nedir

merzifon’nın İlçesinin Tarihi Kimliği Gün Yüzüne Çıkartılıyor. İlçenin Uzun Yıllar İlgisizlik İhmaller Sonucu Kaybettiği Tarihi Özelliği, Vakıflar Genel Müdürlüğü Belediyesi’nin İşbirliği ile Yaptığı Restorasyon Çalışmalarıyla Yeniden Gün Yüzüne Çıkartılmaya Başlandı.

’nın ilçesinin tarihi kimliği gün yüzüne çıkartılıyor. İlçenin uzun yıllar ilgisizlik ihmaller sonucu kaybettiği tarihi özelliği, Vakıflar Genel Müdürlüğü Belediyesi’nin işbirliği ile yaptığı restorasyon çalışmalarıyla yeniden gün yüzüne çıkartılmaya başlandı.

’a tarihi şehir kimliğini yeniden kazandırmaya çalıştıklarına dikkat çeken Belediye Başkanı Kadri Aydınlı, Haftası etkinlikleri kapsamında eski Doğan Sineması’nın restorasyon çalışmasını başlatacaklarını bildirdi.

İlçe tarihine sahip çıkmanın sadece kendilerinin değil her vatandaşın görevi olduğunu aktaran Aydınlı, “Bu zamana kadar ilgisizlikten dolayı neredeyse yıkılmaya yüz tutmuş tarihi eserlerin yeniden canlandırılması için belediye olarak üzerimize düşen her şeyi yaptık yapmaya devam edeceğiz. Restorasyon çalışmaları tamamlanan Kara Mustafa Paşa Cami, Bedesten, Çelebi Mehmet Medresesi Camiinden sonra sıra eski Doğan Sineması olarak bilinen kültür merkezinin yeniden canlandırılarak eski günlerine döndürülmesine geldi. ’un vizyonuna yeni bir heyecan katacak olan eski Doğan Sineması’nın restorasyonunu Haftası etkinlikleri kapsamında başlatarak, ecdadın bize emanet ettiği bu güzide eseri kültür merkezi haline getirip ’u Kültür etkinliklerinde daha ileriye taşımak istiyoruz” dedi.

Aydınlı, ayrıca belediye olarak kentin tarihi kimliğini ön plana çıkaracak eserlerin yeniden hayata kazandırılabilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü ile kapsamlı bir çalışma içerisinde olduklarını bildirdi.

5 Yaşından Beri Her Gün Birkaç Aldı, Bu Hale Geldi. Doktorlar Ona Çare Bulamıyorlar.

5 yaşından beri her gün birkaç aldı, bu hale geldi. Doktorlar ona çare bulamıyorlar.

Şişman ın dramı

En şişman nesil oluşuyor

İngiltere onu konuşuyor. Çünkü o, henüz 15 yaşında tam 209 . Doktorlar almasını önleyemiyor. Kendisi ise yemekten vazgeçemiyor.

Georgia Davies, 5 yaşına kadar son derece normal bir çocuktu. Ancak 5 yaşındayken babasının ölümü üzerine yaşadığı şok sonucunda yeme alışkanlığı değişti. Artık kendisini yemekten alıkoyamayan Georgia “Doktorlar her an ölebileceğimi söyledi. En az 125 vermem gerekiyor. Ama ben, yemekten vazgeçemiyorum. Başka insanlar uyuşturucu müptelası. ise benim için eroin gibi” diyor.

denemeleri sızlıkla sonuçlanması üzerine, tek çarenin mide küçültme ameliyatı olduğu söylenen Georgia’ya, bu ameliyat da, yaşı çok küçük diye yapılamıyor.

Okula gidemeyen, artık birkaç adım atmak dışında 10 metre bile yürüyemeyen, ayakta zor duran şeker hastası da olan Georgia’nın tek umudu Amerika’daki Wellspring Akademis’nde obez çocuklar için uygulanan ancak oldukça riskli olan bir .

Uzanlar, Georgia’nın, çocuklar arasında giderek artan obezitenin en korkunç örneği olduğunu bu vakaların çoğalabileceği sında bulundu.

Onlar Ege Akdeniz bölgelerinin, özellikle yaşlı turistlere hizmet eden jigoloları. Hemen , 22 ila 35 yaşlarındaki Doğu ya da Güneydoğu Anadolulu gençler.

 

Asıl işleri ya aşçılık ya hamallık ya da garsonluk olan bu gençlerle Hürriyet’ten Şermin Terzi konuştu..

Jigololuk yaptıklarını aileleri bile bilmiyor. Bu işten kazandıkları parayı da ailelerine göndermiyor, “Haydan gelen huya gider” diyerek kendilerine harcıyorlar. Ama bu işe başlık parası biriktirmek için girişenler de var. Hamal Y.D. (25) onlardan biri. “Hamallıktan omuzlarım yara olmuştu. Sevdiğim için 20 bin YTL başlık parası istediler. Hamallıkla bu birikmez. Bir arkadaşım internetten jigololuğu öğrenmiş. Şimdi ben de jigololuk yapıyorum. Hem gözüm gönlüm açıldı hem de üç beş biriktiriyorum.”

Ne güvenli seksten haberleri var ne de seks literatüründen. Prezervatife prezektif, Kama Sutra’ya kasatura, diyecek kadar cahiller. İzmir’de 20, Antalya’da 30 kişilik jigolo organizasyonunun başındaki N.S., çektirmek bir yana, ne kimliklerinin açıklanmasını ne de memleketlerinin bilinmesini istiyor. En korktukları şey polis tarafından yakalanıp de edilmek. Benim polis olduğum paranoyasına kapıldıkları için röportaj yaptığımız yerden kaçanlar bile oldu. Yine de konuşabildiklerime şu soruları sordum: Sistem işliyor? Müşteriler kimler? Jigolo olmak isteyenler kime, nereye başvuruyor? Birbirlerini buluyorlar? Tarifeleri ne? Jigololuktan başka işleri var mı? Aralarında evli ya da sevgilisi olan var mı? Günde kaç kadınla beraber olabiliyorlar? Yabancı müşterileriyle dil bilmedikleri halde anlaşıyorlar? İşte zorlukla öğrendiklerim.

Önce görüşmekten çekinip sonra ikna olanlar arasında, jigololuğa henüz iki ay önce adım atan Y.D beş yıldır jigololuk yapan S.O. var. Y.D’nin jigololuk “mazereti” başlık parası biriktirmek.

Memleketi Muş’tan İzmir’e jigololuk için gelmeden önce, inşaatlarda çalışıyor hamallık yapıyormuş. “Bacım sen bizim oraları bilmezsin” diyerek lafa başladı. “Bizim oralarda iş yok. İnşaatlarda iş bulacaksın, hamallık yapacaksın da üç kuruş biriktireceksin. Ama iş başlık parasına gelince kimse işsizlik dinlemiyor. 10 bin, 20 bin, 30 bin YTL başlık parası istiyorlar. Hamallık yapmaktan omzumda yaralar çıktı. İnşaatlarda çalışmaktan sıkıldım. Arkadaşlarım internette böyle bir iş yapıldığını, bir de üstüne verildiğini duymuş. Ben de duyunca bu işi yapayım dedim. İnternetten tanıştığım N.S ile buluştum. Yaptığım şey kötü bir şey değil ki! Sonuçta başlık parası biriktirmek için çalışıyorum. Hem gözüm gönlüm açılıyor, hem de üç beş biriktiyorum. Henüz yeni olduğum için bana çok fazla iş vermiyorlar ama ben bu işi uzun süreli yapmak istiyorum.”

S.O. ise 33 yaşında Diyarbakırlı. Onun da asıl işi tekstil işçiliği. Jigololuğu onaylamadığını anlatıp “Beş yıldır geldikçe, çağrıldıkça bu işi yapıyorum. Y.D. gibi biriktirmiyorum, bu paradan hayır gelmez” diyor.

“Beni bir kere çağıran müşteri, yine sürekli beni ister” diyerek böbürleniyor. Ama bir sitemi var: “Bizi kimse diye koluna takmıyor, bize kıro diyorlar. Ama bu işe gelince herkes bizi çağırıyor, anlamadım bu işi.”

Kendimi tutamayıp gülmeye başlayınca, “Bak siz de hak veriyorsunuz ki, gülüyorsunuz” diye bana çıkışıyor. Ben de onların sektöründe ne olup bittiğini bilmediğimi, sadece tespitine güldüğümü söyleyince, “Sektör mektör anlamam” diyerek anlatmaya devam ediyor: “Benim hem ihtiyaçlarım şılanıyor hem de kazanıyorum. Bazen insanın iştahını kapatan yaşlı çirkin kadınlar oluyor ama gözümü kapatıp işime bakıyorum.”

JİGOLOLARLA BULUŞMADA NELER YAŞANDI?

Jigololarla buluşmak üzere İzmir’e hareket etmeden önce onlarla telefonda defalarca konuştuk. Onları de etmeyeceğime, fotoğraflarını çekmeyeceğime, gizli çekim yapmayacağıma ikna olmak istiyorlardı. Röportaj için “evet” dediklerinde bile tedirginlerdi. Randevu gününü de, yerini de, saatini de onlar belirledi.

Buluşma yerimiz İzmir’in pek de tekin olmayan bir bölgesiydi. Tenha bir yerde, hiç mdağım beş jigolayla görüşmek pek akıl kárı sayılmayacağı için, bir gazeteci arkadaşımla gittim randevuya. Randevu yerine geldiğimi telefonla bildirdiğimde, hem jigololuk yapan hem de diğer jigoloları organize eden N.S. (29) etrafı tedirgin tedirgin kontrol ederek yanıma geldi.

Bizi aldı kendi seçtiği bir çay bahçesine götürdü. Diğer arkadaşlarının nerede olduğunu sorduğumda, birazdan yanımıza geleceklerini, yolda olduklarını söyledi. Fakat telefonu sürekli çalıyor, yanımdan uzaklaşarak konuşuyor, sıkıntılı bir yüz ifadesiyle geri geliyordu.

“Ters giden bir şeyler mi var?” diye sorduğumda, “Evet, diğer arkadaşlarım sizi yalnız bekliyordu, yanınızdaki erkeğin polis olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden de size söz verdikleri halde gelmeyeceklerini söylüyorlar” dedi.

Dağ başında, hiç madığım beş jigoloylagörüşmeye yalnız gelmemi bekleyemeyeceklerini söylediğimde, “Haklısınız ama huylandılar bir kere ikna olmuyorlar” dedi.

“Tamam o zaman arkadaşım gitsin, onlar gelsin” dedim ama ikna olmadılar. Dakikalarca polis olmadığımıza ikna etmek için dil döktükten, defalarca telefonla konuştuktan gazeteci arkadaşım da yanımızdan uzaklaştıktan sonra diğerleri de gelmeyi kabul etti.

Biri iri yarı 30’lu yaşlarında, diğerleri 20’li yaşlarda , kavruk gençlerdi. Ancak elimi sıkıp bana kerhen merhaba dedikten sadece 30 saniye sonra “Arabamızı kötü bir yere park ettik, gidip hemen geliriz” diyerek ortadan kayboldular. Diğerleri de “Bizim de bir açmamız lazım” diyerek hemen peşlerinden kalktı. Masada yine N.S. ile baş başa kaldık.

JİGOLO ORGANİZATÖRÜ N.S. ANLATIYOR

İşi bilmeyenlere porno izlettirip eğitim veriyoruz

N.S. 29 yaşında asıl işi aşçılık. Beş yıldır jigololuk işinde. Beş parasız bir arkadaşı birkaç yılda ciplerle gezip pahalı elbiseler giymeye başlayınca böyle bir işin varlığından haberdar olmuş. İşin “mahiyetini” öğrenince de “Benim ondan neyim eksik” diyerek bu işe başlamış. Şimdi hem jigololuk yapıyor, hem de jigolo organizasyonu.

, kısa boylu, giyimi sıradan, yakışıklı değil. Ama buna rağmen, “Bir bara gideriz, bizim gibi yakışıklı, bakımlı erkekleri görünce bakışlar üzerimize çevrilir” diye iddialı laflar edecek kadar kendine güveni tam. Kendisine jigolo değil, playboy diyor. Soru işaretli gözlerle ona bakarken açıklıyor: “Playboy, jigolonun kibarcası.”

“Yaptığınız işi ailenizden bilen var mı” diye sorduğumda, “Allah korusun! Anası yaşında kadınla yatıyor diye beni vururlar” diyor gülerek.

Müşterilerini internet, anlaşmalı barlar diğer müşterilerinin referanslarıyla buluyorlar. Anlaşmalı barlar onlara müşteri bulursa yüzde 10 komisyon alıyor. Müşterilerle güvenli olsun diye, kendi belirledikleri otellerde buluşuyorlar. N.S., bazı işkadınlarının fantezi olsun diye işyerine çağırdığını ama bunu güvenli bulmadıkları için gitmediklerini söylüyor. Müşterilerin fantezi isteklerini sorduğumda, Hintlilerin sanatı Kama Sutra’yı kast ederek, “Kasatura mıdır , onu bilip bilmediğimizi soruyorlar” cevabıyla beni dumura uğratıyor.

BU PARADAN HAYIR GELMEZ DİYE AİLELERİNE GÖNDERMİYORLAR

Söylediğine göre müşterilerden saatine 300 alıyorlar. Kimi zaman gecelik, kimi zaman da tatil partneri olarak hizmet veriyorlar! “Bu paranın kaynağı nereden” sorusuna muhatap olmamak için ailelerine çok az gönderiyorlar. Gönderdikleri genellikle asıl yaptıkları meslekten kazandıkları oluyor. Çünkü, jigololuktan gelen paranın, ne kendilerine ne de ailelerine hayrının dokunacağına inanıyorlar. “Bu parayla gelecek kurulmaz, o yüzden de kazandığımızı harcıyoruz, yaşıyoruz” diyor N.S.

N.S., İzmir’de 20, Antalya’da ise 30 kişilik jigolo kadrosunda devlet memurlarının da bulunduğunu, onların randevularını da vakitleri uysun diye hafta sonuna ayarladığını iddia ediyor. Jigoloların kazandıklarının yüzde 50’si N.S’nin cebine giriyor.

ALDATILAN KADINLAR İNTİKAM İÇİN JİGOLO TUTUYOR

Müşterileri arasında zenciler Uzakdoğulular olmadığını söylüyor N.S. En iyi müşterileri İzmir’de Hollandalılar Almanlar, Antalya’da ise Ruslar Almanlar. Hangi dilde anlaşıyorsunuz diye sorduğumda gülerek, “Tarzanca” cevabını veriyor. müşterileri arasında en fazla iş kadınlarının bulunduğunu, kocası tarafından aldatılan kadınların intikam için jigololarla beraber olduğunu anlatıyor. Ama madalyonun bir başka yüzünde de, eşleri tarafından aldatılan erkeklerin intikam için jigololuk yapması var.

YAZIN JİGOLOLUK YAPIYORKIŞIN KÖYLERİNE DÖNÜYORLAR

Jigololuk yapmak isteyenler genellikle internet siteleri üzerinden, ya da bu işi daha önce yapan dıklarının referansıyla onlara ulaşıyor. Kendisi de Doğulu olan N.S, özellikle Doğu Güneydoğu Anadolu’daki gençlerin yazın jigololuk için başvurduğunu, kışın da köylerine döndüklerini söylüyor.

İşi bilmeyen jigolo adaylarını eğitimden geçirdiklerini de anlatıyor N.S. nda toplasan iki görmüş adam gelip jigolo olacağım, diyor. Ona kalsa hurra ın üstüne çullanacak. Ama önce porno filmler izletip ’Bak müşteri en çok bunu ister’ diyoruz. Ben ıma bile bunları yapmadım deyip itiraz edenler çıkıyor. Yapmazsan güle güle, diyoruz.”

Jigolo olmak için kolunda ya da vücudunun herhangi bir yerinde faça bulunmaması şartı da var. Aksi halde müşteriler, “Bu adam psikopat beni de kesebilir” diye düşünüyormuş. Ayrıca, seks shoplarla anlaşmaları var. Satın aldıkları malzemelere vermiyor, şılığında internet sitelerinde reklam yapıyorlar.

PREZEKTİF KULLANIYORUZ!

“Prezervatif kullanıyorsunuz değil mi?” dediğimde “Tabii, prezektif kullanıyoruz” diyor. N.S her ne kadar “Prezektif kullanıyoruz” dese de, ne Y.D ne de S.O. kullanmadıklarını söyledi. Hatta S.O. “Neydi o dediğin? Ondan kullanmayı sevmiyorum, gerek yok” diyor. Kılığı kıyafeti temiz olanın da taşımadığını düşünüyor: “Bizim gittiğimiz tip kişiler taşımaz” diyecek kadar güvenli seksten bihaberler.

’nın söylediği günümüze kadar insanlığa ışık tutan sözlerinden bazıları:

· Sevgide güneş gibi ol, dostluk kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu verir de, şeytandan dert satın alır.
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
. değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil güzeldir..
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
. , davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yı mı hiç?
· İsa’nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, olur da güneş üflemekle söner?
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, ın her biri bir yöne uçar
· bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
·O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
· Genişlik, sabırdan doğar.
· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
· daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
· Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
· Ey sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
· Birisi bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
· Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah’tır. Tamahkarın kıblesi ise torbası.
. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra “özrüm vardı, kendimde değildim”der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
· İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya ıştırıp ker*** yapman gerek.
· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var
· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
· Adalet ? Her şeyi yerine koymak. Zulüm ? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
· Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
· Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
· Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar belirir,anlaşılır?
·Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
· Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde.
· Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın, de ressamın elindedir,o elden çı.
· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
· Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
· Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
· Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
· Verdiğini geri alan kişi, ***** gibi kusmuğunu yemiş olur.
· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç.
· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,şılığını bulma günüdür.
· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
· Bulutlar ağlamasa yeşillikler güler?
· Bülbüllerin sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kor kafese?
· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir.
· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
· Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
· Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
· Yemekle dolu ın, şeytanın pazarıdır.
· Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da verir, yalan olduğunu da.
· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet’in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de.
· Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
· Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
· Rüşvet alan pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
· Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
· İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir.
· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, kulluk kalkanını almadan gitme.
· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
· ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra
· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
· Nefsin, üzüm hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
· Ağzını kapa dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana.
· Doğruluk, ’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar.
· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah’ın inayet muhabbetine mazhar olmanın delilidir.
· Sıkıntı huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin şılığıdır.
· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi havada olur.
· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz
· Ümit, güvenlik yolunun başıdır.
· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda ın düşmanı avcısıdır.
· Dert, insana yol gösterir.
· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır.
· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur.
· Sokak köpeğine ister , ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz.
· Cübbe sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir.
· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım?
· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun?
· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar.
· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak,
sırları örtmek yaraşır.
· aramıyorum, olmaya yeteneği olan bakır nerede?
· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur
· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir.
· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter.
· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun.
· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün.
· Dünyaya demir atmış Karun’u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa’yı gökyüzü çekti, yüceltti.
· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır.
· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır.
· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı’dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz.
· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o?
· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O’nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır.
· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine ışmazlar.
· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi yavaş ol.
· evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar.
· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında k vardır. Sevgi acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet şehvet ise k vasıfları.
· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran olmadıkça feryat etmez.
· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak.
· Yeryüzü ile dağda olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi.
· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar?
· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal,
· İnsana bütün içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır.
· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz?
· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.
· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir.
· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez.
· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir.
· , davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur.
· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır.
· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan!
· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi.
· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.
· Aynanın berraklığını yüzüne şı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur.
· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa.
· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür.
· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir.
· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de ır, elbise de.
· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret.
· Yoksul, cömertliğin aynasıdır.
· Peygamberler insanları Allah’a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar?
· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin
düşündürdükleri…
· Sabır, genişliğin anahtarıdır.
· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur.
· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir
· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil.
· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da gibi değerli olmasından değildir.
· Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca ne katıktır.
· Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
· İnanan, inananın aynasıdır.
· Sen şekillerde kalırsan puta tapıyorsun demektir. Her şeyin şeklini bırak, manasına bak
· Rengi kara bile olsa, bir kişi seninle aynı maksadı güdüyorsa, ona ak de, senin rengindedir.
· Hacca gideceksen, bir hac yoldaşı ara. İster Hint’li olsun, ister , ister Arap. Şekline, rengine bakma, maksadı ne, ona bak.
· Yokluk, varlığın aynasıdır.
· Arslanın boynunda zincir bile olsa, bütün zincir yapanlara beydir arslan.
· Zıddı meydana çıkaran, onun zıddı olan şeydir. Bal, sirkeyle belirir.
· Kasırga pek çok ağaçlar yı fakat yeşermiş bir ota ihsanlarda bulunur.
· Dostların ziyaretine eli boş gelmek, değirmene buğdaysız gitmektir.
· Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı?
· Hiç köpeğin havlaması, ayın kulağına değer mi?
· Huzurunda bulunmayanlara bile böyle elbiseler, böyle yiyecekler verirse, bilir konuğun önüne ne nimetler koyar.
· Hıristiyanların bilgisizliğine bak ki, asılmış Tanrı’dan medet umuyorlar.
· , ressama, beni kusurlu yaptın diye söz mü söyleyebilir?
· İnsanoğlu, dilinin altında gizlidir. Dil, can kapısının perdesidir. Yel, perdeyi kaldırdı mı ne var, belirir bize.
· Sen de sağ eline bir sopa aldın ama senin elin nerede, ’nın eli nerede
· Akıllı birisinden gelen cefa, bilgisizlerin vefasından iyidir.
· Kara odun ateşe eş oldu mu, karalığı gider, tümden ışık kesilir.
· Bağış, kine merhemdir.
· Tahta içinde yaşayan kurt, o tahtanın fidan olduğu vakit ki halini bilir mi hiç?
· Madem ki hırsızsın, bari o güzelim inciyi çal, madem ki gebe kalıyorsun, bari yüce bir çocuğa gebe kal.
· Korukla üzüm birbirine zıttır ama, koruk olgunlaştı mı bir dost olur.
· Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
· Aynada bir şekil görürsün hani, senin şeklindir o, aynanın değil.
· Satrançta piyon yola çı da, sonunda yüce vezir olur.
· Kibir kokusu, hırs kokusu, tamah kokusu, söz söylerken soğan gibi kokar.
· Sonsuzun iki yanı da yoktur, ortası olabilir?
· Dosttan, yakınlardan gelen bir cefa, düşmanın üçyüzbin cefasına bedeldir.
. Bal yiyen arısından gocunmaz..
· Güneşin ışığı pisliğe vursa bile pislenmez, ışıktır o.
· Başın ırmağın suyuna daldı mı, suyun rengini görebilirsin?
· Davud’un elinde mum oluyor, senin elindeyse mum, demire dönüyor.
· Sabır, insanı maksadına en tez ulaştıran kılavuzdur.
· Yılan yumurtası da serçe yumurtasına benzer ama aralarında ne kadar fark var.
· Bilginin, iki kanadı vardır, şüphenin tek.
· İkiyüz batman bala, bir okka sirke döksen, balın içinde erir, gider. Balı tattın mı sirkenin tadını bulamazsın fakat tartarsan bir okka fazla gelir. Demek ki sirke, hem yok olmuştur, hem vardır.
· Bir kuyudan her gün toprak çeker, her gün orayı kazar, eşersen, sonunda arı duru suya ulaşırsın.
· Denizden bile yerine su koymadan devamlı su alsan, bu işin denizleri çöle çevirir.
· Sen, yerdeki yeşillik gibisin, ayağın bağlı. Bir yel esti mi, tam inanca ulaşmadan başını sallarsın.
· Oltandaki et lokması, avlamak iç. Öyle lokma ne bağıştır ne cömertlik.
· Sözün eğri olsa da, anlamı doğru bulunsa, sözdeki o eğrilik, Tanrı’ya makbuldür.
· İçen akıllıysa, aklının parlaklığı daha da artar, fakat kötü huyluysa daha beter olur. Ama halkın çoğu kötü olduğundan, beğenilmez huylara sahip bulunduğundan, içki herkese haram edilmiştir.
· Eşeğin ardını öpmekte bir tat, tuz yoktur. Faydasız yere, sakalını, bıyığını kokutur.
· Pirlik, saçın sakalın ağarması ile elde edilmez. İblisten daha ihtiyar var?
· Tavus kuşu gibi sadece kanadını görme, ayağını da gör.
· Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider.
· Öküz, ansızın Bağdat’a gelir, şehri bir baştan öte gezip, dolaşır. Bütün o zevki, hoşluğu, tadı, tuzu görmez de göre göre karpuz kabuğunu görür.
· Hani bir vardır, porsuktur adı. Dayak yedikçe semirir, büyür, köteği yedikçe daha iyileşir, sopa vuruldukça semirir, insan da gerçekte porsuktur, çünkü o da dert, mihnet sopasıyla büyür, semizleşir.
· Uçan kuş, yeryüzünde kalsa tasalanır, derde düşse ağlayıp inlemeye koyulur. Fakat ev kuşu, kümes ı, yeryüzünde sevinçle yürür, yem toplar, neşeyle koşar durur.
· Ölülerle savaşıp gazilik elde edilmez.
· Hoş, ömür, yakınlık aleminde can beslemektir. Kuzgunun ömrü ise fışkı yemeye yarar.
· Kin, sapıklığın da aslıdır, kafirliğin de.
· Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.
· İnciyi sedefin içinde ara, hüneri de sanat ehlinden iste.
· İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.
· Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcanır.
· Hiç ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
· Hırs, çirkinlikleri bile gösterir.
· Padişahın adamlarından biri, zindanın burcunu yıksa, zindancının gönlü bu yüzden kırılır mı hiç?
· Hiçbir şeyden haberi olmayan cansızlardan, gelişip boy atan bitkiye, bitkiden yaşayış, derde uğrayış varlığına, sonra güzelim akıl, fikir, ayırt ediş varlığına geldin.
· Yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
· Demirciliği bilmiyorsan, demirci ocağından geçerken sakalın da yanar, saçın da.
· Taş, taşlıktan çıkıp yok olmadıkça, mücevher olup yüzüğe takılır mı hiç?
· Padişah, töhmet altına alınanı Karun’a çevirir. Artık suçsuzu ne hale kor, onu sen düşün.
· Eğri ayağın gölgesi de eğridir.
· Tam inanç aynası kesilen kişi, kendini görse bile, Tanrı’yı görmüş olur.
· Bilgiye ulaştı mı ayak, kanat olur.
· Göz olgunlaştı mı, temeli, özü görür. Ama kişi şaşı oldu mu parça buçuğu görür ancak.
· Sınama, deneme yolunda bilgi, tam inançtan aşağıdır, zindansa yukarı.
· Can, doğan kuşuna benzer, beden ona bir tuzak

İki pitbull cinsi bir boğaya saldırırsa ne olur? Son derece tehlikeli olan iki pitbul bir boğaya saldırıyor. Bakalım pitbulllarla boğa savaşında kazanan oluyor?

İki pitbull cinsi bir boğaya saldırırsa ne olur? Son derece tehlikeli olan iki pitbul bir boğaya saldırıyor. Bakalım pitbulllarla boğa savaşında kazanan oluyor?    Bir Irmak kenarında otlayan boğanın yanına yaklaşan pitbullar boğayı önce rahatsız ediyorlar. İki boğanın etrafında dönerek kafa tarafındaki bölgeden ısırmaya çalışıyor ama boğa kıvrak bir hareketle kurtulmaya çalışıyor…Kafa darbesiyle putbulun birini etkisiz hale getiren boğa diğer köpeğin kendine arkadan yaklaşmasını bekliyor. Pitbul boğayı tam ısırma anında boğa bu kez tekmesini kullanıyor…Bu tekmenin ardından pitbulun biri yerden kalkamıyor. Az önce kafa darbesiyle yanından uzaklaşan diğer pitbulu da boğa yine tekmeyle kendinden uzaklaştırıyor…Boğa her iki pitbulu da yere seriyor… icerix

saç modelleriSıcak günlere az kaldı. Bu yaz her zaman olduğu gibi rahat kullanışlı saç modelleri yine ön planda olacak. Saç modasıyla ilgili son trendleri, kuaför Levent ile konuştuk, onun önerilerini dinledik…

Levent ile konuşmaya başladığımda bu kadar samimi cevaplar beklemiyordum açıkçası. İşinin ticari tarafını bir yana koyup, tamamiyle dost tavsiyelerinde bulunması gerçekten hoş bir durum. Okuyunca siz de anlayacaksınız…

Read the rest of this entry »

SPAM, biz istemesekte gelen tım, satış yada biraz sonra bahsedeceğim farklı nedenlerle gönderilen rahatsız edici istenmeyen postalara verilen dünya çapındaki isim.

Gerçek de olabilir, Kandırmaca da.

Örnek verecek olursak: "ürünlerde kampanya" "ilk üye olan bilmemkaç kişiye bilmemne" gibi şeyler.

Ama SPAM konusunda bilmemiz gereken asıl önemli konulara gelince:

Phishing ismi verilen bu mailleri açan "kurbanlar"dan koparma taktikleri, çeşitli hesaplarını elde amaçları gibi çok önemli durumlar da söz konusu.
Ayrıca virüslerin yaygınlaşması içinde çok kullanılan bir yöntem.

Bizim bu konuda dikkat etmemiz gereken noktaya gelince:

Herkesin kutusuna arkadaşından, eşinden, dostundan etkileyici, merak uyandırıcı, başkaları ile paylaşma isteği uyandıran yada paylaşıma zorlayan mailler gelir. Bizde bunları toplu şekilde listemizdeki herkese göndeririz. Forward ederiz. İletiriz.

Bunların başlıcaları: Amerika'nın ülkemiz ile ilgili komplo teorileri, bilmemkaç kişiye göndermezsek başımıza felaket geleceğinden bahseden mailler, Coca-cola'nın tuvalet temizleyici olduğu, Bill Gates'in servetini paylaştığı, maili paylaşırsak bir aç'ı doyuracağımız, LCW'nin ortakları bilmem olduğu, Bilmemkaç kişiye göndermezsek başımıza olmadık felaketler geleceği… gibi. Bu bahsettiklerim "ünlü internet efsaneleri"nden sadece birkaçı. Tahmin edebileceğiniz gibi ; YALAN. Mailin ulaştığı kişinin bu maili paylaşması için gönderilmiş, özellikle yayılması amaçlanarak üretilmiş senaryo .

Hepimize hemen hergün birkaç tane geliyor bunlardan.

Peki bu SPAM mailler geliyor? üretiliyor?

Üretilen senaryo , SPAM göndericisi tarafından binlerce kişilik listesine bir kez gönderiliyor.
Emaili alan bizler içeriğin doğru olup olmadığını bile araştırıp, düşünmeden hemen eşimizi dostumuzu bilgilendirmek için göndermeye başlıyoruz. SPAM'ı ilk atan kişinin maili de listede olduğu için, gönderilen her kişinin kötü niyetli kişilerin eline geçiyor. Bu maillerin içinde "siz eklediğinizi için" sevdiklerinizin adresleri de bulunuyor. SPAM bir anda milyonlarca kişiye ulaşıyor.

Her gönderiminde belkide yüzlerce yeni e- ekleniyor SPAM göndericinin listesine ekleniyor.
Bizde saf saf insaları bilinçlendirdiğimizi onlara yardımcı olduğumuzu sanıyoruz bu arada.

Bu durumda ne yapmalıyız peki?

Önce bu maillerin içeriğinde bir varsa, doğru olup olmadığını bir araştırın. Mantığınız ile tartın.
Ya da içeriğini gerçekten beğenip paylaşmak istiyorsanız,
Mesajın sadece göndermek istediğiniz kısmını seçip kopyalayın, yeni ileti oluşturup buraya yapıştırın.
Göndereceğiniz kişilerin adreslerini "Bcc:" kısmına yazın. "To: (kime)" kısmına sadece kendi adresinizi yazın. Bu şekilde mesajı alan kişi mesajın kopyasını aldığını bilecek, diğer gönderdiğiniz kişilerin adreslerini göremeyecek, ayrıca sizde mesajınızın düzgün gidip gitmediğini de kontrol etmiş de olacaksınız.

listenizi ele geçirmeye çalışan kişiler amaçlarına ulaşamayacaklar. Arkadaşlarınızı da korumuş olacaksınız.

Ek Notlar:
Beğendiğiniz bir yazı bulduğunuzda o yazıyı olarak atmak yerine sayfanın linkini adres bardan kopyalayıp metninize yapıştırarak gönderin. (Tüm yazıyı göndermektense, link göndermek internetin geleceği açısından da çok faydalı olacaktır.) Sizde interneti bilinçli kullanmış kullandırmış olacaksınız.

Ayrıca, Outlook gibi bir izleme ı kullanıyorsanız, bu alışkanlığınızdan vazgeçmenizi kullanımı daha hızlı kolay olan 'i kullanmanızı ederim. artık tüm e-posta hesaplarınızı kontrol etmenizi sağlayacak, kullanımı çok kolay olan bir paneli size sunuyor. Üstelik TÜRKÇE, Üsteli

kaynak: ordan burdan

Çerezler namı diğer cookieler, olarak bir sayfayı ziyaret eden kişinin ikinci kez geldiğinde nmasını sağlayan internet eklentileridir. çalışır? Örneğin hurriyet.com.tr sitesini açtığınız zaman internet tarayıcınıza (, , opera) hurriyet.com.tr sunucuları tarafından bir çerez gönderilir. Bu çerez sizin ınıza gönderildikten sonra artık size sanal bir kimlik verilmiştir. Kimlik kelimesi bu kavramı açıklamak için biraz ağır kaçabilir. ınıza çerez gönderildikten sonra size kimlik mi yoksa başka birşey mi verilmiş derecelendirmesi kelimelere kalır ama ekledikleri kodlar sayesinde arkanızda iz bırakmanızı sağlayabilecek bişey olduğunu söyleyebilirim. bir iz? Bu iz tabiki olarak sizin hangi sayfaları dolaştığınız ile ilgilidir. Böylelikle ayrıntılı ziyaretçi profili istatistikleri çıkartılabilir. Örneğin, hürriyet gazetesini ziyaret eden ziyaretçilerin %40'ı (varsayım) ana sayfayı açtıktan sonra, ilk manşetteki habere tıklamaktadır. Hmmm, o zaman Hürriyet olarak ben ne yapmalıyım? İlk manşette gündemi sarsıcı, benim vermek istediğim mesajı içerecek türde haberleri yayınlamalıyım. Bu ı varsayımla da yapabilirsiniz, ama en sağlıklısı istatistiki değerlere göre hareket etmektir. Şöyle bir benzetme daha yapayım. ınıza kopyalanan veriyi sizin hakkınızda tutulan bir dosya gibi düşünebilirsiniz. İçine siz bilgi koydukça daha değerleniyor anlam kazanıyor. Hürriyet gazetesi örneğinden devam edelim. Sitelerini ziyaret ettiniz, sağa sola tıkladınız haberleri okudunuz. Bu haberleri okurken belli bir çizgi izlemiş olabilirsiniz, olmayabilirsiniz. Yazıları okudunuz bir tanesine takıldınız yorum yapmaya verdiniz yorumcu profili oluşturdunuz. Bilgilerinizi verdiğiniz anda odada ışıklar yanmaya başlar. Artık bundan önce ziyaret ettiğiniz sayfalar oluşturduğunuz profil Hürriyet için birisiyle muhatap olduklarını ifade etmek için yeterlidir.

Hürriyetin benim için tuttuğu verilere buradan bakabilirsiniz (özel kısımları xxx olarak kapattım):

Hürriyet gazetesinin yakasını bırak be adam dediğiniz duyar gibiyim Bıraktım bıraktım, gelelim 'a. Yukarıdaki örnek 'ın yaptıklarına kıyasla solda sıfır kalır. ? 'da yaptığınız her arama, için manasına geliyor. Birileri sizin aramalarınıza ödemek istiyor. Dolayısıyla siz kimsiniz? nerdensiniz? ne iş yaparsınız? ne ararsınız? ne kadar sıklıkta arama yaparsınız? hangi siteleri ararsınız? hangi kelimeleri kullanırsınız? hangi siteleri ziyaret edersiniz? bunların için milyarlarca dolarlık bir marketi ifade etmektedir.

'ın çerezleri kullanıp kullanmadığıyla ilgili bir örnek veriyim. ('ın reklam ı) konusuyla ilgili geçenlerde bir arkadaşım kendi sitesindeki reklamlara fazla tıkladığından dolayı bloklandığını, sonra başka birisi üzerinden hesap açtığını 'ın bunu kesinlikle tespit edemeyeceği metodlar uyguladığını anlattı. Anlattığı metodları biliyorum geçerliliğin doğruluğu adına ben de altına imzamı atarım. Ama ne oldu? 3.kişi üzerinden açtığı hesabın izini arkadaşıma kadar sürüp yeni hesabını da birkaç ay içinde kapattı. Peki yaptı bunu? Çerezler

çereze örnek:

PREF=ID=28face613556316e
TM=1184620070
LM=1184620070
S=DkEaab7_F7PtM3ZX

Ama ? ; , , adwords daha birçok hizmetini bir noktaya bağladı ama saniyede milyonlarla ifade edilen miktarda gelen veriyi işleyebilecek? Siz ali veli deyip 'da arattığınız bilmem şu kadar milyon sonucu saniyeden kısa sürede listeleyecek? Bu aramalara cevap verirken, reklam hizmetlerini, email hizmetlerini yürütebilecek? Açıklayalım

sunucu dünyasının en güçlü bilgisayarlarını üreten Sun ile 2005 yılında ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşmaya göre bütün sunucu ihtiyacını Sun ile hallediyor buna şılık Sun 'ın Toolbarını diğer yazılımlarına ek olarak kullanıcıları yükletmek suretiyle destekliyor. Toolbar? 'ın reklam ında, Toolbar'lı yüklenmesine vesile olan webmasterlara 1$ ödüyor? Söyleyelim. Toolbar'ın cookie (çerez) den neredeyse hiç farkı yoktur. Toolbar ilk yüklendiğinde sadece arama yapmada kullanıldığı zaman birşey ifade etmiyor. Ama örneğin Pagerank seçeneğini aktif hale getirirseniz, ziyaret ettiğiniz bütün siteler 'a sadece size atanmış bir kimlik bilgisi (ID) ile gönderiliyor. Bookmark, History gibi servisleri aktif ettiğiniz zaman size sorar: Bilgilerinizin bir kısmı araştırmalar için kullanılabilir. Tabi bu araştırmalar bilmiyoruz. Bu araştırmaların amacı bilmiyoruz çünkü bu kısım iş sırrı oluyor.

Velhasıl gelelim. 'da yaptığınız her bir arama, arama sonucunda tıkladığınız her bir sayfa tarafından edilmekte. Bu verileri etmek için de 'ın ınıza gönderdiği çerezin içine yerleştirdiği sadece size atanmış kimlik bilgisi (ID) kullanılmakta. Yaptığınız aramalar bulunduğunuz coğrafyayla, gündemle birçok konuyla eşleştiriliyor. 'da oluşturduğunuz profile göre News ( ) sayfasında size uygun gündemler seçiliyor. Bundan önce tıkladığınız sonuçlara göre, 'ın sizin tıklayacağınızı düşündüğü sayfalar üst sıralarda gösteriliyor. Bu profil oluşumu devam edip dururken, yada benzeri bir hizmetinde hesap açarsanız artık resmen sizin siz olduğunuz tarafından öğrenilmiş oluyor.

Bundan niye rahatsız olayım diye düşünebilirsiniz ama burda da birçok nokta var. Sizin hakkınızda öğrenilen verilerin ne amaçla tutulduğunu bilmiyoruz. Bu verilerin ne için kullanıldığını arama yaptığınız zaman farklı sonuçlar görerek, 'ın bazı hizmetlerini kullandığınız zaman size göre sonuçlar üretilmesiyle görebiliyoruz. Ama bu kadar! Bunun yanında 'ın Amerika devletine CIA'ye şı sorumlukları var. Bundan önce , çocuklarla ilgili ahlaksız arayışlar içinde bulunanları polise vermek suretiyle yargıya yardımcı oldu. Bu yardımların sadece bununla sınırlı olup olmadığı, arama yapan kişileri kimin menfaatine göre suçlu bulup bulmadıklarını bilmiyoruz.

geçtiğimiz günlerde, bu konuda oluşan spekülasyonlardan dolayı bundan önce 2038 yılına kadar ziyaretçilerin ında tuttuğu cookie (çerez) bilgisini, 2 yıl ile sınırlandırma ı aldı. Eğer 2 yıl süresince 'da arama yapmayıp, 2 yılın sonunda arama yaparsanız o gün sizi ilk defa mış gibi hareket ediyor. Neye yarıyacaksa

'ın bizi özel mıza müdahele olabilecek etkilerini durdurabiliriz? Bunun için 'dan sizin olduğunuzu saklayabilecek üzerine eklenti olarak eklenebilecek CustomizeGoogle kullanabilirsiniz. Ben de bu yazıyı yazmaya başladığım zaman bu eklentiyi bulduğum için ne kadar iş görür bilemiyorum. Yazıyı çözümsüzlük alternatifsizlikle bitirmek yerine böyle bir tan bahsetmek istedim.

kaynak: ordan burdan

Liposuction (Yağ Alma Ameliyatı)

Liposuction (yağ alma ameliyatı) hakkında en fazla yanlış bilginin dolaştığı ameliyat. Bir yandan yağ alma (liposuction) ameliyatının insanları öldürdüğüne, sağ kalanlarda da yağ almaya bağlı olarak eğri büğrü yerler kaldığına dair sağlam bir kanı var.

YAĞ ALMA AMELİYATI, LIPOPLASTY, LIPOSCULPTURE, LIPOSHAPING, LIPOSUCTION

Diğer yandan da liposculpture, liposhaping gibi isimler altında bambaşka bir ameliyat yapılıp harikalar yaratıldığı anlatılıyor. Hâlbuki sonuçta yapılan hep aynı işlem, yani Liposuction (yağ alma ameliyatı).

Nereden başlayalım ben de şaşırıyorum. Ama önce “lipo” ile başlayan her şey hakkındaki bildiklerinizi bir kenara koyun. En baştan özetlemeye çalışacağım:

LİPOSUCTİON (YAĞ ALMA AMELİYATI) NEDİR?
Liposuction en büyüğü şun kalem kalınlığında içi boş borucuklar (kanüller) ile deri altındaki yağ dokusunun emilmesidir. Kanüller deriye birkaç milimetrelik kesiklerden sokulduğu için iz neredeyse hiç kalmıyor. Emme işlemini yapan da bu kanülün arkasındaki hortuma bağlı aspiratör denilen, iri bir elektrikli süpürge boyunda bir vakum alet. Daha az kullanılan bir teknikte makine olmadan büyük enjektörler ile el gücü ile kanüldeki yağın emilmesi. İki teknik arasında çok önemli bir fark yok, tamamen cerrahın kişisel tercihi diyebilirim.

Bu ameliyatta asıl amaç yağları almaktan çok yağların içinde depolandığı yağ hücrelerini almaktır. Bir insan ergenliğe ulaştıktan sonra vücudundaki yağ hücresi sayısı değişmez. alınırken de yağların nerede depolanacağı o bölgedeki yağ hücresi sayısına bağlıdır. Örneğin bir hanımın basenlerinde bir milyon yağ hücre varsa siz ameliyat ile bu sayıyı beş yüz bine indirebilirseniz ileride ne kadar alırsa alsın bu hanımın yeniden basenleri olmayacaktır. Ameliyatın bu tarafını anlamak çok önemlidir.
Bir kaç teknik terimden de bahsedeceğim:

ULTRASONİC LİPOSUCTİON: Yağları almadan önce özel bir alete bağlı, liposuctionda kullandıklarımıza benzeyen bir borucuk ameliyat bölgesinde dolaştırılıyor bu borucuğun yaydığı ultrasonik titreşimler ile yağlar yumuşatılıyor. Daha sonra liposuction işlemi her zamanki gibi yapılıyor. Daha yumuşamış yağların alınması kolaylaşıyor. İlk zamanlarda bir mucize olarak görülmüştü ama şimdi gerekliliği tartışılıyor. ’de bu tekniği kullanabilen çok az kişi var (zaten alet sayısı da çok az) ben de bunlardan biriyim ama gitgide daha az kullanır oldum. Özetle illa ultrasonic liposuction talep etmenize gerek yok.

ISLAK TEKNİK YA DA TUMESCENT (TÜMESAN) TEKNİĞİ: Ameliyata başlamadan önce yağlar içlerine su ile verilerek şişiriliyor. Bu artık olmazsa olmaz olarak kabul edilen bir teknik. Benim bildiğim kadarı ile tumesan teknik kullanmayan plastik cerrah kalmadı. Bu sıvı içerisinde kanamayı durduran (adrenalin), ağrıyı kesen lokal anestetikler (lidocain) gibi ilaçlar var.

NE FARKLARI VAR??? LIPOPLASTY – LIPOSCULPTURE – LIPOSHAPING – LIPOSUCTION…
Sizi şaşırtmak istemem ama aslında hiç bir farkları yok. Alınan yağların bir kısmının yağ enjeksiyonu metodu ile başka yerlere geri verilmesinin de işin içine girdiği varsayılarak bu isimler üretildi. Bu isimler bilimsel olmaktan çok ticari. Yapılan işlem hepsinde aynı: yağları almak.

LIPOSUCTION KİMLER İÇİN UYGUN?
Bu ameliyatta amaç belli yerlerde toplanan ne kadar rejim, yapılırsa yapılsın verilemeyen yağları almak. En tipik örnek hanımların kalçalarının alt – yanlarında biriken basenler. Yapısal bir yağlanma şekli olan bu basen yağları ne kadar verilirse verilsin inatla erimez. Liposuction bu tür fazlalıkları almak için ideal bir çözüm.

Aşırı kilolu insanların bu ameliyat ile zayıflamalarını beklemek ise çok gerçekçi değil. Liposuction ile bir miktar yağ alınabilir ama gerçekten şişman insanın zayıflatılmasını beklemek gerçekçi olmaz.

Bir konuya daha değinmek gerekiyor. Liposuction sadece yağları alan bir teknik. Dolayısı ile yüzeydeki deriye çok az etki ediyor. Yağların oluşturduğu gerginlik azalınca derinin kendi kendine gerginleşerek yeniden şekillenmesi gerekiyor. Eğer deri elastik yapısını kaybetmişse yağlar alındıktan sonra sarkması çok kötü bir görüntüye sebep olabilir. Örneğin üç doğumdan sonra karnınızın altında sarkıklık derin çatlaklar oluştuysa liposcution sonrası bu bölgenin içi boşalmış bir halde sarkması neredeyse kesin.

Özetle bu ameliyat cildinde çatlak, sarkma gibi problemler olmayanlar için uygun.

En iyi sonuç alınan hastalar genellikle en fazla bir doğum yapmış, en fazla orta yaşlarda, aşırı kiloları olmayan hanımlar ya da belindeki “simitten” kurtulmak isteyen normale yakın kilolu erkekler.

LIPOSUCTION HANGİ BÖLGELER İÇİN UYGUN?
Her yerden yağ alınabilir. Ama belli yerler bu ameliyat için çok uygun iken bazı yerlerde aksine hiç uygun değiller.
EN UYGUN YERLER:
Erkeklerde en uygun bölge bel çevresi ın, yani “simit”, “love handle” gibi isimler takılan yerler. Boyun altı (gıdı).
Kadınlarda yine ın bel, kalçalar, basenler, diz içleri bacakların iç üst kısımları, ayak bilekleri, yine boyun altı (gıdı), kol altları, sırt.
UYGUN OLMAYAN YERLER:
Bacakların ön yüzü kalçaların alt kısımları. Buradan biraz fazla yağ alınırsa çökmeler olması çok olası. Mümkünse almamakta fayda var.

ERKEKLER İÇİN LIPOSUCTION
’de erkekler artan bir şekilde estetik cerrahi yaptırıyorlar. Bütün kuaförlerinde pedikür yapıldığını düşünürseniz buna da şaşmamak gerek ( eşitliğini hep tek taraflı düşünmemek lazım). erkeklerinin en sık yaptırdıkları estetik ameliyat burun ameliyatı. İkinci sırada da liposuction geliyor.

Erkeklere yapılan liposuction kadınlarınkinden biraz farklı. Bir kere erkeklerin yağlanma bölgeleri sadece göbek deliği etrafı, ın her iki yanda bel bölgesiyle sınırlı. Bu yağların altında, en erkekte bile hatırı sayılır bir ın kası kütlesi var. Dolayısı ile bu ameliyatta amaç göbek bölgesindeki yağların mümkün olan en çoğunu almak. Kadınlarda bütün yağları almak çok erkeksi kaslı bir görüntü yaratabileceği için genellikle daha az yağ alınıyor.

Bu ameliyat için ideal tipi yapan ama düzensiz yüksek kalorili beslenen, kilosu normalin biraz üzerinde erkekler. derisinin kendini toparlama yeteneği de çok iyi olduğu için bu hastaların bel “simitlerini” tamamen almak mümkün.

Amaç kasları ortaya çıkarmaktır. Deri altı yağ dokusu inceldikçe orta hatta duran “baklava baklava” gözüken kasları ortaya çıkarmak mümkün.

AMELİYAT İÇİN EN DOĞRU ZAMAN
Rejim ile veriyorsanız bu ameliyatı vermeyi bitirdiğiniz zaman erteleyin. Bunun tek istinası rejimi sırasında daha fazla veremediğinizi hissederseniz olabilir. Rejim yapan insanların ne büyük sorunu motivasyonlarını kaybetmek oluyor. Bu durunda ameliyat biraz öne çekilebilir. Veremediğiniz yağların azaldığını vücut şeklinizin değiştiğini görünce yeniden motive olabilirsiniz. Ama önce ameliyat olayım motive olayım diye düşünmeyin.

Benim tecrübem, ameliyat öncesinde hiç vermeyen hastalar ameliyattan sonrada vermiyorlar sadece ameliyatla kurtuldukları yağlara razı oluyorlar. Ama kendisi veren hastalarım ameliyat sonrasında bu çabalarına devam ediyor.

Anneler için ideal zaman birinci yılın sonu. Bu sürede hem anne verebileceği kiloları vermiş oluyor hem de sarkıklığın çatlakların derecesi tam olarak ortaya çıkıyor.

Bu ameliyat daha sonraki hamilelikler için bir problem de teşkil etmiyor ama çok yakın bir tarihte yeni bir gebelik planlanıyorsa bu ameliyatı ertelemekte fayda var. Yeni bir hamilelikte yeni deformasyonlar kilolar oluşacağını göz önüne almak tedaviyi ikinci hamilelikten sonraya bırakmak daha doğru.

AMELİYATTAN ÖNCE SONRA EK BİR TEDAVİ GEREKİYOR MU?
Gerekli demek doğru olmaz ama ameliyat öncesi sonrası lenf drenajını hızlandıran “endomoloji” tedavileri, örneğin lenf drenaj masajı ya da LPG çok faydalı oluyor. Hastaların ameliyat sonrası kendi kendilerine bir masaj yapmaları bile alınan sonuçları iyileşme hızını etkiliyor.

KOMPLİKASYONLAR ÇIKABİLECEK SORUNLAR
Her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyat için de korkulan komplikasyonların başında, kanama enfeksiyon var.

Bu tür ameliyatlarda ciddi bir kanama olması olasılığı yok ama morarma şeklinde basit hematomlar görülebilir.

Ameliyattan sonra beşinci gün civarında oluşan kızarıklık, ateş şişlik enfeksiyon habercisi olabilir. Çözüm enfeksiyonun temizlenmesi tabii antibiyotik olacaktır.

Cilt kaybı, yine nadir olmasına rağmen görülebilecek komplikasyonlar arasındadır. Daha çok aynı bölgeye ikinci kez çok kapsamlı bir liposuction yapıldığında görülebilir. Tek bir sigara bile bu olasılığı arttıracaktır. Sakın bir şey olmaz diye sigaraya başlamayın. Her ameliyattan sonraki ilk iki haftanın kritik olduğunu unutmayın.

 

 

 

Ameliyatta kullanılan ilaçlarının dozlarının da iyi hesaplanması gerekiyor. Tumesan sı yüksek miktarda lokal anestetikler içerdiği için belli doz miktarlarına çok dikkat edilmesi gerekli. Doz aşımında bazı nörolojik bulgular ortaya çıkabilir.

Amboli de, her ne kadar düşük bir olasılık olduğunu yukarıda uzun uzun anlattıysam da ihtimal dahilindedir.

Asimetri yüzeyde oluşabilecek düzensizlikler eğrilikler bu ameliyattan sonra şılaşılabileceğiniz sorunlar arasında. Ciddi asimetrilerde bir rötuş ameliyatı gerekebilir. Eğer yüzeyde bir düzensizlik yoksa simetriyi sağlamak çok kolay olur. Ama düzensizlikler varsa özellikle belli yerlerde ciddi çökmeler varsa bunları düzeltmek her zaman mümkün değil. Çökük yerlere yeniden yağ vermek, yüksek kalan yerleri doldurmak bütün ameliyat bölgesini eşitlemek gerekiyor ki bu da çok emek isteyen bir iş.

Yağ alınan bölgelerde hissizlik olması beklenen bir gelişmedir bunu bir komplikasyon olarak kabul etmemek gerekir. Bu his kayıpları ilk aylarda büyük oranda geçer. Ama bazı yerlerde 9 aya kadar devam edebilir. Kalıcı his kaybı çok nadirdir.

İPUÇLARI:
• Ameliyatı lokal anestezi ile olun doktorunuza ameliyat sırasında eğer gerekiyorsa ayağa kalkabileceğinizi söyleyin. Ameliyat sonunda ayakta kontrol son rötuşları yapmak elde edilecek sonucu çok etkileyebilir. Bu cesareti gösterin.
• Liposuction yeni teknikler ile artık riskli bir ameliyat kabul edilmiyor. 30 sene önceki ilk tekniklerden kaynaklanan felaket hikayelerine pek rağbet etmeyin. Bu en risksiz ameliyatlardan biridir.
• Bu ameliyatta amaç yağları değil yağ hücrelerini almak. Böylece o bölgede ileride de yağlanma oluşması önlenebiliyor.
• Ameliyattan sonra lenf drenaj masajı şişliklerinizin azalmasında çok etkili olur sizi çok rahatlatır.

SIK SORULAN SORULAR LIPOSUCTION HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:
Liposuction hakkında en fazla hurafe efsane uydurulan ameliyat. Bu ameliyat ne ölüm riskleri içeren bir çılgınlık, nede sizi bütün yağlarınızdan arındırabilecek bir mucize.
İşte ortalıkta sıkça duyabileceğiniz yanlışlar:
Ben en sık duyduklarımdan bazılarını sıralayacağım:
“yağ alına yerler girintili çıkıntılı, eğri büğrü oluyormuş”:
Normal şartlarda böyle bir şey olmaması gerek. Oluşan çöküklükler tamamen teknik . Ameliyattan sonra o bölgenin hiç ameliyat olmamış kadar düz olması gerekiyor.

• “daha sonra alınan kilolar vücudun başka yerlerine mi birikiyor?”

Hayır. Metabolizmayı bir bakkal defteri gibi düşünmeyin. Alınan kaloriler ya yakılacak ya da depolanacak değiller. Vücut ne kadar deposu, yani yağ hücresi varsa o kadar yağlanma eğilimindedir. Tersi olsaydı aynı miktar yiyen herkes aynı kiloda olurdu. İnsanları metabolizmaları yağ dağılımları çok değişkendir liposuctionda iyi yönde metabolizmayı etkiler. Kısaca liposuction sonrasında daha az şişmanlarsınız yağ dağılımınız bozulmaz.
“televizyonda bir liposuction gördüm o sopa gibi şeyi sokup çııyorlardı, sallanıyordu, aman dedim”
Televizyonda hangi ameliyatı seyretseniz aman dersiniz. Bu olabilecekler içerisinde en küçük ameliyatlardan biri.
“ölenler oluyormuş, gazetelerde çıkıyor, doğru mu?”
Her ameliyatın riski vardır. Ama liposuction bunlar içerisinde en risksiz olanlardan biri. İlk liposuction yapılmaya başlandığı yıllarda, 30 – 40 sene önce, tumesan tekniği bilinmiyordu. Yağlar alınırken ciddi kanamalar olabiliyordu yağ ambolisi denilen, parçalanmış yağların damarlar içerisinde olarak tarif edebileceğim ciddi komplikasyonlar görülüyordu. Üstelik bu hastaların ameliyat bölgeleri morarıyor bu morluklar aylarca geçmiyordu. O yıllardan kalan bu kötü “repütasyon” hala devam ediyor. Tumesan tekniği ile bu tür sorunlar artık neredeyse hiç yaşanmıyor. Gazetelerde çıkan her seferinde olmayan insanların yaptığı ameliyatlar. Eğer doktorunuzun bu konuda bir tecrübesi varsa ciddi bir komplikasyon ortaya çıkması gerçekten çok küçük bir olasılık.
Bu ameliyatı mutlaka bir plastik cerrah mı yapmalı?
Böyle bir zorunluluk olduğunu düşünmüyorum. Yasal olarak her operatör bu ameliyatı yapabilir. Ama pratisyen hekimlerin kesinlikle yapmaması gerekiyor.
Daha önce liposuction oldum cildimde çöküklükler oluştu. Bunlar giderilebilir mi?
Evet giderilebilir. Ama düzeltme ameliyatlarında amaç sizi güzelleştirmekten çok bu deformiteyi düzeltmek olabilir. Her şeyin bir anda düzeltilmesini beklemeyin. Bu deformiteleri tamamen düzeltmek bazen çok zor olur, ama daha iyi bir hale getirilebilir.

AMELİYATTA SONRASINDA SİZİ NELER BEKLER:

Ameliyat günü: Ameliyattan önce aynı gün ya da bir gün önce doktorunuzun bir çizim yapması gerekir. Genellikle bu çizim öncesinde sonrasında de çekilir. Resimlerin ameliyatın öncesini sonrasını şılaştırmanın tek yolu olduğunu unutmayın.
Ameliyat genel anestezi ile yapılabildiği gibi lokal anestezi ile de yapılabilir. Lokal anestezi sırasında anestezi doktoru size “sedasyon” denilen sizin yarı uykuda olmanızı sağlayan ek bir anestezi verecektir. Sedasyon sayesinde hem kendinizi çok iyi hissedersiniz, hem ağrı duymazsınız hem de ameliyattan sonra birçok şeyi hatırlamazsınız.
Lokal anestezi ile ameliyat olmanın size