nedir

012dy1.jpg

piyasasının sonu yok gibi görünüyor. Benim aklımı ıştıran asıl soru ise bir süre sonra telefonlara koyacak numara bulamayacaklar. O zaman ne olacak? modeli N800’ün konsepti gibi görünüyor. Tabi bir kaç farkla. Öncelikle ’un Q klavyesi var ı dokunmatik. Ayrıca 8 megapixel’lik kamerası 16 GB’lık dahili hafızası 9 yönlü kontrol çubuğu ile göz kamaştırmakta. 3.2”’lik ı ise görülmeye değer. Bunun yanında GPS, , DIVX, MPEG, AVI gibi formatları sorunsuz çalıştırmakta, WLAN WIFI çıkışlarına da sahip. Aslına bakarsanız telefondan çok bir cep ı yönünde ilerlemiş. Piyasaya çıktığında çok ciddi alıcıları olacağı kesin olan ürünün şimdiden bütün dünyada merakla beklendiğini de hatırlatalım.

Açlık, Kuraklık, Toz Toprak İçinde Yaşıyorlar Ama Model Gibi Vücutlarıyla Araştırma Konusu Oldular.

Açlık, kuraklık, toz toprak içinde yaşıyorlar ama model gibi vücutlarıyla araştırma konusu oldular.

Himba kadınları

Afrika ülkesi Namibya’nın çorak topraklarında çöllerde yaşıyorlar. Doğdukları andan itibaren hayat onlar için zorluklarla dolu. Kızgın güneşin altında, toz toprak içinde bir yaşam sürüyorlar. Küçük yaşta evlenip çoluk çocuğa ışıyorlar. Günleri çalışmakla geçiyor.

Modern yaşamın hiçbir kolaylığı henüz onlara ulaşmadığından, yüklerini sırtlarında taşıyorlar, her şeyi elleriyle yapıyorlar. Bakım bilmiyorlar. Buna rağmen Afrika’nın en kadınları onlar.

Batılı kadınlar onlar gibi beslenip formda kalacak

Himba kadınları modelleri kıskandıracak kadar biçimli vücutlarıyla araştırma konusu oldular. Bu kadar zor şartlarda yaşayan, hayatları boyunca bir krem bile kullanmayan bu kadınlar selülit bilmiyorlar. Uzun bacakları, belleri ile siyah modelleri andıran Himba kadınlarının tek lüksü, saçlarına sürdükleri ıl çamur. Böylelikle kızgın güneşten korunuyorlar.

Beden güzelliklerinin bir kısmını genlerine borçlu olan Himba kadınlarının, hareketli aşam tarzları beslemne alışkanlıkları, şimdi uzmanların araştırma konusu. Onlardan öğrenecekleri beslenme tarzını, Batı dünyasına taşıyıp formda kalmak isteyen kadınların hizmetine sunacaklar.

Eğitim Süresi Okutulan Dersler

Mühendisliği ü’nde yürütülen lisans , İngilizce hazırlık sınıfı dışında 4 yıldır. İlk iki yılda, ağırlıklı olarak, mühendislik mühendisliği dersleri yer almaktadır. Sonraki iki yılda ise, zorunlu olarak mühendisliği ile ilgili alınması gereken dersler dışında, öğrencilerin yazılım veya donanım konularına veya mühendisliğinin değişik alanlarına yönlenebilmelerini sağlamak amacı ile, teknik seçmeli dersler konulmuştur. Ayrıca, mühendisleri için gerekebilecek, teknik olmayan yararlı seçimlik dersler de vardır. Mezunların, mühendisliğinin değişik alanlarında çalıştıkları göz önüne alınırsa, teknik seçmeli derslerde yapılacak doğru seçimin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Bölümde okuyan öğrencilerin eğitim masraflarını, , parçaları, tüketim malzemeleri, kırtasiye harcamaları oluşturmaktadır.
Mezunların Kazandıkları Unvan Yaptıkları İşler

Lisans sonunda lı olan öğrencilere “ Mühendisi” diploması verilir. mezunları, sistem çözümleyici, uygulama programcısı,genellikle bilgi işlem merkezlerinde yönetmen, kurucu yönetici , veri tabanı yönetmeni, destekli endüstriyel sistemlerin tasarımı gerçekleştiriminde araştırma geliştirme mühendisi gibi görevler alabilirler. Ayrıca, üniversitelerde Öğretim Elemanı olarak akademik olarak ilerlerken eğitim öğretime katkıda bulunup, bilimsel çalışma araştırma yapma şansını da elde edebilirler. mühendislerinin kazandıkları bazı makamlar bu makamlarda yaptıkları görevler şunlardır :

Ağ Tasarımcısı (Communications Analyst)

Veri nakleden ağları planlar, tasarlar kurar. Sistemin ağ yapısıyla ilgili konularda diğer sistem çözümleyici tasarımcılarına yardımcı olur. Halen yürürlükte olan planlanmış ağların kullanımını inceler yeterli kapasitenin yeteneğin sağlanması için gerekli hatlar yapılanma konusunda, yönetime, geliştirme değiştirme konularında öneriler götürür. Ağ kullanımını verilen hizmeti denetler iyileştirme için düzenlemeler yapar.
Güvenlik Yöneticisi (Computer Security Manager)

Kuruluşun bilgisayarlarına ilişkin güvenlik gereksinimlerini belirler. Bu gereksinimleri şılayacak sistemlerin tasarımını yapar uygulamaya sokar. Ayrıca, güvenlik standartları oluşturarak, kuruluş içinde bütünlüğü sağlamayı hedefler. Oluşturulan güvenlik mekanizmalarını sürekli denetler, güvenliğini tehdit eden davranışları belirler sorumlularını tespit eder.
Bilgi İşlem Merkezi Yöneticisi (Manager of Data Processing)

Kuruluşun tüm bilgi işlem çalışmalarını planlar yönetir. Bilgi işlem hizmetleri, geliştirme işletim çalışmalarını yönetir. Bilgi işlem hizmetlerini yapan uç kullanıcılarla iş birliği yaparak, kuruluşun çalışmalarını geliştirmesine destek verir. Kullanılan yöntem tekniklerin geliştirilmesini veya yenilerinin kullanılmasını sağlar. Bilgi işlem kaynaklarını gereken biçimde yönlendirerek, kullanıcılara verilen hizmeti etkin hale getirir.
Sistem Çözümleyicisi (System Analyst)

Bilgi işlem sistemlerini geliştirmek değiştirmek için bilgi toplar analiz eder. Bu tür sistemleri tasarlar, mlar, yöntemleri belirler kurulmasını gerçekleştirir. Çalışmakta olan sistemleri değerlendirir geliştirilmeleri için önerilerde bulunur.
Sistem Değerlendirmecisi (Systems Evaluator and Configurator)

Donanım yazılım performansını izleyen, ölçen değerlendiren bir yöntem hazırlar uygular. O anki gelecekteki kullanımı daha etkin yapmak için yapıda (konfigürasyon) kısa uzun dönem için değişiklikler planlar. Yeni donanım yazılımın seçimi için çalışmalar, denemeler öneriler yapar.
Sistem Programcısı(Systems Programmer)

ın sistem yazılımını tasarlar, programlar bakımını yapar. Kuruluş için gerekli optimum yapıya verir yapımcı firma tarafından verilen yazılımı inceler. Yapımcının yazılımda yaptığı değişiklikleri gelişmeleri inceler, bunların mevcut işletim sistemleri, sistem tasarımı, programlama işletme yöntemlerine etkilerini saptar. Kuruluşun örnek sistem deneme takımına gerekli bakımı yapar, yeni ya da değiştirilmiş yazılımı kurmadan önce bu sistemi deneme takımı ile dener. Sistem yazılımının kullanımı uygulama programlarına bağlantısı konularında sistem çözümleyicilere programcılara yol gösterir.
Sistem Tasarımcısı(System Designer)

Sistem Çözümleyicisinin mladığı gereksinmeleri mantıksal, ekonomik pratik sistem tasarımlarına dönüştürür. İlgili programların yazılabilmesi için gerekli ayrıntılı spesifikasyonları hazırlar. Bu spesifikasyonlar şunları içerir :

Sistem bağlantılarını, bilginin akışını, gerekli kaynakları gösteren iş akış şemaları,

Sistemin her ü için giriş, işlem çıkış işlemlerinin yapılacağını belirleyen belgeler,Giriş, dizi çıkış yapıları.
Standartlar Yöntemler Denetleyicisi (Standarts and Methods Controller)

Bir yöntemler performans standartları yönetmelikleri sistemi geliştirir uygular. Gerekli standartlara uygunlukları saptamak için işletim performansını çıktıları denetler, buna göre standart yönetmeliklerde gerekebilecek gelişmeleri saptar. Önerilen donanım, yazılım uygulamaları inceleyerek etkilerini değerlendirir, yeni standart gereksinmelerini saptar.

Uç Kullanıcı Desteği Uzmanı (End User Services Specialist)

Kuruluştaki bilgi işlem merkezi dışındaki bilgi işlem hizmetleri kullanıcılarını eğitir. Uç kullanıcılara, ihtiyaç duydukları desteği sağlar. Onların, bilgi işlem hizmetlerinden planlandığı biçimde yararlanmaları için gereken işlemleri yapar sorunlarını çözer. Uç kullanıcıların hiç değilse basit uygulama sorunlarını kendi kendilerine çözecek düzeye gelmelerini sağlar. Uç kullanıcıların kullanım sorunlarını çözemediği zamanlarda, bunları bilgi işlem merkezi ilgililerine aktarır çözümün bulunmasını sağlar.
Uygulama Programcısı(Applications Programmer)

mantığını tasarlar dener, programları yazar işletmeye hazır hale getirir. Bilgiyi işlemek için gerekli olan akış şemalarını alt programları hazırlar. Dizi kütük gereksinmelerinin belirlenmesi için sistem tasarımcısına yardımcı olur. Belirlenmiş programlama standartlarına göre,programlama ile ilgili işlerin tümünü yapar. Tamamlanmış olan programların işlemesini diğer programlara bağlantısını kontrol eder.
Veri Tabanı Yöneticisi(Database Administrator)

Kuruluşun veritabanını tasarlar, bakımını yapar denetler. Veri tabanının standartlarını saptar bunlara uyulmasını sağlar. Yeni ya da değiştirilmiş sistemlerin bilgi gereksinmelerini inceler veri tabanı spesifikasyonlarını geliştirir. Bilgi organizasyonu, erişim denetim için mlamalar yapar ilgililere bildirir. Veritabanının yapısı/bakımı için spesifikasyonlar geliştirir; bütünlüğü gizliliği sağlamak için denetimler koyar; bunlara uyulmasını sağlar.
Çalışma Alanları, İş Bulma Kazanç İmkanı

Mühendisliği ü mezunlarının, yönetim, eğitim, endüstri, ticaret hizmet alanlarında faaliyet gösteren çeşitli kamu kuruluşları ile özel kuruluşlarda, bankalarda, üniversitelerde, donanımı üreten pazarlayan firmalarda çalışma olanakları vardır. E.Ü. Mühendisliği ü mezunları, edinmiş oldukları bilgi tecrübe ile, İzmir’de, ’nin çeşitli bölgelerinde (özellikle İstanbul’da) yurtdışında, kısa sürede yüksek ücretlerle iş bulabilmektedirler.

Son yıllarda mezunlarımız araştırma kurumlarında şirketlerin AR-GE bölümlerinde yapay zeka, yapay sinir ağları, grafikleri, görüntü işleme, gömülü sistem programlama, mobil oyun programlama, veri madenciliği gibi mühendisliğinin araştırma uygulama alanlarında da değişik ünvanlarla görev almaya başlamışlardır. Bilgi teknolojilerinin ilgili diğer teknolojilerin gelişimi ile beraber çalışma alanları da çeşitlenmektedir.

Cerrah Paşa’ nın hastanenin çesi [değiştir]

’de modern anlamda 14 Mart 1827 tarihinde II. Mahmut tarafından kurulan İstanbul Darülfününu ile başlamış, 1933 yılında gerçekleştirilen Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi bünyesinde kurulan Fakültesi ile devam etmiş 1967 yılında Fakültesi ikiye bölünerek Fakültesi doğmuştur.

Fakültenin kuruluş öncesi çesine bakarsak; Fakültesi adını bulunduğu semtten almaktadır. Buraya denmesinin nedeni Sultan III. Murat III. Mehmet döneminde saray cerrahı olan sadrazamlığa kadar yükselen Cerrah Mehmet Paşa’nın isminden kaynaklanmaktadır.
Cerrahpaşanın ilk yılı
Cerrahpaşanın ilk yılı

Fakültesinin temelini teşkil eden ilk ; şimdi fakültenin bulunduğu yerde bulunan “Takiyeddin Paşa Konağı”nın Belediye tarafından satın alınarak gerekli düzenlemelerin yapılması ile 10 Temmuz 1911 tarihinde açılan, sadece hastalara hizmet veren 80 yataklı “İstanbul Belediyesi Hastanesi”dir. 1912 yılında ahşap olan Takiyeddin Paşa Konağı yıkılarak yerine 150 yataklı, şimdi Fakültesi Müzesi’nin bulunduğu kagir bina buna ek olarak şimdiki Hizmetleri Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu bina inşa edilmiştir. 1930 yılında şimdiki Psikiyatri ünün bulunduğu bina Dahiliye kliniği olarak inşa ettirilmiş yatak sayısı 250′ye ulaşmıştır.

14 Aralık 1930 tarihinde Hastanesini ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal şimdiki Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’nun bulunduğu binanın balkonunda oturarak ile ilgili görüşlerini “Bu at nalı şeklinde sahile kadar uzanmalıdır” sözleriyle dile getirmiş, ayrıca konuk defterine “Gördüklerimden memnun oldum, temizlik intizam ciddi, mesai takdire şayandır” şeklinde yazmıştır.

1933 Üniversite Reformu ile Haydarpaşa’da bulunan fakültesi İstanbul’un Avrupa yakasına nakledilmiş fakültesi merkezi Beyazıt’a, klinikler ise İstanbul’un 5 hastanesine (Şişli Etfal, Haseki, , Guraba, Bakırköy Akıl Hastaneleri) yerleştirilmiştir.

Üniversite fakültesinin öğretim üyesi öğrenci sayısındaki artış, öğrencilerin Haseki, Çapa arasındaki gidiş gelişlerinde yaşanan zorluklar nedeni ile 5 Ocak 1967 tarihinde toplanan Üniversite Fakültesi Profesörler Kurulu Fakültesi adı ile ikinci bir fakültesi kurulması ını alarak Üniversite Senatosuna teklif etmiş bu teklif 27 Temmuz 1967 tarihinde toplanan Üniversite Senatosunda kabul edilerek Fakültesi resmen kurulmuştur. Fakültesi ilk Dekanı Prof. Dr. Celal Öker 5 Eylül 1967 tarihinde göreve başlamıştır.

İstanbul Üniversitesi içinde bulunan tek “ Fakültesi” 1967 yılında İstanbul Fakülteleri olarak ikiye ayrılırken 140 yıllık köklü bir tarihin mirasına da ortak oldular.

II. Mahmut dönemi eseri olan 14 Mart 1827’de kurulan Tıphane Osmanlı Devleti’nin batılı anlamda açtığı ilk kuruluşlardandır. 15 Haziran 1826’da yeniçeri Ocağı ortadan kaldırılmış Batı usulü tümen, tabur bölüklere ayrılan, tüfenk kılıncı olan, ceket pantolon potin giyen yeni bir ordu kurulmuştur. Askerlik alanındaki yeni düzeni sağlam temellere dayandırmak için Yüksek Harp Okulu kurulurken, ordunun gereksinimi için de çağa uygun gerekiyordu.

Mustafa Behçet Efendi üçüncü defa görevlendirildiği Hekimbaşılığı sırasında Padişaha verdiği bir takrirle askerlerin savaşta barışta modern hekimlik kurallarına göre bakılması için yeni bir okulu kurulmasının gereğini belirtiyordu.

Bu mektep 14 Mart 1827 tarihinde Vezneciler’de Tulumbacıbaşı Konağında Tıphane adıyla kuruldu. Tıphane’de okutulan dersler: 1. sınıf: Arapça, , Fransızca, , Kimya, 2. sınıf: , Arapça, Teşrih, Nebatat, Hayvanat, 3. sınıf: Hıfz-ı sıhhat, Müfredatı, Fizyoloji, Askeri Cerrahi, 4. sınıf: Dahili hastalıklar, Harici Hastalıklar, Doğum. Beş yıl sonra Topkapı Sarayı’nın sahil kısmında bulunan üç koğuşlu Hastalar Odasında ayrıca Cerrahhane kuruldu.

Tıphane Cerrahhane 1836 yılında Topkapı Sarayı yakınındaki Kırmızı Kışla olarak da adlandırılan Otlukçu Kışlasına taşındılar. Fakat bu bina için küçük yetersiz olduğundan Galatasarayın’daki Enderun Ağalarına ait binaya taşınılmasına verildi. Bina onarıldıktan sonra 1838 tarihinde Tıphane Cerrahhane, Galatasarayı tıbbiyesi olarak isimlendirdiğimiz binaya taşındı bir süre sonra eğitimleri birleştirildi. 1839’da II. Mahmut’un da bulunduğu bir törenle açılan adı “Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şâhâne” olarak değişen okulda Avusturya’dan gelen Dr. Charles Ambroise Bernard’ın (1808-1844) eğitimde önemli rolü oldu. Kadavra üzerinde anatomi öğretimi başladı. Bitki koleksiyonu, tabiat müzesi, jeolojik oluşumlar koleksiyonu, kütüphanesi, hidrolik basınç aletleri, deneyler için tüm lara sahip laboratuvarı, botanik gravür resimleri kimya laboratuvarına sahip Galatasarayı Tıbbiyesi 1849’da yandı. Mektep önce Hasköy’de bulunan Humbarahane Kışlasına, daha sonra 1865’te kolera salgını sebebi ile haline getirilen Humbarahane Kışlasından yine Hasköy’de bulunan Gergeroğlu Konağına nakledildi. Salgın sebebi ile öğretime bir süre ara verildi.

mektebi 1866’da Sirkeci’de bulunan Demirkapı Kışlasına taşındı 1874 yılına kadar burada eğitimine devam etti. 1874 yılında 1849’da yanan Galatasarayı binasının yerine yapılan yeni binaya taşındı. İdadi kısmı (lise) Galasarayında kalan Mektebi 1876 yılında tekrar Demirkapı’ya taşındı “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” adı verildi. İdadi kısmı da Kuleli’ye taşınınca binaya Galatasay Sultanisi (bugünkü Galatasaray Lisesi) yerleşti. Mektebi 1903 yılına kadar Demirkapı Kışlasında öğretim yaptı.

Mektebi 1892 yılında yapımına başlanan Haydarpaşa’daki binaya (Şu anda Marmara Üniversitesi’nin kullandığı bina) 1903 yılında taşındı. Tıphane Cerrahhanenin dört yıl olarak başlayan giderek gelişti, zaman içinde birçok mezunu çeşitli Avrupa şehirlerine ihtisas için gönderildi.

Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, kurulduğundan beri askeri bir okuldu, 1867 yılında bu Askeri Tıbbiye binası içinde Sivil (Mülki) Tıbbiye kuruldu önce Ahırkapı’da daha sonra Kadırga’da çeşitli binalarda öğretime başlandı. Mülki Tıbbiye de daha sonra Haydarpaşa’ya taşındı. 1909 yılında Askeri Sivil Tıbbiyeler Haydarpaşa’da birleştirilerek İstanbul Darülfününü Fakültesi adı verildi. O yıllarda görev yapan öğretim kadrosunda Dr. Esat Şerafettin (Köprülü) ( Botaniği), Dr. Mazhar Paşa (Anatomi), Dr. Tevfik Recep (Örensoy) (Histoloji Embriyoloji), Dr. Kemal Cenap (Berksoy) (Fizyoloji), Dr. Abdi Kurtaran (Cerrahi), Akil Muhtar (Özden) ( Fenni), Dr. Bahaettin Şakir ( Kanunu), Dr. Hamdi Suat (Aknar) (Patolojik Anatomi) gibi önemli hocalar bulunuyordu.

Tıbbiyemizin tarihi sadece eğitim tarihi değildir. Savaşlar da Tıbbiyenin tarihi için önem taşır. 20. yüzyılın başında Trablusgarb Balkan Savaşları sırasında Fakültesi hoca hekimlerinin gayretle çalışmışlardır. Birinci Dünya Savaşı sırasında ise Haydarpaşa Fakülte binası Yedek Askeri haline getirildi. Öğretim üyeleri, yardımcıları, yeni mezunlar hatta talebeleri cephelere gittiler. Bu zor günlerde öğretimin aksamaması için gayret gösterildi fakülte kapatılmadı. Savaş sonunda İstanbul’a giren İşgal Orduları Fakültesini kapatmak istediler. 1919 Şubat ayında Fakülte Merkez binasına giren İngilizler burasını yarı yarıya işgal etmişlerdi. Binanın tamamını işgalden korumak için dönemin Fakülte Reisi Akil Muhtar Özden denge siyasetine baş vurarak 1920 yılında dört Fransız doktorunu öğretim kadrosuna atadı. 14 Mart’ın Bayramı olarak kutlanmasına da İstanbul’un işgali sırasında başlandı. Tıbbiyeliler bir 14 Mart’ta İşgalci güçlerin haksız tutum baskılarına şı gösteriler yaptılar. Aynı yıllarda Fakülte hocalarından Süleyman Numan Paşa (İç hastalıkları) Esat Işık Paşa (Göz hastalıkları) İngilizler tarafından Malta’ya sürgün edildiler. Tıbbiye savaş sırasında büyük yaralar aldı. Fakat on yıl süren savaş sırasında bu fedakar hekimler cephedeki görevleri ile birlikte zor koşullar altında bulaşıcı hastalıklarla da başarı ile savaştılar. Zaferden sonra tıbbi gelişimine hızla devam etti.

1924 ders yılından itibaren FKB (o dönemdeki ismiyle PCN) sınıfı açıldı. Dr. İhsan Hilmi Alantar (Çocuk), Dr. Behçet Sabit (Erduran) (Üroloji), Muzaffer Esat (Güçhan) (İç hastalıkları), Kazım İsmail (Gürkan) (Cerrahi), Şinasi Hakkı (Erel) (Cerrahi) gibi genç isimler Tıbbiye’nin eğitim kadrosuna girerek, savaş yıllarının boşluğunu kısa sürede giderdiler.Haydarpaşa’da öğretim devam ederken, hocalar tekrar İstanbul yakasına dönmek istediler. Bunun için ilk girişim 1925 yılında yapıldı. Fakat 1933 Üniversite Reformuna kadar eğitim Haydarpaşa’da devam etti.

1933 yılında İstanbul Darülfününu lağvedili yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. Bu kuruluşu gerçekleştiren gereğ İstanbul Üniversitesi Fakültesi Haydarpaşa’dan ayrıldı İstanbul yakasına taşındı. Fakülte idare merkezi bilimler Beyazıt’ta bulunan eski Harbiye Nezareti Binasına (üzerinde Arap harfleri ile Daire-i Umur-ı Askeriye yazan ihtişamlı kapıdan girilerek ulaşılan günümüzde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü olarak kullanılan büyük tarihi bina), klinikler Şişli Çocuk, Haseki, , Gureba Bakırköy’de bulunan hastanelere taşındılar. Nazi idaresi sebebi ile Almanya’dan ayrılmak zorunda kalan Musevi bilim adamlarından bazıları 1933 Üniversite Reformundan sonra ’ye geldiler. Çeşitli fakültelerde görev alan bu bilim adamlarından bazıları Fakültesinde öğretim üyeleri ile birlikte öğretim kadrosunda görev aldılar. Bunlardan Hans Winterstein (Fizyoloji), Werner Lipschitz (Biyokimya), Hugo Braun (Mikrobiyoloji), Rudolphe Nissen (Cerrahi), Wilhelm Liepmann ( Doğum), Leopard İgerscheimer (Göz)’i sayabiliriz.

İstanbul Üniversitesi Fakültesi’nin Kampüsü

Tarihi bir yerleşim alanı içinde bulunan İstanbul Üniversitesi Fakültesinin kısmında bulunan ilk binası Belediye tarafından satın alınıp 80 yatakla 10 Temmuz 1911 tarihinde hizmete açılan Taküyiddin Paşa konağıdır. Ahşap olan bu bina ihtiyaca cevap vermediğinden yıktırılarak yerine şimdi Kültür Biriminin bulunduğu yerde idare binası 150 yataklı yeni bir klinik yaptırıldı 1912 yılında hizmete açıldı. Bu bina bir koridorla şu anda Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu binaya bağlıydı. Meslek Yüksek Okulunun bulunduğu bu yapı önce Cerrahi sonra Şişli Çocuk Hastanesinden nakledilen Üroloji Kliniğine aitti.kullandığı. Hastaneye girişi şu anda Kültür Biriminin bulunduğu binanın bodrum katındaki kemerli kapıydı.

Belediye yaptığı istimlâklerle hastaneyi genişletmeye devam etti. Şu anda Psikiyatri Anabilim Dalının bulunduğu bina 1930 yılında İç Hastalıkları Kliniği olarak hizmete girdi. Bir koridorla İç Hastalıklarına geçiş sağlanan Neşet Ömer Amfisi 1930 yılında Üniversite tarafından inşa edildi. Amfinin altında Patolojik Anatomi Enstitüsü kuruldu.

tarihimizde özel bir yeri olan Farmakoloji Kliniği (Şu anda İstanbul Üniversitesine bağlı olan Kardiyoloji Enstitüsü) 1938 yılında Prof. Dr. Akil Muhtar Özden’in çabaları ile inşa edildi. girişinin sağında günümüzün Göğüs Hastalıkları binası modern bir Göz Kliniği olarak Fakültesi tarafından 60 yataklı olarak 1940 yılında hizmete girdi. Şu anda Nöroşiruji Ortopedi Anabilim Dallarının bulunduğu bina I. Cerrahi Kliniği olarak 1943’te hizmete açıldı. Cerrahi pavyonuna yeni eklenen ameliyathane bloğu ile 3. Cerrahi servisi meydana getirildi. Şu anda Nöroloji ile Fiziksel Rehabilitasyon Anabilim Dallarının bulundu bina Belediye tarafından Verem Pavyonu olarak inşa edildi ve1947 yılında kullanıma girdi. Verem Pavyonunun 100 yatağı 1953 yılında Fakültesi’nin Fitizyoloji Kliniğine verildi.

Günümüzde Hastalıkları Doğum Anabilim Dalına bağlı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalının kullandığı bina 1946 yılında tamamlandı aynı yıl Bakırköy Akıl Hastanesi içinde bulunan Nörolojiye tahsis edildi.

1953 yılında temeli atılan Hastalıkları Doğum Anabilim Dalı ile Çocuk Kliniğinin bulunduğu binalar kompleksi 1967 yılında tamamlandı Hasekide çalışmalarını sürdüren bu kürsüler yeni binalarına taşındılar.

İstanbul Üniversitesine bağlı tek Fakültesi’nin kampüsü grubu Belediye ile çalışmalarını sürdürürken, Çapa kampüsü grubu da Vakıf hastaneleri ile işbirliği içindeydi. Binaları satın alan İstanbul Üniversitesi 1967’de Vakıf Gureba, 1969’da Belediye ile ilgili bağlantılarını kestiler her iki kampüste de İstanbul Üniversitesi Fakültesine bağlı olarak tamamen yapılmaya başlandı.

İstanbul Fakültelerinin Kurulmaları

Haydarpaşa’dan ayrılan Fakültesi İstanbul yakasında çok geniş bir coğrafyada çalışıyordu. Bilimler Beyazıt’da, Klinikler Bakırköy, Şişli Çocuk Hastanesi, Haseki, Çapa ’daydı. Gerek idari yönden gerekse öğrencilerin bu geniş alanda öğrenim görmeleri zordu. Öğrenci sayısı artmıştı. 1967 yılında fakültesinin ikiye ayrılması Fakültesi’nin 7 Ocak 1967 günkü toplantısında kliniklerin çoğunun kampüsü içinde olması göz önüne alınarak “ Fakültesi” adıyla ayrılmasına verildi. Üniversite Senatosunun 27 Temmuz 1967 78 sayılı ı ile iki fakültesi kurulmuş oldu. Fakültelerinden biri İstanbul diğeri adlarını aldılar. Her iki fakülte dünyaca ünlü öğretim üyelerine sahipti.

, İstanbul Üniversitesinin tek fakültesi döneminden itibaren ; Ord. Prof. Dr. Fahri Arel (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Kâzım İsmail Gürkan (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Burhanettin Toker (Almanya’da cerrahi radyoloji ihtisası yapan Dr. Burhanettin Toker ’nın bir Cerrahi hastanesi olması için büyük çaba göstermiştir), Nissen (Cerrahi), Ord. Prof. Dr. Neş’et Ömer İrdelp (İç hastalıkları, Prof. Dr. Muzaffer Esat Güçhan (İç hastalıkları), Igerscheimer (Göz), (Ord. Prof. Dr. Cevat Kerim İncedayı (Cildiye), Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil ( Doğum), Prof. Dr. Necdet Sezer (Göz), Prof. Dr. Sedat Tavat ( Kliniği), Prof. Dr. Necmettin Polvan (Nöroloji), Prof. Dr. Gıyas Korkut (Üroloji), Prof. Dr. Feyyaz Berkay (Nöroşirurji) gibi iz bırakmış hocalara sahip olmanın onurunu yaşar.

Fakültesi

Fakültesi’nin ilk yönetim kadrosu şu öğretim üyelerinden oluşuyordu: Prof.Dr.Celal Öker (Dekan), Prof.Dr.Meliha Terzioğlu, Prof.Dr.Kemal Önen, Prof.Dr.[[Suat Vural, Doç.Dr.Erdoğan Özdamar, Doç.Dr.Mecdi Ramazanoğlu. Yönetim kadrosu akıp giden zaman içinde görevlerini başka öğretim üyelerine devrettiler. Prof. Dr. C. Öker’den sonra sırasıyla Prof. Dr.Osman Barlas, Prof.Dr.Hikmet Altuğ, Prof.Dr.'i Demiroğlu, Prof.Dr.Bülent Berkarda, Prof.Dr.Nurettin Sözen, Prof.Dr.Şefik Kayahan, Prof.Dr.Faruk Yenel, Prof.Dr.Hürol İnsel, Prof.Dr.Nafi Oruç, Prof.Dr.Ahmet Nejat Özbal, Prof.Dr.Fikret Sipahioğlu Prof.Dr.Özgün Enver dekanlık görevini yürüttüler. Şu andaki dekan Prof.Dr.Halil Yanardağ’dır.

İki fakültesi bünyelerinde bulunmayan birimleri kurmaya başladılar. Fakültesi çevresindeki mahalleleri istimlak ederek hızlı bir büyüme sürecine girdi.

Fakültesi kurulduğu yıllarda yerleşim şöyleydi: Şu anda Kültür Birimi olan binanın bodrum katında poliklinikler, giriş katında Dekanlık, Fakülte sekreterliği, bürolar, Başhekimlik; birinci katında Eczane, ikinci katında diğer idari birimler bulunuyordu. Bir koridorla bağlantısı ikinci binanın (Bugünkü Meslek Yüksek Okulu) giriş katında Radyoloji üst katında Üroloji Kürsüsü yer alıyordu. Yer darlığı sebebi ile İdare binası ile Üroloji Radyoloji Kürsülerinin bulunduğu binalar arasına bir bina inşa edilmişti ( Kültür Birimi binasının restorasyonu sırasında bu bina yıktırılmıştır) burayı da Radyoloji Kürsüsü kullanıyordu.

Burhanettin Toker Anfisinin yanına inşa edilen binanın üst katı (Şu anda İş Bankasının yer aldığı bina) Profesörler Kurul Salonu, alt katı okuma salonuydu. Cerrahi binası kompleksi içinde Rehabilitasyon, Ortopedi, Acil poliklinik servisi, Merkez Laboratuvarı, kütüphane, öğrenci kantini yer alıyordu.

Bilimler İstanbul Fakültesinde kalmıştı. Belediyeden alınan Verem Pavyonunda gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra 1969 yılında kliniksiz kürsülere tahsis edildi.

Cerrahi Kliniğine (Bugün Nöroşirurji Ortopedi) kat ilavesi ile Anesteziyoloji Reanimasyon kürsüsü kuruldu.

Doğum Çocuk binaları kompleksi içinde Kulak Burun Boğaz, Psikiyatri, Cildiye kürsüleri bulunuyordu.

Cerrahi içinde kurulan Nöroşirurji Dr. Feyyaz Berkay döneminde kürsü oldu.

Bugünkü Fakültesi

Nöroloji şu anda 1979’da bilimlerin boşalttığı onarımdan geçen yenilenen eski Verem Pavyonunda faaliyetini sürdürmektedir. Celal Öker Reşat Garan amfilerinin de bulunduğu İç Hastalıklarının bulunduğu A Blok 1977 yılında hizmete girdi. Ekrem Kadri Unat, Meliha Terzioğlu Talia Bali Aykan amfilerinin yer aldığı Bilimler binası 1978-1979 yıllarında hizmete girdi. Göz, KKB, Üroloji Dermatoloji 1980 yılında İç Hastalıkları binasına bitişik blok olarak inşa edilen binalarına taşındılar. Genel Cerrahi, Çocuk, Damar, Plastik Cerrahisi klinik ameliyathaneleri ile polikliniklerin de hizmete girmesi ile İç Hastalıklarından başlayıp Genel Cerrahide biten monoblok içinde yer aldılar.

Geçen yıllar içinde bu kısa çeye sığdıramayacağımız anabilim dalları içinde bilim dalları kurulduğu gibi, bazı bilim dalları anabilim dalı oldular.

1987 yılında, Fakülte içinde İngilizce eğitim veren İngilizce ı açıldı.

1842 yılında Mektebi içinde kurslarla öğretime başlayan, daha sonra okul olarak gelişen ebe okulu, Doğum Kliniği ile birlikte Haseki’den ’ya taşındı. 1973 yılında Hemşire Laborant Okullarının ilave edildi gündüzlü olan okula yatılı öğrenci kabulüne başlardı. Üç okul 1975 yılında bugün İngilizce ının kullandığı yeni inşa edilen binasına taşındı. Şu anda iki kat ilave edilerek hemşire lojmanı yapılan bina yatakhaneydi.

Çeşitli okuma salonları bulunan büyük kütüphane binası 1981 yılında hizmete girdi. Kütüphanemize birçok yerli yabancı süreli yayın alınmaktadır. Fakültenin yayını olan “ Fakültesi Dergisi” 1967 yılında yayın na girdi. Kütüphanenin ortamı ile yabancı yayınlara ulaşılmaktadır.

İstanbul Üniversitesine bağlı Bilimleri Enstitüsü, Meslek Yüksek Okulu, Tıbbi sekreterlik, Radyoloji, Laboratuvar önlisans okulları Fakültesi bünyesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler.

Fakülte idari sistemi 1985 yılında reorganize edilerek , Hemşirelik Hizmetleri, Eczacılık,, Teknik Hizmetler vb. birimler kurularak görev yetkileri belirlendi.

Merkez Laboratuvarı Cerrahi İç hastalıkları monobloğu içinde 1981 yılında faaliyete geçti. çalışanlarını daha verimli kılan Kreş de 1981 yılında açıldı.

1000 kişi kapasiteli Oditoryum 1990 yılında faaliyete geçti. Dekanlık idari birimlerin yeni binası 1995 yılında hizmete girdi.

Tıpla ilgili tarihi malzemenin bulunduğu Kültür Birimi 2004 yılında hizmete girdi.

Eski mutfak, çamaşırhane, idare binaları garajının bulunduğu binalar yıkıldı ilki 2000 yılında öğrenci kabul eden 200 yatak kapasiteli iki öğrenci yurdu açıldı.

1995 yılında bilgi işlem merkezi faaliyete geçti.

Edirne Fakültesi 1973 yılın Fakültesi içinde kuruldu. Fakültesi öğrenci sayısı bakımından 1981 yılında ’de bir rekorun sahibi idi. Öğrenci sayısı Edirne Fakültesi öğrencileri ile birlikte 3000’di. Fakültesi 1967-1968 ders yılında 903 öğrenci ile eğitime, 1000 yatak kapasitesi ile hizmete devam ederken 75 000 metrekare alan üzerindeydi. Bugün 140 000 metre kare açık alana, içinde salonları, derslikleri, klinik laboratuvarları, kan merkezi, santral iletişim merkezi, bilgi işlem otomasyon merkezi, kütüphane, yemekhane, lojman, yurt, restoran, bankalar, taksi durağı vb. bulunan 210 000 metrekare kapalı alana sahiptir. Kampüs ağacı, çiçeği çimi ile bir yeşil alan içindedir.

14 Aralık 1930 tarihinde Hastanesini ziyaret eden Gazi Mustafa Kemal şimdiki hizmetleri meslek Yüksek Okulunun balkonunda oturarak görüşünü “Bu at nalı şeklinde sahile kadar uzanmalıdır” sözleriyle dile getirmiştir. ’ün dediği gerçekleşmiş sahile kadar inmiştir. Küçük bir konakla faaliyete geçen kampüs bugün 2500 civarında öğrencisi, 1100 akademik 657 sayılı yasaya bağlı 2343 personeli ile faaliyet gösteren büyük seçkin bir Fakültesi olarak gelişimini hızla sürdürmektedir.

Personel Bilgileri [değiştir]

Fakültesi öğretim üyesi öğretim yardımcısı sayıları yıllara göre belirgin bir artış göstermiştir. Kuruluşunda 62 olan öğretim üyesi sayısı bugün 528′e, öğretim yardımcısı sayısı ise 138′den bugün 612′e ulaşmıştır. Kuruluşta 39 Profesör, Doçent, 11 Üniversite Doçenti, 36 Uzman 102 Asistan Doktor ile eğitim hizmetlerine başlayan fakültemizde bugün 400 ün üzerinde Profesör, 135 Doçent, 6 Yardımcı Doçent 469 Uzmanlık öğrencisi mevcut bulunmaktadır.

Teknik Bilgiler [değiştir]

Fakültesi kampüsü yaklaşık 140 Bin metre kare açık alana sahip bulunmakta olup içerisinde Dekanlık, Oditoryum, Yemekhane, Kapalı Salonu, Merkez Kütüphane, Bilimler, Monoblok, Yeni Poliklinik, Acil-Ortopedi-Nöroşirurji, Çocuk Hastalıkları- Doğum, Jinekolojik Onkoloji, Nöroloji- , Hemşire Lojmanı, İngilizce , Radyasyon Onkolojisi, Psikiyatri, Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Müzesi Göğüs Hastalıkları olmak üzere toplam 210 Bin metre kare kapalı alana sahip 20 ayrı bina bulunmaktadır.

İstanbul Üniversite’sindeki Konumu [değiştir]

Fakültesi’nin Üniversite Senato sırası 9, Akademik rengi ise Bordo’dur.

Script bir programlama dilidir. sayfalarında bazı konularda diline yardımcı olmaktadır. İlk olarak Netscape Navigator tarafından kullanıldı. Orjinali dilidir. Bu dil Sun Micro System tarafından geliştirilmiştir.

Netscape 2.0, 3.0 Opera tarayıcılarında sorunsuz çalışmaktadır. dili kullanılarak yapılan Appletler için ise Run Time gerekmektedir. Fakat için buna gerek yoktur.

script ?
Öncelikle sunun bilinmesi gerekir. script degildir sadece stratejik bir ticari kararla ona bu isim verilmistir. Netscape firmasi tarafindan C den türetilmis bir programlama dilidir.Aslnda programlama dilide diyemeyiz ama HTMLye programlama dili deniliyorsa scripte de diyebiliriz. ise sun firmasi tarafindan pascal delphi dillerinden türetilmis gercek bir programlama dilidir. scriptin bir diger özelligi de bir yorumlayiciya (browser) ihtiyac duymasidir.
Netscape nin yetersizliginden cok önceden girildigi icin bir programlama dili gelistirdi. Bu dil Webe dinamiklik getirme amacli olarak serverlarda degilde ziyaretcilerin sayfalarinda calisacak bir dil idi. Ilk baslarda bu dile Livescript adi verildi. Bu dil bir düz yazi diliydi nin icine gömülüyordu halada öyle, ayni zamanlarda sun firmasi da isletim sisteminden bagimsiz programlama yazabilecegi(teorik olarakta olsa ) dili üzerinde calisiyordu bu isim o siralarda oldukca populerdi.
Netscape bunun üzerine Livescript e script adini verdi browsernn 2. sürümünüde bu dili anlar hale getirdi. Daha sonralari( 1 yildan daha fazla) da .E ye bu dili anlar özellik katti fakar adini jscript koydu. Böylece trene son vagondanda olsa bilebildi.
bos durmadi gercekten kendine ait VBScript dilini gelistirdi ama hiçbir zaman Netscape dilini desteklemedi. Sonuçta bu yarisi simdilik netscape kazanmisa benziyor.
Tüm internet kullanicilarinin ziyaret edebilecegi sayfalar hazirlamak istiyorsak dilini kullanmak zorundayiz. Peki bu dil nasil nerede çalisiyor? script kodlarinin icine kodlari arasinda yazilarak gömülüyor browser tarafindan yorumlaniyor. Browser tarafindan yorumlandigi için mutlaka kullandigimiz scriptleri her iki browserda da denememiz gerekir.

Script ?

Özellikle Tarayıcı kontrolünde, Saat yazdırmakta, Tarayıcı bilgilerini almakta, Kullanıcı formlarını kontrol etmekte sayfaları oluşturmakta oldukça işlevseldir.

Not: Asagıdaki Kodlar Ayrı ayrı geçiş kodlarıdır.

Bulanarak geçiş:
<meta http-equiv=”Page-Exit” content=”progid:DXImageTransform..Pixelate(duration=2,irisStyle=star)”>
<a href=”http://www.erkanhan.blogcu.com” target=”_blank”> <img src=”http://bulutbulut4.googlepages.com/gfdbdobjibbnmdbidbdbdbdfb.gif” border=”0″ alt=”web master aracları sitene ekle hitine hit kat” width=”120″ height=”20″></a>

Zigzag Çizen Geçiş:
<meta http-equiv=”Page-Enter” content=”progid:DXImageTransform..Zigzag(duration=2,irisStyle=star)”>
<a href=”http://www.erkanhan.blogcu.com” target=”_blank”> <img src=”http://bulutbulut4.googlepages.com/gfdbdobjibbnmdbidbdbdbdfb.gif” border=”0″ alt=”web master aracları sitene ekle hitine hit kat” width=”120″ height=”20″></a>

Dönerek GEçiş:
<meta http-equiv=”Page-Enter” content=”progid:DXImageTransform..Zigzag(duration=2,irisStyle=star)”>
<a href=”http://www.erkanhan.blogcu.com” target=”_blank”> <img src=”http://bulutbulut4.googlepages.com/gfdbdobjibbnmdbidbdbdbdfb.gif” border=”0″ alt=”web master aracları sitene ekle hitine hit kat” width=”120″ height=”20″></a>

Silinerek Geçiş:
<meta http-equiv=”Page-Enter” content=”progid:DXImageTransform..Gradientwipe(duration=2,irisStyle=star)”>
<a href=”http://www.erkanhan.blogcu.com” target=”_blank”> <img src=”http://bulutbulut4.googlepages.com/gfdbdobjibbnmdbidbdbdbdfb.gif” border=”0″ alt=”web master aracları sitene ekle hitine hit kat” width=”120″ height=”20″></a>

<?

// Resmin üzerine yazılmasını istediğiniz yazı
$yazi = ’MyDesign”

//  formatı
header(’Content-type: image/png’);

// Artalan resmi
$im = imagecreatefrompng(”.png”);

// Yazı rengi
$color = imagecolorallocate($im, 255, 200, 115);

// the text to be printed
$text = $yazi;

// Yazı fontu (örnekte palatino linotype kullanılmıştır)
$font = ’palab.ttf’;

// Yazı büyüklüğü
$size = 10;

//  oluşturuluyor
imagettftext($im, $size, 0, (imagesx($im) - 8 * strlen($text)), 14, $color, $font, $text);

imagepng($im);
imagedestroy($im);
?>

$font değişkenine ftp den attığınız yazı tipini yazıyoruz. yoksa yazı görünmez

.png yerine üstüne yazacağınız resmi yazınız.

banias

YAPARKEN UYARILAR

1- Sporu alışkanlık haline getirin

Sloganınız “Sporsuz 48 saate hayır” olmalı. Eğer iki günde bir mutlaka yaparsanız, hareket yapmayı daha çok seversiniz. mi? Çünkü hareket yaparak kazandığınız enerji en fazla 2 gün sürebilir. için iki günlük bir sıklık bu yüzden idealdir.

2- Açık havayı tercih edin

Yapılan bir araştırma gösteriyor ki sporcular açık hava koşularını koşu bandına tercih ediyor. Açık havayı seviyorsanız, koşu bandından vazgeçin daha eğlenceli bulduğunuz açık hava koşunuzu yapın.

3- Sağlıklı düşünün

yaparken hem beyin hem vücut olarak kendimizi daha iyi hissediyoruz. Hareket sırasında beyin başka düşüncelerden arınıp, vücudun hareketlerine odaklanıyor. Böylece beyin-vücut bir bütün olarak bir ritim içine girmiş oluyor.

4- Müzik eşliğinde yapın

Hareket yaparken müzik dinlemek sporu daha eğlenceli, daha kolay hale getirir. Mutlu hatıralarla dolu parçalar seçerek bir kaset doldurun. Onu dinlerken daha çok motive olacaksınız.

5- 10 dakika hesabı

Uzmanlara göre haftada üç kez yarımşar saatlik setler halinde yapılmış ideal, ama bu 30 dakikayı ille de aynı anda yapmanız gerekmiyor. 30 dakikanız yoksa bunu 10 dakikalık 3 set halinde yaparak da aynı sonuca ulaşırsınız.

Selülitlerinizle başınız daha doğrusu bacaklarınız dertte mi ? Uzmanı Suna Dumankaya, doğal sırları evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor

10 limonun suyu,20 aspirin,limonun suyu kadar susam yağı.
Bu ışımı iyice ıştırıp sorunlu bölgelere sürün, biraz emdikden sonra yarım saat sorunlu bölgeleri çalıştıracak şekilde yapın ya da yürüyün

CİLT ÜRÜNLERİNİ EVDE HAZIRLAMAK
Filika Yayınevi’nden çıkan “Meslek Sırlarım” adlı kitapta Uzmanı Suna Dumankaya, doğal sırları evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor. İşte kitaptan bazı üller…Temizleme sütü ülleriYüzdeki gözeneklere dolan kirleri, ı, cildin doğal yapısını bozmadan temizlemek gerekir. Bunun da en kolay ucuz yolu; evimizde hazırlayacağımız doğal malzemelerden oluşan ışımlardır. Temizleme sütünü, parmaklarınızla yuvarlak hareketlerle sürün.
* Salatalıklı temizleme sütü
Bir salatalık, 25 gr. badem yağı. Uygulama: İyice yıkanan salatalık kabukları soyulmadan rendelenir. 15 dakika kaynatılır süzülür. Üzerine badem yağı ilave edildikten sonra cilt silinir. (Hazırlanan ışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.)
* Sütlü temizleme kremi Malzeme:
500 gram inek sütü, 500 gram saf . Uygulama: Süt kaynatılmadan saf alkolle ıştırılır cilt bu ışımla silinir. ışımın lekeleri de azaltan özelliği vardır. Hazırlanan ışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.* Papatyalı temizleme sütü Malzeme:
Bir kahve fincanı yağlı süt, iki çorba kaşığı sarı papatya. Uygulama: İçine su konulan bir tencerenin üzerine başka bir tencere konur. Malzemeler üstteki tencerede ıştırılıp, kısık ateşte ısıtılır. Sütün üzerinde kaymak oluşmadan, ocaktan alınıp, iki saat dinlendirilir. ışım süzüldükten sonra, cilt silinir. Hazırlanan ışım, kapalı bir şişede, buzdolabında bir hafta muhafaza edilir.
Tonik ülleri
Toniğin içindeki bitkiler cildin rahatlamasını sağladığından, toniklemenin ardından yapacağınız masajın etkisi de artacaktır. Hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra cildinize maden suyu püskürtün kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonra nemlendiricinizi uygulayabilirsiniz.
* Lavantalı tonik Malzeme:
Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf , içme suyu. Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya hatmi çiçeği atılır. 15-20 dakika demlenmesi beklenir. Demlendikten sonra temiz bir kaba süzülür. ışıma yarım kahve fincanı saf eklenir. Hazırlanan ışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.
* Papatyalı tonik Malzeme:
Bir tutam papatya, 500 gr. su. Uygulama: Papatya suda pişirilir buz kabına boşaltılıp, dondurulur. Her gün cilde kompres . Sıkıştırıcı özelliği vardır sarkmayı önler.
* Dere otlu tonik Malzeme:
Bir demet dere otu, 25 gram badem yağı, bir şişe maden suyu. Uygulama: Dere otu yıkanıp, mikserde çekilir. Bir kapak badem yağı maden suyu ilave edilir. ışım buz kabına konup, dondurulur. Her gün cilde kompres . Cildiniz böylece daha sağlıklı, parlak canlı olacaktır. .

flv indir

başta olmak üzere , MySpac , , DailyMotion, iFilm, Porkolt gibi birçok viideo servisinden çeşitli formatlarda dosya indirmenize yardımcı oluyor. Toolbarda bulunan , sayfada görsel bir öge belirince dönmeye başlıyor, üzerine tıklayarak da ınıza indirebiliyorsunuz.

eklentiyi indir

Eğitim reformu, artık tüm dünyada ekonomik nın vazgeçilmez bir parçası olarak görülüyor. , ama çocukları unutmayın.

Michael Elliott (Newsweek Dergisi, 6 Eylül 1999, Sayfa: 54-55)

Bir ülkenin ekonomik zenginliği, insan sermayesinin birikimine sıkıca bağlıdır; insan sermayesini ise o ülkedeki eğitim sisteminin kalitesi belirler. Bu düşünce, küresel bir inanış haline gelmiştir. Bu nedenle, gerek zengin gerekse fakir ülkelerde, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) banliyölerinden kalabalık Asya şehirlerine Latin Amerika’nın balta girmemiş ormanlık bölgelerine kadar okullar, sessizce ekonomik politikanın bir uzantısı haline gelmiştir. Ancak, daha sonraki sayfalardaki yazılardan da anlaşılacağı gibi, uygulamada bunun ne anlama geldiği, tüm dünyada farklılıklar göstermektedir.

Geçmişteki eğitim ları tüm batı dünyasınca gıpta edilen Asya’da, reform hareketi, ilkeleri sorgulamaya başlamıştır. Asyalı reformcular, belki de son iki kuşağın yanlış işler yaptığını; eğitimcilerin düzen, disiplin tekniklerde uzmanlaşmaya önem verirken, insanların belirli kalıplar dışında düşünme alışkanlıklarının, yani “yaratıcılık” özelliklerinin geliştirilmesini gözardı ettiklerini düşünmeye başlamışlardır. ABD’deki akım ise bunun tam tersidir. Oradaki eğitim reformu, Amerikan okullarındaki ışıklıkla, çocukların yetişkin yaşamlarında şılaşacakları zorluklarla başedebilecek şekilde yetiştirilip yetiştirilmediğini sorgulamaktadır. Bunun sonucunda, dünyanın birçok yerinde farkedilmeyen büyük bir değişiklik ABD’yi baştan başa etkilemektedir. Bu, çocukların bilgisinin, bütün bir yıl boyunca sistematik olarak sınanmasıdır.

Bütün bunlar kendi içinde iyi olmakla beraber, okulları ekonomik politikanın öğeleri haline indirgemenin riskleri yok değildir. Açıkçası, böyle bir görüş, çocukları sosyal değişimin en ön sırasına koyarak, yeterince olgun olmayan bu gençlerden birçok talep beklentilerde bulunmaktadır. Geçen hafta, İngiliz gazeteleri, sınavların ilk gününde aşırı stres nedeniyle tutulup hiçbir şey yapamayan yetenekli bir öğrencinin, kendini çok katlı bir otoparktan aşağı atarak intiharını yazmıştır. The Times of London, okul müdürünün, “Belki de okullar aileler, bu gibi çocukların şı şıya kaldıkları problemleri daha ciddi ele almalılar” dediğini bildirmiştir.

Bu gibi akılcı sadece okullar ebeveynler için geçerli değildir. Uluslararası medya, küreselleşmenin temelde ticaret kültürün bir fonksiyonu olduğunu düşünme eğilimindedir. Ancak, ülkeler insanlar, , lara bakım şimdi de eğitim gibi konulardaki deneyimlerini giderek artan oranlarda paylaşmaktadırlar. Newsweek International olarak biz, küreselleşmenin bu genişletilmiş mının giderek daha da önemli hale geleceğine inanıyoruz. Okullardaki sınavlar üzerine ilerideki sayfalarda okuyacağınız yazılar, bu inanışa olan bağlılığımızın bir işaretidir.

’DAN DÖNME ÜLÜNE DPT DE ŞI ÇIKTI: İHALELERİ YENİLE

Devlet Planlama Teşkilatı da, Temelleri Atılan Duble Yolların İhale Sözleşmelerini “’ Üzerinden Yapan Kara Yolları Genel Müdürlüğü’nün Sözleşmeleri YTL’ye Döndürme Talebine şı Çıktı “Sözleşmeler Feshedilsin İhaleler Yenilensin’ Önerisinde Bulundu.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), temelleri atılan duble yolların ihale sözleşmelerini “’ üzerinden yapan Kara Yolları Genel Müdürlüğü’nün sözleşmeleri YTL’ye değiştirme talebine ilişkin “ihaleler feshedilsin yenilensin’ görüşü bildirdiği ortaya çıktı.

Duble yol ihale sözleşmelerinin “