nedir

A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde şıdan şıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan
· erotofobi: korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: sız olma korkusu
· kanserofobi: olmaktan korkma
· kardiyofobi: hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler kilitli odalar onlar için verici yerlerdir. Hastanın korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek çlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt larından korkma
· orofobi:çtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü cuma olan günden korkma
· patofobi: olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe ın, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma

AGORAFOBİ Açık yer yada kalabalık korkusu
AİLUROFOBİ Kedilerden korkma
AKLUOFOBİ Karanlıktan korkma
AKROFOBİ Yüksek yerlerden korkma
AKUSTİKOFOBİ Belirli seslerden korkma
ALGOFOBİ Acı çekmekten korkma
AMATOFOBİ Toz korkusu
ANTLOFOBİ Sel korkusu
ARAKNOFOBİ Örümceklerden korkma
BELONEFOBİ İğnelerden korkma
BİBLİYOFOBİ Kitaplardan korkma
DENTOFOBİ Dişçiden korkma
EİSOPTROFOBİ Aynalardan korkma
ELEKTROFOBİ Elektrikten korkma
FARMAKOFOBİ İlaçlardan korkma
FAZMAFOBİ Hayaletlerden korkma
FEBRİFOBİ Yüksek ateşten korkma
FİLOFOBİ Aşık olmaktan korkma
FOBOFOBİ Korkmaktan korkma
FOTOFOBİ Işıklardan korkma
GAMETOFOBİ Evlenmekten korkma
HELYOFOBİ Güneşten korkma
HİPEGİYAFOBİ Sorumluluktan korkma
HİPNOFOBİ Uyumaktan korkma
İHTİYOFOBİ Balıklardan korkma
KARNOFOBİ Etten korkma
KİNOFOBİ Köpeklerden korkma
KLOSTROFOBİ Kapalı yer korkusu
KOULROFOBİ Palyançolardan korkma
KSENOFOBİ Yabancılardan korkma
LİMNOFOBİ Göllerden korkma
MANYOFOBİ Delirmekten korkma
MEKANOFOBİ Makinalardan korkma
MİZOFOBİ Kirlilikten korkma
MONOFOBİ Yalnızlıktan korkma
NELOFOBİ Camdan korkma
NİKTOFOBİ Geceden korkma
PANTOFOBİ Her şeyden korkma
PAPİROFOBİ Kağıttan korkma
PEDOFOBİ Çocuklardan korkma
PİROFOBİ Ateşten korkma
POLİTİKOFOBİ Politikacılardan korkma
PUPAFOBİ Kuklalardan korkma
SELONOFOBİ Aydan korkma
SİDEROFOBİ Yıldızlardan korkma
SKİOFOBİ Gölgelerden korkma
TAKOFOBİ Yüksek hızdan korkma
TANATOFOBİ Ölümden korkma
TERMOFOBİ Isıdan korkma
TRİSKAİDEKAFOBİ 13 Sayısından korkma
ZELOFOBİ Kıskançlıktan korkma

’deki her 10 kadından biri için, evlendiği gece nın en kötü gecesi oluyor.Kadınlar eşleriyle seks yapmaktan korkuyor. İstese de, sevse de cinselliği yaşayamıyor. adı verilen bu durum aylarca hatta yıllarca sürebiliyor. Bazı evliliklerde seks hiç yaşanmıyor.

Cinsel Terapist Terapisti Cinsel Enstitüsü Genel Başkanı Dr. Keçe, kadınların en büyük korkularından biri olan ilk gece korkusuyla ilgili soruları yanıtladı:

* ? Daha fazla…
tıpkı deprem gibidir. Kişi umutsuz olduğuna yürekten inanır, ‘Ya canım acırsa’ diye cinsellikten korkar vajina kasları öyle bir kasılır ki, asla ilişkiye giremez. Bu, en önemli cinsel fobilerden biridir. Vajinismusun en belirtisi o an geldiğinde kişinin panik atak benzeri bir durum yaşamasıdır. Yani kişi eşini iter, kasılır, endişe, kaygı duyar. O kadar açık bir kaygı duyar ki, bilinci açık olsa bile kontrolünü yitirir. Bundan utanır, suçluluk duyar, kendinden nefret eder, hayal kırıklığına uğ. Zamanla cinsel isteksizlik çocuk sahibi olamama kaygıları buna eklenir. Bu, için de için de zor bir durumdur. Bazı evlilikler buna sadece 5-10 yıl dayanır. Ancak bu korkular 30 yıl bile devam edebilir.

ANİDEN ORTAYA ÇIKABİLİR

* edildikten sonra tekrarlar mı?
Vajinismusun tipleri vardır. Genelde ilk gece ortaya çı doğru tedaviden sonra geçer. Bazen cinsel hayatı olan kişilerde birden ortaya çı. Doğum yırtıkları, düşükler, kürtaj, kötü sert yapılan bir cinsel muayene bile buna olabilir. Bu kadınlar fiziksel problemler ortadan kalksa bile cinsel birleşme yaşayamaz. Daha önce olmuş kişilerde bu tekrarlayabilir.

* Kolay edilebilir mi?
Geçmişte yaşanan bir cinsel travma yoksa ya da muayene edilebiliyorsa, bu ‘basit ’tur. Nispeten kolaydır. Bazılarında geçmişte yaşanmış cinsel bir travma öyküsü vardır derinlerde bastırılmıştır. Bu, ‘ağır ’tur. zor ama mümkündür. Bazı kadınlar ise partneri ile olan diğer problemleri nedeniyle istemli olarak ağrı, yanma, acı kanama olacağından korkarak cinsel birleşme sırasında kendilerini kasarlar cinsel ilişkiye izin vermezler. Buna da ‘durumsal ’ denir.

* , anne-baba olmaya engel teşkil eder mi?
Hayır, yalnızca sağlıklı mutlu bir cinsel birleşmeye engeldir. Normale göre gebelik şansının az olmasına rağmen, vajenden kayan spermler nedeniyle gebelik oluşabilir. Son yıllarda tüp yöntemiyle anne-baba olan birçok çift var. Sorunlarını çözmek yerine aşılama yöntemi ile anne-baba oluyorlar. Halbuki bu durumda tüp aşılama gibi yöntemler sadece zaman kaybıdır. Normal doğumdan sonra bu sorundan kurtulacaklarını düşünenler yanılırlar. Bazı jinekologlar bile doğum sırasında bu konunun kendiliğinden çözülebileceğini düşünür. Ama genellikle sorun devam eder. Zaten bu çiftler genellikle sezaryeni tercih ederler.

* Eşi olan erkekler ne yapıyor?
Bu önemli bir boşanma sebebi mi? Sanılanın aksine vajinismusun yol açtığı boşanma oranları düşüktür. Çünkü cinsel korkular çifti birbirine yakınlaştırır. Devamlı reddedilme tatminkar olmayan bir ilişki nedeniyle erkekler pasifize olur. Vajinismuslu kadınlar eğer görücü usulüyle evlendirilmemişlerse, eş veya sevgililerini otoriter baskıcı babalarının aksi özellikteki erkeklerden seçerler. öncesi başka kadınlarla yaşadıkları cinsel deneyimleri sınırlı olan eşleri, çoğunlukla aşırı nazik, pasif, girişken olmayan edilgin erkeklerdir. Tencere kapak misali ı-koca birbirlerini kırmaktan aşırı derecede korkar. Vajinismuslu kadınlar birer ‘iyi ’ ise, eşleri de aynı şekilde ‘iyi çocuk’lardır.

ISRAR SORUNU BÜYÜTÜR

* Vajinismusu olan bir kadına kocasının cinsel ilişki için ısrar etmesi normal midir?
Eğer ın korkusunu anlamaya çalışıp ona destek olmak yerine, bir an önce cinsel ilişkiyi gerçekleştirip hem kendisine, hem eşine, hem de ailesine erkekliğini ispatlama gayreti içinde hareket ederse sorun daha da büyür. Maalesef genellikle süreç bu şekilde işler. İlk geceden sonra aile büyüklerine hesap veren çiftler, sorunun büyümesine olur. Vajinismuslu kadınların eşleri istenmedikleri, reddedildikleri, yeteri kadar sevilmedikleri korkusuna kapılabilirler. Ne yapacaklarını bilemezler, ki bu çok normaldir. Hayatlarının cinsel ilişkiye girmeden geçeceğini düşünerek, bu sorundan kurtulmak için kendilerini tamamen işlerine adamayı denerler.haber3

hepsi bir cemre kemer hepsibir hepsi 1 cemre hepsi bir cemre kemer : 1985 İstanbul doğumlu.Ortaöğrenimini liseyi Mimar Sinan Sanatlar üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale ünde bitirdi. Yine aynı okulda Klasik Bale eğitimine devam ediyor.AKM Gençlik Balesinde beş yıl görev aldı. Alaycı, sinirli, inatçı, Obsesif, Merhametli, dostlarına bir o kadarda dostluğa çok düşkün. Yanlızlığı sevmez.Genellikle karanlıkta uyur. Yaseminle aynı odada kalıyor. Yasemin loş odada yatabildiği için göz bandı kullanıyor .
hepsi bir eren bakici hepsibir hepsi 1 eren bakici hepsi bir eren bakici hepsi eren hepsi bir eren bakici : 1984 İstanbul doğumlu. Eren orta okul liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale ünde okudu. Halen Mimar Sinan Üniversitesinde Modern eğitimini devam ettiriyor.
Altı yıl boyunca Kültür Merkezi Çocuk Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı.
Londra’da Urdang Akedemisinde Budapeşte okulunda uzun süre eğitim aldı. Sinema düşkünü, patavatsız, uzaylı sevgisi var. Uykusuz açken gözü döner. Sağlıklı yeme konusunda takıntıları vardır. Yemekle ilgili tüm programları eder. Yalanı hiç sevmez.Çok fazla iyi niyetli polyanacı… Lakabı E.T. Gülçinle birlikte aynı odada kalıyor.
hepsi bir gulcin ergul hepsibir hepsi 1 gulcin ergul hepsi bir gulcin ergul hepsi eren hepsi bir gulcin ergul eren bakici Ergül: 1985 yılında İstanbul’da doğdu. Orta okulu liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale ünde okudu. Şu an Mimar Sinan Üniversitesinde Modern eğitimini sürdürüyor. 7 yıl süresince Kültür Merkezi Çocuk Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı. Özel piyano, şan hip-hop dersleri alarak kendini geliştirdi. Ayrıca Tv’lerde dönen Reklam jingle’ları seslendirdi. Bunun yanında Kültür Merkezi Çocuk korosundada rol aldı. Mükemmelliyetçi, biraz unutkan, Dağınık, şımarık,kaprisli bir okadarda şıpsevdi…Ayrıca en çok sevdiği günlük tutmaktır.Grup içindeki lakabı akreptir.Erenle aynı odada kalıyor.
hepsi bir yasemin yuruk hepsibir hepsi 1 yasemin yuruk hepsi bir yasemin yuruk hepsi eren hepsi bir gulcin ergul eren bakici yasemin yuruk : 1986 yılında İstanbu’da doğdu. Yasemin orta okul liseyi Mimar Sinan Üniversitesi Sanatlar Devlet Konservatuarı Bale ünde okudu şu anda halen üniversite eğitimini devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale ünde okuyor. Üç yıl boyunca Kültür Merkezi Çocuk Gençlik Balesi’nin sergilediği oyunlarda sayısız rol aldı. Özellikle tiyatro dersleri aldı. Tvlerde dönen bir çok jingle’ı seslendirdi. Özel şan piyano dersleri aldı. Uyumlu, arabulucu, alıngan, Arabalara tutkun. Kokoş bir o kadarda erkeksi. Sorun çözücüdür ama yanlız kalırsa hep içine kapanır. Karanlık fobisi var, sürekli loş ışıkta uyur. Korkut ondan hoşlanıyor.. Herkes farkında ama o ilgilenmiyor. Lakabı “Schumacher” Cemre ile aynı yerde kalıyorlar.

Kuduz bulaşır?

Tüm sahiplerive hatta sokaktaki insanlar da kuduz hastalığından korkar. Yaygınlığı gün geçtikçe ilerlemektetir.
Bir enfeksiyon hastalığı olan kuduzun etkeni spesifik bir kontagiyöz (bulaşıcı) virüs; “rabdoviridae” ailesinden zarflı bir RNA virüsüdür. Kuduz enfeksiyonu , virüsün bulunduğu salya ile temas sonrasında gerçekleşir. Bu temas ısırma, sağlam olmayan derinin yalanması, mukozaların yalanması şeklinde gerçekleşebilir. Kendi patisini yalayan kedinin tırmalaması sonucu da kuduz bulaşabilir. Mağara gezen kişilerin, yarasaların aerosol şeklinde havaya saçtığı damlacıkları soluduğu böylece virüs kaptığı söylense de bu bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Aynı şekilde kuduz olduğu bilinmeyen kadavradan alınan korneanın transplantasyonu sonucu kuduz bulaştığı da kanıtlanamamış bir iddeadır. Hele içme suyuyla, cinsel yolla, solunum yoluyla, barsak solucanlarıyla bulaştığına dair hikayeler ise sadece sayfalarında kalan birer söylentidir. Kuduz bir ın ısırdığı hamile ın karnındaki çocuğuna kuduz bulaşması mümkün değildir. Kuduzun tek kesin bulaşma yolu kuduz bir ın ısırdığı açık yaradır.

Kuduzun

Hastalıklı tarafından ısırıldıktan sonra kas dokusuna giren virüs, önce kas dokusu içinde çoğalır. Daha sonra periferik sinirler aracılığıyla merkezi sinir sistemine oradan hızal beyine ulaşır. Beyine yerleşip işgal eden virüsün artık yukarı hareketi tamamlanmış aşağı doğru hareketine başlar göz, tükürük bezleri, deri gibi organlara yerleşir. Burada önemli olan nokta, bu seyir esnasında çok az antijen salınması, antikor oluşmamamsı adeta virüsün kendisini saklamasıdır. Bu nedenle labaratuvar tanı yöntemleri klinik belirtiler tam ortaya çıkmadan (yani iş işten geçmeden) sonuç vermez.
Kuduzda kuluçka süresi ortalama 10-60 gün arasında değişmekle birlikte, litaratürde bu sürenin 2 güne kadar indiği; bazen yıllara kadar uzadığı vakalar görülmüştür. Özellikle çocuklarda, baş, yüz gibi beyine yakın ya da sinir dokusunun yoğun olduğu bölgelerin ısırıldığı durumlarda mukozanın yalandığı hallerde kuluçka süresinin çok kısaldığı görülmüştür.
Kuduz virüsü alan bir insanda ilk belirtiler, sanılanın aksine, genellikle kuduzu düşündürmeyen basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülür. tablosu tamamen oluşmadan bir iki gün önce ise, iyileşmesine rağmen ısırık yerinde kaşıntı, iğne batması hissi, sinir trasesi boyunca yayılan bir ağrı gibi belirtiler oluşur. Ayrıca kişilik değişiklikleri görülür.
oluştuktan sonra 3 formda seyredebilir. “Spastik ”da hidrofobi (su korkusu) aerofobinin oluştuğu klasik, spazmlarla karakterize kuduz seyri izlenir. “Demans ”da uç noktada aşırı lma veya adeta delirme görülür. “Paralitik ”da kısmi felçler izlenir. Diğerlerine oranla daha uzun süren bu durumda şüpheli bir tanı yoksa, genellikle kuduz sı konamadan, nörolojik problemlerle uğraşılırken kaybedilir.
Kuduz hasatalığı bir kez oluştuktan sonra ölüm kaçınılmazdır. Önemli olan oluşmadan vücutta koruyucu antikor düzeyini oluşturmaktır.

Kuduz İnsan Vücudunu Ele Geçiriyor ?

Kuduz olmuş bir ya da insanda birdenbire ortaya çıkıyor. Çünkü hastalığın kendisini göstermesi için virüsün öncelikle beynin cornu amanois bölgesi ile cerebellum bölgelerine ulaşması gerekiyor. Bunun süresi ise ısırığın bulunduğu yere bağlı. Eğer ısırık insanda boyun baş bölgesinde ise 3 hafta, belden aşağıdaysa 1,5 ay içinde ortaya çıkıyor. Bu süre kuduz hastalığından kurtulmak için tek son şans.
Sinir sisteminde ilerleyerek beyne yerleşen virüs burada çoğalarak biraraya geliyor “Negri cisimciği”ni oluşturuyor. Buradan vücuda yayılan virüsler ilk olarak tükürük bezlerine iniyorlar. Arkasından yutak felci başlıyor. Aynı zamanda aşırı saldırganlık, ışığa sese aşırı duyarlılık başlıyor. Çene kaslarının felci sonucu alt çene düşüyor son aşamada felçler tüm organlara yayılıyor.

Kuduz bir tarafından ısırılınca ne yapmalıyız ?

Herhangi bir ısırdıktan sonra kuduz ihtimaline şı ilk yapılacak şey hiç vakit kaybetmeden yarayı bol sabunlu veya deterjanlı suyla yıkamaktır. Bu işlem yaranın üzerindeki virüsleri öldürmüyor, ancak büyük bir kısmını yaradan uzaklaşmasını sağlıyor. Bunun ardından yara veya tentürdiyot ile temizlenmeli. Bu işlem yara üzerinde kalan virüslerin bir kısmının ölmesini sağlıyor. Yara ne kadar büyük olursa olsun yaraya dikiş atılmamamsı gerekiyor. Çünkü bu işlem o bölgedeki sinir uçlarını uyararak sinir uçlarının çoğalmasını sağlıyor. Bunların dışında tetanoza diğer enfeksiyonlara şı önlem alınması antibiyotik tedavisine başlanması gerekiyor.

Yalancı Kuduz (Aujeszky)

Bütün türlerinde görülen bu ultra virüsten ileri gelir. Hayvanlarda şiddetli kaşıntı, çırpınma felçler görülür. çok hızlı seyreder domuz dışında bütün hayvanlarda ölümle sonuçlanır. Budapeşte Veteriner Yüksek Okulu Müdürü Prof. Aujeszky Aladar tarafından mlanan bu virüs, kesinlikle insanlara bulaşmıyor. Bu virüs ’de ilk defa 1932’de İstanbul Kuduz Müessesi Müdürlüğünde görevli Doktor Zekai Muammer Tunçman tarafından izole edildi.

Bütün canlılar kuduz taşıyıcısı olabilir mi ?

Bir tanesi hariç dünyadaki hiçbir kuduz virüsünü uzun süre taşıyamıyor. Bütün canlılar kuduz virüsünün vücutlarına girmesinden sonra en çok üç ay yaşayabiliyor. Çünkü virüs beyine yerleşiyor bütün faaliyetlerini durduruyor. Özellikle yutak felci, canlıların yeme içme fonksiyonunu durduruyor ki, bu da ölümün ilk adımını oluşturuyor.
Amerika kıtasında yaşayan “vampir yarasa” olarak bilinen “Desmodus” türü yarasalar kuduz virüsünün doğal taşıyıcısıdırlar. Bu yarasa türünün virüsü iki yıl kadar taşıdıkları sanılıyor. Bunun yanısıra kuşlarda kümes hayvanlarında kuduz vakası hemen hemen hiç görülmüyor.
Kaynak veterinerhekim.net

Fazla kilolar, çağımızın sorunu… Peki, fazla kilolardan arınırken doğruları uygulayabiliyor muyuz? İşte zayıflamanın doğruları, yanlışları…
Genel olarak -18 yaşları arasında başlayan şişmanlamaya şı ağır yüzünden bilinçli olarak aşırı kalma çabaları ile belirlenen bir bozukluk… Psikologlara göre, ne zaman ortaya çıktığıı bilinmemekle birlikte,eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değil. Anoreksia Nervoza olarak adlandırılan rahatsızlığa yakalanan bireylerin yaklaşık yüzde 95″ inin olduğunu belirten uzmanlar, bir kişinin kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı riskinin belirgin oranda arttığını kaydediyor. Bozukluk, üst sosyoekonomik sınıflarda daha sık görülüyor.
En belirti aşırı alma korkusu…
Bu durum kişinin yiyecek konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına olabiliyor. Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma oluşuyor.


Buna bağlı olarak bu kişiler çok olsalar bile kendilerini şişman bulabiliyor. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek isteyenler 2 yola başvuruyor. Kişilerin bir ü yiyecek alımını ileri derecede kısıtlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de, çok az kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler. Bu kişiler buna rağmen ağır egzersizler de yaparlar.

Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin birbirini izlediği gözleniyor. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra şişmanlayacakları korkusuyla, boğazlarına parmaklarını bastırarak kusuyor. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi, mide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler gözlenebiliyor. Bu kişilerin yeme davranışlarında yiyeceklerle olan ilişkilerinde gariplikler görülebiliyor.
Yiyecekleri saklayabilir, yapmak için mutfakta saatlerce uğraşabilirler. Anoreksia Nervoza”nın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemekle birlikte, oluşumu psikolojik, sosyolojik biyolojik olmak üzere üç boyutta ele alınıyor. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığını bu dönemin cinsel sosyal çatışmalarla yüklü oluşunu dikkate alan uzmanlar, cinsel sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıktığını düşünüyor.
ideal midir?
Batı toplumlarında ın fiziksel görünümü bu bağlamda bir vücut yapısına sahip olması oldukça önemlidir. için ideal görünüm olmak. Eskiden hafif kilolu tipi ideal tip olarak görülürken, şimdilerde bu anlayış terk edildi. Teknolojik gelişime paralel olarak medyadaki değişimle birlikte bu anlayış hız kazandı. 1970″li yıllardan önce ideal etinde Taylor kabul edilirken, 1970″lerde zayıflığı ile ün yapmış manken Twiggy yapılan kamuoyu araştırmalarında öne geçti. Son 25 yıldır Amerikalı kadınlar daha olma eğilimindedirler. Gerek ”de, gerekse yurtdışında yarışmalarına hep kızların katıldıkları görülüyor.
Medyadaki bu imaj bombardımanın toplumsal sonucu olarak, popüler insanların beden ölçülerinin daha da küçüldüğü görülüyor.
Anoreksia Nervozalı hastaların çoğu kez güçlüklerle doludur. Hastaların çoğunda, birkaç yıl önce başlıyor. Tedaviye katılmak planları için isteksizdirler. Bu sebeple genellikle çocuklarının bu durumundan üzüntü endişe duyan anne babaları tarafından doktora getirilirler. Tedavide bireysel psikoterapi, grup aile terapisi, ilaç gibi yöntemler kullanılabilir.

kaynak: bayanca.net


Fazla kilolar, çağımızın sorunu…fazla kilolardan arınırken doğruları uygulayabiliyor muyuz? İşte zayıflamanın doğruları, yanlışları…Genel olarak -18 yaşları arasında başlayan şişmanlamaya şı ağır yüzünden bilinçli olarak aşırı kalma çabaları ile belirlenen bir bozukluk…Psikologlara göre,ne zaman ortaya çıktığıı bilinmemekle birlikte,eskiden sanıldığı gibi çok ender rastlanan bir rahatsızlık değil. A.Nervoza olarak adlandırılan rahatsızlığa yakalanan bireylerin yaklaşık yüzde 95″ inin olduğunu belirten uzmanlar,bir kişinin kardeşinde bu tür bir bozukluk varsa o kişide aynı riskinin belirgin oranda arttığını kaydediyor.Üst sosyoekonomik sınıflarda daha sık görülüyor.


En belirti aşırı alma korkusu…
Bu durum kişinin yiyecek konusunda neredeyse fobik olacak noktaya dek varmasına olabiliyor.


Şişmanlama korkusunun yanı sıra beden imgesinde de bozulma oluşuyor. Buna bağlı olarak bu kişiler çok olsalar bile kendilerini şişman bulabiliyor. Vücut ağırlığını kontrol altında tutabilmek isteyenler 2 yola başvuruyor. Kişilerin bir ü yiyecek alımını ileri derecede kısıtlar. Zaten aldıkları çok az yiyeceğin de, çok az kalorili yiyecekler olmasına dikkat ederler. Bu kişiler buna rağmen ağır egzersizler de yaparlar.



Diğer gruptaki kişilerde yiyecek alımının ileri derecede azaldığı açlık dönemleri ile aşırı yeme dönemlerinin birbirini izlediği gözleniyor. Bu gruptaki kişiler, aşırı yemeden sonra şişmanlayacakları korkusuyla, boğazlarına parmaklarını bastırarak kusuyor. Sık sık bunu yapan kişilerin el sırtında deri sertleşmesi, mide asidinin etkisiyle dişlerde bozukluklar, çürümeler gözlenebiliyor. Bu kişilerin yeme davranışlarında yiyeceklerle olan ilişkilerinde gariplikler görülebiliyor.


Yiyecekleri saklayabilir, yapmak için mutfakta saatlerce uğraşabilirler. Anoreksia Nervoza”nın nedenleri günümüzde kesin olarak bilinmemekle birlikte, oluşumu psikolojik, sosyolojik biyolojik olmak üzere üç boyutta ele alınıyor. Hastalığın ergenlikte ortaya çıktığını bu dönemin cinsel sosyal çatışmalarla yüklü oluşunu dikkate alan uzmanlar, cinsel sosyal çatışmalarla başa çıkma konusundaki yetersizliklerin yiyeceklerden fobik kaçınma şeklinde ortaya çıktığını düşünüyor.


ideal midir?
Batı toplumlarında ın fiziksel görünümü bu bağlamda bir vücut yapısına sahip olması oldukça önemlidir. için ideal görünüm olmak. Eskiden hafif kilolu tipi ideal tip olarak görülürken, şimdilerde bu anlayış terk edildi. Teknolojik gelişime paralel olarak medyadaki değişimle birlikte bu anlayış hız kazandı. 1970″li yıllardan önce ideal etinde Taylor kabul edilirken, 1970″lerde zayıflığı ile ün yapmış manken Twiggy yapılan kamuoyu araştırmalarında öne geçti. Son 25 yıldır Amerikalı kadınlar daha olma eğilimindedirler. Gerek ”de, gerekse yurtdışında yarışmalarına hep kızların katıldıkları görülüyor.


Medyadaki bu imaj bombardımanın toplumsal sonucu olarak, popüler insanların beden ölçülerinin daha da küçüldüğü görülüyor.


Anoreksia Nervozalı hastaların çoğu kez güçlüklerle doludur. Hastaların çoğunda, birkaç yıl önce başlıyor. Tedaviye katılmak planları için isteksizdirler. Bu sebeple genellikle çocuklarının bu durumundan üzüntü endişe duyan anne babaları tarafından doktora getirilirler. Tedavide bireysel psikoterapi, grup aile terapisi, ilaç gibi yöntemler kullanılabilir.

kaynak: bayanca.net

Evli olan ya da olmayan çiftlerin şılaştıkları sorunları ele alıp çözüme kavuşturmayı hedefleyen çift terapisi artık internet ortamında… Bu modeldeki amaç, sorunlara hızlı anında çözümler geliştirmek.

Son yıllarda internet ortamından çift terapisine başvuran çiftlerin sayısı sürekli artmaktadır. Terapiye başvurular daha çok; ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı kadınlar tarafından yapılmaktadır.

“Evliliğimizde sorun var.”, “İlişkimizde problem var.” diye başvuranların yanında, asıl sorunu örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler fobik reaksiyonlarla terapiste başvuranlara da sıklıkla rastlanmaktadır.


www.e-terapist.net sitesi uzmanlarından Aile Çift Terapisi Uzmanı Psikolog C.


Çınar bazı çiftlerin terapiste başvurma amaçlarının; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmak olduğunu söylüyor ekliyor:

“Hem terapi ortamı hem de terapist evliliğin bitmesine ya da devam etmesine veremez. Buna verecek olan kişinin bizzat kendisidir.”

Büyük oran kadınların

Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir gerçektir. Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı kolaylaştırdığı gibi terapi süresini de kısaltır. Fakat çok önemli olan bir gerçekte, ilişkide mağdur olan bireyin tek başına yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol kat edebileceğidir.

Terapi ?

Terapi; iletişimi anında, açık net hale sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) ıyla şılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir yaklaşım tekniğidir.

Internette terapi oluyor?

Internet ortamında psikoloji biliminin ilkelerinden yola çıkarak elde edilen veriler sayesinde bireylerde duygu, davranış, düşünce veya kişisel özelliklerin arzu edilen yönde değiştirilebilmesine olanak sağlayan uygulamadır.

İnsanlar interneti seçiyor?

E-terapi bireylerin psikolojik sosyal destek almalarını engelleyen önyargılardan uzak bir uygulamadır. Bireyler internet ortamında en yakınları ile dahi paylaşmaktan çekindikleri problemleri özgürce ifade edebilir. Üstelik zaman mekan sınırlaması olmadan gerçekleştirilen bu hizmet ile sorunlarına hızlı, akılcı kalıcı çözümler üretebilirler.

Sistem işliyor?

Önce terapi almak istediğiniz uzmanların bulunduğu siteye (www.e-terapist.net bu alanda en fazla hit alan ) randevu talebinizi gün/ay/yıl saat olarak bildiriyorsunuz. Daha sonra seanslarınızı , Gtalk, ya da elektronik posta yöntemlerinden hangisini kullanarak almak istediğinizi belirtiyor Randevu talebinizin onaylandıktan sonra ödemenizi gerçekleştiriyorsunuz.

kaynak: bayanca.net

1935″te doğan Sinanoğlu, 1953’te tarafından 1928 yılında kurulmuş TED Yenişehir Lisesini burslu olarak okudu birincilikle bitirdi. Okulun bursuyla kimya mühendisliği okumak üzere ABD”ye gitti. 1956’da ABD Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliği”ni birincilikle bitirdi.

1957’de Massachusetts Institute of Technology ” yi ( MIT ) 8 ayda birincilikle bitirerek Yüksek kimya Mühendisi oldu. 1960’ta Yale Üniversitesinde “asistant professor” (yardımcı doçent ) olarak çalışmaya başladı.

26 yaşında iken atom moleküllerin çok elektronlu kuramı ile “associate professor” (doçent) 50 yıldır çözülemeyen bir kuramını bilim dünyasına kazandırdı “full professor” ( profesör ) ünvanını aldı. Bu ünvan ile modern üniversite tarihinin Yale Üniversitesi tarihinin en genç profesörü oldu.

1964’te ODTÜ”ye danışman profesör oldu. Yale Üniversitesinde ikinci bir kürsüye daha profesör olarak atandı. Dünyada yeni kurulmaya başlayan Moleküler Biyoloji dalının ilk birkaç profesöründen biri oldu. (Watson Crick sarmal modelindeki dna sarmalının çözelti içinde o halde durduğunu keşfeden adam - solvofobik kuvvet ) Amerikan Ulusal bilimler akademisine Üye olarak seçildi. Buraya seçilen ilk tek oldu.

İki defa Nobel” e aday gösterildi. Defalarca Nobel Akademisinin isteği üzerine Nobel”e adaylar gösterdi. Dünyanın sayısız yerinde sayısız buluşları teoremleri ile ilgili sayısız konferans verdi.

26 yaşından beri devam ettiği Yale Üniversitesinde Moleküler biyoloji kimya olmak üzere iki kürsüde profesör son 7 senedir görev yaptığı Teknik Üniversitesinde ise Kimya dalında olmak üzere bir kürsüde Profesör olarak görevini sürdürüyor.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

3 Temmuz 1883 yılında doğan Franz Kafka, Praglı bir yahudiydi. Yahudi olduğu için Almanlar tarafından sevilmiyor Almanca konuştuğu içinse Çek”ler tarafından hor görülüyordu. İriyarı sağlıklı babası Hermann Kafka içinse, Kafka ancak bir böcekti. Tüm çocukluğu boyunca kendisini “hiçbirşey”" gibi hisseden Kafka, bir yetişkin oldugu zamanda bu düşüncesinden vazgeçmedi. Babasıyla başlayan otorite fobisi onun hemen hemen tüm kitaplarına sızmıştır. Otorite şısında, zaten olan bedeninin iyice küçülmeye, yok olmaya başladığına inanır. Bu düşünce Kafka’yı ömür boyu bırakmadı.

Albert Camus”nün taş olmak istemesi gibi Kafka da, kara saplanmış yararsız bir odun parçası olmak ister. Ona göre ne kadar küçük basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu sorunsuz olacaktır. Çünkü bir insan olarak yaşamak doğru yolda ilerlemek hemen hemen imkansızdır. Şöyle gerekçelendirir bu durumu; “Doğru yol yerden bir ış yüksekte bulunan gergin bir ip gibidir. Fakat bu ip, üstünde yürümek için değil de insanın ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır ancak..”"

Kendi aşağılık kompleksleriyle yoğurduğu bir iç dünyası vardır Kafka”nın. Kendi bedeninden değil hoşnut olmak, tiksinmektedir nerdeyse. Bir başyapıt sayılan Değişim”in efsanevi ilk cümlesi şöyledir: “Gregor Samsa bir sabah korkulu bir düşten uyanınca, yatağının içinde kendini korkunç bir hamamböceği olarak buldu…”"

Böcek Samsa bir süre utanç dolu anlamsız bir yaşam sürdükten sonra pis yalnız bir şekilde ölür. Kafka bu tür bir ölümün kendisi için de olası bir son olduğuna inanır. Hayvanların ağzından anlattığı birçok öyküde kendi komplekslerini korkularını yansıtır. İnsan olmanın korkutucu yönlerini anlatır. Bir Akademi İçin Rapor” adlı öykü bir maymunun ağzından anlatılır. insan olduğundan bahsederken bunun hiç de zor olmadığını söyler hayvanat bahçesindeki kafesinden insanları izlerken şöyle düşündüğünü anlatır; “Demek bu adam ya da adamlar serbestçe hareket etmekteydiler. Hiç kimse, eğer kendileri gibi olursam demir parmaklıkların açılacağına ilişkin söz vemıiyordu bana.. ama… insanları taklit etınek ne kadar kolaydı! Daha ilk günlerde tükürmesini öğrenmişti…”"

Üstünde katlanılmaz bir ağırlığı olan babasından uzaklaşmak kendi başına varolabilmek adına evlenmek bir aile sahibi olmak istedi Kafka. Fakat onun gibi kompleksler içinde yüzen bir adamın altından kalkabileceği bir iş değildi bu. Kadınlarla mektuplaşmaktan başka birşey yapamadı. Bu yolla cinsel ilişki kurmak imkansız olduğu için hiçbir zaman çocuk sahibi olmadı.

İlk büyük ı Felice Bauer”di(1887-1960). Hayatı boyunca onunla iki kere nişanlandı. beklendiği gibi mektuplaşmak öte pek bir ilişkileri olmadı. Mektuplaştığı dört arasında en ciddi önemli olanın Milena Jesenska”ydı. Milena”yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz imkansız Kafka”yı derin acılara sürükledi.

Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler bu görüşmeler Kafka”yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan “Milena”ya Mektupları”da Kafka şöyle dile getirir durumunu; “En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki…”

Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas”a verdi kendisi 17 Mayıs 1944″te Almanya”da toplama kampında öldü.

Kafka Prag”da hukuk öğrenimi gördükten sonra işçi Kaza Sigortasında memur olarak çalışmaya başladı. Artık “Doktor Kafka”"ydı hep istedigi gibi sıkıcı fakat güvenli bir hayata kavuşmuştu. Gündüzleri sıradan bir memur gibi işine gidiyor, geceleri ise ölümden bile derin bir uykuya benzettigi yazma işinde yoğunlaşıyordu. Avrupa”nın çalkantılı onun öykülerini gittikçe karanlıklaştırdı. İnsanın kurtuluşuna olan inancı azaldıkça daha çok yazmaya başladı. “Şato”, “Dava”, “Amerika” hep bir arayışın ı oldular. Arayışın fakat bulamamanın desek daha doğru olur herhalde, zira bitmeyen romanlar konusunda Kafka külliyatı oldukça zengin.

Tüm karamsarlığına rağmen Kafka”nın romanlarında her zaman bir ümit ışığı görmek mümkündür. “Dava”nın yüzlerce sayfa boyunca suçunu öğrenmek için çırpınıp duran zavallı kahramanı K., sonunda idam edilir. Fakat infaz sırasında şı binanın penceresinden ışıklar içerisinden bir adam çı K.”ya doğru kollarını uzatır. Elle tutulur bir yararı olmayan, bir umuttur ama, bir umuttur işte insanın sahip olduğu biricik şeyde budur aslında…

Kafka az olan arkadaşları arasında en çok .Max Brod”u severdi. Bir gün çömez yazar Gustav Jarmouch yanına gelip “”Bugün ışıl ışılsınız Herr Kafka” dediğinde verdiği cevap şöyle oldu; “”Dün Max ısıyla yemekteydim. Dostlarının gözlerindeki ışık üstüme sinmiş olmalı…”

Katka dostu Max”ten, ölümünden sonra yazdıgı her şeyi yakmasını istedi. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla aynı fikirde değildi Kafka”nın ölümünden sonra, ışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. (Yani bir Kafka yazısı yazarken Max Brod”u da saygıyla anmak gerekir.) ,

1917 Ağustosu”nda başlayan kanlı öksürükler Franz Kafka”yı yedi yıl sonra Viyana yakınlarında bir sanatoryumda öldürdü. Ölürken tuhaf bir huzur içindeydi. Belki de yanında kendisinden oldukça küçük bir olan Dora Diamant olduğu içindi bu, öyle ya ilk defa mektup yazmadan konuşabileceği bir kadına sahipti ama ne acı ki ölmek üzere olan bir adam için bunun fazla bir değeri yoktu.

yeme acı veriyordu o da taslaklarını yazdığı “Açlık Cambazı” öyküsünün kahramanı gibi aç kalmayı dolayısıyla ölmeyi seçti. İkinci Dünya Savaşı”ndan sonra çok ünlenen Kafka, yazın tarihi içinde karanlık, derin görkemli bir yer edindi.

kaynak: kimkimdir.gen.tr