T.C.
BAŞBAKANLIK
Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı
Konu: İnceleme BAŞBAKANLIĞA 1. Sayın Başbakanımızın, devlet içinde yasadışı özel örgütlenmeye gidilmesi
ve bunlar aracılığı ile yasadışı eylemler yaptırılması konusundaki ilgi (a) emirlerinin alınmasını müteakip gerekli araştırmalara başlanılmıştır.2. Takdir buyurulacağı gibi MİT Müsteşarlığı’nın, vuku bulmuş, kamuoyuna mal olmuş
ve yargı organlarına intikal etmiş olay
ve iddiaları, diğer yetkili, görevli
ve sorumlu kuruluşları bir kenara iterek araştırma
ve soruşturma yetkisi bulunmamaktadır. Esasen açığa çıkmış bu tür olay
ve iddiaların kovuşturulması, güvenlik kuvvetlerimizin (emniyet
ve jandarma)
ve ilgili yargı organının görev alanında bulunmaktadır. Doğal olarak araştırmaya müstenit bilgi, belge
ve ipuçlarının da anılan kuruluşlarda bulunması esasen yasal bir zorunluluktur.
3. Bu itibarla olay, olaya bağlı olarak ortaya atılan iddialar ve bunlara adları karışanların durumları; ilgi emir ekinde intikal ettirilen dosya münderecatı ile kayıtlarımızda yer alan bilgiler çerçevesinde incelenmiştir. İddialara konu olan şahıslar hakkında önceden kayıtlarımıza intikal etmiş bilgiler ise müsteşarlığımız görev alanına giren çalışmalar sırasında, bu çalışmalarımızla ilgili faaliyetler ölçüsündeki hususları kapsamaktadır.
Yukarıda arzedilen esaslar çerçevesinde yapılan inceleme sonuçları bir dosya halinde ekte sunulmuştur. Arzederim.
Sönmez Köksal
Müsteşar
Ekler:
Ek 1: Dosya (1 adet)
1. GİRİŞ
03 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Balıkesir Bursa karayolu Susurluk ilçesi =C7atalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası Türkiye genelinde büyük bir tartışma ortamı yaratmıştır. Kaza sırasında otomobilde bulunanların kimlikleri, meslekleri ve konumları, medyanın konuyu sahiplenmesi, tartışmaları giderek tırmandırmış, basının isimlendirmesiyle tartışmalar “devlet mafya siyaset” üçgeni etrafında yoğunlaşmıştır.
Tepki ve tartışmalar, siyasi zeminde de etkili bir şekilde işlenmiş, devletin var olduğu öne sürülen bazı tasarruflarından hareketle devlet ve devletin bazı kurumlarını irdeleyen nitelik kazanmıştır.
Olay giderek kendi boyutlarını aşmış, siyasi, sosyal güvenlik ve psikolojik açıdan Türkiye gündemindeki en ağırlıklı konu haline gelmiştir.
2. Olayın cereyanı
DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, İstanbul Kemalettin Eröge Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ, “Mehmet Özbay” sahte kimlikli Abdullah =C7atlı ile 1970 doğumlu Gonca Us 01 Kasım 1996 günü akşam saatlerinde Kuşadası Onura Otel’e gelmişlerdir. Bucak’a ait 06 AC 600 plakalı Mercedes marka otomobille Hüseyin Kocadağ yönetiminde İstanbul’a gitmek üzere yola çıkan grup, 3 Kasım 1996 günü saat 19.25 sularında Susurluk ilçesi =C7atalceviz mevkiinde benzin istasyonundan yola çıkan Hasan Gökçe yönetimindeki 20 RC 721 plakalı kamyona çarparak trafik kazası yapmıştır.
Kaza sonucu 06 AC 600 plakalı otoyu kullanan Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah =C7atlı ile Gonca Us hayatını kaybetmişler, milletvekili Sedat Bucak ise yaralı olarak kurtulmuştur.
Kazada kamyon şoförü Hasan Gökçe asli kusurlu görülmüş ve sorgusunu takiben 04.11.1996 günü tutuklanmıştır.
2.2. Kaza sonrası Bucak’a ait otoda bulunan silah ve dokümanlar.
2.2.1 Çatlı’nın üzerinde bulunanlar:
Yapı Kredi Bankası kartı
Yapı Kredi Bankası Visa kartı
Fatura bilgi kardı
Barclays Visa kartı
İstanbul Ticaret Odası Üye Kimlik Kartı
44.500.000 TL., 29 adet 100 ABD Doları, 305 DM.
Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sürücü belgesi.
Mehmet Özbay adına, Emniyet Genel Müdürlüğü’nce düzenlenmiş Mehmet Ağar imzalı Emniyet Genel Müdürlüğü uzmanı belgesi.
2.2.2 06 AC 600 plakalı otoda bulunanlar:
930647 seri nolu 9 mm. çapında Saddam marka tabanca ile bu tabancaya ait şarjör, 9 adet mermi.
U544265 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka tabanca ve bu tabancaya ait 2 adet şarjör ile 10 adet mermi.
L534618 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka ve bu tabancaya ait bir adet şarjör ile 45 adet mermi.
B178902 seri nolu 9 mm. çapında Baretta marka ve bu tabancaya ait bir adet şarjör ile 10 adet mermi.
A925710 seri nolu 22 Calibre Baretta marka tabanca ve bu tabancaya ait 2 adet şarjör ile 12 adet mermi.
22 Calibre tabancaya ait susturucu.
21995 seri nolu 9 mm. çapında MP 5 makinalı tabanca ve 2 adet şarjör.
C42952 seri nolu 9 mm. çapında MP 5 makinalı tabanca, iki adet şarjör ve 82 adet mermi.
13 adet 7.62 mm. çapında BKC (Biksi) mermi.
100 adet 5.56 mm. çapında mermi.
8 adet 22 Calibre mermi.
Çeşitli markalarda 3 adet cep telefonu.
Bir adet ışıldak.
2 adet şifreli kilitli çanta, içerisinden; 19 kalem temizlik eşyası, 2 adet İnternational Hospital üye kartı, cep bilgisayarı ve değişik kredi kartları.
06 AC 600 plakalı araç adına düzenlenmiş, Sedat Edip Bucak adına onaylı 0514 seri nolu TBMM araç giriş kartı ve 46 kalem muhtelif eşya ve belge.
06 EMR 15 plakalı araç adına düzenlenmiş Uluç Gürkan adına onaylı 1070 seri nolu TBMM giriş kartı.
34 NUL 63 sayılı iki adet sac plaka
ele geçirilmiştir.
Öte yandan, Sedat Bucak kaza sonrası basına yaptığı açıklamalarda; her an ölüm tehdidi altında olduğunu, bu yüzden devamlı silah taşıdığını, arabadaki silahların kendisine ait olduğu, bunları PKK ile yaptığı mücadelede kullandığı, ancak arabada bulunan susturucularla bir ilgisinin olmadığı, bahse konu susturucuların kaza sonrası arabaya konulduğu, bunun kendisine karşı hazırlanan bir komplo olduğu hususlarına değinmiştir.
Öte yandan, Sedat Bucak, DGM Savcısı’na, Meclis lojmanlarındaki evinde verdiği ifadede; kaza sonrası arabada bulunan silah ve susturucular hakkında hiçbir bilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.
3 OLAYA ADI KARIŞANLAR
Kazada yer alanlar:
Kaza yapan 06 AC 600 plakalı Mercedes marka oto içerisinde bulunanlardan milletvekili Sedat Edip Bucak, emniyet mensubu Hüseyin Kocadağ ve Abdullah Çatlı’ya ilişkin olarak kayıtlarımızda yer alan dosya bilgileri EK 1′de sunulmuştur.
Üner ve Gül kızı 1969 İzmir doğumlu Gonca Us hakkında kayıtlarımızda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Ayrıca olay sonrasında sürdürülen araştırmalar kapsamında, Abdullah Çatlı için 3 Ağustos 1994 tarihinde, Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte talep formu tanzim edilerek Maliye Bakanlığı’na bağlı, birinci derece kadrodan Maliye müfettişi gösterilmek suretiyle hususi damgalı pasaport talebilnde bulunduğu ve İçişleri Bakanlığı’nca adına TR A 245202 seri numaralı hususi pasaport düzenlendiği anlaşılmıştır.
Tartışmalarla Gündeme Gelen Şahıslar
İleri sürülen iddialarda ismi geçen “59” şahıstan “17′’si halen hayatta bulunmamaktadır.
9′u yalnızca isimleri ile tanınan 59 kişiden; 4′ü politikacı, 4′ü işadamı, 14′ü mafya ile bağlantılı oldukları ileri sürülen eski ülkücü, 5′i TSK mensubu, 13′ü emniyet mensubu, 1′i din adamı, 1′i MİT mensubu, 1′i MİT’le bağlantılı olduğu iddia edilen şahıs, 2’si İran orijinli şahıs, 8′i mafya bağlantılı ve eroin kaçakçısı oldukları iddia edilen şahıs, 1′i şoför, 1′i PKK itirafçısı, 1′i Suriye orijinli bayan, 2’si Kürt orijinli avukat, 1′i genelev işletmecisi konusunda bulunmaktadır.
4. ŞAHISLAR ARASI İLİŞKİLER
Yapılan araştırma sonucunda kazaya karışan şahıslara ilişkin olarak, resmi görevli şahısların görevlerinden kaynaklanan doğal irtibatları dışında, bugüne kadar birbirleriyle, olay ve sonrasındaki iddialar doğrultusunda iltisakları bulunduğu yolunda herhangi bir bilginin kurumumuza intikal etmediği görülmüştür. Buna karşın basında yer alan bilgilerle mütalaa edildiğinde, iddialarda isimleri geçen şahıslar arasında Tansu Çiller, Özer Çiller, Mehmet Ağar, Haluk Kırcı, Sedat Bucak, İbrahim Şahin, Korkut Eken, Hüseyin Baybaşin ile halen ölü bulunan Abdullah Çatlı, Ahmet Cem Ersever ile Tarık Ümit önem arzetmektedir.
Bahse konu şahıslar arasında var olduğu iddia edilen ilişkiler ve bu şahısların gerçekleştirdiği eylemler, genel olarak şematize edilerek EK 4′de sunulmuştur.
Ayrıca, olaya adı karışan şahıslara ilişkin basında çıkan iddialar ve bu şahısların ilişkileri ayrı ayrı şematize edilmek suretiyle EK 5′te sunulmuştur.
5. İDDİALAR
(İddialar basında veya id dianın yer aldığı kaynakta bulunduğu şekliyle aktarılmıştır.)
İddiaların ayrıntıları EK 6′da sunulmaktadır. Aşağıdaki maddelerde iddialar başlık olarak sıralanmaktadır.
Aydınlık Dergisi’nin 22 Eylül 1996 tarih ve 483 sayılı, 17 Kasım 1996 tarih ve 491 sayılı, 24 Kasım 1996 tarih ve 492 sayılı nüshalarında yer alan iddialar;
“Çiller Örgütü” iddiaları
“DYP Genel Başkanı Tan su Çiller, bazı MİT ve emniyet mensupları ile ülkücülerin içerisinde yer aldığı `Özel Suç Örgütü’ kurmuştur.
Anılan örgüt mensuplarınca, kendi aralarında, `özel büro’ olarak adlandırılan, Çiller Özel Örgütü, CIA ve MOSSAD ile bağlantılıdır.” Örgütün Yapısı ve Kadrolarına İlişkin İddialar:
“700 kişiden oluşan Özel Büro içerisinde; DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Özer Çiller, Mehmet Ağar, MİT Müsteşar Yardımcısı ve Kontr Terör Daire Başkanı Mehmet Eymür, Emniyet Genel Müdürlüğü Müşaviri, Emekli Albay Korkut Eken, Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin, ülkücü mafya şeflerinden Alaattin Çakıcı, Abdullan Çatlı” bulunmaktadır. İddia edilen Özel Büro’nun yapısı ve kadrolarına ilişkin şema EK 7′de sunulmuştur.
Örgütün mafya ile bağlantısına ve tetikçi kadrolarına ilişkin iddialar:
Örgütün, A. Çatlı liderliğindeki ülkücü grup ile ilişkileri
Örgütün, 6. Filo isimli ülkücü grupla ilişkileri.
Örgütün, Söylemez çetesi ile olan ilişkileri.
Örgütün eylemlerine ilişkin iddialar:
Haydar Aliyev’i devirme operasyonu.
Çeçenistan’a müdahale ve Avrasya feribotunun kaçırılması.
M. Ağar’ın uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin ile bağlantısı.
Özer Çiller’in nükleer madde kaçakçılığı yapması.
Manukyan’a suikast girişimi.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in öldürülmesi.
Cem Ersever ve arkadaşlarının öldürülmesi.
Askar Smitko ve Lazım Esmaeli’nin öldürülmesi.
Behçet Cantürk ve arkadaşlarının öldürülmesi.
Tarık Ümit’in öldürülmesi.
Avukat Yusuf Ekinci, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım ve Medet Serhat’ın öldürülmeleri.
Tevfik Ağansoy’un öldürülmesi.
Haluk Kırcı Fethullah Gülen ilişkisine dair iddialar
1994 yılından itibaren Ankara’daki gazinolardan, kumarhanelerden, barlardan haraç toplamaya başlamıştır.
Devletten adamları için milyarlarca liralık yardım alan Bucak Aşireti’nin adam sayısını abarttığı ileri sürülüyor.
Askerlik yapmak istemeyen kaçakçıların, para karşılığı Bucak Aşireti’nden korucu kimlikleri aldıkları ve askerliklerini aşiretin belirlediği bir yerde, “geçici köy korucusu” olarak tamamladıkları söyleniyor.
Sedat Bucak hastaneden çıkartıldıktan sonra, getirildiği TBMM lojmanlarındaki evinden 12 saatliğine ayrılıyor. Sedat Bucak’ın Mehmet Ağar ve bir emekli generalle basına yapacağı açıklamayı görüştüğü ve mezkur açıklamanın kendisine Ağar ve emekli general tarafından dikte ettirildiği söyleniyor.
Bucak’ın katıldığı HBB’deki TV programını, anılan kanalda yöneticilik yapan eski MİT mensuplarından Bülent Öztürkmen, dostu Korkut Eken’in ricasıyla ayarladı.
Diğer iddialar
Susurluk kazası ve sonrası basında yer alan iddialara ilişkin ayrıtılı bilgiler Ek 8′de sunulmuştur. Bunlar içerisinde aşağıda yer alan bilgiler önem arzetmektedir:
Abdullah Çatlı ile ilgili Susurluk kazası sonrası başlayan soruşturma sürerken, Çatlı’nın İngiltere’deki ilişkileri dikkati çekmektedir. İngiliz hükümetinin ülkelerine yönelik uyuşturucu trafiğinin önünü kesmek amacıyla, Çatlı gibi yabancıları kullandığı biliniyor.
Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Sedat Bucak, Susurluk’taki kazadan önce Yalova’ya, kumarhane açmak amacıyla arsa aramaya gitmişlerdir.
Mehmet Ağar’ın istifasından sonra “Çiller Özel Örgütü” üyelerine dağıtılan sahte kimlikler, ruhsatlar, pasaportlar geri toplanmış, ve üyelerin ortalıkta görülmemesi emri verilmiştir.
Öte yandan, Hüseyin Kocadağ’ın eski İstanbul Asayiş Şube Müdürü Sedat Demir ile Sedat Bucak’ı barıştırmak için arabada bulunduğu ve Bursa’ya gittikleri de iddialar arasındadır.
İddialardan doğrulananlar:
Aydınlık dergisinin 2 Eylül 1996 tarihinde (483 sayılı), 17 Kasım 1996 (491 sayılı) ve 24 Kasım 1996 (492 sayılı) tarihli nüshalarında Doğu Perinçek tarafından ortaya çeşitli iddialar atılmıştır. Söz konusu iddialardan 22 Eylül 1996 tarihinde Aydınlık gazetesinde yayımlanan ve “MİT Raporu” olduğu iddia edilen metin içerisinde yer alan bazı hususların, kaza sonrasında çeşitli basın yayın kuruluşlarının araştırmaları sonucundaki gelişmelerle doğrulandığı gözlenmiştir.
Çatlı’nın sahte kimlik kullandığı iddiası:
Çatlı’nın, Mehmet Özbay sahte kimliği taşıdığı, Mehmet Özbay ve Mehmet Özbey adına Londra ve Şikago başkonsolosluklarından, 1980 1996 yıllarında 3 pasaport aldığı, 1992 yılında Şahin Ekli adına düzenlenmiş sahte pasaportla yurtdışına çıkmaya çalıştığı, konsolosluklar ve emniyette bulunan belgelerle kanıtlandığı basında yer almaktadır. (4 Aralık 1996 tarihli Sabah gazetesinde İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı rapora atfen yayımlanmıştır. Söz konusu gazete kupürü Ek 9′da sunulmuştur.)
Çatlı’nın eroin kaçakçılığı yaptığı iddiası:
Çatlı, Fransa ve İsviçre’de eroin kaçakçılığı suçundan mahkum olmuştur ve hapis cezasına çarptırılmıştır. Söz konusu bilgileri Abdullah Çatlı’nın Ek 3′te bulunan dosya bilgileri ve eşi Meral Çatlı’nın basında yer alan ifadeleri teyit etmektedir. (Ek 10)
Çatlı’nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ili ilişkili olduğu iddiası:
Çatlı’nın Ali Yasak ve Bucak aşireti mensupları ile ilişkili olduğu, şahısların beyanları ile doğrulanmıştır.
Çatlı’nın emniyet mensupları ile ilişkisi olduğu iddiası:
Ağar’ın, kazadan sonra, “Hüseyin Kocadağ’ın Çatlı’yı güvenlik kuvvetlerine teslim etmeye gittiğini, bu nedenle aynı arabada buluduğunu” açıklamasına karşın, Sedat Bucak’ın “Kocadağ’ın Çatlı’yı Mehmet Özbay adı ile tanıdığını” belirtmesi, Ağar’ın konuyla ilgili beyanları ile çelişmiştir. Ancak mevcut birliktelik dahi Çatlı’nın Emniyet’le ilişkisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Mehmet Ağar’ın Haluk Kırcı ile iltisakının bulunduğu iddiası:
Ağar, Haluk Kıcı’yı tanımadığını ifade etmiş, bilahare Hürriyet gazetesinde nikah şahidi olduğuna dair fotoğraflarının yayımlanması üzerine, olayı “vali vatandaş” ilişkisi çerçevesinde açıklamaya çalışmıştır.
Çatlı’nın 12 Eylül 1980 öncesi Ağca ile ilişkisi olduğu iddiası:
Çatlı’nın Ağca ile ilişkisi 1978 yılından beri bilinmektedir. Söz konusu iddia, Ağca’nın 24 Kasım 1996 tarihinde gazete ve TV’lerde çıkan açıklamalarıyla da teyid görmüştür.
Çatlı’nın kokain kullandığı iddiası:
Susurluk’ta meydana gelen kaza sonrasında, çeşiti yayın organlarında, Çatlı’nın üzerinde kokain bulunduğu şeklinde bir iddia yer almış, ve Ankara’da jandarma laboratuvarındaki tespitler sonucunda Çatlı’nın kokain kullandığı doğrulanmıştır.
Araştırılmasında fayda görülenler:
Bahse konu iddialardan önemli görülen ve araştırılması gerektiği değerlendirilenler aşağıda sunulmuştur:
Çiller Özel Örgütü adı altın da faaliyetlerini sürdürdüğü iddia edilen bir yapılanmanın mevcudiyetinin tespiti, bu suçlama ile bağlantılı tüm iddiaların doğru olup olmadıklarına vuzuh kazandırılması suretiyle mümkün olabilecektir.
1980′li yılların başlarında, devletle bağlantılı gösterilmeye çalışılarak gündeme getirilen ASALA’ya yönelik eylemin inceleme konusu olan iddialarla ilgisi ve konu hakkında teşkilatımızın herhangi bir bilgisi bulunmamaktadır.
Çatlı’nın İsviçre’de tutuklu bulunduğu cezaevinden, CIA Türkiye İstasyon Şefi tarafından kaçırılması iddiasının, İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının İsviçre’deki ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda açıklığa kavuşturulabileceğine inanılmaktadır.
Mart 1995 tarihinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e yönelik darbeyi, Tansu Çiller’in onayı ile dönemin Türk cumhuriyetlerinden sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, Emniyet Genel Müdürü Ağar, İbrahim Şahin ve Korkut Eken planlamış, ancak MİT’in olayı Süleyman Demirel’e bildirmesi ve Cumhurbaşkanı’nın da Aliyev’i haberdar etmesi ile darbe girişimi başarısızlığa uğramıştır.
MİT Müsteşarlığı, yürütmekte olduğu istihbarat çalışmaları sırasında, Haydar Aliyev’e suikast girişimi hazırlığı yapıldığını belirlemiş ve durum yetkili makamlar aracılığı ile Haydar Aliyev’e intikal ettirilerek suikast önlenmiştir. MİT Müsteşarlığı, kendisine düşen yasal görevi yerine getirmiş olup, bunun dışında öne sürülen iddiaların MİT Müsteşarlığı ile ilgisi bulunmamaktadır.
Fethullah Hoca’nın, Çiller’in kara para aklama işinde gizli ortağı olduğu, Fethullah Hocacıların CIA’nın bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu olduğu iddiaları, Maliye Bakanlığı müfettişlerinin Fethullah Gülen’in mali kayıtlarını incelemesi ile İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarının ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülebileceği değerlendirilmektedir.
Avusturya’da tutuklu bulunan H. Baybaşin ile M. Ağar arasında uyuşturucu ticareti bağlantısının olup olmadığının açıklığa kavuşturulabilmesi için, Baybaşin’in daha önce tutuklu bulunduğu İngiltere, Hollanda ve halen cezaevinde yatmakta olduğu Avusturya’daki faaliyetleri; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından ilgili ülkelerin güvenlik kuruluşları ile koordine kurulması gerekmektedir. Ayrıca H. Baybaşin’in, M. Ağar ile olan ilişkisini bildiğini iddia ettiği avukatı İlhan Ongan’ın ifadesine başvurulmasının yararlı olacağı mütalaa edilmektedir.
Emniyetteki Ağar ekibine bağlı olarak çalışan ülkücü mafya liderlerinden Abdullah Çatlı ve ekibinin suç örgütü içerisinde çalışıp çalışmadığı, söz konusu ekibin iddialarda yer aldığı gibi, M. Ağar’ın talimatıyla, birçok kişiyi öldürüp öldürmediği iddiası, Emniyet Genel Müdürlüğü içinde teşekkül ettirilecek muhakkik yetkisine sahip bir grup tarafından, söz konusu iddialarda adı geçen şahısların ifadelerine başvurulması suretiyle çözüme kavuşturulabilecektir. Nitekim Ö. Lütfü Topal’ın öldürülmesi olayında kullanılan silahlarda A. Çatlı’nın parmak izinin bulunduğu yolundaki emniyet tespiti de bu iddianın kısmen de olsa doğruluğunu teyit eder mahiyettedir.
Ömer Lütfü Topal’ın kumarhanelerinden gelen gelirden daha fazla pay alabilmek için M. Ağar, S. Bucak ve H. Kocadağ tarafından öldürülüp öldürülmediği iddiaları: Topal ve Topal’a ait şirketlerin, adı geçen öldürülmeden önceki üç aylık dönemi kapsayan para transferleri ile yakınlarının malvarlıklarının mali yetkililerce araştırılması, şahsın ölmeden önce yaptığı telefon görüşmelerinin Türk Telekom tarafından ortaya konulmasının, Topal cinayetinin faillerinin tümüyle açığa çıkarılmasına büyük ölçüde katkıda bulunacağı değerlendirilmektedir.
Tarık Ümit’in, “Çiller Özel Örgütü”’ne ilişkin olarak bildiği konular nedeniyle öldürülüp öldürülmediği iddialarının, Ümit’in en son beraber gördükleri söylenilen polislerin ilgili savcılık tarafından yeniden sorguya alınması ile konunun vuzuha kavuşturulabileceği değerlendirilmektedir.
Ayrıca Tarık Ümit’in kızı Hande Bilici: “Babasının 17 yıllık MİT personeli olduğunu, elinde MİT görevlisi sıfatıyla imzaladığı belgelerin bulunduğunu, dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar imzalı özel plaka tahsis tutanaklarının olduğunu, babasının kayboluşunun ertesinde Mehmet Eymür’ün gönderdiği iki MİT görevlisinin kendisine, babasının Mehmet Ağar’ın bilgisi dahilinde, müşaviri Korkut Eken’in isteği üzerine Özel Harekatçı polislerce kaçırıldığını, M. Eymür’ün, M. Ağar’ı arayarak babasına bir şey yapılmayacağı sözünü aldığını, daha sonra M. Eymür’le yüz yüze görüştüğünü, Eymür’ün babasının öldürüldüğünü söylediğini, ancak Korkut Eken’le yaptığı bir görüşmede, Eken’in, babasının özel bir görevle yurtdışına gönderildiğini, döndüğü zaman öldüğünü söyleyenlerin ne yapacaklarını merak ettiğini söylediğini, babasının akıbeti hakkında herhangi bir bilgi verilemez ise elindeki belgeleri açıklayacağını” ifade etmiştir.
Tarık Ümit, çeşitli kuruluşlara bilgi veren bir kişi olarak tanınmaktadır. Nitekim, MİT Müsteşarlığı’na da müsteşarlığın görev alanına giren konularda zaman zaman bilgi intikal etmiştir. Bu nedenle T. Ümit’in kızının ifadesinde adı geçen şahısların soruşturma kapsamına alınmalarında fayda görülmektedir. Tarık Ümit’e ilişkin bilgi notu Ek Sami Hoştan’ın Dev Sol örgütü ile ilişkilerinin yanı sıra İspanya, Hollanda, Kolombiya bağlantılı uyuşturucu kaçakçılığı yapıp yapmadığının ortaya çıkartılabilmesi için, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bahse konu ülkelerin ilgili birimleriyle bağlantı kurmak sureti ile konuya ilişkin bilgi derlenmesi ve adı geçenin telefon kayıtlarının incelenmesinin gerektiği mütalaa edilmektedir.
Yzb. Hüseyin Pepekal’ın halen Silahlı Kuvvetler bünyesinde bulunup bulunmadığı, Silahlı Kuvvetler’de ise hangi birimde çalıştığı hususları Genelkurmay Başkanlığı’nca belirlenebilecektir.
Hakkari/Yüksekova’da, uyuşturucu kaçakçılığı amacıyla oluşturulduğu iddia edilen “Üniformalı Çete” ve benzerlerinin kurulması, sevk ve idaresine M. Ağar’ın yeri ve konumunun Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyelerinde oluşturulacak muhakkik yetkisinde bir komisyon tarafından araştırılması gerekmektedir.
Türkiye’de kaçakçılık faaliyeti yürütürken öldürülen İranlı Kürt orijinli Lazım Esmaeili ve Askar Simitko’nun, Özer Çiller ve M. Ağar ile bağlantısı, öldürülmeleri eyleminde anılan şahısların rollerinin olup olmadığı, Askar Simitko’nun MİT’e bilgi verip vermediği iddiaları, şahısların öldürülmeden önce yaptıkları cep telefonu görüşmelerinin Türk Telekom tarafından tespiti ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün araştırmaları sonucu çözümlenebilecektir.
İran uyruklu Askar Simitko, 1985 yılında İstanbul’a gelmiş olup, bu şehirdeki çeşitli kanuni unsurlarla ilişkisi bulunan bir şahıstır. Bu faaliyetleri nedeniyle zaman zaman güvenlik kuvvetleri tarafından yakalanıp serbest bırıkıldığı söylenmektedir. Teşkilatımız ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Adı geçen hakkında kayıtlarımıza intikal etmiş bilgiler Ek de sunulmaktadır.
S. Edip Bucak’ın, devletten aldığı parayı, kendi aşiretine mensup koruculara dağıtıp dağıtmadığı hususuna, Maliye Bakanlığı’ndan ödeme şeklinin öğrenilmesi ve ödemede görev alan personelin bilgilerine başvurulması suretiyle açıklık kazandırabilecektir.
Tansu Çiller’in eski danışmanı ve Başbakanlık Müşaviri T. Şakir Atik’in, Özer Çiller tarafından bilgi sızdırmak gayesi ile MİT içerisinde görevlendirildiği iddia edilmektedir. Anılan şahsın MİT Müsteşarlığı ile ilişkisine dair bilgi notu Ek 13′de sunulmaktadır.
Özgür Gündem Gazetesi’nin (Özgür Ülke) 1994 yılında bombalanması olayının dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in emri ile Mehmet Ağar’ın emrindeki “Özel Büro” tarafından gerçekleştirildiği iddia edilmektedir.
Üzerinde Durmaya Gerek Olmayan İddialar:
17 Eylül 1996 tarihli Aydınlık Dergisi’nde II. MİT Raporu olduğu iddia edilen ve basında birçok tartışmalara neden olan rapor yayımlanmıştır. Söz konusu iddiaya cevaben müsteşarlığımızca 5.11.1996 tarihinde, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü’ne gönderilen açıklamada: “Son günlerde medyada Milli İstihbarat Teşkilatı’na atfedildiği şekilde herhangi bir kuruluşa veya şahsa verilmiş bir rapor mevcut değildir” hususlarına yer verilmiştir.
Hiram Abas’ın Çiller Örgütü tarafından öldürüldüğü iddiası: Bu eylemin 26.09.tarihinde Dev Sol militanları Hayri Koç, Ferit Eliuygun, Bahattin Anık ve Ahmet Fazıl Ercüment Özdemir tarafından gerçekleştirildiğinin bilinmesi nedeni ile önem taşımamaktadır.
H. Kocadağ’ın Gonca Us ile hissi ilişkisi bulunduğu iddiası ise Çatlı’nın eşi Meral Çatlı’nın bu konudaki açıklamaları dolayısıyla üzerinde durulacak nitelikte bulunmamaktadır.
6. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Başbakanlık’tan gönderilen dosya içeriği, kayıtlarımızda mevcut olan ve ulaşılabilen diğer bilgilerle birlikte incelenmiş, inceleme sonuçları ana hatları ile yukarıdaki maddelerde ve ayrıntılı olarak da bu yazının ekinde sunulan bölümlerde belirtilmiştir.
Bizatihi trafik kazası olayı, izahı zor veya savunulamayacak bir beraberliği net olarak ortaya koymaktadır. Kaza yapan araçta bulunan silahlar, belgeler ve diğer bulgular ise araçta bulunanların suç amaçlı bir faaliyet içinde bulunduklarına kuvvetli emare niteliğindedir. Bazı belge ve bulgular ise esasen bizzat teşkil etmektedir.
Ancak bunların gerçek niteliğinin araştırılması, doğal olarak bu belge, bilgi ve bulguların yedinde bulundurma yasal hakkına sahip olan devlet kuruluşlarının (yargı organı ve yargı organı ile birlikte tahkikatı yürütecek güvenlik kuvvetlerinin) yetki alanına girmektedir. Geçmiş tarihlere ait ve olayla birlikte yeniden gündeme gelmiş olan diğer olaylar ise vuku buldukları tarihte, yetkili ve görevli kuruluşlarca araştırılmış olup, bunlara ilişkin bilgi, belge ifade tutanakları ve diğer hususlar anılan kuruluşlarda bulunmaktadır. İdari tahkikat ve yasal yönden kovuşturma yetkisine sahip kuruluşların bunların gerçek durumunu daha sağlıklı bir şekilde ortaya koyacakları (şayet daha önceden bu hususlar zaten belirlenmiş ise) muhakkaktır.
Bun nedenle müsteşarlıkça: Devletin diğer yetkili kuruluşlarının görev alanına girilmeksizin ve anılan kuruluşların da kendileri açısından gerekli araştırmayı zaten yaptıkları düşünülerek, mevcut bilgilerden hareketle bir inceleme yapılması cihetine gidilmiştir.
Susurluk’ta meydana gelen kaza: Devletin bazı kuruluşlarını, bu kuruluşların tasarruflarını, bir kısım siyasetçi ve bürokratı tartışılır hale getirmiştir. Tartışmalar, bilinçli olarak veya bilinçsizce, olayın çapını aşan boyutlara ulaştırılmış, zaman olarak da son yirmi yılı kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmıştır. Bu durum, bir yandan olayın gerçek niteliğinden saptırılmasına, diğer yandan da ilgili ilgisiz birçok konunun birbirine karıştırılarak tartışma alanına çekilmesine yol açmıştır.
İncelemenin “İddialar” kısmında da görüleceği üzere, bir kısım “iddiaların” olay veya var olduğu öne sürülen örgütlenme ile maddeten ve zaman olarak ilgisinin bulunması mümkün değildir. Buna rağmen devleti ve devletin tasarruflarını tartışmaya açabilmek için özellikle gündemde tutulmasına çalışılmaktadır.
Olayla bağlantılı çevreler, geçmişte kalan ve çeşitli dönemlerde tartışılmış olan bazı konuları (ASALA ile mücadele gibi) gündeme getirerek, son zamanlarda vuku bulan olaylarla ilişkilerini kamufle etme, yayma eğilimindedir.
Ortada, birçok ciddi iddia ve itham mevcuttur. Bunların bütünü geçmişte kalmıştır. Maddi delillerle de kanıtlanması çok zor iddialardır. Bu durum olayların cesametiyle bağlantılı cezai sorumlulukların belirlenmesi açısından zorluklar yaratmaktadır. Bununla birlikte, idari açıdan ilgili kurum ve kuruluşlar içinden kolaylıkla tahkik edilecek hususlar da bulunmaktadır. Sahte hüviyet, pasaport ve diğer belgelerin verilmesi, ticari bağlantılar gibi hususlar araştırılabilir nitelik taşımaktadır.
Konunun medyada ele alınış biçimi, ilgili ilgilsiz herkesin konuşturulması, olayları saptırmak isteyenlere büyük imkanlar sağlamış, büyük ölçüde gerçeklerden uzaklaşmış, somut olaylar ve olaylarla ilişkili kişilerden çok devlet ve devletin tasarrufları tartışılır hale getirilmiştir. Bu durumun, olayların gerçek suçlularıyla, her vesileyle mevcut düzene saldırmayı adet haline getirmiş bir kısım maksatlı çevrelerin işine yaradığı da ayrı bir gerçektir.
Tartışmaların ulaştığı siyasi boyut ise malumlarıdır. Bu durum, olaylara ilişkin gerçek bilgi ve belgelere ulaşılmasını zorlaştırmış, daha çok spekülatif hususların gündeme gelmesine yol açmıştır.
Susurluk olayı ayrıca:
Devletin içinde kontrolsüz güçlerin varlığını,
Bu güçlerin devletin ihtiyaçları dışında da bazı istenmeyen faaliyetlere yönelebildiğini,
Güvenlik kuvvetlerinin resmi güçler dışında bazı unsurları da devlet görevi adı altında kullandıklarını,
Devletin bazı belgelerinin (Pasaport vs.) gayri kanuni unsurlara verilebildiğini,
Devletin aynı kuruluşu içinde, farklı anlayışta olanların birbirleri ile devletin olanaklarını kullanarak mücadele edebildiklerini,
İstihbaratta ve örtülü operasyonlarda çokbaşl