A
· ablütofobi: yıkanmaktan korkma
· agirofobi: caddelerden ya da caddelerde karşıdan karşıya geçmekten korkma
· agorafobi: açık yer ya da kalabalık korkusu
· ailurofobi: kedilerden korkma
· akluofobi: karanlıktan korkma
· akrofobi: yüksek yerlerden korkma
· akustikofobi: belirli seslerden kokrma
· algofobi: acı çekmekten korkma
· amaksofobi: araba (ya da taşıt)korkusu
· amatofobi: toz korkusu
· amnezifobi:Hafızasını kaybetmekten korkma
· amofobi:Sivri cisim korkusu
· androfobi: adamlardan korkma
· anemofobi: fırtına korkusu
· antlofobi: sel korkusu
· antropofobi: insanlardan korkma
· apifobi: arılardan korkma
· arakibutirofobi: yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku
· araknofobi: örümceklerden korkma
· aritmofobi: sayılardan korkma
· asimetrifobi: simetrik olmayan şeylerden korkma
· astenofobi: güçsüz olmaktan korkma
· astrafobi: şimşek korkusu
· ataksofobi: düzensizlikten korkma
· atelofobi: mükemmel ol(a)mamaktan korkma
· aviofobi: uçuş korkusu
B
· ballistofobi: silahtan ya da mermilerden korkma
· batofobi: derinlik korkusu, yüksek binaların yanından geçmekten korkma
· batrakofobi: kurbağa, semender gibi çiftyaşayışlı (amfibyen) hayvanlardan korkma
· belonefobi: iğnelerden korkma
· bibliyofobi: kitaplardan korkma
· bromidrosifobi: vücut kokusundan korkma
· brontofobi: gökgürültüsünden korkma
D
· datafobi: veriden korkma
· dentofobi: dişçiden korkma
· dermatopatofobi: deri hastalıklarından korkma
· dekatriaparaskevifobi: ayın 13′ünün Cuma gününe gelmesi korkusu
E
· eisoptrofobi: aynalardan korkma
· elektrofobi: elektrikten korkma
· emetofobi: kusmaktan korkma
· entomofobi: böceklerden korkma
· endofobi: Giyecek korkusu
· epistaksiyofobi: burun kanamasından korkma
· eritrofobi: yüz kızarmasından duyulan korku
· erotofobi: cinsellik korkusu
F
· farmakofobi: ilaçlardan korkma
· fazmofobi: hayaletlerden korkma
· febrifobi: yüksek ateşten korkma
· filemafobi: öpmekten ya da öpüşmekten korkma
· filofobi: sevmekten, aşık olmaktan korkma
· fobofobi: korkmaktan korkma
· fotofobi: ışıktan korkma
G
· gametofobi: evlenmekten korkma
· gefirofobi: köprülerden geçmekten korkma
· gerontofobi: yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaktan korkma
· glossofobi: topluluk önünde konuşmaktan korkma
H
· haptofobi: dokunulmaktan korkma
· harpaksofobi: hırsızlardan ya da bir suçun kurbanı olmaktan korkma
· helyofobi: güneş’ten korkma
· hematofobi: kan korkusu
· herpetofobi: sürüngenlerden korkma
· hidrofobi: sudan, yüzmekten ya da boğulmaktan korkma
· higrofobi: nemden ya da yağmurdan korkma
· hipegiyafobi: sorumluluktan korkma
· hipnofobi: uyumaktan korkma
· hipofobi: atlardan korkma
· homiklofobi: sisten korkma
· homofobi: eşcinsellerden korkma
İ
· ihtiyofobi: balıklardan korkma
· islamofobi: İslamdan ve müslümandan korkma
J
· jinefobi: kadınlardan korkma
K
· kainatetofobi:Yenilik korkusu
· kakofobi: çirkinlikten, çirkin seylerden korkma
· kakorafiyafobi: başarısız olma korkusu
· kanserofobi: kanser olmaktan korkma
· kardiyofobi: kalp hastalığından korkma
· karnofobi: etten korkma
· katagelofobi: dalga geçilmekten korkma
· kemofobi: kimyasal maddelerden korkma
· kenofobi:Karanlık korkusu
· keymafobi: kıştan ve soğuktan korkma
· kimofobi: dalgalardan korkma
· kinofobi: *****lerden korkma
· klimakofobi: merdivenden düşmekten ya da merdivenlerden korkma
· klostrofobi: kapalı yer korkusu Kapalı ve basık yerlerde duyulan korkudur. Asansör, basık tavanlı odalar, koridorlar, kapıları kapalı ve kalabalık otobüs, yeraltı çarşıları, metro, alt geçitler ve kilitli odalar onlar için korku verici yerlerdir. Hastanın temel korkusu bu sayılan yerlerde sıkışıp kalmak, nefes alamamak ve boğulmaktır.
· koprofobi: dışkı korkusu
· koulrofobi: palyaçolardan korkma
· kremnofobi: yüksek yamaçlardan ya da uçurumlardan korkma
· kriyofobi:buzdan ya da donmaktan korkma
· kronomentrofobi: saatlerden korkma
· ksantofobi: sarı renkten korkma
· ksenofobi: yabancılardan korkma
· ksilofobi: tahta şeylerden ya da ormanlardan korkma
L
· limnofobi: göllerden korkma
· litikafobi: davalardan ve mahkemelerden korkma
· logofobi: belirli kelimelerden korkma
· lökofobi: beyaz renkten korkma
M
· manyofobi: delirmekten korkma
· mastigofobi: cezalandırılmaktan korkma
· mekanofobi: makinelerden korkma
· melanofobi: siyah renkten korkma
· mikrobiyofobi: mikroplardan korkma
· mizofobi: kirlilikten korkma
· monofobi: yalnızlıktan korkma
· musofobi: farelerden korkma
N
· nekrofobi: cesetten korkma
· nelofobi: camdan korkma
· niktofobi: geceden korkma
· nozokomefobi: hastanelerden korkma
· nüdofobi: çıplaklıktan korkma
O
· obesofobi: şişmanlamaktan korkma
· ofidiyofobi: yılanlardan korkma
· okofobi: taşıt araçlarından korkma
· orofobi:Yamaçtan iniş korkusu
· osmofobi: belirli kokulardan korkma
P
· pantofobi: her şeyden korkma
· papirofobi: kağıttan korkma
· paraskavedekatriafobi: ayın onüçü ve cuma olan günden korkma
· patofobi: hasta olmaktan korkma
· pedofobi: çocuklardan korkma
· peladofobi: kel insanlardan ya da kelleşmekten korkma
· penyafobi: fakirlikten korkma
· pirofobi: ateşten korkma
· plakofobi: mezar taşlarından korkma
· pogonofobi: sakaldan ya da sakallı kişilerden korkma
· politikofobi: politikacılardan korkma
· porfirofobi: mor renkten korkma
· potamofobi: ırmaklardan ya da su akıntılarından korkma
· potofobi: alkollü içeceklerden korkma
· pteronofobi: kuş tüyünden korkma
· pupafobi: kuklalardan korkma
R
· radyofobi: radyasyondan, x ışınlarından korkma.
· ranidafobi: kurbağalardan korkma
S
· selenofobi: ay’dan korkma
· siderofobi: yıldızlardan korkma
· simetrofobi: simetriden korkma
· skiofobi: gölgelerden korkma
· sosyofobi: toplumdan, genel olarak insanlardan korkma
· soteriofobi: başkalarına muhtaç olmaktan korkma
T
· tafefobi: diri diri gömülmekten korkma
· takofobi: yüksek hızdan korkma
· talassofobi: deniz ya da okyanus korkusu
· tanatofobi: ölümden korkma
· teknofobi: teknolojiden korkma
· teratofobi: gebe kadının, şekilsiz, çirkin bir çocuk doğurmaktan korkması
· termofobi: ısıdan korkma
· testofobi: testlerden ya da sınavlardan korkma
· tokofobi: gebe kalmaktan ya da çocuk doğurmaktan korkma
· otomofobi: ameliyat olmaktan korkma
· toksifobi: zehir korkusu
· topofobi: belirli yerlerden korkma
· travmatofobi: yaralanmaktan korkma
· trikinofobi: gıda zehirlenmesinden korkma
· triskaidekafobi: 13 sayısından korkma
· tripanofobi: aşı ya da iğne olmaktan korkma
· trikopatofobi: saç hastalıklarından korkma
Ü
· ürofobi: sidikten korkma
X
· xenofobi: yabancılardan korkma
V
· venereofobi: zührevî hastalıklardan korkma
· venüstrafobi: güzel kadınlardan korkma
· vermifobi: solucanlardan korkma
Z
· zelofobi: kıskançlıktan korkma
· zoofobi: hayvanlardan korkma
Selülitlerinizle başınız daha doğrusu bacaklarınız dertte mi ?Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor
10 limonun suyu,20 aspirin,limonun suyu kadar susam yağı.
Bu karışımı iyice karıştırıp sorunlu bölgelere sürün, biraz emdikden sonra yarım saat sorunlu bölgeleri çalıştıracak şekilde spor yapın ya da yürüyün
CİLT ÜRÜNLERİNİ EVDE HAZIRLAMAK
Filika Yayınevi’nden çıkan “Meslek Sırlarım” adlı kitapta Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor. İşte kitaptan bazı formüller…Temizleme sütü formülleriYüzdeki gözeneklere dolan kirleri, makyajı, cildin doğal yapısını bozmadan temizlemek gerekir. Bunun da en kolay ve ucuz yolu; evimizde hazırlayacağımız doğal malzemelerden oluşan karışımlardır. Temizleme sütünü, parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.
* Salatalıklı temizleme sütü
Bir adet salatalık, 25 gr. badem yağı. Uygulama: İyice yıkanan salatalık kabukları soyulmadan rendelenir. 15 dakika kaynatılır ve süzülür. Üzerine badem yağı ilave edildikten sonra cilt silinir. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.)
* Sütlü temizleme kremi Malzeme:
500 gram inek sütü, 500 gram saf alkol. Uygulama: Süt kaynatılmadan saf alkolle karıştırılır ve cilt bu karışımla silinir. Karışımın lekeleri de azaltan özelliği vardır. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.* Papatyalı temizleme sütü Malzeme:
Bir kahve fincanı yağlı süt, iki çorba kaşığı sarı papatya. Uygulama: İçine su konulan bir tencerenin üzerine başka bir tencere konur. Malzemeler üstteki tencerede karıştırılıp, kısık ateşte ısıtılır. Sütün üzerinde kaymak oluşmadan, ocaktan alınıp, iki saat dinlendirilir. Karışım süzüldükten sonra, cilt silinir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede, buzdolabında bir hafta muhafaza edilir.
Tonik formülleri
Toniğin içindeki bitkiler cildin rahatlamasını sağladığından, toniklemenin ardından yapacağınız masajın etkisi de artacaktır. Hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra cildinize maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonra nemlendiricinizi uygulayabilirsiniz.
* Lavantalı tonik Malzeme:
Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu. Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atılır. 15-20 dakika demlenmesi beklenir. Demlendikten sonra temiz bir kaba süzülür. Karışıma yarım kahve fincanı saf alkol eklenir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.
* Papatyalı tonik Malzeme:
Bir tutam papatya, 500 gr. su. Uygulama: Papatya suda pişirilir ve buz kabına boşaltılıp, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Sıkıştırıcı özelliği vardır ve sarkmayı önler.
* Dere otlu tonik Malzeme:
Bir demet dere otu, 25 gram badem yağı, bir şişe maden suyu. Uygulama: Dere otu yıkanıp, mikserde çekilir. Bir kapak badem yağı ve maden suyu ilave edilir. Karışım buz kabına konup, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Cildiniz böylece daha sağlıklı, parlak ve canlı olacaktır. .
Hem lezzetli, hem de son derece yararlı bir bitki maydanoz. Üstelik de çok bol. Her mevsim, pazar ve manav tezgahlarında bulmak mümkün. Biz kadınlar için en önemli özelliği içerdiği C vitamini ve demir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Maydanozda ayrıca, kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum ve klorin ile A ve K vitamini bulunuyor.
. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi geliyor. Read the rest of this entry »
Ucuz kolonyanın zararlarını biliyor musunuz?
Özellikle bayram ziyaretlerinde kullanılan kolonyanın ucuz ve kalitesiz olanlarının egzama hastalıklarına neden olabileceği belirtildi.
Erciyes Üniversitesi Dermotoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Aktaş, bayram ziyaretlerinde sıkça kullanılan kolonyanın ucuz ve kalitesiz olanlarının egzamaya yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Aktaş, bugünlerde sokaklarda satılan ve ne olduğu belirsiz ucuz kolonyalarda insan sağlığı için zararlı etkiler oluşturabileceğini ifade ederek, “Aşırı kolonya kullanımının egzamaya yani derinin kasılması, vücutta kuruluğa, çatlama, kepeklenme, parmaklarda iltihaplanma ve özellikle ellerde bazı şekil bozukluklarına yol açabiliyor.
Bayramlarda ülkemizde kolonya tüketimi artıyor. Bununla birlikte kolonya ikramı bayram ziyaretlerinde her ne kadar gelenekte olsa bazen sağlımıza zarar da verebiliyor” dedi.
Metil alkolle üretilen ve sokaklarda satılan kolonyaların körlük ve sinir hastalıklarına yol açabileceğine dikkat çeken Aktaş, bu konuya yalnız bayramlarda değil, günlük hayatta da dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti
Giriş
Dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın türleridir. Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır. Tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden ağıza yayılmış olabilir.
Kanserin birçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en fazla faydayı sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde oluşabilecek şekil bozuklukları ile konuşma zorluğunu engellemek amacıyla erken teşhis önemlidir.
Cancer Research UK tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış insanlarda görülme olasılığı da daha fazladır. Ancak son zamanlardaki araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır.
Semptomlar
Uzun süredir ağızda bulunan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya lekeler bir doktor (Genel Cerrah, diş hekimi veya sağlık uzmanı) tarafından kontrol edilmelidir. Aynı şekilde ağız içi veya dudaktaki ağrı vermese de iyileşmeyen herhangi bir çatlak, şişlik veya ülser muayene edilmelidir.
Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.
Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.
Nedenler
Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün (antrun) riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya �light� sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:
* özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,
* alkol ve sigarayı bir arada kullanma,
* yerine oturmayan takma dişler,
* özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,
* dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması ve
* arek (betel) cevizi veya betel yaprağı (felfelek) çiğnemek � Bengladeş gibi belirli kültür grupları arasında oldukça yaygın bir alışkanlıktır.
Sigara dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.
Teşhis
Bir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği doktora bildirilmelidir. Düzenli kontroller esnasında dişçiler de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.
Görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun ardından hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser yada çatlak gibi öteki sıradışı belirtiler yoklanır. Örneğin herhangi bir şişlik veya ülserin ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma veya konuşmada güçlük yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız sağlığı geçmişi hakkında kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.
Küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi doğrulayabilir.
Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT taramaları da faydalı olabilir.
Tedavi
Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, radyoterapi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde Fotodinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı bir ilaç kullanılır.
Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir. Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri protezler (yapay yedek parçalar) ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı dişçilik, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler veyahut da tedaviyi özellikle stresli bulan kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.
Sevgilinizin ya da eşinizin nasıl ve neden tahrik olduğunu biliyor musunuz hanımlar ?
İşte erkeklerin tahrik olduğu şeyler ve seks için düşündükleri…
Erkekler , cinsel ilişkiye girdiği kadının kendisini önemsediğini ve arzuladığını hissettirmesini ’süper seks’ diye tanımlıyor. Yine her türlü istek ve beklentilerini kadının da paylaşmasını süper seks olarak görüyor. Ön sevişme sırasında birbirlerini karşılıklı uyarmayı bekliyor. Read the rest of this entry »
Saçlarım dökülmesin yerinde kalsın.hatta mümkünse daha da çoğalsın dediğinizi duyar gibiyim.saç dökülmesi özellikle de erkekler için büyük sorun.belki de dedelerinden kalan bir miras olarak bunu yaşamak zorundadırlar kim bilir !
ama gereken önlemler alındığında saç dökülmesinin de çaresi var.artık günümüzde olmaz olmaz.
saçlarınızın dökülmesini istemiyorsanız öncelikle önlemlerinizi alın.sigara ve stresten kesinlikle uzak durun.sigara , alkol ve stres saçlarınızın baş düşmanıdır unutmayın derim.düzenli olarak kestirin ve düzenli yıkayın.ılık su kullanın yıkarken ve masaj yaparak yıkamayı tercih edin. Read the rest of this entry »
Bu diyet hakkında öncelikle şu bilgiyi sizlerle paylaşalım “Secret Heart Memorial Hastanesi çok kilolu hastalarına ameliyat öncesi bu zayıflama diyetini uygulamaktadır” deniyor.ve bu diyet şu günlerde oldukça popüler.uygulayanlar başarılı bulduklarını söyledikleri için sizlerle paylaşmak istedik.
lahana çorbasının yağ eritici olduğu söylenmektedir. Read the rest of this entry »
Allah kimsenin başına vermesin ama başa gelince de çekiliyor işte.kanser hastalığı.insanların kabusu ve ne yazık ki kanser deyince tüylerimiz ürperiyor..
kanserin belirtileri, kanser çeşitleri, cilt kanseri, ağız kanseri, gırtlak kanseri, İdrar Yolu ve Mesane Kanseri, Endometrium (Rahim iç zarı) Kanseri,Servikal (Rahim Boynu) Kanser,Akciğer Kanseri,Kolorektal (Kalın Bağırsak ve Rektum) Kanser,Testis Kanseri vs..böyle uzayıp gidiyor bu liste.bu yazımızda kanserin nedenleri, tedavisi, türleri ve korunma yollarını size sunacağız.
Özel yiyecekler almadan, pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz.
1- Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.
2- Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur. Read the rest of this entry »
Hem lezzetli, hem de son derece yararlı bir bitki maydanoz. Üstelik de çok bol. Her mevsim, pazar ve manav tezgahlarında bulmak mümkün. Biz kadınlar için en önemli özelliği içerdiği C vitamini ve demir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Maydanozda ayrıca, kalsiyum, potasyum, kükürt, magnezyum ve klorin ile A ve K vitamini bulunuyor.
. Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağı olduğu için görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi geliyor. Read the rest of this entry »
Cildimin hangi vitamine ihtiyacı var ? hangi cilt tipi hangi vitaminlere ihtiyaç duyar ? cilt tipine göre vitamin ihtiyaçlarını araştırdık.nasıl ki her cildin yapısı farklıysa aynı şekilde ihyacı olan vitaminler de farklıdır.cilt bakımı ve yaşlanmayı geciktirmek için ciltlerimiz böyle bir bakıma muhtaçtır.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökhan Okan, C vitaminli, meyve asitleri içeren ve antioksidan özelliği olan kremleri 30-35 yaş arasındaki kişilere Read the rest of this entry »
Cildimizde lekelerin hangileri zamanla geçer ve önemsiz? Hangileri bir sağlık sorunu ve tedavi edilmesi gerekiyor? Tedavi yöntemleri neler ve başarısı ne? İşte soruların yanıtları..
Derimizin rengini neler belirler?
Normal deri renginin oluşmasında en önemli iki faktör vardır. Bunlardan biri kan damarlarının içindeki hemoglobindir. Derimizde pembeleşmeden, kırmızı, mavimsi renkli oluşumlardan sorumludur. Derideki renk hücreleri tarafından üretilen melanin ise normal deri rengimiz ile kahverengi tonları arasındaki renkleri belirler. Saç, göz, deri rengimiz melanine bağlıdır. Read the rest of this entry »
Kanser, günümüzün en önemli sağlık sorunlarından birisi. Sık görülmesi ve öldürücülüğünün yüksek olması nedeniyle de bir halk sağlığı sorunu.
- Anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması ve yayılması olarak tanımlanan kanserin sebebi, belirtileri, tedavi ve korunma yöntemleri…
Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi.
Kanserin sebebi nedir?
Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.
Hangi organlarda kanser olur?
Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir.
İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?
İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.
Kanser ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?
Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin edilir.
Kanserden korunmak mümkün mü?
Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü büyük.
Kanserden nasıl korunabilirsiniz?
Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkün.
Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak:
Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz.
Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.
Beslenme ve diyet:
Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.
Güneş ışınlarından korunma:
Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.
Erken tanı işe yarar mı?
Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkün. Böylece hastalığı daha erken tanı konulabildiğinden tedavi şansı da yükseliyor. Buradan hareketli hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmaları öneriliyor.
Erken tanı için bazı öneriler:
Meme kanseri:
40 yaş ve üzerindeki kadınlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalı. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalı.
Kalın Bağırsak Kanserleri:
50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve bağırsak filmi çekilebilir. (Ayrıntı için doktorunuza danışınız.)
Rahim kanserleri:
Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalı. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.
Prostat kanseri:
50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalı.
Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir?
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler
Uzun süren, iyileşmeyen yaralar
Beklenmeyen kanama ve akıntılar
Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler
Yutma güçlüğü veya hazımsızlık
Siğil ve benlerde belirgin değişiklik
Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük
Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurulması gerekir. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.
Kanser nasıl tedavi edilir?
Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir.
Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür?
Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde % 60, çocuk kanserlerinde ise % 77 oranında iyileşme mümkündür. Ancak hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.
KAYNAK: Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu
Sebze ve meyveler ne kadar çiğ ve taze yenirse faydaları da o kadar çok oluyor.
Eski insanların sağlıklı ve uzun yaşamış olmalarının sebeplerinden biri de, yiyeceklerini çiğ yemiş olmaları. Sebze ve meyveyi az yiyenlerde çeşitli hastalıklar daha çok görülüyor ve bunlar cılız, boysuz, dayanıksız ve kısa ömürlü oluyor.
ISPANAK
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD), tüketimde ıspanak salatası başı çekiyor. Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içeriyor. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağı. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık veriyor ve hemoroid rahatsızlığına iyi geliyor. Read the rest of this entry »
Isırgan otu…duyunca sizlerin de içi bir tuhaf oluyor değil mi ? hatta tenimize değdiğinde verdiği acıyı okuyunca hissedenler bile olabilir…oysa ki doğa o acıtan bitkiye ne özellikler yüklemiş biliyor musunuz ? ısırgan otunun faydaları, ısırgan otu neye iyi gelir, ısırgan otunun özellikleri, sağlığa faydaları vs…. hepsini bu konumuzda ele alacağız…
öncelikle ısırgan otu ağrı kesici ve mide rahatlatıcı, bağırsak temizleyicidir.ısırgan otu yine Saçınızın dökülmesini engeller, saç çıkışını hızlandırır. Read the rest of this entry »
Mate, Güney Amerika’da yetişen “Ilex Paraguayensis” isimli bitkinin yeşil yapraklarıdır. İlk kullanıcıları Güney Amerika yerlileri olup, sonraları Cizvit rahipleri tarafından düzenli olarak üretilmiş ve uyarıcı etkisi nedeni ile çay ve kahve yerine tüketilen günlük bir içecek olarak kullanılagelmiştir. Asırlardır Güney Amerika yerlileri tarafından güç ve şifa kaynağı olarak tüketilen Mate çayı, bu özellikleri ile kıtanın milli içeceği.Mate Çayı, en çok Paraguay’da yetişen tropikal bir bitkiden (Ilex paraguayensis) elde edildiği için Paraguay Çayı olarak da biliniyor.
Mate Çayı tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılıyormuş. Read the rest of this entry »
Diyette olanlar için Tehlikeli zamanların başında kuşkusuz akşam saatleri vardır. Sadece bu dönemlerde boğazınıza hakim olursanız kendinizi hiçbir yiyecekten mahrum olmuş hissetmeden bir ayda üç kilo verebilirsiniz. Evet yanlış okumadınız bir ayda üç kilo vermek bu kadar basit aslında.
Örneğin saat 17:10 ve işyerinizden çıkarken kendinizle oldukça gurur duyuyorsunuz. Çok küçük bir kahvaltı ve öğlen yemeği geçirdiniz ve günü hafif ama besleyici bir akşam yemeği ile bitireceksiniz. Böyle devam ederseniz ay sonuna dek en sevdiğiniz elbisenizin içine girebileceksiniz. Read the rest of this entry »
Sık sık diyete giriyorsunuz ya da uzun zamandır diyet yapıyorsunuz ve kilo vermiş olmanız gerekiyor ama ne hikmetse kilonuzda hiç azalma olmamış.hatta kimi durumlarda kilo bile almış olabilirsiniz.
Böyle durumlarda mutlaka diyetinizi bozan yanlışlar olduğunu belirten Diyetisyen Berrin Yiğit’, “Öncelikle bu hataları tespit etmeli ve fazla kilolarınızı gönül rahatlığıyla düelloya çağırmalısınız” diyor. İşte diyetinizi sabote eden hatalar ve düzeltmenin yolları. Read the rest of this entry »
İşte yediğimiz besinlerin kalori miktarları.bunlara dikkat ederek beslenirsek sınırı aşmamış oluruz ve formumuzu da koruyabiliriz.özellikle diyette olan arkadaşlarımızın buna dikkat etmesi gerekiyor.
Tahıllı ve Unlu Gıdalar (100 gr için)
beyaz ekmek 68
beyaz un 368
biskuvi 418
cavdar ekmegi 55
çikolatali pasta 300
elmali tart 276
kepek 213
makarna 369
misir unu 368
pandispanya 280
talas böreği 360
yufka 152
1 dilim ekmek 30gr 63
1 orta boy sandviç 88 Read the rest of this entry »
Diyet deyince pek çok kişinin aklına hemen salatalar geliyor. Salatanın içindeki sos ve yağ miktarına dikkat edilmelidir. Bazı salatalar hamburger ve patates kızartmasından oluşan bir mönüden daha fazla kalori içerebilir…
Gerçekten de salatalar günlük beslenmemizde oldukça önem kazandı. Özellikle dışarıda yemek yerken pek çok kişinin ağırlıklı seçimleri arasında yer alıyor. Peki gerçekten salataların diyette önemli bir rolü var mı? Nasıl daha sağlıklı bir şekilde tüketebiliriz? Bu soruların cevabını yine Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Acımış Koçak’tan alıyoruz.
Kalorisi düşüktür
Salatayı oluşturan çiğ sebzelerde su oranı çok yüksektir. Bu nedenle kalorisi düşüktür. Salatanın içeriğindeki lifler; kolesterol düşürücü etki gösterir, kabızlığı önler ve bağırsak çalışmasını düzenler. Read the rest of this entry »
Heidi Klum ya da Gisele Bundchen, defilelerde dişiliğin örneklerini sunuyorlar. Sütun gibi bacaklar, dümdüz bir karın ve sımsıkı bir popo. Peki bu vücutlar Tanrı vergisi mi?
Büyük bir moda gösterisinden iki hafta önce top modeller için yorucu bir maraton da başlıyor. Yapılan sporlar, protein karışımları, yeşillik, haşlanmış tavukla destekleniyor. Çünkü vücut, kusursuz görünmeli, gergin ama kaslı olmamalı… Üstelik çok kısa bir sürede…
Ve işte hepimizin yüreğine su serpen cümle; dünyaca ünlü mankenlerin sadece çok azı Allah vergisi bir vücuda sahip… İnanılmaz ama doğru… Evet, içlerinden bir çoğu çok zayıf ama vücutları yumuşak ve görüntüleri hiç de fit değil… Read the rest of this entry »
Vücudunuzdaki fazlalıklardan detoks ile kurtulmaya ne dersiniz hanımlar? detoks aslında kısaca vücudun arınmasıdır.detoksta doğal gıdalarla beslenme ana prensiptir.Sebze, meyve ve bunların suyu,Probiyotik ürünler,Kurubaklagiller,Balık,Tam tahıl ürünleri tüketilmeli ve bol bol da su içilmelidir.kesinlikle alkol, kafeinli içecekler ve rafine şeker alınmamalıdır.
Detoks boyunca
Organ etleri, hidrojene yağlar, yağlar, kızarmış besinler, rafine unlar, etler, şekerler, süt, kahve, hazır içecekler, yumurta, hamur işleri tüketmeyin.
Bunların yerine
Esmer buğday, tam tahıl ürünleri, sebzeler, meyveler, yeşillikler, su tüketimini artırın.
Örnek program
Sabah seçenekleri Read the rest of this entry »
Hayatta kalmak için beslenmeye ihtiyacımız vardır.fakat yediklerimizden ihtiyacımız olandan fazla enerji aldığımız zaman hayat hiç de güzel olmamaya başlar.nedeni aldığımız fazla enerjinin vücudumuzda yağ olarak depolanmaya başlamasıdır.işte bu fazla yağlardan kurtulmak aslında sandığımız kadar zor değil.sadece birkaç hassas noktaya dikkat etmemiz gerekiyor o kadar.
Beslenirken dikkat etmeniz gereken önemli noktalar: Read the rest of this entry »
Selülitlerinizle başınız daha doğrusu bacaklarınız dertte mi ?Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunmaya devam ediyor.bizler de sizler için derleyerek sitemizde yayınlıyoruz.özellikle selülit için verdiği öneri tecrübe edilmiş ve hakikaten de gözle görülür fayda sağlamış.işte öncelikle malum selülit formülü:
10 limonun suyu
20 aspirin
limonun suyu kadar susam yağı
Bu karışımı iyice karıştırıp sorunlu bölgelere sürün, biraz emdikden sonra yarım saat sorunlu bölgeleri çalıştıracak şekilde spor yapın ya da yürüyün.deneyeneler 2 hafta içerisinde farkı görmüşler. Read the rest of this entry »