klinik ameliyathaneleri ile polikliniklerin de hizmete girmesi ile İç Hastalıklarından başlayıp Genel Cerrahide biten monoblok içinde yer aldılar.

Geçen yıllar içinde bu kısa çeye sığdıramayacağımız anabilim dalları içinde bilim dalları kurulduğu gibi, bazı bilim dalları anabilim dalı oldular.

1987 yılında, Fakülte içinde İngilizce eğitim veren İngilizce ı açıldı.

1842 yılında Mektebi içinde kurslarla öğretime başlayan, daha sonra okul olarak gelişen ebe okulu, Doğum Kliniği ile birlikte Haseki’den ’ya taşındı. 1973 yılında Hemşire Laborant Okullarının ilave edildi gündüzlü olan okula yatılı öğrenci kabulüne başlardı. Üç okul 1975 yılında bugün İngilizce ının kullandığı yeni inşa edilen binasına taşındı. Şu anda iki kat ilave edilerek hemşire lojmanı yapılan bina yatakhaneydi.

Çeşitli okuma salonları bulunan büyük kütüphane binası 1981 yılında hizmete girdi. Kütüphanemize birçok yerli yabancı süreli yayın alınmaktadır. Fakültenin yayını olan “ Fakültesi Dergisi” 1967 yılında yayın na girdi. Kütüphanenin ortamı ile yabancı yayınlara ulaşılmaktadır.

İstanbul Üniversitesine bağlı Bilimleri Enstitüsü, Meslek Yüksek Okulu, Tıbbi sekreterlik, Radyoloji, Laboratuvar önlisans okulları Fakültesi bünyesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Fakülte idari sistemi 1985 yılında reorganize edilerek , Hemşirelik Hizmetleri, Eczacılık,, Teknik Hizmetler vb. birimler kurularak görev yetkileri belirlendi.

Merkez Laboratuvarı Cerrahi İç hastalıkları monobloğu içinde 1981 yılında faaliyete geçti. çalışanlarını daha verimli kılan Kreş de 1981 yılında açıldı.

1000 kişi kapasiteli Oditoryum 1990 yılında faaliyete geçti. Dekanlık idari birimlerin yeni binası 1995 yılında hizmete girdi.

Tıpla ilgili tarihi malzemenin bulunduğu Kültür Birimi 2004 yılında hizmete girdi.

Eski mutfak, çamaşırhane, idare binaları garajının bulunduğu binalar yıkıldı ilki 2000 yılında öğrenci kabul eden 200 yatak kapasiteli iki öğrenci yurdu açıldı.

1995 yılında bilgi işlem merkezi faaliyete geçti.

Edirne Fakültesi 1973 yılın Fakültesi içinde kuruldu. Fakültesi öğrenci sayısı bakımından 1981 yılında ’de bir rekorun sahibi idi. Öğrenci sayısı Edirne Fakültesi öğrencileri ile birlikte 3000’di. Fakültesi 1967-1968 ders yılında 903 öğrenci ile eğitime, 1000 yatak kapasitesi ile hizmete devam ederken 75 000 metrekare alan üzerindeydi. Bugün 140 000 metre kare açık alana, içinde salonları, derslikleri, klinik laboratuvarları, kan merkezi, santral iletişim merkezi, bilgi işlem otomasyon merkezi, kütüphane, yemekhane, lojman, yurt, restoran, bankalar, taksi durağı vb. bulunan 210 000 metrekare kapalı alana sahiptir. Kampüs ağacı, çiçeği çimi ile bir yeşil alan içindedir.

14 Aralık 1930 tarihinde Hastanesini ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal şimdiki hizmetleri meslek Yüksek Okulunun balkonunda oturarak görüşünü “Bu at nalı şeklinde sahile kadar uzanmalıdır” sözleriyle dile getirmiştir. ’ün dediği gerçekleşmiş sahile kadar inmiştir. Küçük bir konakla faaliyete geçen kampüs bugün 2500 civarında öğrencisi, 1100 akademik 657 sayılı yasaya bağlı 2343 personeli ile faaliyet gösteren büyük seçkin bir Fakültesi olarak gelişimini hızla sürdürmektedir.

Personel Bilgileri [değiştir]

Fakültesi öğretim üyesi öğretim yardımcısı sayıları yıllara göre belirgin bir artış göstermiştir. Kuruluşunda 62 olan öğretim üyesi sayısı bugün 528′e, öğretim yardımcısı sayısı ise 138′den bugün 612′e ulaşmıştır. Kuruluşta 39 Profesör, Doçent, 11 Üniversite Doçenti, 36 Uzman 102 Asistan Doktor ile eğitim hizmetlerine başlayan fakültemizde bugün 400 ün üzerinde Profesör, 135 Doçent, 6 Yardımcı Doçent 469 Uzmanlık öğrencisi mevcut bulunmaktadır.

Teknik Bilgiler [değiştir]

Fakültesi kampüsü yaklaşık 140 Bin metre kare açık alana sahip bulunmakta olup içerisinde Dekanlık, Oditoryum, Yemekhane, Kapalı Salonu, Merkez Kütüphane, Bilimler, Monoblok, Yeni Poliklinik, Acil-Ortopedi-Nöroşirurji, Çocuk Hastalıkları- Doğum, Jinekolojik Onkoloji, Nöroloji- , Hemşire Lojmanı, İngilizce , Radyasyon Onkolojisi, Psikiyatri, Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Müzesi Göğüs Hastalıkları olmak üzere toplam 210 Bin metre kare kapalı alana sahip 20 ayrı bina bulunmaktadır.

İstanbul Üniversite’sindeki Konumu [değiştir]

Fakültesi’nin Üniversite Senato sırası 9, Akademik rengi ise Bordo’dur.

nasreddin hoca

 Nasrettin Hoca’nın Hayatı

Seyyid Mahmud Hayrani Seyyid Haci Ibrahim’in derslerini dinledi, Islam diniyle ilgili çalismalarini sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadilik görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayi kendisine Nasuriddin Hâce adi verilmis, sonradan bu ad biçimini almistir. Onun yasamiyla ilgili bilgiler, halkin kendisine olan asiri sevgisi yüzünden, söylentilerle karismis, yer yer olaganüstü nitelikler kazanmistir. Bu söylentiler arasinda, onun Selçuklu sultanlariyla tanistigi, Mevlânâ Celâleddin ile yakinlik kurdugu, kendisinden en az yetmis yil sonra yasayan Timur’la konustugu, birkaç yerde birden göründügü bile vardir. ’nin degeri, yasadigi olaylarla degil, gerek kendisinin, gerek halkin onun agzindan söyledigi gülmecelerdeki anlam, yergi alay ögelerinin inceligiyle ölçülür. Onun oldugu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açiklanisindan anlasildigina göre o, belli bir dönemin degil Anadolu halkinin yasama biçimini, güldürü ögesini, alay eglenme türünü, övgü yergi becerisini dile getirmistir. Onunla ilgili gülmeceleri olusturan ögelerin odagi sevgi, yergi, övgü, alaya alma. O, bunlari söylerken bilgin, bilgisiz, açikgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, saskin, kurnaz, korkak, atilgan gibi çelisik niteliklere bürünür. Özellikle karsisindakinin durumuyla çeliski içinde bulunma, gülmecelerinin egemen ögesidir. Bu ögeler Anadolu insaninin, belli olaylar karsisindaki tutumun yansitan, düsünce ürünlerini olusturur. , halkin duygularini yansitan, bir gülmece odagi olarak ortaya çikarilir. Söyletilen kisi, söyletenin agzini kullanir, böylece halk ’nin diliyle kendi sesini duyurur. , bütün gülmecelerinde, soyut bir varlik olarak degil, yasanmis, yasanan bir olayla, bir olguyla baglantili bir biçimde ortaya çikar. Olay karsisinda duyulan tepkiyi ya da onayi gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanik oldugu olaylar, genellikle, halk arasinda geçer.

Hoca soylularin, yüksek saray çevresinde bulunanlarin aralarina ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelisi onun tanistigi söylenen Selçuklu sultanlariyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur’la ilgili “hamam, Timur pestemal” gülmecesi de, Timur’dan çok önce yasadigi için, sonradan üretilmistir. Halk begenisi Hoca’yi Timur gibi çevresine salan bir imparatorun karsisina hamamda çikarak, “kizim sana söylüyorum, gelinim sen isit” türünden bir yergi yaratmistir. Burada yerilen, dolayli olarak, kendi toplumun, halkin üstünde gören saray insanlaridir.

gülmecelerinde dile gelen, onun kisiliginde, halkin duygularini yansitan baska bir özellik de esegin yeridir. Hoca eseginden ayri düsünülemez, onun tasiti, binegi olan esek gerçekte bir yergi alay ögesidir. Anadolu insaninin yarattigi gülmece ürünlerinde atin yeri yoktur denilebilir. Esek, aciya, sikintiya, dayaga, açliga katlanisin en yaygin simgesidir. Soylularin, saraylarin çevresinde üretilmis gülmecelerde esek bulunmaz, oysa at genis bir yer tutar. Bu konuda, baska bir çeliski sergilenir, gülmecede güldürücü öge ile yerici öge yanyana getirilir. Bunun örnegi de kendisinden esegi isteyen köylüye, “esek evde yok” deyince ahirda onun anirmasini duyan köylünün “iste esek ahirda” diye diretmesi karsisinda, Hocanin “esegin sözüne mi inanacaksin benimkine mi” demesidir. Onun gülmecelerinde, kaba sofularin “ahret” le ilgili inançlari da önemli bir yer tutar. “Fincanci Katirlari”, “Ben Sagligimda Hep Burdan Geçerdim” baslikli gülmeceler kati bir inanç karsisindaki duyguyu açiga vurur. Toplumda neye önem verildigini anlatan “Ye Kürküm Ye” gülmecesi, Hoca’nin dilinde, halkin tepkisini gösterir.

’nin etkisi bütün toplum kesimlerine yayilmis, “Incili Çavus”, “Bekri Mustafa”, “Bektasi” gibi çok degisik yörelerin duygularini yansitan gülmece türlerinin dogmasina olanak saglamistir.

ekleyen: isbara kaynak:Aksehir Belediyesi web sitesi

 

Bir Mektubu
Şu an 1 şubat akşamı rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, ım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni dığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi ımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi . bir mucize bu hastalığın o da sensin.

Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim , ne hava, ne ekmek, ne su,.. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim m, sensin.
Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.

Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan ım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.

Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin dudaklarındaki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o kokuyu, kimse hissettirmiyor senin tenindeki buğuyu, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurdun gibi vurmuyor bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki ı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi.

Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama ım yetmez mi sana? ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. ? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar.

Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman ben değilim, başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? ben değilim Allahım? Sebebi ne? Allahım ?
Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? sanıyorsun sizin sınıfa her teneffüs gelişim? sanıyorsun hep başka konular arayışım.

Çok merak etmiştin ya Metin ile benim bildiğim o olayı. Söyleyeyim. Metin bunu Rıza’dan duymuş. Rıza ona ikinizin beraber olduğunuzu söylemiş. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Metin bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle . kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek ımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar , senin kadar iyi, senin kadar gözlü, senin kadar . Bir bebeğimiz . olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef Metin beni rüyamdan erken uyandırdı. GENE SANA KAVUŞAMADIM.

Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam . Kıyamam sana biliyorsun. ım beni dağlasa da, ın beni mecnun yapsa . da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum diyorum ki seni çok seviyorum.

Sonsuza Dek

Bu gerçek yaşanmış bir hikayesi..

Altı sene olmuştu tanışalı her geçen gün daha fazla sevdiler birbirlerini,çok büyük bir aşktı onlarınki …hatta aşktan daha büyüktü ,onlar sevmiyor tapıyorlardı birbirlerine..
Herkes kıskanıyordu,imreniyordu onlara …
Her saati her dakikayı birlikte geçiriyorlardı
genç gitarıyla şarkısına başlarken girerdi içeri aniden değişir,susardı herkez genç başlardı kendilerine ait parçayı çalmayı sonsuza dek….
Kendisi için ayrılan masaya oturur birbirlerinin gözlerine bakarak devam ederdi ..
Herkez bilirdi onların ını,herkez rdı onları..
Ama o gün gelip çatmıştı artık genç askere gitmeliydi…vedalaştılar yine her zamanki gibi yarın görüşürüz ım diye….
Mesafeler bile değiştiremedi onların sevgisini daha çok daha çok sevdiler birbirlerini..her gün mektuplaştılar ,her seferinde aynı kağıda birkaç cümle yazar gönderirlerdi birbirlerine.onun dışında yüzlerce mektup..
sevdiğinin kendi sesiyle doldurduğu kaseti dinler hasret giderirdi..
Günler zor olsa da geçiyordu .izne gelicekti sevdiği ama bir şeyler ters gidiyordu ..
ın gözleri karardı ,başı dönüyordu onu böyle şılayamazdı ..ismini sayıkladı..
—–
Tüm bu bitmek ,tükenmek bilmeyen taaruzlar senin için,dönmen için..işte o zaman son defa ağlayacağım ellerine sarılıp,uzun uzun öpüp yalvaracağım beni bir daha yalnız bırakma diye..hatta diz çökeceğim bu bir insana boyun eğmek değil,bir ın önünde diz çökmek..

Uzaktım
Uzaktaydım
Ama yüreğimde çarptığını,içimde kıpırdandığını hissederdim
O denlide yakındık birbirimize
Sonra sana geldim
Koşa koşa,nefes nefese
Hiç aldırmadım zamana ,geçerdi
Geçtide yollarda ağır ağır da olsa
Bakmadım ayağımın o yorgun tozuna
Sesini aradım..
Hoş geldin deyişini.sımsıcak kollarını..
Gitmiştin…
ben savrulmuştum ,sapsarı bir yaprak gibi
Titrediğini hissetmiştim ahizeyi tutan elimin
beni sana getiren dizlerimin
Gücüm tükeniyordu titrediğini hissettim şımdaki gitti diyen,ağlayan sesin..
sana ihtiyacı var dedi,ismindi aldığı her nefese anlam veren giderken ismini sayıkladı dedi..
koştum sana kankırmızı yollarda ,gözlerim görmez olmuştu
şımda kolları açık senin hayalin
koştukça daha yakın koştukça daha uzaktın…
ağlama dedim kendime
az . kaldı kavuşmaya
bir daha bırakma onu,bir kez sarılınca
o koridor uzadıkça uzuyor
o ışıklar gözlerimde patlıyordu
seni gördüm
ışıl ışıl,rengarenk,gökküşağın dan daha
hayattan daha anlamlı daha gerçektin..
sarıldık olanca sevgimizle ,ımızla..
geceler boyu yanındaydım
geceler boyu ağladım,görmedin
yaşadım seninle o acıları..
ellerim kollarım bağlıydı ben
eriyordum her çırpınışında..
her yeni güne birlikte başlıyorduk,güneşi birlikte şılıyorduk
her güneş yeni bir umuttu bize …
son gü