YENİ DOĞAN BEBEK
BEBEĞİN AĞIRLIĞI
Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığılığı kız bebeklere göre biraz daha fazladır.
Ağır bebekler: 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.
Hafif bebekler: Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı sorunlarıdır.
Eğer bebek 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.
Prematüre bebekler: Gebeliğin 40. Haftasından önce doğan birçok bebek düşük doğum ağırlığına sahiptir.
Ana rahminde birkaç hafta önce çıkmak bir takım gelişme basmaklarını atlamak anl….. gelir. 36-38 haftalardan sonra olan doğumlarda genellikle ekstra sıcaklık, ekstra oksijen ve sık beslenmekle hallolan sorunlar bulunabilir. Ama daha önce doğan çocuklarda daha çok yadıma ihtiyaç vardır. Bu bebekler burunlarından takılan bir tüple beslenmek zorunda alabilirler. Hatta nefes almasına yardımcı olacak bir takım cihazlar da gerekebilir.
Zamanına göre küçük bebekler : Miadına göre küçük bebeklerde rahim içi gelişme geriliği denen ve beklenenden daha az büyüme anl….. gelen bir ifade kullanılır. Bu bebekler ana rahminde 40 hafta kalmalarına karşın doğumda akranlarına göre küçük olabilirler. Bu bebeklere yapılan uygulamada prematüre bebeklere yapılana benzemektedir. Miadına göre küçük bebekler rahimde yeterince beslenememiş demektir. Genellikle bebeğin “küçük “ olması gelecekte sorunları olacağı anl….. gelmez. Rahim içi gelişme geriliğinin fetusun kalori ihtiyacını azaltan bir koruma mekanizması olduğu düşünülmektedir.
İLK MUAYENE
Doğumdan 24 saat sonra bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.
YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:
Deri:
Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.
Renk değişimi:
Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ve ayakları mavi-mor görünebilir.
Noktalar(spot):
Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır ve tedavi gerekmeden kendiliğinden düzelir.
Mavi yamalar:
Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir ve deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.
Soyulma:
İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ve ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.
Saç:
Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.
Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :
Bu da deri soyulmasının bir türüdür ve temizlikle bir ilgisi yoktur
BAŞ
Biçimi:
Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anl….. gelmez.
Bıngıldaklar:
Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmedigi yerlerdir. Bingildaklar saglam bir zar ile kaplidirlar ve normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabiz atişi şeklinde bingildakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu bir hastalık göstergesi olabilir ve doktora görünmek gereklidir.
GÖZLER
Şaşılık:
İlk günlerde olan şaşılık normaldir. Bebek gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.
KULAKLAR
Akıntı:
Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının karıştırılmaması önemlidir.
Ağız:
Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. Ve gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.
Üst dudaktaki kabarcıklar:
Bunlar emme sonucunda oluşan kabarciklardir ve bebek emdigi sürece görülebilirler.
Beyaz dil:
Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.
Sıvı dolu keseler:
bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.
Memeler:
Yeni doğan kız ve erkek bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur ve doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.
KARIN
Karın fıtığı:
Göbek deliğine yakın ve bebek ağladığında belli olan bir şişkinlik normal değildir. Ancak bu durum yaygındır. Bunların az bir kısmında cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulur ve çoğu 1 yıl içinde kendiliğinden geçer.
Cinsel organlar:
Erkek ve kız bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.
İnmemiş testis:
Erkek çocukların testisleri karın içinde gelişir ve torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anl….. gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.
Kapalı sünnet derisi-fimozis:
Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.
Katran renkli dışkı:
Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapişkan olan dişki bebegin ilk dişkisidir. Ilk gün bu dişkinin gelmemesi doktora söylenmelidir.
Dışkıda kan:
Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.
Kırmızı idrar:
Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.
Sık idrar:
Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.
Vajinal kanama:
Kız bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.
Vajinal akıntı:
Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir ve birkaç gün içinde kesilir.
Burun akıntısı:
Az miktarda burun akıntısı normaldir ve bebeğin soğuk aldığı anl….. gelmez.
Gözyaşi:
Bir çok bebek 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.
Terleme:
Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.
Kusma:
beslendikten sonra bir miktar kusma normaldir.
BEBEĞİ TUTMA VE TAŞIMA
Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek ve bebek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. Bebek her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.
GİYİM:
Bazı bebekler giyinmekten ve bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:
- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi
- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıkarılması
- Ayaklarının havada tutulması
Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.
Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.
Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün belirtileri: nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.
Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soguk kiyafetlerin izolasyonuna ve bebegin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sicak bir ortamda soyulmali ve kiyafetleri degiştirilmelidir. Fazla sicakliginin farkinda olun.
Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.
BEBEĞİN TEMİZLİĞİ
Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun ve kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.
İdrar ve kaka alışkanlıkları
Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır ve mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka yapmamışsa doktor haberdar edilmelidir.
Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı ve içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın ve doktoruna sorun.
Kaka alışkanlığının oturması:
Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli ve sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla ve daha yoğundur.
Kabızlık:
Biberon alan bebekler günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan bebekler birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir bebek iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir
İshal:
Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eger eşlik eden kusma da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarinin iltihabi küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çogu iltihaptan degil yiyeceklerdendir.
Renk değişiklikleri:
Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın renk değişikliğine yol açar.
İdrar:
Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama ve sakinleştirme bebekler ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.
EN SIK AĞLAMA SEBEPLERİ
Açlık: en sık ağlama sebebi açlıktır. Bebek aç olduğunda onu yalnızca süt susturabilir.
Fazla uyarı, korku: Çevrelerindeki hızlı değişimlerde bebekleri korkutabilir.
Zamanlama hatası: Bebek karnı tok, uykusunu almışken hoşuna giden hareketler, uykudan hemen önce çok rahatsız edici olabilirler. Aynı şekilde biberon deliğinin değişimi bile bebeği huzursuz edebilir.
Üstünün çıkarılması: Bebek derisinin kumaş ile temasinin kaybettigi zaman bile huzursuz olabilir. Ayrica başindan çikarilan bir giyecek de bebegi huzursuz edebilir.
İrkilme: Bebek uykuya dalarken irkilebilir. Bu irkilme bile bebeği ağlatabilir.
Fiziksel temasın kalkması: Bebekler kucaktan bırakıldığında ağlayabilirler ve tekrar kucağa alındığında tekrar susarlar. Bu sakinleşme fiziksel temastan kaynaklanır.
Bazen bebeklerin neden ağladığı anlaşılamaz. Bu durumda bazı tedbirler almak faydalı olabilir. Bunlar:Ninni söyleme, emzik veya hafif ısıtmak ile olabilir.
Kolik nedir:
Bebek günün aynı saatlerinde (genellikle akşam) ağlamaya başlıyorsa, alınan her tedbir onu yalnızca birkaç dakika sakinleştiriyorsa bebek “kolikli” olabilir. Bebeğinizde infantil kolik varsa;
- akşam veya gece beslenme sonrasi şiddetli şekilde aglamaya başlar
- ağlamaya çığlık atma eşlik eder, sanki bir yeri acıyor gibidir.
- yapılan her şey onu yalnızca birkaç dakika sakinleştirir. Birkaç dakika sonra ağlama ve çığlık tekrar başlar.
- bebek bu ağlama nöbetleri arasında tamamen sakin değildir. Hala hıçkırmakta ve titremektedir.
- bütün bu olay birkaç saat sürer ve geçer. Gece genellikle bir problem yoktur
- aynı olay genellikle her gün tekrar eder ve ertesi gün aynı saate kadar bir problem yaşanmaz.
Bu bulgular varsa bebekte “infantil kolik “ vardır veya başka bir tanımla bebek koliklidir.İnfantil kolikin sebebi bilinmemektedir. Eğer sebep ararsanız kafanız daha fazla karışacaktır. Bebekte organik bir problem yoktur. Her ağlayan bebekte infantil kolik yoktur.
İnfantil kolikin tedavisi: maalesef yoktur. Bu durumdaki bebekleri olan ailelerle konuşmak, hangi davranışın bebeği rahat ettirdiğini bulmak, kolik sırasında nöbetleşe bebeğe bakmak, yürüyüşe çıkarmak,bazen kendi haline bırakmak, faydalı olabilir. Kolik genellikle 6. Aydan sonra kesilir ancak 12 aya kadar da sürebilir. Unutmayın kolik çocuğunuza zarar vermez.
Diş çikarma:
Bebekler genellikle 6. Ay civarında ilk dişlerini çıkarırılar. İlk çıkan diş önde ve alttadır bir çok bebekte diş çıkarma geç başlar. Bu çocuğun geç kaldığı anl….. gelmez. Ama bazı bebeklerde ilk diş 4. Ayda da çıkabilir. Diş çıkarma çocuğu halsiz düşürüp, ateşinin çıkmasına yol açar. 6. Ayında damağını kaşıyan, halsiz, ateşi bulunan bir bebek diş çıkarıyor demektir. Ama bebeğin diş çıkarması tıbbi muayeneden ihmal edileceği anl….. gelmemelidir. Diş çıkarma sırasında ateş 38 derecenin üstüne çıkmaz, havale geçirilmez, kusma ve ishal olmaz. Bunları göz önünde tutmak gereklidir. Bunlar başka hastaliklarin belirtileridir ve bir doktora görünmek gereklidir.
İsilik:
İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin altını silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere karşı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. Bebek her altını kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda altını açık bırakın ve bu halde tutun.
EMZİK ALIŞKANLIĞI
Avantajlar:
- eğer bebeğiniz emzik emmeyi seviyorsa ve rahatsız olduğunda emziği verin bu bebeği sakinleştirecektir.
- eğer bebek uyuduğunda emzik ağzında kalıyorsa, bebek uyanınca tekrar emecek ve uykuya tekrar dalacaktır.
- bebek emzik emiyorsa büyük ihtimalle parmağını emmeyecektir.
Dezavantajlar:
- bebek bir kez alıştığında emziksiz yapamaz. Yıllar boyunca kullanabilir ve bırakmakta zorlanır.
- emzik genellikle derin uykuda düşer. Bebek uyaninca emzigi tekrar emmek ister. Bu da onu uyandirir.
- uyanıkken emziği emen bebek ses çıkarmayı azaltır. Ve oyuncakları ağzıyla keşfetmeyi erteler.
- her seferinde temizleyemiyorsanız emzikler hijyenik değildirler.
GÖKYÜZÜ
El ile boşalma, aslında bekarlık döneminde bile zarurî görülemeyecek bir işlemdir. Çünkü Yüce Allah, insanda atılmayan veya atılamayan fazla birikimleri giderecek bir düzen yaratmıştır. Gerektiğinde, bu düzen (rüyalanmak) devreye girmekte, insanı rahatlatmakta ve zarar görmekten kurtarmaktadır. Diğer meşru yol ise evliliktir.
Mastürbasyon Haram mıdır?
1- Kocasının karısı eliyle veya kadının kocasının yardımıyla boşalması helaldir.(İhya Terc. Ali Aslan, 3/420. İbn-i Abidin, 4/27.)
2- Kadın veya erkek kişinin kendi eliyle boşalması ise müctehidlerimizin değerlendirmelerine göre şöyle açıklanabilir.
a- Mutlak haramdır,
b- Mubahdır,
c- Vacibtir.
Mutlak Haramdır Diyenler: Şafiî mezhebi müctehitleri mastürbasyonun mutlak haram olduğu görüşündedirler.
Mubahtır Diyenler; Kişinin eşi yoksa, evlenmeye de maddî gücü müsaid değilse zinaya düşmemek veya vücudundaki -rüyalanma yoluyla da atılamayan- zararlı birikimi gidermek için mastürbasyon yapması mubahtır.
Hanefî ve Hanbelî mezhebi müctehitleri bu görüştedir.
Vacibtir Diyenler: Eğer mastürbasyon yapmaksızın zinadan korunulamayacağına kanaat hasıl olursa, bu durumda yapılması vacib olur. Çünkü iki şerden daha az zararlı olanın tercihi İslamî bir kuraldır.
Bu durumda böyle yapan bir denklem kurmuş sayılır; kendisine ne sevap, ne de günah vardır; ne mükafat görür, ne de azaba uğratılır.
Esasen mastürbasyon, büyük günahlardan sayılmaz. Bir mukayese yapacak olursak mesela; yabancı kadınların bakılması haram olan yerlerine bakmak mastürbasyondan daha günah, yabancı kadınla kucaklaşıp öpüşmek ona bakmaktan daha çok günah, zina etmek ise onlardan çok büyük günahtır… Şu var ki, mastürbasyon küçük günahlardan sayılsa bile, özürsüz olarak sık sık tekrarlanıp devam ettiği takdirde -zararları büyüdüğü gibi günahları da büyüyerek gitgide büyük günahlara dahil olabilir. Zira küçük günahlar da ısrarla tekrarlanırsa, büyük günaha dönüşür. Yeri gelmişken, günde beş vakit namaz kılmanın, küçük günahların affına sebep olduğunu da hatırlatalım…
Oruçlu iken, oruçlu olduğunu bile bile mastürbasyon yapan kimse, inzal olup meni gelirse orucu bozulur; sadece gününe gün kazası gerekir. Bu durumda kefaret gerekmeyeceği gibi, mastürbasyon halinde inzal vaki olmamış yani şehvetle meni akmamışsa -”mezi”denilen ince sızıntı gelse bile- bununla oruç bozulmaz, gusül de gerekmez. Bunu alışkanlık haline getirmemişse fetva böyle ise de takva açısından bunları yapmamak daha uygundur.
Kadınların masturbasyonunun hükmü erkeklerin masturbasyonunun hükmü gibidir.
Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere mastürbasyon mutlak haram olarak görülemeyeceği gibi, şartsız helal olarak da görülemez.
Mastürbasyon Sebepleri ve Zararları:
Erkeklerin hemen hemen hepsine yakın bir kısmı, kadınların da yarısı kadarı gençlik devrelerinde az çok bu işe başvururlar. Bu da en çok 14-20 yaşları arasında cereyan eder. Bir kısmı sadece cinsi baskının hafifletilmesi için arasıra seyrek olarak yapar. Bazısı da bir zevk vasıtası yaparak alışkanlık halinde, her fırsatta sık sık mastürbasyonu tekrarlar.
Mastürbasyon Sebeplerini Şöyle Özetleyebiliriz:
1- Normal cinsi münasebetten uzak kalmak,
2- Mastürbasyonu alışılmış bir zevk vasıtası haline getirmek ,
3- Cinsi münasebetten çeşitli sebeplerden dolayı nefret etmek,
4- Cinsi münasebetten yeteri kadar zevk alamamak, (evliler için),
5- Cinsi isteğin fazla artması,
6- Mastürbasyonu teşvik eden, şahısların tesirinde kalmak,
7- Açık-saçık manzaralar, şehveti tahrik edici söz ve yazılar,
8- Cinsel organlarında temizlik noksanlığıyla meydana gelen kaşınmalar,
9- Cinsi arzuların çocuklarda erken uyanması,
10- Bazı çocukların küçük yaşta merak ve görmesiyle cinsel organıyla oynamayı alışkanlık yapmaları… vs.
Zararlı Yönüne Gelince:
Seksolog ve hekimlerin bu konudaki görüşleri çeşitlidir. Bu görüşleri üç maddede toplayabiliriz:
1) Mastürbasyonun zararsız olduğunu savunanlar,
2) Zararlı olduğunu söyleyenler,
3) Çok zararlı olduğunu iddia edenler,
Bunların içinde, çoğunluğun kabul ettiği ve hakikate en uygun olanı ikinci görüştür. Şüphesiz ki, fazla mastürbasyonun ruhi, bedeni, cinsi, manevi…birçok zararları mevcuttur. Fakat, mastürbasyonun tamamen zararsız olduğunu ileri sürmek gerçeğe pek uzak olduğu gibi, onu son derece tehlikeli göstererek, gençleri korku ve karamsarlığa düşürmek de yersizdir. Mütehassısların bazıları, bir-iki haftada bir yapılan mastürbasyonun vücuda pek zararlı olmadığı görüşündedir. Şu kadar ki, bu durumdaki mastürbasyonun da uzun zaman devam etmesinin, zararlı olacağını bilmelidir. Hemen hemen bütün fikirler, aşırı mastürbasyonun gençleri tahrip edici bir illet olduğu noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten gençlerin büyük derdi olan mastürbasyon, geniş açıdan ele alındığı zaman, bunun birçok yönleriyle zararlı bir illet olduğu görülür.
Acaba Mastürbasyon Kaç Günde Bir Yapılırsa Zararlıdır?
Buna verilecek cevap şudur: “…Bu, her insana göre değişir. Nasıl ki normal cinsi münasebetlerin sayısı da her insan için değişiktir. Bir kaide tespit etmek lazım gelirse şöyle söyleyebiliriz: Kendinizi çok bunalmış hissetmedikçe mastürbasyon yapmayınız. Sırf mastürbasyonun zevkini tatmak için, kendi kendinizi suni olarak tahrik eder ve iradenizi tam bir gevşekliğe uğrattıktan sonra masturbasyon yapmaya kalkışırsanız, işte o zaman ifrat yolunu
tutmuşsunuz demektir”
Mastürbasyon ne kadar çok veya az yapılırsa, zarar nispeti de ona göre çok veya az olur. Yani “çoğu çok zarar, azı az zarar” demek uygun olur.
Halbuki ihtilam (uyku ve rüyada meni boşanması), dolan kabın taşması gibi fazla olan meninin kendiliğinden boşalmasıdır. Cinsel temastan uzak olanlar için, bu bir ihtiyaçtır ve bir mahzuru da yoktur. Mastürbasyon ise, zoraki bir boşalma olduğundan, ihtilamdan çok farklı ve zararlı bir özelliği vardır.
İlk gençlik devrelerinde ara-sıra yapılan mastürbasyonlar, psikolojik yönüyle normal sayılabilir. Fakat olgunluk çağında, alışkanlık halinde sık sık buna başvurmak, bir nev’i cinsi sapıklık konusuna girer.
Mastürbasyondan korunma çareleri de vardır. Bundan korunmanın en iyi çaresi, şehvet hislerini kontrol altına almaktır. Bunun için de ilmi, ameli, ailevi, manevi.. cihetten çeşitli önleme imkanları bulunabilir. Bununla beraber bu alışkanlığın tamamen, birden bırakılması pek kolay değildir, lakin, yavaş yavaş vazgeçilmesi daha kolay ve mümkündür. Şunu da önemle belirtelim ki, mastürbasyon ne kadar çok yapılırsa, bu arzu inadına körüklenir. Mastürbasyonun çok kötü bir özelliği de budur.
Yaygın olduğu yerler ise: Yatılı okullar, kışlalar, hastaneler, hapishaneler, iş kampları, gemi tayfalarında… bekar kalmış, boşanmış vb. kimseler arasındadır. Bu tatmin şekli, genellikle gençler arasında yaygın olmakla beraber, gençlik çağını arkada bırakmış birçok kimseler de bu illete bağımlıdır. Bir de, gençlerden yalnız ve avare kimseler için, bu illet pusuda hazırdır! Kadın-erkek karışıklığının mevcut olduğu, çeşitli genç kitleler arasında ve daha ziyade sıcak mevsimlerde mastürbasyon nisbeti daha çok yaygındır.
Bir hadiste: “Elini nikahlayan mel’undur” buyurulmuştur. Saîd b. Cübeyr’in rivayet ettiği bir hadiste: “Zekerleriyle oynayan bir ümmete Allah azab etmiştir”, Ata’nın bir rivayetinde: “Elleri hamile olarak haşredilecek bir kavim duydum” bunların elleriyle mastürbasyon yapanlar olduğunu sanıyorum” demiştir.
Ayrıca Allah (c.c.), evlenme imkanı bulamayanların, imkan buluncaya kadar iffetlerini korumalarını emretmiş böyle bir yöntem uygulasınlar dememiştir. Rasulüllah Ef’endimiz de: “Gençler! İmkan bulanlarınız evlensin, çünkü bu, gözü ve iffeti daha iyi korur. Bunu yapamayan oruç tutsun, çünkü orucun bunu sağlayacak bir kamçısı vardır” buyurmuş ve bekarlara çare olarak orucu göstermiştir. Eğer mastürbasyon mubah olsaydı, çare olarak o gösterilirdi. Çünkü o daha kolay bir yoldur, denmiştir.
Ancak bu konudaki hadislerin bir kısmının zayıf oluşu sebebiyle, çoğunluğun haram görmesine karşılık, mastürbasyonu mahzursuz gören alimler de vardır.
Mesela Ahmed b. Hanbel bunu, tıpkı kan aldırmaya benzetmiş ve ihtiyaç duyulduğunda, vücuttaki fazlalıkları dışarı atmaktan ibaret olduğu için caiz olduğunu söylemiştir.
Hanefîlerce genel olarak haram görülmüş, ancak; kişi bekarsa, ya da hanımdan uzakta ise ve de şehvet kafasını aşırı meşgul ediyorsa, ya da zinaya düşme endişesi varsa ve bunu kendisini teskin için yaparsa bunda günah olmayacağı umulur. Ama zevlenmek ve şehvetlenmek için yaparsa günahkardır, denmiştir.
İmam-ı Şafiî önceki görüşünde caiz olduğunu söylerken, sonraki görüşünde haram olduğu kanaatına varmıştır.
Mesele Resulüllah’ın amcaoğlu İbn Abbas’a sorulduğunda:
“Zina yapmaktansa bu iyidir” cevabını vermiştir. Bütün bunlara göre; mastürbasyon genellikle hoş görülmemiş, fıtrata (normal yaratılışın gereğine) zıt bir eylem kabul edilmiş, cinsel sapma halini alması, psikolojik hastalık oluşturması gibi olumsuz yönleri hesaba katılarak, haram, ya da mekruhtur denmiştir. Ancak daha büyük zaarlara düşme endişesi olduğu yerde; “iki zarardan başka alternatif yoksa, küçük olan zarar tercih edilir”, “zaruretler haram şeyleri mubah kılar” kurallarınca yapılması caiz görülmüş, hatta zina endişesi kesin ise, vacip bile olur denmiştir. Alışkanlık oluşturması ve zevk için yapılması ise ittifakla haramdır. Hanımının eli vs. azaları ile yapılması ise her halukarda caizdir, helaldir. (Dr. Faruk Beşer: Hanımlara Özel Fetvalar, Cilt 1, Seha Neşriyat)
Bu kötü adet, daha çok ergenlik çağına yeni girenlerle gençler arasında oldukça yaygındır. Baş sebebi ise, kadınların yarı çıplak kırıtarak, süs yerlerini teşhir ederek, erkeklerin iştihasını çekecek kıyafet ve davranışlar göstererek sokaklarda dolaşmalarıdır.
Kadınların bu tahrik edici halleri hemen birçok eğlence ve mesire yerlerinde göze çarpmaktadır. Aynı şekilde kadınları tahrik eden unsurlar da toplumda çokça yaygındır.
Sözünü ettiğimiz tahrik sebebi umumi yerlerde cereyan edenidir. Bir de temsillerde, filmlerde gösterilenler var ki, bunlar daha tehlikeli ve daha acıdır.
Bir de gençlerin devamlı okudukları fotoromanlar, cinsel kıssalar vardır ki, bunlar gençlerin nefsi ve aklı, aynı zamanda ahlakı üzerinde, fiziksel ve ruhsal yapılarında kötü te’sirler meydana getirmektedir.
İşte bu kabil şeyler, kız olsun, erkek olsun gençleri yavaş yavaş zinaya, hayasızlığa, bozguna ve rezil bir hayata itmeğe yetiyor. Başka bir şey düşünmeye gerek bırakmıyor.
Ergenlik çağındaki bir genç, kendisini kötü yollardan alıkoyacak ilahi kontrol inancı taşımıyorsa, işlediği günahlarda Allah’tan korkmuyorsa, ileride bir hesap vereceğini düşünmüyorsa, çok sürmez şu iki durum arasında kalır ki bunun bir üçüncüsü yoktur.
a) Ya cinsel duygu ve isteğini haram yollardan karşılar bununla kendini tatmin etmeye çalışır.
b) Ya da şehvetinin hiddetini hafifletmek için mastürbasyon yapar.
Aşırı mastürbasyonun temel sebebi, hormon bozukluğu da olabilir. Tedavi için ilgili hekime müracaat etmelidir.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan 5754 sayılı ”Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la emeklilikte SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı 7200′e çıkacak, 2048 yılında kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 65′e yükseltilecek.
Kanuna göre, emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısı, her yılın aralık ayında açıklanan TÜFE ile o yılın GSYİH gelişme hızının yüzde 30′unun toplamına bir tam sayının ilave edilmesiyle bulunacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa devlet memuru olanlar, genel sağlık sigortası kapsamına alınacak. Köy muhtarları, uzun vadeli sigorta kapsamından çıkartılarak, tarım sigortalısı sayılacak, tarımsal faaliyette bulunanlar gibi sigorta primi ödeyecek.
Ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç ev hizmetlerinde çalışanlar, sigorta kapsamı dışında tutulacak.
Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelere çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerine tabi olacak. Bu kişiler, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanabilecek. İsteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortalı primi alınmayacak.
EMZİRME ÖDENEĞİ
Sigortalıya, hastalık ve analıktan dolayı ortaya çıkan iş görememezlik süresince, günlük iş görememezlik ödeneği verilecek. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek iş göremezlik ödeneği; yataklı tedavilerde günlük kazancının yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisi tutarında olacak.
Emzirme ödeneğinden sigortalı kadın, sigortalı erkeğin çalışmayan eşi ile BAĞ-KUR’lular da yararlanacak. Emzirme ödeneğinden yararlanmak için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olma şartı aranacak.
Genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borcunu ödemeyen BAĞ-KUR’lu, emzirme ödeneğinden yararlanamayacak.
İş göremezliğine neden olan rahatsızlık ve hastalık nedeniyle sigortalılığı sona erenler de işten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içinde çocukları doğarsa, analık sigortası haklarından yararlanacak.
Doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödeyen bu kişilere, emzirme ödeneği verilecek.
SSK’lı ve BAĞ-KUR ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren devlet memuru olanlar, meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60′ını kaybetmeleri durumunda malul sayılacak. Ancak, çalışma gücünü işe girmeden önce kaybettiği belirlenenler malullük aylığı alamayacak, yedek subay ve er olarak silah altındayken malul olanlara bu hüküm uygulanmayacak.
Malullük aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve toplam bin 800 gün prim ödeme şartı aranacak. Ancak, başka birinin bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar bu hüküm dışında tutulacak.
EMEKLİLİK YAŞI
İlk defa kanun kapsamında sigortalı olan devlet memuru ve BAĞ-KUR’lulara, kadın 58, erkek 60 yaşını doldurma ve en az 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma şartıyla emeklilik aylığı bağlanacak.
Emeklilikte aranan 58-60 yaşına kademe getirilecek. Buna göre emeklilikte; 1 Ocak 2036 ile 31 Aralık 2037 tarihleri arasında kadınlarda 59, erkeklerde 61; 1 Ocak 2038 ile 31 Aralık 2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 1 Ocak 2040 ile 31 Aralık 2041 tarihleri arasında kadınlarda 61, erkeklerde 63; 1 Ocak 2042 ile 31 Aralık 2043 tarihleri arasında kadınlarda 62, erkeklerde 64; 1 Ocak 2044 ile 31 Aralık 2045 tarihleri arasında kadınlarda 63, erkeklerde 65; 1 Ocak 2046 ile 31 Aralık 2047 tarihleri arasında kadınlarda 64, erkeklerde 65 yaş şartı uygulanacak. Kadın ve erkeklerde 2048 yılından sonra emeklilik yaşı 65′de eşitlenecek.
PRİM ÖDEME GÜN SAYISI
SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı, 7000′den 7200′e çıkacak. Yaş hadlerinin uygulanmasında da prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri, esas alınacak.
Sigortalılar, en az 5400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığı alabilecek. Ancak prim ödeme gün sayısına kademe getirilecek.
Çalışma gücündeki kayıp oranı, yüzde 50 ile yüzde 59′u arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda en az 5760, yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda ise en az 6480 gün uzun vadeli sigorta kolları primi ödeme şartı aranacak.
Doğuştan özürlü olan devlet memurları, 15 yıllık hizmetlerinin ardından istemeleri halinde emekli olabilecek.
Erken yaşlandığı tespit edilmiş sigortalıların diğer koşulları sağlamaları halinde yaşlılık aylığından yararlanabilmelerini olanak sağlayan yaş sınırı, 50′den 55′e çıkartılacak.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının, her 360 günü için yüzde 2 olarak uygulanacak. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınacak, ancak aylık bağlama oranı, yüzde 90′ı geçemeyecek.
Mevcut sigortalıların hak kaybını önlemek için yüzde 2 olan aylık bağlama oranı, 10 yıl tamamlanıncaya kadar yüzde 3 olarak uygulanacak.
30 Nisan 2008′den itibaren sisteme giren sigortalılarda uygulanacak olan aylık bağlama oranı ise yüzde 2 olacak.
KISMİ YAŞLILIK AYLIĞI
BAĞ-KUR’lular, 8 Eylül 1999 tarihinden 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılan kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadınlarda 60, erkeklerde ise 62 yaşını doldurmuş olup, en az 15 yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ödenmesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanacaklar.
Söz konusu süre içinde ilk defa sigortalı olan devlet memurlarında ise kısmi yaşlılık aylığından yararlanmada, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya 61 yaşını doldurması ve en az 15 yıl prim ödemesi şartı aranacak.
ÖLÜM AYLIĞI KOŞULLARI
Ölüm aylığından yararlanabilmek için devlet memurları ve BAĞ-KUR’lularda, en az bin 800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartı aranacak. Ancak, SSK’lılarda bu şart, borçlanma hariç, 5 yılda 900 prim gün olacak. Genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borcu bulunan BAĞ-KUR’lu hak sahibine ölüm aylığı bağlanmayacak.
Ölen sigortalının dul eşine hesaplanan aylığının yüzde 50’si bağlanacak.
Dul eşin aylık bağlanmış çocuğu yoksa, sigortalı olarak çalışmıyor veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık da almıyorsa, aylık bağlama oranı yüzde 75 olacak.
Kanun kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanlar; Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanlar; yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlara ise ölen sigortalının hesaplanan aylığının yüzde 25′i bağlanacak.
Kız çocukları, aylık veya gelirinin 2 yıllık tutarı kadar evlenme yardımı alacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile sigortalılara bağlanacak alt sınır aylığı, ortalama aylık kazancının yüzde 35′inden az olmayacak. Ancak eşi ve çocuğu bulunan sigortalılarda bu oran yüzde 40 olarak uygulanacak.
Kanuna göre, gazeteci ve infaz koruma memurlarının da aralarında bulunduğu bazı iş kollarında, kamuoyunda ”yıpranma payı” olarak bilinen fiili hizmet zammı kaldırılacak.
Gazeteciler, milletvekilleri, PTT dağıtıcıları, infaz koruma memurları, Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele ve Karantina Teşkilatı ile Veteriner Teşkilatında görev yapanlar, Devlet Tiyatrosu sanatçıları, hava yollarındaki uçucu personel, lokomotif makinistleri, gemi adamları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri de fiili hizmet zammından yararlanamayacak.
TSK, emniyet ve MİT mensupları ile dalgıçlar, radyoaktif maddelerle yapılan işlerde çalışanlar, asit üretimi yapılan yerlerde, demir ve çelik fabrikalarında ve kurşun izabe fırınlarında çalışanlara bir yılda 90 gün fiili hizmet zammı verilecek. Kurşun ve arsenik işleri, cam fabrikaları, çimento fabrikaları, kok fabrikaları ve termik santralleri, alüminyum fabrikaları, döküm fabrikaları ile itfaiye ve yangın söndürme işlerinde çalışanlar ise 60 günlük fiili hizmet zammından yararlanacak.
Fiili hizmet zammından yararlanmak için belirtilen iş kollarında en az 10 yıl (3 bin 600 gün) çalışma koşulu aranacak. Yer altında çalışanlarda ise bu süre, 5 yıl (bin 800 gün) olacak.
Yer altında çalışanlar hariç, fiili hizmet zammı almaya hak kazanılan süre, 5 yıldan 3 yıla indirilecek ve bu süre emeklilik yaş haddinden indirilecek.
Fiili hizmet süresi kaldırılan meslek gruplarının şu ana kadar kazandıkları süreler, 3 bin 600 gün koşuluna bakılmaksızın yaşlarından düşürülecek.
Keyif verici içki ve her çeşit madde kullanımı ya da intihara teşebbüs sonucu sakat kalanlar, vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamayacak.
Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara, seferberlik ve savaş hallerinde her 1 yıla 1 yıl itibari hizmet süresi zammı verilecek.
Birleşmiş Milletler Barış Gücünde görev alan polisler de bu haktan yararlanacak.
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK
İsteğe bağlı sigortalı olma hakkından, Türkiye’de ikamet edenler ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşları yararlanabilecek.
İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için; bu kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmama veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışma ya da tam gün çalışmama, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olma, 18 yaşını doldurmuş bulunma şartları aranacak.
İsteğe bağlı sigortalılar, bakmakla yükümlü olunan kişi olsa dahi, genel sağlık sigortalısı sayılacak ve genel sağlık sigortası primi ödeyecek.
Hem eşinden hem de ana veya babasından ölüm aylığına hak kazananlar, eşinden ya da anne ve babasından bağlanacak aylığın birini tercih edebilecek. Bu kural, evliliğin ölüm nedeniyle sora ermesi durumunda, sonraki eşinden gelire hak kazananlara da uygulanacak.
İş kazası sonucu başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olan sigortalıya bağlanacak olan sürekli iş görememezlik gelirinin alt sınırı, yüzde 70′den yüzde 85′e yükseltilecek.
Ölen sigortalıların hak sahiplerinden, kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya iş göremez ve malul hale getirdiği mahkeme kararıyla belgelenen kişiye, gelir ve aylık bağlanmayacak. Daha önce ödenen gelir ve aylıklar da geri alınacak.
EMEKLİLERİN YENİDEN ÇALIŞMASI
Tarımsal faaliyette bulunanlar hariç, yeniden çalışmaya başlayan kişilerin yaşlılık aylıkları kesilecek. Bu kişilerden prime esas kazançları üzerinden kısa ve uzun vadeli sigorta kolu primi ile genel sağlık sigortası primi alınacak. İşten ayrılan veya iş yerini kapatarak, yaşlılık aylığı talep eden kişilere, yaşlılık aylığı yeniden hesaplanarak ödenecek.
SSK emeklileri, yüzde 31 ile yüzde 36.5 oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri durumunda ise maaşları kesilmeden çalışabilecek. Bu oranın dörtte biri çalışan, dörtte üçü ise işverenden alınacak.
BAĞ-KUR kapsamında emekli olup yine BAĞ-KUR kapsamında iş yapan kişiler, yaşlılık aylığı kesilmeden yüzde 12 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilecek. Bu oran, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her yıl 1 puan artırılarak yüzde 15′e çıkacak.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI
SSK ve BAĞ-KUR’luların yanı sıra, yürürlük tarihinden sonra devlet memuru olanlar; aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, asgari ücretin üçte birinden az olanlar; dünya, olimpiyat ve Avrupa şampiyonluğu kazanmış sporcularla bunların aileleri genel sağlık sigortalısı olacak.
Ayrıca vatansızlar ve sığınmacılar ile 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin kanun hükümlerine göre aylık alanlar, İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alanlar, Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkındaki Kanun çerçevesinde aylık alan kişiler, SHÇEK Kanununa göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar, terörle mücadele kapsamında aylık alanlar da genel sağlık sigorta kapsamına alınacak.
Genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin diş tedavilerinin yanı sıra diş protezinden de katkı payı alınmayacak. BAĞ-KUR’lu ve Türkiye’de ikamet eden ve başka bir ülke mevzuatı kapsamında bulunmayan yabancı ülke vatandaşları, son 1 yıl içinde 60 gün genel sağlık sigortası primi ödemeleri şartıyla sağlık hizmetlerinden yararlanacak.
Zorunlu sigortalılıkları sona eren SSK’lılar ise 10 gün süreyle sağlık hizmeti alabilecek. Ancak bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten, geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, prim borcu olup olmadıklarına bakılmaksızın, aileleriyle birlikte 90 gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlandırılacak.
HASTANELERİN İLAVE ÜCRETİNE TAVAN
Özel ve vakıf hastanelerinin, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetlerinin maliyeti, yapılan sübvansiyonlar gibi kriterleri dikkate alınarak, bu bedellerin bir katına kadar ilave ücret tavanı belirlenecek.
Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen eşdeğer ilaçların, azami fiyatı ile kişinin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak fark ile optik için tavan uygulanmayacak.
Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemeyecek.
Sağlık hizmeti sunucularına, tahakkuk etmiş alacaklarının yüzde 70 ile yüzde 85′i arasındaki tutar, faturaların teslim tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde, alacaklarından kesilmek üzere avans olarak verilecek.
90 gün içinde de fatura ve belgelerin incelenmesi tamamlanarak geri kalan tutar ödenecek.
Sigortalıların Türkiye’de yapılamayan tetkikleri, yurt dışında yaptırılabilecek. Doku ve kök hücre tedavilerinde, sigortalılardan katılım payı alınmayacak. Yurt dışında yapılan tedavilerde, gidilen kuruluşun talebi doğrultusunda, sağlık hizmetinin bedeli için avans ödenebilecek.
MİLLETVEKİLLERİ KAPSAM DIŞI
Olağanüstü hal bölgesinde görevli Milli İstihbarat Teşkilatı ve kolluk kuvvetleri personeli ve milletvekilleri ile yakınları, genel sağlık sigortası kapsamı dışında olacak.
Gazilerin ihtiyaç duydukları her türlü ortez, protez ve diğer iyileştirici araç ve gereçler, herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin karşılanacak.
Ücretsiz olarak doğum iznine ayrılan kadınlar, sigortasız geçirdikleri süreyi borçlanabilecek. Kadınlar, bu haktan, çocuğun yaşaması kaydıyla, 2 defa ve 2 yılı geçmemek üzere yararlanabilecek.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI PRİMİ
Genel sağlık sigortası primi kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancının yüzde 12’si olacak. Bu pirimin yüzde 5′i sigortalı, yüzde 7’si ise işveren hissesinden oluşacak.
Kamu idarelerinde çalıştırılan mevsimlik işçilerin, iş sözleşmelerinin askıda kaldığı aylara ait genel sağlık sigortası primi, günlük kazancın alt sınırının 30 günlük tutarı üzerinden ilgili kamu idaresince ödenecek.
Çalışanlardan alınacak genel sağlık sigortası primlerine kademe getiren kanuna göre, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, brüt asgari ücretin üçte birinden az olanların (202.80 YTL) primleri, devlet tarafından karşılanacak. Bu tutar, her bir kişi için mevcut asgari ücrete göre 18.25 YTL olacak.
Geliri, brüt asgari ücretin üçte biri ile asgari ücretin tamamına (202.80-608.40 YTL) kadar olanların ödeyeceği destek primi ise 24.34 YTL olacak. Asgari ücret ile asgari ücretin 2 katına kadar gelire sahip olanlar, (608.40-1216.80 YTL arasında) 73.01 YTL prim ödeyecek. Geliri asgari ücretin 2 katından fazla olanların ödeyeceği primi ise 146.02 YTL olacak.
Tarımsal faaliyette bulunanların prim borçları, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek kaydıyla yüzde 1 ile yüzde 5 oranları arasında kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye, SGK yetkili olacak.
Yabancı ülkelerde Türk kültürüne hizmet eden Türk asıllı ve yabancı uyruklu öğretmen veya din görevlilerine; asgari 15 yıl hizmeti bulunma şartıyla sosyal yardımda bulunulacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayladığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, yeşil kart uygulaması 2 yıl sonra sona erecek.
Kanuna göre, SSK’larda prime esas kazançların hesabında hak edilen ücret, prim, ikramiye özel sağlık ve bireysel emekliliğe ödenen tutarlar gibi kazançların brüt toplamı esas alınacak. Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, kıdem tazminatı, aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30′unu geçmeyen özel sağlık sigortası ve bireysel emeklilik katkı payları, prime esas kazanca tabi tutulmayacak.
Ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primi, eksik çalışma süreleri dikkate alınarak hesaplanacak.
SSK’lılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, yüzde 20 oranına 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1.5 puan, devlet memurların da ise 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 3.33 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 10 puan eklemek suretiyle belirlenecek.
Birden fazla şirket ortaklığı bulunan işverenler, prime esas kazancında tek beyanda bulunacak. Böylece her şirket için ayrı ayrı beyanda bulunmak zorunda kalmayacak. Ücret dışı ikramiye gibi ödemeler, 12 ay değil, 2 ay süreyle prime esas kazanca tabi tutulacak.
BAĞ-KUR’lunun aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartıyla kendileri tarafından beyan edilen günlük kazancının 30 katı olacak.
Sigortalı aynı zamanda işverense, beyan edeceği aylık kazanç, çalıştırdığı sigortalının kazancının en yükseğinden az olamayacak.
Beyanda bulunmayan sigortalının primleri, asgari aylık prime esas kazanç üzerinden hesap edilecek. Beyanda bulunmayan veya beyan ettiği kazancın çalıştırdığı sigortalının 30 günlük prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen düzeye çıkartılarak.
Yürürlük tarihinden sonra ilk defa devlet memuru olanların prime esas aylık kazancının hesabında, aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık tutarlar, memuriyet taban aylık ve kıdem aylık tutarları, hizmet, makam, temsil ve görev tazminatları gibi unsurlar esas alınacak.
ASGARİ İŞÇİLİK TESPİT KOMİSYONU VE UZLAŞMA
Asgari işçilik oranlarının saptanması ve asgari işçilikle ilgili itirazların incelenerek karara bağlanması amacıyla SGK bünyesinde, kurum teknik elemanlarından 4, işçi ve işveren konfederasyonlarından 2, TOBB’dan 1 üyeden oluşan, Asgari İşçilik Tespit Komisyonu kurulacak.
Asgari işçilik incelemesi sonucu gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte hesaplanacak sigorta primi ile uygulanacak idari para cezalarında, işverenle uzlaşma yapılabilecek.
Uzlaşılan prim ve uygulanacak idari para cezaları, uzlaşma tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenecek.
Sigortalıların gelir, aylık ve ödenekleri, prim ve nafaka borçları dışında haciz edilemeyecek. Kurumun prim ve diğer alacaklarda zaman aşımı süresi, 10 yıl olacak.
İDARİ PARA CEZALARI
Sigortalının işe giriş ve genel sağlık sigortası başlangıç bildirgelerini, kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenlere, her sigortalı için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacak.
Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında para cezası uygulanacak.
Bildirgenin verilmediğinin mahkeme kararından veya denetim görevlilerince belirlenmesi ya da bankalardan alınan belgelerden anlaşılması halinde ise bu ceza her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı olarak ödenecek. Bütün bunlara rağmen bildirge vermemeye devam edenlere ise her bir sigortalı için asgari ücretin 5 katı ceza kesilecek.
Personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu 23 Nisan 1999 tarihi ile 14 Şubat 2005 tarihleri arasında memuriyetleri sona eren, ancak 22 Haziran 2006 tarihinde çıkan afla yeniden memuriyete dönen kişiler, geçmişe dönük borçlanabilecek. Borç, 2 yıl içinde eşit taksitle veya bir defada ödenebilecek.
Kayıt dışı istihdamı önlemek için de düzenlemelere yer verilen yasaya göre, işletmenin büyüklüğü, işçi sayısı gibi kriterler dikkate alınarak işveren, işçinin ücret, prim, ikramiye gibi tüm ödemelerini banka hesabına yatıracak.
Yurt dışındaki Türk vatandaşları; sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunun her birinde, 1 yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanabilecek.
Borçlandırılacak her 1 gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın yüzde 32’si olacak. Tahakkuk ettirilecek borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten sonra 3 ay içinde ödenecek.
Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri halinde, yaptıkları ödemeler faizsiz olarak iade edilecek.
Yurt dışındayken borçlanma isteğinde bulunacak sigortalı veya hak sahipleri YTL olarak bildirilecek tutarın karşılığını döviz cinsinden ödeyecek.
Bulgaristan’dan zorla göç ettirilen soydaşlar da bu haklardan yararlanabilecek.
Astsubaylar, en üst devlet memuru derecesine (birinci derecenin dördüncü kademesine) kadar yükselebilecek ve yeşil pasaport hakkından yararlanabilecek.
YEŞİL KART KALKIYOR
Hiçbir sosyal güvenlik güvencesi olmayan kişilere verilen yeşil kart, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 2 yıl sonra kaldırılacak. Bu kişiler genel sağlık sigortası kapsamına alınacak.
Aile hekimleri tarafından başlatılan sevk zincirine uygun olarak alınan sağlık hizmetlerinde ayakta tedavi, ilaç, ortez ve protez katılım payları, 3 yıl süreyle yüzde 50 oranında azaltılarak uygulanabilecek.
Sağlık hizmeti sunucularıyla yapılacak sözleşmeler hazırlanana kadar, mevcut sözleşmeler geçerli olacak.
4 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar vergi mükellefiyet kaydı bulunan BAĞ-KUR’lular, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan süreyi geçmişe dönük borçlanabilecek. Prime esas kazancının yüzde 32’si üzerinden borçlanacak olan BAĞ-KUR’lu, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde bu tutarı öderse, aradaki süre sigortalılık süresinden sayılacak.
5 yıllık borcu bulunan BAĞ-KUR’luya, 6 aylık süre verilecek. Bu süre içinde borcunu ödemezse, üyeliği askıya alınacak. Daha sonraki bir tarihte, tekrar başvuru yaparsa, prim borcunu 3 ay içinde ödeyecek.
10 yıl süreyle sağlık sigortası veya genel sağlık sigortası primi ödemeyen BAĞ-KUR emeklisinden, maaşının yüzde 10′u tutarında 10 yılı tamamlayacak şekilde prim kesilecek.
SANDIKLARA YENİ DÜZENLEME
Banka, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilecek ve bu sandıklardan yararlanan kişiler kanun kapsamına alınacak.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, mevcut hükümlere göre devam edilecek.
65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna eklenen maddeyle, kanun kapsamındaki kişilere, kanun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ve bunlardan doğan ceza ve faizler silinecek.
İşsizlik Sigortası gelirleri vergiden muaf olacak. Gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılmayacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, bu yılın Ekim ayında yürürlüğe girecek. Kanunun bazı maddeleri ise yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecek.
Kaçak Cihazlar
Yurda yasal olmayan yollarla giren cihazlar kaçak (kayıt dışı) cihazlardır. Cihazınızın yasal olup olmadığını IMEI Sorgulama bölümünden 15 haneli IMEI numarasını (cihazınızda bulunan *#06# tuşlarına basmak sureti ile IMEI numaranızı öğrenebilirsiniz) sorgulatarak öğrenebilirsiniz.
5392 sayılı kanunun ilgili hükümleri doğrultusunca Kurumumuz kayıt dışı cihazlar ile haberleşme yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
Satın alınan cihazın kayıtdışı olması durumunda cihazın satın alındığı nokta ile irtibata geçilmesi gerekmektedir. Bu konuda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 04.08.2006 tarihli ve 22747 sayılı yazısı ile, bu tür satılan cihazlarda hukuki ayıp unsuru yer aldığından AYIPLI MAL olarak değerlendirildiği ve tüketicilerin 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4 üncü maddesinde düzenlenen seçimlik haklardan faydalanması gerektiği yönündeki görüşü beyan edilmektedir.
Başvuru süresi içerisinde fatura ibraz etmek/5YTL. yatırmak sureti ile cihazımı kayıt altına aldırmıştım. Ancak haberleşmeye kapatılacağına ilişkin yasal uyarı mesajı aldım. Ne yapmalıyım?
5392 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen“Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Kurum kayıtlarında yer almadığı belirlenen elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz kullanıcıları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde gerekli belgelerle birlikte Kuruma veya Kurumun göstereceği yerlere başvurarak ellerindeki cihazlarını kayıt ettirirler.” hükmü uyarınca abone kayıt merkezleri tarafından kayıt altına alınan cihazlar Kurumumuz sitemine dahil edilmiştir. Kurumumuz, sistemde kayıtlı olan cihazların kapatılmasına ilişkin ilgili işletmecilere herhangi bir talimat vermemektedir.
İlgili kişi, kayıt işlemini yaptırmış olmasına rağmen yasal uyarı mesajı almış ise öncelikle gelen mesajın gerçekten kullanılan cihaza ait olup olmadığının kontrolünü yapması gerekir.. Kullanılan cihaza ait bir IMEI numarası bildirilmiş ise ilgili GSM İşletmecisine kayıt işlemi yaptırıldığını gösterir belge ile başvurulması ve hak talebinde bulunulması gerekmektedir.
Başvuru süresi içerisinde cihazımı fatura ibraz etmek/5YTL. yatırmak sureti ile kayıt altına aldırmıştım. Ancak IMEI numarasını sorguladığımda “Kayıt Bulunamadı” ibaresi yer alıyor. Cihazım kapanır mı?
Hayır. Kurumumuz internet sayfasında 15 rakamlı IMEI numaralarının yer alması ve başvuru süresi içerisinde GSM İşletmecileri tarafından kayıt altına alınan cihazların 14 rakam olarak kayıt edilmiş olması nedeni ile cihazınız beyaz listede olmasına rağmen sizin tarafınızdan görülememektedir
Cihazımı faturalı olarak satın almıştım. Bu nedenle başvuru süresinde kayıt işlemi yaptırmamıştım. Yasal uyarı mesajı geldi. Ne yapmalıyım?
“5392 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce Kurum kayıtlarında yer almadığı belirlenen elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz kullanıcıları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde gerekli belgelerle birlikte Kuruma veya Kurumun göstereceği yerlere başvurarak ellerindeki cihazlarını kayıt ettirirler.” hükmü uyarınca kayıt işlemi yaptırılmamış ise “başvuru süresi sonunda Kurum kayıtlarında yer almayan cihazlar bir daha kullanıma sokulmamak üzere elektronik haberleşme şebekesi bağlantıları kesilmek suretiyle devre dışı bırakılır.” hükmünce haberleşmeye kapatılmaktadır.
Başvuru süresi içerisinde kayıt işlemi yaptırılamayan cihazlar nasıl kayıt altına alınır?
5392 sayılı Kanunda yer alan “Kurum tarafından yönetmelikle belirlenecek haklı bir mazereti olanlardan başvuru süresini geçirenler, yukarıda belirtilen kayıt ücretini ödemeleri halinde elektronik haberleşme şebekesi bağlantıları kullanıma açılır.”hükmü uyarınca hazırlanan Yönetmelik hükümlerine göre “Kurum kayıtlarında yer almadığı belirlenen elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz sahiplerinden veya kullanıcılarından başvuru süresi dahilinde yurtdışında bulunmaları, tedavi görmeleri, cezaevinde bulunmaları