Euro 08
368 futbolcudan, 174′ü kendi ülkesi dışındaki liglerde forma giyiyor.
4 Haziran 2008 11:15
20 ayrı ülkede top koşturan temsilcilerden, 44′ünü İngiltere’deki Premier Lig takımları barındırırken, 39 futbolcuyla Almanya bu ülkeyi izliyor. İspanya 19, İtalya 18 ve Fransa 13 futbolcu ile bu ülkelerin ardından sıralanıyor.
Ev sahiplerinden Avusturya, Polonya ve Almanya ile B Grubu’nda mücadele edecek Hırvatistan’ın, 23 kişilik kadrosundaki 21 oyuncusu başka ülkelerde top koşturuyor.
Hırvatistan’ın ardından Çek Cumhuriyeti (20), İsveç (16), Hollanda, Polonya ve İsviçre 14′er oyuncuyla geliyor.
Rusya, Hollanda, Bulgaristan, İsviçre ve Türkiye liglerinde ise sadece 1′er temsilci oyuncu yer alıyor.
İspanya’nın 5 temsilcisi bulunurken, bu futbolcuların tümü de İngiltere’de oynuyor. 5 futbolcudan 4′ü Liverpool, 1′i de Arsenal’in formasını giyiyor.
Son Avrupa Şampiyonu Yunanistan, İsveç, İspanya ile (D) Grubu’nda yer alan Rusya’nın ise sadece 1 oyuncusu futbol hayatını ülkesi dışında sürdürüyor. 25 yaşındaki orta saha oyuncusu Ivan Saenko, Almanya’nın Nürnberg takımında forma giyiyor.
Öte yandan, şampiyona finallerinde yer alamayan Belçika, İskoçya, Danimarka, Ukrayna, Norveç ve Bulgaristan’daki liglerde toplam 17 temsilci oyuncu mücadele ediyor.
Belçika ve İskoçya’da 4′er, Danimarka ve Ukrayna’da 3′er, Norveç’te 2 ve Bulgaristan’da 1 oyuncu forma şansı buluyor.
Euro 08 türkiye
-TÜRKİYE’NİN 6 TEMSİLCİSİ VAR-
13. Avrupa Futbol Şampiyonası’nda mücadele edecek Türkiye, toplam 6 lejyoner futbolcuya sahip.
İngiltere’de 2, İspanya, Fransa, Almanya ve Rusya’daki takımlarda ise 1′er futbolcu Türkiye’yi başarıyla temsil ediyor.
Tuncay Şanlı Middlesbrough, Emre Belözoğlu Newcastle United, Nihat Kahveci Villarreal, Mevlüt Erdinç Sochaux, Hamit Altıntop Bayern Münih ve Gökdeniz Karadeniz Rubin Kazan kulüplerinde mücadele ediyor.
-BİR DE YABANCIMIZ VAR-
Bu arada, İsveç Milli Takımı’nda yer alan Tobias Linderoth ise Turkcell Süper Lig’de bu sene şampiyonluğa ulaşan Galatasaray’ın formasını giyiyor.
16 ülke takımının kadrosunda yer alan temsilci futbolcuların forma giydikleri ülkeler şöyle:
AVUSTURYA:
Toplam 9 oyuncu. Yunanistan ve İtalya’da ise 2′şer, İngiltere, Almanya, Norveç, Portekiz ve Rusya’da 1′er oyuncu.
HIRVATİSTAN:
Toplam 21 oyuncu. Almanya’da 6, İngiltere, Fransa ve İtalya’da 3′er, Rusya’da 2, Avusturya, Yunanistan, Hollanda ve Ukrayna’da 1 futbolcu.
ÇEK CUMHURİYETİ:
Toplam 20 oyuncu. Almanya’da 6, İtalya’da 4, Belçika ve İngiltere 3′er, Danimarka’da 2, İspanya ve Rusya 1′er futbolcu.
İSPANYA:
Toplam 5 oyuncu. Tümü de İngiltere’deki takımlarda forma giyiyor.
FRANSA:
Toplam 13 oyuncu. İngiltere’de 6, İspanya’da 3, İtalya ve Almanya’da 2′şer futbolcu.
ALMANYA:
Toplam 4 futbolcu. İngiltere ve İspanya’da 2′şer oyuncu.
YUNANİSTAN:
Toplam 9 oyuncu. Almanya 4, İspanya, İngiltere, Portekiz ve İskoçya’da 1′er futbolcu.
İTALYA:
Toplam 5 oyuncu. İspanya 3, Fransa ve Almanya 1′er futbolcu.
HOLLANDA:
Toplam 14 futbolcu. İngiltere 7, İspanya ve Almanya 3′er, İskoçya 1 oyuncu.
POLONYA:
Toplam 14 futbolcu. İngiltere 3, Almanya ve Yunanistan 2′şer, Avusturya, Belçika, İspanya, Romanya, Rusya, Ukrayna ve İskoçya’da 1′er oyuncu.
PORTEKİZ:
Toplam 12 futbolcu. İspanya 5, İngiltere 4, Almanya 2, Yunanistan 1 futbolcu.
ROMANYA:
Toplam 12 futbolcu. İtalya 4, Fransa 2, Bulgaristan, İspanya, Almanya, Rusya, İskoçya ve Ukrayna’da 1′er futbolcu.
RUSYA:
Toplam 1 futbolcu, o da Almanya’da.
İSVİÇRE:
Toplam 14 futbolcu. Almanya 6, Fransa 3, İtalya ve İngiltere 2′şer, Avusturya 1 futbolcu.
İSVEÇ:
Toplam 16 futbolcu. İngiltere 5, Fransa 3, Danimarka, Almanya, Yunanistan, İtalya, Norveç, Romanya, İsviçre ve Türkiye’de 1′er oyuncu.
TÜRKİYE:
Toplam 6 futbolcu. İngiltere 2, İspanya, Fransa, Almanya ve Rusya’da 1′er oyuncu.
16 Milli Takım’da oynayan lejyoner futbolcuların ülkelere göre dağılımı ise şöyle:
ÜLKELER FUTBOLCU SAYISI
1-İngiltere 44
2-Almanya 39
3-İspanya 19
4-İtalya 18
5-Fransa 13
6-Yunanistan 7
7-Rusya 6
8-Belçika 4
9-İskoçya 4
10-Avusturya 3
11-Danimarka 3
12-Ukrayna 3
13-Norveç 2
14-Portekiz 2
15-Romanya 2
16-Bulgaristan 1
17-Hollanda 1
18-İsviçre 1
19-Rusya 1
20-Türkiye 1
NOT: Aynı sayıdaki futbolcuya sahip ülkeler harf sırasına göre sıralanmıştır.
Bölgeler ve iller [değiştir]
Türkiye’nin coğrafi bölgelerinin sınırları illerin idari sınırları doğrultusunda belirlenmemiştir. Bu nedenle birçok il birden fazla coğrafi bölgenin içinde olabilir. İl merkezleri baz alındığında bölgelerin kapsadığı alanlardaki iller şunlardir.
Akdeniz Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Akdeniz Bölgesi
- Adana
- Antalya
- Burdur
- Hatay
- Isparta
- Kahramanmaraş
- Kilis
- Mersin
- Osmaniye
Doğu Anadolu Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Doğu Anadolu Bölgesi
- Ağrı
- Ardahan
- Bingöl
- Bitlis
- Elazığ
- Erzincan
- Erzurum
- Hakkari
- Iğdır
- Kars
- Malatya
- Muş
- Tunceli
- Van
Ege Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Ege Bölgesi
- Afyonkarahisar
- Aydın
- Denizli
- İzmir
- Kütahya
- Manisa
- Muğla
- Uşak
Güneydoğu Anadolu Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
- Adıyaman
- Batman
- Diyarbakır
- Gaziantep
- Mardin
- Siirt
- Şanlıurfa
- Şırnak
İç Anadolu Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
İç Anadolu Bölgesi
- Aksaray
- Ankara
- Çankırı
- Eskişehir
- Karaman
- Kayseri
- Kayseri
- Kırıkkale
- Kırşehir
- Konya
- Nevşehir
- Niğde
- Sivas
- Yozgat
Marmara Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Marmara Bölgesi
- Balıkesir
- Bilecik
- Bursa
- Çanakkale
- Edirne
- İstanbul
- Kırklareli
- Kocaeli
- Sakarya
- Tekirdağ
- Yalova
Karadeniz Bölgesi [değiştir]
![]()
![]()
Karadeniz Bölgesi
“AKP kapatılacak”
Lagendijk: “CHP tam bir felaket”
03.05.2008 04:51
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk, AKP’nin kapatılacağına ilişkin güçlü işaretler bulunduğunu, ”AKP’nin kapatılacağını, üst düzey yöneticilerin ortadan kalkacağını ve Avrupa’dakilerin bunu asla kabul etmeyeceğini” söyledi.
Lagendijk, İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi’nde (DEÜ) “Türkiye-AB İlişkileri Gündemi” konulu konferans verdi.
Konferansı sırasında Lagendijk, AK Parti’nin Irak’ın kuzeyindeki askeri operasyonun yanı sıra bir reform paketi de hazırlaması gerektiğini savundu.
AK Parti’nin, üniversitelerde türban yasağının kaldırılması konusunu “MHP’nin tuzağına düşerek” Meclis’te tartışmadan geçirdiğini iddia eden Lagendijk, tüm bunların Avrupa’da AK Parti’nin “genel bir reformla değil, sadece kendi gündemiyle” ilgilendiği izlenimini oluşturduğunu öne sürdü.
Yapılan yanlışların “bir partiyi kapatmak için yeterli olmadığını” belirten Lagendijk, “Avrupa’da kimse yüzde 47 oy alan bir partinin kapatılmasını anlamıyor. Laiklik konusu seçim kampanyalarında da kullanıldı, ama AK Parti yüzde 47 oy aldı. Seçimlerde yapılmak istenen, davayla başka şekilde yapılmaya çalışılıyor. Bunun için de anayasa ve hukuk kullanılıyor. Bir partiyi kapatmaya çalışmak hukuki değil, politik bir prosedürdür” dedi.
AK Parti’nin kapatılacağına ilişkin güçlü işaretler bulunduğunu öne süren Lagendijk, “AK Parti’nin kapatılacağını, üst düzey yöneticilerin ortadan kalkacağını ve Avrupa’dakilerin bunu asla kabul etmeyeceğini” söyledi.
AK Parti’nin kapatılmasından sonra Avrupa’dan Türkiye’ye “Lütfen anayasanızı değiştirin” ya da “Müzakereleri askıya alırız” denilebileceğini belirten Lagendijk, “Türkiye’nin de bizim de kafamız karışık. Ancak hala iyimseriz. Türkiye ve AB’nin uzun vadeli menfaatleri uyumlu. Türkiye bölge için önemli bir oyuncu. Türkiye’nin AB’ye girmesi çok önemli. AK Parti kapatılsa bile uzun vadede müzakereler durdurulmayacak” dedi.
Joost Lagendijk, AK Parti’nin kapatılması durumunda da aynı ideolojide yeni bir partinin kurulacağını, o partinin de “sempati toplayacağı” için gelecek seçimleri mutlaka kazanacağını savundu.
“CHP tam bir felaket”
Türkiye’de AB taraftarı tek partinin AK Parti olduğunu söyleyen Lagendijk, CHP ve MHP’nin hiçbir zaman Avrupa taraftarı bir politika yapmayacağını ve muhalefetin AB konusunda hükümete zorluk çıkardığını, bunun da bir “trajedi” olduğunu öne sürdü.
AK Parti ile “mecburi bir evlilik” içinde oldukları ifadesini kullanan Lagendijk, “Keşke AB taraftarı liberal, sosyal demokrat bir parti olsaydı ama yok. Burada yaşasaydım AK Parti’ye oy vermezdim ama AB olarak AK Parti taraftarı başka parti yok” dedi.
Lagendijk ayrıca bu konuda “CHP’nin tam bir felaket olduğunu” ve “Avrupa’daki sosyal demokratların CHP’den utanç duyduğunu” iddia etti.
Joost Lagendijk, “DTP’nin kapatılmasının Kürt probleminin çözülmesine katkıda bulunacağına inanmak hayaldir” dedi. Lagendijk, DTP’nin kapatılmasından terör örgütü PKK’nın çok memnun olacağını ileri sürdü.
“Türban yasağı kaldırılmalı”
Avrupa’da 27 Nisan’ın, “askerin elektronik darbe yapması” olarak algılandığını savunan Lagendijk, Avrupa’dakilerin o dönemde “Türkiye’de ya şeriat ya darbe olacağını düşündüğünü” söyledi.
Türban konusunda hükümetin konuyu dikkatli ele almadığını ve laikler ve İslami kesim arasında tartışma çıktığını ifade eden Lagendijk, Türkiye’de katı bir laiklik tartışmasının olmaması gerektiğini belirtti.
Laik olduğunu, ancak türban yasağının kaldırılmasından yana bulunduğunu kaydeden Joost Lagendijk, AK Parti’nin, şüphecilere, laik olduğu yönünde kendini kanıtlaması gerektiğini ifade etti.
301′inci madde
TCK’nın 301′inci maddesine ilişkin düzenleme hakkında da konuşan Lagendijk, bir daha Orhan Pamuk davası gibi davalar görmeyeceklerini söyledi.
Lagendijk, AK Parti’nin gizli bir gündemi olduğuna inanmadığını da belirtti.
Öğrencilerden gelen soru üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ailelerin 3 çocuğunun olmasına ilişkin sözlerini değerlendiren Lagendijk, “Türkiye’nin 70 milyon için çok enerjiye ve paraya ihtiyacı var. Bir ülke ne kadar zenginse doğum oranı o kadar düşer ve ekonomi o kadar başarılı olur. Başbakanın ‘2-3 çocuk yapın’ ifadesi o kadar doğru değil” dedi.
Lagendijk, Türkiye’nin reformları gerçekleştirmesi halinde 8-10 yıl içinde AB’ye gireceğine inandığını da dile getirdi.
“Sendikalara neden bu kadar sert müdahale edildi?”
Konuşmasında 1 Mayıs olaylarına da değinen Joost Lagendijk, “Demokratik bir devlette en demokratik haklarını kullanma yönünde irade gösteren işçi sendikalarına neden bu kadar sert bir şekilde müdahale edildiğini anlayamadım” dedi.
1 Mayıs’ta Taksim yakınında bir otelde bulunduğunu belirten Lagendijk, “Demokratik bir devlette en demokratik haklarını kullanma yönünde irade gösteren işçi sendikalarına neden bu kadar sert bir şekilde müdahale edildiğini anlayamadım. Gelecek seneden itibaren 1 Mayıs kutlamalarının Türkiye’de, AB’nin diğer ülkelerinde olduğu gibi, demokratik ülkelerdeolduğu gibi yaşanmasını diliyoruz” diye konuştu.
Hükümetin 1 Mayıs’ı da yanlış ele aldığını öne süren Lagendijk, sendikaların Taksim’e gitmesine izin verilmesi gerektiğini savundu.
AB’deki insanların 1 Mayıs’ta yaşananlardan dolayı çok üzgün olduğunu ve olayların “hükümetin hatası” olduğunu iddia eden Lagendijk, “İşgücüne saygı duymadılar ama bu AB’ye karşı oldukları anlamına gelmez” dedi.
CİHAN
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanan 5754 sayılı ”Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la emeklilikte SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı 7200′e çıkacak, 2048 yılında kadın ve erkeklerde emeklilik yaşı 65′e yükseltilecek.
Kanuna göre, emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısı, her yılın aralık ayında açıklanan TÜFE ile o yılın GSYİH gelişme hızının yüzde 30′unun toplamına bir tam sayının ilave edilmesiyle bulunacak.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa devlet memuru olanlar, genel sağlık sigortası kapsamına alınacak. Köy muhtarları, uzun vadeli sigorta kapsamından çıkartılarak, tarım sigortalısı sayılacak, tarımsal faaliyette bulunanlar gibi sigorta primi ödeyecek.
Ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç ev hizmetlerinde çalışanlar, sigorta kapsamı dışında tutulacak.
Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelere çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerine tabi olacak. Bu kişiler, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri halinde, haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanabilecek. İsteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortalı primi alınmayacak.
EMZİRME ÖDENEĞİ
Sigortalıya, hastalık ve analıktan dolayı ortaya çıkan iş görememezlik süresince, günlük iş görememezlik ödeneği verilecek. İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek iş göremezlik ödeneği; yataklı tedavilerde günlük kazancının yarısı, ayakta tedavilerde ise üçte ikisi tutarında olacak.
Emzirme ödeneğinden sigortalı kadın, sigortalı erkeğin çalışmayan eşi ile BAĞ-KUR’lular da yararlanacak. Emzirme ödeneğinden yararlanmak için doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları primi bildirilmiş olma şartı aranacak.
Genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borcunu ödemeyen BAĞ-KUR’lu, emzirme ödeneğinden yararlanamayacak.
İş göremezliğine neden olan rahatsızlık ve hastalık nedeniyle sigortalılığı sona erenler de işten ayrıldığı tarihten itibaren 300 gün içinde çocukları doğarsa, analık sigortası haklarından yararlanacak.
Doğum tarihinden önceki 15 ay içinde en az 120 gün prim ödeyen bu kişilere, emzirme ödeneği verilecek.
SSK’lı ve BAĞ-KUR ve kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren devlet memuru olanlar, meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60′ını kaybetmeleri durumunda malul sayılacak. Ancak, çalışma gücünü işe girmeden önce kaybettiği belirlenenler malullük aylığı alamayacak, yedek subay ve er olarak silah altındayken malul olanlara bu hüküm uygulanmayacak.
Malullük aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve toplam bin 800 gün prim ödeme şartı aranacak. Ancak, başka birinin bakımına muhtaç derecede malul olan sigortalılar bu hüküm dışında tutulacak.
EMEKLİLİK YAŞI
İlk defa kanun kapsamında sigortalı olan devlet memuru ve BAĞ-KUR’lulara, kadın 58, erkek 60 yaşını doldurma ve en az 9000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma şartıyla emeklilik aylığı bağlanacak.
Emeklilikte aranan 58-60 yaşına kademe getirilecek. Buna göre emeklilikte; 1 Ocak 2036 ile 31 Aralık 2037 tarihleri arasında kadınlarda 59, erkeklerde 61; 1 Ocak 2038 ile 31 Aralık 2039 tarihleri arasında kadın için 60, erkek için 62, 1 Ocak 2040 ile 31 Aralık 2041 tarihleri arasında kadınlarda 61, erkeklerde 63; 1 Ocak 2042 ile 31 Aralık 2043 tarihleri arasında kadınlarda 62, erkeklerde 64; 1 Ocak 2044 ile 31 Aralık 2045 tarihleri arasında kadınlarda 63, erkeklerde 65; 1 Ocak 2046 ile 31 Aralık 2047 tarihleri arasında kadınlarda 64, erkeklerde 65 yaş şartı uygulanacak. Kadın ve erkeklerde 2048 yılından sonra emeklilik yaşı 65′de eşitlenecek.
PRİM ÖDEME GÜN SAYISI
SSK kapsamında çalışanlarda aranan prim ödeme gün sayısı, 7000′den 7200′e çıkacak. Yaş hadlerinin uygulanmasında da prim gün sayısı şartının doldurulduğu tarihte geçerli olan yaş hadleri, esas alınacak.
Sigortalılar, en az 5400 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmak koşuluyla yaşlılık aylığı alabilecek. Ancak prim ödeme gün sayısına kademe getirilecek.
Çalışma gücündeki kayıp oranı, yüzde 50 ile yüzde 59′u arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda en az 5760, yüzde 40 ile yüzde 49 arasında olduğu anlaşılan sigortalılarda ise en az 6480 gün uzun vadeli sigorta kolları primi ödeme şartı aranacak.
Doğuştan özürlü olan devlet memurları, 15 yıllık hizmetlerinin ardından istemeleri halinde emekli olabilecek.
Erken yaşlandığı tespit edilmiş sigortalıların diğer koşulları sağlamaları halinde yaşlılık aylığından yararlanabilmelerini olanak sağlayan yaş sınırı, 50′den 55′e çıkartılacak.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının, her 360 günü için yüzde 2 olarak uygulanacak. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınacak, ancak aylık bağlama oranı, yüzde 90′ı geçemeyecek.
Mevcut sigortalıların hak kaybını önlemek için yüzde 2 olan aylık bağlama oranı, 10 yıl tamamlanıncaya kadar yüzde 3 olarak uygulanacak.
30 Nisan 2008′den itibaren sisteme giren sigortalılarda uygulanacak olan aylık bağlama oranı ise yüzde 2 olacak.
KISMİ YAŞLILIK AYLIĞI
BAĞ-KUR’lular, 8 Eylül 1999 tarihinden 30 Nisan 2008 tarihine kadar ilk defa sigortalı sayılan kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 yıl sigorta primi ödemiş olması veya kadınlarda 60, erkeklerde ise 62 yaşını doldurmuş olup, en az 15 yıl malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primi ödenmesi şartıyla kısmi yaşlılık aylığından yararlanacaklar.
Söz konusu süre içinde ilk defa sigortalı olan devlet memurlarında ise kısmi yaşlılık aylığından yararlanmada, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olması veya 61 yaşını doldurması ve en az 15 yıl prim ödemesi şartı aranacak.
ÖLÜM AYLIĞI KOŞULLARI
Ölüm aylığından yararlanabilmek için devlet memurları ve BAĞ-KUR’lularda, en az bin 800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödeme şartı aranacak. Ancak, SSK’lılarda bu şart, borçlanma hariç, 5 yılda 900 prim gün olacak. Genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borcu bulunan BAĞ-KUR’lu hak sahibine ölüm aylığı bağlanmayacak.
Ölen sigortalının dul eşine hesaplanan aylığının yüzde 50’si bağlanacak.
Dul eşin aylık bağlanmış çocuğu yoksa, sigortalı olarak çalışmıyor veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık da almıyorsa, aylık bağlama oranı yüzde 75 olacak.
Kanun kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanlar; Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az yüzde 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanlar; yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlara ise ölen sigortalının hesaplanan aylığının yüzde 25′i bağlanacak.
Kız çocukları, aylık veya gelirinin 2 yıllık tutarı kadar evlenme yardımı alacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile sigortalılara bağlanacak alt sınır aylığı, ortalama aylık kazancının yüzde 35′inden az olmayacak. Ancak eşi ve çocuğu bulunan sigortalılarda bu oran yüzde 40 olarak uygulanacak.
Kanuna göre, gazeteci ve infaz koruma memurlarının da aralarında bulunduğu bazı iş kollarında, kamuoyunda ”yıpranma payı” olarak bilinen fiili hizmet zammı kaldırılacak.
Gazeteciler, milletvekilleri, PTT dağıtıcıları, infaz koruma memurları, Tarım Bakanlığı Zirai Mücadele ve Karantina Teşkilatı ile Veteriner Teşkilatında görev yapanlar, Devlet Tiyatrosu sanatçıları, hava yollarındaki uçucu personel, lokomotif makinistleri, gemi adamları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri de fiili hizmet zammından yararlanamayacak.
TSK, emniyet ve MİT mensupları ile dalgıçlar, radyoaktif maddelerle yapılan işlerde çalışanlar, asit üretimi yapılan yerlerde, demir ve çelik fabrikalarında ve kurşun izabe fırınlarında çalışanlara bir yılda 90 gün fiili hizmet zammı verilecek. Kurşun ve arsenik işleri, cam fabrikaları, çimento fabrikaları, kok fabrikaları ve termik santralleri, alüminyum fabrikaları, döküm fabrikaları ile itfaiye ve yangın söndürme işlerinde çalışanlar ise 60 günlük fiili hizmet zammından yararlanacak.
Fiili hizmet zammından yararlanmak için belirtilen iş kollarında en az 10 yıl (3 bin 600 gün) çalışma koşulu aranacak. Yer altında çalışanlarda ise bu süre, 5 yıl (bin 800 gün) olacak.
Yer altında çalışanlar hariç, fiili hizmet zammı almaya hak kazanılan süre, 5 yıldan 3 yıla indirilecek ve bu süre emeklilik yaş haddinden indirilecek.
Fiili hizmet süresi kaldırılan meslek gruplarının şu ana kadar kazandıkları süreler, 3 bin 600 gün koşuluna bakılmaksızın yaşlarından düşürülecek.
Keyif verici içki ve her çeşit madde kullanımı ya da intihara teşebbüs sonucu sakat kalanlar, vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamayacak.
Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlara, seferberlik ve savaş hallerinde her 1 yıla 1 yıl itibari hizmet süresi zammı verilecek.
Birleşmiş Milletler Barış Gücünde görev alan polisler de bu haktan yararlanacak.
İSTEĞE BAĞLI SİGORTALILIK
İsteğe bağlı sigortalı olma hakkından, Türkiye’de ikamet edenler ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşları yararlanabilecek.
İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için; bu kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmama veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışma ya da tam gün çalışmama, kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olma, 18 yaşını doldurmuş bulunma şartları aranacak.
İsteğe bağlı sigortalılar, bakmakla yükümlü olunan kişi olsa dahi, genel sağlık sigortalısı sayılacak ve genel sağlık sigortası primi ödeyecek.
Hem eşinden hem de ana veya babasından ölüm aylığına hak kazananlar, eşinden ya da anne ve babasından bağlanacak aylığın birini tercih edebilecek. Bu kural, evliliğin ölüm nedeniyle sora ermesi durumunda, sonraki eşinden gelire hak kazananlara da uygulanacak.
İş kazası sonucu başkasının sürekli bakımına muhtaç durumda olan sigortalıya bağlanacak olan sürekli iş görememezlik gelirinin alt sınırı, yüzde 70′den yüzde 85′e yükseltilecek.
Ölen sigortalıların hak sahiplerinden, kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı veya gelir ya da aylık bağlanmış olan sigortalıyı kasten öldürdüğü veya iş göremez ve malul hale getirdiği mahkeme kararıyla belgelenen kişiye, gelir ve aylık bağlanmayacak. Daha önce ödenen gelir ve aylıklar da geri alınacak.
EMEKLİLERİN YENİDEN ÇALIŞMASI
Tarımsal faaliyette bulunanlar hariç, yeniden çalışmaya başlayan kişilerin yaşlılık aylıkları kesilecek. Bu kişilerden prime esas kazançları üzerinden kısa ve uzun vadeli sigorta kolu primi ile genel sağlık sigortası primi alınacak. İşten ayrılan veya iş yerini kapatarak, yaşlılık aylığı talep eden kişilere, yaşlılık aylığı yeniden hesaplanarak ödenecek.
SSK emeklileri, yüzde 31 ile yüzde 36.5 oranında sosyal güvenlik destek primi ödemeleri durumunda ise maaşları kesilmeden çalışabilecek. Bu oranın dörtte biri çalışan, dörtte üçü ise işverenden alınacak.
BAĞ-KUR kapsamında emekli olup yine BAĞ-KUR kapsamında iş yapan kişiler, yaşlılık aylığı kesilmeden yüzde 12 oranında sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışabilecek. Bu oran, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren her yıl 1 puan artırılarak yüzde 15′e çıkacak.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI
SSK ve BAĞ-KUR’luların yanı sıra, yürürlük tarihinden sonra devlet memuru olanlar; aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, asgari ücretin üçte birinden az olanlar; dünya, olimpiyat ve Avrupa şampiyonluğu kazanmış sporcularla bunların aileleri genel sağlık sigortalısı olacak.
Ayrıca vatansızlar ve sığınmacılar ile 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz, kimsesiz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına ilişkin kanun hükümlerine göre aylık alanlar, İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alanlar, Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkındaki Kanun çerçevesinde aylık alan kişiler, SHÇEK Kanununa göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz yararlananlar, terörle mücadele kapsamında aylık alanlar da genel sağlık sigorta kapsamına alınacak.
Genel sağlık sigortası kapsamındaki kişilerin diş tedavilerinin yanı sıra diş protezinden de katkı payı alınmayacak. BAĞ-KUR’lu ve Türkiye’de ikamet eden ve başka bir ülke mevzuatı kapsamında bulunmayan yabancı ülke vatandaşları, son 1 yıl içinde 60 gün genel sağlık sigortası primi ödemeleri şartıyla sağlık hizmetlerinden yararlanacak.
Zorunlu sigortalılıkları sona eren SSK’lılar ise 10 gün süreyle sağlık hizmeti alabilecek. Ancak bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten, geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, prim borcu olup olmadıklarına bakılmaksızın, aileleriyle birlikte 90 gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlandırılacak.
HASTANELERİN İLAVE ÜCRETİNE TAVAN
Özel ve vakıf hastanelerinin, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen sağlık hizmetleri bedeline ek olarak, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden, sağlık hizmetlerinin maliyeti, yapılan sübvansiyonlar gibi kriterleri dikkate alınarak, bu bedellerin bir katına kadar ilave ücret tavanı belirlenecek.
Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonunca belirlenen eşdeğer ilaçların, azami fiyatı ile kişinin talep ettiği eşdeğer ilacın fiyatı arasında oluşacak fark ile optik için tavan uygulanmayacak.
Sözleşmeli ve sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları, acil hallerde, sözleşmeli sağlık hizmetleri sunucuları ise Kurumun belirlediği sağlık hizmetleri için genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerden veya Kurumdan herhangi bir ilave ücret talep edemeyecek.
Sağlık hizmeti sunucularına, tahakkuk etmiş alacaklarının yüzde 70 ile yüzde 85′i arasındaki tutar, faturaların teslim tarihinden itibaren en geç 45 gün içinde, alacaklarından kesilmek üzere avans olarak verilecek.
90 gün içinde de fatura ve belgelerin incelenmesi tamamlanarak geri kalan tutar ödenecek.
Sigortalıların Türkiye’de yapılamayan tetkikleri, yurt dışında yaptırılabilecek. Doku ve kök hücre tedavilerinde, sigortalılardan katılım payı alınmayacak. Yurt dışında yapılan tedavilerde, gidilen kuruluşun talebi doğrultusunda, sağlık hizmetinin bedeli için avans ödenebilecek.
MİLLETVEKİLLERİ KAPSAM DIŞI
Olağanüstü hal bölgesinde görevli Milli İstihbarat Teşkilatı ve kolluk kuvvetleri personeli ve milletvekilleri ile yakınları, genel sağlık sigortası kapsamı dışında olacak.
Gazilerin ihtiyaç duydukları her türlü ortez, protez ve diğer iyileştirici araç ve gereçler, herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin karşılanacak.
Ücretsiz olarak doğum iznine ayrılan kadınlar, sigortasız geçirdikleri süreyi borçlanabilecek. Kadınlar, bu haktan, çocuğun yaşaması kaydıyla, 2 defa ve 2 yılı geçmemek üzere yararlanabilecek.
GENEL SAĞLIK SİGORTASI PRİMİ
Genel sağlık sigortası primi kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancının yüzde 12’si olacak. Bu pirimin yüzde 5′i sigortalı, yüzde 7’si ise işveren hissesinden oluşacak.
Kamu idarelerinde çalıştırılan mevsimlik işçilerin, iş sözleşmelerinin askıda kaldığı aylara ait genel sağlık sigortası primi, günlük kazancın alt sınırının 30 günlük tutarı üzerinden ilgili kamu idaresince ödenecek.
Çalışanlardan alınacak genel sağlık sigortası primlerine kademe getiren kanuna göre, aile içindeki gelirin kişi başına düşen aylık tutarı, brüt asgari ücretin üçte birinden az olanların (202.80 YTL) primleri, devlet tarafından karşılanacak. Bu tutar, her bir kişi için mevcut asgari ücrete göre 18.25 YTL olacak.
Geliri, brüt asgari ücretin üçte biri ile asgari ücretin tamamına (202.80-608.40 YTL) kadar olanların ödeyeceği destek primi ise 24.34 YTL olacak. Asgari ücret ile asgari ücretin 2 katına kadar gelire sahip olanlar, (608.40-1216.80 YTL arasında) 73.01 YTL prim ödeyecek. Geliri asgari ücretin 2 katından fazla olanların ödeyeceği primi ise 146.02 YTL olacak.
Tarımsal faaliyette bulunanların prim borçları, sattıkları tarımsal ürün bedellerinden borç tutarını geçmemek kaydıyla yüzde 1 ile yüzde 5 oranları arasında kesinti yapılmak suretiyle tahsil etmeye, SGK yetkili olacak.
Yabancı ülkelerde Türk kültürüne hizmet eden Türk asıllı ve yabancı uyruklu öğretmen veya din görevlilerine; asgari 15 yıl hizmeti bulunma şartıyla sosyal yardımda bulunulacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayladığı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca, yeşil kart uygulaması 2 yıl sonra sona erecek.
Kanuna göre, SSK’larda prime esas kazançların hesabında hak edilen ücret, prim, ikramiye özel sağlık ve bireysel emekliliğe ödenen tutarlar gibi kazançların brüt toplamı esas alınacak. Ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, kıdem tazminatı, aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30′unu geçmeyen özel sağlık sigortası ve bireysel emeklilik katkı payları, prime esas kazanca tabi tutulmayacak.
Ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primi, eksik çalışma süreleri dikkate alınarak hesaplanacak.
SSK’lılar için uygulanacak malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranı, yüzde 20 oranına 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 1.5 puan, devlet memurların da ise 60 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 3.33 puan, 90 fiili hizmet gün sayısı eklenecek işlerde 10 puan eklemek suretiyle belirlenecek.
Birden fazla şirket ortaklığı bulunan işverenler, prime esas kazancında tek beyanda bulunacak. Böylece her şirket için ayrı ayrı beyanda bulunmak zorunda kalmayacak. Ücret dışı ikramiye gibi ödemeler, 12 ay değil, 2 ay süreyle prime esas kazanca tabi tutulacak.
BAĞ-KUR’lunun aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartıyla kendileri tarafından beyan edilen günlük kazancının 30 katı olacak.
Sigortalı aynı zamanda işverense, beyan edeceği aylık kazanç, çalıştırdığı sigortalının kazancının en yükseğinden az olamayacak.
Beyanda bulunmayan sigortalının primleri, asgari aylık prime esas kazanç üzerinden hesap edilecek. Beyanda bulunmayan veya beyan ettiği kazancın çalıştırdığı sigortalının 30 günlük prime esas kazancından düşük olduğu tespit edilen sigortalıların aylık prime esas kazançları, tespit edilen düzeye çıkartılarak.
Yürürlük tarihinden sonra ilk defa devlet memuru olanların prime esas aylık kazancının hesabında, aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık tutarlar, memuriyet taban aylık ve kıdem aylık tutarları, hizmet, makam, temsil ve görev tazminatları gibi unsurlar esas alınacak.
ASGARİ İŞÇİLİK TESPİT KOMİSYONU VE UZLAŞMA
Asgari işçilik oranlarının saptanması ve asgari işçilikle ilgili itirazların incelenerek karara bağlanması amacıyla SGK bünyesinde, kurum teknik elemanlarından 4, işçi ve işveren konfederasyonlarından 2, TOBB’dan 1 üyeden oluşan, Asgari İşçilik Tespit Komisyonu kurulacak.
Asgari işçilik incelemesi sonucu gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte hesaplanacak sigorta primi ile uygulanacak idari para cezalarında, işverenle uzlaşma yapılabilecek.
Uzlaşılan prim ve uygulanacak idari para cezaları, uzlaşma tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenecek.
Sigortalıların gelir, aylık ve ödenekleri, prim ve nafaka borçları dışında haciz edilemeyecek. Kurumun prim ve diğer alacaklarda zaman aşımı süresi, 10 yıl olacak.
İDARİ PARA CEZALARI
Sigortalının işe giriş ve genel sağlık sigortası başlangıç bildirgelerini, kurumca belirlenen şekle ve usule uygun vermeyenlere, her sigortalı için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanacak.
Kurumca internet, elektronik veya benzeri ortamda göndermekle zorunlu tutulduğu halde, göndermeyenler hakkında her bir sigortalı için asgari ücret tutarında para cezası uygulanacak.
Bildirgenin verilmediğinin mahkeme kararından veya denetim görevlilerince belirlenmesi ya da bankalardan alınan belgelerden anlaşılması halinde ise bu ceza her bir sigortalı için asgari ücretin iki katı olarak ödenecek. Bütün bunlara rağmen bildirge vermemeye devam edenlere ise her bir sigortalı için asgari ücretin 5 katı ceza kesilecek.
Personel mevzuatına göre almış oldukları disiplin cezası sonucu 23 Nisan 1999 tarihi ile 14 Şubat 2005 tarihleri arasında memuriyetleri sona eren, ancak 22 Haziran 2006 tarihinde çıkan afla yeniden memuriyete dönen kişiler, geçmişe dönük borçlanabilecek. Borç, 2 yıl içinde eşit taksitle veya bir defada ödenebilecek.
Kayıt dışı istihdamı önlemek için de düzenlemelere yer verilen yasaya göre, işletmenin büyüklüğü, işçi sayısı gibi kriterler dikkate alınarak işveren, işçinin ücret, prim, ikramiye gibi tüm ödemelerini banka hesabına yatıracak.
Yurt dışındaki Türk vatandaşları; sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunun her birinde, 1 yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanabilecek.
Borçlandırılacak her 1 gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki prime esas asgari ve azami günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın yüzde 32’si olacak. Tahakkuk ettirilecek borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten sonra 3 ay içinde ödenecek.
Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri halinde, yaptıkları ödemeler faizsiz olarak iade edilecek.
Yurt dışındayken borçlanma isteğinde bulunacak sigortalı veya hak sahipleri YTL olarak bildirilecek tutarın karşılığını döviz cinsinden ödeyecek.
Bulgaristan’dan zorla göç ettirilen soydaşlar da bu haklardan yararlanabilecek.
Astsubaylar, en üst devlet memuru derecesine (birinci derecenin dördüncü kademesine) kadar yükselebilecek ve yeşil pasaport hakkından yararlanabilecek.
YEŞİL KART KALKIYOR
Hiçbir sosyal güvenlik güvencesi olmayan kişilere verilen yeşil kart, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 2 yıl sonra kaldırılacak. Bu kişiler genel sağlık sigortası kapsamına alınacak.
Aile hekimleri tarafından başlatılan sevk zincirine uygun olarak alınan sağlık hizmetlerinde ayakta tedavi, ilaç, ortez ve protez katılım payları, 3 yıl süreyle yüzde 50 oranında azaltılarak uygulanabilecek.
Sağlık hizmeti sunucularıyla yapılacak sözleşmeler hazırlanana kadar, mevcut sözleşmeler geçerli olacak.
4 Ekim 2000 tarihinden bugüne kadar vergi mükellefiyet kaydı bulunan BAĞ-KUR’lular, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan süreyi geçmişe dönük borçlanabilecek. Prime esas kazancının yüzde 32’si üzerinden borçlanacak olan BAĞ-KUR’lu, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde bu tutarı öderse, aradaki süre sigortalılık süresinden sayılacak.
5 yıllık borcu bulunan BAĞ-KUR’luya, 6 aylık süre verilecek. Bu süre içinde borcunu ödemezse, üyeliği askıya alınacak. Daha sonraki bir tarihte, tekrar başvuru yaparsa, prim borcunu 3 ay içinde ödeyecek.
10 yıl süreyle sağlık sigortası veya genel sağlık sigortası primi ödemeyen BAĞ-KUR emeklisinden, maaşının yüzde 10′u tutarında 10 yılı tamamlayacak şekilde prim kesilecek.
SANDIKLARA YENİ DÜZENLEME
Banka, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile aylık veya gelir bağlanmış olanlar ile bunların hak sahipleri, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilecek ve bu sandıklardan yararlanan kişiler kanun kapsamına alınacak.
Devir işlemi tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçileri, sandıktan aylık ve gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin sağlık ve sosyal sigorta yardımlarının sağlanması ile primlerinin tahsil edilmesine, mevcut hükümlere göre devam edilecek.
65 Yaşını Doldurmuş, Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna eklenen maddeyle, kanun kapsamındaki kişilere, kanun yürürlüğe girdiği tarihe kadar yersiz ödenen ve geri alınması gereken aylıklar ve bunlardan doğan ceza ve faizler silinecek.
İşsizlik Sigortası gelirleri vergiden muaf olacak. Gelirlerden hiçbir vergi, resim ve harç kesintisi yapılmayacak.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, bu yılın Ekim ayında yürürlüğe girecek. Kanunun bazı maddeleri ise yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecek.
Tuncay Özkan canlı yayında ağzını bozdu!”Fiyatın kaç para köpek. Artık çok param var. Ben sana göndereyim”Tuncay Özcan ve Kerimcan Kamal, Kanaltürk’ün ana haber bülteninde televizyon kanalının satış nedenlerini açıkladı. Özkan, Kanaltürk’ü ekonomik nedenlerle sattıklarını ve satışın 25 milyon dolara gerçekleştirildiğini kaydetti. Özkan, “Eğer kanalı satmasaydık haraç mezat satılacaktı” dedi. Kerimcan Kamal’ın ise konuşurken sesinin titrediği görüldü.
“www.bizkackisiyiz.com” ile gazetelerde kendisine yönelik eleştirilere de “Atatürkçü mücadelesine devam edeceği”ni söyleyerek yanıt veren Özkan, yeni bir televizyon ve gazete çıkartarak yoluna devam edeceğini belirtti.
Özkan, satış haberini “www.bizkaçlirayız.com” başlığıyla veren Radikal Gazetesi Yönetmeni İsmet Berkan’a yönelik ağır ifadeler kullandı.
“İsmet Berkan, fiyatın kaç para köpek. Öyle plazalarda oturup, orada patron yalakalığıyla, topladığın paralarla göbek büyütüp, genel yayın yönetmenliğini yapmak kolay. Biz kaç lirayız değil, bizim namusumuz satılık değil. Sen hiçbir şey satın alamazsın alçak. Kaç paraysa maaşın söyle bana ben sana göndereyim. Çok param var bugün. Sattım Kanaltürk’ü çok param var artık.
KOZA’YA TEŞEKKÜR
Kanaltürk’ü satın almasından dolayı Koza Davetiye’ye de teşekkür eden Özkan, “Bize yardım ettiler ve aldılar. 25 milyon dolara sattık. 20 milyon doların üzerinde borucumuz var. bunun 10 milyon dolarından fazlası vergi ve SSK borçları” dedi.
Özkan, kanalı neden Koza Davetiye’ye sattığı şeklindeki eleştirilere de “Sosyal Demokrat arkadaşlar geldi de onlara vermedik mi?” karşılığını verdi.
Özkan Kanaltürk’ün satış fiyatını da 25 milyon dolar açıkladı. Koza Grubu’nun 20 milyon dolar civarında da borç üstlendiğini söyledi.
| Çin’deki deprem Türkiye’de olsaydı | |
| Uzmanlar: “50 bin kişi ölür, İstanbul’da 40 bin kadar bina yıkılır”
14.05.2008 10:30 |
|
Uzmanlar, “Çin’deki deprem Türkiye’yi etkilemez” diyor ama uyarıyor: Bizde olsa 50 bin kişi ölür, İstanbul’da 40 bin kadar bina yıkılır. Deprem gerçeği sulandırılıyor..
Çin’de yaşanan 7.9 büyüklüğündeki deprem bir kez daha dikkatleri olası Marmara depremine çevirdi. Uzmanlar, Çin’deki depremin Türkiye’de olası bir depremi tetiklemeyeceğinin altını çizdi ancak ekledi: “Bu görüntüler bize deprem gerçeğini hatırlatmalı. Hazırlıklı olmalıyız. Benzer bir depremde İstanbul’da 40 bin bina yıkılır, Türkiye’nin herhangi bir köşesinde 50 bini kişi ölürdü.” “Deprem 9 şiddetinde açığa çıktı” Prof. Dr. Ahmet Ercan: Çin’deki son deprem 9 şiddetinde açığa çıkmıştır. Türkiye böyle büyük bir depremi, 7.9 büyüklüğündeki depremle Erzincan’da bir kez yaşadı. Bu büyüklükteki bir deprem Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde olursa 50 bin can kaybı olur. “1999 depreminden 10 kat daha büyük” Prof. Dr. Şükrü Ersoy: Bir tetikleme olmaz. Yaşanan deprem Marmara depreminden yaklaşık 10 kat büyük. Marmara’da deprem konusu sulandırılıyor. Depremi küçültücü bir çaba var. İstanbul’da ciddi bir can ve mal kaybına hazır olalım. Bunu söylemek korkutmak değil artık. Sosyal sorumluluğun gereği. Bir an önce hazırlıklı hale gelmeliyiz. “İstanbul’daki çalışmalar fiyasko” Prof. Dr. Semih Tezcan: Çin’deki depremi sadece nüfus yoğunluğu açısından İstanbul’la kıyaslayabiliriz. Aynı büyüklükte bir deprem İstanbul’da olursa yaklaşık 40 bin bina etkilenir. Marmara’yı etkileyecek deprem 7.2 büyüklüğünde olacak. Yeterli eğitim yok, yasalar eksik… Zeytinburnu, Alibeyköy ve Fatih’te yapılan çalışmalar da fiyasko. “Türkiye daima hazırlıklı olmalı” Prof. Dr. Haluk Eyidoğan: Türkiye ile herhangi bir jeolojik bağlantısı yok. 7 veya daha büyük bir depremin Marmara Denizi’nde olma olasılığı yüzde 35-65 arasındadır. Türkiye depreme her zaman hazır olmalı. 10 yıldır deprem olmaması aynı zamanda bir şansı kullanmaktır. SABAH |
Telekomünikasyon Kurumu’ndan klonlanan GSM telefon cihazlarının IMEI
numaraları ile ilgili önemli duyuru.
Telekomünikasyon Kurumu, Ankara, 14.12.2004
GSM telefon kullanıcılarının tamamına ait GSM telefon cihazlarının marka, model ve
IMEI bilgileri Telekomünikasyon Kurumu kayıtlarına aktarıldı. Halihazırda Kurum tarafından
onay verilerek yasal olarak ithal edilen yaklaşık 28 milyon cihazın kayıt bilgileri ile GSM
işletmecilerinden temin edilen 33 milyona yakın GSM telefon cihazına dair IMEI ve abone
kayıt bilgileri üzerinden yapılan deşifre işlemleri sonucunda 12 milyon kadar cihazın kayıt
dışı olduğu ve 500 bin kadar cihazın IMEI numarasının klonlanmış veya değiştirilmiş olduğu
belirlendi.
Kamuoyumuzca da bilindiği üzere her bir mobil cihazın müstakil bir seri numarası
olmalıdır. GSM telefon cihazlarının “International Mobile station Equipment Identification”,
kısaca IMEI (Uluslararası Mobil Cihaz Kod)’u olarak tanımlanan, cihazın ambalajı üzerinde
ve arka kapağı içerisindeki etiketler üzerinde yer alan seri numarası, cihazın *#06# tuşlarına
sıra ile basılmak suretiyle de öğrenilebiliyor.
Telekomünikasyon Kurumunun web sayfasında www.tk.gov.tr/duyurular ve
www.tk.gov.tr/tds adreslerinde duyurulmakta olan klonlanmış IMEI numaralarını gösteren
tabloda yer alan numaraları haiz cihaz kullanıcılarının, söz konusu cihazın temin edilişine dair
bilgi ve belgeleri, Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon
Dairesi Başkanlığına ait tds@tk.gov.tr e-posta adresine veya 0312-5505164 no’lu faksa
göndermeleri büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyunun bilgilendirilmesini teminen saygıyla sunulur.
Etrafımızda yaşananlara baktıkça, inanamıyorum. Bir gece benim TV ekranından fırlayıp, avazım çıktığı kadar bağırdığımı görürseniz hiç şaşırmayın. Gerçek dışı bir durumdayız. Türk toplumu ya tüm mantık yapısını kaybetti veya derin bir uykuya girdi.
Gelin yaşananlara birlikte bakalım ve haklı mıyım, değil miyim karar verelim.
Laik kesim panik içinde. Bize ait diye bildiğimiz veya öyle sunulduğu için inandığımız Türkiye’mizin elimizden kayıp gittiğine inanıyoruz. Gazetelerde ve TV’lerde öyle olaylar okumaya ve görmeye başladık ki, Türkiye’mizin başkaları tarafından ele geçirildiği gibi bir izlenime kapılıyoruz.
Tesettür defileleri ,okullardaki dine dönük eğitim baskısının, türbanlı sayısının arttığı izlenimi giderek yaygınlaşıyor. Şimdiye kadar görmediğimiz, duymadığımız dinci hikayelerle karşılaşıyoruz. Sokaklarda eskiden rastlamadığımız oranda farklı giyim kuşam görüyoruz.
İşte bütün bunlar da bizi korkutuyor.
Aslına bakılacak olursa, gördüklerimizi epey abartıyoruz. Gazete ve TV’lerimiz dincilik yayınları reyting getirdiğinin farkına vardığından dolayı, eskiye oranla daha fazla duyarlı davranıyorlar. En küçük veya en basit bir olayı dahi süsleyip ön plana çıkarıyor. Daha öncelerde yüzüne dahi bakılmayan olaylar şimdi büyüteç altına alınıyor.
Eskiden de tesettür defileleri olurdu. Ancak islami giyim, islami çevrelerde böylesine ilgi görmez, bizim de dikkatimizi çekmezdi. TV’lerde veya gazetelerde konu dahi edilmezdi.
Eskiden de harem selamlıklar, Anadolu’nun birçok yerinde içki yasağı, özel plajlar ve oteller vardı. Ancak, hem sayıları azdı, hem de pek önemsemezdik.
Eskiden de vardılar, ancak görmezden gelerek işi idare ediyorduk.
Zira iktidar bizim elimizdeydi.Korkumuz yoktu.
Şimdi durum değişti.
Şimdi korkuyoruz. İktidarı kaybettik ve bundan sonra geri alabileceğimiz de çok kuşkulu.
Bundan dolayı da, kaba kuvvete başvuruyoruz.
Sandıkta mücadele edemeyeceğimizi anladığımızdan dolayı, önce 367 ile Cumhurbaşkanlığı seçimini engellemeye çalıştık.Olmadı.
28 Nisan muhtırası ters tepti ve 22 temmuz seçimlerinde beklentilerimizin tam tersine AKP oylarını arttırarak karşımıza çıktı.
Şimdi de ümitlerimizi, Anayasa mahkemesine bağladık.
Kapatalım da, bu korkulu rüya bitsin hesabını yapıyoruz. Hiç birimiz, kapatma kararının nükleer bomba gibi tahribat yapacağını hesaplamıyoruz, AKP’nin başka bir isimle yarın yeniden bu ülkenin yönetimine talip olabileceğini düşünmüyoruz.
Nükleer patlamaların sadece karşı tarafı yok etmekle kalmadığını, patlama alanındaki her şeyi mahvettiğini, daha da önemlisi ertesigün yağan nükleer yağmurun herkesi öldürdüğünü hesaplamıyoruz.
Böylesine tehlikeli bir gidiş içindeyiz.
Buna rağmen, bakıyorum da, bu gidişi görüp engellemek isteyen kimseler yok. İçimizden birileri çıkıp “Ne yaptığımızın farkında mıyız. Ülkeyi parçalamaya gidiyoruz.” demiyor.
Etrafıma bakıyorum, hepimizde bir kadercilik havası hakim.
Sanki yaşananlar bizi hiç etkilemeyecekmiş ve kolayca üstesinden geliniverecekmiş gibi davranıyoruz. Birleşmiş Milletler gözlemcisi gibi izliyoruz.
AKP’yi kapattırabildiğimiz taktirde, tekrar eski Türkiye’mize kavuşacağımızı, laik düzenin geri geleceğini sanıyoruz. Mahkeme ile de başaramazsak, içimizde Askeri müdahaleye kadar götürmek isteyenlerimiz var.
Tehlikeleri ya görmüyoruz veya görmek istemiyoruz. Gidişi durdurabilmek için hiçbirimiz hareket etmiyoruz.
Yine seyirci durumuna girdik.
Sanki AKP’liler bu ülkenin insanları değillermiş ve bu şekilde geri gideceklermiş gibi bir beklenti içindeyiz.
İşte bundan dolayı, bir gün Ana Haberin sonunda avazım çıktığı kadar “ uyanın arkadaşlar, ülkeyi parçalıyoruz” diye bağırmaya başlarsam hiç şaşırmayın.
Peki, laik kesim böyle bir hava içindeyken, karşı taraftaki hava ne ?
Onların durumu da bizden farklı değil.
Biz nasıl onları anlamak dahi istemiyorsak, onlar da bizim kaygılarımızı anlamaya çalışmıyorlar.Yarınki yazımda, karşı kesimde dolaşmak istiyorum. Buradan onların nasıl görüldüğünü anlatmaya çalışacağım.
Belki bu şekilde bazılarını harekete geçirebilirim.
Tren kazasının önlenmesi için birilerinin harekete geçmesini sağlarım.
“Allah’a ve Peygamber’e hakaret neden yok?”
Bu da Memur-Sen’in 301. maddeye itirazı…
Memur-Sen Genel Başkanı Dr.Ahmet Aksu, Türk Ceza Yasası’nın 301′inci maddesinde hakaret halinde ceza konusu olacak ulusal değerlerini sınırı yeniden çizilirken Allah ve Peygamber gibi kutsal kavramların neden bu kapsama alınmadığını sordu.
Ahmet Aksu yazılı açıklamasında, 301 ve 305. maddelerdeki “Türk milletine - Türkiye Cumhuriyeti Devletine - TBMM’ne hakaret edilemez” şeklindeki değişiklikler üzerinde tartışmalar sürerken, siyasi partilere “Her şey tamam da, korumak istenen değerleri bizlere veren Allah ve Peygamber niye bu maddelerde yok?” sorusunu iletti. Aksu, düşünce özgürlüğüne asla karşı olmadıklarını vurgulayarak, hakaret ile düşüncenin net bir şekilde ayrıştırılmasının mutlak olmasına işaret etti. Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu, 301 ve 305. maddelerde yapılmak istenilen değişiklikleri desteklediklerine belirterek, maddelerin korunma içeriğine Allah’a ve diğer kutsal değerlere hakaretin önlenmesi ilkesinin eklenmesini önerirken şöyle dedi:
“Yasalar, toplumun temel değerlerini korumaya yönelik yapılmalıdır. T.C.K.nın 301 ve 305 maddelerinin değişikliği ülke ve TBMM’ nin gündeminde bulunmaktadır. Hakaret ve düşünce özgürlüğü birbirinden ayrılmalı ve birbirine karıştırılmamalıdır. Bu ülkenin yüzde 99 u Müslüman olarak tarif edilir ve ansiklopedik veriler yayımlanırken; Allah’a Peygamber’e ve dini ve manevi değerlere hakaret edilmesine yönelik cezalandırma niçin gündeme gelmemektedir.
Bu itibarla T.C.K. nın 301 ve 305 nci maddelerindeki değişiklikler yapılırken bunlarda maddeye eklenmelidir. Bu eklemeler yapılırken temel hukuk normları olan başta ifade, inanç ve hür yaşama özgürlüğü olmak üzere halkın en temel özgürlüklerine karşı müdahaleler olmamalıdır, zaten bu müdahaleler, hukuki olamaz hukuka uygunmuş gibi gösterilemez. Aksini iddia etmek hukuka haksızlıktır.”
ANKA
Uzmanlar, “Çin’deki deprem 