SOL GÖSTERİP SAĞ, TARAFSIZ GÖRÜNÜP TARAFLI VURMAK
Müzik piyasasında malum bir kişi, geçenlerde yumurtlayıverdi -her ne kadar kadın olarak yumurtlayamasa da-, “Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. Bu mu yani?
Başkalarının masabaşı savaşı için evladımı harcayamam. Bir oyun oynanıyor ve biz bunların oyuncağı oluyoruz.’Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ hep aynı klişe laflar. Hep bunu söylüyoruz zaten. Çocuklar gidiyor, kanlı gözyaşları , cenazeler… Klişeleşmiş laflar“
A ile B; sözelde tartışıyor, fiziksel ortamda yitirimli kazanımlı maddi sonuçlar veren savaşlar yapıyorlarsa; ya A’dan ya da B’den yana taraf olabilir, ya da her ikisine eşit uzaklıkta tarafsız kalabilirsiniz. Taraftarlık ve tarafsızlık 2 yönlüdür. Ya aktif, ya da pasif tarafsız olursunuz”.
Aktif taraftar, militandır; emir almış askerdir. Daima nöbet mahallindedir. Tartışmaz, silahını -fizik gücünü- kullanır.
Pasif taraftar ortalıkta görülmez. Rengini, önüne konan oy sandığında anonim -isimsiz- olarak gösterir. “Tavşana kaç, tazıya tut” politikasını güder. Etliye sütlüye karışmaz.
Aktif tarafsız; sözelde tartışan, eylemde savaşan taraflara aynı uzaklıkta bulunan, her iki tarafa karşı bağımsız etkinlik tutumunda olan, gerçek tarafsızdır.
Aktif tarafsızlıkla pasif tarafsızlık arasındaki sınırı, güç çizer. Güçsüz bir aktif tarafsızlık, gerçekte pasif tarafsızlıktır. Aktif tarafsızlık; taraflara karşı güç kullanabilecek kudretteyken, bu gücünü militer -askeri- değil ; diplomatik -ikna- yöntemiyle olumlu yönde sonuçlandırmaya çalışmaktır.
1) “Tamam vatan bölünmez, bilmem ne olmaz ama göz göre göre de bu çocukları bütün analar doğursun, toprağa versinler. Bu mu yani?”
Çatışan her iki taraf evlatlarını kaybederken, taraflardan birini suçlayarak bindiğiniz dalı keserseniz, öbür taraftaki DTP sizi destekler. “Vatan bölünmez” diyen biziz. Karşı taraf vatanımızı -gövdemizin bir bölümünü gövdemizden ayırmak için dış üflenti ve keselerden beslenerek ayaklanmışken-; Sanki öbür taraf evlatlarını ateşe sürmüyor da biz; evlatlarımızı ateşe sürerek her iki taraftan kan dökülmesine neden oluyoruz diyorsun sen öyle mi?!.. Bu hiç de hoşa gidecek bir terane değil. Herkes kendi işine baksın.
2) “Başkalarının masabaşı savaşı için evladımı harcayamam”. Olmayan ve olamayacak evladı harcamamanın aslında kıymet-i harbiyesi yok, yok da, kese kağıdı patlatılmışçasına kof bir gürültüsü var bazı kesimleri etkileyebilen…
3) Aslında yapmamız gereken; “Et tırnaktan ayrılmaz”dan öte; yüzyıllardır Türk ve Kürt menfaatlarının eşit oluğunu, Kürtlerin Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan, general vb üst düzey konumlarda yer alabildikleri bir demokrasinin bu topraklarda yaşanageldiğini; Türk çoğunluk nedeniyle Türkçenin birliği sağlayan ortak payda olarak devlet dili niteliğini koruması gerektiğini kabul ettirme çabasını sürdürerek, ayrılıkçıların dış bağlantılarını gözler önüne sermemizdir. Türkiye; Türklerin ve Kürtlerin yüzyıllardır yaşadıkları ortak bedendir. Ameliyatla ortaklığı bozmak ve tek bedenden birbirinden bağımsız iki beden çıkarıp yaşatmak, mümkün değildir.
Coğrafya, Kürtlerin yüzyıllardır bağımsız devlet kurmalarını engellemiştir. Coğrafyaları Kürtleri; Türklerle, İranlılarla, Iraklılarla, Suriyelilerle sembiyoz -ortak yaşar- duruma getirmiştir.
Biyolojide farklı türden iki canlı varlığın -sosyolojide iki farklı milletin-; dengeli ve sıkı işbirliği içinde yaşayarak, her birinin bu işbirliğinden yararlanması haline sembiyoz denir. Kürtler bu coğrafyada yüzyıllardır sembiyotik yaşamışlar ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Atlantik ötesi güçlerin hariçten gazel okumaları, bu tarihsel olguyu değiştiremeyecektir.
Anlaşmazlık vatanı bölmek isteyenlerle, istemeyenler arasında. Başkaları kim? Vatanı bölmek isteyenler mi? Vatanın bölünmesini istemeyenler mi? Yoksa üçüncü kişi olarak, vatanı bölmek isteyenleri kışkırtan ve finanse edenler mi? Kim?
EROL ERDOĞMUŞ
erolerdogmus@hotmail.com