Microsoft’un bilişim dünyasına kazandırdığı kilometre taşlarından biri olan Windows’un yerini, yine Microsoft’un geliştirdiği başka bir program alacak. İnternet merkezli olacak programın ismi ‘Midori’. Microsoft, şu anda yapım aşamasında olan programı ‘modern bilgisayarcılık’ olarak nitelendiriyor. Midori’nın windows gibi her eve gireceği belirtiliyor.
Windows yetkilileri, Midori’nin sanal bir işletim sistemi olacağını ve sadece tek bir bilgisayar üzerinde kullanılmayacağını belirtti. Şirket yekilileri, teknolojide ‘mobil insan’ döneminin hüküm sürmeye başladığını ve yeni işletim sisteminin, yeni çağın gereksinimlerine uygun olarak tasarlandığını belirtti. Bu işletim sistemi, kullanıcının kendi işletim sistemini, internete bağlı olan her bilgisayarda kullanabileceği anlamına geliyor. Yazılım Uzmanı Darren Brown, sanal sistemin öncelikle birden fazla server yönetiminde kilit nokta olacağını ifade ederek,” Sanal işletim sistemi bilindik problemleri yenmek için yeni yollar açacak” dedi.

5 Yaşından Beri Her Gün Birkaç Kilo Aldı, Bu Hale Geldi. Doktorlar Ona Çare Bulamıyorlar.
5 yaşından beri her gün birkaç kilo aldı, bu hale geldi. Doktorlar ona çare bulamıyorlar.
Şişman kızın dramı
En şişman nesil oluşuyor
İngiltere onu konuşuyor. Çünkü o, henüz 15 yaşında ve tam 209 kilo. Doktorlar kilo almasını önleyemiyor. Kendisi ise yemek yemekten vazgeçemiyor.
Georgia Davies, 5 yaşına kadar son derece normal bir çocuktu. Ancak 5 yaşındayken babasının ölümü üzerine yaşadığı şok sonucunda yemek yeme alışkanlığı değişti. Artık kendisini yemek yemekten alıkoyamayan Georgia “Doktorlar her an ölebileceğimi söyledi. En az 125 kilo vermem gerekiyor. Ama ben, yemek yemekten vazgeçemiyorum. Başka insanlar uyuşturucu müptelası. Yemek ise benim için eroin gibi” diyor.
Diyet denemeleri başarısızlıkla sonuçlanması üzerine, tek çarenin mide küçültme ameliyatı olduğu söylenen Georgia’ya, bu ameliyat da, yaşı çok küçük diye yapılamıyor.
Okula gidemeyen, artık birkaç adım atmak dışında 10 metre bile yürüyemeyen, ayakta zor duran ve şeker hastası da olan Georgia’nın tek umudu Amerika’daki Wellspring Akademis’nde obez çocuklar için uygulanan ancak oldukça riskli olan bir tedavi.
Uzanlar, Georgia’nın, çocuklar arasında giderek artan obezitenin en korkunç örneği olduğunu ve bu vakaların çoğalabileceği uyarısında bulundu.
Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusunda çok sayıda uçak ve geminin kaybolduğu, bazı paranormal olayların yaşandığı bölgenin adıdır. Bu bölge Amerikan sahil koruma örgütünün 7 nolu bölge müdürlüğünün 5720 sayılı sirküler yazısında şöyle tarif edilmektedir: “Bermuda üçgeni ya da şeytan üçgeni diye anılan hayal ürünü yer, Atlantik’te, ABD’nin güneydoğu kıyılarında, açıklanamayan gemi, tekne ve uçak kayıplarının çok yüksek oranda yer aldığı bir alandır. Bu üçgenin köşelerinde Bermuda, Florida’daki Miami, ve Puerto Rico’daki San Juan olduğu kabul edilmektedir.[1]
Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak algılandı ve öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik ve manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan tanımlanamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .
Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz ve okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler ve “hidrat” denilen beyaz ve tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını ve bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir ve sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner ve geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.
Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder ve motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır ve düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.
daha fazla bilgi için : http://tr.wikipedia.org/wiki/Bermuda_%C5%9Eeytan_%C3%9C%C3%A7geni
İlaç gibi ekmek
Kalp hastalarına iyi gelecek ekmek üretildi
15.07.2008 17:36
Sofraların vazgeçilmez tadı ekmek artık birçok hastalığa da iyi gelmeye başladı. Kalp ve damar hastalıkları ile mücadele etmede yardımcı olan ‘Çeşni Bahar’ adlı bir ekmek üretildi.
Ekmeğin içinde bulunan soya proteini ve zengin baharatlarda bir yandan besliyor diğer yandan da lezzetine lezzet katıyor. Ekmeğin içerisinde soya, yulaf unu, çavdar ve arpa unları, kekik, nane, kırmızı biber, çemen otu, çörek otu, karabiber, tarçın, havlıcan, kimyon, zencefil, biberiye. Zerdeçal, karanfil, fesleğen gibi birçok faydalı baharat bulunuyor. Görünüşü oldukça küçük ama bir o kadar da doyurucu. Halk Ekmek Genel Müdürü, Ali İlkbahar çeşni bahar adlı ekmeğin zengin bir vitamin deposu olduğunu ve kilo yapmadığını söyledi. İlkbahar çeşni bahar ekmeğinin kalp ve damar hastaları tarafından da oldukça fazla tercih edildiğini belirterek, ekmeğin poşette satıldığını ve fiyatının da 70 yenikuruş olduğunu söyledi.
Kalp ve damar hastalarının da tercih ettiği çeşni bahar ekmeğini fiyatı ise sadece 70 Yenikuruş olduğunu belirtti.
Unutulmaz Bir Aşk Hikâyesi
Latif, bir çoban… Saf huylu, düşünceli, temiz kalpli bir çoban… Bir gün, koyunlarını otlatırken nehre su almaya inen güzeller güzeli Latife’yi gördü. Ve ona âşık oldu. Aşkıyla her gece yanıp tutuştu. Latife, o kadar güzel bir kızdı ki köyün tüm genç delikanlıları ona âşıktı. Fakat Latife’nin babasının korkusundan Latife’yle değil görüşmek, göz göze bile gelemiyorlardı. Ama bizim saf huylu çobanımız Latife’ye öyle bir âşık olmuştu ki, aşkı için dağları bile delip geçerdi. Öylesine seviyordu Latife’yi. Latife, Latif adlı çobanın kendisine âşık olduğunu daha sonra öğrendi. Ve o da bir gün Latifle göz göze geldi. Artık o da Latif’e vurulmuştu.
Latife’nin babası, adamlarına kızına âşık olan çoban Latif’i bulmalarını emretti. Maho Ağa (Latife’nin babası) kızının bir çobana âşık olmasına çok sinirlenmişti. Onun kızının ancak bir saraya gelin olabileceğinin düşüncesindeydi. Ama o sadece kendi düşüncesi… Latife babasından çok farklı düşünüyordu. O, gönlünün sevdiği kişiyle evlenmeyi istiyordu. Neyseki bizim çoban Latif, Maho . Ağa’nın adamlarına yakalanmamıştı. Çoban Latifle, güzeller güzeli Latife gizlice buluşuyorlardı. Maho Ağa bu durumdan oldukça rahatsızdı. Adamlarına:
—Eğer o çobanı bulamazsanız bir daha gözüme gözükmeyin! Diye sert bir ses tonuyla çıkıştı. Adamları hemen Maho Ağa’nın yanından dağıldılar. Dağılışlarında uğultu ön plandaydı. Nasıl yakalayacaklarını düşünüyorlardı, daha önce tüm çabalarına rağmen Çoban . Latif’i yakalayamamışlardı. Maho Ağa bu uğultunun arkasından adamlarına:
—Dediklerimi duydunuz, eğer yakalayamazsanız bu köyden gidin! Diye seslendi.
Latif ile Latife, güneşin etrafı tepeden gözlemlediği, yapraklarının sürçüşmesiyle oluşan uğultunun kulağa hoş bir verdiği, bir yaşlı çınar ağacının altında el ele tutuşmuş bir vaziyette konuşuyorlardı. Maho Ağa’nın adamları onları birkaç kilometreden fark . etmişlerdi. Ellerinde silahlarıyla onlara doğru yaklaşıyorlardı. Latife babasının adamlarının kendilerine doğru yaklaştıklarını fark etti ve hemen Latif’i uyardı. Onu:
—Latif’im! Hemen ayrılmalısın yanımdan. Babamın adamları geliyor! Ellerinde silahları var! Çabuk ol! Çabuk! Diye kaçması için uyardı.
Latif, önemsemedi pek… Ama Latife’nin yalvarışları karşısında tehlikeyi süzmüştü. Latife’ye:
—Sen de gel Latifem! Sen de gel, dedi. Latife:
—Olmaz, gelemem… O zaman peşimizi bırakmazlar. Hiç değilse git, merak etme peşinden gelmemeleri için onları oyalarım, dedi. Latif:
—Ben yakalanmaktan korkmuyorum Latif’em. Ben senden ayrı düşeceğim için korkuyorum. Buluşalım, sonra buluşalım, dedi. Latife telaşla:
—Tamam, ama şimdi gitmelisin, çabuk gitmelisin, diye yalvardı.
Latif, . Latife’nin alnından öpüp ellerini okşadı, sonra da oradan ayrıldı. Bir süre sonra Maho Ağa’nın adamları oraya geldi. Latife’yi alıp götürdüler. Geç kaldıkları için Latif’in peşinden gitmekten de vazgeçtiler…
Konaktayız…
Maho Ağa’nın adamları, konağa gelmişlerdi. Telaşla Maho Ağa’nın ayağına gittiler. Maho Ağa hınçla:
—Ne oldu buldunuz mu çobanı? Diye sordu adamlarına.
Adamlarından biri öne atılarak:
—Daha önemlisi kızınızı bulduk ağam, dedi.
Maho Ağa:
—Kızım zaten eninde sonunda buraya gelecekti. Ben size bir daha kızımın o çobana gitmemesi için çobanı bulun demedim mi?
Adamları birbirlerine bakışarak, kızıştılar. Maho Ağa gür bir sesle:
—Susun! Derhal pılınızı pırtınızı toplayın köyden defolun gidin! Diye söylendi adamlarına…
Adamlarından biri atılarak:
—Bize bir şans daha verin ağam son bir şans daha, diye yalvardı.
Bu söz adamları arasında birkaç defa tekrarlanarak bir uğultu haline geldi. Maho Ağa son bir şans daha tanımıştı adamlarına… Adamları yarından tezi yok yola düşme kararı almışlardı kendi aralarında…
Çoban Latif üzgün ve düşünceli adımlarla koyunlarını otlatıyordu. Bir kavak ağacının altına uzandı. Derin derin düşüncelere daldı. Latife’yi düşünüyordu. Onun gündüzleri güneşin ışıkları altında bir deniz gibi dalgalanan masmavi gözlerini düşünüyordu. Onun bir su gibi kaygan ve ışık vurunca parlayan yüzünü düşünüyordu. Düşünceler arasında dönüp duruyordu ki duyduğu bir . ses onu hayallerinden alı koydu. Uyandığında, koyunlarıyla oynaşan elinde, uzun, ince bir sopa olan, uzun kirli, yırtık pırtık pardösülü, başında parçalanmış bir takke olan ve yamalı pantolonlu bir adam gördü. Galiba o adam köyün delisiydi. Latif ayağa kalktı ve deliye seslendi. Deli, Latif’in yanına koşarak yaklaştı ve ona:
—Nabber nassın? . Nassı gidiyo? Diye sordu. Latif, şaşkın bakışlarla Deli’ye:
—İyiyim, iyiyim de senin adın ne? Diye sordu. Deli gülerek ve ellerini çırparak cevap verdi:
—Mennan! Mebus Mennan! Mebus! Mebus olacam Mebus! Ben Mebus’um Mebus! Diye söylendi Latif’e…
Latif güldü. Ve Mennan’a:
—İyi o zaman. Benimle dost olur musun? Diye sorduğunda . Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
—Tamam ol! Ama sadece ol! Başka bir şey olma! Mebus olma haa… Ben olcam mebus ben! Ben! Ben! Diye söylendi…
Latif, elini Mennan’ın omzuna atarak beraber koyunların yanına doğru yürüdüler ve uzun uzun konuştular…
Sabah olmuştu. Maho Ağa’nın adamları sabah erkenden kalkmış ve çoban Latif’in kaldığı kulübeyi aramaya koyulmuşlardı. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda çoban Latif’in kulübesini bulmuşlardı. Aniden kapıyı kırarak kulübeyi bastılar. Ama kulübede kimse yoktu. Çünkü çoban Latif, dün tanıştığı Mennan’ın kulübesinde kalmıştı.
Mennan’ın Kulübesindeyiz…
Mennan sabah yemeği için tavşan yakalamıştı ve onu kızartıyordu. Tavşanın kızarmış etinin kokusu, kulübede uyuyan Latif’in burnunda tütüyordu. Latif bu kokuyla uyandı ve gözlerini ovuşturdu, etrafa şöyle bir bakındı. Yatağından kalkarak Mennan’ın yanına geldi ve ona:
—Ne güzel bir yemek, dedi.
Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
—Güzel, güzel… (Suratını asarak) Güzel olan yemek değil, güzel olan tavşan. Ve ben tavşanın canına kıydım. (Kendine kızarak) Ama eğer ben kıymasam aç kalacaz, aç kalacaz. (Sesini alçaltarak) Ama ben kıymasam belki tavşan çok mutlu olacaktı, çok mutlu olacaktı! Diye söylendi kendi kendine…
Latif, Mennan’ı anlıyordu az da olsa. Ve ona şöyle dedi:
—Sen onu öldürmesen o kendine kendisini öldürecek birini arayacak, Mennan. Sen eğer onu öldürmeseydin o başka birine vurulacak. Eğer sen onu öldürmeseydin aç kalırdık ve ben de bu güzel kokuyu bir daha hissedemezdim. Hayatımdaki en güzel an, dedi ve biraz durdu, düşündü sonrasında:
—Tabi Latife’yi gördüğüm andan sonraki, diye söylendi kendi kendine.
Mennan, Latif’e dönerek:
—Latife kim? Diye sordu.
Latif:
—Latife, benim. . Latife de ben… Ben oyum o da ben… Ben neysem o da o… O neyse ben de o… Ben onu çok seviyorum Mennan. Anlıyor musun?
Mennan yutkunarak:
—Anlıyorum, dedi ve boynunu yere doğru eğdi.
Aradan günler geçti. Latif ile Latife zaman bulduklarında buluşuyorlardı. Latife, Mennan ile de tanışmıştı.
Maho Ağa’nın sabrı taşmıştı artık. Kızını, o çobandan kurtarmanın tek yolunun şehre taşınmanın olduğunu düşünmüştü. Zaten işi de vardı şehirde. Hemen toplandılar ve yola koyulmak için gün saydılar.
Latife, babasının bu kararını Latif’le paylaştı. Latif isyan etmişti. Küplere binmişti.
Latife:
—Artık kader bize sırtını çevirdi Latif’im. Artık babamın . bu kararı değişmez. Kaçır beni desem, köyün dışına bile çıkamayız. Her yer babamın emrinde. En iyisi şehre taşınalım biz, sonra sen beni şehirden alırsın, kaçarız…
Latif:
—Sen git, ben daha sonra düşünürüm. Ama şunu sakın unutma, eninde sonunda kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz. Ben seni çok seviyom, hem de çok! . Diye haykırır… Bu ses dağlardan dağlara yankılanır ta Maho Ağa’nın kulağına kadar gider. Maho Ağa gür bir sesle:
—Latife! Diye haykırır.
Yoldayız…
Maho Ağa özel bir arabayla köyün çıkışına varmıştı. Arabayı durdurdu ve çıkış görevlisinden birine:
—Bu civarlarda Çoban Latif diye biri var. Onun bu köyün dışına çıkmasına izin vermeyin. Sakın! Diyerek uyardı.
Görevli:
—Tamam, efendim, dedi.
Arabayla oradan ayrıldılar.
Çoban Latif derin düşünceler içinde Latife’yi köyün çıkışına yakın olan bir tepeden uğurladı. Yanında Mennan da vardı. Mennan, Latif’e:
—Düşünme, bir yolunu bulucaz, buluşacaksınız, birbirinizden haber alacaksınız…
Aradan aylar geçti. Latif aylarca Latife’den bir haber alamadığına yanıyordu. Yoksa Latife onu unutmuşmuydu. Zengin çocuğu onun aklını çelmişmiydi diye düşünüyordu. Eli kolu bağlıydı. Köy dışına da çıkamıyordu.
Mennan, Latif’in yanına geldi ve Latif’e:
—Neden üzülüyon? Diye sordu.
Latif:
—Neden sordun? Dedi.
Mennan:
—Yüzün üzgün, gözlerin ağlıyor.
Latif:
—Latifem’den uzak, yapayalnız, çaresiz olmaktan üzülüyorum. Ona üzülüyorum. Bir haber bile alamıyorum.
Mennan gülerek ve ellerini çırparak:
—Artık haber alacaksın. Aylardır proşe yapılıyodu… Araya Latif girdi:
—Ne projesi? Diye sorduğunda Mennan sözüne devam etti aynı tavırlarıyla:
—Telgraf proşesi…
Latif sevinç içinde:
—Ne yani bizim köye de mi telgraf döşeniyor? Diye sordu.
Mennan:
—Evvet, öyle diyolardılar, dedi…
Latif hemen köye indi. Sevinçle, Latife’ye çekeceği telgrafı düşünerek, telgrafın çekildiği yerin yakınına geldi. Sıra çok uzundu. Mennan ve Latif şaşkın gözlerle o kalabalığa bakıyordu. Sıra hiç bitmiyordu. Bir çeken bir daha çekiyordu. Telgraf bu köye okuma yazmayı geliştirme ve teknolojiyle daha yakınlaşma amacıyla yapılmıştı. Telefon da olabilirdi fakat telgraf yazışmayla olduğundan hem okuma yazmada katkı sağlayacak hem de haberleşmede kolaylık sağlayacaktı. Telgraf, Latife’nin gittiği şehir ile Latif’in olduğu köy arasında haberleşme yapılsın diye deneme amaçlı çekilmişti. Latif saatleri sayıyordu. Bir kere şansını denedi ve hemen kalabalığa atıldı ve hırslı köylülerin arasından bir ton azar işiterek ayrıldı. Bunun böyle olmayacağına kara verdi. Bekledi. Aradan aylar geçti. Bahar mevsimi gelmişti. Latif, telgrafın tellerine şöyle bir baktı dikkatlice. Mennan da bir Latif’e bir de tellere bakıyordu. Latif bir anda telgrafın tellerine kuşların konmasıyla baharın geldiğinin farkına varmıştı. Ve içten bir sesle:
—Telgrafın tellerine kuşlar mı konar, herkes sevdiğine yârim, Latif’em böyle mi yanar, . diye mırıldandı.
Mennan hemen eline aldığı mürekkepli kalemle, çıkardığı kâğıdın üzerine Latif’in dediklerini yazdı.
Latif daha sonra kalabalığa baktı ve:
—Telgrafın tellerini arşınlamalı, yar üstüne yar seveni de be gülüm kurşunlamalı, diye mırıldandı tekrar.
Mennan bu sözlerini de kaydetti.
Latif, Mennan’a:
—Hadi kalk, gidelim, dedi.
Mennan:
—Tamam, deyerek elindeki malzemeleri sakladı.
Telgraf direklerine kuş bakışı bakan bir tepeden Latif tekrar mırıldandı:
—Telgrafın direkleri semaya bakar, senin o ahu gözlerin çok canlar yakar. Benim ki gibi… Latif’em, Latif’em, diye…
Mennan bu sözlerini de kaydeder. Latif, Mennan’a:
—Ne yazıyorsun? Diye sorduğunda Mennan:
—Hiç, hiçbir şey… . Kaçmak için planlar yapıyom.
Latif:
—Ne planı?
Mennan:
—Ne planı olacak, senin Latife’ne kavuşma planını…
Latif güldü ve solgun bakışlarla, hevessiz tavırlarla:
—Nasıl, her yer Maho Ağa’nın adamlarıyla sarılı, dedi.
Mennan:
—Ne olacak, biz de dağlardan kaçarız.
Latif:
—Nasıl yani?
Mennan:
—Yanımıza alcaz bir şeyler sonra da dağların arkasından şehre . inecez. Hem daha kestirme.
Latif sevinçle ve umutla:
—Tamam, o zaman ben hemen hazırlıklara başlayayım, diyerek hazırlıklara başladı.
Mennan:
—Tamam, dedi.
Hazırlıklarını tamamlamışlardı. Her şey hazırdı. Hemen yola koyuldular. Yolda eğlenceli anlar yaşadılar. Ama gittiklerinin farkında olan Maho Ağa’nın köydeki diğer adamları hemen ellerindeki silahlarla deli Mennan ile çoban Latif’in peşine düştüler. Latif ile Mennan her şeyden habersiz dağları aşıp şehre inmeyi planlıyordu. Yollarına devam ederken silah sesi duyuldu. Arkalarına bakındılar ve Maho Ağa’nın adamlarının kendilerine doğru koştuklarını gördüler. Hemen kaçmaya başladılar. Maho Ağa’nın adamlarından birinin ayağı iki taş arasına takıldı. Adamın ayağı bileğinden kırılmıştı. Acılar içerisinde kıvranıyordu. Arkadaşı onu bıraktı ve ikisinin peşinden koşmaya devam etti. Ayağı kırılan adam ise daha fazla acıya dayanamadı ve kendisini silahıyla öldürdü. Mennan dağın ormanlık alanının kestirme olduğunu düşünerek Latif’le birlikte karanlık ormana daldılar. Maho Ağa’nın adamı ormanın yakınına geldi ve izlerini kaybettiğini anlayınca geri döndü. Karanlık iyice bastırmıştı ve Maho Ağa’nın adamı dağın yamaçlarında bir ayı tarafından parçalanarak öldürüldü. Latif ve Mennan ise ormanın derinliklerinde korku içinde yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Bir anda karanlık orman içinden bembeyaz bir ışık göründü. Hemen o ışığa doğru koştular. Sonunda şehre varmışlardı. Latif sevinçle dağın yamacından aşağı inerken karşısına ayı çıktı. Latif hemen durakladı ve . heyecanlandı, korkmuştu. Daha önce ayıyla karşılaşmıştı ama bu ayı sanki Latif’in, Latife’yle buluşacağını biliyordu ve sanki bir şeytanmış gibi ikisinin bir araya gelmemesi için pençelerini savuruyordu Latif’in üzerine. Latif ölümle iç içeydi. Mennan arkasından bağırarak:
—Yat, yat aşağı yat! Öl! Ölme numarası yap! Yap, diye seslendi. Kendi de ölme numarasını yaptı. Latif de arkasından kendini bıraktı yere. Ayı ikisinin üzerini kokladıktan sonra oradan uzaklaştı. Mennan etrafına tek gözünü açıp bakındı ve Latif’e:
—Uyan! Uyan! Gitti, diyerek ayağı kalktı. Latif de sanki yeni uykudan uyanırmış gibi kalkarak yoluna sarhoş adımlarla devam etti. Mennan da Latif’in koltuk altına girerek beraber indiler dağın . yamacından…
Latif, şehre inmişti. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda Latife’nin ve babasının yaşadığı evi bulmuştu. Hemen evin önüne geldi ve müstakil evin camına ufak bir taş attı. Latife, perdeyi açtı, sonra taşı atanın Latif olduğunu görünce pencereyi de açtı.
Latife:
—Latif’im. Sen misin?
Latif:
—Evet, bir tanem senin için dağları yarıp gelmesem de dağları aşıp geldim…
Latife:
—Olsun yine geldin ya… Biliyordum…
Latif:
—Sana ne dedim kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz.
Mennan tam zamanı düşüncesiyle Latif’in efkârlıyken söylediği sözleri kaydettiği kâğıdı Latif’e verdi. Latif kâğıda şöyle bir baktı ve Mennan’a:
—Nedir bu? Diye sordu.
Mennan gülerek:
—Oku, dedi.
Latif okumaya başladı kâğıttaki yazıları güzel bir üslupla ve ses tonuyla:
— Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine yârim böyle mi yanar
— Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
— Telgrafın direkleri semaya bakar
Senin o mahrur gözlerin çok canlar yakar
Okudu. Elindeki kâğıdı . bıraktı ve kendi ekleme yaptı:
—Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…
Latife kendisi için yazılan bu mısraları çok beğendi. Babası hemen arkasından gözüktü ve Latif’e:
—Okuduğun mısraları dinledim evladım. Haklısın aslında. Kızımı böyle seven birini daha görmedim. Gerçekten sizin aşkınız Ferhat ile Şirin gibi… Tam bir aşk… Ben bu aşkın karşısına dikilirsem ömrüm ne çok olur ne de sonum hayırlı… En iyisi siz beni affedin de buradan sevinçle ve hayırlı bir iş sonunda köyümüze dönelim.
Latife, babasına dönerek:
—Hayırlı iş? Diye sordu.
Maho Ağa:
—Evet, sizi evlendireceğim. Ama beni affederseniz…
Latif sevinçle:
— Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
— Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
— Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…
Latif ile Latife köye dönmüşlerdi. Düğünlerini yapıp mutlu ve huzurlu bir hayat yaşadılar…
Latif ile Latife evlendiler de Mennan ne yaptı derseniz, Mennan kendine göre birini bulmuştu. O da Latif gibi âşık olmuştu. Onun aşkı da dillere destandı. Ama o Latif gibi hiç zorluklarla karşılaşmamıştı. Eee nasıl olsa mebustu…
19 yüzyılın ve modern çağın en köklü bir aşk öyküsü olmuştu bu aşk…
SONSUZA KADAR LATİF VE LATİFE’NİN AŞKI DÜNYADA HER BAHAR KUTLANIYORDU…
“TELGRAFIN TELLERİNE KUŞLAR MI KONAR” ADLI PARÇADAN ESİNLENEREK YAZILMIŞTIR. ALINTI DEĞİLDİR. HAYAL ÜRÜNÜDÜR…
OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER…
İŞYERİNDE EGZERSİZ
1- Elektronik postayı kullanmayın
Biriyle birebir konuşmak varken neden klavyenin esiri oluyorsunuz? Bir iş arkadaşınıza bir şey söylemek gerektiğinde, mesajınızı kendiniz götürün. Masadan kalkıp her attığınız adım vücudunuz için bir kazanç, bunu asla unutmayın. Hem sorunlarınızı daha etkin çözmüş olacaksınız, hem de yağ yakacaksınız, bundan iyi bir şey olabilir mi?
2- Dik oturun
Dik oturan kişiler daha profesyonel görünmekle kalmıyor, ideal bir sırt hareketi de yapmış oluyorlar. Dik durmayı sağlayan kas grupları karın ve alt sırt kaslarıdır, yani her dik oturuşunuzda onları çalıştırırsınız. Hemen şimdiden iki büklüm oturmaktan vazgeçin!
3- Her boş anı değerlendirin
Bilgisayarınızın düğmesine basıp açılmasını mı bekliyorsunuz? Yoksa faks sinyali verip sayfanın elinize geçmesini mi? Durmayın, bu boş saniyeleri kendi yararınıza değerlendirin. Bacaklarınızı gergin tutun, sonra parmak ucunuzda kalkın. Bu iniş kalkışları birkaç kez tekrarlayın.
4- Fıkır fıkır olun
Araştırmalara göre yerinde duramayan kişiler durgun kişilere göre günde 4200 kilojul daha fazla harcarlar. Ayaklarınızı sallayın, ellerinizle masaya vurup ritim tutun, sakız çiğneyin. Unutmayın, vücudunuzun çalışmasını sağlayan en ufak bir hareket sizin için bir kazançtır, hem de efor harcamadan.
5- Ofis koşusu yapın
Kahvenizi ofisin mutfağından almak yerine, caddenin karşısındaki pastaneden getirin. Günde üç kez dışarı çıkıp kahvenizi getirmek 420 kilojul ekstra enerji harcamanızı sağlar. Hem yürüyüş yapmış olacaksınız, hem de açık havanın beyninize olan yararlarından faydalanacaksınız.
6- Merdiven kullanma alışkanlığı kazanın
İşyerinde yapabileceğiniz en faydalı egzersizlerden biri asansör yerine merdivenleri kullanmaktır. Merdivenlerden çıkmak ve inmek baldır kaslarınızı çalıştırır. Eğer üst kaslarınızın da çalışmasını istiyorsanız, merdivenleri ikişer ikişer çıkmayı deneyin.
7- Telefondayken kalça egzersizi yapın
Kendinize bir kural koyun: Telefonu elinizle sıkıp biriyle sohbet ettiğiniz sürece aynı şeyi kalçalarınızla yapın. Telefon görüşmesi süresince (mümkünse daha da uzun olabilir) kalçalarınızı sıkmak, yerinizden kıpırdamadan ve kimse farkında olmadan yapabileceğiniz mükemmel bir hareket.
8- Ayakta durun
Not alırken, telefonla konuşurken, otobüs beklerken ayakta durursanız, yüzde 5 daha fazla enerji sarf etmiş olursunuz.
ARKADAŞLARLA BİRLİKTEYKEN EGZERSİZ
1- Dansa gidin
Yağı yakmanın en eğlenceli metodu danstır. Vücudun bütün kas grupları çalışır. Altı saat boyunca dans eden bir insan 7.000 kilojul enerji sarf eder. Hâlâ ne duruyorsunuz, kendinizi piste atın.
2- Paten zamanı
Bir çift tekerlekli paten edinin ve parka çıkın. Bacak kasları için bu spor birebirdir ve eğer hızlı kayarsanız, koşmak kadar etkili olabilir. Bacaklarınızla birlikte kollarınızı da hareket ettirirseniz, vücudunuzun daha büyük bir bölümü çalışmış olur.
3- Bowling oynayın
On kiloluk topları kaldırmak kol kaslarınızı mutlaka geliştirecek. Haftada bir kez sevgiliniz veya arkadaş grubunuzla bowling’e giderek hem çok eğleneceksiniz, hem kalori yakacaksınız.
4- Gülün
İyi bir kahkaha hem beyniniz hem vücudunuz için çok yararlı. 20 dakika candan gülmek 3 dakika kürek aletinde çalışmaya eşit. Gülmek yüz ve karın kaslarını çalıştırıyor. Komedi filmlerini ve oyunları kaçırmayın, hem eğlenin hem egzersiz yapın.
Haftada ortalama 1 kilo vererek ve düzenli yürüyerek hem mutlu olup kilo verin, hem de sağlığınızı koruyun. 20-35 yaş arası 1.65 cm boy ve 70 kg ağırlığın üzerindeki bayanlar, bu diyeti düzenli yürüyüş ile birlikte yaparsa, ilk hafta 1.5 ile 2 kg, daha sonraki haftalarda da birer kilo verir.
Kahvaltı:
2 karper kadar tercih edilen peynir, 1 ince dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, sınırsız domates, salatalık veya 1 adet bir karper büyüklüğünde peynirle hazırlanmış omlet, 1 ince dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, yarım su bardağı süt, sınırsız domates, salatalık.
Öğle:
5-6 yemek kaşığı sebze yemeği etli veya zeytin yağlı), 3 yemek kaşığı bulgur pilavı veya peynirli makarna, 1 ince dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata (mevsime uygun salata malzemesi ile) veya, 1 adet orta boy biber dolması, yarım kase yoğurt, 1 ince dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata (mevsime uygun salata malzemesi ile)
İkindi:
1 adet meyve
Akşam:
1 küçük tavuk but (derisiz) veya 3 adet ızgara köfte, 1 kase cacık veya yoğurt, 1 ince dilim çavdar, mısır veya buğday ekmeği, az yağlı salata. (mevsime uygun salata malzemeleri ile)
Ara: 2 top çikolatalı veya meyve parçalı veya vanilyalı normal dondurma.
152436_w_s.jpg İyi görünmenin yolu sadece zayıflamaktan geçmiyor. Doğru kıyafetlerle daha zayıf ve daha ince görünmenin püf noktaları da var. İşte modacılardan daha zayıf görünmenizi sağlayacak 6 öneri..
1. Tek renk kullanın..
Gece mavisi, kahverengi ya da siyah gibi tek renk koyu renkli elbiseler giyin.. Bunun yanı sıra aynı rengin farklı tonlarını da birlikte giyebilirsiniz. Bej, deniz mavisi, mercan ya da teninize en iyi giden renklerde desenleri bulunan giysiler de olabilir. Eğer rengin sizi daha kilolu gösterdiğini düşünüyorsanız, elbise olarak sizde nasıl durduğuna da bakın. Daha fazla…
2. Kumaşları doğru seçin..
Katı, sert ve ağır hatta yapışan kumaşlardan uzak durun. En iyi seçim hafif, yumuşak ve giydiğinizde vücudunuzdan kayan kumaşlardır. Amacınız vücudunuzun genel şeklini görmek olmamalı..
3. Vücudunuza göre ayarlayın..
Geniş omuzlarınız varsa, vatka ya da herhangi bir omuz aperatı kullanmayın. Kayık ve yuvarlak yakalı giysileri tercih etmeyin. Üstünüzü daha küçük göstermek için modaya uygun V yakalı elbiseler, V yakalı üst ve etek veya bol pantolonları tercih edin. Eğer üst küçük alt büyükse, yani armut vücutluysanız, boynunuzu kalın göstermeyen, omuzlarınıza uygun sizi dik gösteren kıyafetleri arayın. Üst için yuvarlak, oyuk yaka kesimleri, alt için de düz etek ya da normal kesim pantolonları seçin.
4. Kalça ve basenler
Büyük kalça ve basenleri kamufle etmek için, rahat pileli, bel kısmı büzgülü rahat etek ve pantolonlar tercih edilebilir. Modaya uygun, düz çizgiler yan cepli ya da cepsiz modeller seçin. Basenleri küçük göstermek için beli düz yarım ya da dizden hafifçe aşağıda pantolonlar arayın. Daha uzun ve zayıf görünüm için pantolonunuz ya da eteğiniz yere değecek kadar uzun olmalı.
Basenlerinizi daha fazla kamufle etmek için etek ve pantolon giydikten sonra kalçalarınızı örtecek kadar uzun bluz ya da bluzunuzun üzerine hjafifi dantel ya da örgü tunikler giyebilirsiniz. Kalçalarınızdan aşağısının çok fazla uzun olmamasına dikkat edin.
5. Kesim ve dikişileri inceleyin
Giysilerinizde, özellikle ceketlerde kare şekilli olanları ya da sıkı saran modelleri tercih etmeyin. Bunun yerine hatları hafif belli eden modelleri tercih edin. Elbiselerin dikişleri daha ön plana çıkartılmış olabilir.
6. Ayakkabıları unutmayın
Sadece elbiselerle zayıf görüneceğinizi sanmayın. Giysilerinizi belirledikten sonra ayakkabılarınızı deneyin. Özellikle ayaklarınız genişse ince şeritli ve düz sandaletler, ufak topuklu ayakkabılar giymeyin. Bunun yerine, kısa topuklu ya da üzerinde durabiliyorsanız yüksek topuklu ayakkabılar giyin. 5 cm’lik topuk ne giyerseniz giyin sizi daha ince gösterecektir. Ayak bileğinize dolanan ayakkabılardan, kare topuklardan uzak durun. Tüm bunlar sizi daha bodur ve bacaklarınızın daha kısa görünmesine neden olur.
modalife
Bir asır öncesine kadar annenin ve bebeğin yaşamını tehdit eden diabet, günümüzde beslenme ve diyet uzmanının hazırladığı kişiye özel beslenme planıyla kontrol altına alınabiliyor.
Hamilelikte diyabet, yani şeker hastalığı hem anne hem de bebek için tehlikeli bir hastalıktır. Bebeğin düşmesinden, annede körlük (diabetik retinopati) ve böbrek yetmezliği (diabetik nefropati) riskini yüzde 50 artıran diyabet, hamilelikte dikkatle takip edilmesi gereken bir hastalıktır.Bundan bir asır öncesine kadar anne ve bebek ölümlerine yol açan diyabet, günümüzde düzenli kontroller ve iyi bir beslenme planıyla kontrol altına alınabilir.
Hamilelikte diyabet nasıl oluşur?Daha fazla…
Anne karnında büyümekte olan bebek (fetus), besinlerini plasenta kanalıyla anneden alır. Dolayısıyla annenin kanında yükselen şeker miktarı, plasenta aracılığıyla bebeğe yansır. Bebek, annesinden aldığı fazla şekere, insülini artırarak cevap verir. İnsülin ise bebeğin hızla büyüyüp, iri bebek olmasına neden olur. Doğum ağırlığı 4 kilonun üzerindeki iri bebekler, ciddi sağlık riskleri taşır.
Hamilelikte diabet ikiye ayrılır.
· Gebelikte ortaya çıkan diyabet (gestasyonel diyabet)
· Gebelikten önce diyabetik olan kişilerin hamileliği
Gebelik sırasında çıkan diyabet
Gebelik sırasında ortaya çıkan diyabete, gestasyonel diyabet adı verilir. Hamilelerin aşırı yemek yemesi ve ani kilo alması sonunda, pankreasta salınan insülin hormonunun yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar. Çoğunlukla bebeğin doğumuyla birlikte kaybolan gestasyonel diyabet, gebeliğin 24. ve 28. haftaları arasında yapılan şeker tarama veya şeker yükleme testleri ile anlaşılır.
Gestasyonel diyabetin belirtileri nelerdir?
· Sık sık idrara çıkmak,
· Ağız kuruluğu,
· Sinirlilik hali,
· Enerji boşalımı,
· Halsizlik, bitkinlik, yorgunluk,
· Doymama hissi.
Bu belirtilere sahipseniz, hemen doktorunuzu uyarıp, kan şekerinize baktırmalısınız. Kan şekerinizde yükselmeyle birlikte, bebeğinizde de ani kilo artışı varsa, siz gestasyonel diyabet hastasısınız demektir. Doğum yapana kadar, mutlaka uzman bir ekiple birlikte hareket etmelisiniz. Endokrinolog, kadın doğum uzmanının yanı sıra, diyabet konusunda uzman bir diyetisyenle, sağlıklı bir doğuma dikkatle hazırlanmalısınız.
Pek çok anne adayını tedirgin eden gestasyonel diyabet, aslında iyi bir beslenme planıyla kontrol altına alınabilir.
Kimler risk grubunda?
Daha önceki hamileliklerinde gestasyonel diyabet geçirenler,
Önceki gebeliklerinde iri bebek veya anomalili bebek doğuranlar,
Birden çok düşük yapanlar,
Aşırı kilolu olanlar,
Yakın akrabalarında diyabet olanlar,
Hamilelik boyunca aşırı kilo alanlar risk grubunda yer alır.
Diyabetlinin hamileliği
Eğer diyabetli iseniz ve anne olmaya karar verdiyseniz, gebelikten en az 6 ay öncesinden hazırlanmanız gerekir. Çünkü kan şekerinizin yüksekliği, hamile kaldığınız andan itibaren karnınızdaki bebeğinizin sağlığını etkiler. Özellikle bebeğinizin organlarının gelişiminin gerçekleştiği ilk 3 ayda, kontrollerinizi yaptırmalısınız!
Bu aylarda, diyabetli annenin kan şekeri, hızla fetusa geçtiği için, ilk üç ayda annenin kan şekeri yüzde 10-20 oranında düşme eğilimi gösterir. Bu dönemlerde, annenin gece hipoglisemisine karşı dikkatli olması gerekir. Hipoglisemi kendisini; ani soğuk terlemeleri, yemek yenilse bile geçmeyen baş ağrısı, titreme, sinirlilik hali, halsizlik, ani bitkinlik hali, bazen de baygınlık olarak gösterir.
12. haftadan sonra hamilelik, karbonhidrat metabolizmasına yük olur. Çünkü, plasentadan insülin etkisini zorlaştıran hormonlar, 12. haftadan sonra salınmaya başlar. Zaten güçsüz olan pankreas dengeyi sağlayamaz ve hamilelerin insülin ihtiyaçları artar. Diyabetik anneye, hamilelik öncesine göre daha çok insülin uygulandığı için iri bebek olma olasılığı diyabetik almayan anneye göre 5-9 kat artar.
Bu tür durumlarla karşılaşmamak için, diyabetik hamileler kan şekerini, düzenli olarak kontrol ettirmeli.
Kan şekeri kontrol edilmezse ne olur?
· Diyabetli bir gebede kan şekeri kontrol altına alınmazsa, ilk 12 hafta içinde bebeğini düşürebilir. Bu durum, bebeği kaybetmenin yanı sıra, annenin hayatını da riske atar.
· İnsülin salgısına bağlı olarak, bebek yeterince beslenmediği için düşük tartılı veya anne karnındaki aşırı insülin salgısı nedeniyle, iri olarak doğabilir. İster düşük tartılı, isterse iri bebek olsun, tedavi edilmeyen diyabetik annelerin bebekleri, doğumdan sonra hipoglisemi adı verilen kan şekeri düşüklüğü bekler.
· Ayrıca iri bebekleri bekleyen başka sorunlar da var. Örneğin, doğum sırasında gerçekleşebilecek omuz çıkıkları, sinir yaralanmaları, solunum sistemi sorunları, sarılık bunlardan sadece bir kısmı…
· En önemli risklerden birisi de, bebekteki anomalilerdir. Kontrol altına alınmayan diyabetik annelerin bebeklerinde, diğer bebeklere göre çok daha fazla anomalilere rastlanır. Başta kalp, böbrek ve sinir sistemi olmak üzere, bebeğin bütün organlarında anomali görülebilir.
Diyabetik hamileler nasıl beslenmeli?
Diyabetik hamilelerin beslenme planı, mutlaka beslenme ve diyet uzmanı tarafından hazırlanmalıdır.
Annenin alacağı her fazladan kilo, hem kendisini hem de bebeğini etkileyeceği için, özellikle diyabetik hamilenin doğum süresince alacağı kilo, 9-12 kilogramı aşmamalıdır.
Aslında diyabetik annenin beslenme planı, kullanılan insülin dozuna göre değişim gösterir. Bu nedenle diyabetik anneye önerilecek olan yemek listesi, kişiye özel olarak hazırlanır. Her ay bebeğin gelişimine, annenin kilosuna, kullanılan insülin düzeyine göre yiyecek değişim listeleri ve beslenme planı değiştirilir. Buna rağmen, yine de genelleştirilebilecek bazı beslenme kuralları vardır.
Bunlardan en önemlisi, öğün sayılarının artırılmasıdır. Örneğin normal bir hamilede önerilen 3 ana öğün ve 3 ara öğün, diyabetli hamilelerin özellikle ilk 12 haftasında, 3 ana öğün, 5 ara öğün olarak yeniden düzenlenir. Öğün sayılarının artırılması, diyabetik hamileleri gece hipoglisemiden de korur.
Diyabetik hamilelerin karbonhidrat alımı çok kısıtlanmaz. Ancak karbonhidrat arasında da, kepekli ekmek, kepekli pirinç, kuru baklagiller gibi, kompleks karbonhidratlar tercih edilir.
Diyabetik hamilelere örnek yemek listesi:
Kahvaltı : Yağsız süt, peynir, ekmek, söğüş mevsim sebzeleri
Ara öğün : Meyve, ayran, ölçülü kuruyemiş
Öğlen : Sebze yemeği, et grubu veya kurubaklagil, ekmek grubu, salata
İkindi : Peynir ekmek, meyve, ayran
İkindi öğünü, 2 ayrı öğüne bölünmeli.
Akşam : Sebze yemeği, kuru baklagil veya et, ekmek, salata
Gece : Meyve, peynir ekmek, ayran
Gece öğünü, 2 ayrı öğüne bölünmeli. (Gece hipoglisemisine dikkat! Hipoglisemiyi önlemek için yatmadan önce gece öğünü atlamayın!)
Porsiyon ölçüleri, hamilenin yaşı, kilosu, bebeğin ağırlığı ve haftasına göre değişir.
bilge diyetbilge diyetEv kadınıysanız ve bütün gün evde iseniz kilo konusunda mutfakta geçirdiğiniz süre içinde sık sık atıştırmaktan ve kabul günlerinde tatlı ile hamur işlerini fazla yemekten şikayet ediyor olmalısınız. Bunu önlemenin zor olduğunu düşünüyorsanız , aslında sağlıklı beslenerek bu sorunu aşabilirsiniz. Günlük beslenme programı dengeli gıdalardan ve altı ayrı küçük öğünden oluşursa bu tür gereksiz atıştırmazlar olmaz.
Herşeyi yiyerek hem kilo verip, hem de sağlık kazanabilirsiniz. Bunu yanı sıra günde en az 8 bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Ağzınıza attığınız her lokmayı uzun uzun çiğnemeye de özen gösterin.
Günlük 1600 kalori içeren bu diyeti uygularken çikolata, dondurma ve bisküvi ya da tart gibi keyif veren gıdalardan ödün vermiyorsunuz ancak miktara dikkat etmeniz şartıyla. Ayda 1 ile 3 kilo kadar verebilirsiniz. Eğer daha fazla kilo vermek istiyorsanız günlük ekmek miktarını iki dilime indirip, tatlı ve çikolata yerine yoğurt ve meyve yemelisiniz.Daha fazla…
Pazartesi
Kahvaltı
1 bardak (250 gr) light süt, 2 dilim kızarmış ekmek
Ara
1 muz
Öğle
30 gr haşlanmış tavuk göğüs eti, 30 gr beyaz peynir, 1 domates, 2 siyah zeytin, 3 dal maydanoz, 1 çay kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 60 gr makarna; 300 gr limonlu karışık meyve salatası.
İkindi
1 dilim kavun
Akşam
1 domates, 30 gr ton balığı konservesi ve 60 gr pirinçle hazırlanmış pilav; 1 domates ilaveli150 gr roka salatası, 2 dilim kepekli ekmek.
Gece
125 gr meyve ilaveli light yoğurt
Salı
Kahvaltı
1 çay kaşığı bal ve 30 gr yulaf ezmesi ilaveli 1 bardak light süt
Ara
125 gr meyve ilaveli yoğurt
Öğle
3 domates ve 1 çay kaşığı zeytinyağı ile haşlanmış 300 gr taze fasulye, 1 katı yumurta, 2 dilim ekmek
İkindi
2 şeftali
Akşam
2 domates, 3 dal dereotu ilaveli 60 gr makarna, 1 çay kaşığı zeytinyağı ilaveli 200 gr ızgara sebze
Gece
120 gr dondurma
Çarşamba
Sabah
1 bardak (250 gr) light süt, 1 çay kaşığı bal, 2 dilim kızarmış ekmek
Ara
3-4 kayısı
Öğle
120 gr ızgara et, 3 haşlanmış patates
İkindi
1 elma
Akşam
100 gr soya fasulyesi, 60 gr havuç, 80 gr kabak, soğan ve nohut ilaveli karışık baklagil haşlama, 2 dilim kepekli ekmek
Gece
50 gr sade çikolata
Perşembe
Sabah
Elma, havuç ve salatalık karışımı 1 bardak meyve suyu; 1 fincan çay veya kahve
Ara
70 gr meyveli tart
Öğle
3 domates, 3 dal dereotu, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 60 gr pirinç ilaveli pilav, limon suyu ilaveli roka salatası, 1 dilim ekmek
İkindi
1 muz
Akşam
150 gr ızgara balık, 1 çay kaşığı zeytinyağı ilaveli haşlanmış 2 patates, 1 dilim kepekli ekmek
Gece
125 gr meyve ilaveli yoğurt
Cuma
Sabah
1 çay kaşığı reçel, 2 dilim kızarmış ekmek, 1 bardak taze meyve suyu (elma, portakal veya havuç suyu olabilir)
Ara
1 kase meyve ilaveli light yoğurt
Öğle
50 gr haşlama et ve 4 dal maydanoz ilaveli 60 gr makarna, limonlu 200 gr yeşil salata
İkindi
2 şeftali
Akşam
100 gr beyaz peynir; 3 domates, 2 soğan, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve limon suyu ile hazırlanmış salata; 2 dilim kepekli ekmek
Gece
50 gr sade çikolata
Cumartesi
Sabah
1 bardak light süt, 3-4 diyet bisküvi
Ara
Elma, erik ve armut karışımı meyve suyu
Öğle
1 kabak, 1 domates ve 25 gr tavuk eti ilaveli 60 gr makarna, 1 çay kaşığı zeytinyağı ilaveli 200 gr ızgara sebze, 2 dilim ekmek
İkindi
3 kayısı
Akşam
120 gr ızgara balık, 1 çay kaşığı zeytinyağı ilaveli haşlanmış 2 patates
Gece
125 gr meyve ilaveli yoğurt
Pazar
Sabah
Müsli ilaveli 125 gr süzme yoğurt, 1 su bardağı (250 gr) taze meyve suyu
Ara
1 muz
Öğle
120 gr ızgara et; 1 domates, 1 çay kaşığı zeytinyağı ve 130 gr roka ilaveli salata
İkindi
2 top meyveli dondurma
Akşam
1 küçük sade pizza
Gece
2-3 incir
İşte kadınları kıskacı altına alan, azı karar çoğu zarar 7 günah !
1- Tembellik
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlik bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden oluyor. Gün içinde sürekli oradan oraya koşturan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor, bir yerden sonra iflas ediyor. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine televizyon kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürüyoruz. Read the rest of this entry »
Diyet yapanların hem dost
Diyet süresince kaçamakların olduğu esnada ağırlık kaybı ile karşılaşıldığında; kişi moral kazanır. ‘‘Buna rağmen kilo verebilmişim’’ şeklinde düşünceye sevk eden sonuç kişiyi motive eder. Bazı durumlarda ise tam tersi ile karşılaşılabilir: Çok başarılı bir şekilde uygulanan beslenme ve egzersiz programının ardından kilo aldığını fark eden kişi demoralize olur. Halbuki hemen endişelenmemek gerekir. Vücut ağırlığını etkileyen pek çok parametre vardır. Öncelikle bunların gözden geçirilmesi gerekir.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse’ye göre ideal bir tartım;
1. Haftada 1 kere,
2. Aynı baskülde,
3. Aynı kıyafetlerle,
4. Kahvaltı öncesi,
5. Dışkılama sonrası yapılabilir.
İlaç kullanımı ve rahatsızlıklar tartıyı etkiler
Tüm bu ilkelere rağmen kabızlık, ishal, kusma, bazı ilaçların kullanımı ve adet dönemi gibi özel durumlar vücut ağırlığını etkiler. Her saat başı tartıya çıkılsa dahi, gün içerisinde aynı 2 rakamı görme şansı çok düşüktür. Mesela 2 bardak su içilmesi durumunda yaklaşık olarak yarım kilo ağırlık kazanılır. Öte yandan sauna veya ishal nedeni ile vücuttan bol miktarda sıvı kaybedilir. Böylesi durumlar kişinin kilo aldığını veya verdiğini göstermez elbet. O nedenle belirtilen ilkelere bağlı kalınarak yapılacak tartımlar en doğru sonucu verir.
Basküller yanlış mı?
İnsanların büyük bir çoğu evlerinde bulunan basküllerin yanlış sonuç verdiğinden şikayetçidir. Bu konuya açıklık getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Turgay Köse,”Halbuki “her ölçüm cihazı aynı sonucu verecektir” diye bir kaide yoktur. Ona bakılırsa ülkemizdeki hiçbir cetvelin boyu birbirini tutmamaktadır. Aynı şey tartılar için de geçerlidir. Varsayalım evdeki baskül yanlış sonuç veriyor. Hiç problem değil. Pili bitmiş bir saat de günde 2 kez doğru zamanı gösterir. O nedenle kişinin ağırlığında bir değişim olduğu taktirde yanlış sonuç verdiği düşünülen bir baskül de aradaki farkı doğru olarak gösterir. Önemli olan sürekli aynı baskülü baz almaktır. Öte yandan baskülün hangi zemin üzerinde bulunduğu da dikkate alınmalıdır. Halı ve parke üzerinde yapılan 2 farklı ölçümün de uyumsuzluk göstermesi olasıdır” diyor.
Kıyafetler ve öğünler kiloyu artırabilir
Kıyafet faktörü ile yemek öğünleri de çok önemli bir parametre. Turgay Köse, “İlk tartımda üzerinde pijamaları bulunan bir birey, ikinci ölçümde takım elbise giyerek tartılırsa arada bir farklılık görülmesi de çok doğaldır. Benzer şekilde bir şeyler atıştırmak da sonucu direkt olarak etkilemektedir. Rutin bir öğlen veya akşam yemeği kişinin ağırlığını 500 – 1000 gram etkilemektedir. Sabahtan akşama kadar tüketilen tüm besinler düşünüldüğünde, kahvaltı öncesi 72 kg gelen bir bireyin gece yatarken 74 kg çıkması çok da tuhaf karşılanmamalıdır. Kişi ertesi sabah kahvaltı öncesi, dışkılama sonrası baskülde yine 72 kiloyu görmüyorsa o zaman ağırlıkta bir değişim vardır. O nedenle sürekli tartılan bireylerin bu alışkanlığı bırakmalarında yarar vardır” diyerek bu konuya da açıklık getiriyor.
| Aktivite | Saatte yakılan kalori miktarı | 1 kilo için kaç saat gerektiği | Avantajı |
| Yürüyüş | Düz bir alanda 330-420 arası;
Yokuş yukarı 660 - 900 arası. |
Düz bir alanda 16- 21 saat; Yokuş yukarı 7- 10 saat |
Kaslarınızı ısıtmak için 10 dakika yavaş yürüyerek başlayın. Sonra 5 dakika hızlı, 3 dakika yavaş şeklinde değiştirerek yürüyün. Gittikçe araları uzatın. “Hızlı yürüyüşünüzü” herzaman yavaş yürüyerek bitirin. |
| Paten | 500 - 600 arası | 7 - 8 saat | Paten kaymak, vücudunuzu şekillendirmek, esneklik ve denge kazanmak için mükemmeldir. Güvenlik önlemlerini almanız özellikle tavsiye edilir (koruyucular, kask). |
| Bisiklet | 600 - 900 arası | 11 - 23 saat | Doğada yapılan eğlenceli bir egzersizdir, ayak, kalça ve karın kaslarınızı güçlendirir. |
| Tenis | - teklerde 560 - 660 arası; - çiftlerde 420 - 480 arası |
- teklerde 11 - 13 saat; - çiftlerde 14 - 16 saat. |
Tenis konsantrasyonu, koordinasyonu ve refleksleri geliştirir. |
| Yüzme | 550 - 750 arası | 9 - 13 saat | Vücuttaki tüm kaslar için yararlıdır. Omuriliğinizi hafifletir. |
| Kürek | 400 - 600 arası | 11 - 17 saat | Vücudunuzun üst bölümüne hoş bir şekil kazandırır. Tekniğiniz doğruysa, bacak ve gövde kaslarını da çalıştırır. |
| Plaj voleybolu | 490 - 570 arası | 13 - 15 saat | Tüm geniş kas gruplarını güçlendirir ve özellikle de deniz kenarında ideal bir tatil sporudur. |
| Frizbi oynamak | 260 - 310 arası | 24 - 29 saat | Sizi daha yetenekli kılar, kol/bacak koordinasyonunuuz ve reflekslerinizi geliştirir. Herkes için uygundur çünkü özel bir bilgi veya hazırlık gerektirmez. |
Yoksa rejimler şişmanlatıyor mu?
Prof. Dr. İskender Öksüz/ dr. pozitif
Aslında bilim adamları, 1940′lardan beri sert ve sağlıksız rejimlerin uzun vadede zayıflatmadığını, hatta şişmanlattığını biliyorlardı.
Bu yazıyı aslında dr. pozitif’in bir üyesi tetikledi. Söylediği, kelimesi kelimesine şöyleydi: “Biliyorum ki, ben rejim yapmasaydım, bu kadar kilo almayacaktım.”
Kilo problemi olan çoğu insanın başından geçmiştir. Birkaç hafta, belki de birkaç ay sürecek bir “rejim”e başlanır. Ya gün, gün yenecek şeyler bellidir (Meselâ “Scarsdale Tıbbî Diyet”i), yahut da biraz daha serbest “değişim listeleri” vardır. “Bir kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir” veya “bir adet greyfurt” ezberlediğimiz tavsiyelerdir. Bazılarında ise ne yeneceği değil de ne yenmeyeceği veya ne zaman yeneceği söylenir (Atkins veya İsveç diyeti).,
Gayet de iyi gider rejim. Hızla kilo verilir. Derken mutlu sona ulaşılır. Baskül 5, hatta 10 kilo daha düşük göstermektedir. Gerçi kendimizi bitkin hissetmekteyiz, çikolata diye, tatlı diye, veya karbonhidrat rejimi ise patates, bir dilim ekmek diye kıvranmaktayız ama deymiştir. Aradan bir süre geçer. Ve eski kilomuza tekrar varırız. Daha da beteri, birkaç yıl sonra, eski kilomuzun da üstündeyizdir. Hiç olmazsa rejimden önceki hale geri dönmek ister ve yeni, daha etkili rejimler aramaya başlarız.
“Ah bende irade yok!”
“Ne güzel zayıflamıştım. Ama irademe hâkim olamadım. Tekrar oburlaştım ve işte buradayım.” Kendimizi o kadar kabahatli hissederiz ki, genellikle yukarıdaki üyemizin vardığı ve aslında pek de doğru gerçeği görmeyiz. Acaba bu bizim değil de rejimin suçu olmasın?
Kabahat rejimlerde olmasın!
Aslında bilim adamları, 1940′lardan beri sert ve sağlıksız rejimlerin uzun vadede zayıflatmadığını, hatta şişmanlattığını biliyorlardı. Minnesota Üniversitesi’nde, Ancel Keys ve arkadaşlarının, 36 erkek üzerinde yaptığı ve 1950′de iki cilt halinde yayınladığı deney sert rejimlerin etkilerini ortaya koymuştu.
Minnesota deneyi
Denekler, normal beslenmelerinin yarısı kadar kalori aldıkları bir rejime tabi tutuldu. Bu, birçok sert rejimde yapılandan daha büyük bir kısıtlama değildir. Rejim biraz uzunca, toplam altı ay sürdü ve katılanlar vücut ağırlıklarının yaklaşık dörtte birini kaybettiler. Yani başarılı oldu. Öyle mi? Bir süre sonra, kaybedilen kilolar geri alındığı gibi, eski ağırlığın da ortalama yüzde on üstüne çıkıldı. Birçoğumuzun yeni rejim peşine düştüğü kiloya. Ancak epey sonra, ta baştaki kilolarına dönebildiler.
Kilo harici göstergeler de pek iç acıcı değildi. Birçok denekte, normalde aneroksia nervosa ve benzeri hastalıklarda ortaya çıkan belirtiler gözlendi. Yemekten başka bir şey düşünmüyorlardı. Ağır depresyona girenler oldu. 5- 6 binkalori gibi abartılı beslenme düzenleri geliştirenler, normal üstü kalori alınan öğünlerden daha bir saat sonra açlık çekenler, hastalanıncaya kadar yiyenler gözlendi. Rejim sonuna doğru 36 genç erkekten, kız arkadaşlarıyla ilişkisini devam ettiren sadece üç-dört kişiydi ve onlar da son derece isteksiz olduklarını, alışkanlıktan ötürü eski davranışlarını sürdürdüklerini söylüyordu.
Altı aylık rejim sonunda deneklerin bazal metabolizmasının yüzde kırk azaldığı ölçüldü. Bazal metabolizma, insanın, dinlenme halindeyken yaşamını sürdürmek için harcadığı enerji (kalori) miktarıdır. Bu düşüş, yukarıda belirtilen beslenme bozukluklarıyla birleşince, orta vadede neden kilo alınıp, eski kilonun üzerine çıkıldığı anlaşılıyor. Davranış bozuklukları da cabası.
Rejim değil hayat tarzı değişikliği
Minnesota deneyi değişik şekillerde defalarca tekrarlandı ve destekleyici sonuçlar alındı . dr. pozitif’in, “çözüm, rejim değil, hayat tarzı değişikliğidir” ilkesi bu gerçeklere dayanmaktadır. Vücutla zıtlaşmak, yenilgiyi garanti etmektir. Yüz milyonlarca yıllık evrim sırasında vücudumuzun kazandığı en güçlü mekanizmalarından biri kıtlığa karşı savunmadır. Enerji alımındaki beklenmeyen bir düşüş, bu savunma sistemini harekete geçirir. Bir taraftan vücudumuz enerji harcamada çok daha tutumlu hale gelirken, psikolojimiz ise her şeyi ihmal etmek pahasına beslenmeye odaklanır.
Peki bu bilgiler niçin yaygın olarak anlatılmaz?
Belki iş hacmi yüzlerce milyara ulaşan zayıflama endüstrisinin “yepyeni ve başarılı rejimleri” ve ardından aynı müşterilerin birkaç sene sonra döneceklerini bilmesi, kolay sırt çevrilecek bir kaynak değildir! Belki bu sebepten insanlar, hâlâ “falan rejim iki haftada on kilo verdiriyor, seninki haftada kaç kilo kaybettiriyor?” gibi sohbetlere prim veriyor.
| Sağlıklı bir yaşam için alınan kalori ile yakılan kalori arasında kurulacak denge büyük önem taşır.Hangi aktivitenin ne kadar kalori yaktırdığının bilmemiz bu dengeyi kurmada bize yardımcı olacaktır. |
| Aşağıdaki tablo ortalama 65 kg ağırlığındaki bir kişinin aktivi- telere göre dakikada yakacağı kalori miktarlarını göstermektedir. |
| Atletizm Aktiviteleri | |||
| Aerobic:Düşük Tempoda | 6 | Aerobic:Yüksek Tempoda | 8 |
| Aerobic, Step: Düşük Tempoda | 8 | Aerobic, Step: Yüksek Tempoda | 11 |
| Aerobic: Suda | 5 | Ilımlı pedal çevirme | 8 |
| Kuvvetli pedal çevirme | 12 | Yüksek tempolu Jimnastik | 9 |
| Ilımlı jimnastik | 5 | Dairesel genel antrenman | 9 |
| Eliptik genel antrenman | 10 | Binicilik | 6 |
| Kürek(Antrenman aletinde)ılımlı | 8 | Kürek(Antrenman aletinde)kuvvetli | 10 |
| Kayak aleti | |||