nedir

Madonna, Pop Star… Dünyayı kasıp kavuran müziğinden çok yaptıkları ile gündemi meşgul eden geçenlerde 47 yaşında Gramy ödüllerine damgasını vuran dehşet .

mayanımız yoktur herhalde. Peki saçının son halini gördünüz mü? Ben gördüm inanın biz yapsak “başka model mi kalmadı?” denilecek kadar basit bir saçla yepyeni bir imaja bürünmüştü.

Yıllar evvel ülkemizde de gösterilem Çarli”nin Melekleri dizisindeki Farrah Fawcett saçını, allayıp pullamadan aynen eski ile Madonna”ya yapmışlar olmuş. Yani “Madonna yapmış olmuş” muamması ile kat kat kesilmiş saçların uçları karavel fönlenmiş (bu arada Avrupa”daki kuaförler fön çekemiyor derdik ya, o da bir balonmuş, adamlar iyi fön çekmişler.)

Yanii demek istiyorum ki siz de 20- 30 -40″lı yaşlarda iseniz annenizin gençliğinde çektirdiği vesikalık resimlerinden birini yanınıza alın kuaförünüze gidin.


Aynı saçı yaptırın siz de hemen şimdi taptaze bir saçla imajınızı değiştirin, üstelik özellikle de aile büyüklerinizden 10 tam puan alarak… Hemen herkes sizin saçlarınızın ne kadar hoş olduğunu söyleyecektir. Bundan önceki modellerin aslında deli saçmasına yakın tuhaf modeller olduğunu bu modelin annenize yakıştığı kadar size de yakıştığını görün.

fikir ama? Bence yaratıcı…

Haa unutmadan ayrıca geçen hafta Madonna Almanlar”ın bir özel kanalına konuk oldu. Bu programa dünyanın önde gelen ünlüleri konul oluyor, mesela bir önceki hafta Zeta Jones gerçekten asilliğini konuşturdu. Fakat gelgelelim Madonna”nın konuşma tarzı boyu beni hayal kırıklığına uğrattı. İnanın tam bir babaanne gibiydi. Yüzü sert, hatlı vücudu koşucu gibiydi tonu tamamen farklı. Madonna”nın bir kahramanı olduğunu anladım (müzikle alakalı olduğumdan sesinin bilgisayarla değiştirilidiğini hemen anlayabiliyorsunuz.)

Eğer bu yazıyı okuyan sizlerden birine Madanna”ya harcanan paranın onda biri harcansa değil pop star, sizlerden ı bile olur. Diyeceğim odur ki bu ünlü kadınların (, vs..) bakmayın öyle mükemmel göründüklerine, de pop balon. Ben onlara öyle diyorum çünkü hepsinin ne kadar içi doldurulmuş görebiliyorum.

Diyeceksiniz ki hiç mi gerçek yok piyasada? Var tabii, ama onları zaten bilen biliyor saçı başı için değil, sanatı için ediyor.

Mesela Zuhal Olcay. Bana göre tam bir sanat ı gerçek bir hanımefendi. Kendisine hizmet etmek bile onur verici.

Oysa Seren Serengil de bizim sanat dünyamızın içinde. Ama sadece sol cepheden çekilmesine izin verir.

Aman neyse sıkıldım. Amacım Madonna bile imaj işini ne kadar basitçe halletmiş onu yazacaktım. Herhalde anlamışsınızdır.

Değişmek sadece değişmektir. Fazlasını zorlamaya gerek yok.

Şimdilik bu kadar, haftaya ”ın saçlarını kusurlarını yazacağım, edin…

İlker Yavrutürk Hair Creative
0216 385 62 34, 302 04 37
Bağdat Cad. No:244 İstanbul

kaynak: bayanca.net

Saçları orta boy genelde hep sarı kullanıyor yılda 8-10 kez ülkemize gelip gidiyor. Çok sıkı dostlarından birinin restoranında yemeye bayılıyor. Bu bahsettiğim yer Etiler”de çalışanlardan birisi benim iyi bir arkadaşım…

O da diyor ki saçları yapılı değilken sıradan bir , ama bacak boyu uzun beli göz önüne alınırsa saçları düz ıslak görünümlü taranırsa, dar bir kot “son filminin afişindeki” gibi resimlenirse o bir Hollywood ı… Hem de 20 yılda bir yetişenlerinden…

Onu ilk önce “Mask” filminde Jim Carry ile ederken gür sarışın saçları ile fark etmiştim. Gerçekten bakımlı olan bu modelde ilave saçı çok mükemmel kullanmıştı. Ardından son olarak Digiturk”te bir başka romantik komedide oynuyordu, saçları omuzlarından biraz aşağıda fakat yine ilave saçlarla uzatılmış bir haldeydi. Son filminin afişlerine bakılırsa bu defa kendi saçları rengi mükemmel olmuş.


Filmi mutlaka görmek lazım, bence gibi gözüküyor. En yakın zamnda gideceğim, ama bir kez daha söylüyorum “onlarınki kadar profesyonel bir makyör saç tasarımcısı sizinle de uğraşsa siz de Hollywood ya da en azından Bollywood ı olursanız sakın şaşırmayın.”

Bu arada milyon dolarlık bütçesi ie sükse yapan onlarca seyrettim ama “Babam Oğlum” kadar etkilendiğim bir daha izlemedim, mutlaka gidin bir de siz yorumlayın.

Tekrar konumuza dönersek yaşamda olmak istediğimiz o görünüme sahip olmak için profesyonel destek almak gerekiyor, size bir önerim var: Murat Aktaş… Kendisi katolog çekimlerinin aranan makyörü, işinde bir numara. Oya Tolga”dan yetişti artık benim salonumda danışmanlığı yapıyor.

Eğer siz de özel bir gününüzde geceye damganızı vurmak isterseniz randevunuzu alın, saçınızı ben ınız Murat yapsın. Ortaya harika işler çıkaralım…

Bir dahaki yazımızda Premier Hair & Make up salonumuzun açılışından bahsedeceğim. Gelinlikler özel kıyafetlerle mükemmel tasarımlara
imza atmaya hazırlanıyoruz. Çok şaşıracaksınız.

Şimdilik bu kadar…

Randevularınız için

İlker Yavruturk
Bağdat Cad. No:244 Göztepe-İstanbul
0216 302 04 37-0216 302 0779

kaynak: bayanca.net

25 Nisan 1940 yılında ,ABD”de doğdu. Gerçek adı Alfredo James Pacino”dur.

sanatlar Okulu”na giderken 17 yaşında okuldan ayrıldı çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Bir yandan da oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında ” Actors Studio “ da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep”de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı ” The Indian Wants the Bronx “ ile Obie Ödülleri En Iyi Oyuncu ödülünü aldı.

”nun Broadway”de sahneye çıktığı ilk oyun ” Does the Tiger Wear a Necktie ? “ dir. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı ise de Pacino, topluma uyum sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü”nün sahibi oldu. ”nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie” dir. Bir sene sonra yine bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı Panic in Needle Park her ne kadar sız bulunsa da, üstün bir performans sergileyen büyük övgüler aldı.

Buradaki sıyla, yapımcılığını Paramount”un üstlendiği, Francis Ford Coppola”nın ” The Godfather “ ( Baba ) filminde Michael Corleone rolünü oynamaya hak kazanacaktır. Bu filmdeki muhteşem performansı ile En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar”ına aday gösterilerek çıkışına devam eden Pacino, 1973″te Scarecrow filmiyle pek iyi bulunmazken, polis draması ” Serpico ” ” The Godfather Part II “ ( Baba 2 ) gibi sükse yapan filmler ile karnesini düzeltti.

Baba 2 ile üçüncü defa Oscar”a aday gösterilen , 1975 yılında çevrilen ” Dog Day Afternoon ” da, homoseksüel sevgilisinin cinsiyet değiştirme ameliyatının parasını şılamak için banka soymaya kalkan bir aşığı canlandırdı. lı filmlerle ününe ün katan Pacino, 1977 tarihli, otomobil yarışlarını konu alan ” Bobby Deerfield “ daki kötü performansı ile inişe geçti.

Çareyi Broadway oyunlarına dönmekte buldu başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu. Hollywood”a döndükten sonra rol aldığı …And Justice for All ile eleştirmenlerin gönlünü alamasa da sinemaseverlerin gönlünde bir defa daha taht kurdu.

Pacino”nun daha sonra rol aldığı filmleri, seri bir homoseksüel katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı ” Cruising “, ” Author Author “ adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma”nın yönettigi, şiddeti bol ” Scarface ” ( Yaralı Yüz ) ise ilk gösterildiğinde vasat bulunmasına şın daha sonra sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı.

Fakat nın arkasından tekrar sızlık geldi Pacino tarihsel epik ” Revolution “ ( Devrim )”dan sonra gözlerden uzaklaştı. Bu arada ” The Local Stigmatic “ filmiyle yönetmenliği denedi.

”nun dönüşü, 1989″da çekilen ” Sea of Love “ ( Denizi ) filmi ile oldu. büyük sükse yaptı. Pacino yeniden bir stardı! 1990″da gösterişli bir gangsteri oynadığı ” Dick Tracy “ ile altıncı kez Oscar”a aday olan Pacino, aynı yıl çevrilen, üçlemenin üçüncü ayağı ” The Godfather Part III “ ( Baba 3 ) “de kendisinden bekleneni veremedi.

Ertesi yıl çevirdiği romantik komedi ” Frankie and Johnny “ ardından gelen Glengarry Glen Ross, vasatı geçemeyen filmleriydi. Uzun süren sessizliğin ardından ” Scent of a Woman “ ( Kokusu ) “ndaki muhteşem oyunculuğu ile nihayet Oscar heykelciğine kavuşmayı başardı.

1993″te Brian De Palma ile tekrar çalıştığı ” Carlito”s Way “ 1995″te Michael Mann”in yazıp yönettigi, Robert De Niro”nun canlandırdığı bir hırsızın peşindeki polisi oynadığı Heat ile kariyerine devam eden Pacino, 1996″da politik bir dram olan ” City Hall “da rol aldı. Fakat o sene dikkatleri daha çok yazıp yönettiği rol aldığı Looking for Richard ile çekti.

1997 senesinde genç Hollywood starları ile çevirdiği filmler gündemdeydi. Önce Johnny Depp ile ” Donnie Brasco “ sonra ile ” The Devil”s Advocate ” ( Şeytanın Avukatı ) … , 1999 yapımı ” The Insider “ ( Köstebek ) ile sinemaseverlerin şısına çıktı. Başrolü Russel Crowe ile paylaşan Pacino , sigara şirketlerinin halktan gizlediği sırların anlatıldığı yayın aşamasında kıyametin koptuğu ” 60 Dakika “ adlı ın yapımcısı Jeffrey Wigand”ı canlandırdı.

2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone”un üstlendiği başrollerinde , gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı ” Any Given Sunday” ( Kazanma Hırsı ) adlı filmde oynayan aktör, Tony D”Amato adında aşığı bir koçu canlandırdı.

2002 yılında cover Andrew Niccol”ün yönettiği, Rachel Roberts”in S1M0NE karakterini canlandırdığı S1M0NE adlı eserde Hollywood yıldızlarının kaprislerine şı tesadüfen eline geçen bir fırsatla tepki göstermeyi amaçlayan bir yönetmen olan Viktor Taransky”yi canlandırdı.

2003 yılnda genç yıldızlardan olan Colin Farrell ile Çaylak isimli filmde oynadı.2003 yılında rol aldığı Angels in America adlı mini dizi dalda emmy ödülü aldı. da bu dizi ile ilk emmy ödülünü aldı. Aynı yıl Venedik Taciri isimli filminde yahudi tefeci Shylokcu oynadı. 2005 yılında Kirli adlı pek beğenilmeyen filimde rol aldı. projeleri; “88 Minutes”, “Ocean”s Thirteen”, “Rififi” “Torch” dur.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

30 Ağustos 1972’de California San Diego’da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin ı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood’da bir partide tanıştığı çı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki sı Japonya, Avustralya, Paris’te çalışmaya, Mademoiselle Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına Calvin Klein, Levi’s gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına oldu. 1994’de Jim Carrey’in başrol oynadığı “The Mask / Maske” adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. kez geri çağrıldıktan sonra başrol oyuncusu rolünde oynaması kararlaştırıldı.

“The Mask” filminden sonra “The Last Supper”da rol alan Diaz, Hollywood”un yetenekli ı ile başrolü paylaştığı “Feeling ”da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir ı canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan , daha sonraları ile “She”s the One” ile “Head Above Water”da rol aldı. “Head Above Water / İz Peşinde” filmindeki lı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.

Romantik komedi filmi “My Best Friend”s Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor”da Julia Roberts”a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. “My Best Friend”s Wedding”in ardından Trainspotting”in yönetmeni Danny Boyle”un, “A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat” (1995) adlı filminde, ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre”den ayrılan , 1998 yılında “There”s Something About Mary / Ah ” adlı filmde birlikte oynadığı üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.

Bir kara mizah örneği olan “Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken”de Christian Slater”la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok yaratan “Being / Olmak”da de rol aldı. Filmde, John Cusack”ın ısını canlandırdı bu rol ona 1999 Altı Küre Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone”un üstlendiği, başrollerinde , gibi usta oyuncuların yer aldığı “Any Given Sunday / Kazanma Hırsı”nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci”yi canlandırdı.

2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle şılaşan gişe rekorları kıran “Charlie”s Angels / Charlie’nin Melekleri”nde üç melekten “Natalie”yi canlandıran , 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera şısındaydı. oyuncu, ile birlikte rol aldığı “Vanilla Sky”da ”lu yayıncı David Aames”e aşık rolünde izleyici şısına çıktı.

Diaz, 2002 yılında gösterime giren başrollerini Daniel Day Lewis”le paylaştığı “Gangs of / Çeteleri”nden sonra, yine aynı yıl ” The Sweetest Thing / Ateşli Tatlı” ” The Slackers” adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı “Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz” adlı filmdeki lı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hollywood’un genç yıldızlarından Charlize Theron, 7 Ağustos 1975’de Güney Afrika’nın Benoni adlı şehrinde dünyaya geldi. Yol yapımında çalışan fakir bir anne babanın tek çocuğu olan sanatçı, çocukluğunun büyük bir ünü ailesinin çalıştığı çiftlikte geçirdi. Theron, bu sırada yarım yamalak da olsa pek çok dili konuşmayı öğrendi.

Aktris, 6 yaşına geldiğinde çiftlik sahiplerinin de desteğiyle bale öğrenmeye başladı. Kısa bir süre sonra da profesyonel bale için Johannesburg’a davet edildi. Johannesburg’ta okumaya başlayan Theron, 13 yaşına geldiğinde babasını kaybetti. Eski na geri dönmeyi göze alamayan aktris, annesini yalnız bıraktı İtalya’ya giderek modellik yapmaya başladı. Milano’da bir ajansla kontrat imzaladıktan sonra birçok ünlü magazin dergisine kapak oldu.

Bir sene sonra “bir tek kelime dahi konuşamayan ” olarak ün kazanan Theron, 1992 yılında ’a gitti. Bir daha asla modellik yapmamaya veren aktris, oyuncu olmayı kafasına koydu. ’ta Joffrey Okulu’nda aldıktan sonra “The Nutcracker Suite” “Swan Lake” gibi klasiklerde oynadı. Ancak şanssız bir şekilde dizinden sakatlanınca, profesyonel çı olma hayallerini bırakmak zorunda kaldı.

Daha sonra Hollywood’a giden aktris, çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Theron, keşfedilmek için 1994 yılına kadar beklemek zorunda kaldı. John Hurt Renee Russo gibi oyuncuların menajerliğini yapan John Crosby tarafından keşfedilince, kendini bir anda setinde buldu. “2 Days in the Valley” adlı bir filmle ilk ciddi tecrübesini yaşayan aktris, şöhretin kapılarını başrollerini ’nun paylaştığı, 1997 yapımlı “The Devil’s Advocate / Şeytanın Avukatı ” filmiyle araladı. Filmde Revees’in ısını oynayan Theron, gerek vücudunu cömertçe sergilemesi gerekse lı oyunu ile filmin en çok konuşulan oyuncusu olmayı başardı.

Bu filmden sonra 1998 yılında, ülkemizde gösterime girmeyen Woody Allen komedisi “Celebrity” adlı filmde küçük bir rol aldı. Ardından Bill Paxton ile birlikte “Mighty Joe Young” adlı Disney yapımı bir filmin başrolünü paylaştı. Hollywood’un basamaklarında hızla yükselen aktris, 1999 yılında “The Astronaut’s Wife” adlı gerilim filminde Johnny Depp ile birlikte rol aldı.

Aynı yıl içerisinde gelecek vadeden genç aktörlerden Tobey Maguire ile “The Cider House Rules / Tanrının Eseri Şeytanın Parası” filminde oldukça iyi bir performans sergiledi. 2000 yılı ise Theron’un bir star olarak öne çıktığı yıl oldu. , 2000 yılında “Reindeer Games / Soygun”da Ben Affleck ile, bir cinayeti konu alan ”The Yards” adlı dram filminde Mark Wahlberg Joaquin Phoenix ile birlikte, “Men of Honor / Onurlu Bir Adam” filminde Robert De Niro ile, “Legend of Bagger Vance” filminde ise Will Smith Matt Damon ile birlikte rol aldı.

2001 yılında çalışmalarına biraz ara vererek dinlenmeyi seçen Theron, son yılların en büyük prodüksiyonlarından biri olan “Pearl Harbor”da oynamayı reddetti. 2001 yılında gösterime giren “Sweet November / Kasımda Başkadır” isimli filmde, ile birlikte rol alan , Sara Deever karakterini canlandırdı.

Aktris, 2002 yılında “Waking Up In Reno / Çarpık İlişkiler” adlı filmde Chelcie Ross ile başrolü paylaştı. Charlize Theron bu filmden bir yıl sonra, başrolünü Edward Norton Mark Wahlberg ile paylaştığı “The Italian Job / İtalyan İşi” adlı soygun filminde kasa hırsızı Stella karakterini canlandırdı.

2003 yılında En İyi Oyuncu dalında Oscar aldı.

The Hollywood Reporter”ın 2006 yılının En Çok Kazanan Oyuncuları listesinde North Country Aeon Flux filmleri için başına aldığı 10,000,000 $ ücretle Halle Berry, , , Renée Zellweger, Reese Witherspoon, Nicole Kidman”ın ardında 7. sırada yer aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hollywood’un sempatik yıldızlarından Julia Roberts, 28 Ekim 1967’de Amerika’nın Georgia kentinde dünyaya geldi. Tam adı Julie Fiona Roberts’dır. Babası süpürge makinesi satıcısı, annesi ise kilise sekreteri olan aktrisin ailesi, 1972 yılında, sanatçı dört yaşındayken boşandı. Aradan beş yıl geçtikten sonra da babası kanserden nı kaybetti. 17 yaşına geldiğinde, liseyi bitirip oyuncu olma isteğiyle ’ta yaşayan, oyuncu kardeşinin yanına taşındı. Bir süre çeşitli ajanslarda modellik yaptıktan sonra, 1986 yılında, kardeşinin yönetmen Eric Masterson’u ikna etmesiyle, ilk oyunculuk denemesini “Blood Red” adlı bir filmle gerçekleştirdi.

Bu arada “Crime Story” adlı TV dizisinde de rol alan aktris, yine aynı yıl “Satisfaction” “Mystic Pizza / Mistik Pizza” filmlerinde rol aldı. Sanatçı, 1988 yapımlı “Mystical Pizza / Mistik Pizza” filminde canlandırdığı küçük bir pizza dükkanında çalışan Portekizli bir garson karakteriyle ilk çıkışını yaptı dikkatleri üzerine çekmekte gecikmedi.

Julia Roberts, 1989 yılında, “Stell Magnolias” filmindeki performansıyla Küre En İyi Yardımcı Oyuncu Ödülü’nü kazandı yine aynı filmle Oscar’a aday gösterildi. Bir yıl sonra, Garry Marshall’ın yönetttiği, 1990 yılının en çok hasılat yapan filmi “Pretty Woman / Özel Bir ”da Richard Gere ile başrolü paylaştı. Milyoner bir adamın kalbini çalan bir fahişeyi canlandırdığı rolü ile En İyi Oyuncu dalında Küre British Academy ödüllerini kazandı, ayrıca En İyi Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterildi. Roberts, bu sayesinde tüm dünyaca nan bir ünlü oldu Hollywood’da da yıldızların arasında kendisini kabul ettirdi.

1991 yılında Sleeping With The Enemy adlı gerilim filminden sonra Steven Spielberg”in “Hook” adlı filminde canlandırdığı fantastik çocuk kahramanı rolüyle izleyicilerini düş kırıklığına uğratarak bir anda yönetmenlerin korkulu rüyası olan Roberts, Robert Altman”ın 1992 yapımlı “The Prayer” filmi ile prestijini kurtardı. Yeni, genç yüzlerin Hollywood sinemasını istila etmesi ile rakipleri ile dişe diş bir mücadeleye giren Roberts, Denzel Washington ile başrollerini paylaştığı bir hukuk öğrencisini canlandırdığı, 1993 yapımlı “The Pelican Belief” filmi ile beklediği yı yakalayamadı. Bu filmden sonra tanıştığı şarkıcı Lyle Lovette’le evlendi fakat 21 ay sonra boşandı.

Bir süre, gişede hayal kırıklığı yaratan filmlerde boy gösteren Roberts, 1995 yılında eleştirmenler tarafından fazla beğenilmeyen “Something To Talk About” ile, Woody Allen”ın yönettiği, müzikal komedi olan “Everyone Says I Love You” gibi filmlerde lı sayılabilecek bir oyunculuk gösterdi. Yeniden romantik komedilerin aranılan oyuncusu haline gelen Julia Roberts, ”ın da yer aldığı “My Best Friend”s Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor” filmi ile büyük sükse yapan , bu filmle Küre Ödülü’ne aday gösterildi. Yakaladığı trend ile birlikte ücreti de artan oyuncu, aynı ücreti aldığı Mel Gibson ile “Conspiracy Theory / Komplo Teorisi” adlı filmde yer aldı.

1998 yılında yalnızca Susan Sarandon Ed Harris ile başrollerini paylaştığı, bir aile dramını konu alan “Stepmom / Omuz Omuza” filminde oynayan aktris, bir sonraki yıl romantik komediye dönüş yaparak Hugh Grant ile birlikte “Notting Hil / Engel maz” adlı filmde oynadı. Daha sonra Richard Gere ile birlikte “Runaway Bride / Kaçak Gelin” filminde izlediğimiz ünlü aktris, Steven Soderbergh”in yönetmenliğini yaptığı başrollerinde Albert Finney”in yer aldığı “Erin Brokovich / Tatlı Bela” filmindeki rolü ile En İyi Oyuncu Oscar Ödülü’nü kazandı. Julia Roberts, filmde iki küçük çocuğuyla birlikte yaşam mücadelesi vermek zorunda kalan ikinci evliliğinde de kocası tarafından terk edilen bir anneyi canlandırmıştı. Sanatçı, bu filmden 20 milyon kazandı.

2001 yılında “Mexican / Meksikalı” filminde Hollywood”un önde gelen aktörlerinden olan Brad Pitt ile birlikte rol alan aktris, aynı yıl Billy Crystal Catherine Zeta-Jones ile başrol oynadığı “America”s Sweethearts / Gözde Çift” filminde Kiki, aralarında Hollywood’un ünlü isimlerinin yer aldığı bir soygunu konu alan “Ocean”s Eleven” filminde de Tess Ocean rolüyle kamera şısına geçti. Hollywood’un en çok kazanan oyuncularından olan aktris, 2002 yılında da Gorge Clooney”nin yönettiği oynadığı “Confessions of a Dangerous Mind”da aktöre eşlik etti. Julia Roberts, 1997″den beri birlikte olduğu Benjamin Bratt”ten 2001 yazında ayrıldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

John Barrymore’un torunu, Ethel Lionel Barrymore’un yeğeni olan aktrist, 22 Şubat 1975’te Amerika”nın California eyaletinde dünyaya geldi. Tam adı Drew Blythe Barrymore”dur. Kameraların şısına çok küçük yaşlarda geçen Barrymore, henüz dokuz aylık iken bir reklamında, iki yaşında iken de “Suddenly Love” isimli bir dizide rol aldı. İki yıl sonra, “Altered States” filminde William Hurt’un ını canlandırarak sinemaya ilk adımını attı.

Şöhret basamaklarını çocuk yaşlarda tırmanmaya başlayan aktrist, yedi yaşında, ünlü yönetmen Steven Spielberg’in “E.T. The Extra Terrestrial” filminde rol alınca, ünü ülke sınırlarını aşan bir haline geldi. 1982 yapımı bu filmin elde ettiği büyük başarı Barrymore’u geniş kitlelerce beğenilen bir oyuncu haline getirdiyse de, ardından 1984 yapımı “Irreconcilable Differences” “Firestarter”da rol alan aktris, bir anda uyuşturucu, bitmek bilmez partilerle dolu yıpratıcı bir n içinde buldu kendini.

Çocukluğunu yaşayamadan yetişkinlerin dünyasına adım atmak zorunda kalan küçük oyuncu, teselliyi içkide aramaya başladığında sadece 9 yaşındaydı. Birkaç yıl içinde kendini toparlayan aktris, “Little Girl Lost” isimli bir otobiyografi yazarak burada uyuşturucuyla olan yolculuğunu anlattı. 1990’ların başlarında kariyerinde yeni bir dönemece giren Barrymore, aldığı çocuksu ama vamp rollerle dönemin Lolita’sı olmaya adaydı. Bunu yeni bir başlangıç olarak gören aktris, 1992 yılında “Poison Ivy”, 1993’te “The Amy Fisher Story” isimli filmlerindeki performanslarıyla yeniden parlamaya başladı. 1993″te Mike Myers”ın yazdığı komedi “Wayne”s World” filminde, 1995 yılında da romantik komedi “Mad Love” filminde rol aldı genç aktrist.

Yine aynı yıl, “Batman Forever / Batman Daima” filminde rol alan aktris, sahne önünde olduğu kadar, sahne gerisindeki yaşamıyla da dikkatleri üzerinde toplamaya başladı. İlk olarak arkadaşı Jamie Waters ile birlikte verdiği çıplak pozlar “Interview” dergisine kapak oldu, ardından bazı Calvin Klein reklamlarında boy gösterdi, son olarak da 1995 yılında “Playboy” dergisi için çıplak pozlar verdi.

1996 yılında Wes Craven’in gişe rekortmeni “Scream / Çığlık” isimli filminde kısa ama dikkat çekici bir rol alan Barrymore, aynı yıl Woody Allen’ın “Everyone Says I Love You / Herkes Seni Seviyorum Der” filminde de yer aldı. Bu iki , aktristin kariyerinde yeniden yükselişe geçmesini sağlayan filmler oldu. Tekrar yoğun bir çalışma temposu içine giren Barrymore, bir yandan da sahne dışındaki kötü imajını yıkıp sevimli eğlenceli bir insan olarak görünmeye özen gösteriyordu. Sinema çalışmaları da bu yeni imajını destekler nitelikteydi.

Aldığı rollerin çoğunda sade kahramanı canlandıran aktris, 1998 yapımı “Ever After / Sonsuza Dek” filminde gerçek bir Sindirella’yı canlandırmaktaydı. Barrymore’un 1998 yılı çalışmalarından bir diğeri olan “The Wedding Singer”, onu Amerika’nın yeni sevgilisi haline getiren bir olacaktı. Bir sonraki yıl “Never Been Kissed / Gerçek Öpücük” filmi ile iniş çıkışlarla dolu geçmişine son noktayı koyan aktris, filmde sevgilisi tarafından terk edilmiş 20’li yaşlarındaki muhabiri canlandırıyordu.

2000 yılında “Charlie’s Angels / Charli”nin Melekleri”da ’yla birlikte Charlie’nin üç meleğinden birini canlandırdı. Aynı yıl “Skipped Parts”, “So Love Returns” “Donnie Darko” isimli filmlerde de rol alarak 21. yüzyıla son derece hareketli başladı. Barrymore’un 2001 yılı çalışmaları arasında “ Donny Darko”, “Freddy Got Fingered”, “Riding in Cars with Boys” “Barbarella” bulunuyor. Aktrist, 2003 yılında “Charlie’s Angels / Charli”nin Melekleri” filminin devamı olan “Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie”nin Melekleri: Tam Gaz” filminde rol aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Cameron Diaz (1972 - …. )

 
Cameron  Diaz (1972 -  .... )