nedir

A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde şıdan şıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan
· erotofobi: korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: sız olma korkusu
· kanserofobi: olmaktan korkma
· kardiyofobi: hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler kilitli odalar onlar için verici yerlerdir. Hastanın korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek çlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt larından korkma
· orofobi:çtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü cuma olan günden korkma
· patofobi: olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe ın, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma

yapanların hem dost

süresince kaçamakların olduğu esnada ağırlık kaybı ile şılaşıldığında; kişi moral kazanır. ‘‘Buna rağmen verebilmişim’’ şeklinde düşünceye sevk eden sonuç kişiyi motive eder. Bazı durumlarda ise tam tersi ile şılaşılabilir: Çok lı bir şekilde uygulanan beslenme ının ardından aldığını fark eden kişi demoralize olur. Halbuki hemen endişelenmemek gerekir. Vücut ağırlığını etkileyen pek çok parametre vardır. Öncelikle bunların gözden geçirilmesi gerekir.

Beslenme Uzmanı Turgay Köse’ye göre ideal bir tartım;

1. Haftada 1 kere,
2. Aynı baskülde,
3. Aynı kıyafetlerle,
4. Kahvaltı öncesi,
5. Dışkılama sonrası yapılabilir.

İlaç kullanımı rahatsızlıklar tartıyı etkiler
Tüm bu ilkelere rağmen kabızlık, ishal, , bazı ilaçların kullanımı dönemi gibi özel durumlar vücut ağırlığını etkiler. Her saat başı tartıya çıkılsa dahi, gün içerisinde aynı 2 rakamı görme şansı çok düşüktür. Mesela 2 bardak su içilmesi durumunda yaklaşık olarak yarım ağırlık kazanılır. Öte yandan sauna veya ishal nedeni ile vücuttan bol miktarda sıvı kaybedilir. Böylesi durumlar kişinin aldığını veya verdiğini göstermez elbet. O nedenle belirtilen ilkelere bağlı kalınarak yapılacak tartımlar en doğru sonucu verir.

Basküller yanlış mı?
İnsanların büyük bir çoğu evlerinde bulunan basküllerin yanlış sonuç verdiğinden şikayetçidir. Bu konuya açıklık getiren Beslenme Uzmanı Turgay Köse,”Halbuki “her ölçüm cihazı aynı sonucu verecektir” diye bir kaide yoktur. Ona bakılırsa ülkemizdeki hiçbir cetvelin boyu birbirini tutmamaktadır. Aynı şey tartılar için de geçerlidir. Varsayalım evdeki baskül yanlış sonuç veriyor. Hiç problem değil. Pili bitmiş bir saat de günde 2 kez doğru zamanı gösterir. O nedenle kişinin ağırlığında bir değişim olduğu taktirde yanlış sonuç verdiği düşünülen bir baskül de aradaki farkı doğru olarak gösterir. Önemli olan sürekli aynı baskülü baz almaktır. Öte yandan baskülün hangi zemin üzerinde bulunduğu da dikkate alınmalıdır. Halı parke üzerinde yapılan 2 farklı ölçümün de uyumsuzluk göstermesi olasıdır” diyor.

Kıyafetler öğünler kiloyu artırabilir
Kıyafet faktörü ile öğünleri de çok önemli bir parametre. Turgay Köse, “İlk tartımda üzerinde pijamaları bulunan bir birey, ikinci ölçümde takım elbise giyerek tartılırsa arada bir farklılık görülmesi de çok doğaldır. Benzer şekilde bir şeyler atıştırmak da sonucu direkt olarak etkilemektedir. Rutin bir öğlen veya akşam yemeği kişinin ağırlığını 500 – 1000 gram etkilemektedir. Sabahtan akşama kadar tüketilen tüm besinler düşünüldüğünde, kahvaltı öncesi 72 kg gelen bir bireyin gece yatarken 74 kg çıkması çok da tuhaf şılanmamalıdır. Kişi ertesi sabah kahvaltı öncesi, dışkılama sonrası baskülde yine 72 kiloyu görmüyorsa o zaman ağırlıkta bir değişim vardır. O nedenle sürekli tartılan bireylerin bu alışkanlığı bırakmalarında yarar vardır” diyerek bu konuya da açıklık getiriyor.

Bakanlığı kene ısırığı ile bulaşan Hastalığı risk haritasını çıkardı. Buna göre, vakalar çoğunlukla Orta Anadolu Orta Karadeniz bölgesinde yani Kelkit vadisi başta olmak üzere , , , , Çorum Yozgat, Çankırı illerinde yoğunlaşıyor.

Bakanlığı yla oluşan, öldürücü Hastalığının risk haritasını çıkardı.

Bakanlık, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının 2002 yılından itibaren ’de özellikle bahar yaz aylarında görüldüğünü belirterek, vakaların çoğunlukla Orta Anadolu Orta Karadeniz bölgesinde yoğunlaştığı, hastaların çok büyük bir ünün ise, kırsal alanda yaşadığı, tarım hayvancılıkla uğraştığı bildirildi.

virüsünü taşıyan Hyalomma türü kenelerin uygun yaşam alanlarına paralel olarak riskin arttığı bölgelerden söz etmenin mümkün olduğunu kaydeden Bakanlığı, hazırladığı risk haritası ile, 2002 yılından bu tarafa ’de tespit edilen KKKA insan vakalarının sürekli ikamet adreslerini koordinatlarına göre işaretledi. Buna göre, risk haritasında, hastalığın Kelkit vadisi başta olmak üzere , , , , Çorum Yozgat, Çankırı illerinde yoğunlaştığı, diğer birkaç ilde ise tek vaka olarak çıktığı belirlendi.

ANİ BAŞLAYAN ATEŞ, BAŞ AĞRISI HALSİZLİĞE DİKKAT

Bakanlığı, hastalığının, insanlarda ani başlayan ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık, halsizlik belirgin iştahsızlık gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirtti. Bakanlık ayrıca hastalarda bulantı, , ın ağrısı ishal gibi yakınmaların da görülebildiğini ifade ederek, daha sonradan bu belirtilere vücudun çeşitli yerlerinde görülen kanamaların da eşlik edebileceğini bildirdi. Kişisel korunmanın önemine işaret eden Bakanlığı bu bağlamda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“-Kişisel korunma önlemleri kapsamında kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut ları ile temas sırasında gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

- barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; yapışan keneler bir cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup çıılmalıdır.

-Korunma amaçlı olarak giysilere uygulanabilen, repellent olarak bilinen kene kovucular/öldürücüler cilde uygulanabilen kene kovucular dikkatli bir şekilde kullanılmalıdır.”

anka

YENİ DOĞAN

BEBEĞİN AĞIRLIĞI
Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. bebeklerin ağırlığılığı bebeklere göre biraz daha fazladır.
Ağır : 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.

Hafif : Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu düşük doğum ağırlıklı olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri vücut sıcaklığı sorunlarıdır.
Eğer 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.

Prematüre : Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan birçok düşük doğum ağırlığına sahiptir.

Ana rahminde birkaç hafta önce çıkmak bir takım gelişme basmaklarını atlamak anl….. gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda genellikle ekstra sıcaklık, ekstra oksijen sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir. Ama daha önce doğan çocuklarda daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu burunlarından takılan bir tüple beslenmek zorunda alabilirler. Hatta nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlar da gerekebilir.

Zamanına göre küçük : Miadına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen beklenenden daha az büyüme anl….. gelen bir ifade kullanılır. Bu ana rahminde 40 hafta kalmalarına şın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Miadına göre küçük rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anl….. gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.

İLK MUAYENE
Doğumdan 24 saat sonra tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.

YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:
Deri:
Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.
değişimi:
Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ayakları mavi-mor görünebilir.
Noktalar(spot):
Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır gerekmeden kendiliğinden düzelir.
Mavi yamalar:
Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.
Soyulma:
İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.
Saç:
Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :
Bu da deri soyulmasının bir türüdür temizlikle bir ilgisi yoktur

BAŞ
Biçimi:
Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anl….. gelmez.
Bıngıldaklar:
Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmedigi yerlerdir. Bingildaklar saglam bir zar ile kaplidirlar normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabiz atişi şeklinde bingildakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ağlamıyorsa, bu bir göstergesi olabilir doktora görünmek gereklidir.

GÖZLER
Şaşılık:
İlk günlerde olan şaşılık normaldir. gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.

KULAKLAR
Akıntı:
Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının ıştırılmaması önemlidir.
Ağız:
Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.
Üst dudaktaki kabarcıklar:
Bunlar emme sonucunda oluşan kabarciklardir emdigi sürece görülebilirler.
Beyaz dil:
Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.
Sıvı dolu keseler:
bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.
Memeler:
Yeni doğan bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.

KARIN
ın fıtığı:
Göbek deliğine yakın ağladığında belli olan bir şişkinlik normal değildir. Ancak bu durum yaygındır. Bunların az bir kısmında cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur çoğu 1 yıl içinde kendiliğinden geçer.
Cinsel organlar:
bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.
İnmemiş testis:
çocukların testisleri ın içinde gelişir torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anl….. gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.
Kapalı sünnet derisi-fimozis:
Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.
Katran renkli dışkı:
Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapişkan olan dişki bebegin ilk dişkisidir. Ilk gün bu dişkinin gelmemesi doktora söylenmelidir.
Dışkıda kan:
Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.
Kırmızı idrar:
Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.
Sık idrar:
Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.
Vajinal kanama:
bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Vajinal akıntı:
Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir birkaç gün içinde kesilir.
Burun akıntısı:
Az miktarda burun akıntısı normaldir bebeğin soğuk aldığı anl….. gelmez.
Gözyaşi:
Bir çok 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.
Terleme:
Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.
:
beslendikten sonra bir miktar normaldir.

BEBEĞİ TUTMA TAŞIMA
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.

GİYİM:
Bazı giyinmekten bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:

- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi
- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıılması
- Ayaklarının havada tutulması

Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.
Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.
Derin uykuda soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün : nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.
daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. bu halde onu sarmak içerideki soguk kiyafetlerin izolasyonuna bebegin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda sicak bir ortamda soyulmali kiyafetleri degiştirilmelidir. Fazla sicakliginin farkinda olun.
Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.

BEBEĞİN TEMİZLİĞİ
Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.

İdrar kaka alışkanlıkları
Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka sa doktor haberdar edilmelidir.
Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın doktoruna sorun.

Kaka alışkanlığının oturması:
Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla daha yoğundur.

Kabızlık:
Biberon alan günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir

İshal:
Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eger eşlik eden da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarinin iltihabi küçük için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çogu iltihaptan degil yiyeceklerdendir.

değişiklikleri:
Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın değişikliğine yol açar.

İdrar:
Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama sakinleştirme ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.

EN SIK AĞLAMA SEBEPLERİ

Açlık: en sık ağlama sebebi açlıktır. aç olduğunda onu yalnızca süt susturabilir.

Fazla uyarı, : Çevrelerindeki hızlı değişimlerde bebekleri korkutabilir.

Zamanlama hatası: karnı tok, uykusunu almışken hoşuna giden hareketler, uykudan hemen önce çok rahatsız edici olabilirler. Aynı şekilde biberon deliğinin değişimi bile bebeği huzursuz edebilir.

Üstünün çıılması: derisinin kumaş ile temasinin kaybettigi zaman bile huzursuz olabilir. Ayrica başindan çikarilan bir giyecek de bebegi huzursuz edebilir.

İrkilme: uykuya dalarken irkilebilir. Bu irkilme bile bebeği ağlatabilir.

Fiziksel temasın kalkması: kucaktan bırakıldığında ağlayabilirler tekrar kucağa alındığında tekrar susarlar. Bu sakinleşme fiziksel temastan kaynaklanır.

Bazen bebeklerin ağladığı anlaşılamaz. Bu durumda bazı tedbirler almak faydalı olabilir. Bunlar:Ninni söyleme, emzik veya hafif ısıtmak ile olabilir.

Kolik :
günün aynı saatlerinde (genellikle akşam) ağlamaya başlıyorsa, alınan her tedbir onu yalnızca birkaç dakika sakinleştiriyorsa “kolikli” olabilir. Bebeğinizde infantil kolik varsa;

- akşam veya gece beslenme sonrasi şiddetli şekilde aglamaya başlar
- ağlamaya çığlık atma eşlik eder, sanki bir yeri acıyor gibidir.
- yapılan her şey onu yalnızca birkaç dakika sakinleştirir. Birkaç dakika sonra ağlama çığlık tekrar başlar.
- bu ağlama nöbetleri arasında tamamen sakin değildir. Hala hıçkırmakta titremektedir.
- bütün bu olay birkaç saat sürer geçer. Gece genellikle bir problem yoktur
- aynı olay genellikle her gün tekrar eder ertesi gün aynı saate kadar bir problem yaşanmaz.

Bu bulgular varsa bebekte “infantil kolik “ vardır veya başka bir mla koliklidir.İnfantil kolikin sebebi bilinmemektedir. Eğer sebep ararsanız kafanız daha fazla ışacaktır. Bebekte organik bir problem yoktur. Her ağlayan bebekte infantil kolik yoktur.

İnfantil kolikin : maalesef yoktur. Bu durumdaki bebekleri olan ailelerle konuşmak, hangi davranışın bebeği rahat ettirdiğini bulmak, kolik sırasında nöbetleşe bebeğe bakmak, yürüyüşe çıkarmak,bazen kendi haline bırakmak, faydalı olabilir. Kolik genellikle 6. Aydan sonra kesilir ancak aya kadar da sürebilir. Unutmayın kolik çocuğunuza zarar vermez.

Diş çikarma:
genellikle 6. Ay civarında ilk dişlerini çıırılar. İlk çıkan diş önde alttadır bir çok bebekte diş çıkarma geç başlar. Bu çocuğun geç kaldığı anl….. gelmez. Ama bazı bebeklerde ilk diş 4. Ayda da çıkabilir. Diş çıkarma çocuğu halsiz düşürüp, ateşinin çıkmasına yol açar. 6. Ayında damağını kaşıyan, halsiz, ateşi bulunan bir diş çııyor demektir. Ama bebeğin diş çıkarması tıbbi muayeneden ihmal edileceği anl….. gelmemelidir. Diş çıkarma sırasında ateş 38 derecenin üstüne çıkmaz, havale geçirilmez, ishal olmaz. Bunları göz önünde tutmak gereklidir. Bunlar başka hastaliklarin belirtileridir bir doktora görünmek gereklidir.

İsilik:
İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin ı silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere şı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. her ı kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda ı açık bırakın bu halde tutun.

EMZİK ALIŞKANLIĞI

Avantajlar:

- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.
- eğer uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, uyanınca tekrar emecek uykuya tekrar dalacaktır.
- emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.

Dezavantajlar:

- bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir bırakmakta zorlanır.
- emzik genellikle derin uykuda düşer. uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.
- uyanıkken emziği emen çıkarmayı azaltır. oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.
- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirler.


GÖKYÜZÜ

ibrahim saraçoğluProfesör doktor ibrahim adnan saraçoğlu tıpta çığır açmaya devam ediyor.dr. ibrahim saraçoğlu bu kez de guatr hastaları için kolları sıvadı.işte o mucize yöntemi.dereotu kürü dereotunun insan sağlığı açısından faydaları…

Tiroid bozukluklarında dereotu bitkisi oldukça etkili bir aracıdır. dereotu kürü :

3 ay boyunca bir kaşığı dereotu sabah, öğle akşam öğünlerinden 15 dakika önce tüketilmelidir. böylece 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı % 90’dır. Read the rest of this entry »

İdrar Yolu İltihapları

Üriner sistem enfeksiyonları çocuklarda erişkinlere göre daha sıktır. Çocukluk çağında üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ikinci en sık doktora başvuru nedenidir. Görülme sıklığını belirleyen pek çok faktör vardır: Hastanın yaşı cinsi, altta yatan hazırlayıcı faktörlerin varlığı, hastanın bulunduğu ortam önemli olanlarıdır. yeni doğan döneminde % 0.5 oranında çocuklarda eşittir. Okul öncesi dönemde çocuklarda daha sıktır % 3-5 oranında görülür, erkeklerde ise oran % 0.5′dır. Okul döneminde çocuklarda oran % 0.05′e düşerken kızlarda % 5′dir. Kızlarda üriner sistem enfeksiyonlarının sık görülmesi üretranın daha kısa oluşu dışkı bulaşması ile enfeksiyonun kolaylıkla oluşmasıdır. Üriner sistem enfeksiyonuna hangi mikroorganizmaların ne sıklıkla olduğunu belirleyen esas faktörler, altta yatan anatomik ya da fonksiyonel bir bozukluk olup olmadığı enfeksiyonun içi ya da dışında meydana gelmiş olmasıdır. Üriner sistem enfeksiyonlarında tespit edilen en sık etken E.coli’dir. Bunu Proteus, Klebsiella , Enterobacter türleri, Pseudomonas Staphylococcus aureus eder. Adenoviruslar özellikle hemorajik sistit olgularının önemli bir nedenidir.

İdrar yolu enfeksiyonları lokalizasyona göre piyelonefrit (üst üriner sistem enfeksiyonu) sistit ( alt üriner sistem enfeksiyonu) olmak üzere başlıca iki gruptan oluşur. Klinik bulgular enfeksiyonun lokalizasyonuna yaşa göre değişir. Büyük çocuklarda alt üriner sistem enfeksiyonlarında sık, ağrılı damla damla idrar yapma şikayetleri vardır, karnın alt ünde ağrı olabilir, ateş genellikle yoktur. Piyelonefritte bunlara ek olarak ateş, titreme yan ağrısı vardır, ağrı kasıklara doğru yayılım gösterir. Küçük çocuklar yan ağrısı mlayamaz. Süt çocuklarında bulgular spesifik değildir, ateşin dışında iştahsızlık, , ishal veya kabızlık gibi sindirim sistemine ait belirtiler görülebilir. Yeni doğanda ise sepsis tablosu şeklinde seyredebilir. Küçük çocuklarda nedeni belli olmayan ateşli enfeksiyonlarda en yüksek olasılık üriner sistem enfeksiyonudur. Bu yüzden nedeni belli olmayan ateşli çocuklarda mutlaka üriner sistem enfeksiyonu araştırılmalıdır. Mesane kontrolü olan bir çocuğun geceleri idrar kaçırmaya başlaması bir üriner sistem enfeksiyonu belirtisi olabilir. İdrarın kanlı kötü kokulu olması da idrar yolu enfeksiyonlarında sık rastlanan bir bulgudur.

Böbreklerin görevleri nelerdir?

Normal zamanlarda doğan sağlıklı bebeklerin böbrekleri idrar yolları gelişimlerini tamamlamıştır görevlerini eksiksiz olarak yerine getirebilir. Ancak nadiren, bazı bebeklerin böbrekleri anne karnında hiç gelişmeyebilir veya küçük ya da yapısı bozuk olarak kalabilir. Böyle bir , böbrekleri çalışmasa bile doğuma kadar yaşayabilir, çünkü vücudunda biriken artık maddeler anne kanı ile temizlenir. Ancak, iki böbreği de olmayan veya böbrekleri ileri derecede yapı bozukluğu nedeniyle hiç iş görmeyen bir bebeğin doğumdan sonra nı normal olarak sürdürmesi mümkün değildir; başka organları sağlamsa diyalize bağlı olarak yaşayabilir. Buna şılık, bir böbreği tamamen sağlıklı, diğer böbreği ise iş görmeyen bir yenidoğan normal olarak yaşar. Bu durum, çoğu defa yaşamın daha sonraki dönemlerinde de hayati bir sorun yaratmaz.
İdrar yollarının gelişimi sırasında üreterin üst (böbrek havuzundan çıkış yerinde) veya alt (idrar kesesine giriş yerinde) ucunda darlık ortaya çıkabilir. Darlık, sadece sağ veya sol tarafta olabileceği gibi iki taraflı da olabilir. Bu darlıkların bir kısmını ameliyatla düzeltmek gerekir. Bazı darlıklar ise hafif derecelidir böbreğin çalışmasını bozmaz; dolayısıyla da ameliyat gerektirmez.
Bazen, bebeklerin mesaneden sonraki idrar borularında (üretra) doğuştan bir perde bulunabilir. Böyle bir perde idrar akımını engeller. Bu idrarlarını fışkırtamazlar, damla damla yaparlar. Sonuçta, idrar kesesinde hatta üreterler böbrek havuzunda idrar birikir, basınç artar böbreklerin çalışması bozulabilir. Bu bebeklere en kısa zamanda müdahele edilerek peredenin ortadan kaldırılması gerekir.

Anne karnındaki bebeklerde böbrek idrar yolu hastalıklarını teşhis edebilir miyiz?

Evet! Günümüzde kullanılan modern ultrasonografi cihazları ile gebeliğin üçüncü ayından itibaren anne karnındaki bebeğin böbreklerinde idrar yollarındaki şekil bozuklukları görülebilmektedir. Ultrasonografi incelemesi ile, böbrek dokusunun normal gelişip gelişmediği izlenebilir idrar yollarındaki darlıklara veya ‘perde’ ye ait belirtiler saptanabilir. Böylece, bu bebekleri, doğumdan sonra henüz bulguları ortaya çıkmadan hatta bazı özel durumlarda daha anne karnındayken etmek mümkün olmaktadır. İdrar yollarının yapısal bozuklukları dışında, kalıtsal (ailevi) bazı böbrek hastalıkları da, henüz hiç belirti yokken, genetik incelemelerle anne karnında teşhis edilebilir.

İdrar yolu iltihabı ?

Böbreklerin idrar yollarının iltihaplanması çocuklarda sık olarak rastlanılan bir durumdur. Bu hastalıkta, mikroplar genellikle idrar yollarının alt ucundan vücuda girer idrar kesesi içinde çoğalır. İltihaplanma, idrar kesesinde sınırlı kalabilir veya bazı durumlarda böbreklere kadar da yayılabilir.
İdrar kesesi iltihaplarında sık sık idrar yapma, idrar yaparken yanma ağrı, idrar kaçırma, bazen kanamalı idrar hafif ateş gibi belirtiler ortaya çı. Böbrekler de iltihaplanırsa çoğu defa ateş daha yüksek olur, böğür ağrısı da gözlenebilir. Böbreklerin sık sık iltihaplanması, sonunda böbrek yetersizliğine yol açar. Bunu önlemek için idrar yolu iltihaplarının zamanında teşhis edilmesi gerekir. Zamanında teşhis, çocuklarda hafif de olsa idrar yapma şikayetlerinin ciddiye alınması ile mümkündür.
İdrar yolu iltihabı, idrar yolları tamamen normal yapıda olan çocuklarda da ortaya çıkabilir. Ancak, böbreklerde veya idrar borularında kist, taş, darlık gibi bozukluklar varsa ya da idrarın geri tepmesi söz konusu ise iltihaplanma riski artar. Bu nedenle, idrar yolu iltihabı geçiren çocukların altta yatabilecek hastalıklar yönünden mutlaka araştırılması gerekir. Bazı durumlarda, iltihaplanmaya yol açan bozukluk ameliyatla ortadan kaldırılabilir.

İdrarın geri tepmesi ne demektir?

İdrar böbreklerden aşağıya doğru akar idrar kesesinde birikir. Normal koşullarda, idrar kesesinden yukarıya, yani böbreklere doğru idrar geçişi olmaz. Bazı çocuklarda, idrar borusunun keseye girdiği yerde doğuştan bir gevşeklik veya idrar kesesinin boşalmasında güçlük (örneğin, üretrada perde nedeniyle) olabilir. Her iki durumda da, kesede biriken idrar geriye, böbreklere doğru kaçar. İşte buna idrarın geri tepmesi denir. İdrarın geri tepmesi mikropların böbreklere kolayca ulaşmasına iltihaplanmaya yol açar. Bunun önlenmesi için uzun süreli antibiyotik , bazen de ameliyat gerekebilir.

bir hastalıktır?

, normalde vücudumuzun savunma sisteminde görev yapan bazı madde hücrelerin böbrek dokusunda sonucunda ortaya çı.

Başlıca iki çeşit vardır:
I. Kısa süreli (akut)
II. Süregen (kronik veya müzmin)

Akut , çocuklarda sık rastlanılan bir hastalıktır. Bademcik cilt iltihaplarından sonra görülür. Kanlı idrar göz kapaklarında, yüzde bacaklarda şişlik ile kendini belli eder. Tansiyon yükselmesi geçici böbrek yetersizliği ortaya çıkabilir. , genellikle 1-2 hafta içinde düzelir çoğu defa böbreklerde kalıcı hasar bırakmaz.
Kronik nefritler, bazen hiç belirti göstermeden sinsi bir şekilde başlar; bazı hastalarda ise kanlı idrar vücutta şişlik görülebilir. yıllarca sürebilir.

Nefrotik sendrom ?

Nefrotik sendrom, idrarda protein kaybı vücutta şişmeyle seyreden bir hastalıktır. Çoğu defa kortizon ilacı ile edilebilir. Ancak kesildikten sonra tekrarlayabilir. Bu çocukluk çağında sık sık tekrarlarsa bile, erişkin yaşa ulaştıktan sonra çoğu defa böbrekte hasar bırakmadan tamamen iyileşir. Kortizon ile iyileşmenin nefrotik sendrom çeşitleri de vardır. Bunlarda başka yöntemleri denenir.

Çocuklarda kronik böbrek yetmezliği ortaya çıkabilir mi?

Ne yazık ki, evet! Doğuştan olan böbrek idrar yolu hastalıklarında, kronik nefritler sonucunda veya böbrek iltihaplarının tekrarlanması ile çocukların böbrekleri de iş göremez hale gelebilir. Bu durum çok ilerlerse ’son dönem böbrek yetersizliği’ adını verdiğimiz tablo ortaya çı; zararlı maddeler, tuzlar su vücutta birikerek hayatı tehdit eder. Hastalığın bu safhasında diyaliz veya böbrek nakli yapılması gerekir.

Çocuklara da diyaliz böbrek nakli yapılabilir mi?

Evet. Günümüzdeki teknik gelişmeler, diyaliz veya böbrek naklinin çocuklara da uygulanabilmesine olanak sağlamıştır.

Diyaliz iki şekilde yapılabilir.
I. Makine ile diyaliz (hemodiyaliz)
II. ın zarından diyaliz (periton diyalizi)

Hemodiyaliz için, hastanın haftada 2-3 defa 3-4 saat süreyle hastanede makineye bağlanması gerekir. Bu sırada büyük damarlara iğne ile girilerek vücut dışına çekilen kan filtrelerden geçirilerek temizlenir. Periton diyalizi ise evde anne-babanın ıyla ya da büyük çocukların kendileri tarafından uygulanan bir yöntemdir. Hastanın ın boşluğuna yerleştirilen bir borudan sıvı alıp verilerek . Periton diyalizi hastaneden uzakta bir yaşam imkanı sağladığı damar girişimi gerektirmediği için çocuklara daha uygun bir diyaliz yöntemidir.
Son dönem böbrek yetersizlikli çocuklar için en iyi şekli böbrek naklidir. Günümüzde küçük çocuklara, hatta süt çocuklarına da böbrek nakli yapmak mümkündür.

Çocukları böbrek hastalıklarından korumak mümkün müdür?

Hem evet, hem de hayır! Çocuklarda görülen böbrek hastalıklarının bir kısmını alacağımız tedbirlerle tamamen önlemek mümkün olabilir. Örneğin genel önlemleri ile toplumda bademcik iltihaplarını azaltarak akut nefritin ortaya çıkmasını engelleyebiliriz.
Doğuştan yapı bozukluklarını, kronik nefritleri veya nefrotik sendromu tamamen önlemek mümkün değildir. Ancak bu durumlarda erken tanı ile edilebilir veya hiç değilse ilerlemesi durdurulabilir. Örneğin, gebelik sırasında düzenli ultrasonografi kontrolü yapılırsa, idrar yollarının şekil bozuklukları daha anne karnındayken narak doğumdan hemen sonra gerekli önlemler alınabilir. İdrar yolu iltihaplarının ihmal edilmeden edilmesi ile de bunların tekrarlaması böbreklere zarar vermesi önlenebilir.

Çocuklarda böbrek hastalıklarının nelerdir?

Bu şöyle sıralayabiliriz:
- Kırmızı - kahverengi idrar
- Göz kapaklarında, yüzde bacaklarda şişlik
- ın ağrısı, böğür ağrısı
- İdrar yanması
- Sık sık idrara çıkma
- Tuvalete yetişememe idrar kaçırma
- İdrarı fışkırtamama damla damla idrar yapma
- Ateş
- Çok su içip, çok idrar çıkma
- İdrar miktarının aniden azalması
- İştahsızlık
- Tekrarlayan kusmalar
- alımının büyümenin duraklaması
- Halsizlik
- Solukluk
Böbrek idrar yolu hastalıklarında, yukarıda sayılan belirtilerden biri veya birkaçı ortaya çıkabilir. Bazen belirtiler çok hafif olabilir çocuğu fazla rahatsız etmez.

KÜÇÜK BELİRTİLERİ DİKKATE ALMAK ERKEN TANI YÖNÜNDEN ÇOK ÖNEMLİDİR!

İdrar yolu iltihabı mesanenin, bazen de böbreklerin iltihabıdır. Mesanenin iltihabına sistit, böbreklerinkine pyelonefrit denir. İdrar yolu iltihabını etmek, böbrekleri korumak açısından önemlidir. Sık idrar yapma, gece gündüz idrar kaçırma, ateş, ın ağrıları (genellikle alt batında) gibi değişik belirtiler verebilir.

olur?
İdrar yolu iltihaplarının etkeni bakterilerdir. Bakteri mesaneye, üretra denilen idrar yollarının dış girişinden girer. Genelde üretra girişini tahriş eden etkenler, bakterilerin buradan içeri girmesini de kolaylaştırır. Bilinen tahriş edici maddeler banyo köpükleri şampuanlardır.
İdrar yolları iltihaplarının ender görülen bir nedeni de yollarda idrarın akışına bir engel olmasına bağlı olarak mesanenin tam boşalamamasıdır.

seyreder?
ile bebeğinizin ateşi şikayetleri antibiyotik başladıktan 48 saat sonra geçecektir. Bir kez daha üriner enfeksiyon geçirme riski %50′dir. Çocuğunuzun bu riskini önlemeye yönelik tedbirleri okuyun.
- Antibiyotikler : Çocuğunuzun iyileştiğini düşünürseniz bile idrar yolu iltihabının tekrarlamasını önlemek için antibiyotiği en az 10 gün (ya da doktorunuzun önerdiği süre kadar) kullanın.
- Fazla sıvı alımı : Çocuğunuzun iltihabını temizlemek üzere bol su içmeye teşvik edin.
- Ağrı ateş profili : Ağrılı işeme veya 38.5 C’ ateş için kullanın.
- Tıbbi : Çocuğunuz antibiotiğe başladıktan 2 gün sonra hekiminizi arayıp, idrar kültürü sonucunu öğrenmeniz çocuğunuzun şikayetlerinin antibiyotiğe cevap verdiğinden emin olmanız gerekmektedir. ilk ziyaretinizden 2 hafta sonra doktorunuz çocuğunuzdan yeni idrar kültürü isteyecektir.

İdrar testi yaptırmak için orta akım idrarı alınmalı?
- Eğer çocuğunuz için idrar örneği istenmişse sabah ilk idrarını toplamaya çalışın.
- 10 dk kaynamış kapaklı bir kap kullanın. Genital bögeyi bir çok kez sıcak su ile ıslanmış pamuk parçaları ile temizleyin.
- Çocuğunuz tuvalette bacaklarını geniş olarak açıp olabildiğ geri oturmalıdır.
- İdrarını yapmaya başlayınca temiz kapı direkt olarak akımın önüne koyun. İdrar akımı bİtmeden steril kabı doldurup kaldırın (mesaneden gelen ilk son damlalar bakteri ile mikroplanmış olabilir).
- İdrarı verinceye kadar buzdolabında tutun tahlile getirirken steril kabı taşıdığınız torbaya bir miktar buz koyun.

İdrar yolu iltihaplarından için ne yapmalı?
- Çocuğunuz yıkandığında genital bölgesini sabunla değil suyla .
- Ergenlikten önce köpüklü sabun kullanmayın. Tahriş edici özelliği vardır.
- Şampuan diğer sabunları banyo suyuna katmayın. Küvetin etrafında sabun bırakmayın.
- Banyo süresini 15 dk.dan az tutun. Çocuğunuz banyodan sonra idrar yapmalıdır.
- çocuğunuza genital bölgesini önden arkaya doğru, özellikle dışkısını yaptıktan sonra temizlemesini öğretin.
- Çocuğunuzun kabız olmasını önlemeye çalışın.
- Çocuğunuzun idrarını açık olmasını sağlayacak şekilde yeterli sıvı almasını teşvik edin.
- Çocuğunuzu idrarına günde 3-4 kere yapmak üzere teşvik edin.
- çocuğunuz bol şırları giymelidir.

Genel Bilgiler
Böbreğin fonksiyonlarından birisi idrar üretmektir. Her 2 böbrekte idrar üretimine yol açan yaklaşık 2 milyon küçük ünite (nefron) vardır. Bir nefron olarak 2 kısımdan oluşur.

1. Böbreğe gelen kanın süzüldüğü filtre (glomerül)
2. Süzülen kanın idrara dönüştüğü uzun, yer yer kıvrımlı borular
(tübül)

Böbreğin iltihabi hastalıkları olarak isimlendirilir. nedenleri ikiye ayrılır:

1. Mikrobik olmayan nefritler: Böbreğin mikrobik olmayan iltihabi hastalıkları ikiye ayrılır.
Glomerülonefrit
Tübüler (Tübülointerstisiyel )
2. Mikrobik nefritler (piyelonefrit): Piyelonefritin diğer bir ismi de üst idrar yolu infeksiyonudur.

Glomerülonefrit: Nefronda ağırlıklı olarak glomerülde iltihap vardır. ’de kronik böbrek yetmezliğinin birinci nedeni glomerülonefrittir. Belirti bulgular glomerülonefritin tipine göre değişir. Hastanın muayene edilmesi, kanda üre kreatinin bakılması basit idrar incelemesi ile glomerülonefrit sını koymak genellikle çok kolaydır. Muayenede glomülonefrit bulguları
el, ayak göz kapaklarında şişme, idrar renginde koyulaşma ( idrar çay rengini alabilir ) yüksek tansiyondur. İdrar incelemesinde kanama ( hematüri ) protein kaybı (proteinüri) glomerülonefrit lehine bulgulardır. Glomerülonefrit sında asıl zorluk glomerülonefrite yol açan hastalığın saptanmasıdır. Glomerülonefrite yol açan genellikle saptanamaz. Glomerülonefritin tipini anlamak için böbrek biyopsisi yapılmalıdır, yani böbrekten mikroskopik inceleme için parça alınmalıdır. Birçok hastanın böbrek biyopsisi denince aklına gelmektedir ancak böbrek biyopsisinin amacı aramak değil glomerülonefritin tipini anlamaktır.

Glomerülonefritler ne tür sorunlara yol açar?
Pratikte glomerülonefritler 5 şekilde şımıza çı. Hastanın hiçbir şikayeti olmayabileceği gibi ileri böbrek yetmezliği de olabilir.

1. İdrar incelemesinde anormallikler: Hastada hiçbir belirti bulgu yoktur. Başka bir nedenle doktora giden hastaya yapılan idrar incelemesinde kanama veya protein kaybı saptanır.

2. Nefrotik sendrom: İdrarla günde 3 - 3.5 gramdan fazla protein kaybı vardır. Hastanın el, ayak, yüz diğer bölgelerinde üzerine basınca iz bırakan şişlikler vardır. Ayrıca kanda albümin seviyesi düşer, kolesterol düzeyi artar.

3. Ani başlayan glomerülonefrit: Bu hastalarda ön plandaki sorunlar idrarda kanama, yüksek tansiyon vücutta sıvı birikmesidir. Çocuklarda streptokok infeksiyonlarını takiben gelişen nefritlerin çoğu bu gruba girer.

4. Kronik (müzmin, uzun süreli) glomerülonefrit: Bu hastalarda idrarla kanama, protein kaybı, yüksek tansiyon şişlik vardır, uzun sürelidir.

5. Hızlı ilerleyen : Kısa sürede böbrek yetmezliği gelişir diyaliz tedavisine ihtiyaç duyar.


Her hastada farklıdır. Böbrek biyopsisinin sonucu hastada mevcut olan sorunlara göre planlanır. Sadece çocuklarda, eğer nefrotik sendrom var ise önce verilip, daha sonra gerekirse böbrek biyopsisi yapılabilir. Glomerülonefrit kesinlikle uzman hekim, tercihen nefroloji uzmanı denetiminde olmalıdır. Tedavide sızlık kalıcı böbrek yetmezliğine yol açabilir sürekli diyaliz tedavisine ihtiyaç duyabilir.

Genel olarak böbreklerde şekillenen yangıya nefritis denilmektedir. Ancak yangının böbreklerde lokalize olduğu bölgeye bağlı olarak özel isimler alırlar.

H
astalığın nedeni ?
Glomerulusları etkileyen olgular glomerulonefritis, üreter, idrar kesesi üreterin birlikte yangılandığı olgular pyelonefritis, nefronların interstisiyel dokunun yangılandığı olgular intersitisiyel nefritis, emboli yani kan damarlarında şekillenen bir tıkanmaya bağlı olarak gelişen nefritisler ise embolik nefritis olarak adlandırılır.

Lokalizasyonu veya adlandırması farklı olsada genel olarak nefritislerin oluşum nedenleri bir kaç spesifik durum haricinde ortaktır.

Nefritislerin şekillenmesinde birincil olarak bakteriyel enfeksiyonlar sorumludur. Direkt olarak böbrekleri etkileyen bir enfeksiyona bağlı olarak gelişebileceği gibi çevre doku organlarda şekillenen enfeksiyonların kan yolu ile taşınarak böbrekleri etkilemesi sonucuda oluşabilir.

Hastalığın gelişimi nasıldır?

Böbreklerin etkilenme oranına bağlı olarak hastalığın gelişimi farklılık gösterebilir. Böbrekte şekillenen enfeksiyon yaygın iki taraflı şekillenmiş ise hastanın geleceğinden şüphe duyulur. Erken dönemlerde sı konulan tedaviye başlanılan durumlarda iyileşme şansı yüksektir.

Hastalığın nelerdir?

Klinik olarak tespit edilen bulgular özellikle başlangıç devrelerinde oldukça sınırlıdır.

Bu belirtiler böbreğin etkilenen üne bağlı olarak gelişen glomerulonefritis, pyelonefritis gibi spesifik durumlara göre farklılıklar gösterebilir.

Genel olarak tüm nefritis olgularında iştahsızlık, ateş, aşırı susama, gibi belirtiler gözlenebilir.

Sonuç ;

Nefritis vakalarında erken teşhis oldukça önem taşımaktadır. Böbrekler fonksiyon olarak vücutta önemli bir işleve sahip organlardır çoğu zaman dejenerasyonları geri dönüşümsüzdür. Bu nedenle böbreklerde şekillenen hasarın erken teşhisi müdahale şansını başarı oranını artıracağından faydalı olacaktır. Böylece nefritise bağlı olarak şekillenen hasarın ilerlemesi önlenebileceğinden köpeğinizin ileri dönemlerde yaşam kalitesi de yükseltilmiş olacaktır.

Burun Estetiği

Estetik burun ameliyatı (rinoplasti) ülkemizde kadınların da erkeklerin de en çok yaptırdığı estetik ameliyat.

BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI
Burun estetiğinde (rinoplasti) yapılan işlem kıkırdak kemiklerin yapısını değiştirerek buruna yeniden şekil vermek. Daha estetik burun şekli oluşturmak için bazen kemikleri kıkırdakları kesmek, bazen de tam tersine eksik yerlerini tamamlamak şekillerini değiştirmek gerekiyor.
Bu ameliyatın estetik cerrahinin en zor bilinmezleri en fazla olan ameliyatı olduğunu kabul etmek çok doğru olur.

ESTETİK BURUN AMELİYATI ZORDUR
Bu ameliyat zordur çünkü burun kapalı bir kutu gibidir siz bu kutunun sadece bir tarafından bu ameliyatı yapmak zorunda kalırsınız. Bu ameliyatta bilinmezlikler çoktur çünkü burnun yapısını oluşturan kemik kıkırdaklar birbirisinden bağımsız olarak ama bir bütün olarak bulunurlar iyileşme döneminde farklı davranabilirler. Bu yüzden sonrasında en sık revizyon, yani ikinci bir düzeltme ameliyatı yapılan estetik ameliyat budur. Dünya standartlarında bir cerrahın her 10 vakasından birine revizyon yapmak zorunda kalması normal kabul edilir.
Diğer yandan bu ameliyat iyi yapıldığında çok iyi sonuçlar verir.

AMELİYAT:
Rinoplasti ameliyatı açık kapalı teknik olarak iki şekilde yapılabilir.

Kapalı teknikte bütün kesiler burun içerisinde . Cerrah içeriden çalışarak ameliyatı tamamlar. Açık teknikte ise burun ucunda 3-4mmlik bir kesi yapılarak burun ucu açılır.

İki teknik arasındaki fark cerrahın ameliyata hâkimiyeti ile ilgili. Burun ucundan yapılan kapalı teknik daha çok bir şişenin içerisinde ameliyat yapmaya benziyor. Eğer sadece şişenin içerisinden bir şeyler çıkarmayı planlıyorsanız sorun çıkmayacaktır ama eğer içeride bir gemi maketi yapmak istiyorsanız işiniz zor. Açık teknikte ise cerrah burnun ön 2/3 kısmında kalan yapılarını önünde görebilir.

Hangi tekniğin daha iyi olduğu bu ameliyatı yapan doktorlar arasında hep konusudur bu konuda bir verilmiş değil.

Yukarıdaki tariflerimden anlayabileceğiniz gibi benim tercihim büyük oranda açık teknik yönünde. Bunun en önemli sebebi görmeden, körleme yapılan bu kadar da affetmeyen bir işin sonucunun iyi olabileceğine inancım olmaması. Zaten birçok cerrahi manevranın sadece açık teknik ile mümkün olabileceği, kapalı teknik ile hayal bile edilemeyecek düzeltmelerin açık teknik ile mümkün olduğu kapalı teknik savunucularının bile itiraz edemediği bir şey. Ben açık yapılan ameliyatlardan sonra revizyon ihtimalinin de düştüğüne inanıyorum.

Açık tekniğin en büyük handikabı burun ucunda iz bırakması. Ama bu iz, iyi yapılan bir ameliyattan sonra neredeyse belirsiz oluyor burnun altında kalıyor. Birçok bu izi ameliyat sonrasında unutuyor.

Bu konuda yine de doktorunuza danışın ona güvenin. Her cerrah en iyi bildiği inandığı yöntemler ile en iyi sonucu alacaktır. Yukarıda anlattıklarım sadece benim kişisel görüşlerim.

ÇOK KÖTÜ AMELİYATLAR GÖRÜYORUM, BEN DE Mİ ÖYLE OLACAĞIM ?
Doğal olmayan, çok küçük, şıdan bakınca burun delikleri gözüken “ameliyatlı burunlar” ben de görüyorum. Kötü yapılmış bir burun ameliyatını anlayabileceğinizi ayrı bir sayfada anlattım. Ameliyat sonucunun tamamen ameliyatı yapan doktorun kullandığı tekniklere, becerisine yapmak istediklerine bağlı olduğunu unutmayın.

Sadece burnu küçülterek kalkık bir burun şekli vermek doğal olmayan bir sonuç ortaya çıır. Modern tekniklerde artık neredeyse hiç bir şey çıılmadan sadece dokuların yerleri, konumları şekilleri değiştiriliyor.

Eskiden burnu kalkık göstermek amacıyla burnu iyice küçültüp başlama noktası olabildiğ aşağı alınırdı. Böylece sanki burun kalkıkmış gibi bir illüzyon yaratılır ancak elde edilen sonuç doğal olmazdı. Olması gereken burnu başlaması gereken yerden, yani hemen hemen göz bebekleri seviyesinden başlatmak bütün şeklini ona göre vermek.

AMELİYATTAN SONRA NASIL BİR BURNUM OLACAĞINI GÖREBİLİRMİYİM?
Bu amaçla hazırlanmış programları var. Muayene sırasında bir resminiz çekiliyor bu bilgisayara yüklenerek üzerinde değişiklik yapılıyor.

Bu planlama aşamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Hem sizin aklınızda bir değişiklik olduğunu ben anlayabiliyorum hem de siz benim ne planladığımı, ameliyatta ne yapacağımı görebiliyorsunuz. Estetik öyle bir şeyki sadece anlatarak açıklamak çok zor basit bir üzerinde görebilmek gösterebilmek çok daha açıklayıcı oluyor.

Bu aşamayla ilgili bilmeniz gereken bir kaç nokta var. Kullandığımız programlar hala bir seviyeyi geçemedi. Resimler iki boyutlu sadece tam yandan çekilen profil resimleri üzerinde değişiklik yapmak gerçekçi bir sonuç veriyor. Önden çekilen resimlerde ancak bir yere kadar size bir şeyler gösterebiliyorum. örneğin burnunuzun ucu bir kaç mm. havaya kalkarsa alttan ne çıkacağını bilemediği için bunu gösteremiyor. Çok yakında üç boyutlu programlar çekme teknikleri kullanmaya başlayacağız ama şu an için bunlar deneme aşamasında muhtemelen bir kaç sene daha geçmesi gerekiyor.

Bilmeniz gereken bir diğer noktada bu çizimlerin sonuçta bir planlama olduğu. Bazen hastalarım bana gördükleri çizimin tamamen gerçekleşme ihtimalinin ne kadar olduğunu soruyorlar. Ben de sıfıra yakın olduğunu s