nedir

Sürekli yeni birileriyle tanışıyor, fakat ilk buluşmadan öteye bir türlü geçemiyorsunuz. O zaman bu yazımız tam size göre.İlk buluşmalardan artık bıktınız uzun bir ilişki yaşamak istiyorsunuz. nızın erkeğinin gelip sizi bulma zamanı geldi; ama o hala ortalarda yok. Sabrınız tükenmeye başlıyor ümidinizi yitiriyorsunuz. Üzülmeyin! Bunun yerine hala bekar olmanızın olası 5 nedenini öğrenin kendinizi değiştirin..

1.Eğer gerçek ı asla bulamayacağınızı düşünüyorsanız, bulamazsınız:

Siz oturup karalar bağlarken ın gelip sizi bulmasını beklerken, belki de o yanınızdan geçip gitti bile. Sizse gözlerinizi sabitlediğiniz o noktadan kaldırıp bakmadığınız için onu göremediniz. nızın ını bulmayı saplantı haline getirmeyin açık fikirli olun. Bir erkeğe saplanıp, onu sevebileceğiniz hale getirmeye çalışmayın, bunun yerine zaten sevdiğiniz gibi olan başka bir bulun, yani hayallerinizdeki erkeği.Daha fazla…

Siz istediğiniz gibi birinin sizi asla bulmayacağını düşünürken, farkında olmadan sevilmeye layık olmadığınız hissine kapılıyorsunuz. Bu hataya düşmeyin, dışarıda bir yerlerde sizi çok fazla sevecek bir var. Bu yüzden bir günlük tutmaya başlayın her akşam günlüğünüze sevilmeye değer bir yanınızı yazın. Bu güveninizi yerine getirecektir.

2.Kötü çocuk tutkusundan kurtulun:

Kadınların asi bağlanmayı sevmeyen erkeklerden hoşlandığı bir sır değil. Çoğu kendini üzen onunla az ilgilenen erkeği daha çekici bulur. Kaçan kovalanır misali, bu tür erkeklerin peşinde koşar. Ama sağlam bir ilişkiniz olmasını istiyorsanız, bu tutkudan kurtulun. Size iyi davranan, sizi seven erkekleri değerlendirmeye alın. Göreceksiniz bu sizi daha mutlu edecek. Her değişik karakterli gizemli bir erkekle beraber olmak ister, fakat bu tür erklerle sonu evliliğe uzanan bir yola çıkmak mümkün değildir.

3. erkeğinizi kendinize bağlamanız demek değildir:

Çoğu ilişkilerinde aynı hataya düşüyor. Bir erkekle beraber olduklarında, sevgililerinin veya eşlerinin boş olan her saniyesini kendileriyle geçirmesi gerektiğini düşünüyor. arkadaşı arkadaşlarıyla vakit geçirmek istediğinde ya da evde oturup maç izlemek istediğinde de sorunlar çııyor. Siz bu hataya düşmeyin, eşinizin sizin dizinizin dibinde oturması demek değildir, onun da kendi n olması gerektiğini bilin saygı gösterin. Aksi taktirde yine yalnız kalabilirsiniz.

4.Esprilerinizden bazılarını sevgilinize ayırın:

Size gerçeküstü gelebilir fakat insan aynı olayı günde birkaç kez anlatacak enerjiyi her zaman kendinde bulamaz. Eğer siz bütün sıkıntılarınızı, dertlerinizi ya da olaylarınızı işyerindeki arkadaşlarınızla paylaşırsanız, akşam eve gittiğinizde eşinize anlatacak pek bir şeyiniz kalmaz. Bu da ilişkinizi zedeleyebilir. Size gelebilir ama bu da bir çeşit aldatmadır. Siz bütün sırlarınızı iş arkadaşlarınızla ya komşularınızla paylaşarak, sevgilinizi duygusal anlamda kendinizden uzaklaştırırken, diğer insanları yakınlaştırıyorsunuz. Bu da bir çeşit ihanet sayılır. Ona nızda ne kadar çok yer kapladığını ne kadar önemli olduğunu hissettirmelisiniz.

5.İnatçı ısrarcı olmayın:

Özellikle haksızken haklı olduğunuzu iddia etmeyin. Tartışmalarınızda birbirinizi dinleyin kendi bildiğinizi okumayın. Örneğin önemli bir şeyi ona söylemeyi unuttuğunuzda hatanızı kabullenin, üstüne gidip onu haksız duruma düşürmeye veya yaptığınızın o kadar da büyük bir şey olmadığını kanıtlamaya çalışmayın. Bu kavgaların daha da uzamasına olacaktır. Özür dilemesini bilin, böylelikle her şey daha kolay tatlıya bağlanır. Her zaman özrü ondan bekleyemezsiniz.
hürriyet

Sürekli yeni birileriyle tanışıyor, fakat ilk buluşmadan öteye bir türlü geçemiyorsunuz. O zaman bu yazımız tam size göre.İlk buluşmalardan artık bıktınız uzun bir ilişki yaşamak istiyorsunuz. nızın erkeğinin gelip sizi bulma zamanı geldi; ama o hala ortalarda yok. Sabrınız tükenmeye başlıyor ümidinizi yitiriyorsunuz. Üzülmeyin! Bunun yerine hala bekar olmanızın olası 5 nedenini öğrenin kendinizi değiştirin..

1.Eğer gerçek ı asla bulamayacağınızı düşünüyorsanız, bulamazsınız:

Siz oturup karalar bağlarken ın gelip sizi bulmasını beklerken, belki de o yanınızdan geçip gitti bile. Sizse gözlerinizi sabitlediğiniz o noktadan kaldırıp bakmadığınız için onu göremediniz. nızın ını bulmayı saplantı haline getirmeyin açık fikirli olun. Bir erkeğe saplanıp, onu sevebileceğiniz hale getirmeye çalışmayın, bunun yerine zaten sevdiğiniz gibi olan başka bir bulun, yani hayallerinizdeki erkeği. Read the rest of this entry »

Eşinizi ya da partnerinizi etkilemek ” seni deliler gibi istiyorum ! ” sözünü söyletmek ister misiniz ?

Erkekleri etkilemek aslında sanıldığı kadar kolay değildir.görünüşte değil özde etkilemek için yapmanız gereken daha önemli şeyler var.bırakın miniler giymeyi ya da deli gibi süslenmeyi yazımızı okuyun…

arkadaşınızın ya da kocanızın sizinle birlikte daha iyi vakit geçirmesini istiyorsanız, ilişkiniz rutine girdikten sonra da sizden sıkılmamasını istiyorsanız, onun hoşlandığı şeyleri kendi hobiniz haline getirerek erkeğinizin yaşamında daha fazla alana sahip olabilirsiniz, işte Cosmotürk’ün sizin için hazırladığı kulağınıza küpe olması gereken noktalar : Read the rest of this entry »

erkekleri mutlu etme yollarıEşinizin ya da sevgilinizin sizinle yeteri kadar mutlu olmadığını düşünüyorsanız onu daha fazla mutlu edeceğim diye üzülmeniz normal.

Peki erkekler mutlu olur ? bir erkeği memnun etmenin yolu nereden geçer ? erkeğinizi mutlu etmenin sırları işte burada..yazımızı okuyun aranız düzelsin !

Öncelikle şunu sorgulamalıyız : erkekler kadınlardan ne ister ?

Evli olan ancak eşini tam anlamıyla mutlu edemeyen bayanlara müjde. Vereceğimiz öğütleri uygularsanız, hem siz hem de eşiniz mutluluğu yakalayacaksınız. Read the rest of this entry »

zorlamaya gelmez
BAZI DUYGUSAL İLİŞKİLER KISA SÜRER?
Bir ömür sürecek diye başladığımız ilişkilerimizin kısa süre içerisinde sonlanmasının nedenlerini merak ediyor musunuz?

Bir ın bitişi için bazen tek bir cümle yeterli olur. “Uzun zamandır ilişkimizin içindeki önceliklerimizin farklı olduğunun ayırdına vardık.” Mükemmelmiş gibi gözüken ilişkiler olur da böyle apansız bir ayrılık ıyla bitiverir? Oysa ki her şey vardır mutlu olmak için çoğu zaman… Gitmek ya da kalmak? Her insan kendisine ilişkisi sırasında “Devam etmeli miyim?” diye sormuştur. Cevap gümüş tepside önünüze sunulmaz. İlişkinin son demlerini mi yaşadığı, yoksa biraz ilgi çaba ile tekrar yoluna girip giremeyeceğini belirten bir derece yok, çünkü her ilişki bambaşka koşullar kişilerle yaşanıyor. Bazı durumlarda ilişkilerde yaşanan küçük krizler sorunun kaynağını bulup düzeltmek adına faydalı olabilirler, fakat endişeler bazen çok erken ortaya çıkabilir.

Sıkıntılı geçmiş 6 hafta ya da 5 ay. Sevdiğiniz insan daha öncekilerden farklı önemli, ama doğru adam o mu? Dışarıda bir yerlerde daha doğru birisi yok mu? Onu iş takıntılı bir insan olarak kabullenip bu gerçekle yaşamak istiyor musunuz? Eğer doğru adam o ise bu kadar sık etmeniz normal mi? Bu işin buraya kadar olduğunu dürüstçe kabul edip kendi yolunuza mı gitmelisiniz?

Zamanımızın gözde prensibi “işlemiyorsa at, yenisini al, değiştirmeye çalışma” burada da mıza giriyor. Maalesef ki sürekli bu prensibi uygulayan bir insan, ilişkisinin biraz daha çabayla mükemmel olup olamayacağını bilemeyecektir. Cosmotürk’ün rehberliğinde kendi ilişkinizi adım adım inceleyin…

TEHLİKEDEKİ İLİŞKİLER
Amerikalı Psikolog Michael S. Broder gerilimli ilişkileri (sık sık ayrılık yaşayan çiftleri) üç değişik tipte nitelendiriyor.

BUNLARDAN BİRİNCİSİ ‘FIRTINALI İLİŞKİ’:
Tutku temeline kurulmuş fakat duygusal anlamda paylaşımların yoğun olmadığı ilişki çeşididir. Uyum yakınlığı engelleyen psikolojik bir durumdur. İki taraf da birbirlerinde şehvet bulabildiklerini fakat güven aidiyet duygusu bulmadıklarını kabul etmek istemezler. Sık sık yaşadıkları tartışmaları erotik bir atmosfer oluşturmak için araç olarak da kullanırlar. Yoğun cinsel ilişki için öfke tetikleyici bir duygudur. Cinsel ilişki ise bu çiftin birbirlerine yakın alabildikleri yegane boyuttur. Michael S. Broder’e göre, öfkeyi oluşturan durum çoğunlukla çözümlenmeden öylece bırakılır.

KIRMIZI ALARMIN ÇALDIĞI DİĞER BİR İLİŞKİ ÇEŞİDİ DE “UMURSAMAZ İLİŞKİLER”DİR:
Bu durumda şılıklı tutku istekten eser kalmamıştır. İlişki rahat vakit geçirmek yabancılaşmaktan kurtulmak için bir yol alarak görünür. Broder, “Öfke faktörü fırtınalı ilişkilerdeki gibi bu tür ilişkilerde de önemli rol oynar. fark tartışmak ya da etmekteki isteksizlikten kaynaklanır” diyor.

ÜÇÜNCÜ SEÇENEKTE İSE “TEK TARAFLI İLİŞKİLER” ADI VERİLEN TİP BULUNMAKTADIR:
Bunların sorunu bir eşin diğerine göre çok daha fazla enerji çaba sarf etmesidir. Bir tanesi gelecek için planlar yapıp sonsuz mutluluğu hayal ederken diğeri bunlara katılmak yerine dalga geçmekle meşguldür. Bir tarafın aidiyet tutkuyu yoğun olarak hissettiği bu çeşit sorunlu ilişkilerde diğer tarafın bu hislerle alakası yoktur. Bu çeşit gerilimli bir ilişkinin içinde olan insanların kendilerine sorması gereken asıl soru: “Değişme şansımız var mı, yoksa yanlış olan ben miyim?”dir.

İLİŞKİ TARAMASI
İlişkinizin ne durumda olduğunu anlayabilmeniz için 5 soru geliştirdik. Cevaplara göre umut olup olmadığına verebilirsiniz. Her adımda önemli olan ilişkinizin değişik boyutlarını, birlikte paylaşılmış değişik tecrübeleri de düşünüp bunların ışığında sağlıklı bir karara varmaktır.

Beklentilerinizi, iyi bir ilişki olmalı konusundaki fikirlerinizi bir kenara bırakmayı deneyin.

Bundan sonra kendinizin partnerinizin yaşam tarzını gözlemleyerek uyumlu olup olmadığınızı düşünün.

Yaşadığımız zamanın en büyük fenomenlerinden biri ilk zorluğu gördüğünde havlu atan insanlara dönüşüyor olmamız. Pazar günleri siz yürüyüşe çıkmayı seviyorsunuz, o ise ın başından kalkmıyor. Siz sosyal ortamlarda daha fazla bulunmak istiyorsunuz o ise evde oturmayı seviyor. Bunlar insanlar tarafından ciddi sorunlar olarak lanmaya başlandı. Bir ilişkide her şeyin baştan sona uyum içinde olması gerektiğini düşünen insanların sayısı gittikçe artıyor. Psikologlara göre bir ilişkinin mutlu tatmin edici olabilmesinin yolu, sevgiyi kaderin ellerine bırakmak yerine geliştirebilmek değiştirebilmekten geçiyor. Bu düşünce tarzı n hangi noktalarında uyumlu olduğunuzu ortaya çıkarmak için gerekli olan ilk koşul.

Bir olaydaki gerçekten iyi olan yönleri keşfedebilirsek, kötü yönlere katı anmaya da hazır oluruz. İlişkinizde en mutlu olduğunuz zamanları düşünün.

GERİYE DÖNÜP BAKTIĞINIZDA O ZAMANLAR HER ŞEYİN MÜKEMMEL OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİR MİSİNİZ?
Çoğu ilişkide tarafların kendilerini birlikteyken , sıcaklık bağlılık içinde hissettikleri dönemler olmuştur. Geriye bakan bazı çiftler ise ilişkilerinin en iyi döneminde bile aslında pek iyi durumda olmadıklarını düşünebilirler. Bu tarz ilişkiler ilk başlarda birlikte olmalarını sağlayan şeyler yüzünden biter. Sadece heyecan verici spontan değil aynı zamanda sorumsuz olduğunu da düşünmeye başlarsınız. İlk başlarda hormonlarınız sizi parmaklarında oynatırken, bu problemin çözülebilecek bir şey olduğunu düşünürsünüz. Fakat zamanla iç sesiniz gerçeği fısıldamaya başlar: “Bu bana çok-;- az, fazla güvensiz, çok daraltıcı…” Bu sesi bastırmışsınızdır çünkü onun doğru olduğuna her halükarda inanmak istemişsinizdir.

BİRBİRİNİZE DOKUNMAKTAN HOŞLANIYOR MUSUNUZ?
Birbirinizin yakınlığına ihtiyaç duyuyor musunuz? Mevzu ne sıklıkta seks yaptığınız değil. Bu her çift için farklı olacak bir sayıdır. Soru, “partnerinize dokunmak, sarılmak, okşamak gibi içgüdülerinizin olup olmadığı”. Dokunuşlar bedensel ilişkinin duygusal bağın oluşması için gereken taşlardır. İlişkideki büyü birbirine ilgi duyduğunu göstermekten geçer. Bir taraf bu bağ kurma çabalarını yok sayıyor ise öteki duygusal anlamda bir uzaklaşma yaşar. Bu durum çoğunlukla tatmin edilemeyen cinsel ihtiyaç ya da benzeri çatışmalardan dolayı ortaya çıksa da fiziksel çekimin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Burada dikkat edilmesi gereken söz konusu olan durumun öfke ya da kırgınlıktan dolayı dokunmayış değil de uzun zamandır süregelen bir fiziksel duygu eksikliği olduğudur.

ORTAK BAKIŞ AÇILARINIZ, PLANLARINIZ VAR MI?
Uzun süreli ilişkilerde öyle zamanlar olur ki aşka dair en ufak bir kıvılcım hissetmediğiniz haftalar olmuştur. Partnerinizin varlığı bile sizi sinir eder. İlişki terapistlerine göre bu durumdan kurtulmanın en iyi yolu ortak amaçlar, planlar yaratmaktır. Bu şekilde başkasıyla değil de “o” insanla birlikte olduğunuzu hatırlarsınız. Sözü geçen planlar hobiler değil gelecekle ilgili büyük projelerdir. Bir çift için refah seviyelerini yükseltmek bir amaç olabileceği gibi çocuklarla pekişecek huzurlu bir aile atmosferi yaratmak da olabilir. Ne olursa olsun ortak hedefler zor zamanlarda ilişkiyi kurtarmayı değerli kılacak etkenlerdir.

PROBLEMLERİNİZ ÇÖZÜLSE BİLE İLİŞKİYİ SÜRDÜRMEKTE KARARSIZ MISINIZ?
Çoğu insan kendini ilişkiye tam olarak bırakmaz çünkü bilinçaltında kendisi için daha uygun başka bir eş olduğuna inanmaktadır. İnanması zor ama gerçek şu, sonsuz bir uyum rüyalarınızdaki erkekle bile mümkün değil. Doğru insanı bulmak için doğru insan olmak gerekir.

Bu soruları cevapladıktan sonra bile gitmek ya da kalmak arasında yapacağınız seçimden yüzde yüz emin olamayabilirsiniz. Ayrılık aylarca sürebilecek bir süreçtir. Yeni bir başlangıç da öyle. Emin olamadığınız durumlarda ihtimalleri olası sonuçları mak faydalı olacaktır.

resim1857 yılında ’lu dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteyerek, eşitsizliklere ayrımcılığa şı sürdürdüğü mücadele ile başlayan süreçte 8 Mart, tüm dünya kadınlarının kutladığı uluslararası bir gün…Yani Dünya Kadınlar Günü….

Yani kocasından veya ailesinden dayak yiyen, boşanmak istediği için şiddete maruz kalan, eşinin kıskançlığı nedeniyle öldürülen ya da tecavüze maruz kalan kadınlarımızın günü… Read the rest of this entry »

Ahmet Celal, bir Osmanlı padişahının oğludur. Savaş esnasında vurulmuş kolunu kaybetmiştir. Bu hazin hadiseden sonra, dünyadan elini eteğini çekmiş toplumdan kaçmak, sessiz sakin bir yerde yaşamak için Anadolu’nun ücra köşelerini seçmiştir. Bu sebebten dolayı, onun subaylık yaptığı dönemde ona emirer olarak hizmet eden M. Ali’nin köyüne gider.

Köydeki ilk günleri onun için çok zor olmuştur. Çünkü bundan önceki yıllarda, İstanbul’da yaşamış oranın kültürü ile bezenmiştir. Köylüler ona, oranın yabancısı olduğu için “” derler. Fakat, Ahmet Celal bu lakabı kendine laik bulmaz. Çünkü o, kolunu salt bu bu millet için kaybettiğini savunur. Onun için köydek ilk iki hafta köy yaşantısını alışma safhası olarak geçer. Bu arada M. Ali’nin müstakil evinin bir odasında kitaplarıyla gününü geçirir. Kitapları bir nebze dahi olsa yalnızlığını acısını unutmayı sağlar. Onlar, onun en iyi dostu olmuştur. Bu zaman zarfında, M.Ali’nin annesi, kardeşi kardeşi İsmail’le tanışır. Köy ortamı ona, İstanbul gibi büyük bir yerde yaşadığı için çok rezalet gelir.

Haftalar ilerledikçe Ahmet Celal, köy ahalisiyle yavaş yavaş tanışır. Köyün en zengini Salih Ağa, muhtar Süleyman adında ısını söz geçiremeyen adamla samimiyet kurar. Fakat, bu samimi yet sınırlıdır. Ahmet, onlara hep savaştan, ’ten Onun yaptıklarından bahsederken onlar, onu hiç ciddiye almaz bir gün düşman gelip, ülkeyi Osmanlıdan alacak onlar huzurlu bir ortamda yaşayacaklarını inanırlar.

Bir gün Ahmet Celal, köyün civarına gezmeye çı. Çünkü, köy halkının düşünceleri onun acısına tuz ekiyordu. Bundan dolayı yaylalara çı; doğanın verdiği huzur ile hem acısını hem de yalnızlığını kısmen de olsa unutur. Yine yaylalarda gezerken bir görür. , istanbuldakiler gibi bakımlı, giyim-kuşamı iyi olmasa bile, onu çok etkilemiştir. Onunla konuşmak ister; fakat ondan kaçar. Çünkü o, köylülerin tabiri ile buraların ıdır. Günler geçmesine rağmen, ı unutamamaktadır. Onu tekrar görmek konuşmak için yaylaya çı. Bir süre bekledikten sonra yine aynı oraya gelir. Ahmet onunla konuşmak ister; fakat nafile. ondan yine kaçar. Fakat o, bu sefer onunla konuşamaya kararlıdır. ı bir süre kovaladıktan sonra onu yakalar. , sudan yeni çıkmış misali, kaçmaya çalışır. Ahmet onu sakinleştirdikten sonra ona, “sadece seninle konuşmak istiyorum.” der. Fakat yine de kurtulamk için çabalanır. Bir süre sonra, ın isminin Emine olduğunu öğrenir.

Bu arada cephede savaş şiddetlenmiş köylerden tekrar askere çağırılanlar olur. Bunlardan bir tanesi de M.Ali’dir. Onun evden ayrılması ile artık yazarın köyde samimi olacağı, dertlerini anlatabileceği kimse kalmamıştır. Bir kaç hafta daha M. Ali’nin ailesiyle birlikte kalır. Fakat İsmail’in Emine’yi sevdiğini onunla evleneceğini duyunca evden ayrılır. Köyde başka bir yerde yaşamaya başlar. Fakat, kolunu kaybetmiş olmasından dolayı yardıma muhtaçtır. İlk zamanlar Süleyman onun ihtiyaçlarını gidermeye çalışır. Aslında o da yazar gibi terkedilmiş yapayalnızdır. ısı, onu asker kaçağı birisiyle aldatmış İstanbul’a kaçmıştır. Fakat Süleyman ısını çok sevmektedir. Onu bir türlü unutamaz. Aradan günler geçer. Bir gün İsmail’in Emine ile evleneceğini duymasına rağmen yazar, muhtar gider Emine’yi kendisine istemesini söyler. Bunun üzerine muhtar hanımını Emine’nin evine gönderir. Ama Emine bu işe “Hayır” der. Üstüne üstelik yazara kolsuz olduğu için ağır hakaretlerde bulunur. Kendisi hakkında söylenen lafları yazar muhtarın ağzından duyunca deliye döner. Ona göre İsmail, Emine’ye layık birisi değildir.

Birkaç hafta sonra, İsmail’in Emine ile evlenmek üzere hazırlık yaptığını kahvede işitir. Emine’yi kafasından silmeyi başarmış; fakat bir türlü kalbinden atamamıştır. İkinci kez hayal kırıklığına uğ. Bunun hıncını Süleyman’ı azarlayarak, ısı hakkında ileri geri konuşarak çıkartır. Bu kavgadan sonra, Süleyman daha fazla dayanamaz köyü terkeder. Yazar pişmandır ama çok geçtir.

Süleyman’ın evi terketmesinden sonra, kendisine etmesi maksadıyla Emeti ’ı tutar. Onun Hasan adında bir torunu vardır. Emeti hem torunu Hasan’ı hem de yazara bakmaktadır. Torunu Hasan küçük bir çobandır. Yazar, onunla koyunları otlatmaya çı. Böylece hem Emine’yi tekrar görmek hem de acılarını unutmak ister. Bu sırada dağların arkasından top sesleri gelmektedir. Buradan da anlaşılacağı gibi savaş köye doğru gelmektedir. Bu arada Emine İsmail’le evlenir. Yazar, bir daha köyün içinde gezemez olur.

Aradan fazla geçmez. Köye bir şeyh gelir. Köylülere, yurdumuzun düşmanlar tarafında zaptedildiğini niyetlerini Anadolu’yu elimizden almak olduğunu; yeşil sarıklıların bizi düşmana şı savunduklarını müslüman olmak isteyen kraliçeden bahserder. Bu olayı yazar, Emeti Kadı’nın duyduklarından öğrenir. Bunun üzerine yazar sinirlenir şeyhe gider , onunla eder.

Savaş cephelerde son surat devam etmektedir. Düşman uçakları köyün üzerinde kol gezmekte bir takım kağıt parçalarını yere atmaktadır. Kağıtta “Sakın yerinizden yurdunuzdan olmayınız. Biz size kötülülük ğe gelmiyoruz. Halife padişah bizimle beraberdir. Biz sizi Kemal’in çetelerinden kurtarmak için harbediyoruz.” yazar. Köylüler, bunu okuyunca yazar, her birinin gözünün parıl parıl parlamağa başladığını görür. Bir akşam üstü eve dönmek üzere iken “Davranma!” diye bir sesle irkilir. Yazar ilk başta anlamazlıktan gelir; fakat bir kaç adım atar atmaz bir şun kulağının dibinden bir arı gibi vızıldayarak geçer. Yazar, bunun bir asker kaçağı olarak düşünür; ama ateş eden bir askeridir. Az kalsın bir askerinin kör şununa hedef olacaktı. Onlara durumu anlattıktan sonra birliğin (topçu müfrezesi) komutanlarından savaş hakkında bir kaç bilgi alır. Konuşmalardan yazar, Ordusu’nun savaşı kazanacağından ümitperver olur. Artık savaş, köye çok yakın yerlerde cereyan etmektedir.Bu sebebten dolayı birlikler, köy yollarını kullanmaktadır.

Bir gün inanılmaz bir olay olur. Yazar, muhtar diğer köy ahalisi kahvede otururlarken, uzaktan çok dağınık halde bir gelmekte olduğunu görmektedirler. İlk başta düşman sanılan birliğin daha sonra Ordusu’ndan olduğu anlaşılır. Bekir Çavuş, savaşın son gelişmelerinden haberdar olmak için askerlerden bir kaç tanesini “Komutanınız nerede ?” diye sorar. Daha sonra komutanı bir başçavuş çıkagelir. Başçavuş yorgun perişan haldedir. Bir süre Başçavuşla muhtar bakıştıktan sonra sarmaş dolaş olurlar. Çünkü o, bir zamanlar köyde yaşamış öldü sanılan Emine’nin babasıdır. Cephedeki bir kaç olaydan gelişmelerden konuştuktan sonra muhtar ona ı Emine’yi hatırlatır. Daha sonra muhtar “Daha önce nerelerdeydin?” diye sorar. Bunun üzerin Başçavuş, on yıl moskofa esir düştüğünü esaret yıllarını anlatır. Bu arada Emine kahvehaneye babasıyla görüştürülür. İlk başta Emine, ürkek bakışlarla babasına baktıktan sonra göz ucuyla da yazara bakar utangaçlığından ne yapacağını bilemez. Bir süre bakıştıktan sonra yazar, Emine’nin artık İsmail’i sevmediğini bakışlarından anlar. Artık bu noktadan sonra, yazarla Emine arasında bakışmalarla birbirlerine olan aşklarını ilan ederler. Ama bir sorun vardır: Emine’nin İsmail’le evli olması. Bir müddet sonra başçavuş, anasını görmeye gider; askelerini de bir süre mola yapmak üzere muhtara bırakır.

Ertesi gün, sabah erkenden birliğin yola çıktığın öğrenilir. Dağın arkasındaki top sesleri iyiden iyiye artmaktadır. Köylüler bu olaya şı tedirgindir. Çoban Hasan’la yazar arada sırada koyunları yaylaya çıkartırlar. Fakat, bir gün Küçük Hasan yaylaya kendisi gider. Ne olduysa o gün olur. Yazar, Küçük Hasan’ın “Geliyorlar” diyerek bağırmasıyla uyanır. Hasan’a “ne olduğunu” sorar. Benzi solmuş, soluk soluğa kalan Hasan :

- Aha onlar, senin dediklerin.Te şıki belin üstünden yürüyüp geliyorlar.

Yazar bir süre kendini toparlayamaz. Çocuğun yüzüne bön bön bakar. Endişe ile apar topar bir kaç eşyasını toplamaya başlar; fakat kolu olmadığı için yardıma ihtiyacı vardır. Emeti ’ı arar ama bulamaz. Evin etrafına bakınır hiç kimseyi bulamaz. Belliki köylü korkudan saklanmış olmalı. Düşmanın hemen köye girmek üzere olduğu, ağır topçu taburunun demir şakırtılarının seslerinden anlaşılıyordu. Yazar hemen kapısını kilitler, pencereleri kapatır. Aradan fazla geçmez. Dışarıda garip garip sesler gelmektedir. Bu sesler Yunancadır. Köy tamamen düşman askerleri tarafından ele geçilir. Her eve baskın düzenlerler. Bulduklarını köy meydanına çıkartırlar. Sırada yazarın evi vardı. Asker kapıyı açmaya çalışır aman nafile kapı kilitlidir. Son çareyi kapıyı kırmakta bulur.

İlk başta yazar, askere diklenmeye çalışır; sonuç vermeyince kendini düşman askerine bırakır. Bir süre sonra yazar, arayıpta bulamadığı köy halkının toplandığı yere götürülür. Burada askerler kadınlara, genç kızlara tacizde bulunur. Yazar bundan rahatsızlık duyar. Aslına bakarsan o, sadece Emine için endişe duymaktadır. Emine’ye baktıkça hem onları korumak hem de Emine’ye sakat olduğu halde erkekliğinden ödün vermediğini göstermek maksadıyla askerlerin arasından Rumca bilene, onu komutanın yanına götürmesini ister. Asker onu alır, komutanının yanına götürür. Yazar Fransızca bildiği için ona, Fransızca olarak askerlerinin halkı eziyet ettiklerini genç kızlara tacizde bulunduğunu ifade eder. Yunan subayı onu dinledikten sonra tekrar toplanma noktasına geri götürür. askerlere köy halkına eziyet edilip edilmediğine dair sorular sorar. Ahali korktuğu için bir şeyler söyleyemez. Daha sonra askerler, köydeki bütün evleri arama yaptırarak silah namına ne varsa hepsini toplattırır. köylülerden yiyecek, içecek toplarlar bunu şılığında aldıklarını göstermek maksadıyla öylülere bir kağıt verirler. Cahil köylüler buna inanır olan tüm yiyeceklerini teslim ederler. Halbuki askerleri geldiğinde onlardan her şeylerini esirgemişlerdir. Eski bir subay olan yazar, düşmanın köylülerden yiyecek içecek toplamasından en az bir iki haftaya kalmaz köyden ayrılacaklarını yorumlar. Bir kaç gün ilerledikten sonra, yazar Emeti ’ın çığlıkları ile uyanır. Hasan’a işkence ederler. Zavallı çocuk her tarafı yara bere içinde, acılar içinde kıvranmaktadır. Yazar ilk başta Hasan’ın öldüğünü zanneder ama nabzını yokladığında yaşıdığını farkeder. Yazarın endişesi giderek artar.

Ertesi gün, askerler topladıkları eşyaları saracak bir şey aramak için yazarın evini basarlar. Hasan o esnada çarşafın arasında yatmaktadır. Yazar, askerlere “Ne istiyorsunuz” der. Onlar cevap vermeden, aniden çarşafı öyle bir hızla çekerler ki Hasan yere “pat” diye sertçe yere düşer. Zaten perişan olan Hasan, bu sefer ölümü atlatamaz. Olduğu yerde yığılır kalır. Emeti yazar Hasan’a etmek için koşarlar; fakat Hasan ölür. Ağlamalar, sızlamalar yazar kendini tutamayarak askere bir yumrukta yere serer. Olaylar bu esnada cereyan eder. Köylüler ilk defa da olsa yazarı haklı bulur askerlerin üzerine yürürler. Ortalık ışır. Bu ışıklıktan yararlanarak Emine ile yazar kaçarlar. Bu esnada yazar, böğründen vurulur. Fakat bu acıyı o anda hissetmez.sadece yazar değil, aynı zamanda Emine de sol bacağından yaralanmıştır. Kaçabildikleri yere kadar kaçarlar. Bir yere vardıklarında oturup dinlenmeye verdiklerinde vurulduklarını anlarlar. Hele Emine’nin yarası daha ağırdır. Kalkacak durumda değildir. Bu sebebten dolayı yazar Emine’yi yalnız bırakır yoluna devam eder.

KİTABIN ANAFİKRİ: Aydın birisinin köy halkı ile uyuşmazlığı ile birlikte Anadolu insanın bakımsızlığı, köylülerin olaylara şı cahilliği yazarın yalnızlığı.

“Ağzına o mikrofonu sokarım”
Canlı yayında ’nin kavgası..

Hürriyet ’larını izlemet için 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

Sorularla Bettaları Kısaca yalım

Betta balığını kısaca mlar mısınız?

Erkekleri kavgacı olduğundan tek bakılan bir Güney Asya türüdür. 23-24 derece sıcaklıklarda rahatça yaşama imkanı vardır. Labirentli bir tür olup, su üzerinden de oksijen temin edebilmektedir. Rahat oksijen alması için akvaryumunuzun üstü açık olmalı ki rahat oksijen alsın.

Betta akvaryumumu ne sıklıkta temizlemeliyim yapmalıyım?

Ortalama olarak her ay 1 kez değiştirmenizde fayda vardır. Ancak su değişimi yaparken kesinlikle suyun tamamını değiştirmeyiniz; sadece %20 lik kısmını değiştirmeniz yeterlidir. Su içindeki çeşitli organizmalar tam yerini bulmuş olduğundan balığı su düzenine alışmış olduğundan, köklü su değişimleri balığınızı etkileyecektir. Bol bitkili Betta akvaryumlarında ise su kirlenmesi gecikecektir.

Betta balığını ne sıklıkta beslemeliyim?

Granül yem olarak hesaba aldığımız zaman 1 küçük parçacıktan günde 2 kez yemlenmesi ilk tercihtir. Ancak günde 3 veya 4 öğüne ayırdığınız zaman bazı zamanlar da düzenli olarak Bettanızı aç bırakmanız önerilir. Devamlı fazla öğünde yem tüketen Bettaların zamanla yüzüşleri kaybolup, dibe çöküp kalmaktadırlar. Belirlediğiniz günlerde düzenli oalrak 1 gün aç bıraktığınız takdirde Bettanızın vücudundan tıoksinlerin atılmasına da yardımcı olursunuz Bettanızın midesini de rahatlamaya yardımcı olursunuz.

Betta için akvaryumuma ideal su olmalıdır?

Çeşme suları idealdir fakat dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusudur. Çeşme suları ağır metaller(klor,ilaç vs.) içerdiğinden Bettanıza zarar verir. Bundan dolayı çeşme suyunu kullanmadan yaklaşık 48 saat(2 gün) önceden bir yerde dinlendirilmesinde fayda vardır. Daha sonra dinlendirilmiş suyunuzu kullanmaya başlayabilirsiniz. Eğer isterseniz suyunuza ek takviye olarak çeşitli su düzenleyici ilaçlardan da kullanabilirsiniz. Ancak kaliteli markalar kullanmak şartıyla. Piyasa da ismi bile duyulmamış birçok marka bulunduğundan, ilaç vs. gibi durumlarda dikkat olmalısınız.

Betta akvaryumumda bazı bitkiler çürümüş, ne yapmamı önerirsiniz?

Bitkide farklı türleri beslemede aşırıya gitmeyin. Genel olarak su mercimeği, eledoa, moss, cabomba gibi piyasada da rahat bulabilecğeiniz türler Bettanız için daha faydalı olacaktır. Ayrıca doğal bir ortam görünümü de kazandırmış olup, oksijen içinde faydalı bir girişimde bulunmuş olacaksınız. Plastik bitkilerde aklınıza gelebilir, pek önerilmemekle birlikte dekor olarak kullabilirsiniz. Ancak doğallıktan yoksun olduğu için görünümden başka hiçbir özellik kaznadırmaz.

Betta balığım yüzmüyor devamlı su dibinde bezgin bir biçimde dipte duruyor, ne yapabilirim?

Çeşitli sebeplerden bu durum söz konusu olabilir. Su, ısı, stres gibi birçok durum söz konusu olabilir.Bu durumda Bettanızı durumunu çok iyi tespit edip derhal işe koyulmanız gerekebilir. Bazende hiçbir sorun olmamasına şın balığınız yine de mutsuz görünebilir. Ancak bu durumda yapılması gereken bir durum yoktur. Balığınızın normal olup, gelecek günlerde yine eskisi gibi rahat yüzüş imkanı olacaktır. Bettanız için mağara ya da onun saklanabileceği bir gibi birşey olursa stresten uzak durup gelişimini rahat sağlayabilecektir. Bazı durumlarda ise akvaryumunuzun bulunduğu yerden de problemler çıkabilir. Işık yansıması, dış etkenler vb. Bettanızın dikkatini çekmesi gibi durumlar başlıcak durumlar olabilir.

Betta balığım için farklı yemler denememde sakıncalar olabilir?

Hayır bir sakınca yoktur. Ancak balığınız için uygun olan yemleri kullanmanız daha iyi olacaktır. Bazı tür yemler Betta balığınızın sindirim düzenini bozabilir. Sizin için en uygun yem türleri, kuru, granül canlı yemler olacaktır.

Betta balığının su üstünde köpük yapmasının nedenleri nelerdir?

Köpük yapma durumu Bettalara ait durumdur. Zaman zaman dişilerde de görülen bir durumdur. Betta dişi gördüğü vakit eğer kendini hazır hissediyorsa köpük yapmaya başlar. Diğer bir durumda balığın rahat bir ortamda olup, su, ısı vb. şartların kendisi için iyi olduğu durumlarda da köpük yapar. Bu durum sağlıklı bir Bettanın göstergesidir.

Betta akvaryumuma deniz kabukları ya da deniz ürünleri gibi vb. şeyler koyabilir miyim?

Kesinlike edilmeyen bir durumdur. Deniz ürünlerinden, deniz kumu, deniz kabuk vb. diğer şeyler suyun düzenini bozmakta Bettanız için ölümcül sonuçlar doğurmaktadır. Sadece tatlı su ürünlerini kullanmanız edilir.

Bettaların aç kalma durumları hakkında bilgi verir misiniz?

Eğer işyeri, ofis vb. gibi yerde Bettanızı besleyip, hafta sonları Bettanızın yem ihtiyacını şılayamıyorsanız bunun korkualcak bir tarafı yoktur. Ortalama olarak Bettalar 14-15 gün aç kalabilirler. Ancak bu durum çok zorda kalınmadığı süre için uygulanmaması gerekir. Çünkü Bettanız bu sere zarfı içinde aç kaldığı için direnci düşer hastalıklara kolay yakalanma durumuyla şı şıya kalır. Daha sonra Bettanızı kalite yemlerle besleyip eski gücüne kavuşturabilirsiniz.

Gözlemlerim sonucu ele alınmıştır. Ali ÇELİK

Efsaneler İnanışlar

Kurtlar geçmişten bugüne kadar insanoğlunun yaşamında daima heyecan vermiş, salmış,büyülemiş,bilinmezliğini korumuş bunun sonucunda saygı duyulan bir yaratık olarak mızda yerini almıştır.Kurtlar İnsanlar tarihin başlangıcından itibaren birlikte yaşamış başlangıçta birbirlerine rakip olmuştur.Fakat daha sonra İnsanoğlunun kurtların yeteneklerini yararlarını anlamasıyla bu rekabet, bugün evlerimizde beslediğimiz birçok konuda bizlere yardımcı olan köpeklere kadar uzanan çok sıkı bir dostluğun temelini atmıştır.

Kurtlar bugün de yaşamımızda etkileyici bir yere sahiptir güncelliğini korumaktadır.Geçmişten beri süregelen birçok kurt efsanesi bugün de anlatılmaya filmlere konu olmaya devam etmektedir.Kurtlar ile birlikte yaşayan eski kabileler kurta olağanüstü güçleri olan bir yaratık olarak bakmakta,kendilerini sevdiklerini kurttan korumak için şeklinde ayinler düzenlemekte yine kendilerini kurttan koruyacağına inandıkları “Kurt başı” şeklinde ağaçtan yapılmış eşya kolyeler taşımaktadırlar. Bu kabileler inanışları dolayısı ile kurdun avlanma bölgesine girmemektedir Hindistanın kırsal kesimlerinde anlatılan, gerçekte yaşanmış bir öykü, her gece çadıra gelen özellikle çocukları uyku sırasında hiçbir şekilde çıkarmadan çadırdan sürükleyerek alan daha sonra iç organları yenmiş şekilde bulunan 70-80 kadar insanı konu almaktadır. Bu yaratığı gece karanlığında görenler, insan şeklinde,gözleri kırmızı renkte parlayan bir şeytan olarak tarif etmekteydiler. Yurt dışından bu olayı araştırmaya gelen görevlilerin kurttan şüphelenmelerine rağmen yöre halkı kurtlar ile yüzyıllardır barış içinde yaşadıklarını bir zarar görmediklerini söylüyorlardı.Ancak bölgede görülen iki kurdun öldürülmesi üzerine bu korkunç olay bir daha tekrarlanmadı. Yine Hindistanda çocukların kurtlar tarafından kaçırılmasına emzirilmesini içeren gerçek olaylara k olunmuştur.

Roma İmparatorluğunun kuruluşuna da bir kurt öncülük eder.Efsaneye göre;

Anadoluda Truvanın yıkılmasından sonra bir Truvalı topluluğu Aineiasın yönetimi altında Latium kıyılarına yerleşti.Aineias, ülke kralının ı Lavinia ile evlendi oğulları Alba Longayı kurdular.Alba kralı Numitorun ı Rhea Silvia,tanrı Mars tan gebe kalarak Remus Romulus adlı ikizleri doğurdu,ama Numitoru Alba tahtından indiren amcası Amuliusun eziyetlerini üzerine çocuklarını bir beşiğe koyarak Tevere ırmağına bıraktı.; beşik ırmakta Palatium kıyılarına kadar sürüklenerek karaya vurdu.İkizlerin ağlamasına koşup gelen dişi bir kurt onları emzirdi.Daha sonra ise Faestulus Acca larentina adlı çobanlar çocukları büyüttü.

“Kurt Adam” efsanesini, yani insan zeka kabiliyetini koruyarak, bir kurtun ısırması ile kurt şekline dönüşen insanı, ya da ormanda kurtlar tarafından büyütülen küçük bir çocuğun öyküsünü duymayanımız yoktur.Bu öyküler yıllar boyunca filmlere kitaplara konu olmuştur.

Burada Türklere yol gösteren “Asena” adlı dişi kurtu da belirtmeden geçemeyiz. Bütün Ulusu bu kurta saygı duymakta adını bugün çocuklarımızda yaşatmaktadır.

Yine kurtların kışın avlanmak için başvurdukları “Kurt Oyunu”, Hunlardan Osmanlıya kadar bütün Türkler tarafından meydan savaşları ile kale kuşatmalarında benimsenerek uygulandı.26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaşnda Selçuklular, Bizans ordusunu,25 Eylül 1396da da Niğbolu Savaşında Osmanlılar da Haçlıları “Kurt Oyunu” ile yendiler.

Kurt oyununun özü şöyledir:

Genelde kışın aç kalan kurtlar,geceleyin köy mahallelere sokulmadan önce,uygun bir yerde alfa kurtun emri ile durarak üç kola ayrılırlar,iki kol o yerin sağında solunda pusuya yatarak saklanır;üçüncü yada fedai kolda;pusu yerini belirledikten sonra koşarak köy mahalleye dalar.Köpeklerin de ortaya çıkması üzerine korkarak kaçıyormuş gibi davranır.Bunu gören köpekler havlayarak kurtun peşine düşerler kurtları bölgeden dışarı çıkarmaya çalışırlar.Böylece çoğalarak bir sürü haline gelen köpekleri, fedai kolu ardına takarak pusu yerine çeker.Alfa kurtun işareti ile pusudakiler, köpeklerin dönüş yolunu keser, öndeki kolda geriye dönerek çemberi tamamlar köpekler kuşatılır.

Görüldüğü gibi kurt öncesi atalarımızın hayatta kalmasını sağlamanın yanında , boyunca insanoğluna örnek olmuş yukarıda da belirtildiği gibi yaşam biçimi ile Ulusunun kurtun avlanma taktiğini, savaş taktiği olarak kullanması sonucu nice zaferlerin kazanılmasına öncülük etmiştir.Kimbilir Ulusunun gücü bir dönem Dünyaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğun sı buna bağlıdır.Ne dersiniz?

Kanada nın bir bölgesinde ise insanlar her yıl geleneksel olarak tam bir dolunay zamanında biraraya gelirler.Yüzlerce ile kilometrelerce kuyruk oluşturaran insanlar ormanın yakınında durarak kurt ulumasını taklit ederler.Çevrede bulunan kurtlar bu çağrıya cevap verirler bölgenin dört bir yanından kurt ulumaları yükselir.Aileler kurtların ulumalarını sessizlik içinde dinlerler yeni yılda tekrar buluşmak üzere bölgeden ayrılırlar.İnsanoğlunun ormandan ayrılışının 25.000 yıl olduğunu düşünürsek ki bu insanoğlunun yaşamı gelişmesi yanında az bir zamandır,bir zamanlar birlikte yaşadığımız kurtlara özlem duyan Kanada da ki bu kişilerin davranışına şaşmamamız gerekir.

Bu öyküler efsaneler,bizim köy hayatı yaşayan insanlarımızın kurtu “Canavar” ismi ile çağırması, herhalde bu gizemli hayvana duyulan saygı korkunun bir belirtisi olsa gerek.

Aslında kurtların göstermiş olduğu saygıyı biz şılıksız bırakmışız.Özellikle kurtun ana yurdu Kuzey Amerika da insanlar kendilerine yer bulabilmek için 1850-1900 yılları arasında birçok ı katletmişlerdir.Amerikan kaynakları bu sayısını 50.000.000 civarında olduğunu bu sayının 2.000.000 adetinin kurtları kapsadığını belirtmektedir.Bu kadar çok sayıda ın özellikle kurtun öldürülmesi doğal dengeyi tahrip etmiş otçulların sayısının artması ile yeşil alan bitki örtüsü yok olma düzeyine gelmiştir.Yeteri kadar kurt sağ olsaydı bu otçulları avlayacak doğayı dengede tutacaklardı.Sonuçta tekrar insanlar silahlarını ele almış yine katliamına girişmişlerdir.. Bugün Amerika doğal dengenin korunmasının ne kadar önemli olduğu bilincini “Yellow Stone”, “Yosemite” gibi doğal parklar ile insanlarına geç de olsa aşılamıştır.

Bizim insanlarımız ise henüz bu değeri anlamamıştır.Çok yakın tarihte ekranlardan bir kurtun yaralı olarak can çekiştirelerek öldürüldüğünü en vahşi yaratık, yani insanın maskarası olduğunu izledik.Oradaki insanlar vahşiliklerini acımasızlıklarını sergiliyorlardı yanlarındaki çoban köpeklerine yaralı kurtu boğması için teşvik ediyorlardı.Ancak şaşırtıcı bir biçimde köpekler yine biz insanoğlunu utandırarak o halde bulunan atasına saldırmamış bize yine dersimizi vermişlerdir.Bu dersi alacak kafalar bir panayır havasında eğlenmeye devam etmişlerdir.

Genel Görünüş

Dik kulak,uzun fazla keskin olmadan son bulan baş çene yapısı ile araştırıcı keskin bakan gözlere sahiptir.Kafa yapısı Alman Çoban Köpeğine benzemektedir.Ancak daha uzun geniştir. Çoğunlukla gri siyah tonda kürke sahiptir kahverengi daha açık tüyler de kürk üzerinde gözükmektedir.Kutup bölgesinde yaşıyan kurtlar ise beyaz renkli kürke sahiptir. kurtlar dişilerden 25 % daha büyük gösterişlidir.

Birçok erişikin Gri Kurt dişilerde 56 kg,erkeklerde ise 80 kg kadar ağırlığa çıkmaktadır.Omuz yükseklikleri 68-78 cm arasında değişmektedir.Çoğunlukla ortalama bir boyuna yakındır.Ancak göğüsleri köpeklerden daha geniş, bacakları daha uzun patileri daha kalındır.Buna rağmen kurtların sol sağ ayak izleri birbirlerine daha yakın seyretmektedir.Ayrıca kış kürküne bürünen bir kurt tüylerin verdiği uzunluktan dolayı (5-6 cm ile 15 cm arasında vücudun değişik bölgelerinde değişir) daha büyük gözükebilirler.Kuyrukları Alman Çoban Köpeğinkine benzer, çalı gibi tüylüdür uzunluğu vücut uzunluğunun birçeyreğini kapsamaktadır yaklaşık 35 cm.

Çene Dişler

Köpeklerden daha büyük,uzun güçlü bir çene ile keskin diş yapısına sahiptir. kesici,4 ,16 küçük azı 10 azı dişi (4 tane üst çenede 6 tanesi alt çenede) olmak üzere 42 dişe sahiptir.Dişlerinin uzunluğu 2.54 cm kadardır uca doğru giderken hafifçe kıvrılır.Kurtun çene basıncı 2.5 cmlik bir kare içine 750 kg olarak hesaplanmıştır.Bu basıncı Alman Çoban Köpeği ile kıyasladığımızda iki kat daha fazla olduğunu görürüz.Alman Çoban Köpeği 2.5 cmlik bir alan içine 320 kg baskı uygular.Kurtlar dişlerini avlarını öldürmek parçalamak için kullanırlar,avlarını çiğnemezler lokmalar halinde yutarak sindirirler veya kusarak yavrularını beslerler.

Hareket Hız

İnsanlar,köpekler kedigiller aynı prensipte yürüler yani ayak tabanlarımız yer yüzeyi ile temas etmektedir.Kurtlar da ise farklıdır.Kurtların patileri tamamiyle yer ile temas etmez patilerinin ucunda yürüyor gibidirler.Arka ayakları ön ayaklarını eder.Ön patileri arka patilerine göre daha geniştir.Bu kurta kış aylarındaki örtüsünde daha rahat tırmanma koşma imkanı vermekte ağırlığını yüzeye dağıtarak kaymayı yumuşak zeminde kara batmayı önlemektedir.Kurtların beş tırnağı vardır ama bunların dört adeti oldukça gereklidir.Patilerinin arası köpeklerde olduğu gibi sert dayanıklı kıllarla örtülmüştür.Bu ona kaygan zeminlerde daha iyi tutunma sağlar.Tırnakları sağlamdır ancak keskin değildir.Çünkü yürüyüşde daha fazla ön tarafı kullanduğı için doğal olarak törpülenir.Tırnaklar toprağı kazmak koşu esnasında yüzey ile teması kuvvetlendirmek için kullanılır.Avlanma esnasında kedigillerde olduğu gibi tırnaklarını avı yakalamak için kullanmaz.Kurtlar tırıs,koşu dörtnal olarak ayrılan dilimlerde hareket ederler.Bacakları köpeklere nispeten daha uzundur bu uzunluk ona hız çeviklik sağlamaktadır.Saatte 6.4 km hızla yürüyebilir.Seyahat av esnasında tırıs koşuyu tercih ederler bu esnada hızları .8 - 16 km/saat arasında değişir. Kurtlar avlarına saldırdıkları veya onları test etmek istediklerinde en hızlı şekilde koşarlar bu esnada hızları saate 64km ye kadar çı bu hızlarını uzun kilometreler boyunca koruyabilirler.

Koku Alma İz Takibi

Kurtların dünyasında koku önemli bir yer taşır.Koku yoluyla kurt avını,ailesini bulabilir vaya bir düşmanı sezinleyebilir.Ayrıca köpeklerde olduğu gibi kurt bölgesini koku bırakarak belirler bu koku ile yine diğer sürülerin bölgesini yabilir.Ayrıca yine bırakılan kokulardan bölgedeki dişi varlığı ile bölgenin nekadar sıklıkla ziyaret edildiğini anlayabilir.Kurtun koku bezleri anüs civarıdadır bu bezlerden yayılan koku, kurt için bir parmak izi gibidir kişisel bir bilgi taşırlar.Kurtlar,diğer kurtlara bölgelerini belli etmek için genelde bu kişisel bilgilerini taşıyan kokularını 91 metre aralıklarla bırakırlar sınırlarını belli ederler.Kurtların koku alma düzeyi oldukça gelişmiştir hava şartları uygun olduğu takdirde kurtlar sürü üyelerininn avlarının kokusunu 2.5 - 3 km uzaktan alabilirler.Avlarını da yerde bıraktığı koku avın atmosfere ışan vücut kokusunu ederek ulaşırlar.

İşitme Duyusu

Kokudan sonra kurta yardımcı olan ikincil duyusu işitme duyusudur..Kurtlar ormanda 9-10 km uzaktan açık arazilerde ise 11 km kadar uzaktaki sesleri duyabilirler.Kurtların kulakları 25 Khz değerindeki sesleri layabilir bu rakam araştırmalara göre 80 Khz kadar çıkmaktadır.İnsan kulağının duyabileceği limit ise 20Khz dir.Bu özelliği ile kurtlar köpeklerden daha iyi bir duyu organına sahiptirler.

Görüş Kapasitesi

Kurtlar önlerindeki hareket eden objeleri rahat şekilde görmektedirler.Hareketsiz objeler kurtu yanıltmaktadır bu anlarda koku alma duyularını harekete geçirirler.Görüş açıları 180 dereceden az bir görüş sahasını kapsamaktadır.Kurtların avladıkları hayvanlar ise genelde 300 dereceye kadar varan bir görüş açısına sahiptir.

Tat Alma Duyusu

Araştırmalar tat alma duyusunun az olduğunu bunun yerine avın kokusunun önemli rol oynadığını göstermiştir.Kurt köpekler dört ana başlık altındaki tatları hissetmektedirler.Bu öğeleri tatlı,acı,tuzlu ekşi olarak sınıflandırmak mümkündür.Kurtların yiyeceklerinde tatlı minimum rol almaktadır.

Yaşam Süresi

Yabani yaşamda kurtun yaşam süresi 13 yıl veya daha fazladırEğer korumalı doğal parklarda yaşıyorlar ise 16 yıla kadar yaşamlarını sürdüreblirler.Fakat çoğunlukla kurtlar 8 yaşına kadar yaşamaktadırlar.Kurtların yaşam süresi insan popülasyonun artmasıyla popülasyonun öldürme isteği ile azalmaktadır.Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi korumalı doğal parklar içinde daha uzun bir yaşam süresine erişmektedirler.Bunun nedeni ise koruma bölgesi içinde silahlar,doğal düşmanlar,tuzaklar, yılanlar zehirlerden uzak kaldıkları iç.

Sürü Yaşamı İletişim

Her memeli kendisine ait bir aile içinde yaşarlar.Ancak bu aile yapısı kurt yaşamında daha köklü bir biçimde gelişmiştir.Sürü topluluğunun istisnasını sürü kurallarına şı gelmiş sürüden atılmış yalnız kurt oluşturur.Bu kurt en yakın sürüden 10 km ile 1000 km arasında değişen uzaklıkta yaşamaya mecbur edilir.Ancak kendisine bir eş yada hakimiyetini kabul ettirecek bir sürü ile bu sürünün yaşaması için yeterli bir bölge bulamaz ise hayatta kalması çok zordur.Kurt yalnız başına büyük hayvanları avlayamaz ,yeteri kadar da kendini hayatta tutucak av bulamaz ise sonu çok kötü olabilir.

Kurtlar ailesi yapısı içinde hayatlarını sürdürürler biz bu aile yapısına sürü olarak adlandırmaktayız.Kurt sürüsü Alfa Alfa dişinin kontrolü altındadır.Sürünün diğer üyeleri genç yaşlı kardeşlerdir.Ayrıca aynı kana sahip olmayan kurtlarda sürüye kabul edilmektedir.Eğer sürü kurallarına uyulur ise bireyler sürü ile birlikte yıllarca yaşayabilirler.

Sürü genelde sekiz ila onbeş kadar üyeden oluşur.Daha az veya çok olabilirler.Sürüdeki hiyeyarşi baskın kurtun diğer sürü üyelerine kabul ettirdiği gücü ile yapılanır.Bu gücü ortaya koyarken bireyler dövüş,ısırma alışkanlıklarını kullanırlar.”Alfa” “Alfa” dişinin bir alt basamağında “Beta” “Beta” dişi bulunur.Diğer basamak ise “Omega” “Omega” dişidir.Her birey kimin hakimiyetini kabul edeceğini bilirken,bazı bireylerde bir üst basamağa tırmanmak için yarışırlar.Bu yarışı kaybeden kurallara uymayan kurtlar baskın alfa dişinin zorlaması ile sürüden ayrılırlar.Kazanan ise sürünün yeni hakimidir.

Sürü içinde üyeler rütbelerini kararlı değişmez bir biçimde gösterirler.Yüksek rütbedeki veya dişi, diğer üyeye saldırganlığını kararlılığını göstermek için kuyruğunu kaldırır,kulaklarını dik olarak ileride tutmaya çalışır yanaklarını geri çekerek dişlerini gösterir hırlamaya başlar bu arada sırtındaki tüylerinin bir kısmını kabartarak kendini büyük tehdit edici olarak gösterir.

Bu kesin korkutucu davranış şısındaki alt birey, kendini tehlikeli olmadığını anlatmak küçük göstermek için yere yatar kuyruğunu bacakları arasına sıkıştırır,kulaklarını geriye doğru yatırır yuvarlananır aynı zamanda liderin ağzını yalayarak “Tamam sen benden güçlüsün senin liderliğini” kabul ediyorum der.Bu davranışlar çok az sayıda ile sonuçlanır.Çünkü kurtlar sırasında aldıkları yaralardan ötürü acı çekeceklerine aynı zamanda avlanma yeteneklerinin kayba uğrayacaklarını iyi bilirler.Alfa kurtlar sürü içerisindeki yerini diğer üyelere dostçada bildirirler.Alfa kurt yaramazlık yaptığına inandığı yavrularına veya bireylere çok yakın yaklaşarak dişlerini üyeye gösterir göz temasını korur.Bir alt basamaktaki üye bu davranış şısında gözlerini liderden alarak başka yöne bakar yine lider önünde özür dilemek için yuvarlanmaya yalanmaya başlar. Eğer alfa kurt üyeyi cezalandırmak istiyor ise üyeyi ısırır ancak bu ısırış sadece uyarmak iç bir anlıktır.Çünkü alfa kurt üyelere zaten kabul ettirdiği yerini hatırlatmak ile disiplini sağlamayı her üyenin rütbesini anlatmayı amaçlamaktadır.

Kurtların vücut dillerini şöyle özetleyebiliriz

Kulaklar dik, ağız açık kuyruğu normal pozisyonda olan kurt mutlu bir görüntü vermektedir.

Bir kurtun etrafında eden,koşan ellerini öne uzatarak vücudunun ön kısmını yer ile temas ettiren kurt oyun arayışı içindedir.Oyun esnasında kurtlar birbirlerinin üzerine atlarlar oyun olarak ısırılar.Ön ellerini kullanarak diğer üyenin enselerine dokunur birlikte yerde yuvarlanırlar.Oyun özellikle yavruların birbirini ması ile av yeteneklerinin gelişiminde yarar sağlar.Diğer üyelerde ise sürü hiyeyarşisinin yapılanmasını oluşturur.

Kulaklarını geriye yatıran kuyruğunu bacakları arasına alan kurt korkmakta olduğunu gösterir.

Kulakları kuyruğu kalkık pozisyonda,dişlerini gösteren,hırlayan vücudu üzerindeki türlerin bir kısmını kaldıran kurt öfkelendiğini gösterir.

Kuyruğunu yüksek ,kulaklarını dik tutan ayakta duran bir kurt diğer üyelere baskın olduğunu göstermektedir.

Gözlerini kısan başını diğer üyeden çeviren kurt kuşkulu şüpheli olduğunu beliritir.

Kurtlar vücut dili ile birlikte seslerini kullanarak da iletişim sağlayabilir.

Herkes kurt ulumasını duymuştur.Kurtlar sadece dolunaya şı ulumaz her zaman uluyabilir ancak bu uluma geceleyin daha çok duyulur çünkü kurt sürüsü gece daha aktiftir geceleyin sesler daha uzaklara erişebilir..Uluma kurtun diğer üyeler ile heberleşmesini sağlar.Kurtlar diğer sürü üyelerini bulmak,bölgenin dışında kalan üyelere sürünün nerede bulunduğunu belirtmek avlanmaya çağrı için ulurlar,bazen bu ulumalar zevk içinde olabilir.Ayrıca kurtlar diğer üyelerin tehlikede olduğunu belirtmek ava meydan okumak için havlarlar.Hırlama ise kurtun baskın olduğunu kavgaya hazır olduğunu gösterir.Yavrularını çağırmak için kurtlar daha sesler çıkartır yavrularda ağlamaklı bir ile annelerini ararlar,anne ise ağlayan yavrularının yanına giderek onları sakinleştirir.

Uluma birkaç saniye ile onbir saniye kadar sürebilir. Uluma genelde sürü üyelerinden bazılarının birkaç kere havlamasıyla başlar bu kısa havlamayı grup olarak yapılan uzun uluma izler.Kurtlar genelde aynı tonda ulurlar ama bazı zamanlar sık olmasa da bu tonu değiştirirler.Kurtların grup olarak uluması bizlere bazen şarkı söylüyorlar gibi gelir.Çünkü bir kurt ulumasını bitirdiğinde diğeri aynen sanatçılarının düeti gibi diğer bir üyeye izin verir uluma devam eder.Böyle süren bir uluma sanki bir şarkıcının şarkıyı söylemesi nakarat bölümlerinin arkadaki grup tarafından seslendirilmesi gibidir.

Kurtlar yaşadıkları bölgeyi koruma altına alırlar.Kurtların en büyük düşmanları ayılardır.Ayılar kurt inlerindeki yeni doğan yavruları almak için sürüye meydan okuyabilir.Kurtun ayı şışında fazla bir şansı yoktur.Ancak çok sayıda kurt birleşerek ayıyı öldürebilir.Eğer ayı kurtların savunması şısında geri çekilir ise kurtlar saldırıya geçmez.

Çiftleşme Üreme

Kurtlar köpeklerden farklı olarak tek eşli yaşam sürerler.Yani bir kurt ömür boyu aynı eş ile yaşar çiftleşir.Ancak bu durum nadiren 20-40 % kadar alfa dişi veya erkeğinin sürü üzerindeki hakimiyetini kaybetmesi üzerine veya ölmesi gibi nedenlerden dolayı değişmektedir.Bu anlarda Alfa kurt sürünün yeni baskın dişisi ile çiftleşir.Kurtun yalnızca bir eş ile çiftleşmesi kurt popülasyonunu dengede tutmak içidir.

Dişi kurt çiftleşme dönemine Ocak ile Nisan ayları arasında girer.Dişi kurtun erkeğini kabul ettiği dönem (Estrus) 5-7 gün sürmektedir,bu günler içinde çiftleşme olmaz ise dişi kurt yavru veremeyecektir.

Çiftleşme dönemi içerisinde dişi kurt sürüyü kısa süre için terkederler.Bu davranışlarının nedeni dişinin sürü üyeleri ile ilişkisini kısa süre keserek diğer kurtlar ile çiftleşmesini önlemektir.

Çiftleşme aynen köpeklerde görüldüğü gibidir aynı davranışları sergilerler.Çiftleşme dişi erkeğin şılıklı oyunları ile başlar,birbirlerine sakin tonu ile yaklaşırlar, dişiyi bu ilk anlarda selamlıyor gibidir,şılıklı olarak birbirlerinin ağızlarını yüzlerini yalarlar koklarlar.,dişinin vajinal bölgesini koklayarak çiftleşme zamanını veya dişinin hazır olup olmadığını anlamaya çalışır.Çiftler birbirlerinin üzerine atlayarak yuvarlanarak oyuna devam ederler,kuyruklarını birbirlerinin yüzüne sürürler,bilhassa dişi kurt bu hareketi ile erkeğe mutlu istekli olduğunu anlatır. Dişi kurtun bu dönem içinde vajinası şişerek çiftleşmeyi kolaylaştırmaktadır.Ayrıca birkaçgün önce başlayan dişi kurt tarafından oluşturulan, kurtu harekete geçirecek koku,maximum seviyeye çı Yaklaşık beş dakika içinde yumurtayı dölleyecek yeni kurt yavrularını ortaya çıkaracak spermler harekete geçtikten sonra, kurt durarak dişi ile kenetli olduğu halde 180 derece geriye döner yani şu an çiftler kalçalarından bağlı gibidirler.Bu durum 15-30 dakika sürecektir.(Bu davranışın sebebi spermlerin yumurtaya ulaşması gebe kalma oranının yüksek tutulmaya çalışılmasıdır.)

Çiftleşme sonrası çiftler yine oyun oynarak birbirlerine duydukları sevgi bağlılıklarını gösterirler.

Gebelik süresi 59-63 gün arasında değişir bir batında genellikle 4-6 yavru dünyaya gelir.Kurt yavruları aynen köpeklerimizde gözlemlediğimiz evrelerden geçerler.Doğdukları anda son derece savunmasızdırlar annelerinin bakımına korumasına son derece ihtiyaç duyarlar.Anne inden nadiren dışarı çıkacağı için babanın sürü üyelerinin getirdiği et ile beslenir.Yavrular doğdukları anda gözleri kulakları tamaman kapalıdır.Doğduktan -15 gün içerisinde gözleri açılır,iki hafta sonra yavrular yürümeye başlar.Yaklaşık sekiz hafta içerisinde ise yavrular doğdukları inden dışarı çıkarlar sürü yaşamı ile dış dünyayı keşfetmeye başlarlar.Yavrular bu anda oldukça savunmasızdırlar kartal ile ayılar için av olabilirler. Bu güne kadar yavrular anneleri tarafından süt ile beslenir.Dışarı çıkan yavrular birkaç hafta içerisinde et yemeye alışırlar.Köpeklerden farklı olarak,yalnızca anne yavruların bakımından sorumlu olmaz.Köpeklerde çok nadir olarak görülen olay yani babanın yavrular ile ilgilenmesi kurtlarda çok farklıdır.Ailenin bütün fertleri yavruların beslenmesi korunmasından sorumludur.Anne-baba diğer sürü üyeleri yedikleri etleri kusarak yavruları beslerler.Hatta bir batın önce doğan şu an yaklaşık bir yaşına girecek olan yavrular dahi yeni kardeşlerinin beslenmesi korunması işini üstlenirler.Bu yaşlarda olan kurtlar “Prolaktin” adlı bir hormon salgılarlar bu hormonun etkisi sonucu ebeveyn davranışlar içine girerler Dişi kurt yavrularını in içerisinde doğurur yaklaşık sekiz hafta kadar burada bakar.Dişi kurt bu iş için nehir yatağı yakınıları veya kayalık kesimlerin arasında bulunan boşlukları kullanır.Bazen diğer hayvanlar tarafından terkedilmiş inleride kullanabilirler.Güvenli sayılan inler kuşaklar boyu kullanılabilir onbeş yıl aynı ini kullanan aile ile bir in içinde de 738 yıllık kemiğe de rastlanmıştır.Güvenli sayılmayan bölgede ise dişi kurt başka inleri de kullanabilir,böylece yavruların düşmanlar tarafından bulunmasnı keşfedilmesini zorlaştırır.İn annenin yavruların kısa bir süre tehlikelerden korunarak rahatça yaşıyacağı bir yerdir.Giriş kısmı 50-70 cm genişliğe 40-70 cm yüksekliğe sahiptir.İnin uzunluğu yaklaşık 5 mtere kadardır,birden çok girişi olabilir. Her yavru gibi kurt yavrularıda oyun oynamayı çok severler günün büyük çoğunluğunu oyun oynayarak geçirirler.Yavruların oyunları birbirlerini malarını sosyal davranışları öğrenmesini sağlar.Yavrular yüzeyde buldukları kemikler veya av kalıntıları ile oynayarak av yeneklerini geliştirir av esnasında ne yapılması gerektiğini öğrenmeye çalışırlar.Biraz büyüdüklerinde tavşan gibi küçük hayvanları avlamaya çalışırlar bu esnada giderek av kabiliyetlerini geliştirirek sürü içinde varlıklarını hissettirler sürü ile birlikte gerçek ava hazır hele gelirler. Yavrular yaklaşık iki yıl sürü ile birlikte sıkı bir bağ itaat içerisinde yaşarlar.Erişkin hale gelen yavrular eş bulmak kendi ailesini yaratmak için sürüden ayrılırlar.

Avcı Olarak Kurt

Kurtlar hayatta kalmak için av hayvanlarını öldürürler.Kurtların avladıkları hayvanlar,kurtların yaşadıkları bölgeye bağlı olmaktadır.Ancak kurtların başlıca avladıkları hayvanlar arasında geyik,karaca,,amerika geyiği,tavşan fare sayılabilir.Kurtlar insanlara saldırmazlar