nedir
  • Ellerin kâbesi var, benim Kâbem insandır.
  • Okunacak en büyük insandır.
  • ·Her ne arar isen kendinde ara.
  • ·Yolumuz, ilim, irfan insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur
  • ·Hiç bir milleti insanı ayıplamayınız!”
  • ·Doğruluk dost kapısıdır. Doğruluk karargâhımızdır.
  • ·Dosttan gayrı dost aramak, fesâd-ı muhabbet butlan-ı (hükümsüz, boş) mârifettir.
  • ·Komşu hakkı, Allah hakkıdır.Komşu hakkına dokunulmaz; emanete hıyanet edilmez.
  • ·Göze nur gönülden gelir.
  • ·İnsanın cemali, sözünün güzelliğidir; kemâli, işlerinin doğruluğundadır. Yani insanın ziyneti (süsü) güzelliği, sözlerinin iyiliğindedir; kemâli de işinin dürüstlüğündedir.
  • ·Dini, dili, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
  • ·İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
  • ·Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.
  • ·Madde karanlığı, akıl nuru ile; cehalet karanlığı, ilim nuru ile; nefis karanlığı, marifet nuru ile; gönül karanlığı nuru ile aydınlanır.
  • ·Akıl aya, ilim yıldıza, marifet güneşe benzer.
  • ·Kadınları okutunuz.
  • ·İncinsen de incitme.
  • ·Düşmanınızın da insan olduğunu unutmayınız.
  • ·Kuvvetini zavallıya değil, zalime kullan.
  • ·Ara bul!
  • ·Her ne arar isen kendinden ara.
  • ·Düşünceyi, eylemi, sevgiyi siz, Tanrı’nın tadı biliniz.
  • ·Yüreğinin ağırlığıncadır kişinin değeri.
  • ·İyi mi olsun şındaki, sen iyi ol ilkin.
  • ·Yalnız bilgelerdir, hem arı olan, hem arıtıcı olan.
  • ·Marifet ehlinin ilk makamı edeptir.
  • ·Nefsine ağır geleni kimseye tatbik .
  • ·Nebiler, veliler insanlığa Allah’ın hediyesidir.
  • ·Eline, diline, beline sahip ol.
  • ·İnsanın olgunluğu, davranışlarının doğruluğundandır.
  • ·Delilsiz sözle gıyapta bulunma. Doğru yola gidene veli, eğri yolda gidene deli derler.
  • ·Asıl kör, nankörlüktür. İyiliğe şı kötülük, ktır.
  • ·İnsanoğlunun en büyük düşmanları yalancılık, nefsine düşkünlük, mal mevki hırsı, gıybet, edepsizlik, hıyanet Hakk’ı inkardır.
  • ·Namahreme bakma, hatır yıkma, başa kakma, dünya için kaygı çekme
  • ·Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan.
  • ·Biz, dile söze değil, öze hale bakarız.
  • ·Ayağa kalkacaksan, bari hizmet için kalk.
  • ·Hamı pişiremezsen, bâri pişmişi ham .
  • ·Mürşidlik alıcılık değil, vericiliktir.
  • ·Bizim semahımız ilahi bir aşktır.
  • ·En büyük keramet çalışmaktır.
  • ·Çalışmadan geçinenler bizden değildir.
  • ·Özünle, sözünle, gözünle işinde ol.
  • ·Edep elbisenizi sırtınızdan ölünceye dek çıkartmayınız.
  • ·Bizim meclisimizin tarafı yoktur.
  • ·Bilim, gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır.
  • ·Âlimin sohbeti, cahilin ibadetinden daha faydalıdır.
  • ·Âlimlere fikir lâzımdır, dervişlere zikir. Zira ki fikirsiz âlim, seraptır; zikirsiz derviş yapraksız ağaçtır.
  • ·Fikirsiz âlim, Nuh’suz gemidir; zikirsiz derviş, ruhsuz kalbidir. Fikirsiz âlim, Tur’suz ’dır zikirsiz derviş, nursuz kandil-dir.
  • ·Fenalardan sakın, temizlerle ülfet (sohbet) et. Çünkü ülfet hem zehirdir, hem panzehirdir.
  • ·Marifet güne (güneşe), akıl ay’a, ilim yıldıza benzer. hem ay, gün doğar, dolanır; ilim okunur.
  • ·Eğer ilerlemek istiyorsan herkesin önüne atılma.
  • ·Merhem mum gibi ol, diken olma!
  • ·Hiç kimseden sana fenalık gelmesin istersen, fena özlü, fena düşünceli fena huylu olma!
  • ·Biz olduğumuz gibiyiz öyle de olacağız; iki âlemde, bugün de, yarın da.
  • ·Ol söz verme, öl sözünden dönme. Her tavlada boşanan, bizim tavlada yer bula; bizim tavladan boşanan, başka tavlada yer bulmaz ola. Gel ha gel, insan ol da öyle gel.
  • ·Dört şey, her şeyin en yazığıdır: 1. Güneşe şı yanan ışık; 2. Görmeyen göze şı yüz; 3. Çorak toprağa şı yağmur; 4. Karnı toka şı hoş bir , ahmaka şı hak sözü.
  • ·Beş şey mutluluğun delilidir: 1. Doğru sözlülük; 2. ameller; 3. Olgunlaşma için gösterilen çaba; 4. Helalından rızık arama; 5. Hâl ehli dervişlerle sohbet.
  • ·İçinde kibir, düşmanlık, cimrilik, kıskançlık, öfke, maskaralık gibi türlü şeytan işi olanlara ne yazık!
  • ·Bunlar dışlarında su ile yıkansalar (abdest alsalar) hiç temiz olurlar mı? Şeytana mahsus bu şeylerden biri bile içinde olan bir kimse, ne kadar ibadet ederse etsin, boşuna olur.
  • ·Kendini temizlemeyen başkasını temizleyemez. (Kendisi arı olmadan, başkasını arıtamaz).
  • ·İnsanoğluna kâfirden de büyük üç düşman vardır: Birincisi hava vü heves (nefsine düşkünlük), ikincisi dalalet kibir (sapkınlık kendini beğenmişlik), üçüncüsü yalancılık kalleşliktir.
  • ·Adem’de değil mi seb-ül mesani, Adem’de değil mi âyet-ül Kürsi?
  • ·Sen seni bilirsen yüzün Hüda’dır; sen seni bilmezsen, Hak senden cüdadır.
  • - Ara bul !
  • - Her ne ararsan kendinde ara!
  • - Dili, dini, rengi ne olursa olsun, iyiler iyidir.
  • - Hiçbir milleti insanı ayıplamayın.
  • - İncinsen de incitme !
  • - Eline, diline, beline sahip ol !
  • - Kadınları okutun!
  • - Dinine dizlerinle değil, kalbinle bağlan!
  • - Okunacak en büyük insandır.
  • - İnsanın değeri, yüreğinin ağırlığı kadardır.
  • - Düşünce, eylem sevgi, Tanrı’nın tadıdır.
  • - En büyük kerâmet çalışmaktır.
  • - Okunacak en büyük insandır.
  • - İlim beşikte başlar, mezarda biter.
  • - En yüce servet ilimdir.
  • - İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.
  • - Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu !
  • - Benim Kâbem insandır.
  • - Kendine ağır geleni başkasına yapma !
  • - Asıl kör, nankördür.
  • - Düşmanının bile insan olduğunu unutma !
  • - Sürekli olarak mutlu olmak istiyorsan, herkesle dost ol, kimseye kin
  • haset besleme !
  • - Çalışmadan geçinenler bizden değildir.
  • - Özünü bilirsen özürden kurtulursun.
  • - İnsanın âli sözünün güzelliğidir. (İnsan iyi sözlüyse güzeldir, kötü
  • sözlüyse çirkindir.)
  • - Peygamberler Erenler, insanlığa Tanrı’nın hediyesidirler.
  • - Doğruluk dost kapısıdır. (Onunla dostlar edinirsin)
  • - Dikkat et, lokma seni yemesin, sen lokmayı ye !
  • - Mârifet, nefsi silmek değil, bilmektir.
  • - Allah ile gönül arasında perde yoktur.
  • - Oturduğun yeri pâk et, kazandığın lokmayı hak et.
  • - Madde karanlığı, akıl nûru ile; cehâlet karanlığı, ilim nûru ile; nefis
  • karanlığı marifet nûru ile;
  • gönül karanlığı da nûru ile aydınlanır.
  • - Yolumuz ilim, irfan insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur.
  • - Sen seni bilirsen yüzün Hüdâ’dır; sen seni bilmezsen, Hak senden
  • cüdâdır (ayrıdır).
  • - Bizim semâhımız, tanrısal bir aşktır.
  • - Bizi sevenlerin gönüllerinde biz oturur, dillerinde de biz
  • konuşuruz.

Büyükçekmece İlçesi’ndeki resmi okullar

Beylikdüzü 75.Yıl Cumhuriyet Lisesi : 2128730700 Faks: 2128736566 Adres: Dr.İmren Aykut Cad. Beylikdüzü Büyükçekmece Lisesi : 2128831605 Faks: 2128831062 Adres: Fatih Mah.Kordonboyu Cad.No: 7 Büyükçekmece Güzelce Cevdet Zebure Kotan İlköğretim Okulu : 2128681668 Faks: 2128682555 Adres: GÜZELCE MAH. İİ YANİ KUMBURGAZ BÜYÜKÇEKMECE Yalçın Çiftçioğlu İlköğretim Okulu : 2128640490 Faks: 2128631603 Adres: Batiköy Mah.Sinanoba Mimarsinan Beldesi Tepecik İlköğretim Okulu : 2128611869 Faks: 2128612095 Adres: Tepecik Mah.Kültür Cad.Tepecik Beldesi Büyükçekmece Esenkent İlköğretim Okulu : 2126722848 Faks: 2126720224 Adres: Enverpaşa Cad. Esenkent/Büyükçekmece İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu : 2126722823 Faks: 2126722825 Adres: EVREN SAN.SİTESİ 1561.SOKAK ESENYURT Büyükçekmece Esenyurt İlköğretim Okulu : 2125962777 Faks: 2125962777 Adres: Esenyurt Büyükçekmece İstanbul Esenyurt Fevzi Danış İlköğretim Okulu Adres: Esenyurt İncirtepe Mahallesi Büyükçekmece Ali Kul Anadolu Lisesi : 2124285077 Faks: 2124285077 Adres: SAADETDERE MAH.TONGUÇBABA CAD.137.SOK. NO:3ESENYURT/B.ÇEKMECE İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü : 2128815151 Faks: 2128832595 Adres: 19 Mayis İ.Ö.Okulu Yani Büyükçekmece Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu : 2128835859 Faks: 2128835859 Adres: Cengiz Topel Cad.Kardelen Sok.B.Çekmece Büyükşehir İlköğretim Okulu : 2128721760 Faks: 2128731771 Adres: BEYLİKDÜZÜ BELDESİ BÜYÜKŞEHİR KONUTLARİ BEYLİKDÜZÜ/B.ÇEKMECE Ali Kul Çok Programlı Lisesi : 2126909368 Faks: 2126909369 Adres: SAADETDERE MAH.TONGUÇ BABA CAD.137.SOK.NO:3 ESENYURT/ BÜYÜKÇEKMECE/İSTANBUL Sa.Akçimento İlköğ. Ok. : 2128613197 Faks: 2128613197 Adres: Hürriyet Mah.Okul Sok.Tepecik Büyükçekmece Aşiret Dalcı İlköğretim Okulu : 2128634123 Faks: 2128634160 Adres: Muratçeşme Mah. Hünkartepe Cad.N:35 Mimarsinan /B.Çekmece İhlas İlköğretim Okulu : 2128754097 Faks: 2128754097 Adres: İhlas Marmara Evleri Yakuplu Büyükçekmece Dr.Sadık Ahmet İlköğretim Okulu : 2128630657 Faks: 2128630656 Adres: BATİKÖY MAH. UGUR MUMCU CAD. PARK SOK.NO:2 MİMAROBA/MİMARSİNAN/B.ÇEKMECE Yakuplu Şair Fevzi Kutlu Kalkancı İlköğ Ok : 2128521309 Faks: 2128521740 Adres: M.AKİF ERSOY CAD. NO.1 CARREFOUR ARKASI GÜZELYURT (HARAMİDERE) Kumburgaz Mehmet Erçağ Ticaret Meslek Lis. : 2128841080 Faks: 2128840204 Adres: Merkez Mah.Migros şisi Kumburgaz Büyükçekmece Bahçeşehir Süleyman Demirel İlköğ.Okulu : 2126691035 Faks: 2126699350 Adres: ŞEHİT GAFFAR OKKAN CAD. N:1BAHÇEŞEHİR/ B.ÇEKMECE Kıraç Köyü İlköğretim Okulu : 2126891500 Faks: 2126891500 Adres: Merkez Mah.Kiraç Beldesi Büyükçekmece İncirtepe Lisesi : 2125962837 Faks: 2125962777 Adres: İNÖNÜ MAH. BALIK YOLU CAD. 409 SOKAK ESENYURT/B.ÇEKMECE Dr.Haydar Aslan İlköğretim Okulu : 2128523831 Faks: 2128523830 Adres: BEYLİKDÜZÜ BARIŞ MAH.SAKARYA CAD.NO:11 Gürpınar 75.Yıl Cumhuriyet İlköğ.Okulu : 2128806757 Faks: 2128806173 Adres: MERKEZ MAH.TEVFİK FİKRET CAD. SİTELER GÜRPINAR Bizim Kent İlköğretim Okulu : 2128731890 Faks: 2128731891 Adres: CUMHURİYET MAH.EMLAK BANKASİ BİZİMKENT KONUTLARİ BEYLİKDÜZÜ/ BÜYÜKÇEKMECE/İST. Turkoba İlköğretim Okulu : 2128590961 Faks: 2128590300 Adres: TÜRKOBA MAH. TEPECİK Esenyurt Alpaslan İlköğretim Okulu : 2125961263 Faks: 2125961263 Adres: İnönü Mahallesi Cami Sk.Esenyurt Büyükçekmece Tevfikbey İlköğretim Okulu : 2126906006 Faks: 2126902730 Adres: SAADETDERE MAH.TONGUÇBABA CAD.NO:131/1 34513 ESENYURT BÜYÜKÇEKMECE Hüseyin Anadolu Lisesi : 2128721548 Faks: 2128721346 Adres: Büyükşehir Beylikdüzü Büyükçekmece Adem Celik İlköğretim Okulu(Çantasız Eğitim) : 2128727523 2128721003 Adres: Cumhuriyet Mah.Beykent Üniversitesi şisi Beylikdüzü/Büyükçekmece Halk Eğitim Merkezi : 2128839004 Faks: 2128836654 Adres: Cad. Ihlamur Sok. Belediye İş Hanı Kat:5 Büyükçekmece Ahmedıye Dogus İlköğretim Okulu : 2128871102 Faks: 2128871102 Adres: AHMEDİYE MAHALLESİ. OKUL SOKAK NO 4 TEPECİK /B.ÇEKMECE/İST Esenyurt Cumhuriyet İlköğretim Okulu : 2125961266 Faks: 2125963430 Adres: FATİH MAH. 19 MAYIS BULVARI NO:3 ESENYURT/ B.ÇEKMECE Yakuplu İlköğretim Okulu : 2128755938 Faks: 2128751002 Adres: MERKEZ MAH. OSMANLI CAD. 80 SOKAK YAKUPLU Yusuf Aktaş İlköğretim Okulu : 2128520667 Faks: 2128520667 Adres: MEHTERÇEŞME MAH.UFUK CAD.N:1 ESENYURT BÜYÜKÇEKMECE Kavaklı İlköğretim Okulu : 2128758057 Faks: 2128757018 Adres: Merkez Mah.Kavakli Beldesi Büyükçekmece Mimarsinan Batıköy Lisesi : 2128641022 Faks: 2128641023 Adres: MİMARSİNAN BELDESİ BATİKÖY MAH. M.KEMAL BULVARİ, MEMURDAN ARMAĞAN İ.Ö.O.NUN 3.KATI Sonnur Yalnızoğlu İlköğretim Okulu : 2126897303 Faks: 2126897300 Adres: ATATÜRK CD. OKUL SK. NO :1 KIRAÇ Fatma Şensoy İlköğretim Okulu : 2128766708 Faks: 2128766710 Adres: MERKEZ MAH.KAVAKLI BELD.NO:0003 BEYLİKDÜZÜ BÜYÜKÇEKMECE İSTANBUL Çakmaklı Cumhuriyet İlköğretim Okulu : 2128861218 Faks: 2128861218 Adres: Çakmakli Köyü Büyükçekmece/İst Esenyurt 80. Yıl İlköğretim Okulu : 2124234671 Faks: 2124238744 Adres: Namik Kemak Mahallesi 115.Sokak No:1 Esenyurt Ömer Gültekin-Yavuz Selim İlköğretim Okulu : 2128810602 Faks: 2128830731 Adres: FATİH MAHALLESİ KORDONBOYU CAD.ORDUEVİ ŞİSİ Emine Seviye Divrik İlköğretim Okulu : 2126200824 Faks: 2126203990 Adres: YENİKENT M.DOĞAN ARASLİ CAD.SHELL BENZİN İSTASYONU ARKASİ 613 S. Batıköy Memurdan Armağan İlköğretim Okulu : 2128642741 Faks: 2128642741 Adres: Batiköy Mustafa Kemal Bulvari Mimaroba Büyükçekmece/İstanbul Gürpınar IMKB Tek.Lis.,End.Mes.Lis. : 2128551181 Faks: 2128551180 Adres: ADNAN KAHVECİ MAH. SAYACA CAD. GÜRPINAR BÜYÜKÇEKMECE/İSTANBUL Gürpınar 80. Yıl Lisesi : 2128808934 Faks: 2128808933 Adres: Pinartepe Mah. Gürpinar Büyükçekmece Pınarkule İlköğretim Okulu : 2128551380 Adres: Osmanli Caddesi Gürpinar Büyükçekmece İstanbul Kavaklı Anaokulu : 2128737215 Faks: 2128733367 Adres: BEYLİKDÜZÜ BELDESİ BÜYÜKŞEHİR KONUTLARI Bahçeşehir Anaokulu : 2126695685 Faks: 2126699460 Adres: Funda 07 Ada Sok. Bahçeşehir Mimar Sinan İlköğretim Okulu : 2128832431 Faks: 2128831995 Adres: İnönü Cad.Mimarsinan Beldesi /B.Çekmece/Ist. Gürpınar Azime Yılmaz İlköğretim Okulu : 2128802166 Faks: 2128806104 Adres: ADNANKAHVECİ MAH. İST.CAD.SAĞLİK OCAĞİ YANİ NO:10 GÜRPİNAR/BÜYÜKÇEKMECE Neşe Sever İlköğretim Okulu : 2128809000 Faks: 2128809001 Adres: ADNAN KAHVECİ MAHALLESİ EKŞİOĞLU SİTELERİ ARKASİ USTA SOKAK GÜRPİNAR B.ÇEKMECE Kıraç IMKB EML. : 2128869375 Faks: 2128869377 Adres: Namik Kemal Mah. İnönü Cad. Kiraç Çakmaklı Cumhuriyet Lisesi : 2128861217 Faks: 2128861198 Adres: ÇAKMAKLİ KÖYÜ HADIMKÖY YOLU METRO ALTI Kumburgaz Serdar Adı İlköğretim Okulu : 2128852474 Adres: Kumburgaz Büyükçekmece İstanbul Kumburgaz Anadolu Otelcilik Turizm Meslek Lisesi : 2128831021 Faks: 2128831022 Adres: İTFAİYE YOLU. NO: KUMBURGAZ Bahçeşehir Boğazköy İlköğretim Okulu : 2126070820 Faks: 2126070820 Adres: BOĞAZKÖY/BAHÇEŞEHİR/BÜYÜKÇEKMECE İSTANBUL Rehberlik Araştırma Merkezi Müdürlüğü : 2128768000 Faks: 2128768001 Adres: BEYLİKDÜZÜ KAVAKLI MAH. MARMARA CAD. NO:5 Halil Akkanat Çok Programlı Lisesi : 2126725715 Faks: 2126725714 Adres: TALATPAŞA CAD. ESENKENT/ESENYURT Nihat Delibalta İlköğretim Okulu : 2125961800 Faks: 2125965501 Adres: YENİKENT MAH.AŞIKŞENLİK CAD.NO:1 ESNYURT -BÜYÜKÇEKMECE Büyükçekmece Öğretmenevi Akşam Sanat Okulu : 2128831794 Faks: 2128831793 Adres: Fatih Mahallesi Sahil Caddesi. piyale Sok. No:4 Çağdaş Yaşam-N.Kamuran Emiroğlu İlköğretim Okulu : 2128737138 Faks: 2128737139 Adres: BARIŞ MAHALLESİ ADNAN KAHVECİ CADDESİ,BEYLİKDÜZÜ/B.ÇEKMECE/İSTANBUL Esenyurt Merkez İlköğretim Okulu : 2126994451 Faks: 2125994450 Adres: MERKEZ MAH. 1268. SOK. ESENYURT Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Meslek Lisesi : 2128523913 Faks: 2128523911 Adres: E5 Karayolu Üzeri Londra Asfalti Beylikdüzü Mevki B.Çekmece Esenyurt Lisesi : 2125961264 Faks: 2125961265 Adres: Cumhuriyet Meydanı Doğan Araslı Cad. Esenyurt /Büyükçekmece Esenyurt İlköğretim Okulu : 2125961529 Faks: 2126998899 Adres: Örnek Mah.Bağlarçeşme Cad.Okul Yolu Sok. Esenyurt/Büyükçekmece İncirtepe İlköğretim Okulu : 2125968962 Faks: 2124501030 Adres: Inönü Mah.Ceylan Cad. No:1 Esenyurt/ B.Çekmece Büyükçekmece Dr.Hasan Akgün İlköğretim Okulu (MLO) : 2128831175 Faks: 2128814641 Adres: Dizdariye Mah.Enverpaşa Cad.Kaymakamlik şisi Büyükçekmece Halil Fahri Orman İlköğretim Okulu : 2128581568 Faks: 2128580564 Adres: Çakmakli Köyü Akçaburgaz Parselleri Büyükçekmece Yenikent İlköğetim Okulu : 2126201755 Faks: 2126201754 Adres: Yenikent Mah.Esenyurt Büyükçekmece Kumburgaz İlköğretim Okulu(Çantasız Eğitim) : 2128851232 Faks: 2128841010 Adres: Yeni Mah.Kumburgaz Büyükçekmece Hoşdere İlköğretim Okulu : 2126720942 Faks: 2126729912 Adres: HOŞDERE KÖYÜ ESENYURT/ BÜYÜKÇEKMECE /İST. Koç İlköğretim Okulu : 2128732601 Faks: 2128732604 Adres: CUMHURİYET.MAH İSTİKLAL CAD.N:2 BEYLİKDÜZÜ BÜYÜKÇEKMECE Namık Kemal İlköğretim Okulu : 2128867011 Faks: 2128867010 Adres: NAMİK KEMAL MAH.KURUÇEŞME MEVKİİ KIRAÇ BELDESİ BÜYÜKÇEKMECE Örnek İlköğretim Okulu : 2125967133 Faks: 2125967687 Adres: Örnek Mah.Esenyurt Büyükçekmece 19 Mayıs İlköğretim Okulu : 2128823125 Faks: 2128823126 Adres: 19 MAYİS MAH.HİLAL CAD.OKUL SOKAK NO: 7 BÜYÜKÇEKMECE Evren Mesleki Eğt.Merk. : 2128758703 Faks: 2128758704 Adres: Sanayi Sitesi Beylikdüzü/Büyükçekmece Bey-Koop. Ali Çebi İlköğretim Okulu : 2128523198 Faks: 2128523699 Adres: BEY-KOOP 1.BÖLGE TATİLYA ÜSTÜ (E-5 ARAÇ MUYENE İSTASYONU YANI)BEYLİKDÜZÜ BÜYÜKÇEKMECE İbrahim Özaydın İlköğretim Okulu : 2126203676 Faks: 2126203539 Adres: Bağlar Çeşme Mevkii Merkez Mah.Esenyurt/ B.Çekmece Adnan Kahveci İlköğretim Okulu : 2128578255 Faks: 2128578003 Adres: Eskice Çiftliği /Büyükçekmece Altınyıldız İlköğretim Okulu : 2128523962 Faks: 2128523963 Adres: BEYLİKDÜZÜ MEVKİİ HÜRRİYET CADDESİ 1982 SOKAK BÜYÜKÇEKMECE/İSTANBUL Gürpınar İlköğretim Okulu : 2128808111 Faks: 2128805400 Adres: GÜRPİNAR DEREAĞZİ MAHALLESİ SERİN PINAR CADDESİ Bahçeşehir Lisesi : 2126692451 Faks: 2126698245 Adres: Bahçeşehir Beldesi Büyükçekmece Esenyurt Osmangazi İlköğretim Okulu : 2126900085 Faks: 2126903777 Adres: Saadetdere Mah.10.Sk.N:17 Esenyurt Büyükçekmece Rıfat Ilgaz İlköğretim Okulu : 2126202167 Faks: 2126202167 Adres: Fatih Mah.Ünverdi Cad.Esenyurt Büyükçekmece

HARİKA BİR OKUL SCRİPTİ

DEMO İÇİN TIKLA

İNDİRMEK İÇİN TIKLA

ŞİFRE İSTERSE scriptside.net girin arkadaşlar

Script Gönderen yakuzaArkadaşıma Teşekkür ederim..

Cemi

 

 

                                     Cemi

Alevi geleneğinin önde gelen büyüklerinden olup, dergahı Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke  köyündedir. Alevi köylerinde yüzyıllardır uygulanan günümüzde kentlerdeki cemevlerine taşınan bir diğer gelenek de Kurbanı/Cemi veya Kurbanı/Cemi olarak adlandırılmaktadır. Yılda bir kez kış aylarında düzenlenmektedir. Cemi için köyün ileri gelenleri toplanır zamanını belirlerler. Bundan sonra bazı kişiler görevlendirilir. Bu kişilerin görevi öncesi hazırlıkları yapmaktır. Bu hazırlıklar zamanının topluma iletilmesi, gerekli veya yiyeceklerin toplanması, kurban lokma hazırlıklarının yapılması şeklinde özetlenebilir. Bu tür ibadetlere maddi-manevi katılım bir Alevi için büyük önem taşıdığından herkes var gücüyle Kurbanı’na katkıda bulunur. Cemi önceleri Perşembe gününü Cuma’ya bağlayan akşam yapılırdı, bugün herkesin katılabileceği  uygun bir zamanda yapılmakta. (Alevilikte ibadetin yeri zamanı şekli pek önemli değildir özden olası önemlidir) Kurbanlar kesilerek kazanlarda etli pilav pişirilir. Lokma hazır olunca halk dağıtılır, yenmeye başlamadan önce sofracı: Elimde yoktur terazi herkes hakkına oldu mu razı ?? diye sorar. Herkes lokma almışsa Dede dua verir:

Bismişah, Allah Allah… Artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin. Yiyenlere nur-u iman ola. Hastalar şifa bula. Müminler şad ola. Münafıklar berbad ola. Üçler, beşler, yediler. Oniki İmamlar, Ondört Masum-ı Pak’ler, Onyedi Kemerbestler, Kırklar, Seksen bin Rum Erenleri, Doksan bin Horasan Pirleri, yüzbin Gaip erenleri, Hak-Muhammed-Ali, Pirimiz Hacı Bektaş Veli, Sultan kurbanlarımızı kabul eyleye. Ziyan keder vermeye. Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı ihsan eyleye. Gerçeğe hü… 

için getirilen çeşitli lokmalarla birlikte sırası geldiğinde topluma dağıtılır. Duadan önce destursuz lokma yiyenler meydana çağrılıp, örnek bir sonraki ceme kurban kesmesi veya derneğine, bir hayır kurumuna yardımda bulunması cezası verilir. (Bazıları yadımda  bulunmak için bilinçli olarak lokma yer.)  Dargınlar varsa barıştırılır, topluluğun sorunları da görüşülür. (Sembolik olarak hizmet yürütülür) Aleviler arasında, Cemi yapıldığı zaman köyde her yönden bolluk olacağına, dileklerin kabul olacağına, bir felaket olmayacağına inanılır.

Cemi’nin bir diğer adı olan, Cemi onun toplumda beraberliği sağlama işlevini de açıkça göstermektedir.  Diğer Alevi ibadetlerinde de olduğu gibi bu ibadetin de sosyal işlevi bulunmaktadır. Sadece ibadet yapılmış olmakla kalmayıp, toplumun içinde varolan küçük-büyük sorunlar da bu sırada çözümlenmektedir. Bu durum o toplumun sağlıklı iç yapısını koruma sürdürebilmesinde önemli rol oynamaktadır. Bugün Alevilerin çoğunluğu kentlerde yaşadığından ’leri, Cemevlerinde büyük kitlelerin katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Bunun dışında her yıl, 6-7 haziran tarihlerinde Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünde Şenlikleri yapılmaktadır.

HZ. HÜNKAR HACIBEKTAŞ VELİ ’Yİ ANMA TÖRENLERİ

 

Yedi asır evvel  yani, 1337 ile 38 yıllarında Hakk’ın rahmetine ermiş olan; Seyyid Muhammed Hacı Bektaş Veli (k.s.a) hazretleri M.1242 ile 47 yıları  arsında Horasan bölgesinin Nişabur şehrinde dünyaya gelmiş olduğunu çeşitli kaynaklardan öğrenmiş oluyoruz. Bazı kaynaklar ise, doğum  tarihini 1209. Vefat tarihini de 1271 olarak verirler.           

            Hz. Hacı Bektaş Veli (k.s.a) hazretlerinin babası 18.  göbekten  Hz. Muhammed’e ulaşan Seyyid İbrahim Sani hazretlerdir.           

            Annesi, Nişabur’un nmış ailelerinden Şeyh Ahmet efendinin ı Hâtem Hatundur. Hz. Hacıbektaş Veli (k.s.a) okuma çağına gelince, Türkistan piri Hace Ahmet Yesevi halifelerinden Lokman Perende’ye teslim edilir. Hz. Pir yirmi yedi yaşına kadar bu dergâhta çeşitli ilimler tahsil ederek Tanrı sırrına erişmişlik derecesine ulaşır.  Bu dergâhta Mürşitlik icazetini alan Hz. Hünkâr’a Anadolu’yu irşat  için görev verilir. 1269 ile 1270 yılarında  Nişabur’dan ayrılan  Hz.Pir, İran’ın Tus şehrinde İmam Rıza’nın türbesini ziyaret eder, oradan da Kerbela’ya geçerek Hz.İmam Hüseyin (a.s)’i ziyaret eder. Bu ziyaretin Muharrem ayına denk gelmesinden dolayı Kerbela’da kalıp  kırk gün yas çeker matemden   çıktıktan sonra Necef’e geçerek Hz. İmam Ali (a.s)’nin türbesini ziyaret eder, oradan da  Mekke Medine’ye gidip Kâbe’yi, Hz. Resulullah (s.a.v.)’ın türbesini ziyaret eder. Medine de olan Cennetül Bakıy mezarlığında bulunan Hz. Fatıma’tü Zehra’nın diğer imamların kabirlerini de ziyaret eder.  Suriye’nin Samara şehrinde olan Hz. İmam Hasan’ül Askeri’nin kabrini Muhammed Mehdi (a.s) ‘nin makamını da ziyaret eden Hz.Hünkâr  cetlerinden manevi feyz alarak 1271 yılında Anadolu’ya gelir.

Hz.Pirin Anadolu’ya geliş sebeplerinden biri Moğol istilası   Bizans Kuşatması şısında dağılan Anadolu Müslümanlarını toplayıp birleştirmek idi.            

            Diğer önemli nedenlerinden biri de, adına halka enjekte edilen Arap dil kültürüne şı, dilini kültürünü geliştirip Anadolu insanının dini inançlarını kendi dil kültürüyle yaşamasını sağlamaktı.           

            Hz. Pir, bu düşüncesini bir özlü sözüyle şöyle ifade etmiştir.  “Bir millet kendi dini buyruğunu diliyle okuyup anlarsa o dine hurafe girmez.” Yani herkes kafasına göre yorum yapıp insanları aldatmaz.           

            Nevşehir’in Sulucakarahöyük’ü mekan tutan Hz.Pir, Anadolu da ilk aydınlatma mücadelesini, beylikler ağalar tarafından yoksulluğa bilgisizliğe terk edilen üretici halk kitlesinden başlar. Anadolu insanını gerek dini gerekse pozitif ilim konularında aydınlatan Hz. Hacı Bektaş Veli, kıtlık sefalet içerisinde olan insanlara elini uzatmış; işinden aşına hastasından çaresizine kadar herkesin sorunlarını sıkıntılarını  alternatif çözümlerle gidermiş Hakk adına dergâha gelen her lokma yoksul halka dağıtılmıştır.                                                                                                                    

           Yoksul bir köylü olan Yunus Emre de O yüce Veli’nin dergahından buğday istemeye gelip “nasip” alan erenlerden biridir. Hz. Hünkâr, Arap örfünden kalma üç talkla boşanma olayını kaldırmış, boşanmanın ancak yüz kızartıcı hallerde meydana gelebileceğini belirterek, zina dışındaki boşanmalara “yol düşkünlüğü” gibi ağır ceza-i kurallar koymuştur. Aynı zamanda erkeğin eşitliğini savunarak Anadolu kadınlarının bilinçlenmeleri, sanat sahibi olmaları, bilinçli nesiller yetiştirmeleri haklarını korumaları için; “Bacıyan-ı Rum” örgütünü kurmalarına öncülük yapmıştır.. Ünü Anadolu’ya günden güne yayılan bu ilim fazilet sahibi yüce Veli, cahil bağnaz adamları tarafından, hurafe bidatlere mahkum edilmiş umutsuz insanların üzerine bir güneş gibi doğarak, dertlerine derman,  gönüllerine iman yaralarına da merhem olmuştur. 

Hz. Hünkâr’daki tevhid birliğinin feyzini kokusunu alan Sufilik, Melamilik, Hurufilik, Kalenderlilik, Haydarilik, Ahilik, Mevlevilik, Baba-i kolu O yüce Piri serçeşme yani mürşit olarak kabul etmiş İslam-i güzellikleri  onun tasavvuf düşüncesinde yoğurup bir Anadolu Motifini meydana getirmişlerdir.        

         Hz. Hünkâr’ın en güçlü silahı olan ilim, irfan güneşi, Anadolu’nun üzerinde ki cehalet karanlığının kara bulutlarını dağıtmış, 73 milleti gönül bahçesine konuk etmek için şu döüğü ile insanlığı; hırsın, kinin her türlü kötülüğün ilacı olan  aşka,  muhabbete ilime davet etmiştir.

            Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda

                                   Bülbüller şevke gelir gül açan bağımızda          

                                   Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda

                        Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda

 

Bu davet, evrende yaşayan bütün varlıkların dost olması, tabiatla bütünleşmesi bütün varlıkları anlaya bilmesi için  insan oğlunun mutlaka bilgi sahibi olması gerektiğini, sevgi muhabbetin bilgiden doğduğunu dile getirmiştir.

           Hz.Pirin bu hümanist düşünceleri bilimin vazgeçilmez yenilikleri tabiattaki zıtlıkları bir araya getirerek Anadolu  Aleviliğinin felsefesini oluşturmuştur. Hz.Hünkâr’ın savunduğu düşünceleri, sevgi hoşgörüsü bugün İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin üstünde hümanist bir felsefe içermektedir. Onun  aydın düşünceleri Anadolu Beyliği’ni devlet statüsüne kavuşturduğu gibi; Cumhuriyeti’nin de kurulmasına ışık tutmuştur.  

Özlü sözleri, ilim fazileti insanları hem düşündürmüş hem de keşifle manâ yolculuğuna çıkarmıştır.İlime çok önem veren Hz.Pir, insanlığın kurtuluşunun karanlığın yok edilmesinin tek çaresi akılların aydınlanması ile mümkün olacağını şöyle dile getirmiştir.

“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.  Buna müteakip:  “İlmin girmediği yer suyu olmayan kente benzer” buyurmuştur.

O yüce Veli öğle bir Mürşittir ki, onun nazar ettiği yerde karanlık barınmaz, ona dönen batılın kılıçları onun kokusu ile sarhoş olur da O Kutb’ül arifin pervanesi olur da ından bülbül kesilir.  Yedi yüz küsür yıldır sevenlerinin gönlünde sevgisi eksik olmayan Hz. Pir, her zaman gerçek iman ehli olanların ruhlarının manevi mürşidi olmuş, manada, aşkta özlemde her zaman sevdikleri ile beraber olmuştur. Otuz dokuz yıldan beri her yıl 16 ile 18 ağustos arası Hz.Piri anma törenleri yapılmaktadır. Hz.Hünkâr Hacı Bektaş Veli (a.s) 21.yy. başında dahi o birleştirici   bir araya getirici özelliğini kaybetmeyerek dünyanın dört bir yanında yaşayan Alevi, Bektaşileri bir araya getirip buluşturmaktadır. Bu törene Marmara Bölgesinden anma törenine katılan  kurumlarımız şu güzergâh üzerindeki türbeleri de ziyaret ederek Hz. Pir’e varırlar. Sivrihisar Mihalıçcık bölgesinde Yunus Emre’yi, Kırıkkale‘de Hasan Dede’yi, Kırşehir’de Ahi Evren-i, Keskinde Haydar Sultanı da ziyaret ederler. Hatta  bu güzergâh üzerinde kurumlarımızın uğrağı olan Hasan Dede türbesinde,  mola verilip Hasan Dede’nin türbesi de ziyaret edildikten sonra, Hasan Dede evinde cânlarımız ibadet ederek, manevi huzur bulurlar.                       

Hasan Dede’nin, Horasan erenlerinden olup Konya-Karaman üzerinden gelerek, şimdiki Kırıkkale Hasan Dede kasabasına yerleştiğini yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Adı gecen kaynakta, Yakup Oğlu Hasan Dede’nin doğumu kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı kaynaklarda  M. 1489 olarak verilmiştir.                                                          

           Hasan Dede’nin “yol” zinciri, Suca Baba, Otman  Baba Hz. Hacı Bektaş Veli hazretlerine ulaşıyor. Yani Hasan Dede hazretleri “Ehl-i Beyt” sevgisi ile dopdolu bir Hakk aşık-ı fedakarıdır. Bir yurt sever olduğun Kanuni  Sultan Süleyman’ın Macar illerinden Nemçe illerine Viyana’ya yaptığı seferlerde bir çok aşiretin başına o günün mahlasıyla Hasan paşa olarak geçip savaşlara katılmasından, bizlere miras bıraktığı eserlerinden soyu olan evlatlarının Muhammed-Ali yoluna olan bağlılıklarından anlıyoruz. Hasan Dede aynı zamanda bir tasavvuf şairidir.

 

Kuldur Hasan Dedem kuldur

Manayı söyleyen dildir.

            Elif Hakka doğru yoldur

            Cim ararsan dal bizdedir.

 

Hasan Dede hazretleri hakkında daha geniş bilgi edinmek isteyen canlarımız kaynak olarak gösterdiğiniz eserlerden faydalanabilirler.

Ziyaretçiler Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine vardıktan sonra konaklama işlemleri tamamlanır, devlet erkânı halkı selamlamaya gelir. Tören boyunca Hacı Bektaş Veli barış ödülü, paneller, söyleşiler halk ozanlarının deyişleriyle  birlikte çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.  İkinci günü bir çok kurumun katılımıyla  sergi sarayında cemi yapılarak katılan ziyaretçilere bir çok konularda bilgi verilip beraberlik hakkında gelecek  hakkında    güncel konular hakkında  bazı mesajlar verilip ayın 18’inci günü geriye dönüşler

           Ehl-i Beyt muhipleri, yedi asırdan beri Anadolu insanının gönlünde taht kurmuş Hz. Hünkâr Hacı Bektaş Veli’yi ziyarete gittiğimizde, içimiz buruk bir şekilde geriye döndüğümüz oluyor. Nedeni ise, oraya ayak bastığımız an kendimizi seçim propagandası yapılan siyasi bir arenada buluyoruz.

Siyasetçilerin amigoluğunu yapanların söyledikleri her yalana alkış tutan insanlarımızı görünce hayal kırıklığına uğruyoruz. Çünkü, yıllardır siyasilerin, Alevi-Bektaşi’lerin tabiî hakları konusunda verdikleri hiçbir sözü yerine getirmedikleri halde, gene gözümüze baka baka aynı vaatlerde bulunmaları insanlarımızın da bu aslı olmayan vaatlere alkış tutmaları, bizlerin enayi yerine koyulması anlamı taşıyor ciddi bir şekilde onurumuz kırılıyor.

Hz. Pirin dergâhını ziyarete gelen bazı insanlarımızı da önemli yanlışlıklar içerisinde görmemiz, ayrı bir üzüntü kaynağıdır. Şöyle ki; bu kutsal ziyaretin mânasını tam kavrayamayan bazı insanlarımız, yedikleri içtikleri gıda maddelerinin artıklarını çöp kutularına atmak yerine rast gele caddelere atarak bu mekânı kirlettiklerini görüp üzülmekteyiz.

Bir başka üzüntümüz; yıllardır, Aleviliği İslâm’ın dışına çıkarmaya çalışan riyâkâr insanların gerçek kimliklerini art niyetlerini saklayıp, Hazreti pirin dergâhının bahçesine kadar sokularak zehirli yapıtlarını saf insanlarımıza satmalarına sorumluların göz yumup müsaade etmeleridir.

Bundan böyle yapacağımız ziyaretlerde insanlarımızın, bu gibi çirkin yanlış davranışlara olaylara müsaade etmemelerini umut ediyoruz.

                                                                                                            (Mehmet ÖZDURMAZ)

Kavalalı Mehmet Ali Paşa, (1769- 1848) Osmanlı İmparatorluğu”nun Mısır Valisi

Kavalalı Mehmet Ali Paşa bugünkü Yunanistan”ın Kavala kentinde dünyaya geldi. Napolyon”un Mısır”ı işgaline şı Osmanlı tarafından Mısır”a gönderilen orduda görev aldı kısa zamanda komutanlığa yükseldi. Vali Hüsrev Paşa”ya şı düzenlenen ayaklanmadan yararlanarak 1805″te Mısır valisi oldu.

Mısır”ın kalkınması için çeşitli ıslahatlar yaptı. Avrupa”dan getirttiği hocalarla kendine güçlü bir ordu kurdu. Vehhabi ayaklanmasını bastırdı. Mora”da patlak veren isyanı bastırmakta güçlük çeken Osmanlı Devleti Mehmet Ali Paşa”dan istedi. Bu sına şılık Mora Girit valilikleri söz verildi. İsyan bastırıldı ama 1829″daki Edirne Antlaşması”yla Mora, Yunanistan”a verilince Kavalalı Mehmet Ali Paşa bu sefer de Suriye valiliğini istedi. Ancak Mehmet Ali Paşa”nın genişleme siyasetinden çekinen İstanbul Hükümeti Mehmet Ali Paşa”nın bu isteğini reddetti.

Bunun üzerine Mehmet Ali Paşa Filistin”e yürüdü Akka Kalesi”ni ele geçirdi. İstanbul Kavalalı”nın üstüne ordu gönderdiyse de Ağa Hüseyin Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Kavalalı Mehmet Ali Paşa”nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki Mısır kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı. Mısır Kuvvetleri Halep, Şam Adana”yı ele geçirdiler. Konya”da Sadrazam Reşit Paşa”nın kuvvetlerini de yenip Kütahya”ya kadar ilerlediler.

Bunun üzerine II. Mahmut İngiltere Fransa”dan istedi. Ne var ki Fransa”nın Mehmet Ali Paşa”yı desteklemesi, İngiltere”nin de Osmanlı”nın içişlerine ışmak istememesi üzerine beklediği ı alamadı Rusya”dan istemek zorunda kaldı. Rusya ile İskelesi Antlaşması yapıldı Rus donanması İstanbul”a demirledi.

Boğazların Rusya”nın eline geçmesinden endişe eden İngiltere Fransa”nın araya girmesiyle Kütahya Antlaşması (1833) imzalandı. Antlaşmaya göre Mısır, Suriye Girit valilikleri Kavalalı Mehmet Ali Paşa”ya, Cidde Adana valilikleri de oğlu İbrahim Paşa“ya verildi.

Antlaşmadan her iki tarafta hoşnut olmadı. II. Mahmut Mısır valisini ortadan kaldırmak kaybettiği toprakları geri almak istiyordu. Osmanlı ordusu ile Mısır ordusu Nizip”te şılaştı. Osmanlı ordusu tekrar bozguna uğrayınca Rusya”nın soruna el atmasından Kavalalı”nın güçlenmesinden çekinen Avrupa Devletleri konuyu görüşmek için Londra”da konferans düzenledi.

Londra”da imzalanan antlaşmaya göre Suriye, Girit Adana Osmanlı Devletine geri verildi, Mısır ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa soyundan gelenlere bırakıldı. Kavalalı Mehmet Ali Paşa baştan antlaşmayı kabul etmese bile üzerine gönderilen kuvvetlere şı lı olamayınca antlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı. 1845″te İstanbul”a gelip padişaha bağlılığını bildirdi. 1848″de Kahire”de öldü.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1896 yılında Konya’da doğan İbrahim Hakkı, ilk tahsilini mahallesinde Sibyan mektebinde, Rüştiye’yi de Akif Paşa mektebinde faaliyet gösteren Fuyuzat-ı Hamidiye Rüştiyesi’nde bitirdi. Çeşitli medreselerde özellikle de Islah-ı Medaris’e devam ederek tahsilini tamamladı.

İstanbul Arşiv Dairesi ile Ankara Vakıflar Müdürlüğü Arşiv Daire Müdürlüğü görevlerinde bulundu buradan emekli oldu. Büyük eserlerini 1940 yılından sonra vermeye başladı. 200″ün üzerinde eseri vardır. Alanya Tarihi, Erzurum Tarihi, Konya Tarihi, Karaman Tarihi, Akşehir Tarihi, Ereğli Tarihi, Kilis tarihi iki ciltlik Üsküdar Tarihi Beyşehir Tarihi eserlerinden bazılarıdır.

Merhum, Hak Yolu, Dünyası gibi dergiler çıkartmış, Son Posta, Tan, Vatan İntibah, Meşrik-i Hakikat, Tercüman-ı Hakikat, İleri yeni Asya gibi pek çok gazete dergilerde de yazıları çıkmıştır. S.Ü. yapmış olduğu lı çalışmaları dolayısıyla kendisine Fahri Doktorluk payesi tevcih etmiştir.

İbrahim Hakkı Konyalı, büyük değerli arşivini binlerce ciltlik kütüphanesini, Üsküdar Selimiye’deki Kasrı’na “İbrahim Hakkı Konyalı, Kütüphane Arşivi” adıyla vakfetmiştir. Yapmış olduğu, büyük hizmetler sebebiyle, adı tarihine harflerle geçecek olan bu büyük araştırmacımız, yine bir araştırma için geldiği Akşehir’de geçirmiş olduğu bir kalb krizi sonunda, 1984 yılında vefat etmiş cenazesi İstanbul’a götürülerek, daha önce hazırlatmış olduğu, Üsküdar Karacaahmet Kabristanındaki kabrinde toprağa verilmiştir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Sultan Birinci Abdülmecid 25 Nisan 1823 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Mahmud, annesi Gürcü Bezm-i Alem Valide Sultan”dır. Annesi Gürcüdür. Sultan Birinci Abdülmecid, babasının arzusu yönünde bir eğitim terbiye gördüğü için ıslahatçı fikirlere sahipti. Batı alemine şı hayranlık besliyordu. Babasının vefatı üzerine, henüz 17 yaşında iken Osmanlı tahtına oturdu. Devletin ilerleyişi için Avrupayi hayat tarzının ülke çapında yaygınlaştırılmasını istedi. Saltanatının henüz dördüncü ayında ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Hümayunu sebebiyle Tanzimat Dönemi padişahı olarak şöhret bulmuştur.

Sultan Birinci Abdülmecid batılı yazarların takdir sevgiyle andıkları bir padişahtı. Adil, merhametli, ıslahatçı, yenilikçi bir insan olan Sultan Birinci Abdülmecid, çok genç yaşlardan itibaren içki kullanmaya başladı. 25 Haziran 1861 tarihinde 39 yaşında iken İstanbul”da veremden dolayı vefat eden Sultan Birinci Abdülmecid, Yavuz Sultan Selim”in türbesi yanındaki mezarına defnedildi.

Sultan İkinci Mahmud, ölüm döşeğinde iken, Osmanlı Devletine şı ayaklanmış olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Osmanlı kuvvetlerini Nizip”te yenilgiye uğratmıştı. Sultan Birinci Abdülmecid böyle karmaşık bir ortamda tahta çıktı. Mısır Sorunu, Rus donanmasının İskelesi Antlaşmasına uyarak İstanbul”a gelmesi üzerine bir Avrupa sorunu haline geldi.

Başta İngiltere, Avusturya, Prusya Rusya olmak üzere Avrupalı devletler Osmanlı Devleti ile Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasındaki Mısır Sorununu çözmek için bir konferans düzenlediler. Avrupa Devletleri Mısır”da güçlü bir yönetim istemiyorlardı. Kavalalı Mehmed Ali Paşa”ya şı Osmanlı Devletinin tarafını tuttular bu ortamda Londra Sözleşmesi imzalandı (1840).

Buna göre; Mısır Osmanlı Devletine bağlı kalacak, ancak yönetimi Mehmed Ali Paşa oğulları yürütmeye devam edecekti. Mısır 80.000 vergi ödeyecekti. Suriye, Adana Girit tekrar Osmanlı yönetimine bırakılıyordu.

İskelesi Antlaşmasının süresi bitince, Londra”da bir yeniden bir konferans düzenlendi (1841). Toplantıya Osmanlı Devleti”nden başka Rusya, Fransa, İngiltere, Prusya Avusturya katıldı. Konferansta alınan kararlara göre, Boğazlarda egemenlik hakkı Osmanlı Devletine ait olacak, ancak barış döneminde hiçbir savaş gemisi boğazlardan geçmeyecekti.

Bu antlaşma ile Fransa İngiltere Akdeniz”deki güvenliklerini sağlamış oluyorlar, Osmanlı Devleti”nin boğazlar üzerindeki kayıtsız şartsız haklarına kısıtlama geliyordu. Rusya ise İskelesi Antlaşması ile boğazlar üzerinde sağladığı üstünlüğü kaybetmiş oluyordu.

TANZİMAT FERMANI

Tanzimat hareketleri Osmanlı”ya batılı anlamda bir düşünce biçimi yönetim şekli getirmek için Avrupa”dan esinlenerek yapılan programlı bir yenilik kültür hareketiydi. Bu hareket Sultan İkinci Mahmud”un padişah olduğu yıllarda başlamıştı.

Sultan Birinci Abdülmecid tarafından Londra Elçiliğinden alınıp Hariciye Nazırlığına (Dış İşleri Bakanlığı) getirilen Mustafa Reşit Paşa, Avrupa siyasetini iyi bilen bir devlet adamıydı. Tanzimat hareketinin bugüne kadar yapılan ıslahatlardan farklı olduğunu Sultan Birinci Abdülmecid”e kabul ettirdi.

Tanzimat Fermanı; Topkapı sarayının Gülhane Bahçesinde düzenlenen yabancı elçilerle, devlet adamlarının hazır bulunduğu bir toplantıda, Mustafa Reşit Paşa tarafından 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edildi. Tanzimat fermanına tarihimizde Tanzimat-ı Hayriye veya Gülhane Hatt-ı Humayun”u da denir.

Tanzimat Fermanı”nın getirdiği önemli yenilikler şunlardı; Müslüman veya gayrimüslim olan herkesin can, mal, namus güvenliği devlet garantisi altına alınacak, vergiler herkesin gelirine göre düzenli bir şekilde alınacak, askerlik belirli bir düzene göre olacak, mahkemeler herkese açık olacak ı olmadan kimse idam edilmeyecek, herkesin mal mülk sahibi olması bunu miras olarak bırakabilmesi sağlanacak, rüşvet iltimas kaldırılacak, kanun gücünün her gücün üstünde olduğu kabul edilecekti.

Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devletinde anayasal düzenin başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Bu fermanla Sultan Birinci Abdülmecid, kendi gücünün üzerinde bir güç olduğunu kabul ediyordu. Tanzimat Fermanı ile azınlıklara bazı haklar verilmişti. Bu hakları bahane eden Avrupa devletleri Osmanlı Devleti”nin iç işlerine ışmaya devam ettiler. Oysa Tanzimat Fermanı, bir anlamda bu tip müdahaleleri önlemek için ilan edilmişti.

KIRIM SAVAŞI

Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti içinde gerektiği ilgiyi görmese de, Avrupa”da getirdi. Bu sıralarda, Tuna boylarında ilerlemeye başlayan Rusya, Osmanlı topraklarına son vermek bu toprakları Avrupalı devletler arasında pay etmek istiyordu.

Ayrıca Rusya, Osmanlı Ortodokslarının haklarının kendisine bırakılmasını da istiyordu. Ancak Rusya”nın hesabı tutmadı. İngiltere Fransa bu planı kabul etmeyerek, Rus saldırısı şısında Osmanlı Devletinden taraf oldular. Ruslar, İngiliz Fransız kuvvetlerinden destek alan Osmanlı kuvvetleri şısında yenilgiye uğradılar Sivastopol ele geçirildi (1855).

Osmanlı Devleti şısında uğradığı yenilgiler yüzünden intihar eden Rus Çarı Birinci Nicolay”ın yerine tahta geçen Çar İkinci Alexander, barış istemek zorunda kaldı. 1856 yılında yapılan Paris Antlaşmasına göre; Osmanlı Devleti bir Avrupa devleti sayılacak, toprakları Avrupa devletlerinin kefaleti altında olacaktı. Karadeniz”de her iki tarafın da savaş gemileri bulundurulmayacaktı. Taraflar aldıkları yerleri birbirlerine geri vereceklerdi.

ISLAHAT FERMANI

Islahat Fermanı Osmanlı Devletinin bir iç düzenleme olmakla beraber Rusya Avrupa”nın iç işlerine ışmasını önlemek amacıyla ilan edilmiştir. Bu ferman Paris Konferansı”nın başlamasından hemen sonra İstanbul”da yabancı devlet temsilcilerinin huzurunda okunarak açıklandı. Fermanın getirdiği önemli hususlar şunlardı:

- mezhep özgürlüğü sağlanacak, okul kilise gibi binaların tamiri yapılacak

- Müslümanlarla Gayrimüslimler kanun önünde eşit sayılacak

- Patrikhanede yeni meclisler kurularak bu meclislerin aldığı kararlar Osmanlı Devleti tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek

- Devlet hizmetlerine, okullara askerlik görevine bütün uyruklar eşit olarak kabul edilecekti.

- Vergiler eşit alınacak iltizam usulü kaldırılacak

- Yabancılar da Osmanlı Devleti sınırları içinde mülk sahibi olabileceklerdi.

Bu fermanla gayrimüslimlere daha fazla hak verilmiş, Avrupalı devletler Osmanlı Devleti”nin içişlerine ışmayacaklarını Paris Antlaşmasıyla kabul etmelerine rağmen sözlerinde durmamışlar bu fermanı bahane ederek Osmanlı Devletinin içi işlerine ışmışlardır.

Otuz sekiz yaşında ölen Abdülmecid, Osmanlı padişahları arasında, ilk Avrupa kültürü alan padişahtır. Osmanlı İmparatorluğunun her bakımdan Avrupalılaşması için yapılan hareketlere daima yardımcı olmuş, bu hareketler sonucu, padişahın yetki otoritesinin azalmasına rağmen bu duruma itiraz etmemiş, ülkede gazete çıılmasına, özgürlük fikirlerinin yayılmasına, yeniliğin yerleşmesine, memlekette meşrutiyet havasının esmesine engel olmamıştır.

İMAR ÇALIŞMALARI (MİMARİ)

Padişahlığı döneminde önemli mimari yapıların oluşturulmasını sağlayan Sultan Birinci Abdülmecid, Beşiktaş Küçük Mecidiye Camii, Fatih Hırka-i Şerif Camii, Humus Ulu Camii, Fuat Türbesi, Dolmabahçe Camii, Ortaköy Camii yaptırdı. Bunların yanı sıra Dolmabahçe Sarayı, Küçüksu Kasrı, Mecidiye Kasrı Sultanahmet Darülfunun binası gibi birbirinden sanat eserleri yine Abdülmecid döneminde yapıldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Sultan İkinci Mahmud, 20 Temmuz 1785 tarihinde İstanbul”da doğdu. Babası Sultan Birinci Abdülhamid, annesi Nakşidil Valide Sultan”dır. Orta boylu, geniş omuzlu, beyaz sakallı, zarif sevimli yüzlüydü. Diğer Osmanlı padişahları gibi kuvvetli bir tahsil gördü. Öğrenimi ile Sultan Üçüncü Selim padişahlığı sırasında bizzat meşgul olmuştu.

Cesur, temkinli, sabırlı azimli bir kişiliğe sahip olan Sultan İkinci Mahmud, Alemdar Mustafa Olayı sonrasında, 28 Temmuz 1808 tarihinde tahta çıktığında 23 yaşındaydı. Zeki bilgili bir insan olan Sultan İkinci Mahmud, Avrupa”daki yenileşme hareketlerini benimsemişti. Adalet işlerine gereken önemi verdi, yeni kanun tüzükler hazırlattı bu sebeple kendisine “Adli” sanı verildi.

Şiiri, ı bilimi seven, halk arasında dolaşmayı onların dertlerini dinlemeyi gerekli gören Sultan İkinci Mahmud, Osmanlı İmparatorluğunu gerek sosyal bakımdan, gerekse uygarlık açısından ileri bir ülke yapmaya çalıştı. Sultan İkinci Mahmud yakalandığı verem hastalığından kurtulamayarak, 1 Temmuz 1839 günü dinlenmek için gittiği kardeşi Esma Sultan”ın Çamlıca”daki köşkünde, 54 yaşında vefat etti. Büyük bir cenaze töreni ile halkın gözyaşları arasında Divan Yolu”ndaki türbesine defnedildi.

OSMANLI RUS İLİŞKİLERİ

Sultan İkinci Mahmud tahta geçtiği zaman Osmanlılar Ruslarla savaş halindeydi. İngiltere ile 1809″da yapılan antlaşma sonucu Ruslarla savaşa devam ı alındı. Rusların Fransa ile olan sorunları, Osmanlı Devleti ordularının yıllarca süren savaştan yorgun düşmesi yüzünden iki devlet de barış imzalamaya mecbur kaldılar.

28 Eylül 1812 tarihinde imzalanan Bükreş Antlaşması ile Rusya, Eflak Boğdan”dan çekilecek, Baserabya bölgesi ise Ruslara bırakılacaktı. Osmanlılar Bosna Eflak”dan iki yıl vergi almayacak, Sırplar kendi içlerinde serbest kalacaktı. Tuna nehrinde hem Osmanlı hem de Rus gemileri serbestçe dolaşabilecekti. Prut Tuna nehirlerinin sol sahilleri iki ülke arasında sınır kabul edilecekti.

SIRP İSYANI

Fatih zamanında fethedilen Sırbistan, Osmanlının adaletli hoşgörülü yönetiminden çok memnundu. Ancak Rusya Avusturya”nın kışkırtmaları, 17.yy”da Osmanlı yönetimindeki otorite zayıflığı, yeniçerilerin halka iyi davranmaması Fransız İhtilalinden sonra ortaya çıkan milliyetçilik akımları sonucu Sırp isyanı çıktı. 1804 yılında Kara Yorgi”nin başlattığı Sırp isyanını Rusya desteklemişti. Osmanlı Devleti Rus savaşı ile meşgul olduğu için Sırp isyanı 1812″den sonra ancak bastırılabildi. Osmanlı Rusya arasında imzalanan Bükreş antlaşması ile Sırplara bazı imtiyazlar verildi.

Sırbistan”daki ikinci isyanı Miloş Obronoviç çıkardı. Osmanlı Devleti Miloş”u Sırp Prensi olarak kabul etti. 1828-29 yılları arasında yapılan Edirne antlaşması ile Sırbistan yarı bağımsız hale geldi.

NAVARİN OLAYI

Çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğunda, Yunanlılar da Fransız ihtilalinin etkisi altında kalmışlardı. Rusya Avrupa devletlerinin kışkırtmaları ile birlikte Etnik-i Eterya cemiyetinin çalışmaları sonucu Yunanlılar Osmanlı Devletine şı harekete geçtiler. Etniki Eterya cemiyetinin amacı Bizans İmparatorluğunu yeniden kurmaktı. Rus Çarının yaveri Alexander İpsilanti”nin kurduğu bu cemiyet Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa”nın varlığından dolayı rahat hareket edemiyorlardı. Tepedelenli Ali Paşa”nın Osmanlı yönetimine şı isyan etmesini fırsat bilen Yunanlılar ayaklandılar. Eflak”da başlayan bu ayaklanma kısa bir sürede bastırıldı.

İkinci isyan Mora”da çıktı. Kısa sürede genişleyen bu isyanı bastırması için, lı olduğu takdirde Mora Girit valilikleri vaad edilen Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa görevlendirildi. Kavalalı Mehmed Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetli bir ordu donanmayı Mora”ya gönderdi isyanın bastırılmasını sağladı. Yunan İsyanın bastırılması Avrupa”da büyük üzüntü yarattı. Ayrıca Mora Girit”in Kavalalı Mehmed Ali Paşa”nın eline geçmesi İngitere”nin işine gelmemişti. bir Yunan Devleti”nin kurulması İngiltere Rusya”nın çıkarlarına daha uygundu.

İngiltere, Rusya Fransa aralarında bir antlaşma yaparak Yunanistan”a bağımsızlık verilmesini istediler. Sultan İkinci Mahmud”un bu isteği reddetmesi üzerine Mora”nın Navarin Limanında demirlemiş olan Osmanlı donanması yakıldı.

EDİRNE ANTLAŞMASI

Rusya, Sultan İkinci Mahmud”un Navarin”de Osmanlı donanmasının yakılması ile sonuçlanan olaylardan dolayı savaş tazminatı istemesi üzerine, Osmanlı Devletine şı savaş açtı. Sultan İkinci Mahmud bu arada Yeniçeri Ocağını kaldırmış, yerine Asakiri Mansuri Muhammediye isimli yeni bir askeri teşkilat kurmuştu. Teşkilatlanmasını henüz tamamlayamamış olan bu ordu Rus kuvvetleri şısında önemli bir varlık gösteremedi. Eflak Boğdan”ı işgal eden Ruslar, Tuna”ya kadar indiler. Balkanları aşan Rusya, batıda Edirne, doğuda ise Erzurum”a kadar ilerledi. Bu gelişmeler üzerine Osmanlı Devleti barış istedi. Ruslarla yapılan Edirne Antlaşması sonunda, Yunanistan”a bağımsızlık verildi. Eflak, Boğdan Sırbistan”a imtiyazlar ndı. Ruslar işgal ettikleri yerleri geri verdiler. Rus ticaret gemilerine boğazlarda geçiş hakkı ndı. Osmanlı Devleti Rusya”ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

KAVALALI İSYANI

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Napolyon tarafından işgal edilen Mısır”ı kurtarmak için Mısır giden gönüllülerdendi. Okur yazar değil fakat zeki bir kimseydi. Askeri yeteneklere de sahip olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa Kahire”de başı bozuk askerin belli bir disiplin altına alınmasını sağlamış, gösterdiği lardan sonra Mısır”a vali olmuştu (1804).

Kavalalı Mehmed Ali Paşa valililiği sırasında önemli hizmetleri bulunan değerli bir devlet adamıydı. Kölemen beylerini ortadan kaldırmıştı. Fransızların desteğiyle kuvvetli bir ordu donanma kurmuş, sulama kanalları açarak tarıma önem vermiş Mısır”ın kalkınmasını sağlamıştı.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mora isyanı sırasında Mora Girit valiliklerinin kendisine verilmesi şartıyla Sultan İkinci Mahmud”a etmişti. Mora isyanını bastıran Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Osmanlı Rus savaşlarında Osmanlı Devletinin istemesine rağmen kuvvet göndermedi. Mora valiliği yerine Suriye valiliğini isteyen Kavalalı Mehmed Ali Paşa, bu isteğinin reddedilmesi üzerine Suriye”yi işgal etti. Kavalalı Mehmed Ali Paşa”nın oğlu olan İbrahim Paşa, isyan sırasında Suriye”yi aldı. Torosları geçen İbrahim Paşa Adana Konya”da Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.

Bu lardan sonra Mehmet Ali Paşa kuvvetlerini İstanbul”a kadar durdurabilecek herhangi bir güç kalmamıştı. Sultan İkinci Mahmud Ruslardan istedi. Rus donanmasının İstanbul”a gelmesinden tedirgin olan İngilizler Fransızlar, Mısır ile Osmanlı devleti arasında bir barış antlaşması imzalanmasını sağladılar. Osmanlı Devleti ile Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa arasında imzalanan Kütahya antlaşmasına göre Kavalalı Mehmed Ali Paşa”ya Mora Girit valiliklerinin yanı sıra Suriye valiliği, Oğlu İbrahim Paşa”ya da Cidde valiliğine olarak Adana Valiliği de verildi.

Mısır”da güçlü bir yönetimin bulunması İngilizlerin işine gelmemişti. Çünkü Mehmet Ali Paşa İngilizlerin bu bölgede ticaret yapmalarını engelliyordu. Bu sorunun o bölgede tekrar Osmanlı Devletinin hakim olmasıyla çözüleceğine inanan İngiltere, Sultan İkinci Mahmud”u Kavalalı Mehmed Ali Paşa”ya şı kışkırttı. Nizip”te Osmanlı ordusu ile yapılan savaşta Osmanlı ordusu bir kez daha yenildi. Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa Osmanlı Donanmasını Kavalalı Mehmed Ali Paşa”ya teslim etti (1839). Artık Osmanlı Devleti”nin, kendi valisine şı yaptığı savaşlar sonunda ne ordusu, ne donanması kalmıştı. Bu gelişmelerin yaşandığı günlerde Sultan İkinci Mahmud öldü, yerine oğlu Abdülmecid Osmanlı padişahı oldu.

BOÐAZLAR

Sultan İkinci Mahmud Mehmed Ali Paşa isyanı sırasında boğazlara gelen Ruslarla, Hünkar İskelesi Antlaşmasını imzaladı(1833). İmzalan bu antlaşma ile aşağıdaki maddeler kabul edildi;

1- Hem Osmanlı Devleti hem de Rusya, herhangi bir savaşa girdiğinde birbirlerine edeceklerdi.

2- Osmanlı Devleti, savaş tehlikesi ile şı şıya kaldığı zaman Rusya, Osmanlı devletine kuvvet gönderecekti.

3- Rusya”ya şı bir saldırı olduğu zaman, Osmanlı Devleti Çanakkale İstanbul Boğazlarını kapatarak diğer ülke donanmalarının Karadeniz”e açılmalarına engel olacak Rusya bu sayede güneyden deniz yoluyla gelecek saldırılarla uğraşmak zorunda kalmayacaktı.

5- Bu antlaşma sekiz yıl boyunca yürürlükte kalacaktı

Bu antlaşma Osmanlı devletinin boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını kullanarak imzaladığı son antlaşmadır. Ayrıca Ruslar bu antlaşma sayesinde Karadeniz”de güvenliklerini sağlamış oluyorlardı.

ISLAHAT HAREKETLERİ

Sultan Üçüncü Selimin yanında yetişmiş olan Sultan İkinci Mahmud ondan etkilenmiş, padişahlığı döneminde de ıslahatlar yapmanın gerekliliğine inanmıştı. Askeri İdari alanda ıslahatlar yapmaya çalışan Sultan İkinci Mahmud, Sekban-ı Cedit adı verilen yeni bir askeri teşkilat kurdu (14 Ekim 1808). Ancak yeniçeriler kendilerine tehlike olabilecek alternatif bir askeri kuvvet istemiyorlardı. Ayaklanarak Sekban-ı Cedit”in kaldırılmasını sağladılar.

Eşkinci adı verilen yeni bir askeri teşkilat kuran Sultan İkinci Mahmud”a şı yeni bir yeniçeri ayaklanması oldu. Sultan İkinci Mahmud, artık Osmanlı Devleti için kanayan bir yara haline gelen yeniçeri ocaklarını Vaka-i Hayriye adı verilen olayla ortadan kaldırıldı (15 Haziran 1826). Yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra, onun yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adı verilen yeni bir askeri teşkilat oluşturuldu.

Yapılan yeniliklerin merkezden uzakta bulunan valiler idareciler tarafından da benimsenmesi gerektiğine inan Alemdar Mustafa Paşa Sultan Mahmud döneminde Ayanlarla Sened-i İttifak“ı imzaladı. Buna göre ayanlar merkeze sadık kalacak yenilik hareketlerini destekleyecek, padişahlar da ayanların elde etmiş oldukları hakları yacaktı. Sened-i İttifak ile ayanlar, padişahın mutlak otoritesine şı siyasi bir meşruiyet kazanmış oluyorlardı. Padişah otoritesinin başka herhangi bir güçle ortaklık kabul etmesi mümkün değildi Osmanlı idari yapısının hem ruhuna hem de tabiatına aykırıydı. Bu sebeple zaten ölü doğan Sened-i İttifak çok uzun ömürlü olmadı. Kısa bir süre sonra Sultan İkinci Mahmud, idareyi tamamen eline alarak ayanları bir bir ortadan kaldırarak merkezi otoriteyi güçlendirmeye çalışmıştır.

Sadece askeri alandaki yeniliklerle bir yere varılamayacağını düşünen Sultan İkinci Mahmud Divan teşkilatını kaldırarak onun yerine bakanlıklar (nazırlık) kurdu. 30 Mart 1838″de Sadrazamlık makamına “Başvekalet”, Sadrazama “Başvekil” denilmesi kararlaştırıldı. Ölen ya da azledilen devlet memurlarının mallarına el konması anlamına gelen “Müsadere” usulünü kaldırdı. Ayrıca Devlete ıslahat hareketlerinde yardımcı olmak, yeni teklifler getirmek, memurların terfi yargılanmasıyla uğraşmak üzere Darü”ş Şuray-ı Bab-ı Ali kuruldu.

Sosyal alanda da bazı yenileşme hareketlerine ıslahatlara girişen Sultan İkinci Mahmud, 3 Mart 1929″da kıyafet değişikliği hakkında bir ferman yayınlandı. İlk gazetesi Takvim-i Vekayi yayın na başladı (1 Kasım 1831). Medreselerin yanında Avrupalı tarz eğitim veren yeni okullar açıldı Avrupa”ya öğrenciler gönderildi.

Posta teşkilatının kurulması Karantina uygulaması da yine Sultan İkinci Mahmud döneminde gerçekleştirildi. Avrupalı tüccarlarla rekabet edebilmeleri için