nedir

100 Eser’in Tam Listesi
Milli Eğitim Bakanı Doç. Dr. Hüseyin Çelik tarafından açıklanan ilköğretim öğrencileri için “100
Eser” yazarları şöyle:
1. Dede Korkut Hikâyeleri (İlköğretim İçin Uyarlama)
2. ’nın Mesnevisinden Seçme Hikâyeler (İlköğretim Çocukları İçin Seçme Hikâyeler)
3. Karagöz ile Hacivat (İlköğretim İçin Seçme Hikâyeler)
4. Vatan Yahut Silistre (Namık Kemal)
5. Ömer’in Çocukluğu (Muallim Naci)
6. Gulyabani (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
7. Şermin (Tevfik Fikret)
8. Işık (Ziya Gö)
9. Yalnız Efe (Ömer Seyrettin)
10. Çocuk Şiirleri (İbrahim Alaaddin Gövsa)
11. Hep O Şarkı ()
. Peri ı ile Çoban Hikâyesi (Orhan Seyfi Orhon)
13. Uluç Reis (Halikarnas çısı-Cevat Şakir Kabaağaçlı)
14. Damla Damla (Ruşen Eşref Ünaydın)
15. Bağrıyanık Ömer (Mahmut Yesari)
16. Domaniç Dağlarının Yolcusu (Şukufe Nihai)
17. Evvel Zaman İçinde (Eflatun Güney)
18. Cumhuriyet Öncesi Yazarlardan Çocuklara Hikâyeler (Mehmet Seyda)
19. Gururlu Peri (Mehmet Seyda)
20. Akın (Faruk Nafiz Çamlıbel)
21. Havaya Uçan At (Peyami Safa)
22. Benim Küçük Dostlarım (Halide Nusret Zorlutuna)
23. Sevdalı Bulut (Nazım Hikmet)
24. Kuklacı (Kemalettin Tuğcu)
25. Yer Altında Bir Şehir (Kemalettin Tuğcu)
26. Arif Nihat Asya’dan Seçme Şiirler (Arif Nihat Asya)
27. Sait Faik Abasıyanık’tan Seçme Hikâyeler (Sait Faik Abasıyanık)
28. Koçyiğit Köroğlu (Ahmet Kutsi Tecer)
29. Az Gittik Uz Gittik (Pertev Naili Boratav)
30. Aritmetik İyi Pekiyi (Cemal Süreya)
31. Çocuklara Şiirler (Vehbi Aşkun)
32. 87 Oğuz (Rakım Çalapala)
33. Yonca (Kemal Bilbaşar)
34. Bitmeyen Gece (Mithat Enç)
35. Halime Kaptan (Rıfat Ilgaz)
36. Gümüş Kanat (Cahit Uçuk)
37. Vatan Toprağı (Mükerrem Kamil Su)
38. Barbaros Hayrettin Geliyor (Feridun Fazıl Tülbentçi)
39. Eşref Saati (Şevket Rado)
40. Hikâyeleri (Orhan Veli)
41. İnci’nin Maceraları (Orhan Kemal)
42. Allı ile Fırfırı (Oğuz Tansel)
43. Tiryaki Sözleri (Cenap Şahabettin)
44. Keloğlan Masalları (Tahir Alangu)
45. Billur Köşk Masalları (Tahir Alangu)
46. Osmancık (Tarık Buğra)
47. Balım Dalım Oğul (Ceyhun Atuf Kansu)
48. Falaka (Ahmet Rasim)
49. Bir Gemi Yelken Açtı (Ali Mümtaz Arolat)
50. Üç Minik Serçem (Necati Cumalı)
51. Memleket Şiirleri Antolojisi (Osman Atilla)
52. Ülkemin Efsaneleri (İbrahim Zeki Burdurlu)
53. Anılarda Öyküler (İbrahim Zeki Burdurlu)
54. Aldı Sözü Anadolu (Mehmet Önder)
55. Göl Çocukları (İbrahim Örs)
56. Miskinler Tekkesi (Reşat Nuri Güntekin)
57. Tanrı Misafiri (Reşat Nuri Güntekin)
58. Ötleğen Kuşu (Halil Karagöz)
59. Arılar Ordusu (Bekir )
60. Yankılı Kayalar (Yılmaz Boyunağa)
61. Yürekdede ile Padişah (Cahit Zarifoğlu)
62. Serçe Kuş (Cahit Zarifoğlu)
63. Bir Küçük Osmancık Vardı (Hasan Nail Canat)
HAZIRLATILACAK ESERLER
64. Tekerlemeler
65. çede Deyimler
66. Atasözlerinden Seçmeler
67. Bilmecelerinden Seçmeler
68. Ninnilerinden Seçmeler
69. ülerden Seçmeler
70. Manilerinden Seçmeler
DÜNYA EDEBİYATI
71. Küçük Prens (A. de Exupery)
72. Şeker PortakaIı (Jose Mauro de Vasconcelos)
73. 0liver Twist (Charles Dickens)
74. Alice Harikalar Ülkesinde (Lewis Carrol)
75. Gülliver’in Gezileri (Swift)
76. Define Adası (Robert Louis Stevenson)
77. Robin Hood (Howard Pyle)
78. Tom Sawyer (Mark Twain)
79. Ezop Masalları
80. Andersen Masalları I-II
81. Üç Silahşörler (Alexander Dumas)
82. La Fontaine’den Seçmeler (La Fontaine)
83. Pinokyo (Carlo Collodi)
84. 80 Günde Devr-i Alem (Jules Verne)
85. İnci (John Steinbeck)
86. Beyaz Yele (Rene Guillot)
87. Peter Pan (James Matthew Barrie)
88. Uçan Sınıf (Erich Kastner)
89. Yağmur Yağdıran Kedi (Marcel Ayme)
90. Ölümsüz Aile (Natalie Babbitt)
91. Yaşlı Adam Deniz (Ernest Hemingway)
92. Mutlu Prens (Oscar Wilde)
93. Şamatalı Köy (Astrid Lindgren)
94. Momo (Michael Ende)
95. Heidi (Johanna Styri)
96. İnsan Ne ile Yaşar (Leo Tolstoy)
97. Sol Ayağım (Christy Brown)
98. Hikâyeler (Anton Çehov)
99. Değirmenimden Mektuplar (Alfonse Daudet)
100. Pollyanna (Elaanor Porter)
KAYNAK: .gov.tr

 


Kadından Kentler

Murathan Mungan
Metis Yayınları, Nisan

idefix Fiyatı : 13,33 YTL + KDV
14,40 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20




Olasılıksız

Adam Fawer
April Yayıncılık, Aralık 2007

idefix Fiyatı : 13,33 YTL + KDV
14,40 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20




Empati

Adam Fawer
April Yayıncılık, Mart

idefix Fiyatı : 16,30 YTL + KDV
17,60 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20




Diriliş Çanakkale 1915

Turgut Özakman
Bilgi Yayınevi, Mart

idefix Fiyatı : 16,30 YTL + KDV
17,60 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20




Yolda

Jack Kerouac
Ayrıntı Yayınları, Mart

idefix Fiyatı : ,04 YTL + KDV
13,00 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 35


Kırmızı Pazartesi

Gabriel Garcia Marquez
Can Yayınları, 1998

idefix Fiyatı : 5,56 YTL + KDV
6,00 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 25



Suskunlar

İhsan Oktay Anar
İletişim Yayınevi, Ekim 2007

idefix Fiyatı : 10,00 YTL + KDV
10,80 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20


Siyah Süt

Elif Şafak
Doğan çılık, Aralık 2007

idefix Fiyatı : 11,81 YTL + KDV
,75 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 25



İstanbul Sokakları 101 Yazardan 100 Sokak

Kolektif
Yapı Kredi Yayınları, Mart

idefix Fiyatı : ,31 YTL + KDV
13,30 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 30



Yüzyıllık Yalnızlık

Gabriel Garcia Marquez
Can Yayınları, 1997

idefix Fiyatı : 14,58 YTL + KDV
15,75 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 25



Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar
İletişim Yayınevi, Mayıs 2004

idefix Fiyatı : 11,85 YTL + KDV
,80 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 20



Veda

Ayşe Kulin
Everest Yayınları, Mart

idefix Fiyatı : 10,37 YTL + KDV
11,20 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 30



Portobello Cadısı

Paulo Coelho
Can Yayınları, Ocak

idefix Fiyatı : 11,81 YTL + KDV
,75 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 25



Son Mektup Bir Aşk Hikayesi

Andre Gorz
Ayrıntı Yayınları, 2007

idefix Fiyatı : 3,01 YTL + KDV
3,25 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 35



Allah’ın Kızları

Nedim Gürsel
Doğan çılık, Mart

idefix Fiyatı : 10,42 YTL + KDV
11,25 YTL (KDV Dahil)

Kazancınız: % 25

En Çok okunan Kitaplar


KİTABIN ADI : KAŞAĞI
KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN
YAYIN EVİ ADRESİ : ŞAFAK YAYIN EVİ İSTANBUL
BASIM YILI :1997Kitabın Konusu

Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan azabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti

Annesi, İstanbul’a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan’la artık Dadaruh’un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh’la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir.Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline yı alıp işe başladı mı, tıkı… tık… tıkı… tık… tıpkı bir saat gibi… yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur.

O vakit Dadaruh, onu Tosun’un sırtına koyar, eline yı verir,

- Hadi yap! Der.

Bu demir gereci ın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı.
Her sabah ahıra gelir gelmez,

- Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler.Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki nın düzenli tıkırtısı Tosun’un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, “Höyt..” diye sağrısına bir indirir, sonra öteki atları tımara başlardı.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan’la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. yı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul’dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp,

Tosun’un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz.

- Sanırım acıtıyor? Diye düşünür.

Gümüş gibi parlayan bu nın dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz kızar. Öfkesini sanki dan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. yı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar. İstanbul’dan gelen, üstelik Dadaruh’un kullanmaya kıyamadığı bu yı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış yı görür; Dadaruh’a yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar.Dadaruh,

- Bilmiyorum, der.

Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk yı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der.

Babası Hasan’I çağırır.

-Bu yı niye kırdın?diye sorar.

Hasan, Dadaruh’un elinde duran alete şın şın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak,

- Ben kırmadım, der.

- Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür “Utanmaz yalancı” diye yüzüne bir indirir.

- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin’le otursun! diye haykırır.

Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.
Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul’a gider.Hasan’a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor “Kuşpalazı” der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler çocuk ağlamaya başlar.Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan’ın hayali gözünün önüne gelir “İftiracı! İftiracı!” diye şısında ağlar.Pervin’i uyandırır. Hasan’ın yanına gitmek istediğini babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin’i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür.

Kitabın Ana Fikri

Yalan söylemek kötü bir alışkanlıktır.

Kitaptaki Olayların Şahısların Değerlendirilmesi

Büyük çocuk : Hasan’ın abisidir.babasından çok korkar.Atları çok sever.

Hasan : Küçük kardeştir.O da babasından çok korkar atları çok sever.Geçirdiği ölümüne sebep olur.

Dadaruh : Evin seyisidir. Bütün zamanını atlarla geçirmekyen çok zevk alır.İki çocuğu da çok sever.

Pervin : Evin hizmetçisidir. Çok yumuşak kalplidir herşeyi açıkça söyler.Bir o kadar da sulugözdür.

Baba : Çocuklarının üzerinde büyük bir otorite sahibidir. Çocukları onu çok sever ama ondan çok korkarlar.

Hakkında Şahsi Görüşler

Yazar olayları yer betimlemelerini çok yerinde yapmıştır.Akıcılığı sağlamış, okuyucuyu sıkmadan akıcı bir şekilde okuyabilmesi için bütün imkan kabiliyetlerini sergilemiştir.

Yazar Hakkında Bilgi

Ömer Seyfettin, yazı öyküleriyle dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir akımının oluşumunu sağlayıp, öykücülüğünde kısa öykü türünün dil, anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir. Aynı zamanda ulusal akımını başlatan yazarlardan olan Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884′te Gönen’de doğdu. Öğrenimine, dört yaşında iken, Gönen Mahalle Mektebi’nde başladı. Ailesiyle birlikte İstanbul’a gelince (1892), ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray’daki Mekteb-i Osmani’da sürdürdü. Babasının isteği üzerine, Eyüp baytar Rüştiyesi’nin subay çocuklarına özgü üne yatılı olarak yazıldı (1893). Buradaki eğitiminden sonra (1896), Edirne Askeri İdadisi’ni (1900) İstanbul Mekteb-i Harbiye’yi bitirdi. 22 Ağustos 1903′te piyade teğmeni rütbesiyle mezun oldu. Ziya Gö arkadaşlarının çıkardıkları “Genç Kalemler” dergisinin kadrosuna katıldı. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine, yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914). Kısa bir süre “ Sözü” dergisinin başyazarlığını yaptı. lan Calibe Hanım’la evlendi (1915). Eylül 1918′de eşinden ayrıldı. 6 mart 1920′de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi’nde şeker hastalığından öldü. Kadıköy Kuşdili’ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü. 1939′da, kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki Asri Mezarlık’a taşındı.

Eserleri

Romanları

Yaşadığı yıllarda yayınlanan üç ı ( Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Yalnız Efe, 1919) onun bu alanda yarım kalmış denemeleri olarak sayılır.
“Fantezi ” olarak nitelendirilen Efruz Bey; 1908′den Mütareke yıllarına kadarki süreci, aydın kişilerin eleştirisi ekseninde yansıtır. Dönemin aydın hastalıklarını, siyasi akımların yanlış yönsemelerini toplumsal eleştiri bağlamında, yeni bir tekniğiyle verir.

Yarın kalan ı Yalnız Efe, destansı bir nitelik taşır. Konusunu bir halk menkıbesinden almıştır. Dönemin toplumsal ortamında, yapılan haksızlıklara başkaldırarak silahlanıp dağa çıkan - kahraman- Yalnız Efe’nin kişiliğinde halkanın direnme gücünü göstermeye çalışmıştır.

Yapıtları

Öykü : Harem, (u.ö.), 1918; Yüksek Ökçeler, (ö.s.), 1923; Gizli Mabet, (ö.s.), 1923; Bahar Kelebekler, (ö.s.), 1927.

Bütün Eserleri, temalarına göre bir araya getirilen basım: Efruz Bey, 1970; kahramanlar, 1970; bomba, 1970; Harem, 1970; Yüksek Ökçeler, 1970; Yüzakı, 1970; Yalnız Efe, 1970; Falaka, 1970; Dalgası, 1970; Beyaz Lale, 1970; Gizli Mabet, 1970.

KİTABIN ADI : SEFİLLER
KİTABIN YAZARI :
YAYINEVİ : VARLIK YAYINLARI
BASIM YILI : 1992KİTABIN KONUSU

Bu romanda Jean Valjean adlı bir köylünün, 19. yy.’un ilk 30 yılındaki serüvenleri anlatılır.Valjean aç ailesini doyurmak için ekmek çaldığından bir kadırgada kürek çekmeye mahkum edilmiştir.

ESERİN ÖZETİ

Birkaç kez kaçma girişiminde bulunduğundan mahkumiyet süresi 19 seneye çıılır 1815’de serbest bırakılır. Valjean Güney Fransa’da D kasabasına gider. Bir kürek mahkumu olduğundan kimse onu barındırmak istemez. Sonunda yaşlı çok iyi bir insan olan kasabanın piskoposu onu yanına alır ona çok iyi davranır. Valjean onun bu konuk severliğine piskoposun takımlarını çalmakla şılık verir. Polis kısa bir süre sonra Valjean’I yakalar piskoposa getirir piskopos Valjean’I hayrete düşürürcesine, takımını Valjean’a verdiğini söyler. Valjean’ın şılaştığı bu durum onu derinden etkiler. Ondan sonra piskoposun güvenine layık olmaya mümkün olduğu kadar erdemli dürüst bir hayat sürmeye söz verir.

Valjean yıllar sonra takma bir adla Kuzey Fransa’da mücevherat üreticisi olarak devam ediyordur. Üretimde bir iki basit gelişme gerçekleştiğinden şimdi varlıklı bir insandır. Kasaba halkının güvenini kazanmış hatta belediye başkanı bile seçilmiştir. Kasabanın müfettişiJavert, tam bir dedektiftir amirinin kişiliğinden şüphe eder. Onu tam yakalattıracağı sırada adının Valjean olduğu bir diğer insanın başka bir suçtan yakalandığını tekrar kadırgaya gönderileceği haberini alır. Çok mahçup duruma düşen polis müfettişi belediye başkabıbdan özür diler, onun hakkında şüphelere düştüğünü anlatır. Valjean kendi adını taşıyan suçsuz bir insanın acı çekmesinden ötürü vicdan azabı duyar. Kahramanca bir hareketle mahkemeye gider, kendisini tır kendi isteğiyle kürek mahkumluğuna döner. Birkaç yıl sonra tekrar kaçar kuzeye gider. Üretici olarak iş yaptığı yılların şılığı olan parayı buraya gömmüştür. onu rahatça geçindirebilecek çevresinede etmesine de imkan verecektir. İlk işi Cosetta adında bir ı aramak olur. bir zamanlar yanında çalışan Fantina’nın ıdır. Fantina ına bakmak için fahişelik yapmıştır. Fantina artık ölmüştür onu yetiştiren üvey anne babası ona kötü muamele etmektedir. Valjean onu evlatlık alır ona derin bir sevgiyle bakmaya başlar. Beraberce Parise giderler. Valjean bir rahibe manastırında bahçı olarak çalışmaya başlar Cosette da manastırın okuluna gider.

Cosetta büyüyünce Parisli bir öğrenci olan marius Pontmercy adında bir genç onunla ilgilenir. Cosette Marius, Paris’in Luxenburg Gardens adındaki parkında tanışırlar Valjean’ın kendisini Cosette’yi gizli tutmasına rağmen gizliden gizliye mektuplaşırlar.

Olaylar, ülkedeki iç huzursuzluklar sırasında doruğa ulaşır. Sosyalistler 1832’de, Paris’te hanedanlığa şı sız kalan bir baş kaldırma hareketine girişirler Marius arkadaşları bu isyanda yer alırlar sosyal adalete bağlılığından ötürü olduğunun meydana çıkmasına bile aldırış etmeyen Valjean da isyana katılır. Sokak çatışmalarının ortasında eski düşman Javert ile şılaşırlar. Onun bütün hayatı şimdi ellerindedir.Gerçi bir tek şun Javert’I ortadan kaldıracaksa da Valjean Jvert’ı serbest bırakır. Valjean’ın bu davranışı Javert’in, kesin meşruiyet hukuka dayanan ahlaki dünyasını alt üst eder. nda ilk defa olarak bir mahkumun kanuna saygı duyan bir vatandaştan daha iyi bir insan olacağını düşünür kendini öldürür.

Bu arada barikatlar ardına çekilen isyancılar çevrilir. şı tarafın kuvvetleri daha fazladır. Çarpışmalar sırasında Marius ağır yaralanır. Valjean Marius’u, sırtında taşıyarak yer altındaki lağım kanallarına götürür. Burası hoş bir yer olmasa da, çatışma alanından uzaktır. Kendisini tamamen kaybetmiş hemen hemen ölü olan Marius, büyükbabasının evine getirilir. Marius nı kimin kurtardığını bilmemektedir.

Valjean, Cosette ile Marius arasına girmemeye verir. Cosette’nin Marius’u sevdiğini onunla evlenmek istediğini anlar. Cosette’ye büyük miktarda verdikten sonra inzivaya çekilir. Marius önceleri bunu kabul eder fakat nı kurtaranın Valjean olduğunu öğrenince Cosette ile birlikte son bir defa görmek için ihtiyar adamın yatak ucuna giderler. Valjean ölüm yatağında, seneler önce, evliya gibi biri olan psikopozun inanılmaz bir jestle kendisine ettiği böylece Valjean’ın ruhunu kazandığı gümüş şamdanlığı Cosette’ye eder.

ANAFİKRİ

Kendisine her zaman kötü davranılan bir mahkumun, kendisine iyi davranan biriyle
beraber olduğu zaman kişiliğinin davranışlarının iyiye doğru gidişatı gözlenmiştir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ

JEAN VALJEAN: ın kahramanı. Önceleri basit, çalışkan bir köylüyken sonradan bir mahkum olarak hayata küskünlük duyar.

JAVERT: Hiç bir zaman satın alınamayacak kadar namuslu bir polis memuru.

MARIUS PONTMERCY: Albayın oğlu. Kendisini babasının anısına adıyan bir genç.

COSETTE: Fantine’nin ı, Valjean’ın evlatlığı. Sevimli bir .

FANTINE: Karakteri bakımından iyi bir ise de şartlar onu bir fahişe olmaya zorlar.

KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Eserde tarihsel olaylar, kişilik çözümlemeleri, siyasal düşünceler, insanlar arasındaki günlük basit ilişkiler iç içe büyük bir ustalıkla anlatılmıştır.

TÜRK EDEBİYATI ÖZETLERİ

ACIMAK -REŞAT NURİ GÜNTEKİN -

İlkokul öğretmeni Zehranın babası ölmüştür.Zehra yaşlı adamın bıraktığı anı defterini sabaha kadar okur.Annesinin olumsuz tavırları yüzünden ailenin dağıldığını,babasının bu yüzden onu öğretmen okuluna gönderdiğini öğrenir.İç yüzünü bilmeden düşman olduğu babasının acılarını anlar.Zehra,artık bağışlamayı acımayı öğrenmiştir.

AKİF BEY- NAMIK KEMAL OYUN

Bir deniz subayı olan Akif,Dilruba adında ahlak yönü bir kadınla evlenir.Dilruba kocasının Sinop muhaberesinde öldüğünü yalancı klarla kanıtlar başka biriyle evlenir.Durumu öğrenen Akif,ı hemen boşar.Öç almak amacıyla ın evine gider Dilrubanın yeni kocasıyla çatışır.İkisi de ölür.Akifin babası da Dilrubayı öldürür.

ANKARA YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Üç ayrı bölümden oluşan eserin ilk ünde Milli Mücadele yıllarındaki Ankara yı buluruz.İstanbuldan gelmiş Selma Hanım,kocası Nazif Beyin etkisiyle bir zamanlar yadırgadığı Milli Mücadeleye inanmaya başlar,ancak bu sefer de kocası Sakarya Muhaberesinden korkarak kaçmanın yollarını aramaktadır.Selma,Binbaşı Hakkı Beyle mücadeleye devam eder yaralılara hemşirelik yapar.İkinci bölümde hürriyet yıllarının Ankarası anlatılır.Binbaşı Hakkı Beyle Selma evlenmiştir.Üçüncü bölümde hürriyet ruhu ile aydın gençler yetişmiştir.Bunlardan biri de Neşet Sabittir. Selma üçüncü evliliği bu gençle yapar mutluluğa kavuşur.

AŞK-I MEMNU- HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

Varlıklı kibar Adnan Bey,genç yaştaki Bihterle evlenir.Bihter zamanla kocasının yeğeni Behlüle aşık olur.Behlülün gözü ise Nihaldedir .Evlenmek üzerelerken Bihter Behlülün aşkları ortaya çı. Bihter intihar eder , Behlül kaçar.

ATEŞTEN GÖMLEK HALİDE EDİP ADIVAR

ımızda Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan romanların ilkidir. İzmir in işgali sırasında kocası çoçuğu düşman tarafından öldürülen Ayşe , İstanbul a akrabası Peyami nin yanına gelir. İkisinin yanına Binbaşı İhsan da katılır Anadolu ya geçerler , amaçları Kuvayi Milliyeye hizmet etmektir. Bu arada hem Peyami hem de Binbaşı İhsan Ayşeye aşık olur. Bu her ikisi için de ateşten bir gömleğe dönüşür.

SEVDASI RECAİZADE MAHMUT EKREM

Üstünkörü bir eğitim görmüş Bihruz Bey bir vezir oğludur. Babası ölünce çok büyük bir servete kavuşur. Kendini eğlenceye kaptıran Behruz gönlünü Periveş adlı bir kıza kaptırır . Yalancı dalkavuk arkadaşı ona Periveş in öldüğünü söyler , bu üzüntü içinde Şehzadebaşında yürürken Periveş e çok benzeyen birini görür onu Periveş in ablası sanır. Bihruz un ahmaklığını anlayan , Periveş diye aradığı kişinin kendisi olduğunu söyler. Sonunda Bihruz gözünde çok yücelttiği ın sokak yosması olduğunu anlar.

AYAŞLI KİRACILARI MEMDUH ŞEVKET ESENDAL

Huriyetin ilk yıllarında bir köy ağasının oğlu olan İbrahim dokuz odalı bir evi oda oda kiraya vermektedir. Ayaşlı İbrahim değişik işler yapmış , sonunda bu işte kılmıştır. Romanda ülkemizin değişik katlarından insanların ayrı ayrı maceraları birbirleriyle olan ilişkileri anlatılır.

BİR TEREDDÜDÜN ROMANI PEYAMİ SAFA

Mualla okuduğu bir ın yazarıyla tanışmak ister tanışır. Romancı genç kıza evlenme teklifinde bulunur , Mualla evet ya da hayır ı veremez durumdadır. Araya Vildan adlı başka bir girer , yazar ne Mualla ne Vildan der ı yeni bir dönemin başlayacağı haberiyle bitirir

CEZMİ NAMIK KEMAL

17.YY da yaşamış şair kahraman sipahi Cezmi İran a açılan bir savaşa katılır. Orada Kırım şehzadesi Adil Giray la arkadaş olur. Adil Giray bir baskında yakalanır. Şahın ısı Şehriyar , Adil Giraya aşık olur. Adil Giray ise şahın kardeşi Perihana aşık olmuştur. Şehriyarın bir oyunu sonunda Adil Giray Perihan ölür , Cezmi ise yaralanır.

ÇALIKUŞU REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Feride , küçük yaşta anasını babasını kaybeder. Teyzesinin ıyla yatılı okula gider. Çok haşarı olduğu için ona Çalıkuşu adı takılır. Yazları teyzesinin yanına gider. Zamanla teyzesinin oğlu ile aralarında başlar. Evliliğe kısa bir süre kala Kamuranın başka bir kızla ilişkisi olduğunu öğrenir. Her şeyi bırakır kaçar. Anadolunun değişik yerlerinde öğretmenlik yapmaya başlar. Daha evvel tanıştığı ihtiyar doktor Hayrullah Beyle Kuşadasında yine şılaşırlar. Aralarındaki dostluk dedikodulara olunca formalite bir yaparlar. Hayrullah Bey Feridenin günlüğünü okur saklar . Kendisi ölünce Kamurana verilmek üzere bir zarfı Ferideye verir. Hayrullah Bey ölünce Feride zarfı götürür. Kamuran zarfı alır her şeyi öğrenir. Bir daha ayrılmamak üzere Ferideyle evlenir.

DAMGA REŞAT NURİ GÜNTEKİN

2. Abdülhamit devri paşalarından birinin oğlu olan İffet babasıyla birlikte Midilliye gider. Babası ölünce İstanbula döner hukuk almaya başlar. Çocuklarına ders verdiği Cemil Kerim Beyin ısı Vedia ile aralarında başlar. Bir gece yakalanınca eve hırsızlık için geldiğini söyleyen İffet , mahkum olur. Hapisten çıkınca sabıkasından ötürü işsiz kalır. Bu arada kocasından ayrılan Vedia ile şılaşır evlenme teklif eder. Vedia hırsız damgası yemiş biriyle evlenemeyeceğinin söyler . İffetin bir itirafıyla son bulur.

DEVLET ANA KEMAL TAHİR

Eser adını kahramanı Devlet Hatundan alır. Dört bölüme ayrılmış olan eserde Osmanoğullarının ortaya çıkış yılları , savaşçı dervişler , hilebaz keşişler , Şeyh Edebali , Yunus Emre gibi kişileriyle maceranın , ın , inancın , - masal potasında eritilmesiyle yazıya dökülmüş biçimidir Öğretmen öss kpss

DOKUZUNCU HARİCİYE KOĞUŞU PEYAMİ SAFA

İstanbulda küçük bir evde yaşayan , sekiz yaşından beri bacağındaki kemik hastalığından dolayı dolaşan genç , Erenköyde akrabası olan emekli paşanın ı Nüzheti sever. Nüzhet ise Ragıp adlı bir doktorla evlenecektir. Eserde kahramanının adı hiçbir yerde geçmemektedir. gencin hastaneden çıılmasıyla sona erer.

EYLÜL MEHMET RAUF

Süreyya Bey Suat Hanım beş yıldan beri evlidir. Süreyyanın arkadaşı Necip aile dostlarıdır. Necip Suata çok değer vermektedir. Bu değer veriş zamanla sevgiye dönüşür. Bu sevgi şılıksız değildir. Ancak her ikisi de Süreyyaya ihanet edebilecek yaradılışta değillerdir. Zamanla bu şiddetlenir. Bir gün köşkte çıkan bir yangında Suat içerde kalır. Necip onu kurtarmak için evin içine girer her ikisi de yangında ölür.

FELATUN BEY İLE RAKIM EFENDİ AHMET MİTHAT

Felatun Bey kardeşi Mihriban gibi nazlı büyütülmüştür. Görünüşte memurdur ; ama günlerini gezip tozmak eğlenmekle geçirmektedir. Babasından kalan mirası yabancı bir aktris uğruna harcayınca hayatı hatasını anlar. Rakım ise Tophane kavaslarından birinin oğludur. Babasını kaybedince zor şartlar içinde ortaokulu bitirir. çevirmeye başlar. Yaşı küçük bir cariye satın alır ona okuma yazma öğretir. Piyano dersleri verir daha sonra da Canan adlı bu kızla evlenir.

GÜLNİHAL NAMIK KEMAL OYUN

Tanzimatın ilk yıllarında Rumeli de sancak beyi olan Kaplan Paşa zalim biridir. Kardeşlerinin çocukları olan İsmet ile Muhtar birbirlerini sevmektedir. Kaplan Paşa Muhtarı halk tarafından çok sevildiği için kıskanır. Muhtarı yok etmek amacıyla hilelere başlar iki gencin arasını açar. Sonunda gerçek anlaşılır . İki gencin kavuşmasına İsmetin dadısı Gülnihal etmiştir.

HANDAN HALİDE EDİP ADIVAR

Refik Cemal , Nerimanla evlidir. Handan Nerimandan üç yaş büyüktür kardeş çocuklarıdır. ıı. Abdülhamit döneminde ihtilalci gençlerden olan Nazım, Handan ile evlenmek ister. Handan kabul etmez. Hüsnü Paşa adlı biriyle evlenir. Bu arada Nazım tutuklanmış , Handana iki mektup bırakarak intihar etmiştir. Handan kocasıyla Londra da bulunmaktadır. Bu sırada Refik Cemal konsoloslukla Londraya gider , orada Handan ile tanışır aşık olur. Handan beyin hummasına tutulur. Refik Cemal onun başından ayrılmaz, Handan iyileş Refik Cemale sevgisini dışavurur fakat çektiği vicdan azabından ölür.

İNTİBAH YA DA SERGÜZEŞT-İ ALİ BEY NAMIK KEMAL

Ali Bey zamanın meşhur kadınlarından Mahpeykerle tanışır. Annesi oğlunu korumak için Dilaşup adlı bir cariye alır. Terk edileceğini anlayan Mahpeyker Dilaşupa iftira atar , Ali Beyi öldürtmek için batakhaneye getirir. Orada bulunan Dilaşup Ali Beyi ölümden kurtarır ama kendisi ölür. Ali Beyde Mahpeykeri öldürür. Kendisi de hapiste ölür.

KARABİBİK NABİZADE NAZIM

Olay Antalya ili Kaş ilçesinin Beymelik köyünde geçer. Babasından kalan tarlanın dört dönümünü komşusuna satmış olan Karabibik kalan sekiz dönümlük kısmı Yosturoğluna kaptırmamak için direnmektedir. Komşu Terme köyündeki rum bakkal Yaniden borç alarak bir öküz satın alır. Tarlasını sürer. Yosturoğlu da aralarındaki çekişmeyi unutup Karabibiğin ı Huriyi yeğeyi Hüseyine ister. Karabibik mutludur. Bir süre sonra hastalanır , ancak ının mürüvetini gördüğü için huzurludur.

KİRALIK KONAK Y.KADRİ KARAOSMANOĞLU

Eski nazırlardan Naim Efendi , ı Sekine , damadı Servet , torunları Seniha Cemil ile aynı konakta yaşamaktadır. Damadı lükse düşkün bir adam , Seniha serbest yetişmiş bir kızdır. Senihanın çevresinde Faik Hakkı Celis adlı iki genç vardır. Seniha Faikten hamile kalır. Naim Efendi sarsılır. Hakkı Celis cepheye gider. Seniha ise Avrupaya gider. Hakkı Celis şehit olur. Bunu öğrenen Naim Efendi hızla çöken bir dünyada yapayalnız kalır.

KIRIK HAYATLAR HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

Ömer Behiç ailesine bağlı bir doktordur. O dönemin yozlaşmış ailelerinden birinin ı olan Neyyir doktoru baştan çıır. Ailesiyle gizli ilişkisi arasında bocalayan Ömer Behiç , küçük ı Leylanın menenjitten ölmesi üzerine bunu ilahi bir uyarı kabul eder ailesine döner.

KUYUCAKLI YUSUF SABAHATTİN ALİ -

1903 senesi sonbaharında Aydının Nazilli ilçesi Kuyucak köyünde eşkiyalar bir evi basar ı-kocayı öldürür. Soruşturmaya gelen kaymakam dokuz yaşındaki Yusufu evlat edinir. Kaymakam , ısı Şahindenin yüzünden kendisini içkiye kumara vermiştir. Fabrikatör Hilmi Beye üçyüz yirmi borçlanmıştır. Zamanla Yusuf kaymakamın ı Muazzez büyür. Kasaba kabadayısı Şakir , Muazzezi rahatsız edilince Yusuf tarafından dövülür. Daha sonra kaymakam Yusuf ile Muazzezi evlendirir. Yusufu Edremite tahrirat katibi yapar. Bir süre sonra gelen yeni kaymakam Şakirin babasının yakın dostudur. İzzet Bey adındaki bu yeni kaymakam Yusufu görevden alır süvari tahsildarı yapar, artık Yusuf sürekli dışarıdadır. Bu arada Şahinde Hanımın evi kaymakam ileri gelenlerin çalgı çengi yeri olmuştur. Muazzez de iffetini yitirmek üzeredir. Bir akşam Yusuf eve gelir , evdeki herkesi öldürür. ısını gömen Yusuf atını atlar dağlara gider.

KÜÇÜK AĞA TARIK BUĞRA

17 yaşında İstanbulda Fatih medresesinde olan Mehmet Reşit Efendi , toplumun padişaha daha sıkı bağlanması için Dahiliye Bakanlığınca Akşehire gönderilir. Orada İstanbullu Hoca diye anılır. Halkın padişaha bağlı kalmasını sağlar. Kuvayi Milliyeyi engellediği için hakkında vur emri çı. İstanbullu Hoca , Çakırsaraylı çetesine sığınır. Çerkez Ethemin ortanca kardeşi Tevfik Beyin bir müfrezesinin başına geçer. Bu arada Çolak Salih onu vurmak için görevlendirilir. Ancak İstanbullu Hoca gerçekleri görmeye başlamıştır.Çolak onu vurmaz, ikisi birden Kuvayi Milliyeyi baltalamaya çalışan gruplara şı mücadeleye başlarlar. Böyle bir mücadelede Hocanın sağ kolundan vurulmasıyla sona erer.

MAİ SİYAH HALİT ZİYA UŞAKLIGİL

İstanbul da orta halli bir ailenin çocuğu Ahmet Cemil , mülkiyeyi bitireceği sırada babasını kaybeder , ailesinin geçimini sağlayabilmek için dersler vermeye başlar. Bu arada büyük ümitler verdiği eserini tamamlamaya çalışmaktadır. Ümitleri bir süre sonra ümitsizliğe döner. kardeşi İkbal kocasının eziyetleri sonucunda ölür. Sevdiği Lamia başkasıyla nişanlanır. Eseri beklediği ilgiyi görmez. Ahmet Cemil kitabını yakar , annesini de alıp bir gemiyle İstanbuldan ayrılır. Yemende bir ilçe kaymakamlığı görevini kabul eder oraya gider.

MÜREBBİYE HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR

Matmazel Angel aşıklarının biriyle İstanbula gelmiş bir Parislidir. İki ay sonra yüzüstü bırakılır. Fransız bir ailenin ıyla Dehri Efendinin konağına girer onun çocukları Nezahat Nazmiye öğretmenlik yapmaya başlar. Bir süre sonra ailenin erkeklerini baştan çıkarma planları yapan Angel , aptal torun Samiden başlayarak ailenin reisi Dehri Efendiye kadar tüm erkekleri baştan çıır.

SERGÜZEŞT- SAMİPAŞAZADE SEZAİ

Esircilerin Kafkasyadan getirdikleri Dilber , dokuz yaşında İstanbulda bir eve 40 liraya satılır. Evin hanımı zenci halayık Taravet çocuğa acımasız davranır. Evin reisi memuriyet için Anadoluya gideceğinden evin fazla eşyalarıyla birlikte Dilberi de 65 liraya esirciye satar. İleride fazla etmesi için ut çalmayı , şarkı söylemeyi de öğrenen Dilber , bir süre sonra 150 liraya Asaf Paşanın konağına satılır. Konağın oğlu Celal , Dilbere aşık olur. Bunu öğrenen annesi Dilberi evden uzaklaştırır. Dilber bu kez Mısır da zengin bir Mısırlının cariyesi olmuştur. Kapatıldığı evden kaçmak üzereyken paniğe kapılır, kendini Nil nehrine atar.

SİNEKLİ BAKKAL HALİDE EDİP ADIVAR

II. Abdülhamit devrinde Aksarayda Sinekli Bakkal Mahallesinde imamın ı Emine , aynı mahalleden orta oyuncu Tevfik ile babasının şı çıkmasına rağmen evlenir. Tevfik zenne rolüne çıktığı için Tevfik diye anılmaktadır. Bir süre sonra bu yüzden ayrılırlar . Ayrıldıktan sonra Rabia isminde bir çocukları dünyaya gelir. Tevfik ünlü bir sanatçı iken İstanbuldan sürgüne gönderilir. Bu sırada Rabia sesi ile herkesi büyülemektedir. Kuran mevlid okumakta üstüne kimse yoktur. Tevfik sürgünden döner , ını yanına alır . Ancak bu seferde Genç Türkler adlı bir gruba ettiği için Şama sürülür. Rabia ise Müslüman olan piyano öğretmeni Peregrini ile evlenir. 1908 meşrutiyet ilanından sonra Tevfik sürgünden döner , Sinekli Bakkal Mahallesinde eski mutlu günlere dönülür.

SODOM GOMORE Y. KADRİ KARAOSMANOĞLU-

Müteareke dönemindeki İstanbulda sosyal yaşam anlatılmıştır. Romanda Sami Bey ailesi ile bu aileyle ilişkili yerli yabancı kahramanlar anlatılır. Tek olumlu kahraman Leylanın nişanlısı Necdettir. NOT: Sodom Gomore Ürdünde günahkarlıkları yüzünden Tanrının gazabına uğrayarak yerle bir edilmiş iki şehrin adıdır.

ŞAİR EVLENMESİ İBRAHİM ŞİNASİ EFENDİ- OYUN

tiyatrosunun basılı ilk metni olan bir perdelik komedide şair Müştak Bey , sevgilisi Kumru Hanım yerine onun çirkin ablası ile nikahlanır. Şiar gerdek gecesi işi anlar. Nikahı kıyan imam Ebüllaklakaya rüşvet vererek , durum düzeltilir. İmam yaşça büyük olan ı değil , boyca büyük olan ı nikahladığını söyler durum düzelir.

ŞIPSEVDİ H.RAHMİ GÜRPINAR

Meftun kalabalık bir ailenin oğludur. Parasızlık yüzünden zengin Kasım Efendiye damat olmak ister. Entrikalar sonunda Kasımın ı Edibeyi alır. Meftunun kardeşi Lebide ise Kasım Efendinin oğlu Mahir ile evlendirilir. Kasım Efendinin servetini ele geçirmek isteyen Meftun , Mahiri kullanır. İş öğrenilince Mahir evlatlıktan reddedilir. Meftun Parise kaçar , Edibe ise babası Kasım Efendinin yanında kalır. Edibe eve almaya başlayınca Kasım Efendi felç geçirir. Meftun ise servetin peşinde olduğu için eski ısıyla yeniden evlenme planları yapmaya başlamıştır.

TAAŞŞUK-I TALAT FITNAT ŞEMSETTİN SAMİ-

Annesi tarafından büyütülen Talat,Fıtnat adında bir kıza aşık olur. giysileri giyerek ın evine gider onunla konuşur.Üvey babası ise Fıtnatı zengin biriyle evlendirir.Evlendiği Ali Beyin vaktiyle annesini terk eden babası olduğunu kendisini vurduktan sonra yaralıyken öğrenen Fıtnat ölür,onu Talatın ölümü izler.Fıtnatın öz babası olduğunu öğrenen Ali Bey çıldırır ölür.

VATAN YAHUT SİLİSTRE NAMIK KEMAL OYUN

İslam Bey savaş çıkınca nişanlısı Zekiye ile vedalaşır cepheye gider.Zekiye kılığına girerek Adem adıyla gönüllüler arasına katılır.Silistre kalesi komutanı Sıtkı Bey,Ademi çelimsiz bulur geri göndermek ister,ama Adem kabul etmez.İslam Bey yaralanır, Abdullah Çavuş Adem düşman cephaneliğini havaya uçurur,kale kurtarılır.Ademin kimliği ortaya çı.Sıtkı Beyin daha önce öldüğünü sandığı babası olduğunu öğrenen Zekiye,zafer sevinci içinde İslam Beyle evlenir.

- YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU

Birinci Dünya Savaşında bir kolunu kaybeden Yedeksubay Ahmet Celal işgal altındaki İstanbul da yaşayamayacağını anlayınca emireri Mehmet Ali nin çağrısına uyar Haymana Ovasında Porsuk Çayı kenarındaki Mehmet Alinin evine gider . Köylülerle dost olmak istediği zaman köylülerin ona yabancı gözüyle baktığını anlar . Köylüler ona adını takmışlardır. Mehmet Ali yeniden askere alınır. Köy Yunan işgaline uğ , Ahmet Celal köyde geçen günlerini yazdığı defterini Mehmet Alinin yengesi Emineye teslim ederek oradan ayrılır. Bu defter daha sonra kenarları yanmış bir biçimde yıkıntılar arasında bulunur. Defterdeki ıdır.

YAPRAK DÖKÜMÜ REŞAT NURİ GÜNTEKİN

Suriye Anadoluda 25 yıl çalışan daha sonra işine son verilen memur Ali Rıza Bey , ısı , üç ı oğluyla , İstanbul da geçim zorlukları içinde yaşamaktadır. Sırasıyla oğlu Şevket , kızları Necla Leyla yaşadıkları olumsuz olaylar sonucu aileden koparlar. Leylanın iffetsiz bir hayat yaşadığını öğrenen Ali Rıza Bey felç geçirir. Babasını hastaneden Leyla çıır yaşadığı eve götürür. Ali Rıza Bey Leylanın yanında için için bir utancı kendi kırık nı yaşamaya başlar.

ZAVALLI ÇOCUK NAMIK KEMAL - OYUN

Şefika , babası Halil Beyin öksüz bir akrabası olduğu için yanına aldığı Ata ile birlikte büyümüştür. Bir süre sonra zengin bir paşa ile evlendirilen Şefika , gönlü Atada olduğu için bu acıya dayanamaz hastalanır. Kısa süre içerisinde verem , Şefikayı ölümün eşiğine getirir. Okuldan izinli gelen tıbbiye öğrencisi Ata , Şefikanın ölmek üzere olduğunu görünce , eczaneden aldığı zehri içer , ikisi birlikte ölürler.

ZEHRA NABİZADE NAZIM

Olay 1890 yılında İstanbul da geçer , tüccar Şevket Efendi ı Zehrayı katibi Suphi ile evlendirir. Suphinin annesi , yardımcı olsun diye Sırrıcemal adında cariyeyi eve getirir. Zehranın kıskançlıkları başlar , bu kıskançlıklardan bıkan Suphi Zehrayı boşar Sırrıcemalle evlenir. Zehra intikam almak için Ürani adlı çok bir rum ını Suphiyi baştan çıkarmak için görevlendirir. Suphi bu tuzağa düşer , Sırrıcemal intihar eder , Zehra bu sefer mağazadaki yeni katip Muhsinle evlenir. Suphi beş parasız kalmış tulumbacı olmuştur. Üraniyi öldürür Trablusgarba sürülür. İkinci kocasıyla da mutlu olamayan Zehra kocasının ölümünden sonra tek başına kalır. Bir gün Mahmutpaşa yokuşundan inerken yol ortasında yoksul bir ın öldüğünü görür. Bu Suphinin annesidir. Duruma çok üzülen Zehra hastalanır vicdan azabı içinde ölür

özeti
Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluşu sırasında, Kurucu Atalar tarafından üle edilmiş olan Amerikan askeri-politik kavramlarının, yönetici sınıfın genişlemeci kesimlerinin etkisi altında, sonunda, sınır maz dünya hegemonyası amaçlarına hizmet eden bir ulusal askeri doktrin halinde evrimleştiği anlatılmaktadır. Bu amaca ulaşma planları çoğunlukla, Birleşik Devletler tarafından hem psikolojik tarzda hem de dolaysız şekilde yani fiziksel silahlı kuvvet kullanımına yaslanmıştır.
Amerikan askeri-politik strateji esaslarının askerler tarafından değil de politikacılar tarafından oluşturulduğunu söylemek hiçbir şekilde yanlış olmaz. Ordu yalnız taktik konularla ilgilenmiş stratejik teorinin Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri içinde tılmasını sağlamıştır.


Amerika Birleşik Devletlerinde, devlet gemisinin dümeninde bulunan politikacılar, mülk sahibi bir sınıfın temsilcileri olarak yayılmacı bir dış politika stratejinin esaslarını çizdiler.
Kurucu Ataların dış politika kavramları incelendiğinde onların askeri-politik stratejilerinin üç yargıya dayandığı görülecektir:
- Silahlı Kuvvetler, dış politikada anlaşmazlıkları çözümlemenin ana nihai aracı, “son sözü söyleyendir.”
- “Kendi çıkarlarının bilincinde olmak” Birleşik Devletlerin uluslar arası ilişkilerdeki tutumunu şekillendiren unsur olmalıdır.
- Birleşik Devletler, daha önce benzeri görülmemiş, kendine özgü bir ulustur.
Birleşik Devletlerin tecrit politikasını ancak 2 nci Dünya Savaşı’ndan sonra terk ettiği bundan sonra pek çok sayıda uzun dönemli ittifaklara anlaşmalara girip kendi himayesi altında dizi dizi askeri politik bloklar kurarak uluslar arası ilişkilere aktif şekilde müdahale etmeye başladığı savunulmaktadır. 2 nci Dünya Savaşı sonrası dönemde nükleer silahların ortaya çıkması, stratejik amaçların elde edilebilmesi için savaşın ara aşamalarını devreden çııp doğrudan stratejik nükleer kuvvetlerin kullanılabilmesine olanak sağlanmıştır. Stratejik nükleer silah sistemlerinin karmaşıklığı muazzam maliyetleri ulusal askeri-sınai altyapının önemli boyutlarda genişlemesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri gelişiminin, ülkenin genel ekonomik faaliyetinden politik örgütlenmesinden ayırt edilemez bir duruma gelmesine katkıda bulunmuştur. Birleşik Devletlerin askeri çabalarının yönü kapsamı, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerinin yeteneklerinin değil aynı zamanda ulusun davranış şeklinin de temelini oluşturmaktadır. Çünkü silahların muazzam maliyetleri şısında, askeri çabalar, dış iç politikanın en önemli elemanı durumuna gelmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri liderliğinin askeri politik düşünce tarzı bir dizi unsurun etkisi altında kalmıştır. Bunların en önemlisi SSCB ile Birleşik Devletler arasındaki, sosyalizm ile kapitalizm arasındaki güçler dizilişidir. İki ülke arasındaki mevcut stratejik askeri eşitlik belirli bazı batı çevrelerin saldırgan niyetlerini gemlemektedir. Başka bir gemleyici etken de halk yığınlarının giderek artan bilinçliliği politik etkinliğidir. Sovyetler Birliği tüm sosyalist topluluğun askeri ekonomik gücü onların barışı korumayı silahsızlanmanın gerçekleştirilmesini amaçlayan tüm dünyada geniş bir kamuoyu desteği sağlayan, yapıcı amaca yönelik politikası da Amerika Birleşik Devletleri askeri politikasını etkilemiştir.
Sömürgecilik sisteminin çökmesi sanayileşmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki politik ekonomik ilişki sisteminin köklü şekilde değiştirilmesini talep eden çok sayıda bağımsız ulusun dünya sahnesine çıkmış olması da Amerika Birleşik Devletleri yönetici çevrelerinin stratejik hesaplarını önemli bir dereceye kadar etkilemektedir. Gelişmekte olan ülkeleri zaman zaman silahlı kuvvete de başvurarak Amerika Birleşik Devletleri nüfuz bölgesi içinde tutma çabası Amerika Birleşik Devletleri politikasının stratejisinin ana hedeflerinden biri olmuştur.
Washington’un askeri politik stratejisinin doğasını etkileyen diğer etkenler arasında Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin dünya kapitalist ekonomisinin durumu, Batı Avrupa Japon askeri ekonomik yeteneklerinin büyümesinden kaynaklanıp gittikçe keskinleşen çelişkiler Hindistan, Güney Afrika Brezilya gibi ülkelerin, bölgesel askeri dengelerde önemli bileşenler durumuna gelmeleri sayılabilir. Kuşkusuz, dünya çapındaki güç dengesinin ana unsurlarından birisi olan, Çin Halk Cumhuriyeti, ülkenin nükleer roket cephaneliğini büyütmekte konvansiyonel kuvvetleri silahları modernleştirmektedir.
Amerika Birleşik Devletleri yönetici çevreleri, kendi stratejilerini dünyanın değişen gerçeklerine uygun duruma getirmek için periyodik ayarlamalar yapmaktadır. Ama dünya çapındaki politik, ekonomik askeri güç dengesinde yer almakta olan kaymalar Birleşik Devletlerin kendi başlattığı silahlanma yarışının gittikçe büyüyen mali yükü, onun dünya çapında askeri kuvvet kullanma kapasitesini sınırlamaktadır. 2 nci Dünya Savaşından bu yana girişilen Amerika Birleşik Devletleri askeri maceralarının sızlığa uğraması (özellikle Kore Vietnam’daki müdahaleler), günümüz dünyasında gerçek stratejik değişiklikler sağlamanın ancak askeri olmayan lar kullanarak, en başta da teknolojik ekonomik nüfuz ları kullanarak mümkün olacağını savunan gerçekçi düşünceli Amerikalıların durumunu güçlendirmiştir. Ama yine de, Amerika Birleşik Devletleri liderleri, sübjektif olarak, Washington’da bazen “mutlak güvenlik” diye mlanan benzersiz bir askeri konuma ulaşmaya çabalamaktadır. Bu ise, Amerika Birleşik Devletleri stratejisinin dünya gerçeklerine uyarlanmasını son derece acılı, yavaş çelişkili bir süreç durumuna getirmektedir. Washington’un askeri-politik stratejisindeki gerçekçiliğe doğru kayışlar, dalgalanmalar halinde saptamalarla birbirini izlemektedir.
Birleşik Devletlerin kendini yeni uluslar arası duruma uyarlanmasında askeri-politik alandaki uyarlamalar dahil çok belirgin bazı özelliklere işaret edilebilir. Bu özelliklerin birincisi, askeri doktrin stratejiye getirilen ayarlamaların koşullar tarafından zorunlu kılındığı gerçeği; ikincisi, bu ayarlamaları en alt düzeyde tutma istekliliği; üçüncüsü, bu ayarlamaların, onları gerekli kılan teorik anlayışın oldukça gerisinde kalması dördüncüsü ise yeni daha iyi silah sistemleri geliştirme yoluyla, askeri politik sorunlara saf teknik “çözümler” bulmaya çalışmasıdır.
Güç dengesinin stratejik bakımdan anlamı, uluslar arası bir sisteme katılanlar arasındaki dengeyi, bir tarafın, diğerlerini bölen çelişkileri sömürerek kendi yararına çevirme yeteneğidir.
Soğuk Savaş 200 yıllık Amerika Birleşik Devletleri tarihiyle kıyaslanarak incelendiğinde, bir bakıma, geleneksel Amerikan politikalarından bir sapmaydı dünya çapındaki tüm sorunların, en başta da “uluslar arası Komünizm” sorunun Birleşik Devletler tarafından kendi keyfine göre güç konumlarından hareketle ele alınması girişimiydi.

Ahmet Celal, bir Osmanlı padişahının oğludur. Savaş esnasında vurulmuş kolunu kaybetmiştir. Bu hazin hadiseden sonra, dünyadan elini eteğini çekmiş toplumdan kaçmak, sessiz sakin bir yerde yaşamak için Anadolu’nun ücra köşelerini seçmiştir. Bu sebebten dolayı, onun subaylık yaptığı dönemde ona emirer olarak hizmet eden M. Ali’nin köyüne gider.

Köydeki ilk günleri onun için çok zor olmuştur. Çünkü bundan önceki yıllarda, İstanbul’da yaşamış oranın kültürü ile bezenmiştir. Köylüler ona, oranın yabancısı olduğu için “” derler. Fakat, Ahmet Celal bu lakabı kendine laik bulmaz. Çünkü o, kolunu salt bu bu millet için kaybettiğini savunur. Onun için köydek ilk iki hafta köy yaşantısını alışma safhası olarak geçer. Bu arada M. Ali’nin müstakil evinin bir odasında kitaplarıyla gününü geçirir. Kitapları bir nebze dahi olsa yalnızlığını acısını unutmayı sağlar. Onlar, onun en iyi dostu olmuştur. Bu zaman zarfında, M.Ali’nin annesi, kardeşi kardeşi İsmail’le tanışır. Köy ortamı ona, İstanbul gibi büyük bir yerde yaşadığı için çok rezalet gelir.

Haftalar ilerledikçe Ahmet Celal, köy ahalisiyle yavaş yavaş tanışır. Köyün en zengini Salih Ağa, muhtar Süleyman adında ısını söz geçiremeyen adamla samimiyet kurar. Fakat, bu samimi yet sınırlıdır. Ahmet, onlara hep savaştan, ’ten Onun yaptıklarından bahsederken onlar, onu hiç ciddiye almaz bir gün düşman gelip, ülkeyi Osmanlıdan alacak onlar huzurlu bir ortamda yaşayacaklarını inanırlar.

Bir gün Ahmet Celal, köyün civarına gezmeye çı. Çünkü, köy halkının düşünceleri onun acısına tuz ekiyordu. Bundan dolayı yaylalara çı; doğanın verdiği huzur ile hem acısını hem de yalnızlığını kısmen de olsa unutur. Yine yaylalarda gezerken bir görür. , istanbuldakiler gibi bakımlı, giyim-kuşamı iyi olmasa bile, onu çok etkilemiştir. Onunla konuşmak ister; fakat ondan kaçar. Çünkü o, köylülerin tabiri ile buraların ıdır. Günler geçmesine rağmen, ı unutamamaktadır. Onu tekrar görmek konuşmak