şimdi bakın olay basit aslında. genelde bi ördek vardır nerden çıkıcağı belli olmayan. ördek fırlar bi tarafa doğru uçar. siz tetiğe basınca ördeğin etrafı / üstü bembeyaz olur. (varsa elinizde dikkatle bakın görebilirsiniz). olay şudur aslında tabanca dediğiniz şeyin ucunda bi fotosel vardır. Fotosel ışık algılayıcıdır. siz tetiğe basınca eğer silahı ördeğe doğru tuttuysanız fotosel ördeğin üstünde yanan ışık tarafından uyarılacak ördek te vurulmuş olacaktır.
Yani olay tersten işliyor. Silah pasif, ekran aktif. siz aslında ekrandan çıkan ışığı yakalıyorsunuz.

Coca Cola’yı bulan şahıs bu işe başlarken tüm dünyanın tadını seveceği bir şerbet yapmayı kafasına takmış. Tüm servetini buna yatırmış. Sonunda da ünlü Coca Cola formülünü hazırlayıp piyasaya sürmüş. Ama sonuç tam bir fiyasko olmuş. Yılların emeği boşa gitmiş. Fakat daha sonra şirketin bir ortağı formülde hiç değişiklik yapmadan Coca Cola’yı bugünkü satış rakamlarına ulaştırmış. Ne mi yapmış? Sadece şerbeti soğutup satışa sunmuş! Bu nedenle tüm Coca Cola şişelerinin üzerinde “Soğuk içiniz” yazıyormuş.
Formülü açıklansa isteyen herkes evinde çay yapar gibi Coca Cola üretebilirmiş. Formül işte bu yüzden dünyanın en önemli sırrı gibi gizli tutuluyormuş.
Kimyayla alakası olan herkes bilir ki Coca Cola asidik yapıdadır. Bundan ötürü de dışarıya ısı verdikçe, yani soğudukça, daha “kararlı” hale gelir. Böylece de lezzeti artar. Coca Cola soğuk sevmemizin ve şişelerin üstünde “soğuk içiniz” yazmasının nedeni bu “asid-baz” ilişkisinden kaynaklanmaktadır..
SİGARA NEDEN İÇİLİR ?
ABD de tütün kullananların sağlık-bakım masrafları şaşırtıcıdır. Her yıl, tıbbi masraflar için 23 milyar dolar harcanıyor ve sigara içmenin etkileri nedeniyle azalan çalışma zamanı ve üretkenlikten dolayı da 30 milyar dolar zarar ediliyor. Her yıl, il. Dünya Savaşı ve Vietnam savaşlarında ölenlerin toplamından daha yüksek sayıda Amerikalı, sigara içmekten dolayı ölüyor.Sigara içmenin dolaylı maliyeti de aynı derecede şaşırtıcıdır. Her yıl, sigaranın neden olduğu yangınlar, 400 milyon dolardan daha fazla mal zararına neden oluyor. Sigara içmekten dolayı hastalanan kişilerin maluliyet haklarını karşılamak için gerekli olan yüksek sigorta primleri ve vergiler de bu çizdiğimiz maliyet tablosunun bir bölümünü oluşturmaktadır.
Sigara içmenin zararları hakkındaki uyarılar, sigara içenler üzerinde etkili oldu. Bugün, 40 milyon civarında Amerikalı, kendisini eskiden sigara içen olarak tanımlamaktadır. Sigara içen erkeklerin sayısı da 1965 de erişkin erkeklerin yansıyken, bugün üçte bire düşmüştür. Kadınlar arasında ise sigara içenlerin sayısı, az bir düşüş göstererek, üçte birin altına inmiştir.
Yine de, sigara içmenin son derece iyi bilinen zararlarına rağmen, 20 yaşın üzerindeki 50 milyon insanın tahmini 14 milyonu, ya sigara içmenin zararlarından habersizdirler ya da sigaranın sağlığa zararlarını kabul etmemektedirler. Amerikalıların yarısından çoğu, sigara içmenin alışkanlık oluşturduğunun bilincinde değildirler.
Çok az kişi, sigarayı bir günde ya da haftada birkaç sigarayla sınırlamaktadır. Elli milyon Amerikalı, her gün 80 milyon paket sigara tüketmektedir.
Tütün kullanımının yasal olmasından ve sigara içmek sosyal açıdan kabul gördüğünden dolayı, sigara içmenin tehlikeleri hakkındaki eğitim, içmeye son vermenin ya da hiç başlamamanın gerekçelerini oluşturmada en etkin yol olabilir. Sonraki sayfalarda, sigara içmenin sağlığa zararları ve bazı sigara bırakma yöntemleri açıklanmaktadır.
Tıbbi kanıt açık ve nettin sigara, pipo ya da puro içme (ya da tütün çiğneme) sağlığınız için tehlikelidir. Hatta, tütünün seyrek kullanımı bile sağlık açısından zararlıdır.
İnsanların sigaraya başlama ya da bırakmayı reddetme nedenleri çok açık değildir. Sigara içen bazı kişiler, özellikle sabah uyanmak ya da diğer zamanlarda uyanık kalmak için (örneğin, araba kullanırken) sigaralarının kendilerine enerji verdiğini bildirmektedirler. Nikotin, adrenalin benzeri bir etkiyle uyarıcı olarak iş görür. Örneğin, sigara içerken kalp atışınız hızlanır ve kan basıncınız artar.
Sigara içen bazı kişiler ise, gerilim altında olduklarında sigaranın kendilerini yatıştırdığını ifade etmektedirler. Bir dayanak olarak sigara, sinirli olduklarında ellerine oyalanacakları bir şey verir; ilgilerini başka birşeye yöneltmelerine neden olur ve hatta bir güvenlik hissi verir.
Tütündeki nikotin, alışkanlık yapan bir maddedir. Düzenli olarak sigara içenlerde nikotin, ancak başka bir sigara daha içilmesiyle ortadan kaldırılabilen bir alışkanlık yanıtına yol açar. Alışkanlığın derecesi, kişinin ne kadar zamandır ve hangi miktarda sigara içtiğine bağlıdır.
Sigara içmenin nedeni hem psikolojik hem de fiziksel olabilir. Bazıları için, yaşadıkları hayat koşullarında sigaranın düzenli kullanımı, bu kişileri sigara içmeden yaşamla başa çıkamıya-caklarına ikna etmiştir.
Reklamlar da sigara içme davranışını etkilemektedir. Tütün endüstrisinin, yılda 2 milyar dolardan fazla bir tutarının reklamlara ve tanıtımlara harcanması nedeniyle, sigara Amerika da en güçlü olarak pazarlanan tüketici ürünü haline gelmiştir.
Reklamların çoğu, sigara içmeyi, koşma, eğlence , doğa gezileri gibi fiziksel ve açıkha-vada yapılan etkinliklerin bir parçası olarak göstermektedir. Aynı zamanda tütün şirketleri, rack konserleri, araba ve at yarışları ve atletizm gibi genç insanların kalabalık sayıda katıldığı, dikkat çekici etkinliklere de sponsorluk etmektedir. Tanıtım daha da abartılarak, tütün şirketleri, halka, çoğu gençlerin ellerine geçen bedava sigara paketi numuneleri dağıtmaktadır.
Tıp alanında çalışanların eğitim çabalarına karşın, tütün endüstrisi, halkla ilişkilerde gösterdikleri çaba, anketler ve görüşmelerde bulunan kişiler yoluyla, ısrarlı bir şekilde sigara ve hastalık arasındaki ilişkiye meydan okumaktadırlar. Her ne kadar tütün üreticileri amaçlarının, mevcut sigara içen kişilerin bir markaya sadık kalmalarını sağlamak olduğunu iddia ediyorlarsa da, aşırı pahalı reklamları, tanıtım ve siyasi kampanyalarının, sigara içmeye başlayan ve sürdüren birçok genç insan üzerinde anlamlı bir etki oluşturduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
http://www.stupidtester.com/index.php
İndependent Gazetesi’nde yayınlanan bir habere göre sigara içen kadın kız çocuk sahibi oluyor.
Independent gazetesinde yer alan araştırma sigara içen kadınların kız çocuk sahibi olma şansının daha fazla olduğunu gösterdi.
Liverpool’da 9 bin hamile kadın üzerinde yapılan araştırmada sigara içen hamilelerin kız çocukları olduğu sonucuna ulaşıldı.
Yine araştırmaya göre anne ve babanın sigara içmesi erkek çocuk doğurma şansını üçte 2 oranında düşürüyor. Liverpool Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada sigaranın erkek embriyonun anne rahmine tutulması şansını azalttığı kaydedildi.
Prof. Bernard Brabin, “Sigarada bulunan maddelerin, spermin, erkek kromozomunu döllenen yumurtaya taşımasını zorlaştırdığını düşünüyoruz” dedi.
Çay, nem ve harici kokulardan etkilenmeyecek şekilde kapalı ambalajda muhafaza edilmeli.
Çay iyi su ile yapılır.
Kireçli, madenli, klorlu su ile çay olmaz
Çayın suyu mutlaka yumuşak huylu, kireç sertliğinden uzak, tatlı bir su olmalı.
Porselen demlik tercih edilmeli.
Madenî, hele alüminyum demlikte iyi çay olmaz.
Demlik önceden ısıtılmalı.
Temiz demlik içine beher bardak için bir çay kaşığı dolusu çay konularak ılık su ile yıkanmalı.
Su tam kaynama noktasında iken hemen alınıp demliğe aktarılmamalıdır.
Demliğe aktarılırken, kaynamanın durması, 100 C’den birkaç derece aşağı sıcaklıkta olmasına dikkat edilmelidir.
Çaydanlıkta kaynar suyun ateşi kısılarak demlik çaydanlığın üzerine oturtulmalı ve dem kaynatılmamalıdır.
Demleme esnasında demliğin üzereine temiz bir bez konulmalıdır.
Demliğin ağzı alüminyum folyo ile huni şeklinde kapatılmalıdır.
Demleme esnasında demlik katti surette sallanmamalıdır.
Çayın demlenme süresi yabancı çaylarda 5-7 dakika Türk çaylarında 10-15 dakika olmalıdır.
Demleme müddeti çayın cinsine ve içenin zevkine göre değişir, aromanın tam elde edilmesi için bu süre Türk çaylarında 20-25 dakikaya kadar çıkartılır, yabancı çaylarda ise 10-15 dakikayı aşmamalıdır.
Demlenmeden sonra, dem ile posa birbirinden ayrılmalıdır. Dem porselen bir kaba aktarılmalıdır.
Demlenen çay yarım saat içinde içilmelidir.
Ay’da bir golf vuruşu yapılmıştı ama gol sevinci yaşanmadı henüz. Ay’da oynanacak bir futbol karşılaşmasında üç şeye dikkat etmek gerekir: 1- Ay’daki yerçekimi kuvveti zayıftır 2- Hava direnci bulunmaz 3- Çimler yeşil değil…
Tarih 20 Haziran 2026, saatler (tabii ki Ay saatine göre) 17.00’yi gösteriyor. Mare Ingenii (Özlem Denizi) stadyumu hınca hınç dolu. Avrupa’nın Lunar United takımı, Japonya’nın Moon Ishikawa takımına karşı son saniyelerini oynuyor. Ve hakemin düdüğü çalıyor, maç 5:0 tamamlanıyor.
Evet, sanki bir bilim kurgu romanından çıkmış bir öykü gibi değil mi? Fakat büyük uzay ajanslarına sahip ülkelerin planlarında Ay yolculukları var ve Ay istasyonlarında astronotlar için spor alanları niçin olmasın? Peki Ay’da oynanacak bir futbolda ne gibi farklılıklar olabilir?
Dünyada ve Ay’da oynanan futbol arasındaki en büyük fark elbette ki Ay’daki yerçekiminin çok daha zayıf olmasından ibaret. Ay’ın üzerindeki yerçekimi, Dünyamızdakinin sadece altıda biri kadardır. Mesela 60 m’lik bir pas, kısa bir süre içinde, topu 350 m uzağa taşıyan bir vuruşa dönüşebilir.
50 metre yükseğeTop bu vuruş sırasında 50 m yüksekliğe kadar ulaştıktan sonra dünyadakinden çok daha uzun süre havada kalır. Uzun paslar için yeterince yer olması için Ay stadyumlarının çok daha büyük inşa edilmeleri gerekiyor. Bu durumda seyircilerin de dürbüne ihtiyaçları olabilir. Astronot futbolcular çok daha yükseğe atlayabilecekleri için komik bir görüntü çıkacaktır ortaya. Aslına bakarsanız Ay’da futbol oyunu başlı başına bir komiklik gösterisi: Durmadan sağa sola zıplayan futbolcular ve uçuşan paslar.
Ay’da atmosfer bulunmaz, dolayısıyla da Magnus etkisi de yoktur. Alman fizikçi ve kimyacı Heinrich Gustav Magnus (1802-1870) tarafından keşfedilen bu fenomen, bir kürenin aynı zamanda hem kendi ekseni hem de hava veya su gibi bir ortamda döndüğü zaman ortaya çıkar.
Kürenin kendi ekseni etrafındaki dönüşü sırasında, topu yana doğru yönlendiren bir basınç dengesizliği oluşur. Basınç dengesizliği ise topun yüzeyinde birlikte hareket eden havayla meydana gelmekte. Topun bir tarafı hava akımıyla dönerken, topa yakın olan hava daha hızlı akar. Diğer tarafta ise birlikte sürüklenen hava, karşıdan geleni frenler. İşte bu nedenle Ay’da köşe vuruşları da yapılmayacaktır.
Sıra kalecideSıra geldi kalecilere. Şimdi birçoğunuz, topların kaleye çok sert ulaşmayacağını düşünerek, kalecilerin çok da parlak olmaları gerekmediğini zannedebilir. Büyük yanılgı ! Topun kütlesi Dünyamızdakiyle aynı olduğuna göre Ay’daki gol vuruşları da aynı sertlikte ulaşacaktır kaleye.
Ay’da hava olmadığına göre, sesi taşıyacak bir medyum (araç) da yoktur. O halde hakemin düdüğünü de duymak imkansızdır. Böylece astronot futbolcular, sarı kart ve kırmızı kart düdüğü korkusu olmadan kendilerince keyifli bir maç bile yapabilirler.
Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70‘ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3‘ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.
Dünya nüfusunun %40‘ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
Dünyadaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m3 tür. Bu miktar dünya yüzeyini 3 km. kalınlığında bir tabaka halinde sarabilecek büyüklüktedir.
Bu suyun % 98‘i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir. Dünyadaki suların ancak %2.5‘i tatlı sudur. Bunun da %87’si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.
İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış aynı miktardadır.
Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16’sı içme ve kullanmada, %72’si tarımsal sulamada, %12’si de sanayide tüketilmektedir.
Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. (ABD’de 1692 m3, Avrupa’da 726 m3, Afrika’da 244m”tür.)
Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye’nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.
Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir.
cevreorman.gov.tr
|
Parfüm Nerelere Sürülmeli |
|
|
|
Uzmanlardan hoş öneriler: Coco Chanel“Öpülmek istediğiniz yeri parfümleyin” Estée Lauder “Parfümü, kolunuzu yukarı kaldırıp tam önünüze sıkın ve yarattığınız koku bulutunun içine girin. Böylece binlerce parfüm molekülü vücudunuzun her yerine konacaktır” |
| Nerelerde Ve Ne Şekilde Kullanmalıyız | |
| Vücut Parfümler kokularını yaymak için sıcaklık, hareket gibi faktörlere ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle parfüm sürmek açısından vücudun bazı bölgeleri ayrıcalıklıdır: Sıcak ve nemli noktalar. Koltuk altları, göğüs araları, ense, kulak arkaları ve göbek. Kanın fazla pompalandığı noktalar. Bilek içleri, şakaklar ve boyun. Hareketli noktalar. Dirsekler ve diz içleri. Saçlar Saçınızı parfümlemek istiyorsanız, öncelikle temiz olmalarına dikkat edin. Kokuların birbirine karışmaması için şampuanınızı kokusuz olanlar arasından seçin. Saçlarınız kısa ise saç diplerinize, uzun ise uçlarına sıkmanız yeterli olacaktır. Küçük bir Öneri: Saçınızı fırçalamadan önce fırçanıza biraz parfüm sıkın. |
|
| Giysiler Parfümler pamuklu, yünlü gibi doğal lifle dokunmuş kumaşlarda çok kalıcıdır ve rahat yayılır. Sentetik liflerde yayılımı ve kalıcılığı azdır. Parfümün en kalıcı olduğu dokular ise kürkler ve muslin kumaştan yapılmış eşarplardır. Giysiler parfümlenebilir ama gelişigüzel değil: - Parfümünüzü ceket ve mantoların astarlarına, etek ve elbiselerin etek baskılarına sıkın. - Asla giysilerinizi farklı parfümler sıkmayın. Üst üste sıkılan parfümlerin molekülleri iyi bir karışım oluşturmaz ve kötü bir etki uyandırır. - İpekli giysilerinize parfüm sıkmayın, kalıcı lekeler bırakır. - Eğer parfümünüzü sık sık değiştiriyorsanız, sadece vücudunuzu parfümlemekle yetinin. Koku zaten giysilerinize de sinecektir. - Mücevher ve özellikle incilerinizin yakınında parfüm kullanmayın: Parfümlerdeki alkol mücevherlerin parlaklığını yok eder ve incileri sarartabilir. - Giysi dolabınızı parfümlemeyi unutmayın.Küçük bir Öneri: İç çamaşırlarınızın bulunduğu dolap veya çekmeceye parfümünüzle nemlendirdiğiniz yünlü bir kumaş parçası koyun. |
|
Kadınlarla nasıl konuşulur?
Utangaçsınız, kadınlarla konuşmayı bir türlü beceremiyorsunuz. Ne zaman bir hatundan hoşlansanız nutkunuz tutuluyor. Onun ilgisini çekmeyi başaramıyorsunuz ve kendinize güveniniz gitgide azalıyor. Ne yapmalısınız?İşin cılkını çıkarmayınKadına karşı ne çok ilgisiz davranın, ne de onun ağzının içine düşün. Dengeli ilgi anahtar sözcüğünüz olmalı.
Olduğunuz gibi görünün Kendinizi övmeyin, göklere çıkarmaya falan kalkışmayın. Kendinizle dalga geçin, ama sakın aşağılık kompleksinden muzdarip zavallı bir erkek portesi çizmeyin. Genç kızlar sorunlu erkekleri sever içlerindeki annelik duygusu harekete geçer. Ama olgun bir kadına takılıyorsanız sorunlarınız hiç bir işe yaramaz, çünkü olgun kadınlar büyük olasılıkla genç kızken sorunlu bir erkek uğruna sürünmüş ve artık uslanmışlardır.
Kadının yaşına göre taktik geliştirin 20 yaşındaki bir pilice uzun ilişkilere bayıldığınızı söyleyebilrisiniz, bu sözü 25-30 yaşlarındaki bir kadına söylediğinizde alay konusu olursunuz, çünkü 25 yaşını geçen çoğu kadın, artık erkeklerin “shatun götürmek” için kullandığı kalıpları iyi öğrenmiştir.
Erkeksi görünün, ama durumu abartmayın Karate, boks ya da ağırlık kaldırma gibi sporlar yapıyor musunuz? Konuşurken bunlardan mutlaka söz edin. Ama sakın kendinizi kaybetmeyin. Gizemli olun dediysek ipin ucunu kaçırmayın. Aşırı ketum davranırsanız işler aleyhinize döner. Eğer kocaman bir eviniz ya da harika bir otomobiliniz varsa bunlardan da söz edin ama asla cüzdanınızı hatunun gözüne sokarak “ferrari ile gezelim mi yavrum” demeyin.
Macerayı sevin Muahsebeci olabilirsiniz ama kaya tırmanışı yada yamaç paraşütü gibi heyecanlı hobilere vakit ayırabilirsiniz. Gezmek de size puan kazandırır, çünkü kadınlar egzotik ve ilginç zevkleri olan erkeklere bayılır.
Güncel olaylardan söz edin O sırada gündemde olan şeyler hakkında fikrini sorun. Böylece moron olmadığınızı, çevrenizle ilgilendiğinizi ve onun fikrine değer verdiğinizi göstermiş olursunuz.
Ona kendisi ile ilgili sorular sorun Kadınlar konuşmanın yanı sıra dinlemeyi de bilen erkeklerden hoşlanır
Müzik hakkında konuşun Kadınların hele de genç kızların en çok sevdiği zararsız konulardan biri müziktir. Ona en çok sevdiği şarkıcının adını sorun, sonra da nazik bir şekilde alaya alın kadınlar hafif alaydan hoşlanır.
Sinema hakkında konuşun Hatun size “… filme gitmek istiyordum, bir türlü fırsat olmadı” diyene kadar bekleyin ve sonra atağa kalkın.
Hayvanlardan söz edin “Bilmemnerde oturuyorum köpeğimi de oradaki parkta gezdiriyorum” deyin. Büyük olasılıkla “köpeğin mi var , cinsi ne?” sorusuyla karşılaşacaksınız. Tam isabet! Köpekle başlayıp konuşmayı istediğiniz yöne çekebilirsiniz. Bir çok kadın kedilere bayılır ve erkeklerin büyük bir bölümü de kedileri sevmez. Yani eğer kedileri seviyorsanız zaten 1-0 öne geçmiş sayılırsınız.
Ona ne söyleyebilirsiniz?
Üzerindeki elbise çok güzel sana çok yakışmış
Çok ilginç ve değişik bir kızsın sen (bütün kadınlar özel olduklarına ve diğer kadınlara benzemediklerine inanmak ister)
Kaç yaşındasın? (tahmininizden 8 yaş daha aşağı söyleyin. Tabi eğer hatun 18 yaşında değilse)
Çok güzel gülüyorsun
Gözlerin çok güzel
Yaşına göre çok olgun davranıyorsun (bu sözü 18-21 yaş arasındaki kızlara söyleyin)
Sözünü kesip ona iltifat edin Kadınların gönlünü fethetmekte kullanabileceğiniz eski bir numara da o birşey anlatırken sözünü kesip ona iltifat etmektir.
Ona ne söylememelisiniz?
Çok güzel bir vücudun var. (genellikle kadının aklı ve yüzüyle ilgili iltifat edin ve dördüncü buluşmadan önce bedeninden söz etmeyin.)
| 1. Omuzları ergonomiktir.
2.Ne kadar gereksiz detaylar içerirse içersin, anlattığımız her şeyi dinlerler. 3.İltifat edip güzel ve akıllı hissetmemizi sağlarlar. 4. Peşimizden koşturup özgüvenimizi arttırırlar. 5. Traş olduklarında yanakları yumuşacık olur. 6. Hesabı ödemek için istekli olurlar. 7. Büyüyünce bize bakma hayalleri kurarlar. 8. Çiçek alırlar. 9. Her zaman için teknolojiden bizden daha iyi anlarlar. 10. Bir araya geldiklerinde ilgimizi çekmeyen konulardan konuşup bizi sıksalar bile, teknik servis olarak işimize yararlar. 11. Eve geç kalma dertleri olmadığından, bizi uğurlamadan eve gitmezler. 12. Ailemizden gece izni alabilmemiz icin dua ederler. 13. Ağladığımızda bizden fazla üzülürler. |
14. Ağlayarak onlara her istediğinizi yaptırabilirsiniz (üstelik bu gerçeği bilirler de).
15. Pek ağlamazlar ama ağladıklarında da çok şirin olurlar.
16 .Sık sık en iyi arkadaşımız olurlar.
17. Bizim için ulaşamadığımız raflardaki esyaları alırlar.
18. Riskli işlere onlar girerler.
19. Bi durum olduğunda müdahale ederler.
20. Namus kurtarmacalık oynarlar, kendilerini Cüneyt Arkın zannederler.
21. Olmadık şeyleri kıskanıp bizi kendilerine güldürürler.
22. Kapıları açar, hatta bazen sandalyelerimizi tutarlar.
23. Takım elbise ile acaip janti olurlar.
24. Öpücüklerden sıkılmazlar.
25. Sadece yumuşak olmamız bile onlar için müthiştir.
26. Çocuk doğurma yeteneğine sahip olmamızı büyük bir hayret ve saygı ile karşılarlar. Onlar takdir edilmekten büyük zevk alan, güçlü görünüşlü küçük çocuklardır. Yaptıklarını onaylıyor gibi görünüp istediğimizi yaptırır, sonra da acırız. Pek tatlı şeylerdir doğrusu. Bu güzellikleri her gün yaşamak ya da bir daha asla yaşamamak için…
Kadınlar için> Esiniz sayesinde dosta düsmana sizi de begenen, isteyen (üstelik nikâhina alacak kadar) biri oldugunu gösterdiniz en sonunda.
> Belki yillarca ugrasip didinseniz de elde edemeyeceginiz bir statüye nikâh cüzdaniyla bir anda kavusuverdiniz.
> Bozulan musluk, sallanan sandalye bacayi, gevsemis vidalar, vs. için eve tamirci çagirmaniz gerekmez, esiniz hepsini halleder.
> Esyalarin yerini degistirmek istiyorsunuz; hepsi de çok agir. Kim tasiyacak onlari? Tabi ki de esiniz!
> Pazar günü söyle arabayla dolasmak istedi caniniz. Özel soförünüz esiniz emrinizde.
> Eskiden futboldan nefret ederdiniz. Esiniz sayesinde yeni bir tutkunuz oldu.
> Gece evde yalniz kalmaktan, hirsizdan, ugursuzdan korkuyorsunuz; esiniz gönüllü “bodyguard”iniz.
> Esleriniz olmasa en yakyn arkadaslarinizla kahve içerken kimi çekistireceksiniz?
> Alisverise gittiniz, evin erzagini düzdünüz. Torbaları tasimak centilmen bir erkek olarak esinizin görevi.
> Geçiminizi temin etmek için çalismaniza gerek yok. Bunu sizin yerinize esiniz yapiyor nasil olsa.
Erkekler için> Aksam yorgun argin eve geldiginizde, annenizinki kadar lezzetli olmasa da sizin için hazirlanmis yiyecek bir seyler bulabilirsiniz.
> Çamasiriniz yikanir, ütüleriniz yapilir, eviniz temizlenir… ”Gak” deyince temiz don, ”Guk” deyince temiz çorap verilir elinize; daha ne olsun?
> “Pembe dizi”leri duyardiniz da ne oldugunu bilmezdiniz. Esiniz sayesinde ögrendiniz, hatta hosunuza bile gitmeye basladi.
> Dükkân dükkân dolasyp kendinize gömlek, kravat seçmekten nefret ederdiniz. Simdi sizin yerinize bunu esiniz yapiyor. Gerçi en son aldigi sari üzerine yesil çizgili gömlek sizi hiç açmadi, ama neyse.
> Arasira yapilan küçük kaçamaklar, ufak tefek yalanlar hayatin tadi tuzudur. Bu tadi esinize borçlusunuz; esiniz olmasaydi ne kaçamaklar olacakti hayatinizda ne de yalanlar.
Hem Kadınlar Hem Erkekler için> Kavga etmek de bir ihtiyaçtir. En yakininizda kim var bagirip çagiracaginiz? Esiniz!
> Olur ya! Bir gece yarisi caniniz sevismek istedi. Esiniz hazir nazir yanibasinizda yatmakta.
>Çok güzel filmler var vizyonda. Yalniz da gidilmez ki. Esiniz ne güne duruyor?
> Davetlere icabet etmeniz gerekiyor. Kavalye/dam aramaniza gerek yok, esiniz var.
> Dogumgünü, yilbasi, evlilik yildönümü gibi özel günlerde size hediye verecek biri var hayatinizda.
> Gece uyurken üstünüz açilsa, sizi kim örtecek? Tabii ki esiniz.
> Anne / baba olmak istiyorsunuz. Çocugunuzun anne/babasının bildiginiz, tanıdığınız, güvendiginiz ruh ve beden sagligi yerinde biri olmasini istersiniz elbet. ”Damizlik” esiniz emrinizde.
> Küçüklügünüzden beri genis bir aileye sahip olmak isterdiniz. Iste size görümceler, baldizlar, kayinbiraderler, eltiler, kayinvalideler, kayinpederler, bacanaklar, halalar, teyzeler, amcalar, dayilar, enisteler, yengeler… (Ay fenalik geldi.)
> Basarisizliklariniza, mutsuzluklariniza fatura edeceginiz biri olmali hayatinizda. Esiniz bunun için biçilmis kaftan.
> Kimseye kendinizi yeniden ifade etmek, begendirmek zorunda degilsiniz.
> Esiniz sizi sizden daha iyi taniyor, rahatiniza bakin!
> Sizi kimsenin kiskanmadigini düsünün. Kendinizi ise yaramaz biri gibi hissetmez misiniz? Esiniz sizi tez günde bu duygudan kurtaracaktir, hiç üzülmeyin!
> Yasinizi basinizi aldiniz, bugunkü görünümünüzle es bulmaniz biraz zor. Iyi ki zamaninda evlenmissiniz, esinize dört elle sarilin!
