nedir

SİGARA GECE GÖRÜŞÜNÜ AZALTIYOR

İsveç te Malmö Üniversitesi nde yapılan bir araştırma, sigaradaki nikotinin, göz retinasındaki kan dolaşımını olumsuz etkileyerek gözün karanlıkta görme yeteneğini düşürdüğünü ortaya koydu.Araştırmayı yapan Malmö Üniversitesi Göz Hastalıkları Kliniği doktoru Ulf Havelius, sürücülerin, gece sigara içtikten en az bir saat sonra direksiyon başına geçmelerini tavsiye etti.

Havelius, Üniversite Hastanesi nde sigara içen 20 personel ile sigara içmeyen 20 kişinin karanlıkta görme yeteneklerini araştırdı.

Bir saatte 3 sigara içen personelin kandaki karbondioksit miktarı ile göz retinasındaki kan dolaşımı aydınlık ve karanlık ortamlarda ölçüldü.

Normalde karanlıkta göz, cisimleri görmek için daha çok enerji harcadığından retinadaki kan dolaşımının artması beklenirken hiçbir değişiklik olmadığı gözlendi. Sigara içmeyenlerde ise, karanlıkta retinadaki kan dolaşımı arttı. Ayrıca sigara içenlerin karanlıkta görme yetenekleri de daha kötü olarak ölçüldü.

Doktor Ulf Havelius bu durumun, son sigaradan sonra bir saat devam ettiğini tespit ettiklerini de açıkladı. Doktor Havelius, sigara içen sürücüleri uyararak, gece sigaradan en az bir saat sonra yola çıkmalarını önerdi.

Havelius, hastanedeki araştırma sonucunda, sigara içenlerin kanlarının daha az akışkan olduğunu, sigaradaki nikotinin kan damarlarını daralttığını ve kanın oksijeni taşıma yeteneğinde azalma olduğunu tespit ettiklerini açıkladı.

SİGARA KÖRLÜK NEDENİ OLABİLİR

Uzmanlar, sigara paketlerine sigaranın körlüğe yol açabileceği uyarısının konulmasını istediler.

Avrupa Göz Araştırmaları tarafından yapılan ve henüz yayımlamayan, Avrupa Birliği ndeki 5.000 AMD (yaşa bağlı makula dejenerasyonu) hastası arasında yapılan bir araştırma, hastalığın yüzde 27 sinin sigaraya bağlı olduğunu saptadı.

Hastalık, İngiltere de körlüğün en önde gelen sebepleri arasında bulunuyor.

Kraliyet Göz Hekimleri Birliği, bu konuda acil önlem alınması gerektiğini belirterek, sigara paketlerine Sigara körlüğe yol açar uyarısının da konulması çağrısında bulundu.

Birlik başkanı Nick Astbury, sigara ile körlük arasındaki bağlantı konusundaki bilimsel kanıtın, sigara ile akciğer hastalığı arasındaki bağlantıyla aynı olduğunu belirterek, sigara tiryakilerinin, bu hastalıkla körlük riskini ikiye katladıklarını anlamaları gerektiğini kaydetti.

Makula Hastalığı Derneği nden Tom Brembridge de başka bir araştırmanın da sigarayla AMD arasındaki bağlantıyı ortaya koyduğunu söyledi.

SİGARA ERKEN MENOPOZA NEDEN OLUYOR

Sigara içen kadınların 45 yaştan önce menopoza girme ihtimalinin yüksek olduğu bildirildi.

Oslo Üniversitesinden Dr. Thea F. Mikkelsen ve ekibinin 59-60 yaş arasındaki 2,123 kadın arasında yaptığı araştırmada, sigara içenlerin erken menopoza girme olasılığının içmeyenlere oranla yüzde 59 daha fazla olduğu belirlendi.

Araştırmacılar, aşırı sigara içenlerin erken menopoz riskininse içmeyenlerin iki katı olduğunu söylediler.

Sigara tiryakisi olmakla birlikte menopozdan en az 10 yıl önce bırakmış olanlardaysa 45 yaştan önce menopoza girme riskinin içmeye devam edenlere göre yüzde 87 daha az olduğu belirlendi.

Mikkelsen ve ekibinin Public Health dergisinde yayınlanan araştırmasında, “Bir kadın ne kadar erken sigarayı bırakırsa erken menopoza karşı o kadar korunacağını” belirttiler.

Bu arada, evli kadınlara oranla dulların erken menopoz riskiyle daha fazla karşı karşıya oldukları belirtildi.

Araştırmacılar, kahve ve alkol tüketimiyle erken menopoz arasındaysa bir bağlantı tespit edemediler.

SİGARA ERKEKLERDE BÖBREKLERİ ETKİLİYOR

Sigaranın, erkeklerde böbrek hastalığı riskini önemli ölçüde artırdığı kanıtlandıAvustralya nın Melbourne kentindeki Monash Üniversitesi nde yapılan araştırma erkeklerin sigaradan kadınalara oranla daha farklı etkilendiğini ortaya koydu.

Üniversitenin Tıp Merkezi nde görevli Dr. Esther Briganti, böbrek hastalıklarına yakalanma riskinin sigara içen erkeklerde, içmeyenlere göre 3 kat daha yüksek olduğunu söyledi.

4500 kişinin katıldığı araştırmada erkeklerin, böbrek hastalıklarının iki önemli nedeni olarak bilinen şeker ve yüksek tansiyon hastası olmadığının altını çizen Briganti, böbrekteki hasarın içilen sigara sayısıyla doğru orantılı olarak arttığının belirlendiğini açıkladı.

Böbrekteki hasarı, idrardaki protein oranının önemli ölçüde artmasından anladıklarını belirten Briganti, sigara tiryakilerindeki böbrek hasarının böbrek içindeki kan basıncının artmasıyla ilgili olduğunu tahmin ettiklerini belirtti. Sigaranın, kan basıncını artıran noradrenalin ve vasopressin adlı iki hormonun daha fazla salgılanmasına neden olduğunu söyleyen Briganti, kan dolaşımını olumsuz etkileyen sigaranın ayrıca böbrekteki kan damarlarına zarar verebileceğini söyledi.

Sigara içen kadınlarda böbrek hastalıkları riskinin artığını gözlemlemediklerini ifade eden Briganti, bunun nedenini henüz bilmediklerini sözlerine ekledi.

SİGARA EKLEMLERE ZARARLI

Sigaranın zararlarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bu kez sigara içenlerin, içmeyenlere göre, daha çok sırt ve eklem ağrısı çektiği ortaya çıktı. Hatta sigarayı bıraktıktan sonra bile ağrı çekebilirsiniz…Annals of the Rheumatic Diseases dergisinde yayınlanan habere göre, İngiltere deki Southampton Üniversitesi nde görevli bilim adamı Keith Palmer ve ekibi, 13 bin kişinin sigara içme alışkanlıklarını, iş koşullarını, sosyal çevrelerini ve ne tür ağrılar çektiklerini incelediler.

Sigara içen ve içmeyenler arasındaki en belirgin konunun ağrılar olduğunu tespit eden bilim adamları, sigara içenlerin içmeyenlere göre, ağrıları yüzünden yüzde 50 oranında daha fazla işe gidemediğini ya da hobilerinden vazgeçmek zorunda kaldığını kaydettiler.

Nikotinin, beyinde ağrıyla ilgili bölgelere zarar verebileceğini ya da kasların kanla beslenmesini azaltabileceğini belirten bilim adamları, araştırmada, sigarayı bırakanların yıllar sonra bile ağrılardan şikayetçi olduğunun ortaya çıktığını söylediler.

SİGARA DOĞACAK BEBEĞİN CİNSİYETİNİ ETKİLİYOR
(Bu Hafta 2 Defa Okundu)Danimarkalı ve Japon bilim adamları, sigara içen çiftlerin kız doğurma olasılığının, içmeyenlere göre daha fazla olduğunu bildirdi.Döllenme sırasında günde 20�den fazla sigara içen çiftlerin kız doğurma olasılığı yüzde 18 artıyor.

İngiltere�de yayımlanan tıp dergisi Lancet�te yer alan araştırmaya toplam 11 bin 800 çocuk katıldı. Japon bilim adamı Misao Fukuda ve Kopenhag Üniversitesi�nde görevli Prof. Anne Grete Byskov�un yaptığı araştırma kapsamında, çocukların anne ve babalarının döllenmeden 3 ay önceki döneme kadar uzanan sigara alışkanlıkları incelendi. Sonuçlara göre, sigara kullanmayan çiftlerin erkek bebek sahibi olma olasılığı yüzde 20 oranında artarken, her biri günde 20�den fazla sigara içen çiftlerin kız bebek sahibi olma olasılığı yüzde 18 oranında artıyor.

Byskov�un hipotezine göre, bebeğin erkek olmasına neden olan Y kromozomlu spermler, sigaradan kaynaklanan olumsuz etkilere karşı hassas olduğu için yumurtaya ulaşamıyor ya da embriyon çok kısa süre yaşıyor. Byskov, X kromozomu taşıyan spermlerin çok daha dayanaklı olduğunu söyledi. Bu arada İngiliz bilim adamları, araştırmanın sonuçlarını dikkat çekici olarak değerlendirirken, sigaranın tümüyle döllenme şansını düşürdüğünü de hatırlatarak, bebek sahibi olmaya çalışan çiftlerin mutlaka sigarayı bırakmaları gerektiğini belirtti.

SİGARA CİLDİ YAŞLANDIRIYOR

Sigara içenler, ciltlerini güneşten korusalar bile vücutlarında kırışıklıkların oluşmasına ve cilt renginin sararmasına engel olamıyor.

ABD de Dermatoloji Arşivleri dergisinde yayımlanan bir çalışmaya göre, sigara içmek tüm bedeni etkiliyor.

Çalışmayı yürüten ekibin başı, Michigan Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. , yaptığı açıklamada, araştırmada yüz dışında, güneşten korunan alanları da incelediklerini açıkladı.

Dr. Helfrich, bir günde içilen toplam sigara sayısıyla kişinin sigara içtiği yıl sayısının ciltte görülen zararlarla doğrudan bağlantılı olduğunu bulduklarını söyledi.

Çalışmada, 65 yaş üstü sigara içen deneklerin, içmeyenlere göre daha derin kırışıklıklara sahip oldukları sonucuna da ulaşıldı.

Çalışmaya göre sigara içenler, cilt renginin sararmasına da engel olamıyor.

Daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için araştırmanın ulaşım bilgileri ve özeti aşağıda sunulmuştur:

Effect of smoking on aging of photoprotected skin: evidence gathered using a new photonumeric scale.

Helfrich YR, Yu L, Ofori A, Hamilton TA, Lambert J, King A, Voorhees JJ, Kang S.

. 2007 Mar;143(3):397-402.

OBJECTIVES: To develop a reproducible photonumeric scale to assess photoprotected skin aging and to determine whether health and lifestyle factors, such as smoking, affect skin aging in photoprotected sites. DESIGN: Using standard photographs of participants upper inner arms, we created a 9-point photonumeric scale. Three blinded reviewers used the scale to grade the photographs. Participants answered multiple lifestyle questions. SETTING: Academic outpatient dermatology clinic. PARTICIPANTS: Eighty-two healthy men and women aged 22 to 91 years. Interventions A professional medical photographer took standardized photographs of each participant s upper inner arm. Participants answered standardized health and lifestyle questions. MAIN OUTCOME MEASURES: (1) Interobserver agreement and reproducibility using the photonumeric scale and (2) health and lifestyle factors most predictive of the degree of aging in photoprotected skin. RESULTS: There was good blinded interobserver agreement as measured by the maximum range of disagreement scores for each participant (mean, 0.91; 95% confidence interval, 0.76-1.06). Results were reproducible. We developed a multiple regression model showing that the best model for predicting the degree of aging in photoprotected skin includes 2 variables: age and packs of cigarettes smoked per day. CONCLUSIONS: This photonumeric scale demonstrates good interobserver agreement and good reproducibility. Using this scale, the degree of aging in photoprotected skin was significantly correlated with patient age and a history of cigarette smoking. Additional studies are needed to continue garnering information regarding independent risk factors for aging of photoprotected skin.

SİGARA ANİDEN BIRAKILIR

İngiliz bilimadamlarının yaptığı bir araştırma, kendiliğinden sigarayı bırakmaya karar veren tiryakilerin, bırakmayı planlayanlardan daha başarılı olduklarını ortaya koydu.

Araştırmacılardan Profesör Robert West, sigarayı bırakmadan önce plan yapmanın etkili olduğuna ilişkin inanışın aksine, buna kendiliğinden karar vermenin daha etkili olduğunu söyledi.

West ve iş arkadaşı Taj Sohal�in, eski ve şu andaki sigara tiryakilerinden oluşan 1900 kişinin katılımıyla yaptığı araştırma, sigarayı bırakma girişimlerinin neredeyse yarısının, kendiliğinden verilen karar sonucu olduğunu gösterdi.

Araştırma, kendiliğinden karar verip sigarayı bırakanların, yüzde 50 ila 60 daha başarılı olduklarını ortaya koydu.

SİGARA BEYİN HÜCRELERİNİ ÖLDÜRÜYOR
Sigaranın beyin hücrelerini öldürdüğünün ilk biyolojik kanıtı bulundu.Bilim adamları, sigaranın beyin hücrelerini tahrip ettiğinin ve yeni hücrelerin üretilmesini durdurduğunun ilk doğrudan biyolojik delilini buldular.

Ulusal Sağlık ve Tıbbi Anraştırma Enstitüsü�nden (İNSERM) Fransız araştırmacılar Pier-Vincenzo Piazza ve Djoher Nora Abrous, fareler üzerindeki araştırmalarında, bir gruba düşük, bir gruba orta, bir gruba da yüksek miktarda nikotin verdiler. Dördüncü grup fareye ise hiç nikotin verilmedi.

Farelere 42 gün boyunca günde bir saat nikotin verildi. Daha sonra öldürülen bu farelerin beyinleri incelendi. Orta ve yüksek dozda nikotin alan farelerde, nikotin almayanlara göre, yeni beyin hücresi üretiminde yüzde 50 daha fazla kayıp olduğu görüldü. Bunun yanı sıra nikotin alanlarda beyin hücrelerinin ölüm oranı çok daha yüksek bulundu.

Araştırmacılar, ayrıca nikotin alan farelerin hepsinde PSA-NCAM proteininde düşme saptadılar. Bu protein, beynin uyum sağlayabilme yeteneği ile öğrenme ve hafıza üzerinde önemli rol oynuyor.

Journal of Neuroscience�da yayımlanan araştırmayı yapanlar, bunun sigaranın idrak performansını artırabildiği yönündeki daha önceki araştırmaları çürüttüğünü belirttiler.

Bilim adamları, bu son araştırmanın sigarayı bırakmak için iyi bir neden olduğunu söylediler.

SIGARAYI BIRAKTIRACAK 10 NEDEN
Sigarada 401 çeşit zehir ve 43 çeşit kansere yol açan madde bulunduğunu açıklayan uzmanlar, insanları sigarayı bırakmaya yöneltebilecek 10 nedeni açıkladı. Sigaranın kalp, kanser ve solunum yolları hastalıklarına yol açtığına işaret eden, bu nedenlerin bile tiryakileri alışkanlıklarından vazgeçiremediğini belirten araştırmacılar, aşağıdaki nedenlerin, birçok insana sigarayı bıraktırabileceğini savunuyor.Sigarayı bırakma konusunda insanları etkileyebilecek 10 neden şöyle sıralandı:

1- Sigara ikdidarsızlığı körüklüyor.

Sigaranın kan dolaşımını yavaşlattığı ve ereksiyonu engellediği araştırmalarla kanıtlandı. Araştırmacılar genellikle erkek tiryakilerin, cinselliği sigaraya tercih edeceklerini söylüyorlar.

2- Yüzde kırışıklıklara yol açıyor.

Sigaranın cilt hücrelerine oksijen ve besin gitmesini önlediğini ve ağız civarında dikey kırışıklıklara yol açtığını açıklayan uzmanlar, güzelliğini korumak isteyenlere sigarayı bırakmalarını öneriyorlar.

3- Sigara içenlerde diş kaybı daha çok görülüyor.

Sigara tiryakilerinde erken yaşlarda diş kaybının daha çok görüldüğüne değinen uzmanlar, ayrıca dişlerde leke meydana getiren sigaranın, nefesin kötü kokmasına yol açtığını ve ağızda bakteriler oluşturduğunu belirtiyorlar.

4- Sigara sinüs yollarına hasar veriyor.

Sigaranın sinüs yollarına hasar verdiğini açıklayan araştırmacılar, sigara içenlerin içmeyenlere göre daha az koku aldığını, sigaranın burun duyusunu azalttığını kaydediyorlar.

5- Sigara kemik yoğunluğunu azaltıyor.

Sigaranın kemik yoğunluğunu azaltarak, osteoporosis hastalığına yol açabildiğini saptayan araştırmacılar, sigara içenlerde kalça kırılmalarının daha çok olduğuna dikkat çekiyorlar.

6- Sigara insanda depresyona girmiş havası yaratıyor.

Çoğu insanın stres ve depresyona karşı sigarayı kurtarıcı bulduğuna değinen uzmanlar, sigaranın insanı daha çok depresyonda gösterdiğini savunuyorlar. Araştırmacılar, depresyon içindeki insanlara sigaraya başvurmak yerine psikoloğa gitmelerini salık veriyorlar.

7- Sigara yangın nedeni.

ABD�de her yıl sigaradan 200 bin yangın meydana geldiğini istatistiklerle belirleyen uzmanlar, sigaradan meydana gelen yangınların yılda 1000 insanı öldürdüğünü, 3 bin insanın da yaraladığını açıklıyorlar. Sigaradan kaynaklanan yangınların, her yıl Amerika�da 300 milyon dolarlık hasara yol açtığı kaydediliyor.

8- Vücutta dolaşan oksijeni engelliyor.

Sigaranın, alyuvarların vücuda taşıdığı oksijeni engelleyerek, kalp hastalıkları ve inmeye neden olduğuna değinen uzmanlar, tiryakinin biraz şanslı olması durumunda ise el ve ayaklarda soğukluk ve ağrılı iğnelenmeler görüldüğünü belirtiyor.

9- Sigara bile bile ölüme götürüyor.

Sigaraya karşı yapılan kampanyalar ve bilimsel araştırmalar karşısında hala sigarayı bırakmayan tiryakinin, kendini bilerek ölüme attığı ifade ediliyor.

10- Sigara içen veli çocuğuna kötü örnek oluyor.

Çocukların genellikle anne ve babalarını taklit etmeye meyilli olduklarına değinen araştırmacılar, sigara içen anne ve babanın, aynı zamanda çocuğuna, sigara içmenin iyi bir şey olduğunu da vurguladığını belirtiyor. ABD�de her gün 3 bin çocuğun sigaraya başladığını açıklayan uzmanlar, sigaraya başlayan her 3 bin çocuktan bininin yetişkinlik çağında sigara ile ilgili hastalıklardan öldüğünü açıklıyorlar.

PASİF SİGARA İÇİMİ
Sigara içmeyen kişilerin tütün dumanından dolayı maruz kaldıkları sağlık tehdidi kesin olarak belgelenmiştir. Bu pasif sigara içimi etkilerinin bir sonucu olarak, halka açık yerlerde sigara içimini sınırlayacak yasalar yürürlüğe konmuştur.Pasif olarak sigaranın solunması, kalbinizin daha hızlı atmasına, kan basıncınızın yükselmesine ve kanınızdaki karbonmonoksit düzeyinin artmasına neden olur. Başkasının içtiği bir sigaranın dumanı kendi içtiğiniz sigaranın içerdiği katran ve nikotinin iki, 3, 4-benzpyrene (kansere neden olan bir ajan) olarak adlandırılan bileşiğin de üç, karbonmonoksitin beş ve amonyağın muhtemelen elli kat fazlasını içerir. Açıkça, solunum ya da kalp sorunu olan kişiler ve genel olarak yaşlılar, pasif dumana maruz kaldıklarında gerçek bir sağlık tehdidiyle karşı karşıyadırlar. Dumana maruz kalan 1 yaşın altındaki çocuklar, ebeveynleri sigara içmeyen çocuklara nazaran daha çok solunum hastalıkları nedeniyle hastaneye başvurmaktadırlar. Pasif solunan duman, çocuğun zatürre, bronşit ya da bademcik iltihabı olma riskini artırır. Dahası, sigara içen ebeveynler solunum enfeksiyonlarına daha eğilimli olduklarından, bunları çocuklarına geçirebilirler.

Sonuç olarak, çevresel dumanlarla ilgili sağlık konuları o kadar ciddidir ki, sigara içen tüm ebeveynler başka bir nedenle değilse bile çocuklarının sağlığı için sigarayı bırakmayı düşünmelidirler.

PARASINI EL, DUMANINI YEL ALIR

Halk dilinde “parasını el alır, dumanını yel alır” sözü sigaranın sağlık yönünden zararının yanı sıra maddi zararını da anlatmaya yetiyor.4 bin zehirli zararlıların başında gösterilen sigarayı konu alan sayısız makale ve araştırmadan iz bırakan sözcükler: Sigara rus ruleti gibidir, sigara içenlere iyi davranın çünkü fazla ömürleri yok.

Yapısındaki 4 bin zehirle zararlı alışkanlıkların başında gösterilen sigarayı konu alan sayısız makale ve araştırmadan iz bırakan sözcükleri bir kez hatırlalamak dahi, bu ilettin insanların başına ne büyük belalar açtığını göstermeye yetiyor. Sigarayı konu alan çeşitli makale, araştırma ve haberlerden derlenen ilginç sözcükler, sigarayı içmenin �Rus ruleti� oynamakla eş anlama geldiğinı ortaya çıkardı.

Sigaranın zararları anlatılan bir yazıda, salgın hastalık denilince insanların aklına veba, kolera, ya da AIDS�ın geldiği, oysa dünyanın en tehlikeli salgının sigara olduğu vurgulanırken, tiryakilerin diğerlerine oranla 20 yıl erken öldüğüne dikkat çekiliyor.

İngiltere�de 1951-1991 yılları arasında yaklaşık 35 bin kişiyi kapsayan araştırmada ise, tiryakilerin yarısının kanserden, dörtte birinin kalp solunum yetmezliği ve enfaktüsten öldüğü belirtiliyor.

Sigara içen bir kişinin çalıştığı firmaya yılda 4 bin 600 dolarlık ek yük getirdiği vurgulayan bir makalede ise �düşük nikotinli sigara da en az ötekiler kadar tehlikelidir� konusu işleniyor. Bir başka yazıdaki, �Tiryaki bayanların çocukları oksijen azlığı nedeniyle geri zekalı olur� sözcüğü, �Tiryaki kadınlarda kısırlık, 11 kat fazladır� cümlesiyle tamamlanıyor.

TİRYAKİ ANNELER DİKKAT

�Sigara içen anneler…lütfen çocuklarınızı emzirmeyin..� uyarısının yapıldığı bir haberin devamında ise tiryaki kadınların içmeyenlere oranla 15 yıl fazla ihtiyarladığı, ciltlerinin buruştuğu hatırlatılıyor.

Sigarayı çok iyi tanımlayan sözcüklerle literatüre geçen iller de var. Balıkesir�de sigaraya �ahmak otu� tanımı uygun bulundu.

Diğer yandan dikkat çekerken düşündüren afiş ve posterlerin sayısı da gözardı edilmeyecek kadar fazla. Bunlardan en dikkat çekici olanı ise fotoğrafın altına düşen küçük bir not, �Taksit taksit kestiler. Sigara bacak düşmanıdır. Kesilen bacakların yüzde 90�ı sigara kaynaklıdır. Taksit taksit kesilmek istemiyorsanız bırakın� �Tüten insan medeni insan değildir� sözcüğü, �Güzelse hayat…sigarayı at� önerisiyle noktalanıyor.

Bazı işyerlerinde ise, elle çizilen iskelet ve sigara resimlerinin altında, �Sigara içenlere iyi davranın çünkü fazla ömürleri yok� yazısı yer alan tablolar duvarları süslüyor.

Halk dilinde de “parasını el alır, dumanını yel alır” sözü sigaranın sağlık yönünden zararının yanı sıra maddi zararını da anlatmaya yetiyor.

NARGİLE SİGARADAN DAHA ZARARLI

Ortadoğu ülkelerinde nargile içmeye ilgide önemli artış gözlenirken, çok az insan nargilenin sigaradan daha zararlı olduğunun farkında.İRNA tarafından yayınlanan habere göre, Sigarayla Mücadele Derneği Başkanı Dr. Muhammed Rıza Mescidi, nargilede kanser yapıcı maddeler ve karbondioksitin sigaraya göre 2.5 kat daha fazla olduğunu söyledi.

Sigarayla Mücadele Derneği Başkanı Dr. Muhammed Rıza Mescidi, nargilenin otel, kahvehane ve bazı kültür evlerinde içilmesine izin verilmesinin doğru olmadığını ve Sağlık Bakanlığının bu tür yerlerde nargile içilmesinin önüne geçmesi için adım atması gerektiğini belirtti.

İranda çok yaygın olan meyve aromalı tütünlerin, en kötü tütünlere meyve aroması eklenerek yapıldığını ve bunun da insanlara satıldığını söyleyen Mescidi, sigaranın yol açtığı hastalıkların tedavisi için yılda 100 milyonlarca dolar harcandığını kaydetti.

Mescidi, Sanayi Bakanlığının Marlboro sigarasının üretimine izin vermesini eleştirerek, bunun yerli ve yabancı sektör arasındaki rekabeti artırdığını ve fiyat rekabeti nedeniyle talebi yükselttiğini söyledi. İranlıların yılda 54 milyar sigara tükettiğini söyleyen Mescidi, Sigara üretimi için kullanılan yılda yaklaşık 5.4 milyar metrekare kağıt ders kitabı basımı için kullanılabilir dedi.

Uzmanlara göre, sigaranın zararlarına ilişkin kamuoyunun bilgilendirilmesine yönelik geniş çaplı çalışmalara bağlı olarak Avrupa ve Amerikalı sigara içicilerin oranı yüzde 85den yüzde 20lere düşerken, geçen yıllarda gelişmekte olan ülkelerde tam tersine bu oran yüzde 25ten yüzde 80e tırmandı.

NARGİLE SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR

DSÖ, artık Avrupa ve Kuzey Amerika daki kafelerde de popüler hale gelen nargile ile tehlikeli miktarda karbonmonoksit, nikotin ve katranın alındığını bildirdi.

DSÖ den , yaptığı basın toplantısında, nargilede zehirli maddelerin daha az olduğu düşüncesinin tamamıyla yanlış olduğunu söyledi. Örgütün açıklamasında, nargilenin akciğer hastalıkları, kardiyovasküler hastalıklar ve kansere yol açtığı yolunda yeterince veri bulunduğu belirtildi.

Bettcher, tütünün çiğneyerek ve emilerek kullanıldığı dumansız tütün ürünlerinin de sigaradan daha güvenli olmadığını söyledi. DSÖ, daha ziyade Hindistan, İskandinavya ve ABD de yaygın olan dumansız tütünün alışkanlık yapma derecesinin yüksek olduğunu ve çeşitli kanserlere yol açtığını bildirdi.

İÇKİNİZDE KAÇ KALORİ VAR?
Aldığınız kalorileri mi sayıyorsunuz? Alkollü içecekleri de hesaba katmayı unutmayın. Vücudunuz alkolde bulunan kalorilerin çoğunu enerji olarak kullanır veya yağ dokusuna çevirir.Alkollü içeceklerin içindeki kaloriyi hesaplamak için önce etiketini okuyun. Eğer içeceğiniz votka veya viski gibi damıtık bir içkiyse alkol derecesi (proof) kaçtır? Eğer şarap ise alkol yüzdesi kaçtır?

Alkol derecesi 100 (100 Proof) olan bir içki yüzde 50 alkol içerir. “Alkol Derecesi(Proof)” alkol yüzdesinin iki katıdır. Şarapta ise genellikle alkol yoğunluğu yüzde 10 dur (alkol derecesi 20; ancak bu sistem şaraplarda kullanılmaz). Biraların alkol içeriği etiketinde nadir olarak belirtilir. Birada genellikte yüzde 4-5 alkol bulunur (alkol derecesi 8-10)

İçkilerde bulunan kalori miktarı şu formülle hesaplanır: niçtiğiniz miktar (ml.) x alkol derecesi (proof) x 0,8 / 30. Örneğin, alkol derecesi 80 olan 60 ml votkada: 60 x 80 x 0,8 / 30 = 128 kalori.

Sek şaraplar ve damıtılmış içkilerde ek kalori veren madde bulunmadığı için bu formülle kalori içeriği hesaplanabilir. Tatlı şarap ve biranın içeriğinde bulunan şeker ve karbonhidratların, alkolün verdiği kalorinin 1/4 ü veya yarısı kadar daha ek kalori vereceğini unutmayın. “Hafif (light)” biralarda daha az karbonhidrat ve alkol bulunur.

İÇKİ İÇMEYİ NASIL AZALTABİLİRSİNİZ?
İçkiyi azaltmanız için geçmişte içki içmenize yolaçan nedenleri anlamaya çalışın, örneğin, kendinize o anlarda neler hissettiğinizi sorun. Kendinizi huzursuz mu hissediyordunuz? Öfkeli ya da yalnız mıydınız? Bitkin ya da aç olduğunuzdan mı yoksa bunalımda olduğunuz için mi içiyordunuz?

Bunların hiçbiri içmek için gerekçe olamaz. Yaşamla alkol kullanmadan mücadele etmeyi öğrenmek zorundasınız.

Kendinize geçmişteki hangi alışkanlıkların sorunlara yolaçtığını sorun. Kadehi kafanıza dikermisiniz? Çok sert içkiler mi içersiniz? Daha fazla ve hızlı içildiğinde sorunların ortaya çıkma olasılığı artacaktır.

Önceden ne zaman ve ne kadar içeceğinizi tasarlayın. Asla bu sınırın üstüne çıkmayın. Günde iki kadeh makul bir miktardır; ancak bu bile hergün içildiğinde aşırı olabilir. Aslında hergün iki kadeh içmeniz gerektiğine inanırsanız bu alkol bağımlısı olabileceğinizi gösterir.

Alkolün bağımlılık yaratan bir madde olduğunu aklınızda tutun. Her zaman yavaş için. Susuzluğunuzu gidermek için asla alkollü bir içecek (bira bile) içmeyin. Bir bardak su ya da meyva suyu daha iyi bir seçenektir.

HAMILELIK VE ALKOL: BİR YUDUM İÇKİ BİLE ZARARLI..!
Hamile kadınların çok az içki içmesi bile karınlarında taşıdıkları bebekleri için çok zararlı. Alkol bebeğin beyin hücrelerini öldürüyorHamile kadınların çok az alkol almalarının bile, doğacak bebeğin beynindeki microglial hücreleri öldürdüğü ortaya çıktı.

Merkezi sinir sisteminin ara dokularını oluşturan, ancak sinir hücresi olmayan microglial hücrelerin, alkole karşı beyindeki en hassas hücreler olduğu belirtildi.

Çok az miktarda alkolün dahi, ana rahmindeki bebeğin microglial hücrelerinin çoğalma ve gelişmesini önlediği bildirildi.

UAMS Tıp Okulu nda yapılan araştırmada, microglial hücrelerin alkolden etkilenmemesi için yeni bir yol bulunduğu ve üzerinde çalışıldığı belirtildi.

Uzmanlar, microglial hücrelerin beyin fonksiyonu için çok önemli olduğunu vurguladılar.

Amerikan Hücre Biyolojisi Genel Kurulu nda açıklanan bilimsel raporda, yeni bir kimyasal madde ile alkolün microglial hücreler üzerindeki etkisinin bloke edilebileceği bildirildi.

Kimyasal maddenin, alkolün microglial hücreler üzerindeki toksin etkisini azaltabileceği düşünülüyor.

Uzmanlar, hamile kadınların kesinlikle alkolden uzak durmalarını salık veriyor.

HAFİF (LIGHT) SİGARA

Hafif sigara, sigara içmenin neden olduğu sorunlara mucizeyi bir çözüm değildir. Son 30 yıl boyunca, Amerikan sigaralarının ortalama katran ve nikotin miktarı giderek azalmıştır. Görünüşte, bu maddelerdeki azalma iyi bir haberdir ve reklamcıların vurguladıkları ise hafif sigaraların eski, geleneksel sigaralara nazaran daha az tehlikeli olduğudur.
Sigara dumanında, bu maddelerin düzeylerinin azaltmada, katran ve nikotini alan filtre ucun eklenmesi önemli bir adım olmuştur. Katran ve nikotini azaltmak için daha ileri tasfiyeler, geniş ya da şişirilmiş tütün (böylece, sigara başına kullanılan tütün miktarı azalıyor), daha hızlı yanma süresi, daha gözenekli kağıt ve tütün dumanının hayayla karışarak yoğunluğunun azalmasına izin veren havalandırılmış filtreler içeriyordu.

Ancak, önemli olan hafif sigaraların, diğer sigaralarla aynı tütün ve nikotini içerdiği gerçeğidir. Hafif sigaralar yalnızca daha az duman çıkarırlar. Buna ek olarak, filtreler, tütün dumanından karbon monoksit ya da diğer gazlı bileşenleri temizlemezler.

Çoğu kişi, nikotin bağımlısı haline geldikleri için sigara içmektedir. Hafif sigaralar kullanırken, sigara içen kişiler sigara içme davranışlarını değiştirme eğilimindedirler. Bu kişiler, sigaradan daha sık nefes çeker,dumanı içine çeker ve genelde daha çok sigara içerler. Hafif sigara içmeye başladıktan sonra bile eski sigaranıza nazaran aynı derecede hatta daha fazla katran, nikotin ve karbon dioksit alıyor olabilirsiniz.

Hafif sigaraların kullanımı, siz bir günde içtiğiniz sigara sayısını artırmasanız bile muhtemelen kanser, amfizem ya da diğer hastalıkların riskini azaltmaz. Ayrıca, normal ve hafif sigara içenler arasında kalp krizi riski açısından hiçbir fark yoktur. Hangi tip sigarayı içerseniz için, kalp krizi riski, ancak sigarayı bırakmanızdan sonra bir yıl içinde azalır.

Her ne kadar sigaranızı hafife çevirdiyseniz bile, akciğer kanseri amfizem, kalp krizi ya da diğer hastalık risklerini azaltma şansınız oldukça azdır. Bu riskleri anlamlı olarak azaltmak için tek açık bir mesaj vardır: sigarayı bırakmak. Hafif sigaralar güvenli sigaralar değildirler.

Ayrıca light sigaraların, insan sağlığına daha fazla zarar verdiği öne sürüldü. Hafif sigaralarda katran inceltilmiş olduğu için katranın vücuda alınması daha kolay hale geliyor ve light sigara içiminin, katran incelmiş olduğu için dumanın ciğerlere tam dolmasına neden olur.

Light sigara insanların daha fazla sigara içmesine ve daha fazla bağımlı olmasına sebep olabilmektedir. Dumanın tam ciğerlere dolması, katranın zehirleri tam tutamaması gibi olumsuzluklar bir araya gelince, nikotin, arsenik (fare zehiri), likid gaz, DDT (haşere ilacı), tiner, hidrojensiyanür gibi 4 bin değişik zararlı madde de vücuda daha kolay alınıyor� şeklinde konuştu. Korbey, light sigara içimi ile zararlı maddelerin alım oranının, diğer sigaralardaki alım oranından yüzde 50 daha fazla olduğu da ileri sürülmektedir.

GENÇLERDE ALKOL KULLANIMI

Yrd. Doç. Dr. Gülten KARADENİZ ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği bir çalışmada yüksek okula devam eden öğrencilerde alkol kullanım sıklığının %11.9 olduğu saptandı. Bu çalışmada, kız öğrencilerde alkol kullanımı erkek öğrencilere göre sayı ve yüzde olarak yüksek bulunmuştur.En sık kullanılan alkol tipinin bira (%40.0) olarak tespit edildiği çalışma Celal Bayar Üniversitesi Manisa Sağlık Yüksekokulu�nda gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçlarına göre gençlerin %88.1�i, alkol kullanmamakta, %11.9�u ise kullanmaktadır. Alkol içme sıklığı öncelik sırasına göre şöyledir; ayda bir %32, özel günlerde %28, haftada bir %20. Gençlerin alkol tipi olarak en çok birayı (%40), ikinci sırada bira ve rakıyı (%36), üçüncü sırada ise bira ve şarabı (%24) tercih ettikleri belirlenmiştir. Alkole başlama nedenleri arasında en çok özenti ve merak (%48), sonra arkadaşlarına eşlik etmek ve daha az(%20) sorunlarından uzaklaşmak gelmektedir. Alkolün zararlı etkilerine öğrencilerin %29�u yanıt vermemiş, %15.7’si evin huzurunu bozma, %19.5′i aile ekonomisine zarar verme, %28.6’sı ise sağlığı bozar (karaciğer ve beyine zarar verir) şeklinde tanımlamıştır. Sadece %7.1 bağımlılık yaptığını ifade etmiştir.

Öğrencilerin ailelerinde alkol kullanım oranı %19, kullanmayanların oranı ise %81�dir. %82.5 gibi büyük bir oranla babanın alkol kullandığı, alkol kullanan ailelerin %65�inin aile ekonomisine zarar vermiyor şeklinde düşündüklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin yarıdan fazlası (%62.5) alkol kullanımının aileye olumsuz etki yapmadığını, %37.5�i aile huzurunu bozduğunu ve aile ekonomisine zarar verdiğini ifade etmişlerdir. Ailelerin çoğu (%74.3) çocuklarıyla alkol ve zararları konusunda bilgi paylaşımları olmamıştır. Bilgi alanların ise en çok (%61.2) aile içinde anne ve babadan aldıkları bulunmuştur.

Babaların eğitim düzeyi daha yüksek olan gençlerin alkol kullanım sıklıklarının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Ayrıca ailede alkol kullanan kişilerin bulunması da, gençlerde alkol kullanım sıklığını arttırmaktadır.

Ailelerin gelir durumları ile alkol kullanım sıklıkları arasında bir ilişki bulunmamaktadır.

Ülkemizde alkol ile tanışma yaşı kesin olarak bilinmemekle birlikte, çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemi olan, yeni düşünce ve heyecanların geliştiği, aileden ve toplumdan farklı beklentilerin olduğu, bağımsız bir varlık olduğunu kanıtlama çabasının, görüldüğü adolesan dönem yeni tanışma ve karmaşaların sıklıkla gözlendiği yaşlardır. Bu durum çoğu kez örnek aldığı kişileri taklit ederek alkole başlama ile de karakterizedir.

Konuyla ilgili daha önceki çalışmalarda: üniversite öğrencilerinin %80�inin alkol kullandığı, %15�inin ağır içici olduğu, %60�ının alkol yada başka bir madde kullandıkları gösterilmiştir.

Alkol alımı, gençlik döneminde geçici bir heves olarak kabul edilse bile, alkollü içkilerle tanışmayı dikkatle izlemek, davranışı dengelemek, kişinin ve toplumun sağlığı yönünden önemli bir konudur.

Kaynak: Araştırma TSK Koruyucu Hekimlik Bülteninin 2004 Ocak sayısında yayınlandı.

GENÇ KIZLAR VE SİGARA
Gençler arasında tütün mamullerinin tüketiminin, batının aksine en çok Doğu Avrupa�da arttığına dikkat çekildi.Avrupa�da genç kızların, yetişkin hemcinslerine göre daha çok sigara içtiği saptandı. Dünya Sağlık Örgütü�nün raporunda, ayrıca Avrupa ülkelerinde sigara reklamlarının yasaklanması ve bu ürünler üzerindeki vergilerin artırılması önerisinde bulunuldu.

Dünya Sağlık Örgütü�nün raporunda, 15-16 yaşları arasındaki genç kızlarda sigara içme oranının yüzde 25.5, 16-17 yaşları arasındakilerde ise yüzde 28.3�e yükseldiğine dikkat çekilirken, yetişkin kadınlarda bu oranın yüzde 21.5 düzeyinde olduğu belirtildi.

Raporda, gençler arasında tütün mamullerinin tüketiminin, batının aksine en çok Doğu Avrupa�da arttığına dikkat çekildi. Doğu Avrupa�da 15-16 yaş arasındaki gençler arasında sigara içme oranının yüzde 29, tüm Avrupa�da 15-18 yaşları arasında sigara içme oranının ise yüzde 30 olduğu kaydedildi.

Tütün mamullerine karşı mevcut önlemlerin de gözden geçirildiği örgütün raporunda, bu ürünlerin tüketiminin etkili bir biçimde azaltılmasının sağlanması için Avrupa ülkelerine, sigara reklamlarının yasaklanması ve bu ürünler üzerindeki vergilerin artırılması önerileri getirildi.

GENÇLER ALKOL YÜZÜNDEN ÖLÜYOR
(Bu Hafta 2 Defa Okundu)

Gelişmiş ülkelerde gençlerin dörtte birinin ölüm sebebinin alkol olduğu bildirildi.

Avustralya da yapılan ve tıp dergisi Lancet te yayınlanan araştırmaya göre, 2002 de gelişmiş ülkelerde 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 27 si alkol yüzünden hayatını kaybetti.

Gelişmiş ülkelerdeki ölüm nedenleriyle ilgili verilerin değerlendirilmesi suretiyle yapılan araştırmada, gençlerin yüzde 4 ünün de uyuşturucu yüzünden öldüğünün belirlendiği kaydedildi.

Deakin Üniversitesi�nce yapılan araştırmanın başkanı Prof. , araştırmanın, alkol ucuz ve kolaylıkla ulaşılabilir olduğu vakit gençlerin daha çok problemle karşılaşacağını gösterdiğini söyledi.

Toumbourou, hükümetlerin gençlerin alkol alışkanlığı konusuna ciddiyetle eğilmesini istedi. Araştırmada, yetkililerce alınacak çeşitli önlemlerle, tütün, alkol ve uyuşturucu kullanımının azaltılması gerektiği belirtildi.

Daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak isteyenler için araştırmanın orjinal bilgileri ve özeti aşağıda sunulmuştur:

The Lancet DOI:10.1016/S0140-6736(07)60369-9

Interventions to reduce harm associated with adolescent substance use

JW Toumbourou, T Stockwell, C Neighbors, GA Marlatt, J Sturge, J Rehm.

Summary

A major proportion of the disease burden and deaths for young people in developed nations is attributable to misuse of alcohol and illicit drugs. Patterns of substance use established in adolescence are quite stable and predict chronic patterns of use, mortality, and morbidity later in life. We integrated findings of systematic reviews to summarise evidence for interventions aimed at prevention and reduction of harms related to adolescent substance use. Evidence of efficacy was available for developmental prevention interventions that aim to prevent onset of harmful patterns in settings such as vulnerable families, schools, and communities, and universal strategies to reduce attractiveness of substance use. Regulatory interventions aim to increase perceived costs and reduce availability and accessibility of substances. Increasing price, restricting settings of use, and raising legal purchase age are effective in reducing use of alcohol and tobacco and related harms. Screening and brief intervention are efficacious, but efficacy of a range of treatment approaches has not been reliably established. Harm-reduction interventions are effective in young people involved in risky and injecting substance use.

EN ETKİLİ SİGARA AZALTMA YÖNTEMİ

İşyerinde sigara içme yasağının, sigaranın azaltılması veya bırakılmasında zamdan daha etkili olduğu bildirildi.British Medical Journalda yayınlanan araştırma, işyerinde sigara içme yasağının tiryakiler üzerindeki etkisinin zam yapılarak sağlanabilmesi için, sigaraya konan vergilerin yüzde 73 oranında artırılması gerektiğini ortaya koydu. California Üniversitesinden profesör Stanton Glantz, sigara içilmeyen işyerlerinde, tütün tüketiminin yüzde 4 oranında azaldığını söyledi. Glantz ve çalışma arkadaşı Caroline Fichtenberg, bu tür 26 işyerinde yaptıkları araştırma sonunda, bu yasağın yayılması halinde, ABDde tütün endüstrisinin her yıl 1.7 milyar dolar zarar edeceğini bildirdiler. Araştırma, söz konusu mekanların, gençler arasında sigara kullanımını azalttığını, buralarda çalışan gençlerin sigara içme riskinin, içilen yerlerde çalışanlardan yüzde 68 daha az olduğunu gösterdi. Dünyada 1.2 milyar kişinin, sigara ve tütün ürünleri içtiği sanılıyor.

DİKKATSİZ GENÇLER SİGARAYA DAHA YATKIN

Amerikalı araştırmacılar, dikkatsiz ve zihni dağınıklık sergileyen gençlerin daha fazla sigaraya bağımlı olduklarını saptadı.Günlük işlere karşı dikkatsiz davranan, hareketlerinde sinirlilik sergileyen gençlerin, sigara tiryakisi olabildiklerini belirleyen uzmanlar, genellikle lise çağındaki gençlerde görülen bu durumu bir gençlik rahatsızlığı olarak nitelendiriyor.

Pennsylvania ve Georgetown üniversitesinde yapılan araştırmada, okul çağındaki gençlerin yüzde 3 ila 5inde, bu rahatsızlıkların görülebildiği belirlendi. Kliniksel olarak rahatsızlık işareti sergileyen bu tür gençlerin dikkatlerini hep başka taraflara verdikleri, küçük olaylar karşısında bile gereğinden fazla heyecanlı oldukları belirtiliyor.

Araştırmacı Dr. Janet Audrain, bu tür gençler arasında sigara bağımlılığının erken saptanarak önlenebileceğine değindi.

ADHD olarak nitelendirilen rahatsızlığın neden gençleri sigaraya karşı bağımlı yaptığının henüz açıklık kazanamadığına işaret eden uzmanlar, bu tür gençlerin nikotin ile kendilerini idare etme yolunu seçtiklerini düşünüyor.

Lise 2ye giden 1066 öğrenci arasında yapılan araştırmada, ilgisizlik ve aykırı davranışlar gösteren gençlerin, normal durum sergileyen gençlere göre üç kat daha fazla sigaraya meyilli oldukları saptandı.

Uzmanlar, bu tür gençler arasında rahatsızlıkları ile ilgili olarak sadece kliniksel işaretler ortaya koyanların sigaraya daha fazla meyilli olduklarını, bu gruba sadece aşırı heyecan taşıyan ve sadece düşüncesiz hareket eden gençlerin girmediğini belirtiyor.

Klinik işaretler olarak, dikkatsiz ve umursamaz davranış, çevreyi hiçe sayma, çabuk sinirlenme, gelecekle ilgili plan yapmama gösteriliyor.

Araştırma raporu, Journal of the American Academy of Child adlı dergide yer aldı.

DUMAN ALTI OLMANIN ZARARLARI
Duman altı olanlarda, astım ve solunum yolu hastalıkları riski yüksek.Lancet tıp dergisinde yer alan ve duman altı olanlarla ilgili yapılan araştırmada, bu kişilerde astım ve solunum yolu hastalıkları riskinin yüksek olduğu bildirildi.

Sigara içmeyen ancak duman altı olanlarla ilgili yapılan araştırmalar, bu kişilerde astım ve solunum yolu hastalıkları riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu. Lancet tıp dergisinde yer alan araştırmada, sigara içmeyenlerin, içenlerin dumanına maruz kalmaları durumunun, birçok ülkede ve özellikle iş yerlerinde yaygın olduğu belirtildi.

Araştırmada, iş yerinde duman altı olanlar ile astım arasında bağlantı kurulduğu belirtilerek, başta iş yerlerinde olmak üzere toplum içinde sigara içmeyenlerin dumana maruz bırakılmamalarının, solunum yolu sağlığı açısından önemli olduğuna dikkat çekildi.

ABD, 16 Avrupa ülkesi, Avustralya ve Yeni Zelanda�da 8 bin kişi üzerinde yapılan araştırma sonuçları, duman altı olanların oranının, İspanya�da yüzde 53 ile en yüksek ve İşveç�de yüzde 3 ile en düşük olduğunu gösterdi. Ağzına sigara sürmemiş yetişkinler üzerinde yapılan araştırmanın temel bulgusunu, duman altı olmanın her yerde yaygın olduğu oluşturdu.

Araştırmaya göre sigara içmenin yaygın olduğu İtalya, İspanya ve diğer güney ve orta Avrupa ülkelerinde duman altı olanların sayısı daha yüksek çıkarken, İskandinav ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD�de bu oran daha azalıyor.

ALKOLÜN ZARARLARI
Aşırı alkol kullanımı önemli bir sosyal ve tıbbi sorundur. Bir çok toplumda orta düzeyde alkol kullanımı kabul edilebilir. Ancak aşırı alkol kullanımı karaciğer,pankreas,beyin ve dolaşım sistemine büyük hasarlar verir.Beyin ve Sinir Sistemi

Aşırı alkol kullanımının beyin ve sinir sistemi üzerine önemli etkileri vardır. Alkol geçici bir bellek kaybına da neden olabilir. Gerek yeni içmeye başlayanlarda gerekse aşırı kullananlarda içtikleri dönemin tümünü ya da bir bölümünü unutmak sık görülen bir durumdur. Aşırı alkol kullananlarda,içki bırakıldıktan sonra birkaç hafta süren geçici bellek kayıpları da görülebilir. Ancak alkolden uzak durulduğunda bellek sorunları ortadan kalkabilir.

Aşırı alkol kullanımı uyku bozukluklarına ve bütün gece uyuduktan sonra bile sabah bit-km kalkmaya neden olabilir. Beynimizin etkinliğiyle hafif veya orta uyku derinliği dönemlerinden,rüya gördüğümüz uyku dönemine geçeriz. Bu döneme hızlı göz hareketleri (REM) dönemi denir ki fiziksel ve ruhsal sağlığımız bu döneme bağlıdır. Ne yazık ki alkolün anestezik (narkoz benzeri) etkisi beynin yeterince REM uyku dönemi oluşturma yeteneğini etkiler ve bu durum aşırı alkol kullananlarda görülen sabah yorgunluğunun sebebidir.

Bazı kronik alkoliklerde Wernicke-Korsakoff Sendromu denen bir nörolojik bozukluk bulunabilir. Bu bozukluk özellikle kötü beslenen (özellikle yetersiz tiamin[B1 vitamini] )alkoliklerde görülür.

Hastalığın ilk belirtisi göz kaslarında ani güçsüzlük ve felce bağlı çift görmedir. Zamanla hasta yardımsız ayakta duramaz veya yürüyemez. Wernicke-Korsakoff Sendromu nda hasta özellikle yakın geçmişe ait olayları unutur,ayrıca çok ileri derecede bellek kayıpları da ortaya çıkabilir; dönem dönem kim olduğunu bile unutur. Ayrıca bu kişilerde kendi kendine konuşma, bulunduğu yerin ve zamanın farkında olmama ve halüsinasyonlar (gerçek olduğu düşünülen hayaller) görülebilir.

Wernicke-Korsakoff Sendromunun tedavisi bellidir:alkolden uzak durmak ve vitamin yetersizliği belirtilerini geriletmek için tiamin (B1 vitamini) kullanmak. Ancak bu bozukluğun yol açtığı şikayetler genellikle tam olarak ortadan kalkmaz.

Sindirim Sistemi

Alkol midenizin iç yüzeyini örten tabakayı tahriş ederek gastrite, kusmaya yol açarak midenin üst bölümü ve yemek borusunun alt bölümünde küçük yırtıklara neden olabilir; Mallory-Weiss Yırtıkları denen bu küçük yırtıklardan kanama olabilir. Uzun süre alkol kullanımı özellikle B vitaminlerinin (özellikle folik asit ve tiamin) ve diğer besinlerin emilimini engelleyebilir. Alkol kullanımını kestiğinizde bu sorunların çoğu ortadan kalkacaktır. Bununla birlikte, yağlanmış veya büyümüş karaciğer, alkol hepatiti veya yemek borusu varisleri gibi sorunlar acil tıbbi müdahale gerektirir.

Dolaşıma katılan alkol karaciğere gelir ve orada enzimler tarafından parçalanır. Sağlıklı bir karaciğer alkolü saatte 50 kalori oluşturacak bir hızla parçalar. Bu 30ml. viskiye eşittir. Eğer karaciğere gelen alkol bu miktardan fazla olursa, parçalanana kadar kanda kalacaktır.

Alkol kullanımından sonraki gün ortaya çıkan baş ağrısı ve ağız kuruluğunun nedeni pek belli değildir. Olası bir neden, alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle oluşan su kaybıdır. Bu, dehidratasyona (vücuttaki sıvının azalması) neden olabilir. Bu şikayetlerin ortadan kalkması için dinlenmek, bol miktarda sıvı ve bir ağrı kesici almak gerekir (mide sorunu olanlar ağrı kesici kullanırken dikkatli olmalıdır).

Alkoliklerde akut veya kronik pankreas iltihabı da görülebilir.

Dolaşım Sistemi

Alkol geçici olarak kan basıncını düşürebilir. Ancak sürekli kullanıldığında kan basıncını yükseltebilir.

Sürekli ve aşırı alkol kullananlarda kardiyomiyopati denilen, kalp kasını harabeden ve aritmiden (kalp atışları ritminde düzensizlik) kalp yetmezliğine kadar çeşitli önemli sorunlara yol açan bir hastalık da sık olarak görülür. Az miktarda alkol kullanımı da kalp hastalığı olasılığını artırır.

Cinsel İşlevler

Alkol alışkanlığı erkeklerde empotansa (sertleşme kaybı) neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.

Kanser

Alkoliklerde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ölüm nedeni kanserdir. Alkol kullanmayanlara göre kansere yakalanma olasılıkları oldukça yüksektir (özellikle gırtlak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserleri).