

: ) çok süper yaa
Sayısal Loto ; Nasıl trilyoner olunur?
Sayısal Loto ‘yu tutturmanın bir formülü var mı? İşte matematiksel gerçekler.
Trilyonlara ulaşmak herkesin hayali. Peki 6 şanslı sayı matematik hesabıyla bulunabilir mi? Bunun için çok çalışmak gerekiyor! Matematik profesörü Dr. Ali Nesin, “Bu işin formülü yok. Her şey rastlantısal” diyor. Altı rakamı garantili olarak tutturmanın tek yolu 14 milyon kolon oynamak! Bu kadar büyük paranın tek bir kişiye çıkma olasılığı yaklaşık yüzde 35. En az iki kişiye çıkma olasılığı ise yüzde 12.5.
Matematik değil hayal gücü
Sayısal Loto yine trilyonları devirdi. En az 6 trilyon liralık hasılat herkesin başını döndürüyor. Peki altı rakamı bulmanın formülü var mı? Sizin için araştırdık.
Sayısal Loto trilyonluk ikramiyesiyle herkesin başını döndürüyor. Rakamların ucundaki trilyonlara ulaşmak için lisede, üniversitede yüzüne bile bakılmayan matematiğe düşkün olanlar var. Maksat bilimin yardımıyla hiç kimsenin bulamadığını bulup, altı rakamı bilmenin bilimsel bir formülünü yakalamak… Bu sadece Türkiye’ye ait bir heves değil… Loto, dünyanın her ülkesinde yarı amatör matematikçilerin başını döndürüyor. Loto analizleri için bilgisayar programları satanlar, garantili formülü “cüzi” bir ücret mukabili paylaşanlar internette hatırı sayılır miktarda siteye sahipler. Peki nedir lotonun sırrı? Bunun bir püf noktası, en azından olasılığı artıracak bir oynama biçimi yok mu? Altı rakamı tutturmak için kaç kolon oynamak lazım? Söz matematiğe bırakılırsa hesap basit. Önce organizasyonun çapı için ipucu verelim; sekiz kolonluk kuponlardan hatasız olarak saatte elli tane doldurabilecek ve bu işe günde on saatten bir haftasını ayırabilecek yaklaşık 500 babayiğitlik bir ekip gerekiyor. Bunlar sadece yazıcı kadrosu… Tam tamına 13 milyon 983 bin 816 kolonun yazıldıktan sonra bir de makinede yazdırılması gerekiyor ki, onun için de şehrin dört bir yanındaki loto bayilerine yayılacak en az bir 500 gönüllü daha lazım… Ve küçük bir ayrıntı; altıyı garantilemek için yatırmanız gereken kupon bedeli 5 trilyon lira. Yani matematiğe inanıyorsanız ve 5 trilyon liranız, bir de 14 milyon civarında kuponu dolduracak ve yatıracak teşkilatınız varsa altıyı tutturmanız işten bile değil… Yaklaşık 6 trilyon liraya yakın ikramiyenin dağıtıldığı düşünülürse hesap fena gözükmüyor. Ancak bu hesabın ince noktası başkalarının da sizinle beraber öyle gönüllüler falan çalıştırmadan tek kuponla altıyı tutturması ve trilyonlarınıza ortak olması… Bugün lotodaki hasılatın tahmini 8 trilyona ulaşacak olması bunun pek de zayıf bir ihtimal olmadığını ortaya koyuyor. Çünkü bu yaklaşık 25 milyon kolon oyun oynandığını gösteriyor…
ARDIŞIK NUMARA EFSANESİ
Lotoda herhangi altı rakamın gelme olasılığı, her oyun için eşit. Yani 1, 2, 3, 4, 5, 6 rakamlarıyla, başka rakamlar arasında hiçbir fark yok. Yeter ki 1 ile 49 arasında olsun. Yaklaşık 14 milyonda bir olan olasılığı 2 kolon oynadığınızda 7 milyonda bire, dört kolon oynadığınızda 3.5 milyonda bire düşürüyorsunuz… Milli Piyango Müdürü tersini savunsa da gerçekten de lotoda oynanacak herhangi 6 rakamın diğerlerinden farkı yok. Üstelik “Bu numaralara kimse oynamaz” da pek geçerli bir varsayım değil. Daha 2002 yılında Paris lotosunu 1, 2, 3, 4, 5 ve 10 rakamları kazandığında kimsenin bilemediği düşünülmüştü ancak 10 civarında talihli ortaya çıktı! Durum böyle olunca da dünyanın her yanında matematikten çok hayal gücünün, inatçılığın hatta edebiyatın sözü geçiyor. Paul Auster’ın “Şans Müziği” adlı romanında yıllar boyunca lotoda sadece asal sayılara oynayan o muhasebeci böyle bir hayal gücünün ürünü. Bilim dünyası da olasılık hesapları dışında lotoya kayıtsız kalamıyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında roketçiliğin babası Von Braun’un karmaşık yörünge hesapları için gereken “rastlantısal” sayı dizilerini lotodan aldığı biliniyor. İşin incelikleriyle uğraşıp, loto toplarının üzerindeki rakamların mürekkep ağırlığının rastlantısallık üzerine bozucu etkisini araştıranlar da var. Haksız da sayılmazlar çünkü gramın binde biri kadar da olsa 49 numaralı topla 1 numaralı top arasında bir ağırlık farkı olması gerekiyor. En çok çıkan sayıların çift haneli olması da bu kuşkuları güçlendirir nitelikte Belki de en doğru değerlendirmeyi “loto matematik bilmeyenlerden devletin aldığı vergidir” diyen bilimadamları yapıyor.
Böbreğinden 25 taş çıktı
Doktorlar şaşkın: “Bu kadar taş böbrekte rahatsızlık vermeden nasıl barınmış, hayret..”
Kırıkkale’de karın ağrısı
ve şişlik şikayetiyle hastaneye başvuran kişinin, çürüdüğü için alınan
böbreğinden 25 taş çıktı.
Alınan bilgiye göre 5 çocuk babası Mehmet Mutlu (51), karın ağrısı ve
şişlik şikayetiyle Kırıkkale Devlet Hastanesine başvurdu.
Ultrasonda sağ böbreğinde kitle tespit edilen Mutlu, Opr. Dr. Yusuf
Atlan tarafından muayene edildi. Kitlenin böbrek taşı olduğunun
belirlenmesi üzerine Mutlu’nun çürüyen ve görev yapamaz hale gelen sağ
böbreği, 2.5 saat süren ameliyatla alındı.
Opr. Dr. Yusuf Atlan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mutlu’nun
böbreğinde 25 adet taş çıkmasına şaşırdığını belirterek, şöyle konuştu:
”Bu kadar taş bir o kadar da kum ve iltihap böbrekte rahatsızlık
vermeden nasıl barınmış hayret doğrusu. Tıpta ender görülen vakalardan
birisidir. Çıkan taşları filme kayıt yapıp fotoğrafını çekerek görüntüyü
ilgili yerlere göndereceğiz. Bunlar, eğitim amaçlı ve örnek göstermek
için kullanılacak.”
Hastanın durumunun çok iyi olduğunu anlatan Opr. Dr. Atlan, ”Servise
alacağız. Öbür böbreğinde de ufak bir taş var, onu da uygun zamanda
büyümeden aldırmasını istedik. Bundan sonra kendine dikkat etmesi
gerekir” dedi.
Hasta Mehmet Mutlu ise durumumdan çok memnun olduğunu ifade ederek şöyle
konuştu:
”Hiç rahatsızlığım yoktu. Son günlerde biraz sağ tarafımda sertlik
hissedip doktora geldim. Böbreğimin bu kadar kötü olmasına şaşırdım.”
ZONGULDAK’IN DEVREK İLÇESİNDEKİ ALBAYRAK SOKAK’TA HER HAFTA BİR KAÇ KİŞİ SAYISAL LOTO’DA MUTLAKA BEŞ TUTTURUYOR, MİLYONERLİĞİN SINIRLARINDA GEZİNİYOR. YENİ AKTÜEL, TALİHLİ SOKAĞIN SIRRINI YERİNDE ARAŞTIRDI!
Devrekli emekli nalbur Tuncay Albayrak, 13 yıl boyunca gerçekleştirilen 600 Sayısal Loto çekilişi üzerinde günler boyunca çalışıp Sayısal Loto’da şanslı numaraları bilme olasılığını hayli artıran modeller ve formüller geliştirdiğini savunuyor. En büyük kanıtı ise dükkanının da bulunduğu Albayrak Sokak’taki diğer esnaf arkadaşları… Zira hemen her hafta, içlerinden bir kaçı en azından 5 tutturmayı başarıyor! İşte istatistik profesörlerine taş çıkartan ve yeni hedefi Milli Piyango’nun şifresini çözmek olan nalbur Tuncay Bey’den, Sayısal Loto’da parayı vurmanın formülleri…
Zonguldak’ın baston imalatıyla ünlü kasabası Devrek’teyiz… Ama burada olmamızın sebebi, ustaların el emeği göz nuru ile kızılcık ağacından heykel yapar gibi işledikleri Devrek bastonları değil; Sayısal Loto’nun “DNA” şifresini çözdüğünü iddia eden emekli nalbur Tuncay Albayrak’la görüşmek. Çok aramamız da gerekmiyor, Tuncay Bey’i kasabanın küçük çarşısında ailesinin soyadını taşıyan Albayrak Sokak’ta buluyoruz. Tuncay Bey’in eskiden nalbur olan dükkanı şimdi Sayısal Loto’nun şifrelerinin çözüldüğü bir hesap kitap laboratuarına dönüşmüş. Dükkanının camı, “5 bilmek yüzde 100, 6 bilmek yüzde 92”, “Ben bu sevdaya baş koydum, ben bu ömrü feda ettim, aşımdan uykumdan oldum, başka şansın yok peşindeyim” yazılarıyla dolu. İçerideyse onlarca klasör, çalışmalarını sürdürdüğü bir bilgisayar, bir masa ve bu defa duvara yazılmış yazılar çarpıyor gözümüze.

Bizi buralara kadar çeken hikayeyi hemen özetleyelim: Tuncay Bey, 13 yıl önce başlayan ve bu hafta 600’üncü haftasına giren Sayısal Loto’da çıkan şanslı rakamların tesadüf olmadığını çözdüğünü iddia ediyor. 13 yıl boyunca her hafta kazanan rakamları not eden Tuncay Bey, bütün bu bilgileri formüle ederek toplam 211 modelde sınıflandırmış. Ve özellikle en çok tekrar eden 10-15 modeli saptamış. 600 haftanın sonuçlarını bize gösterdiğinde, gerçekten de bu modeller sayesinde Sayısal’da her hafta şanslı rakamları bulma ihtimalinin hayli yükselebileceğine biz de kısmen ikna oluyoruz.
‘3’, ‘8’i seviyooo!
Tuncay Bey, Sayısal Loto’da en çok çıkan rakamlar diye bir şeyin olmadığını, ancak en çok görülen modeller olduğunu savunuyor. O modelleri anlatmaya, 13 yılda 600 hafta boyunca tam 23 kez tekrarlayan modeli anlatarak başlayalım. Bu model, “bir tek basamaklı sayı, bir 10’lu sayı, bir 20’li sayı, iki adet 30’lu sayı, bir 40’lı sayı”dan oluşuyor. Örneğin 5, 15, 20, 32, 34, 47. Tuncay Bey’in Sayısal formülleri arasındaki bu en popüler dizilimi, 600 hafta boyunca tam 16 kere tekrarlayan “bir tek basamaklı sayı, iki 10’lu sayı, bir 20’li sayı, bir 30’lu sayı, bir 40’lı sayı” formülü izliyor. Yani örneklemek gerekirse 5, 11, 13, 24, 38, 47.
Yine belli sayılar da adeta birbirlerini çok seviyor ve ayrılamıyormuş gibi birlikte düşüyor Sayısal’ın dönen küresinden. Örneğin 13 yıl boyunca 3 ile 8 rakamı on kere birlikte düşmüşler! 11 ile 16 ve 21 ile 27 de, birbirini çok sevenlerden… 32 ile 33 ve 43 ile 49 da hep aynı hafta düşmüşler küreden içimizden birilerini trilyoner yapmak için. 4 ile 5 ise, aralarında bir dargınlık olsa gerek ki, yalnızca bir kez birlikte yakalanmışlar çekilişlerde. Öte yandan 11 ile 19, hiç aynı haftanın şanslı numaraları arasında birlikte yer almamış. Tuncay Bey, bu ikili olasılıkları bir araya topladığı listeye de mizahi bir dille “deprem haritası” adını vermiş.
13 YILDA EN ÇOK ÇIKAN RAKAMLAR… (RESMİ BÜYÜTMEK İÇİN ÜZERİNE TIKLAYIN)
Sabırla aynı kuponu oynayın!
1 ile 49 arasında altı rakamı yan yana getirmek için 13 milyon 983 bin 816 olasılık olduğunu söyleyen Tuncay Bey, bu kadar çok kolon oynamak mümkün olmayacağından işi modeller yardımıyla basitleştirmiş bir anlamda. Albayrak Sokak ise, bu modellerin her hafta sınandığı bir pilot bölge adeta! Tuncay Bey’in formülleri sayesinde, Albayrak Sokak’ta hemen her hafta Sayısal’da 5 bilen en az bir ya da iki kişi çıkıyor. Şimdiye kadar altı rakamı birden bilen çıkmamış olsa da, sokak sakinleri umudunu halen koruyor. 5 bilip, birkaç milyar kazanmayı da kısa günün kârı görüyorlar.
Sokak sakinleri genellikle grup halinde oynamayı tercih ettiğinden, 10-15 kişi bir araya gelip ortak kupon dolduruyor. Zaten Tuncay Bey de bu yöntemi öneriyor: “Örneğin deprem haritasından 3 ve 8 gibi bir ikili olasılık seçtiniz. Çok görülen modellerden de, bu iki sayının (3 ve
yanına yazabileceğiniz diğer rakamları belirleyin. Oynadığınız her kolonda seçtiğiniz ikili olasılık sabit kalsın, diğer dört rakamı ise değiştirerek işaretleyin. Bu yüzden çok kolon oynamanız gerekeceğinden, grup halinde ortaklaşa oynayın. Mesela esnaflar, doktorlar, avukatlar arkadaşlarıyla bir araya gelip oynasınlar.”
Tuncay Bey’e göre, işin sırrı biraz da sürekli aynı kuponu oynamakta. Yani, bu formüller sayesinde ulaştığınız rakamları işaretlediğiniz kuponu, ısrarla her hafta tekrar oynamanızı öneriyor: “Geçenlerde bir talihli, dört yıl boyunca tekrar tekrar oynadığı aynı kupon sayesinde bir buçuk trilyon kazandı. Kendinize belli bir model seçip belli kombinasyonlar çıkarır ve her hafta o kombinasyonları oynama konusun ısrarcı da olursanız, birkaç yıl içinde büyük ikramiyeyi kesin kazanırsınız.”
Yeni hedefi Milli Piyango’nun şifresi!
Tuncay Bey, kısa süre öncesine kadar tüm verileri eliyle dosya kağıtlarına yazıyormuş. Ancak arkadaşı Yaşar Küçük’ün kendisine bilgisayarda Excel programını öğretmesinin ardından işi kolaylaşmış. Televizyonda Sayısal çekilişini izlerken ilk birkaç rakamdan sonra gelecek diğer rakamları rahatlıkla tahmin edebildiğini anlatan Tuncay Bey, ‘şans’ diye bir şeyin olmadığını düşünüyor. Bu yüzden de yeni hedefi, Milli Piyango’nun genetik şifresini çözmek ve nihayetinde de Guinnes Rekorlar Kitabı’na girmek.
Bu sokakta 5 bilmeyen yok!
Albayrak Sokak’ta kime sorsanız Sayısal’da en azından birkaç kez “5” bilmişliği var: Bakkal, Sayısal Loto Bayii, hamamcı, tuafiyeci, çaycı… Sokaktaki Sayısal Loto bayiinin duvarları Tuncay Bey’in formülleriyle, camları ise 5 bilenlerin kuponlarıyla dolu. Sokaktaki manifaturacı ve tuhafiyeci Nevzat Boz, şimdiye dek yedi kere 5 bilmiş. “6 bizim mahallede çok dolaştı ama bir türlü birimizde durmadı” diyor Nevzat Bey. Tekel Bayii Şeref Kaypak da en çok 5 bilenlerden ve en son bildiğinde de 6 bin 500 YTL kazanmış. Kuyumcu Sabri Saraç, bakkal Fahri Çavuş, çaycı Güney Bükrü ve beyaz eşya satıcısı Feridun Bora da Sayısal’da defalarca 5 tutturmuş. Ama içlerinde en enteresan isim, anten tamircisi Recai Uzar. Şimdiye kadar tam on bir kez 5 tutturmuş! En son 2 bin 700 YTL kazanmış ve halinden hayli memnun.
Şanslı numaraları topların ağırlığı mı belirliyor?
Peki ama bazı sayıların birbirini sevmesinin ve küreden birlikte düşmesinin, belli modellerde belli rakamların gelmesinin nedeni ne? Sokak sakinleri bu duruma da kendi aralarında bilimsel yanıtlar aramıyor değiller. Onlara göre, topların üstüne 1 yazmak ile 49 yazmak arasında kullanılacak boya miktarı açısından bayağı bir fark olması ve bunun yarattığı ağırlık, muhtemel nedenlerden biri… Tartıştıkları diğer olasılık, topların her hafta sekiz tüpten küreye aynı sırayla düşüp aynı yöne doğru karıştırılmaları… İşletme uzmanı Adam Fawer’ın ‘Olasılıksız’ adlı kitabında, bir bilardo oyuncusunun ıstakanın, topların ve masanın esnekliği, havadaki nem oranı, rüzgâr, topa vuruş açısı ve hızı gibi faktörlerin bilgisine eksiksiz olarak haiz olması halinde masadaki topların konumunun ne olacağını da tam olarak bilebileceğini anlattığını hesaba katarsak, sokak sakinlerinin özellikle ikinci teorisi fizik bağlamında kısmen de olsa bir anlam ifade ediyor!
Ama biz sokak sakinlerinin teorileriyle yetinmeyip konuyu bir de Yeditepe Üniversitesi’nden istatistik profesörü Fazıl Güler’e soruyoruz. Prof. Güler, şayet topların ağırlığı eşit ise Tuncay Bey’in modellerinin ve formüllerinin zaman zaman “başarılıymış” gibi görünmesinin tamamen tesadüfi olduğu görüşünde. “Ama” diyor, “topların üzerindeki yazı kabartmalarından dolayı çok cüzi de olsa bir ağırlık farkı oluşuyorsa, sonuçlar etkilenebilir!”
Bu da Sayısal Loto’nun doktora tezi!
Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Işığıçok, “Değişkenler Arasındaki İlişkilerin Araştırılmasında Nedensellik Testleri ve Bir Uygulama Denemesi” başlıklı doktora tezinde Sayısal Loto’yu incelemiş. Topların çıkma olasılığının eşit olduğunu, bu eşitliği ancak toplardaki aşınmaların ve bir kısmının zamanla yenilenip bir kısmının hiç yenilenmemesinin bozabileceğini kaydeden Prof. Işığıçok, son beş yıldaki çekiliş sonuçlarına dair yaptığı çalışmada da Sayısal’da en çok çıkan sayıları 6, 14, 16, 20, 27, 38; en az çıkanları ise 23, 31, 33, 42 ve 48 olarak belirlemiş. Bu sayılardan 27, tam 44 çekilişte küreden düşmüş. Prof. Işığıçok’un araştırmasına göre 9 hafta 3; 3 hafta da 4 ardışık sayı çekilmiş.

14 yıldır gerçekleşen Kral TV ödül töreni en skandal gecesini yaşadı. Geceye katılan konuklar arasında Hande Kaya adlı bayan Dj’ reklam uğruna gazetecilerin objektifleri karşısında poz verişin dozunu kaçırdı. Genç Dj şöhret olma uğruna biranda soyunup göğüslerini açması tam bir skandala sahne oldu.
HABERTURK.COM MAGAZİN MUHABİRİ İBRAHİM ŞAHİN’İN HABERİ
Eski eşiyle arkadaş
Şarkıcı Tuğba Ekinci, Kral TV ödül töreni gecesine eski eşi basketbolcu Fatih Özbilen ile birlikte geldi. Tuğba Ekinci,”Eski eşimle biz hiç bir zaman küs kalmadık. Ama şuanda birlikte değiliz, sadece bu geceye birlikte katılmak istedik” dedi.
İlk önce Limuzin sonra fayton
Sanat dünyasına yeni adım atan Hülya Evrensel, geçtiğimiz gece katıldığı bir devette limuzinle gelmişti. Evrensel, önceki gece de Kral TV gecesine faytonla gelerek herkesi şaşırtırken, çevresindeki karabalık koruma ordusu dikkat çekti.
“14. Kral TV Video Müzik Ödülleri”, İstanbul’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İstanbul Gösteri Merkezi’nde düzenlenen törende; halkın gönderdiği SMS’lerle yapılan oylama sonucunda 14 kategoride seçilen sanatçı ve gruplara ödülleri dağıtıldı. Kral Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Seyfi Güner’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen ödül törenine TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, MESAM Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Binboğa, MÜYORBİR Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kocatepe’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı. Dolunay Soysert’in sunuculuğunu üstlendiği ödül gecesinde Müjdat Gezen de esprileriyle renk kattı. Ayrıca Ferhat Göçer, Cahit Berkay ve Moğollar, Deniz Hürel ve Kubat söyledikleri şarkılarla izleyenlere muhteşem dakikalar yaşattı. Eser sahiplerinin haklarının korunması ve eserlerin yasal yollardan tüketilmesi için yapılacak tüm çalışmaları desteklemek ve kamuoyunu bu konuda bilinçlendirmek için bu yıl 14.sü düzenlenen Kral TV Video Müzik Ödülleri tüm eser sahiplerine ithaf edildi.
İşte 14. Kral TV Video Müzik Ödülleri:
Türk Sanat Müziği En İyi Sanatçı: Ferdi Tayfur
Türk Halk Müziği En İyi Kadın Sanatçı: Arzu
Türk Halk Müziği En İyi Erkek Sanatçı: Turgay Başyayla
En İyi Çıkış Yapan Grup: Öykü-Berk
En İyi Grup: Hepsi
Rock Müzik En İyi Sanatçı: Emre Aydın
En İyi Çıkış Yapan Erkek Sanatçı: Ekrem Düzgünoğlu
En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı: Sıla
Arabesk Fantazi En İyi Erkek Sanatçı: İsmail YK
Arabesk Fantazi En İyi Kadın Sanatçı: Sibel Can
Yılın Klibi: Can Atilla – Aşk-ı Hürrem
Yılın Şarkısı: Kutsi – İlanı-ı Aşk
En İyi Pop Müzik Kadın Sanatçı: Demet Akalın
En İyi Pop Müzik Erkek Sanatçı: Ferhat Göçer
Jüri Onur Ödülleri: Neşet Ertaş, Aysel Gürel, Özdemir Erdoğan, Erkin Koray
Kral TV Özel Ödülü: Ercan Saatçi, “81 il 81 türkü” Ulus Müzik
Kral FM Özel Ödülü: Ferhat Göçer
YEMEK Mİ SEKS Mİ?
Muhteşem bir yemek mi yıldızlara uçuran bir seks mi?
Muzaffer Kuşhan’ın dergisi yıldızlara güzel bir yemek mi yoksa seks mi diye sordu…
İkisi de insanın içgüdüsel eylemi. İkisi de hayatımızın olmazsa olmazı. Ama önce hangisi? Güzel bir yemeği sekse yeğleyenler olduğu gibi “Seks olmadan asla” diyenler de var. Aslında iki farklı şeyi karşı karşıya koymak ve “Sizin için hangisi?” demek, her “seçim” gibi insanı zorluyor. Ama Dr. Kuşhan’la Diyet dergisi yine de sormadan edemedi ve bakın nasıl yanıtlar aldı. Ebru Şallı, tıpkı Paris Hilton gibi “Seks karın doyurmuyor, önce yemek” diyenlerden… Helin Avşar da “Yemek adrenalin yükseltiyor, seks ise enerjiyi bitiriyor” diye kestirip atıyor. Peki ya değişik alanlarda isim yapmış diğer ünlüler? İşte birkaç farklı örnek ve sonrasında uzman görüşleri…
MEHMET ALİ ERBİL: Hangisine ne kadar hasret kaldığıma bağlı
Hangisine ne kadar hasret kaldığıma bağlı; üç öğünden biri eksikse, kalan bir öğün yemek yerine seksi tercih ederim. Yedi öğün yemek yemediysem, tabii ki yemek tercihim olacaktır. Yani zamana ve o anki koşullara bağlı olarak tercihim değişebilir.
BANU ALKAN: Benim için önce seks gelir
Her ikisi de önemli, ama benim için önce seks gelir. O anki volkana göre bütün duygular doruk noktasına çıktığında, zaten aklınıza yemek gelmez. Aşıksanız da aklınıza yemek gelmeyecektir. Seks yiyeceklerle doğru orantılıdır, yemek seksi güçlendirir. Havyar, çilek, ıstakoz… Bunlar seksi güçlendiren yiyecekler. Benim önceliklerim aşk, seks ve yemek…
AHMET ÖRS: Karnım açsa yemek, karnım toksa seks
Umarım böyle bir tercih yapmak zorunda kalmam. Normal koşullarda böyle bir tercih yapmak çok zor. Ama genelde bu iki taraftaki doygunlukla ilgili. Karnım açsa tabii ki yemeği; karnım toksa seksi tercih ederim. Ancak böyle bir tercih yapmak durumunda kalmak gerçekten kötü olur.
SAHRAP SOYSAL: Menopozda olduğum için yemek
Ben 50 yaşındayım. Menopozda olduğum için bu yaştan sonra yemeği tercih ediyorum. Yemek yazarı olduğum için yeni yemekler yapmak, bunları sevdiklerime tattırmak bana büyük keyif veriyor aslında. Yani şöyle söyleyeyim; yemek yemek, seks yapmak, içki içmek, seyahat etmek, çocuklarımla birlikte zaman geçirmek; bunların hepsi bana büyük keyif veriyor.
Prof.Dr. SEDAT ÖZKAN: Seks ertelenebilir, yemek ertelenemez
İnsanoğlunun temel içgüdüleri vardır; yemek yemek, su içmek doğuştan kazanılan içgüdülerdir. Cinsellik sonradan kazanılan bir güdüdür, ertelenebilinir ve seçicilik kazanır. İnsanı diğer canlılardan ayıran psikolojik ve sosyolojik gereksinimleridir. Yemek yemeden yaşanmaz ama seks yapmadan yaşanabilir.
ÇAĞATAY ÖZTÜRK (Psikolog): Seks olmadan yaşanır
İkisi de içgüdüseldir. Ancak seks yapmadan yaşayabilirsiniz, yemek yemeden yaşayamazsınız. Özellikle kişi kendiyle barışıksa, ilişkisini seks olmadan da yaşayabilir. Oysa yemek hayatın fiziksel gereksinimidir. Temel ihtiyaçlarımızdan hava, su kadar elzemdir. Yaşamı devam ettirebilmek için seks yapmak yetmiyor. Ama karnı tok biri için seks, hele uyaran da varsa ilk sırada olabilir.
Başbakan Erdoğan’ın bilgisayarındaki dosyaları görmek ister misiniz?
AKP’nin kapatılması istemiyle dava açılması ve takip eden süreç mizah konusu oldu. İşte internette dolaşan “Erdoğan’ın dosyaları” videosu:
3 gün önce ‘Alo kayıp kedi ihbar’ hattını arayan Zekeriya Beyaz, siyah pamuk adlı kedisinin kaybolduğunu bildirerek yetkililerden yardım istedi. Merkezi Bağcılar’da bulunan Kayıp kedileri kurtarma timi Zekeriya Beyaz’ın evinin etrafındaki bütün ağaçları, çöp konteynırlarını, kasap dükkanlarını aradı. 3 günlük yoğun bir çalışmanın ardından siyah pamuk adlı kedi, dişi bir kediye sulanırken yakalandı. Bu durum karşısında yüzü kızaran Zekeriya Beyaz, ‘malum mart ayı geldi, yoksa kedim gayet edeplidir’ diyerek kendini savundu. Buluşma anında duygusal anlar yaşanırken, Zekeriya Beyaz’ın kedisi kameraya verdiği şuursuz pozlarla dikkat çekti.

Zekeriya Beyaz’ın kedisi bulundu (geyik-komik)
3 bin 750 yıl öncesinin Asur ve Hitit kolonilerinde striptize rastlandı
KAYSERİ - Striptizin 3 bin 750 yıl önce Anadolu’daki Asur ve Hitit kolonilerinde yapıldığı ortaya çıktı. Türkiye’nin ilk Hititoloğu, Ord. Prof. Dr. Sedat Alp’in ‘Hititlerde Şarkı, Müzik ve Dans’ adlı kitabında Anadolu’daki eğlencelere yer verildi. Kitabın bikini ve striptizle ilgili bölümü şöyle: “Konya Karahöyük kazılarında bulduğumuz Erken Hitit çağına ait kanatlı, bikinili İştar heykelciği, çok ilginç. Konya Karahöyük ve Kayseri Kültepe’de bulunan eski Asur dilinde yazılı bir Kültepe tabletinin zarfının üzerine yuvarlanan silindir mühürde tülünü açan kadın tasviri de bulunmaktadır. Gerek Konya Karahöyük, gerekse Kayseri Kültepe’deki silindir mühür baskıları üzerinde görülen tülünü açan kadın tasvirleri striptiz modasının en eski örnekleri. Günümüzde revaçta olan striptiz ile bikini modası, 3 bin 750 yıl önce Anadolu’daki kolonilerde yaşanmıştır.”
Ankara’da bir ev… Evde Ankaralı bir minik Ömer… Daha yürümeye başlayalı çok olmamış, sendeliyor belki ama Ankara’nın yöresel oyunlarındaki ustalığını öyle güzel sergiliyor ki… Bize de hayran hayran izlemek düşüyor.
<script type=”text/javascript” src=”http://videogaleri.hurriyet.com.tr/js/js.js”></script><div id=”video”>Hürriyet Video’larını izlemet için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. <a target=”_blank” href=”http://www.macromedia.com/go/getflash/”>Yüklemek için tıklayınız!!!</a></div><script type=”text/javascript”>var hm = new FlashObject(”http://videogaleri.hurriyet.com.tr/hurriyetmediaplayer.swf”, “Hürriyet_Video”, “420″, “350″, “1″);hm.addParam(’wmode’,'transparent’);hm.addVariable(’FlashVars’, “&videoid=1545&vimage=http://videohaber.hurriyet.com.tr/Komikler/Ankarali.jpg”);hm.write(”video”);</script>
COCUKLU YASAMA HAZIRLANMA TEKNIKLERI
1-) Köşe başındaki süpermarkete gidin. Hiç bir şey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı kasiyere verin. Daha sonrada yandaki eczaneye gidin kredi kartınız ile ilaçlar alın.2-) Akşam saat 17:00 ila 22:00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg. ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde yürüyün. Saat 22:00 de ağırlığı yatağa bırakın, saati 24:00 e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24:00 de kalkın 4 kg ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01:00 e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını da 03:00 e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın ve bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Saat 02:45 de koltukta kendinizden geçin. 03:00 TED çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uyku sersemliği ile yatağa yönelin ve ağırlığı elinize alın. Saat 04:00 e kadar karanlıkta elinizde ağırlık varken dolanın ve bu arada yüksek sesle de şarkılar söyleyin. Kendi kendinize konutun. Saati 05:00 e kurun ve kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku miktarınızı 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güler yüzlü olun ve bu dediklerimi 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
3-) Eve bir ahtapot getirin…. Ve 5 yıl boyunca onu her sabah düzenli bir şekilde giydirmeğe çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarda kalmayacak şekilde , en kısa zamanda sokmanın provasını yapın. ( Bu prova sonunda çocuğunuzu her sabah minimum hasarla giydirmeyi öğreneceksiniz.)
4-) Bir kavun satın alın. Kavunun bir bölümüne küçük bir delik açın.Sonra kavunu uzunca bir iple duvardan aşağıya sallandırın. Ve kavunu iki yana sallayın. Kavun sağdan sola durmadan sallanırken, bir kaşık sıcak suyu alın. Durmadan sağdan sola sallanan kavunun üstünde daha önce açmış olduğunuz deliğe, bir tek damla yere dökmeden sokmaya çalışın. ( Bunu başardığınızda o mini minnacık, sevimlimi sevimli yavrunuza en az hasarla yemek yedirmeyi öğrenmiş olacaksınız.)
5-) Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kere daha tekrarlayarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin.
6-) Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve dönün. Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. Çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara izmaritini, çikleti, kirli kağıt ve mendili ve ölü karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden << yeter artık senden çektiğim diye avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. ( Bu provayı yaptığınız zamanda küçük çocuğunuzla yürüyüşe çıkmaya hazır hale geleceksiniz.)
7-) Süpermarkete gidin ve yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın. Süpermarkete girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonrada keçinin içerde kırdığı, tahrip ettiği her şeyin parasını sorgusuz sualsiz ödeyin. (Evet, bununla da çocuk ile birlikte alışverişe hazır duruma gelmiş bulunuyorsunuz.)
Evdeki koltukların üzerine tereyağı sürün. Perdelere de reçel bulaştırın. Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın. Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerine figürler yaratın. ( Evet, artık ev de çocuk için provalı hale geldi.)
Tamam mı? Tamamsa, bütün bunları yaptıysanız, artık çocuklu yaşama hazırsınız demektir.
COCUK DEDIGIN
Cocuk dedigin uslu oturur.Cocuk dedigin büyüklerin sözünü dinler.
Cocuk dedigin her lafa karismaz.
Cocuk dedigin “yapma“ deyince yapmaz.
Cocuk dedigin “yat“ deyince yatar.
Cocuk dedigin önüne konulani yer.
Cocuk dedigin yeni icatlar cikarmaz. Cocuk dedigin ders calisir.
Cocuk dedigin dik kafalilik etmez.
Cocuk dedigin cok soru sormaz.
Cocuk dedigin karsilik vermez.
Cocuk dedigin paylaninca önüne bakar.
Cocuk dedigin evi dagitmaz.
Cocuk dedigin her seyi istemez.
Cocuk dedigin her duydugunu söylemez.
Cocuk dedigin anasindan babasindan korkar.
Cocuk dedigin “simdi seni gebertirim“ deyince sus pus olur.
Cocuk dedigin her önüne gelenle oynamaz.
Cocuk dedigin büyüklerini üzmez.
Cocuk dedigin ikide birde zirlamaz.
Cocuk dedigin büyüklerin vurdugu yerde gül bitecegini bilir.
Cocuk dedigin agaca da cikmaz.
Cocuk dedigin kapinin önüne cikar.
Cocuk dedigin durmadan islik calmaz.
Cocuk dedigin yemekten önce kiraz yemez.
Cocuk dedigin hep top pesinde kosmaz.
Cocuk dedigin kus pesinde de kosmaz.
Cocuk dedigin kiz pesinde hic kosmaz.
Cocuk dedigin büyüklerin bir dedigini iki ettirmez.
Cocuk dedigin zirt pirt televizyonu acmaz.
Cocuk dedigin söylenen isten kacmaz.
Cocuk dedigin anasinin babasinin odasini acmaz.
Cocuk dedigin kapi calininca kosar kapiyi acar.
Cocuk dedigin insanin tepesine binmez.
Cocuk dedigin aksama kadar bisiklete de binmez.
Cocuk dedigin kimsenin dalina basmaz.
Cocuk dedigin islak yerlere de basmaz.
Cocuk dedigin sofrada adam gibi oturur.
Cocuk dedigin büyüklerin yaninda oturmaz.
Cocuk dedigin haytalik etmez.
Cocuk dedigin cocuklugunu bilir.
Cocuk dedigin saygi suygu bilir.
Cocuk dedigin dersini de bilir.
Cocuk dedigin insanin kafasini sisirmez
Cocuk dedigin pirtlatmakicin avurdunu sisirmez.
Cocuk dedigin cok gülmez.
Cocuk dedigin cagrilinca gelir.
Cocuk dedigin yemek saatinde eve gelir.
Cocuk dedigin yüzüne bakilinca kendine gelir.
xxxx
Büyüklere gelince…
Onlar büyüktür, her seyi yapabilirler.
Ve cocuklar yaslanip ölünceye dek, her seyi sadece büyüklerin yapabilecegine inanarak yasarlar.
ABD?de ilginç, ilginç olduğu kadar da tüyler ürpertici nitelikte bir restoranın. 1852 yılından beri faaliyet gösteren restoranın belli bir mönüsü yok. Müşterileri çok önceden ısmarlayarak istedikleri her şeyi yiyebiliyorlar. Fiyatı hiç önemli değil ve hesap da ödemiyorlar. Ancak ufak bir ayrıntı var.

Dünyanın en dehşet verici lokantası Kaliforniya�da…
ABD�de ilginç, ilginç olduğu kadar da tüyler ürpertici nitelikte bir restoranın. 1852 yılından beri faaliyet gösteren restoranın belli bir mönüsü yok. Müşterileri çok önceden ısmarlayarak istedikleri her şeyi yiyebiliyorlar. Fiyatı hiç önemli değil ve hesap da ödemiyorlar. Ancak ufak bir ayrıntı var…
Bu yedikleri son yemek oluyor. Hatta yemek sonrası yapılan �ikram� da, ölümcül bir zehirli iğne. San Quentin Eyalet Hapishanesi�nden bansediyoruz. Son 10 yılda sadece 10 kişi bu sözde restorandan.
Eyalet Adalet Bakanlığı�nın web sitesinden öğrendiğimiz kadarıyla, idam mahkumu bu talihsiz 7 kişinin ısmarladığı son yemekler arasında ilginç mönüler var. Örneğin bir seri katil, son yemek olarak iyice kızarmış bir tabak patates ve iki bardak vanilyalı milkshake istemiş. Bir başkası, tecavüz ve cinayetten mahkum Tom Thompson ise sıcak bir meyvalı bulamaç yemiş. Ve şehirlerarası karayollarında çok sayıda insanın canına kıyan bir katil ise, son yemeği için iki adet pepperoni ve sosisli pizza ısmarlamış. En mütevazı idam mahkumunun son isteği ise tek bir bardak greyfurt suyuymuş.
The Times gazetesinin haberinde, bunları yedikten sonra o insanlara �afiyet olsun� denilip denilmediği ise belirtilmemiş.




















































