nedir

Diziye eklenen yeni elemanlarin index degerini bulmak icin next () prev () fonksiyonlarini kullanabilirsiniz.Bu fonksiyonlar dizi boyunca elementler arasinda dolasmanizi saglarlar.(These functions allow you to navigate through arrays,by moving the pointer to the next or previous element in the array).Bu iki fonksiyonda,argument olarak dizi ismini alirlar.Yani hangi fonksiyonun elementleri arasinda gezinmek istiyorsaniz fonksiyonu,o dizinin adini vererek kullanmalisiniz.

Simdi bir onceki konuda yarattigimiz diziyi ele alalim bu fonksiyonlari uygulamali olarak gorelim,

$Yonetmen[4]="Yilmaz Guney";
$Yonetmen[1]="Clint Eastwood";
$Yonetmen[93]="Steven Spielberg";
$Yonetmen[24]="";
$Yonetmen[] = "Mel Gibson";

next () fonksiyonunu, current elementimizin,

Asagida YORUM ile belirtilmis yerlerin tamami yazara aittir dogrulugu konusunda garanti verilemez.Yanlizca konunun daha iyi anlasilmasi icin okuyabilirsiniz.Eger olayi anladiysaniz yaziya kaldiginiz yerden yorumlari okumadan devam ediniz.

—>YORUM : (yani yukaridaki dizide gordugunuz gibi dizinin ilk elementi.Bu ilk element 4 numarasiyla indexlenmis icerigi de Yilmaz Guney.Simdi dizideki islemleri gozunuzun onunde canlandirmak isterseniz bir kaset calar dusunun o sirada calmaya hazir sarki tabii ki kasedin ilk sarkisidir.Eger biz kasedi kullanir birinci sarkiyi dinlersek artik bir sonraki sarki calmaya hazirdir degilmi.Iste burada bahsedilen current element bizim o nda kullanilmaya hazir olan dizi elementimizdir. Guzel bir yaklasim simdi aklima geldigi icin yaziyorum.Biraz olsun sizi current'dan next'ten kurtarip olayi anlatabildiysem ne alaaa anlamadiysaniz lutfen atin )

ne oldugunu kontrol etmeden kullanalim sonuca bakalim,

—>YORUM : (dizi su anda hic kullanilmadigi icin ilk sarkimiz calmaya hazir.Yani dizinin ilk elementi current element.Eger bir dongu icerisinde islem gerceklistiriyor olsaydik dizinin elemanlari birer birer kullaniliyor olsaydi,islemin belirli asamlarinda dizinin hangi index numarali elementi current olacakti veya gercekten o asamada sizin istediginiz element mi kullaniliyor.Tum bu islemler icin dogal olarak iste burada verilen komutlari kullaniyoruz.)

next ($Yonetmen);
$IndexDegeri = ($Yonetmen);
echo ($IndexDegeri);

Bu kucuk programimizin ciktisi "1" olacaktir.Cunku next fonksiyonu cagrilmadan once current elementin index degeri "4" tu.Yani dizinin ilk elemaniydi.Biz next ($Yonetmen); diyerek dizi icerisindeki bir sonraki elementi kullanima hazir hale getirdik.Sonrasinda $IndexDegeri degiskeni icerisnde ($Yonetmen) fonksiyonu ile verdigimiz degerin saklanmasini sagladik.echo ($IndexDegeri) komutu ile de ekrana yazdirdik.

next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
$IndexDegeri = ($Yonetmen);
echo ($IndexDegeri);

Gordugunuz gibi fonksiyonu uc defa daha kullandim simdi artik echo komutu ile ekrandan alacagimiz cikti "94" olacaktir.Eger bu index numarali elemnetin icerigini ekranda yazdirmak isteseydik,

$GecerliIcerik = current ($Yonetmen);
echo ($GecerliIcerik);

"Mel Gibson" ciktisini alacaktik.

prev () fonksiyonun kullanimida tamamen yukaridaki ile aynidir.Bu fonksiyonla dizi icerindeki elementler arasinda "geriye" dogru gezinmemizi sagliyoruz.

next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
prev ($Yonetmen);
$IndexDegeri = ($Yonetmen);
echo ($IndexDegeri);

Kod grubunun ciktisi "24" olacaktir.Dizi icerisinde once dort element ileriye dogru gidip o elementin "current" olmasini sagladik.Sonra prev ($Yonetmen); satiri ile dizi icerisinde bir element geriye gittik.Diger satirlarda ise iste o elementin "index" degerini ekrana yazdirdik.

Simdi burada bir konuyu belirtelim.Eger dizimiz icerisnde mesela ikinci "next" satirinda dizimizin sonuna gelmis olsaydik ne olacakti.Ondan sonraki kodlar uyarisi verecekmiydi?Bu sorunun cevabi kesinlikle HAYIR'dir.Boyle bir durumda hic bir sey olmayacakti.Kodumuz hic bir vermeyecegi gibi hic bir degerde dondurmeyecekti.Yeterince centilmence degilmi :)

Baska programlama dillerinde bu durumdaki bir mutlak dondurur. ile calismak icin iste size bir baska .Gercekten de mukkemmel bir programlama dili.

prev ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
next ($Yonetmen);
$IndexDegeri = ($Yonetmen);
echo ($IndexDegeri);

Kod grubuda ayni sekilde dondurmeyecektir.Gordugunuz gibi daha dizinin basinda dizideki elementi bir geriye almak istedik.

kaynak: ordan burdan

Dizi icerisinde hangi elementin o anda kullanildigini gormek icin current (), bu elementin index degerini bulmak isterseniz () fonksiyonunu kullanmalisiniz.

Hemen cok kucuk bir kod parcasi uzerinde 'nin yeni ekledigimiz dizi elementlerine hangi indexi olarak verdigini gorelim.

$Yonetmen[4]="Yilmaz Guney";
$Yonetmen[1]="Clint Eastwood";
$Yonetmen[93]="Steven Spielberg";
$Yonetmen[24]="";

Asagidaki iki satir kodu eklersek "$Yonetmen[]" dizisi icin o anki gecerli index degerini gorebiliriz.

$IndexDegeri = ($Yonetmen);
echo ($IndexDegeri);

Boyle bir programin ciktisinda " ()" fonksiyonu "4" degerini dondurecek echo komutuyla ekrana yazilacaktir.

Gordugunuz gibi o anda gecerli olan index degeri dizinin ilk elemanini bize gosterdi.

Eger current () fonksiyonunu kullanmis olsaydik dondurecegi deger "Yilmaz Guney" olacakti.

$GecerliIcerik = current ($Yonetmen);
echo ($GecerliIcerik);

Simdide bir satir daha ekleyelim dizimize bakalim hangi indexi verecek bu yeni eklenen dizi elementine,

$Yonetmen[] = "Mel Gibson";

"Mel Gibson" index degeri "94" olarak dizimiz icerisinde yer alacakti

kaynak: ordan burdan

25 Nisan 1940 yılında ,ABD”de doğdu. Gerçek adı Alfredo James Pacino”dur.

sanatlar Okulu”na giderken 17 yaşında okuldan ayrıldı çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Bir yandan da oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında ” Actors Studio “ da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep”de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı ” The Indian Wants the Bronx “ ile Obie Ödülleri En Iyi Oyuncu ödülünü aldı.

”nun Broadway”de sahneye çıktığı ilk oyun ” Does the Tiger Wear a Necktie ? “ dir. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı ise de Pacino, topluma uyum sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü”nün sahibi oldu. ”nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie” dir. Bir sene sonra yine bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı Panic in Needle Park her ne kadar sız bulunsa da, üstün bir performans sergileyen büyük övgüler aldı.

Buradaki sıyla, yapımcılığını Paramount”un üstlendiği, Francis Ford Coppola”nın ” The Godfather “ ( Baba ) filminde Michael Corleone rolünü oynamaya hak kazanacaktır. Bu filmdeki muhteşem performansı ile En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar”ına aday gösterilerek çıkışına devam eden Pacino, 1973″te Scarecrow filmiyle pek iyi bulunmazken, polis draması ” Serpico ” ” The Godfather Part II “ ( Baba 2 ) gibi sükse yapan filmler ile karnesini düzeltti.

Baba 2 ile üçüncü defa Oscar”a aday gösterilen , 1975 yılında çevrilen ” Dog Day Afternoon ” da, homoseksüel sevgilisinin cinsiyet değiştirme ameliyatının parasını şılamak için banka soymaya kalkan bir aşığı canlandırdı. lı filmlerle ününe ün katan Pacino, 1977 tarihli, otomobil yarışlarını konu alan ” Bobby Deerfield “ daki kötü performansı ile inişe geçti.

Çareyi Broadway oyunlarına dönmekte buldu başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu. Hollywood”a döndükten sonra rol aldığı …And Justice for All ile eleştirmenlerin gönlünü alamasa da sinemaseverlerin gönlünde bir defa daha taht kurdu.

Pacino”nun daha sonra rol aldığı filmleri, seri bir homoseksüel katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı ” Cruising “, ” Author Author “ adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma”nın yönettigi, şiddeti bol ” Scarface ” ( Yaralı Yüz ) ise ilk gösterildiğinde vasat bulunmasına şın daha sonra sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı.

Fakat nın arkasından tekrar sızlık geldi Pacino tarihsel epik ” Revolution “ ( Devrim )”dan sonra gözlerden uzaklaştı. Bu arada ” The Local Stigmatic “ filmiyle yönetmenliği denedi.

”nun dönüşü, 1989″da çekilen ” Sea of Love “ ( Denizi ) filmi ile oldu. büyük sükse yaptı. Pacino yeniden bir stardı! 1990″da gösterişli bir gangsteri oynadığı ” Dick Tracy “ ile altıncı kez Oscar”a aday olan Pacino, aynı yıl çevrilen, üçlemenin üçüncü ayağı ” The Godfather Part III “ ( Baba 3 ) “de kendisinden bekleneni veremedi.

Ertesi yıl çevirdiği romantik komedi ” Frankie and Johnny “ ardından gelen Glengarry Glen Ross, vasatı geçemeyen filmleriydi. Uzun süren sessizliğin ardından ” Scent of a Woman “ ( Kokusu ) “ndaki muhteşem oyunculuğu ile nihayet Oscar heykelciğine kavuşmayı başardı.

1993″te Brian De Palma ile tekrar çalıştığı ” Carlito”s Way “ 1995″te Michael Mann”in yazıp yönettigi, Robert De Niro”nun canlandırdığı bir hırsızın peşindeki polisi oynadığı Heat ile kariyerine devam eden Pacino, 1996″da politik bir dram olan ” City Hall “da rol aldı. Fakat o sene dikkatleri daha çok yazıp yönettiği rol aldığı Looking for Richard ile çekti.

1997 senesinde genç Hollywood starları ile çevirdiği filmler gündemdeydi. Önce Johnny Depp ile ” Donnie Brasco “ sonra ile ” The Devil”s Advocate ” ( Şeytanın Avukatı ) … , 1999 yapımı ” The Insider “ ( Köstebek ) ile sinemaseverlerin şısına çıktı. Başrolü Russel Crowe ile paylaşan Pacino , sigara şirketlerinin halktan gizlediği sırların anlatıldığı yayın aşamasında kıyametin koptuğu ” 60 Dakika “ adlı ın yapımcısı Jeffrey Wigand”ı canlandırdı.

2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone”un üstlendiği başrollerinde , gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı ” Any Given Sunday” ( Kazanma Hırsı ) adlı filmde oynayan aktör, Tony D”Amato adında aşığı bir koçu canlandırdı.

2002 yılında cover Andrew Niccol”ün yönettiği, Rachel Roberts”in S1M0NE karakterini canlandırdığı S1M0NE adlı eserde Hollywood yıldızlarının kaprislerine şı tesadüfen eline geçen bir fırsatla tepki göstermeyi amaçlayan bir yönetmen olan Viktor Taransky”yi canlandırdı.

2003 yılnda genç yıldızlardan olan Colin Farrell ile Çaylak isimli filmde oynadı.2003 yılında rol aldığı Angels in America adlı mini dizi dalda emmy ödülü aldı. da bu dizi ile ilk emmy ödülünü aldı. Aynı yıl Venedik Taciri isimli filminde yahudi tefeci Shylokcu oynadı. 2005 yılında Kirli adlı pek beğenilmeyen filimde rol aldı. projeleri; “88 Minutes”, “Ocean”s Thirteen”, “Rififi” “Torch” dur.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

22 Ocak 1975’te Elazığ’da doğdu. İlk, orta lise eğitimini Elazığ’da tamamladı. Elazığ Ticaret Meslek Lisesi mezunu olan Çoban, Antalya Ankara’da işletmeciliği yaptı. Kurtlar Vadisi, Kenan Çoban’ın ilk dizi deneyimi.

Atletizm, , tekvando sporlarını ata binmeyi seviyor. Boş vakitlerinde yapıyor, sinemaya gidiyor. En çok aksiyon filmlerini seviyor. En beğendiği yabancı aktörler Mel Gibson, .

En büyük hayali, özel harekatta vurucu tim olarak görev almak.

Kendini disiplinli titiz biri olarak mlayan Kenan Çoban: “Her yaptığım işi severim. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım, verilen her görevi yerine getiririm hiçbir işim yarım kalmaz.” diyor.

Kenan Çoban Abdülhey Kurtlar Vadisi

Abdülhey ?
Aslan Bey KGT tarafından Polat’ı korumakla görevlendirilmiştir. Bir parkta çöpçü olarak Polat’ın şısına çıkmasının ardından bir süre sonra Polat`ın sağ kolu olmuştur. Kuzey Irak`a daha önce gizli örgütteyken defalarca görev için gelmiştir. Daha sonra Polat Alemdar“la aynı örgütte yer almıştır. Irak`ı orada yaşayanları en iyi o maktadır. Abdülhey`de Polat Alemdar gibi savaş sanatında silah kullanımında uzmanlaşmıştır. Sessizdir, konuşması istenmediği sürece konuşmaz. Harekete geçmeden önce sonuçlarını araştırır. Aceleyle veya sinirle hareket etmez.

Filmografi
Kurtlar vadisi - Irak, 2006, Abdülhey
Kurtlar vadisi, 2004-2005, Abdülhey

Kenan Çoban Abdülhey Kurtlar Vadisi

Kurtlar Vadisi Kenan Çoban (Abdülhey)

kaynak: kimkimdir.gen.tr

30 Ağustos 1972’de California San Diego’da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin ı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood’da bir partide tanıştığı çı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki sı Japonya, Avustralya, Paris’te çalışmaya, Mademoiselle Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına Calvin Klein, Levi’s gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına oldu. 1994’de Jim Carrey’in başrol oynadığı “The Mask / Maske” adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. kez geri çağrıldıktan sonra başrol oyuncusu rolünde oynaması kararlaştırıldı.

“The Mask” filminden sonra “The Last Supper”da rol alan Diaz, Hollywood”un yetenekli ı ile başrolü paylaştığı “Feeling ”da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir ı canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan , daha sonraları ile “She”s the One” ile “Head Above Water”da rol aldı. “Head Above Water / İz Peşinde” filmindeki lı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.

Romantik komedi filmi “My Best Friend”s Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor”da Julia Roberts”a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. “My Best Friend”s Wedding”in ardından Trainspotting”in yönetmeni Danny Boyle”un, “A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat” (1995) adlı filminde, ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre”den ayrılan , 1998 yılında “There”s Something About Mary / Ah ” adlı filmde birlikte oynadığı üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.

Bir kara mizah örneği olan “Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken”de Christian Slater”la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok yaratan “Being / Olmak”da de rol aldı. Filmde, John Cusack”ın ısını canlandırdı bu rol ona 1999 Altı Küre Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone”un üstlendiği, başrollerinde , gibi usta oyuncuların yer aldığı “Any Given Sunday / Kazanma Hırsı”nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci”yi canlandırdı.

2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle şılaşan gişe rekorları kıran “Charlie”s Angels / Charlie’nin Melekleri”nde üç melekten “Natalie”yi canlandıran , 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera şısındaydı. oyuncu, ile birlikte rol aldığı “Vanilla Sky”da ”lu yayıncı David Aames”e aşık rolünde izleyici şısına çıktı.

Diaz, 2002 yılında gösterime giren başrollerini Daniel Day Lewis”le paylaştığı “Gangs of / Çeteleri”nden sonra, yine aynı yıl ” The Sweetest Thing / Ateşli Tatlı” ” The Slackers” adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı “Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz” adlı filmdeki lı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

11 Eylül 1940’da Amerika”nın New Jersey eyaletinde dünyaya gelen yönetmen De Palma, Philadelphia’da büyüdü. Babası bir ortopedi cerrahıydı. Baba mesleği önemli çünkü usta yönetmen herzaman kana şiddete olan merakını babasını iş başında izlerken kazandığını söylüyor.

Önceleri fiziğe meraklı olan De Palma, konunun eğitimini almak üzere Columbia Üniversitesi’ne başladı. Kısa süre sonra fikrini değiştiren sanatçı, önce tiyatro, ardından da sinema okudu. 1960’da çektiği ilk orta metrajlı filmi “Ikarus”dan sonra “6601224, The Story of an IBM Card” kendisine çeşitli ödüller getiren “Wotan’s Wake” geldi.

İLK UZUN METRAJ DENEYİMİ
Brian De Palma, ilk uzun metrajlı filmi olan “The Wedding Party”yi Sarah Lawrence Üniversitesi’nde okurken çekti. Yarı doğaçlama olan bu komedi yapıt aynı zamanda Robert De Niro Jill Clayburgh’ün ilk filmleri olma özeliğini taşıyor. Bu ilk filmin ardından, De Palma pek çok belgesel “The Responsive Eye” gibi kısa filmlere imza atmanın yanı sıra, Modern Sanatlar Müzesi’nde bir sergi açtı.

Sanatçı ikinci uzun metraj filmi “Murder A la Mod”u 1967 yılında çekti. Bu kaliteli bir gerilimdi Hitchcock’a gönderme yapıyordu. 60’lı yıllarda hüküm süren yerleşik kurumlar şıtı tavır, De Palma’yı hiciv tarzı filmer yapmaya itti. Bunlardan “Greetings” Berlin Festivali’nde Gümüş Ayı Ödülü kazandı; “Hi Mom” ise Amerikalı genç yönetmenler arasında üst sıralara yerleşmesini sağladı.

HOLLYWOOD’DAN VİZE
Bundan sonra De Palma büyük Hollywood stüdyolarının dikkatini çekti. Yine de kendisine ilk büyük sını getiren çalışma, mütevazı bağımsız bir yapım olan “Sisters” oldu. Önceki filmlerindeki yarı doğaçlama tarzı geride bırakan sanatçı, yazım yapılandırma, görüntü planlama ritim gibi unsurlardaki yeteneğini ortaya koyarak en iyi Hollywood yönetmenleriyle eşdeğerde olduğunu kanıtladı.

De Palma bu sından iki yıl sonra müzikal gerilim tarzındaki “Phantom of the Paradise”ı çekti 1975 Avoriaz Festivali’nde Büyük Ödül’e layık görüldü. 1976’da Paul Schrader’la birlikte yazıp yönettiği başrollerini Cliff Robertson ile Genevieve Bujold’un paylaştığı romantik gerilim “Obsession”ı, Sissy Spacek ile Piper Laurie’ye Oscar adaylığı getiren dünya çapında bir ya imza atan “Carrie” izledi.

Nancy Allen, John Travolta Amy Irving’in de rol aldığı bu , hâlen en iyi Stephen King uyarlamalarından biridir. Gerek son sahnesi, gerekse diğer sahneleri yıllar boyunca pek çok kez taklit edildi.

HITCHCOCK’A SAYGI
De Palma, organizasyon şıtı filmlerin modasının yakında geçeceğini görecek kadar ileri görüşlü bir insandı. Bu yüzden “Sisters” filminde “Grand Prix” “The Boston Strangler” gibi 60’ların filmlerinde popüler olan “split-screen” tekniğini kullanarak, Alfred Hitchcock’u taklit etmeye başladı. De Palma “Sisters”da Hitchcock’tan esinlendiğini kabul etmekle kalmadı, aynı zamanda Hitchcock’un müzik yönetmeni Bernard Herrman’la çalışarak Hitchcock’a olan saygısının ı çizdi.

“Obsession” da De Palma’nın Hitchcock’un “”sunu taklit ettiği birkaç filmden biriydi bu yönetmenin 360 derece kamera panlara merakını ortaya koyuyordu. De Palma’nın o zamana kadarki en lı filmi “Carrie”de, split-screen tekniğine geri dönüş görüldü. Öykü De Palma’nın özelliklerinden biri olan “ters şok” sonla bir kabus olduğu anlaşılarak bitiyor.

“DRESSED TO ” İLE GERİLİME DÖNÜŞ
De Palma 1977 yılında Kirk Douglas, John Cassavetes Amy Irving’in rol aldığı “The Fury”yi yönetti. Bu casus filmi, kültle politik kurguyu birleştiren bir yapımdı. 1978’de, Sarah Lawrence’taki öğrenci arkadaşlarının ıyla Kirk Douglas ile Nancy Allen’ın başrol oynadığı yarı otobiyografik bir olan “Home Movies”i çekti.

De Palma 1980’de tekrar gerilim türüne döndü Michael Caine, Nancy Allen Angie Dickinson’ın rol aldığı “Dressed to ”i yönetti. Ardından “Blow Out”u hem yazan hem de yöneten De Palma, bu filmde iki favori temasını işledi: Röntgencilik manipülasyon.

1982’de senaryosunu Oliver Stone’un yazdığı aşırı şiddet içeren “Scarface”in yeni uyarlamasında Michelle Pfeifer’la çalıştı. 1984 yılında yönettiği “Body Double” Melanie Griffith’in de çıkış filmi oldu. Kendisine şöhreti getiren türünü arkasında bırakan Brian, müthiş bir görsel destan olan “Untouchables”ı yönetti. Fillm başrol oyuncularından Sean Connery’ye Oscar, sinemaseverlere de Kevin Costner Andy Garcia’yı kazandırdı.

1989’da Michael J. Fox Sean Penn’in rol aldığı savaş filmi “Casualties of War”u, 1990’da Tom Wolfe’un hiciv tarzı ından uyarlanan başrollerini Tom Hanks, Melanie Griffith ile Bruce Willis’in paylaştığı “The Bornfire of the Vanities” izledi. De Palma 1992’de John Lightow Lolita Davidovich’in rol aldığı “Raising Cain” ’nun başrolünü canlandırdığı “Carlito’s Way”le gerilim tarzına dönüş yaptı.

İLK BİLİMKURGU DENEYİMİ
Ünlü yönetmen, dizisi olarak büyük başarı kazanan “Mission Imposible”ı 1996’da filmleştirerek, , John Voight, Emanuelle Beart Jean Reno’yu biraraya getirdi. Bu uluslararası bir ya imza attı. Ardından gelen “Snake Eyes”ın başrolünde ise Nicholas Cage Gary Sinise vardı. İlk bilimkurgu çalışması olan “Mission to Mars”ta yine Gary Sinise başrolleri Tim Robbins, Don Cheadle Connie Nelson’la paylaştı. Yönetmen bu filmel dünyevi gerilim şiddeti bıraktı ama bu kez de bunları güneş sisteminde başka bir yere taşıdı.

ÖZGÜRLÜK ARAYIŞI
Çoğu Amerikalı yönetmen gibi stüdyo sisteminin sağladığı imkanlardan yararalanmayı seven De Palma tüm gücü elinde tutan yapımcı, avukat, pazarlama departmanlarının katı stüdyocu tavrından hoşlanmadığını söylüyor.

‘FEMME FATALE’ ÜZERİNE
Kara sinemaya has bir estetik tarzının kullanıldığı filmin çekimlerinde bu tarza zıt düştüğü halde çok hareketli bir kamera sisteminden yararlanılmış. Filmde kara sinema kategorisine girmesine izin vermeyecek kadar fazla kamera hareketi var. Ayrıca görsel hafızayla oynama konusundaki yeteneğiyle dikkat çeken yönetmen, bu filmde de tekrarlanan sahnelerle, gerçekliğe hafif dokunuşlarda bulunuyor.

Brian’ın kostümler konusunda net fikirlere sahip olduğu söyleniyor. ‘The Bornfire of the Vanities’ de çevresi siyah beyaz giysili figüranlar tarafından sarılan Bruce Willis, diğer kadınların siyah beyaz giydiği halde, turuncu bir elbise giyen Melanie Griffith gibi… Benzer ayrıntılara “Femme Fatale”de de sıkça rastlıyoruz.

“SAHNELERİ BİR RESSAM GİBİ PLANLIYOR”
Filmin başrol oyuncularından Antonio Banderas, De Palma ile ilgili düşüncelerini “dığım yönetmenler arasında Brian görsel yetisi en gelişmiş olanı. Sahneleri bir ressam gibi planlıyor, saklamıyor oyuncuların 6-7 dakika aralıksız oynamalarına izin verirken, kamerayla karmaşık hareketleri yakalıyor. Realizme pek aldırmaması sürekli olarak yaptıklarını doğrulama uğraşmaması da hoşuma gidiyor. Brian da, Almadovar Kubrick gibi karakterlerin her davranışını açıklama ihtiyacı duymuyor” şeklinde dile getiriyor.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hollywood’un genç yıldızlarından Charlize Theron, 7 Ağustos 1975’de Güney Afrika’nın Benoni adlı şehrinde dünyaya geldi. Yol yapımında çalışan fakir bir anne babanın tek çocuğu olan sanatçı, çocukluğunun büyük bir ünü ailesinin çalıştığı çiftlikte geçirdi. Theron, bu sırada yarım yamalak da olsa pek çok dili konuşmayı öğrendi.

Aktris, 6 yaşına geldiğinde çiftlik sahiplerinin de desteğiyle bale öğrenmeye başladı. Kısa bir süre sonra da profesyonel bale için Johannesburg’a davet edildi. Johannesburg’ta okumaya başlayan Theron, 13 yaşına geldiğinde babasını kaybetti. Eski na geri dönmeyi göze alamayan aktris, annesini yalnız bıraktı İtalya’ya giderek modellik yapmaya başladı. Milano’da bir ajansla kontrat imzaladıktan sonra birçok ünlü magazin dergisine kapak oldu.

Bir sene sonra “bir tek kelime dahi konuşamayan ” olarak ün kazanan Theron, 1992 yılında ’a gitti. Bir daha asla modellik yapmamaya veren aktris, oyuncu olmayı kafasına koydu. ’ta Joffrey Okulu’nda aldıktan sonra “The Nutcracker Suite” “Swan Lake” gibi klasiklerde oynadı. Ancak şanssız bir şekilde dizinden sakatlanınca, profesyonel çı olma hayallerini bırakmak zorunda kaldı.

Daha sonra Hollywood’a giden aktris, çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Theron, keşfedilmek için 1994 yılına kadar beklemek zorunda kaldı. John Hurt Renee Russo gibi oyuncuların menajerliğini yapan John Crosby tarafından keşfedilince, kendini bir anda setinde buldu. “2 Days in the Valley” adlı bir filmle ilk ciddi tecrübesini yaşayan aktris, şöhretin kapılarını başrollerini ’nun paylaştığı, 1997 yapımlı “The Devil’s Advocate / Şeytanın Avukatı ” filmiyle araladı. Filmde Revees’in ısını oynayan Theron, gerek vücudunu cömertçe sergilemesi gerekse lı oyunu ile filmin en çok konuşulan oyuncusu olmayı başardı.

Bu filmden sonra 1998 yılında, ülkemizde gösterime girmeyen Woody Allen komedisi “Celebrity” adlı filmde küçük bir rol aldı. Ardından Bill Paxton ile birlikte “Mighty Joe Young” adlı Disney yapımı bir filmin başrolünü paylaştı. Hollywood’un basamaklarında hızla yükselen aktris, 1999 yılında “The Astronaut’s Wife” adlı gerilim filminde Johnny Depp ile birlikte rol aldı.

Aynı yıl içerisinde gelecek vadeden genç aktörlerden Tobey Maguire ile “The Cider House Rules / Tanrının Eseri Şeytanın Parası” filminde oldukça iyi bir performans sergiledi. 2000 yılı ise Theron’un bir star olarak öne çıktığı yıl oldu. , 2000 yılında “Reindeer Games / Soygun”da Ben Affleck ile, bir cinayeti konu alan ”The Yards” adlı dram filminde Mark Wahlberg Joaquin Phoenix ile birlikte, “Men of Honor / Onurlu Bir Adam” filminde Robert De Niro ile, “Legend of Bagger Vance” filminde ise Will Smith Matt Damon ile birlikte rol aldı.

2001 yılında çalışmalarına biraz ara vererek dinlenmeyi seçen Theron, son yılların en büyük prodüksiyonlarından biri olan “Pearl Harbor”da oynamayı reddetti. 2001 yılında gösterime giren “Sweet November / Kasımda Başkadır” isimli filmde, ile birlikte rol alan , Sara Deever karakterini canlandırdı.

Aktris, 2002 yılında “Waking Up In Reno / Çarpık İlişkiler” adlı filmde Chelcie Ross ile başrolü paylaştı. Charlize Theron bu filmden bir yıl sonra, başrolünü Edward Norton Mark Wahlberg ile paylaştığı “The Italian Job / İtalyan İşi” adlı soygun filminde kasa hırsızı Stella karakterini canlandırdı.

2003 yılında En İyi Oyuncu dalında Oscar aldı.

The Hollywood Reporter”ın 2006 yılının En Çok Kazanan Oyuncuları listesinde North Country Aeon Flux filmleri için başına aldığı 10,000,000 $ ücretle Halle Berry, , , Renée Zellweger, Reese Witherspoon, Nicole Kidman”ın ardında 7. sırada yer aldı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hollywood’un en ünlü en lı aktörlerinden olan Robert De Niro, 17 Ağustos 1943’de Amerika’nın kentinde doğdu. Tam adı Robert De Niro Jr. olan aktörün annesi ressam, babası da ressam, heykeltıraş aynı zamanda şairdi. De Niro, ilk amatör rolünü, 10 yaşında iken, okulda düzenlenen “Wizard of Oz” oyununda aslan karakterini canlandırarak oynadı. Aradan altı yıl geçtikten sonra, Rus yazarı Çehov”un “The Bear / Ayı” oyununda yer alan aktör, giderek oyunculuğa ısındı. Hemen ardından, “yöntem oyunculuğu”nun en önemli temsilcileri olan sayısız lı aktörün doğmasına olan Stella Adler ile Lee Strasberg”ten eğitim almaya başladı.

Sinemaya, 1969 yılında, yönetmen Brian De Palma”nın “The Wedding Party” filmiyle geçen De Niro, bu filmden sonra, yine aynı yönetmenin “Greetings” ile “Hi,Mom!” filmlerinde rol aldı. 1973 yılında, daha sonra “Taxi Driver / Taksi Şoförü”, “Raging Bull” “Good Fellas” gibi lı yapımlarda beraber iyi bir ikili oluşturacağı usta yönetmen Martin Scorsese ile “Mean Streets” filmini çekti. lı aktör, filmde sergilediği yüksek performansla izleyenlerin dikkat ilgilerini üzerine çekmeyi başardı. Aynı yıl, “Bang the Drum Slowly” filminde canlandırdığı, ölmek üzere olan beyzbol oyuncusu Bruce Pearson karakteri ile En İyi Oyuncu dalında Eleştirmenleri Ödülü”nün sahibi oldu.

Bu ödülden sonra Francis Ford Cappola ona “Godfather II / Baba 2″deki genç “Vito Carlone” rolünü verdi. Bu gangster filmindeki “Vito Corleone” karakterini mükemmel denebilecek derecede canlandıran De Niro, filmdeki performansı sayesinde En İyi Yardımcı Oyuncu Oscar Ödülü’nü aldı adını Hollywood’un starları arasına yazdırdı.

1976 yılında, sinema kariyerinin en iyi performanslarından birini de “Taxi Driver / Taksi Şoförü” filmindeki rolü ile sergiledi. Aktör, Martin Scorsese’in bu başyapıtında, ’un yozlaşmış ortamında yavaş yavaş çıldıran dengesiz, Vietnam gazisi taksi soförü Travis karakterini yla canlandırdı. De Niro, 1978 yılında, yine bir Vietnam gazisi olarak çıktı izleyici şısına; “Deer Hunter / Avcı”. En İyi Oscar’ını alan “Avcı”, yönetmen Cimino’yu sinemaya kazandırırken bu da en büyük pay kuşkusuz lı aktöründü. Aktör, özellikle “Rus Ruleti” sahneleri ile hafızalara kazındı bu filmde.

Usta oyuncu, 1980 yapımlı “Raging Bull / Kızgın Boğa” filminde Dünya Orta Sıklet Boks Şampiyonu Jake LaMotta’yı canlandırdı. Gelmiş geçmiş en iyi dökümanter olarak kabul edilen “Kızgın Boğa”daki unutulmaz performansıyla En İyi Oyuncu Oscar’ını kazandı. Bu için tam 30 alan yüzünü nmayacak halde değiştiren De Niro, filme hazırlanırken ’ta amatör boks maçlarına çıkmış, hatta iki tanesini kazanmıştı.

1986’da Sergio Leone’nin gangster epiği “Once Upon a Time In America / Bir Zamanlar Amerika” filminde 1985’de Terry Gilliam’ın “Brazil”inde rol aldı. Bu filmlerde de her zamanki usta oyunculuğunu sürdüren De Niro, 1987’de De Palma’nın “Untouchables / Dokunulmazlar” filminde ünlü gangster Al Capone’u canlandırdı. Aynı yıl kariyerine değişik bir karakter kattı Alan Parker’ın “Angel Heart / Şeytan Çıkmazı” filminde biz ölümlüler arasında “Louis Cyphre” adını kullanan Şeytan’ı canlandırdı. 1989’da Sean Penn ile oynadığı “We’re No Angels / Biz Melek Değiliz” adlı komedi de rol alarak tarzını değiştireceğinin sinyallerini verdi.

De Niro, 1990 yılında bir kez daha yönetmen Martin Scorsese ile bir araya gelerek 90’lı yılların yüz akı filmlerinden olan “Goodfellas / Sıkı Dostlar”da rol aldı. Aynı yıl oldukça duygusal bir olan “Awakenings / Uyanışlar”da yakalandığı nedeniyle nı uyuyarak geçiren ancak yeni çıkan bir ilaçla tekrar yaşama dönen Leonard Lowe karakterini yla canlandırdı.

1991’de “Cape Fear / Burnu” filminde kötü adam Max Cady’i canlandıran aktör, 1993’de ilk kez yönetmenliği denedi “A Bronx Tale” adlı dramayı çekti. Ardından 1994 yılında kariyerinin en ilginç rollerinden biri olan “Frankenstein”ı canlandırdı. 1995’de aralarında Sharon Stone Joe Pesci gibi ünlü oyuncuların da bulunduğu “Casino” filmiyle ardından da başrolü büyük oyuncu ile paylaştığı, “Heat / Büyük Hesaplaşma” filmi ile her zaman en iyi olduğunu kanıtladı.

Robert De Niro, “Sleepers” Meryl Streep gibi lı oyuncuların da bulunduğu “Marvin”s Room / Marvin’in Odası” filmleriyle görev aldığı yan rollerle yeniden yükselişe geçti. Ünlü yönetmen Quentin Tarantino”nun daha öncekilere nazaran fazla beğenilmeyen “Jackie Brown” Dustin Hoffman ile birlikte rol aldığı bir skandalı örtbas etmek için gerçek dışı senaryo üreten özel bir görevliyi canlandırdığı “Wag the Dog” filmleriyle kariyerine yaraşır oyunculuklar çıkardı.

1998 yılına gelindiğinde, başrollerinde Gywneth Paltrow ile Ethan Hawke”un yer aldığı “Great Expectations / Büyük Umutlar”da rol aldıktan sonra bir komedi filmi olan, başrolünü Billy Crystal ile paylaştığı “Analyze This / Anlat Bakalım”da psikolojik gören bir mafya babasını canlandırdı. Bu filmin ardından Joel Schumacher”in “Flawless” adlı filminde rol alan ünlü aktör, filmde transseksüel komşusu ile konuşarak terapi gören bir güvenlik görevlisini oynadı.

Aktör daha sonra, “Meet the Parents / Zor Baba” filminde rol alarak komedilerde de lı olabileceğini kanıtladı. Yine aynı yıl, George Tillman’ın yönettiği “Man of Honor / Onurlu Bir Adam” filmiyle çıktı sinemaseverlerin şısına. “15 Minutes / 15 Dakika” filminde işledikleri suçlarla ortalığı birbirine katan bu arada bütün eylemlerini de kamera ile kayda geçiren, Doğu Avrupa”dan ”a gelen iki azılı suçludan birini canlandıran De Niro, “The Score / Komplo”da ise unutulmaz oyuncu Marlon Brando Fight Club filmindeki üstün performansıyla dığımız Edvard Norton gibi iki önemli isimle ile birlikte kamera şısına geçti. Filmde emekli olmaya çalışan usta bir hırsızı canlandırdı usta sanatçı.

Daha sonra “Analyze This” filminin devamı olan “Analyze That / Anlatamadım mı?” filmi ile kariyerine devam eden Robert De Niro, Nisan 2002’de gösterime giren, başrolünü ünlü komedyenlerden Eddie Murphy ile paylaştığı “Show Time” adlı filmde, az konuşan, sabırsız fakat tek işini doğru dürüst yapabilmek için kendi haline bırakılmayı çok isteyen polis teşkilatı dedektiflerinden Mitch Preston karakterini canlandırdı.

” Benim çalışma şeklimde anarşi ile disiplinin kesin bir uyumu söz konusudur.” diyerek kendine özgü oyunculuğunu özetleyen, Hollywood’un yaşayan efsanelerinden Robert De Niro’ya sinemaya verdiği 30 yıllık emek şerefine bir tören düzenlendi Amerikan Enstitüsü tarafından “Yaşam Boyu Başarı” ödülü verildi.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Hollywood’un en aktörlerinden biri olan Robin Williams, 21 Temmuz 1952’de Amerika’nın Chicago eyaletinde, Ford Motor’un varlıklı yöneticilerinden birinin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Ünlü olmadan önce stand-up şovları düzenleyen Williams, gençlik yıllarında drama almaya başladı. 70’li yılların en beğenilen sitcom dizilerinden biri olan “Mork and Mindy”deki kaçık yabancı tiplemesiyle nmaya başlayan aktör, sinemaya geçmeden önce birçok kez gerek sahnede gerekse de televizyondaki şovlarda gösteriler düzenledi.

İlk ciddi rolüne Robert Altman’ın felaket bir yapım olarak değerlendirilen “Popeye” filmiyle kavuşan Robin Williams, “The World According to Garp” adlı uyarlama filminden sonra komedi filmlerine yöneldi. “The Survivors” “Club Paradise” gibi filmlerin ardından bir türlü kendini ispatlama fırsatı yakalayamayan Williams, Hollywood’daki yerini “Good Morning, Vietnam” adlı Vietnam komedisiyle aldı. Aktör, 1987 yapımı bu filmle En İyi Oyuncu Oscar’ı ile Küre ödüllerine aday gösterildi.

Kariyeri boyunca bir performans sergileyeceği hiç belli olmayan filmlerde rol alan aktör, komedyenliğinin yanı sıra dramatik oyunculuğunun da kuvvetli olduğunu “Dead Poets Society / Ölü Ozanlar Derneği” filmindeki öğretmen rolüyle ispatladı. Filmlerinde belli bir istikrarı tutturamayan Williams, bazen çok kötü filmlerde oynayarak hayranlarını düş kırıklığına uğratabiliyorken bazen de muhteşem bir performans sergileyerek izleyenleri büyüleyebiliyordu. 1991 yapımı “The Fisher King”deki kaçık sokak serserisi karakteriyle usta bir oyuncu olduğunun ı çizen aktör, “Aladdin” adlı animasyon filmiyle de seslendirmede de iddialı olduğunu gösterdi.

1986 yılında ısı tarafından kendisine zona bulaştırdığı gerekçesiyle 6.2 milyon dolarlık tazminat davası açılan aktör, her ne kadar ısının kendisinden sızdırmaya çalıştığını iddia etse de bunu jüriye inandıramadı. ısından ayrıldıktan sonra oğlunun eski sevgilisi Marsha Garces ile evlenen aktör, genç ısına “Mrs. Doubtfire”da bir de rol verdi. Filmin gişede bomba etkisi yaratmasıyla birlikte Hollywood’un en iyi komedyeni unvanını sağlamlaştıran Williams, “The Birdcage”, “Jack”, “Father’s Day” “Flubber” gibi ticari filmlerde rol almasına rağmen yavaş yavaş popülaritesini kaybetmeye başladı.

Hollywood’un yeni komedyenlerinden Jim Carrey’nin yanında komedi dünyasında yer bulma telaşı içerisine giren aktör, Gus Sant’ın 1997 yapımı “Good Will Hunting” adlı filmiyle birlikte daha ölmediğini gösterdi.

Güney Boston’lı terapist rolüyle bir de En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Oscar kazanan aktör, bu filmin ardından Vincent Ward’ın görsel draması “What Dreams May Come / ın Gücü” filminde rol aldı. Bir otomobil kazası sonucu ölen öldükten sonra ısını bulmaya çalışan bir adamı canlandırdığı , her ne kadar box office listesinde cevap bulamasa da Williams, severlerin hayran kaldığı filmler arasında yer aldı.

Hastalarını terapi yaparak iyileştiren tedavisiyle alanında devrim yapan bir çinin gerçek hikayesinin ele alındığı “Patch Adams”, Nazi Almanya’sında diğer yoldaşlarını kandırmaya kalkan bir Yahudi’nin dramının anlatıldığı “Jakop the Liar” insan olmak isteyen bir robotu konu alan “Bicentennial Man” adlı filmlerde rol alarak yeniden hayat buldu. Uluslar arası bir krizi çözmekle görevlendirilen bir danışmanı canlandıracağı “The Interpreter”in çekimlerine hız veren aktör, oyunculuğun yanı sıra yapımcılığa da el attı. Aktör, bilimkurgu filmi “Rim” ile Hawaiili bir koloniye önderlik eden Belçikalı bir rahibin konu alındığı “Damien of Molokai” adlı filmlerin yapımcılığını üstlendi.

Williams, 2002 yılında “One Hour Photo / Baskı” adlı filmde Sy Parrish adlı, büyük marketlerin birinde çalışan, sorunlu bir baskıcısını canlandırdı. Yine aynı yıl, başrolü Al Pacino ile paylaştığı, 1997 yapımı bir Norveç filminin yeniden çevrimi olan, gerilim filmi “Insomnia”da cinayet zanlısı Walter Finch karakterini canlandırdı lı aktör. Sanatçıya filmde, aynı zamanda, Hilary Swank Maura Tierney gibi sanatçılar da eşlik etti.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

26 Temmuz 1959’da Amerika’nın New Jersey eyaletinde doğan daha sonraki yaşamının büyük bir çoğunluğunu Güney California’da geçiren Kevin Spacey, sekreter bir anne yazar bir babanın üçüncü en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Asıl adı Kevin Spacey Fowler’dır. kardeşinin ağaç evini yakınca, ailesinin isteği üzerine Northridge Asker Akademisi’ne yazılan aktör, buradaki sıkı disipline daha fazla tahammül edemedi akademiden atıldı.

Chatsworth Lisesi’ndeki yılları boyunca drama derslerini dikkatle eden Spacey, ileride kendi gibi oyuncu olacak olan sınıf arkadaşı Mare Winningham ile birlikte “The Sound of Music” adlı bir oyunda rol aldı. Oyunda Kaptan Von Trapp adlı bir karakteri canlandıran aktör, mezun olduktan sonra bir yandan Los Angeles Koleji’nde eğitimine devam ederken, bir yandan da sahne şovları yaparak oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Okuldaki drama ını yla tamamlayan aktörün sınıf arkadaşları arasında Hollywood’un nmış simalarından Val Kilmer da yer alıyordu.

İlk sahne deneyimini Shakespeare Festivali’nde “Henry VI” adlı oyunda haberci rolüyle gerçekleştiren aktör, ilk Broadway deneyimini de Ibsen’in “Ghosts / Hortlaklar” adlı oyunda rol alarak yaşadı. Oyunda, dünyaca ünlü yönetmen Ingmar Bergman’ın vazgeçemediği aktris Liv Ullman ile birlikte oynayan aktör, 1984 yılında yönetmenliğini Mike Nichols’ın üstlendiği “Hurlybury” adlı oyunda sergilediği üstün performansıyla dikkatleri üzerine çekti.

1986 yılında, daha yaşındayken mış olduğu büyüğü Jack Lemon ile aynı sahneyi paylaşma fırsatını bulan aktör, bir Broadway klasiği olan “Long Day’s Journey Into Night” adlı oyunda Lemmon ile birlikte oynadı. Tyrone ailesinin en yaşlı oğlu rolüyle sahneye çıkan Spacey, gösterdiği lı oyunculuk sayesinde Katharine Hepburn gibi birçok ünlü lı sanatçıdan övgüler aldı. İlk olarak 1986 yılında “Heartburn” adlı filmle sinemaya adım atan aktör, başrollerini Jack Nicholson Meryl Streep’in paylaştığı filmde, küçük bir rolde oynadı. Daha sonra, 1987’de rol aldığı TV dizisi “Wiseguy” nispeten nmasını sağladı oynadığı kötü karakter olumlu eleştiriler aldı.

1988 yılında “Working Girl” adlı filmde rol alarak sinemaya iyice ısınmaya başlayan Kevin Spacey, daha sonraları sırasıyla “Henry and June” (1990), “Darrow” (1991), “Glengarry Glenn Ross” (1992) “The Ref” (1994) gibi filmlerde ikinci derecede rollerde görev aldı. Tiyatroyu tamamıyla bir kenara atamayan aktör, 1991 yılında rol aldığı Neil Simon’ın “Lost in Yonkers” adlı oyunuyla Tony ödülünün sahibi oldu.

90’ların en iyi filmlerinden biri olarak nitelendirilen Brad Pitt Morgan Freeman’ın başrollerde oynadığı “Se7en-Yedi”de günahkar dünyaya savaş açmış uçuk karakter John Doe’yu canlandırdı yedi ölümcül günahın temsilcilerini cezalandırarak sinemanın en akılda kalan canilerinden biri oldu. Spacey filmin ancak son 20 dakikasında görünüyordu ancak bu kısa sürede gösterdiği lı performans onun büyük ölçüde nmasını sağladı. Özellikle filmin inanılmaz final seansı sinemaya yeni bir kötü adam kazandırmış oldu.

Hep bir yönü karanlık karakterleri yla canlandırmasıyla üne kavuşan Spacey, büyük çıkışını 1995 yılında Bryan Singer”ın yönettiği bir klasik haline gelen “The Usual Suspects / Olağan Şüpheliler”deki bir grup suçlu arasında en saf, en beceriksiz üstelik topal olan Verbal rolüyle gerçekleştirdi. Filmin finalinde olayları kendi ağzından anlatan masum Verbal”ın efsanevi suçlu Keyser Soze olduğunun ortaya çıkması herkesi şına çevirdi. Bu filmindeki sının şılığını “En İyi Oyuncu Oskarı” ödülü ile aldı.

Nitelikli yapımlarda oynamaya devam eden Spacey, 1996 yılında, bu seriye Joel Schumacher’in bir John Grisham uyarlaması olan Matthew McConaughey, Sandra Bullock, Samuel L.Jackson Oliver Platt gibi ünlü isimlerin de yer aldığı “A Time To / Öldürme Zamanı” adlı filmi ekledi. Bu filmin ardından da ’nun beğeni toplayan belgeseli “Looking for Richard”da rol aldı.

1997 yılında polis teşkilatındaki ahlaki çöküntüyü politik entrikaları konu alan, Russell Crowe, Guy Pearce, Basinger Danny De Vito ile birlikte çalıştığı Basinger”a “En İyi Yardımcı Oyuncu Oscarı” ödülünü kazandıran “L.A.Confidential / Los Angeles Sırları” filminde kendi çıından başka bir şeyi düşünmeyen bencil bir polisi canlandıran aktör, aynı yıl içerisinde yönetmenliğini Clint Eastwood’un yaptığı “Midnight in the Garden of Good and Evil / İyi Kötünün Bahçesinde Gece yarısı” adlı filmde sevgilisini öldürmekle suçlanan bir eşcinseli canlandırdı.

Ertesi yıl Samuel L. Jackson ile birlikte “The Negotiator / Arabulucu ” adlı aksiyon filminde oynayan Spacey, 1999 yılında kendisine “En İyi Oyuncu Oscarı”nı getiren “American Beauty / Amerikan Güzeli”de rol aldı. Filmde orta yaş bunalımındaki Lester Burnham karakterini canlandırdı bu “En İyi Oscar”ı dahil olmak üzere beş dalda Oscar kazandı. Aktör, aynı yıl içerisinde yönetmenliğini Thaddeus O’Sullivan’ın üstlendiği başrollerinde Linda Fiorentino ile Peter Mullans’ın da yer aldığı “Ordinary Decent Criminal / Sevimli Haydut” adlı filmde Dublin sokaklarında yaşayan azılı bir suçluyu canlandırdı.

Kevin Spacey 2000 yılında, Mimi Leder”in yönettiği “Pay It Forward / İyilik Yap, İyilik Bul” isimli filmde Helen Hunt, Jim Caviezel, Haley Joel Osment gibi isimlerle birlikte kamera şısına geçti. Bir yıl sonra, 2001 yılında “K-Pax” adlı filmde, K-Pax gezegeninden geldiğini iddia eden garip bir yabancı olan Prot’u canlandırdı. lı aktör, bu filminden sonra, yine aynı yıl, Julianne Moore ile başrollerini paylaştığı “The Shipping News / Çok Özel ” filminde Kanada/Newfoundland”daki bir çı kasabasında yaşayan gazeteci Quoyle’yi canlandırdı. 2002 yapımlı “The Life of David Gale” filminde başrolü Kate Winslet’le paylaştı. 2003 yılında ise “The United States of Leland” filminde oynadı.

kaynak: kimkimdir.gen.tr

Cameron Diaz (1972 - …. )

 
Cameron  Diaz (1972 -  .... )