nedir

merhaba

wikipedi den edindiğim bilgilere göre

2006 World Cup Germany vs Italy maçını 29.66 million kişi izlemiş
UEFA Germany vs 29.43 milyon kişi izlemiş

ilginç demi dünyanın en çok izlenilen son maçı bizim maçımız : )

1. Ay:

- Yeni doğanın hareket yetenekleri fazla etkileyici değildir. Çocuğun ilk kazandığı yeteneğin başını kaldırmak olduğu, bunun ardından el kollarını kullanabildiği, nihayet ayak bacaklarını kullanmaya başladığı görülmüştür.
- Çenesini kaldırabilir
- 19-20 cm. Uzaklıktaki nesneleri net görebilirler. - Kokuları ayırt edebilirler,
- Bebeklerin daha çok gözlere baktığı belirlenmiştir. Bu nedenle, bebekle sağlanan göz teması, bebekle bakıcısı arasında sosyal bağın gelişmesinde önemli rol oynar.
- Annelerin çocuğuna şı duyduğu bağın oluşumunda kritik bir dönemin varlığı ileri sürülmektedir ki bu da doğumdan hemen sonraki dönemdir. Bu dönemde bebeklerini kucaklarına alarak seven annelerin, çocuklarına daha kuvvetli bağlarla bağlandıkları belirlenmiştir.
- Bu ayda konuşmaya yönelik bir faaliyet genellikle görülmez.
- Bebeğin başı her zaman desteklenmelidir.
- Elleri yumuktur veya hafifçe açıktır.
- Hıçkırıklar sık görülür ama önemsizdir.
- Hapşırıklardan korkmayın, bu burnu temizler.
- Bu ay objelere bakmaya başlayabilir.
- İşitmeye başlamıştır ama sesin geldiği yeri anlayamaz.
- Yüzüne 0.5 metreden yakın objeleri daha iyi görür.
- Bu ayda siyah beyaz geometrik objeleri çok iyi seçer.
- Yatağının çevresindeki bu tür objelere dikkatini çeker.
- insan yüzünü diğer objelerden ayırırlar.
- Bebeğiniz insan sesini diğer seslere tercih eder.
- Bebeğinizi beslerken onunla konuşun.
- Günlük banyoya ihtiyacı yoktur. Fazla yıkamak bebeğinizin cildini kurutur.
- Bu ayda Hepatit B (sarılık)aşısının yapılmış olması gereklidir.Kişilik gelişimi:
Bebeğin diğer önemli özelliği tümüyle kendi gereksinimlerini gidermeye yönelik olmasıdır. Bu özelliğine egosantrik de diyebiliriz. Ancak burada söz konusu olan bencillik bilinçli olarak kendi gereksinimlerini en ön planda tutmak değildir. ilk ilişkisini bu çerçeve içinde annesi ya da annelik görevini yapan kişi ile kurar. Çocuğun bu ilişki içinde iki gereksinimi vardır: fiziksel bakım ( doyurma korunma ) sosyal bakım ( sevgi duygusal yakınlık ). Bu iki gereksinimin ne ölçüde yerine getirildiğini bilirsek çocuğun ilerdeki kişiliğinin temeli hakkında çok şey öğrenmiş oluruz. Önce fiziksel bakımı ele alalım. Olumlu bir anne çocuk ilişkisinde çocuk zamanla annesini ona doyum veren, onu koruyan, rahat ettiren bir kişiyi bir ödül kaynağı olarak beller, ona değer verir. Anne yokken arar, görünce sevinir, ona bağlılık duyar bağlanır. Bebeğin kısa süre de olsa annenin gözden uzaklaşmasına dayanabilmesi bebeğin özbenliğine de varlığı artık kesinlik kazanmış bir anne tasarımının bulunduğunu gösterir. Anne bir süre gözden uzaklaşmış olabilir, fakat az sonra gelecektir, çünkü gözden şu anda silinmesi tümden yok olması değildir. Demek ki düzenli alma verme ilişkisi bebeğin zihninde annenin sürekliliğini sağlar. Anne çocuğa şı tutarlı olumlu ise çocukta genel olarak yaşamda doyum bulacağına ilişkin bir güven duygusu oluşmaya başlar. Ama anne tutarsız, olumsuz ya da kaygılı ise çocuk bu güveni oluşturmakta zorluk çeker.

Fiziksel bakım eksiksiz de olsa güveni oluşturmada tek başına yeterli değil. Sevgi duygusal yakınlık görmeyen çocuğun kişiliği bu durumdan olumsuz etkilenir. Hatta bakım evlerinde yaşayan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar yeterli fiziksel bakım gören ama sevilip okşanmayan, konuşulmayan çocukların önce çevreden ilgi aradıkları, fakat zamanla adeta yaşama küsüp çevreyle ilişkilerini kestiklerini ortaya koymuşturlar. Oysa sevgi duygusal yakınlık gören çocuk insanlarla ilişki kurmayı tatmin edici bir olay olarak görür. Annesinin ona değer vermesi onda değerli olduğu kanısını uyandırır. Genellikle insanlarca sevileceğine, sevilmeye değer bir insan olduğuna ilişkin güven oluşturur. İşte, anne çocuk ilişkisindeki bu süreklilik, tutarlılık aynılık çocukta “ güven duygusunun” özünü oluşturur.

2. Ay:

- Emmeye başlama refleksi, arama refleksi, yutma refleksi, moro refleksi, babinksi refleksi, yakalama refleksi, adım atma refleksi bu ayda görülen reflekslerdir.
- Bu reflekslerden çoğu doğumdan sonraki 2-5 ay içinde azalarak geçmektedir.
- Bu ayda göğsünü kaldırabilir
- sız uzanmalarda bulunur.
- Ellerini açmaya başlar.
- Anneyi babayı r.
- Seslere tepki vermeye başlar.
- Bu ayda karma aşı(difteri, boğmaca, tetaanoz) ile menenjit(Hib) çocuk felci(polio) aşısının yapılmış olması gereklidir.

sal gelişim :

- Doğumdan hemen sonra parlaklıktaki değişime duyarlıdırlar.
- Bu duyarlılık ilk iki ay içersinde hızla gelişir.
- Bebeğe gösterilen oyuncak saklanınca şaşırdığı görülür
- İki aylık bebeklerin şeklin değişmezliğinin sına ulaşmış oldukları gösterilmiştir.

İlk hafta aylarda anne-baba ile arasında şılıklı olarak birbirlerine kenetlenme, bağlanma şeklinde davranış örüntüleri gözlenir. Gerçek bir bağın oluşması için zamana denemelere ihtiyaç vardır. Bu süreç sakin bir şekilde yürüdükçe anne-baba çocuklarının ihtiyaçlarını sezmeye başladıkça, anne-babalık görevi daha doyumlu olmaya başlar bebeklerine olan bağları kuvvetlenir.

3. Ay:

- bu aylarda kişileri ayırabilir.
- Çevredeki ilginç değişiklikleri fark edebilirler.
- konuşma seslerini layabilir .
- Konuşucuları çok erkenden ayırt edebilirler.
- Anne babalarının yüzlerini daha henüz madan önce, onları seslerinden ayırt edebilir gibidirler.
- Yüksek sesle güler.
- Seslerin kaynağına bakar.
- Ellerini birleştirir.
- Bu aylarda evde sessiz zamanlar yaratın.
- Bebeğinizle konuşurken aynı sesleri tekrar edin.
- Bebeğiniz olmasa bile normal kontrollerine götürün.
- Genizden konuşanlar incelendiğinde, genellikle sütleri çok yavaş emdikleri, bu nedenlerle annelerin biberon deliğini fazla genişlettiği öğrenilmiştir, ancak bu konuşmaya yardımcı olacak olan normal emmeyi engellediği için önerilmemektedir. Biberon deliği gereğinden fazla küçük olanlarda ise ileri de peltek konuşma olabileceği için bu da önerilmemektedir.
- hem tatlı, ekşi biberli gibi tatlara duyarlıdırlar hem de aralarında ayırım yapabilirler.

Babaların çocuklarına olan bağlarının annelere benzediği, fakat doğumdan birkaç ay sonra(genellikle 3. Ay), babaların annelerden farklı bir rol üstlendikleri araştırmalarda saptanmıştır. Annelerin çocukların bakımını üstlendikleri gibi, onlarla daha fazla konuştukları, daha fazla kucaklarına aldıkları, daha fazla şefkat gösterdikleri daha sakin bir etkileşime girdikleri görülmüş; babaların ise daha çok çocuklarıyla fiziksel boğuşma davranışına girdikleri daha çok oyun oynadıkları gözlenmiş, bunun da bebekle etkileşim örüntüsünde pek etkili olmadığı bulunmuştur.

4. Ay:

- Dört aylıkken normal bir yetişkin gibi görebilirler.
- Renkleri farkedebilirler.
- hareketleri üzerinde daha istemli bir denetim sağlayabilir.
- Yaptıkları davranışı yinelemekten hoşlanırlar.
- Bu ayda destekle oturabilir.
- Objeleri elden ele geçirebilir.
- İki heceli sesleri çıkarabilir.
- Yabancılardan korkmaya başlar.
- Bebeğin ayakları düz olarak görülebilir veya başparmakları içe dönük görünebilir. Doktorunuz bu konuda en doğru bilgiyi verecektir ancak bu durum genellikle geçicidir.
- Bu ayda hepatit B(sarılık) karma aşının ikinci dozunun yapılmış olması gereklidir.
- Konuşmayı öğrenmek uzun karmaşık bir olgudur. Bu ayda çocuk iletişimini mimiklerle, anlamsız mırıldanmalarla dile hazırlık şeklinde yapar.
- Sesli cıları bol çevrede yetişen , daha fazla seslendirme etkinliğinde bulunmakta daha çeşitli sesler çıkarabilmektedir.

Beslenme:
İlk dört ay bebeğin emerek beslenme evresidir. Bu süreden önce yutma refleksi zayıftır vesüt çocuğu kaşıkla verilenleri yeterince yutamaz, ağzından geri çıkarmaya eğilimlidir. Bu dönemde böbrekler de immatürdür.protein elektrolitlerin yükünü atamaz. Sindirim sisteminde yabancı proteinlere şı koruyucu mekanizma tam gelişmemiştir. Mideden yeterli asit salgılanamaz. Nişasta yağların emilimi için gerekli enzimleri de yetersiz salgılanırlar. Bu nedenle bu dönem için en ideal gıda,içinde bu enzimleri içeren,protein elektrolit içeriği düşük olan anne sütüdür. Anne sütünün verilemediği nadir durumlarda içeriği anne sütüne yaklaştırılmış sütlerin verilmesi gerekir.

5. Ay :

- Kucağa oturup nesneleri yakalar.
- yüzler arasında ayırım yapar .
- Desteksiz oturmaya başlayabilir.
- Objeleri ağzına götürerek keşfetmeye başlar (ayağı dahil)
- Yabancı olmayanları r.
- Aşina olduğu kişi bebeği daha kolay sakinleştirir.
- Önce çocuk dili anlamlı şekilde kullanamaz, ancak seslendirme (vocalisation) işlevi vardır kişilik gelişimini etkileyen diğer bir faktör ise duygusal gelişimdir. Duygusal gelişim sağlıklı bir insan gelişimini inceleyebilme açısında önemli olduğu kadar, duygusal temelde sorunları olan çocukların bu sorunlarının anlaşılması açısından da araştırılması gereken bir konudur. Duygusal gelişimin parçası olan korkuya şöyle bir bakalım. Bu dönemde yaratan cılar arasında birinci sırada gelir. 5.aysonrasında bebeklerin yaşındaki ilerlemeye bağlı olarak bebeklerde uçurum görüntüsüne şı tepkileri artmıştır. Diğer bir türü ise bebeklerin yabancılara şı gösterdikleri tepkileridir.
- Bu aydan sonra ek gıdalarabaşlanmıs olması gereklidir. Kaşıkla beslenmeye geç başlanan çocukların bazılarında çiğneme katı gıdayı yutabilmek için dilin dönme reflekslerinde gecikme olmaktadır. Bu nedenle büyümesi yeterli olsa bile 5. Ayda kaşıkla ek gıda verilmeye başlanması önerilmektedir.

6. Ay :

- Mama sandalyesinde oturup sallanan nesneleri yakalar
- Arama davranışı buaylarda görülür.
- sonuçları ayırma yeteneği görülmeye başlar.
- Sabit duran nesneleri tüm duyularıyla inceler, dikkatlice bakıp seslerini dinler. Nesneleri birçok kez elleri içinde döndürürler.
- Sadece zevk almak için birçok karmaşık ilginç yolu denerler böylece de oyun davranışlarına ilk kez girişirler. Yetişkinlerin kol bacaklarıyla yaptıkları hareketleri taklit edebilirler.
- annelerinden ayrıldıklarını anlayabilir. Uykularından uyandıklarında korkup ağlayabilirler. Bu duruma alıştırmak için kendinizi saklayıp tekrar ortaya çıkartan “cee “oyunu oynayabilirsiniz. Bebeğiniz günde 11 saat uyur. Ama unutmayın bu süre yalnızca gece uyuyacak anlamında değildir.
- Bu ayda karma aşının üçüncü dozunun yapılmış olması gereklidir.

n dört-altı aylarında süt çocuğunda yutma refleksi gelişir.

Ancak henüz dişleri olmayan çocuk katı gıdaları çiğneyemez ağzından geri çıır. Sindirim sisteminin yağ karbonhidratları emme işlevi yabancı proteinlere şı koruyucu mekanizması da bu dönemde gelişir. Bu geçiş döneminde başlanan ek gıda lar yumuşak düşük allerjenik özellikte olmalıdır. Unlu, sütlü mamalar, yoğurt anne sütünün yanı sıra bu dönem için uygun besleyicidirler. Allerjen olmadığı için pirirç unu tercih edilmelidir. Dördüncü aydan sonra meyve sebze pürelerine de azar azar başlanabilir. Sebze püreleri patates,havuç, kabak pirinç ile hazırlanabilir. Mevsime göre elma, şeftali bu dönem için tercih edilen meyvelerdir. Vitaminlerin kaybolmaması için pürelerin yapımında rende kullanılması önerilmelidir. Gaz, ınağrısı allerji yapmadığından zengin c vitamin kaynakları olan portakal, mandalinaya da bu ayda başlanabilir.

7. Ay :

- Bu aydan itibaren bebeğe bir verildiğinde o da bir sesle tepkide bulunur. Kendi çıkardığı sesleri dinlediği gibi başkalarının çıkardığı sesleri de dinlemeye başlar. Bu toplumsallaşmış seslendirmedir.
- Yetişkinlerin kol bacaklarıyla yaptıkları hareketleri taklit edebilirler.
- Bebeğiniz sürünmeye başlamıştır.
- Kendi kendine yiyecek alabilir.
- Düşen objeler dikkatini çeker.
- İlk dişi çı.

Yedinci aydan itibaren çocuğa uygun olarak hazırlanmış sofra yemekleri verilebilir. Bunlar etli dolmalar, etli sebze yemekleri, tarhana,şehriye benzeri çorbalar, azilmiş makarna(haşlama suyu dökülmeden) pilav olabilir. Baharatsız ızgara köfte tavuğun beyaz eti didiklenerek küçük parçalar halinde sebze pürelerine eklenebilir.

8. Ay:

- Sesli ifadeleri duygularını açığa vurur.
- Daha önce yapmadıkları yetişkin davranışlarını taklit edebilirler.
- Oyuncakları maya başlar.
- Kendi kendine oturma pozisyonuna geçebilir.
- Yatarken okuduğunuz kitabı dinler
- Bu ayda bebeğin enbüyük özelliği daha mükemmel şekilde sonuçların birbirinden ayrılmasıdır.

Bu aydan başlayarak, haşlanmış beyaz etli balıklar, haftada bir-iki defa bir-iki çorba kaşığı karaciğer ezmesi verilebilir. Beyin ezmesi vermenin herhangi bir faydası yoktur. Sekiz-dokuzuncu aylarda tam verilebilir. Yumurtanın kolesterol içeriği yüksek olduğundan haftada iki-üç defa verilmesi önerilmelidir.

9. Ay:

- Köfteyi diğer birçok yiyeceği ısırarak yiyebilir,
- Aile sofrasına oturabilir
- Evde hazırlanan erişkin besinlerin tamamı
- Oyuncaklarını vurarak çıkarabilir.
- Hayır kelimesini anlar.
- Ortaklaşa oyun oynayabilir.
- Etrafa tutunarak yürüyebilir.
- Kendini çekerek ayağa kalkabilir.
- İşaret parmağı baş parmağı ile objeleri tutabilir.
- Buayda çocuğunuza okuduğunuz kitabıdinler.
- Bu ayda kızamık aşısı yapılmalıdır.

10. Ay:

- İşittiği sesleri taklit eder gibi görünür, ancak lı olamaz.
- Ellerinizi tutarak yürüyebilir.
- Bir elini tutularak yürüyebilir
- Kaşıkla bir şeyler yiyebilir.
- Bu durumda evdeki emniyet kontrolünü bir kez daha yapın.
- Balkonlara dikkat edin.
- Mobilyaların sivri köşelerini plastik koruyucularla kaplayın.
- Ocaktaki tavaların saplarını çocuğun ulaşamayacağı bir şekilde tutun.
- Bebeğinizi mutfakta,balkonda, tuvalet banyoda yalnız bırakmayın.
- Sıcak içecekleri çocuğun ulaşabileceği yerden uzak tutun.
- Ne anlama geldiğini bilerek anne baba diyebilir.
- Bebeğinizle şarkı söyleyebilirsiniz.

11. Ay:

- Bardaktan su içebilir.
- Bir elinizi tuttarak yürüyebilir
- Anne baba dışındabir kaç kelime daha söyleyebilir.
- Bu ayda şılıklı oyun oynayabilirsiniz. En favori oyunu şılıklı top yuvarlamak olabilir.
- Bebeğiniz artık kendi başına dolaşan bir bireydir evinizde tedbir almanın zamanı gelmiştir.
- Emirleri anlar.
- Bebeğiniz artık size cevap verebilir.
- Sevdiği oyuncakları gösterebilir.
- Bir ya da iki kelime söyleyebilir.
- Yetişkinin çıkardığı sesleri papağan gibi yineler ancak, konuşmasında anlaşılır bir akıcılık yoktur.

. Ay:

- Tek başına ilk adımını atar.
- Sizin haraketlerinizi taklit eder.
- Yemeklerde artık masanıza oturmak ister.
- İkiden fazla kelime söyleyebilir.
- Bu ayda biberondan bardağa geçiş yapabilir.
- Bir yaşın sonunda kendi ayağa kalkıp yürür.
- Kimi çocuklar bir süre sonra da yürüyebilir
- İlk yaş gününü kutlama hazırlıkları!!!!

anne babalar, unutmayın ki her bebeğin farklı kendine özgü bir fiziksel, sal sosyal gelişim tablosu vardır. Bu sebeple eğer bebeğiniz yukarıda bahsedilen gelişim aşamalarından bir kısmına henüz ulaşmadıysa gereksiz endişe korkuya kapılmayın. Eğer bebeğinizin gelişiminde dikkat çekici ölçüde bir problem olduğunu düşünüyorsanız mutlaka doktorunuza danışın. Bebeğinizin gelişim süreciyle ilgili en doğru bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz.

NanoTeknoloji ?

Nanoteknoloji: anoteknoloji’nin birçok mı vardır. Bence en en zarif m : “Atomsal düzeyde mühendislik”. Diğer mlarına ise Amerikan hükümeti raporlarından erişebilirsiniz. Burada önemli olan bir etki veya materyalin 100 nanometre civarında olmasıdır. Nanoteknoloji biraz da ilginç bir ortamı, mesela malzeme bilimciler nanoteknolojinin en çok kendileri ile ilgili olduğunu iddia ederler. Kimyacılar çiler de bu tartışmaya katılırlar. Sonunda nanoteknoloji kralın paylaşılamayan ı olur, çı.

Bilim tarihi uzun zamandır sürekli branşlaşmaya gitti, hatta de çokça kullanılan bir söz vardır: “Her şeyden biraz bileceğine, bir şeyi tam bil” diye. Nanoteknoloji bu görüşü savunanları sanırım bayağı bir üzecektir. Çünkü bilimsel gelişmenin atomik boyut sınırlarına dayanması ile bir anlamda bilimler de ortak bir noktaya yaklaşmışlardır.

Artık canlıların sırrını çözmek için molekülleri bağ yapılarını bilmek, kanunlarını uygulamak için kimyayı öğrenmek elektronik çipler imal etmek için hem kimya hem bilmek, atomları anlamak için kuantum fiziğini idrak edebilmek gerekiyor. Sanki Nanoteknoloji, etrafında bilimlerin el ele tutuştuğu bu yardımlaşma ile büyüyen bir çocuk. Genelde insanların yeni bir “oloji” ye şı ilk soruları “bunun faydası ne?”, özellikle orta yaşlı memurların sorduğu “ kazandırıyor mu?”oluyor. Faraday’ın verdiği enfes bir cevap vardır, taşı gediğine koyar usta bilim adamı : “Peki yeni doğmuş bir bebeğin dünyaya faydası ?”.Nanometre ölçeğindeki fiziksel, kimyasal biyolojik olayların anlaşılması kontrolü üretimi amacıyla, fonksiyonel materyallerin, cihazların sistemlerin geliştirilmesidir. ölçekteki olayların manipulasyonu ile bilim teknolojide yeni ufuklar açılmaya başlamıştır.Nanoteknolojini Amaçları..

*Nanometre ölçekli yapıların analizi,
*Nanometre boyutunda yapıların fiziksel özelliklerinin anlaşılması,
*Nanometre ölçekli yapıların imalatı,
* hassasiyetli cihazların geliştirilmesi,
* ölçekli cihazların geliştirilmesi,
* Uygun yöntemler bulunarak nanoskopik makroskopik dünya arasındaki bağın kurulması.

Nanoteknolojinin Kullanım alanları

Endüstriyel Alanda:Mikrosensörlerin, mikromakinaların, optoelektronik elemanların imalatı uygun şekilde bir araya getirilmesi. ii)

Medikal Alanda: Mikro cerrahide (göz, beyin vb.), Diagnostik kitlerde, Bilimsel Araştırmalarda, Yüzey karakterizasyonu modifikasyonu, Mikroorganizmaların taşınması, DNA modifikasyonu vb.

Nanomanipulator

Nanomanipulator: Bir insana molekülleri görme dokunma dğiştirme imkanı yan sanal gerçeklik arabirimidir. Virus, DNA iplikleri nanotüpleri modifiye etmek amacıyla kullanılabilmektedır. NM datayı almak için AFM kullanmaktadır. Sanal gerçeklik eldivenleri gözlükleriyle kullanıcın örneğin yüzeyini görmesini hissetmesini sağlamaktadır. Böylelikle kullanıcı eliyle mikroskopik objeleri tutabilir, itebilir, hareket ettirebilir sonuçta çıkan kuvveti, etkileşimi hissedebilir.Böyle bir teknolojiyle gen transferi, enzim değişimi , jeller yüzeyler üzerinde lokal değişiklikler yapabilmek mümkün olmaktadır.

NanoteknoLoji iLe yapılan,Halen devam eden çalışmalar

inşaatlar için Mini robotlar

MIT yayınlarından Techonology Review de Mini robotlarla ilgili merak edilen bir çok soruya cevap aranmış. Bugünden robotların hayalini kurmak bilim kurgudan çok, yavaş yavaş ama uzun dönemde gerçekleşmesi muhtemel bir olasılığa dönüşmüştür.
robotlardan önce, en olası olan mini robotlar. Mini robotlar ile boyutta manipulasyon yapma imkanı doğacaktır. Mesela bu mini robotlardan birinin 2 nanometre -bir DNA molekülünün genişliğinden daha küçük bir ölçek- kesinliği ile kendini bir yüzeyde hareket ettirmesi araştırmacılar tarafından gerçekleştirildi.
Yeni hedeflerden biri ise mini-robotlar ı ile bir hücrenin sabitlenerek, robot’un üzerindeki şırınga çip’inden bir nın hücreye aktarılması.Avrupa tabanlı projelerden biri olan Micron’un amacı da üç aşağı beş yukarı bu işlemleri yapabilecek nitelikte kabiliyetleri olan robotların geliştirilmesi.
Araştırmacıların mikro manipulator, bir atomik güç mikkroskobu ucu şırınga çiplerini başarı ile çalıştırdıkları biliniyor. Fakat zaman sorunu sebebiyle, tüm bunları bir arada çalıştıramamışlar. Gene de büyük bir ya imza attıkları kesin.
Bir deneyde: sıvı ile şırıngasını dolduran robotun, bir insan kontroller ı ile yeri sabitlenmiş hücreye giderek yı şırınga etmesi sağlanmış. Bu o kadar zor bir olay ki, bir yandan da hücreyi patlatmanız gerekiyor. Sıvı ise hücreye girdiği anda parlayarak varlığını belli etmiş.
Bu tip mini robotlardaki en önemli sorun enerji problemi. Gerçektende mikro belki gelecekte boyuttaki robotlar için sorun enerji makale bu konu ile ilgili tartışmalara da yer verilmiş

IBM’den Nanoteknoloji tabanlı tümleşik devre

Science dergisinin 24 Mart 2006 sayısında yer alan “An Integrated Logic Circuit Assembled on a Single Carbon Nanotube” makalesine göre, IBM deki Araştırma Grubu transistorlu (FET) 5 kademeli bir oscilator yaparak, günümüz silikon teknolojilerinde çok daha lı sonuçlar elde etmişler.
Kısaca özetlemek gerekirse, önce tek katmanlı bir Karbon nanotube’un üzerinde Silikon teknolojisindeki devre elemanlarını yerleştirerek, FET transistorlerdeki (trans-resistor, değişken dirençli) çalışma prensibi olan alan etkisini kaliteli silikon oksit yerine nanotüplerle sağlıyorlar.
Nanotüp konusunda da Bilim Teknikde daha önceden çıkmış bir yazı vardı, de de bu konuda ODTÜ ünde Prof. Şakir Erkoç bu konularla ilgili teorik çalışmalarda bulunuyordu sanırım. Kendisi hidrojen depolanması konusunda Nanotüplerin kullanımı konusunda bir çalışma yapıyordu.

Peki resimdeki nanotüp nerde derseniz, ikinci resime bakınca göreceksiniz. Resimde görülen incecik çizgi nanotüp. Nanotüpler konusunda önümüzdeki günlerde bu sitede daha ayrıntılı bilgilere rastlayabilirsiniz.

IBM’in nanotüp kullanarak kademeli osilatör yapmasının sebeplerinden biri de kademeler arasındaki gecikme transistörün aktif çalışma durumlarındaki(rise-fall time) zamanlamaları ölçmektir herhalde.
Bu deney sonuçları önemli? Bu deney silikon transistörlerden gene silikon tabakalar üzerine fakat karbon nanotüplerle seri, bütünleşik devreler yapıp çalıştırılabildiğinin bir ispatı. Bunun sonucu olarak ilerde, şöyle bir çip üretim sistemi devreye girebilir.
1) Silikon tabaka alınır üzerine karbon nanotüplerin dizilmesi gereken çizgiler oluşturulur
2) Burada belirtilen yerlerde tek duvarlı istenilen elektronik özellikli karbon nanotüpler büyütülür
3) Bu karbon nanotüplerin üzerine devre bağlantıları yerleştirilir.

Bu sayede hem devre boyutunun küçülmesinden dolayı yaşanan sorunlar bir nebze aşılmış olurken, biraz değerini kaybetmişte olsa Moore yasasına sadık kalınabilmiş olunacak gibi.

“Polat da bunu kullanıyor” diye ’nın piyasaya sürmediği telefonu sattılar. ’nın piyasaya sürmediği bir telefonu ‘İşte 8700 bu, pusulası 3 kamerası var’ diye satan dolandırıcılar yakalandı.Bugün’ün haberine göre,’nın temsilcisi avukat Murat Turan, polise firmasının piyasaya sürmediği bir telefonun Doğubank’ta ‘’nın 8700 modeli çıktı’ diye satıldığını ihbar etti. Harekete geçen ekipler, Eminönü Doğubank İşhanı’na düzenledikleri operasyonda 350 taklit faturasız ele geçirdi. 6 kişinin gözaltına alındığı operasyonda zanlıların sorgusunda olayla ilgili traji detaylar ortaya çıktı. POLAT BUNU KULLANIYOR Dolandırıcıların ’nın üretmediği bir cep telefonunun üzerine 3 ayrı kamera bir pusula koyarak “İşte teknolojide son nokta bu, 8700 numaralı telefonu” diye sattıkları öğrenildi. Doğubank’ta bir grup esnafın pazarlama stratejileri de dikkat çekti. Zanlılar müşteri çekmek için vatandaşa “Bu Kurtlar Vadisi Dizisi’nde rol alan Polat Alemdar’ın kullandığı . Her türlü teknolojiye sahip” dedikleri öğrenildi. 2 BİN YTL’YE CEP Ekipler Doğubank’taki esnafın vitrine koyduğu 2 bin YTL değerinde bir başka cep telefonunun, Telekomünikasyon Başkanlığı’ndan sorgusunu yaptırınca da telefonun çalıntı olduğunu ortaya çıkardı. marka cep telefonun Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı tarafından arandığı belirlendi. Telefonu satan işyeri hakkında çalıntı malı satın almak satmak suçundan işlem yapıldı. İşlemlerinin ardından savcılık talimatı üzerine telefonun sahibine teslim edileceği öğrenildi. TURiSTLERDEN SATIN ALDIK Emniyetteki ifadelere veren zanlıların kendilerini savunma yöntemleri de bir hayli ti. Dolandırıcılar henüz piyasaya sürülmemiş telefonları yurt dışından İstanbul’a gezmeye gelen turistlerden 80 dolara satın aldıklarını söyledi. Doğubank esnafı Cuma A, Necati Ç, Aykut B, Hakan K, Yaşar F Abdullah D. nitelikli dolandırıcılıktan adliyeye sevk edildi.

“Güneş…” demişti bir baba oğluna, “Nedenlerin nedenidir. Neyi ele alırsan al. Güneş olmasaydı olmazdı yeryüzünde.”
Gerçekten de yıldızların en dostudur güneş. Her an alev alev yanmaktadır güneş. Eskilerin ateş elementidir temelde. Güneş’teki bu ateşin kaynağı her an patlayan nükleer reaksiyonlardır. Öyle kıvılcımlar çı ki bunlardan her biri bir gezegeni rahatça yutar.

Güneş dünyadan katlarca büyüktür. Kütlesi akıl almaz ölçülerdedir. Ama galaktik ölçekte bakıldığında henüz genç bir yıldızdır (4.5 milyar yıl ki? Pastada birkaç mum :). Yaşlı yıldızlar kendi kütleleri üstüne çökerek karadelik halini alır veya bir deve dönüşerek yeni bir hale geçerler. Büyük ihtimalle Güneş’te büyüyüp yüzlerce kat devleşecektir. Ama daha 5-6 milyar yıl var. Panik yok.

Orta büyüklüktedir. eti diyelim Güneş 2 x 1030 kilogram gazdan oluşur. (İyi bir bel ölçüsüdür yıldızlar için.) %75 Hidrojen %25 Helyum. Bu oran yavaş yavaş değişir. Küçük atomlar daha ağır elementlere dönüşür.
Güneş sadece ışık değil pek çok dalga boyunda ışınlarla dünyamızı bombardıman eder. Kimilerine göre bunlar zararlıdır kimileriyse zeki yaşamın gelişimi için şart olarak görürler. Ancak dünyayı saran koza, atmosferimiz Ozon tabakası gibi İyonosfer gibi katmanlarla zararlı ışınımları elektrik yüklerini süzmek üzere programlanmış devasa bir robottur !!!!

Dünya Güneş’e 2 Ocak’ta en yakın(147.1 milyon km.), 2 Temmuz’da en uzak(152.6 milyon km) konumunda olur. Ama ne tir, en uzaktayken yazı yaşarız Kuzey yarıkürede. Çünkü önemli olan dünyanın açısıdır. Biz yaz derken Güney yarımküre kışı yaşar. Biz kış derken de onlar yaz.

Güneş ne kadar sıcaktır? Kara (sunspots) ?

Ateşin ortasında karanlık olur muymuş? Evet olurmuş. Güneşin yüzeyi yaklaşık 5500 C’dir. Çekirdekte 4 milyon dereceye, dış atmosferde yine milyonlarca dereceye yükselir sıcaklık. Ancak yüzeyde nispeten soğuk olan yerler karanlık görünür. Manyetik alan nedeniyle sıcaklık farkları oluşur. Güneş döndüğünde bu de döner. Binlerce yıl önce Çinliler, sonraları da Galileo tarafından gözlemlenmişlerdir. Çekilen fotoğraflarda çok ilginç görüntüler oluşturur. Çoğunlukla direkt güneşin resmini çekmek makinelerine de gözlerimize de ciddi zarar verir. Filtre kullanmak gereklidir.

Güneş Rüzgarı ? / Güneş Patlamaları ?

Güneş gibi coşkulu kanı sıcak bir gencin ara ara patlaması kaçınılmaz değil mi? Bu manyetik dengesizlikler sonucu oluşan patlamalarda kendisinden kopan gaz toz parçaları sıcak elektrik dolu bir uzaya fırlarlar. Yol üstündeysek yörüngemiz tutuyorsa atmosferimize rağmen bu yağmurdan yüklü parçacık yağmurundan nasibimizi alırız. Atmosferin dışında seyreden uydular bu yüklü parçalardan zarar görür. Tarımda verimli bir zaman yaşanır. Haberleşme şebekeleri olumsuz etkilenir. Ama bilimadamları bir yelkenli gibi bu rüzgarlardan yararlanarak uçacak uzay gemileri tasarlarlar. fikir değil mi?

Güneş Resimleri, Güneşin resmi :
http://umbra.nascom.nasa.gov/eit/images/eit_20050729_1824_304.gif
http://umbra.nascom.nasa.gov/eit/images/eit_20050728_2200_304.gif

Güneş Videosu
http://umbra.nascom.nasa.gov/eit/images/eit_19990306_erupt_304.mpg (170 KB)

Kaynakça:
VİKİPEDİ
http://www.abc.net.au/science/space/planets/sun.htm
http://umbra.nascom.nasa.gov/sdac.html ()

Yukarıdaki makale dan gelen meraklıları avlamak için yazılmamıştır. Sitenin adıyla verdiği teknik bilgiyle ilgildir.

Muhtemel reklam soruları ise biliyorsunuz
Dünya’ya en yakın ın adı ?
Güneş ne kadar sıcaktır?
Gökyüzü mavidir?

19 Mayıs ‘ta ay bayrağımızın şeklini alacak

 

19 Mayıs Cumartesi günü ay Venüs ‘ün batı ufkunda birbirlerine yaklaşarak Bayrağı ‘ndaki görünümü alacağı, bunun 19 Mayısa denk gelmesinin ise çok ender rastlanan bir olay olduğu bildirildi.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gözlemevi Astronomu Kulübü Danışmanı Doç. Dr. Hüseyin Kalkan Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Tanyeri, yaptıkları açıklamada, 19 Mayıs Cumartesi günü gökyüzünde ender rastlanabilecek bir gökyüzü olayının yaşanacağını söylediler.

Bu yılın astronomide olağanüstü rastlantıların bir araya geldiği bir yıl olacağını belirten Doç. Dr. Kalkan, en ilginç rastlantının da 19 Mayıs günü yaşanacağını açıkladı.

Doç. Dr. Kalkan, 19 Mayıs günü ay Venüs’ün batı ufkunda birbirlerine yaklaşacağını, bu görüntünün Bayrağı’ndaki ay ı andıracağını söyledi.

Prof. Dr. Tanyeri de ’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak üzere Samsun’a çıkışının 88. yıl dönümüne denk gelen bu olayın, 500 milyonda bir ihtimal olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Tanyeri, şunları kaydetti:

“Ay birçok kez bayrağımızın şeklini almıştır. Bir daha 18 Mayıs 2026 yılında görülecektir. Ancak bu rastlantının 19 Mayıs gününe denk gelmesi, 500 milyonda bir ihtimaldir. Venüs ay birlikte batı yönüne doğru ilerleyecek. Güneş saat 19.20 sıralarında battıktan sonra ise ’ay-’ görünümü doğal olarak çok daha belirgin bir hale gelecektir. Bu görüntü, saat 22.30’a kadar sürecektir.” Prof. Dr. Tanyeri, 28 Temmuz 1389 yılında Kosova Meydan Muharebesi sonunda Jüpiter’in ayın hilali önüne gelmesiyle bu görüntünün şehit bir askerin göllenen kanına yansıyarak Bayrağı’nın yaratılmasına ilham kaynağı olduğunu belirtti.

Kaynak : http://www.milliyet.com.tr/2007/05/14/son/sontur24.asp

 
Geleceğin mesleklerini şimdiden keşfedin
Gelecekte çok kazandırcak meslekleri şimdiden öğrenin

14.05. 10:25

HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

Kişisel gelecek planlaması alanında danışmanlık eğitim hizmeti veren ’nin ilk fütürist şirketi M-Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu öğrencilerin velilerin 10-20 yıl sonrasını planlamalarını öneriyor. Şuan popüler olan mesleklerin gelecekte önemini kaybedeceğini de anlatan Tarhan bu noktada geleceği iyi okumayı öneriyor. Peki 2020’li yıllarda bir mız olacak hangi mesleklerin ı parlayacak? Tarhan’a göre gelecek; Enerji, ekoloji, -görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler gıda teknolojilerinde olacak,

Gelecekte lı olabilmenin aynı zamanda stresi yönetebilme sanatı ile yakın ilişki içinde olduğunu anlatan Tarhan şuan üniversiteye giriş aşamasındaki gençlere ise şu tavsiyelerde bulunuyor: “Stres çoğu zaman sızlığa oluyor. Yüzde 60’ı otuz yaşın altında, yüzde 11’den fazlası diplomasız işsiz insanların bulunduğu ülkemizde öğrenciler, OSS sınavlarını stres ederek hayatlarını karartıyor. Bunun yerine öğrenciler kendi kişilikleri gelecekten beklentileri konusunu netleştirmeli hedef belirlemek için de ‘10-20 yıl sonra nerede olmalıyım?’ sorusuna yanıt vermeliler. Bu öğrenciler sınavlarda diğerlerine göre daha şanslı olur hedeflerine ulaşır.” Öğrencilerin ezbere yapılan tavsiyelere çok kulak asmaması gerektiğini ifade eden Ufuk Tarhan, düşledikleri yaşama onları götürecek mesleği keşfedebilmelerinin onları hedeflerine ulaştıracağını söyledi. Ufuk Tarhan, “Bunu yaparken, dünyanın 10-20 yıl sonra bir değişim göstereceğini tahmin etmek gerekiyor. Örneğin, hukuk okumak isteyen veya okuyan bir genç, avukat olmak istemenin yanı sıra, genetik alanında uzmanlık geliştirmeye verirse, gelecek için daha daha çok kazanç getiren bir alana yönelmiş olabilir. Diğer taraftan enerji sektöründe söz sahibi bir avukat olmayı hedeflemek, şu anda hiç de popüler olmayan, ancak 10 yıl sonra revaçta olabilecek bir alan olarak öngörülebilir” dedi. Ebeveynlerin gençleri yönlendirmelerini hele de baskı yapmalarını çok yanlış bulduğunu belirten Tarhan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gelecek sını tahminlerini geliştirmeden ‘ezbere’ yapılan yönlendirmeler çok sakıncalı. Çünkü 5-10 yıl sonra, yani bugün bu sınavlarda çırpınan gençler kazanıp da bir yerleri bitirdiklerinde; ne iş bugünkü işe benzeyecek ne meslekler, ne eğitim, ne de rekabet koşulları bugüne benzer halde olacak. Ebeveynler, gençleri, hedeflerini belirleyip, özgüvenli, rahat, farklı, yaratıcı, eğlenceli olmaları için desteklemeli, onlara baskı değil, rehberlik yapıp, moral kaynağı olmalılar. Gençler ise, hangi alana ilgileri eğilimleri olduğunu bulmalı, bu alanda eğitim alıp uzmanlaşmak için plan yapmalı. Tutkulu çok disiplinli çalışmalılar. Zaten seçtikleri alanı seviyorlarsa bunu zaten yaparlar, yapamıyorlarsa sorun vardır, yani yanlış yoldadırlar.” Üniversite eğitiminin bir “ön lisans” olduğuna da dikkat çeken Ufuk Tarhan, gerçek mesleğin bundan sonraki ‘yüksek lisans-uzmanlaşma’ süreci ile gelişebileceğini söyledi. Tarhan, öğrencilerin ön lisans ile uzmanlaşacakları dalları fütürist beklentileri de göz önüne alarak ilginç kombinasyonlar kurması gerektiğini belirtiyor. Klasik teknolojiden uzak yapıdaki tüm meslek alanlarının gelecekte tercih edilmeyeceğini belirten Ufuk Tarhan, özellikle imalat tarım sektörlerinde geleneksel yapıyı sürdürmeye çalışan dallara ilginin giderek azalacağına dikkat çekiyor. Sabit ücretli, sabit ofisli istihdam olanaklarının giderek daralacağını, bu tür dağıtım modellerinin yerini, merkezi operasyon merkezleri ile çalışan bağımsız distribütörlerden oluşan dev, global organizasyonların alacağını anlatan  Tarhan, “Gelecekte enerji, ekoloji, -görüntü-veri transferi yapan teknolojiler, biyoteknoloji, genetik, nanoteknoloji, mobil teknolojiler, robot teknolojiler gıda teknolojileri alanlarının çok popüler olacak” diyor

İŞTE GELECEĞİN MESLEKLERİ

• Taşeron yöneticiliği
• Değişim yöneticiliği
• Yönetici menajerliği
• Hot-line işletmeciliği
• Akıllı tedarik yöneticiliği
• Sanal market işletmeciliği
• Robotik sorunlar avukatlığı
• Senaryo tasarımcılığı
• Yapay zeka pazarlamacılığı
• Beş duyu reklam tasarımcılığı
• Soru bankası tasarımcılığı
• Elektronik gazetecilik
• Duygu tasarımcılığı
• Gen programcılığı
• Genetik ekonomi
• Kök hücre programcılığı
• Bilgi madenciliği
• Alternatif besin mühendisliği
• Franken food denetçiliği
• Siber mühendisliği
• Ergonomi mühendisliği
• Enformasyon mühendisliği
•  doktorluğu
• Internet mühendisliği
•  yapı mühendisliği

YAPAY ZEKA

Günlük yaşantıda zihinsel kapasite çok önemli olduğu için insanlar bilimsel olarak akıllı insan ( Homo sapien) olarak isimlendirilmiştir. Yapay zeka, YZ, (AI-Artificial Intelligence) alanı zeki varlıkları anlamaya çalışır. Bu nedenle YZ çalışmalarının bir amacı kendimiz hakkında daha fazla şey öğrenmektir. Felsefe psikolojiden farklı olarak YZ yalnız zekayı anlamaya değil aynı zamanda zeki varlıklar yapmaya çabalar. YZ çalışmalarının bir diğer nedeni de başlangıç aşamasında bile ilginç yararlı ürünler yapılmış olmasıdır. Şeklen 1956′da başlayan YZ en yeni disiplinlerden biridir. gibi disiplinler de çalışanlar bütün iyi fikirlerin Galileo, Newton, Einstein diğer bilim adamları tarafından üretildiğini yeni bir fikrin ortaya çıkması için yıllar boyu süren çalışmaların gerektiğini düşünebilir. Ama YZ çok yeni bir disiplin olduğu için üretilecek çok fikir vardır.

YZ; lama, mantıksal muhakeme gibi genel amaçlı alanlar satranç oynama, şiir yazma, teoremlerinin ispatlanması hastalıkların teşhisi gibi özel amaçlı alt alanları içerir.

YZ ?

Değişik şekillerde yapılan YZ mları aşağıdaki 4 gruptan birine düşer

İnsan gibi düşünen sistemler.

İnsan gibi davranan sistemler.

Rasyonel düşünen sistemler.

Rasyonel davranan sistemler.

Yukarıda görüldüğü mlar insana veya rasyonelliğe göre yapılmıştır. Bu da insanların her zaman rasyonel davranmadıklarını belirtmektedir. İnsan merkezli yaklaşım hipotez deneysel doğrulamayı içerirken, rasyonalist yaklaşım mühendisliği içermektedir. Aşağıda her m ayrıntılı olarak incelenmiştir.

İnsan gibi Davranmak: Turing Test yaklaşımı

Turing Test, zekanın işlemsel mını sağlamak için Alan Turing (1950) tarafından tasarlanmıştır. Turing zeki davranışı, soru soran kimseyi tüm anlamaya ait işlemlerde şaşırtacak şekilde insan seviyesinde davranma olarak mlamıştır. Sorular bir hat üzerinden uzaktan sorulmakta hattın ucunda insan mı yoksa bilgiayar mı olduğu anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu testi geçmek için ın insan seviyesinde performans göstermesi gerekir. Şimdilik bu testi geçmek çok zor görünmektedir. Bu test için ın aşağıdaki yeteneklere sahip olması gerekmektedir:

Doğal dil işleme: çe veya İngilizce (insan dilleri) haberleşebilmeyi sağlamak için.

Bilgi Gösterimi : Soruşturma sırasında veya öncesinde bilgi depolamak için.

Muhakeme : Depolonan bilgiyi kullanarak cevap verebilme veya yeni sonuçlar çıkarma.

Öğrenme : Yeni koşullara adapte olma kalıpları saptama.

Turing test’te soruşturmayı yapan birbirini kesinlikle görmez. Buna şın Toplam Turing Test’te vidyo sinyali de kullanılır. Böylece soruşturmayı yapan kişi fiziksel nesneleri lama yeteneğini de ölçebilir. Bu test için ın aşağıdaki yeteneklere sahip olması gerekir:

Görme : Nesneleri lamak için.

Robotik : Nesneleri hareket ettirmek için.

YZ’de Turing Testi geçmek için yapılan büyük bir çalışma yoktur. İnsan gibi davranma meselesi insanlarla etkileşen YZ programları için geçerlidir. Örneğin kullanıcı ile iletişimde bulunan bir dil işleme sistemi insan gibi konuşmalıdır.

İnsan Gibi Düşünmek

Verilen bir ın insan gibi düşündüğünü söyleyebilmek için insanların düşündüğünü saptamanın bir yolunu bulmamız gerekir. İnsanın düşündüğünü iki şekilde öğrenebiliriz. Birincisi kendi düşüncelerimizi gözleme, ikincisi ise psikolojik deneyler yapmaktır. Düşünme ile ilgili yeterince kesin teorilere erişilirse bu teoriler ı olarak ifade edilebilir.

Bazı araştırmacılar pogramları herhangi bir yöntemi kullanarak doğru sonucu bulacak şekilde yazarken bazı araştırmacılar da sonucun doğru ya da yanlış olmasına bakmaksızın insanların düşündüğü şekilde çözümü arayan programlar yazmaktadır.

Rasyonel Düşünme: Düşünme Kanunları

Doğru düşünmeyi kodlamaya ilk çalışanlardan biri Aristotle’dır. Aristottle mantığına göre doğru önermeler verildiğinde daima doğru sonuç elde edilir. Aşağıda buna ait bir örnek verilmiştir:

Socrates insandır. İnsanlar ölümlüdür. à Öyleyse Socrates ölümlüdür.

Bu düşünme kanunlarının düşünme işlemini yönettiği kabul edildi Mantık alanını başlattı. YZ’de mantık taraftarları problemleri mantıksal notasyonla mlayarak akıllı sistemler oluşturmaya çalışmışlar. Bu konuda şılaşılan iki büyük engel:

Konuşma diline özgü bilgilerin %100 kesinlik ifade etmediği durumda mantık formunda belirtme güçlüğü

Problemleri prensipte çözmekle, pratikte çözmek arasındaki fark. Birkaç düzine önerme bile ın sınırını aşabilir. Bu da prensip olarak çözülebilecek problemlerin pratikte çözümünü güçleştirmektedir.

Rasyonel Davranma: Rasyonel Ajan Yaklaşımı

Rasyonel davranma, inanışları baz alarak amaca erişecek şekilde davranmaktır. Farklı YZ çalışmalarına benzer şekilde yaklaşabilmek için ajan(agent) sözcüğü kullanılmaktadır. Buradaki kullanım normal anlamının dışındadır. Ajan layan davranan herhangi bir şeydir. Ajan yaklaşımında YZ çalışmaları; rasyonel ajan çalışmaları rasyonel ajan oluşturmadır.

Düşünme kanunlarında vurgulanan doğru çıkartımdır. Doğru çıkartımda bulunmak bazen rasyonel ajanın (RA) bir parçası olabilir. Çünkü rasyonel davranmanın bir yolu, mantıksal olarak bir davranışın istenen amacı sağlayacağı sonucu çıkartılırsa bu sonuç üzerine belirlenen şekilde davranılır. Diğer yandan doğru çıkartım tam rasyonellik değildir. Bazen yapılacak şeyin doğru olacağı ispat edilmeden yapılması gerekebilir. Örneğin kızgın bir sobadan elin çekilmesi reflekstir kızgınlığı hissettikten sonra hangi hareketin yapılacağını düşünerek yapılan yavaş haraketten daha etkilidir. Sobadan elin çekilmesi bir doğru çıkartım sonucu olmamakta ama rasyonel bir davranıştır. Mükemmel rasyonellik daima doğru şeyi yapmaktır karmaşık bir çevrede daima doğru şeyi yapmak mümkün değildir.

RA yaklaşımının iki üstünlüğü vardır:

Düşünme kanunları yaklaşımından daha geneldir. Çünkü rasyonel davranmak için doğru çıkartım faydalı bir mekanızma olmasına şın gerekli değildir.

Rasyonelliğin mı açıkça yapıldığı için bilimsel gelişmeye insan davranışından veya insan düşüncesinden daha yatkındır.

ZEKİ AJANLAR

Ajan, sensorlarıyla çevresini layan efektörleriyle bu çevre üzerinde davranan herhangi bir şeydir. İnsan sensor olarak göz kulak diğer organlara, efektör olarak da el, kol, ağız diğer vücut kısımlarına sahiptir. Robotik ajan, kamera infrared bulucuları sensor olarak değişik motorları da efektör olarak kullanır.

Ajanlar Davranmalı

Rasyonel ajan doğru şeyi yapan ajandır. Bu yanlış bir şey yapmaktan daha iyidir ama doğru şeyi yapmak ne demektir? İlk yaklaşım, doğru haraket ajanı en lı yapacak harakettir. Bu durumda ajanın sına ne zaman verileceği sorusunu ortaya çıır.

Performans Ölçüsü

Ajanın ne kadar lı olduğunu saptayan kritere performans ölçüsü denir. Performans ölçüsünün dikkatli bir şekilde saptanması gerekmektedir. Örneğin kirli zemini temizleyen bir ajanı gözönüne alalım. Burada performans ölçüsü olarak 8 saatlik çalışmada temizlenen kir miktarı alınabilir. Daha karmaşık performans ölçüsü yalnız temizlenen kir miktarını değil aynı zamanda tüketilen enerji çıılan gürültüyü de dikkate alabilir.

Değerlendirme Zamanı

Performansın ne zaman değerlendirildiği de önemlidir. Örneğin temizlik ajanının performansını ilk saat sonunda değerlendirirsek işe hızlı başlayan ama sonra yavaşlayan belki de hiç çalışmayan ajan ödüllendirilmiş, sürekli çalışan cezalandırılmış olur. Bu nedenle performansı günlük veya ömür boyu şeklinde daha uzun vadede değerlendirmek gerekir.

Mükemmellikle rasyonelliğin ayırt edilmesi gerekir. Mükemmel ajan davranışlarının vereceği sonucu bilir buna göre davranır. Fakat gerçekte mükemmellik imkansızdır. Aşağıdaki örneği göz önüne alalım:

Okula gelirken demiryolunun şısında bir arkadaşınızın gitmekte olduğunu gördünüz. Demiryolu geçiti açıktı arabalar geçiyordu. Arkadaşınıza başka türlü erişemeyeceğiniz için demiryolundan geçmeye başladınız. Bu sırada bir yolcu uçağının kapısı üzerinize düştü.

Demiryolundan geçmek rasyonel olmayan bir davranışmıdır?

Rasyonellik lananlara bağlı olarak beklenen başarı ile ilgilidir. Çoğu zaman demiryolundan geçmek lı sonuç verdiği üzerinize uçak kapısı düşeceğini tahmin edemeyceğiniz için demiryolundan geçmek rasyonel bir davranıştır. Eğer ajanın düşen kapıyı saptayabilecek bir radarı varsa o zaman haraket rasyonel değildir. Benzer şekilde demiryolu geçidi kapalı iken geçmek de rasyonel olmayan bir davranıştır. Diğer bir deyişle ajanı layabileceği bir durumu dikkate almayarak sız olduğu zaman suçlayabiliriz.

Sonuç olarak herhangi bir andaki rasyonellik dört şeye bağlıdır:

Başarı derecesini belirten performans ölçüsü,

Ajanın o ana kadar ladığı her şey (algı serisi-percept sequence),

Ajanın çevre hakkında bildikleri,

Ajanın yapabileceği hareketler.

İdeal Rasyonel Ajan

Yukarıdaki sonuçlardan yola çıkarak ideal rasyonel ajan aşağıdaki şekilde mlayabiliriz:

Her olası algı serisi için, algı serisi sahip olduğu bilgileri kullanarak performans ölçüsünü maksimize edecek şekilde davranan ajan ideal ajandır.

Demriyolu geçidinin kapalı olup olmadığına bakmaz isek algı serisi bize hızla yaklaşan bir treni söyleyemez. Demiryolu geçidine bakmadan geçmek riski çok yüksek olduğu için rasyonel bir davranış değildir. İdeal rasyonel ajan adımını atmadan önce bakma eyleminde bulunmalıdır. Çünkü bakmak beklenen performansı artırır. Bu nedenle yararlı bilgileri elde etmek amacıyla yapılan eylemler rasyonelliğin bir parçasıdır.

Algı Serisinden Eyleme İdeal Eşleme

Ajanın davranışı yalnız algı serisine bağlı ise olası tüm algı serilerine şı gelen eylemler tablo haline getirilerek bir ajan mlanabilir. Çoğu zaman bu tablo çok uzun olacaktır. Oluşturulan tabloya algı serisinden eyleme eşleme denir. Eğer eşleme ajanı mlıyorsa ideal eşleme de ideal ajanı mlar. Eşleme için tablonun herbir elemanının ayrı ayrı belirtilmesi gerekmez. Örneğin hesap makinesindeki karekök fonksiyonunu basit bir ajan olarak göz önüne alalım. Bu ajanın algı serisi basılan tuşlardır. İdeal eşleme; girilen pozitif sayı x ise z2»x olacak şekilde 4 basamak doğrulukta z’yi göstermektir. Bu amaçla tablo kullanmak yerine Newton yöntemi kullanılarak yazılan ile ajan mlanabilir. Tablo çok uzun olmasına şın ajan çok kısa bir programdır. Aşağıda tablo görülmektedir:

Otonomi

Eğer bir ajanın eylemleri tamamen sahip olduğu bilgilere bağlıysa yani algı serisini dikkate almıyorsa otonom değildir. Eğer bir sistemin davranışları kendi deneyimleri ile saptanıyorsa otonomdur. Otonom kelimesi insanın doğrudan kontrolü altında olmayan anlamında da kullanılır. Örneğin otonom kara aracı (insansız). Otonom olan ajanlar çevre koşulları değiştiğinde yeni koşullara adapte olarak görevini başarı ile sürüdürebilir. Eğer sadece önceden verilen bilgileri kullanırsa sız olma olasılığı yüksektir.

Zeki Ajanların Yapısı

YZ ajan ı yazma işidir. Bu programlar dan eyleme eşleme yapan programlardır. Yazılan programlar bir yapı üzerinde çalıştırılacaktır. Bu yapı olabileceği gibi özel amaçlı donanım da olabilir. Yapı sensorlardan gelen ları programa aktarır, ı çalıştırır efektörler ile ın davranışını gerçekleştirir. Ajan yapı programdan meydana gelmektedir:

Ajan = Yapı +

Ajan ı tasarlamadan önce ajanın çalışacağı çevrenin, lamaların, eylemlerin amaçların mlanması gerekir. Aşağıdaki tabloda bazı ajan tipleri verilmiştir.

Ajan Tipi

lama

Eylem

Amaç

Çevre

Tıbbi teşhis sistemi

Bulgular, hastanın cevapları

Sorular, testler

Sağlıklı , minimum maliyet

, hastahane

Uydu görüntü analiz sistemi

Değişik yoğunluk renkte pikseller

Görüntüyü sınıflandır, bas

Doğru sınıflandırma

Uydudan gelen görüntü

Rafineri Kontrolörü

Sıcaklık, basınç okumaları

Valfleri aç, kapa; sıcaklığı ayarla

Saflığı emniyeti maksimum yap

Rafineri

İnteraktif İngilizce öğreticisi

Yazılı kelimeler

Alıştırmalrı, önerileri, düzeltmeleri yaz

Öğrencinin notunu maksimize et

Öğrenci kümesi

Ajan Programları

Zeki ajanlar oluşturulurken aynı iskelet kullanılacaktır: çevreyi lamak eylem üretmek. Ajan ının en basit aşağıda görülmektedir:

Eşleme algı serisinden eyleme yapılmaktadır ama ajana yalnız o anki algı gelir. Bu ların seri halinde saklanıp saklanmaması ajana bağlıdır. Bazı çevrelerde algı serisi saklanmaksızın oldukça lı olunabilir. Karmaşık çevrelerde ise tüm ların saklanması fizibil olmamaktadır.

Ajan ı yazmanın en basit yolu tablo kullanmaktır (look-up table). Bu durumda olası tüm algı serisinin bellekte tutulması indeks kullanarak erişilmesi gerekir. Tablo kullanımında aşağıdaki olumsuzluklar ortaya çı:

Yalnız satranç oynayabilen basit bir ajan için bile gerekli tablonun 35100 girişi olması gerekir.

Tasarımcnın tabloyu oluşturması çok uzun zaman alır.

Ajan otonom değildir. Çünkü en iyi eylem hesabı tamamen önceden girilmiştir.

Ajana bir derece otonomi narak öğrenme mekanizması oluşturulsa bile tüm girişler için tablonun doğru değerlerini bulması sonsuza kadar sürer.

Basit Refleks Ajanlar

Bir kameradan gelen görüntü 50 Mbyte/sn. hızındadır (saniyede 25 çerçeve, her çerçeve 1000*1000 piksel her piksel 8 bit 8 bit yoğunluk bilgisi). Bir saat için gerekli look-up tablosu 260*60*50M girişli olacaktır. Genel giriş çıkış ilişkileri kullanılarak tablo kısaltılabilir. Örneğin öndeki araç fren yaparsa fren lambaları yanar sürücü buna dikkar ederek frene basar. Aynı işlem görsel giriş kullanılarak “öndeki araç fren yapıyor” koşulu ile ajan ındaki “fren yap” eylemi ilişkilendirilebilir. Bu ilişkiye koşul-eylem (condition-action) kuralı denir aşağıdaki şekilde yazılabilir:

EĞER Öndeki_Araç_Frenliyor İSE frenle ( if/then)

İnsanlarda benzeri davranışlar bir öğrenmenin sonucunda ( sürme gibi ) veya refleks olarak ( kızgın sobadan elin çekilmesi gibi) . Aşağıda koşul-eylem kuralının ajana dan eyleme bağlantıyı sağladığı görülmektedir.

Basit Refleks ajanın şematik diyagramı.

Basit Refleks ajan. lamayla mlanan mevcut duruma uyan kuralı bularak çalışır.

Giriş_Yorumla : lanan mevcut durumu soyut olarak mlar (abstraction).

Kural_Eşleme : Kural kümesinde mevcut duruma uyan ilk kuralı verir.

Kural_Eylem : Kurala bağlı olarak yapılacak eylemi verir.

Değişimleri İzleyen Ajan

O anki lamaya bağlı olarak doğru verilebiliyor ise basit refleks ajanlar lı olabilir. Arabanın arkasında fren lambalaraırına ek olarak dönüş sinyal lambalarıda yer almaktadır. Frene basılıp basılmadığını saptamak için arabanın her iki kenarındaki lambanın komtrol edilmesi ferekmektedir. Bu amaçla bir önceki görüntünün saklanması gerekmektedir. Bir önceki görüntüde her iki lamba sönükse o anki görüntüde ikisi de yanıyor ise frene basıldığını söyleyebiliriz. Bu nedenle doğru eylemin seçilebilmesi için bazı bilgilerin saklanması gerekmektedir. Buna iç durum ( internal state) adı verilir.

Sensorlardan gelen bilgi daha önceki duruma bağlı olarak farklı sonuçlar verebiliyor ise önceki durumun da saklanması gerekir. Dünyanın durumu yalnız o anki girişe değil bir önceki duruma da bakılarak saptanır. Aşağıda iç durumlu bir refleks ajan görülmektedir.

İç durumlu refleks ajan

Yenile_Durum: Sensorlardan gelen bilgiye veya yapılan eyleme bağlı olarak yeni iç durumu oluşturur.

Amaç tabanlı Ajanlar

Çevrenin o anki durumunu bilmek ne yapılacağına vermeye yetmeyebilir. Örneğin bir kavşakta sağa, sola dönebilir veya doğru gidebilir. Doğru arabanın nereye gideceğine bağlıdır. Diğer deyişle ajan o anki durumla birlikte amaçla ilgili bilgilere de gereksinim duyar. Ajan ı, olası kararların sonuçları ile bu bilgiyi birleştirerek doğru eylemde bulunabilir. İstenen amaca bazı durmlarda kolayca erişilebileceği gibi bazen çok karmaşık işlemler yapılması gerekebilir. Ajanın amacına erişebilmesi için yapacağı eylem sırası YZ’nin alt alanları olan arama (search) planlama (planning) da incelenmektedir.

Bu şekilde verme daha önce anlatılan koşul-eylem kurallarından olarak farklıdır. Refleks ajan fren lambasını gördüğü zaman fren yapar. Amaç tabanlı ajan ise öndeki aracın fren lambaları yandığı zaman onun yavaşlayacağını çıır. Öndeki araca çarpmama amacını gerçekleştirecek eylem ise fren yapmaktır. Her nekadar amaç tabanlı azan etkin görünmese de esnektir. Örneğin yağış başladığı zaman frenlerin etkin bir şekilde kullanılabilmesi için bilgisini yenileyebilir. Diğer yandan refleks ajan için çok sayıda koşul-eylem kuralı yazmak gerekir. Amaç tabanlı ajanlarda amacı değiştirerek farklı noktalara erişmek mümkündür. Refleks ajanlar ise sadece bir noktaya giderler. Aşağıdaki şekilde amaç tabanlı ajanın yapısı görülmektedir.

Amaç tabanlı ajan.

Fayda Tabanlı Ajanlar

Amaçlar yalnız başına yüksek kalitede davranış üretmek için yeterli değildir. Örneğin arabanın istenen yere gidebilmesi (amaca erişmek) için izleyebileceği bir çok yol olabilir. Bu yolların bazıları diğerlerinden daha hızlı, daha güvenli veya daha ucuz olabilir. Amaçlar “mutlu” “mutsuz” durumları arasında kaba bir ayırım sağlar. Oysa daha genel performans ölçüleri amaca erişirken ne kadar mutlu olduğunu gösterebilir. Mutlu kelimesi bilimsel görülmediği için bunun yerine fayda (utility) kelimesi kullanılmaktadır. Fayda fonksiyonu; mevcut durumu, derecesini gösteren bir gerçel sayıya dönüştürür. Fayda fonksiyonları mlanırken çelişkiye düşülebilir. Örneğin hız emniyetin ağırlıkları uygun şekilde seçilmelidir. Birden fazla amaç olduğu zaman bu amaçların da önem sırasına göre sıralanması gerekebilir.

Amaçlar her nekadar kaba olsada istenen amaca erişmek için gereken eylemi kolayca bulurlar. Bazı durumlarda fada fonksiyonu bir amaç kümesi şeklinde de ifade edilebilir. Aşağıdaki şekilde fayda tabanlı ajanın yapısı görülmektedir.

Fayda tabanlı ajan.

ÇEVRE

Bu bölümde ajan çevre ilişkileri incelenecektir. Önce ajanların çalışacağı farklı çevreler bu çavrelerin ajan tasarımındaki etkileri incelenecektir.

Çevre Özellikleri

Çevre aşağıdaki özelliklere bağlı olarak sınıflanlandırılabilir.

Erişimli / Erişimsiz (Accessible vs. inaccessible)

Eğer ajanın sensorları çevrenin durumunu tamamen saptayabiliyorsa çevre ajan için erişilebilirdir. Çevrenin erişilebilir ise değişimleri izlemek için durum saklaması gerekmez.

Deterministik/ Deterministik olmayan ( Deterministic vs. nondeterministic)

Eğer çevrenin gelecek durumu o anki durum ajanın eylemine bağlı olarak tespit edilebiliyor ise çevre deterministiktir. Eğer çevre erişimli değil ise deterministik olmadaığı kabul edilebilir.

Bölümlü/ Bölümsüz ( Episodic vs. nonepisodic)

Bölümlü çevrede ajanın deneyimleri bölümlere ayrılmıştır. Her bir ajanın algı eyleminden oluşur. Eylemin kalitesi sadece o bölüme aittir. Bir önceki bölümdeki eylemin o anki bölümde bir etkisi yoktur. Bölümlü çevre, ajanın ileriyi düşünmesi gerekmediği için daha basittir.

Statik / Dinamik ( Static vs. dynamic)

Ajan verirken çevre değişiyorsa dinamik değişmiyor ise statiktir. Ajan verirken dünyanın değişimini izlemesi gerekmediğinden zaman önemli olmadığından statik çevrede çalışmak daha kolaydır. Eğer çevre zamanla değişmiyorsa ama ajanın performansı zamana göre değişiyorsa çevre yarı dinamik (semidynamic) olarak adlandırılır.

Ayrık / Sürekli ( Discrete vs. continuous)

Eğer sınırlı sayıda farklı iyi mlanmış algı eylemler var ise çevre ayrıktır. Satranç ayrıktır çünkü her hamlede olası hareketler sabit sayıdadır. sürme süreklidir, çünkü arabanın diğer ların pozisyonu hızı sonsuz sayıda sürekli değerler alabilirler.

Aşağıdaki tabloda bazı çevreler karakteristikleri verilmiştir.

Çevre

Erişilebilir

Deterministik

Bölümlü

Statik

Ayrık

Santranç(saatle)

Evet

Evet

Hayır

Yarı

Evet

Satranç (saatsiz)

Evet

Evet

Hayır

Evet

Evet

Poker

Hayır

Hayır

Hayır

Evet

Evet

Tavla

Evet

Hayır

Hayır

Evet

Evet