A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
· erotofobi: cinsellik korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
· kanserofobi: kanser olmaktan korkma
· kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt araçlarından korkma
· orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
· patofobi: hasta olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma
Türkiye’deki her 10 kadından biri için, evlendiği gece hayatının en kötü gecesi oluyor.Kadınlar eşleriyle seks yapmaktan korkuyor. İstese de, sevse de cinselliği yaşayamıyor. Vajinismus adı verilen bu durum aylarca hatta yıllarca sürebiliyor. Bazı evliliklerde seks hiç yaşanmıyor.
Cinsel Terapist ve Evlilik Terapisti Cinsel Tıp Enstitüsü Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, kadınların en büyük korkularından biri olan ilk gece korkusuyla ilgili soruları yanıtladı:
* Vajinismus nedir? Daha fazla…
Vajinismus tıpkı deprem gibidir. Kişi umutsuz olduğuna yürekten inanır, ‘Ya canım acırsa’ diye cinsellikten korkar ve vajina kasları öyle bir kasılır ki, asla ilişkiye giremez. Bu, en önemli cinsel fobilerden biridir. Vajinismusun en temel belirtisi o an geldiğinde kişinin panik atak benzeri bir durum yaşamasıdır. Yani kişi eşini iter, kasılır, endişe, korku ve kaygı duyar. O kadar açık bir kaygı duyar ki, bilinci açık olsa bile kontrolünü yitirir. Bundan utanır, suçluluk duyar, kendinden nefret eder, hayal kırıklığına uğrar. Zamanla cinsel isteksizlik ve çocuk sahibi olamama kaygıları buna eklenir. Bu, kadın için de erkek için de zor bir durumdur. Bazı evlilikler buna sadece 5-10 yıl dayanır. Ancak bu korkular 30 yıl bile devam edebilir.
ANİDEN ORTAYA ÇIKABİLİR
* Tedavi edildikten sonra vajinismus tekrarlar mı?
Vajinismusun tipleri vardır. Genelde ilk gece ortaya çıkar ve doğru tedaviden sonra geçer. Bazen cinsel hayatı olan kişilerde birden ortaya çıkar. Doğum yırtıkları, düşükler, kürtaj, kötü ve sert yapılan bir cinsel muayene bile buna neden olabilir. Bu kadınlar fiziksel problemler ortadan kalksa bile cinsel birleşme yaşayamaz. Daha önce tedavi olmuş kişilerde bu hastalık tekrarlayabilir.
* Kolay tedavi edilebilir mi?
Geçmişte yaşanan bir cinsel travma yoksa ya da muayene edilebiliyorsa, bu ‘basit vajinismus’tur. Nispeten tedavisi kolaydır. Bazılarında geçmişte yaşanmış cinsel bir travma öyküsü vardır ve derinlerde bastırılmıştır. Bu, ‘ağır vajinismus’tur. Tedavisi zor ama mümkündür. Bazı kadınlar ise partneri ile olan diğer problemleri nedeniyle istemli olarak ağrı, yanma, acı ve kanama olacağından korkarak cinsel birleşme sırasında kendilerini kasarlar ve cinsel ilişkiye izin vermezler. Buna da ‘durumsal vajinismus’ denir.
* Vajinismus, anne-baba olmaya engel teşkil eder mi?
Hayır, vajinismus yalnızca sağlıklı ve mutlu bir cinsel birleşmeye engeldir. Normale göre gebelik şansının az olmasına rağmen, vajenden kayan spermler nedeniyle gebelik oluşabilir. Son yıllarda tüp bebek yöntemiyle anne-baba olan birçok çift var. Sorunlarını çözmek yerine aşılama yöntemi ile anne-baba oluyorlar. Halbuki bu durumda tüp bebek ve aşılama gibi yöntemler sadece zaman ve para kaybıdır. Normal doğumdan sonra bu sorundan kurtulacaklarını düşünenler yanılırlar. Bazı jinekologlar bile doğum sırasında bu konunun kendiliğinden çözülebileceğini düşünür. Ama genellikle sorun devam eder. Zaten bu çiftler genellikle sezaryeni tercih ederler.
* Eşi vajinismus olan erkekler ne yapıyor?
Bu önemli bir boşanma sebebi mi? Sanılanın aksine vajinismusun yol açtığı boşanma oranları düşüktür. Çünkü cinsel korkular çifti birbirine yakınlaştırır. Devamlı reddedilme ve tatminkar olmayan bir ilişki nedeniyle erkekler pasifize olur. Vajinismuslu kadınlar eğer görücü usulüyle evlendirilmemişlerse, eş veya sevgililerini otoriter ve baskıcı babalarının aksi özellikteki erkeklerden seçerler. Evlilik öncesi başka kadınlarla yaşadıkları cinsel deneyimleri sınırlı olan eşleri, çoğunlukla aşırı nazik, pasif, girişken olmayan ve edilgin erkeklerdir. Tencere ve kapak misali karı-koca birbirlerini kırmaktan aşırı derecede korkar. Vajinismuslu kadınlar nasıl birer ‘iyi kız’ ise, eşleri de aynı şekilde ‘iyi çocuk’lardır.
ISRAR SORUNU BÜYÜTÜR
* Vajinismusu olan bir kadına kocasının cinsel ilişki için ısrar etmesi normal midir?
Eğer erkek kadının korkusunu anlamaya çalışıp ona destek olmak yerine, bir an önce cinsel ilişkiyi gerçekleştirip hem kendisine, hem eşine, hem de ailesine erkekliğini ispatlama gayreti içinde hareket ederse sorun daha da büyür. Maalesef genellikle süreç bu şekilde işler. İlk geceden sonra aile büyüklerine hesap veren çiftler, sorunun büyümesine neden olur. Vajinismuslu kadınların eşleri istenmedikleri, reddedildikleri, yeteri kadar sevilmedikleri korkusuna kapılabilirler. Ne yapacaklarını bilemezler, ki bu çok normaldir. Hayatlarının cinsel ilişkiye girmeden geçeceğini düşünerek, bu sorundan kurtulmak için kendilerini tamamen işlerine adamayı denerler.haber3
TÜRKLER’İN EN SEVDİKLERİ SEKS OYUNCAKLARI
Türkler’in tercih ettiği ilk 10 ’seks oyuncaı’…
Tempo Dergisi, İstanbul’un en bilinen ’seks shop’larını dolaşarak, en fazla tercih edilen seks oyuncağını tespit etti.
Bu seçimleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. AKif Poroy yorumladı.
Buna göre Türkler’in en fazla tercih ettiği seks oyuncaklarının ilk 10′u şöyle sıralanıyor:
1 - Geciktiriciler
2 - Uyarıcılar
3 - Yapay vajina
4 - Sertleştiriciler
5 - Şişme kadın
6 - Belden bağlamalı penis
7 - Penis büyütücüler
8 - Penis ve vibratör
9 - Kayganlaştırıcı
10 - Penis uzatıcı aparat
Peki bunun anlamı ne? Dr. Poroy’a göre bu tercihlerin yorumu:
Geciktiriciler: Geciktiricilerin bu kadar fazla satılması erken boşalma sorununun ülkede ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor. Erkeklerin cinsellikle ilk genelevlerde tanıştığı toplumlarda ortaya çıkıyor. Profesyonel kadınların, erkeği çabul boşalmaya koşullandırması sonucu, evliliğe geçtikten sonra da bir erken boşalma sorunu olduğunu görüyoruz. Bu ürünler cinsel organı uyuşturarak hissizleştirmeye ve birleşme süresini uzatmaya yönelik ürünler.
Uyarıcı Ürünler: Ülkemizde kadın erkek ilişkisi, birbirini tamamlayan bir unsur değil, adeta bir savaş meydanı gibi görülüyor. Kadının fizyolojisini erkeğin tanımaması ve özgüveninin zayıf olması sonucu bu ürünler tercih ediliyor.
Yapay Vajina: Yapay vajinaya müracaat etmek zorunda kaldığımıza göre; ortada üzücü bir durum var. Karşı cinsle iletişim kuramıyoruz. Bana gelen çiftleri biliyorum. Erkek bekarken yapay vajina kullanmaya başlamış. Evlendikten sonra, eşiyle beraberliğinin yanında yapay vajina kullanmaya devam ediyor. Bu bir cinsel sapmadır.
Penis ve vibratör: Dünyanın her yerinde en çok satılan seks oyuncağı. Çifler bunları her seferinde kullanıyorsa, ön sevişme sorunu vardır.
Belden bağlamalı penis: Lezbiyen çiftler tercih ediyor. Lezbiyenlerden bazıları biseksüel olduğu için, tam homoseksüel olan partner, eşini memnun edebilmek için bu tarz aparatlar kullanabiliyor.
Penis büyütücü: Bazı ereksiyon bozukluklarında, vakum denilen pompalarla bedendeki kan penis içine çekiliyor ve ereksiyon sağlanıyor. Bu tarz ürünler kesinlikle penis büyütmez. Penis boyu sorunu olduğunu düşünen çok sayıda erkek olduğu için bu ürünler çok talep görüyor. Oysa erkekler kendi penislerine yukarıdan baktıkları için küçük görüyorlar.
Serleştirici: Sertleşme sorunu olan kişilerde bu tarz ürünlerin kullanılmasını tıbbi bir destek olarak olumlu karşılıyoruz.
Kayganlaştırıcı: Kadında cinsel uyarı yeterince olmuyorsa birleşmede ağrı hissedebilir. Bu nedenle kayganlşatırıcı kullanılır. Hastalarımdan edindiğim tecrübeye göre, bizde ön sevişme safhası pek olmadığı için kadının salgıları harekete geçmiyor.
Penis uzatıcı: Erkekler penis boylarının kısa olduğundan endişe ettikleri için prezervatif benzeri ucu uzatmalı olan bu ürüne yöneliyorlar. Bu ürünün çok satılması penis boyu konusunda ne kadar bilinçsiz olduğumuzu gösteriyor.
Şişme kadın: Kapalı toplumun bir yansıması… Bu kadar fazla satılması, kadın erkek cinsel ilişkilerindeki sorunu ortaya koyuyor. Tıbbi seksoloji açısından şişme kadın almaktansa geneleve gitmek daha sağlıklıdır. Sarışın şişme kadınlar tercih ediliyor, çünkü birçoğumuz esmeriz.
Türkler’in tercihleri ve uzman yorumu böyleyken, Amerikalılar bu işi biraz da eğlence ve oyuna dönüştürmüş durumda. ‘Disney’s Hannah Montana Peen’ isimli şekerlemeler, ‘penis’ şeklinde…
İnsanlığın pornografik tarihi!
Bir film ya da fotoğraf ‘erotik’ olursa makbuldür. Ama pornografik olursa kabul edilemez. Peki nedir ‘erotik’? Hangi eser ‘pornografi’ kategorisine girer?

Kajuharo tapınağının duvarlarında seks yapan insan figürleri. 
Kadın ve erkek arasındaki cinsellik İslam sanatında da kendisine yer buldu 
Rodin’in bu heykeli şimdi paha biçilmez bir sanat eseri. Acaba o zamanlar bu eser de pornografik olarak mı nitelendirilmişti?
Pornografi; cinsel nesnelerin (ki buna insan vücudunun her kısmı ve bir takım yapay aletler giriyor) cinsel anlamda tahrik etmek amacıyla, herhangi bir yazılı veya resimli şekilde gösterilmesi ve sergilenmesidir.
(Bu tanım Webster sözlüğünden alınmıştır)
Yani, cinselliğin akla gelebilecek her türlüsünün, imalar ve gölgelerin arkasına saklama gereği duymaksızın açıkça işlenmesidir.
Porn kelimesi Yunanca kökenlidir. Genelev duvarlarına resimler yapan Yunanlılar bu kelimeyi ‘uygunsuz resim’ veya ‘fahişe resmi’ anlamında kullanmaya başladılar.
İNSANLIK TARİHİ KADAR ESKİ
İlk insanların mağara duvarlarına çizdiği resimler arasında hayvanların avlanmasını gösteren resimler kadar insan cinselliğini tasvir eden resimler de bulunuyordu. Antik Yunan ve Roma heykellerinde olduğu kadar toprak kap kacak üstlerinde de cinsellik son derece belirgin şekilde yer almıştı.
Her ne kadar Orta Çağ süresince Kilisenin mutlak hakimiyeti altındaki Batı uygarlığında pornografik materyellerin sergilenmesi uzun süre yasaklanmışsa da, Doğu’da Hint, İran ve Çin gibi zengin uygarlıkların minyatürlerinde ve yazılı eserlerinde cinsellik hiç eksik olmadı.
Pornografinin sinemadaki serüveni!
Bugün için porno sayılabilecek ilk resimler Kama Sutra adındaki seks kitabında yer aldı. Hintliler bu kitaptaki değerli bilgilerin ileriki nesillere aktarılamadan kaybolabileceğinden kadar korktular ki Kajuharo tapınağının duvarlarına seks yapan insanların sayısız figürlerini kazıdılar.
Rönesansla birlikte Avrupa’nın şiirlerinde, romanlarında ve resimlerinde cinsellik ve doğallık tekrar işlenmeye başlandığında Roma ve Yunan uygarlıklarından aktarılmış estetik değerler gözetildi.
Bu eserlerin yaratılış sürecinde zeka ve yaratıcılık gibi değerler hemen fark edildiği için olsa gerek, bunların ‘pornografik’ karakterler taşıdığı asla düşünülmezdi. Estetik değerleri gözeten bir sanatçının elinden çıkma eserle, sokaktaki adamın duvarlara çizdiği ‘vulgar’ şekiller arasındaki ‘estetik fark’ zamanla ‘pornografik’ olanla ‘erotik’ olanı ayırt etmekte kullanılacak bir kavram olarak alındı.
18.Yüzyıl’ın sonundan itibaren başta Fransa ve İtalya olmak üzere porno resimler Avrupa’da yayılmaya başladı. Oyun kartlarında, posterlerde, kartpostallarda vs. bu resimlere rastlamak mümkündü.
Bu tarz pornografik ürünlere ilk muhalefet de 19.Yüzyıl’da başladı. Porno materyel dağıtan insanlar mahkemeye çıkarıldı, para cezaları verildi. Bugün klasik saydığımız Flaubert, Zola ve Baudelaire gibi Fransız edebiyatçıların ‘eserlerinde uygunsuz unsurlara yer verdikleri’ gerekçesiyle kendi zamanlarında mahkemelere düştüğünü belirtmek yerinde olacaktır.
PORNO ENDÜSTRİSİ ORTAYA ÇIKIYOR
Fotoğraf ve sinema sanatının iyice geliştiği 20.Yüzyılda ise ‘görsellik’ artık ressamların ve heykeltıraşların tekelinden çıkmıştı. Fotoğrafın çekmekle yağlıboya bir tablo yapmak arasında fark vardı. Deklanşöre basmak için ressam yeteneğine sahip olmanız gerekmiyordu.
“Fotoğrafçılık bir sanattır” görüşünün yaygınlaşması ‘görselliği ifade etmek’ için estetik yetenek gerekmediği konusunu gündeme getirdi ki, porno ile erotika arasındaki sınırların iyice karmaşıklaşmaya başladığı dönem budur.
20.Yüzyıl’da fotoğraf ve sinema sanatının ortaya çıkmasıyla birlikte pornografinin patlama yaptığını söylemek yanlış olmaz. Çin’de çevrilmeye başlayan ilk filmlerle birlikte kaba bir cinselliğin daha 1910’lu yıllarda Uzak Doğu’da kendine yer bulması, porno kavramının Batı’ya özgü olmadığını kanıtlıyor.
Bkz. Çin’de Kung Fu sinemasını doğuşu
Görsel materyellerin çeşitlenmesi ve baskı tekniklerinin gelişmesiyle porno endüstrisi de doğmuş oluyordu. İlk başlarda sadece kısıtlı ve seçkin bir zümre arasında izlenebilen cinsel içerikli görsel malzemeler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte kitleselleşti.
Bu açıdan bakıldığında video cihazının ortaya çıkmasıyla birlikte bilhassa 1970’lerden itibaren ‘amatör’ pornografinin de gelişmiş ülkelerde boy gösterdiğini görüyoruz. İnternet’in yaygınlaşması, VCD ve DVD teknolojilerinin ucuzlayı gelişmesiyle birlikte günümüzde porno endüstrisi çok yoğun ve yaygın bir konuma ulaşmıştır.
Danimarka 1968’de pornoyu yasallaştıran ilk ülke olurken, Amerika’da porno dalgasını ilk başlatan filmin 1972 tarihli The Deep Throat olduğu kabul edilir.
1980’lerin ortaları ‘pornonun altın çağı’ olarak kabul edilirken yüzlerce porno filmde rol alan oyuncular daha sonra yönetmen ve yapımcı oldular.
MODERN TEKNOLOJİ GÜNAH MAKİNELERİ YARATIYOR
Her ne kadar insanlığın yüzlerce yıl içinde geliştirdiği toplumsal kurallar ve ahlak, teknolojik gelişmelerin hızına yetişemiyorsa da insanların eskiye nazaran büsbütün ahlaksızlaştığını söylemek de doğru değil.
Internetin yaygınlaşmasıyla birlikte porno ve kumar endüstrisinin hızla gelişmesi ve hayal bile edilemeyecek miktarlarda paranın döndüğü bir sistem oluşturması bugünün bir gerçeğiyse, bu gelişmelere tepki duyan insanların sayısının da çok fazla olduğunu belirtmek gerek.
Sanıldığınının aksine vajinismusa sahip kadınların çoğu cinsel haz ve doyuma farklı yollardan da ulaşabilmektedir. Tabi burada çiftlerin her penis � vajen ilişkisi deneyimlemesinden sonra birbirlerini suçlayıcı yaklaşımları olmamalıdır.. Çiftler durumu kabullenip, zamanı gelince ve doğru yöntemi bulduklarında bu işi başarabileceklerini bildikleri takdirde normal çiftlerin ötesinde cinsellikten daha çok zevk alabilmektedirler. Yaşadıkları tensel � dokunsal ve diğer temsil sistemleriyle devam eden birlikteliklerde ve cinsel oyunlarda kadın haz açısından doyuma ulaşabilmektedir.
Nadir olarak cinsel arzu eksikliğine bağlı olarak ilişki yaşamak istemeyen kadınlar da olmaktadır. Bu durum yanlışlıkla vajinismus olarak çiftler tarafından değerlendirilebilinir. Bu vakalarda yine hipnoterapi ile orgazm ve cinsel yaşam konusunda kadınlar eğitime alınır. Yapılan çalışmalarda ( Sitemizin orgazm yokuluğunda hipnoz sayfasında var. ) daha önce bir kez orgazmı yaşayanlarda 2 saatlik bir çalışma ile hiç yaşamayanlarda 4 � 6 seanslık bir terapi ile orgazm öğretilebilmektedir. Tabi ki hormonal bir dengesizlik yoksa�
Eyvah ! Vajinismusum� Hayatım karardı� Her şey bitti�. Bu terapiden de sonuç çıkmadı�. Gibi olumsuzlukları bir kenara atarak. Eşinizi ve kendinizi yaşayacağınız aşk oyunları, romantizm ve cinsel oyunlar ve yaklaşımlar ile cinselliğin haz ve doyumuna ulaşabilirsiniz. Cinsellikte yaşayacağınız bu nokta vajinismusunuzun daha kolay çözülmesi içinde şuuraltınıza mesajlar gönderecektir.
Vajinismus, cinsel yaşama engel değildir ! Engel olmasına da izin vermeyin� Kadının yaşayacağı haz ve doyumun karşılığında erkek de orgazma ulaşmak ve boşalmak ister. Bu nedenle bu tür ilişkide kadının biraz daha aktif olması cinsellik ve deneyimler konusunda tabularını kaldırması eşini de orgazma ulaştırmasını bilmesi gerekir. Kadın birliktelik sırasında ellerini kullanabilmeli, adeta bir körün elleri ile bir şeyi hissetmesi gibi elleriyle eşinin vücudunu hissetmesi ve algılaması gereklidir.. Aynı yaklaşım erkek içinde geçerlidir. Vajinal doyumu eşine yaşatabilmesi aşk oyunları, tensel yaklaşım, bedenin ve genital yapının öpülmesi ve okşanması, clitorisin tensel ve dilsel olarak uyarılması önemlidir. Çiftlerde oral yapıların aktif kullanılması ile alınacak haz arttırılabilinir. Konuyla ilgili kitapların, cinsel yaşam kılavuzlarını okunması önerilir.
Anket 1
Eşimle cinsel ilişkiye giremiyorum, çünkü;
Acıyacak, çok kanayacak, parçalanacak, penis çok büyük gibi korkularım var.
Geçmişde cinsel tacize uğradım.
Eşim bana yeteri kadar ilgi ve sevgi göstermiyor.
Cinselliği sevmiyorum ve clitoral haz almıyorum
Cinsel yasaklarla ve korunma ile büyüdüm.
Anket 1 Sonuçları / 192 kişi katıldı
Acıyacak, çok kanayacak, parçalanacak, penis çok büyük gibi korkularım var.
139
72%
Geçmişde cinsel tacize uğradım.
4
2%
Eşim bana yeteri kadar ilgi ve sevgi göstermiyor.
5
3%
Cinselliği sevmiyorum ve clitoral haz almıyorum
13
7%
Cinsel yasaklarla ve korunma ile büyüdüm.
31
16%
Dr. Ulusoy�un Anket 1 hakkındaki yorumu;
Vajinismus vakalarının %72 si ki bu büyük bir çoğunluktur, bilişsel çarpıtmalardan
dolayı sorunu yaşamaktadır. Zihin ve bilinçaltı çocukluk ve ergenlik döneminde cinsellik adına yanlış bilgilenmekte ve ilişkiden korunmak adına yanlış kararlar alarak istemdışı vajinismus sorununu ortaya çıkarmaktadır. ( Bilinçatına ait sorun )
Vajinismusun oluşumunda geçmişde cinsel taciz % 2 gibi daha az oranda görülürken, eşinin yeterli ilgi ve sevgisini arayan vajinismus kadını oranı ise % 3 dür. ( Taciz bilinçaltına ait )
Cinselliği sevmeyen ve clitoral haz dahi almayanların oranı düşündürücü derecede % 13 oranı ile oldukça yüksekdir.
% 16 ile cinsel yasaklar ve korunma ile büyüme, bilinçaltının mantık sistemi olmadığı için evlendikten ve ilişki için yasal zemin sağlandıktan sonra bile kadını eşinden �erkek olduğu için- korumaya devam etmektedir. ( Bilinçaltına ait )
Görüldüğü gibi vajinismus farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Vajinismusu yaşayan kadın bu nedenlerin birinden etkilenebileceği gibi birden fazlası ile de etkilenebilir. Bu nedenle tedavinin de ona göre yönlendirilmesi gerekir. İşte bu yüzden vajinismus tedavisinde seçeceğiniz teknik Dr. Ulusoy yönteminde olduğu gibi bütüncül ve vajinismusa özgü geliştirilmiş özel hipnoterapi tekniklerini içeren yapıda olmalıdır.
ANKET 2 Soruları
Tedavi görmedim
Bir yere gittim, iyileşmedim.
En az 3 yere gittim iyileşemedim
En az beş yere gittim iyileşemedim
Beş ve Beşden daha fazla yere gittim iyileşemedim
Bir yere gittim iyileştim
Birden fazla yere gittim iyileştim
ANKET 2 Hakkında Dr. Ulusoy�un Yorumu / Katılan Kişi Sayısı 137
Ankete katılanların % 45 i herhangi bir tedavi görmemiş. Henüz vajinismus hastalarının hemen hemen yarısının çeşitli nedenlerle beklemede olduğu ve tedavi görmediğinin ifadesidir.
Tedavi görmedim
62
45%
En az bir, üç, beş ve beşden fazla yere gidilip başaramayanların toplam oranı; % 45; Bu rakam düşündürücü� Öncelikle başarısız tedavileri yapan terapistlerin bu sonucu tekrar tekrar düşünmelerini ve eksikliklerini görmelerini istiyorum. Aynı zamanda Vajinismus Hastalarının da terapist seçiminde, hekimin bilgi, beceri ve deneyimine göre tedaviye gitmelerini öneriyorum. Toplamda vajinismus hastalarının neredeyse yarısı, başarısızlıkla sonuçlanan tedavilere gitmiş�. Şimdi, sizleri site ve grubumdan neden terapist seçimine özen göstermeniz gerektiği konusunda sıkça uyardığımı sanırım daha iyi kavramışsınızdır.
Bir yere gittim, iyileşemedim.
26
19%
En az 3 yere gittim iyileşemedim
17
12%
En az beş yere gittim iyileşemedim
7
5%
Beş ve Beşden daha fazla yere gittim iyileşemedim
9%
Bir ya da birden fazla yere gidip iyileşenlerin toplam oranı % 9; Tedaviye gidenlerin sadece toplamda neredeyse onda biri iyileşmiş� Yine bu sonuç; gideceğiniz hekimin bilgi, beceri ve deneyimine özellikle dikkat etmeniz gerektiğini bize gösteriyor�
Bir yere gittim iyileştim
11
8%
Birden fazla yere gittim iyileştim
2
1%
Anket 3 ve Dr. Ulusoy’un Yorumu
Vajinismus Tedavisi İçin;
Kadın Doğum Uzmanına Giderim
10
7%
Anestezi Uzmanına Giderim
1
1%
Psikiyatriste Giderim
11
8%
Psikoloğa Giderim
11
8%
Tek Seansda Çözebilecek Olana Giderim
7
5%
Hekim Seçiminde Cinsiyet Faktörü Gözetir, Kadın Hekime Giderim
5
4%
Büyü Olduğu İçin Hocaya Giderim
7
5%
Vajinismus Konusunda Çalışan, Deneyimli, Güven Duyduğum Hekime Giderim
84
62%
Dr. Ulusoy�un 3. anket değerlendirmesi ( 136 kişi katıldı )
Anketimizde vajinismus hastalarının sorunlarının çözümünde ilk olarak gidecekleri yer sorulmuştur.
Anketimizden çıkan sonuçlar yine çok çarpıcı ve önceki iki anketi destekler nitelikte. Vajinismus vakalarında tedaviye giden her iki kişiden biri iyileşmiyordu. ( anket 2 ) İyileşememe nedeni ise yetersiz ve eksik uygulanan tedavilerdi.
Vajinismus tedavisine giderken, seçeceğiniz hekim; vajinismus konusunda çalışan, deneyimli, güven duyduğunuz, başarılarını bildiğiniz hekim olmalıdır. Anket 3 deki bu oran % 62 de kalmış�
Toplamda % 38 lik dilim kadın doğum ( zar operasyonu ), anestezi ( anestezi altında birliktelik ) , psikiyatrist ( klasik tedavi ) , psikolog ( klasik tedavi ), hekim cinsiyet seçimi ( cinsiyetten öte başarısı önemlidir ), Tek seansda çözebilecek olana ( tek seansda sorun çözülmez ) ve büyü olduğu için hocaya gitme gibi seçeneklere dağılmıştır.
Durum böyle olunca da hastalarımız en az birkaç yere gidip iyileşememektedir.
Gergin erkekler erken boşalıyor
Cinsellikten soğuma ve sertleşme sorunları da beraberinde geliyor
14.05.2008 15:28
Erken boşalan ve bu nedenle de zamanla cinsellikten soğuyarak sertleşme sorunları da yaşamaya başlayan erkeklerin sayısının gün geçtikçe arttığına dikkat çeken CİSED bu konuyla ilişkili yeni araştrımayı yayınladı…
Erken boşalan ve bu nedenle de zamanla cinsellikten soğuyarak sertleşme sorunları da yaşamaya başlayan erkeklerin sayısının her geçen gün arttığına dikkat çeken Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği erken boşalmanın en önemli nedenlerinden birinin anksiyete olduğu konusunda yaptıkları yeni araştırmalarını bir basın açıklamasıyla Türk kamuoyuna duyurdu.
Erken boşalma nedir?
Türk erkeklerinin %70’nin erken boşaldığını ifade eden CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “İnatçı ve tekrarlayıcı bir biçimde, çok az cinsel uyarılma ile cinsel birleşme öncesinde ya da birleşmeden hemen sonra, kişinin veya partnerinin arzu ettiği süreden daha önce oluşan boşalmaya erken boşalma denir.” dedi.
Anksiyete nedir?
Anksiyetenin insanlar tarafından hissedilen endişe, kaygı, bunaltı, korku, gerilim veya sıkıntı hali olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak; “Anksiyete insanın dış ortama uyum çabasında koruyucu ve gerekli bir tepkidir. Denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksattığında başta erken boşalma ve sertleşme sorunları olmak üzere çeşitli sıkıntılara yol açabilir. Anksiyete durumunda terleme, titreme, çarpıntı, kan basıncının artması, ana kas gruplarına ani kan akışının hücum etmesi nedeniyle kaslarda gerginlik, bağışıklık ve sindirim sistemi fonksiyonlarının yavaşlaması gibi bedensel belirtiler görülebilir. Bunlara ek olarak mide bulantısı, el ve ayaklarda soğukluk, titreme, üşüme hissedilebilir. Duygusal açıdan ise erken boşalacağını veya başına kötü bir şey geleceğini düşünme, partnere rezil olmaktan veya komik duruma düşmekten korkma ve panik hislerine neden olabilir. Yani kişi her şeyi olabilecek en olumsuz yönüyle ele alır, moral seviyesi an alt düzeydedir.” dedi.
Gergin erkekler erken boşalıyor
Erken boşalmanın en muhtemel nedenlerinden birinin anksiyete olduğunu söyleyen CİSED Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; “CİSED olarak yaptığımız araştırmalara göre anksiyete seviyesi yüksek olan erkeklerde; hem cinsel ilişki sırasında hem de mastürbasyon sırasında boşalma hızlı olmaktadır. Yani gergin erkekler erken boşalıyor. Çünkü yüksek anksiyete düzeylerinde başaramama korkusu ve cinsel yetersizlik hakkındaki kaygılar, erkeği uyarılma seviyelerini denetlemekten veya boşalmadan önce gelen yoğun duyuları tanımaktan uzaklaştırır, bu da erken boşalma gelişmesine neden olabilir. Ayrıca yaptığımız çalışmalar erken boşalan erkeklerdeki mevcut anksiyetenin, erken boşalmanın nedeni olduğu kadar muhtemel bir sonucu olduğunu da bize göstermiştir. Bu nedenle erken boşalma tedavisinde anksiyete giderici ilaçları başarıyla kullanılmaktayız ve başarılı sonuçlar almaktayız. Bunun yanı sıra gevşeme ve nefes egzersizlerini de anksiyeteyi gidermek için önermekteyiz. Derin nefes alıp vermek endorfin salgılanmasına neden olduğu için hastaları rahatlatır. Masaj, aromaterapi, hipnoz, EFT (iğnesiz akupunktur, duygusal özgürlük tekniği) telkin gibi yöntemlerinde işe yaradığı bilinmektedir.” dedi.
YEMEK Mİ SEKS Mİ?
Muhteşem bir yemek mi yıldızlara uçuran bir seks mi?
Muzaffer Kuşhan’ın dergisi yıldızlara güzel bir yemek mi yoksa seks mi diye sordu…
İkisi de insanın içgüdüsel eylemi. İkisi de hayatımızın olmazsa olmazı. Ama önce hangisi? Güzel bir yemeği sekse yeğleyenler olduğu gibi “Seks olmadan asla” diyenler de var. Aslında iki farklı şeyi karşı karşıya koymak ve “Sizin için hangisi?” demek, her “seçim” gibi insanı zorluyor. Ama Dr. Kuşhan’la Diyet dergisi yine de sormadan edemedi ve bakın nasıl yanıtlar aldı. Ebru Şallı, tıpkı Paris Hilton gibi “Seks karın doyurmuyor, önce yemek” diyenlerden… Helin Avşar da “Yemek adrenalin yükseltiyor, seks ise enerjiyi bitiriyor” diye kestirip atıyor. Peki ya değişik alanlarda isim yapmış diğer ünlüler? İşte birkaç farklı örnek ve sonrasında uzman görüşleri…
MEHMET ALİ ERBİL: Hangisine ne kadar hasret kaldığıma bağlı
Hangisine ne kadar hasret kaldığıma bağlı; üç öğünden biri eksikse, kalan bir öğün yemek yerine seksi tercih ederim. Yedi öğün yemek yemediysem, tabii ki yemek tercihim olacaktır. Yani zamana ve o anki koşullara bağlı olarak tercihim değişebilir.
BANU ALKAN: Benim için önce seks gelir
Her ikisi de önemli, ama benim için önce seks gelir. O anki volkana göre bütün duygular doruk noktasına çıktığında, zaten aklınıza yemek gelmez. Aşıksanız da aklınıza yemek gelmeyecektir. Seks yiyeceklerle doğru orantılıdır, yemek seksi güçlendirir. Havyar, çilek, ıstakoz… Bunlar seksi güçlendiren yiyecekler. Benim önceliklerim aşk, seks ve yemek…
AHMET ÖRS: Karnım açsa yemek, karnım toksa seks
Umarım böyle bir tercih yapmak zorunda kalmam. Normal koşullarda böyle bir tercih yapmak çok zor. Ama genelde bu iki taraftaki doygunlukla ilgili. Karnım açsa tabii ki yemeği; karnım toksa seksi tercih ederim. Ancak böyle bir tercih yapmak durumunda kalmak gerçekten kötü olur.
SAHRAP SOYSAL: Menopozda olduğum için yemek
Ben 50 yaşındayım. Menopozda olduğum için bu yaştan sonra yemeği tercih ediyorum. Yemek yazarı olduğum için yeni yemekler yapmak, bunları sevdiklerime tattırmak bana büyük keyif veriyor aslında. Yani şöyle söyleyeyim; yemek yemek, seks yapmak, içki içmek, seyahat etmek, çocuklarımla birlikte zaman geçirmek; bunların hepsi bana büyük keyif veriyor.
Prof.Dr. SEDAT ÖZKAN: Seks ertelenebilir, yemek ertelenemez
İnsanoğlunun temel içgüdüleri vardır; yemek yemek, su içmek doğuştan kazanılan içgüdülerdir. Cinsellik sonradan kazanılan bir güdüdür, ertelenebilinir ve seçicilik kazanır. İnsanı diğer canlılardan ayıran psikolojik ve sosyolojik gereksinimleridir. Yemek yemeden yaşanmaz ama seks yapmadan yaşanabilir.
ÇAĞATAY ÖZTÜRK (Psikolog): Seks olmadan yaşanır
İkisi de içgüdüseldir. Ancak seks yapmadan yaşayabilirsiniz, yemek yemeden yaşayamazsınız. Özellikle kişi kendiyle barışıksa, ilişkisini seks olmadan da yaşayabilir. Oysa yemek hayatın fiziksel gereksinimidir. Temel ihtiyaçlarımızdan hava, su kadar elzemdir. Yaşamı devam ettirebilmek için seks yapmak yetmiyor. Ama karnı tok biri için seks, hele uyaran da varsa ilk sırada olabilir.
Sex hakkında ne öğrenmek istersiniz ? seksde ne neden olur ve ne içindir ?
öğrenmeden yola çıkmayın.işte seks konusunda bilmeniz gereken önemli bilgiler !
Özellikle ülkemizde insanlar için cinsel yaşam, gizli kalmış bir korku. Utançla korkuların birleşimi, cinselliğin her tür gerçek dışı söylentiyle birleşmesine neden oluyor. Kulaktan dolma bilgiler, uydurulmuş öyküler, cinsellik bir sır gibi fısıldandığı sürece, gerçeğin yerini alıyor.
G noktası nerededir? Read the rest of this entry »
Günümüzde herşeyin bir uzmanı var neden seksin olmasın ki.işte seks uzmanı yani seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan ve fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyormuş.
20 ila 40 yaşları arası seks için önemli dönemlerdir.bu dönemlerde seks oldukça verimlidir, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlar işte bu yaşlardır.
Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir. Read the rest of this entry »
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, uyguladığı taze sıkılmış havuç suyu kürü ile Alzheimer’ı yüzde 30 oranında iyileştirdiğini belirtiyor.
Taze sıkılmış havuç kürünün yüzde 30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerli.
Prof. Saracoğlu, “Hastalığının son evresinde olanlarda da, hastalığın ilerlemesinin belirgin bir şekilde durdurduğu gözleniyor” diyor.Bitkilerin barındırdığı ve insan sağlığını etkileyen aktif maddeler Read the rest of this entry »
DİKKAT! Bu virüs sizde de olabilir
Cinsel yolla bulaşıyor, sinsice ilerliyor. İnsanların yüzde 60′ı hastalıktan habersiz..
11.03.2008 00:24
Cinsel anlamda aktif olan herkesi etkileyen Genital Herpes genital bölgeyi, anüsü, kalça bölgesini, ağız, yüz ve dudakları etkiliyor. Cinsel yolla bulaşan Genital Herpes virüsünü taşıyan insanların yüzde 60’ı bu virüsü taşıdıklarından habersiz. Araştırmalara göre Türkiye’de virüsün görülme sıklığı yüzde 90’lara ulaşmış. Virüs vücuda girdikten sonra hücreler içinde yaşamını sürdürerek değişik zamanlarda tekrarlayarak enfeksiyon yapıyor. Cinsel anlamda aktif olan herkesi etkileyen Genital Herpes eşten eşe kolayca bulaşıyor.
BELİRTİSİ 15 GÜN SÜRÜYOR
Acı veren kaşıntılı kabarcıklar, genital bölgeyi etkileyen yumrular, döküntüler ve idrar yaparken duyulan ağrı, HSV tip 2ínin ilk başta görülen klasik belirtileri. Hastalığa ateş, halsizlik, lenf bezlerinin şişmesi gibi belirtiler de eşlik ediyor. Ağrı, kabarcıklar ve kırmızı, içi sıvı dolu şişlikler şeklinde görülen belirtiler 10 ila 15 gün sürüyor.
HASTA FARKINDA DEĞİL
Virüsü taşıyanların yüzde 20’sinde hiçbir bulgu görülmüyor. Hem genital hem de yüz herpesine sebep olan HSV-1 ve HSV-2 dünya nüfusunun yüzde 50’sinden fazlasını etkiliyor. Türkiye’de bu virüsün görülme sıklığı yüzde 90 oranında.
TEMASLA GEÇİYOR
HSV tip 2’nin neden olduğu genital herpes hastalıkları ağızdan ağıza, ağızdan genital bölgeye ve genital bölgeden genital bölgeye temas yoluyla bulaşıyor. Hastalığın bulaşması için semptomların olması gerekmiyor. Belirti vermeden eşten eşe geçiyor.
HAMİLELİKTE DE OLABİLİR
Annede hamile kalmadan önce veya gebeliğin erken evrelerinde genital herpes belirlenmişse, yeni doğan bebeğe enfeksiyonu bulaştırma riski düşük oluyor. Eğer anne genital HSV virüsünü gebeliğin son üç ayında alırsa, bebeklerde risk yükseliyor.
BUGÜN
Genç erkekler olgun bayan istiyor
Yaşıtlarından sıkıldılar. Yeni açılan arkadaşlık sitesinde cinsellikte yeni arayışlar ön planda…
10.03.2008 23:19
Cinsellikle en erken tanışan Avrupa Birliği halkı İngilizler, sekste yeni arayışlara girişiyor. 20 yaşındaki İngiliz erkekler artık, yaşıtlarından sıkıldı ve olgun kadınlar aramaya başladı. Birkaç ay önce açılan arkadaşlık sitesi olgun kadınlarla genç erkekleri buluşturuyor. Site birkaç ayda 6 bin üyeye ulaştı. Kadınlar da erkeklerin bu arayışına kayıtsız değil. Sitenin en önemli özelliği ise para için yaşlı kadınlarla birlikte olan jigoloların av peşinde koştuğu bir ortam olmaması. Burada 20-30 yaş arası genç erkekler, iyi okullarda okuyor ve entelektüel birikimleri yüksek. Erkeklerin aralarında üniversite öğrencisi, nükleer fizikçi, doktor, mimar meslek grupları var.
ÖĞRETMEN FANTEZİSİ
Sitede aranan şart ise kadının erkekten en az bir yaş daha büyük olması. Üye erkeklerin çoğu ‘cinsel yönden deneyimli kadınlarla’ beraber olmanın daha mutluluk ve tatmin verici olduğunu söylüyor. Öğretmen fantezi gibi yeni seks arayışlarında olanlar da var. Kadınlar ise gençlerin daha dinamik ve yatakta daha hareketli olduklarını söylüyor. Ereksiyon sorunu yaşanması olasılığı da çok düşük.
Akşam
Kadınlarda cinsel uyarı bölgeleri
| Kadınlarda cinsel uyarı bölgeleri
Kadın cinselliği oldukça karmaşıktır ve bu özelliğiyle erkeklerden belirgin şekilde ayrılır. Kadınlar cinsel ilişkide erkeklere göre çok daha fazla seçicidirler ve bir erkeği yeterince tanımadan onunla cinsel bir beraberliğe “sıcak bakmazlar”. Kadınların çoğunun erkeklerden farklı olarak duygusal anlamda “bir şeyler hissetmeksizin” bir erkekle beraber olmaya istekli olmayacakları rahatlıkla söylenebilir. Ünlü psikanalist Karen Horney eserlerinde insanın doğasının temelde sevgi veya güç arayışı içerisinde olduğunu ve bir insanın davranışlarını yönlendiren en önemli etkenlerden birinin bu arayışını tatmin etmek olduğunu ima etmiştir. Bu görüşe göre insanların bazıları diğerlerinin kendilerini sevmesine önem verirken, diğerleri sevilmekten çok güçlü olmak peşindedirler. Bu görüşün devamında Horney, kadınların yapısal olarak daha çok sevgi odaklı, erkeklerin ise güç odaklı olduğu görüşünü taşıdığını ifade etmiştir. Yani Horney’e göre kadın için bir erkeğin sevgisini kazanmış olmak ön plandayken, bir erkek için ön planda olan kadının onu güçlü görmesidir. Karen Horney sevgi ve güç arayışının cinselliğe de yönlendiğini, kadının cinselliği daha çok “seviliyor olmanın” bir ifadesi olarak gördüğünü, erkeğin ise cinselliği “güçlü olmanın, kadına sahip olmanın” bir ifadesi olarak görme eğiliminde olduğunu belirtmiştir. Cinsel Uyaranlar Uyaran, beynimizin bilinçli bölgesinde bize bir duygu yaşatan ve bizi belli bir davranışa yönlendiren bir mesajdır. Refleks uyaranlar bizi otomatik davranışlara yönlendirirken karmaşık uyaranlar öncelikle bir “his” yaşamamızı sağlar ve daha sonra bizi harekete geçirir. Beynimiz çok çeşitli uyaranları algılama yeteneğine sahiptir. Tüm uyaranların ortak özelliği duyu organlarımız vasıtasıyla alınması ve bir kimyasal mesaja dönüştürülerek beynimize aktarılmasıdır. Gözler, kulaklar, burun, tad alma organlarımız ve cildimizle algıladıklarımız yukarıda anlatılan bir şekilde beynimize ulaştırılır ve bir tepkinin doğmasına neden olur. Sevdiğimiz birinin görüntüsü veya sesi bize daha farklı bir duygu yaşatırken, sevmediğimiz birini görmek veya sesini duymak bize yaşattığı olumsuz duyguyla bizi o kişiden ruhsal veya fiziksel olarak uzaklaşma davranışında bulunmaya yönlendirir. NLP adı verilen ve son zamanlarda giderek yaygınlaşma eğiliminde olan öğretiye göre insanlar duyularında seçici davranmaktadırlar. Bazı insanlar dokunsal, bazıları işitsel, bazıları ise görsel uyaranlardan daha fazla etkilenmekte ve daha çok etkilendikleri uyaran onlarda daha bariz davranış değişikliği oluşturmaktadır. Bu görüş cinsel uyaranlara aktarıldığında çıkan sonuç şudur: Bazı insanlar dokunulmaktan, bazıları cinsel içerikli konuşmalardan ve seslerden, bazıları ise cinsel içerikli görüntülerden diğer uyaranlara göre daha fazla etkilenmekte ve kişinin tercih ettiği uyaran onu cinsel açıdan daha fazla uyarmaktadır. Bir örnek vererek bu teori daha iyi anlaşılabilir hale getirilebilir: Bir erkek, daha önceden beraber olduğu bir kadını yalnızca sözleriyle etkileyebilmeyi başarmış, bir başka kadın ise ona “dokunulmaktan çok hoşlandığını, ancak sözlerin onu fazla etkilemediğini” söylemiştir. Bu iki kadından ilki duysal yönelimli, ikinci kadın ise dokunsal yönelimli bir kadındır. Genel olarak söylemek gerekirse erkekler daha çok görsel ve işitsel eğilimli, kadınlar ise daha çok dokunsal ve işitsel eğilimlidir. Kadınlar erkeklerden farklı olarak pornografik yayınları seyretmekten fazla zevk almaz, duygusal olarak “bir şeyler hissettikleri” erkeğin ona temas etmesinden hoşlanırlar. Kadınların Dokunulmaya Duyarlı Bölgeleri Sinir uçlarının diğer bölgelere göre belirgin bir şekilde yoğun olması nedeniyle kadınların çoğunda genital bölgenin en duyarlı bölgesi klitoristir ve en güçlü orgazmlar bu bölgenin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Her kadının yapısı diğerine göre farklıdır ve kendini iyi tanıyan bir kadın dokunulduğunda kendisini en çok uyaran bölgeyi iyi tanır. Kadınların çoğunda memeler, meme uçları, dudaklar ve vajina dokunulmaya duyarlı diğer bölgelerdir. Yine boyun bölgesinde bazı noktalar, kulak memeleri, bacakların iç yüzeyleri ve karın cildi çoğu kadın için cinsel açıdan oldukça uyarıcıdır. Kadınların sıklıkla işitsel yönelimli olmaları nedeniyle eşleri tarafından kulaklarına fısıldanan güzel sözler de kadınları etkiler. Kadınların dokunulmaya duyarlı bölgelerini belirlemeleri, cinsel ilişkiye hazırlık aşamasının en güzel şekilde yaşanabilmesi ve kadının cinsel ilişkiye mükemmel bir şekilde hazırlanabilmesinin sağlanabilmesi açısından önemlidir. Her duyarlı erkeğin eşinin dokunulmaktan hoşlandığı bölgeleri iyi bilmesi gerekir. Bazı kadınların dokunulmaya duyarlı bölgeleri o kadar “hassastır” ki, kadın bu bölgeye uygulanan bir uyaranla orgazm olabilir. G Noktası ( G Spot) G noktası, Graefenberg adlı bilim adamı tarafından 1944 yılında tarif edilen ve vajina ön duvarının ortalarında yer alan bir bölgedir. G noktasının varlığı veya orgazmdaki önemi bazı doktorlar tarafından reddedilmekte, bazıları ise G noktasını vajinal orgazm oluşumunun merkezi olarak kabul etmektedir. Kadının Ejakulasyonu (Boşalması) Kadında orgazmı sonrasında bazen aynen erkekteki ejakulasyona (boşalmaya) benzer bir sıvı geldiği saptanmış olmakla beraber bu sıvının aslında idrar olduğu ve kadındaki “ejakulasyon” yani “boşalma” olarak tarif edilen olayın muhtemelen orgazm esnasında idrar kaçağı olduğu sonradan anlaşılmıştır. Gerçekten de hiçbir idrar kaçırma şikayeti olmayan bir kadında güçlü bir orgazm sonrasında istemsiz idrar kaçağı olabilmektedir. cinsel uyarı bölgeleri
|