nedir

Bermuda Şeytan Üçgeni, Atlantik Okyanusunda çok sayıda uçak geminin kaybolduğu, bazı paranormal olayların yaşandığı bölgenin adıdır. Bu bölge Amerikan sahil koruma örgütünün 7 nolu bölge müdürlüğünün 5720 sayılı sirküler yazısında şöyle tarif edilmektedir: “Bermuda üçgeni ya da şeytan üçgeni diye anılan hayal ürünü yer, Atlantik’te, ABD’nin güneydoğu kıyılarında, açıklanamayan gemi, tekne uçak kayıplarının çok yüksek oranda yer aldığı bir alandır. Bu üçgenin köşelerinde Bermuda, ’daki Miami, Puerto Rico’daki San Juan olduğu kabul edilmektedir.[1]

Kimsenin açıklama getiremediği bu esrarengiz fenomen, içinde bilim adamlarının da bulunduğu pek çok insan tarafından “doğaüstü bir takım güçlerin yaptırımı” olarak landı öyle lanse edildi. Bu açıklamalar arasında kayıp kıta Atlantis’in orada bulunup (bu düşünceyle paralel olarak Atlas Okyanusu ismini almıştır.) Kayıp Kıta’nın hiçbir zaman anlaşılamayan teknolojik manyetik kayıp aygıtlarından birinin etkisinden veya o bölgenin defalarca Dünya dışı varlıkların ziyaretlerinde orada yarattıkları manyetik alanın bir etkisi olduğu, hatta Kristof Kolomb’un bile tuttuğu günlüklerde, o bölgede gökyüzünde uçan mlanamaz cisimlerden bahsedildiği iddia edilmiştir. Bu esrarengiz üçgen ile ilgili olarak yapılan son iddia ise uzun yıllardır devam eden araştırmaların birkaç yıl önce bir sonuç verdiğinin iddia edilmesi ile ortaya çıktı . Bu son iddia ya göre tüm bu gizemli olaylar aslında basit bir doğal gaz cilvesi idi .

Yer altından fışkıran doğal gazlar, sadece yüksek kara parçalarından değil, deniz okyanus tabanlarından da çıkarlar. Çünkü deniz tabanları da üstü suyla kaplanmış alçak kara parcalarıdır. Ancak, okyanusların derinliklerindeki bölgelerden çıkmak isteyen doğal gazlar, oradaki çok düşük ısının da etkisiyle katı hâle dönüşürler “hidrat” denilen beyaz tebeşirimsi bir madde hâline gelirler. Çok derinlere dalabilen robot kameralarının bu bölgedeki karbeyaz okyanus tabanını bazı gemi enkazlarinı resimlemesinden sonra konuya şu bilimsel açıklama getirilmiştir: Bu bölge, Gulf Stream denilen sıcak su akıntısının da geçtiği yerdir. Tabanın bazen ısınması yüzünden, bu “tebeşir gazlar” erir sudan hafif oldukları için yüzeye doğru yükselirler. O anda, tabandan yüzeye kadar suyun yoğunluğu azalır . O sırada oradan geçen ne varsa, derin bir kuyuya düşer gibi hızla okyanusun dibini boylar. Çünkü, yoğunluğu düşen su, gemileri taşıyacak kaldırma kuvvetini oluşturamaz. Gazın yükselmesi sona erince yoğunluk tekrar eski haline döner geride hiçbir iz kalmadan kocaman gemiler kilometrelerce derine gömülmüş olurlar.

Uçakların düşerek kaybolması ise yine aynı sebeptendir. Yüzeye çıkan doğal gazlar, havadan da hafif oldukları için yükselmeye devam ederler. Bu kez yoğunluk azalması, bölgenin üzerindeki atmosferde oluşur. Oradan tesadüfen geçen bir uçak hemen irtifa kaybeder motorları durur. Çünkü, motorlardaki benzinin yanması için oksijene ihtiyaç vardır düşük yoğunluklu havanın içindeki oksijen miktarı motorların çalışması için yeterli değildir. Böylece uçak da , hızla okyanus tabanına doğru inişe geçer.

daha fazla bilgi için : http://tr.wikipedia.org/wiki/Bermuda_%C5%9Eeytan_%C3%9C%C3%A7geni

Lost hakkında teoriler

Yayınlanmaya başladığı andan itibaren gösterildiği bütün ülkelerde büyük bir merak ilgi uyandıran LOST dizisi hakkında sayısız teoriler geliştirildi.

Dizinin senarist yapımcıları bu kadar çok spekülasyona yol açacaklarını herhalde düşünmemişlerdi. USA Today gazetesi ise, Lost dizisi hakkında izleyicilerin geliştirdiği bazı teorilere sütunlarında yer verdi.

Lost dizisi hakkında meraklı izleyicilerin geliştirdiği bazı teoriler şöyle:

1.Teori:

Adanın gerçek kimliği: Cennet Bahçesi – uygarlığın beşiği. Bu dizinin inanç bilim arasında denge sağladığına inanıyoruz. O yüzden söz konusu ada, inancın bilimsel yöntemlerle korunduğu bilimsel kisvelere büründüğü bir mekan.

Dizide bahsedilen numaraların Valenzetti Denklemi olduğu açıklanmıştı. Bu denklem ise dünyanın sonunu işaret eder. ‘Lanet’ olarak bahsedilse de bu denklem aslında kaderi göstermekte. Adem Havva ilk günahı işlediklerinde dünyaya bir lanet getirmişlerdi. Bu lanet bütün insanlığı ölüme mahkum etmişti bizler ‘ölümlü’ olmuştuk.

Dharma, bilimsel yöntemler kullanarak bu laneti, yani Adem ile Havva’nın günahının etkilerini geri döndürmeye çalışıyor. ‘Ötekiler’ kahramanlarımız ise inancın gücünü ortaya çıkarmaya çalışmaktalar. ‘Ötekiler’, kazazede kahramanlarımızı ‘doğru şeyleri yaparak’ geçmişteki günahlarını telafi etmeye uğraşıyorlar. Adadaki canavar ise, insan yapımı bir yargılama mekanizması. Adeta insan yapımı bir tanrı. Adem Havva’nın işlediği ilk günahın kefaretinin ödenip ödenmediğine veren de bu canavar oluyor.

Lost’un Benjamin’i çe biliyor!

— Darren Schalk, Cleveland - ABD

2.Teori:

Adada akan zaman, normal dünyada akan zamandan daha hızlı. Bu nedenle Alpert olması gerekenden daha genç görünüyor. gene aynı nedenden ötürü Michael, Tom’la tekrar şılaşmadan önce işlerini bitirmek için fazladan beş güne sahip oluyor. Sistemi reset eden eden anahtar ise, dışarıdaki dünyanın ada zamanına yetişebilmesi için adada zamanı durduruyor. Gene bu zaman kayması nedeniyledir ki Juliet’in adada kalma süresi hesaplanırken 16 günlük bir fark ortaya çıktı Sun’un hamile kalma tarihinin hesaplanması da bu yüzden yanlış oldu.

Şimdi dış dünyada da zaman akmaya başladığı için, özgür iradenin en iyi şekilde yaşayabileceği tek yer ada oldu. Bu sayede adada yaşayanlar şimdiki hayatlarını geleceklerini değiştirebilme yeteneğine sahip oldukları gibi geçmişlerini de değiştirme yeteneği kazandılar. Böylece evrenin ‘kendi kendini düzeltme’ kuralından kaçabiliyorlar.

Widmore gönderdiği öteki kişiler (Abaddon, Ms. Hawking …) bu eşsiz özelliği iptal ederek adayı tekrar zaman mekana tutsak kılmak istiyorlar. Ben, adanın yerlileri onların dış dünyadaki dostları ise Adayı olduğu şekliyle korumak sadece iyi insanların yaşayabileceği bir mekan olarak tutumak istiyorlar. Kader özgür irade arasındaki metafizik çelişki burada ortaya çıkıyor Adayı hem bir savaş alanı hem de bu sürecin kurbanı olarak önplana çııyor.

— Paolo Trubiano, Verona - İtalya

3.Teori:

En basit şekilde ifade edecek olursak, Lost dizisi bir ‘ruhsal kurtuluş’ hikayesidir. Adanın kendi doğası, Dharma girişimi, elektro-mıknatıslar veya Charles Widmore olayların akşının asıl belirleyicisi değiller. Dizinin adı ilk başta 815 numaralı uçuşun talihsiz kaderine işaret ediyor gibi görünse de, uçak kazasından kurtulanların ilk ‘kayboluşları’ bu adaya düşmelerinden daha önce gerçekleşmişti. Kazazedelerin hepsinin de daha önceki hayatlarında trajik, yarım kalmış yanlış gitmiş işler vardı.

Ama adaya düştükleri andan itibaren bütün kazazedeler daha önceki hayatlarından ( o hayatlarında işledikleri hatalardan) kurtulmuş oldular. Adanın başka bir takım fonksiyonları varsa da, ruhsal arınma hataların telafisi için yaratılmış bir yer olduğu iyice belli oldu.

Adadaki çeşitli bilim-kurgu faktörler, ada dışındaki dünyanın varlığını objektif bir şekilde kanıtlıyor olsa da, iş bizim hikayemize geldiğinde neyin gerçekten değerli olduğuna vermek dizideki karakterlere kalacak.

— Richard Hoeg, Michigan - ABD

4.Teori:

Bu dizi, çok uzun süredir tartışılan paranormal bir teoriyi işliyor. Bu teoriye göre, tıpkı Bermuda Şeytan Üçgeninindeki gibi, gezegenin çeşitli yerlerinde yer vardır ki adeta uzaydaki solucan delikleri gibi birbirlerine bağlıdırlar.

O yüzden Nijerya’dan kalkan bir uçak Madagaskar yakınlarındaki bir Vortex’ten geçerek Pasifik’teki bir adaya varabilmekte gene aynı şekilde bir kutup ayısı da bu tarz bir mekan değişikliği yaşayabilmektedir.

Bu sayede Amelia Earhart bir solucan deliğinden geçerek ‘ötekilere’ katılabilmekte veya Juliet ’dan bindiği Galaga denizaltısıyla Bermuda üçgenine doğru yol alırken birden Paisifk’teki adaya gelebilmektedir.

— Greg Dean Schmitz, Fond du Lac, Wisconsin - ABD

bilgeis kadıncaHayatta kalmak için beslenmeye ihtiyacımız vardır.fakat yediklerimizden ihtiyacımız olandan fazla enerji aldığımız zaman hayat hiç de olmamaya başlar.nedeni aldığımız fazla enerjinin vücudumuzda yağ olarak depolanmaya başlamasıdır.işte bu fazla yağlardan kurtulmak aslında sandığımız kadar zor değil.sadece birkaç hassas noktaya dikkat etmemiz gerekiyor o kadar.

Beslenirken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar: Read the rest of this entry »

Mercan kayalıkları resifleri biyolojik çeşitlilik bakımından yağmur ormanlarını andıran mercan, , omurgasız, karides gibi binlerce tür canlıyı bir arada barındıran global ekosistemin önemli bir parçasıdır. Mercan resiflerinde insanları kendilerine hayran bırakan her renkte canlıya rastlanabilmektedir. Başlangıçta bu dünyayı dalarak izlemekle yetinen insanoğlu, bununla tatmin olmayıp hoşuna giden balıkları, mercanları, deniz yıldızlarını, yengeçleri, anemonları vs. doğal ortamlarından koparıp kendi evinde veya iş yerindeki akvaryumlarda barındırmaya başlamıştır. Gittikçe büyüyen bu heves milyonlarca insanı binlerce canlı türünü içine alarak zamanla kocaman ticari bir sektöre dönüşmüştür.


Günümüzde akvaryum sektörü, dünyada multimilyon dolarlık bir ekonomik boyuta ulaşmıştır. Bu kadar büyük bir sektörün ana kaynağını başta balıklar olmak üzere diğer sucul canlılar oluşturmaktadır. Akvaryum canlıları tatlı su deniz canlıları olmak üzere iki gruba ayrılmakladır. Tatlı su akvaryumlarında barındırılan canlıların % 98’i insanlar tarafından üretilip çoğaltılırken % 2’si doğadan yakalanmaktadır. Diğer yandan deniz akvaryumu için kullanılan canlıların ancak % 2’si kültür yoluyla üretilebilmektedir, geriye kalan % 98’lik kısmı doğadan temin edilmektedir. Dünyada yıllık 14-30 milyon deniz balığının, 3000 ton civarında canlı kayanın, yüz binlerce kilogram mercanın doğadan toplandığı 1500’ e yakın deniz canlısının ticaretinin yapıldığı tahmin edilmektedir. Doğadan bu kadar çok canlının toplanmaya devam edilmesi ekolojik dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Deniz akvaryumlarında kullanılan canlıların hemen ekvatorun 30º kuzey 30° güney enlemleri arasında yer alan tropikal bölgelerde özelliklede, mercan resiflerinden temin edilmektedir. Dünyanın değişik yerlerindeki mercan resiflerinden toplanan canlılar talep olan ülkelere ihraç edilmektedir. Yalnızca Filipinler Endonezya’daki resiflerden yakalanan deniz akvaryum balıklarının yaklaşık % 85’i Amerika Avrupa’ya ihraç edilmektedir. Sri Lanka, Pasifik Adaları, Hawai, , Karayipler, ıldeniz Hint Okyanusu adaları Doğu Afrika ülkeleri gibi ülkelerde de canlı toplanan resif alanları mevcuttur. Bu ticari işleyiş, çerçevesinde global akvaryum ticareti hızla büyümeye devam etmektedir. Toplam canlı mercan ticareti 1991 yılında % 5’ten 1997 yılında % 53’e çıkmıştır. Günümüzde yalnızca Amerika’daki deniz akvaryumlarında l milyon sert mercan, 6 milyon yumuşak mercan bulunduğu tahmin edilmektedir. Tropikal balıkların mercanların kültürü yapılmakta ancak kültür yoluyla üretilen ürün, ihtiyaç duyulan talebin çok altındadır. Örneğin; mercan kültürü yapan mercan çiftçileri mevcuttur. Ancak çiftliklerin ürettikleri mercan toplam mercan tüketiminin yalnızca yüzbinde üçü kadardır.


Deniz akvaryumları için her yıl yüz binlerce kilogram mercan canlı kaya, 15-20 milyon alınıp satılmaktadır. 10000’den fazla farklı canlı türü bu ticaret kapsamına girmektedir. Akvaryum canlılarının doğadan temin edilmesi birçok türün azalmasına veya yok olmasına olmaktadır. Örneğin; Endonezya Bangay Adalarının endemik türü olan Bangay kardinal balıklarının (Pterapogon Kauderni) binlercesi deniz akvaryumlarında yetiştirilmek üzere doğadan toplanıp ihraç edilmektedir. Bunun devam etmesi halinde sadece bu adalarda yaşayan bu türün nesli tükenme tehlikesi ile şı şıya kalacaktır. Özel ekosistemler sınıfına giren mercan resiflerinin yaşamını pek çok şey tehdit etmektedir. çıların avlanırken resiflere zarar vermeleri önemli bir tehdit unsurudur. Ayrıca teknelerden bırakılan çapaların, suya giren insanların, insan kaynaklı kirleticilerin verdiği zararların yanı sıra akvaryumlar için mercan, , canlı kaya diğer canlıların toplanması ile de resiflerdeki yaşam ciddi anlamda tehdit edilmektedir. Binlerce canlının canlı kayanın doğal ortamlarından alınması önemli bir sorundur bununla birlikte canlıların toplanması esnasında uygulanan yanlış metotlar, doğaya verilen zararı katlamaktadır.


Resif canlıları özellikle de haliklar doğal ortamlarından akvaryumlara gelinceye kadar çeşitli aşamalardan geçerler. Öncelikli olarak balıkların yakalanmaları gerekmektedir. Balıkları canlı bir şekilde yakalayabilmek amacı ile ağ, tuzak, kepçe gibi değişik ekipmanlar kullanılabilmektedir, fakat en yaygın kullanılan metot sodyum siyanür gibi bazı kimyasal maddelerin kullanılmasıdır. Balıkları sersemletmek maksadıyla uygulanan bu metot balıkların yakalanmasını kolaylaştırmaktadır.


toplayıcıları bir pipetin içine doldurulan seyreltilmiş sodyum siyanürü mercanların arasına saklanmış balıkların üzerine veya yakınlarına püskürtürler. Siyanürü soluyan bir süre sonra bayılır, toplayıcıda fazla zahmete girmeden balıkları toplar. Buraya kadar her şey normal görülebilir ancak Sodyum Siyanür güçlü bir zehirdir. Kullanırken hedef balığın dışında başka balıkların canlıların etkilenmelerde söz konusudur. Siyanür, mercan poliplerini, simbiyotik algleri resif sağlığı için gerekli olan diğer organizmaları öldürmektedir. Siyanür kullanan çı da yapılan bu uygulamadan etkilenir.


Siyanür bu amaçla ilk defa 1960’lı yıllarda Tayvan Filipinler’de kullanılmıştır. Son on yıldır siyanür kullanımı yasal olmamasına rağmen resif balıklarını toplamada kullanılmaya devam edilmektedir. Filipinler de yakalamak için her yıl 150 ton siyanür kullanıldığı rapor edilmektedir.


Insanoğlu milyonlarca deniz canlısını akvaryumlarda barındırabilmektedir. Bu canlıların büyük çoğunluğu toplandıktan sonra akvaryumlara ulaşmadan ölmektedir. Gelse bile hemen kısa bir süre sonra ölmektedir. Elbetteki bu katliam başta bilim adamları olmak üzere hükümetlerin uluslararası sivil toplum örgütlerinin tepkisine olmaktadır. Bu bağlamda pek çok ülkede siyanürle avcılığı yasaklanmıştır. Eline kepçeyi alan her dalgıcın toplamasına müsaade edilmemektedir. Bu amaçla eğitim programları düzenlenmekte bu ın sonunda sertifikalar verilmektedir. Bu konuda çalışan organizasyonlardan en önemlilerinden biri MARINE AQUARIUM COUNCIL (MAC)’dır. amacı gütmeyen bağımsız bir organizasyon olan MAC; Filipinler, Endonezya, AB ABD gibi ithalat ihracat yapan ülkelerde faaliyet göstererek uluslararası bir örgüt halini almıştır. Bu teşkilatın 60 dan fazla ülkede yaklaşık 3000 üyesi mevcuttur. MAC’ın görevi, mercan resiflerini diğer deniz ekosistemlerini korumak, kalite standartları belirlemek, sertifikalandırmak geliştirmek, tüketicilerin talebini güvenilir sertifikalı ürün alımına yönlendirmektir.


Akvaryum sektörü özellikle Endonezya, Sri Lanka, Filipinler gibi Asya ülkelerinde önemli derecede geçim kaynağı olmuş durumdadır. Filipinler de 7.000, Sri Lanka da 50.000 civarında toplayıcı mevcuttur. Bu rakamların içerisine aileler de eklendiğinde ortaya çıkan rakamın küçümsenemeyecek boyutlarda olduğu görülmektedir. Sektörün ilk basamağında görev alan bu işten kazanan toplayıcıların dışında ithalatçılar, ihracatçılar, toptancılar, taşıyıcılar, aracılar perakendeciler gibi değişik kollarda çalışan milyonlarca insan akvaryum canlıları üzerinden kazanmaktadırlar. Bu kadar geniş kitleyi kapsayan akvaryum sektöründe insanların kazanma hırsı doğal n zarar görmesine olmaktadır.


Resiflerden topladıkları canlılardan gelir sağlayan Filipinler, Endonezya, Sri Lanka gibi ülkelerin insanları bunun yanı sıra resiflere yapılan turizm dalışları sayesinde de kazanabilmektedirler. Gerek kamu kuruluşları gerekse uluslar arası organizasyonların resiflerin denize canlıların korunması yönündeki çabalarına rağmen deniz akvaryumlarında kullanılan canlıların büyük çoğunluğu hala doğadan temin edilmektedir. Pek çok ülkede uygulanan koruma kontrol yasalarına rağmen siyanür kullanımı sürmektedir.


Deniz canlılarını, evlerinin bir köşesine kurdukları akvaryumlarda görmek isteyecek, kadar çok seven insanoğlu birkaç yıl sürecek bir heves için canlıların bu şekilde zarar görmesini elbette istemez. Akvaryumlarda barındırılan canlıların doğayı tahrip etmeden güvenli tam kontrollü bir şekilde bilinçli uygulanan metotlarla temin edilmesi mümkündür. Bunun yanı sıra kültüre alınan deniz türlerinin çoğaltılması ile de doğaya canlılara zarar verilmemiş olur. Üstelik kültür yoluyla üretilen canlılar doğadan yakalananlara nazaran akvaryumlara daha kolay adapte olabildiklerinden akvaryumdaki yaşam süreleri diğerlerinden daha uzun olacaktır.


İhsan ÇELİK



Kaynaklar


1. Ellis, S. Ellis. E., 2002. Recent Advances in Lagoon-based Farming Practices for Eigth Species of Commercially Valuable Hard and Soft Corals - A Technical Report. Center for Tropical and Subtropical Aquaculture Publication No. 147.


2. Green, E., 2002. Understanding the Trade in East Asian Aquarium Species. Marine and Coastal Pragramme UNEP World Conservation Monitoring Centre. Cambridge. United Kingdom.


3. Jones. R. and Steven, A. 1997. Effects of Cyanide on Corals in Relation to Cyanide Fishing on Reefs. Marine and Freshwater Research 48: 517- 522 In [ Holthus, P. 2004. The Marine Aquarium Council and Environmental Certification for the Marine Aquarium Trade Sustainable Use case Study. (www.aquariumcouncil.org). 2004]


4. Mc Allister, D., Caho, N. And Shih C. 1999. Cyanide fisheries: Where did they start? SPC Reef Fish Information Bulletin 5: 18-21. Secretariat of the Pacific Community. In [ Ho Holthus, P. 2004. The Marine Aquarium Council and Environmental Certification for the Marine Aquarium Trade Sustainable Use case Study. (www.aquariumcouncil.org). 2004]


5. Nolting, M. Schirm, 2003. Marine Ornamental Fish Trade in the Philippines New Ecological and Quality Standards. Lessons Learned No. 2. Sector Project: Polcy Advice for Susutainable Fisheries. Deutsche Gesellschalf für Technische Zusammenarbeit (GTZ) GmbH Division 4500 - Agriculture, Fisheries and food Postfach 5180 65726 Eschborn, Germany.

kaynak: hayvanlar.us

7 Haziran 1981 yılında Rusya”da doğdu.

Eski Sovyetler Birliği”nin başkenti Moskova”da, Sergei Alla Kournikova”nın ı olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta annesiyle beraber ABD”ye göç etti. Bugün Miami, ”da yaşamaktadır.

İlk uluslararası turnuvasına, 1990 yılında Moskova”da düzenlenen ATP ile katıldı. 1995″te Federasyon Kupası“nda maç kazanmış en genç oyuncu ünvanını aldı Avrupa Şampiyonası ile İtalya Gençler Açık Turnuvası“na katıldı. 1995 bitiminde Uluslararası Tenis Federasyonu dünya gençler şampiyonu oldu.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Necati Akçağlılar, 22 Mayıs 1924’te İzmir’de, şehrin nmış peynir imalatçılarından Süleyman Akçağlılar’ın oğlu olarak dünyaya geldi.

İzmir’de Mersinli İlkokulu’nu, Karataş Ortaokulu’nu İnönü Lisesi’ni bitiren Necati Akçağlılar, liseden sonra bir süre Hukuk Fakültesi’ne devam etti ancak bu alanı sevmediğine verdi.

Babam kendisiyle birlikte çalışmamı istiyordu. Sonunda ben yurtdışına gidip tahsilimi orada yapmayı istediğimi söylediğimde “Senin zaten niyetin yoktu bizimle burda çalışmaya; ne yaparsan yap ama bu ancak bir defa olur” dedi. O sevinçle hemen muamelelere başladım.

1945 yılında Illinois Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği alanında öğrenimine başlayan Necati Akçağlılar, lisansının 1948’te tamamladı. Ardından, üniversitenin araştırma merkezinde asistanlık yaparak yüksek lisans öğrenimine devam etti 1950 yılında yüksek diplomasını aldı. Çoğu öğrenci gibi, o da ülkesine dönmeden önce bir süre Amerika’da çalışarak buradaki iş ortamını görmek pratik kazanmak istiyordu. Akçağlılar, ilk olarak ’da Amerikan Karayolları Müdürlüğü’nün Tallahassee’deki merkezinde Proje Mühendisi olarak bir buçuk yıl çalıştı, daha sonra da ’ta Chemical Construction Co. adlı şirkette altı ay yine Proje Mühendisi olarak görev yaptı.

Necati Akçağlılar, ’ye döndükten sonra bir sene kadar babasıyla birlikte çalışsa da eğitimini aldığı alanda çalışma arzusu ağır bastı. Öncelikle askerliğini tamamlamayı amaçlayan Akçağlılar, yedek subay sınavlarına girdi.

Önümde iki alternatif doğdu; biri bahriye sınıfıydı, öbürü istihkâm. İzmir memleketimiz olduğu için ben bahriyede ısrar ettim, olmadı. Bizi NATO’ya, Bayındırlık Bakanlığı’na daha münasip gördüler.

1952 yılında istihkâm okuluna bağlı bir taburda askerlik görevine başlayan Necati Akçağlılar, bu sırada ülkenin dört bir köşesindeki NATO projelerinde görevlendirilmek üzere yetişmiş kadrolarına ihtiyaç duyulduğundan, kısa bir süre sonra Bayındırlık Bakanlığı’nın emrine verildi.

Askerliği süresince beş yıl boyunca NATO tesislerinin yapımında çalışan Necati Akçağlılar, işe ilk başladığında boru hattı tank inşaası gibi konularda en ufak bir bilgiye sahip değildi. Kendi ifadesiyle işe “tankerleri boşaltıp doldurmakla” başlayan Akçağlılar, beş yılın sonunda bir akaryakıt tesisinin kurulumunu, proje dizaynından inşaata kadar her aşamada gerçekleştirebilecek bir uzmanlığa sahip oldu.

Necati Akçağlılar, bu sürecin sonunda Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde hava meydanlarının inşaatından akaryakıt boru hatlarının yapımından sorumlu olan Hava Meydanları Akaryakıt Tesisleri İnşaat Reisliği’nde akaryakıt tesislerinden sorumlu daire başkanı olarak çalışmaya başladı. Bu görevinde mühendisliğin yanında proje yönetiminden iş idaresine, planlamadan insan kaynaklarına, muhasebeden finansa pek çok alanda edindiği deneyimler, daha sonraki iş yaşamı için önemli bir oluşturdu.

Necati Akçağlılar, Bayındırlık Bakanlığı bünyesinde çalıştığı dönemde Feyyaz Berker Nihat Gökyiğit ile iyi bir dostluk kurmuştu. Dostluklarını daire dışında da sürdüren bu üç arkadaşın kafasında oluşan özel girişimcilik fikirleri zamanla iyice pekişti bir süre sonra Feyyaz Berker Nihat Gökyiğit görevlerinden ayrılarak ortak iş na atıldılar. Necati Akçağlılar da birkaç yıl sonra arkadaşlarına katıldı böylece Tekfen çatısı altında 50 yıl sürecek bir ortaklığın ilk gerekleri yerine getirildi.

Tüm yaşamı boyunca spora, özellikle de futbola yelkene tutku duyan Necati Akçağlılar’ın yelkene olan ilgisi yatçılık dergilerini incelemekle başladı. “İmbat” adlı ilk teknesiyle ilgisini pekiştiren Akçağlılar’ın deniz tutkusu sonraki yıllarda daha da gelişti 1980’lerde Atlas Okyanusu’nu aşmasıyla doruğa ulaştı.

Toplumsal Sorumluluk Faaliyetleri
Vakıf & / Mesleki Kuruluş Üyelikleri
• Uluslararası Kimyevi Gübre Derneği (IFA)
• Uluslararası Boru Hatları Off-shore Müteahhitleri Birliğ (IPLOCA)
• Müteahhitleri Derneği (1976/ Başkan, 2002/– Şeref Üyesi)
İnşaat Tesisat Müteahhitleri Derneği
• TÜSİAD Üyeliği
İnşaat Mühendisleri Derneği
• Beşiktaş Jimnastik Kulübü Divan Üyesi/ (2003/ İkinci başkan)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1960 yılında Mardin/Savur”da doğdu. 1980 yılında Eskişehir Eğitim Enstitüsü”nden mezun oldu. 1984″te Dokuz Eylül Üni. Hukuk Fakültesini bitirdi. Hakimlik Avukatlık stajı yaptı. 1989-95 yılları arasında İngiltere”de Diplomasi alanında Birmingham Üniversitesi”nde Yüksek Lisans, Leicester Üniversitesi”nde Doktora yaptı. 1988 yılında Polis Akademisi“nde Yrd. Doçent oldu. 2003 yılında da Hukuk (Uluslararası Siyaset) alanında Doçent ünvanını aldı.

Halen Güvenlik Bilimleri Fakültesi”nde kadrolu olarak çalışmaktadır. Atılım Üniversitesi”nde Yüksek Lisans, Ufuk Üniversitesi”nde de Lisans dersleri vermektedir. Ankara Barosuna kayıtlı Avukattır TÜBİTAK”ta Başkan Danışmanı olarak görev yapmaktadır.

Verdiği Dersler: Uluslararası Hukuk, İnsan Hakları, Çağdaş Ortadoğu (Master)

Doktora Tezi: “Hydropolitics Among the Riparians of the Euphrates and Tigris Rivers” Leicester University, United Kingdom (1997)
Yüksek Lisans Tezi: “’s Eligibility to the European Community” Birmingham University, United Kingdom (1991)

İdari Görevler:
Avrupa Birliği’ne Uyum Araştırma Merkezi Başkanlığı, (1998-2000)
Avrupa Birliği Leonardo da Vinci Programları Dış Uzmanı
TÜBİTAK Başkan Danışmanı
Yönettiği Seminerler: 1995 yılından bu yana yüzlerce bitirme tezi.

İlgi Alanları:
· Avrupa Birliği’ne Uyum Müzakere Süreçleri
· ABD, Ortadoğu, Avrasya Avrupa Birliği Araştırmaları
· Enerji su kaynaklarının paylaşımı taşınmasına ilişkin anlaşmazlıklar
· ’nin Uluslararası Kurumlarla (B. M., NATO, IMF vb) ilişkileri
· Uluslararası Sistem, Terörizm İşgal Hukuku

ESERLER

Yazılan kitaplar kitapta bölümler:
· “Politics of the Euphrates and Tigris Waters” Turkish Foreign Policy in Post Cold War Era, Ed. I. Bal, pp. 385-406. BrownWalker Press,
Boca Raton, , USA, (2004) ISBN: 1-58112-423-6
· “Why and NATO Alignı” Özen Publishing, Ankara, (2002) ISBN: 975-97023-7-1
· “Avrasya’da Hazar Denklemi,” 21. Yüzyılın Eşiğinde Dış Politikası, ed. ı. Bal. 373-380, Alfa Yayıncılık, İstanbul, (2001) ISBN
975-316-983-3
· “Fırat Dicle Havzası Kıyıdaş Ülkeleri Arasında Su Anlaşmazlığı, Suriye”nin PKK Desteği Terörün Su ile İlişkisi”, Cumhuriyetin 75.
Yılında Doğu Anadolu”da Güvenlik Huzur Sempozyumu, Elazığ, sa. 161-177 (1999)

Konferanslar:
· “No Longer Enemies: and NATO” International Conference on Security Challenges in Central Asia. 19. 02. 2004. Bişkek,
Kırgızistan.
· “Fırat Dicle Havzası Kıyıdaş Ülkeleri Arasında Su Anlaşmazlığı, Suriye”nin PKK Desteşi Terörün Su ile İlişkisi”, Cumhuriyetin 75.
Yılında Doğu Anadolu”da Güvenlik Huzur Sempozyumu, 17-19 Aralık, Elazığ, 1998.

Makaleler :
· “Anti-Semitizm Hortluyor mu?” Haziran 2004, No:38, sa. 54-56, 2023 Dergisi
· “Amerikan NATO?” Mayıs 2004, No:37, sa. 36-37, 2023 Dergisi
· “Gayrı Meşru Müdafaa” Nisan 2004, No:36, sa. 78-79, 2023 Dergisi
· “Amerika Terörizmle Savaşı Kaybediyor” Zaman Gazetesi, 20 Kasım, 2003
· “Terörizmin Dini Yok” Ağustos 2003, No: 28, sa. 68-70, 2023 Dergisi
· “Rusya’nın NATO’daki Yeri” Avrasya Etüdleri, sayı 22, (2002). İngilizce versiyon: “’s Place in NATO” Eurasian Studies, No. 22,
(2002)
· “A Word for Post-Terrorizm: Dialogue,” Insight , Vol 3, No.4, 77-88 (2001)
· “Shipping Water: Tanker or Pipeline?” Insight , Vol 2, No.2, 83–92 (2000)
· “Kosova: Nereden Nereye?” Avrasya Etüdleri, sayı 17, 13-20 (2000). İngilizce versiyon: “Kosova: From Where to Where?” Eurasian
Studies, No. 17, 13-20 (2000)
· “Avrupa Birliği = (AİHM) + (AB Adalet Divanı),” Polis Dergisi, sayı 22, 58-60 (2000)
· “”s Chance: The East-West Energy Transportation,” Insight , Vol 1, No.4, 29-36 (1999)
· “Cooperative Threat Reduction in ,” Insight , Vol 1, No.3, 107–111 (1999)
· “Water As a Critical Element of Inter-State Politics,” Insight , Vol 1, No.2, 71–86 (1999)
· “ and the Regional Balance,” Insight , Vol 1, No.1, 109-125 (1999)
· “ bir İnsan Hakkı Olarak Su”, Yeni Dergisi, sayı 22, 1195-1198 (1998)
· “Diplomatik Temsilcilikler İşlevini Yitiriyor mu?”, Yeni Dergisi, sayı 19, 398-401 (1998)
· “Globalleşme Biz,” Hatay Polis Dergisi, 75. Yıl özel sayısı, 52-53 (1998)
· “Middle East Scene”, yazımı/editörlüğü CIDC Insight , No. 22, 85-95 (1998);
· “Middle East Scene”, yazımı/editörlüğü CIDC Insight , No. 21, 85-97 (1998);
· “Middle East Scene”, yazımı/editörlüğü CIDC Insight , No. 20, 91-101 (1998)
· “Middle East Scene”, yazımı/editörlüğü CIDC Insight , No. 19, 91-99 (1998)
· “The Euphrates-Tigris Watercourse Controversy and the 1997 Convention on the Law of the Non-navigational Uses of International
Watercourses,” Foreign Policy-Dıı Politika Dergisi, 1997, Vol. XXII, No.3-4, 48–81 (1997)

Önemli Uluslararası Atıflar:
U.S. NATIONAL SECURITY COUNCIL BRIEFING, Harvard Model Congress 2002, Special Programs, 19 Ekim 2001 tarihinde ABD Ulusal
Güvenlik Konseyi Üyelerine Alexis Loeb tarafından sunulan Gizli Brifing Raporu.

Heinz Kramer, “A Changing – The Challenge to and the United States”. Brooking Institution Press, 2000. Sekizinci ,
77 nolu dipnot.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

11 Mayıs 1906″da ”da doğdu. Amerika’nın ilk pilotu”dur.

1953 1954″te Yılın İş ı seçildi.

9 Ağustos 1980″de vefat etti.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

90’lı yıllara adını yazdıran birkaç lı alternatif-rock gruplarından biri olan Radiohead, Oxford Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından arkadaş olan gitarcı/solist Thom Yorke, gitarcı/solist Ed O’Brien, gitarcı Johnny Greenwood, basçı Colin Greenwood davulcu Phil Selway tarafından 1988 yılında kuruldu.

Parçalarındaki içe dönük, kaygı dolu, hüzünlü tavrı uçuk hikayeli lirikleriyle epik kapsamı son derece geniş boyutta olan grup, solist Tom Yorke’un hüzün dolu lirikleri kullanılan üç gitarın yarattığı atmosfer açısından My Bloody Valentine Pink Floyd, virtüözite açısından R.E.M. Pixies’e benzerlik taşıyor.

Önceleri “On A Friday” diye adlandırılan grup, müzik kariyerlerindeki ilk ciddi çalışmalarına 1992 yılında piyasaya sürdükleri “Drill” kısa-çalarıyla başladı. Grup, bu kısa-çalardan sonra EMI/Capital plak şirketiyle anlaştı R.E.M Nirvana esintili, gürültülü akortlu hit parçası ‘Creep’in single’ını piyasaya sürdü. ‘Creep’ son derece ılımlı lı bir çalışma olmuştu. Bunu eden iki single çalışması, ‘Anyone Can Play Guitar’ ‘Pop is Dead’, bu yı korumasına rağmen, grup, İngiltere müzik piyasası tarafından pek fazla benimsenmedi.

1993 yılında piyasaya sürdüğü ilk albümü “Pablo Honey”, grup için sadece potansiyeli sorgulama niteliği taşıyordu. Bu sorgulama sürecine göre bu ilk çalışma son derece lıydı; Radiohead’in bu ilk albümünden çıkan ‘Creep’ parçası uluslararası bir başarı kazandı. İçe dönük, hüzünlü ifadeler içeren lirikler yarattığı melankolik atmosfer, bu parçayı alternatif-rock piyasasının değişilmez efsane parçaları arasına soktu.

Daha sonra “Pablo Honey” albümünün Avrupa turnesine çıkan Radiohead’in ‘Creep’ şarkısı Amerika müzik piyasasının hit parçası oldu; modern-rock radyolarda ’de uzun süre çalındı. Bu parçasının üstün sından sonra Amerika turnesine çıkan grup, Belly Tears for Fears gibi grupların konserlerine ön grup olarak çıktı. ‘Creep’, Radiohead için iyi bir tım başarı oldu. Creep 1993 sonunda İngiltere’de yeniden piyasaya sürüldü. Bu sefer, single bir Top Ten hiti oldu grup 1994 yazını dünyada konserler vererek geçirdi. Grubun bu sına rağmen pek çok müzik gözlemcisi, Radiohead’in tek parçalık bir grup olduğunu geleceğinin parlak olmadığını savundular.

Prodüktör John Leckie ile stüdyoya giren grup, 1995 yılının baharında piyasaya sürdüğü ikinci albümü “The Bends”de gösterdiği performansla bütün bu acımasız eleştirileri sildi attı. Müzik otoriteleri dinleyen kesim tarafından oldukça olumlu eleştiriler alan grup, büyük bir hayran kitlesi topladı. Eleştirilerden sınıfı geçen grup, tek parçalık grup imajını sildi. Her ne kadar iyi eleştiriler alsa da, bu eleştiriler grubun albüm satışlarında pek etkili olmadı. Grup bu albümle derin, melankolik olgun karakterinin temellerini iyice oturttu.

Bir önceki albüme kıyasla son derece lı olan albüm, İngiltere brit-pop Amerika müzik piyasasında yine pek kabul görmedi. Daha sonra bu albümün turnesine çıkan grup, hiç aralıksız konserlerine devam etti yüksek beğeni kazandı. Bu turneden sonra albümün lı parçaları ‘Street Spirit’ ‘Just’a çekilen klipler Radiohead için çok iyi bir reklam oldu. Bu reklamlar sayesinde “Bends” albümü, İngiltere müzik piyasası tarafından yılın en iyi albümü seçildi. Değeri ancak fark edilen grup, 1996 yılında listelere aynı albümle girdi İngiltere, Amerika müzik listelerinde uzun süre üst sıralarda yerini aldı.

1996 yılının ortalarında yeni stüdyo çalışmaları yapan grup, 1997 yılının yazında, en iddialı lı albümlerinden biri olan “OK Computer”ı piyasaya sürdü. Melankolik, ruh-altı karakterini bu albümle pekiştiren Radiohead, ‘Paranoid Android’, ‘Karma Police’, ‘No Surprises’, “Let Down” gibi hit parçalarıyla sını devam ettirdi. Albümün grubun en lı parçalarından ‘Paranoid Android’e çekilen son derece özgün -, gruba birçok ödül kazandırdı.

Grubun dördüncü albümü “Kid A”, 2000 yılının Ekim ayında piyasaya sürüldü çoğu eleştirmeni şaşırtarak Amerika albüm listelerine 1. sıradan giriş yaptı. Single çıkartmayan klasik turne aşamalarına dahil edilmeyen albüm, “uzak radyo-şıtı bir albüm gibi” çok farklı ışık yorumlarla şılaştı.

Haziran 2001″de Radiohead, Kid A hazırlanırken yapılanan aynı müzikal materyale sahip olan “Amnesiac”ı piyasaya sürdü. Çok satış yapacak bir albüm olmamasının pek bir götürüsünün olmayacağı konusunda açıklama yapan grup, ayrıca Amnesiac”ın çok ayrı açık bir konsepti olduğunun söylediler inatla. Albüm yine şaşırtarak listelere İngiltere’de 1. Amerika”da ise 2. sıradan giriş yaptı.

Bu arada 3. single için düşünülen I Might Be Wrong, düşüncenin geliştirilmiş olarak bir “mini-albüm” şeklinde Kasım 2001″de piyasaya sürüldü. 13 ayda 3. piyasaya sürüşünü yapan grup, son mini-albüm için şarkıları Avrupa”da dört farklı mekanda yapılan şovlardan topladı bonus olarak “True Love Waits” adında piyasaya sürülmemiş bir şarkı daha içerdi.

Yaptıkları müzikle daha bugünden efsane olan grubun altıncı albümü olan “Hail To The Thief”, 2003 yılında piyasa sürüldü. Albüm piyasaya sürülür sürülmez ABD Avrupa listelerine tıpkı önceki birçok albümü gibi bir numaradan girdi. Alışıla geldiği gibi bu albümde de müzikal denemelerinin yanı sıra fikirlerini dile getirdikleri sözlere yer veren grup albümünün adını Bush”un ”daki şüpheli seçim zaferi ile ilgili bir kitabın adından esinlenerek koymuş.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

11 Eylül terörist saldırısında Amerika”daki Dünya Ticaret Merkezi”ne çarpan uçağı kaçıran, Birleşik Devletler Adalet Bakanlığı tarafından teşhis edilen 5 teröristten biri. Saldırının lideri olduğuna inanılıyor.

Muhammed Atta, 1 Eylül 1968’de Mısır, Kafr El Sheikh’de (Nil Deltasında bir şehir) doğdu. Kahire’de büyüdü Kahire Üniversitesinden mimar olarak mezun oldu. Daha sonra, 1993 – 1999 yılları arası Hamburg Teknik Üniversitesinde şehir Planlama okumak üzere Almanya’ya taşındı. Başlangıçta; Muhammed Atta, 1986’da İsrail tarafından kontrol edilen West Bank’de bir otobüsü bombalayan Ürdünlü Mahmud Mahmud Atta ile ıştırıldı.

Almanya’da bulunan gerçek Muhammed Atta, Birleşik Arap Emirlikleri’nin vatandaşlığına geçmek için başvurmuştu. Alman arkadaşları onu dini inançları kuvvetli, zeki Batı’nın Ortadoğu politikalarına (Oslo süreci Körfez Savaşı dahil) kızgın olarak mlıyorlar.

Muhammed Atta Almanya’da iken gittikçe daha dindar olmaya başladı; özellikle, 1995 yılında Mekke’ye hacca gittikten 1999 yılında İslâmi bir gruba katıldıktan sonra. 1999’un sonlarında muhtemelen Orta Doğu ülkelerinin seyahat vizelerinin silinmesi için pasaportunun kaybolduğunu bildirdi. Temmuz 2000’de , Venice’deki Huffman Uluslararası Havacılığa kaydoldu. Her zaman Amerikan Havayolları 175 sefer sayılı uçağın korsanlarından Marwan Alshehhi ile beraberdi. Atta, Suudi Kraliyet ailesi asıllı olduğunu iddia ediyor Alshehhi’yi koruması olarak tanıştırıyordu. Aralık ayında, Miami bölgesine Boing 727 simulatörleri ile çalışmak için gitti. Daha sonra Almanya’ya döndü Mayıs 2001’de tekrar ayrılarak önce İspanya’ya oradan da ’ya gitti.

Birleşik Devletler araştırmacıları 4 Eylül’de Atta’nın Birleşik Arap Emirliklerindeki Mustafa Ahmed’e bir paket gönderdiğini iddia ettiler. (Mustafa Ahmed Usama Bin Ladin’in terör örgütü olan El-Kaide’nin parasal kaynaklarınla ilgilenen kişi)

Saldırıdan önceki hafta, barında içki içip oyunları oynarken görüldü. ( Not: Çok kişi Atta’nın biyografisinin bu kısmı hakkında tereddütlü, çünkü bu kadar dindar, dini açıdan radikal bir kişinin kendisini şehitliğe hazırlamak yerine, dinin birçok ana kuralını ihlal edeceğine ihtimal vermiyor.) Atta, saldırıdan önceki günü başka bir hava korsanı olan Abdülaziz Alomari ile Maine, Güney Portland Scarborough’da geçirdi. 11 Eylül sabahı, Portland Uluslararası Havalimanına gidip, Boston Logan Havalimanına giden, 11 sefer sayılı Amerikan Havayolları uçağına bindiler.

Çantalarından bir tanesi 11 sefer sayılı uçağa konmamıştı sonradan bu çantanın içinde havayolları üniforması, uçuş el kitapları 4 sayfalık Arapça bir doküman bulundu. Bu eşyaların aynısı diğer 3 uçakta bulunan teröristlerde de bulundu. Bu dokümanlarda bir talimatlar listesi vardı: “Ölüm için yemin et, niyetlerini yenile.”, “Tamamen huzurlu hissetmelisin, çünkü cennetle buluşmana az kaldı.” “Gitmeden silahını kontrol et. Kesim sırasında ını rahatsız etmemek için bıçağını bilemelisin.”

Atta’nın terörist saldırının lideri olduğuna pilotluk yaptığına inanılıyor. Amerika Birleşik Devleti hükümeti tarafından yayınlanan bir videoya göre Usama Bin Laden terörist saldırının lideri olarak Atta’yı gösteriyordu. Emekli bir avukat olan Atta’nın babası ile yapılan bir söyleşide yapılan bu suçlamaların saçma olduğunu oğlunun çok kibar utangaç olduğunu söyledi.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1959 yılında doğdu. Eskişehir Anadolu Lisesi mezunu.

1981 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği ünden mezun oldu. Aynı bölümde master yaptı. Daha sonra ABD”ye giderek Üniversitesi Enformatik Bilimler ü”nde doktora yaptı. Clevand State Üniversitesi”nde yardımcı doçent, Bilkent Üniversitesi”nde de doçent oldu. Clevand State Üniversitesi”nde öğretim üyeliği yaptı.

Halen Bilkent Üniversitesi”nde öğretim üyesi. Toplam kalite yönetimi, yeniden yapılandırma organizasyon/ verme teknikleri konularında uzman. Bu konularda yerli yabancı dergilerde çok sayıda makale yayınlayıp, uluslararası seminerlerde tebliğler sundu. İngilizce bilmektedir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1967 yılında İstanbul”da doğdu. Orta öğrenimini Işık Lisesi”nde, yüksek öğrenimini Üniversitesi ABD Üniversitesi”nde tamamladı. Orsan Yedek Parça San. Knorr-Orsan Ticari Araç Sis. Ltd. şirketlerinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak faaliyet gösteren Orman, evli 2 çocuk babasıdır.

İngilizce bilmektedir.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

1946’da Connecticut’de doğan George W. Bush, aslında siyasi kariyeri yüksek bir aileden geliyor. Babası George Bush, 1988 başkanlık seçimini kazanarak, 1989-1993 yılları arasında bu görevi ürüttükten sonra Bill Clinton”a mağlup oldu. George W. Bush”un kardeşi Jeb Bush da halen valiliği görevini yürütüyor geleceğin muhtemel başkan adayları arasında sayılıyor.

1946 Connecticut doğumlu Bush, 1968 yılında Yale Üniversitesi”ni bitirdikten sonra 1975″te iş idaresi alanında master derecesini aldı. Bush, askerlik görevini, 1968-1973 yılları arasında, ailesinin yerleştiği Texas eyaletinde Ulusal Hava Muhafız Kuvvetleri”nde uçak pilotu olarak yaparken, Vietnam”da savaşmamak için dönemin önemli yetkililerinden olan babasının nüfuzunu kullandığı iddia edildi.

Bush, 1978 yılında Temsilciler Meclisi üyeliği için milletvekili adayı olarak yarıştıysa da seçimi kaybetti. 1989-1994 arasında Texas Rangers profesyonel beyzbol takımının başkanlığını yürüten Bush, aynı yıllarda, Bush Petrol Gaz Şirketi”ni kurdu yönetim kurulu başkanlığını yaptı. 1994″te Texas Valisi seçilen Bush, 1998″de bu valilik seçimini açık farkla yeniden kazandı. 1977″den beri Laura Bush ile evli olan Bush”un ikiz ı var (). Bush, başkanlık ön seçiminde zorlu bir yarıştan sonra Arizona Senatörü John McCain”i yenerek Cumhuriyetçilerin başkan adayı oldu. 7 Aralık 2000 tarihinde yapılan Başkanlık Seçimlerini olaylı bir şekilde kazandı.

Başkan olduktan 10 ay sonra 11 Eylül günü ikiz kulelere yapılan saldırılar onun ilk imtihanıydı. İlk başta tedirginliği ile dikkat çeken Bush, özellikle kamuoyu tarafından esas Başkan olarak nitelendirilen Dick Cheney’in sağlam duruşuyla bu tedirginliği üzerinden attı. Saldırıdan hemen sonra kullandığı Haçlı Savaşı tabiri bir gün geçmeden Cheney tarafından düzenlendi akabinde de Bush ABD’deki İslam toplumunu ziyaret etti. Ekim Ayının ortalarında Afanistan’a saldırı emri vererek Taliban yönetiminin devrilmesini sağladı Afganistan’ın yeni yönetimi sonuna kadar desteklediğini açıkladı.

20 Mart 2003 tarihinde de Irak”ın gizlice kitle imha silahları geliştirdiği iddiası Usame Bin Ladin”in örgütüne yataklık yaptığı gerekçeleriyle Amerikan ordusunu Irak”a gönderdi.

2004 Kasım”ındaki ABD başkanlık seçimlerinde George W. Bush rakibi Massachusetts senatorü John Kerry”i az farkla geçerek ikinci kez başkan olmağa hak kazandı. George W. Bush”un görev süresi Kasım”ında bitiyor.

ARİSTOKRAT KOVBOY BUSH

Başkanlık seçimlerinden birkaç gün önce Milliyet’in Washington Muhabiri Yasemin Çongar Bus Hakkında yukarıdaki tabiri kullanıyordu. şöyle bir yorum yapıyordu: “Teksas’ın yayvan aksanı “mürekkep yalamamış” halk adamı üslubuyla konuşan, bol bol gülümseyen anketlere göre, seçimlerdeki “sempati yarışını” açık farkla kazanan George W. Bush, Beyaz Saray’a yerleşirse buna en çok babası şaşıracak. Eski başkan George Bush, kısaca “W” (‘dabılyu’ ya da Teksas aksanıyla ‘dabıya’) olarak anılan büyük oğlunun “siyasette yükseleceğini” önceden hiç tahmin etmediğini söylüyor. Teksas’ta son altı yılda, iki dönem üstüste seçilerek valilik yapan W’nun, lı sayılamayacak bir mesleki geçmişi var. Babasının CIA başkanı, başkan yardımcısı başkan olduğu yıllarda, beyzbol takımı alıp satması, Kongre seçimlerine girip kaybetmesi iş dünyasında başladığı projeleri yarım bırakmasıyla nıyor.

40 yaşına kadar aşırı kullanan Bush, daha sonra “dindar” olmuş daha ağırbaşlı bir hayatı benimsemiş. Şimdi 54 yaşında öğretmen eşi Laura, 18’indeki ikiz kızları Barbara Jenna ile “mutlu aile babası” tablosu çiziyor. Entelektüel açıdan ise tam bir “hafif sıklet.” Okuma alışkanlığı , ayrıntılı analizlerden uzun brifinglerden hoşlanmıyor; sık sık gaf yapıyor. Üst sınıfları kayıran bir vergi sisteminden merkezi hükümetin zayıflatılmasından yana çıkan Bush’u “aristokrat bir kovboy” diye mlayanlar var.”

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Amerikalı çizgi ressamı çizgi yazarı Disney, yarattığı figürleri pazarlamakta deneysel filmlerini bu yolla finanse etmekte ustaydı. Disneyland Disney World adlı eğlence parklarını açmakla tatil endüstrisinin öncüleri arasına girdi.

Şikago”da dünyaya gelen Disney, orta halli bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Çok kısıtlı olan cep harçlığını artırmak için gazete dağıttı. 1916″dan sonra Kansas City Sanat Enstitüsü kurslarına devam etti. Birinci Dünya Savaşı sıralarında askere alınarak Fransa”da ambulans şoförlüğü yaptı.

Disney, memleketine dönünce reklam ressamı olarak iş buldu. Arkadaşı Ub Iwerks ile birlikte Kansas City”de bir reklâm ajansı için kısa çizgi filmler yaptı. 1920 sıralarında sinemalarda reklam amacıyla gösterilen, kısa çizgi filmlerden oluşan LaughO-Gram”ları icat ettiler. ları umdukları gibi olmayınca, Disney Iwerks birlikte kurdukları şirketi 1922″de kapamak zorunda kaldılar. Bunun üzerine Hollywood”a giden Disney, burada bir yıl sonra kardeşi Roy ile birlikte Disney Company”yi kurdu. Iwerks de sonradan bu şirkete ortak oldu.

Disney”in sinema pazarına girmesi 1923/45 sıralarında “Alice in Cartoonland” (Alice Çizgi Diyarında) adlı dizi fılmle gerçekleşti. Bu dizi tıpkı 1927″de üretilen “Oswald, the Rabbit” (Tavşan Oswald) adlı çizgi dizisi gibi, ya ulaşamadı.

Iwerks 1928″de Mickey Mouse adlı yeni bir figür yaratınca, başarı yolu kendilerine açıldı. Bu tiplemeyle iki sessiz çektikten sonra, sesli filmin olanaklarına hayran kalan Disney üçüncü filmi sesli çevirmeye verdi. Bu girişimi yüksek maliyeti nedeniyle ,eleştiren kardeşi Roy, sözünü dinletlemedi.

1928″de sinemalarda gösterime giren “Steamboat Willie” (İstimbot Willie), dili, müziği çizgiye dökülmüş gag”ları birleştirmesiyle izleyicilerin büyük beğenisini kazandı. Disney, resimlerinin hareketlerini, müziğin ritmine uydurma amacını “Silly Symphonies” (Saçma Senfoniler) adlı dizi filminde mükemmel hale getirdi. Toplam olarak 70″i ın kısa üretti. Disney”in 1932″de gerçekleştirdiği ilk renkli çizgi Technicolor yöntemiyle çekildi.

Hedefine doğru ilerleyen Disney, Donald Duck, Dippy Dawg (sonraki Goofy) Pluto ile figürlerini çoğalttı. 30″lu yılların başında kurduğu Disney Animation Studio adlı stüdyosunda 1934″de 700 kişi çalışıyordu.

Aynı yıl içinde servetinin tümünü bir akşamı dolduracak renkli, seslilik uzun çizgi filme yatırmaya verdi. Filmin çekiminde Iwerks tarafından geliştirilmiş olan geleneksel kameralara göre çok daha ayrıntılı resimlerin çekilmesine olanak veren Multi-Plane Camera”nın kullanılması öngörülmüştü. Üç yıl süren hazırlık çalışmaları 1,5 milyon ı aşınca, şirketleri iflasın eşiğine geldi. “Pamuk Prenses Yedi Cüceler” masalını konu alan bu filmi 1937″de sinemalarda gösterime girdiğinde 8 milyon dolardan fazla hasılat getirdi Disney”in, başta gelen çizgi üreticisi olarak nam salmasını sağladı. 1940″da “Pinokyo” adlı filmiyle yeniden sinemada büyük bir ya imza atmış oldu.

Stüdyoları lı çizgi üretimini sürdürdüğü halde, Disney giderek geleneksel filmlere belgesellere yoğunlaştı. Özellikle edebiyattan aldığı konularla aile filmleri yapmaya önem verdi. Üreticilik çalışmaları yanı sıra Disney 1954″ten sonra oynattığı “The Wonderful World of Colour” (Renklerin Harika Dünyası) adlı dizisinde kendisi de görünerek milyonlarca çocuk tarafından nmasını sağladı.

Ayrıca, çoktandır oyuncak fabrikatörleri reklamcılar tarafından aranan bir ürün haline gelmiş olan figürlerinin pazarlanmasına yönelik çalışmalarını yoğunlaştırdı. 1955 yılında Anaheim/Kaliforniya”da Disneyland ardından Orlando/”da Disneyworld adlı eğlence parklarını açarak nın en büyük düşünü gerçekleştirdi. Çizgi kahramanlarının yakından görüldüğü bu eğlence parkları değişik gösteriler sunarak aileleri kendine çekti.

Disney 1960″lardan sonra çektiği filmlerde sinema oyuncularını çizgi seansları içinde göstererek oynattı. Çizgi öncüsü Disney”in en büyük larından biri olan “Mary Poppins” (1964) bunların en parlak örneklerinden birini oluşturmaktadır. Disney 1966 yılında Burbank”ta öldüğünde filmleri için toplam 29 tane Oscar”a sahip olmuştu.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

SWF to FLA Converter for PC 1.8


Akvaryum Uğruna Siyanürlenen Balıklar
SWF to FLA Converter for PC 1.8 boyut: 4560 kbyte, tür: free to try
Flash tools for Windows indirmek için TIKLAYIN

SWF to FLA Converter can convert any Macromedia Flash file into the original FLA. The product introduces over 50 options to extract sounds, images, videos, fonts, texts, buttons and ActionScripts.

 

• Unique make this the most reliable and fastest way to restore original FLA from SWF
• Over 50 options available to extract sounds, images, videos, shapes, frames, morphs, fonts, texts, buttons, sprites and ActionScripts with the great accuracy
• Flash 8 and ActionScripts 2.0 are supported
• Provides ability to extract every object into a separate layer
• Group SWF objects (text/motion/sound/ActionScripts, etc.) into a separate library entry for better representation
• Specify folder’s name for each
• Sophisticated morphs are supported to ensure that all frames are correctly extracted
• Convert many broken or incorrectly compiled SWF files
• Customize resulting FLA project to suite your needs (enable/disable grids, guides, advanced snapping options, etc.)
• On-screen detailed conversion parameters description
• Professionally selected default conversion settings helps you achieve the best results
• Easy-to-use interface with intellectual, fully customizable controls

anahtarlar : flash swf dosyalarını fla ya çevirin, swf yi fla ya çevirmek, swf yi düzenlemek, swf yi değiştirmek, flash dosyalarını düzenle, değiştir