A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
· erotofobi: cinsellik korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
· kanserofobi: kanser olmaktan korkma
· kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt araçlarından korkma
· orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
· patofobi: hasta olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma
İnsanlığın pornografik tarihi!
Bir film ya da fotoğraf ‘erotik’ olursa makbuldür. Ama pornografik olursa kabul edilemez. Peki nedir ‘erotik’? Hangi eser ‘pornografi’ kategorisine girer?

Kajuharo tapınağının duvarlarında seks yapan insan figürleri. 
Kadın ve erkek arasındaki cinsellik İslam sanatında da kendisine yer buldu 
Rodin’in bu heykeli şimdi paha biçilmez bir sanat eseri. Acaba o zamanlar bu eser de pornografik olarak mı nitelendirilmişti?
Pornografi; cinsel nesnelerin (ki buna insan vücudunun her kısmı ve bir takım yapay aletler giriyor) cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla, herhangi bir yazılı veya resimli şekilde gösterilmesi ve sergilenmesidir.
(Bu tanım Webster sözlüğünden alınmıştır)
Yani, cinselliğin akla gelebilecek her türlüsünün, imalar ve gölgelerin arkasına saklama gereği duymaksızın açıkça işlenmesidir.
Porn kelimesi Yunanca kökenlidir. Genelev duvarlarına resimler yapan Yunanlılar bu kelimeyi ‘uygunsuz resim’ veya ‘fahişe resmi’ anlamında kullanmaya başladılar.
İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ
İlk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimler arasında hayvanların avlanmasını gösteren resimler kadar insan cinselliğini tasvir eden resimler de bulunuyordu. Antik Yunan ve Roma heykellerinde olduğu kadar toprak kap kacak üstlerinde de cinsellik son derece belirgin şekilde yer almıştı.
Her ne kadar Orta Çağ süresince Kilisenin mutlak hakimiyeti altındaki Batı uygarlığında pornografik materyellerin sergilenmesi uzun süre yasaklanmışsa da, Doğu’da Hint, İran ve Çin gibi zengin uygarlıkların minyatürlerinde ve yazılı eserlerinde cinsellik hiç eksik olmadı.
Pornografinin sinemadaki serüveni!
Bugün için porno sayılabilecek ilk resimler Kama Sutra adındaki seks kitabında yer aldı. Hintliler bu kitaptaki değerli bilgilerin ileriki nesillere aktarılamadan kaybolabileceğinden kadar korktular ki Kajuharo tapınağının duvarlarına seks yapan insanların sayısız figürlerini kazıdılar.
Rönesansla birlikte Avrupa’nın şiirlerinde, romanlarında ve resimlerinde cinsellik ve doğallık tekrar işlenmeye başlandığında Roma ve Yunan uygarlıklarından aktarılmış estetik değerler gözetildi.
Bu eserlerin yaratılış sürecinde zeka ve yaratıcılık gibi değerler hemen fark edildiği için olsa gerek, bunların ‘pornografik’ karakterler taşıdığı asla düşünülmezdi. Estetik değerleri gözeten bir sanatçının elinden çıkma eserle, sokaktaki adamın duvarlara çizdiği ‘vulgar’ şekiller arasındaki ‘estetik fark’ zamanla ‘pornografik’ olanla ‘erotik’ olanı ayırt etmekte kullanılacak bir kavram olarak alındı.
18.Yüzyıl’ın sonundan itibaren başta Fransa ve İtalya olmak üzere porno resimler Avrupa’da yayılmaya başladı. Oyun kartlarında, posterlerde, kartpostallarda vs. bu resimlere rastlamak mümkündü.
Bu tarz pornografik ürünlere ilk muhalefet de 19.Yüzyıl’da başladı. Porno materyel dağıtan insanlar mahkemeye çıkarıldı, para cezaları verildi. Bugün klasik saydığımız Flaubert, Zola ve Baudelaire gibi Fransız edebiyatçıların ‘eserlerinde uygunsuz unsurlara yer verdikleri’ gerekçesiyle kendi zamanlarında mahkemelere düştüğünü belirtmek yerinde olacaktır.
PORNO ENDÜSTRİSİ ORTAYA ÇIKIYOR
Fotoğraf ve sinema sanatının iyice geliştiği 20.Yüzyılda ise ‘görsellik’ artık ressamların ve heykeltıraşların tekelinden çıkmıştı. Fotoğrafın çekmekle yağlıboya bir tablo yapmak arasında fark vardı. Deklanşöre basmak için ressam yeteneğine sahip olmanız gerekmiyordu.
“Fotoğrafçılık bir sanattır” görüşünün yaygınlaşması ‘görselliği ifade etmek’ için estetik yetenek gerekmediği konusunu gündeme getirdi ki, porno ile erotika arasındaki sınırların iyice karmaşıklaşmaya başladığı dönem budur.
20.Yüzyıl’da fotoğraf ve sinema sanatının ortaya çıkmasıyla birlikte pornografinin patlama yaptığını söylemek yanlış olmaz. Çin’de çevrilmeye başlayan ilk filmlerle birlikte kaba bir cinselliğin daha 1910’lu yıllarda Uzak Doğu’da kendine yer bulması, porno kavramının Batı’ya özgü olmadığını kanıtlıyor.
Bkz. Çin’de Kung Fu sinemasını doğuşu
Görsel materyellerin çeşitlenmesi ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle porno endüstrisi de doğmuş oluyordu. İlk başlarda sadece kısıtlı ve seçkin bir zümre arasında izlenebilen cinsel içerikli görsel malzemeler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kitleselleşti.
Bu açıdan bakıldığında video cihazının ortaya çıkmasıyla birlikte bilhassa 1970’lerden itibaren ‘amatör’ pornografinin de gelişmiş ülkelerde boy gösterdiğini görüyoruz. İnternet’in yaygınlaşması, VCD ve DVD teknolojilerinin ucuzlayı gelişmesiyle birlikte günümüzde porno endüstrisi çok yoğun ve yaygın bir konuma ulaşmıştır.
Danimarka 1968’de pornoyu yasallaştıran ilk ülke olurken, Amerika’da porno dalgasını ilk başlatan filmin 1972 tarihli The Deep Throat olduğu kabul edilir.
1980’lerin ortaları ‘pornonun altın çağı’ olarak kabul edilirken yüzlerce porno filmde rol alan oyuncular daha sonra yönetmen ve yapımcı oldular.
MODERN TEKNOLOJİ GÜNAH MAKİNELERİ YARATIYOR
Her ne kadar insanlığın yüzlerce yıl içinde geliştirdiği toplumsal kurallar ve ahlak, teknolojik gelişmelerin hızına yetişemiyorsa da insanların eskiye nazaran büsbütün ahlaksızlaştığını söylemek de doğru değil.
Internetin yaygınlaşmasıyla birlikte porno ve kumar endüstrisinin hızla gelişmesi ve hayal bile edilemeyecek miktarlarda paranın döndüğü bir sistem oluşturması bugünün bir gerçeğiyse, bu gelişmelere tepki duyan insanların sayısının da çok fazla olduğunu belirtmek gerek.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan 5754 sayılı ”Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la emeklilikte SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı 7200′e çıkacak, 2048 yılında kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 65′e yükseltilecek.
Kanuna göre, emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısı, her yılın aralık ayında açıklanan TÜFE ile o yılın GSYİH gelişme hızının yüzde 30′unun toplamına bir tam sayının ilave edilmesiyle bulunacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa devlet memuru olanlar, genel sağlık sigortası kapsamına alınacak. Köy muhtarları, uzun vadeli sigorta kapsamından çıkartılarak, tarım sigortalısı sayılacak, tarımsal faaliyette bulunanlar gibi sigorta primi ödeyecek.
Ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç ev hizmetlerinde çalışanlar, sigorta kapsamı dışında tutulacak.
Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelere çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerine tabi olacak. Bu kişiler, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanabilecek. İsteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortalı primi alınmayacak.
EMZİRME ÖDENEĞİ
Sigortalıya, hastalık ve analıktan dolayı ortaya çıkan iş görememezlik süresince, günlük iş görememezlik ödeneği verilecek. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek iş göremezlik ödeneği; yataklı tedavilerde günlük kazancının yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisi tutarında olacak.
Emzirme ödeneğinden sigortalı kadın, sigortalı erkeğin çalışmayan eşi ile BAĞ-KUR’lular da yararlanacak. Emzirme ödeneğinden yararlanmak için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olma şartı aranacak.
Genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borcunu ödemeyen BAĞ-KUR’lu, emzirme ödeneğinden yararlanamayacak.
İş göremezliğine neden olan rahatsızlık ve hastalık nedeniyle sigortalılığı sona erenler de işten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içinde çocukları doğarsa, analık sigortası haklarından yararlanacak.
Doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödeyen bu kişilere, emzirme ödeneği verilecek.
SSK’lı ve BAĞ-KUR ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren devlet memuru olanlar, meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60′ını kaybetmeleri durumunda malul sayılacak. Ancak, çalışma gücünü işe girmeden önce kaybettiği belirlenenler malullük aylığı alamayacak, yedek subay ve er olarak silah altındayken malul olanlara bu hüküm uygulanmayacak.
Malullük aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve toplam bin 800 gün prim ödeme şartı aranacak. Ancak, başka birinin bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar bu hüküm dışında tutulacak.
EMEKLİLİK YAŞI
İlk defa kanun kapsamında sigortalı olan devlet memuru ve BAĞ-KUR’lulara, kadın 58, erkek 60 yaşını doldurma ve en az 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma şartıyla emeklilik aylığı bağlanacak.
Emeklilikte aranan 58-60 yaşına kademe getirilecek. Buna göre emeklilikte; 1 Ocak 2036 ile 31 Aralık 2037 tarihleri arasında kadınlarda 59, erkeklerde 61; 1 Ocak 2038 ile 31 Aralık 2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 1 Ocak 2040 ile 31 Aralık 2041 tarihleri arasında kadınlarda 61, erkeklerde 63; 1 Ocak 2042 ile 31 Aralık 2043 tarihleri arasında kadınlarda 62, erkeklerde 64; 1 Ocak 2044 ile 31 Aralık 2045 tarihleri arasında kadınlarda 63, erkeklerde 65; 1 Ocak 2046 ile 31 Aralık 2047 tarihleri arasında kadınlarda 64, erkeklerde 65 yaş şartı uygulanacak. Kadın ve erkeklerde 2048 yılından sonra emeklilik yaşı 65′de eşitlenecek.
PRİM ÖDEME GÜN SAYISI
SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı, 7000′den 7200′e çıkacak. Yaş hadlerinin uygulanmasında da prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri, esas alınacak.
Sigortalılar, en az 5400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığı alabilecek. Ancak prim ödeme gün sayısına kademe getirilecek.
Çalışma gücündeki kayıp oranı, yüzde 50 ile yüzde 59′u arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda en az 5760, yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda ise en az 6480 gün uzun vadeli sigorta kolları primi ödeme şartı aranacak.
Doğuştan özürlü olan devlet memurları, 15 yıllık hizmetlerinin ardından istemeleri halinde emekli olabilecek.
Erken yaşlandığı tespit edilmiş sigortalıların diğer koşulları sağlamaları halinde yaşlılık aylığından yararlanabilmelerini olanak sağlayan yaş sınırı, 50′den 55′e çıkartılacak.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının, her 360 günü için yüzde 2 olarak uygulanacak. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınacak, ancak aylık bağlama oranı, yüzde 90′ı geçemeyecek.
Mevcut sigortalıların hak kaybını önlemek için yüzde 2 olan aylık bağlama oranı, 10 yıl tamamlanıncaya kadar yüzde 3 olarak uygulanacak.
30 Nisan 2008′den itibaren sisteme giren sigortalılarda uygulanacak olan aylık bağlama oranı ise yüzde 2 olacak.
KISMİ YAŞLILIK AYLIĞI
BAĞ-KUR’lular, 8 Eylül 1999 tarihinden 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılan kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadınlarda 60, erkeklerde ise 62 yaşını doldurmuş olup, en az 15 yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ödenmesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanacaklar.
Söz konusu süre içinde ilk defa sigortalı olan devlet memurlarında ise kısmi yaşlılık aylığından yararlanmada, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya 61 yaşını doldurması ve en az 15 yıl prim ödemesi şartı aranacak.
ÖLÜM AYLIĞI KOŞULLARI
Ölüm aylığından yararlanabilmek için devlet memurları ve BAĞ-KUR’lularda, en az bin 800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartı aranacak. Ancak, SSK’lılarda bu şart, borçlanma hariç, 5 yılda 900 prim gün olacak. Genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borcu bulunan BAĞ-KUR’lu hak sahibine ölüm aylığı bağlanmayacak.
Ölen sigortalının dul eşine hesaplanan aylığının yüzde 50’si bağlanacak.
Dul eşin aylık bağlanmış çocuğu yoksa, sigortalı olarak çalışmıyor veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık da almıyorsa, aylık bağlama oranı yüzde 75 olacak.
Kanun kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanlar; Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanlar; yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlara ise ölen sigortalının hesaplanan aylığının yüzde 25′i bağlanacak.
Kız çocukları, aylık veya gelirinin 2 yıllık tutarı kadar evlenme yardımı alacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile sigortalılara bağlanacak alt sınır aylığı, ortalama aylık kazancının yüzde 35′inden az olmayacak. Ancak eşi ve çocuğu bulunan sigortalılarda bu oran yüzde 40 olarak uygulanacak.
Kanuna göre, gazeteci ve infaz koruma memurlarının da aralarında bulunduğu bazı iş kollarında, kamuoyunda ”yıpranma payı” olarak bilinen fiili hizmet zammı kaldırılacak.
Gazeteciler, milletvekilleri, PTT dağıtıcıları, infaz koruma memurları, Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele ve Karantina Teşkilatı ile Veteriner Teşkilatında görev yapanlar, Devlet Tiyatrosu sanatçıları, hava yollarındaki uçucu personel, lokomotif makinistleri, gemi adamları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri de fiili hizmet zammından yararlanamayacak.
TSK, emniyet ve MİT mensupları ile dalgıçlar, radyoaktif maddelerle yapılan işlerde çalışanlar, asit üretimi yapılan yerlerde, demir ve çelik fabrikalarında ve kurşun izabe fırınlarında çalışanlara bir yılda 90 gün fiili hizmet zammı verilecek. Kurşun ve arsenik işleri, cam fabrikaları, çimento fabrikaları, kok fabrikaları ve termik santralleri, alüminyum fabrikaları, döküm fabrikaları ile itfaiye ve yangın söndürme işlerinde çalışanlar ise 60 günlük fiili hizmet zammından yararlanacak.
Fiili hizmet zammından yararlanmak için belirtilen iş kollarında en az 10 yıl (3 bin 600 gün) çalışma koşulu aranacak. Yer altında çalışanlarda ise bu süre, 5 yıl (bin 800 gün) olacak.
Yer altında çalışanlar hariç, fiili hizmet zammı almaya hak kazanılan süre, 5 yıldan 3 yıla indirilecek ve bu süre emeklilik yaş haddinden indirilecek.
Fiili hizmet süresi kaldırılan meslek gruplarının şu ana kadar kazandıkları süreler, 3 bin 600 gün koşuluna bakılmaksızın yaşlarından düşürülecek.
Keyif verici içki ve her çeşit madde kullanımı ya da intihara teşebbüs sonucu sakat kalanlar, vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamayacak.
Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara, seferberlik ve savaş hallerinde her 1 yıla 1 yıl itibari hizmet süresi zammı verilecek.
Birleşmiş Milletler Barış Gücünde görev alan polisler de bu haktan yararlanacak.
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK
İsteğe bağlı sigortalı olma hakkından, Türkiye’de ikamet edenler ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşları yararlanabilecek.
İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için; bu kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmama veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışma ya da tam gün çalışmama, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olma, 18 yaşını doldurmuş bulunma şartları aranacak.
İsteğe bağlı sigortalılar, bakmakla yükümlü olunan kişi olsa dahi, genel sağlık sigortalısı sayılacak ve genel sağlık sigortası primi ödeyecek.
Hem eşinden hem de ana veya babasından ölüm aylığına hak kazananlar, eşinden ya da anne ve babasından bağlanacak aylığın birini tercih edebilecek. Bu kural, evliliğin ölüm nedeniyle sora ermesi durumunda, sonraki eşinden gelire hak kazananlara da uygulanacak.
İş kazası sonucu başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olan sigortalıya bağlanacak olan sürekli iş görememezlik gelirinin alt sınırı, yüzde 70′den yüzde 85′e yükseltilecek.
Ölen sigortalıların hak sahiplerinden, kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya iş göremez ve malul hale getirdiği mahkeme kararıyla belgelenen kişiye, gelir ve aylık bağlanmayacak. Daha önce ödenen gelir ve aylıklar da geri alınacak.
EMEKLİLERİN YENİDEN ÇALIŞMASI
Tarımsal faaliyette bulunanlar hariç, yeniden çalışmaya başlayan kişilerin yaşlılık aylıkları kesilecek. Bu kişilerden prime esas kazançları üzerinden kısa ve uzun vadeli sigorta kolu primi ile genel sağlık sigortası primi alınacak. İşten ayrılan veya iş yerini kapatarak, yaşlılık aylığı talep eden kişilere, yaşlılık aylığı yeniden hesaplanarak ödenecek.
SSK emeklileri, yüzde 31 ile yüzde 36.5 oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri durumunda ise maaşları kesilmeden çalışabilecek. Bu oranın dörtte biri çalışan, dörtte üçü ise işverenden alınacak.
BAĞ-KUR kapsamında emekli olup yine BAĞ-KUR kapsamında iş yapan kişiler, yaşlılık aylığı kesilmeden yüzde 12 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilecek. Bu oran, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her yıl 1 puan artırılarak yüzde 15′e çıkacak.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI
SSK ve BAĞ-KUR’luların yanı sıra, yürürlük tarihinden sonra devlet memuru olanlar; aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, asgari ücretin üçte birinden az olanlar; dünya, olimpiyat ve Avrupa şampiyonluğu kazanmış sporcularla bunların aileleri genel sağlık sigortalısı olacak.
Ayrıca vatansızlar ve sığınmacılar ile 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin kanun hükümlerine göre aylık alanlar, İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alanlar, Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkındaki Kanun çerçevesinde aylık alan kişiler, SHÇEK Kanununa göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar, terörle mücadele kapsamında aylık alanlar da genel sağlık sigorta kapsamına alınacak.
Genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin diş tedavilerinin yanı sıra diş protezinden de katkı payı alınmayacak. BAĞ-KUR’lu ve Türkiye’de ikamet eden ve başka bir ülke mevzuatı kapsamında bulunmayan yabancı ülke vatandaşları, son 1 yıl içinde 60 gün genel sağlık sigortası primi ödemeleri şartıyla sağlık hizmetlerinden yararlanacak.
Zorunlu sigortalılıkları sona eren SSK’lılar ise 10 gün süreyle sağlık hizmeti alabilecek. Ancak bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten, geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, prim borcu olup olmadıklarına bakılmaksızın, aileleriyle birlikte 90 gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlandırılacak.
HASTANELERİN İLAVE ÜCRETİNE TAVAN
Özel ve vakıf hastanelerinin, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetlerinin maliyeti, yapılan sübvansiyonlar gibi kriterleri dikkate alınarak, bu bedellerin bir katına kadar ilave ücret tavanı belirlenecek.
Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen eşdeğer ilaçların, azami fiyatı ile kişinin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak fark ile optik için tavan uygulanmayacak.
Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemeyecek.
Sağlık hizmeti sunucularına, tahakkuk etmiş alacaklarının yüzde 70 ile yüzde 85′i arasındaki tutar, faturaların teslim tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde, alacaklarından kesilmek üzere avans olarak verilecek.
90 gün içinde de fatura ve belgelerin incelenmesi tamamlanarak geri kalan tutar ödenecek.
Sigortalıların Türkiye’de yapılamayan tetkikleri, yurt dışında yaptırılabilecek. Doku ve kök hücre tedavilerinde, sigortalılardan katılım payı alınmayacak. Yurt dışında yapılan tedavilerde, gidilen kuruluşun talebi doğrultusunda, sağlık hizmetinin bedeli için avans ödenebilecek.
MİLLETVEKİLLERİ KAPSAM DIŞI
Olağanüstü hal bölgesinde görevli Milli İstihbarat Teşkilatı ve kolluk kuvvetleri personeli ve milletvekilleri ile yakınları, genel sağlık sigortası kapsamı dışında olacak.
Gazilerin ihtiyaç duydukları her türlü ortez, protez ve diğer iyileştirici araç ve gereçler, herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin karşılanacak.
Ücretsiz olarak doğum iznine ayrılan kadınlar, sigortasız geçirdikleri süreyi borçlanabilecek. Kadınlar, bu haktan, çocuğun yaşaması kaydıyla, 2 defa ve 2 yılı geçmemek üzere yararlanabilecek.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI PRİMİ
Genel sağlık sigortası primi kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancının yüzde 12’si olacak. Bu pirimin yüzde 5′i sigortalı, yüzde 7’si ise işveren hissesinden oluşacak.
Kamu idarelerinde çalıştırılan mevsimlik işçilerin, iş sözleşmelerinin askıda kaldığı aylara ait genel sağlık sigortası primi, günlük kazancın alt sınırının 30 günlük tutarı üzerinden ilgili kamu idaresince ödenecek.
Çalışanlardan alınacak genel sağlık sigortası primlerine kademe getiren kanuna göre, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, brüt asgari ücretin üçte birinden az olanların (202.80 YTL) primleri, devlet tarafından karşılanacak. Bu tutar, her bir kişi için mevcut asgari ücrete göre 18.25 YTL olacak.
Geliri, brüt asgari ücretin üçte biri ile asgari ücretin tamamına (202.80-608.40 YTL) kadar olanların ödeyeceği destek primi ise 24.34 YTL olacak. Asgari ücret ile asgari ücretin 2 katına kadar gelire sahip olanlar, (608.40-1216.80 YTL arasında) 73.01 YTL prim ödeyecek. Geliri asgari ücretin 2 katından fazla olanların ödeyeceği primi ise 146.02 YTL olacak.
Tarımsal faaliyette bulunanların prim borçları, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek kaydıyla yüzde 1 ile yüzde 5 oranları arasında kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye, SGK yetkili olacak.
Yabancı ülkelerde Türk kültürüne hizmet eden Türk asıllı ve yabancı uyruklu öğretmen veya din görevlilerine; asgari 15 yıl hizmeti bulunma şartıyla sosyal yardımda bulunulacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayladığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, yeşil kart uygulaması 2 yıl sonra sona erecek.
Kanuna göre, SSK’larda prime esas kazançların hesabında hak edilen ücret, prim, ikramiye özel sağlık ve bireysel emekliliğe ödenen tutarlar gibi kazançların brüt toplamı esas alınacak. Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, kıdem tazminatı, aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30′unu geçmeyen özel sağlık sigortası ve bireysel emeklilik katkı payları, prime esas kazanca tabi tutulmayacak.
Ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primi, eksik çalışma süreleri dikkate alınarak hesaplanacak.
SSK’lılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, yüzde 20 oranına 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1.5 puan, devlet memurların da ise 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 3.33 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 10 puan eklemek suretiyle belirlenecek.
Birden fazla şirket ortaklığı bulunan işverenler, prime esas kazancında tek beyanda bulunacak. Böylece her şirket için ayrı ayrı beyanda bulunmak zorunda kalmayacak. Ücret dışı ikramiye gibi ödemeler, 12 ay değil, 2 ay süreyle prime esas kazanca tabi tutulacak.
BAĞ-KUR’lunun aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartıyla kendileri tarafından beyan edilen günlük kazancının 30 katı olacak.
Sigortalı aynı zamanda işverense, beyan edeceği aylık kazanç, çalıştırdığı sigortalının kazancının en yükseğinden az olamayacak.
Beyanda bulunmayan sigortalının primleri, asgari aylık prime esas kazanç üzerinden hesap edilecek. Beyanda bulunmayan veya beyan ettiği kazancın çalıştırdığı sigortalının 30 günlük prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen düzeye çıkartılarak.
Yürürlük tarihinden sonra ilk defa devlet memuru olanların prime esas aylık kazancının hesabında, aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık tutarlar, memuriyet taban aylık ve kıdem aylık tutarları, hizmet, makam, temsil ve görev tazminatları gibi unsurlar esas alınacak.
ASGARİ İŞÇİLİK TESPİT KOMİSYONU VE UZLAŞMA
Asgari işçilik oranlarının saptanması ve asgari işçilikle ilgili itirazların incelenerek karara bağlanması amacıyla SGK bünyesinde, kurum teknik elemanlarından 4, işçi ve işveren konfederasyonlarından 2, TOBB’dan 1 üyeden oluşan, Asgari İşçilik Tespit Komisyonu kurulacak.
Asgari işçilik incelemesi sonucu gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte hesaplanacak sigorta primi ile uygulanacak idari para cezalarında, işverenle uzlaşma yapılabilecek.
Uzlaşılan prim ve uygulanacak idari para cezaları, uzlaşma tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenecek.
Sigortalıların gelir, aylık ve ödenekleri, prim ve nafaka borçları dışında haciz edilemeyecek. Kurumun prim ve diğer alacaklarda zaman aşımı süresi, 10 yıl olacak.
İDARİ PARA CEZALARI
Sigortalının işe giriş ve genel sağlık sigortası başlangıç bildirgelerini, kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenlere, her sigortalı için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacak.
Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında para cezası uygulanacak.
Bildirgenin verilmediğinin mahkeme kararından veya denetim görevlilerince belirlenmesi ya da bankalardan alınan belgelerden anlaşılması halinde ise bu ceza her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı olarak ödenecek. Bütün bunlara rağmen bildirge vermemeye devam edenlere ise her bir sigortalı için asgari ücretin 5 katı ceza kesilecek.
Personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu 23 Nisan 1999 tarihi ile 14 Şubat 2005 tarihleri arasında memuriyetleri sona eren, ancak 22 Haziran 2006 tarihinde çıkan afla yeniden memuriyete dönen kişiler, geçmişe dönük borçlanabilecek. Borç, 2 yıl içinde eşit taksitle veya bir defada ödenebilecek.
Kayıt dışı istihdamı önlemek için de düzenlemelere yer verilen yasaya göre, işletmenin büyüklüğü, işçi sayısı gibi kriterler dikkate alınarak işveren, işçinin ücret, prim, ikramiye gibi tüm ödemelerini banka hesabına yatıracak.
Yurt dışındaki Türk vatandaşları; sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunun her birinde, 1 yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanabilecek.
Borçlandırılacak her 1 gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın yüzde 32’si olacak. Tahakkuk ettirilecek borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten sonra 3 ay içinde ödenecek.
Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri halinde, yaptıkları ödemeler faizsiz olarak iade edilecek.
Yurt dışındayken borçlanma isteğinde bulunacak sigortalı veya hak sahipleri YTL olarak bildirilecek tutarın karşılığını döviz cinsinden ödeyecek.
Bulgaristan’dan zorla göç ettirilen soydaşlar da bu haklardan yararlanabilecek.
Astsubaylar, en üst devlet memuru derecesine (birinci derecenin dördüncü kademesine) kadar yükselebilecek ve yeşil pasaport hakkından yararlanabilecek.
YEŞİL KART KALKIYOR
Hiçbir sosyal güvenlik güvencesi olmayan kişilere verilen yeşil kart, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 2 yıl sonra kaldırılacak. Bu kişiler genel sağlık sigortası kapsamına alınacak.
Aile hekimleri tarafından başlatılan sevk zincirine uygun olarak alınan sağlık hizmetlerinde ayakta tedavi, ilaç, ortez ve protez katılım payları, 3 yıl süreyle yüzde 50 oranında azaltılarak uygulanabilecek.
Sağlık hizmeti sunucularıyla yapılacak sözleşmeler hazırlanana kadar, mevcut sözleşmeler geçerli olacak.
4 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar vergi mükellefiyet kaydı bulunan BAĞ-KUR’lular, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan süreyi geçmişe dönük borçlanabilecek. Prime esas kazancının yüzde 32’si üzerinden borçlanacak olan BAĞ-KUR’lu, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde bu tutarı öderse, aradaki süre sigortalılık süresinden sayılacak.
5 yıllık borcu bulunan BAĞ-KUR’luya, 6 aylık süre verilecek. Bu süre içinde borcunu ödemezse, üyeliği askıya alınacak. Daha sonraki bir tarihte, tekrar başvuru yaparsa, prim borcunu 3 ay içinde ödeyecek.
10 yıl süreyle sağlık sigortası veya genel sağlık sigortası primi ödemeyen BAĞ-KUR emeklisinden, maaşının yüzde 10′u tutarında 10 yılı tamamlayacak şekilde prim kesilecek.
SANDIKLARA YENİ DÜZENLEME
Banka, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilecek ve bu sandıklardan yararlanan kişiler kanun kapsamına alınacak.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, mevcut hükümlere göre devam edilecek.
65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna eklenen maddeyle, kanun kapsamındaki kişilere, kanun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ve bunlardan doğan ceza ve faizler silinecek.
İşsizlik Sigortası gelirleri vergiden muaf olacak. Gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılmayacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, bu yılın Ekim ayında yürürlüğe girecek. Kanunun bazı maddeleri ise yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecek.
Etrafımızda yaşananlara baktıkça, inanamıyorum. Bir gece benim TV ekranından fırlayıp, avazım çıktığı kadar bağırdığımı görürseniz hiç şaşırmayın. Gerçek dışı bir durumdayız. Türk toplumu ya tüm mantık yapısını kaybetti veya derin bir uykuya girdi.
Gelin yaşananlara birlikte bakalım ve haklı mıyım, değil miyim karar verelim.
Laik kesim panik içinde. Bize ait diye bildiğimiz veya öyle sunulduğu için inandığımız Türkiye’mizin elimizden kayıp gittiğine inanıyoruz. Gazetelerde ve TV’lerde öyle olaylar okumaya ve görmeye başladık ki, Türkiye’mizin başkaları tarafından ele geçirildiği gibi bir izlenime kapılıyoruz.
Tesettür defileleri ,okullardaki dine dönük eğitim baskısının, türbanlı sayısının arttığı izlenimi giderek yaygınlaşıyor. Şimdiye kadar görmediğimiz, duymadığımız dinci hikayelerle karşılaşıyoruz. Sokaklarda eskiden rastlamadığımız oranda farklı giyim kuşam görüyoruz.
İşte bütün bunlar da bizi korkutuyor.
Aslına bakılacak olursa, gördüklerimizi epey abartıyoruz. Gazete ve TV’lerimiz dincilik yayınları reyting getirdiğinin farkına vardığından dolayı, eskiye oranla daha fazla duyarlı davranıyorlar. En küçük veya en basit bir olayı dahi süsleyip ön plana çıkarıyor. Daha öncelerde yüzüne dahi bakılmayan olaylar şimdi büyüteç altına alınıyor.
Eskiden de tesettür defileleri olurdu. Ancak islami giyim, islami çevrelerde böylesine ilgi görmez, bizim de dikkatimizi çekmezdi. TV’lerde veya gazetelerde konu dahi edilmezdi.
Eskiden de harem selamlıklar, Anadolu’nun birçok yerinde içki yasağı, özel plajlar ve oteller vardı. Ancak, hem sayıları azdı, hem de pek önemsemezdik.
Eskiden de vardılar, ancak görmezden gelerek işi idare ediyorduk.
Zira iktidar bizim elimizdeydi.Korkumuz yoktu.
Şimdi durum değişti.
Şimdi korkuyoruz. İktidarı kaybettik ve bundan sonra geri alabileceğimiz de çok kuşkulu.
Bundan dolayı da, kaba kuvvete başvuruyoruz.
Sandıkta mücadele edemeyeceğimizi anladığımızdan dolayı, önce 367 ile Cumhurbaşkanlığı seçimini engellemeye çalıştık.Olmadı.
28 Nisan muhtırası ters tepti ve 22 temmuz seçimlerinde beklentilerimizin tam tersine AKP oylarını arttırarak karşımıza çıktı.
Şimdi de ümitlerimizi, Anayasa mahkemesine bağladık.
Kapatalım da, bu korkulu rüya bitsin hesabını yapıyoruz. Hiç birimiz, kapatma kararının nükleer bomba gibi tahribat yapacağını hesaplamıyoruz, AKP’nin başka bir isimle yarın yeniden bu ülkenin yönetimine talip olabileceğini düşünmüyoruz.
Nükleer patlamaların sadece karşı tarafı yok etmekle kalmadığını, patlama alanındaki her şeyi mahvettiğini, daha da önemlisi ertesigün yağan nükleer yağmurun herkesi öldürdüğünü hesaplamıyoruz.
Böylesine tehlikeli bir gidiş içindeyiz.
Buna rağmen, bakıyorum da, bu gidişi görüp engellemek isteyen kimseler yok. İçimizden birileri çıkıp “Ne yaptığımızın farkında mıyız. Ülkeyi parçalamaya gidiyoruz.” demiyor.
Etrafıma bakıyorum, hepimizde bir kadercilik havası hakim.
Sanki yaşananlar bizi hiç etkilemeyecekmiş ve kolayca üstesinden geliniverecekmiş gibi davranıyoruz. Birleşmiş Milletler gözlemcisi gibi izliyoruz.
AKP’yi kapattırabildiğimiz taktirde, tekrar eski Türkiye’mize kavuşacağımızı, laik düzenin geri geleceğini sanıyoruz. Mahkeme ile de başaramazsak, içimizde Askeri müdahaleye kadar götürmek isteyenlerimiz var.
Tehlikeleri ya görmüyoruz veya görmek istemiyoruz. Gidişi durdurabilmek için hiçbirimiz hareket etmiyoruz.
Yine seyirci durumuna girdik.
Sanki AKP’liler bu ülkenin insanları değillermiş ve bu şekilde geri gideceklermiş gibi bir beklenti içindeyiz.
İşte bundan dolayı, bir gün Ana Haberin sonunda avazım çıktığı kadar “ uyanın arkadaşlar, ülkeyi parçalıyoruz” diye bağırmaya başlarsam hiç şaşırmayın.
Peki, laik kesim böyle bir hava içindeyken, karşı taraftaki hava ne ?
Onların durumu da bizden farklı değil.
Biz nasıl onları anlamak dahi istemiyorsak, onlar da bizim kaygılarımızı anlamaya çalışmıyorlar.Yarınki yazımda, karşı kesimde dolaşmak istiyorum. Buradan onların nasıl görüldüğünü anlatmaya çalışacağım.
Belki bu şekilde bazılarını harekete geçirebilirim.
Tren kazasının önlenmesi için birilerinin harekete geçmesini sağlarım.
Türk Telekom'un mahkeme kararı ile WordPress.com'u engellediğini ana sayfamıza taşımıştık. Yasağın kalkmaması üzerine ücretsiz blog servisi olan WordPress'e girmenin ve bloglarınızı güncellemenin yolunu burda anlatıyoruz. Birkaç saniyenizi ayırarak siz de sansürü engelleyerek işi, sadece blog servisi sunmak olan siteye erişebilirsiniz.
Yasaklanan Wordpress.com'a Nasıl Girilir?
“Facebook” sitesinde sahte hesap açarak kendini prens olarak tanıtan kişi ağır hapse mahkum oldu.
Fas’ta, internetteki “Facebook” sitesinde sahte hesap açarak, kendisini Kral Muhammed’in küçük kardeşi Prens Mulay Raşid olarak tanıtan genç bir mühendis, 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Kazablanka’da görülen davada, mahkeme, kendini prens olarak gösteren 27 yaşındaki Fuad Murtada’nın 900 avro da tazminat ödemesine karar verdi. Savcı, sahte bilgi kullanılması ve prensin kimliğinden faydalanıldığı gerekçesiyle Murtada’ya başkalarına örnek teşkil edecek bir ceza verilmesini istemişti.
Savunma avukatı Ali Emmar, polisin Murtada’ya ifadesini zorla imzalattığını ileri sürerek sanığın serbest bırakılmasını talep etti. Emmar, “ABD, Kanada ve Avrupa’da benzeri olaylarda dava açılmıyor. Facebook’da Sarkozy, Bush ve Blair gibi siyasetçilerle spor ve sinema dünyasının yıldızları adına açılmış hesaplar var ve bunların gerçek olup olmadığı teyit edilemiyor. Sanık, dolandırıcılık yapmamış, hiç kimseye zararı dokunmamıştır” dedi.
3 yıl hapis cezasına çarptırılan bilgisayar mühendisi Fuad Murtada ise, prens adına neden hesap açtığı yönündeki soruya, “Onu çok seviyorum. Ona herhangi bir zarar vermedim, bu sadece şakaydı. Masumum” diye konuştu.
| GOOGLE DA KAPANDI! | |
| Beklenen ceza sonunda geldi ve Google da mahkeme kararı ile kapandı. Google’ın kapatılma nedenini ve konunun detaylarını açıklıyoruz. Kullanıcılar şokta.
Google‘ın en çok kullanılan servislerinden biri olan Google Grupları’na, mahkeme kararı ile Türkiye içerisinden erişim engellendi. Üye olan herkesin mesaj yazabileceği bu platforma erişimin engellenmesi ile birlikte, Türkiye’de ilk kez Google da yasaklanmış oldu. Yasaklama, Google’ın tüm alan adına değil, sadece http://groups.google.com subdomain’ine yapıldı.
Yasak, Kolayca Delinebiliyor Daha önce YouTube‘a da uygulanan erişim engelleme yöntemi, çok basit metotlarla aşılabiliyordu. Google Grupları’na erişmek isteyen kişiler, YouTube‘daki yöntemi kullanarak arşivlere ulaşabiliyorla.r
Kaynak: shiftdelete.net |
AVUKAT
TANIM
Bireylerin birbirleriyle ve devletle ilişkilerinde ortaya çıkan anlaşmazlıklarda hukuki bilgisine başvurulan ve bireyleri ilgili yerlerde, özellikle mahkemelerde temsil eden ve haklarını savunan kişidir.
GÖREVLER
- Bir kimsenin avukatlığını kabul etmeden önce davasını aldığı kişiyi (müvekkilini) dinler, yararlı olabileceğine inanırsa davayı kabul eder, - Dava konusu ile ilgili yasaları, yüksek mahkemelerin kararlarını inceler, - Dava ile ilgili geniş araştırma ve inceleme yapar, - Mahkemelerde çeşitli davalar açar veya müvekkili aleyhine açılan davaya katılır, - Dava ile ilgili tanıkları mahkeme heyetine dinletir ve sorular sorar, - Kararın müvekkili lehine sonuçlanmasını sağlamak için savunma metnini hazırlar ve savunma amacıyla konuşma yapar, - İcra takipleri yapar, - Yeni çıkan yayın ve kanunları takip eder ve yorumlar.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER, Kırtasiye malzemeleri (dosya, kağıt, kalem vb.), daktilo, bilgisayar, avukatlık cübbesi, mevzuat (Anayasa, uluslararası sözleşmeler, yasa, tüzük, yönetmelik, yargı kararları vb.).
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Avukat olmak isteyenlerin; - Normalin üstünde akademik ve sözel yeteneğe, - Olaylar ve ilkeler arasında ilişki kurabilme gücüne, - Olayları derinliğine araştırma merakına, - Başkalarını anlayabilme ve etkileyebilme yeteneğine, - Akıcı konuşma becerisine, - Sorumluluk duygusuna sahip kimseler olmaları gerekir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Avukatlar, büro ve adliye gibi kapalı ortamlarda, gerektiğinde keşif çalışmaları için açık alanlarda çalışırlar. Çalışmaları sırasında, müvekkilleriyle, yargıç (hakim) ve savcılarla, adli personelle, emniyet görevlileriyle iletişim halindedir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bu meslekte iş alanı oldukça geniştir. Kişi, kamu kurumlarında, özel şirketlerde çalışabileceği gibi kendi işyerini açıp bağımsız da çalışabilir.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, çeşitli üniversitelere bağlı hukuk fakültelerinde verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
Bölüme girebilmek için Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’nda (ÖSS) yeterli “Eşit Ağırlık (EA)” puanı almak gerekmektedir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
- Temel eğitimin süresi 4 yıldır. Ön eğitim tamamlandıktan sonra 1 yıllık staj dönemi vardır. Eğitim süresince; Medeni Hukuk, Anayasa Hukuku, İktisat, Borçlar Hukuku, İdare Hukuku, Devletler Umumi Hukuku, Ceza Hukuku, Mali Hukuk, Türk Hukuk Tarihi, Sosyoloji, Ticaret Hukuku, Hukuk Metodolojisi, Umumi Hukuk Tarihi, Avrupa Hukuku, Çevre Korunması Hukuku, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, İcra-İflas Hukuku, Adli Tıp, Devletler Özel Hukuku, Askeri Ceza Hukuku gibi dersler alırlar. - Staj süresince stajyer avukatlara yönelik çeşitli seminer ve ödevler verilmektedir. Staj sonunda, Baro Yönetim Kurulunca sözlü sınav yapılır, başarılı olanlara “Avukatlık” belgesi verilir.
MESLEKTE İLERLEME
Hukuk fakültelerinde master ve doktora tezlerini vererek hukuk alanında bir branşta öğretim üyesi olarak çalışabilirler. Avukatlar, gerekli eğitimi aldıktan veya stajları yaptıktan sonra hukuk müşaviri, savcı, hakim, noter olabilirler. Ayrıca, yürüttükleri davalarda branşlaşma söz konusu olabilir. BENZER MESLEKLER: Hakimlik, savcılık, noterlik.
BURS, KREDİ VE ÜCRET DURUMU
- Mesleki eğitim süresince koşulları uygun olan öğrenciler Yüksek Öğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan öğrenim kredisi, çeşitli kurum ve kuruluşlardan burs alabilirler. - Kendi adına çalışan avukatların kazançlarını tahmin etmek oldukça zordur. Meslekte uzmanlaşmalarıyla orantılı olarak kazançları değişmektedir. Değişik kurum ve işletmelerde çalışan avukatlar ise çalıştıkları kurumun ücret politikasına göre gelir elde ederler.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER
- İlgili Eğitim Kurumları, - Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Ankara Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi Bulunan Türkiye İş Kurumu İl Müdürlükleri.
Avukat, hukuk öğrenimi görmüş ve adalet önünde kişilerin haklarını savunmayı meslek edinmiş kimselere denir. Avukat aynı zamanda yasalarla ilgili konularda kişilere yol gösterir. Bir avukat serbest ya da bir kuruma bağlı olarak çalışabilir.
Avukatların çoğu hukukun belirli bir alanında uzmanlaşırlar. Belirli konuda uzman olan avukatlar davalara girerek dava avukatı (bazı ülkelerde) olabilir. Bu uzmanlaşma çeşitli konularda kendine başvuranlara danışmanlık yapmak, yol göstermek biçiminde de olabilir. Bir avukat önce söz konusu olayı ya da durumu hukuk açısından değerlendirir, sonra davayı üstlenir. Hukuk deyimiyle “müvekkil” denen savunacağı kişiyi temsil yetkisi aldıktan sonra da gerekli işlemleri yürütür. Duruşmalarda davacı ya da davalıyı, vekili olarak yargı önünde temsil eder. Vasiyetname, sözleşme gibi hukuksal belgeleri düzenlemek de avukatın görevleri arasına girer.
Bazı ülkelerde, avukatlık yapabilmek için, avukatların meslek kuruluşlarına üye olmak zorunludur.
[değiştir]
Türkiye’de avukatlık
Türkiye’de avukat olabilmek için önce bir hukuk fakültesini bitirmek, sonra bir yıllık staj yapmak gerekir. 2001 yılı Mayıs ayında Avukatlık Kanununda yapılan değişikle Türkiye’de Avukatlık yapabilmek için staj’dan sonra yeterlilik sınavını geçme şartı da getirilmişse de 14 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan 5558 sayılı kanunla sınav kaldırılmıştır.
Avukatlık Stajının ilk altı ayı adliyede, ikinci altı ayı ise bir avukat yanında yapılır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olmayanlar avukatlık yapamazlar. Başka bir ülkede hukuk öğrenimi görenlerin avukatlık hakkını kazanması için fark derslerinden sınava girmesi zorunludur. Türkiye’de avukatların belli konularda uzmanlaşma zorunlulukları yoktur. Her tür davaya girebilirler. Avukatlar duruşmalara cüppe giyerek çıkarlar; avukatların cüppeleri yargıç ve savcılarınkinden farklıdır.
Ülkemizde de avukatların meslek kuruluşu Baro adıyla bilinir ve ancak bu kuruluşa üye olanlar avukatlık yapabilirler. Resmi kurumlarda çalışan avukatların barolara üye olma zorunlulukları yoktur. Türkiye Barolar Birliği, baroların üye olduğu kuruluştur.
CMK hükümleri gereği avukat tutamayacak durumda olan zanlı ya da sanığa müdafii sağlanabilir. Müdafii olarak görevlendirmeyi baro yapar, ancak müdafii olarak görevlendirilen avukatın ücreti bu iş için ayrılmış fondan ödenir. 1 Haziran 2005 de yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca gerek soruşturma (dava açılmadan önceki aşama) gerek koğuşturmanın (iddianamenin mahkemece kabulüne karar verilmesinden sonraki dönem)her aşamasında hem şüpheli/sanık hem de müşteki/katılanın avukat bulundurma hakkı vardır. 1 Haziran 2005 de yürürlüğe giren yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile 18 yaşından küçükler, atılı suçlamanın üst sınırı 5 yıl veya daha fazla olan fiiller için ifade ve sorguda avukat bulundurulması zorunludur. Diğer hallerde isteğe bağlı olarak avukat bulundurulabilir.
Diğer davalar için, avukat bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, bu davalarını avukat aracılığı ile yapmak isteyen fakat bunun için mali gücü bulunmayan kişiler, Baroya başvurarak adli yardım kapsamında kendilerine bir avukat tayin edilmesini isteyebilecekleri gibi, adli yardımdan yararlanmak isteğiyle dava açabilir ve davayı açtıkları mahkemenin adli yardım kararı vermesini isteyebilir
ADALET MESLEK ELEMANI
TANIM Adli yargı ve infaz kurumlarında hakim ve savcılara yardımcı eleman olarak çalışan kişidir. GÖREVLER - Vatandaşların başvurularını kaydeder, - Bu başvuruları mahkemelere iletir, - Yargıçların aldıkları kararların uygulanmasını izler, - Mahkeme ilamlarının icrası, alacakların tahsilinin sağlanması işlemlerini yürütür, - İnfaz kararlarının uygulanmasını izler.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER
- Dosya ve evrak, - Yazı makinesi, - Kırtasiye araç ve gereçleri, - Bilgisayar, - Faks.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER
Adalet meslek elemanı olmak isteyenlerin; - Sosyoloji ve hukuk alanına ilgili, - Türkçe’yi iyi kullanan, - Titiz, dikkatli çalışan, - Sorumluluk duygusuna sahip kimseler olmaları gerekmektedir.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI
Genellikle büro tipi kapalı alanlarda, oturarak çalışırlar. Arşivlerdeki dosya ve evraklarla çalıştıkları zaman ortam biraz tozludur.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI
Bölüm mezunları, açılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla mahkemelerin yazı işleri müdürlüğü veya yardımcılığı, icra müdürlüğü veya yardımcılığı, zabıt katipliği görevlerine atanmaktadırlar. İnfaz kurumlarında, noterlerde, resmi veya özel bankalarda,çeşitli kamu veya özel kurum ve kuruluşlarda “Hukuk Müşavirliği” bölümlerinde iş bulabilme olanağına sahiptirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER
Mesleğin eğitimi, çeşitli üniversitelere bağlı adalet meslek yüksek okullarının “Adalet” programında verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI
- Meslek liselerinin Adalet, Zabıt Katipliği bölümlerinden mezun olanlar “Adalet Meslek Yüksekokulu” ön lisans programına sınavsız geçiş için başvurabilirler. Gereken koşullara sahip oldukları takdirde yerleştirilebilirler. - Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara isteklerine ve ÖSS puanlarına göre yerleştirilebileceklerdir. Bunun için bu kişilerin ÖSYM Başkanlığınca yapılan Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girmeleri ve yeterli “Sözel (SÖZ)” puanı almaları gerekir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ
Üniversitelerin Adalet Bölümü iki yıllık ön lisans eğitimi vermektedirler. Adalet Yüksekokullarında öğrencilere adalet hizmetlerinin gerektirdiği nitelikler göz önünde bulundurularak teorik ve uygulamaya yönelik bilgiler verilir. Yüksekokullarda Kamu Hukuku ve Özel Hukuk Bilgisi, Hukuk Bilgisi, Hukuk Usulü Bilgisi, Ceza ve Ceza Usulü Bilgisi, İcra İflas Bilgisi, Avukatlık ve Noterlik Mevzuatı, Mali Mevzuat, Hukuk Dili, Adli Tıp İnfaz Bilgisi, Kalem Mevzuatı gibi hukuk bilgilerinin yanı sıra, Daktilografi, Türkçe, Yabancı Dil, Muhasebe, İşlet