nedir

Anket 1

Eşimle cinsel ilişkiye giremiyorum, çünkü;

Acıyacak, çok kanayacak, parçalanacak, penis çok büyük gibi korkularım var.

Geçmişde cinsel tacize uğradım.

Eşim bana yeteri kadar ilgi sevgi göstermiyor.

Cinselliği sevmiyorum clitoral haz almıyorum

Cinsel yasaklarla korunma ile büyüdüm.

Anket 1 Sonuçları / 192 kişi katıldı

Acıyacak, çok kanayacak, parçalanacak, penis çok büyük gibi korkularım var.

139

72%

Geçmişde cinsel tacize uğradım.

4

2%

Eşim bana yeteri kadar ilgi sevgi göstermiyor.

5

3%

Cinselliği sevmiyorum clitoral haz almıyorum

13

7%

Cinsel yasaklarla korunma ile büyüdüm.

31

16%

Dr. Ulusoy�un Anket 1 hakkındaki yorumu;

vakalarının %72 si ki bu büyük bir çoğunluktur, bilişsel çarpıtmalardan

dolayı sorunu yaşamaktadır. Zihin bilinçaltı çocukluk ergenlik döneminde adına yanlış bilgilenmekte ilişkiden adına yanlış kararlar alarak istemdışı sorununu ortaya çıkarmaktadır. ( Bilinçatına ait sorun )

Vajinismusun oluşumunda geçmişde cinsel taciz % 2 gibi daha az oranda görülürken, eşinin yeterli ilgi sevgisini arayan ı oranı ise % 3 dür. ( Taciz bilinçaltına ait )

Cinselliği sevmeyen clitoral haz dahi almayanların oranı düşündürücü derecede % 13 oranı ile oldukça yüksekdir.

% 16 ile cinsel yasaklar korunma ile büyüme, bilinçın mantık sistemi olmadığı için evlendikten ilişki için yasal zemin sağlandıktan sonra bile ı eşinden � olduğu için- korumaya devam etmektedir. ( Bilinçaltına ait )

Görüldüğü gibi farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Vajinismusu yaşayan bu nedenlerin birinden etkilenebileceği gibi birden fazlası ile de etkilenebilir. Bu nedenle tedavinin de ona göre yönlendirilmesi gerekir. İşte bu yüzden tedavisinde seçeceğiniz teknik Dr. Ulusoy yönteminde olduğu gibi bütüncül vajinismusa özgü geliştirilmiş özel hipnoterapi tekniklerini içeren yapıda olmalıdır.

ANKET 2 Soruları

görmedim

Bir yere gittim, iyileşmedim.

En az 3 yere gittim iyileşemedim

En az beş yere gittim iyileşemedim

Beş Beşden daha fazla yere gittim iyileşemedim

Bir yere gittim iyileştim

Birden fazla yere gittim iyileştim

ANKET 2 Hakkında Dr. Ulusoy�un Yorumu / Katılan Kişi Sayısı 137

Ankete katılanların % 45 i herhangi bir görmemiş. Henüz hastalarının hemen hemen yarısının çeşitli nedenlerle beklemede olduğu görmediğinin ifadesidir.

görmedim

62

45%

En az bir, üç, beş beşden fazla yere gidilip başaramayanların toplam oranı; % 45; Bu rakam düşündürücü� Öncelikle sız tedavileri yapan terapistlerin bu sonucu tekrar tekrar düşünmelerini eksikliklerini görmelerini istiyorum. Aynı zamanda Hastalarının da terapist seçiminde, hekimin bilgi, beceri deneyimine göre tedaviye gitmelerini öneriyorum. Toplamda hastalarının neredeyse yarısı, sızlıkla sonuçlanan tedavilere gitmiş�. Şimdi, sizleri grubumdan terapist seçimine özen göstermeniz gerektiği konusunda sıkça uyardığımı sanırım daha iyi kavramışsınızdır.

Bir yere gittim, iyileşemedim.

26

19%

En az 3 yere gittim iyileşemedim

17

%

En az beş yere gittim iyileşemedim

7

5%

Beş Beşden daha fazla yere gittim iyileşemedim

9%

Bir ya da birden fazla yere gidip iyileşenlerin toplam oranı % 9; Tedaviye gidenlerin sadece toplamda neredeyse onda biri iyileşmiş� Yine bu sonuç; gideceğiniz hekimin bilgi, beceri deneyimine özellikle dikkat etmeniz gerektiğini bize gösteriyor�

Bir yere gittim iyileştim

11

8%

Birden fazla yere gittim iyileştim

2

1%

Anket 3 Dr. Ulusoy’un Yorumu

İçin;

Doğum Uzmanına Giderim

10

7%

Anestezi Uzmanına Giderim

1

1%

Psikiyatriste Giderim

11

8%

Psikoloğa Giderim

11

8%

Tek Seansda Çözebilecek Olana Giderim

7

5%

Hekim Seçiminde Cinsiyet Faktörü Gözetir, Hekime Giderim

5

4%

Büyü Olduğu İçin Hocaya Giderim

7

5%

Konusunda Çalışan, Deneyimli, Güven Duyduğum Hekime Giderim

84

62%

Dr. Ulusoy�un 3. anket değerlendirmesi ( 136 kişi katıldı )

Anketimizde hastalarının sorunlarının çözümünde ilk olarak gidecekleri yer sorulmuştur.

Anketimizden çıkan sonuçlar yine çok çarpıcı önceki iki anketi destekler nitelikte. vakalarında tedaviye giden her iki kişiden biri iyileşmiyordu. ( anket 2 ) İyileşememe nedeni ise yetersiz eksik uygulanan tedavilerdi.

tedavisine giderken, seçeceğiniz hekim; konusunda çalışan, deneyimli, güven duyduğunuz, larını bildiğiniz hekim olmalıdır. Anket 3 deki bu oran % 62 de kalmış�

Toplamda % 38 lik dilim doğum ( zar operasyonu ), anestezi ( anestezi altında birliktelik ) , psikiyatrist ( klasik ) , psikolog ( klasik ), hekim cinsiyet seçimi ( cinsiyetten öte sı önemlidir ), Tek seansda çözebilecek olana ( tek seansda sorun çözülmez ) büyü olduğu için hocaya gitme gibi seçeneklere dağılmıştır.

Durum böyle olunca da hastalarımız en az birkaç yere gidip iyileşememektedir.

BAHÇE ZİRAATI TEKNİKERİ

TANIM Sebze meyve kısmen de süs bitkilerinin üretimi ürünlerin pazarlaması alanında çalışan kişidir.

GÖREVLER Bahçe teknikeri, bahçe ziraatı alanında uzmanlaşmış ziraat mühendislerinin gözetimi denetimi altında, - Bilimsel yöntemlerle budama, ayıklama, gübreleme, ilaçlama işlerinde çalışır, - Sebzeciliğin meyveciliğin bilimsel yöntemlerle yapılması için araştırmalar yapar, - Sebze meyveleri hastalıklardan için önlemler alır, - Ambalajlama pazarlama ile ilgili şılaşabilecek sorunlara çözümler bulmaya çalışır.

KULLANILAN ALET MALZEMELER

- Traktör, - Toprak işleme ekipmanları, - Budama ekipmanları, - Aşılama ekipmanları.

MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER

Bahçe ziraatı teknikeri olmak isteyenlerin; - Fen bilimlerine, özellikle biyolojiye ilgili bu alanda lı, - Açık havada çalışmaktan hoşlanan, - Bedence arazide çalışabilecek kadar sağlıklı, kimseler olmaları gerekir.

ÇALIŞMA ORTAMI KOŞULLARI

Bahçe ziraatı teknikerleri tüm işlerini açık havada yürütürler. Çalışırken çiftçilerle, ziraat teknisyenleri ziraat mühendisleri ile iletişim halindedirler.

ÇALIŞMA ALANLARI İŞ BULMA OLANAKLARI - Bahçe ziraatı teknikeri, kamu özel sektöre ait tarımsal işletmelerde çalışırlar. - Kendi bahçe sera işletmelerini kurarlar. - Bahçe ziraatı hiçbir zaman geçerliliğini yitirmeyen insanların sürekli ihtiyaç duyduğu ürünlerin yetiştirilmesi açısından herzaman gereksinim duyulan bir meslektir.

MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER

Mesleğinin üniversitelere bağlı meslek yüksekokullarının Bahçe Ziraatı ünde verilmektedir.

MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI Meslek Liselerinin, Çay Teknolojisi, Süs Bitkileri, Tarım, Ziraat, Genel Ziraat, Makine(Tarım Meslek Lisesi), Makine-Tarım Teknolojisi, Peyzaj, Tarım Teknolojisi bölümlerinden mezun olanlar “Bahçe Ziraatı” ön lisans ına sınavsız olarak girebilirler. Meslek liselerinin sınavsız geçiş için belirlenen bölümleri dışındaki bölümlerden ya da liselerden mezun olanlar/olacaklar ise ÖSYM Başkanlığınca yapılan Öğrenci Seçme Sınavına (ÖSS) girmeleri yeterli “Eşit Ağırlıklı (EA)” puanı almaları halinde sınavsız yerleştirme sonunda kontenjan kalırsa ek yerleştirme ile açık olan programlara istedikleri takdirde Y-ÖSS puanlarına göre yerleştirilebileceklerdir.

EĞİTİMİN SÜRESİ İÇERİĞİ

- Mesleğin eğitim süresi 2 yıldır. Eğitim süresince; zirai botanik, kimya, genel meyvecilik, genel sebzecilik, bağcılık,budama, aşılama sulama, tarımsal mekanizasyon, hastalıklarla mücadele, tarımsal ekonomi, süs bitkileri yetiştiriciliği, mantar yetiştiriciliği, muhafaza teknikleri, programlama gibi dersler okutulur. - Eğitimini başarı ile tamamlayanlara Bahçe Ziraatı Teknikeri ön lisans diploması “Bahçe Ziraat Teknikeri” unvanı verilir.

MESLEKTE İLERLEME

- Bahçe ziraatı teknikeri ön lisans ını başarı ile bitirenler ÖSYM tarafından yapılan Dikey Geçiş Sınavında (DGS) lı oldukları takdirde Ziraat Fakültelerinin Bitkisel Üretim, lisans ına dikey geçiş yapabilirler. BENZER MESLEKLER: Bağcılık.

BURS, KREDİ ÜCRET DURUMU

- Meslek boyunca isteyen öğrenciler Kredi Yurtlar Kurumunca yükseköğrenim harç kredisinden öğrenci yurtlarından faydalanabilirler. - Mezuniyet sonrasındaki kazanç çalışılan işyerine yapılan işe göre değişiklik göstermektedir. Asgari ücretin 3-4 katına kadar aylık ücret alabilmektedir. - Özel sektörde, çalışma durumu, çalışkanlık, tecrübe, teknolojiye açık olma, mesleğin erbabı olunması durumlarında her an iş bulabilirler.

DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER

- İlgili Eğitim Kurumları, - İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi, - Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan İş Kurumu Genel Müdürlüğü İl Şube Müdürlükleri.

Araştırmacılar, orta yaşlarında büyük göbeği olanların, ilerleyen yaşlarında Alzheimer ya da bunamanın başka bir türüne yakalanma riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.

ABD’deki Kaiser Araştırma Kuruluşu’ndan Rachel Whitmer’in sonuçlarını kaleme aldığı araştırmaya göre, bunama benzeri hastalıklara yakalanma riski, kiloyla değil daha çok vücut tipiyle ilgili.
Araştırma kapsamında, 1964-1973 yılları arasında, 40-45 yaşlarındayken kontrolünden geçen ın ölçüleri alınan 6 bin 583 kişinin verileri tarandı. Aynı kişilerin durumları ortalama 36 yıl sonra yeniden kontrol edilerek, verileri şılaştırıldı.
Read the rest of this entry »

v262542.jpgDiyete girmeye vermiş olanlar. yapmaya başlamadan bu yazıyı okumanızı ediyoruz.zira diyette size yardımcı olabilecek önemli noktalara dikkatinizi çekeceğiz ! aklınıza gelen bazı sorualara burada yanıt alacaksınız.atıştırmak diyeti bozar mı, vermeli misiniz, vermelisiniz, 1,5 ayda 10 verebilir misiniz, belinizi inceltirsiniz, acıkmadan önemli…

Read the rest of this entry »

İdrar yolu iltihabı mesanenin, bazen de böbreklerin iltihabıdır. Mesanenin iltihabına sistit, böbreklerinkine pyelonefrit denir. İdrar yolu iltihabını etmek, böbrekleri korumak açısından önemlidir. Sık idrar yapma, gece gündüz idrar kaçırma, ateş, ın ağrıları (genellikle alt batında) gibi değişik belirtiler verebilir.

olur?
İdrar yolu iltihaplarının etkeni bakterilerdir. Bakteri mesaneye, üretra denilen idrar yollarının dış girişinden girer. Genelde üretra girişini tahriş eden etkenler, bakterilerin buradan içeri girmesini de kolaylaştırır. Bilinen tahriş edici maddeler banyo köpükleri şampuanlardır.
İdrar yolları iltihaplarının ender görülen bir nedeni de yollarda idrarın akışına bir engel olmasına bağlı olarak mesanenin tam boşalamamasıdır.

seyreder?
ile bebeğinizin ateşi şikayetleri antibiyotik başladıktan 48 saat sonra geçecektir. Bir kez daha üriner enfeksiyon geçirme riski %50′dir. Çocuğunuzun bu riskini önlemeye yönelik tedbirleri okuyun.
- Antibiyotikler : Çocuğunuzun iyileştiğini düşünürseniz bile idrar yolu iltihabının tekrarlamasını önlemek için antibiyotiği en az 10 gün (ya da doktorunuzun önerdiği süre kadar) kullanın.
- Fazla sıvı alımı : Çocuğunuzun iltihabını temizlemek üzere bol su içmeye teşvik edin.
- Ağrı ateş profili : Ağrılı işeme veya 38.5 C’ ateş için kullanın.
- Tıbbi : Çocuğunuz antibiotiğe başladıktan 2 gün sonra hekiminizi arayıp, idrar kültürü sonucunu öğrenmeniz çocuğunuzun şikayetlerinin antibiyotiğe cevap verdiğinden emin olmanız gerekmektedir. ilk ziyaretinizden 2 hafta sonra doktorunuz çocuğunuzdan yeni idrar kültürü isteyecektir.

İdrar testi yaptırmak için orta akım idrarı alınmalı?
- Eğer çocuğunuz için idrar örneği istenmişse sabah ilk idrarını toplamaya çalışın.
- 10 dk kaynamış kapaklı bir kap kullanın. Genital bögeyi bir çok kez sıcak su ile ıslanmış pamuk parçaları ile temizleyin.
- Çocuğunuz tuvalette bacaklarını geniş olarak açıp olabildiğ geri oturmalıdır.
- İdrarını yapmaya başlayınca temiz kapı direkt olarak akımın önüne koyun. İdrar akımı bİtmeden steril kabı doldurup kaldırın (mesaneden gelen ilk son damlalar bakteri ile mikroplanmış olabilir).
- İdrarı verinceye kadar buzdolabında tutun tahlile getirirken steril kabı taşıdığınız torbaya bir miktar buz koyun.

İdrar yolu iltihaplarından için ne yapmalı?
- Çocuğunuz yıkandığında genital bölgesini sabunla değil suyla .
- Ergenlikten önce köpüklü sabun kullanmayın. Tahriş edici özelliği vardır.
- Şampuan diğer sabunları banyo suyuna katmayın. Küvetin etrafında sabun bırakmayın.
- Banyo süresini 15 dk.dan az tutun. Çocuğunuz banyodan sonra idrar yapmalıdır.
- çocuğunuza genital bölgesini önden arkaya doğru, özellikle dışkısını yaptıktan sonra temizlemesini öğretin.
- Çocuğunuzun kabız olmasını önlemeye çalışın.
- Çocuğunuzun idrarını açık olmasını sağlayacak şekilde yeterli sıvı almasını teşvik edin.
- Çocuğunuzu idrarına günde 3-4 kere yapmak üzere teşvik edin.
- çocuğunuz bol şırları giymelidir.

Güvenç üzerine…

Coşkun KÖKEL

ÖZET
Bu çalışmada bir Türkmen dedesi olan Güvenç Güvenç ’ın adıyla anılan Güvenç Ocağı’na ait bilgiler sunulmaktadır. Ayrıca 2005 yılında Düzce, Ordu, , Trabzon illerinde yerleşik Güvenç Ocaklıları üzerine yapılan alan araştırmalarıyla derlenmiş bilgiler değerlendirilmektedir. Özellikle Karadeniz Bölgesinde yerleşik Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenleri ile Güvenç Ocağı arasındaki tarihsel inançsal bağlar belirtilmeye çalışılmaktadır.
ABSTRACT
In this work has included some information about Güvenç and his family who is a Turkoman old man. Also, in this work we evaluationed that collected information about people who are from Güvenç ’s home and lives in Düzce, Ordu, , Trabzon in 2005. Especially we tried to determined that historical and religious links between the Alaouite-Bektashian Çepni Turkomans and Güvenç family.
Anahtar Kelimeler: Güvenç , Güvenç Ocağı, Çepni, Türkmen, Karadeniz Bölgesi.
Words: Güvenç , Güvenç Family, Çepni, Turkoman, Blacksea Region.
13. yüzyıl, Anadolu’da Hacı Bektaş Veli merkezli düşüncenin etkinlik gösterdiği bu hümanist söylemin aktif nitelik kazandığı dönemdir. Türkistan’da Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencisi Hacı Bektaş Veli’ye ilettiği şu sözlerinde de belirttiği gibi:
Döndü Hoca didi Ya Bektaş işit
Her ne dir isem sana sen anı it
Rum erenlerine baş kıldık seni
Var iriş talipleri eyle gani
Suluca karayöğe var mesken it
Yurt verdik durma var anda git (Noyan, 1996: 163).
Hacı Bektaş Veli önderliğinde Anadolu’ya taşınan bu hümanist söylem, Anadolu’da yurt, ocak tutmuş gönül elleriyle köklenir. Bu süreç Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde şöyle öykülenir:
Rum kurbuna gelince ol hümam
Rum erenlerine virdi hoş selam
Nakildir ol vakti Rum’un pirleri
Elli yedi bin temam Rum elleri (Noyan, 1996: 168).
13. yüzyılda tarihsel kimliğini Hacı Bektaş Veli ile ifade eden bu düşünce geleneği, Hacı Bektaş Veli ile beraber hareket eden onlarca tarihsel kişilikle temsil edilir. Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde adı geçen Tapduk Emre, Yunus Emre, Karadonlu Can Baba, Sarı Saltık, Ahi Evren, Karacaahmet Sultan, Kolu Açık Hacım Sultan, Seyyid Cemal Sultan gibi birçok Türkmen dedesi Anadolu’nun hatta Balkanların dört bir yanında bu felsefenin temellenmesini sağlar. Hacı Bektaş Veli ile beraber adı anılan Türkmen dedelerinin en önemlilerinden biri de Güvenç ’dır. Güvenç , Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde, tasavvufi bir menkıbede adı geçen, nan bir Alevi-Bektaşi erenidir. Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde Güvenç ’ın adı, Alevi-Bektaşi inanç terminolojisinde metin literatüründe sıklıkla işlenen şeyhlik, müritlik, muhiblik, âşıklık kavramlarının betimlendiği felsefî bir menkıbe ile anılır.
Şeyhlik, müritlik, muhiblik, âşıklık Alevi-Bektaşi inanç literatüründe felsefî kavramlar olarak yer alırlar. Bu kavramlar aynı zamanda Alevi-Bektaşi düşüncesinde dört kapı kırk makam süreci ile oluşan düşünsel yükselişi de ifade eder. İnsan-ı kâmil olgusu, Alevi-Bektaşi düşüncesinin amacıdır. Alevi-Bektaşi düşüncesi bu amacın ları olarak bireyin düşünsel, inançsal, psikolojik gelişimi için belli kategoriler belirlemiştir. Bu gelişim kategorilerinin başında aşıklık, yükselişinin son aşamasında ise şeyhlik (mürşid-i kâmil) yer alır. Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde bu düşünsel evrimin aşamaları Güvenç ’ın isminin yer aldığı menkıbede şöyle anlatılır:
“Hünkâr’ın hizmetinde Güvenç adlı bir derviş vardı, er terbiyesi görmüş bir zattı. Birgün, erenler şahı dedi, gönlümde bir sorum var, izin verirseniz söyleyeyim. Hünkâr, şöyle buyurdu: Güvenç, acaba dedi, şeyh , muhib , âşık ? Bize lütfedip bildirseniz. Hünkâr, hemen, Güvenç dedi, yerinden kalk, tez git, bir sarrafta bin nezrimiz var, al gel, dedi. Güvenç , sarraf , hangi şehirdedir demeden hemen belini bağladı, Hünkâr’ın elini öptü, yola revan oldu. Gide-gide vardı, bir şehre yetişti. Gördü ki pek büyük bir şehir. Kendi kendisine, bizim ülkede böyle büyük bir şehir yoktu, acaba bu şehir, hangi şehir, dedi. Kal’anın içi adamlarla doluydu. Gezerken bir adama, kardeş dedi, bu il, hangi il, bu şehir hangi şehir? O adam dedi ki: Burası Hindistan ülkesi, bu şehre de Delli (Delhi?) derler. Güvenç, bu sözü duyunca şaşırdı, kendi kendine, Rum ülkesi nerede, Hindistan nerede, dedi. Şehrin içinde yürümeye başladı. Sokak sokak gezerken pazara ulaştı, o yana, bu yana  bakınıp giderken gördü ki, şıda bir sarraf oturmada. Sarraf da bunu görünce hemen kalktı. Beri gel derviş diye elini salladı. Derviş, dükkana girdi, selâm verdi. Sarraf, Güvenç’e, hangi ildensin dedi. Güvenç, Rum ülkesinden,  dedi. Kimin hizmetindesin deyince Güvenç, Sultan Hacı Bektaş Hünkâr’ın hizmetindeyim, bir gün bana, bir sarrafın bize bin nezri var, al gel buyurdu, üç gün oluyor, bu şehre geldim, dedi.
Sarraf, Hünkârın adını duyunca hemen dükkanını kapadı, Güvenç ’ı aldı, evine geldi. Ağırladı, oturttu. Üç gün çeşitli yemekler verdi. Sonra derviş dedi, nezri olan sarraf benim. Hindistan denizinde  bir vakitler ticarete giderken bir yavuz muhalif yel çıktı, az kaldı gemimiz batacaktı. Hemen vilayet erenlerini çağırdım, beni kurtarın, bin nezrim olsun dedim. O anda erenler yetişti, gemiyi mübarek eliyle tuttu, kıyıya çıkardı. Adını sordum. Adım Hünkâr Hacı Bektaş’tır, Rum ülkesindenim dedi. Rum ülkesine nezrimizi ulaştıracağız dedim, ben birisini yollarım, buyurdu. Ben, o göndereceğin adam ne şekilde dedim, senin şeklini tarif etti. İşte seni dükkanda gördüm, elimle çağırdım. Hamd olsun ki etmemişim. Şu bin ı al, erenlere götür. Sonra bin daha saydı, bu da dedi, erenlerin hizmetinde bulunanlara, onlara ver, yesinler, içsinler. Bin daha saydı, yanımızdan boş gitme dedi, bu bin ı da sen harca.
Güvenç , o üç bin ı bir kese içine koyup koynuna saldı. Sarrafla vedalaşıp yine yola revan oldu. Şehir içinde giderken bir çardak gördü. Bir de baktı ki çardağın penceresinde, gün yüzlü bir bakmada, ı görür görmez bin canla âşık oldu. Sabrı-ı kalmadı, aklı başından gitti. Pencereye gözünü dikti, tam üç gün üç gece öylece kaldı. ,dervişin hâlini görünce şaşırdı, halk görürse kötüye yorar dedi, halayığını çağırdı, hâli anlattı, git dedi, öğüt ver de çeksin gitsin buradan. , bir tacirin ıydı, babası ticarete gitmişti. Halayık, gidip derviş dedi, umduğun eline geçmez senin, vazgeç bu olmaz sevdadan. Bu , ulu bir tacirin ıdır. Kulları, adamları duyarsa başına iş açarlar. Öyle bir avı elde etmek isteyen kişinin bol ı olmalı. Güvenç , halayığın sözlerini işitince alınma, ne oldu ki, dedi, üç bin , kesesiyle koynundan çııp halayığa gösterdi. Halayık bunu görünce koştu, kıza geldi, bu derviş dedi, tekin adam değil, koynundan üç bin altınlık bir kese çııp gösterdi. Hasılı kelam, altına tamah ettiler, bir yolunu bulup dervişi içeriye aldılar. Güvenç , keseyi çııp sevgilisinin önüne koydu. Tam şeytan yoluna gideceklerdi ki, Güvenç, sevgilisinin ayak ucuna otururken bir de baktılar, duvar yarıldı, bir el çıktı, Güvenç’i, göğsünden bir kaktı, yere yıktı, aklını başından aldı. , bu hâli görünce kalktı, oturdu. Güvenç’in aklı başına gelince bu ne hâl diye sordu. Güvenç , Şeyhimiz Hacı Bektaş Hünkâr’ın vilayetinden oldu dedi, böylece beni bu kötü işten kurtardı. Bunun üzerine, Rum ülkesinden çıktığını, oraya geldiğini, hasılı o ana kadar başından geçenleri bir bir anlattı.
, bu kerameti gözüyle görünce erenlere âşık oldu, ziyaretine varmak istedi. Üç bin ı aldılar, beraberce akşam saatinde yola çıktılar. Gece yarısı, yürüdüler, ıssız bir yerde yattılar. Uyanınca baktılar ki sabah olmuş, ama bulundukları yer yattıkları yer değil, kekikli, yavşanlı bir yer, Arafat dağının yanındaki ılcaöz’den gelen yolun yanındalar. Kalkıp yola düştüler. Halifeler şı çıktılar. Görüşüp Hünkâr’a götürdüler. Güvenç , erenlerin ellerini öpüp ayaklarına yüz sürdü. Başından geçeni bir bir anlattı.
Hünkâr, Güvenç dedi, bu işlerdeki hikmeti bildin mi? Güvenç buyurun Erenler Şahı dedi. Hünkâr, sen, bizden şeyh , mürit ; muhib , âşık diye sormuştun, biz de sana cevap verdik. Mürid odur ki, senin yaptığını yapar. Biz seni hizmete gönderdik, nereye gideceğim, kimi göreceğim demeden yola düştün; muhibliği sarraf gösterdi. Bir kerecik denizde helak olayazdı, erenler diye çağırdı, bin nezretti, vardık, imdadına yetiştik, gemisini kurtardık, adımızı, yerimizi sordu, verdik, seni yolladık, şöyle böyle demeden nezrimizi sana teslim etti. Şeyhliği biz yaptık; seni kolayca götürüp getirdik, seni o yüz karasından da kurtardık. Âşıklığıysa o yaptı, bir vilayet görmekle âşık oldu bize; buraya gelmedikçe etmedi. Sonra emretti, o ı Güvenç ’a nikahladılar. Düğün oldu, murad alıp murat verdiler (Gölpınarlı, 1995: 76).”
Güvenç ’ın adı birçok Alevi-Bektaşi kaynağında Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’ne atıf yapılarak Dünya Güzeli Menkıbesi ile beraber anılır. Birçok î metinde Güvenç , Hacı Bektaş Veli’ye en yakın Türkmen dedelerinden biri olarak anlatılır:
“Hünkârın tatarı idi. Bir yere name iletmek dilerse, Güvenç giderdi. Hindistan, Delhi şehrinde gördüğü alem güzeline âşık oldı. Hünkâr’a dediler, iki âşığu izdivaç eyledi. Hünkâr’ın dergahında bir haymada yatarlar. Keramatları saymakla dile gelmez (Altınok, 2003: 188).”
Güvenç ’ın adı birçok Alevi-Bektaşi metninde on iki hizmet, on iki post sistematiği ile beraber anılır. On iki hizmet on iki post, Alevi-Bektaşi düşünce evreninde dört kapı, kırk makam anlayışına bağlı olarak bireyin insan-ı kâmil olgusu bağlamında düşünsel gelişimini mlar. Alevi-Bektaşi metinlerinde on iki hizmet on iki postun birer manevi önderi vardır. On iki hizmetin, on iki postun bu manevi temsilcileri metinlerde adları sıklıkla geçen Türkmen dedeleridir. Yaygın olarak on iki post on iki hizmetin kategorik düzenlenişi şu şekildedir:
On İki Post
1. Mürşid Postu: Hünkâr Hacı Bektaş Veli
2. Rehber Postu: Habib Emircem Sultan
3.  Türbedar Postu: Hızır Lale Cü
4.  Ahçı Postu: Karadonlu Can Baba
5.  Ekmekçi Postu: Seyyid Mahmut Hayrani
6.  Şerbetçi Postu: ıl Deli Sultan
7.  Nakib Postu: Sarı Saltuk Sultan
8. Meydancı Postu: Seyyid Cemal Sultan
9.  Atçı Postu: Boz Geyikli Dede Karkın
10. Kurbancı Postu: Şah İbrahim Hacı Sultan
11. Ayakçı Postu: Sultan
. Mihmandar Postu: Kolu Açık Hacım Sultan (Altınok, 2003: 189)
On İki Hizmet
1. Tarikatçı: Hz. Hasan Mücteba
2. Davetçi: Hz. Hüseyin Desti Kerbela
3. Saki: Hallac.ı Mansur
4. Zakir: Seyyid Nesimi
5. İbriktar: Sarı İsmail
6. Gözcü: Karaca Ahmet
7. Çerağcı: Kara Pirabat Sultan
8. Sofracı: Garip Sultan
9. Meydancı: Barak Baba
10. Ferraş: Resül Baba Sultan
11. Pervane: Taptuk Emre
. Kapıcı: Güvenç (Altınok, 2003: 189)
On iki hizmet, on iki post örgüsünde tarihsel kimlikleri bağlamında ön plana çıkan Türkmen dedelerinden birisi de Güvenç ’dır. Güvenç , Alevi-Bektaşi nüfus içerisinde saygı takdir görmüş bir Türkmen erenidir, aynı zamanda adıyla anılan Alevi inanç ocağının da kurucusudur. Güvenç Ocağı, onlarca Alevi inanç ocağından biridir. Güvenç Ocağı, Alevi-Bektaşi inancında bir dede ocağı olarak kabul edilir.
Güvenç Ocağı genel olarak Anadolu’nun kuzeyinde, Batı’da, İzmit’in, Kandıra ilçesine bağlı Ballar köyünden, Doğu Karadeniz’de, Trabzon’un, Akçaabat ilçesine bağlı Eskiköy’e kadar uzanan geniş coğrafyada örgütlenmiş bir ocaktır. Güvenç Ocağı, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde yerleşik Alevi-Bektaşilerce adı sıklıkla anılan bir ocaktır. Karadeniz Bölgesi Alevi-Bektaşilerinin ocak aidiyeti açısından baskın oranda dahil oldukları ocak da Güvenç Ocağı’dır.
Karadeniz bölgesinde, Trabzon, , Giresun, , Ordu, Samsun, Düzce, Zonguldak, İzmit illerine bağlı köylerde Güvenç  Ocağı’na bağlı Alevi-Bektaşi nüfus yaşamaktadır. Bu köylerde yapılan saha çalışmaları sonucunda  özellikle ili, Kürtün ilçesi Taşlıca köyü; Trabzon ili Akçaabat ilçesi Eskiköy; Düzce ili Gölyaka ilçesi Yunusefendi köyü; İzmit ili Kandıra ilçesi Ballar köyünde yerleşik Güvenç ocaklılarının kendilerini Güvenç Ocağı’na bağlı Çepni Alevisi olarak mladıkları tespit edilmiştir.
Oğuzlar’da boy teşkilatı 24 boyun birliğiyle oluşmuştur. 24 boyun şematik yapılanışı şu şekildedir:
“Oğuz Destanı’na göre Oğuz Han’ın Günhan, Ayhan, Yıldızhan, Gökhan, Dağhan Denizhan adlı 6 çocuğu vardı. Bunlardan her birinin dörder çocuğu oldu. Oğuz boylarını oluşturan bu 24 çocuğun adları şudur: Günhan oğulları: Kayı,Bayat, Alkaevli, Karaevli; Ayhanoğulları: Yazır, Döger, Dodurga, Yaparlı; Yıldızhanoğulları: Avşar, ık, Begdili, Kargın; Gökhanoğulları: Bayındır, Peçenek, Çavuldur, Çepni; Dağhanoğulları: Salur, Eymür, Alayuntlu, Yüregir; Denizhanoğulları: İğdir, Büğdüz, Yıva, Kınık (Büyük Larousse, 1986: 8793).
Çepni boyu, Oğuz boy teşkilatlanışı içinde 24 boydan biridir. Anadolu’nun Türkleşmesi İslâmlaşması bu 24 Oğuz (Türkmen) boyu bu boyların siyasi manevi önderleri konumundaki Türkmen dedeleri aracılığı ile  olmuştur. Çepni boyu da Horasan coğrafyasından Anadolu’ya göç ederek özellikle Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşme İslâmlaşmasında birincil rol oynamıştır. 13. yüzyıldan başlayarak Karadeniz Bölgesi’nin sosyal, siyasi, askeri, kültürel nda Çepni Türkmenlerinin etkisi tartışılmaz yoğunluktadır. Çepnilerin Anadolu’daki tarihleri ile ilgili önemli çalışmaları olan Prof. Dr.  F. Sümer şunları aktarıyor:
“Çepniler, Giresun’dan Batum’a kadar uzanan Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yurt tutarak bu bölgede Türklüğü hâ kılmışlardır…
1486 (Hicri 891) tarihli bize kadar gelmiş en eski defterdeki Çepniler’e ait ün yayımlanması ile bu büyük Oğuz  boyunun Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türklüğünde ne kadar önemli bir mevki’ye sahip olduğu, çok daha iyi anlaşılmış bulunacaktır; ancak bazı önemli açıklamalar yapmak gerekiyor:
1.  Trabzon Sancağı’nda Türkler yoğun bir şekilde sancağın batı kesiminde yani Eynesil-Kürtün, Dereli, Giresun-Tirebolu arasındaki geniş yörede yaşamaktadır.
2. Bu Türkler, daha önce de söylendiği gibi, Osmanlılar gelmeden önce bu yurtlarında oturmakta idiler. Onlar 16. yüzyıldan itibaren bu yöreye gelip orayı yurt edinmişlerdi. Bu yurtları kuzeyde Karadeniz’e kadar ulaşmıştı. Çepniler, Kürtün’den hareket ederek Harşit Vadisi yolu ile Karadeniz’e erişmişler bu vadinin iki yanındaki toprakları yurt edinmişlerdir.
3. Sınırları çizilmiş olan bu yöredeki Türklerin ezici çokluğu Çepni boyuna mensuptur. Bazı yer adları yadigârları, bu yerleşmesinde Çepnilerin yanında Yüreğir (Üreğir), Alayuntlu, Döğer Eymür boylarına mensup obalarında rol oynamış olduklarını açıkça gösteriyor (Sümer, 1992: 45).
Prof. Dr. Osman Turan da Çepniler’in Anadolu’da özellikle Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesindeki önemini şu şekilde ifade eder:
“Şarki Karadeniz Bölgesi’ne yaylalardan, geçitlerden Harşit Vadisi’nden inen Türkmenler mevcut olmakla beraber bu havali daha ziyade Samsun’dan itibaren sahili eden Oğuz Çepni boyu tarafından Türkleştirilmiş; Canik Bölgesine adını veren yerli Hristiyan Çan kavmi tedricen kaybolmuştur. Türkmenler 1302’de Giresun’a kadar ilerlemiş birtakım küçük beylikler kurmuşlardır (Turan, 1969: 233).”
Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde Çepni boyu o kadar etkin görev alır önem taşır ki Osmanlı belgelerinde Karadeniz Bölgesi’nin bir ü Vilayet-i Çepni olarak mlanır.
“Çepni İli’ne (Vilayet-i Çepni) gelince, bu il Giresun’un merkez kazası ile Keşap Dereli kazalarının topraklarını içine almaktadır. Çepni İli’nde 59 köyün varlığı tespit edilmiştir (Sümer, 1992: 62).”
î veriler yapılan bilimsel çalışmalar, Karadeniz Bölgesi’nde, bugünkü ili, Kürtün ilçesi merkez olmak üzere Harşit Vadisi’nin Çepni iskânının yoğunlaştığı bölge olduğunu göstermektedir. Prof. Dr. F. Sümer, bu tarihsel gerçeği şu şekilde ifade eder:
“Çepniler’den kalabalık bir kol da Yukarı Kelkit Vadisi’nde yaşıyordu. Görmüş olduğumuz gibi bu Çepniler, Trabzon Rum İmparatorluğu’na güneyden yapılan seferlere katıldılar. Bununla ilgili olarak 1380 yıllarında onların (Çepnilerin) kışlıklarının Yukarı Harşit Vadisi’ne kadar gitmiş olduğunu kesin olarak biliyoruz. XV. yüzyılın birinci yarısında ise onların Eynesil-Kürtün-Dereli-Giresun arasındaki geniş bölgenin tamamen kendi tasarruflarında olduğu görülmüştür (Sümer, 1992: 130).”
Bu bağlamda Çepniler’in, Anadolu’nun Türkleşmesi açısından taşıdıkları askeri siyasi önemin paralelinde genel hatlarıyla düşünsel felsefi dünyalarının karakterini belirlemeye çalışırsak, 13.yüzyıl Anadolu aydınlanmasının karizmatik lideri Hacı Bektaş Veli ile Çepni boyu arasındaki düşünsel, sosyal iletişim ölçüt olarak kabul edilmelidir. Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyılda Anadolu’ya gelip Sulucakarahöyük’ü düşüncesinin merkezi yapmaya verince, o yörede yerleşik bir Türkmen obası ile diyalog kurar. İlginçtir ki bu oba, bir Çepni obasıdır. Hacı Bektaş Veli Vilayetnamesi’nde bu Çepni obası hakkında şu bilgiler verilir:
“Çepni boyunun ulularından Yunus Mukri adlı birisi vardı. Bilgin, üstün, olgun hafızdı. Çepni boyundan ayrılıp Karaöyük’ün yakınında Mikail adlı bir yere gelip yerleşmişti. Bu zat, bir müddet sonra ordan da ayrılmış, yukarı tarafta Kayı denen yere gelmişti. Kayı ile Karaöyük’ün arası iki mil kadardı. Karaöyük’ü, Sultan Aliyyüddin’in Yunt bendesi mamur etmişti. Çepni boyunun ulularından  Gevherveş de üç komşusuyla bu Yunt-bende’yi  Sulucakaraöyük’e getirmişti. Yunt-bende, orda öldü, oranın mezarlığına gömüldü. O vakit, o civarda bilgin olarak yalnız Yunus Mukri vardı. Hatta Gevherveş’in yakınlarından biri ölmüştü. Yunus Mukri de tesadüf    bu ya, evinde yoktu, bir iş için bir yere gitmişti. Ölüyü üç gün gömmediler. Nihayet Yunus Mukri geldi de ölü gömüldü. Gevherveş, bunun üzerine Yunus Mukri’ye yalvardı, biz, siz olmadan bir iş yapamıyoruz,lutfet de burda bizimle otur dedi.Yunus Mukri, Gevherveş’in bu sözleri üzerine Konya’ya gitti, Sultan Aliyyüddin’e kendisini ttı, Sulucakaraöyük’ü yurt olarak vermesini istedi. Sultan Aliyyüddin, orasını Yunus Mukri’ye yurt olarak verdi.Yunus Mukri beratını alıp köye geldi,yerleşti, bir müddet sonra da öldü.
Yunus Mukri’nin, İbrahim, Süleyman, Saru İdris adında dört oğlu kaldı. İdris, babası gibi bilgin üstün bir kişiydi. Saru da okumuştu,fakat ikisi, okuma yazma bilmezdi. İdris’in ahiret Hatunlarından bir ısı vardı. Adına Kutlu Melek derlerdi, aynı zamanda kendisini sayıp ağırlarlar, Kadıncık diye hitap ederlerdi. Yunus Mukri’nin ölümünden sonra oğulları, evleriyle barklarıyla Kayı’dan göçüp Sulucakaraöyük’e geldiler (Gölpınarlı, 1995: 26-27).”
Çepni boyunun düşünce dünyasının çerçevesini belirlerken önem taşıyan bir diğer ölçüt, Alevi-Bektaşi kültürü içerisinde son derece önem taşıyan karizmatik bir Türkmen dedesi olan Sarı Saltık ile Çepniler arasındaki diyaloğu teması dile getiren değerlendirmelerdir. Sarı Saltık Çepni boyunun adı 1263 yılında Dobruca yöresinde yaşanan Türkmen iskanı ile beraber anılmaktadır. Prof. Dr. Z. V. Togan, bu süreç diyalog ile ilgili şu değerlendirmeleri yapmaktadır:
“Anadolu’dan dahi Sarı Saltık ismindeki şeyhi de, 1263 yılında .000 hane kadar Türkmen ailesi (belki de çoğu Çepniler) ile birlikte Kırım Dobruca’ya yani Şehzade Nogay’ın bulunduğu yerlere gidip yerleşti İslamiyet’in neşri uğrunda çalıştı (Togan, 1981: 268).”
Alevi-Bektaşi sözlü kültüründe Güvenç Sarı Saltık’ın musahip kardeş oldukları iki erenin adıyla anılan Alevi inanç ocaklarının birbirleriyle musahip ocak oldukları belirtilmektedir. Yapılan saha çalışmaları bağlamında sözlü yazılı bilgiler değerlendirildiğinde Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenlerinin inanç evrenlerini belirleyen   iki karizmatik Türkmen dedesi şımıza çıkmaktadır. Bu iki eren, Güvenç Sarı Saltık’tır. Bu bağlamda Hacı Bektaş Veli düşüncesinin Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenlerine  ulaştırılmasında Güvenç Sarı Saltık’ın aynı misyonu taşıdıkları, Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenlerinin sosyal düşünsel tarihlerinde aynı oranda kalıcı izler bıraktıkları görülmektedir.
Çepnilerin Hacı Bektaş Veli Sarı Saltık ile temaslarını, diyaloglarını dile getiren bu değerlendirmeler, Çepnilerin  düşünsel dünyasında Alevi-Bektaşi düşüncesinin önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir. Yapılan bu açıklamalar ışığında Güvenç , Karadeniz Bölgesinin Türkleşme İslâmlaşma sürecinde Çepni boyunun manevi önderlerinden biri olarak şımıza çıkmaktadır. 2005 yılında yapılan saha çalışmaları ışığında tarihsel yurtları Harşit Vadisi, Kürtün yöresi olup zaman içinde buradan göçle farklı coğrafyalara dağılan Düzce ili Gölyaka ilçesi Yunusefendi  köyü; İzmit ili Kandıra ilçesi Ballar köyü; Trabzon ili Akçaabat ilçesi Eskiköy ili Kürtün ilçesi Taşlıca köyü gibi yerleşim birimlerinde yerleşik topluluklarda Çepni kimliği ile Alevi-Bektaşi kimliğinin Güvenç Ocağı aidiyeti ile beraber devam ettiği tespit edilmiştir. Böylece çoğu araştırmacının Balıkesir tarafındaki Çepniler tamamen Alevi oldukları hâlde, Trabzon taraflarında Harşit Deresi boyundaki Çepni köylüleri külliyen Aleviliği unutmuşlardır (Eröz, 1990: 22) şeklindeki değerlendirmeleri geçerliliğini yitirmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda ili, Kürtün ilçesi, Taşlıca köyünün Güvenç Ocağı’nın tarihsel merkezi olduğu tespit edilmiştir. Kürtün yöresinin Türkleşmesi sürecinde tarihsel kişilik olarak Güvenç ’ın adı yöre insanının toplumsal belleğinde günümüzde de önemini korumaktadır. Kürtün yöresinin en önemli yaylası Güvendi Yaylası olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca Güvendi Yaylası’nda asıl kabri Hacı Bektaş Veli Zaviyesi’nde bulunan Güvenç ’ın bir de makam mezarı yer almaktadır. Kürtün’de her yıl Güvenç , Güvendi Yaylası törenleri ile anılmaktadır. Kürtün yöresi Çepnileri içerisinde sadece Taşlıca köyü Çepnilerinde Alevi-Bektaşi kimlik Güvenç Ocağı aidiyeti ile beraber devam etmektedir. Taşlıca Köyü, Güvenç Ocağı’nın tarihsel merkezi, dede ocak köyü olarak yüzyıllarca bu misyonunu sürdürmüştür. Günümüzde de Taşlıca Köyü Alevileri arasında Güvenç Dede eşi Topal Emine Ana’nın adı sıklıkla anılmakta ikisi ile ilgili sözlü menkıbeler anlatıla gelmektedir. Güvenç Ocağı’na ait şecere daha birçok tarihi belge Taşlıca köyünde yerleşik Güvenç Ocağı’nın son dönem dedelerinden olup 1990’lı yıllarda vefat eden İlyas Güvendi(Küçük İlyas Halife)’nin ailesi tarafından korunmaktadır. Özellikle Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Düzce, Zonguldak, İzmit illerinde yerleşik Güvenç Ocağı dedeleri de asıl yurtlarının ocak köylerinin Taşlıca Köyü olduğunu belirtmektedirler. Özellikle Eskiköy, Yunusefendi, Ballar Köylerinde yerleşik Güvenç Ocaklıları 19. yy. ın son çeyreği içerisinde bugünkü yerleşik oldukları yerleşim birimlerine Kürtün, Harşit Vadisi yöresinden göç ile gelerek yerleşmişlerdir.
Güvenç Ocağı’nı inanç ritüelleri açısından değerlendirecek olursak, Güvenç Ocağı, Erdebil Süreğini kabul eden, tarık (erkan) ile ayin-i cemlerini yapan musahipliği ocak talipliğinin temeli kabul eden bir ocaktır. Ordu, Samsun, Zonguldak illerinde yerleşik Güvenç Ocaklıların da ise tarık (erkan) uygulaması yerine pençe-i ali-i  aba uygulaması alınmakta müsahiplik kurumu ocak talipliğinin başlangıcı sayılmaktadır. Trabzon, , Düzce, İzmit illerinde yerleşik Güvenç ocaklılarında tarık (erkân) geleneği, müsahiplik ritüeliyle beraber devam etmektedir. Özellikle Yunusefendi, Eskiköy, Ballar köylerinde ayin-i pratikleri düzenli olarak devam etmektedir. Bu üç yerleşim biriminde âşıklık geleneği, nefes, deyiş kültürü canlılığını korumaktadır. Yunusefendi, Eskiköy Ballar köylerinde uzun dönemden beri cemevleri bulunmakta olup bu cemevleri köylülerin kültürel bağlarını devamında birincil önemde sosyal birimler olarak şımıza çıkmaktadır. Özellikle Yunusefendi köyünde ayin-i cemlerde müsahiplik kurumu, tarık (erkân) geleneği on iki hizmet ritüelleri tüm otantikliğini koruyarak devam ettirilmektedir. Yunusefendi köyünde ayin-i cemlerde gerçekleştirilen el hizmeti, katar çekme, semah ritüelleri, Alevi-Bektaşi inanç ritüellerinin temellendirilmesi mlanması açısından son derece önem taşımaktadır. Nevruz, Muharrem Orucu uygulamaları düzenli olarak devam ettirilmektedir. Yunusefendi, Eskiköy Ballar köylerinde gözlemlenen Dede-Halife-Çelebi Postnişin yapılanışı Güvenç Ocağı içerisindeki yetki piramidi açısından önemlidir. Yunusefendi, Eskiköy Ballar köylerinde talip grup içerisinden seçilerek görevlendirilmiş dedeler vardır. Bu dedeler köyün ayin-i hizmetlerini düzenli olarak yönetirler.Bu dedelerin bir üst makamında Halife olarak mlanan Güvenç Ocağı dedeleri yer alır. Güvenç Ocağı dedeleri her yıl bu köyleri düzenli olarak ziyaret ederler.Güvenç Ocağı dedelerinin bir üst makamında da Efendi  olarak mlanan Hacı Bektaş Çelebi Postnişini bulunur. Yunusefendi, Eskiköy Ballar köyleri Güvenç ocaklarına ait bu yetki piramidi genel anlamda Alevi ocak hiyerarşisini örneklemesi açısından önemlidir.
Sonuç
Oğuzların önemli bir boyu olan Çepniler’in düşünsel nda Türkmen dedesi Güvenç ’ın etkisi büyüktür. Alevi-Bektaşi düşüncesinin Çepni Türkmenleri içerisindeki yeri tespit edilirken daha çok Balıkesir, Manisa, İzmir illeri köylerinde yerleşik olan Köse Süleyman Ocağı’na bağlı onlarca Alevi-Bektaşi Çepni köyü örnek verilmektedir. Günümüze kadar yapılan çalışmalardaki genel tez; Karadeniz Çepni Türkmenlerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin görülmediği şeklindedir. Fakat Düzce, İzmit, , Trabzon illerine bağlı Çepni kimlikli köylerde yapılan saha çalışmalarında bu köylerde Çepni kimliğinin, Alevi-Bektaşi kültürü Güvenç Ocağı mensubiyetiyle beraber devam ettiği tespit edilmiştir.
Yeni bilimsel çalışmalarla Balıkesir, Manisa, İzmir köylerinde yerleşik Köse Süleyman Ocağı mensubu Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenleri ile Karadeniz Bölgesi’nde yerleşik Güvenç Ocağı mensubu Alevi-Bektaşi Çepni Türkmenleri hakkında şılaştırmalı olarak yapılacak sosyolojik, sosyal-antropolojik çalışmalar kültür tarihi ile ilgili yeni bilgiler açılımlar kazanılmasını sağlayacaktır.

KAYNAKLAR
ALTINOK, Baki Yaşa, 2003, “Hacı Bektaş Veli Hakkında Yazılmış Bir Menakıbname Bu Menakıbnamede Belirtilen Anadolu’daki Alevi Ocakları”, Gazi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Ankara.
ERÖZ, Mehmet; 1990, ’de Bektaşilik, Ankara.
GÖLPINARLI, Abdülbaki; 1995,  Vilayet-name, İstanbul.
LAROUSSE BÜYÜK, 1986, Çepniler,  Cilt : 17, İstanbul.
NOYAN, Bedri; 1996, Hacı Bektaş-ı Veli Manzum Vilayetnamesi, İstanbul.
SÜMER, Faruk; 1992, Çepniler, İstanbul.
TOGAN, Zeki Velidi; 1981, Umumi Tarihine Giriş, İstanbul.
TURAN, Osman; 1969, Selçuklular Tarihi - İslam Medeniyeti, İstanbul.

Not: 35. SAYI - Guz 2005

122370.jpgÇatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor. En çok, ın, kalça, baldırlar göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli değişimleri, hamilelik gibi durumlar oluyor. Peki, bu çatlaklar her hamile kadında ya da her alıp-vermiş kadında görülmüyor?

İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız çatlakların oluşma olasılığında çok etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın. Read the rest of this entry »

Sigarayı bırak, riskini azalt
’de her yıl sigaraya bağlı kanserinde yüzde 6 artış yaşanıyor.

Sigara , borusu, boyun, pankreas, mesane, , böbrek, mide kan kanserine yol açıyor. Sigaradan dünyada her yıl 4 milyon, ’de ise 110 bin kişi ölüyor.

Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Murat Tuncer, 1-7 Nisan Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, kanserin başlıca nedeni olan sigara konusunda vatandaşları uyardı. Dünyada en önemli halk sağlığı sorunu olarak kabul edilen kanserin, ’de gerçekleşen ölümlerde, -damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer aldığını belirten Tuncer, ’de özellikle yoğun sigara tüketiminin yol açtığı vakalarının önemli sorunu olduğunu vurguladı.
Sigaranın , borusu, boyun, pankreas, mesane, , böbrek, mide kan kanserine yol açtığını ifade eden Tuncer, sigaradan dünyada her yıl 4 milyon, ’de ise 110 bin kişinin öldüğüne dikkati çekti.
Sigaraya şı savaşın kanserlerin yüzde 40’ını yok edeceğini vurgulayan Tuncer, “Kanserle savaş konusunda halkımızdan bekliyoruz. Sigaradan uzak durun, riskini azaltın” dedi.
’de sigara bırakma oranının çok düşük olduğunu kaydeden Tuncer, sigaraya başlama yaşının ’de 9-10’lu yaşlara kadar indiğine işaret etti.

AKCİĞER İNDE ARTIŞ
’de her yıl kanserinde yüzde 6 oranında artış görüldüğünü belirten Tuncer, son 5 yıldaki kanseri vaka sayısı incelendiğinde, sayısının yüz binde 62’den yüz binde 83’e çıktığını bildirdi. Tuncer, ’de diğer hastalıklardan ölümlerin azalması, yaşam süresinin uzaması, sigara tüketimi, yanlış beslenme gibi nedenlerle kansere yakalanma riskinin de arttığını kaydetti.
Avrupa ülkelerine oranla ’de kansere yakalanma yaşının her yıl daha da genç yaşa indiğini ifade eden Tuncer, ’de, bugüne kadar kansere yakalanmış, kanseri yenmiş veya devam eden yaklaşık 700 bin bulunduğunun tahmin edildiğini söyledi.

ŞİŞMANLAR 2 KAT RİSK ALTINDA
Kadınlar erkeklerde görülen vakalarının yüzde 35’inin beslenmeye bağlı olduğuna işaret eden Tuncer, şişman kişilerde, riskinin iki kat daha fazla olduğuna dikkati çekti. Tuncer, kanserden için beslenme konusunda şu larda bulundu:
* Hayvansal yağ tüketimini azaltın, az yağlı, bol lifli beslenmealışkanlığını benimseyin,
* Kepek, yulaf gibi liften zengin besinlerin tercih edin,
* Bol miktarda sebze-meyve tüketin, kırmızı et yerine tavuk, veya kuru baklagiller yiyin,
* Yemekleri kızartma yöntemi yerine haşlayın veya buharda pi,
* Katkılı yiyecekler yerine doğal besinleri tercih edin.
Tuncer, kanserle mücadelede, güvenli su kullanımı, hava kirliliği radyasyondan korunmanın da önemli olduğunu kaydetti.

?

, günümüzün en önemli sorunlarından birisi. Sık görülmesi öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.

- Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması yayılması olarak mlanan kanserin sebebi, , korunma yöntemleri…

 Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan , son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi.

Kanserin sebebi ?

Çevresel içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.

Hangi organlarda olur?
tek bir olmayıp, vücuttaki tüm doku organlarda gelişebilir.

İyi huylu kötü huylu tümör ne demektir?
İyi huylu tümörler değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da ise komşu organ dokulara yayıldığı gibi, lenf kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.

  ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?
Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin edilir.

Kanserden mümkün mü?
Sigara kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü büyük.

Kanserden korunabilirsiniz?
Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden mümkün.
Sigara tütün kullanımından kaçınmak:
Sigara tütün ürünlerinin kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu (larinks), borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz.
Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara şı risk altında bulunur.
Beslenme :
Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, yapılması ideal ağırlığın korunması, tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.
Güneş ışınlarından korunma:
Bazal skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.

Erken tanı işe yarar mı?
Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri taramalar ile erken tanı mümkün. Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden şansı da yükseliyor. Buradan hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.
Erken tanı için bazı öneriler:
Meme kanseri:
40 yaş üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi mamografi yaptırmalı. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalı.
Kalın Bağırsak Kanserleri:
50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi bağırsak filmi çekilebilir. (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)
Rahim kanserleri:
Cinsel olarak aktif olanlar 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.
kanseri:
50 yaş üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi PSA ( spesifik antijen testi) yaptırmalı.

Kanserin başlıca belirti bulguları nelerdir?
Kanserin belirti bulguları köken aldığı doku organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti bulgu vermeden kontrol muayenelerinde sı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
* Dışkılama idrar alışkanlıklarında değişiklikler
* Uzun süren, iyileşmeyen yaralar
* Beklenmeyen kanama akıntılar
* Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler
* Yutma güçlüğü veya hazımsızlık
* Siğil benlerde belirgin değişiklik
* Uzun süren kısıklığı öksürük

Bu bulgular her zaman demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. bulaşıcı bir olmayıp, erken mümkün bir grubudur.

edilir?

Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca yöntemleridir.

Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?
Tüm türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan gibi bazı faktörler şansını doğrudan etkiler.


KAYNAK: Araştırma Savaş Kurumu

 


# Download

script sitesinde böyle bişey var diyorsanız;

TTNET”in yapmıs oldugu Ucuz kampanyası sonrasında, eline her klavye alan googleda ilk Trojan taglarını aratıyo günümüzde de warez olarak birçok trojan, keyloger tarzı log gönderen programlar oldugundan bununla beraber bu saygıdeğer heykır abilerimizin Ali Oğlu Veli diye, iştah açıcı scriptlerin içine entegre ettikleri trojanlerden amacıyla böyle bişeye gerek duydum. Malumunuz cogu antivirüsler turşu çıkıyor, undected programlarda.. Kesin Garantili bi çözüm yoludur. Halk arasında SANAL KLAVYE diyede geçebilir