nedir

5 Yaşından Beri Her Gün Birkaç Aldı, Bu Hale Geldi. Doktorlar Ona Çare Bulamıyorlar.

5 yaşından beri her gün birkaç aldı, bu hale geldi. Doktorlar ona çare bulamıyorlar.

Şişman ın dramı

En şişman nesil oluşuyor

İngiltere onu konuşuyor. Çünkü o, henüz 15 yaşında tam 209 . Doktorlar almasını önleyemiyor. Kendisi ise yemekten vazgeçemiyor.

Georgia Davies, 5 yaşına kadar son derece normal bir çocuktu. Ancak 5 yaşındayken babasının ölümü üzerine yaşadığı şok sonucunda yeme alışkanlığı değişti. Artık kendisini yemekten alıkoyamayan Georgia “Doktorlar her an ölebileceğimi söyledi. En az 125 vermem gerekiyor. Ama ben, yemekten vazgeçemiyorum. Başka insanlar uyuşturucu müptelası. ise benim için eroin gibi” diyor.

denemeleri sızlıkla sonuçlanması üzerine, tek çarenin mide küçültme ameliyatı olduğu söylenen Georgia’ya, bu ameliyat da, yaşı çok küçük diye yapılamıyor.

Okula gidemeyen, artık birkaç adım atmak dışında 10 metre bile yürüyemeyen, ayakta zor duran şeker hastası da olan Georgia’nın tek umudu Amerika’daki Wellspring Akademis’nde obez çocuklar için uygulanan ancak oldukça riskli olan bir .

Uzanlar, Georgia’nın, çocuklar arasında giderek artan obezitenin en korkunç örneği olduğunu bu vakaların çoğalabileceği sında bulundu.

En yaşlı hücremiz 15 yaşında
Bilim adamları dokuların hayat sürelerini araştırdı

14.05. 17:01
Vücudun doğumdan ölene kadar sürekli yenilendiği, vücuttaki en yaşlı hücrenin 15 yaşında olduğu bildirildi. İsveçli bilim adamları, arkeoloji paleontolojide kullanılan karbon 14 yönteminden yola çıkarak bazı dokuların “hayat sürelerini” araştırdı.Bazı hücrelerin DNA’sında bulunan karbon 14 düzeyini ölçen insan
vücudundaki hücrelerin çoğunun 10 yaşından küçük olduğunu gören araştırmacılar, hücrelerin en sının 15 yaşındaki, en yavaş kendini yenileyen, bağırsak çeperindeki kaburga kemiğinin üzerindeki kas hücreleri olduğunu belirtti.

Araştırma, bölünerek çoğalamayan kendini yenileyemeyen tek hücre olan nöronlarının (sinir hücresi) kişiyle aynı yaşta olduğu iddiasını da doğruladı.Ancak hücreler yenilense de bunun yaşlanma sürecini engellememesinin nedeni halen sır. Bazı bilim adamları, hücrelerin belli sayıda bölünebilmeye programladığı görüşünü savunuyor.

İsveçli başka bir ekibin yakın zamanda yaptığı araştırma, obezitenin rejimden sonra aynı kilonun korunmasında zorlanmanın nedeninin hücre yenilenmesinden kaynaklanabileceğini göstermişti. Bu araştırma, yağ hücrelerinin (adiposit) toplam sayısının vücutta sabit kaldığını, rejimin mevcut yağ hücrelerini zayıflattığını, yenilenenleriyse etkilemediğini ortaya koymuştu.

haluk saçaklı diyetleriÜnlüleri zayıflatmasıyla nan Haluk Saçaklı, hazırladığı programları beslenme düzenleme teknikleriyle son günlerde adından en sık bahsedilen uzmanı.

Haluk Saçaklı ının yanı sıra beslenme davranışlarının da büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Biz de yaza yaklaştığımız şu günlerde değerindeki bu beslenme bilgilerini sizler için derledik.işte sağlıklı kolay zayıflamanın pratik yolları !

Haluk Saçaklı’dan örnek bir listesi : Read the rest of this entry »

ender saraç diyetleriEnder saraç artık tamamen mızın içinde olan bir in bildiği herşeyi gerek basında gerekse kranlarda dile getirmekten kaçınmıyor.

Peki Ender SARAÇ ? stres konusundaki ları ile ün kazanan Saraç, Ege Fakültesi’nden 1984’te mezun oldu. Yurtiçi dışında pek çok ına katıldı. 1994’ten beri Levent’teki Hay Merkezi’nde üst gelir grubuna hizmet veriyor.

İŞTE ENDER SARAÇ FARKIYLA ZAYIFLAMAYA YARDIMCI İÇECEK TARİFİ ! Read the rest of this entry »

mate çayıŞu günlerde beşibir yerde çay, mate çayı, yeşilçaylı ışım,beşi bir yerde formulü gibi terimlerini sıkça duyuyoruz.nedeni tabiki yazın yaklaşması kiloların gün ışığına çıkması.hepimizi bir telaş aldı gidiyor.hemen vermek istiyoruz.ama ?

beşibir yerde çayı diye bir çay var.bahsetmiştim.içerisinde bizler için oldukça faydalı bitkiler barındırıyor.ancak birisi var ki aslında pek dık değildi ama şu aralar her yerde gözümüze takılıyor.mate adlı bitki onun demlenmesiyle oluşan mate çayı. Read the rest of this entry »

v262542.jpgDiyete girmeye vermiş olanlar. yapmaya başlamadan bu yazıyı okumanızı ediyoruz.zira diyette size yardımcı olabilecek önemli noktalara dikkatinizi çekeceğiz ! aklınıza gelen bazı sorualara burada yanıt alacaksınız.atıştırmak diyeti bozar mı, vermeli misiniz, vermelisiniz, 1,5 ayda 10 verebilir misiniz, belinizi inceltirsiniz, acıkmadan önemli…

Read the rest of this entry »

kilo ver…özellikle şu sıralar fazla kilolarından şikayetçi olan bayanların tek hayali olsa gerek.ne de olsa artık havalar ısınmaya başladı baharlık-yazlık giysiler dolaplarda yerlerini almaya başladı.o giysilerin için zarif durmayı hangi bayan istemez ki ?Peki zayıflayacaksınız, hangi besinler zayıflamanıza yardımcı olacak, nelerden kaçınırsanız daha vereceksiniz, kişiye göre değişme gösterse de bu konuda sizlere yardımcı olacak bir yazı hazırladık.

Read the rest of this entry »

54316.jpgHepimizin hemen hemen 1 kez adını duyduğumuz Haluk Saçaklı, hazırladığı programları beslenme düzenleme teknikleriyle nice insanları obeziteden kurtarmış bir uzmanı. Haluk Saçaklı davranış düzenleme tekniklerini Vitrin okuyucuları için şöyle özetledi: “Dayanamadınız atıştırmaya başladınız. Hemen kalbinizin sesini dinleyin. Kalbiniz eğer atıştırma sonrası kendinizi daha kötü hissedeceğinize dair lar veriyorsa hemen soluklanın ortamdan uzaklaşın.Lokmalar arasında çatalınızı bırakmanız, sırasında durup şöyle rahatça
sırtınızı sandalyeye dayamanız olumsuz duyguların uzaklaşmasını sağlayabilir.

Yemeğe şı oluşan bir anlık duygusal boşluk ortadan kalktığında kontrolün yiyecekte değil kendi ellerinizde olduğu anlayacaksınız. Read the rest of this entry »

par2.jpgMate, Güney Amerika’da yetişen “Ilex Paraguayensis” isimli bitkinin yeşil yapraklarıdır. İlk kullanıcıları Güney Amerika yerlileri olup, sonraları Cizvit rahipleri tarafından düzenli olarak üretilmiş cı etkisi nedeni ile çay kahve yerine tüketilen günlük bir içecek olarak kullanılagelmiştir. Asırlardır Güney Amerika yerlileri tarafından güç şifa kaynağı olarak tüketilen Mate çayı, bu özellikleri ile kın milli içeceği.Mate Çayı, en çok Paraguay’da yetişen tropikal bir bitkiden (Ilex paraguayensis) elde edildiği için Paraguay Çayı olarak da biliniyor.

Mate Çayı tüm dünyada tedavisinde kullanılıyormuş. Read the rest of this entry »

yemek1.jpg ya da şişmanlık, vücutta sağlığı tehlikeye sokacak ölçüde fazla miktarda yağ sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir insana obez diyebilmek için vücudundaki yağ miktarını dağılımını tespit etmek gerekir. Bunun için bugün en sık kullanılan yöntem “Beden Kitle İndeksi” nin hesaplanmasıdır. Beden kitle indeksi (ingilizce body mass index’in baş harflerinden BMI olarak kısaltılmıştır.) kilogram cinsinden beden ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

İsterseniz kolay bir örneği birlikte hesaplayalım: Read the rest of this entry »

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda azalmıyor tersine artıyor.

Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. UYKU PROBLEMLERİ
Yapılan araştırmalar, günde saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, saat daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor.

Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70’ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30’luk bir ünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ
Pek çok bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor.

Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden yapmaya başlamaları sırasında gelebilecek kilolara şı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEk
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin alışkanlıklarını hem hem de açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et büyük porsiyonlarda yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz. 6. NİKOTİN
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi açısından çok bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. alımını önlemek, almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az daha çok yapmak.

7. YAŞ
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. STRES
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

NTV

ABD’de yapılan bir araştırmada, obezliğin “toplumsal olarak bulaşıcı” olduğu belirlendi.

 Yapılan kapsamlı araştırmada, toplumsal ilişkilerin obezlikte şaşırtıcı biçimde güçlü rol oynadığı belirtilerek, ailesi ya da yakın arkadaşları şişman olanlarda obezlik olasılığının daha fazla olduğu kaydedildi. Araştırmayı kaleme alanlardan California Üniversitesi öğretim üyesi James Fowler, araştırmanın şaşırtıcı sonuçlarından birinin de yüzlerce kilometre uzakta olan arkadaşların bile bir kişinin durumunu etkilemesi olduğunu söyledi. Araştırmaya göre, bir arkadaşı obez olanın aşırı şişman olma olasılığı yüzde 57, kardeşi obez olanın yüzde 40, eşi obez olanınsa yüzde 37 oranında artıyor. Çok yakın arkadaşlıklarda ise riskin üçe katlandığı belirtildi. Bu konuda cinsiyetin de önemli bir unsur olduğu belirtilen araştırmada, aynı cinsiyetten arkadaşlıklarda bir kişinin obezlik riskinin, arkadaşlarından biri alıyorsa yüzde 71 arttığı belirtildi. kardeşler arasında bu risk yüzde 44 olurken, kardeşler arasında
yüzde 67′ye çıkıyor.

BULAŞICI ?

Obezliğin bulaşıcı olduğu sorusuna cevap arayan bilim adamları, birlikte vakit geçiren insanların yeme yapma alışkanlıklarının birbirine benzemesinin tek başına açıklayıcı olmadığını düşünüyorlar.

Araştırmacılar, obez akrabaları arkadaşları olan insanların, “kabul edilebilir ” konusundaki fikirlerinin değişmesinin önemli bir unsur olduğunu belirttiler. Bununla birlikte bilim adamları, insanlardan araştırma sonuçlarına bakıp

obez arkadaşlarıyla ilişkilerini kesmemelerini istediler. “New England Journal of Medicine”da yayınlanan Milli lık

Enstitüsü tarafından desteklenen araştırma ,067 kişi üzerinde yapıldı. Doğal alma almadaki diğer faktörlere bakılan araştırmada, bu konudaki en büyük etkinin aynı genleri paylaşmakta değil arkadaşlık ilişkisinde olduğu belirtildi. Obezlik başta ABD diğer Batı ülkelerinde son zamanlarda bir problemi haline geldi. Dünya çapında 400 bini obez olmak üzere 1,5 milyar şişman yetişkinin olduğu kaydediliyor. Amerikalıların da üçte ikisi obez veya şişman.

Çikolata… yapmak isteyip de yapamayanların tek özrü… Sizin de çikolataya zaafınız var mı?

Çikolataya şı olan bu zayıflığınız sizi bir çikolatakolik yapıyor mu? Aslında çikolatanın bağımlılık yaptığına dair bazı bilimsel bulgular yok değil. Beynin kimyası üzerine yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, insanlar besinlere bağımlı hale gelebiliyorlar ama bu konuda sağlam veri henüz yok. Zevk veren herhangi bir deneyim, o tarz beyin kimyaları yaratabiliyor.


Bağımlılığı yenmede en önemli şeyse, kendi kendinize bağımlı olduğunuzu söyleyebilmek; çünkü ancak bu şekilde probleminizin üstesinden gelebilirsiniz.


Canımızın bir şeyler çekmesinin sebebi ?


Bağımlılıktan bahsettik ama insanın canının, özellikle de kadınların, çikolata çekmesi hayali bir durum değil. Öte yandan bunun nedeni henüz tam olarak bilinemiyor.


Ancak bu konuda birkaç teori var:


Mahrumiyet: Eğer çikolatanın tadını seviyor ama onu yemeyi kendinize yasaklıyorsanız, canınız daha fazla çikolata çekebilir.


Stresi azaltması: Stres belirdiğinde, vücut buna adrenalin üreterek cevap verir. Karbonhidratlar anında belli dozda enerji üretirler pek çoğumuzun karbonhidrat tercihi de çikolata olur.


Hormonal değişiklikler: Hormonlarda dönemlerine göre dalgalanmalar yaşanır. Östrojen yükseldiğinde, progesteron serotonin düşer. Bu durumda da kadınlar depresyon asabiyet hissedebilirler ki, bu da karbonhidrat yeme arzusu uyandırır.


Beyin kimyasalları: Nöropeptit (NPY), sabahları yaparken karbonhidrat arzusunu arttıran bir beyin kimyasalıdır. Bunun gibi bir başka kimyasal da galanindir. O da geceleri en üst seviyesine çı yağ alma arzusu uyandırır.


Çikolatanın içeriği: Çikolatada fenletylamin yağ bulunur. Bunların her ikisi de vücudun, kişinin kendisini iyi hissetmesini sağlayan endorfin üretimini arttırır. Çikolatada aynı zamanda cı maddeler teobromin kafein de bulunur. Ayrıca çikolatada bulunan şeker, kişide gevşeme hissi uyandıran beyin kimyasalı serotonin salgılanmasını da sağlar.


İçinizi yiyen ne?


Günümüzde modern tedavilerinde, öncelikle hastaların belli besinlere duydukları arzuların nedenleri anlaşılmaya çalışıyor. Buna da hastanın yiyeceklere dair en eski anılarıyla başlanıyor. Örneğin bir limonlu şekerleri çok seviyor. Çocukken, zor bir annesi ama sevgi dolu bir babası olmuş. Babası işten geldiğinde, elini paltosunun cebine sokup bir paket limonlu şeker bulmasını sağlarmış. Bu nedenle ne zaman aynı güven verici duyguyu yaşamak istese, limonlu şeker yiyor. Yani yiyecek aslında bir araç oluyor. Peki bu duyguya bir şeyler yemeden ulaşabilir? O kişiye dair anılar düşünülerek olabilir, ama bu arada kendini eğitmek çikolatadan (ya da ın durumunda limonlu şekerden) uzak durmak gerekiyor. nızı düzene koymanız bu anlamda önemli.


Yeme arzunuzu terbiye edin


Sürekli bir şeyler yemenizin sorumlusunun kendiniz olduğunu kabul ediyorsunuz, yani problemin farkındasınız. Ayrıca istediğiniz şeyin çikolata olduğundan da eminsiniz. Peki bununla başa çıkacaksınız?

“Çikolata kamburundan kurtulmanın en iyi yolu ?” sorusunun cevabını uzmanlar da veremiyor. Size en uygun stratejinin ne olduğunu gene kendinizin belirlemesi gerekiyor. İşte başka kişilerde işe yarayan bazı yöntemler…


Kurtçuk hayal edin. Çikolataya teslim olacağınızı hissettiğiniz anda, gözünüzün önüne bir parça çikolata getirip, içinden kurtçuklar çıktığını gözünüzde canlandırın.


Çikolatayı tamamen kesin. En azından canınızın bir şeyler çekmesi durumunu kontrol altına alıncaya değin. Örneğin bir süre hiçbir şekilde çikolatayı ağzınıza koymayıp, zaman içinde ölçülü yemeyi öğrenebilirsiniz. Öte yandan çikolata ile olan ilişkiniz sağlıklı değilse, o zaman bu ilişkiyi tamamen kesmelisiniz.


Yavaş yavaş kesin. Beslenme şeklinizi bir anda değiştirmek sizi zorlayabilir. Vücutlarımız ani kesin değişiklikler yapmaya hazırlıklı değildir. Bu nedenle çikolatayı bir anda kesmek yerine yavaş yavaş kesmeniz işe yarayabilir. Örneğin normalde büyük bir paket çikolata yiyorsanız, bu kez bir küçüğünü satın alın daha sonra daha da küçüğünü. Sonunda bir draje yeterli gelebilir. Çikolatayı bir anda tamamen kesmenin şöyle bir riski olabilir: Buna takıp, normalde yiyeceğinizden çok daha fazlasını yiyene kadar rahatlamayabilirsiniz. Oysa yavaş yavaş azaltarak daha iyi bir sonuç elde edebilirsiniz.


Öğünlerinizi önceden planlayın bunları yazın. Bu planlama işine bir kez alıştınız mı, sonrasını düşünmek hale gelecektir. Bir yere giderken asla “Acaba yiyecek olacak mı?” diye düşünmeyin, mutlaka önceden hazırlıklı olun.


Kendinizi aşırı acıkacak kadar uzun süre aç bırakmayın. 3 ana öğün 2 ila 3 ara öğün yiyin. Ayrıca bir öğün fazla kalori bir şeyler yerseniz, sonraki öğünlerde , ya da ertesi gün bunu dengeleyecek şekilde yemeye gayret edin.


Besleyici lif açısından zengin besinler seçin. Bunlar tahıllar, meyvalar, sebzeler, baklagillerdir. Ayrıca küçük porsiyonlarda yiyeceğiniz fıstık ezmesi yemişlerle (fındık, ceviz gibi) yağsız sade yoğurt da iyi atıştırma seçenekleridir.


Tatlıyı azaltın. Çikolata diğerlerinden bahsediyorum. Tatlı , daha fazla tatlı yeme arzusu uyandırır. Eğer tatlıyı azaltabilirseniz, yeme arzunuzu da azaltabilirsiniz.


anlarınızı öğrenin. Tüm organlarımızın kendilerine özel bir saatleri vardır. Örneğin her gün yaklaşık aynı saatlerde çikolata yiyorsanız, vücudunuz o saatte çikolataya ihtiyacınız olduğunu düşünebilir çikolata arzusu ortaya çıkabilir. Bu saatleri öğrenin bu alışkanlıkları değiştirin. Bu başlarda sizi zorlasa da bir iki hafta içinde değişebildiğini göreceksiniz.


Su için. Vücudunuz yı besinle ıştırabilir. Kalorisiz içeceklerdense su için ki, vücudunuz nem kazansın.


Uykunuzu alın. Suda olduğu gibi vücut uyku ihtiyacını besin ihtiyacıyla ıştırabilir. Gece atıştırmalarının sebebi budur.


yapın. Fiziksel aktivite canınızın bir şeyler çekmesini engellemeye yardımcı olur. Canınız ne zaman çikolata çekse, 20-30 dakikalık yapmaya çalışın…

kaynak: bayanca.net

Doç. Dr. İncesu, toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu ama kadınların bunu önemsemediğini vurguladı.


Bilinci Medya” konulu toplantıda “Cinsel Üreme Sağlığı Bilinci” ele alındı. Toplantıda konuşan Doç. Dr. İncesu, cinselliğindeki sorunları ele alarak, kadınların cinsel yaşamlarında gelenekler, bekaret namus kavramı, şiddet, cinsiyet rolleri, dini ahlaki tutumlardan kaynaklanan sosyo-kültürel, eğitimsizlik toplumsal yaşama ilişkin sorunlarının var olduğuna dikkati çekti.


Doç. Dr. İncesu, bu sorunların yanı sıra ergenlik, dönemi, gebelik, emzirme dönemi menopozdan kaynaklanan dönemsel isteksizlik, lma orgazm bozuklukları, ağrılı cinsel birleşmenin olduğu cinsel işlev bozuklukları psikolojik sorunların da kadınların cinsel yaşamlarını etkilediğini anlattı.


Doç. Dr.


İncesu, kadınlarda yüzde 27-33 oranında istek azlığı, yüzde 10-18 oranında lma bozukluğu, yüzde 5-25 oranında orgazm bozukluğu yüzde 3-11 oranında da vajinismusun da aralarında bulunduğu cinsel ağrı şeklinde görülen işlev bozuklukları olduğunu söyledi.


“Cinsel isteksizlik, toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorunudur” diyen Doç. Dr. İncesu, ancak bu konuda hekime başvuru oranının ise çok düşük olduğunu kaydetti.


Doç. Dr. İncesu, yapılan tüm çalışmaların, herhangi bir cinsel sorun yaşayan kadınların yaklaşık olarak yarısında, ek olarak depresyon ya da psikolojik sorun bulunduğunu da gösterdiğini dile getirdi.


’de her 3 kadından 1’nin, en az 1 cinsel işlev bozukluğu yaşadığının da düşünüldüğünü anlatan Doç. Dr. İncesu, bir çok ın birden fazla cinsel sorun yaşayabildiğini söyledi.



Doç. Dr. İncesu, yalnızca cinsel birleşme kurulamamasından çok öte bir kavram olan vajinismusun ise birleşmeye engel olan ya da olmayan kas kasılmaları olduğunu, bazı vakalarda tüm vücudun kilitlendiğinin görüldüğünü anlattı.


Vajinismusun; eğitim, aile, meslek, entelektüel düzey bölgeden bağımsız bir durum olduğunu ifade eden Doç. Dr. İncesu, bu hastalığın mutlaka edilmesi gerektiğini, kendisinin ettiği doğum uzmanı ya da psikolog olan hastalarının bile bulunduğunu söyledi. Doç. Dr. İncesu, “, en sık rastlanan cinsel sorun olmamasına rağmen, ’deki kadınların en sık cinsel tedaviye başvurma nedenidir” dedi.


’de yüzbinlerce çiftin bu sorunu yaşamalarına rağmen evliliklerini yıllarca sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. İncesu, vajinismusun 1-4 ay içinde edilebildiğini kaydetti.


Doç. Dr. İncesu, bu alanda kızlık zarının alınması, ameliyat ortamında ya da doktor veya hemşire önünde cinsel birleşme sağlanması gibi yanlış tedavilerin uygulanabildiğini ifade ederek, son dönemde bu konuda gündemde olan botoks uygulamasının da doğru bir olmadığını söyledi.


Cinsel şiddet


Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel de cinsel şiddetin çeşitleri arasında çocukluk çağı cinsel istismarları, tecavüz, evlilikte tecavüz, iş yerinde cinsel istismar, doktor cinsel istismarının da bulunduğuna işaret ederek, bunlara maruz kalan kişilerin bir ruhsal hastalığının olabileceğini, özellikle partner ilişkilerinde sorunlar yaşayabileceğini ya da intihar edebileceğini anlattı.


Cinsel istismara uğrayan kişilerin bir cinsel travma yaşadığına dikkati çeken Prof. Dr. Yüksel, “Tecavüz, bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasından sonra en ağır suçtur. En düşük oranda bildirilen suç da tecavüzdür” dedi.


Evlilikte ya da sevgilinin tecavüzünün de söz konusu olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Yüksel, yakın eş tecavüzünün klasik tecavüzlerdeki gibi tekil olaylar olmadığını, çoğul çok yönlü olduğunu söyledi.


cinselliğindeki sorunlar


Marmara Üniversitesi Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde sertleşme kaybının tüm toplumunun yüzde 10’unda bulunduğunu, 45 yaşını geçen erkeklerin ise çoğunda bu sorunun görülebileceğini ifade ederek, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında sertleşme kaybı bulunduğunu söyledi.


Prof. Dr. Şimşek, sertleşme kaybının önemli bir sorunu olduğunu vurgulayarak, “Sertleşme kaybının ’de dünya geneline göre daha fazla görülmesinin nedeni, ağır sigara içicisi bir toplum olmamızdır” dedi. Sertleşme kaybının damar problemleri, otonom sinir sistemi hasarı hormonal anormallikler gibi hastalıkların habercisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Şimşek, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, büyümesi, depresyon, , sigara tütün içiciliğinin de sertleşme kaybında önemli bir etken olduğunu dile getirdi.

kaynak: bayanca.net

yiyeceklerle dolu bir bir süre sonra sizi sı amaca ulaşamazsınız. Oysa tatlıyı, ekmeği kesmeden, sevdiğiniz yiyeceklerin de yer aldığı bir beslenme şekli ile moraliniz bozulmadan verebilirsiniz…

yapanların en büyük sorunlarından biri de yasaklı yiyeceklerdir, uzun sıkıcı reçeteleri ağız tadına uymaz bir süre sonra sıkıcı bir hale gelir. Oysa Beslenme Uzmanı Dilara Acımış Koçak”ın bu konuda farklı bir düşüncesi var; “Diyetinizde sevdiğiniz yiyecekler de mutlaka yer almalıdır. Tatlıyı, ekmeği kesmeden de verebilirsiniz” diyor. Neyi, ne zaman hangi yiyeceğin yerine yemeniz gerektiğini bilirseniz diyetiniz lı olur.
Ara öğünleri atlamayın
Ekmeğin içinde çok değerli olan B vitamini bulunduğundan diyetten tamamen çıkarmak doğru olmaz. Kepek ekmeği lif içerdiğinden çok daha sağlıklıdır. Ayrıca ara öğünlerle birlikte mutlaka 6-7 öğün yemelisiniz.


Üç saatte bir yediğinizde bir sonraki öğünde daha az aç olur dolayısıyla aşırıya kaçmazsınız. Diyetinizde mutlaka ara öğünler olmalıdır. Böylece kan şekeriniz düşmez, tatlı ihtiyacınız daha az olur.
Şişmanlık genetik
Çalışmalar aynı kaloriyi almalarına rağmen 6 öğün yiyenlerin 3 öğün yiyenlere göre çok daha kolay verdiğini göstermiş. Öte yandan şişmanlıkta yüzde 30-40 oranında genetik faktör etkili. Yüzde 60- 70 oranında ise çevre sosyal n etkileri var. 1965- 1971 yılları arasında ”de şişmanlık oranı ortalama yüzde 28 iken günümüzde bazı illerde 36″lara, 40″lara çıkmış.
“Su içsem yarıyor”
Bu sözü şimdiye kadar çok duymuşsunuzdur. Ancak bu deyimin gerçeklik payı yok çünkü suyun enerji değeri yok. Vücudunuzda ne kadar çok kas varsa metabolik hızınız o kadar yüksek, yani yağ yakma kapasiteniz o kadar iyi demektir. Yanlış bir diyetle veren kişi yağ dokusundan çok kas dokusunu kaybettiyse 1gr. kas kütlesi kaybı ile 2.7 gr. su da kaybetmiş demektir. Peki bu durumda ne olur? Metabolik hız düştüğünden kişi az yese de besinleri yakma kapasitesi düştüğünden kilosu artacaktır, aynı şekilde kaybedilen su da bir miktar dengeleneceği için “su içsem yarıyor” diyecektir.
Şişmanlık hızla yayılıyor
- Eğitim durumuna mesleğe göre şişmanlığın görülme sıklığına bakıldığında üniversite mezunu olan kişilerde şişmanlık oranı yüzde 8, ortaokul mezunu olanlarda yüzde 16, ilkokul mezunu olanlarda yüzde 24, okuma yazma bilmeyenlerde ise yüzde 35 oranında olduğu görülmüş.
- Dünya Örgütü”ne göre 2020 yılına kadar yılda ortalama 3 milyon olan aşırı obezitenin yol açtığı ölümlerin sayısı 5 milyona yükselecek.
Bunları dikkate alın!
- Çay şekersiz açık içilebilir.
- Günlük 10 bardak su içilmelidir.
- Günlük 2 kahve şekersiz içilebilir.
- Günlük 1 soğuk içecek içilebilir.
- Öğle salatalarına 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenebilir.
- Sebze yemekleri 1 kg. sebzeye 2 kaşığı zeytinyağı ile pişirilmelidir.
- Et, tavuk yemekleri ızgara, haşlama veya fırında pişirilebilir.
- Salatalık gün boyunca serbest olarak yenilebilir.
- Öğün atlanmamalı tam yapılmalıdır.
egzersizle desteklenmeli
mutlaka ile desteklenmelidir. Çünkü yapan kişinin yağ dokusu daha çabuk kaybolur. başlangıcında vücut ağırlığında önemli bir azalma olmayabilir çünkü yağ dokusu azalırken başta kas kütlesi olmak üzere yağsız vücut kitlesi artar. Kas kitlesi arttığı için kaybı az olabilir fakat sağlıklı sağlanır. Sporun sıklığı, tipi, hızı, şiddeti, süresi tekrar sayısı önemlidir. Ancak egzersize başlamadan önce kontrolünden geçilmeli, kişiye özel olarak önerilecek olan egzersizler yapılmalıdır.
Yağları yakamıyoruz?
Unutmayın ki doğru kaybı vücut yağ dokusundaki azalma ile olur. Bu da yağsız doku kitlesinin yani kas ağırlığının korunması demektir. Bazal metabolik hız vücudumuzdaki yağ yağsız doku ile orantılıdır. Kas kütleniz azaldıkça yağ yakma kapasiteniz de azalır.

kaynak: bayanca.net

“Yaşamak İçin ” adlı kitabı 4 milyon satan Amerikalı Beslenme Uzmanı Bill Phillips, öneriyor: Günde 6 öğün yiyin. Rejim vermeden zayıflatan diyetisyen: “Ara öğünlerde vanilyalı, çilekli, enerji veren içecekleri tüketin” diyor


Kendinizi formda zinde hissediyor musunuz? Gerçekten sağlıklı beslendiğinizi düşünüyor musunuz? Bu sorulara tatmin edici yanıt verenlerin sayısı oldukça az. Çoğu kez, beslenmek için değil, yalnızca doymak için yiyoruz. Aşırı şişmanlık hastalığı, diyabet krizi gibi ciddi sorunlarına zemin hazırlıyor. Yalnızca ABD”de her gün bin kişinin şişmanlık buna bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Obezitenin faturası da oldukça kabarık. Geçtiğimiz yıl ABD”de yanlış beslenmeye teşvik edecek reklamlarının maliyeti 15 milyon . Obezitenin bir numaralı sorunu olduğu ABD”de artık yeni bir beslenme anlayışı var.


Beslenme Uzmanı Bill Phillips, satış listelerini alt üst eden “Yaşamak İçin ” (Eating for Life) adlı kitabında sağlıklı formda bir yaşamı ömür boyu sürdürmenin ipuçlarını veriyor. Phillips, doğru bildiklerinizin aslında yanlış olduğuna dikkat çekiyor.


için önce sevdiğimiz şeyleri yeriz, sonra onlarla savaşmak için spora ya da rejime sarılırız. “ şeytan, rejim kurtuluş” düşüncesini kafanızdan silin. Tek yapmanız gereken, ne yiyeceğinizi bilmek. Besinleri yanlar, zamanla kendi tariflerini yaratmayı kavrıyor dilediklerini yiyerek ömür boyu formlarını koruyor.


yemeyi öğrenin
Rejimler nefesi tutmaya benzer. Başarmak için kendimizi zorlarız. Ancak bunu kısa bir süre yapabiliriz. Tekrar havaya ihtiyacımız olduğunda tüm çabalarımız boşa gider. Yapmamız gereken “ yapacağımızı değil, yiyeceğimizi bilmek.” Unutmayın hiçbir yöntem açlığınızı yok edemez.


Fast-food beyni uyuşturuyor
Şişmanlığın bir numaralı nedeni olarak fast-food gösteriliyor. Bilim adamlarının son bulgularına göre; yağ, tuz şeker beyinde eroin morfin etkisi yapıyor. Formda kalmanızı sağlayacak ideal mönü


Kahvaltı
- Omlet buğday gevreği (1 kişilik)
İçindekiler: 1 , 1 porsiyon light buğday gevreği, yarım bardak yağı azaltılmış süt şeker.


Hazırlanışı: Çok az zeytinyağı koyduğunuz tavayı ısıtın. Çırptığınız yumurtayı tavaya koyun dört dakika pi. Omletinizi tabağa koyun. Başka bir kabın içine koyduğunuz gevreğin üzerine süt ekleyin. Kahvaltınız hazır.


Ara öğün
- Vanilyalı besleyici içecek (marketlerden temin edebilirsiniz)


Öğle yemeği
- Pitalı salata (2 kişilik)


İçindekiler: 2 porsiyon yağsız biftek, 1 yemekkaşığı su, 2 kepekli pita ekmeği, 2 kaşığı az yağlı krem peynir, 2 kaşığı yağsız krema, 2 kaşığı salsa sos, 1 kap doğranmış marul, 1 doğranmış , 1 paket yağsız cheddar peynirin dörtte biri.


Hazırlanışı: Biftekleri pembeleşinceye kadar suyla pi. Pita ekmekleri sekizer dilime ayırın ısıtılan fırına verin. Hafif kahverengi olana kadar yaklaşık 7 dakika pi. Biftekler soğurken krem peyniri, kremayı salsa sosunu bir kapta iyice ıştırın ışımı iki tabağa bölün. Biftekleri bu sosun üzerine yerleştirin marul, , cheddar peynirini üzerine ekleyin. Tabakların kenarlarına sekizer dilim pita ekmeklerini dizin.


Ara öğün
- 1 elma bir porsiyon yağsız dil peyniri


Akşam yemeği
- Tavuklu erişte çorbası (2 kişilik)


İçindekiler: 1/2 kaşığı zeytinyağı, 1 doğranmış soğan, 1 soyulmuş doğranmış havuç, 1 doğranmış kereviz sapı, 1 defne yaprağı, yarım çay kaşığı karabiber, 3 fincan yağsız tavuk suyu, 1/2 fincan su, 2 porsiyon doğranmış tavuk göğsü, 2 porsiyon erişte, bir tutam taze , 1 kaşığı doğranmış dereotu.


Hazırlanışı: Bir tavada zeytinyağını ısıtın. Soğanları ekleyin kavurun. Havucu, kerevizi, defne yaprağını, karabiberi, tavuk suyunu suyu ekleyin. Yüksek ateşte kaynayana kadar bekleyin. Çiğ tavukları ışıma atın tekrar kaynatın. Kaynadıktan sonra erişteleri ıştırın 8 dakika ağır ateşte pi. Defne yapraklarını çıın. dereotunu ekleyin.


Gece: Fındıklı brownie


yapanların yağa ihtiyacı var


Beslenmeyle ilgili yanlışlar, zayıflamaya formda kalmaya engel oluyor. Beslenme Uzmanı Bill Phillips, yanlışlara dikkat çekerek doğru bilgileri şöyle belirtiyor:


Yanlış: vermek için haplarından faydalanmak şart.


Doğru: Milyonlarca insan hapların ı olmadan istedikleri kiloya ulaşmayı başardı. Doğru beslenme bütün haplardan daha etkilidir.


Yanlış: Düzenli yapanlar her istediklerini yiyebilir.


Doğru: vücudun besinlere olan ihtiyacını artırır. Besin fakiri bir vücut daha büyük sorunlar çıkarabilir. Sporun yararlı olması için vücudun vitamin, protein, karbonhidrat yağlara ihtiyacı var.


Yanlış: vermenin en iyi yolu düşük karbonhidrat rejimleri uygulamaktır.


Doğru: Düşük karbonhidrat rejimleri enerjimizi düşürür bizi depresif yapar. Bu tip programlardan uzak durmalıyız.


Tatlı severlere- Fındıklı brownie


İçindekiler: Yarım fincan soya unu, yapay tadlandırıcı, bir fincanın dörtte biri kadar kepekli buğday unu, bir fincanın dörtte biri kadar şekersiz kakao, kanola yağı, yarım çay kaşığı kabartma tozu, bir çay kaşığının dörtte biri kadar tuz, 2 çay kaşığı vanilya, 3 akı, bir fincanın dörtte biri kadar su, bir fincanın üçte biri kadar parçalanmış fındık.


Hazırlanışı: Tepsiyi enerjisi azaltılmış yağla sıvayın. Soya unu, buğday unu, tatlandırıcı, kakao, kabartma tozu tuzu ıştırın. Başka bir kapta kanola yağı, vanilya, akı suyu ıştırın. İki ışımı çırpıp tepsiye dökün. Üzerine fındıkları döküp pi.

kaynak: bayanca.net

1964 yılında doğdu. 1985 yılında Buca Eğitim Fakültesi ünden mezun oldu. Rusya, isviçre, Kıbrıs, Almaya “de çeşitli kurum özel kolleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. B.A.L. Vakfı, KİTVAK gibi kurumlarla amaçlı sergilere katıldı. Bir çok katalogda yer aldı. Ankara TİSVA, İzmir BEF Uluslararası Görsel Sanatlar Buluşması gibi uluslararası etkinliklere katıldı. Katıldığı sergilerden onur belgesi, teşekkür belgesi plaketleri bulunmaktadır.

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) üyesidir. Çeşitli kanallarında “Filiz Pelit”le Resme Yolcuk Öğreniyorum” adlı eğitim programları hazırlayıp sundu.

“Fısıltı”, “Fayyum Kadınları”, “Zamanın Kapısında Taşlar, Yüzler, Sırlar”, “Zamansız, Mekansız Kadınlar” olan önceki sergi konseptlerinin devamı olan kadınları daha masalsı bir atmosfere taşıdı.

Sanatçı halen İzmir”deki atölyesinde çalışmalarını devam ettirmektedir.



Kişisel Sergiler
1994 - İzmir Mazhar Zorlu Sanat Galerisi
1996 - İzmir Turgut Pura Sanat Galerisi
1997 - İzmir Kemalpaşa Kültür Sarayı
1998- İzmir 9 Eylül Üniversitesi Sergi Salonu
1999 - İzmir Amerikan Derneği Sergi Salonu
2002 - İstanbul Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi
2002 - İzmir Başak Sigorta Sanat Galerisi
2004 - İstanbul Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi
2004 - “İzmir Sanat” Sanat Galerisi
2005 - İstanbul Garanti Bankası Galata Şubesi Sanat Galerisi
2006 - İstanbul Galeriartist Çukurcuma Sanat Galerisi
2006 - “İzmir Sanat” Sanat Galerisi

Seçme Karma Sergiler
1984 - Viking Baskı Sergisi (İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir)
1985 - Ankara Milletler Arası Gençlik Sergisi (Teşekkür Belgesi)
1991 - Deka Boyaları Karma Sergisi (Munich - Almanya) (Başarı Plaketi) İstanbul İzmir
2000 - İzmir”in Kuruluşunun 5000. yılı Karma Sergisi
2001 - Art Shop Sanat Galerisi (İzmir)
2001 - Çekirdek Sanat Grubu “Ne Olacak Bu memleketin ” İstanbul Asmalı Mescid Sanat Galerisi
2002 - BAL Vakfı Sergisi (Onur Belgesi) İzmir
2002 - İzmir Kadınlar Birliği (A Sanat Galerisi) (Onur Belgesi)
2002 - Kit-Vak Yararına Karma Sergi (Çetin Emeç Sanat Galerisi) (Teşekkür Belgesi)
2003 - 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Sergisi (İzfaş Sanat Galerisi) (Teşekkür Belgesi)
2003 - UPSD An, Anı, Anımsama Sergisi (UPSD Sanat Galerisi İstanbul)
2003 - Yaşayan Yaşatan Ressamlar Karma Sergisi (Fuar İzmir)
2003 - UPSD Desen Sergisi (İstanbul UPSD Sanat Galerisi)
2003 - UPSD Tema Vakfı Karma Sergisi (İstanbul UPSD Sanat Galerisi)
2004 - konulu sergisi (İzmir Kültür Merkezi - Katalog)
2005 - Monalistanbul Karma Sergisi (Çekirdek Sanat Galerisi İstanbul)
2005 - 66 66 Yapıt (Çekirdek Sanat Galerisi İstanbul)
2005 - Anakara Uluslararası Sanat Bienali (Ankara Heykel Müzesi) (TİSVA) Katalog
2005 - 1.BEF Uluslararası Sanat Buluşması (İzmir Buca Bel. Sanat Galerisi - Katalog)
2005 - ARTİST 2005 15. İstanbul Sanat Fuarı (”Bizde Varız” Karma Sergi)
2006 - 69 69 Yapıt Uluslararası Karma Sergisi (İstanbul Çekirdek Sanat Galerisi)
2006 - “Buluşma” Deniz Müzesi İstanbul
2006 - Nuri İyem Yorumları (Çekirdek Sanat Galerisi) İstanbul
2006 - İzmirli Sanatçılar Karma Sergisi Ege Üniversitesi Kampüs Kültür Merkezi Sanat Galerisi (Katalog)
2006 - Ata”ya Saygı Karma Sergisi (Konak Belediyesi Sanat Galerisi - Katalog)
2006 - Denizli Horoz Festivali Karma Sergisi (Denizli)
2006 - Ege”li Sanatçılar Karma Sergisi (İzmir Heykel Müzesi - Katalog)
2006 - Ege”li Sanatçılar Karma Sergisi (Ankara Kursart Sanat Galerisi)
2006 - 16. TÜYAP İstanbul Sanat Fuarı (Sunay Akın “Kırdığımız Oyuncaklar” Karma Sergisi) (Çekirdek Sanat)
2007 - Ankara Çağsav Sanat Fuarı (Artura Sanat Galerisi)

Sanat Anlayışı

Önceki sergi konsepti” Zamanın kapısında Taşlar, Yüzler, Sırlar” “ Zamansız, Mekansız Kadınlardı.Bu sergide ise Zamanın Gizindeki Kadınları daha masalsı bir atmosfere taşıdı.

Zümrüt-ü anka ı,söylenceler, mitoloji, küçük çocukları, dilek ağaçları sembollerle masalsı bir iç yolculuğa çıktı.Gerçekle düşün birbirine geçtiği, kendi içinde katmanları olan, ressamın izleyiciye bir masal….

Kimi zaman yok olduktan sonra bile küllerinden tekrar oluşan zümrüt-ü anka kuşuyla umudu vazgeçmeyi, balıklarla uyumu, elmalarla oluşu, var olmayı belirtti.Su damlalarıyla kalıcılığı uçuculuğu vurguladı.Yetişkin yaşanmış yüzler yanında, çocuk yüzünün saf, duru başlangıçtaki hayaliyle umudu, gerçeği, hüznü kısaca yaşamı insanı sorguladı.Figürleri taşa gömdü.Toza toprağa ışmış yüzleri ortaya çıkardı.Plastik kaygıları, leke rengi ön planda tutarak dokusal çözümlemeler ışık teknikle yapıtlarını zenginleştirerek yorumladı.

Sosyal bir görev bilinciyle kuşatılmış olan birey, toplumun yapısı, düşünce biçimi, değer yargılarıyla, yaşam koşullarıyla uzlaşmaya dayalı bir varolma hesaplaşması içindedir.

Sanatçı bu hesaplaşmayı bazen aklın erdemi, bazen de duyguları, fantazyaları, düşleriyle yaşama taşır.

Sanatçı toplumsal yaşamdan ladıklarını, gözlemlerini bilinç süzgecinden geçirerek, duygu düş dünyası ile sentezleyerek yapıtını oluşturur. Filiz”in resimleri, yer yer deformasyonlara uğramış bir figür resmidir. sorunlarını ele alır. ın bilinç altına bastırılmış duyguları, egemen bir toplumda, düş kırıklıkları, bunalımları, beklentileri, içsel gizleri yer alır.

Resimlerinde ın bir eş, düşsel bir , üreten, çoğaltan bir ana tanrıça (Kibele) yanıda sergilenir. Figürler genelde kontrast renklerle üst üste çakıştırılmış parçalanmış düzlemsel mekanlarda yer alırlar. Figür bazen nesnel bir yaklaşım, bazende fonla yer yer birleşen yüzeysel bir anlatımla çözümlenir. Resimler valörcü, bir yaklaşım yerine frapan, parlak, gözalıcı seçenkleriyle oluşturulur. Mekan üst üste çakıştırılmış lekelerinin içinde yer alır. Bazen yüzeysel bazen göreceli bir etkisi yaratır.

Öğrencilik döneminden buyana sürekli üreten Filiz”in resimleri araştırmaya dayalı bir gelişim çizgisi içermektedir. Bu çalışma çizgisi süreklilik içerisinde devam ederse Filiz kendini daha da aşacak resimlere imza atacaktır.

Umur Türker
22 Aralık 1998 - 9 Ocak 1999
2007 Bornova Kampüsü Kültür Merkezi Sergisi Katalog Yazısı

kaynak: kimkimdir.gen.tr