Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Dile getirilmeyen sorunlar evliliği de sarsıyor…
Yatak odasında yaşanan ve çiftlerin birbirini incitmemek adına dile getirmediği sorunlar evliliği sarsacak kadar ciddi. Yaygın görülen sorunların tedavisi çok kolay olmasına rağmen erkeklerin sadece yüzde 1″i çözüm arıyor
Cinsel mutluluk temel öge
Cinsellik, sadece mutlu bir evliliğin değil hayatın da temel koşullarından biri. Ancak Türkiye”de pek çok çift için bu alan sorunlu. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Doğan Şahin”e göre, birçok kişi karşı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz ve doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmıyor.
Doğan, “Erken boşalma tedavisi çok kolay, başarı oranı çok yüksek ve kısa sürede tedavi edilebilen bir sorun olmasına ve erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine karşın, erkeklerin ancak yüzde 1″i, çoğunlukla da eşlerinin ısrarları sonucu tedaviye geliyor” diyerek soruna dikkat çekiyor.
Sizce evlilikte önemli olan nedir? İnsanlar neden evlenir?
İnsanlar esas olarak bir aile kurmak ve anne-babalarından gördükleri yaşam biçimini hayata geçirmek üzere evlenirler. Evlilik ya da aşk ilişkisi üç önemli ayak üzerine kuruludur:
Sevgi, şefkat, bakılma
Beğenilme, onaylanma, hayranlık
Arzulanma.
Bu üç özellik birbiriyle etkileşim içindedir ve doyumlu evliliklerde uygun bir denge hali içerir. Bu üç unsurdan sadece biri ya da ikisi söz konusu ise çiftlerin bir arada olmalarını sağlayan bağ olabilir ama tam olarak mutluluk ve doyum veren bir birliktelikten söz edemeyiz. İnsanlar yetişme dönemleri boyunca bir ilişkiyle ilgili iki hususta kanaat oluştururlar. Biri ilişkinin biçimi hakkında. Yani ilişkideki rol dağılımları, karşı taraftan kendisine nasıl davranmasını istedikleri, ikincisi de yaşama tarzları hakkında.
Nerede oturacaklar, kimlerle arkadaşlık edecekler, nasıl bir sosyal konumları olacak gibi. Cinsel mutluluk, bu konularla ilgili olmakla birlikte, kendi başına da çiftin ilişkisi ve mutluluğu üzerinde etkisi olan önemli bir öğedir.
Bunların yanında insanların son derece kişisel olan bir yanları da cinsel hayatlarıdır. Ne sıklıkta birlikte olmak isteyecekleri, nasıl sevişmek istedikleri, ne yapmak ya da yapmamak istedikleri ve kendilerine nelerin yapılıp yapılmamasını istedikleriyle ilgili olarak
Türkiye”de evli çiftlerin cinselliği nasıl sizce?
Halkımızın cinsel eğitimi açıkça yetersizdir. Erkekler cinsel bilgilerini daha çok akranlarından ve arkadaşlarından, kadınlar ise eşlerinden öğrenmektedir. Ailelerden çocuklukta aktarılan bilgiler cinselliğin günah ve ayıp olduğu yönündedir. Kadınlara aileleri tarafından aktarılan bilgiler, kızlık zarının kutsallığı ve korunmasının ehemmiyeti, cinsel ilişkinin acı verici olduğu ve evlenene kadar erkeklere dikkat edilmesi yönündedir. Cinsellikle ilgili bilgiler yetersiz ve yanlışlarla doludur.
Halk cinsellik konusunda neye inanıyor peki?
Cinsel ilişki birleşme demektir.
Cinsellik başarı meselesidir.
Erkekler her zaman cinsel ilişki isterler.
Erkekler her an cinsel ilişki kurmaya hazırdır.
Her erkek her kadına nasıl zevk vereceğini bilmelidir.
Cinsel ilişki sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek erkeğin görevidir.
Sevişme doğal ve kendiliğinden olmalıdır. Sevişme hakkında konuşmak, düşünmek onu bozar.
Bir çift için en önemli amaç aynı anda orgazm olmaktır.
Çiftler şu düşüncelere de önemli ölçüde katılmaktadırlar:
Mastürbasyon cinsel güce zarar verir.
Erkekler yalnız cinsel birleşme ve orgazmla ilgilidir, duygusallık ve haz alma kadınlarda görülür.
Cinsel birleşme için en doğal pozisyon erkeğin üstte olduğu pozisyondur.
Kadınlarda cinsel sorunlar fazla mı görülüyor?
Kadınların üçte birinde istek ve uyarılma bozukluğu, en az üçte birinde orgazm olamama ve tahminen yüzde 10 kadarında vajinismus bulunmaktadır. Erkeklerin ise en az üçte birinde erken boşalma, yaklaşık yüzde 3-10″unda sertleşme zorluğu vardır.
Cinsel sorunu olan çiftler tedaviye başvuruyor mu?
Sorunlar bu kadar yaygın olmasına karşın tedavi arayışı son derece kısıtlı. Cinsel sorun nedeniyle başvuranların oranı yüzde 1-2 düzeyinde. İnsanların yetiştirilme koşulları ve deneyimsizlikleri nedeniyle çeşitli cinsel sorunları olabilir. Birbirlerini mutlu etmek için çaba sarf eden çiftler bu sorunlarını da çözmeye ve birbirlerini desteklemeye çalışırlar, gerekirse profesyonel bir yardım almayı gurur meselesi yapmazlar.
Tedavi kolay
Birçok kişi karşı tarafı hayal kırıklığına uğratan, cinsel haz ve doyum almasını engelleyen sorunlara sahip olmasına rağmen, bu sorunu gidermek için hiçbir şey yapmamaktadır. Sözgelimi erken boşalma, tedavisi çok kolay, başarı oranı çok yüksek ve kısa sürede tedavi edilebilen bir sorun olmasına ve erkeklerin yaklaşık üçte birinde görülmesine karşın, erken boşalması olan erkeklerin ancak yüzde 1″i, o da çoğunlukla eşlerinin ısrarları neticesinde tedaviye gelmektedir. Bazı erkekler ise eşlerine yıllarca doyumdan yoksun bırakan bu sorunları olmasına karşın, ancak evlilik dışı bir ilişkileri olduğunda tedaviye başvurmaktadır.
Bir çok kadın uyarılmakta ve orgazm olmakta sorun yaşamalarına rağmen, eşlerini incitmemek için bunu söylememekte, mutsuz ve doyumsuz bir cinsel yaşama katlanmaya çalışmaktadır. Oysa cinsel mutluluk, sadece evliliğin değil hayatın da önemli keyif ve doyum kaynaklarından biridir. Bazen çiftlerin birbirlerine kızgınlıkları ve memnuniyetsizlikleri doğrudan cinsel yaşamlarındaki tatminsizliklerden ve hayal kırıklıklarından kaynaklanır..
kaynak: bayanca.net
Cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmeyen, aşırı titiz ve kokulardan kötü etkilenen kişiler için sevişmek tiksinti verici bir şey olabilir…
Cinsel tiksinti bozukluğu; cinselliği kötü, ayıp ve utanç verici olarak gören, cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmeyen, aşırı titiz ve kokulardan kötü etkilenen kişilerde daha sık görülür..
Yaş faktörü
Kaybetmeye başladıkları gençliklerini kendilerinden küçük bir kadınla yeniden kazanmak ve ikinci baharlarını yaşamak isteyen yaşlı erkekler; genç kadınları iyi hissettirmeyi ve mutlu etmeyi çok iyi bilir. Ancak her şeye rağmen yaş ve beden farkı genç kızlarda tiksinme yaratabilir. Bu da cinsellikte anlaşmazlıklar çıkmasına ve tarafların mutsuz olmasına neden olabilir.
Kötü ve utanç verici görürler
Aşk ve sevgi, tiksinme sınırının genişlemesidir.
Bir eş ile cinsel ilişki kurmaktan aşırı tiksinti duyma ve bundan tümüyle kaçınma durumuna ise; “cinsel tiksinti bozukluğu” denir. Cinselliği kötü, ayıp ve utanç verici olarak gören, cinsel taciz, şiddet gibi olaylarla karşı karşıya kalmış, cinsel eğitimi olmayan, cinselliği yaşamın doğal bir parçası olarak kabul edemeyen, aşırı titiz ve kokulardan olumsuz etkilenen kişilerde bu sorun sık görülür. Bu açıdan bakıldığında, sizin yaşadıklarınızı ve yaşlı partnerinizle baba özlemini tatmin edip etmediğinizi bir cinsel terapist nezaretinde yeniden gözden geçirmenizde fayda var.
kaynak: bayanca.net
CETAD, cinsel ve üreme sağlığı ile ilgili bir proje başlattı. Projenin ön araştırmasından çıkan sonuçlara göre kadınların yarısı cinsel bilgiyi eşlerinden ediniyor.
“Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk” adı verilen proje 1 yıllık sürece yayılacak. Proje kapsamında 20 ilde 16 yaş üstü 1537 kişiyle yapılan kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlara göre, her üç kişiden biri yani toplumun yüzde 32si cinsel sorun yaşıyor.
Halkın yüzde 63ü bekareti kadının namus simgesi olarak görürken, yüzde 60ı namus adına işlenen cinayetleri onaylamıyor. Yüzde 53ü bu konuda bilgisiz olduğunu söyleyen halkın, cinsellikle ilgili en önemli bilgi kaynağı çevre ve arkadaşlar.
Nedenler: Bilgisizlik, psikolojik sıkıntı ve stres
CETAD Yönetim Kurulu Üyesi Pskiyatrist Doç. Dr.
Cem İncesu, cinsellikle ilgili bilgi, tutum ve davranışların incelendiği kamuoyu araştırmasına göre, evli kadınların yüzde 53ünün ilk cinsel bilgi kaynağı olarak eşlerini gösterdiğini söyledi.
İncesu, “Türk halkının en önemli sorunu eğitimsizlik ve bilgisizlik. İnsanlara cinsel sorunların en temel nedenlerini sorduğumuzda birinci sırada, eğitimsizlik ve bilgisizlik, ikinci sırada psikolojik nedenler, üçüncü sırada stres, dördüncü sırada ise toplumun cinselliğe yaklaşımı, yani gelenek ve görenekler olarak ifade ediyorlar, bunlar çok önemli mesajlar.”dedi.
Cinsel eğitim isteniyor
İncesu, halkın büyük bölümünün okullarda cinsel eğitim istediğini belirterek, medyada çıkan evlilik ve kadın erkek ilişkilerine yönelik haberlere büyük ilgi duyulduğunu söyledi. İncesu, araştırmanın dikkat çeken diğer sonuçlarını ise şöyle açıkladı.
Doç. Dr. Cem İncesu,”Cinsel sorunların en önemli nedeni, bilgisizlik.” “Yetişkinlerin yüzde 29u, ergenlerin ise yüzde 14ü kişisel deneyimleriyle bilgi ediniyor. Kadının bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır diyenlerin oranı yüzde 65, tek eşlilikten yana olanların oranı ise yüzde 48. Türk halkı bu konuda bilgilenme ihtiyacı duyuyor, en güvenilir bilgi kaynağı olarak doktorları görüyor.
Özellikle üniversite mezunu olanların doktorlara güvenme oranı yüzde 60ın üzerinde. Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 66 gibi önemli bir bölümü, cinsel eğitimin okullarda kız ve erkek çocuklara ayrı ayrı verilmesi gerektiğini düşünüyor.”
Sertleşme ve erken boşalma en önemli sorun
Projede yer alan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de Türk erkeklerinin en önemli sorunlarının sertleşme ve erken boşalma olduğunu söyledi. Şimşek, “Sertleşme özellikle gençlerde psikolojik nedenlere dayanıyor ancak orta yaşlarda organik faktörler de sertleşme kaybında önemli rol oynuyor” dedi.
Sigara sertleşmeyi direkt etkiliyor
Profesör Şimşek, sertleşme sorunun en önemli nedeni olarak da sigarayı gösterdi:
Prof. Dr. Ferruh Şimşek,” Cinsel sorunlar buzdağının görünen yüzü gibi.” Sertleşme sorununa yüksek tansiyon, damar hastalıkları ve diyabet gibi sorunlar neden olabilir. Ancak buradaki en önemli etken sigara içiciliğidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerde yüzde 65 oranında hafif ve orta dereceli sertleşme kaybı görülüyor, Türkiye bu konuda diğer ülkelerden birkaç puan daha önde bulunuyor.
Sigara içen erkekler, birinden vazgeçmeleri gerektiğini bilecekler. Yani hiç bir problem olmadan cinsel yaşamım etkin şekilde devam etsin hem de sigara keyfimi sürdüreyim dememeliler.
Sorun gizleniyor, mutsuzluk artıyor
Şimşek, beraberliklerdeki sorunların önemli bir kısmının cinsel kaynaklı olduğunu ancak insanların bu konuda profesyonel yardım almaktan kaçındığını ifade etti. Şimşek, “Cinsel sorunlar saklanıyor, bu da mutsuz insanların ve ailelerin artmasına neden oluyor. Biliyoruz ki çare bulmaya çalıştığımız hasta oranı, gizli kalan hasta grubunun çok küçük bir parçası.
Cinsel sorunlar, diğer organlarla ilgili ciddi bir durumdan da kaynaklanabilir. Bunun için cinsel sorunların gizlenmemesi lazım, bir insanın mide şikayeti nasıl bir sağlık sorunuysa bu da bir sağlık sorunudur, çünkü cinsellik vücudun en önemli işlevlerinden biridir” dedi.
kaynak: bayanca.net
Yapılan araştırmalara göre kadınlar cinsel bilgilerinin yarısını eşlerinden öğreniyor. Ayrıca araştırmaya katılan kadınların yüzde 32si ise cinsel sorun yaşıyor.
Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk adı verilen proje 1 yıllık sürece yayılacak. Proje kapsamında 20 ilde 16 yaş üstü 1537 kişiyle yapılan kamuoyu araştırmasından çıkan sonuçlara göre, her üç kişiden biri yani toplumun yüzde 32si cinsel sorun yaşıyor. Halkın yüzde 63ü bekareti kadının namus simgesi olarak görürken, yüzde 60ı namus adına işlenen cinayetleri onaylamıyor. Yüzde 53ü bu konuda bilgisiz olduğunu söyleyen halkın, cinsellikle ilgili en önemli bilgi kaynağı çevre ve arkadaşlar.
Bilgisizlik, problem ve stres
CETAD Yönetim Kurulu Üyesi Pskiyatrist Doç. Dr.
Cem İncesu, cinsellikle ilgili bilgi, tutum ve davranışların incelendiği kamuoyu araştırmasına göre, evli kadınların yüzde 53ünün ilk cinsel bilgi kaynağı olarak eşlerini gösterdiğini söyledi. İncesu, Türk halkının en önemli sorunu eğitimsizlik ve bilgisizlik. İnsanlara cinsel sorunların en temel nedenlerini sorduğumuzda birinci sırada, eğitimsizlik ve bilgisizlik, ikinci sırada psikolojik nedenler, üçüncü sırada stres, dördüncü sırada ise toplumun cinselliğe yaklaşımı, yani gelenek ve görenekler olarak ifade ediyorlar, bunlar çok önemli mesajlar.dedi.
Cinsel eğitim isteniyor
İncesu, halkın büyük bölümünün okullarda cinsel eğitim istediğini belirterek, medyada çıkan evlilik ve kadın erkek ilişkilerine yönelik haberlere büyük ilgi duyulduğunu söyledi. İncesu, araştırmanın dikkat çeken diğer sonuçlarını ise şöyle açıkladı. Yetişkinlerin yüzde 29u, ergenlerin ise yüzde 14ü kişisel deneyimleriyle bilgi ediniyor. Kadının bekareti ancak evlilikle bozulmalıdır diyenlerin oranı yüzde 65, tek eşlilikten yana olanların oranı ise yüzde 48.
Türk halkı bu konuda bilgilenme ihtiyacı duyuyor, en güvenilir bilgi kaynağı olarak doktorları görüyor. Özellikle üniversite mezunu olanların doktorlara güvenme oranı yüzde 60ın üzerinde. Araştırmada yer alan katılımcıların yüzde 66 gibi önemli bir bölümü, cinsel eğitimin okullarda kız ve erkek çocuklara ayrı ayrı verilmesi gerektiğini düşünüyor.
Sertleşme ve erken boşalma
Projede yer alan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de Türk erkeklerinin en önemli sorunlarının sertleşme ve erken boşalma olduğunu söyledi. Şimşek, Sertleşme özellikle gençlerde psikolojik nedenlere dayanıyor ancak orta yaşlarda organik faktörler de sertleşme kaybında önemli rol oynuyor dedi.
Sigara sertleşmeyi etkiliyor
Profesör Şimşek, sertleşme sorunun en önemli nedeni olarak da sigarayı gösterdi:
Sertleşme sorununa yüksek tansiyon, damar hastalıkları ve diyabet gibi sorunlar neden olabilir. Ancak buradaki en önemli etken sigara içiciliğidir. 40 yaşın üzerindeki erkeklerde yüzde 65 oranında hafif ve orta dereceli sertleşme kaybı görülüyor, Türkiye bu konuda diğer ülkelerden birkaç puan daha önde bulunuyor. Sigara içen erkekler, birinden vazgeçmeleri gerektiğini bilecekler. Yani hiç bir problem olmadan cinsel yaşamım etkin şekilde devam etsin hem de sigara keyfimi sürdüreyim dememeliler.
Sorun gizleniyor, mutsuzluk artıyor
Şimşek, beraberliklerdeki sorunların önemli bir kısmının cinsel kaynaklı olduğunu ancak insanların bu konuda profesyonel yardım almaktan kaçındığını ifade etti. Şimşek, Cinsel sorunlar saklanıyor, bu da mutsuz insanların ve ailelerin artmasına neden oluyor. Biliyoruz ki çare bulmaya çalıştığımız hasta oranı, gizli kalan hasta grubunun çok küçük bir parçası. Cinsel sorunlar, diğer organlarla ilgili ciddi bir durumdan da kaynaklanabilir. Bunun için cinsel sorunların gizlenmemesi lazım, bir insanın mide şikayeti nasıl bir sağlık sorunuysa bu da bir sağlık sorunudur, çünkü cinsellik vücudun en önemli işlevlerinden biridir dedi.
kaynak: bayanca.net
Eşlerin birbirini aldatmalarının altında, bir takım sosyal ve psikolojik faktörlerin aranması gerekiyor.
Psikolog Yalçın Kireççi, aldatmanın temelinde bir takım psikolojik ve sosyolojik faktörlerin yattığını belirterek, insanların eşlerini aldatmasını kesin bir nedene bağlamanın mümkün olmadığını söyledi.
Kişilerin, bu olayı istedikleri için gerçekleştirdiklerini anlatan Kireççi, cinselliğin insanların doğasında bulunan bir olgu olduğunu belirterek, “Tüm dünyada, erkekler evlenene kadar cinsel hayatlarını istedikleri gibi özgürce sürdürüyor. Evlenince de gençliklerinden gelen bu alışkanlıklarını devam ettirebiliyorlar. Aldatan kişi, bunu eşi güzel olmadığı ya da onu sevmediği için yapmıyor. Bunu bir anlık zevk, fırsat veya heyecan için yapıyor” dedi.
“Cinsellik ihtiyaçtır, ancak olmazsa olmaz bir ihtiyaç değildir” diyen Kireççi, şunları söyledi:
“Toplumumuzda cinsel eğitimin yetersiz olması, bir takım takıntıları da beraberinde getiriyor.
Çoğu erkek, erkekliğin ölçüsünü daha çok kadınla beraber olmak olarak algılıyor. Erkekliğin ölçüsü kişinin kendi öz benliğiyle ilgilidir. Aldatmanın temelinde bir takım psikolojik ve sosyal faktörleri aramak lazım. Aldatma olayı kişinin öz benliğiyle, kimliğiyle ve kişiliğiyle ilgilidir. Eşini aldatan kişilere baktığımızda, o kişinin yaşamında bir takım sorunlar olduğunu görüyoruz. Örneğin bir işe kendinizi çok verirseniz, hedefiniz varsa cinsellik çoğunlukla akla gelmez. Cinsellik boş kalındığında akla gelen bir şeydir.”
İnsan ancak kendini aldatır
Kireççi, hayatlarını istedikleri gibi özgürce yaşayamayan kişilerin bu tip olayları daha çok yaptığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:
“Hiçbir şekilde kadının erkeği ya da erkeğin kadını aldatması gibi bir şey söz konusu değil. Kimse kimseyi aldatamaz, insan ancak kendini aldatır. Bu açıdan, aldatılan tarafların hiçbir zaman aldatıldıklarını düşünmemeleri gerek. Çünkü, aldatan kişi kendini aldatır ve güven kaybeder. Kaybeden her zaman aldatan taraftır.
Taraflar özgüvenlerini kaybetmemeliler. Eğer evliliklerini devam ettireceklerse, bu olayı olabildiğince telafi edecek bir çözüm aramalı ve bu olayı tekrar tekrar gündeme getirmekten kaçınmalılar.”
kaynak: bayanca.net
Kimimiz cinsel soğukluktan yakınıyor, kimimiz vajinusmustan… Ayrıca, bir de orgazm sorunumuz var ki, çoğumuz ne yapacağını şaşırıyor bu konuda. Belki de bir terapiye ihtiyacımız vardır.
Cinsel ilişkide zirveye ulaşmanın keyfine varabiliyorsanız, ne mutlu size! Çünkü araştırmalar, ülkemizde kadınların yüzde 38″inin orgazm güçlüğü çektiğini ortaya koyuyor. Erkeklerin de cinsel yaşamları pek parlak değil, doğrusu. Her ne kadar geç boşaldıkları konusunda her zaman övünseler de, araştırmalara göre, ülkemizde erkeklerin yüzde 42″si erken boşalma sorunundan yakınıyor. Erkeklerin en büyük kabusu olan ereksiyon sorunu ve performans anksiyetesini de unutmamakta yarar var.
Aslında günümüzde bu şikayetlerimize karşı güçlü bir silahımız var: Cinsel Tedavi Klinikleri! Sayıları gün geçtikçe artan bu merkezlerde üroloji, jinekoloji ve psikiyatri uzmanlarından oluşan ekipler, her türlü cinsel sorunlarımızdan kurtulmamıza yardımcı oluyorlar.
Bu tür merkezlerde, özellikle fiziksel nedenlerin bulunmadığı vajinusmus, erken boşalma, sertleşme bozukluğu gibi cinsel işlev bozukluklarının iyileştirilmesinde son derece başarılı sonuçlar elde ediliyor. Önemli olan, zaman kaybetmeden tedavi için doğru merkeze başvurmamız ve bize verilen ev ödevlerini aksatmadan yerine getirmemiz!
Öykünüz dinleniyor
Cinsel yaşam öykünüz, terapide izlenecek olan yolun belirlenmesinde son derece önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle terapistiniz, öncelikle cinsel hayatınız hakkında detaylı bilgi edinmek için size çeşitli sorular yöneltiyor. Cinsel eğitimi kimden aldınız, ilk deneyiminizi nasıl yaşadınız, çocukluk ve ergenlik döneminde cinselliği nasıl algıladınız, tacize uğradınız mı? Görüşme sırasında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtı alındıktan sonra, cinsel yakınmalarınız hakkında yine detaylı bilgiler ediniliyor. “Sıkıntılarınız ne zaman başladı, nasıl gelişti, partnerden partnere farklılık gösteriyor mu, herhangi bir fiziksel veya ruhsal hastalığınız var mı?” gibi sorular yöneltilerek cinsel sorununuz net bir şekilde ortaya konuyor.
Sağlık testi de gerekli
Terapistinizle yaptığınız görüşmenin ardından, fiziksel bir hastalığınızın olup olmadığının tespit edilebilmesi için, sizden bazı testleri yaptırmanız da istenebiliyor. Çünkü, hormonların az veya çok salgılanması, diyabet, kalp-damar hastalıkları ile kist oluşumu gibi çeşitli hastalıklar, cinsel yaşamı sabote edebiliyor. Dolayısıyla, fiziksel bir hastalığınız varsa, öncelikle bu sorununuzun ortadan kaldırılması için ilaç veya cerrahi tedaviden yararlanılabiliyor. Diyabet veya ruhsal sorunların tedavisinde kullanılan bazı antidepresanlar da, yan etki olarak cinsel isteksizlik veya vajinada kuruluk gibi çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Eğer, bu tarz bir rahatsızlığınız varsa, doktorunuz gerekli gördüğü takdirde, size başka bir ilaç da önerebiliyor. Yaşam öykünüzün detaylı bir şekilde ele alınması, kişilik testleri ve fiziksel muayenenin ardından, sıra cinsel terapiye geliyor.
Bireysel değil, eşli çözüm
Uzmanlar, cinsel terapiye mutlaka eşlerin de katılması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Çünkü, terapide sadece sorunu olan kişinin değil, aynı zamanda eşinin de cinsel yaşamla ilgili bilgisine başvuruluyor.
İlişkiden kaynaklanan bir takım sorunlar var mı? Eşinin cinsel ilişkiye ya da soruna yaklaşımı nasıl? Kendisinin bir cinsel sorunu var mı? Tüm bu soruların yanıtları da, cinsel terapide mutlaka öğrenilmesi gereken bilgileri oluşturuyor. Çünkü sorun çözümlenmediğinde zamanla partnerin de cinsel sorun yaşamasına yol açabiliyor. Terapinin çiftlere uygulanmasının bir başka nedeni de, eşlerin, verilen ev ödevlerinin yerine getirilmesini check etmelerini sağlamaları. Ayrıca, çoğu ev ödevleri birlikte yapıldığı için eşlerin de terapiye katılması şart görülüyor. Uzmanlar terapide eşlerle tek tek de görüşüyorlar.
* Kişinin hem tek başına, hem de eşiyle birlikte uygulaması gereken ev ödevleri mevcut. Bu ödevler, masaj, cinsel birleşme teknikleri, uyarılma noktalarının keşfedilmesi gibi çeşitli uygulamaları içeriyor.
* Ödevlerde eşlerin katılımı çok önemli. Çünkü, bireysel ev ödevinde, eşinin ödevini yapıp yapmadığını kontrol etmek zorunluluğu var.
* Erkekte erken boşalma sorunu varsa, mastürbasyon yapması gerektiği söyleniyor. Erkek mastürbasyon yaparak boşalma anını geciktirmeyi öğreniyor. Boşalma süreçlerini tek tek yazarak cinsel terapi sırasında psikiyatristine aktarıyor.
* Vajinismus gibi sorunlarda, kadından öncelikle vücudunu tanıması isteniliyor. Örneğin, kadına ayna karşısında vajinasını incelemesi gerektiği aktarılıyor. Ayrıca, kadının yine ayna karşısında bir takım egzersizler uygulayarak,vajinasının nasıl gevşeyip yeniden eski haline döndüğünü kendi gözleriyle görmesi sağlanıyor.
* Bazı sorunlarda çiftlere cinsel birleşme yasağı konuluyor. Ama bu noktada ne yapılması gerektiği de aktarılıyor. Örneğin, eşlerin tıpkı flört dönemindeki gibi birbirlerini uyarmaları gerektiği belirtiliyor. Böylelikle eşler, bir süre sonra uyarı noktalarını keşfetmeye başlıyor. Bu şekilde kendinden gelişen cinsel uyarıların artırılmasına çalışılıyor.
* Orgazm güçlüğü gibi sorunlarda çeşitli cinsel birleşme teknikleri aktarılıyor. Bu sayede çiftlerin orgazmı keşfetmeleri sağlanıyor. güçlük çekmeleri. İşte, bu noktada psikiyatristler aracı konumuna geçerek çiftlere yardımcı oluyor.
kaynak: bayanca.net
Sayıları gün geçtikçe azalsa da kadınların büyük bir bölümü hala “Evlenmeden olmaz” diyor. Bu kadınları uzun vadede sorunlarla dolu bir cinsel yaşam bekliyor.
Tabular nedeniyle evlenmeden önce cinselliği yaşayamayanları daha sonra sorunlarla dolu bir cinsel yaşam bekliyor. Evlendiği halde cinsel birleşmeyi yapamamış bakirelerin sayısı azımsanamayacak oranda.
Bu konuda araştırmaları bulunan İstanbul Ãniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Arşaluys Kayır sıkça sorulan sorulara bakın nasıl yanıt veriyor…
Vajinismus sık mı görülür?
Cinsel tedavi merkezlerine başvuran hastaların yarısından çoğunda görülür, geriye kalan sorunlar cinsel isteksizlik ve orgazm sorunudur. 1985 sonrası kliniğimizde binlerce hasta gördüm. Kadın hastalarım sadece cinsel birleşmeden kaçınıyorlar. Çoğu evlenmiş, ama hâlâ cinsel birleşmeyi yapamayan bakireler. 20-35 yaşlarındalar.
Cinsel hayatları yolunda, orgazm sorunları yok, ama cinsel birleşmeyi yapamıyorlar. Türkiye”de muhtemelen her üç kadından ikisi ilk cinsel birleşmede zorluk yaşamıştır. Namus anlayışından dolayı biz kendimizi kolay kolay açmayız. Cinsellik, ertelenebilir bir şey. Kadın bir süre sonra “Bu erkek işi” diyebiliyor.
Peki annenin mutlu olduğu nasıl anlaşılır?
Hastalarıma, “Anne ve babanızın nasıl bir cinsel yaşamı vardı?” diye sorduğumda bir kısmı “Düşünmedim bile” der. Bir kısmı “İyi olduğunu sanmam, çok kavga ederlerdi.” der. Bizde yatak odalarının kapıları kilitlenmez. Ben kilitlenmesinden yanayım. Çocuk içeride mahrem bir şey olduğunu bilmeli. Eğitimli insanlara neden kapınızı kapatmıyorsunuz diye sorduğumda “Anlaşılır” diyorlar.
Cinsel eğitim nasıl olmalı?
Genç kızlar ve genç erkekler istenmeyen gebelik, AIDS”ten korunma konusunda bilgilendirilmeli. Eğer bunu yapamıyorsak aklıbaşında birkaç kitabı ortada bırakalım. Bizde flörtün gizli saklı olması o kadar başa dert bir şey ki… Oysa flörtten başka hiçbir şey pratik şansı vermiyor. Entelektüel kesimde ailelerin ileri görüşlülük adına yaptıkları yanlışlar var. Her şeyi bana söyle, ben bileyim demek iyi bir şey değil. “Sana güveniyorum.” lafı, “Sana bekçilik etmeyeceğim, ama namusunu koru, kendini frenle.” demek. Genç kız tam haz anında bu lafı hatırlıyor. Zannedildiği gibi soğuk kadın yok, soğuk duran kadın var.
Flört döneminin daha sonraki yıllarda cinsel yaşama etkisi nasıl oluyor?
Flört, söz, nişan sırasında hayat çok güzel! Cinsel hazda kadınla erkek arasında fark yok. Ancak cinsel birleşme barikatını aşmak zaman alıyor. Bir hastam “Neden herkes yapabiliyor da ben yapamıyorum?” diye sordu. Ben de herkesi nerden bildiğini sordum. “Çocukları var,” dedi. Mesela, mastürbasyon yapıyor musun, diye sorunca, kadın hasta hemen “Hayır” der. Oysa üçüncü görüşmede “Yapıyorum” der.
Bunun nedeni utanç ya da suçluluk duygusu mu?
Mastürbasyon konusunda da erkek-kadın farkı var. Erkeklerin organlarında belli bir yaşta uyanma olduğu için gece boşalmaları olur, bu fizyolojiktir.
Başta baba olmak üzere herkes gururlanır. Oysa kız için, kadın için bu doğal sayılmaz. Diyelim ki erkeklerin yüzde 99″u mastürbasyon yapar, kadınların ise yüzde 66″sı, ama kadınlar dile getirmez.
Kadınlar yeni uyanıyorlar
1985″te durum henüz böyle değildi. Artık, “Eşim az sevişiyor, eşcinsel olabilir mi?” diye soranlar var örneğin. Kadınlar eskisi kadar cinsel isteklerini bastırmıyor.
Evlendikten sonra cinsel yaşam yavaşlıyor mu?
Evlendikten sonra cinsel yaşamları zayıflayanlara daha önce nasıl olduğunu sorduğumda, “Çok güzeldi.” diyorlar. O zaman “Evlenmeden önce ne yapıyorsanız gidin onları yeniden yapın.” diyorum. Bizim için, kişinin hoşuna giden ve başkasına zarar vermeyen, yanındakinden de tepki almadığı her şey normaldir. Birçok kadın oral sekse yavaş yavaş yaklaşmıştır. Çünkü kadınların çoğu meniden tiksiniyor. Biz oral seksten tiksinenlere bunun kirli-pis bir şey olmadığını anlatıyoruz, bir süre sonra zevk alıyorlar. Onlara tatlı tatlı sevişmeyi öğretiyoruz. Kadınlar seksi ayıklaya ayıklaya yaşıyorlar, çünkü öyle yetiştiriliyorlar. Biz doktorlar ise şöyle diyoruz: Gönlün ne zaman istiyorsa yap, saate de bakma, kapını kilitle. Aman çocuk duymasın, ama biraz da fark etsin. Her zaman yanaktan değil, dudaktan da öpüşün. Çocuk o zaman ne güzel bu evde aşk var diye düşünüyor. Aşk hoş bir şey çünkü. Sevişmenin iyileştirici bir yanı var, sevildiğini hissettiriyor.
Kadınlığını, erkekliğini yaşatıyor. Sonuçta arzu edilmek her insanı mutlu eder.
Cinsel mitler sorun mu?
İnsanların kafasında kalıplaşmış inançlar var. Erkek aktiftir, cinsel ilişkiye her zaman, kiminle olursa olsun hazırdır gibi. Bir diğer hatalı yargı ise, cinsellikte aktif kadının kötü kadın olarak algılanması. Cinsellikle ilgili baskılar var oldukça, erkeklerin çoğu evliliğe kadar cinsel yaşantılarını mastürbasyonla sürdürdükçe, denetimsiz boşalma da Doğu ülkelerinde daha sık görülüyor. İstatistiklere göre çoğu erkekte mastürbasyonda erken boşalma sorunu yok, partner olduğunda sorun başlıyor.
Bu sorunlarda çiftin cinsellik dışındaki ilişkisinin etkisi var mı?
Kişinin partneriyle genel anlamda ilişkisi, örneğin öfkeler, kızgınlıklar cinsel yaşamını da doğrudan etkiler.
Tedavide izlenen yöntemler neler?
Günümüzde psikanalitik psikoterapinin bakış açısını kullanmak zorunlu hale geldi. Önce kaygının sebeplerini derinlemesine araştırıyoruz. Cinsel terapiler kısa süreli tedaviler. Çiftlerin genelde acilen çözüme ihtiyaçları var, bize başvurduklarında zaten belli bir süre geçmiş oluyor.
Sorunlar hangi sürede çözülüyor?
Standart bir süre yok, ama ortalama haftada bir kez yapılan altı ile 12 seans arasında olduğunu söyleyebiliriz. Yani bir buçuk ile üç ay arası. Erkekler cinsellikle ilgili herhangi bir sorunu yaşamaya daha duyarlı. Cinsel sorunlar doğrudan cinsel kimlik, yani erkek olmakla ilgili rolü sorgulatıyor onlara. Bu yüzden daha travmatik yaşıyorlar.
kaynak: bayanca.net

Cinsellik, hayatımızı renklendirmekle kalmıyor, bizi heyecan fırtınasında oradan orada savuruyor. Ama madalyonun bir de öbür yüzü var; her yaş döneminin getirdiği, kendine özgü sorunlar… Peki, kadınların 20″li, 30″lu ve 40″lı yaşlarında cinsel sorunlarına nasıl çözüm bulmaları gerekiyor?
Yaşamı devamlı kılan müthiş bir zevktir, cinsel yaşam… Yan etkisi olmayan bir mutluluk hapı, içimizden doğan müthiş bir kaynak. Her insanın yaşaması gereken fizyolojik ve psikolojik bir ihtiyaç! Ãstelik sanılanın aksine, ilerleyen yaşla birlikte bu zevk azalmıyor; her dönem ayrı bir güzellikte yaşanıyor. Genç kadın, 20″li yaşlarda cinselliği keşfetmeye çalışırken, 30″lu yaşlarda vücudundaki erojen bölgeleri tanımanın ve partnerini nasıl baştan çıkaracağını bilmenin keyfini çıkarıyor. 40″lı yaşlarda da bu zevk devam ediyor.
Sağlıklı bir kadın, 20 - 40 yaşları arasında haftada ortalama 1 - 4 kez cinsel ilişkiye giriyor. Bu oran, kadından kadına değişebiliyor. Hatta aynı kadında farklı zamanlarda, başta stres olmak üzere, çeşitli faktörlerden dolayı, ilişki sıklığı geçici olarak artabiliyor veya azalabiliyor. Yine kişilik yapısı olarak bazı kadınlar cinselliğe “düşkün” olurlarken, bazılarına göre cinselliğin önceliği alt sıralarda yer alabiliyor. Burada önemli olan, kadının cinselliğe olan arzusundan memnun olup olmadığı tabii ki. Ancak her dönem kendine özgü sorunları da beraberinde getiriyor!
20″Lİ YAŞLAR
KADIN ORGAZM ARAYIŞINDA
Korkular, belirsizlikler, utançlar, şüpheler ve hayalkırıklıkları… Özellikle ilk tecrübe, genç kızların büyük bir çoğunluğu için tam bir hayalkırıklığıyla sonuçlanıyor. Çünkü genç kızlar ilk cinsel ilişkilerini genellikle kendi vücutları hakkında pek fikir sahibi olmadan yaşıyor. Cinsellik konusundaki problemlerin bir çoğu, kadın ve erkeğin hem kendi hem de karşı cinsin vücudunu yeterince tanımamasından kaynaklanıyor. Hiç şüphesiz ki bu durum, cinsel ilişkiyi olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca kadın genital organlarının uyarılması, penisin uyarılmasından çok daha karmaşık. Dolayısıyla cinsel ilişkiden zevk alabilmek için hem kadın hem de erkeğin belli bir tecrübe edinmeleri gerekiyor. Diğer temel nokta ise “orgazm”. Ancak tam bir birleşme sırasında ulaşılan vajinal orgazmı yaşamak, hangi yaşta olursa olsun zor. Bunun nedeni ise çok basit; vajinal mukoza çok duyarlı bir bölge olmadığı için ön sevişme çok kısa tutulur ya da aceleye getirilirse, kadının doyuma ulaşması zorlaşıyor. Bu durumda kendinizi sağlıksız, yetersiz ya da şanssız hissetmeyin. Orgazmı fazla büyütmemeniz daha gerçekçi bir tutum. Aksi takdirde beyin sadece orgazma ulaşmaya konsantre oluyor ve cinsel yaşamda gerginlik ya da tatminsizlikler yaşanıyor.
NE YAPMALI?
* Tecrübesizliğinizden kurtulmak için vücudunuz üzerinde keşfe çıkın ve nelerden hoşlandığınızı, hangi bölgelerinizin daha hassas olduğunu belirleyin. Vücudunuzu tanıdıkça, aslında son derece normal bir yapıya sahip olduğunuzu farkedecek, cinsel ilişkiden çok daha fazla zevk alacaksınız.
*Yatak odasındaki buluşma, korku, endişe ve güvensizlik kaynağı olmaya devam ediyorsa, partnerinize hissettiğiniz tedirginlik ve sıkıntıyı açıklayın. Utancınızı ve korkunuzu itiraf ederek içten davranabilir ve mutlu bir ilişki için çok daha elverişli bir ortam sağlayabilirsiniz.
*Cinsel eğitimle ilgili kitaplar okuyun. Hem kendi hem de partnerinizin bedeni hakkında fikir edindikçe cinselliğe olan yaklaşımınız da değişecek.
30″LU YAŞLAR
ALTIN ÇAÃ BAŞLIYOR
30″lu yaşlar, kadınlık hormonu östrojenin en sağlıklı çalıştığı dönemi ifade ediyor. Bu yaşlarda kadın vücudundaki erojen bölgeleri tanımanın ve partnerini nasıl baştan çıkarabileceğini keşfetmenin keyfini özgürce yaşıyor. Cinsel birleşme sırasında orgazma ulaşamadığında kendini suçlu ya da yetersiz hissetmiyor. Cinsel yaşamındaki yasakları kaldırıyor; okşamalar, öpmeler, masajlar ve oral ilişkiyle erotizmi hiçbir sıkıntı duymadan yaşayabiliyor. Ayrıca partnerine isteklerini ve sıkıntılarını söylemekten de çekinmiyor. Bu durumda cinsel tatmin her iki taraf için de büyük bir zevke dönüşüyor. Ancak 30″lu yaşların sonlarına doğru seks hormonlarının düzensizleşmesi nedeniyle adet dönemi öncesi sıkıntıları yoğunlaşıyor; baş ağrıları, sinirlilik, huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozlarda görülmeye başlıyor. Ayrıca bu yaşlarda her şeyden önce kadının anne olmasıyla birlikte cinselliği ikinci plana atma, reddetme tehlikesi de yaşanabiliyor. Peki ya hamilelik boyunca seks yapılır mı? Elbette, ama dikkatli olmak koşuluyla… Oysa çiftler, genellikle bazı psikolojik nedenlerden ve bebeğin sağlığına zarar verebilir gibi yanlış bilgilerden dolayı cinsel ilişkide bulunmamayı tercih ediyor. Ayrıca kadının karnı burnundayken nasıl bir pozisyon uygulanması gerektiği konusunda da bilgisiz olabiliyorlar. Oysa hamilelikte cinsel ilişki, her iki taraf için de çok faydalı. Özellikle hala arzu edildiğini hissetmek kadını psikolojik olarak rahatlatıyor ve sıkıntıdan, stresten arındırıyor.
NE YAPMALI?
* Ev, iş ve aile üçgeni arasında yaşanan yoğun trafik nedeniyle cinsel soğukluk oluşmaya başlamışsa, bir uzman yardımı almayı ihmal etmeyin.
* Sık sık partner değiştiriyorsanız, herhangi bir hastalık riskine karşı, her 6 ayda bir doktor kontrolünden geçin.
* Cinsel soğukluk oluşmaması için, vajinal enfeksiyonlar ya da vajinismus gibi sinyalleri dikkate alın ve bir uzmana başvurun.
* Hamilelik döneminde mutlaka cinsel birleşmeye girmek gerekmiyor. Duyarlı bögeleri uyarmak ve ön sevişmeyi uzatmak gibi alternatifler de seks hayatına renk katıyor.
* Annelik, cinsel hayatınıza son vermek anlamına gelmemeli. Eğer çocuğunuzu tek başınıza bakmakta zorlanıyorsanız bir bakıcı tutabilirsiniz. Bazen de iş çıkışında çocuğunuzu annenize bırakarak romantizmi yeniden keşfedebilirsiniz.
40″LI YAŞLAR
ZEVK DEVAM EDİYOR
Uzun yıllar birlikte yaşamanın sonucu partnere duyulan güven, hamilelik riskinin giderek azalması ve çocukların büyümesiyle birlikte ev işleri yükünün hafiflemesi, cinsel yaşamı pozitif yönde etkiliyor. Ağır yüklerden kurtulan kadın bu dönemde çok daha rahat ve keyifli bir cinsellik yaşayabiliyor. 40″lı yaşların sonlarına doğru ise premenopoz adı verilen, menopoz öncesi bir dönem başlıyor. Bu dönemde, yumurtalıkların daha az östrojen üretmeye başlaması sonucu, cinsel isteksizlik, çabuk sinirlenme, adetin süresinin ve kanamasının azalması gibi sorunlar da gelişiyor. Ayrıca vajinal kayganlık azalıyor; birleşme ağrılı ve acılı bir hal alabiliyor. Diğer bir tehlike ise sıradanlığın cinsel yaşantıya hükmetmeye başlamasıyla yaşanıyor. Rutinlik duygusunun sizi ele geçirmesine izin vermeyin! Ancak üzülmenize de hiç gerek yok, menopoza girmenize yaklaşık on yıl var! Uzmanlara göre, bu tür can sıkıcı değişimler yaşanması son derece doğal. Bu durumda yapmanız gereken tek şey, bir yağlandırıcı krem kullanmak ve ön sevişme için daha fazla zaman ayırmak. Diğer şikayetlerinizden kurtulmak için de bir uzman yardımı almanızda yarar var. Unutmayın, cinsel isteği canlı tutmak, 50″li yaşların korkulu rüyası olan menopozun getireceği olumsuzluklara karşı da etkili bir çözüm.
NE YAPMALI?
* Sinirlilik, cinsel isteksizlik, adet süresinin ve kanamasının azalması gibi sorunlar yaşıyorsanız, kadın hastalıkları ve doğum uzmanından yardım alın.
* Kaslarınızın gençlik yıllarındaki gibi sıkı olması için Kegel egzersizini uygulayın. Bunun için; idrarınızı tutar gibi 2 saniye boyunca kendinizi kasın ve sonra gevşeyin. Bu hareketi her gün 10 kez, en az 6 hafta boyunca tekrar edin.
* Rutin bir cinsel yaşamdan kurtulmak için yataktan çıkıp farklı yerlerde seks yapmak bile yeterli gelebiliyor! Bu kez bir değişiklik yapın ve cumartesi gecesi yerine pazar sabahı sevişin.
kaynak: bayanca.net