nedir

Kayseri’de ” yumurtlayan tavuk” hikayesi gerçek oldu. Bankalar caddesindeki bir iş hanında sarraflık yapan Tansel Turgut’un, ı için aldığı yavru ördek, 1 gram ı yuttu.
Turgut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4. sınıfa geçen ı Özge için dükkanına gelen bir satıcıdan 2 YTL’ye yavru bir ördek aldığını, tezgahın üstünde beslemek istediği ördeğin ise hurda kutusundan bir parça ı yuttuğunu söyledi.
Ördeğin ı çıkarmasını beklediklerini, ancak henüz bunun gerçekleşmediğini belirten 20 yıllık sarraf Tansel Turgut, şöyle devam etti:
”2 YTL’ye ım için aldığım yavru ördek, 1 gram civarındaki hurda ı yuttu. ın şu andaki değeri 42 YTL. Bağ evimizde ördeğimizi besliyoruz. Sabahleyin ördeğin kutusuna baktım dışkı yoluyla çıkmamış. Biraz zaman alabilir. Çok sevimli bir .
Akşam evde ıma annesine ördeğin yuttuğunu yakın zamanda çıkartabileceğini söyledim. Böyle bir şey ilk defa başıma geliyor. ‘ yumurtlayan tavuk’ hikayesini duymuştum ama hikayenin benzerinin başıma geleceği aklımdan geçmezdi.”
Babasının kendisi için aldığı ördek yavrusu ile oynadığını belirten 10 yaşındaki Özge ise, ”Babam benim için ördek almış. Ancak işyerinde korkunç bir olay olmuş. Bir parça ı yutmuş. Babam akşam bağ evimize ördeği getirdiğinde bu olayı bize anlattı. Çok şaşırdık. Şampuanla ördeği yıkadık. Şimdi, ın çıkmasını bekliyoruz”dedi.
Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah İnci de ördeğin karnındaki ın dışkı yoluyla ne zaman çıkacağını net olarak söylenemeyeceğini belirtti. İnci, ”ın ne zaman çıkacağını bilemeyiz. Tavsiyem, ördeğin sahibi olan vatandaşlarımız hayvana iyi baksınlar” diye konuştu.

A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde şıdan şıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan
· erotofobi: korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: sız olma korkusu
· kanserofobi: olmaktan korkma
· kardiyofobi: hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler kilitli odalar onlar için verici yerlerdir. Hastanın korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek çlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt larından korkma
· orofobi:çtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü cuma olan günden korkma
· patofobi: olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe ın, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma

Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusunda çok sayıda uçak geminin kaybolduğu, bazı paranormal olayların yaşandığı bölgenin adıdır. Bu bölge Amerikan sahil koruma örgütünün 7 nolu bölge müdürlüğünün 5720 sayılı sirküler yazısında şöyle tarif edilmektedir: “Bermuda üçgeni ya da şeytan üçgeni diye anılan hayal ürünü yer, Atlantik’te, ABD’nin güneydoğu kıyılarında, açıklanamayan gemi, tekne uçak kayıplarının çok yüksek oranda yer aldığı bir alandır. Bu üçgenin köşelerinde Bermuda, ’daki Miami, Puerto Rico’daki San Juan olduğu kabul edilmektedir.[1]

Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak landı öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan mlanamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .

Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler “hidrat” denilen beyaz tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.

Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.

daha fazla bilgi için : http://tr.wikipedia.org/wiki/Bermuda_%C5%9Eeytan_%C3%9C%C3%A7geni

TIP FAKÜLTESİ UYGULAMA - ARAŞTIRMA HASTANESİ

ÇOMÜ Fakültesi hem Üniversitemiz, hem de Çanakkale için kurumsal anlamda dönüm noktası niteliğinde bir girişimdir. Çanakkale’ye özgü sorunlarının varlığı, Fakültesi’nin fiilen faaliyete geçmesi için fiziki akademik yapılanmayı tamamlaması Çanakkale’de eğitim-öğretime devam etmenin önemi dikkate alındığında; 2007 yılında Uygulama      Araştırma Hastanesi ile Fakültesi Dekanlığı’nın Çanakkale’de faaliyete başlaması zorunluluktur.
Bu bağlamda; Rektörlüğümüzün çabaları sonucunda Kepez’deki Binası Bakanlığı’ndan alınmış Terzioğlu Yerleşkesindeki Dekanlık Binası hızla tamamlanmıştır. Kepez’deki binanın %75′ i tamamlanmış olup, %25′lik kısım ise kamu kaynaklarıyla 2007 yılına kadar bitirilecektir.
Dekanlık binasının tefrişi teknik donanımının finansmanı ile ilgili olarak kamu olanaklarından yararlanmak imkan dahilinde görülmemektedir. Bu çerçevede, söz konusu binaların tefrişi ile teknik donanımının işadamı, özel sektör işletmeleri, STK’ lar yanı sıra ekonomik durumu iyi olan Çanakkaleli vatandaşların katkılarıyla temini için Bağış Kampanyası başlatılmıştır. Kampanya bilgileri için Lütfen Buraya Tıklayınız…
Rektörlüğümüz ilgili Komisyon üyeleri yaklaşık 3 milyon YTL’Iik fon ihtiyacının şılanması amacıyla; katkı sağlama potansiyeli, eğilimi bulunan kişi kuruluşlarla görüşmeler yapmaya başlamışlardır.
Fakültesi Uygulama Araştırma Hastanesi’nin Çanakkale için öneminin farkında olan Çanakkale’ lilerin gerekli duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz.

ÇOMÜ Rektörlüğü

Acil Servis

  • Acil Poliklinik

  • Minör Cerrahi Acil Ameliyathane

  • Kısa Süreli İzleme Birimi

  • Ambulans Hizmetleri

Rutin Poliklinikler

  • İç Hastalıkları

  • Kardiyoloji

  • Çocuk Hastalıkları

  • Genel Cerrahi

  • Hastalıkları Doğum

  • Üroloji

  • Psikiyatri

  • Nöroloji

  • Enfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji

  • Göz Hastalıkları

  • KBB

  • Anesteziyoloji Ağrı

  • Rehabilitasyon

  • Göğüs Hastalıkları

  • Ortopedi Travmatoloji

  • Beyin Cerrahisi

  • Damar Cerrahisi

  • Göğüs Cerrahisi

  • Plastik Rekonstrüktif Cer. 2.20 Dermatoloji

  • Çocuk Cerrahisi

  • Çocuk Psikiyatrisi

Özel Poliklinikler

  • Gastroenteroloji

  • Endokrinoloji

  • Nefroloji

  • Romatoloji

  • Medikal Onkoloji

  • Hematoloji

  • Allerji Immunoloji

  • Geriyatri

  • Neonataloji

  • Pediyatrik Kardiyoloji

  • Pediyatrik Gastroenteroloji

  • Pediyatrik Endokrinoloji

  • Pediyatrik Nefroloji

  • Pediyatrik Hematoloji

  • Pediyatrik Onkoloji

  • Pediyatrik Immunoloji

  • Pediyatrik Nöroloji

  • Radyasyon Onkolojisi

  • Androloji

  • Üroonkoloji

  • Pediyatrik üroloji

  • Katarakt Refraktif Cerrahi

  • Şaşılık Oküler Motilite

  • Retina

Laboratuvarlar

  • Biyokimya L.

  • Mikrobiyoloji L.

  • Bakteriyoloji

  • Mikoloji

  • Tüberküloz

  • PCR

  • Parazitoloji

  • Viroloji

  • Patoloji

  • Immunoloji Doku Tıplendirme

  • Hematoloji Kan Bankası

  • Nöroloji L.

  • EEG

  • EMG

  • Uyku

  • Kardiyoloji L.

  • EKO

  • Koroner Anjiyografı

  • EKG

  • Tıbbi Biyoloji Genetik

  • Odyometri Vestibülometri

  • Solunum Fonksiyon L.

Üniteler

  • Koroner Yoğun Bakım Ünit.

  • Dahili Yoğun Bakım Ünit.

  • Cerrahi Yoğun Bakım Ünit.

  • Yeni Doğan Prematüre Yoğun Bakım Ünit.

  • Reanimasyon Ünit.

  • Radyodiyagnostik

  • Konvansiyonel Radyoloji

  • Bilgisayarlı Tomografi

  • USG Doppler

  • MRG

  • Mammografı

  • Nükleer Ünit.

  • Endoskopi Ünit.

  • Taş Kırma Ürodinami Ünit.

  • Diyaliz Ünit.

  • Transplantasyon Ünit. 5.13 Yanık Ünit.

  • Doğumhane

  • Tüp

  • Morg Otopsi Ünit.

Eğitim Süresi Okutulan Dersler

Mühendisliği ü’nde yürütülen lisans , İngilizce hazırlık sınıfı dışında 4 yıldır. İlk iki yılda, ağırlıklı olarak, mühendislik mühendisliği dersleri yer almaktadır. Sonraki iki yılda ise, zorunlu olarak mühendisliği ile ilgili alınması gereken dersler dışında, öğrencilerin yazılım veya donanım konularına veya mühendisliğinin değişik alanlarına yönlenebilmelerini sağlamak amacı ile, teknik seçmeli dersler konulmuştur. Ayrıca, mühendisleri için gerekebilecek, teknik olmayan yararlı seçimlik dersler de vardır. Mezunların, mühendisliğinin değişik alanlarında çalıştıkları göz önüne alınırsa, teknik seçmeli derslerde yapılacak doğru seçimin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Bölümde okuyan öğrencilerin eğitim masraflarını, , parçaları, tüketim malzemeleri, kırtasiye harcamaları oluşturmaktadır.
Mezunların Kazandıkları Unvan Yaptıkları İşler

Lisans sonunda lı olan öğrencilere “ Mühendisi” diploması verilir. mezunları, sistem çözümleyici, uygulama programcısı,genellikle bilgi işlem merkezlerinde yönetmen, kurucu yönetici , veri tabanı yönetmeni, destekli endüstriyel sistemlerin tasarımı gerçekleştiriminde araştırma geliştirme mühendisi gibi görevler alabilirler. Ayrıca, üniversitelerde Öğretim Elemanı olarak akademik olarak ilerlerken eğitim öğretime katkıda bulunup, bilimsel çalışma araştırma yapma şansını da elde edebilirler. mühendislerinin kazandıkları bazı makamlar bu makamlarda yaptıkları görevler şunlardır :

Ağ Tasarımcısı (Communications Analyst)

Veri nakleden ağları planlar, tasarlar kurar. Sistemin ağ yapısıyla ilgili konularda diğer sistem çözümleyici tasarımcılarına yardımcı olur. Halen yürürlükte olan planlanmış ağların kullanımını inceler yeterli kapasitenin yeteneğin sağlanması için gerekli hatlar yapılanma konusunda, yönetime, geliştirme değiştirme konularında öneriler götürür. Ağ kullanımını verilen hizmeti denetler iyileştirme için düzenlemeler yapar.
Güvenlik Yöneticisi (Computer Security Manager)

Kuruluşun bilgisayarlarına ilişkin güvenlik gereksinimlerini belirler. Bu gereksinimleri şılayacak sistemlerin tasarımını yapar uygulamaya sokar. Ayrıca, güvenlik standartları oluşturarak, kuruluş içinde bütünlüğü sağlamayı hedefler. Oluşturulan güvenlik mekanizmalarını sürekli denetler, güvenliğini tehdit eden davranışları belirler sorumlularını tespit eder.
Bilgi İşlem Merkezi Yöneticisi (Manager of Data Processing)

Kuruluşun tüm bilgi işlem çalışmalarını planlar yönetir. Bilgi işlem hizmetleri, geliştirme işletim çalışmalarını yönetir. Bilgi işlem hizmetlerini yapan uç kullanıcılarla iş birliği yaparak, kuruluşun çalışmalarını geliştirmesine destek verir. Kullanılan yöntem tekniklerin geliştirilmesini veya yenilerinin kullanılmasını sağlar. Bilgi işlem kaynaklarını gereken biçimde yönlendirerek, kullanıcılara verilen hizmeti etkin hale getirir.
Sistem Çözümleyicisi (System Analyst)

Bilgi işlem sistemlerini geliştirmek değiştirmek için bilgi toplar analiz eder. Bu tür sistemleri tasarlar, mlar, yöntemleri belirler kurulmasını gerçekleştirir. Çalışmakta olan sistemleri değerlendirir geliştirilmeleri için önerilerde bulunur.
Sistem Değerlendirmecisi (Systems Evaluator and Configurator)

Donanım yazılım performansını izleyen, ölçen değerlendiren bir yöntem hazırlar uygular. O anki gelecekteki kullanımı daha etkin yapmak için yapıda (konfigürasyon) kısa uzun dönem için değişiklikler planlar. Yeni donanım yazılımın seçimi için çalışmalar, denemeler öneriler yapar.
Sistem Programcısı(Systems Programmer)

ın sistem yazılımını tasarlar, programlar bakımını yapar. Kuruluş için gerekli optimum yapıya verir yapımcı firma tarafından verilen yazılımı inceler. Yapımcının yazılımda yaptığı değişiklikleri gelişmeleri inceler, bunların mevcut işletim sistemleri, sistem tasarımı, programlama işletme yöntemlerine etkilerini saptar. Kuruluşun örnek sistem deneme takımına gerekli bakımı yapar, yeni ya da değiştirilmiş yazılımı kurmadan önce bu sistemi deneme takımı ile dener. Sistem yazılımının kullanımı uygulama programlarına bağlantısı konularında sistem çözümleyicilere programcılara yol gösterir.
Sistem Tasarımcısı(System Designer)

Sistem Çözümleyicisinin mladığı gereksinmeleri mantıksal, ekonomik pratik sistem tasarımlarına dönüştürür. İlgili programların yazılabilmesi için gerekli ayrıntılı spesifikasyonları hazırlar. Bu spesifikasyonlar şunları içerir :

Sistem bağlantılarını, bilginin akışını, gerekli kaynakları gösteren iş akış şemaları,

Sistemin her ü için giriş, işlem çıkış işlemlerinin yapılacağını belirleyen belgeler,Giriş, dizi çıkış yapıları.
Standartlar Yöntemler Denetleyicisi (Standarts and Methods Controller)

Bir yöntemler performans standartları yönetmelikleri sistemi geliştirir uygular. Gerekli standartlara uygunlukları saptamak için işletim performansını çıktıları denetler, buna göre standart yönetmeliklerde gerekebilecek gelişmeleri saptar. Önerilen donanım, yazılım uygulamaları inceleyerek etkilerini değerlendirir, yeni standart gereksinmelerini saptar.

Uç Kullanıcı Desteği Uzmanı (End User Services Specialist)

Kuruluştaki bilgi işlem merkezi dışındaki bilgi işlem hizmetleri kullanıcılarını eğitir. Uç kullanıcılara, ihtiyaç duydukları desteği sağlar. Onların, bilgi işlem hizmetlerinden planlandığı biçimde yararlanmaları için gereken işlemleri yapar sorunlarını çözer. Uç kullanıcıların hiç değilse basit uygulama sorunlarını kendi kendilerine çözecek düzeye gelmelerini sağlar. Uç kullanıcıların kullanım sorunlarını çözemediği zamanlarda, bunları bilgi işlem merkezi ilgililerine aktarır çözümün bulunmasını sağlar.
Uygulama Programcısı(Applications Programmer)

mantığını tasarlar dener, programları yazar işletmeye hazır hale getirir. Bilgiyi işlemek için gerekli olan akış şemalarını alt programları hazırlar. Dizi kütük gereksinmelerinin belirlenmesi için sistem tasarımcısına yardımcı olur. Belirlenmiş programlama standartlarına göre,programlama ile ilgili işlerin tümünü yapar. Tamamlanmış olan programların işlemesini diğer programlara bağlantısını kontrol eder.
Veri Tabanı Yöneticisi(Database Administrator)

Kuruluşun veritabanını tasarlar, bakımını yapar denetler. Veri tabanının standartlarını saptar bunlara uyulmasını sağlar. Yeni ya da değiştirilmiş sistemlerin bilgi gereksinmelerini inceler veri tabanı spesifikasyonlarını geliştirir. Bilgi organizasyonu, erişim denetim için mlamalar yapar ilgililere bildirir. Veritabanının yapısı/bakımı için spesifikasyonlar geliştirir; bütünlüğü gizliliği sağlamak için denetimler koyar; bunlara uyulmasını sağlar.
Çalışma Alanları, İş Bulma Kazanç İmkanı

Mühendisliği ü mezunlarının, yönetim, eğitim, endüstri, ticaret hizmet alanlarında faaliyet gösteren çeşitli kamu kuruluşları ile özel kuruluşlarda, bankalarda, üniversitelerde, donanımı üreten pazarlayan firmalarda çalışma olanakları vardır. E.Ü. Mühendisliği ü mezunları, edinmiş oldukları bilgi tecrübe ile, İzmir’de, ’nin çeşitli bölgelerinde (özellikle İstanbul’da) yurtdışında, kısa sürede yüksek ücretlerle iş bulabilmektedirler.

Son yıllarda mezunlarımız araştırma kurumlarında şirketlerin AR-GE bölümlerinde yapay zeka, yapay sinir ağları, grafikleri, görüntü işleme, gömülü sistem programlama, mobil oyun programlama, veri madenciliği gibi mühendisliğinin araştırma uygulama alanlarında da değişik ünvanlarla görev almaya başlamışlardır. Bilgi teknolojilerinin ilgili diğer teknolojilerin gelişimi ile beraber çalışma alanları da çeşitlenmektedir.

Kene çıkarmada süper çözüm!
Vücuda yapışması sonucu ölümlere olan kene, kesik enjektörle vakumlanarak çıılabilir

08.07. 19:32

Enjektörün uç kısmını bıçakla kesiliyor, düzgün olması için zımpara yapılıyor enjektörün içine 3 damla sabunlu su koyuluyor. Daha sonra ucu kesilmiş enjektör kenenin bulunduğu bölgeye koyularak üzerinde vakum etkisi yaptırılıyor. Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor.

Bolu’da, İl Genel Meclisi Üyesi 56 yaşındaki Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkartmak için kolay pratik bir çözüm yolu buldu. Tanyar, enjektörün ucunu keserek hava basıncı ile keneyi çıkartıyor.

Köroğlu Avcılar Kulübü’nün başkanlığını da yapan Fahrettin Tanyar, vücuda yapışan keneyi çıkartmak için yeni bir yöntem buldu. Kenenin deriyi kesmeden operasyon gerektirmeden çıkartılacağını günlerce düşünen Fahrettin Tanyar, çözümü hava basıncında buldu.

Enjektörün uç kısmını bıçakla kesen düzgün olması içinde zımpara yapan Tanyar, enjektörün içine 3 damla sabunlu su koyuyor. Daha sonra ucu kesilmiş enjektör kenenin bulunduğu bölgeye koyularak üzerinde vakum etkisi yaptırılıyor. Deri keneyle birlikte vakumun etkisiyle şişiyor yapışan kene bir süre sonra basıncın etkisiyle yapıştığı yerden çıkıyor.

Tanyar, enjektörle kene çıkartma yöntemini aşama aşama fotoğraflayarak İl Müdürlüğü’ne gönderdi. İl Müdürlüğü yetkilileri de enjektör yöntemini deneyerek sonucun olumlu olduğu ına vararak, yeni kene çıkartma tekniğini olumlu buldu.

Enjektörle kene çıkartma tekniğini ilk olarak kendi üzerinde denediğini olumlu sonuç aldığını belirten Tanyar, “Arazide sürekli bulunan askerlerimiz, avcılarımız, köylülerimiz, hayvancılık yapan insanlarımız hiç olmazsa kuruluşuna gitmeden önce keneyi çıkartabilecekler. Enjektörün hava basıncıyla keneyi yapıştığı yerden çok basit bir şekilde alabilirler. Halkımıza faydalı olacağını düşünüyorum. Bunu hazırladığım fotoğraflarla İl Müdürlüğünü’de sundum. Müdürlüğü yetkilileri de denemişler olumlu olduğunu söylediler. Kendi deneylerimizle de olumlu sonuç aldık. Kullanılmasının yararlı olacağı düşüncesiydeyim” dedi.

dunyabulteni.net

nasreddin hoca

 Nasrettin Hoca’nın Hayatı

Seyyid Mahmud Hayrani Seyyid Haci Ibrahim’in derslerini dinledi, Islam diniyle ilgili çalismalarini sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadilik görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayi kendisine Nasuriddin Hâce adi verilmis, sonradan bu ad biçimini almistir. Onun yasamiyla ilgili bilgiler, halkin kendisine olan asiri sevgisi yüzünden, söylentilerle karismis, yer yer olaganüstü nitelikler kazanmistir. Bu söylentiler arasinda, onun Selçuklu sultanlariyla tanistigi, Mevlânâ Celâleddin ile yakinlik kurdugu, kendisinden en az yetmis yil sonra yasayan Timur’la konustugu, birkaç yerde birden göründügü bile vardir. ’nin degeri, yasadigi olaylarla degil, gerek kendisinin, gerek halkin onun agzindan söyledigi gülmecelerdeki anlam, yergi alay ögelerinin inceligiyle ölçülür. Onun oldugu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açiklanisindan anlasildigina göre o, belli bir dönemin degil Anadolu halkinin yasama biçimini, güldürü ögesini, alay eglenme türünü, övgü yergi becerisini dile getirmistir. Onunla ilgili gülmeceleri olusturan ögelerin odagi sevgi, yergi, övgü, alaya alma. O, bunlari söylerken bilgin, bilgisiz, açikgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, saskin, kurnaz, korkak, atilgan gibi çelisik niteliklere bürünür. Özellikle karsisindakinin durumuyla çeliski içinde bulunma, gülmecelerinin egemen ögesidir. Bu ögeler Anadolu insaninin, belli olaylar karsisindaki tutumun yansitan, düsünce ürünlerini olusturur. , halkin duygularini yansitan, bir gülmece odagi olarak ortaya çikarilir. Söyletilen kisi, söyletenin agzini kullanir, böylece halk ’nin diliyle kendi sesini duyurur. , bütün gülmecelerinde, soyut bir varlik olarak degil, yasanmis, yasanan bir olayla, bir olguyla baglantili bir biçimde ortaya çikar. Olay karsisinda duyulan tepkiyi ya da onayi gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanik oldugu olaylar, genellikle, halk arasinda geçer.

Hoca soylularin, yüksek saray çevresinde bulunanlarin aralarina ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelisi onun tanistigi söylenen Selçuklu sultanlariyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur’la ilgili “hamam, Timur pestemal” gülmecesi de, Timur’dan çok önce yasadigi için, sonradan üretilmistir. Halk begenisi Hoca’yi Timur gibi çevresine salan bir imparatorun karsisina hamamda çikarak, “kizim sana söylüyorum, gelinim sen isit” türünden bir yergi yaratmistir. Burada yerilen, dolayli olarak, kendi toplumun, halkin üstünde gören saray insanlaridir.

gülmecelerinde dile gelen, onun kisiliginde, halkin duygularini yansitan baska bir özellik de esegin yeridir. Hoca eseginden ayri düsünülemez, onun tasiti, binegi olan esek gerçekte bir yergi alay ögesidir. Anadolu insaninin yarattigi gülmece ürünlerinde atin yeri yoktur denilebilir. Esek, aciya, sikintiya, dayaga, açliga katlanisin en yaygin simgesidir. Soylularin, saraylarin çevresinde üretilmis gülmecelerde esek bulunmaz, oysa at genis bir yer tutar. Bu konuda, baska bir çeliski sergilenir, gülmecede güldürücü öge ile yerici öge yanyana getirilir. Bunun örnegi de kendisinden esegi isteyen köylüye, “esek evde yok” deyince ahirda onun anirmasini duyan köylünün “iste esek ahirda” diye diretmesi karsisinda, Hocanin “esegin sözüne mi inanacaksin benimkine mi” demesidir. Onun gülmecelerinde, kaba sofularin “ahret” le ilgili inançlari da önemli bir yer tutar. “Fincanci Katirlari”, “Ben Sagligimda Hep Burdan Geçerdim” baslikli gülmeceler kati bir inanç karsisindaki duyguyu açiga vurur. Toplumda neye önem verildigini anlatan “Ye Kürküm Ye” gülmecesi, Hoca’nin dilinde, halkin tepkisini gösterir.

’nin etkisi bütün toplum kesimlerine yayilmis, “Incili Çavus”, “Bekri Mustafa”, “Bektasi” gibi çok degisik yörelerin duygularini yansitan gülmece türlerinin dogmasina olanak saglamistir.

ekleyen: isbara kaynak:Aksehir Belediyesi web sitesi

 

<object id=”mediaPlayer”
width=”320″
height=”300″
classid=”CLSID:22D6F312-B0F6-11D0-94AB-0080C74C7E95″
codebase=”http://activex..com/activex/controls/mplayer/en/nsmp2inf.cab#Version=5,1,52,701″
standby=”  Media  bilesenleri yukleniyor..”
type=”application/x-oleobject”>
<param name=”FileName” VALUE=”dosya_adi.wmv”>
<param name=”ShowControls” value=”1″>
<param name=”AutoStart” value=”0″>
<param name=”ShowDisplay” value=”False”>
<param name=”AutoRewind” value=”0″>
<param name=”PlayCount” value=”3″>
<param name=”ShowStatusBar” value=”1″>
<param name=”ShowGotoBar” value=”0″>
<param name=”AutoSize” value=”0″>
<param name=”EnableContextMenu” value=”false”>
<param name=”BorderStyle” VALUE=”1″>
<param name=”DisplayForeColor” VALUE=”0″>
<param name=”DisplayBackColor” VALUE=”0″>
<embed type=”application/x-mplayer2″
pluginspage=”http://www..com//Downloads/Contents/Products/MediaPlayer/”
filename=”dosya_adi.wmv”
src=”dosya_adi.wmv”
name=”mediaPlayer”
autostart=0
showcontrols=1
showdisplay=False
showgotobar=0
enablecontextmenu=false
showstatusbar=1
autosize=”0″
width=”320″ height=”300″>
</embed>
</object>

Unutulmaz Bir Hikâyesi
Latif, bir çoban… Saf huylu, düşünceli, temiz kalpli bir çoban… Bir gün, koyunlarını otlatırken nehre su almaya inen güzeller güzeli Latife’yi gördü. ona âşık oldu. ıyla her gece yanıp tutuştu. Latife, o kadar bir kızdı ki köyün tüm genç delikanlıları ona âşıktı. Fakat Latife’nin babasının korkusundan Latife’yle değil görüşmek, göz göze bile gelemiyorlardı. Ama bizim saf huylu çobanımız Latife’ye öyle bir âşık olmuştu ki, ı için dağları bile delip geçerdi. Öylesine seviyordu Latife’yi. Latife, Latif adlı çobanın kendisine âşık olduğunu daha sonra öğrendi. o da bir gün Latifle göz göze geldi. Artık o da Latif’e vurulmuştu.
Latife’nin babası, adamlarına ına âşık olan çoban Latif’i bulmalarını emretti. Maho Ağa (Latife’nin babası) ının bir çobana âşık olmasına çok sinirlenmişti. Onun ının ancak bir saraya gelin olabileceğinin düşüncesindeydi. Ama o sadece kendi düşüncesi… Latife babasından çok farklı düşünüyordu. O, gönlünün sevdiği kişiyle evlenmeyi istiyordu. Neyseki bizim çoban Latif, Maho . Ağa’nın adamlarına yakalanmamıştı. Çoban Latifle, güzeller güzeli Latife gizlice buluşuyorlardı. Maho Ağa bu durumdan oldukça rahatsızdı. Adamlarına:
—Eğer o çobanı bulamazsanız bir daha gözüme gözükmeyin! Diye sert bir tonuyla çıkıştı. Adamları hemen Maho Ağa’nın yanından dağıldılar. Dağılışlarında uğultu ön plandaydı. yakalayacaklarını düşünüyorlardı, daha önce tüm çabalarına rağmen Çoban . Latif’i yakalayamamışlardı. Maho Ağa bu uğultunun arkasından adamlarına:
—Dediklerimi duydunuz, eğer yakalayamazsanız bu köyden gidin! Diye seslendi.
Latif ile Latife, güneşin etrafı tepeden gözlemlediği, yapraklarının sürçüşmesiyle oluşan uğultunun kulağa hoş bir verdiği, bir yaşlı çınar ağacının altında el ele tutuşmuş bir vaziyette konuşuyorlardı. Maho Ağa’nın adamları onları birkaç kilometreden fark . etmişlerdi. Ellerinde silahlarıyla onlara doğru yaklaşıyorlardı. Latife babasının adamlarının kendilerine doğru yaklaştıklarını fark etti hemen Latif’i uyardı. Onu:
—Latif’im! Hemen ayrılmalısın yanımdan. Babamın adamları geliyor! Ellerinde silahları var! Çabuk ol! Çabuk! Diye kaçması için uyardı.
Latif, önemsemedi pek… Ama Latife’nin yalvarışları şısında tehlikeyi süzmüştü. Latife’ye:
—Sen de gel Latifem! Sen de gel, dedi. Latife:
—Olmaz, gelemem… O zaman peşimizi bırakmazlar. Hiç değilse git, merak peşinden gelmemeleri için onları oyalarım, dedi. Latif:
—Ben yakalanmaktan korkmuyorum Latif’em. Ben senden ayrı düşeceğim için korkuyorum. Buluşalım, sonra buluşalım, dedi. Latife telaşla:
—Tamam, ama şimdi gitmelisin, çabuk gitmelisin, diye yalvardı.
Latif, . Latife’nin alnından öpüp ellerini okşadı, sonra da oradan ayrıldı. Bir süre sonra Maho Ağa’nın adamları oraya geldi. Latife’yi alıp götürdüler. Geç kaldıkları için Latif’in peşinden gitmekten de vazgeçtiler…
Konaktayız…
Maho Ağa’nın adamları, konağa gelmişlerdi. Telaşla Maho Ağa’nın ayağına gittiler. Maho Ağa hınçla:
—Ne oldu buldunuz mu çobanı? Diye sordu adamlarına.
Adamlarından biri öne atılarak:
—Daha önemlisi ınızı bulduk ağam, dedi.
Maho Ağa:
ım zaten eninde sonunda buraya gelecekti. Ben size bir daha ımın o çobana gitmemesi için çobanı bulun demedim mi?
Adamları birbirlerine bakışarak, ıştılar. Maho Ağa gür bir sesle:
—Susun! Derhal pılınızı pırtınızı toplayın köyden defolun gidin! Diye söylendi adamlarına…
Adamlarından biri atılarak:
—Bize bir şans daha verin ağam son bir şans daha, diye yalvardı.
Bu söz adamları arasında birkaç defa tekrarlanarak bir uğultu haline geldi. Maho Ağa son bir şans daha mıştı adamlarına… Adamları yarından tezi yok yola düşme ı almışlardı kendi aralarında…

Çoban Latif üzgün düşünceli adımlarla koyunlarını otlatıyordu. Bir kavak ağacının altına uzandı. Derin derin düşüncelere daldı. Latife’yi düşünüyordu. Onun gündüzleri güneşin ışıkları altında bir deniz gibi dalgalanan masmavi gözlerini düşünüyordu. Onun bir su gibi kaygan ışık vurunca parlayan yüzünü düşünüyordu. Düşünceler arasında dönüp duruyordu ki duyduğu bir . onu hayallerinden alı koydu. Uyandığında, koyunlarıyla oynaşan elinde, uzun, bir sopa olan, uzun kirli, yırtık pırtık pardösülü, başında parçalanmış bir takke olan yamalı pantolonlu bir adam gördü. Galiba o adam köyün delisiydi. Latif ayağa kalktı deliye seslendi. Deli, Latif’in yanına koşarak yaklaştı ona:
—Nabber nassın? . Nassı gidiyo? Diye sordu. Latif, şın bakışlarla Deli’ye:
—İyiyim, iyiyim de senin adın ne? Diye sordu. Deli gülerek ellerini çırparak cevap verdi:
—Mennan! Mebus Mennan! Mebus! Mebus olacam Mebus! Ben Mebus’um Mebus! Diye söylendi Latif’e…
Latif güldü. Mennan’a:
—İyi o zaman. Benimle dost olur musun? Diye sorduğunda . Mennan gülerek ellerini çırparak:
—Tamam ol! Ama sadece ol! Başka bir şey olma! Mebus olma haa… Ben olcam mebus ben! Ben! Ben! Diye söylendi…
Latif, elini Mennan’ın omzuna atarak beraber koyunların yanına doğru yürüdüler uzun uzun konuştular…
Sabah olmuştu. Maho Ağa’nın adamları sabah erkenden kalkmış çoban Latif’in kaldığı kulübeyi aramaya koyulmuşlardı. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda çoban Latif’in kulübesini bulmuşlardı. Aniden kapıyı kırarak kulübeyi bastılar. Ama kulübede kimse yoktu. Çünkü çoban Latif, dün tanıştığı Mennan’ın kulübesinde kalmıştı.
Mennan’ın Kulübesindeyiz…
Mennan sabah yemeği için tavşan yakalamıştı onu kızartıyordu. Tavşanın kızarmış etinin kokusu, kulübede uyuyan Latif’in burnunda tütüyordu. Latif bu kokuyla uyandı gözlerini ovuşturdu, etrafa şöyle bir bakındı. Yatağından kalkarak Mennan’ın yanına geldi ona:
—Ne bir , dedi.
Mennan gülerek ellerini çırparak:
, … (Suratını asarak) olan değil, olan tavşan. ben tavşanın canına kıydım. (Kendine kızarak) Ama eğer ben kıymasam aç kalacaz, aç kalacaz. (Sesini alçaltarak) Ama ben kıymasam belki tavşan çok mutlu olacaktı, çok mutlu olacaktı! Diye söylendi kendi kendine…
Latif, Mennan’ı anlıyordu az da olsa. ona şöyle dedi:
—Sen onu öldürmesen o kendine kendisini öldürecek birini arayacak, Mennan. Sen eğer onu öldürmeseydin o başka birine vurulacak. Eğer sen onu öldürmeseydin aç kalırdık ben de bu kokuyu bir daha hissedemezdim. mdaki en an, dedi biraz durdu, düşündü sonrasında:
—Tabi Latife’yi gördüğüm andan sonraki, diye söylendi kendi kendine.
Mennan, Latif’e dönerek:
—Latife ? Diye sordu.

Latif:
—Latife, benim. . Latife de ben… Ben oyum o da ben… Ben neysem o da o… O neyse ben de o… Ben onu çok seviyorum Mennan. Anlıyor musun?
Mennan yutkunarak:
—Anlıyorum, dedi boynunu yere doğru eğdi.
Aradan günler geçti. Latif ile Latife zaman bulduklarında buluşuyorlardı. Latife, Mennan ile de tanışmıştı.
Maho Ağa’nın sabrı taşmıştı artık. ını, o çobandan kurtarmanın tek yolunun şehre taşınmanın olduğunu düşünmüştü. Zaten işi de vardı şehirde. Hemen toplandılar yola koyulmak için gün saydılar.
Latife, babasının bu ını Latif’le paylaştı. Latif isyan etmişti. Küplere binmişti.
Latife:
—Artık kader bize sırtını çevirdi Latif’im. Artık babamın . bu ı değişmez. Kaçır beni desem, köyün dışına bile çıkamayız. Her yer babamın emrinde. En iyisi şehre taşınalım biz, sonra sen beni şehirden alırsın, kaçarız…
Latif:
—Sen git, ben daha sonra düşünürüm. Ama şunu sakın unutma, eninde sonunda kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz. Ben seni çok seviyom, hem de çok! . Diye haykırır… Bu dağlardan dağlara yankılanır ta Maho Ağa’nın kulağına kadar gider. Maho Ağa gür bir sesle:
—Latife! Diye haykırır.
Yoldayız…
Maho Ağa özel bir arabayla köyün çıkışına varmıştı. Arabayı durdurdu çıkış görevlisinden birine:
—Bu civarlarda Çoban Latif diye biri var. Onun bu köyün dışına çıkmasına izin vermeyin. Sakın! Diyerek uyardı.
Görevli:
—Tamam, efendim, dedi.
Arabayla oradan ayrıldılar.

Çoban Latif derin düşünceler içinde Latife’yi köyün çıkışına yakın olan bir tepeden uğurladı. Yanında Mennan da vardı. Mennan, Latif’e:
—Düşünme, bir yolunu bulucaz, buluşacaksınız, birbirinizden alacaksınız…

Aradan aylar geçti. Latif aylarca Latife’den bir alamadığına yanıyordu. Yoksa Latife onu unutmuşmuydu. Zengin çocuğu onun aklını çelmişmiydi diye düşünüyordu. Eli kolu bağlıydı. Köy dışına da çıkamıyordu.
Mennan, Latif’in yanına geldi Latif’e:
üzülüyon? Diye sordu.
Latif:
sordun? Dedi.
Mennan:
—Yüzün üzgün, gözlerin ağlıyor.
Latif:
—Latifem’den uzak, yapayalnız, çaresiz olmaktan üzülüyorum. Ona üzülüyorum. Bir bile alamıyorum.
Mennan gülerek ellerini çırparak:
—Artık alacaksın. Aylardır proşe yapılıyodu… Araya Latif girdi:
—Ne projesi? Diye sorduğunda Mennan sözüne devam etti aynı tavırlarıyla:
proşesi…

Latif sevinç içinde:
—Ne yani bizim köye de mi döşeniyor? Diye sordu.
Mennan:
—Evvet, öyle diyolardılar, dedi…
Latif hemen köye indi. Sevinçle, Latife’ye çekeceği ı düşünerek, ın çekildiği yerin yakınına geldi. Sıra çok uzundu. Mennan Latif şın gözlerle o kalabalığa bakıyordu. Sıra hiç bitmiyordu. Bir çeken bir daha çekiyordu. bu köye okuma yazmayı geliştirme teknolojiyle daha yakınlaşma amacıyla yapılmıştı. da olabilirdi fakat yazışmayla olduğundan hem okuma yazmada katkı sağlayacak hem de haberleşmede kolaylık sağlayacaktı. , Latife’nin gittiği şehir ile Latif’in olduğu köy arasında haberleşme yapılsın diye deneme amaçlı çekilmişti. Latif saatleri sayıyordu. Bir kere şansını denedi hemen kalabalığa atıldı hırslı köylülerin arasından bir ton azar işiterek ayrıldı. Bunun böyle olmayacağına kara verdi. Bekledi. Aradan aylar geçti. Bahar mevsimi gelmişti. Latif, ın tellerine şöyle bir baktı dikkatlice. Mennan da bir Latif’e bir de tellere bakıyordu. Latif bir anda ın tellerine ın konmasıyla baharın geldiğinin farkına varmıştı. içten bir sesle:
ın tellerine mı konar, herkes sevdiğine yârim, Latif’em böyle mi yanar, . diye mırıldandı.
Mennan hemen eline aldığı mürekkepli kalemle, çıkardığı kâğıdın üzerine Latif’in dediklerini yazdı.
Latif daha sonra kalabalığa baktı :
ın tellerini arşınlamalı, yar üstüne yar seveni de be gülüm şunlamalı, diye mırıldandı tekrar.
Mennan bu sözlerini de kaydetti.
Latif, Mennan’a:
—Hadi kalk, gidelim, dedi.
Mennan:
—Tamam, deyerek elindeki malzemeleri sakladı.
direklerine kuş bakışı bakan bir tepeden Latif tekrar mırıldandı:
ın direkleri semaya bakar, senin o ahu gözlerin çok canlar yakar. Benim ki gibi… Latif’em, Latif’em, diye…
Mennan bu sözlerini de kaydeder. Latif, Mennan’a:
—Ne yazıyorsun? Diye sorduğunda Mennan:
—Hiç, hiçbir şey… . Kaçmak için planlar yapıyom.
Latif:
—Ne planı?
Mennan:
—Ne planı olacak, senin Latife’ne kavuşma planını…
Latif güldü solgun bakışlarla, hevessiz tavırlarla:
, her yer Maho Ağa’nın adamlarıyla sarılı, dedi.
Mennan:
—Ne olacak, biz de dağlardan kaçarız.
Latif:
yani?
Mennan:
—Yanımıza alcaz bir şeyler sonra da dağların arkasından şehre . inecez. Hem daha kestirme.
Latif sevinçle umutla:
—Tamam, o zaman ben hemen hazırlıklara başlayayım, diyerek hazırlıklara başladı.

Mennan:
—Tamam, dedi.
Hazırlıklarını tamamlamışlardı. Her şey hazırdı. Hemen yola koyuldular. Yolda eğlenceli anlar yaşadılar. Ama gittiklerinin farkında olan Maho Ağa’nın köydeki diğer adamları hemen ellerindeki silahlarla deli Mennan ile çoban Latif’in peşine düştüler. Latif ile Mennan her şeyden habersiz dağları aşıp şehre inmeyi planlıyordu. Yollarına devam ederken silah sesi duyuldu. Arkalarına bakındılar Maho Ağa’nın adamlarının kendilerine doğru koştuklarını gördüler. Hemen kaçmaya başladılar. Maho Ağa’nın adamlarından birinin ayağı iki taş arasına takıldı. Adamın ayağı bileğinden kırılmıştı. Acılar içerisinde kıvranıyordu. Arkadaşı onu bıraktı ikisinin peşinden koşmaya devam etti. Ayağı kırılan adam ise daha fazla acıya dayanamadı kendisini silahıyla öldürdü. Mennan dağın ormanlık alanının kestirme olduğunu düşünerek Latif’le birlikte karanlık ormana daldılar. Maho Ağa’nın adamı ormanın yakınına geldi izlerini kaybettiğini anlayınca geri döndü. Karanlık iyice bastırmıştı Maho Ağa’nın adamı dağın çlarında bir ayı tarafından parçalanarak öldürüldü. Latif Mennan ise ormanın derinliklerinde içinde yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Bir anda karanlık orman içinden bembeyaz bir ışık göründü. Hemen o ışığa doğru koştular. Sonunda şehre varmışlardı. Latif sevinçle dağın yamacından aşağı inerken şısına ayı çıktı. Latif hemen durakladı . heyecanlandı, korkmuştu. Daha önce ayıyla şılaşmıştı ama bu ayı sanki Latif’in, Latife’yle buluşacağını biliyordu sanki bir şeytanmış gibi ikisinin bir araya gelmemesi için pençelerini savuruyordu Latif’in üzerine. Latif ölümle iç içeydi. Mennan arkasından bağırarak:
—Yat, yat aşağı yat! Öl! Ölme numarası yap! Yap, diye seslendi. Kendi de ölme numarasını yaptı. Latif de arkasından kendini bıraktı yere. Ayı ikisinin üzerini kokladıktan sonra oradan uzaklaştı. Mennan etrafına tek gözünü açıp bakındı Latif’e:
—Uyan! Uyan! Gitti, diyerek ayağı kalktı. Latif de sanki yeni uykudan uyanırmış gibi kalkarak yoluna sarhoş adımlarla devam etti. Mennan da Latif’in koltuk altına girerek beraber indiler dağın . yamacından…

Latif, şehre inmişti. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda Latife’nin babasının yaşadığı evi bulmuştu. Hemen evin önüne geldi müstakil evin ına ufak bir taş attı. Latife, perdeyi açtı, sonra taşı atanın Latif olduğunu görünce pencereyi de açtı.
Latife:
—Latif’im. Sen misin?
Latif:
—Evet, bir tanem senin için dağları yarıp gelmesem de dağları aşıp geldim…
Latife:
—Olsun yine geldin ya… Biliyordum…
Latif:
—Sana ne dedim kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz.

Mennan tam zamanı düşüncesiyle Latif’in efkârlıyken söylediği sözleri kaydettiği kâğıdı Latif’e verdi. Latif kâğıda şöyle bir baktı Mennan’a:
bu? Diye sordu.
Mennan gülerek:
—Oku, dedi.
Latif okumaya başladı kâğıttaki yazıları bir üslupla tonuyla:
ın tellerine mı konar
Herkes sevdiğine yârim böyle mi yanar
ın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni şunlamalı
ın direkleri semaya bakar
Senin o mahrur gözlerin çok canlar yakar

Okudu. Elindeki kâğıdı . bıraktı kendi yaptı:
—Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…

Latife kendisi için yazılan bu mısraları çok beğendi. Babası hemen arkasından gözüktü Latif’e:
—Okuduğun mısraları dinledim evladım. Haklısın aslında. ımı böyle seven birini daha görmedim. Gerçekten sizin ınız Ferhat ile Şirin gibi… Tam bir … Ben bu ın şısına dikilirsem ömrüm ne çok olur ne de sonum hayırlı… En iyisi siz beni affedin de buradan sevinçle hayırlı bir iş sonunda köyümüze dönelim.
Latife, babasına dönerek:
—Hayırlı iş? Diye sordu.
Maho Ağa:
—Evet, sizi evlendireceğim. Ama beni affederseniz…
Latif sevinçle:
ın direkleri semaya şı
Gel güzelim barışalım düşmana şı
ın direkleri semaya şı
Gel güzelim barışalım düşmana şı
— Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…

Latif ile Latife köye dönmüşlerdi. Düğünlerini yapıp mutlu huzurlu bir hayat yaşadılar…
Latif ile Latife evlendiler de Mennan ne yaptı derseniz, Mennan kendine göre birini bulmuştu. O da Latif gibi âşık olmuştu. Onun ı da dillere destandı. Ama o Latif gibi hiç zorluklarla şılaşmamıştı. Eee olsa mebustu…

19 yüzyılın modern çağın en köklü bir öyküsü olmuştu bu

SONSUZA KADAR LATİF LATİFE’NİN AŞKI DÜNYADA HER BAHAR KUTLANIYORDU…

“TELGRAFIN TELLERİNE KUŞLAR MI KONAR” ADLI PARÇADAN ESİNLENEREK YAZILMIŞTIR. ALINTI DEĞİLDİR. HAYAL ÜRÜNÜDÜR…

OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER…

YAPARKEN UYARILAR

1- Sporu alışkanlık haline getirin

Sloganınız “Sporsuz 48 saate hayır” olmalı. Eğer iki günde bir mutlaka yaparsanız, hareket yapmayı daha çok seversiniz. mi? Çünkü hareket yaparak kazandığınız enerji en fazla 2 gün sürebilir. için iki günlük bir sıklık bu yüzden idealdir.

2- Açık havayı tercih edin

Yapılan bir araştırma gösteriyor ki sporcular açık hava koşularını koşu bandına tercih ediyor. Açık havayı seviyorsanız, koşu bandından vazgeçin daha eğlenceli bulduğunuz açık hava koşunuzu yapın.

3- Sağlıklı düşünün

yaparken hem beyin hem vücut olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Hareket sırasında beyin başka düşüncelerden arınıp, vücudun hareketlerine odaklanıyor. Böylece beyin-vücut bir bütün olarak bir ritim içine girmiş oluyor.

4- Müzik eşliğinde yapın

Hareket yaparken müzik dinlemek sporu daha eğlenceli, daha kolay hale getirir. Mutlu hatıralarla dolu parçalar seçerek bir kaset doldurun. Onu dinlerken daha çok motive olacaksınız.

5- 10 dakika hesabı

Uzmanlara göre haftada üç kez yarımşar saatlik setler halinde yapılmış ideal, ama bu 30 dakikayı ille de aynı anda yapmanız gerekmiyor. 30 dakikanız yoksa bunu 10 dakikalık 3 set halinde yaparak da aynı sonuca ulaşırsınız.

Haftada ortalama 1 vererek düzenli yürüyerek hem mutlu olup verin, hem de sağlığınızı koruyun. 20-35 yaş arası 1.65 cm boy 70 kg ağırlığın üzerindeki bayanlar, bu diyeti düzenli yürüyüş ile birlikte yaparsa, ilk hafta 1.5 ile 2 kg, daha sonraki haftalarda da birer verir.

Kahvaltı:

2 karper kadar tercih edilen peynir, 1 dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, sınırsız , salatalık veya 1 bir karper büyüklüğünde peynirle hazırlanmış omlet, 1 dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, yarım su bardağı süt, sınırsız , salatalık.

Öğle:

5-6 kaşığı sebze yemeği etli veya zeytin yağlı), 3 kaşığı bulgur pilavı veya peynirli makarna, 1 dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata (mevsime uygun salata malzemesi ile) veya, 1 orta boy dolması, yarım kase yoğurt, 1 dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata (mevsime uygun salata malzemesi ile)

İkindi:

1 meyve

Akşam:

1 küçük tavuk but (derisiz) veya 3 ızgara köfte, 1 kase cacık veya yoğurt, 1 dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata. (mevsime uygun salata malzemeleri ile)

Ara: 2 top çikolatalı veya meyve parçalı veya vanilyalı normal dondurma.

sacbakimiyontemleri_kesim.jpgKış bitmek üzere, bu da demektir ki yeni bir görünüme kavuşmanın vakti geldi…
′in trendy renkleri çoktan belli oldu. Şimdi sıra uygulamada… Hangi renkleri kimler kullanmalı, ürünler tercih etmeli, cilt tipinize uygun ton hangisi?

Sizin de bu tarz sorularınız varsa, sayfalarda ilerlemeye devam edin!

İşte size ′in trend ipuçları…

Bu yıl çok sık şılaşabileceğiniz 3 trend var;

• Pembe: Bonibon kadar şeker, çilek gibi leziz. Üstelik ferah enerjik…

• Mavi: Gökyüzünden kot pantolona kadar her yerde, şimdi de yüzlerinizde…

• Rengarenk: Cennette bir kuş düşünün, sadece eğlence için üstelik çok da gösterişli…

Pembe

Tam bir bahar rengi, ruhu aydınlatıp, canlandırıyor. Tabii ki transparan olmak kaydıyla…

Kimler kullanabilir? Açık tenliler uçuk transparan pembeleri tercih edebilir, koyu tenliler ise daha koyu pembeleri. Buğday gibi orta koyuluktaki bayanlar da turuncuya kaçan pembeleri kullanabilirler.

Nerede, kullanılabilir? Pembe gözler, yanaklar dudaklar için oldukça uygundur.

Bir fırçayla elmacık kemiklerinizden itibaren uygulayın. Pudra kullanın ki kalıcı olsun, krem allıklar geçici olabilir.

Gözlerinizde de göz kapaklarınızın Tamamına farklı tonlarda pembeler uygulayabilirsiniz.

ürünler tercih edilmeli?

1. Dudaklarda: Uzun süre kalıcı olan rujları tercih edebilirsiniz. Eğer kremli aloeveralı ürünleri tercih ederseniz; hem dudaklarınızı nemlendirmiş, hem de görüntüsünü pürüzsüzleştirmiş olursunuz.

2. Yüzünüzde: Pembeden kahverengiye kadar farklı tonları barındıran bir pudra kullanırsanız, yüzünüz kıpkırmızı olmaz.

3. Gözler Çok açık pembe kalemleri gözlerinizde dudaklarınızda kullanabilirsiniz.

4. Yanaklar Mavi yeşil pembe ışımı bir allıkla yanaklarınızda çok hoş bir ahenk yaratabilirisiniz.

Mavi

Mavi kesinlikle bu yılın anahtar renklerinden. Kanıt istiyorsanız, dışarı çıkın büyük kozmetik firmalarının koleksiyonlarına bir göz atın.

Kimler kullanmalı? Herkes kullanabilir, sadece doğru tonu bulmak lazım. Mesela kahverengi gözler için açık mavi doğru tonken, mavi gözlüler laciverde yakın renkleri denemeli…

kullanılmalı? Göz kapağınızın alt kısmının tamamına ya da