nedir

A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde şıdan şıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan
· erotofobi: korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: sız olma korkusu
· kanserofobi: olmaktan korkma
· kardiyofobi: hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler kilitli odalar onlar için verici yerlerdir. Hastanın korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek çlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt larından korkma
· orofobi:çtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü cuma olan günden korkma
· patofobi: olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe ın, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma

İlk olarak 90′lı yılların başında Japonya’nın dağlık virajlı yollarından hızla inmeye çalışan kişiler tarafından keşfedilmiştir. temelde aracın virajı dönme esnasında oluşan merkezkaç kuvvetine direnemeyip arka kısmının kopması prensibine dayalı bir olaydır buna verilen isimdir. çeye “yanlama” olarak geçmiş fakat birçok kelimede olduğu gibi yabancı şekli daha çok kullanılmaktadır. genel olarak gösteri amaçlı bir harekettir motorsporları açısından istenmeyen bir durumdur. Çünkü aracın aktarma organlarına zarar vermekte lastiği yıpranmasıyla yol tutuşunu büyük ölçüde azaltmaktadır. Buna bağlı olarak da tur sürelerini düşürmektedir. Bir otomobilin yapabilecek nitelik taşıması için öncelikle jantların minimum 17″ ebatında olması yanak lastikler kullanılması gerekmektedir. Aksi taktirde lastiğin janttan çıkabilmesi olasıdır. Bunun haricinde arkadan itişli bir araç olması güçlü bir motora sahip olması gerçek manada driftin olmazsa olmazlarındandır. Bunlara ilave olarak gerçek bir aracında kitli diferansiyel bulunur, bu sayede arka taraf koptuğunda tekerlek hızı dengelenerek aracın rahat kontrol edilebilmesi sağlanır. Eksi kamber ayarı ile tekerlekleri hafif içeriye baktırıp, viraj çıkışlarında yeterli gücü hissedebilmek için motorda tork artırıcı düzenlemeleri yapmak önemlidir.

carrera.jpg yarışlarındaki devasa seyirci kitlesini görüp, “napıyor bu adamlar?” diye düşünenleriniz olabilir fakat aslında yarışlarının da bir altyapısı gelişmiş bir puan hesaplama sistemi vardır. Öncelikle yarışında çizgiyi 1. geçmenin puana herhangi bir katkısı yok. Puanlama lara bağlanan box isimli bir aygıt tarafından yapılıyor. box araca bağlanıyor anında otomobilin yolla yaptığı açıyı, hızı en önemlisi oluşan g kuvvetini hesaplıyor, ardından tüm bunların ortalamasını alarak ortaya bir skor çıkartıyor. İşte meşhur japon D1 Street Legal serisinde puanlamayı yapan alet budur. Bu sayede sürücünün yaptığı analiz ediliyor en yüksek puanı alan kişi yarışın galibi oluyor. Ama her zaman birinci olanlar araca en fazla yaptıranlar değil, en yüksek hızda powerslide’a en yakın ölçüde yapabilenlerdir. Yazının devamında powerslide diğer kavramları da açıklamaya çalışacağım.

Yapma Teknikleri

El Freni İle Yanlama (Handbrake )
Bu genel olarak en bodoslama tekniktir. Viraja giriş esnasında debriyaja sonuna kadar basılır aracın burnunu viraj içine doğru yönlendirirken el freni çekilir arkanın kopmasıyla beraber hemen bırakılıp gaza yüklenilir. Tabi yanlamanın en kuralı olan; arkadan kopan aracı kontra ile yani direksiyonu tam ters yönde kırarak toplamak gerekir. Aksi takdirde çok şık bir spin atacağınızı söyleyebilirim. (:

Ağırlık Transferi İle Yanlama (Weight Transfer Sliding)
Viraja gelirken vites küçültülür aracın burnu viraj içine doğru çevrilirken debiyaj hızlıca bırakılır, hemen ardından tekrar gaza yüklenilerek arkası kopan la hem hızlı hem de etkili bir yanlama gerçekleştirilir. Bu metodun asıl inceliği debriyajdan aniden ayağın çekilmesiyle aracın yavaşlaması sanki fren etkisi yapmışcasına ağırlık merkezinin ön tarafa kayıp arka tekerlekler üzerindeki yükün azalmasıdır. Bu sayede arka taraf vites küçültmeden dolayı sağlanan motor atikliğine yenik düşer kusursuzca yanlanır.

Güç İle Yanlama (Power Over)
Aracın önü viraj dışından içe doğru yönlenirken dip gaz verilir viraj süpürme dediğimiz hareketle viraj dış çizgiyi takiben yanlayarak dönülür. Bunu yapabilmek için güçlü tork’a sahip araç kullanmak gerekir. 150Hp’yi sınır değer olarak düşünürsek 200Hp üstü motorlar bu tarz yanlama için uygundur. Tahmin edeceğiniz üzere trafikte güçlü motora sahip araç kullanan zengin arkadaşlar tarafından kullanılan en yaygın yanlama şekli de budur.

şıt Ağırlık Transferi İle Yanlama (Opposite Weight Transfer Sliding)
Viraja nizami apeksinden girilirken direksiyon viraj dışına doğru kırılıp aniden içe çevrilirse ağırlık merkezinin ani yer değişimi sebebiyle aracın arka kısmı kaymaya başlar araç gaz verilerek kontra ile toplanır. Göze en hoş gelen en teknik yanlama şekli bence budur.

Debriyaj İle Yanlama (Clutch Kick)
Aracın güçten düştüğü durumlarda gerekli gücü alabilmek için deviri yükseltip debriyajı bir anda bırakma suretiyle patinaj sağlayıp arkayı kaydırmak için kullanılır. Güç ile yanlamaya çok benzer bir yöntemdir.

Fren İle Yanlama (Brake Sliding)
Viraja girerken önce araç viraj içine doğru yönlendirilip arkadan kayana kadar sert fren . Aracın arkası kaymaya başladıktan sonra gaz verilerek kontra ile toplanır. Burada dikakt edilmesi gereken, aracın hızının çok iyi ayarlanması frenleme esnasında önden kaymaya mahal vermeden gaza yüklenmektir.

Hız İle Yanlama (Powersliding)
Bu yöntem geniş virajlarda yüksek hızlardayken direksiyonu yavaşça kırarak önden kayma olmadan hız artırılmaya devam edilir. Bu esnada merkezkaç kuvvetinin etkisiyle siz bir yandan direksiyonun açısını arttırırken bir yandan da gaz vermeye devam ettiğinizden çok yüksek hızla tamamen yanlayarak virajı alırsınız. Eğer başlangıçta direksiyonu fazla kırarsanız araç önden kaymaya başlayacaktır daha başlayamadan gaz kesip toplamak zorunda kalırsınız.

apex.pngSon olarak driftle zaman kaybetmeden bir virajı en hızlı dönmek için apex’in hangi çizgisinin kullanılması gerektiğine bakalım.

Cyan Çizgi: Apex’e geç girmek, dolayısıyla viraj girişinde kaymalarla beraber virajdan düz bir çizgi halinde hızlanarak çıkmaktır. Viraj orta hızlı dönülmüş olur.

Mavi Çizgi: Apex’e erken girmek, dolayısıyla viraj çıkışında kaymalarla beraber virajdan yavaş çıkmaktır. Yani viraj yavaş dönülmüş olur.

Yeşil Çizgi: Apex’e optimum şekilde girip, yine optimum şekilde çıkmaktır. İşte 90 derecelik bir viraj en hızlı bu şekilde dönülebilir.

905 bin kişinin girdiği ’de 263 öğrenci bütün soruları doğru yanıtladı. İlköğretim başarı puanının katılmasıyla 97 birinci çıktı. Ham puan barajını aşamayan 31 bin 221 öğrencinin puanı hesaplanmadı

BİR İLÇENİN TAMAMI KOPYA ÇEKMİŞ

ÖZEL OKULLARDA İLK TERCİH ROBERT Lİİ

ONLARIN BİRİNCİLİKLERİ ÇOK FARKLI

ANKARA - Milli Eğitim Bakan Hüseyin Çelik, Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme Sınavı’nda () 263 öğrencinin sınavda yöneltilen 100 sorunun tamamını doğru yanıtladığını, ancak ilköğretim başarı puanı katılarak yapılan hesaplamaya göre 97 öğrencinin 500 tam puan aldığını söyledi.

100′lük sistemin etkisi

’nin bu yıl son kez gerçekleştirildiğini belirten Çelik, 8 Haziran tarihindeki sınava 905 bin 930 adayın katıldığını yapılan değerlendirme sonucunda 263 adayın 100 sorunun tamamını doğru yanıtladığının belirlendiğini bildirdi. Bu sonucun, İlköğretim Başarı Puanı katıldığında değiştiğini belirten Çelik, “Bildiğiniz gibi 5’lik not sisteminden 100’lük sisteme geçtik. Böylece milimetrik bir hesaplama yapma şansı ortaya çıktı çünkü 5’lik sistemde bazı haksızlıklara yol açılabiliyordu. 100’lük not sistemi üzerinden yapılan hesaplamaya göre ilköğretim başarı puanlarını ilave ettiğimiz zaman çapında 500 tam puan alan öğrenci sayısı 97 olmuştur” dedi.

En çok birinci İstanbul’dan

’de 97 öğrenci birinci olurken, 41 il birinci çıkardı. Buna göre, en çok birinci 18 öğrenciyle İstanbul’dan çıktı. İstanbul’u 10 öğrenciyle Ankara, 6 öğrenciyle İzmir izledi. 500 tam puan alarak birinci olan adayların illere göre dağılımı ise şöyle: Adana-4, Adıyaman-1, Afyonkarahisar-1, Ankara-10, Aydın-1, Bilecik-1, Bingöl-1, Bursa-3, Çanakkale-2, Çorum-1, Diyarbakır-1, Düzce-2, Edirne-1, Eskişehir-1, Gaziantep-3, Hatay-1, Isparta-1, İstanbul-18, İzmir-6, Kahramanmaraş-1, Kars-1, -1, Kayseri-1, Kırıkkale-1, Kırklareli-1, Kırşehir-2, Kocaeli-7, Konya-4, Kütahya-1, Malatya-2, Mersin-2, Muğla-3, Muş-1, Osmaniye-1, Sakarya-1, Samsun-2, -1, Tekirdağ-2, -1, -1, Zonguldak-1. Birinci olan 97 öğrencinden 52’sinin özel ilköğretim okullarından mezun oldukları belirlendi.

En lı iller

TM puan türünde başarı sıralamasına göre birincisi olan il geçen yıl da il birinci olan Burdur oldu. Bu puan türünde başarı sıralamasını göre ikinci il Eskişehir, üçüncü il Edirne, dördüncü il Nevşehir, beşinci il Isparta, altıncı il Kırşehir, yedinci il Çanakkale, sekizinci Ankara, dokuzuncu il Yalova onuncu il de Kırklareli oldu. MF puanına göre illerin başarı sıralamasında ise Burdur yine birinci il oldu. Burdur’u sırasıyla Eskişehir, Edirne, Isparta, Kırşehir, Nevşehir, Çanakkale, Ankara, Kırklareli Yalova izledi. Öte yandan, birinci çıkaran İstanbul MF TM puan türlerindeki il başarı sıralamasına göre 52. sırada, İzmir de her iki puan türünde 24. sırada yer aldı.

11 öğrenci doğru yanıt veremedi

Çelik’in verdiği bilgilere göre, sınava giren 905 bin 930 öğrenciden 31 bin 221’inin ham puan barajını aşamadıkları için puanları hesaplanamadı. çe- (TM) puan türüne göre 59 bin 822 aday, 160 puan barajını geçemezken 814 bin 887 aday tercih yapmaya hak kazandı. -Fen (MF) puan türüne göre ise 33 bin 287 aday, 160 puan barajını geçemedi. Bu puan türünde 841 bin 422 aday tercih yapmaya hak kazandı. Sınav sonuçlarına göre 212 adayın bazı testleri kopya taraması sonucu iptal edildi. Sınava giren 11 aday ise soruların hiçbirine doğru cevap veremedi.

Sıfır çeken demekler yanlış

Sınavda 31 bin 221 öğrencinin puanlarının 0.5’in altında kaldığı için hesaplanmaya değer bulunmadığını ifade eden Çelik, “Bunun, sizin dilinizdeki adı ’sıfır çeken öğrenciler’. Ben geçen yıllarda da buna açıklık getirmeye çalıştım. Bunların dağılımına baktığımızda 3 bin 348 öğrenci 26 doğru yapmıştır ancak yanlışlar doğruları götürdüğü zaman gerçek puanı 0.5’in altında kalmıştır” dedi.”Yanlışlar doğruları götürdüğü için bu öğrencilerin puanlarının hesaplanmaya değer bulunmadığını” kaydeden Çelik, “(Bu öğrenciler sıfır çekti) değerlendirmesi doğru bir değerlendirme olmayacaktır” diye konuştu.

En sız iller

MF TM puan türlerine sınavda en sız il Hakkari oldu. MF puan türüne göre Hakkari’yi Şırnak, Ardahan, Ağrı, , Kars, Iğdır, Bingöl, Mardin Bitlis etti. TM puan türünde de en sız olan Hakkari’yi Şırnak, Ağrı, Ardahan, , Kars, Iğdır, Bingöl, Mardin Muş izledi.

‘Sorulması gerektiği gibi sorduk’

Çelik, sınavdan sonra ’soruların kolay olduğu, çok birinci çıkacağı’ yönünde yorumlar yapıldığını belirterek, şöyle konuştu: “Biz istesek 1 tane birinci çıkarabilirdik. Üniversite sınavlarında sorulur gibi soru sorardık ama doğru olan bu değil. Öğrenciyi kendi kitabına, okuluna, müfredatına yönlendirmek bizim görevimizdir. İlköğretim öğrencisine, ilköğretim öğrencisine sorulması gerektiği gibi soru sormak esastır. nın sathına yayılmış olması, 41 vilayete yayılmış olması da özellikle eğitimimizin yapısı açısından sağlıklı bir durumdur. Şüphesiz ki daha lı iller var, daha sız olan iller var. İllerimizin sosyo-ekonomik sosyo-kültürel gelişimleri de maalesef buraya aynı şekilde yansıyor. Bu da beklenen bir şeydir, yıllardan beri de bu böyledir.”

Tercih süreci başladı

Bakan Çelik, sonuçların açıklanmasından sonraki süreci de açıkladı. Tercih sonuçları 25 Temmuz ’de, kesin kayıtlardan sonra boş kalan okul kontenjanları ise 5 Ağustos tarihinde açıklanacak. ’ye ikinci yerleştirme için başvuruları da 6-10 Ağustos tarihleri arasında yapılabilecek. İkinci yerleştirme sonuçları 5 Ağustos ’de, açıklanırken 23 Ağustos’ta ise ikinci yerleştirme sonucuna göre boş kalan kontenjanlar açıklanacak.Tercihte yükselme işlemi talepleri 24-25 Ağustos tarihleri arasında yapılacak. Sonuçlar ise 1 Eylül ’de açıklanacak.

‘Yüzdelik dilimlere dikkat edin’

Sınava ilişkin tüm detayların bakanlığın internet sitesinden öğrenilebileceğini kaydeden Çelik, tercih yapılırken adayların özellikle yüzdelik dilimlere dikkat etmelerini önerdi. Çelik, “Çocuklarımızın yüzdelik dilimlere dikkat etmeleri çok önemlidir. Aldıkları puanlardan ziyade, ’geçen yıl şu kadar puanla giriliyordu, bu sene şu kadar puanla giriliyor’ şeklindeki mukayeseden ziyade yüzdelik dilimi çok önemlidir, mukayesenin buna göre yapılması gerekiyor” dedi.

Birincilerin isimleri

Birinci olan öğrencilerin isimleri şöyle:Adıyaman Mustafa Baba İlköğretim Okulu Özgür Karabayır, İstanbul Özel Çamlıca Coşkun İlköğretim Okulu Enes Suyabatmaz, Bilecik 700. Yıl İlköğretim Okulu Bora Usanmaz, Konya Özel Konya Model İlköğretim Okulu Sema Nur Mutlu, Edirne Özel Edirne İlköğretim Okulu Sarp Kürüm, Gaziantep Özel Emine Nakıboğlu İlköğretim Okulu Yusuf İlker Yaman, Ankara Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Baran Tabur, İstanbul Kocaragıp Paşa İlköğretim Okulu Engin Kara, Muğla Adile İhsan Mermerci İlköğretim Okulu Erman Azdemir, İstanbul Özel Acarkent Doğa İlköğretim Okulu Berk Özbakır, Kırşehir 23 Nisan İlköğretim Okulu İsmail Yazıcı, Samsun Özel Ezgililer İlköğretim Okulu Kerim Bahadır Şeker, Kırklareli Özel Büyük Şimşek İlköğretim Okulu Semih Berk Öncel, Ankara Salih Alptekin İlköğretim Okulu Gizem Taş, Düzce Özel Düzce Kültür İlköğretim Okulu Melike Dertli, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Furkan Özcan, İstanbul Halil Atamavcı İlköğretim Okulu Ali Barış Kaba, Mersin Anamur İlköğretim Okulu Hasan Berkay Çelik, İstanbul Rasathane İlköğretim Okulu Can Ayvaz, Konya İhsan Özkaşıkcı İlköğretim Okulu Fatma Didem Kesler, Malatya Özel Turgut Özal İlköğretim Okulu Nezaket Ezgi Güven, Çanakkale 75. Yıl Cumhuriyet İlköğretim Okulu Erdem Zuhal, İstanbul Özel Yeşilköy 2001 İlköğretim Okulu Mehmet , Muş Yavuz Selim İlköğretim Okulu Esmanur Fil, İstanbul 700. Yıl Osmangazi İlköğretim Okulu Ebru Özdemir, Özel Sultan Murat İlköğretim Okulu Çağatay Akkoyun, Kırıkkale Namık Kemal İlköğretim Okulu Çağrı Demirel, Ankara TED Ankara Koleji Vakfı Özel İlköğretim Okulu Erknaz Ecehan Erk, Samsun Özel Delta İlköğretim Okulu Burak Ceyhun Karaca, Ali Fuat Darende İlköğretim Okulu Elifnur Erdem, İstanbul Özel Oğuzkaan İlköğretim Okulu Andaç Demir, İstanbul Esentepe İlköğretim Okulu Sinem Gündoğdu, Kırşehir Merkez İlköğretim Okulu Mukaddes Damla, Adana Özel Adana İlköğretim Okulu Bekir Batuhan Çelebi, Kayseri Özel Yılmaz Akansu İlköğretim Okulu Gökçe Canhilal, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Asel Öztürk, Gaziantep Özel Mutafoğlu İlköğretim Okulu Muhammed Yusuf Durmuş, Eskişehir MAT-FKB Özel Gelişim İlköğretim Okulu Gözde Berkil, İstanbul Milli Eğitim Vakfı Özel Basınköy İlköğretim Okulu Zeynep Rana Demir, Ankara Hamdullah Suphi İlköğretim Okulu Gülce Küreli, Kocaeli Değirmendere Uğur Mumcu İlköğretim Okulu Kutay Onaylı, İstanbul Özel Bahçelievler İhlas İlköğretim Okulu Mustafa Düremez, Afyonkarahisar Özel Zafer İlköğretim Okulu Metehan Çekiç, Ankara Özel Beypazarı İlköğretim Okulu Emine Büşra Çevik, Kars Özel Çelik Başarı İlköğretim Okulu Mert Can Aslanoğlu, Sakarya Özel Ufuk Işık İlköğretim Okulu Şule İdacı, Muğla Emirbeyazıt İlköğretim Okulu Mehlika Beste Yücedağ, Aydın Özel Muzaffer Ancın İlköğretim Okulu Erhan Çağırıcı, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Setenay Gel, Zonguldak İstiklal İlköğretim Okulu Betül Seda Güzelhan, Tekirdağ Özel Gürsoylar İlköğretim Okulu İbrahim Engin Hakvar, Kocaeli İlköğretim Okulu Yasemin Gümüş, İzmir Namık Kemal İlköğretim Okulu Fatma Nur Murat, Ankara Özel Yüksel Sarıkaya İlköğretim Okulu Ezgi Gökçe, İzmir Zübeyde Hanım İlköğretim Okulu Halit Anıl Eray, İstanbul Özel Bilgi İlköğretim Okulu İpek Dursun, Kocaeli Özel Erkul İlköğretim Okulu Ali Emre Coşkun, Özel Serhat İlköğretim Okulu Özge Büşra Arar, İstanbul Özel Başakşehir Burç İlköğretim Okulu Leyla Elmas, Düzce Özel Yunusbey İlköğretim Okulu Osman Aydın, Bursa Karaoğlan İlköğretim Okulu Pınar Aydın, Kütahya Özel Başaran İlköğretim Okulu Burhan Işık, Seyhan Özel Çukurova Birfen İlköğretim Okulu Irmak Kepenek, Bingöl Kazım Karabekir İlköğretim Okulu Hacer Dinler, Muğla Kenan Evren İlköğretim Okulu Onur Melih Gedik, Bursa Özel Emine Örnek İlköğretim Okulu Ayca Ceren Coşgunoğlu, Isparta İMKB İlköğretim Okulu Bayram Kurt, Çorum Fatih İlköğretim Okulu Enes Furkan Kurt, Adana Özel Bilimkent İlköğretim Okulu Ahmet Gülek, Diyarbakır Mustafa Kemal İlköğretim Okulu Hüseyin Çubuk, Ankara Hürriyet İlköğretim Okulu Zarife Nurbanu Mendi, Malatya TED Malatya Koleji Özel İlköğretim Okulu Hamit Doruk Aktan, Hatay Fatih Aliye Müderris İlköğretim Okulu Ozan Pastacıgil, Tekirdağ Talat Paşa İlköğretim Okulu Çağatay Geçko, İstanbul Özel Irmak İlköğretim Okulu Alpertunga Ertin, Ankara Hüseyin Hüsnü Tekışık İlköğretim Okulu Tunahan Aytaş, Konya Özel Meram Abdullah Aymaz İlköğretim Okulu Hayrunnisa Pektaş, İzmir Yalı İlköğretim Okulu Güliz Kıçlı, Kahramanmaraş Özel Rabia Arıkan İlköğretim Okulu Mustafa Kesim, Adana İsmet İnönü İlköğretim Okulu Oğuzhan Özer, İstanbul Gazi İlköğretim Okulu Mehmet Asım Gümüş, Bursa Özel Emine Örnek İlköğretim Okulu Çelik, Kocaeli Özel Yuvacık Atayurt İlköğretim Okulu Özlem Zürap, İzmir şıyaka İlköğretim Okulu Aysu Eryaşar, Osmaniye Özel Yeni Serhat İlköğretim Okulu Mervenur Baraklı, İstanbul Özel İstanbul Çevre İlköğretim Okulu Nevbahar Ece Bulaner, Konya H. Ahmet Yesevi İlköğretim Okulu Fatih İkbal Karaefe, Mersin Çankaya İlköğretim Okulu Ezgi Uğuz, İzmir Özel Yamanlar Özyurt İlköğretim Okulu Cihat Ögütçü, İzmir Özel Bergama Bakırçay İlköğretim Okulu Emre Kara, Gaziantep Özel Seçkin İlköğretim Okulu Mizgin ın, Ankara Bedriye Halil Naciye Mıhcıoğlu İlköğretim Okulu Giray Efe, İstanbul Özel Avcılar Fatih İlköğretim Okulu Efe Yasin Akman, Ankara Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu Zehra Uçar, Çanakkale Terzialan İlköğretim Okulu Murat Sağın, İstanbul Özel Merter Fatih İlköğretim Okulu Recep Çelebi, Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Cihat Erbay. (aa)

Unutulmaz Bir Hikâyesi
Latif, bir çoban… Saf huylu, düşünceli, temiz kalpli bir çoban… Bir gün, koyunlarını otlatırken nehre su almaya inen güzeller güzeli Latife’yi gördü. ona âşık oldu. ıyla her gece yanıp tutuştu. Latife, o kadar bir kızdı ki köyün tüm genç delikanlıları ona âşıktı. Fakat Latife’nin babasının korkusundan Latife’yle değil görüşmek, göz göze bile gelemiyorlardı. Ama bizim saf huylu çobanımız Latife’ye öyle bir âşık olmuştu ki, ı için dağları bile delip geçerdi. Öylesine seviyordu Latife’yi. Latife, Latif adlı çobanın kendisine âşık olduğunu daha sonra öğrendi. o da bir gün Latifle göz göze geldi. Artık o da Latif’e vurulmuştu.
Latife’nin babası, adamlarına ına âşık olan çoban Latif’i bulmalarını emretti. Maho Ağa (Latife’nin babası) ının bir çobana âşık olmasına çok sinirlenmişti. Onun ının ancak bir saraya gelin olabileceğinin düşüncesindeydi. Ama o sadece kendi düşüncesi… Latife babasından çok farklı düşünüyordu. O, gönlünün sevdiği kişiyle evlenmeyi istiyordu. Neyseki bizim çoban Latif, Maho . Ağa’nın adamlarına yakalanmamıştı. Çoban Latifle, güzeller güzeli Latife gizlice buluşuyorlardı. Maho Ağa bu durumdan oldukça rahatsızdı. Adamlarına:
—Eğer o çobanı bulamazsanız bir daha gözüme gözükmeyin! Diye sert bir tonuyla çıkıştı. Adamları hemen Maho Ağa’nın yanından dağıldılar. Dağılışlarında uğultu ön plandaydı. yakalayacaklarını düşünüyorlardı, daha önce tüm çabalarına rağmen Çoban . Latif’i yakalayamamışlardı. Maho Ağa bu uğultunun arkasından adamlarına:
—Dediklerimi duydunuz, eğer yakalayamazsanız bu köyden gidin! Diye seslendi.
Latif ile Latife, güneşin etrafı tepeden gözlemlediği, yapraklarının sürçüşmesiyle oluşan uğultunun kulağa hoş bir verdiği, bir yaşlı çınar ağacının altında el ele tutuşmuş bir vaziyette konuşuyorlardı. Maho Ağa’nın adamları onları birkaç kilometreden fark . etmişlerdi. Ellerinde silahlarıyla onlara doğru yaklaşıyorlardı. Latife babasının adamlarının kendilerine doğru yaklaştıklarını fark etti hemen Latif’i uyardı. Onu:
—Latif’im! Hemen ayrılmalısın yanımdan. Babamın adamları geliyor! Ellerinde silahları var! Çabuk ol! Çabuk! Diye kaçması için uyardı.
Latif, önemsemedi pek… Ama Latife’nin yalvarışları şısında tehlikeyi süzmüştü. Latife’ye:
—Sen de gel Latifem! Sen de gel, dedi. Latife:
—Olmaz, gelemem… O zaman peşimizi bırakmazlar. Hiç değilse git, merak peşinden gelmemeleri için onları oyalarım, dedi. Latif:
—Ben yakalanmaktan korkmuyorum Latif’em. Ben senden ayrı düşeceğim için korkuyorum. Buluşalım, sonra buluşalım, dedi. Latife telaşla:
—Tamam, ama şimdi gitmelisin, çabuk gitmelisin, diye yalvardı.
Latif, . Latife’nin alnından öpüp ellerini okşadı, sonra da oradan ayrıldı. Bir süre sonra Maho Ağa’nın adamları oraya geldi. Latife’yi alıp götürdüler. Geç kaldıkları için Latif’in peşinden gitmekten de vazgeçtiler…
Konaktayız…
Maho Ağa’nın adamları, konağa gelmişlerdi. Telaşla Maho Ağa’nın ayağına gittiler. Maho Ağa hınçla:
—Ne oldu buldunuz mu çobanı? Diye sordu adamlarına.
Adamlarından biri öne atılarak:
—Daha önemlisi ınızı bulduk ağam, dedi.
Maho Ağa:
ım zaten eninde sonunda buraya gelecekti. Ben size bir daha ımın o çobana gitmemesi için çobanı bulun demedim mi?
Adamları birbirlerine bakışarak, ıştılar. Maho Ağa gür bir sesle:
—Susun! Derhal pılınızı pırtınızı toplayın köyden defolun gidin! Diye söylendi adamlarına…
Adamlarından biri atılarak:
—Bize bir şans daha verin ağam son bir şans daha, diye yalvardı.
Bu söz adamları arasında birkaç defa tekrarlanarak bir uğultu haline geldi. Maho Ağa son bir şans daha mıştı adamlarına… Adamları yarından tezi yok yola düşme ı almışlardı kendi aralarında…

Çoban Latif üzgün düşünceli adımlarla koyunlarını otlatıyordu. Bir kavak ağacının altına uzandı. Derin derin düşüncelere daldı. Latife’yi düşünüyordu. Onun gündüzleri güneşin ışıkları altında bir deniz gibi dalgalanan masmavi gözlerini düşünüyordu. Onun bir su gibi kaygan ışık vurunca parlayan yüzünü düşünüyordu. Düşünceler arasında dönüp duruyordu ki duyduğu bir . onu hayallerinden alı koydu. Uyandığında, koyunlarıyla oynaşan elinde, uzun, bir sopa olan, uzun kirli, yırtık pırtık pardösülü, başında parçalanmış bir takke olan yamalı pantolonlu bir adam gördü. Galiba o adam köyün delisiydi. Latif ayağa kalktı deliye seslendi. Deli, Latif’in yanına koşarak yaklaştı ona:
—Nabber nassın? . Nassı gidiyo? Diye sordu. Latif, şın bakışlarla Deli’ye:
—İyiyim, iyiyim de senin adın ne? Diye sordu. Deli gülerek ellerini çırparak cevap verdi:
—Mennan! Mebus Mennan! Mebus! Mebus olacam Mebus! Ben Mebus’um Mebus! Diye söylendi Latif’e…
Latif güldü. Mennan’a:
—İyi o zaman. Benimle dost olur musun? Diye sorduğunda . Mennan gülerek ellerini çırparak:
—Tamam ol! Ama sadece ol! Başka bir şey olma! Mebus olma haa… Ben olcam mebus ben! Ben! Ben! Diye söylendi…
Latif, elini Mennan’ın omzuna atarak beraber koyunların yanına doğru yürüdüler uzun uzun konuştular…
Sabah olmuştu. Maho Ağa’nın adamları sabah erkenden kalkmış çoban Latif’in kaldığı kulübeyi aramaya koyulmuşlardı. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda çoban Latif’in kulübesini bulmuşlardı. Aniden kapıyı kırarak kulübeyi bastılar. Ama kulübede kimse yoktu. Çünkü çoban Latif, dün tanıştığı Mennan’ın kulübesinde kalmıştı.
Mennan’ın Kulübesindeyiz…
Mennan sabah yemeği için tavşan yakalamıştı onu kızartıyordu. Tavşanın kızarmış etinin kokusu, kulübede uyuyan Latif’in burnunda tütüyordu. Latif bu kokuyla uyandı gözlerini ovuşturdu, etrafa şöyle bir bakındı. Yatağından kalkarak Mennan’ın yanına geldi ona:
—Ne bir , dedi.
Mennan gülerek ellerini çırparak:
, … (Suratını asarak) olan değil, olan tavşan. ben tavşanın canına kıydım. (Kendine kızarak) Ama eğer ben kıymasam aç kalacaz, aç kalacaz. (Sesini alçaltarak) Ama ben kıymasam belki tavşan çok mutlu olacaktı, çok mutlu olacaktı! Diye söylendi kendi kendine…
Latif, Mennan’ı anlıyordu az da olsa. ona şöyle dedi:
—Sen onu öldürmesen o kendine kendisini öldürecek birini arayacak, Mennan. Sen eğer onu öldürmeseydin o başka birine vurulacak. Eğer sen onu öldürmeseydin aç kalırdık ben de bu kokuyu bir daha hissedemezdim. mdaki en an, dedi biraz durdu, düşündü sonrasında:
—Tabi Latife’yi gördüğüm andan sonraki, diye söylendi kendi kendine.
Mennan, Latif’e dönerek:
—Latife ? Diye sordu.

Latif:
—Latife, benim. . Latife de ben… Ben oyum o da ben… Ben neysem o da o… O neyse ben de o… Ben onu çok seviyorum Mennan. Anlıyor musun?
Mennan yutkunarak:
—Anlıyorum, dedi boynunu yere doğru eğdi.
Aradan günler geçti. Latif ile Latife zaman bulduklarında buluşuyorlardı. Latife, Mennan ile de tanışmıştı.
Maho Ağa’nın sabrı taşmıştı artık. ını, o çobandan kurtarmanın tek yolunun şehre taşınmanın olduğunu düşünmüştü. Zaten işi de vardı şehirde. Hemen toplandılar yola koyulmak için gün saydılar.
Latife, babasının bu ını Latif’le paylaştı. Latif isyan etmişti. Küplere binmişti.
Latife:
—Artık kader bize sırtını çevirdi Latif’im. Artık babamın . bu ı değişmez. Kaçır beni desem, köyün dışına bile çıkamayız. Her yer babamın emrinde. En iyisi şehre taşınalım biz, sonra sen beni şehirden alırsın, kaçarız…
Latif:
—Sen git, ben daha sonra düşünürüm. Ama şunu sakın unutma, eninde sonunda kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz. Ben seni çok seviyom, hem de çok! . Diye haykırır… Bu dağlardan dağlara yankılanır ta Maho Ağa’nın kulağına kadar gider. Maho Ağa gür bir sesle:
—Latife! Diye haykırır.
Yoldayız…
Maho Ağa özel bir arabayla köyün çıkışına varmıştı. Arabayı durdurdu çıkış görevlisinden birine:
—Bu civarlarda Çoban Latif diye biri var. Onun bu köyün dışına çıkmasına izin vermeyin. Sakın! Diyerek uyardı.
Görevli:
—Tamam, efendim, dedi.
Arabayla oradan ayrıldılar.

Çoban Latif derin düşünceler içinde Latife’yi köyün çıkışına yakın olan bir tepeden uğurladı. Yanında Mennan da vardı. Mennan, Latif’e:
—Düşünme, bir yolunu bulucaz, buluşacaksınız, birbirinizden alacaksınız…

Aradan aylar geçti. Latif aylarca Latife’den bir alamadığına yanıyordu. Yoksa Latife onu unutmuşmuydu. Zengin çocuğu onun aklını çelmişmiydi diye düşünüyordu. Eli kolu bağlıydı. Köy dışına da çıkamıyordu.
Mennan, Latif’in yanına geldi Latif’e:
üzülüyon? Diye sordu.
Latif:
sordun? Dedi.
Mennan:
—Yüzün üzgün, gözlerin ağlıyor.
Latif:
—Latifem’den uzak, yapayalnız, çaresiz olmaktan üzülüyorum. Ona üzülüyorum. Bir bile alamıyorum.
Mennan gülerek ellerini çırparak:
—Artık alacaksın. Aylardır proşe yapılıyodu… Araya Latif girdi:
—Ne projesi? Diye sorduğunda Mennan sözüne devam etti aynı tavırlarıyla:
proşesi…

Latif sevinç içinde:
—Ne yani bizim köye de mi döşeniyor? Diye sordu.
Mennan:
—Evvet, öyle diyolardılar, dedi…
Latif hemen köye indi. Sevinçle, Latife’ye çekeceği ı düşünerek, ın çekildiği yerin yakınına geldi. Sıra çok uzundu. Mennan Latif şın gözlerle o kalabalığa bakıyordu. Sıra hiç bitmiyordu. Bir çeken bir daha çekiyordu. bu köye okuma yazmayı geliştirme teknolojiyle daha yakınlaşma amacıyla yapılmıştı. da olabilirdi fakat yazışmayla olduğundan hem okuma yazmada katkı sağlayacak hem de haberleşmede kolaylık sağlayacaktı. , Latife’nin gittiği şehir ile Latif’in olduğu köy arasında haberleşme yapılsın diye deneme amaçlı çekilmişti. Latif saatleri sayıyordu. Bir kere şansını denedi hemen kalabalığa atıldı hırslı köylülerin arasından bir ton azar işiterek ayrıldı. Bunun böyle olmayacağına kara verdi. Bekledi. Aradan aylar geçti. Bahar mevsimi gelmişti. Latif, ın tellerine şöyle bir baktı dikkatlice. Mennan da bir Latif’e bir de tellere bakıyordu. Latif bir anda ın tellerine ın konmasıyla baharın geldiğinin farkına varmıştı. içten bir sesle:
ın tellerine mı konar, herkes sevdiğine yârim, Latif’em böyle mi yanar, . diye mırıldandı.
Mennan hemen eline aldığı mürekkepli kalemle, çıkardığı kâğıdın üzerine Latif’in dediklerini yazdı.
Latif daha sonra kalabalığa baktı :
ın tellerini arşınlamalı, yar üstüne yar seveni de be gülüm şunlamalı, diye mırıldandı tekrar.
Mennan bu sözlerini de kaydetti.
Latif, Mennan’a:
—Hadi kalk, gidelim, dedi.
Mennan:
—Tamam, deyerek elindeki malzemeleri sakladı.
direklerine kuş bakışı bakan bir tepeden Latif tekrar mırıldandı:
ın direkleri semaya bakar, senin o ahu gözlerin çok canlar yakar. Benim ki gibi… Latif’em, Latif’em, diye…
Mennan bu sözlerini de kaydeder. Latif, Mennan’a:
—Ne yazıyorsun? Diye sorduğunda Mennan:
—Hiç, hiçbir şey… . Kaçmak için planlar yapıyom.
Latif:
—Ne planı?
Mennan:
—Ne planı olacak, senin Latife’ne kavuşma planını…
Latif güldü solgun bakışlarla, hevessiz tavırlarla:
, her yer Maho Ağa’nın adamlarıyla sarılı, dedi.
Mennan:
—Ne olacak, biz de dağlardan kaçarız.
Latif:
yani?
Mennan:
—Yanımıza alcaz bir şeyler sonra da dağların arkasından şehre . inecez. Hem daha kestirme.
Latif sevinçle umutla:
—Tamam, o zaman ben hemen hazırlıklara başlayayım, diyerek hazırlıklara başladı.

Mennan:
—Tamam, dedi.
Hazırlıklarını tamamlamışlardı. Her şey hazırdı. Hemen yola koyuldular. Yolda eğlenceli anlar yaşadılar. Ama gittiklerinin farkında olan Maho Ağa’nın köydeki diğer adamları hemen ellerindeki silahlarla deli Mennan ile çoban Latif’in peşine düştüler. Latif ile Mennan her şeyden habersiz dağları aşıp şehre inmeyi planlıyordu. Yollarına devam ederken silah sesi duyuldu. Arkalarına bakındılar Maho Ağa’nın adamlarının kendilerine doğru koştuklarını gördüler. Hemen kaçmaya başladılar. Maho Ağa’nın adamlarından birinin ayağı iki taş arasına takıldı. Adamın ayağı bileğinden kırılmıştı. Acılar içerisinde kıvranıyordu. Arkadaşı onu bıraktı ikisinin peşinden koşmaya devam etti. Ayağı kırılan adam ise daha fazla acıya dayanamadı kendisini silahıyla öldürdü. Mennan dağın ormanlık alanının kestirme olduğunu düşünerek Latif’le birlikte karanlık ormana daldılar. Maho Ağa’nın adamı ormanın yakınına geldi izlerini kaybettiğini anlayınca geri döndü. Karanlık iyice bastırmıştı Maho Ağa’nın adamı dağın çlarında bir ayı tarafından parçalanarak öldürüldü. Latif Mennan ise ormanın derinliklerinde içinde yollarını bulmaya çalışıyorlardı. Bir anda karanlık orman içinden bembeyaz bir ışık göründü. Hemen o ışığa doğru koştular. Sonunda şehre varmışlardı. Latif sevinçle dağın yamacından aşağı inerken şısına ayı çıktı. Latif hemen durakladı . heyecanlandı, korkmuştu. Daha önce ayıyla şılaşmıştı ama bu ayı sanki Latif’in, Latife’yle buluşacağını biliyordu sanki bir şeytanmış gibi ikisinin bir araya gelmemesi için pençelerini savuruyordu Latif’in üzerine. Latif ölümle iç içeydi. Mennan arkasından bağırarak:
—Yat, yat aşağı yat! Öl! Ölme numarası yap! Yap, diye seslendi. Kendi de ölme numarasını yaptı. Latif de arkasından kendini bıraktı yere. Ayı ikisinin üzerini kokladıktan sonra oradan uzaklaştı. Mennan etrafına tek gözünü açıp bakındı Latif’e:
—Uyan! Uyan! Gitti, diyerek ayağı kalktı. Latif de sanki yeni uykudan uyanırmış gibi kalkarak yoluna sarhoş adımlarla devam etti. Mennan da Latif’in koltuk altına girerek beraber indiler dağın . yamacından…

Latif, şehre inmişti. Sorup soruşturup, bilip biliştirip sonunda Latife’nin babasının yaşadığı evi bulmuştu. Hemen evin önüne geldi müstakil evin ına ufak bir taş attı. Latife, perdeyi açtı, sonra taşı atanın Latif olduğunu görünce pencereyi de açtı.
Latife:
—Latif’im. Sen misin?
Latif:
—Evet, bir tanem senin için dağları yarıp gelmesem de dağları aşıp geldim…
Latife:
—Olsun yine geldin ya… Biliyordum…
Latif:
—Sana ne dedim kader şahidimiz olsun ki birleşeceğiz.

Mennan tam zamanı düşüncesiyle Latif’in efkârlıyken söylediği sözleri kaydettiği kâğıdı Latif’e verdi. Latif kâğıda şöyle bir baktı Mennan’a:
bu? Diye sordu.
Mennan gülerek:
—Oku, dedi.
Latif okumaya başladı kâğıttaki yazıları bir üslupla tonuyla:
ın tellerine mı konar
Herkes sevdiğine yârim böyle mi yanar
ın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni şunlamalı
ın direkleri semaya bakar
Senin o mahrur gözlerin çok canlar yakar

Okudu. Elindeki kâğıdı . bıraktı kendi yaptı:
—Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…

Latife kendisi için yazılan bu mısraları çok beğendi. Babası hemen arkasından gözüktü Latif’e:
—Okuduğun mısraları dinledim evladım. Haklısın aslında. ımı böyle seven birini daha görmedim. Gerçekten sizin ınız Ferhat ile Şirin gibi… Tam bir … Ben bu ın şısına dikilirsem ömrüm ne çok olur ne de sonum hayırlı… En iyisi siz beni affedin de buradan sevinçle hayırlı bir iş sonunda köyümüze dönelim.
Latife, babasına dönerek:
—Hayırlı iş? Diye sordu.
Maho Ağa:
—Evet, sizi evlendireceğim. Ama beni affederseniz…
Latif sevinçle:
ın direkleri semaya şı
Gel güzelim barışalım düşmana şı
ın direkleri semaya şı
Gel güzelim barışalım düşmana şı
— Yanıma gel yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma…

Latif ile Latife köye dönmüşlerdi. Düğünlerini yapıp mutlu huzurlu bir hayat yaşadılar…
Latif ile Latife evlendiler de Mennan ne yaptı derseniz, Mennan kendine göre birini bulmuştu. O da Latif gibi âşık olmuştu. Onun ı da dillere destandı. Ama o Latif gibi hiç zorluklarla şılaşmamıştı. Eee olsa mebustu…

19 yüzyılın modern çağın en köklü bir öyküsü olmuştu bu

SONSUZA KADAR LATİF LATİFE’NİN AŞKI DÜNYADA HER BAHAR KUTLANIYORDU…

“TELGRAFIN TELLERİNE KUŞLAR MI KONAR” ADLI PARÇADAN ESİNLENEREK YAZILMIŞTIR. ALINTI DEĞİLDİR. HAYAL ÜRÜNÜDÜR…

OKUDUĞUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER…

Onlar Ege Akdeniz bölgelerinin, özellikle yaşlı turistlere hizmet eden jigoloları. Hemen , 22 ila 35 yaşlarındaki Doğu ya da Güneydoğu Anadolulu gençler.

 

Asıl işleri ya aşçılık ya hamallık ya da garsonluk olan bu gençlerle Hürriyet’ten Şermin Terzi konuştu..

Jigololuk yaptıklarını aileleri bile bilmiyor. Bu işten kazandıkları parayı da ailelerine göndermiyor, “Haydan gelen huya gider” diyerek kendilerine harcıyorlar. Ama bu işe başlık parası biriktirmek için girişenler de var. Hamal Y.D. (25) onlardan biri. “Hamallıktan omuzlarım yara olmuştu. Sevdiğim için 20 bin YTL başlık parası istediler. Hamallıkla bu birikmez. Bir arkadaşım internetten jigololuğu öğrenmiş. Şimdi ben de jigololuk yapıyorum. Hem gözüm gönlüm açıldı hem de üç beş biriktiriyorum.”

Ne güvenli seksten haberleri var ne de seks literatüründen. Prezervatife prezektif, Kama Sutra’ya kasatura, diyecek kadar cahiller. İzmir’de 20, Antalya’da 30 kişilik jigolo organizasyonunun başındaki N.S., çektirmek bir yana, ne kimliklerinin açıklanmasını ne de memleketlerinin bilinmesini istiyor. En korktukları şey polis tarafından yakalanıp de edilmek. Benim polis olduğum paranoyasına kapıldıkları için röportaj yaptığımız yerden kaçanlar bile oldu. Yine de konuşabildiklerime şu soruları sordum: Sistem işliyor? Müşteriler kimler? Jigolo olmak isteyenler kime, nereye başvuruyor? Birbirlerini buluyorlar? Tarifeleri ne? Jigololuktan başka işleri var mı? Aralarında evli ya da sevgilisi olan var mı? Günde kaç kadınla beraber olabiliyorlar? Yabancı müşterileriyle dil bilmedikleri halde anlaşıyorlar? İşte zorlukla öğrendiklerim.

Önce görüşmekten çekinip sonra ikna olanlar arasında, jigololuğa henüz iki ay önce adım atan Y.D beş yıldır jigololuk yapan S.O. var. Y.D’nin jigololuk “mazereti” başlık parası biriktirmek.

Memleketi Muş’tan İzmir’e jigololuk için gelmeden önce, inşaatlarda çalışıyor hamallık yapıyormuş. “Bacım sen bizim oraları bilmezsin” diyerek lafa başladı. “Bizim oralarda iş yok. İnşaatlarda iş bulacaksın, hamallık yapacaksın da üç kuruş biriktireceksin. Ama iş başlık parasına gelince kimse işsizlik dinlemiyor. 10 bin, 20 bin, 30 bin YTL başlık parası istiyorlar. Hamallık yapmaktan omzumda yaralar çıktı. İnşaatlarda çalışmaktan sıkıldım. Arkadaşlarım internette böyle bir iş yapıldığını, bir de üstüne verildiğini duymuş. Ben de duyunca bu işi yapayım dedim. İnternetten tanıştığım N.S ile buluştum. Yaptığım şey kötü bir şey değil ki! Sonuçta başlık parası biriktirmek için çalışıyorum. Hem gözüm gönlüm açılıyor, hem de üç beş biriktiyorum. Henüz yeni olduğum için bana çok fazla iş vermiyorlar ama ben bu işi uzun süreli yapmak istiyorum.”

S.O. ise 33 yaşında Diyarbakırlı. Onun da asıl işi tekstil işçiliği. Jigololuğu onaylamadığını anlatıp “Beş yıldır geldikçe, çağrıldıkça bu işi yapıyorum. Y.D. gibi biriktirmiyorum, bu paradan hayır gelmez” diyor.

“Beni bir kere çağıran müşteri, yine sürekli beni ister” diyerek böbürleniyor. Ama bir sitemi var: “Bizi kimse diye koluna takmıyor, bize kıro diyorlar. Ama bu işe gelince herkes bizi çağırıyor, anlamadım bu işi.”

Kendimi tutamayıp gülmeye başlayınca, “Bak siz de hak veriyorsunuz ki, gülüyorsunuz” diye bana çıkışıyor. Ben de onların sektöründe ne olup bittiğini bilmediğimi, sadece tespitine güldüğümü söyleyince, “Sektör mektör anlamam” diyerek anlatmaya devam ediyor: “Benim hem ihtiyaçlarım şılanıyor hem de kazanıyorum. Bazen insanın iştahını kapatan yaşlı çirkin kadınlar oluyor ama gözümü kapatıp işime bakıyorum.”

JİGOLOLARLA BULUŞMADA NELER YAŞANDI?

Jigololarla buluşmak üzere İzmir’e hareket etmeden önce onlarla telefonda defalarca konuştuk. Onları de etmeyeceğime, fotoğraflarını çekmeyeceğime, gizli çekim yapmayacağıma ikna olmak istiyorlardı. Röportaj için “evet” dediklerinde bile tedirginlerdi. Randevu gününü de, yerini de, saatini de onlar belirledi.

Buluşma yerimiz İzmir’in pek de tekin olmayan bir bölgesiydi. Tenha bir yerde, hiç mdağım beş jigolayla görüşmek pek akıl kárı sayılmayacağı için, bir gazeteci arkadaşımla gittim randevuya. Randevu yerine geldiğimi telefonla bildirdiğimde, hem jigololuk yapan hem de diğer jigoloları organize eden N.S. (29) etrafı tedirgin tedirgin kontrol ederek yanıma geldi.

Bizi aldı kendi seçtiği bir çay bahçesine götürdü. Diğer arkadaşlarının nerede olduğunu sorduğumda, birazdan yanımıza geleceklerini, yolda olduklarını söyledi. Fakat telefonu sürekli çalıyor, yanımdan uzaklaşarak konuşuyor, sıkıntılı bir yüz ifadesiyle geri geliyordu.

“Ters giden bir şeyler mi var?” diye sorduğumda, “Evet, diğer arkadaşlarım sizi yalnız bekliyordu, yanınızdaki erkeğin polis olduğunu düşünüyorlar. Bu yüzden de size söz verdikleri halde gelmeyeceklerini söylüyorlar” dedi.

Dağ başında, hiç madığım beş jigoloylagörüşmeye yalnız gelmemi bekleyemeyeceklerini söylediğimde, “Haklısınız ama huylandılar bir kere ikna olmuyorlar” dedi.

“Tamam o zaman arkadaşım gitsin, onlar gelsin” dedim ama ikna olmadılar. Dakikalarca polis olmadığımıza ikna etmek için dil döktükten, defalarca telefonla konuştuktan gazeteci arkadaşım da yanımızdan uzaklaştıktan sonra diğerleri de gelmeyi kabul etti.

Biri iri yarı 30’lu yaşlarında, diğerleri 20’li yaşlarda , kavruk gençlerdi. Ancak elimi sıkıp bana kerhen merhaba dedikten sadece 30 saniye sonra “Arabamızı kötü bir yere park ettik, gidip hemen geliriz” diyerek ortadan kayboldular. Diğerleri de “Bizim de bir açmamız lazım” diyerek hemen peşlerinden kalktı. Masada yine N.S. ile baş başa kaldık.

JİGOLO ORGANİZATÖRÜ N.S. ANLATIYOR

İşi bilmeyenlere porno izlettirip eğitim veriyoruz

N.S. 29 yaşında asıl işi aşçılık. Beş yıldır jigololuk işinde. Beş parasız bir arkadaşı birkaç yılda ciplerle gezip pahalı elbiseler giymeye başlayınca böyle bir işin varlığından haberdar olmuş. İşin “mahiyetini” öğrenince de “Benim ondan neyim eksik” diyerek bu işe başlamış. Şimdi hem jigololuk yapıyor, hem de jigolo organizasyonu.

, kısa boylu, giyimi sıradan, yakışıklı değil. Ama buna rağmen, “Bir bara gideriz, bizim gibi yakışıklı, bakımlı erkekleri görünce bakışlar üzerimize çevrilir” diye iddialı laflar edecek kadar kendine güveni tam. Kendisine jigolo değil, playboy diyor. Soru işaretli gözlerle ona bakarken açıklıyor: “Playboy, jigolonun kibarcası.”

“Yaptığınız işi ailenizden bilen var mı” diye sorduğumda, “Allah korusun! Anası yaşında kadınla yatıyor diye beni vururlar” diyor gülerek.

Müşterilerini internet, anlaşmalı barlar diğer müşterilerinin referanslarıyla buluyorlar. Anlaşmalı barlar onlara müşteri bulursa yüzde 10 komisyon alıyor. Müşterilerle güvenli olsun diye, kendi belirledikleri otellerde buluşuyorlar. N.S., bazı işkadınlarının fantezi olsun diye işyerine çağırdığını ama bunu güvenli bulmadıkları için gitmediklerini söylüyor. Müşterilerin fantezi isteklerini sorduğumda, Hintlilerin sanatı Kama Sutra’yı kast ederek, “Kasatura mıdır , onu bilip bilmediğimizi soruyorlar” cevabıyla beni dumura uğratıyor.

BU PARADAN HAYIR GELMEZ DİYE AİLELERİNE GÖNDERMİYORLAR

Söylediğine göre müşterilerden saatine 300 alıyorlar. Kimi zaman gecelik, kimi zaman da tatil partneri olarak hizmet veriyorlar! “Bu paranın kaynağı nereden” sorusuna muhatap olmamak için ailelerine çok az gönderiyorlar. Gönderdikleri genellikle asıl yaptıkları meslekten kazandıkları oluyor. Çünkü, jigololuktan gelen paranın, ne kendilerine ne de ailelerine hayrının dokunacağına inanıyorlar. “Bu parayla gelecek kurulmaz, o yüzden de kazandığımızı harcıyoruz, yaşıyoruz” diyor N.S.

N.S., İzmir’de 20, Antalya’da ise 30 kişilik jigolo kadrosunda devlet memurlarının da bulunduğunu, onların randevularını da vakitleri uysun diye hafta sonuna ayarladığını iddia ediyor. Jigoloların kazandıklarının yüzde 50’si N.S’nin cebine giriyor.

ALDATILAN KADINLAR İNTİKAM İÇİN JİGOLO TUTUYOR

Müşterileri arasında zenciler Uzakdoğulular olmadığını söylüyor N.S. En iyi müşterileri İzmir’de Hollandalılar Almanlar, Antalya’da ise Ruslar Almanlar. Hangi dilde anlaşıyorsunuz diye sorduğumda gülerek, “Tarzanca” cevabını veriyor. müşterileri arasında en fazla iş kadınlarının bulunduğunu, kocası tarafından aldatılan kadınların intikam için jigololarla beraber olduğunu anlatıyor. Ama madalyonun bir başka yüzünde de, eşleri tarafından aldatılan erkeklerin intikam için jigololuk yapması var.

YAZIN JİGOLOLUK YAPIYORKIŞIN KÖYLERİNE DÖNÜYORLAR

Jigololuk yapmak isteyenler genellikle internet siteleri üzerinden, ya da bu işi daha önce yapan dıklarının referansıyla onlara ulaşıyor. Kendisi de Doğulu olan N.S, özellikle Doğu Güneydoğu Anadolu’daki gençlerin yazın jigololuk için başvurduğunu, kışın da köylerine döndüklerini söylüyor.

İşi bilmeyen jigolo adaylarını eğitimden geçirdiklerini de anlatıyor N.S. nda toplasan iki görmüş adam gelip jigolo olacağım, diyor. Ona kalsa hurra ın üstüne çullanacak. Ama önce porno filmler izletip ’Bak müşteri en çok bunu ister’ diyoruz. Ben ıma bile bunları yapmadım deyip itiraz edenler çıkıyor. Yapmazsan güle güle, diyoruz.”

Jigolo olmak için kolunda ya da vücudunun herhangi bir yerinde faça bulunmaması şartı da var. Aksi halde müşteriler, “Bu adam psikopat beni de kesebilir” diye düşünüyormuş. Ayrıca, seks shoplarla anlaşmaları var. Satın aldıkları malzemelere vermiyor, şılığında internet sitelerinde reklam yapıyorlar.

PREZEKTİF KULLANIYORUZ!

“Prezervatif kullanıyorsunuz değil mi?” dediğimde “Tabii, prezektif kullanıyoruz” diyor. N.S her ne kadar “Prezektif kullanıyoruz” dese de, ne Y.D ne de S.O. kullanmadıklarını söyledi. Hatta S.O. “Neydi o dediğin? Ondan kullanmayı sevmiyorum, gerek yok” diyor. Kılığı kıyafeti temiz olanın da taşımadığını düşünüyor: “Bizim gittiğimiz tip kişiler taşımaz” diyecek kadar güvenli seksten bihaberler.

Sağlıklı bir yaşam için alınan kalori ile yakılan kalori arasında kurulacak denge büyük önem taşır.Hangi aktivitenin ne kadar kalori yaktırdığının bilmemiz bu dengeyi kurmada bize yardımcı olacaktır.
           Aşağıdaki tablo ortalama 65 kg ağırlığındaki bir kişinin aktivi-              telere göre dakikada yakacağı kalori miktarlarını göstermektedir.
 
Atletizm Aktiviteleri
Aerobic:Düşük Tempoda 6 Aerobic:Yüksek Tempoda 8
Aerobic, Step: Düşük Tempoda 8 Aerobic, Step: Yüksek Tempoda 11
Aerobic: Suda 5 Ilımlı pedal çevirme 8
Kuvvetli pedal çevirme Yüksek tempolu Jimnastik 9
Ilımlı jimnastik 5 Dairesel genel antrenman 9
Eliptik genel antrenman 10 Binicilik 6
Kürek(Antrenman aletinde)ılımlı 8 Kürek(Antrenman aletinde)kuvvetli 10
Kayak aleti 11 Adımlama makinesi 7
Hatha Yoga 5 Aerobic öğretmenliği 7
Antrenman Aktiviteleri
Okçuluk(avlanma dışında) 4 Badminton 5
Basketbol oynamak 9 Basketbol(tekerlekli sandalye ile) 7
Bilardo 3 Bisiklet: BMX veya dağ bisikleti 10
Bisiklet: 19-22 km/saat 9 Bisiklet: 22-26 km/saat 11
Bisiklet: 26-30 km/saat 14 Bisiklet:: 30 km/saatin üstü 19
Bowling 3 Box maçı 10
Eskrim 7 :Seri,bale,twist 7
: disco 6 : slow, wals 3
Fencing 7 Frisbee 3
: El arabası kullanarak 6 : Motorlu kullanarak 4
Jimnastik(genel) 5 Hentbol 14
Hockey: Çim&buz 9 At biniciliği 5
Buz pateni 8 judo, karate, kickbox 11
Yürüme yarışı 7 Rollerblade Paten 8
Dağcılık-iniş 8 Dağcılık-çıkış 13
Jumping 11 Koşu: 8 km/saat 9
Koşu: 8,5 km/saat 10 Koşu:9,5 km/saat 11
Koşu: 10,5 km/saat 13 Koşu: km/saat 14
Koşu: 14 km/saat 17 Koşu: 16 km/saat 19
Koşu: Maraton 9 Koşu: kross 10
Dalıcılık 8 Skateboard 6
Kayak:Kross 9 Kayak:İniş 7
8 Yüzme:Genel 7
Yüzme kuvvetli 11 Yüzme sırtüstü 9
Swimming: Kurbağalama 11 Yüzme:Kelebek 13
Yüzme: crawl 13 Yüzme:Ayaklar yere dik kuvvetli 11
Tai Chi 5 Tenis 8
Voleybol:Yarışma amaçlı olmayan 3 voleybol yarışma amaçlı 5
Plaj Voleybolu 9 Yürüyüş: 5,5 km/saat 5
Yürüyüş: 6,5 km/saat 5 Yürüyüş: 7,5 km/saat 6
Su voleybolu 3 Su kayağı 7
Bahçe Aktiviteleri
Odun taşıyıp yığmak 6 Odun kırmak 7
Kazmak,bellemek 6 Bahçe ile uğraşmak 5
Yabani otları yolmak 5 Çim biçmek 6
Ağaç dikmek 5 Çimenleri tırmıklamak 5
Günlük Yaşam Ev aktiviteleri
Çocuk Bakımı:Banyo,besleme vs 4 Çocuk oyunlarına katılmak 6
yapmak 3 Alışveriş 4
Temizlik: yıkama, silme vs 5 Mobilyaların yerini değiştirmek 7
Eşya taşımak 8 Paket açmak 4
Oturarak okumak 1 Ayakta durmak 1
Uyumak 1