A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
· erotofobi: cinsellik korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
· kanserofobi: kanser olmaktan korkma
· kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt araçlarından korkma
· orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
· patofobi: hasta olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma
AGORAFOBİ Açık yer yada kalabalık korkusu
AİLUROFOBİ Kedilerden korkma
AKLUOFOBİ Karanlıktan korkma
AKROFOBİ Yüksek yerlerden korkma
AKUSTİKOFOBİ Belirli seslerden korkma
ALGOFOBİ Acı çekmekten korkma
AMATOFOBİ Toz korkusu
ANTLOFOBİ Sel korkusu
ARAKNOFOBİ Örümceklerden korkma
BELONEFOBİ İğnelerden korkma
BİBLİYOFOBİ Kitaplardan korkma
DENTOFOBİ Dişçiden korkma
EİSOPTROFOBİ Aynalardan korkma
ELEKTROFOBİ Elektrikten korkma
FARMAKOFOBİ İlaçlardan korkma
FAZMAFOBİ Hayaletlerden korkma
FEBRİFOBİ Yüksek ateşten korkma
FİLOFOBİ Aşık olmaktan korkma
FOBOFOBİ Korkmaktan korkma
FOTOFOBİ Işıklardan korkma
GAMETOFOBİ Evlenmekten korkma
HELYOFOBİ Güneşten korkma
HİPEGİYAFOBİ Sorumluluktan korkma
HİPNOFOBİ Uyumaktan korkma
İHTİYOFOBİ Balıklardan korkma
KARNOFOBİ Etten korkma
KİNOFOBİ Köpeklerden korkma
KLOSTROFOBİ Kapalı yer korkusu
KOULROFOBİ Palyançolardan korkma
KSENOFOBİ Yabancılardan korkma
LİMNOFOBİ Göllerden korkma
MANYOFOBİ Delirmekten korkma
MEKANOFOBİ Makinalardan korkma
MİZOFOBİ Kirlilikten korkma
MONOFOBİ Yalnızlıktan korkma
NELOFOBİ Camdan korkma
NİKTOFOBİ Geceden korkma
PANTOFOBİ Her şeyden korkma
PAPİROFOBİ Kağıttan korkma
PEDOFOBİ Çocuklardan korkma
PİROFOBİ Ateşten korkma
POLİTİKOFOBİ Politikacılardan korkma
PUPAFOBİ Kuklalardan korkma
SELONOFOBİ Aydan korkma
SİDEROFOBİ Yıldızlardan korkma
SKİOFOBİ Gölgelerden korkma
TAKOFOBİ Yüksek hızdan korkma
TANATOFOBİ Ölümden korkma
TERMOFOBİ Isıdan korkma
TRİSKAİDEKAFOBİ 13 Sayısından korkma
ZELOFOBİ Kıskançlıktan korkma
Eğitim Süresi ve Okutulan Dersler
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde yürütülen lisans eğitimi, İngilizce hazırlık sınıfı dışında 4 yıldır. İlk iki yılda, ağırlıklı olarak, temel mühendislik ve temel bilgisayar mühendisliği dersleri yer almaktadır. Sonraki iki yılda ise, zorunlu olarak bilgisayar mühendisliği ile ilgili alınması gereken dersler dışında, öğrencilerin yazılım veya donanım konularına veya bilgisayar mühendisliğinin değişik alanlarına yönlenebilmelerini sağlamak amacı ile, teknik seçmeli dersler konulmuştur. Ayrıca, bilgisayar mühendisleri için gerekebilecek, teknik olmayan yararlı seçimlik dersler de vardır. Mezunların, bilgisayar mühendisliğinin değişik alanlarında çalıştıkları göz önüne alınırsa, teknik seçmeli derslerde yapılacak doğru seçimin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Bölümde okuyan öğrencilerin eğitim masraflarını, bilgisayar, bilgisayar parçaları, bilgisayar tüketim malzemeleri, kitap ve kırtasiye harcamaları oluşturmaktadır.
Mezunların Kazandıkları Unvan ve Yaptıkları İşler
Lisans eğitimi sonunda başarılı olan öğrencilere “Bilgisayar Mühendisi” diploması verilir. Bölüm mezunları, sistem çözümleyici, uygulama programcısı,genellikle bilgi işlem merkezlerinde yönetmen, kurucu ve yönetici mühendis, veri tabanı yönetmeni, bilgisayar destekli endüstriyel sistemlerin tasarımı ve gerçekleştiriminde araştırma geliştirme mühendisi gibi görevler alabilirler. Ayrıca, üniversitelerde Öğretim Elemanı olarak akademik olarak ilerlerken eğitim ve öğretime katkıda bulunup, bilimsel çalışma ve araştırma yapma şansını da elde edebilirler. Bilgisayar mühendislerinin kazandıkları bazı makamlar ve bu makamlarda yaptıkları görevler şunlardır :
Ağ Tasarımcısı (Communications Analyst)
Veri nakleden ağları planlar, tasarlar ve kurar. Sistemin ağ yapısıyla ilgili konularda diğer sistem çözümleyici ve tasarımcılarına yardımcı olur. Halen yürürlükte olan ve planlanmış ağların kullanımını inceler ve yeterli kapasitenin ve yeteneğin sağlanması için gerekli hatlar ve yapılanma konusunda, yönetime, geliştirme ve değiştirme konularında öneriler götürür. Ağ kullanımını ve verilen hizmeti denetler ve iyileştirme için düzenlemeler yapar.
Bilgisayar Güvenlik Yöneticisi (Computer Security Manager)
Kuruluşun bilgisayarlarına ilişkin güvenlik gereksinimlerini belirler. Bu gereksinimleri karşılayacak sistemlerin tasarımını yapar ve uygulamaya sokar. Ayrıca, güvenlik standartları oluşturarak, kuruluş içinde bütünlüğü sağlamayı hedefler. Oluşturulan bilgisayar güvenlik mekanizmalarını sürekli denetler, güvenliğini tehdit eden davranışları belirler ve sorumlularını tespit eder.
Bilgi İşlem Merkezi Yöneticisi (Manager of Data Processing)
Kuruluşun tüm bilgi işlem çalışmalarını planlar ve yönetir. Bilgi işlem hizmetleri, geliştirme ve işletim çalışmalarını yönetir. Bilgi işlem hizmetlerini yapan uç kullanıcılarla iş birliği yaparak, kuruluşun çalışmalarını geliştirmesine destek verir. Kullanılan yöntem ve tekniklerin geliştirilmesini veya yenilerinin kullanılmasını sağlar. Bilgi işlem kaynaklarını gereken biçimde yönlendirerek, kullanıcılara verilen hizmeti etkin hale getirir.
Sistem Çözümleyicisi (System Analyst)
Bilgi işlem sistemlerini geliştirmek ve değiştirmek için bilgi toplar ve analiz eder. Bu tür sistemleri tasarlar, tanımlar, yöntemleri belirler ve kurulmasını gerçekleştirir. Çalışmakta olan sistemleri değerlendirir ve geliştirilmeleri için önerilerde bulunur.
Sistem Değerlendirmecisi (Systems Evaluator and Configurator)
Donanım ve yazılım performansını izleyen, ölçen ve değerlendiren bir yöntem hazırlar ve uygular. O anki ve gelecekteki kullanımı daha etkin yapmak için yapıda (konfigürasyon) kısa ve uzun dönem için değişiklikler planlar. Yeni donanım ve yazılımın seçimi için çalışmalar, denemeler öneriler yapar.
Sistem Programcısı(Systems Programmer)
Bilgisayarın sistem yazılımını tasarlar, programlar ve bakımını yapar. Kuruluş için gerekli optimum yapıya karar verir ve yapımcı firma tarafından verilen yazılımı inceler. Yapımcının yazılımda yaptığı değişiklikleri ve gelişmeleri inceler, bunların mevcut işletim sistemleri, sistem tasarımı, programlama ve işletme yöntemlerine etkilerini saptar. Kuruluşun örnek sistem deneme takımına gerekli bakımı yapar, yeni ya da değiştirilmiş yazılımı kurmadan önce bu sistemi deneme takımı ile dener. Sistem yazılımının kullanımı ve uygulama programlarına bağlantısı konularında sistem çözümleyicilere ve programcılara yol gösterir.
Sistem Tasarımcısı(System Designer)
Sistem Çözümleyicisinin tanımladığı gereksinmeleri mantıksal, ekonomik ve pratik sistem tasarımlarına dönüştürür. İlgili programların yazılabilmesi için gerekli ayrıntılı spesifikasyonları hazırlar. Bu spesifikasyonlar şunları içerir :
Sistem bağlantılarını, bilginin akışını, ve gerekli kaynakları gösteren iş akış şemaları,
Sistemin her bölümü için giriş, işlem ve çıkış işlemlerinin nasıl yapılacağını belirleyen belgeler,Giriş, dizi ve çıkış yapıları.
Standartlar ve Yöntemler Denetleyicisi (Standarts and Methods Controller)
Bir yöntemler ve performans standartları ve yönetmelikleri sistemi geliştirir ve uygular. Gerekli standartlara uygunlukları saptamak için işletim performansını ve çıktıları denetler, buna göre standart ve yönetmeliklerde gerekebilecek gelişmeleri saptar. Önerilen donanım, yazılım ve uygulamaları inceleyerek etkilerini değerlendirir, yeni standart gereksinmelerini saptar.
Uç Kullanıcı Desteği Uzmanı (End User Services Specialist)
Kuruluştaki bilgi işlem merkezi dışındaki bilgi işlem hizmetleri kullanıcılarını eğitir. Uç kullanıcılara, ihtiyaç duydukları desteği sağlar. Onların, bilgi işlem hizmetlerinden planlandığı biçimde yararlanmaları için gereken işlemleri yapar ve sorunlarını çözer. Uç kullanıcıların hiç değilse basit uygulama sorunlarını kendi kendilerine çözecek düzeye gelmelerini sağlar. Uç kullanıcıların kullanım sorunlarını çözemediği zamanlarda, bunları bilgi işlem merkezi ilgililerine aktarır ve çözümün bulunmasını sağlar.
Uygulama Programcısı(Applications Programmer)
Program mantığını tasarlar ve dener, programları yazar ve işletmeye hazır hale getirir. Bilgiyi işlemek için gerekli olan program akış şemalarını ve alt programları hazırlar. Dizi ve kütük gereksinmelerinin belirlenmesi için sistem tasarımcısına yardımcı olur. Belirlenmiş programlama standartlarına göre,programlama ile ilgili işlerin tümünü yapar. Tamamlanmış olan programların işlemesini ve diğer programlara bağlantısını kontrol eder.
Veri Tabanı Yöneticisi(Database Administrator)
Kuruluşun veritabanını tasarlar, bakımını yapar ve denetler. Veri tabanının standartlarını saptar ve bunlara uyulmasını sağlar. Yeni ya da değiştirilmiş sistemlerin bilgi gereksinmelerini inceler ve veri tabanı spesifikasyonlarını geliştirir. Bilgi organizasyonu, erişim ve denetim için tanımlamalar yapar ve ilgililere bildirir. Veritabanının yapısı/bakımı için spesifikasyonlar geliştirir; bütünlüğü ve gizliliği sağlamak için denetimler koyar; bunlara uyulmasını sağlar.
Çalışma Alanları, İş Bulma ve Kazanç İmkanı
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunlarının, yönetim, eğitim, endüstri, ticaret ve hizmet alanlarında faaliyet gösteren çeşitli kamu kuruluşları ile özel kuruluşlarda, bankalarda, üniversitelerde, bilgisayar donanımı üreten ve pazarlayan firmalarda çalışma olanakları vardır. E.Ü. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü mezunları, edinmiş oldukları bilgi ve tecrübe ile, İzmir’de, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde (özellikle İstanbul’da) ve yurtdışında, kısa sürede yüksek ücretlerle iş bulabilmektedirler.
Son yıllarda mezunlarımız araştırma kurumlarında ve şirketlerin AR-GE bölümlerinde yapay zeka, yapay sinir ağları, bilgisayar grafikleri, görüntü işleme, gömülü sistem programlama, mobil oyun programlama, veri madenciliği gibi bilgisayar mühendisliğinin araştırma ve uygulama alanlarında da değişik ünvanlarla görev almaya başlamışlardır. Bilgi teknolojilerinin ve ilgili diğer teknolojilerin gelişimi ile beraber çalışma alanları da çeşitlenmektedir.
Jean de La Fontaine
Doğumu 8 Temmuz 1621
Fransa/Château-Thierry Ölümü 13 Nisan 1695
Fransa / Paris
Jean de La Fontaine (okunuşu Lafonten) (d. 8 Temmuz 1621Château-Thierry - ö. 13 Nisan 1695 Paris) Fransız şair ve yazar.
Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Pariste kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi ise de kiliseden ayrıldı. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır.
1673 senesinde Madam de la Sablièrenin himayesine girerek burada ilimfelsefeciler ve yazarlarla tanıştı. İlk masallarını burada yazdı. Çağdaşları, La Fontainei bir masal yazarı olarak görüyorlardı. Halbuki La Fontaine, yazdığı masallarda Dede Korkut masallarındaki uslupla hayvanlaraahlaki karakterler vererek onların şahıslarında bazı insan karakterlerini tenkidahlak dersi vermiştir. Buna edebiyatta teşhis ve intak sanatı denir. La Fontainein bu hususiyeti çok geç fark edilmiştir. Eserlerinde sadelik ve açıklık görülür. Konuşma şeklinde akıcı şiirleri, hayvanlar üzerinde tenkitleri, incitmeden iğneleme usulleri ile Fransız edebiyatına büyük eserler kazandırmıştır. adamları, etmiş, bir
La Fontaine masallarındaki konular, şark klasiklerinden alınmadır. La Fontaineden çok önceleri yazılmış Beydebanın Kelile ve Dimne eserindeki hikayelerin 18 tanesi[1], bu Fransız edebiyatçısı tarafından şiir şeklinde tekrarlanmıştır. Masalları çoğunlukla herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontainein canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini hemen daima hayvanlar arasından seçerse de bazan insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek ve horozdur.
La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hasıl olduğu da bir gerçektir.
Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır. 1668de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir. İkinci cilt 1678de basılan beş kitaptır. En son 1694de bastırdığı üçüncü cilt ise tek kitaptan ibarettir.
La Fontaine, roman ve piyes de . yazmıştır. Nakaratlı uzunca şiirleri ve şiirlimektupları vardır. Hadım, Gülünç Macera, Floransalı, Büyük Maşrapa, Köy Sevdaları komedi türündeki eserlerindendir. Contes (Kont) isminde şiirlihikayeler eserinden dolayı Fransız Akademisine kabul edildi.13 Nisan 1695te Pariste öldü.
Eserleri birçok dile tercüme edilmiştir. Ancak hiçbir tercüme orijinalindeki sadelik ve çekiciliği verememiştir.
Türkçeye ise, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik . Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir.
Lafonten Kimdir LaFontenin Hayatı
Jean de La Fontaine
Doğumu 8 Temmuz 1621
Fransa/Château-Thierry Ölümü 13 Nisan 1695
Fransa / Paris
Jean de La Fontaine (okunuşu Lafonten) (d. 8 Temmuz 1621Château-Thierry - ö. 13 Nisan 1695 Paris) Fransız şair ve yazar.
Yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Pariste kolejde okudu. Hukuk tahsili yaptı. Papaz yetiştirilmek istenildi ise de kiliseden ayrıldı. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır.
1673 senesinde Madam de la Sablièrenin himayesine girerek burada ilimfelsefeciler ve yazarlarla tanıştı. İlk masallarını burada . yazdı. Çağdaşları, La Fontainei . bir masal yazarı olarak görüyorlardı. Halbuki La Fontaine, yazdığı masallarda Dede Korkut masallarındaki uslupla hayvanlaraahlaki karakterler vererek onların şahıslarında bazı insan karakterlerini tenkidahlak dersi vermiştir. Buna edebiyatta teşhis ve intak sanatı denir. La Fontainein bu hususiyeti çok geç fark edilmiştir. Eserlerinde sadelik ve açıklık görülür. . Konuşma şeklinde akıcı şiirleri, hayvanlar . üzerinde tenkitleri, incitmeden iğneleme usulleri ile Fransız edebiyatına büyük eserler kazandırmıştır. adamları, etmiş, bir
La Fontaine masallarındaki konular, şark klasiklerinden alınmadır. La Fontaineden çok önceleri yazılmış Beydebanın Kelile ve Dimne eserindeki hikayelerin 18 tanesi[1], bu Fransız edebiyatçısı tarafından şiir şeklinde tekrarlanmıştır. Masalları çoğunlukla . herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontainein . canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini hemen daima hayvanlar arasından seçerse de bazan insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek ve horozdur.
La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hasıl olduğu da bir gerçektir.
Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır. 1668de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir. İkinci cilt 1678de basılan beş kitaptır. En son 1694de bastırdığı üçüncü cilt ise tek kitaptan ibarettir.
La Fontaine, roman ve piyes de yazmıştır. Nakaratlı uzunca şiirleri ve şiirlimektupları vardır. Hadım, Gülünç Macera, Floransalı, Büyük Maşrapa, Köy Sevdaları komedi türündeki eserlerindendir. Contes (Kont) isminde şiirlihikayeler eserinden dolayı Fransız Akademisine kabul edildi.13 Nisan 1695te Pariste öldü.
Eserleri birçok dile tercüme edilmiştir. Ancak hiçbir tercüme orijinalindeki sadelik ve çekiciliği verememiştir.
Türkçeye ise, Recaizade Mahmut Ekrem, Tevfik Fikret ve Orhan Veli Kanık tarafından çevrilmiştir.
Selülitlerinizle başınız daha doğrusu bacaklarınız dertte mi ?Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor
10 limonun suyu,20 aspirin,limonun suyu kadar susam yağı.
Bu karışımı iyice karıştırıp sorunlu bölgelere sürün, biraz emdikden sonra yarım saat sorunlu bölgeleri çalıştıracak şekilde spor yapın ya da yürüyün
CİLT ÜRÜNLERİNİ EVDE HAZIRLAMAK
Filika Yayınevi’nden çıkan “Meslek Sırlarım” adlı kitapta Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor. İşte kitaptan bazı formüller…Temizleme sütü formülleriYüzdeki gözeneklere dolan kirleri, makyajı, cildin doğal yapısını bozmadan temizlemek gerekir. Bunun da en kolay ve ucuz yolu; evimizde hazırlayacağımız doğal malzemelerden oluşan karışımlardır. Temizleme sütünü, parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.
* Salatalıklı temizleme sütü
Bir adet salatalık, 25 gr. badem yağı. Uygulama: İyice yıkanan salatalık kabukları soyulmadan rendelenir. 15 dakika kaynatılır ve süzülür. Üzerine badem yağı ilave edildikten sonra cilt silinir. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.)
* Sütlü temizleme kremi Malzeme:
500 gram inek sütü, 500 gram saf alkol. Uygulama: Süt kaynatılmadan saf alkolle karıştırılır ve cilt bu karışımla silinir. Karışımın lekeleri de azaltan özelliği vardır. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.* Papatyalı temizleme sütü Malzeme:
Bir kahve fincanı yağlı süt, iki çorba kaşığı sarı papatya. Uygulama: İçine su konulan bir tencerenin üzerine başka bir tencere konur. Malzemeler üstteki tencerede karıştırılıp, kısık ateşte ısıtılır. Sütün üzerinde kaymak oluşmadan, ocaktan alınıp, iki saat dinlendirilir. Karışım süzüldükten sonra, cilt silinir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede, buzdolabında bir hafta muhafaza edilir.
Tonik formülleri
Toniğin içindeki bitkiler cildin rahatlamasını sağladığından, toniklemenin ardından yapacağınız masajın etkisi de artacaktır. Hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra cildinize maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonra nemlendiricinizi uygulayabilirsiniz.
* Lavantalı tonik Malzeme:
Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu. Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atılır. 15-20 dakika demlenmesi beklenir. Demlendikten sonra temiz bir kaba süzülür. Karışıma yarım kahve fincanı saf alkol eklenir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.
* Papatyalı tonik Malzeme:
Bir tutam papatya, 500 gr. su. Uygulama: Papatya suda pişirilir ve buz kabına boşaltılıp, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Sıkıştırıcı özelliği vardır ve sarkmayı önler.
* Dere otlu tonik Malzeme:
Bir demet dere otu, 25 gram badem yağı, bir şişe maden suyu. Uygulama: Dere otu yıkanıp, mikserde çekilir. Bir kapak badem yağı ve maden suyu ilave edilir. Karışım buz kabına konup, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Cildiniz böylece daha sağlıklı, parlak ve canlı olacaktır. .
- Ellerin kâbesi var, benim Kâbem insandır.
- Okunacak en büyük kitap insandır.
- ·Her ne arar isen kendinde ara.
- ·Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur
- ·Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız!”
- ·Doğruluk dost kapısıdır. Doğruluk karargâhımızdır.
- ·Dosttan gayrı dost aramak, fesâd-ı muhabbet ve butlan-ı (hükümsüz, boş) mârifettir.
- ·Komşu hakkı, Allah hakkıdır.Komşu hakkına dokunulmaz; emanete hıyanet edilmez.
- ·Göze nur gönülden gelir.
- ·İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir; kemâli, işlerinin doğruluğundadır. Yani insanın ziyneti (süsü) ve güzelliği, sözlerinin iyiliğindedir; kemâli de işinin dürüstlüğündedir.
- ·Dini, dili, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
- ·İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
- ·Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
- ·Madde karanlığı, akıl nuru ile; cehalet karanlığı, ilim nuru ile; nefis karanlığı, marifet nuru ile; gönül karanlığı aşk nuru ile aydınlanır.
- ·Akıl aya, ilim yıldıza, marifet güneşe benzer.
- ·Kadınları okutunuz.
- ·İncinsen de incitme.
- ·Düşmanınızın da insan olduğunu unutmayınız.
- ·Kuvvetini zavallıya değil, zalime kullan.
- ·Ara bul!
- ·Her ne arar isen kendinden ara.
- ·Düşünceyi, eylemi, sevgiyi siz, Tanrı’nın tadı biliniz.
- ·Yüreğinin ağırlığıncadır kişinin değeri.
- ·İyi mi olsun karşındaki, sen iyi ol ilkin.
- ·Yalnız bilgelerdir, hem arı olan, hem arıtıcı olan.
- ·Marifet ehlinin ilk makamı edeptir.
- ·Nefsine ağır geleni kimseye tatbik etme.
- ·Nebiler, veliler insanlığa Allah’ın hediyesidir.
- ·Eline, diline, beline sahip ol.
- ·İnsanın olgunluğu, davranışlarının doğruluğundandır.
- ·Delilsiz sözle gıyapta bulunma. Doğru yola gidene veli, eğri yolda gidene deli derler.
- ·Asıl kör, nankörlüktür. İyiliğe karşı kötülük, hayvanlıktır.
- ·İnsanoğlunun en büyük düşmanları yalancılık, nefsine düşkünlük, mal ve mevki hırsı, gıybet, edepsizlik, hıyanet ve Hakk’ı inkardır.
- ·Namahreme bakma, hatır yıkma, başa kakma, dünya için kaygı çekme
- ·Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan.
- ·Biz, dile ve söze değil, öze ve hale bakarız.
- ·Ayağa kalkacaksan, bari hizmet için kalk.
- ·Hamı pişiremezsen, bâri pişmişi ham etme.
- ·Mürşidlik alıcılık değil, vericiliktir.
- ·Bizim semahımız ilahi bir aşktır.
- ·En büyük keramet çalışmaktır.
- ·Çalışmadan geçinenler bizden değildir.
- ·Özünle, sözünle, gözünle işinde ol.
- ·Edep elbisenizi sırtınızdan ölünceye dek çıkartmayınız.
- ·Bizim meclisimizin tarafı yoktur.
- ·Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.
- ·Âlimin sohbeti, cahilin ibadetinden daha faydalıdır.
- ·Âlimlere fikir lâzımdır, dervişlere zikir. Zira ki fikirsiz âlim, seraptır; zikirsiz derviş yapraksız ağaçtır.
- ·Fikirsiz âlim, Nuh’suz gemidir; zikirsiz derviş, ruhsuz kalbidir. Fikirsiz âlim, Tur’suz Musa’dır ve zikirsiz derviş, nursuz kandil-dir.
- ·Fenalardan sakın, temizlerle ülfet (sohbet) et. Çünkü ülfet hem zehirdir, hem panzehirdir.
- ·Marifet güne (güneşe), akıl ay’a, ilim yıldıza benzer. Ve hem ay, gün doğar, dolanır; ilim okunur.
- ·Eğer ilerlemek istiyorsan herkesin önüne atılma.
- ·Merhem ve mum gibi ol, diken olma!
- ·Hiç kimseden sana fenalık gelmesin istersen, fena özlü, fena düşünceli ve fena huylu olma!
- ·Biz olduğumuz gibiyiz ve öyle de olacağız; iki âlemde, bugün de, yarın da.
- ·Ol söz verme, öl sözünden dönme. Her tavlada boşanan, bizim tavlada yer bula; bizim tavladan boşanan, başka tavlada yer bulmaz ola. Gel ha gel, insan ol da öyle gel.
- ·Dört şey, her şeyin en yazığıdır: 1. Güneşe karşı yanan ışık; 2. Görmeyen göze karşı güzel yüz; 3. Çorak toprağa karşı güzel yağmur; 4. Karnı toka karşı hoş bir yemek, ahmaka karşı hak sözü.
- ·Beş şey mutluluğun delilidir: 1. Doğru sözlülük; 2. Güzel ameller; 3. Olgunlaşma için gösterilen çaba; 4. Helalından rızık arama; 5. Hâl ehli dervişlerle sohbet.
- ·İçinde kibir, düşmanlık, cimrilik, kıskançlık, öfke, maskaralık gibi türlü şeytan işi olanlara ne yazık!
- ·Bunlar dışlarında su ile yıkansalar (abdest alsalar) hiç temiz olurlar mı? Şeytana mahsus bu şeylerden biri bile içinde olan bir kimse, ne kadar ibadet ederse etsin, hepsi boşuna olur.
- ·Kendini temizlemeyen başkasını temizleyemez. (Kendisi arı olmadan, başkasını arıtamaz).
- ·İnsanoğluna kâfirden de büyük üç düşman vardır: Birincisi hava vü heves (nefsine düşkünlük), ikincisi dalalet ve kibir (sapkınlık ve kendini beğenmişlik), üçüncüsü yalancılık ve kalleşliktir.
- ·Adem’de değil mi seb-ül mesani, Adem’de değil mi âyet-ül Kürsi?
- ·Sen seni bilirsen yüzün Hüda’dır; sen seni bilmezsen, Hak senden cüdadır.
- - Ara bul !
- - Her ne ararsan kendinde ara!
- - Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
- - Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayın.
- - İncinsen de incitme !
- - Eline, diline, beline sahip ol !
- - Kadınları okutun!
- - Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan!
- - Okunacak en büyük kitap insandır.
- - İnsanın değeri, yüreğinin ağırlığı kadardır.
- - Düşünce, eylem ve sevgi, Tanrı’nın tadıdır.
- - En büyük kerâmet çalışmaktır.
- - Okunacak en büyük kitap insandır.
- - İlim beşikte başlar, mezarda biter.
- - En yüce servet ilimdir.
- - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
- - Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu !
- - Benim Kâbem insandır.
- - Kendine ağır geleni başkasına yapma !
- - Asıl kör, nankördür.
- - Düşmanının bile insan olduğunu unutma !
- - Sürekli olarak mutlu olmak istiyorsan, herkesle dost ol, kimseye kin ve
- haset besleme !
- - Çalışmadan geçinenler bizden değildir.
- - Özünü bilirsen özürden kurtulursun.
- - İnsanın cemâli sözünün güzelliğidir. (İnsan iyi sözlüyse güzeldir, kötü
- sözlüyse çirkindir.)
- - Peygamberler ve Erenler, insanlığa Tanrı’nın hediyesidirler.
- - Doğruluk dost kapısıdır. (Onunla dostlar edinirsin)
- - Dikkat et, lokma seni yemesin, sen lokmayı ye !
- - Mârifet, nefsi silmek değil, bilmektir.
- - Allah ile gönül arasında perde yoktur.
- - Oturduğun yeri pâk et, kazandığın lokmayı hak et.
- - Madde karanlığı, akıl nûru ile; cehâlet karanlığı, ilim nûru ile; nefis
- karanlığı marifet nûru ile;
- gönül karanlığı da aşk nûru ile aydınlanır.
- - Yolumuz ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur.
- - Sen seni bilirsen yüzün Hüdâ’dır; sen seni bilmezsen, Hak senden
- cüdâdır (ayrıdır).
- - Bizim semâhımız, tanrısal bir aşktır.
- - Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz
- konuşuruz.
İnsanlığın pornografik tarihi!
Bir film ya da fotoğraf ‘erotik’ olursa makbuldür. Ama pornografik olursa kabul edilemez. Peki nedir ‘erotik’? Hangi eser ‘pornografi’ kategorisine girer?

Kajuharo tapınağının duvarlarında seks yapan insan figürleri. 
Kadın ve erkek arasındaki cinsellik İslam sanatında da kendisine yer buldu 
Rodin’in bu heykeli şimdi paha biçilmez bir sanat eseri. Acaba o zamanlar bu eser de pornografik olarak mı nitelendirilmişti?
Pornografi; cinsel nesnelerin (ki buna insan vücudunun her kısmı ve bir takım yapay aletler giriyor) cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla, herhangi bir yazılı veya resimli şekilde gösterilmesi ve sergilenmesidir.
(Bu tanım Webster sözlüğünden alınmıştır)
Yani, cinselliğin akla gelebilecek her türlüsünün, imalar ve gölgelerin arkasına saklama gereği duymaksızın açıkça işlenmesidir.
Porn kelimesi Yunanca kökenlidir. Genelev duvarlarına resimler yapan Yunanlılar bu kelimeyi ‘uygunsuz resim’ veya ‘fahişe resmi’ anlamında kullanmaya başladılar.
İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ
İlk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimler arasında hayvanların avlanmasını gösteren resimler kadar insan cinselliğini tasvir eden resimler de bulunuyordu. Antik Yunan ve Roma heykellerinde olduğu kadar toprak kap kacak üstlerinde de cinsellik son derece belirgin şekilde yer almıştı.
Her ne kadar Orta Çağ süresince Kilisenin mutlak hakimiyeti altındaki Batı uygarlığında pornografik materyellerin sergilenmesi uzun süre yasaklanmışsa da, Doğu’da Hint, İran ve Çin gibi zengin uygarlıkların minyatürlerinde ve yazılı eserlerinde cinsellik hiç eksik olmadı.
Pornografinin sinemadaki serüveni!
Bugün için porno sayılabilecek ilk resimler Kama Sutra adındaki seks kitabında yer aldı. Hintliler bu kitaptaki değerli bilgilerin ileriki nesillere aktarılamadan kaybolabileceğinden kadar korktular ki Kajuharo tapınağının duvarlarına seks yapan insanların sayısız figürlerini kazıdılar.
Rönesansla birlikte Avrupa’nın şiirlerinde, romanlarında ve resimlerinde cinsellik ve doğallık tekrar işlenmeye başlandığında Roma ve Yunan uygarlıklarından aktarılmış estetik değerler gözetildi.
Bu eserlerin yaratılış sürecinde zeka ve yaratıcılık gibi değerler hemen fark edildiği için olsa gerek, bunların ‘pornografik’ karakterler taşıdığı asla düşünülmezdi. Estetik değerleri gözeten bir sanatçının elinden çıkma eserle, sokaktaki adamın duvarlara çizdiği ‘vulgar’ şekiller arasındaki ‘estetik fark’ zamanla ‘pornografik’ olanla ‘erotik’ olanı ayırt etmekte kullanılacak bir kavram olarak alındı.
18.Yüzyıl’ın sonundan itibaren başta Fransa ve İtalya olmak üzere porno resimler Avrupa’da yayılmaya başladı. Oyun kartlarında, posterlerde, kartpostallarda vs. bu resimlere rastlamak mümkündü.
Bu tarz pornografik ürünlere ilk muhalefet de 19.Yüzyıl’da başladı. Porno materyel dağıtan insanlar mahkemeye çıkarıldı, para cezaları verildi. Bugün klasik saydığımız Flaubert, Zola ve Baudelaire gibi Fransız edebiyatçıların ‘eserlerinde uygunsuz unsurlara yer verdikleri’ gerekçesiyle kendi zamanlarında mahkemelere düştüğünü belirtmek yerinde olacaktır.
PORNO ENDÜSTRİSİ ORTAYA ÇIKIYOR
Fotoğraf ve sinema sanatının iyice geliştiği 20.Yüzyılda ise ‘görsellik’ artık ressamların ve heykeltıraşların tekelinden çıkmıştı. Fotoğrafın çekmekle yağlıboya bir tablo yapmak arasında fark vardı. Deklanşöre basmak için ressam yeteneğine sahip olmanız gerekmiyordu.
“Fotoğrafçılık bir sanattır” görüşünün yaygınlaşması ‘görselliği ifade etmek’ için estetik yetenek gerekmediği konusunu gündeme getirdi ki, porno ile erotika arasındaki sınırların iyice karmaşıklaşmaya başladığı dönem budur.
20.Yüzyıl’da fotoğraf ve sinema sanatının ortaya çıkmasıyla birlikte pornografinin patlama yaptığını söylemek yanlış olmaz. Çin’de çevrilmeye başlayan ilk filmlerle birlikte kaba bir cinselliğin daha 1910’lu yıllarda Uzak Doğu’da kendine yer bulması, porno kavramının Batı’ya özgü olmadığını kanıtlıyor.
Bkz. Çin’de Kung Fu sinemasını doğuşu
Görsel materyellerin çeşitlenmesi ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle porno endüstrisi de doğmuş oluyordu. İlk başlarda sadece kısıtlı ve seçkin bir zümre arasında izlenebilen cinsel içerikli görsel malzemeler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kitleselleşti.
Bu açıdan bakıldığında video cihazının ortaya çıkmasıyla birlikte bilhassa 1970’lerden itibaren ‘amatör’ pornografinin de gelişmiş ülkelerde boy gösterdiğini görüyoruz. İnternet’in yaygınlaşması, VCD ve DVD teknolojilerinin ucuzlayı gelişmesiyle birlikte günümüzde porno endüstrisi çok yoğun ve yaygın bir konuma ulaşmıştır.
Danimarka 1968’de pornoyu yasallaştıran ilk ülke olurken, Amerika’da porno dalgasını ilk başlatan filmin 1972 tarihli The Deep Throat olduğu kabul edilir.
1980’lerin ortaları ‘pornonun altın çağı’ olarak kabul edilirken yüzlerce porno filmde rol alan oyuncular daha sonra yönetmen ve yapımcı oldular.
MODERN TEKNOLOJİ GÜNAH MAKİNELERİ YARATIYOR
Her ne kadar insanlığın yüzlerce yıl içinde geliştirdiği toplumsal kurallar ve ahlak, teknolojik gelişmelerin hızına yetişemiyorsa da insanların eskiye nazaran büsbütün ahlaksızlaştığını söylemek de doğru değil.
Internetin yaygınlaşmasıyla birlikte porno ve kumar endüstrisinin hızla gelişmesi ve hayal bile edilemeyecek miktarlarda paranın döndüğü bir sistem oluşturması bugünün bir gerçeğiyse, bu gelişmelere tepki duyan insanların sayısının da çok fazla olduğunu belirtmek gerek.
Zayıflamak için öneriler, düz karın nasıl olur?, bikini giymek için zayıflamak, egzersizler ve zayıflamak için öneriler
1) Kasları çalıştırmanın temel kuralı
Forma girme yolunda daha etkili sonuçlar alabilmek için anatomi kitabından biraz araştırma yapalım (çocuklar için hazırlanmış basit anlatımlı anatomi kitaplarını dene). Diyelim ki kalçanı sıkılaştırmak istiyorsun, bu sıkılığı sağlayacak, üst ve alt kalça kaslarının nerede olduğunu bilirsen, bölgesel egzersizleri daha doğru seçebilir, çalışırken hangi bölgenin sıkılaştığını rahatlıkla anlayabilirsin. Şikayetçi olduğun bölgelerdeki kaslar hakkında bilgi edinmenin, vücudunu şekillendirirken ne kadar faydalı olacağını göreceksin.
2) Kardiyo egzersizlerini ihmal etme
Koşu, yürüyüş, bisiklete binmek gibi kardiyo egzersizlerini ihmal etmek büyük bir hatadır. Etkin bir şekilde kilo vermek ve forma girmek istiyorsan, kalp ritmini düzenleyen, bol oksijen alımını sağlayan ve nefes düzenini dengeleyen egzersizleri haftada en azından üç kere, 20 dakika boyunca yapmaya çalış.
3) Makul hedefler belirle
İki haftada büyüleyici, sıkı kalçalar mı? Estetik ameliyat olmadığın sürece, bu etkiyi kısa zamanda elde etmen pek mümkün değil. Ama altı hafta boyunca yapacağın egzersizlerle forma girmiş, sıkı kalçalara kavuşabilirsin. Boş heveslere kapılmak kalıcı sonuçlar sağlamaz, hedeflerini doğru belirlersen hayal ettiğin forma sağlıklı bir şekilde kavuşabilirsin.
4) Dil hareketinin etkisi
Gayet basit bir şekilde, yatarak yapılan hareketler ya da karın egzersizleri sırasında dilini damağına daya. Bu hareket sayesinde boynunun ağrımadığını, aynı zamanda karın kaslarının daha çok çalıştığını ve normalden daha az yorulduğunu göreceksin.
5) Kapsamlı egzersizler yap
Vücut kaslarının aynı anda çalışmasını sağlayan egzersizler de var. Bu egzersizler aynı zamanda vücut dengeni de düzenleyecek ve iç kasları da aktif hale getirecektir. Örneğin, büyük egzersiz toplarıyla yapacağın ya da bosu üzerinde dengede durmaya dayalı hareketler vücudundaki bir çok kasın aynı anda çalışmasını sağlayacaktır.
6) Dik durarak göbeğinden kurtul
Durakta otobüs beklerken bile karın kaslarını çalıştırabilirsin. Sırtını daya ve dik dur. Karın kaslarının gerildiğini hissedeceksin. Bu hareketi spor yaparken de yapmayı ihmal etme.
7) Diyetinde sağlıklı atıştırmalara yer verebilirsin
Diyetlerde dikkat edilmesi gereken ve tüketilmesi önerilmeyen besin grupları yer alır. Ancak daha sağlıklı değerlere sahip besin gruplarıyla alıştığın ya da ihtiyaç duyduğun tatları giderebilirsin. Eğer süt ürünlerini fazla tüketemiyorsan, birkaç dilim peynir yiyebilirsin; listede yer alan sebzeleri bulamıyor ya da tercih etmiyorsan, küçük parçalar halinde keserek hazırlayacağın atıştırmalık havuçları yiyebilirsin; yasaklı meyve ihtiyaçlarını, taze sıkılmış sularını ya da taze meyvelerden hazırlanan karışım içecekleri içerek giderebilirsin; ya da yağlı bir balık yemek yerine, badem yemeyi deneyebilirsin. Böylelikle vücudunun ihtiyaç duyduğun vitamin ihtiyacını da karşılayabileceksin.
Aç karnına egzersiz yapma
Aç karnına egzersiz yapmanın daha çok kalori yakacağına dair yanlış bir düşünceye kapılma. Eğer yemek yemezsen egzersiz yapacak gücün de, yakacak enerjin de olmaz. Spor yapmadan bir saat önce hafif bir şeyler yemeye özen göster.
9) Ağır egzersizler yaparken daha çok su tüket
Vücudun en çok suya ihtiyacı vardır; egzersiz yapmadan bir buçuk saat önce bir bardak, bir saat önce de iki bardak su iç. Spor yaparken de susuz hissetmene gerek kalmadan su içmeye özen göster (susuzluk hissi vücudundaki su oranının çoktan tükendiğini göstermektedir) .
10) Rutin hareketleri değiştir
Vücut düzenli yapılan egzersizlere çok çabuk adapte olur, özellikle de kardiyo hareketlerine…Hal böyleyken yaptığın aerobik hareketlerine değişiklikler ekleyebilir ya da yeni egzersiz hareketlerine yönelebilirsin. Mesela koşmak yerine, suda jogging yapmayı, hızlı adımlarla yürümeyi, ip atlamayı, yüzmeyi, bisiklete binmeyi veya dans derslerine katılmayı deneyebilirsin.
11) Daha hareketli ol
Düzenli egzersiz yapmak geriye kalan zamanlarda tembellik yapmak için bahane olamaz. Yapılan en küçük hareketin bile forma girmende faydası olacaktır; mesela yarım saat araba yıkamak 150 kalorinin yakılmasını sağlar.
12) Beden duruşunun önemi
Egzersiz yaparken farklı bir pozisyon dene, sırtını ve başının arkasını duvara daya. Vücudunun dik durmasına ve ayaklarının yere tamamen basıyor olmasına dikkat et (başından, ayaklarına kadar bedeninin duvarla beraber dik açı üçgen şeklinde durması gerekiyor). 60 saniye bu şekilde kal.
13) Egzersiz yaparken içinden say
Ağırlık kaldırma ve gerilme egzersizlerinden mümkün olduğunca daha çok sonuç alabilmenin anahtarı yavaş ve sakin hareketlerdir. Hızla hareket ederek istediğin forma daha kolay girebileceğini aklından çıkar, kendi içinden say, bir sayıda derin nefes al, diğer sayıda gerilme hareketini yap, bir diğer sayıda nefesini tut ve gevşe.
14) Aklın da odaklansın
Çalıştırdığın kaslara odaklanarak yaptığın egzersizlerden daha çok fayda görebilirsin. Rutin egzersizlerini yaparken kasılan ve gerilen her bir kasına odaklan.
15) Müzik dinle
Yapılan araştırmalara göre spor yaparken müzik dinlemenin daha motive edici olduğu tespit edilmiştir. Egzersizlerin sırasında tempona uygun hızlı ritimlerde dans müzikleri dinle.
16) Nefes almayı unutma
Evet kulağa komik geliyor ama bir çoğumuz bizi zorlayan bir işle uğraşırken nefes almayı unutuyoruz. Eğer yaptığın bir hareketten sonra yorgun veya başın dönmüş gibi hissediyorsan, ihtiyacın olan sadece daha fazla nefes almak. Ağırlık kaldırırken nefes al, indirirken ver.
17) Sınırlarını bil
Egzersiz sırasında kaslarında hissettiğin hafif yanma çalışmalarının etkili olduğunu gösterir ama bu his keskin bir acıya dönüşürse yapmakta olduğun şeyi durdurman gerektiğini anlamalısın.
18) Egzersiz molalarını uzun tutma
Yaptığın hareketler arasında verdiğin molalar bir dakikadan fazla olmasın. Kısa aralıklarla vereceğin molalar (yeniden rahatlıkla nefes alabilecek kadar) kasların rahatlaması ve eski gücüne yeniden kavuşması için yeterlidir.
19) Her gün ağırlık çalışma
Kendini gereğinden fazla zorlamış olursun. Kasların, kendisini yeniden onarabilmesi ve eski güçlerine yeniden tam olarak dönebilmesi için 48 saate ihtiyacı vardır. Bu demek oluyor ki ağırlık çalıştığın, gerilme hareketleri yaptığın günler arasında bir gün bırakırsan daha iyi sonuçlar elde edebilirsin.
20) Kasılırsan ve ağrın olursa
Sıcak bir banyo eklem ağrılarını rahatlatacaktır. Eğer ağrın çok olur ya da büyük kasılmalar hissedersen, sıcak yerine soğuk bir duş almayı tercih etmelisin. Kalp atışlarını düzenleyebilecek için beş dakikalık gevşeme egzersizleri de, daha önce yapılan egzersizlerden kalma ağrıların etkisini yok edecektir.
internethaber.com
Tembel Kızların Zayıflama Rehberi
İncecik eşofmanlarınızla buz gibi havada sizi dışarıda koşturan Lise Beden Eğitimi hocanızdan kurtulduğunuzdan beri bir gıdım bile egzersiz yapmadıysanız ve hatta egzersiz yapmanın fikri bile, midenizi öğle yemeğinde sadece kereviz sapı yemek düşüncesinden daha çok kaldırıyorsa sizi kim suçlayabilir ki? İnsanlar genellikle egzersiz yapabilenler (şu sinir bozucu koşucu tipler ve en az onlar kadar sinir bozucu esnek vücutlu yogacı kızlar) ve yapamayanlar (eee… muhtemelen siz) olarak ikiye ayrılır. Ancak siz, oturduğunuzda akordeon gibi kat kat olan göbeğinize gülüp geçerek ertesi gün sabahın sekizinde spor salonuna gidecekleri için gece içki içemeyenlerle gizlice dalga geçerken, büyük olasılıkla “Keşke olduğumdan daha iyi görünebilseydim,” diye düşünüyorsunuz.
Yerden kaldıramayacak kadar tembel olduğunuz poponuzun artık yere değmeye başlamasından endişe duyuyorsanız, Tembel Kızın Zayıflama Rehberi’nin sizin için mükemmel bir kitap olduğunu müjdelemek isterim. Bütün boş vakitlerini bu iş için harcamadan mükemmel görünmeyi hedefleyenler: Bu kitap en kısa zamanda forma girmenize yardımcı olacak! Daha da önemlisi, bu kitabı birçok farklı şekilde kullanabilirsiniz: Televizyon izlerken yastık yerine başınızı yaslamak için, ‘Gerçekten biraz egzersiz yapmalısın,’ dediklerinde, çıkarıp arkadaşlarınıza göstermek için ya da ekstra büyük, çift peynirli pizzanızı yerken, kısa ayağının altına sıkıştırarak masanın sallanmasını engellemek için…
Belki de… vücudunuzu tamamen değiştirmek amacıyla; kelimesi kelimesine takip etmek için! İsterseniz, altı haftalık bikiniye girme planı uygulayabilir ya da sarkmış kol altları ya da yerçekimine yenik düşmüş göğüsler gibi korkunç sarkıt ve dikitleri olanlar sadece “belalı bölgeler”le ilgili bölümü deneyebilirler (Bölüm 5). Vücudunu şekle sokmak ve zayıflamak isteyenler için de Pilates uzmanımız tarafından hazırlanan Bölüm 3, ihtiyaç duyulan bütün önerileri kapsıyor. Son olarak, kitabı asla sonuna kadar okuyamayacak olan siz çok tembel kızlar için, (belki biraz ironik olacak ama kitabın sonunda) bir çırpıda çarpıcı bir vücut yaratmak için bazı küçük hileler bile var. Deneyin, sonunda bize teşekkür edeceksiniz.
Alm. Zahlsysteme, Fr. Les systemes de nambre, İng. Systems of numbers. Bir saymada ve ölçmede kullanılan işâretler.
Sayılar ilk defâ Âdem aleyhisselâm tarafından kullanılmıştır. Çünkü Âdem aleyhisselâm yeryüzüne indirildikten sonra kendisine kitap gelip, fizik, kimyâ, tıp, eczâcılık ve matematik bilgileri öğretilmişti. Âdem aleyhisselâmdan sonra insanlara hesap ilmini İdris aleyhisselâm öğretti. Bu bigiler daha sonraları nesilden nesile aktarıldı.
Sayılar hakkında günümüze kadar ulaşabilen bâzı bilgiler
mısır ** Yüzölçümü :1 000 000 km2 Nüfusu :55 milyon kişi Başkenti :KAHİRE Nil ırmağının hayat verdiği… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Mısırlılardan ve Babillilerden alınmıştır. Mısırlılar sayılarla yaptıkları işlemleri taş ve papirüs, Babilliler ise kil plaklar üzerine kayıt ettiklerinden dayanıklı olmuştur.
Mısırlılar, sayıları hiyeroglif denilen resimlerle gösteriyorlardı. Bu gösteriş şeklinden dolayı hem büyük sayıları yazmak çok zor, hem de işlem yapmaya müsait değildi.
Daha sonra sayılara
Yunan ** hakkında ansiklopedik bilgi. bibilgi.com’dan
Yunanlılarda rastlanmıştır. Bunların başlangıcı Euclid (Oklid) tarafından yazılan Elemanlar kitabı olmuştur. Yunanlılar, sayılara Mısırlılar ve Babillilerden farklı yeni bir şey ekleyememişlerdir. Romalılar, Roma rakamlarını ortaya koyarak ve çıkarma metodunu kullanarak
sayıları biraz daha basit yazmışlardır. Bunlar şu şekilde ifâde ediliyordu:
I (1), II (2), III (3), IV (4), V (5), VI (6), VII (7), VIII (8), IX (9), X (10), L (50), C (100), D (500), M (1000).
M.S. 3. yüzyılda
AVRUPA ** Okyanusya kıtasından sonra dünyadaki kıtaların en küçüğü. Avrupa sınırlarının, nereden başladığına dair, kesin bir sınır birliğine varılamamıştı… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Avrupanın karanlık bir devre girmesiyle, bu sahada yapılan çalışmalar da kaybolup gitmiştir. Bu duruma sebep Hıristiyanlık, Mûsevîlik dinlerinin bozulup, bunlarda söz sâhibi olan kişilerin yanlış görüşlerinden dolayı, insanların koyu bir taassuba düşmeleriydi. Avrupa bu durumdayken sayılar ve sayı sistemleri en büyük gelişmesini,
MÜSLÜMAN ** Alm. Muslim (m), Fr. Musulman (m), İng. Muslim. İslâm dînine inanıp kabul eden. Îmân edip de, ibâdet edene “Müslüman” veya “Müslim” denir. Mümin de, m… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Müslüman Araplar zamânında gösterdi. Günümüzde kullanılan rakamlar, Araplardan alınmadır. Bu rakamlarla dört işlem yapmak kolaydır. Roma rakamlarıyla pratik bir işlem yapmak imkânsızdır.
Mekkede doğan İslâm güneşinin, her yönden karanlık bir döneme düşen dünyâyı aydınlatmaya başlaması, insanların her yönden kurtulmasına sebep olmuştur. İslâmiyetin emirlerinden biri olan ilim öğrenmek ve öğretmek, Müslümanlar tarafından büyük bir gayretle yerine getirilmiştir. İslâm âlimleri ilk olarak, kendilerinden önceki bütün sayı ve sayı sistemlerini incelemişler ve bunları kitaplara geçirerek kaybolmaktan kurtarmışlardır.
780-850 yılları arasında yaşamış olan Mûsâ el-Harezmî rakamlara “0” (sıfır) ilâve ederek bugün kullandığımız sayıları meydana getirmiştir. Kitab el-Cebr vel-Mukâbele adlı kitabında en son sayı sistemlerini ortaya koymuştur.
Evet, sıfırın bulunuşu matematikte yeni bir devir açıyordu. İşte cebir ve geometrinin birden bire parlaması bir Müslüman âlimin sıfırı bulmasıyla başladı. Artık cebirin kullanışını trigonometri, dolayısıyla sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant gibi keşifler tâkip etti. İkinci ve üçüncü dereceden denklemler çözülmeye başlandı. Bu şekildeki çalışmalar, dünyâ medeniyetinin temelini atarken, astronomi, kimyâ ve fizik gibi ilimlerin de gelişmesine yardımcı oluyordu. Çünkü
AKDENİZ ** Alm. Mittelmeer (m), Fr. Méditerranee, İng. Mediterranean sea. Kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asyanın yer aldığı düny… ** . ** Tamamı için linke tıklayın
Akdeniz alanının hesaplanmasında, dünyâ çevresinin ölçülmesinde, kıble tâyininde, ramazanda da hilâlin görünüşünde ve takvimlerin hazırlanmasındaki çalışmalar yardımcı oluyordu. Bu bakımdan bilhassa matematik Müslümanların arasında ilk öğrenilen ilim dalları arasına girdi.
Ebû Kâmil Şücâ (?-951) kök, kare, bir ve iki bilinmeyenli denklem sistemini kurup geliştirmiştir. El Birûnî, bugünkü modern matematiğin temeli olan sayıları ikililer şeklinde gösterme şeklini ilk defâ ortaya koymuştur.
Ebül-Vefâ ve muasırı (aynı zamanda yaşayan) İbn-i Lebbân yazdıkları eserlerinde altılı sistemin özelliklerini ele almışlar ve ilgili bilgileri açıklamışlardır. El-Kâşî, yazdığı eserde meşhur π (pi) sayısın ı ondalık sistemde 16 hâneye kadar ve altılı sistemde 9 hâneye kadar hesap etmiştir. Gıyâseddîn Cemşid el-Kâşî (?-1429) ise, ondalık kesri keşfederek, ondalık sayı sistemlerini ortaya koymuştur.
On yedinci yüzyılın başlamasıyla sayı sistemlerinin muhtevâsı da gelişmiş pekçok yeni dallar araştırmaya açılmıştır. Jahonnes, Kepler, Blaise Pascal, Gerard, Desapguen, PereDes Carton gibi bilim adamları bugünkü modern sayı sistemlerini geliştirmişlerdir.
TABİÎ (DOĞAL) SAYILAR
Diferansiyel ve integral hesabın temelini teşkil eden tabiî (doğal) sayı denilen ve 0, 1, 2, 3, … şeklinde gösterilen sayılar bir sayma ve sıralama ihtiyâcı olarak ortaya çıkmıştır. Tabiî sayıların teşkil ettiği küme {0,1,2,3,4, …} şeklinde gösterilir.
Tabiî sayılar kümesinden sıfırı çıkartırsak geriye kalan sayılara sayma sayıları denir ve S= {1, 2, 3, 4….} şeklinde gösterilir. Günlük hayatta en çok kullanılan sayılardır: Kitap sayfa numaraları, bir otelin kat numaraları, bir salonun koltuk numaralarını göstermek için bu sayılar kullanılır. Bu şekilde sıralama göstermek için kullanılan sayılar kümesine “Ordinal” sayılar denir. Sayma sayıları aynı zamanda “Ne kadar?” sorusuna cevap olarak üç tâne, beş tâne gibi ifâdeleri söylemek için kullanılır. Böyle sayılara “Kordinal” sayılar denir. Bir kümenin elemanları sayılabilirse, kümeye sonlu ve sonlu bir kordinal sayıya sâhiptir denir. Meselâ, bir aydaki gün sayısı ne kadar çok olursa olsun, bir yıldaki dakika sayısı hep sonludur.
Kümenin elemanları sayılamıyorsa, küme sonsuz ve sonsuz bir kordinal sayıya sâhiptir denir. Meselâ, tabiî sayılar kümesi, sayma sayıları kümesi gibi.
Sayı Doğrusu: Matematikte sayı doğrusunun başlangıç noktası sıfırdır.
Sayı doğrusu üzerinde 0 (sıfır) ın sağında yer alan sayılara pozitif (işâreti artı), solunda yer alan sayılara negatif (işâreti eksi) sayılar denir.
Her sayı, ekseni üzerinde temsil edilen noktanın koordinatıdır; tersine eksen üzerindeki her nokta, sayıların koordinatlarının grafiğidir. Koordinatların ordinal özelliği noktaların sıralanışıyla aynıdır. Pozitif sayıların koordinatlarının kordinal özelliği, her noktanın ekseni başlangıç noktasından uzaklığının kaç
birim olduğunu gösterir. Negatif sayıların başlangıç noktasına olan uzaklığı koordinatının mutlak değeri alınarak bulunur.
(-4) noktanın başlangıç noktalarına olan uzaklığı |-4|= 4 br. olarak bulunur.
Sayı doğrusu üzerinde her noktaya bir sayı karşılık gelir.
Tam sayılar: Birden başlayıp sonsuza kadar uzanan tam sayılara pozitif tam sayılar, -1den başlayıp sonsuza kadar uzanan tam sayılara negatif tam sayılar denir. Pozitif tam sayılar ve negatif tam sayılara sıfırı ilâve edersek tam sayılar meydana gelir. Bu sayıların meydana getirdiği kümeye tam sayılar kümesi denir.
Z= {…. -4, -3, -2, -1, 0, 1, 2, 3, 4, 5…} şeklinde gösterilir.
Rasyonel sayılar: p ve q tam sayılar kümesinin birer elemanı ve qD 0 olmak üzere p/q şeklinde yazılabilen herhangi bir sayıya rasyonel sayı, bu sayıların meydana getirdiği kümeye rasyonel sayılar kümesi denir.
R= {… -3, -5/2, -2, -3/2, … -1, 0, 1/2, 1, 3/2…} şeklinde gösterilir.
Her tabiî ve tam sayı aynı zamanda birer rasyonel sayıdır.
İrrasyonel sayılar (Rasyonel olmayan): Bütün ölçmeler, birimler veya birimlerin kesirli kısımları ile yapılır. Dolayısıyla her ölçme, bir rasyonel sayı olarak ifâde edilebilir. Bununla berâber her uzaklık ölçümü bir rasyonel sayı ile gösterilse bile, rasyonel sayılarla ifâde edilemeyen uzunluklar da vardır. Meselâ, bir karenin kenarının uzunluğu 1 birim ise, köşegen uzunluğu İ2 birimdir. İ2 sayısı ise rasyonel sayı olarak ifâde edilmez. Bir çemberin çevresi ve çapı başka bir misal teşkil eder. Eğer bir çemberin çapının uzunluğu 3 birim ise, çevre uzunluğu 3n birim, eğer çap d birim ise çevre uzunluğu (rcd) birimdir. Fakat % sayısı rasyonel sayı olarak ifâde edilemez.
İ2, İ3, 7i gibi sayılara irrasyonel sayılar ve bu sayıların meydana getirdiği kümeye irrasyonel sayılar kümesi denir.
Sayılar bütün uzaklıklarda temsil edilebilir ve bütün reel sayılar göz önüne alınarak elde edilen bir doğru üzerindeki bütün noktaların koordinatları olarak işe yararlar. Bütün noktaların koordinatlarından meydana gelen doğruya sayı doğrusu denir. Bir sayı doğrusunun noktalarıyla reel sayılar arasında bire bir eşleme vardır.
Kompleks sayılar: x2-2= 0 denkleminin çözüm kümesi {-12, İ2} dır.
x2+2= 0 denklemini hiçbir reel sayı gerçeklemez.
FORMÜL VARRRRRRR
z= a+ib kompleks sayıların genel ifâdesidir. İki kısımdan meydana gelir: 1) Reel kısım, 2) Sanal kısım. Asal sayılar: Kendisinden ve 1den başka çarpanı olmayan pozitif sayıya asal sayı denir. Asal sayılar: 2, 3, 5, 7, 11, 13, 17, 19, 23, 29,… sayılarından ibârettir.


