nedir

KADIN&SAĞLIK

’de yalnızca Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Fakültesinde Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sadettin Hülagü ekibi tarafından uygulanan endoskopik yöntemle büyüklüğü ne olursa olsun borusu, mide, kalın bağırsaktaki erken evre kanserler riski taşıyan lezyonlar, özel yöntemle kabartılıp, tıraşlanarak cerrahi müdahaleye gerek kalmadan çıılabiliyor.

Yöntemin uygulandığı bölge kısa sürede eski fonksiyonlarını kazanırken, da sağlığına kavuşuyor.

Prof. Dr. Saadettin Hülagü, yaptığı açıklamada, Japonya’da yaygın olarak uygulanan, ABD Avrupa’da yeni uygulamaya başlanan Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemi ile borusu, mide, kalın bağırsaktaki erken evre kanserler ile riski taşıyan lezyonların kesin teşhisi cerrahi müdahaleye gerek kalmadan tedavisinin yapılabildiğini vurguladı.

Bu konuda 2006′da Japonya’da Jichi Medical University de yöntemin öncüsü kabul edilen Prof. Dr. Hironori Yamamoto’dan 3 ay Endoskopik Submukozal Diseksiyon bağırsağın incelenmesine yönelik Double Balon Endoskopisi aldığını belirten Hülagü, Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemini ’de ilk tek uygulayan merkezin kendileri olduğunu, Double Balon Endoskopisinin ise kendileri dışında birkaç üniversite Ankara Yüksek İhtisas Hastanesinde de uyguladığını belirtti.

Prof. Dr. Hülagü, ’de erken dönem tespitinin çok az olduğunu ifade ederken, yöntemin uygulanması için kanserin erken evrede tespit edilmesinin şart olduğunu vurguladı.


ENDOSKOPİDE İKİ YENİ SİSTEM
Gastroenteroloji kliniğinde söz konusu bölgelerde kanserin tespiti için gelişmiş teknolojik sistemleri yöntemleri kullandıklarını ifade eden Prof. Dr. Hülagü, şunları söyledi:

”Endoskopide yeni gelişmelerden birisi magnifiye kromoendoskopi sistem dediğimiz, endoskopla incelenen Gastro İntestinal Sistem yüzeyi normalin 100-150 katına kadar büyüterek değişik boyama teknikleriyle uygulanan yöntem. Yöntemi uygulamak için ön hazırlıklarımız oluyor. Boyayarak, ışığın dalga boyunu değiştirerek, görüntüyü büyüterek riskli bölgeyi belirliyoruz. Daha sonra endosonografiyle veya riski taşıyan lezyon veya tümoral dokunun alt tabakaya yayılıp yayılmadığına bakıyoruz. Aşağıya doğru yayılımı yoksa müdahale ediyoruz.

Bir de narrow band ya da FİCE sistem dediğimiz Fujinon Company’nin geliştirdiği yöntem var. Bu yöntem ışığın dalga boylarını kırarak yüzeyi daha detaylı görmemizi sağlıyor. Bu sistemlerin her ikisini de kullanıyoruz. Özellikle magnifiye sistemi ’de ilk biz aldık uygulamaya başladık. Bu yöntemlerle hem ağızdan hem de makattan girilerek, borusu, mide, kalın bağırsaklar kontrol edilebiliyor.”
19 VAKADA BAŞARILI SONUÇLAR ALINDI
Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemiyle tümörün bazen 1 saat, bazen 2-3 saatlik operasyonla alındığını dile getiren Prof. Dr. Hülagü, şöyle devam etti:

”Özel ilaç solüsyonları hazırlıyoruz, endoskopun içinden geçen kateterler, bunların ucunda elektrokoter denilen makaslar var. Damarlara, kanayan yerlere kelepçe koyma şansımız var. İğneyle kuyu kazmak gibi bir şey, kitleyi kabarttıktan sonra damarları alttan bağlayıp elektro bıçak ile parça sıyrılarak kesiliyor. Daha sonra tümoral dokuyu parçalamadan bir kementle dışarı alıyoruz. Parçayı incelenmek üzere patolojiye gönderiyoruz. Yan sınırlarda tümörün alt tarafında kan damarları veya lenfatik sisteme yayılma yoksa kanserden kurtulmuş oluyor. Üst tabakası çıılan bölgede meydana gelen yara-ülser kısa zamanda iyileşerek hastanın eski fonksiyonlarını kısa sürede kazanması büyük bir avantaj. Bu yöntemle bugüne kadar 19 hastaya müdahale ettik hepsinde lı sonuçlar aldık”
<”AMELİYAT OLSAYDI MİDESİNİN BİR BÖLÜMÜ ALINACAKTI”
Bir hastalarının midesinde 5 santimetreye yakın kitle bulunduğunu, biyopsisinin alındığını kitlenin riski taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Hülagü, ameliyat edilmesi halinde hastanın midesinin 3′te 1′inin alınması gerektiğini, bu nedenle safra sü olacağını, ileride safranın mideye yaptığı tahribattan dolayı riskinin yeniden oluşacağını belirterek, şunları kaydetti:

”Ankara’dan gelen bu hastamızdan kitleyi Endoskopik Submukozal Diseksiyon yöntemi ile aldık, yaraları da tamamen kapandı. Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan hastamız normal yaşantısına döndü.

Yine Bolu’dan gelen bir hastamızda makata çok yakın bir bölgede tabanı geniş 4-5 cm büyüklüğünde yüksek derece riski taşıyan polipli bir hastada lezyon endoskopik yöntemle çııldı. Bu yöntemle çıılamaması durumda hastanın ameliyat edilmesi gerekiyordu, ameliyatın ardından kolostomi dediğimiz bağırsakların dışarı doğru ağızlaştırması şeklinde torbayla gezmek zorunda kalacaktı. Ama bölge endoskopik yöntemle özel tekniklerle kabartılıp, tıraşlanarak çııldığı için doku kendisini yenileyerek yarayı kapattı eski fonksiyonlarını tamamen kazandı.”
DOUBLE BALON ENTEROSKOPİ YÖNTEMİ
teşhis tedavisinde kullanılan bir başka yeniliğin ise Double Balon Endoskopisi Denilen çift balonlu endoskopi olduğunu belirten Hülagü, yöntemin 2002 yılında Japonya’da uygulanmaya başlandığını, cihazı bulan Prof. Dr. Hironori Yamamoto’nun 2004 yılından sonra yurt dışında kullanılmasına izin verdiğini belirtti.

Double Balon Endoskopunun normal endoskoptan daha uzun olduğunu, ucunda bir balon, endoskopun üzerine takılan overtüp denilen plastik bir tüp, onun ucunda da balon bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Hülagü, şöyle devam etti:

”İnce bağırsaklar 5-6 metre uzunluğunda olduğu için standart endoskopiyle en fazla 100-120 santimetresi görülebilir, ama double balon yöntemiyle bağırsaklar sıvazlanarak 4-5 metre kadar gitme şansımız var. Eğer bağırsağın tamamını göremezsek kaldığımız bölgeyi boyayla işaretleyip, daha sonraki bir işlemle makattan girip işaretli bölgeye ulaşabiliriz. Bu yöntemle ağızdan makata kadar tüm sistemi görebilirsiniz. Bunu da 2006 yılında ’de ilk kez uygulayanlardanız.

Bu sistem sayesinde nedeni bilinmeyen kanamalar, inflamatuvar barsak hastalıkları-Crohn vs- ın ağrıları, kronik ishaller, bağırsağa ait veya riski taşıyan hastalıkların tanı , bağırsak düğümlenmelerinde, mide ameliyatı nedeniyle endoskopik olarak ulaşılması zor olan mide ameliyatlı hastalarda ERCP dediğimiz yöntem pek çok hastalığı teşhis edebiliyoruz. Bu sistemde de 100′ün üzerinde vakamız oldu. Halen haftanın 2 günü bu işlemi anestezi kontrolünde çoğu da değişik illerden gelen hastalarda rutin olarak uygulamaktayız.”

Gastroenteroloji Kliniğinde bu yöntemlerin dışında tüm standart uygulamaları yaptıklarını, safra yollarından taş alımı, pankreas tümörlerine stent, bant takma işlemlerini yaptıklarını belirten Prof. Dr. Hülagü, yakın dönemde aldıkları Mini Probe Ultrasonografi cihazını erken evre kanserlerin endoskopik yöntemlerle değerlendirmesinde kullanmaya başladıklarını, giderek bu konuda tecrübe kazanmış olacaklarını vurguladı. Prof. Dr. Hülağü, üniversite yönetiminin bu konuda kendilerini destekledikğini, yeni cihaz uygulama yönünden her türlü desteğin verildiğini belirtti.

Prof. Dr. Hülagü, KOÜ Fakültesi Gastroenteroloji Kliniğinin Fujinon Companyni tarafından Double Balon Endoskopisi yönteminin öğretilmesi yeniliklerin gastroenteroloji uzmanlarına anlatılması için Orta Doğu eğitim merkezi seçildiğini, firmanın kendilerine cihaz desteği sağlayacağını kaydetti.

122370.jpgBir an evvel için uygulanan standart diyetler, metabolizmayı sadece yorar. Oysa kalıcı zayıflık için, metabolizmayı iyi yönetip, dengeli beslenmek gerekir.Yaklaşan yaz aylarında birer ikişer, herkesin uyguladığı şok, standart gibi çeşitli listeleri yeniden ortaya çı.Hareketsiz geçen kış aylarından sonra bir an evvel için, çevremizde hızlı verenlerin uyguladığı listelere cankurtaran sandalları gibi sarılırız.

Listeleri uygulayarak tartılara yansıyan kayıplarını, birkaç ay sonra bir buçuk katı olarak geri alırız. Üstelik aldığımız yeni kilolarımıza, metabolizmamızda oluşan hasarlar da eklenir. Read the rest of this entry »

542182.jpgKaliteli bir uyku bir günün başlamasını sağlar sizi tazeler. Ama siz kaliteli bir uyku çekemiyorsanız yarım uykularla doluysa geceleriniz, bu durumu kontrol edin. mı ? yazımızı okuyun…

Akşam 19:00 sonrası expresso içiyor ya da yatağınızı home office gibi kullanıyorsanız bu tür bir sorun yaşayabilirsiniz. Buna benzer yanlış davranışlar uykusuzluğa olan şeyler olabilir. Read the rest of this entry »

Bebeğim kusuyor?

Her anne baba zaman zaman bu endişeli soruyu sorar. Bebeklerde beslenmeden sonra sızıntı şeklinde görülen çıkarma normaldir. Araştırmalar, bebeklerin ilk 3 aylık döneminde yaklaşık yüzde 80’inin günde en az bir kere kustuğunu ortaya çıkarmıştır. Ancak kusmanın değerlendirilmesi için zorlanmasız zorlanmalı olup olmadığına dikkat edilmesi gerekiyor. Ailelerin bebeklerini bir uzmana şiddetli kustukları zamanlarda götürmeleri gerekir. Çünkü bu tür kusmalar herhangi bir hastalığın habercisi olabilir.

Eğer bebeğiniz da zorlanmıyorsa….

Zorlanmaksızın olarak adlandırılan bu durumda, bunun için bir çaba sarf etmeden bazen az miktarda bazen de ağız dolusu bir ya da iki kez kusar. Bu tip kusmalar özellikle ilk aylarda beslendikten kısa bir süre sonra ortaya çı. Ancak alımı normalse bu durum için endişe etmenize gerek yoktur. Üstelik bebeğiniz büyüdükçe kusmanın hafifleyerek tamamen ortadan kalkacağını bilmelisiniz.

Özellikle bebeğin emerken hava yutması, aşırı yavaş ya da hızlı emmesi, emzirildikten sonra gazının çıılmaması kusmasına yol açabilir. Eğer bebeğinizde görülüyorsa, öncelikle besleme şeklinizi tekrar gözden geçirmenizde yarar vardır. Ancak hiçbir olmadan da bebeğinizin kusabileceğini bilmesiniz. Önemli olan onun aylık düzenli alımının normal olup olmadığıdır.

Kusmanın diğer nedenleri nelerdir?

Başka bir nedeni de, “Gastroözofagial Reflü”. Bu durum, daha çok zorlanmalı şeklinde ortaya çıkmaktadır. Ancak zorlanmasız da olabiliyor. Gastroözofagial reflü, mide içeriğinin kendiliğinden borusuna kaçışı olarak mlamak mümkündür. Bunun nedeni de, mide borusunun mideye bağlandığı yerde meydana gelen kasılma yetersizliğidir. Bu durum, genel olarak bebeğin doğumundan sonraki 3 ile 10. gününde başlamaktadır. İlerleyen günlerde kusmalar giderek azalmaktadır. Annelerin bu tip kusmayı önlemek ya da azaltmak için yapmaları gereken şey, bebeklerini besledikten sonra 30 dakika kadar yarı oturur şeklinde kucaklarında tutmaktır. Buna rağmen bebeğin normal alımı yavaşlamışsa Gastroözofagial reflü, sı konmuş bir bebeğe cerrahi müdahale gerekebileceğini bilmenizde yarar vardır.

Kusmada zorlanıyorsa…

Zorlanmalı , bebeğin sorunlarının önemli bulgularından biridir. Zorlanarak kusan de, mide bulantıları öğürtüler görülür fışkırır tarzda kusmaktadırlar. Hatta küçük bebeklerde, bu zorlanma sonucu kusmuğun burundan gelmesi bile söz konusu olabilir. Elbette küçük bebeklerin mide bulantısını anlamak zordur. Ancak huzursuzluğu, renginin solması, tedirginlik, kusmadan sonra verdiğiniz besinleri istememesi midesinin bulandığının sayılabilir.

Özellikle yeni doğan bebekte ilk 24–36 saat arası görülen şiddetli kusmalar, sindirim sisteminin herhangi bir yerinde tıkanıklık olduğunun işaretlerinden biridir. Bu tip kusmaların en sık görülen nedenlerinden bazıları şöyle sıralanıyor;

  • Barsak tıkanıklığı,
  • borusunun mideye bağlandığı kısmın kapalı olması (özofagus atrezisi),
  • Barsak darlığı,
  • Barsağın belirli bölümlerinin olmaması,
  • ın organlarının göğüs içinde fıtıklaşması,
  • Bir tip mide darlığı (pilor stenozu).

Bu tip sorunların, bir uzman tarafından acil müdahaleyi gerektirdiğini bilmenizde yarar vardır.

Doğumdan sonraki ilk günlerde kusmaya olan durumlar arasında; Enfeksiyonlar, doğumsal metabolizma hastalıkları, bebeğin anne karnında amnios sını fazla yutması, bazı alerjiler (süt alerjisi gibi) sayılabilir.

Daha büyük çocuklarda ise kusmanın ana sebebi, enfeksiyonlardır. Çocuklar, bir çok enfeksiyon sırasında kusarlar. Gribal, boğaz ya da bronşit gibi yaşadıkları enfeksiyonel her durumda görülür. Ancak kusmanın en sık görüldüğü enfeksiyon türleri ise; mide barsak, kulak, idrar yolu, menenjit-santral sinir sistemi enfeksiyonlarıdır.

Zehirlenmelerde de görülür…

Zehirlenme çocukluk çağında sık yaşanılan bir durumdur. Fare zehri, böcek ya da tarım ilaçları, havagazı, doğalgaz, karbonmonoksit’ ten kaynaklanan zehirlenmeler kendini ile belli edebiliyordur. Özellikle besin zehirlenmesinde en sık görülen bulgu; yine kusmadır.

Psikolojik kökenli de olabilir…

Küçücük de bile psikolojik nedenlerden dolayı olabiliyor. Özellikle 0–1 yaş arasında yaşanan uyum bozukluğunun belirtilerinden bir tanesi de kusmadır. Anne ile arasındaki ilişki bozuksa, anne sürekli gergin, huzursuzsa bebeğine sevgi ile yaklaşamıyorsa sorunu ortaya çıkabilir. Gerginliği hisseden , kusarak tepki gösterebilir. İştahsız çocuklar da annelerin ısrarla yemesi için yaptıkları baskı sonrasında kusabilirler. Anne gereğinden fazla yemesi için zorluyorsa, bu sürekli bir hal alabilir.

sırasında ne yapacaksınız?

Annelerin telaşa kapıldığı anlardan biri kusmadır. Çıkardıklarının soluk borusuna kaçma ihtimalini düşünen anneler, bebeklerine müdahale etmek isterler. Bebeğinizi anında, yan ya da yüzüstü çeviriniz. Kusması bittikten sonra ağzında kalmış besin parçalarını elinizle ya da Steril bir bez ıyla çıınız. Böylece hava yollarını açmış rahatlatmış olursunuz.

Ne zaman doktora götürülmelidir?

çok şiddetli günde üçten fazla görülüyorsa acilen bir uzmana başvurmak gerekmektedir. Ayrıca kusmayla birlikte ateş, öksürük diğer enfeksiyonel bulgular da varsa, kusmuk kanlı ya da yeşil renkli safralı bir görünümdeyse de zaman kaybedilmemelidir.

bir mıdır?

Bebeklerde kusmanın her şeyden önce bir değil de bir bulgu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bir hastalığa bağlı olarak gelişmektedir. Bu durumda bebeğe uygulanacak tedavinin temelinde direk olarak kusmaya yönelik değil, kusmaya olan hastalığın ne olabileceğinden yola çıkılması önem taşımaktadır. Bebekte kusmanın yol açtığı bulunduğu zaman buna uygulanacak sonrasında da ortadan kalkmaktadır.

Kusan bir bebeğe bir uzmana danışmadan, önleyici ilaçlar vermemek gerekmektedir. Eğer sadece mide bulantısının kesilmesi doğrultusunda bir uygulanırsa yalnızca engellenir. Oysa önemli olan kusmaya olan hastalığı etmektir.

Bebeğiniz kusuyorsa ne yapmalısınız?

  • Bebeğinizin kusmasını önlemek için emzirdikten hemen sonra yatırmayınız.
  • Gazını çıkartınız.
  • anında bebeğinizi yan veya yüzüstü çeviriniz.
  • durana kadar katı gıdaları bebeğinize vermeyiniz.
  • Hava yolunun açık kalmasını sağlamak için bebeğin ağzının içini yabancı maddelerden temizleyiniz.
  • Eğer bebeğinizin kusması çok şiddetli ise günde üçten fazla şiddetli oluyorsa, kusmanın içinde kan veya yeşil renkli safra görülüyorsa acil olarak doktorunuzu arayınız.

Uzm. Dr. Alper Soysal

Reflü ?

Halk arasında Mide olarak bilinen Gastro Özofageal Reflü hastalığı mide içeriğinin borusuna geri kaçmasıdır. Reflü, asitli mide içeriğinin borusuna gelmesi uzun süre temas etmesiyle borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir.

Mide içeriği midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak barsağından mideye doğru safra geri akımı varsa mideden yukarı çıkan içerik hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi borusunun tahrişine olur. Reflü hastalığı, asitli /veya safralı mide içeriğinin borusuna gelmesi uzun süre temas etmesiyle borusunun kendini asitten /veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen özellik bu mekanizmanın gevşekliğidir. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş borusu hareketi bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

Kelepçe Mekanizması

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

KELEPÇE MEKANİZMASI
Kelepçe mekanizması, mide içeriğinin borusuna çıkmasını kasların bir kelepçe gibi sıkılmasıyla engeller. Sağlıklı bir kelepçe mekanizması şu şekilde işler;

borusunun alt ucunda mide içeriğinin borusuna çıkmasını engelleyen iki mekanizma vardır.

KAPAK MEKANİZMASI
Kapak mekanizması, mide içeriğinin borusuna çıkmasını kasların bir kapak gibi kapanmasıyla engeller. Sağlıklı bir kapak mekanizması şu şekilde işler;

Reflü Şikayetleri Nelerdir?

Hastalarımızın en sıklıkla başvurduğu şikayet mide yanmasıdır.
Bunun yanında göğüste yanma ekşime,
Ağıza gelen acı bir tat
,
Ağız kokusu,
Özellikle yemeklerden sonra tok karna yatıldığında geceleri rahatsız eden şişkinlik, geğirme boğulma hissi
Göğüste takılma sıkışma hissiyle birlikte kalbe baskı çarpıntı hissedilebiliyor.
Derin nefes almada güçlük çekilebiliyor.
İleri aşamalarda da;
kronik farenjit,
kronik sinüzit,
alerjik astım
diş çürüklerine gidilen bir süreç yaşanabiliyor.

REFLÜ ŞİKAYETLERİ BAŞKA HANGİ HASTALIKLARI CAĞRIŞTIRIR?
HAZIMSIZLIKLA İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Şişkinlik, geğirme, midede yanma hazımsızlık hissi
safra kesesi taşı olan insanlarda
Ülseri olan insanlarda
Gastriti olan insanlarda
görülebilir.
KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Kronik farenjit
Kronik sinüzit
kısıklığı
Kronik tahriş öksürüğü
GÖGÜS HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Alerjik astım

Kronik öksürük
HASTALIKLARI İLE İLGİLİ OLAN ŞİKAYETLER
Çarpıntı
Kalpte sıkıntı hissi

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Uzman Diyetisyen Canan Ulus, şişmanlığın psikolojik sorunlardan diyabet, kısırlıktan rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa sebep olduğunu bildirdi.

’de bayanlarda yüzde 27-30, erkeklerde ise yüzde -15 arasında görülen şişmanlığın üstesinden doktor kontrolü altında gelinebileceğine dikkat çeken Canan Ulus, “Şişmanlık birçok hastalığa olduğu gibi kendisi de bir hastalıktır. Özellikle son yıllarda çocuklarda yanlış beslenmeden kaynaklanan şişmanlığa rastlanmaktadır. Bilinçli bir şekilde şişmanlıktan kurtulmanın çareleri aranmalıdır” dedi.

Vücudun yağ dengesinde oluşan bozulmaların olduğu şişmanlığın yaşam kalitesini bozduğunu, bunun yanı sıra birlikte görülen hastalıklar nedeniyle erken yaşta ölümlerin söz konusu olduğunu vurgulayan Ulus, “Fiziksel estetik görünüm bozukluğu dolayısıyla sızlık, ortama uyamama gibi sorunları da beraberinde getirmekte, hatta psikolojik rahatsızlıklara bile olabilmektedir” diye konuştu.

Ulus, tip 2 diyabet, hipertansiyon, koroner hastalığı, yetmezliği, felçler, üreme ile ilgili hastalıklar, kanserler, safra kesesi hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, eklem problemleri, ürik asit yüksekliği, reflü hastalığı idrar kaçırmanın şişmanlıkla birlikte olabilecek hastalıklar olduğuna değindi.

Tip 2 diyabetiklerin yüzde 80′inin şişman olmasının tesadüf olmadığına işaret eden Ulus, yine ideal kilonun yüzde 20’sinin üzerine çıkıldığında hipertansiyon gelişme riskinin de 8 kat arttığına dikkat çekti. Ulus, “Ayrıca artışı ile birlikte kolon, rectum, kanserlerinde bunlardan ölümde de bir paralel artış söz konusudur. Kilolu hanımlarda sık görülen siklus bozuklukları polikistik over sendromu kısırlık gibi problemlere de genellikle şişmanlık eşlik etmektedir” şeklinde konuştu.
edilmesi zorunlu olan şişmanlıktan kurtulmaya veren bireylerin öncelikle dahiliye doktorlarına görülmesi, ardından diyetisyen kontrol takibinde diyete başlaması gerektiğini vurgulayan Ulus, diyetisyenin uygun diyetle birlikte hastaya yapması gerekenleri söyleyeceğini vurguladı. Ulus, şişmanlıktan kurtulmada irade sabrın önemli olduğunu sözlerine ekledi.